Cezai sorumluluk

64 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Ödeme aracı olarak çek, çekte ''karşılıksızdır'' işlemine sebebiyet verme suçu ve sonuçları

Çek, düzenleyeni tarafından, muhatabı olan bankaya hamili lehine belirli bir tutarın ödenmesi emrini içeren bir tür havaledir. Ticari hayatta nakit yerine kullanımıyla büyük kolaylıklar sağlayan çek, kamu otoritesi tarafından da ticaretin kayıt altına alınması yönüyle teşvik edilmektedir. Çek, ticari hayatta kullanılan en önemli ödeme araçlarından biridir. Türkiye'de çekin ödeme aracı olarak kullanılmasından çok, sağlama aracı olarak kullanılması hususu yoğun olarak tartışılmaktadır. Yasa koyucu bunu açıkça ifade etmese de, uygulamada çekin kredi aracı olma özelliğiyle ilgili sorunlar bir türlü giderilememiştir. Bu konudaki yasal düzenlemeler oldukça yetersiz kalmaktadır. Tez içeriğinde öncelikle çek ile ilgili kavramsal çerçevede tanımlamalar yapılmış, kredi vasıtası olarak kullanımıyla ilgili ortaya çıkan "karşılıksız çek" konusu ve hukuki sonuçları Türk mevzuatında ilgili düzenlemeler çerçevesinde incelenmiştir. Özellikle bu konuda çekin karşılıksız kalmasına sebebiyet veren "karşılıksızdır işlemine sebebiyet verme suçu" hukuki ve cezai yönlerden değerlendirilmiştir. "Karşılıksızdır" işlemine sebebiyet verme suçunun cezalandırılması ve konkordato sürecindeki durumu ve sonuçları da tezde ele alınan diğer konulardır.

Cezai sorumlulukEkonomi hukukuKarşılıksız çek+6
Alper Yunus Emre
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İslam ve Türk ceza hukukunda akrabalığın suç ve cezalara etkisi

Hazırlamış olduğumuz tezimizin konusu İslam hukukunda ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nda suçlu ile mağdurun birbirlerinin akrabaları olmaları durumunda aralarında var olan bu akrabalık ilişkisinin suç veya cezaya nasıl ve ne derecede etki ettiğinin araştırılmasıdır. Tezimiz giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezimizin amacı ve kaynakları konulara değinilmiştir. Birinci bölümde İslam ve Türk Ceza Hukuku'ndaki suç ve ceza kavramlarına ve bu kavramların unsurlarına yer verilmiştir. İkinci bölümde İslam hukukundaki had suçları ile kısas suçları ve cezaları hem basit şekilleri açısından hem de suçlu ile mağdurun birbirlerinin akrabaları olmaları açısından ele alınmıştır. Sonuç bölümünde ise ulaşılan bulgular değerlendirilerek çalışma sonlandırılmıştır.

AkrabalıkAkrabalık ilişkileriCeza+6
Mustafa Kale
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk hukukunda marka hakkı ve marka hakkına karşı işlenen suçlar

Marka suçları 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 30. maddesinde üç suç tipi şeklinde yedi bent olarak, marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümler başlığı altında düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile marka suçlarına ilişkin daha önce yer alan yasal düzenlemelerde ki eleştirilere büyük ölçüde çözüm getirildiği söylenebilir. Markanın özellikle ticari hayatta kapladığı alanın artması ile gerek marka hakkı sahipleri gerek markayı kullanan tüketicilerin gerekse de ticaret piyasasının korunması için markanın cezai düzenlemelere konu olması zorunluluğu doğmuştur. Bu çerçevede yasa koyucu kanuni düzenleme de üç tip marka suçuna yer vermiş ve bu suçlara ilişkin ayrı ayrı cezalar öngörmüştür. Yine yasa koyucu ancak markanın tescilli olması ve şikâyetin bulunması halinde soruşturma ve kovuşturmanın yapılabileceğini hükme bağlamıştır. Bunların yanı sıra tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri ve de etkin pişmanlığında bu suçlara uygulanması mümkündür. Anahtar Kelimeler: Marka suçları, Markaların korunması, Marka İhlaline Karşı Cezai koruma, Marka İhlallerinin Yaptırımı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu.

Cezai sorumlulukFikri ve sınai mülkiyet haklarıKanunlar 6769 sayılı+4
Dilan Ensari
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında marka hakkına tecavüz halinde hukuki ve cezai sorumluluk

Bu yüksek lisans tezinin amacı, 6769 sayılı Sınai ve Mülkiyet Kanunu kapsamında, markanın tescili, korunması ve marka hakkının ihlali halinde, marka sahiplerinin hukuki sorumlulukları ile marka hakkını ihlal eden kişilere yönelik cezai sorumlulukların ele alınmasıdır. Tez çalışmasının konusunu oluşturan marka hakkının genel çerçevesinin ele alındığı birinci bölümde ulaşılan sonuçlarda Türkiye'nin marka hakkının korunması hakkında 1883 tarihli Paris Konvansiyonu, WIPO kuruluş sözleşmesi, Dünya Ticaret Örgütü gibi birçok uluslararası sözleşmeye katıldığı görülmüştür. Bunun yanında markanın tanımı unsurları, markanın elde edilmesi, markanın ret sebepleri ve çeşitleri, markanın fonksiyonları, marka türleri ve markanın tescil aşamaları hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise 10.01.2017 tarihli 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile marka hakkının korunması hakkında yürürlüğe sokulan daha önceki KHK'lardan farklı olarak sınai ve mülkiyet hukukuna daha kapsamlı bir yapı kazandırıldığı görülmekle birlikte, tez konusuna ilişkin olarak 6769 sayılı kanunla marka hakkının korunması, marka hakkının ihlali hali ve marka hakkının ihlalini içeren fiiller ve marka hakkını ihlalinin internet yoluyla yapılması gibi durumlar birlikte ele alınmıştır. Buna göre marka hakkına tecavüzü içeren fiillerin varlığı durumunda 6769 sayılı kanun kapsamında hukuki sorumluluklar, hukuki tedbirler ve cezai hükümlerle öngörülen dava çeşitleri incelenmiş ve yüksek mahkemelerin marka hakkının ihlali kapsamında açılan davalara ilişkin kararları ve içtihatları ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Marka hakkı, Mülkiyet, Sınai hak

