Architectural characteristics

173 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Arykanda Antik Kenti Doğu ve Batı Villaları mimarisi

Tezde, kente ait bu iki villa yapısı mimari özellikleri bağlamında detaylı olarak tanımlanmış, evreleri tespit edilerek arkeolojik veriler ışığında tarihlendirlime önerileri yapılmıştır. Batı Villası, Ticaret Agorası ve Bouleterion'un altından başlayıp güneye doğru teraslar oluşturarak devam eden kentin batı falezinin güneyinde, Arykanda'nın geleneksel mimarisi içerisinde yer alan Teras Evler ve kentin batı girişinde bulunan alan arasına yerleşmiştir. Kentin geleneksel konut mimarisine farklılaşan bu yapının, hem plan hem de malzeme bağlamında önceden planlanarak inşaa edildiği anlaşılmaktadır. Yapı, içerisinde bulunan mekânların birbirleriyle olan ilişkisi, mozaik süslemeleri ve plan biçimi ile Roma İmparatorluk Dönemi atriumlu konut mimarisinin çoğu özelliğini göstermektedir. Doğu Villası, batıda bir patika ile Batı Villası'na, doğuda ise Sebasteion yapısının batısından gelen yol ile kente bağlanmaktadır. Kentteki anakaya kesilerek oluşan konutlarla benzerlik göstermesi ve ele geçen erken ilk iki evreye ait sikkeler yapının Hellenistik döneme ait olduğunu göstermektedir. Roma dönemi etkisi ile kentte artan nüfus yoğunluğu ve batı villasının da etkisi ile konut zamanla bir avlu etrafında tekrar planlanarak atriumlu konuta çevrilmiştir. Çalışmada, Anadolu'daki ve Lykia bölgesindeki atriumlu konut mimarisi incelenerek tartışmaya dahil edilmiştir. Bu bağlamda atriumlu konut mimarisinin plan ve işlevsel değişimi, yapılardaki bölgesel değişimler karşılaştırılarak bu iki konut üzerinden Arykanda Kenti'nin Romanizasyon süreci tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler Arykanda, Arykanda Doğu Villası, Arykanda Batı Villası, Konut Mimarisi, Lykia

Antik şehirlerArykandaKonut mimarisi+4
Aynur Miray Sert
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi yapıların sürdürülebilir mimarlık ilkelerine göre yeniden işlevlendirilmesi: Boğaziçi Üniversitesi erkek yurdu (Hamlin Hall) örneği

Fransız Devrimi ile ortaya çıkan tarihi yapı koruma gerekliliği, tekil koruma anlayışlarından Avrupalı devletlerin konuya hassasiyet göstermesine evrilerek, bugünkü kurallı şeklini almıştır. Önce Sanayi Devrimi'nin, sonra ise II. Dünya Savaşı'nın kentler ve yapılar üzerinde bıraktıkları etki, belge niteliği taşıyan tarihi yapıların kurallarla korunması gerektiğini göstermiştir. Aynı zamanda, Sanayi Devrimi'nin bir başka etkisi olan çevre sorunları da, II.Dünya Savaşı'ndan birkaç yıl sonra gündeme gelerek "sürdürülebilirlik" kavramını ortaya çıkartmıştır. Tarihi yapı ve çevre koruması; kültürel devamlılığı, sürdürülebilirlik ise, kaynakların devamlılığını sağlamayı hedefleyen ve gelecek nesillere bu iki unsuru eksiksiz bir şekilde bırakmayı amaçlayan uygulamalardır. Günümüzde Dünya'nın birçok ülkesinde, özgün işlevini yitirmiş olan çoğu yapı yeniden işlevlendirilerek ve işleve uygun bir şekilde iyileştirilerek aktif halde kullanılmaktadır. Tarihi yapının devamlılığının sağlanması açısından, yapının aktif halde kullanılıyor olması ve rutin bakımlarının yapılması önemlidir. Tıpkı diğer koruma yöntemlerinde olduğu gibi, yeniden işlevlendirme ve iyileştirme projelerinin de belirli kuralları bulunmaktadır. Tarihi dokuya zarar vermeden kullanıcıların güncel ihtiyaçlarının karşılanması, özellikle iyileştirme projelerinin ana hedefidir. Tarihi yapıların gündelik hayatta kullanılması ve gelecek nesillere düzgün bir şekilde bırakılması kadar çevre sorunlarının önlenmesi de önemlidir. 21. yüzyıl insanının günlük problemleri arasına giren çevre sorunları, kaynakların dikkatlice tüketilmesi gerekliliğini ortaya koymuştur. Bu bağlamda, çevreye oldukça zarar veren ancak bir ihtiyaç da olan yapı sektörünün, çalışmalarını çevreye en az hasarı vererek, geri dönüşüm ve atık yönetimi konularına hassasiyetle yaklaşması gerekmektedir. Modern yapılarda olduğu gibi, tarihi yapılarda da oldukça fazla enerji tüketimi olması, sürdürülebilir yapı ögelerinin kullanılabileceği türden tarihi yapıların da çeşitli sistemlerle iyileştirilmesi gerekliliğini ortaya koymuştur. Modern bir yapıya uygulanan sistemler kadar özgürce planlama yapılmasına fırsat vermeyen tarihi yapılarda, sürdürülebilirlik anlamında yapılan çalışmalar kısıtlı fakat etkilidir. Tarihi yapıları ve çevreyi korumanın birincil adımı, toplumu bu iki konuda bilinçlendirmekten geçmektedir. Bir toplumu bilinçlendirmenin uzun vadeli ancak sağlam temelli yöntemlerinden biri olan üniversite eğitimi de son yıllarda özellikle sürdürülebilirlik konusunda çalışmaların yapıldığı bir alandır. Ülkemizde henüz çok yeni olan bu uygulama, Batı'lı ve Asya'lı gelişmiş devletler tarafından benimsenerek sadece ders programlarına değil, aynı zamanda kampüs yaşamına da yayılmıştır. Literatüre "yeşil kampüs" adıyla geçen bu uygulama, genel sürdürülebilir yapı sistemi kurallarının benimsendiği ve bu şekilde öğrencilerin sürdürülebilirlik kavramı hakkında yaşamlarının ilk safhalarında bilinçlenmelerini sağlamaktadır. Bu amaç, köklü ve kampüs içinde tarihi yapı barındıran üniversiteler için ise, kampüsü ya da kampüs yapılarını tarihi dokuya zarar vermeden sürdürülebilir yapı ögelerine uygun şekilde iyileştirmeleri, aynı zamanda da öğrenci ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri gerekliliği nedeniyle bambaşka bir zorluğa sokmaktadır. Ülkemizde, bu amacı gerçekleştiren ilk üniversite olan Boğaziçi Üniversitesi, inşaa ettiği yeni yapılarda sürdürülebilirliğe önem verirken, ana kampüste tarihi yapılara sahip olması nedeniyle, üniversitenin en ünlü ve eski yapısı olan Hamlin Hall'u yeşil bina haline getirerek Leed Gold sertifikası almaya hak kazanmıştır. Robert Kolej'in Bebek'de bulunan yapısından sonraki binası Hamlin Hall, içinde yatakhanelerin de bulunduğu bir eğitim yapısıyken, 70'li yıllarda Boğaziçi Üniversitesi'ne verilmiştir. Bugün hâlâ Boğaziçi Üniversitesi'ne ait olan yapının, günümüzde yalnızca yurt işlevine sahip olması nedeniyle yeniden işlevlendirilmiş bir yapı olduğunu söylemek mümkündür. Bunun yanı sıra yapıya 2011 yılında iyileştirme projesi uygulanmıştır. Yapılan iyileştirme projesinde yapıya yeşil yapı sistemleri de eklenerek hem tarihi hem de enerji etkin yapı olması sağlanmıştır. Robert Kolej bir Amerikan okulu olduğu için, Hamlin Hall'da bu standartta yapılmıştır. İyileştirme yöntemi incelenen yapıda kullanılan sistemlerin yeterliliklerinin anlaşılması için başka bir Amerikan yapısı olan ve Hamlin Hall gibi yurt yapısı olarak kullanılan Harvard Üniversitesi Hamilton Hall da incelenerek, bu araştırma özelinde kıyaslama yapılmıştır. Harvard Üniversitesi, kampüste bulunan hem tarihi hem de modern yapılara yeşil bina sistemleri uygulayarak "Yeşil Kampüs" ünvanı alan bir başka Üniversitedir.

