Architectural

169 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Fetret Devri (1402-1413) Osmanlı mimarisi ve kültür-sanat ortamı

Yıldırım Bayezid'in 1402 yılındaki Ankara Savaşı'nda Timur'a esir düşmesinin ardından başlayan Fetret Devri (1402-1413), Osmanlı tarihinin en önemli olaylarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Devletin ortadan kalkma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı bu iç mücadele ve karışıklık döneminde, Yıldırım Bayezid'in şehzadelerinden Süleyman Çelebi, İsa Çelebi, Musa Çelebi ve Mehmet Çelebi taht mücadelesine girişmiştir. Ancak kanlı iktidar savaşlarının yaşandığı Fetret Devri'nde, Osmanlı Devleti'nin Anadolu ve Rumeli topraklarında imar ve inşa faaliyetlerinin de devam ettirildiği, şehzadelerin silahlı mücadelenin yanı sıra imar faaliyetleri marifetiyle de birbirlerine üstün gelme ve meşruiyet kazanma yoluna gittikleri dikkat çekmektedir. Anadolu'daki Osmanlı topraklarının Bursa, Rumeli'deki Osmanlı topraklarının Edirne'den idare edildiği bu dönem, Osmanlı mimarisi ve kültür-sanat ortamının geleneksel ile yeninin, saf ve karmanın bir arada kullanıldığı bir kesitini ortaya koymaktadır. Erken Osmanlı mimarisi ve kültür sanat ortamının çok fazla araştırılmamış bu yönü detaylıca ele alınmaya çalışılmıştır. Konuyla ilgili mevcut mimari örnekler yerinde değerlendirilerek, yerli ve yabancı araştırma eserleri, makaleler, döneme ait belgeler, yüksek lisans ve doktora tezleri incelenerek, belirli bir plan oluşturularak yazılmaya çalışılmıştır.

Fetret DönemiKültürMimari+1
Ebru Nazlıcan Fırtın
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessEN

A natural language processing aided relational information management approach for architectural knowledge fabrication

Throughout the ages, the cumulative production of knowledge has driven civilization forward. The knowledge fabrication process is extracting and analyzing meaning from unstructured information heaps and the knowledge of architecture is not an exception to this. Accordingly, the organization of this information is one of the most vital elements for developing disciplines. Human collects and juxtaposes information within its capacity and limitations, which may inadvertently lead to biased and bounded conclusions. Therefore, no matter how detailed and extensive the content of architecture is, the fabricated knowledge will be within the boundaries of the researcher's knowledge, interest, and capacity. There is a complex body of data for the architecture discipline spread over many fields and fed from various disciplines, events, and approaches. It can be claimed that each piece of information that dwells in architecture is relationally intertwined with each other creating a network. This study aims to try a new relational information organization method for architecture that might lead to new theoretical expansions by making complex and undiscovered relational analyzes readable and manageable for researchers' perceptions. Obsidian.md was deemed appropriate for this study, which is a hypertext-based networked content tool that produces layered, relational, and expandable networks between semantic data pieces. With a potential auxiliary tool to embody and simulate the network of relationships for architectural knowledge, it is aimed to manage the chaotic information into meaningful and readable expertise to the human and reveal uncharted associations for researchers. Due to the sheer volume of data and the need for a systematic, consistent, and rapidly established structure, the use of artificial intelligence algorithms for such a tool has emerged. For this reason, the artificial intelligence field NLP (Natural Language Processing), which is used for semantic data organization, is included in the study. The scope of the thesis covers two themes: the presentation of NLP and a relational content management tool as a possible axillary tool for architectural information organization; and the investigation of fundamental principles and definitions to be used for this NLP aided content management approach for structuring and exploration of architectural knowledge. As a result of the study, a workflow was established between NLP technology tools and Obsidian.md. Within the scope of the determined subject Ankara Roman Bath, a relational knowledge network was obtained through the Obsidian.md tool and the integration of future source texts into this network graphic was optimized.

SemanticsNatural language processingArchitectural+1
Şeyma Nur Çalışkan
TOBB Economics and Technology University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Arykanda Antik Kenti Doğu ve Batı Villaları mimarisi

Tezde, kente ait bu iki villa yapısı mimari özellikleri bağlamında detaylı olarak tanımlanmış, evreleri tespit edilerek arkeolojik veriler ışığında tarihlendirlime önerileri yapılmıştır. Batı Villası, Ticaret Agorası ve Bouleterion'un altından başlayıp güneye doğru teraslar oluşturarak devam eden kentin batı falezinin güneyinde, Arykanda'nın geleneksel mimarisi içerisinde yer alan Teras Evler ve kentin batı girişinde bulunan alan arasına yerleşmiştir. Kentin geleneksel konut mimarisine farklılaşan bu yapının, hem plan hem de malzeme bağlamında önceden planlanarak inşaa edildiği anlaşılmaktadır. Yapı, içerisinde bulunan mekânların birbirleriyle olan ilişkisi, mozaik süslemeleri ve plan biçimi ile Roma İmparatorluk Dönemi atriumlu konut mimarisinin çoğu özelliğini göstermektedir. Doğu Villası, batıda bir patika ile Batı Villası'na, doğuda ise Sebasteion yapısının batısından gelen yol ile kente bağlanmaktadır. Kentteki anakaya kesilerek oluşan konutlarla benzerlik göstermesi ve ele geçen erken ilk iki evreye ait sikkeler yapının Hellenistik döneme ait olduğunu göstermektedir. Roma dönemi etkisi ile kentte artan nüfus yoğunluğu ve batı villasının da etkisi ile konut zamanla bir avlu etrafında tekrar planlanarak atriumlu konuta çevrilmiştir. Çalışmada, Anadolu'daki ve Lykia bölgesindeki atriumlu konut mimarisi incelenerek tartışmaya dahil edilmiştir. Bu bağlamda atriumlu konut mimarisinin plan ve işlevsel değişimi, yapılardaki bölgesel değişimler karşılaştırılarak bu iki konut üzerinden Arykanda Kenti'nin Romanizasyon süreci tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler Arykanda, Arykanda Doğu Villası, Arykanda Batı Villası, Konut Mimarisi, Lykia

Antik şehirlerArykandaKonut mimarisi+4
Aynur Miray Sert
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Trabzon Aziz Eugenius Kilisesi

Trabzon kentinin patron azizi olan Aziz Eugenios'a adanan yapının mimari sorunları tezimizin temelini oluşturmaktadır. Günümüzde cami olarak işlevini devam ettirmekte olan yapı üzerine birçok araştırmacının çalışma yaptıkları bilense de ayrıntılı bir çalışma yapılmadığı bilinmektedir. Çalışmamız kapsamında çizimleri yapılmış, ayrıntılı tasviri ve yapının son durumu belgelenerek yapı ayrıntılı olarak çalışılmıştır. Kilisede görülen mimari değişimler belirtilmiş ve bu veriler incelenerek yapının geçirmiş olduğu evreler çıkartılmaya çalışılmıştır. Literatür araştırması ve mimari veriler ışığında yapının önceki evrelerini gösterir restitüsyon çizimleri yapılmıştır. Eugenius Kilisesi'nin bugünkü fiziksel durumunun belgelenmesi ve incelenmesi ile önemli veriler sağlanarak yapının sorunları hakkında öneriler sunulmuştur. Birçok onarım gören yapı asıl değişimini 11. Yüzyılın başında II. Basileos'un yapıda eklettiği mimari ögelerle görmüştür. Sanat tarihi disiplini çerçevesinde ele aldığımız bu çalışma yapı hakkında birçok soruna ışık tutması tek amacımız olmuştur.