Cezai sorumlulukEkonomi hukukuHukuki sorumluluk+4
Ayhan Şahan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Hapis cezasına seçenek yaptırımlar

Bu tez, üç bölümden müteşekkildir. Birinci bölümde, onarıcı adalet yap-tırımı ve toplum içerisinde infaz edilen ceza hukuku yaptırımları, cezalandır-maktaki amaçlar bakımından incelenmiştir. Cezanın meşruluğuna sebep olarak gösterilen, caydırma, olanaksızlaştırma, ıslâh, rehabilitasyon, karşılığını verme, düzeltme, onarma teorileri ve sosyal teoriler incelenmiştir. Türk Hukukundaki cezalandırmaktaki amaç tespit edilmeye çalışıldıktan sonra, cezanın esası ve cezalandırmaktaki amaç konusundaki görüşümüz olan ?bütüncül teori? açıklanmaya çalışılmıştır. Birinci bölüm, bütüncül teoride kısa süreli hapis cezaları ile onarıcı adalet yaptırımının ve toplum içerisinde infaz edilen ceza hukuku yaptırımlarının cezalandırmaktaki amaçlar ve cezanın sahip olması gereken nitelikler bakımından mukayesesiyle nihayetlenmektedir.İkinci Bölüm, ?Onarıcı Adalet Yaptırımının Ve Toplum İçerisinde İnfaz Edilen Ceza Hukuku Yaptırımlarının Ceza Adaleti Sistemindeki Yeri?, konu-nun kavramsal çerçevesinin ve kapsamının ele alınmasıyla başlamaktadır. İkinci olarak, bu bölümde, onarıcı adalet yaptırımının ve toplum içerisinde infaz edilen ceza hukuku yaptırımlarının hukuki niteliği incelenmiştir. İkinci Bölüm, önerdiğimiz ?kademeli sistem?in açıklamasını da içine alan, ?onarıcı adalet yaptırımının ve toplum içerisinde infaz edilen ceza hukuku yaptırımla-rının ceza adaleti sistemindeki üst kategorileri? konusuyla sona ermektedir.Üçüncü Bölüm, onarıcı adalet yaptırımının ve toplum içerisinde infaz edilen ceza hukuku yaptırımlarının tayinleri ve türleri üzerinedir. ?Seçenek yaptırıma çevirme şartları ile başlayan üçüncü bölüm, seçenek yaptırım hükmünün hukukî sonuçlarının ve seçenek yaptırım türlerinin incelenmesiyle sonlanmaktadır.Anahtar Kelimeler: ?Seçenek yaptırım?; ?seçenek tedbir?; ?seçenek ceza?; ??erteleme?; ?cezalandırmaktaki amaç?; ?müeyyide?; ?yaptırım?; ?ceza?; ?güvenlik tedbiri?; ?ikameli yaptırım?; ?bütüncül teori?; ?kademeli yaptırım sistemi?.

CezaCeza hukukuCeza infaz hukuku+7
Mehmet Maden
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türk medyasında hukuk ihlalleri ve cezai müeyyidelerin hukuksal dayanakları

Bilgi ve iletişim teknolojilerinde görülen baş döndürücü hızdaki gelişim ve değişim, insanların özel hayatlarına müdahale yöntemlerini de kolaylaştırmış ve oldukça çeşitlendirmiştir. Bu bağlamda basın, radyo, televizyon ve internet yolu ile kişilere ve mala karşı işlenen suçlarda önemli bir artış görülmeye başlanmıştır. Günümüzde toplumsal hayatı etkilemede dördüncü kuvvet sayılan medyadaki baş döndürücü hızlı gelişmeye paralel bir şekilde, insanın sadece ve sadece insan olması sebebiyle sahip olduğu en temel ve vazgeçilmez haklardan olan özel hayatın gizliliği ve diğer kişilik haklarının da ciddi şekilde korunması gerekmektedir. Bu da özel hayatın gizliliği, ifade ve iletişim özgürlüğü gibi kavramların karşı karşıya gelmesine neden olmaktadır. İnsanların düşünce ve ifade özgürlükleri ile haber alma özgürlüklerini rahatlıkla kullanabilme hakları nasılki medya sayesinde mümkün oluyor ise; medyanın da bu işlevini yerine getirirken hukuka uygun şekilde hareket etmesi gerekmektedir. Medya organları görevlerini ifa ederken hukuka uygun hareket etmez ise veya hukuka uygunluk sınırını aşar ise toplum ve devlet düzeninin korunması için çeşitli müeyyideler söz konusu olabilecektir.