Boğaziçi ÜniversitesiMimari eserlerMimari özellikler+6
Begüm Gökdağ
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır Şeyh Safa (İparlı) Camii yapı topluluğu

Safa (İparlı) Cami Yapı Topluluğu, Diyarbakır Sur içinde, Diyarbakır Ulu Camiinin batısında Melek Ahmet Mahallesinde Kara Cami Sokağındadır. Diyarbakır, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Toros Dağları ve Yukarı Dicle Havzası'nda konumlanır. Tarih boyunca önemini koruyan kent birçok medeniyetin egemenlik kurduğu ender şehirlerden biridir. Roma ve Bizans egemenliğinde kalan Diyarbakır, İslam döneminde valiler tarafından yönetilmiştir. Akkoyunlu Devletine başkentlik yapmasının yanında Osmanlı döneminde de önemini koruyarak askeri ve ticari açıdan önemli bir merkez olmuştur. 1401-1507 yılları arasında Akkoyunlu egemenliğinde kalan Diyarbakır'da özellikle Uzun Hasan döneminden kalan birçok eser bulunmaktadır. Uzun Hasan döneminden kalan önemli yapılardan biri de Safa Camii'dir. Diyarbakır'ın Sur ilçesinde Melek Ahmet caddesinde, Diyarbakır Ulu Camii'nin batısında bulunan Safa Cami yapı topluluğu cami, medrese, türbe yapılarından oluşur. Yapım kitabeleri bulunmaması sebebiyle cami, medrese ve türbe binalarının kesin yapım tarihi bilinmez. Birçok kez onarım geçiren yapılar orijinallikleriyle ilgili fikir verebilmektedir. Tez çalışmasında; Safa Camii, Muslihiddin Lari Medresesi ve Şeyh Abdülcelil Türbesi plan, mimari, süsleme açısından ele alınarak Diyarbakır'daki Akkoyunlu ve Osmanlı dönemi yapılarıyla karşılaştırılıp değerlendirilmeye çalışılmıştır. Günümüze sağlam bir şekilde ulaşan yapının genel anlamda Akkoyunlu üslup özelliklerini yansıttığı, üslup ve süsleme açısından Diyarbakır'daki Osmanlı dönemi mimarisine model olduğu öngörülebilir.

AkkoyunlularCamilerDini yapılar+4
Songül Barotcu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Trabzon Aziz Eugenius Kilisesi

Trabzon kentinin patron azizi olan Aziz Eugenios'a adanan yapının mimari sorunları tezimizin temelini oluşturmaktadır. Günümüzde cami olarak işlevini devam ettirmekte olan yapı üzerine birçok araştırmacının çalışma yaptıkları bilense de ayrıntılı bir çalışma yapılmadığı bilinmektedir. Çalışmamız kapsamında çizimleri yapılmış, ayrıntılı tasviri ve yapının son durumu belgelenerek yapı ayrıntılı olarak çalışılmıştır. Kilisede görülen mimari değişimler belirtilmiş ve bu veriler incelenerek yapının geçirmiş olduğu evreler çıkartılmaya çalışılmıştır. Literatür araştırması ve mimari veriler ışığında yapının önceki evrelerini gösterir restitüsyon çizimleri yapılmıştır. Eugenius Kilisesi'nin bugünkü fiziksel durumunun belgelenmesi ve incelenmesi ile önemli veriler sağlanarak yapının sorunları hakkında öneriler sunulmuştur. Birçok onarım gören yapı asıl değişimini 11. Yüzyılın başında II. Basileos'un yapıda eklettiği mimari ögelerle görmüştür. Sanat tarihi disiplini çerçevesinde ele aldığımız bu çalışma yapı hakkında birçok soruna ışık tutması tek amacımız olmuştur.

Bizans kiliseleriEugenius KilisesiEv kilise+5
İbrahim Türkaslan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mimari özellikleri farklı ilk ve ortaokullardaki öğrenci ve öğretmenlerin okullarının bina ve bahçeleri hakkındaki görüşlerinin incelenmesi

Bu çalışmada mimari özellikleri farklı okullarda ki öğrenci ve öğretmenlerin okul binaları ve bahçeleri ile ilgili görüşleri araştırılmıştır. Araştırma İstanbul ilinde bulunan mimari özellikleri farklı olan üç ilkokullda 47 öğretmen ve 240 öğrencinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Gerekli izinler alındıktan sonra alt düzeyde, orta düzeyde ve üst düzeyde olmak üzere üç okul seçilmiştir. Seçilen bu okullarda bulunan öğrenci ve öğretmenlere anket çalışması yapılmıştır ve bazılarıyla da görüşme tekniği uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, düşük düzey mimari özelliklere sahip okullarda 40 şube, 2 okul öncesi sınıfı, 38 ilkokul sınıfı, 4216 okul mevcudunun olduğu bildirilmiştir. Okulda kütüphane, yemekhane ve spor salonu bulunmamaktadır. 5 idareci odası, 1 özel eğitim sınıfının olduğu, fakat rehberlik odasının bulunmadığı belirtilmiştir. Kantinde okulun bahçesinde büfe şeklinde bulunmaktadır. Sınıflarda donanımın eksik olduğu, bazı sınıfların kendi imkanları ile projeksiyon aldığı bildirilmiştir. Tahtalarının eski ve tebeşirli olduğu, sıraların yetersiz olduğu, koridorların küçük ve temiz olmadığı, havalandırmanın yetersiz olduğu belirtilmiştir. Okul bahçesinde de oyun alanlarının, yeşil alanların olmadığı, temizliğin yetersiz olduğu, okul bahçe duvarlarının çok yüksek olduğu belirlenmiştir. Orta düzey mimari özelliklere sahip okullarda 12 şube ve 230 kişinin bulunduğu belirlenmiştir. Okullarda müzik sınıfı, spor salonu ve konferans salonu bulunmaktadır. Sınıflarda projeksiyon, internet, laptop bulunmaktadır. Koridorlar geniş ve aydınlatması yeterlidir. Panolar yeterlidir ve güncel durumdadır. Öğretmenler odası yeterli genişlikte bulunmaktadır ve televizyon ile bilgisayar bulunmaktadır. Taekwon-do, jimnastik, basketbol, voleybol ve futbol için kullanışlı salonlar, müzik odaları vardır. Kütüphanesi bulunmaktadır. Tuvaletler temiz ve her katta bulunmaktadır. Okul bahçesinde oyun alanları bulunmaktadır ve yeterli genişliğe sahiptir. Yeşil alanlar yeterli seviyede bulunmaktadır ve okul bahçelerinde gerekli olan temizliğin yapıldığı belirlenmiştir. Yüksek düzey mimari özelliklere sahip okullarda 36 derslik ve 806 kişi bulunmaktadır. Okulda revir, kütüphane, yemekhane, spor salonu, kantin, çay ocağı, 2 tane rehberlik servisi ve 40 bilgisayarın olduğu bilgisayar sınıfı bulunmaktadır. Koridorlar ve merdivenler geniştir, kütüphane vardır, tuvaletler temiz durumdadır, okulda yemekhane bulunmaktadır. Okul bahçesinde oyun alanları ve yeşil alanlar yeterli seviyede, temiz durumda ve çevre düzeni vardır. Araştırma sonuçlarına göre okullarda eksik olan bölümlerin ve malzemelerin Milli Eğitim bakanlığına bildirilmesi ve gerekli önlemlerin alınması gerektiği belirlenmiştir. Binaların yapımında gerekli mimari özelliklerinin olması gerektiği, okulun renginin öğrenciler ve öğretmenler tarafından belirlenmesi, sınıfların ve çevre düzeninin öğretmenler ve öğrencilerin fikirleri alınarak yapılması gerektiği önerilmektedir.