Bizans kiliseleriEugenius KilisesiEv kilise+5
İbrahim Türkaslan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

A. Gaudi'nin mimari uygulamalarının tasarım örnekleriyle günümüze taşınması

İlk olarak A.Gaudi'nin mimari ve grafiğin buluşmasında, sanat eserlerinde ki bakış açısı, görme biçimleri, tasarım felsefesi, tasarım yönetimi ve tasarımın hayata etkisi irdelenmiştir. Ayrıca A.Gaudi'nin mozaik uygulamaları ve eserlerinin, Türk-Osmanlı tasarım örnekleriyle stilize edilerek kentsel mimari üzerinden grafik anlatımlarla yorumlanmıştır.

Gaudi, AntoniGrafik sanatlarGrafik tasarımı+4
Demir Giray İntepe
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Grafik tasarımda altın oranın kullanımı

Araştırmada, grafik tasarım alanında altın oran kullanımı ile ortaya çıkan ürünlerin estetik açıdan niteliği arasında oluşabilecek ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda katılımcılardan nitel araştırma teknikleri bağlamında çeşitli sorular yöneltilerek görüşleri alınmıştır. Ayrıca yine aynı katılımcılara altın oran kullanılarak ve kullanılmayarak oluşturulan eş görseller yöneltilerek görselleri estetik açıdan değerlendirmeleri istenmiştir. Bu bağlamda yapılan değerlendirmeler nicel olarak yapılmış olup nicel araştırma teknikleri bağlamında incelenmelidir. Bu çerçevede bakıldığında araştırma karma araştırmalar çerçevesinde ele alınabilir. Araştırmanın sonucuna göre katılımcılardan 21 kişi Altın Oranın, Grafik Tasarımında avantaj sağlayacağını, 1 kişi ise avantaj sağlamayacağını belirtmiştir. Bu sonuçların oransal dağılımına bakıldığında katılımcıların %95.45'inin grafik tasarımda altın oran kullanımının avantaj sağladığını belirtirken %4.55'inin böyle bir avantaj sağlamadığını belirtmiştir. Söz konusu avantajın hangi alanlarda olacağına ise 2 kişi "Mizanpaj", 12 kişi "Düzen/Denge/Uyum" ve 5 kişi "Estetik" alanlarında avantaj sağlayacağını belirtmiştir. Bu alanların ve konuların oransal dağılımı incelendiğinde ise katılımcıların %9.09'unun "Mizanpaj", %54.55'inin "Düzen/Denge/Uyum" ve %22.73'ünün ise "Estetik" açıdan grafik tasarım alanında altın oran kullanımının avantaj sağladığını ifade ettiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Altın Oran, Fİ Dizini, Doğada Altın Oran, Sanatta Altın Oran, Mimaride Altın Oran, Grafik Tasarımında Altın Oran

Altın oranDoğaFi dizisi+3
Gamze Duman
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodern dönemde mimari ve heykel ilişkisi

"Postmodern Dönemde Mimari ve Heykel İlişkisi" adı altında hazırlanan bu çalışma, özellikle batı sanat anlayışı üzerinden ilerleyerek geçmişten günümüze kadar uzanan heykel ve mimari ilişkisini inceleyerek, aralarında ki farkların, kaybolduğu postmodern dönemi incelemek üzere yapılmıştır.Mimari heykel ilişkisini incelerken en önemli çıkış noktası olarak, tarih öncesi ve sonrasında yazılı tarihin başlangıcı, yunan sütunlarında ki figürler ve yapı arasındaki ilişki irdelenerek çözümlemelere gidilmiştir. Özellikle batı sanatı üzerinden ilerlenmesinin sebebi, postmodern dönem ile ilişkilerin daha sağlam kurulabilmesi açısından yakın coğrafyalara sahip olmasıdır.Yunan heykel ve mimari ilişkisinin en doruk noktadaki örneklerinden olan Akropolis Tapınağındaki heykel kolonlarından yola çıkarak, tanrı heykelleri ve tapınaklarının yani mimarinin ve heykelin insan üzerinde bıraktığı etkileri gözeterek, mimari ve heykelin genel bir incelemesi yapılmıştır. İlerleyen dönemlerde gotik mimarinin ve heykelin arasındaki bağı irdeleyerek heykel sanatının kendisini mimari içerisinde nasıl var ettiğini görmekteyiz.Rönesans ile beraber heykelin kiliseden kurtuluşunu ve bağımsız olarak bir sanat objesi haline dönüşümünü görerek ilerlemekteyiz. Barok heykel ve mimari ilişkisinin ve yeni kompozisyon anlayışlarıyla beraber modern döneme kadar mimari ve heykel ilişkisindeki değişiklikleri göz önüne konulmaktadır. Modernizm ve sanayi devriminin sanat çevrelerine getirdiği değişiklikler eşliğinde yaşanan gelişmeler bu gelişmeler eşliğinde ortaya konan yeni akımlar incelenerek 2.dünya savaşı sonrası ve postmodern döneme kadar olan bir inceleme yapılmıştır.`Postmodern Dönemde Mimari ve Heykel İlişkisi', günümüz anlayışlarının değişkenliği içerisinde kavramların birbirine girdiği, her şeyin çok hızlı üretilip tüketildiği bir dönemde, mimarinin ve heykelin arasındaki ilişkiyi irdelemektedir. Sınırların kaybolduğu bir ortamda heykelin heykel olabilmesi için olan sınırların yok olduğu ve aynılarının mimari içinde geçerli olduğu bir dünyada bu iki farklı kavramın nasıl tek bir çatı altında birleşerek her biri diğerinin varlığını devam ettirecek biçimde oluşum sergilediklerinin incelenmesidir.İlk bölümde tarih öncesi dönemden, modern dönemin sonuna kadar olan süreç incelenerek mimari heykel arasındaki ilişkiler ortaya konmuştur.İkinci bölümde postmodern süreç incelenerek tarihsel bağlamlarıyla ele alınmıştır. Bu bağlamların mimari ve heykel sanatı açısından nasıl yorumlandığı incelenmiştir.Üçüncü bölümde görsel ağırlıklı olarak son söze destek verecek ağırlıkta örnekler ile mimari heykel ilişkisi incelenmiştir.Dördüncü bölümde günümüz mimarisinin heykelleşme yolunda ilerlediğini ve bu durumla ilgili ortaya konan örnekler ile bir analiz yapılmıştır.