CezaCeza yaptırımıCezai sorumluluk+7
Muhammed Emin Yalçınkaya
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık Hukukunda yöneticilerin cezai sorumlulukları

Çalışmanın konusu banka yöneticilerinin cezai sorumluluklarıdır. Amacı ise, konumuzu bir parçasını oluşturan banka yöneticileri ile ilgili suç ve cezaların hukuk sistemi içerisindeki yerini belirlemek ve bu yere göre bankacılık sektörünün güven içerisinde çalışıp, gelişmesine hizmet edip etmediğini saptamaktır. Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümün konusu, bankacılık hukuku ve banka yönetim organlarıdır. İkinci bölümün konusu, Bankacılık Kanunu'nda yer alan suçlardır. Üçüncü bölümün konusu, Türk Ceza Kanunu'nda yazılı olan suçlardır. Dördüncü bölümün konusu banka görevlilerin yargılanma usulüdür. Temizin amacı doğrultusunda yapılan incelemeye dayalı olarak ulaşılan bulgular sonuç kısmında açıklanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Bankacılık Hukuku, Bankacılık Suçu, Bankacılık Suç ve Cezaları

Banka hukukuBanka yönetimiBankacılık+6
Can Şerbetçi
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

İdari yargı kararlarının uygulanmamasından doğan uyuşmazlıklar

İdari yargı kararlarının uygulanmasının Hukuk Devletinin bir gerekliliği olduğu mevzuat, yargı kararları ve doktrinde tartışmasız olarak kabul edilmiştir. Anayasanın 138. maddesinde mahkeme kararlarına uyma zorunluluğu vurgulanmış olup İYUK'nun 28. maddesinde de, idari yargı kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya zorunlu olduğu açıkça ifade edilmiştir. İdari yargı kararlarının uygulanma usulünün somut olaya ve karar türüne göre farklılık arz etmesi ve bazı idari yargı kararlarının uygulanmasının fiili veya hukuki sebeplerle imkânsız olması gibi nedenlerle idari yargı kararlarının infaz yöntemi ile ilgili sorunlarla karşılaşılması söz konusu olabilmektedir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci ve ikinci bölümde, idari yargı kararlarının uygulanma usullerinin karar türlerine göre sınıflandırılarak açıklanması ve infaz yokluğu hallerinin örneklendirilmesi suretiyle, infaz yöntemi ve idari yargı kararlarının icapları ile ilgili tereddütler giderilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde idari yargı kararlarının uygulanmamasından kaynaklanan uyuşmazlıklar açıklanmış ve sonrasında bu uyuşmazlıkların asgari düzeye indirilmesi ve idari yargı kararlarının etkinliğinin arttırılması için çözüm önerileri ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Cezai sorumlulukHukuki uyuşmazlıklarUyuşmazlık+3
Bilge Targan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Antisosyal kişilik bozukluğu ve ceza sorumluluğu arasındaki ilişki

Tez, dört bölümden oluşmakta olup birinci bölümde ceza hukuku kavramı, suç ve ceza politikası, ceza hukukuna hakim ilkeler, ceza hukukunun kusur yeteneği açısından tarihi gelişimi anlatılmıştır. Tezin ikinci bölümünde suç ve kusurluluk hakkında genel bilgiler, saik kusurluluk ve kusurluluğa etki eden haller ( sadece akıl hastalıkları kısmı açıklanmıştır), akıl hastalıkları kapsamındaki kişilik bozuklarının cezai sorumlulukları bakımından tarihi gelişimi, akıl hastalıklarına dair cezai sistemler ve akıl hastalıklarının ceza kanunlarında düzenleniş şekilleri ayrıntılı bir biçimde açıklanmıştır. Tezin üçüncü bölümünde ise kişilik bozukluğu kavramı, psikopatoloji ve suç davranışı, A kümesi kişilik bozuklukları, B kümesi kişilik bozuklukları, C kümesi kişilik bozukları, B kümesi kişilik bozukluklarından biri olan antisosyal kişilik bozukluğunun akıl hastalığı kapsamında sayılıp sayılmadığı incelenmiştir. Tezin son bölümü olan dördüncü bölümde ise ceza ve ceza muhakemesi hukukunda akıl hastalıkları kapsamında kabul edilen kişilik bozuklarına ilişkin düzenlemeler, akıl hastalarının tespitinde usul ve esaslar, kişilik bozukluğunda cezai sorumluluk (sosyopati ve psikopati kapsamında), akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri, tedavi tedbiri ve yüksek güvenlikli sağlık kurumu kavramı, uluslararası tıbbi bildirgelerde akıl hastasının ve suç işlemiş akıl hastasının yeri, dünyadaki adli hastaların bulundurulduğu yüksek güvenlikli servis ve hastanelerin durumu ayrıntılı bir şekilde tez içerisinde incelenmiştir.

Akıl hastası kişilerAntisosyal kişilik bozukluklarıCeza hukuku+7
Fatma Burcu Bozan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sigorta hukuku bakımından hekimin hukuki sorumluluğu

Sağlık hizmetlerinin ifa edilmesinde ortaya çıkabilen tıbbi uygulama hataları ve bunların neticesinde açılan tazminat davalarında son yıllarda görülen artış, hekimlere mesleki koruma sağlanmasının ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Öte yandan, sorumluluk kavramının hukuki boyutlarıyla çok yönlü gelişmesine paralel olarak sorumluluk sigortası da aynı oranda gelişme göstermiş ve birçok sektörde tatbik edilmeye başlanmıştır. Özellikle son yıllarda, hekim, noter, mimar, avukat, mali müşavir gibi meslek grupları mesleki sorumluluk sigortaları ile kendilerini teminat altına alma ihtiyacı hissetmiştir. Hekimlerin aşırı bir sorumluluk baskısı altında olmaları, mesleklerini yerine getirirken kendilerini güvensiz hissetmelerine, zor ve riskli uygulamalardan kaçınmalarına sebep olabilmektedir. Bu durum ise, kamu sağlığına olumsuz etkiler yapma ve ciddi mağduriyetlere yol açma potansiyeli taşımaktadır. Bu noktada, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, gerek serbest çalışan gerekse kamu veya özel kurumlara bağlı olarak çalışan hekimlerin hukuki sorumluluk nedeniyle karşı karşıya kalabilecekleri mali yükten kurtulmaları, zarar gören hastaların ise kendilerine zarar veren hekime karşı tazminat istemlerini karşılayacak bir mali kuruluşa müracaat etmelerini sağlaması bakımından önemli bir işlev görmektedir.