MetaforMimari özelliklerOkul bahçeleri+5
Hüseyin Öztürk
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Süleymaniye Camii'nin gösterge bilimi açısından incelenmesi

Fotoğraf sanatı ortaya çıktığından beri,fotoğraf ve fotoğrafçılık, birçok tarihsel, toplumsal ve siyasal gerçekliğe; sanatın gelişim ve yansımasına hizmet etmiştir. Fotoğraf sanatı alanındaki gelişmeler, beraberinde değişik görme biçimleri yaratmış ve yeni zenginlikler oluşturmuştur. Bu noktandan hareketle,"Süleymaniye Camii'nin Gösterge Bilimleri Açısından İncelenmesi" başlıklı çalışmamız ile, tarihe damga vurmuş bir büyük mimari eserin tarihsel ve mimari bilgiler yanında görsel öğelerle zenginleştirilmiş bir varyasyonu; ve değişik bir çalışma örneği ortaya konulması hedeflemiştir. Çalışmada, tarihsel süreçten yola çıkarak,bir yandan eserin farklı açılar ve kompozisyonlar ile fotoğrafik zenginliği ortaya çıkarılırken, diğer yandan da mimari fotoğrafın zenginliğinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Yine çalışmamızda, sanatsal yönelimler, ilahi betimlemelerle ile zenginleştirilip göstergebiliminin eşsiz zenginliğine sunulmuştur. Çalışmada, Süleymaniye Camii'nin gösterge bilimleri açısından incelenmesinden yola çıkılarak, eseregörsel öğelerle destekli farklı bir bakış açısından kazandırılması hedeflenmektedir. Bu hedef ve temelden hareketle, birincibölümde çalışmanın amaç ve metodolojisi ve caminin mimari açıdan özelliklerine;ikinci bölümde Süleymaniye'nin tarihçesine ve genel bilgilere; üçüncü bölümde mimari fotoğrafçılıkta ilgili tarihsel gelişim ve teknik bilgi ve değerlendirmelere yer verilmiş;Dördüncü bölümde ise Süleymaniye'ye gösterge bilimlerinden yola çıkarak çeşitli açılardan farklı fotoğraf kareleri eklenmiş ve Mimar Sinan'ın İstanbul'un siluetine kazandırdığı güzellik sergilenmeye çalışılarak fotoğraflar üzerinden değerlendirmeler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gösterge Bilimi, Süleymaniye Camii, Fotoğraf, Grafik ve Fotoğraf

CamilerFotoğrafFotoğraf sanatı+6
Mehmet Çetin
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Beyoğlu'nda bir Latin Katolik müessesesi: Santa Maria draperis

Fransisken rahiplerin İstanbul'daki izleri 1220 yılına dek uzanmaktadır. Fransiskenlerin ilk kiliseleri İstanbul'un surları içerisinde Sant'Antonio dei Cipressi ismini taşıyordu ve Bizans imparatorların himayesi altındaydı. 1453'te İstanbul'un fethi sırasında rahipler şehrin savunmasında yer aldıkları için fetihten öldürüldüler ya da esir edildiler ve kilise ortadan kaldırıldı. Bir asırdan fazla izbe yerlerde ayin yapmak zorunda kalan rahiplere 1585 yılında Madam Clara Bertola adında Cenevizli dul bir kadın bir kilise ve bitişiğinde bir ev bağışladı. Bu kilisenin içinde Bizans devrinden kalma bir Meryem ikonası bulunmaktaydı. Bağışı yapan Madam Clara Bertola, kilisenin ailesinin soyadı, "Draperis" adınıtaşımasını istemişti. Ancak bu kilise 1660 yangınında ortadan kalkmış daha sonra 1662 yılında tekrar inşa edilmiştir. Fakat 1662'de inşa edilen kilise izin alınmadan yapıldığı için tekrar yıkılmış ve arazisi satılmıştır.Yıkılan bu kilise Galata'da günümüzde Mumhane olarak anılan bölgede denize yakın bir noktadayer almaktaydı. Yersiz kalan rahipler hayırseverlerin yardımları sayesinde 1678 yılında Pera'da Dörtyol olarak adlandırılan yerde bir arazi satınalmışlar ve kilise şuan bulunduğu yere taşınmıştır. Kilise toplamda 5 yangın geçirmiş ve kilisenin en eski eseri olan Meryem ikonası tüm bu yangınlardan kurtarılmıştır. Şuanki mevcut Santa Maria Kilisesi 1769 yılına tarihlenmektedir; ancak en son 1874 yılında Ludovico Seefelder isiminde Avusturyalı bir mimar tarafından baştan aşağı yenilenmiştir. Uzun sene Avusturya Macaristan İmparatorluğu'nun himayesinde kalmış, en son 1919 yılında tüm müesseseleriyle beraber İtalya Devleti'ne devrolmuştur. Yapı hem mimarisi hem de iç mekanda barındırdığı sanat eserleriyle dönemler üstü bir karakter göstermektedir. Ancak ağırlıklı olarak 19. yüzyılın Osmanlı ortamına aktarılmış olan özellikleri ön plandadır.

KiliselerMimari özelliklerSanta Maria Kilisesi
Sezayi Balcı
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Şile Akçakese köyünün kırsal mimari bağlamında analizi ve koruma önerileri

Geleneksel yapılar yalnızca yapıyı inşa edenler veya sahipleri için değil, bu topraklarda yaşayan tüm insanlar için kültürel bir mirastır. 600 yıldır bu topraklarda yaşayan ve son örnekleri kalan Türk evlerinin ve tarihi çevrenin korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması bu açıdan önem taşımaktadır. Geleneksel Türk evlerinin en güzel örneklerinden olan kırsal mimarinin korunması günümüzde dünyanın önemli sorunlarından biridir. Bu sebeple Şile'nin en eski kırsal yerleşim yerlerinden biri olan, içinde çok sayıda geleneksel yapının bulunduğu Akçakese köyünde tez çalışması yapma ihtiyacı duyulmuştur. Çalışma kapsamında Şile ve Akçakese'nin coğrafi konumu, ulaşım ve nüfus özellikleri, sosyal, kültürel, tarihi özellikleri ve konut yapıları araştırılmıştır. Daha sonra Akçakese'de tarihi yapıların ağırlıkta olduğu bölge, çalışma alanı olarak belirlenmiş ve 113 adet yapı üzerinde detaylı incelemeler yapılmıştır. Çalışma alanında yerleşim doku analizi başlığı altında; sokak analizi, tescil durum analizi, sağlamlık durumu analizi, işlev analizi ve kat sayısı analizi çalışmaları yapılmıştır. Elde edilen verilerle her bir yapı için detaylı çalışma başlatılmış, tarihi yapıların parsel kullanımları, plan özellikleri, cephe özellikleri, yapım teknikleri ve kullanılan malzemeler irdelenmiştir. Özellikle son yıllarda meydana gelen bozulmaların nedenleri incelenmiş ve koruma önerileri geliştirilmiştir. Son olarak da sonuç bölümünde değerlendirmelerde bulunulmuştur. Ayrıca tescil durumu analizleri sırasında tescilli ve tescile önerilebilecek toplam 78 yapı için envanter fişleri hazırlanıp ekler bölümüne eklenmiştir. Söz konusu çalışmasının kırsal alanların belgelenmesi ve korunması konusunda envantere önemli bir katkı sağlayacağı, gelecek yıllarda yapılacak çalışmalara da kaynak oluşturacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Geleneksel Türk Evi, Kırsal Mimari, Kültürel Miras, Akçakese Köyü

Geleneksel Türk eviGeleneksel konutGeleneksel yapı+6
Derya Arkan
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hatay mihrapları