HeykelMimariMimari etkileşim+4
Senem Kıran
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Paul Klee'nin sanatı: Tinsel dünyası ve resimlerinin oluşum mantığı-mamari kurgusu

Sanatta, büyük değişimlerin yaşandığı yirminci yüzyılın öncü sanatçılarından biri olan Ernst Paul Klee'yi, yaşamının ve sanatının öne çıkan özelliklerini aktararak tanıtmayı hedefleyen bu çalışmada, onun ?yapı oluşturan düşünce? kavramına ağırlık verilmiş, tüm yaratıcı eserlerinde egemen olan bu düşünce yapısı, mimarlık bağlamında irdelenmiştir.Çalışmada, sanatı ile ayrılmaz bir bütün olan yaşamı, tarihsel bir sıralama içinde, etkili olduğuna inanılan olaylar vurgulanarak ele alınmıştır. ?Sanatını Etkileyen Olgular? başlığı altında ele alınan bölümde ise, sanat anlayışını oluşturan en belirgin etkenlere, örneklemelerle değinilmiştir. Bunlar, dış kaynaklı değil, Klee'nin kendi kişiliğinden kaynaklanan, içsel olgulardır. Son bölümde ise sanat anlayışının temeli olan ?yapı oluşturan düşünce?yi besleyen mimarî olgu, genel olarak mimarlık ve resim ilişkisi, Bauhaus öncesi dünyada ve özellikle Avrupa'daki mimarî düşünce değişimleri ve Klee'nin Bauhaus dönemi incelenerek ele alınmıştır.

Bauhaus EkolüKlee, PaulMimari+3
Vildan Ertürk
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Şile Akçakese köyünün kırsal mimari bağlamında analizi ve koruma önerileri

Geleneksel yapılar yalnızca yapıyı inşa edenler veya sahipleri için değil, bu topraklarda yaşayan tüm insanlar için kültürel bir mirastır. 600 yıldır bu topraklarda yaşayan ve son örnekleri kalan Türk evlerinin ve tarihi çevrenin korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması bu açıdan önem taşımaktadır. Geleneksel Türk evlerinin en güzel örneklerinden olan kırsal mimarinin korunması günümüzde dünyanın önemli sorunlarından biridir. Bu sebeple Şile'nin en eski kırsal yerleşim yerlerinden biri olan, içinde çok sayıda geleneksel yapının bulunduğu Akçakese köyünde tez çalışması yapma ihtiyacı duyulmuştur. Çalışma kapsamında Şile ve Akçakese'nin coğrafi konumu, ulaşım ve nüfus özellikleri, sosyal, kültürel, tarihi özellikleri ve konut yapıları araştırılmıştır. Daha sonra Akçakese'de tarihi yapıların ağırlıkta olduğu bölge, çalışma alanı olarak belirlenmiş ve 113 adet yapı üzerinde detaylı incelemeler yapılmıştır. Çalışma alanında yerleşim doku analizi başlığı altında; sokak analizi, tescil durum analizi, sağlamlık durumu analizi, işlev analizi ve kat sayısı analizi çalışmaları yapılmıştır. Elde edilen verilerle her bir yapı için detaylı çalışma başlatılmış, tarihi yapıların parsel kullanımları, plan özellikleri, cephe özellikleri, yapım teknikleri ve kullanılan malzemeler irdelenmiştir. Özellikle son yıllarda meydana gelen bozulmaların nedenleri incelenmiş ve koruma önerileri geliştirilmiştir. Son olarak da sonuç bölümünde değerlendirmelerde bulunulmuştur. Ayrıca tescil durumu analizleri sırasında tescilli ve tescile önerilebilecek toplam 78 yapı için envanter fişleri hazırlanıp ekler bölümüne eklenmiştir. Söz konusu çalışmasının kırsal alanların belgelenmesi ve korunması konusunda envantere önemli bir katkı sağlayacağı, gelecek yıllarda yapılacak çalışmalara da kaynak oluşturacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Geleneksel Türk Evi, Kırsal Mimari, Kültürel Miras, Akçakese Köyü

Geleneksel Türk eviGeleneksel konutGeleneksel yapı+6
Derya Arkan
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Biyomimikri ve modern mimari

Tarihsel süreç içerisinde insanların sosyal bir varlık olmasından kaynaklı değişimlerin yaşandığı açıkça görülebilmektedir. Bu anlamda insanların artan ilişki biçimlerine uygun biçimde mekanlar ortaya çıkmıştır. Günümüzde ise bu mekanların tasarımında doğanın doğrudan kendisinden ilham alınarak yapıların tasarlandığı bir değişime gidilmektedir. Bu anlamda yapılan bu çalışmada doğanın insan yaşamını şekillendirmesinde önemini vurgulayan biyomimikri ile insanların yaşam mekanlarını şekillendiren mimari üzerinden incelemeler yapılmıştır. Özellikle dünyada ve Türkiye'de yapıların biyomimikri unsurlarının neler olduğu ve sürdürülebilirlik açısından uyumlulukları değerlendirilmiştir. Sonuç olarak mimaride biyomimikrinin henüz hızlı bir süreçte olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

BiyomimikriEkolojiMimari+1
Burak Ender
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Başkale Çatak ve Gürpınar'daki Tetrakonkos planlı üç kilise

Tezimizin konusunu teşkil eden üç tetrakonkos planlı kiliseden en önemlisi, Van İli, Başkale İlçesi, Yanal Mahallesinde bulunan Soradır Kilisesi'dir. Bu plan tipinin bölgedeki en erken örneği olması açısından Soradır Kilisesi ayrı bir öneme sahiptir. Tetrakonkos plan tipinin en abidevi örneği olan Akdamar Kutsal Haç Kilisesi'nin prototipi olarak da tarif edilebilir. Dört yonca yaprağı plan tipi ile VII. y.y. yapısı olduğu tahmin edilen Van İli Çatak İlçesi Elmacı Mahallesinde bulunan Sortkin Kilisesi, mimarisinin X.y.y.'daki yapılarla benzeşmesinden dolayı bu döneme tarihlendirilmektedir. Sortkin Kilisesi, büyük oranda sağlam kalmış olması nedeniyle bu plan tipinin incelenmeye değer bir örneği olarak karşımızda durmaktadır. Van İli, Gürpınar İlçesi, Yedisalkım Mahallesinde bulunan Boutats Kilisesi kaynaklardan edindiğimiz bilgilerden hareketle tetrakonkos plan tipinin bir diğer örneğidir. Günümüzde büyük oranda değiştirilmiş olan bu kiliseyi detaylı bir biçimde inceleyememe ve günceleyememin üzüntüsünü yaşamaktayız. Tez konusu olan tetrakonkos planlı bu üç kilise, Van'da bulunana ve bu plan tipinde yapılmış olan Akdamar Kutsal Haç Kilisesi, Varagawank (Yedi Kilise) Meryem Ana Kilisesi ile Erçiş Arcuaber (Salmanağa) Kilisesi'ne göre ilk yapılışları itibariyle daha erken tarihli olması açısından önemlidir. Eserler sadece tipolojik olarak ele alınmamış olup aynı zamanda süsleme ve malzeme açısından da değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu plan tipinin yapım aşamasının zorluğu ve kullanım alanlarının darlığı sebebiyle diğer plan tiplerine göre daha az tercih edilmesine yol açmıştır. II Vurgulanması gereken bir diğer husus ise; bu plan tipinin Akdamar ve Varagavank'ta olduğu gibi Van'da dini merkezler olarak işlev gören yerlerde uygulanmış olmasıdır. Bölgemizde önemli bir yere sahip olan Hıristiyan dini mimarisinin tetrakonkos plan tipinin eserlerini inceleyerek, bilimsel araştırmalara az da olsa zemin hazırladığımızı ümit ediyoruz.