Cezai sorumlulukDoktor hatasıDoktor-hasta ilişkileri+7
Fatih Serhan Öksüz
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Netice sebebiyle ağırlaşmış suç

Ceza sorumluluğunun kusura dayalı olması, her hukuk devletinin en önemli gereklerinden birisidir. İnsan haklarına olan saygının ve insan haklarının güvence altına alındığının göstergesi, bir kişinin ancak ve ancak kusurlu olması koşuluyla cezai sorumluluğunun doğacak olmasıdır. Bu nedenledir ki, insanlığın uygarlaşması ve ceza hukukunun gelişmesiyle birlikte kanunlardan, kişinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın cezalandırılabileceği anlamına gelen objektif sorumluluk halleri çıkarılmaya başlanmıştır. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu bu doğrultuda olumlu bir adım atmış ve kasıtlı hareket sonucu meydana gelen daha ağır veya başka bir neticeden dolayı failin sorumluluğuna gidilebilmesini, bu netice bakımından en azından taksir düzeyinde kusurunun bulunmasına bağlamıştır. Bu çalışmada TCK m.23 ekseninde Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Suç konusu ele alınmıştır. TCK m.23'ün uygulanma şartları belirtilerek, daha ağır veya başka netice açısından kusurun saptanmasının ve kusurla oranlı bir şekilde cezai müeyyide uygulanmasının önemi üzerinde durulmuştur.

Ceza hukukuCezai sorumlulukKusursuz sorumluluk+3
Zeliha Kılıçarslan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Analyzing the actio libera in causa doctrine in theoretical, philosophical and applicable law perspective associated to criminal responsibility, culpability and voluntary action

"Actio Libera in Causa" constitutes a controversial issue in terms of criminal responsibility. The doctrine of "Actio Libera in Causa" arises as an analytical model that serves the purpose of attributing the culpability to the perpetrator and holding him responsible for his unlawful action, in cases where the cause of the perpetrator's unlawful action is his previous culpable action which had eliminated his culpability. Since ancient times, the principles of determining criminal responsibility have changed and developed. Modern criminal law accepts the choices and actions of the individual based on his/her free will as the basis of criminal responsibility. The culpability, which is a reflection of the existence of free will, can be defined basically as the power of discernment and the ability to control the actions of the self. In the event of a temporary impairment or loss of the culpability, the questions of whether and how perpetrator should be punished were discussed especially in context of the attribution of moral and religious responsibility in classical philosophy. Currently, these questions have also been discussed in the context of criminal law. The Actio Libera in Causa has been developed to answer these questions and has found widespread applicability. However, the theoretical explanation, philosophical reasoning and application of the Actio Libera in Causa pose important difficulties. The main purpose of this thesis is to explain these difficulties related to the Actio Libera in Causa and to seek solutions to these difficulties. In addition, in line with the developing technology and medicine, the situations that may be encountered in terms of criminal responsibility and temporary reasons will be envisaged and analyzed.

Criminal lawCriminal liabilityLaw philosophy+7
Merve Sena Sevindik
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk ceza hukukunda hazırlık hareketlerinin belirlenmesi ve cezalandırılabilirliği

Gelecekte işlenmesi hedeflenen bir suçun işlenmesinin mümkün kılınması veya kolaylaştırılması amacıyla gerçekleştirilen davranışları ifade eden hazırlık hareketleri, ceza hukuku sistemlerinde kural olarak cezalandırılmamaktadır. Buna karşın, çeşitli hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk ceza hukukunda da bu kuralın pek çok istisnası bulunmakta olup bu istisnaların modern ceza hukukunda artmakta olduğu görülmektedir. Bu çalışma, Türk ceza hukuku sisteminde hazırlık hareketlerinin belirlenmesi için benimsenen yöntemi açıklamayı ve hazırlık hareketlerinin cezalandırılabilirliğinin Türk ceza hukukunun temel ilkelerine uygunluğunu, karşılaştırmalı hukukta ileri sürülen görüşleri de dikkate almak ve bu görüşlerin Türk hukukuna uygulanabilirliğini sınamak suretiyle değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda iki bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde hazırlık hareketlerinin suçun icra hareketlerinden ayrılmasına dair önerilen görüşler incelenmiş ve bu görüşler ışığında hazırlık hareketlerinin özellikleri ortaya konulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde ise hazırlık hareketlerinin cezalandırılmasının hukuk sistemlerinde görünüm biçimleri sınıflandırılmış, Türk ceza hukukunun temel ilkeleri ve kabulleri çerçevesinde cezalandırılabilir bir davranışın sahip olması gereken nitelikler belirlenmiş, hazırlık hareketlerinin cezalandırılmasının meşruiyeti Türk ve Alman literatüründe ortaya konulan temellendirme girişimleri değerlendirilmek suretiyle sorgulanmıştır.

Cezai sorumlulukSuça teşebbüsTürk ceza hukuku
Levent Emre Özgüç
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık hakkı kapsamında hekimin cezai sorumluluğu

Tıp bilimi, sürekli gelişen ve değişen bir bilim alanıdır. Bu yüzden, bu bilim dalı ile ilişki içinde bulunan, sağlık hukuku da, bu değişime paralel olarak dinamik bir süreç yaşamaktadır. Bununla birlikte sağlık hizmetlerinin sunucusu olan hekimlerin de, bu sürece, ayak uydurması gerekmektedir. Çalışmamızda, sağlık hizmetlerinden faydalanan insanların, karşılıksız olarak hekimlere olan güvenini, hekimlerin birçok hak ve sorumluluklarının olduğunu ve bunların hukuk alemine yansımalarını ortaya koymaya çalıştık. İnsan hakları boyutuyla, hasta ve hekimlerin haklarının, yargı kararlarınca nasıl algılandığı ve bunların sonuçlarını tartışmaya çalıştık. Çalışmamızda, hekimin ceza hukuku açısından işleyebileceği suçlar incelendi. Hekimlerin cezai sorumlulukları kapsamında, uyguladıkları tıbbi müdahalenin hukuka uygun olması için gereken hukuka uygunluk nedenleri ortaya koyulmuştur. Ülkemizde sağlık hizmetlerinin daha kaliteli hale gelmesi için; hekimin hak ve sorumluluklarının içinde bulunduğu hukuki bir mevzuat ortaya konulması gerekmektedir ve bununla birlikte sağlık hizmetlerinde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda, uzmanlaşmış yargı organlarının görev alması gerektiği tespitleri yapılmıştır.

Cezai sorumlulukDoktor hatasıHasta hakları+7
Süleyman Akkaya
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin görevleri kapsamında kadın doğum hemşirelerinin hukuki ve cezai sorumluluğu

Bu çalışmamızda kadın doğum hemşirelerinin Hukuki ve Cezai sorumlulukları neler, yargıya intikal eden meslek riskleri ve en çok hangi uygulamalarda hataların yapıldığı irdelenmiştir. Nitekim Hemşirelik Uygulamaları nedeni ile açılan ceza davalarının büyük çoğunluğu kasten işlenen suçlar değil, tedbirsizlik, dikkatsizlik, ihmalkarlık, mesleki deneyimsizlik sonucu işlenen taksirli suçlardır. Bu nedenledir ki, hemşirelerin meslek içi eğitim kalitesinin artırılması ve hemşirelerin eylemlerinin muhtemel hukuki ve cezai sonuçları hakkında bilgilendirilmesi, hemşireyi koruyacağı gibi, insan sağlığının korunmasına da katkıda bulunacaktır. Ülkemizde hemşirelerin, yasal sorumluluklarını, yasa, tüzük ve yönetmelikleri bilmeleri, kendilerini koruma altına alabilmeleri için gereklidir. Bu durum meslek olarak sorunların üstesinden gelinebilmesini de kolaylaştıracaktır. Burada amacımız kadın doğum hemşirelerinin sıklıkla karşılaştığı hukuki yada yasal sorunlar neler sorusuna cevap vererek bir farkındalık oluşturmaktır.

Cezai sorumlulukHemşirelerHukuki sorumluluk+4
Asiye Deliktaş
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Serbest muhasebeci mali müşavirlerin hukuki ve cezai sorumlulukları

Bu çalışmada kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınmasında en büyük misyonu ve sorumluluğu üstlenmiş olan ve 1989 yılında 3568 Sayılı meslek yasasına kavuşan Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin Hukuki, Cezai ve Disiplin Sorumluluklarıincelenmiş olup, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik Mesleğinin tanımı yapılarak, meslek mevzuatına göre, mesleğin konusu, mesleğin kapsamı, mesleğin meslek mensubuna yüklediği sorumluluklar ortaya konularak, meslek mensubunun hukuki ve cezai sorumluluğuna gidilmesinde izlenen yol ve yöntemlerin değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik mesleğinin tanımı yapılarak, mesleğin önemi, meslek mensubu olmanın genel ve özel şartları ve ilgili mevzuat açıklanmaya çalışılmıştır.Çalışmanın ikinci bölümünde, sorumlu, sorumluluk kavramlarının tanımından başlayarak, sorumluluk türleri, sorumluluğun kaynakları, cezai sorumluluk, suç ve suçun unsurları, mesleki sorumluluk, disiplin sorumluluğu kavramları tanımlanmak suretiyle kavramların kaynaklarına ve temeline inilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncübölümünde, meslek mensuplarına gerek 3568 Sayılı Meslek Yasası, gerekse 213 Sayılı VUK Mükerrer 227.maddesi ve Mükerrer 227.maddeye bağlı çıkarılan VUK tebliğleri, Meslek Yönetmelikleri ile tanımlanan hukuki sorumluluklar, hukuki sorumluluğun sınırları, meslek mensubunun hukuki sorumluluğuna gidilmesinde vergi denetim, vergi inceleme elemanlarınca yapılan sorumluluk tespitinin yasal dayanağının olmaması ya da vergi denetim elemanlarına verilen sorumluluğun tesbiti hususunda vergi denetim elemanlarınca yetki sınırlarının aşılarak meslek mensubunun müşterek müteselsil sorumlulukları hakkında hukuka aykırı tespitler yapılması, hukuka aykırı tespitlere dayanarak vergi ceza ihbarnamelerinin düzenlenmesi, meslek mensupları hakkında vergi suç raporlarının yazılarak ceza davalarının açılması, meslek mensubu hakkında tutulan vergi inceleme raporlarının meslek mensubunun bağlı olduğu meslek odasına intikal ettirilerek, kınama, geçici meslekten alıkoyma, meslekten men'e kadar uzanan boyutlarda yaptırımlarla karşılaşmasına yolaçan sürecin tekrar gözden geçirilmesi gerektiği, meslek mensubunun hukuki ve cezai sorumluluğuna gidilebilmesi için gerek 3568 Sayılı Meslek Yasası, gerekse 213 Sayılı VUK'da gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Cezai sorumlulukHukuki sorumlulukKanunlar 3568 sayılı+2
Hüseyin Eroğlu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kooperatiflerde ceza sorumuluğu

Kooperatif, insan ihtiyaçlarının karşılıklı yardımlaşma yoluyla giderilmesini sağlamak ve ortakların çıkarlarını korumak amacıyla oluşturulan ekonomik kuruluştur. Kooperatifler insanların ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle ve en az maliyetle karşılamak amacıyla, ortaklarının karşılıklı güvenlerine dayalı olarak kurulan tüzel kişilerdir. Kooperatifler hem kişilerin tek başlarına yapmaya güçlerinin yetmediği işleri bir araya gelerek yapmaları sağlar hem de toplumun kalkınmasına katkıda bulunur.Tüzel kişiliğini kazanmış ve iktisadi hayatta faaliyet sürdüren kooperatifin faaliyetleri kapsamında genel kurulun tabii üyesi olan ortaklar, yönetim kurulu üyeleri, denetçiler, kooperatif müdürleri ve kooperatif memurları ceza yaptırımı içeren bazı kanunlara muhatap kılınmıştır.Çalışmamızda, kooperatif kavramı, kooperatiflerin tarihsel gelişimi, kooperatiflerin kuruluşu, kooperatif organları, ceza sorumluluğu ve temel ilkeleri genel hatları ile incelenmiştir. Tezimizin konusunu oluşturan kooperatiflerde ceza sorumluluk türleri ise ayrı bir bölümde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda tanımlanan suç türleri ayrı ayrı Yargıtay İçtihatları ve doktrindeki görüşler çerçevesinde irdelenmiştir.Bu tez çalışması ile; ülkemizde henüz gelişme aşamasında olan kooperatif kurumunun yönetim, denetim ve genel kurul üyelerinin cezai sorumluluklarına ilişkin temel cezai normları Yargıtay içtihatları ile birlikte ortaya konulması, sorumlu üyelerin bilinçlenmesini sağlayarak böylece kooperatifçilik faaliyetlerinin daha çok gelişmesine katkı sağlanması amaçlanmıştır.

CezaCeza hukukuCezai sorumluluk+1
Celal Yücel
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Tıbbi müdahalede hekimin taksire dayalı cezai sorumluluğu

Tıbbın, her geçen gün gelişmesine karşın, modern tıpta sıfır hadise neredeyse imkânsızdır. İleri seviye teknolojik gelişmeler, laboratuvar testlerinin hassas ölçerliği ve hastalıkların durumunu somut bir şekilde gösteren birçok yenilikler de toplumda, mükemmeliyet beklentisini oluşturmuştur. Bu sebeple insanlar, hastalıkla mücadele etmenin getirdiği sorumluluğu hekimlere yükleme eğilimindedir. Hastalar, doğal olarak doktorların, hataya düşmez, yanılmaz olduklarını düşünmekte ve doktorların hatalarının varlığını kabule yanaşmamaktadırlar. Hâlbuki "doktorlar da insandır" denir daima, ancak yine de ilk ve belirgin tıbbi hata kurbanları hastalardır. Bununla birlikte doktorlar da benzer mağduriyet yaşadıklarından dolayı ikincil kurban olarak kabul edilirler. İnsanların, yaşama hakkı ve hürriyeti bakımından Hukuk ve Tıp alanları, disiplinli, özenli ve sorumlu hareket etmeyi gerekli kılan mesleklerdir. Zira bu mesleklerde gösterilen ciddiyetsizlik, sorumsuzluk, insanların yaşam ve hak kaybına uğramasına yol açmaktadır. Bu bakımdan sadece hastalar açısından değil aynı zamanda hekim ve diğer sağlık çalışanları açısından da koruma altında tutan, kötüye kullanımı, istismarı önleyen boyutta mevzuat noksanlıkları doldurulmalı ki sağlık sisteminde oluşan, muhtemel sorunların önüne geçilebilsin. Sorumluluk kavramı, ceza hukuku açısından büyük öneme sahiptir. Kişiler başta ceza kanunlarında yer alan kaidelerin yüklediği görevleri yerine getirmediğinde ceza hukuku bakımından yaptırıma uğrarlar. Esasen ceza hukukunun temel gayesi mütemadiyen yaptırıma uğratmak değil, bireylerin suç işlemesini önlemek, hukuka aykırı davranmaktan caydırmak, dolayısıyla toplumsal olarak yaşamı sağlıklı ve huzurlu bir şekilde sürdürmektir. Kısaca, cezalandırmaktan ziyade cezai nitelikteki davranışları önlemek ön plandadır. Bu tezin odak noktasını oluşturan, hekimlerin taksirli eylemlerine yönelik cezalandırılmasının temelinde; gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi, mesleğini icra etmede ihmalkâr kalınması sonucu hastalarının sağlığına zarar vermesine yönelik olduğu bilinmelidir. Türk Ceza Kanunu'nda yapılan taksir tanımının dar kapsamlı olduğu ve bazı belirsizliklerden dolayı hekimlerin cezai sorumluluğuna kolaylıkla gidildiği düşünülmektedir. Taksirli suçlar, kasten işlenen suçlara göre ayrı bir kategoride ele alınmaktadır. Hastaların yaralanması veya ölümü ile sonuçlanabilen hatalar aynı zamanda suç teşkil edebilir. Hekimler bakımından bu suçların çok istisnai halleri hariç taksirle işlendiğine tanık olunmaktadır. Malpraktis, hekimlerin teşhis ve tedavi esnasında tıbbi standart uygulamalarından sapması, gerekli ve yeterli şekilde hastayı tedavi etmemesi ya da bilgi ve beceri eksikliği gibi durumların sonucunda oluşan tıbbi kötü uygulamalar anlamına gelmektedir. Modern hukukun tazminat hukukuna doğru gittiği öğretide kabul edilmekte ve birçok ülke hukukunda malpraktis davalarının tazminat ile çözümlenmesi yeterli olmaktadır. Türk Hukukunda ise hekimlerin vekâlet ilişkisi gereği en hafif kusurundan dahi tazminat sorumluluğu ile birlikte, bu hafif kusurlarından dolayı cezai sorumluluğuna gidilmesi, ceza davalarının yıpratıcı evrelerine tabi olmaları şüphesiz mağduriyet doğurmaktadır. Tıp hukuku, gerçeğin ortaya çıkarılması açısından özel ve teknik bilgiyi, bilimsel çalışmayı gerektiren bir alandır. Türk Hukukunda bilirkişilik uygulaması, özellikle taksirli suçlarda cezanın belirlenmesi aşamasında, soruşturma-kovuşturma süreçlerinde çok önemlidir, adeta bir kilit noktasıdır. Anahtar Kelimeler:Hekim, Tıbbi Müdahale, Ceza Sorumluluğu, Taksirli Eylem, Malpraktis.

Cezai sorumlulukDoktorlarHastalar+6
Bilge Nur Ürekli
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

5237 sayılı Türk Ceza Kanununa göre bir iştirak şekli olarak dolaylı faillik

Dolaylı faillik suçun işlenmesinde bir başkasının araç olarak kullanılmasını ifade eden bir iştirak şeklidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile dolaylı faillik yasal bir zemine kavuşmuştur. Dolaylı faillik çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. Ancak bu görünüm şekillerinden biri olan kusur yeteneği olmayan kişilerin suçun işlenmesinde araç olarak kullanılması hali, cezayı artıran bir hal olarak düzenlenmiştir. Bu çalışmanın konusu gerek Türk Ceza Hukuku doktrininde gerekse Yüksek Mahkeme kararlarında yeterince işlenmediği için seçilmiş, bu kapsamda karşılaştırmalı hukukta bu konuyla ilgili doktrinde yer alan görüşler ve mahkeme kararları incelenmeye çalışılmıştır. Ayrıca bu çalışmada suça iştirak konusu bakımından azmettirme ve dolaylı faillik arasındaki ayrım incelenmeye çalışılmıştır.

Cezai sorumlulukKanunlar 5237 sayılıKusursuz sorumluluk+2
Mustafa Çiçek
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan sebepler

Kanun koyucu 5237 sayılı Yeni Türk Ceza Kanunu'nda, hukuka uygunluk sebepleri ile kusurluluğu kaldıran ve cezayı azaltan nedenleri 24 ila 34. maddeleri arasında birlikte ele almıştır. Ne var ki bu bölümdeki düzenleme kanunun doğru biçimde algılanmasını zorlaştırmaktadır. Hukuka uygunluk sebepleri ile kusurluluğu kaldıran ve cezayı azaltan nedenlerin bir başlık altında ele alınması nedeniyle sistematik açıdan hatalı davranılmıştır. 5237 sayılı TCK'daki bu düzenlemeye gerekçe olarak, Hükümet Tasarısının birinci kitap, ikinci kısım "Hukuka uygunluk nedenleri" başlıklı üçüncü bölümünde yer alan hükümlerin birçoğunun hukuki niteliğinin doktrinde tartışmalı olduğu ileri sürülmüş ve doktrindeki çeşitli görüşler açısından bağlayıcı olmamak için ilgili bölüm başlığının "Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler" olarak değiştirildiği ifade edilmiştir. Somut düzenlemede kanunun 24, 25, 26, 27. maddeleri hukuka uygunluk nedenlerini; 28, 31, 32, 33 ve 34. maddeleri kusurluluğu, yani suçun manevi unsurunu ortadan kaldıran halleri veya kusurluluğun cezai sorumluluğa etkisini azaltan nedenleri, 29. maddesi de kanuni hafifletici sebep olarak ceza sorumluluğunu azaltan sebebi, yani "haksız tahrik" müessesesini ve 30. maddede de ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan bir neden olarak "hata" halini düzenlemiştir. Bu çalışmada ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler; Yargıtay kararları, Türk doktrini ve mukayeseli hukukta ileri sürülen görüşlerden faydalanmak suretiyle incelenecektir. Umarım bu çalışma uygulayıcılara faydalı olur. Anahtar Kelimeler: Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Haller, Hukuka Uygunluk Nedenleri, Kusurluluk ve Kusurluluğu Etkileyen Haller.

Cezai sorumlulukHukuka uygunlukTürk Ceza Kanunu
Orhan Çelik
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ceza hukukunda kusurluluk

Bu tez çalışmasında ceza hukukunda kusurluluk kavramı tarihi ve felsefesiyle birlikte ele alınmış ve Türk Ceza Hukuku'ndaki düzenlemesi doktrindeki tartışmalarla birlikte incelenmiştir. Günümüzde kusurluluk suçun unsurlarından biri kabul edilmiş ve kusursuz suç olmaz ilkesi benimsenmiştir. Çalışmamızda kusurluluğun türleri olan kast ve taksir ayrıntıyla incelenmiş, hukukumuzda varlığını sürdürdüğünü düşündüğümüz istisnai objektif sorumluluk halleri taksir karinesine dayanan kusurlu sorumluluk başlığı altında ele alınmış, ve kusurluluğu kaldıran nedenler anlatılmıştır.

Ceza HukukuCezai sorumlulukHukuki sorumluluk+5
Kıvılcım Ceren Büken
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu Hastaneleri Birliği yönetiminin hukuki yapısı ve yöneticilerin tıbbi organizasyondan kaynaklanan ceza sorumluluğu

Türkiye'de "Sağlıkta Dönüşüm Programı" kapsamında 02.11.2011 tarihinde yayımlanan 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Türkiye Kamu Hastane Kurumu ve bu kurumun alt birimleri niteliğinde olan Kamu Hastane Birlikleri kurularak, tüm kamu hastaneleri bu Birliklere bağlanmış dolayısıyla ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetleri bu Birlikler eliyle sunulmaya başlanmıştır. Bu bağlamda öncelikle, Türkiye'de sağlık hizmetlerinin organizasyonunda köklü bir değişim, devamında da Kamu Hastane Birliklerinde tamamı "sözleşmeli" olarak çalışan yöneticiler ortaya çıkmıştır. Bu değişim neticesinde Kamu Hastaneleri Birliğinde, gerek sözleşmeli yöneticilerin hukuki statüleri ve daha fazla sorumluluk ve yetki ile donatılmaları bakımından, gerekse hastane yönetiminin karar alma mekanizmaları yönünden daha özerk bir yapılanmaya gidilmiştir. Çalışmamızda oldukça yeni olan bu yapılanma içinde hastane yöneticilerinin hukuki statüleri, tıbbi organizasyon sorumlulukları ve buna bağlı olarak ceza sorumlulukları tartışılacaktır. Çalışmanın birinci bölümünde sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi süreci neticesinde ortaya çıkan Kamu Hastane Birliklerinin kurulmasına dayanak olan hukuki düzenlemeler, Kamu Hastane Birliklerinin teşkilat yapısı ve yöneticilerinin görev ve sorumlulukları ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Kamu Hastaneleri Birliği yöneticilerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'ndaki düzenlemeler ışığında yaşam ve beden bütünlüğünün korunmasını da kapsayan ceza sorumlulukları tartışılmıştır. Devamında Sağlık Bakanlığının bağlı kuruluşu niteliğinde olan Kamu Hastane Birliklerinin yapılarından kaynaklanan bazı özellikleri sebebiyle, Birliklerin yöneticilerine atfedilebilecek "tıbbi organizasyon sorumluluğu" na ve bundan doğabilecek ihmali suçlara geniş bir yer verilerek konu, uygulamadan güncel örneklerle ve içtihatlarla birlikte ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Kamu Hastaneleri Birliği, Tıbbi Organizasyon Sorumluluğu, Hastane Yöneticisi, Garantör, İhmal.

Cezai sorumlulukHastanelerHukuki yapı+5
Sevinç Arslan Hızal
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Marka hakkının ihlalinden doğan cezai sorumluluk

Ticari hayatın vazgeçilmez bir unsuru haline gelen markanın, gerek hukuki gerekse de cezai açıdan korunması her geçen gün önem arz etmeye devam etmektedir. Bizde çalışmamızda, marka hakkına sağlanan ceza hukuku korumasını, diğer bir ifadeyle marka suçlarını ele almaya çalıştık.İncelemiş olduğumuz marka suçları 5833 sayılı Kanunla değişik Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname m.61/A'da üç ayrı şekilde düzenlenmiştir. Maddenin ilk fıkrasında marka hakkına tecavüz suçu düzenlenmiştir. Marka hakkına tecavüz suçunda, taklit veya bezer markalı malların üretimi, satışa arzı ve satılması cezai yaptırıma bağlanmıştır. İkinci fıkrada ise marka koruması işaretini kaldırma suçu düzenlenmiştir. Buna göre, bir markanın tescilli olduğunu gösteren ® işaretinin, eşya veya ambalaj üzerinde kaldırılması suç haline getirilmiştir. Nihayet aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise, marka hakkı üzerinde yetkisiz tasarruf suçu düzenlenmiştir. Bu suçta da, başkasına ait bir marka hakkı üzerinde, satmak, devretmek, lisans vermek ve rehnetmek suretiyle tasarrufta bulunan kimsenin fiili cezalandırılmıştır.Marka suçlarına yönelik mevcut düzenlemeler, bir takım ceza hukuku problemlerini de bünyesinde barındırmaktadır. Çalışmamızda, bu problemlere de deyinmeye çalıştık. Nihayet yeri geldikçe, henüz tasarı halinde olan Markalar Kanunu Tasarısındaki suçlara da belli ölçüde yer verdik.

Cezai sorumlulukMarkaMarka hakkı+1
İsa Başbüyük
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kişisel haklar bağlamında Basın Hukukunda idari ve cezai yaptırımlar

Basın her türlü haber, bilgi ve fikirlerin çeşitli vasıtalarla yazı, resim ve çizgi seklinde kağıt ve benzeri maddeler üzerine sınırlı olmayan sayıda basılması ve bunların üçüncü kişilerin okuyabilmelerine, görebilmelerine sunulmasıdır. Geniş anlamda basın kavramı günlük basın olarak adlandırılan gazete, dergi gibi süreli yayınları içine aldığı gibi, her türlü yazı, resim ve değişik şekillerin üzerine basılabildiği kağıt ve diğer maddelerden oluşan kitap, el ilanı, broşür, reklam panoları gibi vasıtaları da ifade eder. Yani geniş anlamda basın hem süreli yayınları, hem de belirsiz zamanlarda ve düzensiz olarak yayımlanan süresiz yayınları ifade eder. 20. yüzyılda hızla değişen dünya ve de ekonomik gelişmeye paralel olarak basın ve gazetecilik endüstrisi de gelişmiş, matbaacılık faaliyeti çok büyük devrim geçirmiş bunun doğal sonucu olarak da söz ve basın hürriyetinin gerekliliği bunun diğer hürriyetlerin teminatı, bir nevi olmazsa olmaz şartı olduğu her zamankinden daha iyi anlaşılmıştır. Ancak bu hürriyet de diğer bütün hürriyetler gibi sınırsız değildir. Bu sebeple basın, gücünü bu sınırlar içerisinde, fonksiyonlarını aşmayacak şekilde kullanmalıdır. İşte bu basın özgürlüğünü tespit ve meydana getiren, sınırlayan veya düzenleyen kuralların bütünü ?basın hukuku? olarak adlandırılmaktadır. Bu kapsamda çalışmamızın temel amacı, basın ve basın kavramlarını açıklayarak Türk hukuk sistemi içerisinde yer alan ve kişilik haklarını korumayı amaçlayan ve bu hakları korumak için basın kuruluşlarına uygulanan idari ve cezai yaptırımları incelemektir. Bu amaç doğrultusunda çalışmamızın birinci bölümünde, kişilik hakları detayları ile incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, basın ve basın hukuku kavramlarına değinilerek, basının görevleri ve basında yer alan temel kavramlar açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise idari ve cezai yaptırım kavramları hakkında bilgiler verildikten sonra, hem genel olarak hem de kişilik hakları bağlamında basın kuruluşlarına uygulanan idari ve cezai yaptırımlara yer verilmiştir.

Basın hukukuCezaCezai sorumluluk+6
Ertuğrul Akın
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00

Related subjects