İslâm dini mimarisinde mihraplar, namaz kılmak için kıble yönünü göstermenin yanı sıra plan şemaları, cephe düzenleri ve süsleme programlarıyla da yapıldıkları dönemin sanat özelliklerini yansıtan önemli mimari elemanlardır. İlk uygulamalardan itibaren günümüze kadar çeşitli malzeme ve teknikler kullanılarak yapılmış olan mihraplar, değişik İslam ülkeleri mimarisinde, dönemlere göre farklılıklar arz etmekte, zamanının sanat ve estetik beğenisini ortaya koymaktadır. Hatay mihrapları, Türk-İslam Sanatı örnekleri içerisinde kendine özgü sanat yorumu ve kimliği ile ayrı bir yere sahiptir. Hatay yöresi mihraplarına yönelik bu araştırmada, incelenen 43 adet mihrap örneğinin tasarımları, tarihi süreç içerisinde üslupsal değişim, gelişim ve ilişkili kültür çevresi ile olan etkileşimleri, sanat tarihi bakış açısıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırma konusu olan mihrap örnekleri, 16. y.y. dan 20.y.y. başına kadar bir aralığa tarihlenmektedir. Bu örneklerin tamamı Osmanlı Dönemi'ne aittir. Kataloga dâhil edilen 43 adet mihrabın 34'ü cami, 9'u ise mescit niteliğindeki yapılarda bulunmaktadır. Mihrap örneklerinin birçoğu bağlı oldukları yapılarla birlikte gördükleri onarımlar sonucu bir ölçüde özgünlüklerini kaybetmişlerdir. Yöre mimarlığında hâkim olan taş malzeme kullanımı mihraplar için de geçerlidir. Harim içinde, en yalın ele alınan mihrapların bile düzgün kesme taş kaplama ile görsel olarak ön plana çıkarıldıkları görülmektedir. Mermer ise bir itibar göstergesi olarak belli başlı yapıların mihraplarında kullanılmıştır. Tuğla ve çini malzemeye yalnızca birer örnekte yer verilmiştir. Hatay cami ve mescitlerinde mihrap, ağırlıklı olarak yarım daire kimi zaman da yatık dikdörtgen ile başlayıp yarım daire ile tamamlanan planda tasarlanmış; üstten, sivri kemerli, yarım kubbeli kavsara ile sonlandırılmıştır. Mihrap nişlerinin kimi zaman dikdörtgen prizmatik bir kütle dâhilinde harime doğru taşıntı yaptıkları görülmektedir. Dış cepheden taşıntı yapan örnekler de mevcuttur. Çoğunlukla yalın nişler halinde ele alınan örneklerin yanısıra azımsanamayacak sayıda örnekte oturtmalık, çerçevelik, tepelik ve konsollar, nadiren de sütunceler tasarımı tamamlayan elemanlardır. Uygulamasına çok ender rastlanan, mihrap niş duvarında pencere açma geleneği Hatay mihraplarında, özgün ve dikkat çekici bir unsur olarak karşımıza çıkar. Yörede, mihrabın bütün cephesini kaplayan süslemeye nadir rastlanmaktadır. Süsleme unsurları çoğunlukla tepelik ve konsolların yüzeyleri ile az sayıda bulunan sütuncelerde, belli başlı yapılarda, çerçeveliklerde karşımıza çıkar. Süsleme programında, yörenin gerek bünyesinde barındırdığı gerekse de önemli yolların kesiştiği konumundan dolayı karşı karşıya kaldığı çok kültürlü yapının izlerini taşır. Tarihsel süreçte siyasi ve ticari bağları ağırlıklı olarak Halep üzerinden yürütülen yörede bu bölge ile olan üslupsal etkileşim mihrap tasarımları ve süslemelerinde de kendini göstermektedir. İncelenen mihrap örnekleri, ait oldukları Osmanlı döneminde, bu süreçte benimsenen çeşitli üslupların yansımalarının, başkentten uzaktaki bu yörede, Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Suriye bölgesini kapsayan kültür çevresinin etkisi altında, mahalli olarak yorumlanması ve uygulanması ile ortaya çıkan kendine özgü bir karakter göstermektedir. Anahtar kelimeler: Hatay, Mihrap, Süsleme, Osmanlı Mimarisi, Türk- İslam Mimarisi

Dini mimariHatayMihrap+2
Mustafa Kaya
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Selçuklu Çağı Anadolu mimarisinde malzeme ve teknik(Doğu ve Güneydoğu Anadolu)

Dünyadaki en eski yerleşimlerin başında gelen Anadolu'da 11. yüzyıla kadar çok sayıda kültür ve medeniyet yaşamıştır. Bu tarihten itibaren Türklerin Anadolu coğrafyasına yerleşmeleri Selçuklu fetihleriyle olmuştur. Selçuklu çağındaki ilk Türk Beylikleri çok sayıda mimari eserler inşa ederek Türk ve İslam medeniyetin gelişimine katkı sağlamışlardır. Başta cami olmak üzere mescid, medrese, türbe, kervansaray, hamam ve zaviye gibi birçok yapı türü inşa edilmiştir. Türklerin Anadolu'daki ilk yerleşim yerlerinden olan Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki eserler inşa edilirken farklı türde malzemelerin kullanıldığı görülmektedir. Kalker, andezit, bazalt, kumtaşı ve mermer yapıların inşa sürecinde tercih edilen taş türleridir. Bu taş türlerinin yapılarda kullanılmasının başlıca sebebi ham maddeye yani taş ocaklarına yakınlıktır. Bu taşlar yapılarda kesme taş, kabayonu taş ve moloz taş biçiminde kullanılmıştır. Eserlerde hem yapım hem de süsleme malzemesi olarak uygulanan tuğla, taştan sonra ikinci sırada tercih edilen bir inşa materyalidir. Tuğlada en çok sırsız tuğla uygulaması görülürken sonra kesme tuğla ve sırlı tuğla gelmektedir. Yapılarda statik amaçlı kullanılan ahşap daha çok hatıl olarak cephe ve duvarlarda görülmektedir. Genellikle tuğla yapılarda karşımıza çıkan alçı, süsleme malzemesidir. Taş ve tuğla yapılarda farklı inşa teknikleri ile uygulanmışlardır. Özellikle tuğlanın esnek olan yapısal karakteri farklı biçimlerde inşa tekniğinin meydana gelmesine olanak sağlamıştır. Farklı yapı türlerinde ve strüktürel elemanlarda kullanılan inşa malzemesinde bölgenin veya dönemin genel uygulamaları tekrarlandığı veya sıradanlığı bozan düzenlemelerin olduğu görülmektedir. Bu tercihlerde farklı sebeplerin veya etkilerin olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle dönemlerde kendi malzeme kullanım üslubuna sahip devletler olduğu gibi farklı denemeler tercih eden bânîler de bulunmaktadır. Türklerin hem Orta Asya'dan getirdikleri hem de Anadolu'da karşılaştıkları farklı ve çok sayıda taş, tuğla alçı ve çini süsleme teknikleri mevcuttur. Bunların yapılarda uygulanmasında, sahip olunan mimari hafıza, karşılaşılan kültür ve sosyo-ekonomik durumun etkili olduğu anlaşılmaktadır. Yapılarda uygulanan malzeme ve inşa tekniklerinde bânî (yaptıran), mimar ve usta (yapıcı) faktörlerinin de yön verdiği tespit edilmektedir. Özellikle bânînin siyasi olarak gücü ve mimarın kökeni malzeme kullanımında yönlendiricidir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki farklı toplumlara ait mimari geleneğin malzeme ve inşa tekniklerinde etkisi yadsınamaz bir gerçekliktir. Ayrıca Orta Asya, Kafkasya, Irak ve Suriye'deki inşa biçimlerinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki yapılarla benzeşim göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Selçuklu Çağı Mimarisi, İnşa Malzemesi, Yapım Teknikleri, Süsleme Biçimleri

Doğu Anadolu bölgesiGüneydoğu Anadolu bölgesiMimari özellikler+5
Resul Yelen
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Başkale Çatak ve Gürpınar'daki Tetrakonkos planlı üç kilise