Hristiyan mimarisiHristiyanlarKiliseler+6
Ömer Gözütok
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bitlis Tatvan'daki hıristiyan dini mimarisi

Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırlarının Doğu Anadolu Bölgesi'nde bulunan Tatvan İlçesi Bitlis İli'ne bağlıdır. Tarih boyunca gölgede birçok uygarlık bir birini izlemiştir. Bölge günümüzden yaklaşık olarak beş bin yıl öncesine kadar gitmektedir. Geçmişten günümüze kadar gelindiğinde Hurriler, Asurlar, Persler, Sasaniler, Bizanslılar, Emeviler, Abasiler, Selçuklular, Akkoyunlular, Karakoyunlular, İlhanlılar ve Osmanlılara kadar bölge sık sık el değiştirmiştir. Bitlis'in Tatvan İlçesi'ne bağlı Koruklu, Göllü, Dibekli, Tuğ, Kıyıdüzü, Çanakdüzü köyleri ve Tatvan İlçesi'nin Çağlayan Mahallesi ve Düzcealan Köyü'ne bağlı Çamaltı mezraları çalışılmıştır. Bölgede üç manastır ve on kilise tespit edilmiştir. Bu çalışma bölgede yer alan manastır ve kiliselerin tamamını bir bütünlük içerisinde Sanat Tarihi metodolojisi açısından ilk defa ele alarak, gerek mimari gerekse süsleme açısından bilim dünyasına tanıtılması yönüyle önem taşımaktadır. Araştırmamızda amaç olarak belirlediğimiz, Bitlis Tatvan İlçesi'ne bağlı köylerdeki Hıristiyan Dini Mimarisi'ne ait eserleri tespit ederek, gerek plan gerekse mimari özelikleri bakımından incelenmesi gerçekleştirilmiştir. Kiliselerin günümüzdeki son durumları saha çalışmalarıyla ortaya konulmuş, plan çizimleri gerçekleştirerek görsel malzemeyle desteklenmeye çalışılmıştır. IV Değerlendirme aşamasında eserlerin öncelik olarak Ermeni mimarisindeki yerine değinilmiştir. Elde edilen veriler ışığında plan tipleri belirlenmiş, bölge ve dışındaki diğer eserlerle karşılaştırılarak bir sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Bölgede yaptığımız çalışmalarımız sırasında gerek arazi şartları gerekse güvenlik sorunları gibi bazı nedelerle zaman zaman sıkıntılı anlar yaşanmıştır. Tesip edilen 13 manastır ve kiliselerde 10 yapıda saha çalışılması gerçekleştirilebilmişken, 3 yapıya gidilememiştir. Toplam 13 yapıdan 3 ayrı plan tipi tespit edilmiştir. Bunlardan 9'u tek nefli, 2'si merkezi, 2'si ise Kapalı Haç Plan tipinde inşa edilmiştir. Süsleme unsurundan oldukça yoksun olan kiliselerde ağırlıklı bir şekilde moloz taş malzeme kullanılmıştır.

Bitlis-TatvanDini eserlerDini mimari+7
Özcan Yılmaz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mardin-Midyat Yemişli (Enhil) köyü süryani dini mimarisi

Mimari doku; bir topluluğun kendi dönemi içerisinde yaşam standartlarını, ekonomik yapısını, refah düzeyini ve kültürel yapısını yansıtan önemli etkenlerden bir tanesidir. Zengin bir mimari dokuya sahip olan Tur Abdin bölgesi, özellikle çok kültürlülüğüyle ön plana çıkan Mardin ilinde hissedilmektedir. Müslümanların ve Hıristiyanların yoğun şekilde bir arada yaşadığı Mardin ilinde, farklı dinleri temsil eden dini yapılar mevcuttur. Kentin ilçe ve köylerinde birçok Hıristiyan mimari yapı ile karşılaşılmıştır. Çalışmamızın ana temasını Mardin ilinin, Midyat ilçesine bağlı Yemişli/Enhil köyündeki Süryani dini mimarisi oluşturmaktadır. Bu köyde yer alan bazı dini yapılar hakkında daha evvel farklı araştırmacılar tarafından belirli konularda çalışmalar yapıldığı tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışmalar neticesinde her bir yapı farklı özellikleri ile ele alınarak değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda ayrı ayrı araştırmalara dahil edilen yapıların tamamı plan, mimari özellikleri, bezeme kompozisyonları, kullanılan malzeme ve uygulanan teknikler ile ele alınarak bütüncül bir yaklaşım sergilenmiştir. Böylece çalışmamıza konu olan Yemişli/Enhil köyünde yer alan dini yapılarda geçmişten günümüze ne gibi değişikliklerin yapıldığı, hangi işlevlerde kullanıldığı yönünde kapsamlı bilgilere yer verilerek nihayetlendirilmiştir. Güneydoğu Anadolu coğrafyasını kapsayan Tur Abdin bölgesinde inşa edilen kiliseler, mimari formları açısından detaylı bir şekilde incelenmiştir. Bölgenin tarihsel ve kültürel zenginliği bağlamında, bu dini yapılar, hem yerel inşa teknikleri hem de dönemin Hıristiyan mimarisinden etkilenme biçimleriyle değerlendirilmiştir. Çalışmamızda, özellikle Yemişli köyünde yer alan dini yapılar üzerinde yoğunlaşılmış ve bu yapıların mimari özellikleri, Tur Abdin bölgesindeki diğer kiliselerle karşılaştırılmıştır. Araştırma sürecinde, bölgedeki yapıların farklı plan tipleri, kullanılan malzeme çeşitliliği ve süsleme öğeleri gibi unsurlar üzerinde durulmuş; yapılar arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ayrıntılı bir şekilde analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, bu kiliselerin yalnızca dini birer yapı olmanın ötesinde, bölgenin mimari birikimini yansıtan önemli eserler olduğunu ortaya koymaktadır. Bu değerlendirmeler sonucunda, Yemişli (Enhil) köyünde bulunan dini yapıların, Süryani dini mimarisinin bir uzantısı olarak, yerel ihtiyaçlara göre şekillendiği ve Hıristiyan mimarisiyle olan etkileşim sonucunda özgün bir kimlik kazandığı tespit edilmiştir. Böylelikle, Süryani mimarisinin bölgesel özellikleriyle Hıristiyan mimarisine önemli katkılarda bulunduğu bir kez daha anlaşılmıştır. Bu doğrultuda, Yemişli (Enhil) köyünde inşa edilen dini yapıların tamamını kapsayan bir lisansüstü çalışmanın bugüne dek yapılmamış olması, sanat tarihi disiplini çerçevesinde bilimsel metotlarla gerçekleştirdiğimiz bu araştırmayı daha da önemli hale getirmektedir. Çalışmamız, bölgedeki mimari mirası bütüncül bir yaklaşımla ele alarak, Yemişli (Enhil) köyündeki Süryani dini mimarisinin önemine ışık tutmayı hedeflemektedir.