Tezimizin konusunu teşkil eden üç tetrakonkos planlı kiliseden en önemlisi, Van İli, Başkale İlçesi, Yanal Mahallesinde bulunan Soradır Kilisesi'dir. Bu plan tipinin bölgedeki en erken örneği olması açısından Soradır Kilisesi ayrı bir öneme sahiptir. Tetrakonkos plan tipinin en abidevi örneği olan Akdamar Kutsal Haç Kilisesi'nin prototipi olarak da tarif edilebilir. Dört yonca yaprağı plan tipi ile VII. y.y. yapısı olduğu tahmin edilen Van İli Çatak İlçesi Elmacı Mahallesinde bulunan Sortkin Kilisesi, mimarisinin X.y.y.'daki yapılarla benzeşmesinden dolayı bu döneme tarihlendirilmektedir. Sortkin Kilisesi, büyük oranda sağlam kalmış olması nedeniyle bu plan tipinin incelenmeye değer bir örneği olarak karşımızda durmaktadır. Van İli, Gürpınar İlçesi, Yedisalkım Mahallesinde bulunan Boutats Kilisesi kaynaklardan edindiğimiz bilgilerden hareketle tetrakonkos plan tipinin bir diğer örneğidir. Günümüzde büyük oranda değiştirilmiş olan bu kiliseyi detaylı bir biçimde inceleyememe ve günceleyememin üzüntüsünü yaşamaktayız. Tez konusu olan tetrakonkos planlı bu üç kilise, Van'da bulunana ve bu plan tipinde yapılmış olan Akdamar Kutsal Haç Kilisesi, Varagawank (Yedi Kilise) Meryem Ana Kilisesi ile Erçiş Arcuaber (Salmanağa) Kilisesi'ne göre ilk yapılışları itibariyle daha erken tarihli olması açısından önemlidir. Eserler sadece tipolojik olarak ele alınmamış olup aynı zamanda süsleme ve malzeme açısından da değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu plan tipinin yapım aşamasının zorluğu ve kullanım alanlarının darlığı sebebiyle diğer plan tiplerine göre daha az tercih edilmesine yol açmıştır. II Vurgulanması gereken bir diğer husus ise; bu plan tipinin Akdamar ve Varagavank'ta olduğu gibi Van'da dini merkezler olarak işlev gören yerlerde uygulanmış olmasıdır. Bölgemizde önemli bir yere sahip olan Hıristiyan dini mimarisinin tetrakonkos plan tipinin eserlerini inceleyerek, bilimsel araştırmalara az da olsa zemin hazırladığımızı ümit ediyoruz.

Hristiyan mimarisiHristiyanlarKiliseler+6
Ömer Gözütok
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çavuştepe Kalesi'nin malzeme teknik ve mimari açıdan günümüz Çavuştepe Köyü'ne yansımaları

Van Gölü Havzasında kurulan ve yaklaşık 250 yıl kadar hüküm süren Urartu Krallığı, Doğu Anadolu'ya adeta altın çağı yaşatmıştır. Yapılan çeşitli kazılar ve yüzey araştırmalarından yola çıkarak Prehistorik Çağ'da Doğu Anadolu Bölgesi'nde bir kısım göçebe halk topluluklarının yaşamış olduğu saptanmıştır. Bu dönem içerisinde yerleşimin varlığı bilinse de kalıntıların ulaşılması zor yüksek yaylalarda yer alması, arkeolojik bulguların yetersiz kalmasına sebep olmuştur. Van, arkeolojik bulgulara göre Kalkolitik Çağ'dan (M.Ö. 5500-3000) başlayarak tarih dönemlerinin tümünde çeşitli ırk, kültür ve inanışlara sahip kavimlerin tek tek veya topluca yaşadıkları bir merkez olmuştur. Urartu kalelerinden günümüze en iyi durumda kalmış olan örnek ise hiç kuşkusuz Çavuştepe Kalesi'dir. Çavuştepe Kalesi'nde arkeolojik ve bilimsel çevrelerce tarihi değeri olan aşağı ve yukarı kale, saray, tapınak, depo alanları gibi kalıcı ve büyük ölçekli şehir yapıları incelenmiştir. Ancak Çavuştepe Kalesi mimarisi ve günümüz Çavuştepe Köyü konut mimarisine yansımaları araştırılmamıştır. Bölgenin olumsuz doğa koşulları, felaketler, savaşlar Çavuştepe mimarisinde kullanılan kerpiç ve ahşap malzemenin direncini azaltmıştır. Bu nedenle toplumların sosyo - kültürel yapısı ve gelişimi konusunda çok sağlıklı ipuçları veren küçük ölçekli yaşam birimleri olan evlerin incelenmesine önem ve öncelik verilmiştir. Çalışma içerisinde Çavuştepe Kalesi ve Çavuştepe Köyü'nün mimari (yapı malzemeleri, kullanılan aletler, mimari işçilik, konutlar, tandırlar, depo yapıları, hayvan barınakları) açıdan karşılaştırılması yapılmıştır.

ArkeolojiArkeolojik eserlerKaleler+4
Naime Kuşman
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi Mardin evlerinin başoda plan geleneği

Mardin, Güney Anadolu ile Kuzey Mezopotamya'nın kesiştiği bir bölgede yer almaktadır. İpekyolu'nun önemli güzergâhlarından biri olması sebebi ile erken dönemlerden itibaren önemli yerleşim alanları arasında yer almıştır. Yerleşim kültürünün özgün taş malzeme ile kendine has özellikleriyle korunduğu şehirde mimari geleneğin gelişim sürecinin takip edilebildiği alanlardan biri de Tarihi Mardin Evleri olmuştur. Tarihi Mardin Evlerinin Başoda Geleneği'nin araştırıldığı bu çalışmada, tarihi Mardin evlerinin tasarım süreçleri, plan özellikleri ile yaşam birimleri arasında önemli görülen Başoda geleneğinin plan, malzeme ve süsleme özellikleri incelenmiştir. Çalışmada Tarihi Mardin Evlerinin Başoda geleneğini yansıtan yapıların tespit edilmesi, incelenmesi, mevcut durumlarının belirlenmesi, korunması ve tanıtılması üzerinde durulmuştur. Bu amaç ile yapılan çalışmalar neticesinde incelenmek üzere Mardin İli merkez Artuklu ilçesinde 15 ev seçilmiştir. Bu evlerin seçiminde esas olarak Başoda geleneğini yansıtan unsurlar ölçüt olarak kabul edilmiştir. Evler şehrin farklı mahallelerinden tüm özellikleri ile ele alınarak araştırmaya dâhil edilmiştir. İncelenen evler arasına farklı dönemlerde çeşitli amaçlar ile ve halen kullanılan evler de dâhil edilmiştir. Araştırmaya dâhil edilen evler; plan anlayışı, malzeme-teknik ile süsleme bakımından kendi içlerinde değerlendirilmiştir.

EvlerGeleneklerGeleneksel konut+6
İbrahim Halil Karabulut
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Midyat süryani dini mimarisinde süsleme

En eski inançların, büyük dinlerin ve kültürlerin buluşup kaynaştığı Tur Abdin Bölgesi; Kadim halklardan biri olan Süryanilerin dini inançlarına, mimarilerine ve kültürlerine ev sahipliği yapmaktadır. Araştırmamıza konu olan manastır ve kiliseler, Tur Abdin Bölgesi'nde yer alan Midyat merkez ve köylerindeki Süryani dini mimarisinin önemli yapılarını içermektedir. Midyat'taki yapılar, Erken Hristiyan mimarisi örnekleri olmalarının yanı sıra çeşitli kültürel miraslarla beslenmiş özel bir mimari yapılanmanın ürünleri olarak değerlendirilmektedir. Bölgedeki anıtsal mimarlık örnekleri bugüne kadar belli başlı konularda incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Ancak, Midyat, Süryani dini mimarisinin incelendiği bilimsel çalışmalarda süslemeye yeterince yer verilmediği, yazılan kaynakların daha çok bölgedeki mimari eserlerin yapısını ele aldığı görülmektedir. Bu bağlamda "Midyat Süryani Dini Mimarisinde Süsleme" adlı tezimizin amacı; Süryani dini mimarisinde süslemeyi en iyi şekilde ifade eden yirmi iki adet manastır ve kilise örneğinin süsleme dokuları tek tek incelenerek, dönemin Süryani süsleme sanatı açıklanmaya çalışılmaktadır. Yapılan çalışma neticesinde, araştırma konumuzu oluşturan yapılarda yoğun bir şekilde geometrik motif ve kompozisyonlar (basit geometrik bezemeler, geometrik geçmeler, düğümler), bitkisel motif ve kompozisyonlar (yoğunlukla palmet motifi, asma yaprakları), figürlü bezemeler (kuş motifleri, ikonalar), yazılı bezemeler ve haç motifleri görülmektedir. Söz konusu yapıların süsleme anlayışının, özgün bir üslupta ve mahalli etkiler taşıdığı, komşu sanat çevrelerini de etkiler nitelikte olduğu sonucuna varılmaktadır.

Dini mimariDini yapılarMardin-Midyat+4
Elif Gül
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bitlis Tatvan'daki hıristiyan dini mimarisi

Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırlarının Doğu Anadolu Bölgesi'nde bulunan Tatvan İlçesi Bitlis İli'ne bağlıdır. Tarih boyunca gölgede birçok uygarlık bir birini izlemiştir. Bölge günümüzden yaklaşık olarak beş bin yıl öncesine kadar gitmektedir. Geçmişten günümüze kadar gelindiğinde Hurriler, Asurlar, Persler, Sasaniler, Bizanslılar, Emeviler, Abasiler, Selçuklular, Akkoyunlular, Karakoyunlular, İlhanlılar ve Osmanlılara kadar bölge sık sık el değiştirmiştir. Bitlis'in Tatvan İlçesi'ne bağlı Koruklu, Göllü, Dibekli, Tuğ, Kıyıdüzü, Çanakdüzü köyleri ve Tatvan İlçesi'nin Çağlayan Mahallesi ve Düzcealan Köyü'ne bağlı Çamaltı mezraları çalışılmıştır. Bölgede üç manastır ve on kilise tespit edilmiştir. Bu çalışma bölgede yer alan manastır ve kiliselerin tamamını bir bütünlük içerisinde Sanat Tarihi metodolojisi açısından ilk defa ele alarak, gerek mimari gerekse süsleme açısından bilim dünyasına tanıtılması yönüyle önem taşımaktadır. Araştırmamızda amaç olarak belirlediğimiz, Bitlis Tatvan İlçesi'ne bağlı köylerdeki Hıristiyan Dini Mimarisi'ne ait eserleri tespit ederek, gerek plan gerekse mimari özelikleri bakımından incelenmesi gerçekleştirilmiştir. Kiliselerin günümüzdeki son durumları saha çalışmalarıyla ortaya konulmuş, plan çizimleri gerçekleştirerek görsel malzemeyle desteklenmeye çalışılmıştır. IV Değerlendirme aşamasında eserlerin öncelik olarak Ermeni mimarisindeki yerine değinilmiştir. Elde edilen veriler ışığında plan tipleri belirlenmiş, bölge ve dışındaki diğer eserlerle karşılaştırılarak bir sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Bölgede yaptığımız çalışmalarımız sırasında gerek arazi şartları gerekse güvenlik sorunları gibi bazı nedelerle zaman zaman sıkıntılı anlar yaşanmıştır. Tesip edilen 13 manastır ve kiliselerde 10 yapıda saha çalışılması gerçekleştirilebilmişken, 3 yapıya gidilememiştir. Toplam 13 yapıdan 3 ayrı plan tipi tespit edilmiştir. Bunlardan 9'u tek nefli, 2'si merkezi, 2'si ise Kapalı Haç Plan tipinde inşa edilmiştir. Süsleme unsurundan oldukça yoksun olan kiliselerde ağırlıklı bir şekilde moloz taş malzeme kullanılmıştır.

Bitlis-TatvanDini eserlerDini mimari+7
Özcan Yılmaz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Mardin ili ve ilçelerindeki manastır mimarisi

Bulunduğu konum itibariyle birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Tur Abdin Bölgesi, bünyesinde barındırdığı Hristiyan dini mimarisine ait manastır ve kiliseler açısından zengin bir bölge konumundadır. Süryaniler için kutsal sayılan Tur Abdin Bölgesi, Hristiyanlık inancına ait öğretilerin ve Süryani kilise litürjisinin günümüzde de sürdürüldüğü manastırlara sahiptir. Araştırmamızın konusunu teşkil eden manastırlar, genel itibariyle merkezi Midyat olarak kabul edilen Tur Abdin Bölgesi'nin sınırlarına dâhil edilebilir. Süryani Ortodoks dini mimarisine ait bu taşınmaz kültür varlıkları, Hristiyanlığın erken dönemlerinden itibaren bölgenin bir inanç merkezi haline geldiğinin kanıtı olarak gösterilebilir. Mardin İli ve ilçelerinde inşa edilmiş olan manastırların bir kısmı, günümüzde varlığını sürdürmekte olan önemli birer kültür mirası olarak değerlendirilebilir. Mardin'de yer alan Süryani dini mimarisi ile ilgili birtakım araştırmaların gerçekleştirildiği bilinsede; bölgedeki manastırların plan ve mimari özellikleri açısından, komşu sanat çevrelerinde yer alan diğer manastır yapılanmaları ile kapsamlı bir şekilde değerlendirmeye tabi tutulmadıkları görülmektedir. "Mardin İli ve İlçelerindeki Manastır Mimarisi" başlıklı tez çalışmamız kapsamında ele alınan manastırlar, bulundukları konum itibariyle yerleşim yerlerine olan mesafeleri ve bünyelerinde barındırdıkları yapıların şekilleniş biçimlerine göre iki gruba ayırılarak incelenmiştir. Manastırlar, plan ve mimari özelliklerinin yanı sıra, kullanılan malzeme ve bezeme programı açısından da değerlendirilmeye çalışılmıştır. Yapılan araştırmalar neticesinde, çalışma konumuzu oluşturan manastırların yer aldığı Tur Abdin Bölgesi'nin komşu sanat çevreleriyle etkileşim içerisinde olduğu ve kendine özgü bir mimari üslup geliştirdiği görülmüştür. İncelenen manastırlarda yer alan dini mimari öğelerinin, Süryani kilise geleneği ve bu geleneğe uygun bir litürji etrafında şekillendiği ifade edilebilir.

Dini mimariHristiyan mimarisiManastır+4
Ufuk Elyiğit
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Erzincan'daki Hristiyan dini mimarisi

Doğu Anadolu Bölgesi'nin önemli bir kenti konumunda olan Erzincan'daki araştırma alanı il ve ilçeleri kapsayacak bir şekilde belirlenip çalışmalara başlanmıştır. Bu çalışmalar yapılırken Sanat Tarihi metotlarına bağlılık esas olarak alınıp, yapılar hakkındaki araştırmalar buna göre sonuçlandırılmıştır. Dini yapıların saha çalışmaları yapılırken çeşitli sorunlarla karşılaşılmış olunmasına rağmen on üç eser tespit edilmiştir. Bu yapıların güncel halleri gerek mimari gerek süsleme açısından ele alınmıştır. Bu on üç eserin dördü manastır, dokuzu kilise yapısından oluşmaktadır. Bu çalışma, mimari eserlerin güncel durumlarının bilim dünyasına kazandırılması açısından önem arz etmektedir. Çalışılan bu yapıların dışında tespit edilen iki manastır yapısına güvenlik nedeniyle gidilememiştir. Üç kilise yapısının da günümüze sağlam bir biçimde gelemediği görülmüştür. Yapıların günümüzdeki mevcut durumları saha çalışmaları ile birlikte ortaya konup, plan çizimleri yapılarak desteklenmiş ve bu temellendirme sayesinde dini eserlerin tanıtımı yapılmıştır. Ayrıca manastır ve kiliselerin Ermeni mimarisindeki yerlerine öncelikli olarak değinilmiştir. Değerlendirme kısmında yapıların plan tipi ve mimari dokularına yer verilmiştir. Erzincan ili ve ilçelerini kapsayan bu çalışma da yapıların plan tipleri açısından oldukça zengin olduğu görülmektedir. Altı farklı plan şeması esas alınarak dini yapılar meydana getirilmiştir. Bu bağlamda eserlerin dört bazilikal planlı, dört tek nefli, iki serbest haç planlı, iki trikonkhos (üç yonca yaprağı) planlı, bir tetrakonkhos (dört yonca yaprağı) planlı ve bir de kapalı haç planına göre yapıldıkları görülmüştür. Ele alınan bu dini yapıların hiçbirinde tarihlendirme yapılabilecek inşa kitabelerinin olmayışı yapılar hakkında kesin bir tarihlendirme yapılabilmesinin önüne geçmiştir. Bu nedenle incelenen eserler plan ve mimari özelliklerine bakılarak tarihlendirme işlemi yapılmaya çalışılmıştır. Mimari yapıların çoğunda farklı sayılarda olan duvar nişlerine yer verilmiş ve bu duvar nişlerinin yapıların iç kısımlarında kendilerine yer bulması dikkat çekicidir. Ayrıca kilise cephelerinin hareketliliği girişler, pencere açıklıkları ve birkaç yapıda da haç motifi ile sağlanmıştır. İncelenen dini yapıların tamamında taşıyıcı unsur beden duvarlarıdır. Bunun yanında sütun, duvar payeleri ve kemerlerde kullanılmıştır. Ayrıntılı bir biçimde verilmeye çalışılan yapıların birkaç istisnai durum dışında süsleme açısından sade bir şekilde inşa edildikleri görülür. Tüm Hristiyan Sanatı'nda olduğu gibi Ermeni Sanatı'nda da önemli bir yere sahip olan haç motifinin kullanımına sıklıkla yer verilmiştir. Yapılarda kullanılan malzemeye bakıldığında ağırlıklı olarak kaba yonu taş, moloz taş malzeme karşımıza çıkmaktadır. Bunun yanı sıra yer yer düzgün kesme taş ile çok az da olsa tuğla kullanımı söz konusudur. Bütün veriler göz önüne alındığında yapıların gösterişten uzak bir anlayışla meydana getirildikleri, işlevsel amaç doğrultusunda kullanıldığı gözlemlenmiştir. Buna sebep olarak ekonomik şartların etkili olduğu düşünülebilir. Birçok doğal afet veya belki de savaşlara maruz kalınmasına rağmen günümüze ulaşan bu eserlerin ülkemizdeki kültürel miras içinde değerlendirilmesi gerekir.