Mimari
Leyla Uygun
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bulunan kaplıcalar ve Ilgın Kaplıcası'nın tarihi gelişimi

Su mimarisinin önemli yapılarından biri kaplıcalardır. Türklerin temizliğe verdiği önem, kaplıca mimarisi ve kaplıca tarihinin ortaya çıkmasına ve gelişmesine sebep olmuştur. Kaplıcalar işlevsel özellikleri, mimari kuruluşları ve ilkçağlardan günümüze kadar çeşitli medeniyetlere şifa kaynağı olması bakımından, Türk kültürü ve sosyal yaşamında vazgeçilmez bir yere sahiptir. Bu çalışmayla her dönemde örneklerine rastlanan Türkiye'deki kaplıcaları incelemeye çalıştık. Araştırma konumuzu oluşturan diğer bir konu olan, Konya iline bağlı Ilgın ilçesinde bulunan Selçuklu dönemi eserlerinden Karamanoğlu İbrahim Bey ve Selçuklu vezirlerinden Sahip Ata Fahrettin Ali'nin vakıflarından Ilgın Kaplıcası, gerek kültür ve medeniyet tarihimiz gerekse fert ve toplum sağlığı açısından önem taşımaktadır. Türklerin Anadolu'ya yerleşmelerinden sonra yaptıkları öncü yapılardan biri olan Ilgın Kaplıcası, günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Çalışmamızda, Selçuklular döneminden günümüze kadar ulaşmış bir yapının tarihini ve zaman içerisindeki değişimini ortaya koymaya çalıştık. Sahip olduğu ekonomik getirisi ile bölgedeki vakıf eserlerine önemli miktarda kaynak aktarılmasını sağlayan Ilgın Kaplıcası, şifalı suları sayesinde yüzlerce yıl insanlara sağlık hizmeti sunmuştur. Ilgın yöresine binlerce insanın gelmesini sağlayan kaplıca, sosyal hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Çalışmamızda, Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi ve Ilgın'daki yerel kurum arşivleri, yerel ve ulusal basın ve konu ile ilgili olarak yayınlanmış kitap ve makalelerden yararlanılmıştır. Amacımız, Ilgın Kaplıcasının toplum sağlığı açısından önemini, binasının yapılışını, mimari özelliklerini, zaman içerisinde geçirdiği tamir ve tadilat faaliyetlerini, ekonomik ve toplumsal hayatta oynadığı rolü ortaya koymaktır. Ilgın Kaplıcası ile ilgili olarak yapılacak çalışmalar, bin yılı aşkın süredir Türk toprağı olan ve "Ab-ı Germ" şehri olarak bilinen Ilgın'ın tarihinin ortaya çıkmasına katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Ilgın, Kaplıca, Çifte Kaplıca, Ab-ı Germ, Ilgın Kaplıcası

Ekonomik hayatKaplıcalarKonya-Ilgın+3
Banu Erdönmez
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Writing in the architecture of Aydınoğlu Beylik

The study called the script in the architecture of Aydınoglu Principality consists of five chapter. In the first chapter " The history of the script", in the second chapter " The script in the arcihtecture of the Aydınoglu Principality ", in the third chapter "The constructions which belongs to the period of the Aydınoglu Principality and don't have inscription", in the fourth chapter "Possible constructions that belong to the Aydınoglu Principality", and in the fifth chapter "Archive Documents, structures belongs to Aydınoglu Principality in the itineraries and publications" are mentioned. Satisfying information is tried to be given about the 120 years of period which mentions the chapter of the history of the Aydınoglu Principality and its joining the Ottoman States' property in 1425 since principality's foundation in 1305. In the first chapter which is mentioned the history of the scrip, the begining and development of the script is given as prior knowledge and then the types of islamic script is dwelt on. It is stated that the stage of the script in architecture before Anatolian Seljuk and the journey of Islamic script evalution period in the time of Emevis and Andalus Emevis. In the second chapter, the script in the period of Aydınoglu Principality is under debate. The Works belonging to the principality period have been examined and it has been reached 15 works belonging to this period. The inscriptions belonging to this period have been identified and photopraphed, and translated into today's Turkish. What's more, the short history of structure and its present situation, the content and technique of structure, script in the construction and the place where the manuscript found are discussed one by one with meticuluous work. Among the 15 construction inscriptions belonging to Aydınoglu Principality, Izmir Emir Sultanate Shrine inscription, Tire Ulu Mosque inscription and Kiraz Isa Bey Mosque inscription are repair ones. Other 12 inscriptions are building inscrutions. Mentioned in this chapter, it cannot be reached to Tire Georgian Melek Hatun Bridge inscription and Tire Tannery Mosque inscription. In the third chapter, the construction belonging to Aydınoglu Principality period but don't have inscriptions have been discussed. 15 structures have been examined in this section. In addition to historical information relating to the construction, it has been given information about the construction of the material and tecnique. It is still very little standing and function of theseconstructions. Many of them are neglected or have taken their share of the loot from treasure hunters and cannot be used. In the fourth chapter, the constructions possibly belonging to Aydınoglu Principality have been examined and it has been reached 54 constructions in the chapter. In addition to historical information belonging to these constructions, it has been given short information about material and construction technique. In the fifth chapter, it has been discussed archive documents documents, travelogues and constructions belonging to Aydınoglu Principality which mentioned in publications. As a result of our searchs, it has been reached to 50 constructions which are mosque, masjid, palace, caravanserai, bazaar, spa, madrasah, bridge and fountains. By means of scanning of documents and searchs, in addition to historical informations belonging to these constructions, some important details have been tried to be given belonging to the construction. The studies which performed up to now, we know that there are few searchs about constructions belonging to Aydınoglu Principality. The script and inscriptions in Aydınoglu Principality architucture have partially discussed in the symposiums as report or article study and they haven't totally been examined in the terms of architectural features and artistic value of script. We, with this study, both determined the constructions of Aydınoglu Principality and introduced a different study from previous ones, have been up to now, by examining the inscriptions belonging to that period. We have classified available and unavailable consructions belonging to Aydınoglu Principality period with possible ones. I hope this study will be a good sample to searchers who'll have study in the field of script and inscriptions of Aydınoglu Principality architectur.

AydınoğullarıHandicraftsHandwriting+6
Mehmet Kamer
Uşak University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Arif Hikmet Koyunoğlu: Eserleri ve mimari yaklaşımı

Tez çalışmamızda, Arif Hikmet Koyunoğlu'nun (1893-1982) yaşamı, mimarlık faaliyetleri ve mimarlık yazıları ele alınarak kendisi hakkında monografik bir çalışma yapılması amaçlanmıştır. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde etkin olmaya başlayan Koyunoğlu, asıl tanınırlığını Cumhuriyet döneminde elde ederek 1920'li yıllarda, Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi üslubunu uyguladığı eserleriyle başkent Ankara'nın kent silüetinin belirlenmesine katkı sağlamıştır. 1930'lu yılların başına kadar Ankara, Eskişehir, Kütahya ve İstanbul'da bu üslupta eserleri vermeye devam etmiştir. Ankara, Bursa ve İstanbul'da modern mimari üslubunu uyguladığı eserleriyle değişen dönem beğenilerine uyum sağlamış, bu tutumunu Art-Deco ve İkinci Ulusal Mimarlık dönemi üslubunda eserler vermesiyle de devam ettirmiştir. Koyunoğlu'nun kamu ve sivil yapı tasarımlarının yanı sıra müteahhitlik projeleri, onarım projeleri, anıt, çeşme ve mezar taşı tasarımları da bulunmaktadır. 1927-1982 yılları arasında kaleme aldığı 37 mimari yazısıyla döneminin mimarlık ortamına, mimari üretimine ve mimarlara ilişkin düşüncelerini aktarmıştır. Mimar kimliğiyle ön plana çıkan Koyunoğlu, profesyonel olarak fotoğrafçılık ve kayak eğitmenliği de yapmıştır. Çalışmamızda; Koyunoğlu'nun mimarlık faaliyetleri üzerinden mimari tasarım ve üslup özelliklerinin belirlenmesi, mimarlık yazılarından mimari anlayışının, tarih anlayışının ve mimari yaklaşımının ortaya konulması amaçlanmaktadır.

Koyunoğlu, Arif HikmetMimariMimari eserler+1
Halise Betül Kırmızı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mimari unsurlardan sanatsal imgelere

''Mimari Unsurlardan Sanatsal İmgelere'' başlıklı raporda insanın yapı oluşturma eylemi ve bu eylemindeki ihtiyacı karşılayabilmek için kullandığı yaşam malzemelerinin gelişimi ve değişimi sanatsal perspektif doğrultusunda ele alınmıştır. İlk önceleri kendisini doğayla bir gören ya da ayırt edemeyen ve bu durumu kabullenip ona uyum sağlayan insan, belirli bir süre sonra bilinçlenip kendisini özne olarak merkeze alırken, nesnel dünyayı karşısına alıp doğa üzerinde hakimiyet kurma serüvenini başlatmıştır. İnsan çevresini etkileyen ve bulunduğu çevreden etkilenen, sürekli yeni oluşumlar yaratan ve bu oluşumlarda yer alan bir canlıdır. Uygarlığın başlangıcından günümüze mimari malzemelerde yaşanan bu değişim zamanla insanın malzemeyle kurduğu bağı da değiştirmiştir. İlk insanın yaşadığı mağaradan başlayıp, günümüzün devasa gökdelenlerine gelen bu süreçteki değişime en büyük katkıyı sağlayan buharlı makinelerin üretilmesi, sanayileşme ve makineleşme, nesnelere bakış açısının değişmesine neden olmuştur. 20. yüzyıl tüm alanlarda devrim ve dönüşümlerin çağıdır ve bu durum 21. yüzyılda da sürekliliğini korumaktadır. Yeni biçim anlayışlarının ortaya konduğu bu durum, yeni malzeme anlayışını sanatın içerisine dahil ederek, sanatın bütün bileşenlerini yeniden inşa edip, toplumsal üretim anlayışıyla, sanatsal dışavurumun yerine zihinsel tasarım sürecini, işlevsel strüktür ve gelişen teknolojiyle beraber değişen tüm evrenin yeniden inşası, sanatçı faktörünün etkisi üzerinden aktarılmıştır. Bu bağlamda çalışmalarda kullanılan, farklı mimari nesneler ve nesnelerin farklı malzemelerle alınan kalıplarıyla yeni anlamlar ve bağlamlar oluşturulmuştur. Var olan nesnenin anlamından kopartılmasıyla, bağlamının yok edilerek aktarıldığı mimari unsurların sanattaki yansımaları uygulamalarla irdelenmiştir.

EndüstriMimariMimari eserler+5
Gülşah Akdemir
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aigai (Aiolis) kuzey kapısı

Kent kapıları bir kentin savunma hattının hem en büyük zaafı hem de en vazgeçilmez öğesi olmuştur. Aigai Antik Kenti'nin ana kapılarından biri olan Kuzey Kapısı da tez çalışması kapsamında ele alınarak kent planlamasındaki konumu, mimarisi ve tarihlemesi üzerine incelenmiştir. Bu kapsamda savunma sistemi içerisinde kapıların konumlandırılmaları, tipolojik ve biçimsel farklılıkları, Kuzey Kapısı'nın analojik değerlendirmesi ekseninde benzer kent kapılarının varlığı araştırılmıştır. Tüm veriler sonucunda kapının kullanım evreleri, tarihlemesi ve planlaması ile stilistik özellikleri ortaya çıkarılmıştır.

AigaiArkeolojik alanlarArkeolojik kazılar+7
Gülen Ceyda Eroğlu
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mehmet Rauf'un eserlerinde güzel sanatlar

Türk toplumunda Tanzimat'ın ilanıyla birlikte görülmeye başlayan Batılılaşma faaliyetleri, 19. yüzyılın ikinci yarısında sosyal ve kültürel hayatı tümüyle etkisi altına almıştır. Bu dönemde eğitim kurumlarından kılık-kıyafete, sofra düzeninden insan ilişkilerine kadar günlük hayatın pek çok alanında kendini gösteren Avrupaî hayat tarzı; musiki, dans ve mimarî gibi mevcut sanat dallarına da yeni bir yön vermiştir. Batı'ya ait resim, heykel ve sinema sanatları ise İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerde Türk halkıyla ilk kez buluşmuştur. Böyle bir kültür-sanat ortamında yetişen Servet-i Fünûn yazar ve şairleri de gerek aldıkları eğitim ve terbiyenin gerekse örnek aldıkları Batı edebiyatının etkisiyle güzel sanatlara ilgi duymuşlardır. Servet-i Fünûn edebî topluluğunun önemli yazarlarından Mehmet Rauf (1875-1931) da yaşadığı dönemde güzel sanatlarla ilgili hem ülkemizdeki hem de Batı'daki gelişmeleri yakından takip etmiş, Türk halkında sanata rağbeti artırmak hususunda çeşitli dergi ve gazete yazıları kaleme almıştır. Süreli yayın faaliyetlerinin yanı sıra Mehmet Rauf'un güzel sanatlara duyduğu sevgi, edebî eserlerinde de açıkça görülmektedir. Bu çalışmada Mehmet Rauf'un hayatında başta musiki olmak üzere önemli bir yer teşkil eden güzel sanatların, eserlerine nasıl yansıdığı incelenmiştir. İki ana bölümden oluşan çalışmanın giriş bölümünde "estetik" kavramının tanımı, Tanzimat ve Servet-i Fünûn dönemi Türk edebiyatında güzel sanatlara bakış konularında genel bilgi verilmiştir. Birinci bölümde, Mehmet Rauf'un günlük hayatında güzel sanatlara ilgisi ve süreli yayınlarda musiki, resim, sinema, dans, mimarî hakkında görüşlerini dile getirdiği yazıları üstünde durulmuş; ikinci bölümde ise edebî eserlerinde konu ve yapıyı geliştirirken bu sanat dallarından hangi işlevlerde yararlandığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mehmet Rauf, Servet-i Fünûn, güzel sanatlar, musiki, dans, resim, mimarî, sinema.

Edebi eserlerGüzel sanatlarMehmed Rauf+5
Cenan Arıkan
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tire'de erken dönem Osmanlı mimarisinin analizi

Anadolu'nun tarihi kentlerinden biri olan Tire, geçmişi Antik Çağ'a kadar uzanan zengin bir mimari mirasa ev sahipliği yapmaktadır. XIV. yüzyılın başlarında Türk hakimiyetine giren kent, gerek Aydınoğulları gerekse de takip eden Osmanlı dönemindeki inşa faaliyetleriyle zenginleşerek Aydın Sancağı'nın merkezi ve Batı Anadolu'nun en önemli kentlerinden biri durumuna gelmiştir. Türk dönemindeki mimari zenginliğe karşılık, XIV.-XVI. yüzyıllar arasına tarihlendirilen Tire yapılarından pek çoğunun kitabe ve vakfiyesinin bulunmayışı, önemli tarihlendirme sorunlarına neden olmaktadır. Bu çalışma kapsamında, öncelikle yapıların mimari özellikleri ve kentsel konumları ile tarihi kayıtlar dikkate alınarak tarihlendirme sorunları çözülmeye çalışılmış; Erken Osmanlı döneminde inşa edildiği tespit edilen yapıların da bir bütün halinde incelenerek niteliğinin analiz edilmesi ve gerek Tire'nin, gerekse de dönemin mimari gelişimi içerisinde değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Erken Osmanlı döneminde inşa edilen yapılar, Tire'nin mimari ve kentsel gelişiminde önemli bir yer teşkil etmektedir. Özellikle, kentin Osmanlılaşma sürecinde Halil Yahşi Bey tarafından gerçekleştirilen imar faaliyetleri, kentin günümüze de ulaşan ana kurgusunu oluşturmaktadır. Erken Osmanlı dönemine ait dokuz cami, iki medrese, yedi türbe, iki hamam, bir bedesten ve iki han, malzeme kullanımından ziyade mekân tasarımları ve süsleme özellikleriyle ön plana çıkmaktadır. Bu yapılar, dönemin mimarisiyle karşılaştırıldığında ise kentin mimari kimliğine ve yaşanan değişime dair önemli veriler sunmaktadır.

Batı AnadoluMimariMimari özellikler+5
Görkem Yalçın
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çallı kuşağı resminde mimarinin kullanımı

ÖZET Çallı Kuşağı sanatçıları çalışmalarında, çeşitli mimari yapı ve öğeleri bazen resimlerinin ana konusu olarak bazen de konuyu güçlendirici, destekleyici bir unsur olarak sıklıkla kullanmışlardır. Yurt içi ve yurt dışında resmettikleri eserleri incelendiğinde; neredeyse aynı yer ve aynı açıdan birden fazla defa aynı mimari yapı ve ya öğeyi çalıştıkları görülmektedir. Türk Resim Sanatı'nda 1914 Kuşağı, Çallı Kuşağı, Meşrutiyet Kuşağı, Türk İzlenimcileri – Türk Empresyonistleri gibi isimlerle anılan Kuşak ressamlarının sanatsal çizgilerinde tek bir akımın etkisi görülmemekle birlikte ortak bir üsluptan bahsetmek de zordur. Eserlerinde, Akademizm'in çizgi, perspektif ve konturlarına, Oryantalizm'in İslam mimarisi ve geleneksel giysili figürler içeren görünümlerine, Gerçekçilik akımının nesneleri idealize etmeden tüm aksak, kırık, dökük yönleriyle aktaran toplumsal gerçekçi duruşuna, Barbizon Okulu ve İzlenimciliğin doğadan çalışma prensibine, Romantizmin insani duyguları ön plana çıkaran anlatımına, İdealizmin hayal ürünü, fantastik motiflerine, Simgeciliğin, soyut anlatım diline, Fovizm'in nesneden bağımsız, konturları belirgin, canlı renklerine, Dışavurumculuğun çarpıtma ve abartı içeren resim diline, Geç-İzlenimci Cezanne'ın kare, silindir gibi geometrik formlara ayrılmış, yoğun renklerine rastlamak mümkündür. Çallı Kuşağı ressamlarının mimari konulu eserleri incelendiğinde, Paris eğitimleri sırasında ya da yurtdışı seyahatlerinde gezip gördükleri sergi ve müzelerde etkilendikleri Avrupalı sanatçıların resimleriyle konu seçimi, kompozisyon ve üslup anlamında oldukça benzer hatta bazen aynı denilebilecek yakınlıkta oldukları görülmektedir. Bu eserlerde, Avrupalı ressamların çalışmalarında görülen, göge uzanan kulelerin yerini minarelerin, kiliselerin yerini camilerin, botların yerini ise kayıkların aldığı görülmektedir. Bu durum, Kuşak ressamlarının eğitim gördükleri Paris Güzel Sanatlar Akademisi ve Julien Akademisi'nin öğretisinin temelinde yer alan Neo-Klasik ressam Ingres'nin sanatsal yönlendirmesi kapsamında değerlendirilebilir.

MeşrutiyetMimariMimari yapı+7
Cemre Aslan Özdemir
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Afyonkarahisar'daki ahşap destekli camiler

Afyonkarahisar, coğrafi konumu itibariyle, doğal bir yol güzergâhı üzerinde yer almaktadır. İç Anadolu'dan batıya geçişlerde olduğu kadar diğer bölgelere geçişlerde de kavşak noktasında bulunmaktadır. Günümüzde de Afyonkarahisar'ın konumu eskiden olduğu gibi önemini korumaktadır. Afyonkarahisar'ın bilinen en eski adı, Yunanca metinlerde Akronio'dur. Roma kaynaklarında Akronium, Bizans kaynaklarında ise Akroenos şeklinde zikredilmektedir. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Karahisar-ı Sahip ve Karahisar-ı Devle olarak adlandırılmış, Cumhuriyet'in ilan edilmesinden sonra Afyonkarahisar olarak değiştirilmiştir. Anadolu Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı Dönemlerinde yoğun bir şekilde imar faaliyetleri görülen şehirden günümüze bazı eserler ulaşmakla birlikte bazı eserlerin de yok olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın 'Giriş' bölümünde Afyonkarahisar'ın kronolojik tarihi, ağaç ve ahşabın insanlık tarihindeki yeri ve önemi ile Anadolu'da ahşap destekli camilerin gelişimi hakkında bilgiler verilmiştir. 'Katalog' kısmında, yayınlardan ve yerinde yaptığımız incelemeler sonucunda tespit ettiğimiz 10 cami, mimari ve süsleme özellikleri açısından incelenmiş ve Anadolu'daki benzer yapılarla karşılaştırılmıştır. 'Değerlendirme ve Sonuç' bölümünde, yapılar hem kendi içinde hem de Anadolu'daki diğer örneklerle karşılaştırılarak değerlendirilmiş, mimari, süsleme ve plan özelliklerinin Anadolu-Türk Mimarisi içindeki yeri saptanmaya çalışılmıştır. Katalog bölümünde her yapıdan sonra o yapıyla ilgili yayınların künyesi 'Bibliyografya' başlığıyla verilmiş ve bu yayınlar en sonda 'Bibliyografya' bölümünde bir araya getirilmiştir.

AfyonkarahisarAhşapAhşap eserler+4
İlyas Yaşayacak
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Beyliği dışında Batı Anadolu Beyliklerinde mimari süsleme

Yüzyıllar boyunda birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Batı Anadolu, tarihi ve kültürel açıdan büyük bir öneme sahiptir. Kültürlerin harmanlandığı bu bölgede, zengin sanat ve mimari eserler ortaya konmuştur. Bu topraklarda hüküm sürmüş olan Batı Anadolu Beylikleri, mimari ve süslemede yeniliklerin denendiği dönem olmuştur. Bu yenilikler gerçekleştirilirken eski geleneklere de bağlı kalınmış ve mimari eserlere yansıtılmıştır. Osmanlı Beyliği, yeniliklerin en çok denendiği beylik olmuş, bu yenilikler Klasik Osmanlı Mimarisinin oluşumuna da öncülük etmiştir. Ancak Osmanlı Beyliği, yoğun yapı grubunun çıkması ve yüksek lisans tez kapsamını aşması nedeniyle konumuz dışında tutulmuştur. Batı Anadolu Bölgesinde yer alan Menteşe, Saruhan, Germiyan ve Aydınoğulları Beyliği'ndeki süslemeli yapılar içerisinde, hem dini hem de sosyal amaçlı örnekler görülür. Anadolu beyleri bu dönemde, bir çok eser inşa ettirmişlerdir. Bu yapılarda taş, tuğla, çini, ahşap ve alçı süslemeler bulunmaktadır. Süslemelerin özellikle Beylerin kendisi için yaptırdığı yapılarda toplandığı dikkati çeker. Balat İlyas Bey Cami, Manisa Ulu Cami, Birgi Ulu Cami ve Selçuk İsa Bey Cami bunlara örnektir. Sanat Tarihi açısından da ayrı bir öneme sahip olan bu yapılar, mimari ve süsleme açısından yenilikleri beraberinde getirmiştir. İncelenen diğer yapıların, bu örneklere oranla daha sade bir süslemeye sahip olduğu gözlemlenmiştir. Yapılan araştırmalar ve elde edilen veriler, bize Batı Anadolu Beylikleri'nde taş, tuğla, çini ve ahşap süslemenin yoğun olarak kullanıldığını gösterir. Batı Anadolu Beylikler Mimarisi'nde karşılaştığımız bu süslemelerde, Anadolu Selçuklu Dönemi'nin etkisi açıkça kendini hissettirmektedir. Anahtar Kelimeler: Yapı, Süsleme, Mimari, Osmanlı, Batı Anadolu Beylikleri.

Batı AnadoluBeyliklerBeylikler Dönemi+4
Onurhan Bozkurt
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Diocaesarea Tiyatrosu

Diocaesarea Tiyatrosu, bugün Silifke'nin 25 km kuzeyinde bulunan Uzuncaburç mahallesi içinde bulunan Diocaesarea kentinde yer alır. Burası, Hellenistik Dönemde Olba Rahip Krallığı'nın yönetim merkezi ve Roma İmparatorluk Dönemi ile önemini arttıran ve kutsallığı ile öne çıkan bir Dağlık Kilikia kentidir. Diocaesarea konumu, tarihteki yeri ve barındırdığı kültürel ve beşerî zenginlikleri bakımından dikkat çeken bir kent olmuştur. Özellikle Dağlık Kilikia'nın merkez bir kenti olması ve dağlık kesimlerde sıkça karşılaşılmayan kent özellikleri barındırması; Antik Dünya için de büyük Hellenistik kutsal alanlardan Zeus Olbios'a sahip olması dolayısı ile bir hayli önem teşkil etmektedir. Diocaesarea Tiyatrosu ise bu yapılar arasında iyi korunmuşluğu ile dikkat çeker. Diocaesarea Tiyatrosu sahne binası yazıtıyla MS 164 yılına kesin olarak tarihlenmektedir. Sahne binası ise korinth düzenindedir. İki katlı bir yapıdır. Elde edilen veriler, yapının ilk katının MS 164 yılında caveası ile birlikte ikinci katının ise MS 193-235 arasında Severuslar Döneminde inşa edildiğini göstermektedir. MS 164 yılında yapının ilk katı ve cavea tam bir Roma Tiyatrosu modelinde inşa edilmiştir. Severuslar Dönemi'nde ise sahne binasının ikinci katı inşa edilmiştir. İkinci katta ise mimarlık tarihinde daha önce benzerlerine rastlamayan inşa ve dizayn özellikleri tespit edilmiştir. Bu uygulamalar yapının Roma İmparatorluk Dönemi'ndeki evrelerini de oluşturmaktadır. Tiyatronun son kullanım evresi olan Geç Antik Dönem'de ise bir dizi değişiklik ve yeni tamir geçiren Diocaesarea Tiyatrosu yaklaşık olarak 600 yıl kullanımda kalmıştır. Bu çalışmada ise yapı bütünüyle ele alınmış, mimarisi, sahne binası süslemeleri, geçirdiği evreler ve tasarım özellikleri ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir ve restitüsyonlarla sunulmuştur.

Dağlık KilikyaDiocaesareaMimari+5
Okan Özdemir
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

Related subjects