Dini mimariDini yapılarErmeniler+4
Abdulkadir Beyaztaş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bulunan kaplıcalar ve Ilgın Kaplıcası'nın tarihi gelişimi

Su mimarisinin önemli yapılarından biri kaplıcalardır. Türklerin temizliğe verdiği önem, kaplıca mimarisi ve kaplıca tarihinin ortaya çıkmasına ve gelişmesine sebep olmuştur. Kaplıcalar işlevsel özellikleri, mimari kuruluşları ve ilkçağlardan günümüze kadar çeşitli medeniyetlere şifa kaynağı olması bakımından, Türk kültürü ve sosyal yaşamında vazgeçilmez bir yere sahiptir. Bu çalışmayla her dönemde örneklerine rastlanan Türkiye'deki kaplıcaları incelemeye çalıştık. Araştırma konumuzu oluşturan diğer bir konu olan, Konya iline bağlı Ilgın ilçesinde bulunan Selçuklu dönemi eserlerinden Karamanoğlu İbrahim Bey ve Selçuklu vezirlerinden Sahip Ata Fahrettin Ali'nin vakıflarından Ilgın Kaplıcası, gerek kültür ve medeniyet tarihimiz gerekse fert ve toplum sağlığı açısından önem taşımaktadır. Türklerin Anadolu'ya yerleşmelerinden sonra yaptıkları öncü yapılardan biri olan Ilgın Kaplıcası, günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Çalışmamızda, Selçuklular döneminden günümüze kadar ulaşmış bir yapının tarihini ve zaman içerisindeki değişimini ortaya koymaya çalıştık. Sahip olduğu ekonomik getirisi ile bölgedeki vakıf eserlerine önemli miktarda kaynak aktarılmasını sağlayan Ilgın Kaplıcası, şifalı suları sayesinde yüzlerce yıl insanlara sağlık hizmeti sunmuştur. Ilgın yöresine binlerce insanın gelmesini sağlayan kaplıca, sosyal hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Çalışmamızda, Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi ve Ilgın'daki yerel kurum arşivleri, yerel ve ulusal basın ve konu ile ilgili olarak yayınlanmış kitap ve makalelerden yararlanılmıştır. Amacımız, Ilgın Kaplıcasının toplum sağlığı açısından önemini, binasının yapılışını, mimari özelliklerini, zaman içerisinde geçirdiği tamir ve tadilat faaliyetlerini, ekonomik ve toplumsal hayatta oynadığı rolü ortaya koymaktır. Ilgın Kaplıcası ile ilgili olarak yapılacak çalışmalar, bin yılı aşkın süredir Türk toprağı olan ve "Ab-ı Germ" şehri olarak bilinen Ilgın'ın tarihinin ortaya çıkmasına katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Ilgın, Kaplıca, Çifte Kaplıca, Ab-ı Germ, Ilgın Kaplıcası

Ekonomik hayatKaplıcalarKonya-Ilgın+3
Banu Erdönmez
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Tanzimat Dönemi uygulamalarının Ankara kent dokusuna etkisi (1839-1924)

19. yüzyıl, dünya ekonomik ve siyasi tarihi içinde, özellikle Avrupa merkezli bir dünya ekonomik sisteminin oluşması bakımından önem taşıyan ve bu sistem içinde kendi çıkış yolunu yine Batı'yı model olarak seçmekte bulan Osmanlı İmparatorluğu'nun, çok yönlü reform kararlarının ve bunun getirdiği değişimin/dönüşümün yüzyılıdır. Osmanlı modernleşme çabalarının çıkış noktasını oluşturan ve 1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı ise 18. yüzyıldan beri devam eden ıslahatı resmî devlet politikası haline getirmiş ve Osmanlı devlet yapısını ve toplumsal dokuyu yeniden şekillendiren bir dönemi başlatmıştır. Tanzimat ile değişen hukuki uygulamalar, yeni toprak düzeni, yeni millet sistemi ve yeni yönetimsel düzen ile kurumsal yapıda bir değişim/dönüşüm yaşanmış olup, bu yenilikler, mülkiyet düzeni, kent yönetimi ve imar pratiğinde ve dolayısıyla kentler ve mimaride de mekânsal karşılıklar yaratmıştır. Tanzimat Döneminde, ülke yönetiminde yapılan yeniliklerin uygulandığı öncelikli kentlerden biri de Ankara'dır. 20. yüzyıl ilk çeyreğinde yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti olmasıyla farklı bir dönemece giren ve model kent olarak yeniden şekillendirilen Ankara'nın bu dönem tarihi gerek başkent olma süreci gerekse de günümüz Ankara'sına ilişkin ipuçları vermesi bakımından önem taşımaktadır. Bu kapsamda, bu çalışmanın amacı, Osmanlı modernleşmesi projeleri doğrultusunda Tanzimat Fermanı ile birlikte başlayan ve idari alandan eğitim alanına kadar pek çok alanda değişim/dönüşümün yaşandığı bu sürece ilişkin, üst ölçekteki değişimler ve yerel bağlamın birlikte ürettiği mekânsal yapılarıyla, Ankara kent dokusunda yarattığı fizikî mekân karşılığını 1839 ve 1924 haritalarını da kullanarak bulmaya çalışmak, incelenen bu değişim ve yeniliklere neden olan süreçleri belirlemek ve Tanzimat yenilikleri ile ilgilerini kurarak ortaya koymaktır. Sosyal, ekonomik, yönetimsel ve politik değişimin en son fizikî mekâna yansımasından hareketle, çalışma kapsamında gerek döneme ilişkin Osmanlı İmparatorluğu tarihi arka planı, gerekse de Ankara kenti tarihi ele alınmış ve haritalar üzerinden de irdelenerek Tanzimat Dönemi uygulamalarının Ankara kent dokusuna etkisi yazılı ve görsel belgelere dayanılarak değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler Tanzimat, Modernleşme, 19. Yüzyıl, Ankara, Kent Dokusu, Mimari, Değişim/Dönüşüm.

AnkaraKent dokusuMimari eserler+5
Ayşe Nur Aytemiz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Midyat'taki Mor Filoksenos Kilisesi ve yapı topluluğu

Kuzey Mezopotamya bölgesinde yer alan kireçtaşı masifinden oluşan Tur Abdin platosu/bölgesi doğudan ve kuzeyden Dicle Nehri ile sınırlamaktadır. Bölge çeşitli dönemlerde Kasieri, Masius gibi isimlerle tanımlansa da altıncı yüzyılda Tur Abdin olarak adlandırılmıştır. Bölge, Erken Hıristiyanlık döneminde, çevresinde bulunan Diyarbakır (Amida), Şanlıurfa (Edessa), Dara (Anastasiopolis), Nusaybin (Nisibis) kentlerinin dini mimari geleneklerinden etkilenmiştir. Bu kentlerde en erken Hıristiyanlık dönemi dini yapıları üçüncü ve dördüncü yüzyıllarda görülmeye başlamıştır. Tur Abdin bölgesinde ise en erken yapılar beşinci yüzyılın sonu altıncı yüzyılın başına tarihlendirilmektedir. Tez konumuzu oluşturan Mor Filoksenos Kilisesi, Tur Abdin bölgesinin merkezi olan Midyat'ta yer alan erken Hıristiyanlık dönemi mimari yapılarından biridir. Bu çalışmada kilise ve bağlı yapıları hakkında yapılmış önceki bilimsel araştırmalar değerlendirilmiş, kilise yerinde incelenmiş, güncel çizimi yapılmış, belgelenmiş, tarihlendirilmiş ve kilisenin monografisi oluşturulmuştur. Tez kapsamında kilise kendi yapı özellikleri açısından değerlendirilmiş, Kuzey Mezopotamya mimarisi ve çevre kültürler içerisindeki plan tipi, mimari bezeme, malzeme-teknik gibi mimari öğeler yardımıyla benzer ve farklı özellikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler Mezopotamya, Tur Abdin, Hıristiyan, Süryani Ortodoks, Mimari, Onarım, Restitüsyon.

KiliselerMardin-MidyatMimari ögeler+7
Firyaz Alp
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sıcak-kuru iklim geleneksel konutlarında iklime duyarlı tasarım

Doğal kaynakların korunması, çevre kirliliğinin önlenmesi, fosil kaynaklarının tüketiminin azaltılması ve doğayla iç içe var oluşu İran'ın çöl mimarisinin ilkeleridir. Yıllarca böyle sert bir iklimde yaşayan yerliler, sıcak-kuru iklime ait iklim şartlarını önemli ölçüde azaltmak için çözümler bulmuşlardır. Geleneksel çöl mimarisinin incelenmesi, hava sıcaklığı ve ikliminin sorunlarını çözmek için bazı yöntem ve teknikleri ortaya koymuş ve modern mimaride kullanılabilen sürdürülebilirlik kalıplarının geliştirilmesine yol açmıştır. Geleneksel pasif sistemler bu çalışmanın temel hedefidir. Pasif soğutma sistemleri İranın sıcak-kuru, yerel mimarisinde önemli bir eleman olarak karşımıza çıkmaktadır. Yıllar boyunca İran'ın özel hava iklimine ve hava koşullarına göre tasarlanmış kentlerden biri olarak Yezd kenti örnek alınmış ve bu çalışmada açıklanmıştır. Modern mimarı yaygınlaştıktan sonra iç konfor sağlamak için mekanik sistemler kullanılmaya başlanmış dolaylısıyla binalarda iklimsel tasarım giderek azalmaya başlamıştır. Günümüzde fosil yakıtlarından aşırı kullanımıyla ortaya çıkan kriz ve çevre kirliliği nedeniyle iklimsel tasarıma yeniden önem verilmiş ve geçmişimizde kullanılan pasif sistemler yeniden kullanılmaya başlanmıştır. Bu araştırma Bu kalıplardan bazıları üzerinde açıklamalar yapılmaktadır. Bu bakış açısıyla, İran'ın Yezd kentinde kullanılan geleneksel pasif sistemleri detaylı olarak incelenmiş ve Lariha Konut'tu örneği üzerinden Revit bilgisayar programı kullanılarak uygulanan sistemlerin analizi yapılmıştır. Anahtar sözcükler Çöl mimarisi, enerji verimliliği, pasif soğutma sistemleri, iklimlendirme, Revit.

KonutKonut tasarımıKuru koşullar+7
Ladan Sojoudıhassanloueı
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cephe özellikleri açısından İzmir konutlarında cumba ve çıkma

19. yüzyılda İzmir, Levanten topluluklar, Ermeni, Rum ve Yahudi azınlıklar, gayri Müslüm Osmanlı tebaası, Kırım ve Balkanlar'dan gelen göçmenlerle kozmopolit bir yapıya kavuşmuştur. Kentin kozmopolit yapısı farklı kültürleri temsil eden mimari eserlerin meydana gelmesini sağlamıştır. Çalışma konumuz olan cumba ve çıkmalar ise bu kozmopolit yapının etkileri ile oluşan konutların en önemli mimari unsurlarıdır. Bu çalışmada amaç, bugüne kadar çeşitli araştırmalara konu olmuş İzmir konutuna çıkma açısından bakarak yeniden değerlendirmektir. Bir diğer amacımız ise her geçen gün yok olmakta olan İzmir'in eşsiz tarihi yapılarının ve İzmir'i İzmir evi yapan cumba ve çıkmalarının belgelenmesini sağlamaktır. Çalışmamızda 19.yüzyıl-20.yüzyıl başına tarihlenen 82 adet konut ele alınmıştır. Söz konusu konutların genel fotoğrafları ile birlikte cumba ve çıkmalarının ayrıntılı fotoğrafları çekilip, çizimleri yapılarak zengin bir katalog oluşturulmaya çalışılmıştır. Değerlendirme bölümünde cumba ve çıkmalar konum, malzeme, form ve süsleme bakımından ayrıntılı olarak incelenmiştir. Elde edilen veriler sıralanarak çalışma sonlandırılmıştır.

Balkon sistemleriCephe tasarımıCephe özellikleri+6
Yasemin Barboros
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir yapılarında bezeme unsuru olarak çini

İzmir Yapılarında Bezeme Unsuru Olarak Çini adlı çalışmamız, Geç Osmanlı Dönemi, Birinci Ulusal Mimarlık ve Cumhuriyet Dönemlerinde inşa edilmiş yirmi altı yapıyı süsleyen çinileri kapsamaktadır. Dini yapılardaki çiniler, genellikle Geç Osmanlı Döneminin 18. yüzyılında aynı anda yerleştirilenleri yansıtmaktadır. Sivil mimaride ise Geç Osmanlı Döneminin 19. yüzyıl örnekleriyle Birinci Ulusal Mimarlık ve Cumhuriyet Dönemlerinin 20. yüzyıl Kütahya üretimleri de görülmektedir. Çini süslemeli olan İzmir yapıları, katalog bölümünde yapı türü ve kullanım amacına göre gruplandırılmıştır. Yapıların mimari özelliklerinden sonra çinilerin, tarihi dönemleri, ustası, yapıdaki yeri, form, malzeme, teknik ve kompozisyonlarına değinilmiştir. Yapılardaki konumları, alınlık, duvar, pencere, kapı, konsol, kubbe kasnağı ve minare gibi çeşitli alanlardadır. Beyaz-krem hamurlu çiniler, tek renk sırlı veya şeffaf renksiz sır altına çok renk boyamalı tekniğindedir. Kompozisyonlar, bitkisel, geometrik, mimari, nesne, sembolik motifler ile beraber yazı unsurlarıyla çeşitlilik gösterir. Bütün pano kompozisyonlarının yanı sıra, panolardaki bordür, köşelik ve levha bölümlerine göre farklı kompozisyon düzenlemeleri tasarlanmıştır. Çalışmamızda değindiğimiz çiniler, tüm özellikleri ve teknikleri ile Kütahya üretimine örnekler veren nadir eserler arasındadır.

BinalarMimari özelliklerSüslemeler+4
Burcu Eray
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aigai (Aiolis) kuzey kapısı

Kent kapıları bir kentin savunma hattının hem en büyük zaafı hem de en vazgeçilmez öğesi olmuştur. Aigai Antik Kenti'nin ana kapılarından biri olan Kuzey Kapısı da tez çalışması kapsamında ele alınarak kent planlamasındaki konumu, mimarisi ve tarihlemesi üzerine incelenmiştir. Bu kapsamda savunma sistemi içerisinde kapıların konumlandırılmaları, tipolojik ve biçimsel farklılıkları, Kuzey Kapısı'nın analojik değerlendirmesi ekseninde benzer kent kapılarının varlığı araştırılmıştır. Tüm veriler sonucunda kapının kullanım evreleri, tarihlemesi ve planlaması ile stilistik özellikleri ortaya çıkarılmıştır.

AigaiArkeolojik alanlarArkeolojik kazılar+7
Gülen Ceyda Eroğlu
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects