Emotional eating

102 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Lüleburgaz'da özel bir hastaneye başvuran yetişkin bireylerin kardiyovasküler hastalıklar risk faktörleri ve kardiyovasküler hastalıklar bilgi düzeyleri ile yeme tutumları arasındaki ilişki

Giriş ve Amaç: Kardiyovasküler hastalıklar nedeniyle gerçekleşen ölümler dünyada ve ülkemizde tüm ölüp sebepleri arasında ilk sırada yer almaktadır. Kardiyovasküler hastalıkların erken dönemde önlem alınabilmesi için risk faktörlerinin ve farkındalık seviyelerinin tespit edilmesi çok önemlidir. Bu çalışmada, Lüleburgaz'da özel bir hastaneye başvuran yetişkin bireylerin kardiyovasküler hastalıklar risk faktörlerini ve kardiyovasküler hastalık bilgi düzeylerini belirlemek ve yeme tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma, Lüleburgaz'daki Özel bir Hastaneye herhangi bir nedenle başvuran 18 yaş ve üzeri 240 gönüllü katılımcı ile yürütülmüştür. Yüz yüze yapılan çalışmada; veri toplamada Kardiyovasküler Hastalıklar Risk Faktörleri Bilgi Düzeyi Ölçeği (KARRİF-BD), on yıllık KVH riski (SCORE) hesaplama metodu ve Yeme Tutum Ölçeği (YTT-26) kullanılmıştır. Veriler bilgisayar ortamında SPSS 22,0 paket programı ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 40,94 ±13,61 yıl, %71,3'ü kadın, %55,8'inin eğitim durumu lise ve altında olup %70'i evlidir. Ortalama KARRİF-BD puanı 22,90±3,46, kardiyovasküler hastalık risk skoru 5,24±6,42 ve YTT-26 ölçek puan ortalaması 9,53±8,49 olarak tespit edilmiştir. Katılımcıların KARRİF-BD ölçek puanı ile cinsiyet, eğitim düzeyi, çalışma durumu, egzersiz yapma, tuz tüketimi, ailede KVH durumu arasında anlamlı farklılık belirlenmiştir. SCORE puan ortalamasına göre katılımcıların %16,3'ünün çok yüksek risk grubunda olduğu bulunmuştur. KARRİF-BD ölçek puanı arasında bir korelasyon saptanmamıştır. Katılımcıların %12,1'inin YTT-26' cut-off değeri olan 20 puanın üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların SCORE puanları ile YTT-26 puanları arasında negatif yönde bir zayıf korelasyon saptanmış olup KARRİF-BD ölçek puanları arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır Sonuç: Çalışmada katılımcıların KARRİF-BD ölçeği puan ortalamasının yüksek olmasına rağmen SCORE puanlarına bakıldığında %40'ının KVH riskinin yüksek risk sınıflamasında yer aldığı ve yaklaşık her sekiz kişiden birinin yeme tutumu açısından risk altında olduğu belirlenmiştir. Bu kapsamda koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmesi, izlemler ile riskleri belirlemek ve gerekli önlemleri almak önemli olacaktır.

Beslenme ve yeme bozukluklarıDuygusal yemeHipertansiyon+3
Esengül Kombak
Trakya University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Salzburg duygusal yeme ölçeği Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması

Duygusal yeme, duygu durumlarına yanıt olarak ortaya çıkan yemek yeme eğilimi olarak adlandırılmaktadır. Duygusal yemenin temel kavramları, olası mekanizmaları ve bu alanda yapılan araştırmalardaki ilerlemeler psikometrik ölçeklerin iyileştirilmesini gerektirmektedir. Salzburg Emotional Eating Scale (SEES), olumlu ve olumsuz duyguları içermesinin yanında yeme miktarındaki değişimi incelemesi bakımından önemlidir. Bu tez çalışması kapsamında SEES'in Türkçeye geçerlik ve güvenirliğinin sağlanması amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi öğrencileri, akademisyen ve idari personeli oluşturmaktadır. Ölçeğin dil ve kapsam geçerliliği için KGİ skorları 0,83 ve üzerindedir. Ölçeğin açıklayıcı faktör analizi sonucu dört alt boyuta sahip olduğu belirlenmiştir. Ölçeğin dört alt boyutu, toplam varyansın % 79,06'sını açıklamaktadır. Maddelerin faktör yükleri 0,393-0,931 arasında değişmektedir. Doğrulayıcı faktör analizinde, Bootstrap yöntemi ile χ2/sd, CFI, RMSEA değerlerinin sırasıyla 2,468; 0,967; 0,074 olduğu görülmektedir. CFI değerinin 0,96 olması ise bu modelin marjinal olarak iyi uyan bir modeli temsil ettiğini belirtmektedir. Cronbach α ve McDonald's Omega iç tutarlılık katsayıları 0,913 - 0,943 arasında yer almaktadır. Değişmezlik analizinde alt boyutlar için elde edilen korelasyon katsayı değerleri 0,490-0,825 arasındadır. Paralel form analizinde SDYÖ' nün üzüntü, kızgınlık, kaygı alt ölçekleri ile DEBQ duygusal yeme alt ölçeği arasında anlamlı korelasyon mevcuttur. Elde edilen sonuçlar SDYÖ' nün Türkçeye uyumlu geçerli ve güvenir bir ölçek olduğunu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelime: Duygusal Yeme, SDYÖ, Geçerlik, Güvenirlik

BeslenmeBeslenme bozukluklarıBeslenme değerlendirmesi+3
Ayşenur Gültekin
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerde stres düzeyinin hedonik açlık ve duygusal yeme üzerine etkilerinin incelenmesi

Bu çalışma, Türkiye genelinde sosyal medya ve internet üzerinden ulaşılan yetişkin bireylerin stres düzeyini, hedonik açlık durumlarını, duygusal yeme durumlarını karşılaştırmak ve bu faktörler arasındaki ilişkileri değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Covid-19 pandemisi nedeniyle online olarak yürütülen bu çalışmaya toplam 212 katılımcı dahil edilmiştir. Çalışma kesitsel bir çalışma olarak planlanmıştır. Katılımcıların genel bilgileri, beslenme alışkanlıkları, vücut ağırlığı ve boy uzunluğu ölçümleri iletilen online anket linki aracılığıyla, stres düzeyi, Algılanan Stres Düzeyi Ölçeği (ASÖ); hedonik açlık, Besin Gücü Ölçeği (BGÖ); Duygusal yeme, Duygusal Yeme Ölçeği (DYÖ) ile değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin %13,2'si erkek, %86,8'i kadındır. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 25,4±6,16 yıldır (E: 28,3±6,82 yıl, K: 25,0±5,95 yıl). Bireylerin %25,5'inin stresle başa çıkamadığı saptanmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin %77,4'ünün hedonik açlık düzeyinin yüksek olduğu tespit edilmiştir (E: %50, K: %81,5). Çalışmaya katılan bireylerin DYÖ puanı ortalamaları 12,6±7,31 olarak bulunmuştur. Ayrıca bireylerde BKİ ile BGÖ arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür (p<0,001). Bununla birlikte BKİ ile hem ASÖ (p<0,05), hem de DYÖ (p<0,001) arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bireylerin gece uykudan kalkıp bir şeyler yeme durumu açısından BKİ sınıfları arasında fark olduğu saptanmıştır (p<0,05). Benzer şekilde ASÖ (p<0,05), BGÖ (p<0,001) ve DYÖ (p<0,001) puan ortalamaları açısından BKİ sınıflarına göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Obez bireylerde stres (p<0,05), hedonik açlık (p<0,001)ve duygusal yeme (p<0,001)düzeylerinin anlamlı şekilde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ek olarak; ASÖ ve BGÖ arasında da pozitif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır (r=0,192, p<0,05). Benzer şekilde bu çalışmada duygusal yeme ile stres düzeyi arasında da anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,001). Son olarak duygusal yeme ile hedonik açlık arasında da pozitif yönlü ve anlamlı ilişki saptanmıştır (r=0,594, p<0,001). Stres, obeziteye neden olabilmektedir. Bu nedenle stres-hedonik açlık ilişkisinin ve stres-duygusal yeme ilişkinin bilinmesinin beslenme uzmanlarına fayda sağlayacağı düşünülmektedir. Bireye özel beslenme programları oluşturulurken bu kavramların beslenme üzerine olan etkileri de göz önünde bulundurularak iyileştirmeler yapılabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Beslenme, hedonik açlık, stres, duygusal beslenme

AçlıkBeslenme bozukluklarıBeslenme ve yeme bozuklukları+4
Bahar Ata Coşkun
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Menstrual siklus fazlarının hedonik açlık, besin seçimi ve aşırı besin isteği üzerine etkisinin değerlendirilmesi

Menstrual siklus doğurgan kadınlarda meydana gelen fizyolojik değişiklikler serisidir. Premenstrual Sendrom (PMS), menstrual siklusun luteal fazında ortaya çıkar ve klinik olarak önemli fiziksel, davranışsal ve psikolojik belirtilere neden olarak fonksiyonel kapasitede bozulmaya neden olur. Menstrual siklusun bazı aşamalarında (özellikle luteal faz) ve PMS varlığında besin isteği artışı ve kötü beslenme alışkanlığı, bazı besin ögesi eksiklerine, vücut ağırlığında artışa ve buna bağlı olarak obezite, diyabet, hipertansiyon gibi yaşam tarzıyla ilgili hastalık riskinin artmasına neden olabilir. Bu araştırmanın amacı menstrual siklus fazlarının ve PMS varlığının hedonik açlık, aşırı besin isteği ve besin seçimini üzerine etkisini değerlendirmektir. Bu araştırma Eylül 2021 – Eylül 2022 tarihleri arasında çevrimiçi anket çalışması olarak 19-24 yaş arası 150 üniversite öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların antropometrik ölçümleri beyana dayalı olarak alınmış ve BKİ'ye göre sınıflandırma yapılarak 2 grupta (normal ve fazla kilolu-obez) değerlendirilmiştir. Katılımcılara menstrüasyona ilişkin sorular ve Premenstrual Sendrom Ölçeği (PMSÖ) ilk görüşme sırasında; Pozitif Negatif Duygu Ölçeği (PANAS), Besin Seçimi Testi (BST), Besin Gücü Ölçeği (BGÖ), Görsel Analog Skala (GAS), Aşırı Besin İsteği Ölçeği (ABİS) ve besin tüketim kaydı içeren anket formu bireylerin menstruasyon süreci takip edilerek foliküler, ovulasyon ve luteal faz olmak üzere 3 kez uygulanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre kadınların enerji ve doymuş yağ harici diğer besin ögesi alımları menstrual siklusun fazları arasında anlamlı farklılık göstermemektedir (p>0.05). Foliküler (7.2±2.58) ve luteal fazda (7.5±2.29) kadınların çikolata ve çikolatalı ürünlere olan aşırı besin istekleri ovulasyon fazına (6.6±2.61) göre yüksektir (p=0,004). Kadınların BST, BGÖ ve ABİS toplam ve alt faktör puanları menstrual siklus fazları arasında anlamlı farklılık göstermezken (p>0.05), PMS olan bireylerin BGÖ toplam ve alt faktör puanları, PMS'si olmayanların puanlarından yüksek bulunmuştur. Luteal fazda kadınların PMS varlığına göre enerji ve bitkisel protein alımı anlamlı farklılık göstermektedir (p<0.05). Çalışmada anlamlı farklılıklar tespit edilemese de menstrual siklus aşamalarının ve PMS durumunun besin alımını ve buna bağlı olarak ağırlık denetimini etkileyebileceği öngörülmektedir. Kadınların süreci yönetebilmek için bu konuda farkındalığının sağlanması ve menstruasyon siklus dikkatte alınarak beslenme planlanması gerektiği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Menstrual siklus, duygusal yeme, besin tercihi, premenstrual sendrom, yeme arzusu.

AçlıkAşermeBesin tercihleri+5
Ebru Candan
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Algılanan ebeveynlik biçimleri ile duygusal yeme davranışı arasındaki ilişkide başa çıkma biçimlerinin aracı rolü

Bu araştırmada, yetişkin bireylerde anne ve babaya yönelik algılanan ebeveynlik biçimlerinin duygusal yeme davranışıyla olan ilişkisinde kaçınma ve telafi başa çıkma biçimlerinin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi 204 kadın 97 erkek olmak üzere toplam 301 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada yer alan değişkenlerin ölçülmesi amacıyla Young Ebeveynlik Ölçeği (YEBÖ), Türkçe Duygusal Yeme Ölçeği (TDYÖ), Young – Rygh Kaçınma Ölçeği (YR-KÖ), Young Telafi Ölçeği (YTÖ) ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Gerçekleştirilen çalışma doğrultusunda elde edilen sonuçlara göre, duygusal yeme davranışının yaş, babanın hayatta olup olmaması ve Beden Kitle İndeksi (BKİ) değişkenleri açısından anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Ayrıca duygusal yeme alt boyutlarından uyaran karşısında kontrol davranışının da medeni durum ve eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılaşmaya sahip olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte duygusal yemenin anneye ilişkin algılanan aşırı koruyucu/evhamlı ve aşırı izin verici/sınırsız ebeveynlik biçimleri ve babaya yönelik algılanan kötümser/endişeli ve cezalandırıcı ebeveynlik biçimleriyle ilişkili olduğu saptanmıştır. Duygusal yeme ile kaçınma başa çıkma biçimlerinden psikosomatizm ve aktiviteyle zihinden uzaklaştırma arasında; telafi başa çıkma biçimlerinden ise statü düşkünlüğü, asilik, kendi yönelimlilik ve eleştiriye tahammülsüzlük arasında ilişkili olduğu bulgulanmıştır. Öte yandan, gerçekleştirilen aracı değişken analizleri sonucunda, anneye yönelik algılanan aşırı koruyucu evhamlı ebeveynlik ile duygusal yeme davranışı arasında psikosomatizm ve aktiviteyle zihinden uzaklaştırma kaçınma başa çıkma biçimlerinin, anneye yönelik algılanan aşırı izin verici/sınırsız ebeveynlik biçimi ile duygusal yeme davranışı arasındaki ilişkide psikosomatizm kaçınma başa çıkma biçimimin ve eleştiriye tahammülsüzlük telafi başa çıkma biçiminin aracı rolü olduğu görülmüştür. Babaya yönelik algılanan kötümser/endişeli ebeveynlik biçimi ile duygusal yeme davranışı arasındaki ilişkide psikosomatizm kaçınma başa çıkma biçiminin, babaya yönelik algılanan cezalandırıcı ebeveynlik biçimi ile duygusal yeme davranışı arasındaki ilişkide ise psikosomatizm kaçınma başa çıkma biçimimin ve eleştiriye tahammülsüzlük telafi başa çıkma biçiminin aracı rolü olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak anneye ve babaya yönelik algılanan ebeveynlik biçimlerinin kaçınma ve telafi başa çıkma biçimleri aracılığıyla duygusal yeme davranışını yordadığı, başa çıkma biçimlerinin (psikosomatizm ve aktiviteyle zihinden uzaklaştırma kaçınma başa çıkma biçimleri, eleştiriye tahammülsüzlük telafi başa çıkma biçimi) bu ilişkide aracı rolünün olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Duygusal yeme, algılanan ebeveynlik biçimleri, kaçınma başa çıkma biçimleri, telafi başa çıkma biçimleri

Algılanan ebeveynlik biçimleriBaşa çıkmaDuygusal yeme
Fatma Nur Ay
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Zayıf, normal ve kilolu bireylerde duygusal yeme davranışı, aleksitimi ve duygu düzenleme güçlüğü arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmaya katılan bireylerin kiloları Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından geliştirilen beden kitle indeksi (BKİ) hesaplaması doğrultusunda "zayıf, normal ve kilolu" olmak üzere gruplara ayrılmıştır. Beden kitle indeksi "18,5 ile 29,9" arası olan kişiler araştırmaya katılmıştır. Duygusal yeme davranışı, aleksitimi ve duygu düzenleme güçlüğü arasında pozitif yönde ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Kilo grupları açısından bakıldığında ise zayıf, normal ve kilolu bireylerin duygusal yeme davranışı ve aleksitimi düzeyleri arasında herhangi bir fark bulunmamıştır. Kilo gruplarında elde edilen tek farklılık zayıf bireylerin kilolu bireylere göre duygusal yanıtlarının yeterince açık olmamasıdır.

AleksitimiDuygu düzenleme güçlüğüDuygusal yeme+4
Rabia Gülçin Sanlı
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Saldırganlık ve yeme tutumları arasındaki ilişkide duygusal yemenin aracı rolü

Bu araştırmada yetişkinlerde saldırganlık ve yeme tutumu arasındaki ilişkide duygusal yemenin aracı rolü ve saldırganlık, yeme tutumu ve duygusal yeme arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi 223 kadın 70 erkek olmak üzere toplam 293 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada Demografik Bilgi Formu, Buss Perry Saldırganlık Ölçeği, Yeme Tutum Testi (EAT 26) ve Türkçe Duygusal Yeme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların saldırganlık özelliklerinde, duygusal yeme davranışlarında ve yeme tutumlarında cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir fark bulunmuştur. Yeme tutumunun sağlıklı ve sağlıksız olduğu durumlara göre örneklem grubunun saldırganlık ortalamasında anlamlı bir fark görülmüştür. Yeme tutumunun sağlıklı ve sağlıksız olduğu durumlara göre örneklem grubunun duygusal yeme ortalamasında anlamlı bir fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Duygusal yemenin olup olmamasına göre örneklem grubunun yeme tutumu ortalamasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Yapılan Pearson Çarpım Moment Korelasyon analizi sonucunda saldırganlık ve yeme tutumu arasında istatistiksel açıdan pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Duygusal yeme ve saldırganlık arasında istatistiksel açıdan pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Duygusal yeme ve yeme tutumu arasında istatistiksel açıdan pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Test edilen yapısal eşitlik modeli sonuçlarına göre; bulimiya ve yeme meşguliyeti ve düşmanlık arasındaki ilişkiye duygusal yeme aracılık etmektedir. Düşmanlık ve diyet arasındaki ilişkiye duygusal yeme aracılık etmektedir. Düşmanlık ve oral kontrol arasındaki ilişkiye duygusal yeme aracılık etmektedir. Anahtar Kelimeler: Saldırganlık, fiziksel saldırganlık, sözel saldırganlık, düşmanlık, öfke, yeme tutumu, bulimiya ve yeme meşguliyeti, diyet, oral kontrol, duygusal yeme.

Beslenme ve yeme bozukluklarıDuygusal yemeSaldırganlık+2
Gözde Türkmen
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Madde kullanım bozukluğu tanılı bireylerde yeme bozuklukları, duygusal yeme ve depresyon durumlarının incelenmesi

Bu çalışma, madde bağımlılığı, duygusal yeme, yeme bozuklukları ve depresyon arasındaki ilişkisel bağı incelemeyi amaçlamıştır. Araştırmada bireylerin depresyon belirti düzeyi saptanmış, yeme bozuklukları kapsamında taraması yapılmış, duygusal yeme seviyesi incelenmiş ve bu bileşenlerin etki düzeyleri karşılaştırılmıştır. Araştırma eş tanıları farkında olmanın işlevsellik kaybının önüne geçmesini ve tedavi süresini kısaltarak daha etkin bir iyileşme süreci oluşturmasını hedeflenmiştir. Araştırmanın evrenini S.B.U Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi madde bağımlılığı teşhisi ile ayaktan tedavi gören veya yatışı sağlanmış 18 yaş üstü kişiler oluşturmuş, kalan kısım ise ulaşılabilir örneklem ile bulunmuştur. Katılımcılara Bağımlılık Profil İndeksi Özbildirim Formu, Duygusal Yeme Ölçeği, Rezzy Yeme Bozuklukları Ölçeği ve Beck Depresyon Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre madde bağımlısı bireylerde eğitim seviyesinin, evli ve çocuk sahibi olma ve son olarak psikiyatrik-psikolojik tedavi görmüş olma oranlarının sağlıklı bireylere göre daha düşük olduğu bulunmuştur. Madde kullanım şiddetiyle; duygusal yeme, yeme bozukluğu geliştirme ve depresyon seviyesi arasında pozitif yönlü, istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin varlığı saptanmıştır. Analizler sonucunda elde edilen bulgular, alanyazın incelemesi ile kuramsal olarak tartışılmıştır.

Beslenme ve yeme bozukluklarıDepresyonDuygusal yeme+2
Irmak Aygül
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmaları ve duygusal yeme arasındaki ilişki: Erken dönem uyum bozucu şema alanlarının aracı rolü

Bu araştırmada, çocukluk çağı travmaları ile duygusal yeme arasındaki ilişki ve erken dönem uyum bozucu şema alanlarının bu ilişkideki aracı rolü araştırılmaktadır. Araştırmanın örneklemi yaşları 18 ve 61 arasında değişen toplam 300 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcılara Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 (YŞÖ-KF3), Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği (CTQ), Üç Faktörlü Yeme Ölçeği (TFEQ-Tr21) ve Demografik Bilgi Formu uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla korelasyon analizleri ve Bootsrappting yöntemi ile aracılık analizleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, CTQ ölçeğinden alınan toplam puan ve duygusal ihmal ile duygusal istismar alt boyutlarıyla duygusal yeme arasında pozitif yönlü ilişki bulunmuştur. Şema alanları ile duygusal yeme arasındaki ilişki incelendiğinde ise, kopukluk ve reddedilme şema alanı, zedelenmiş özerklik ve performans şema alanı, başkaları yönelimlilik şema alanı son olarak da aşırı uyarılma ve baskılama şema alanı ile duygusal yeme arasında da pozitif yönlü ilişki görülmüştür. Erken dönem uyum bozucu şema alanlarının çocukluk çağı travmaları ve duygusal yeme arasındaki ilişkideki aracılık etkisi incelendiğinde ise, kopukluk ve reddedilme şema alanı ile zedelenmiş özerklik ve performans şema alanının tam aracılık ettiği ortaya konulmuştur. Araştırmadan elde edilen bulgular ilgili literatür kapsamında tartışılmıştır.

Duygusal yemeErken dönem uyum bozucu şemalarÇocukluk çağı travmaları
Doğukan Terzi
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 pandemisine dair tutumların kaygı ve duygusal yeme ile ilişkisi

Bu araştırmanın amacı Covid-19 pandemisine dair tutumların kaygı ve duygusal yeme üzerindeki yordayıcı etkilerini araştırmaktır. Araştırmanın örneklemi 18- 66 yaş arasındaki 401 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada Demografik Bilgi Formu, Covid-19 Pandemisi Toplum Ölçeği (Covid-19 pandemisine karşı duyarlılık, Covid-19 pandemisinden korunma, Covid-19 pandemisiyle savaşta sosyal güven), Beck Anksiyete Ölçeği ve Duygusal Yeme Ölçeği kullanılmıştır. Çoklu Hiyerarşik Regresyon Analizi kaygı ve duygusal yemeyi belirleyen yordayıcıları belirlemek için kullanılmıştır. Araştırma bulguları; Covid-19 pandemisi tutumlarından duyarlılık ve korunma ile demografik değişkenlerden kadın olma, düşük gelir ve kronik rahatsızlığı olmanın kaygı üzerinde anlamlı yordayıcı etkisi olduğunu ortaya koymuştur. Duygusal yeme, duyarlılık ve korunma tutumları ile demografik değişkenlerden kadın olma ve kilo alma değişkenleri tarafından anlamlı olarak yordanmaktadır. Elde edilen bulgular alan yazın bağlamında tartışılmış, gelecek çalışmalar için önerilerde bulunulmuş ve klinik uygulamalara nasıl katkı sunabileceği son bölümde ele alınmıştır.

COVID 19Duygusal yemeKaygı+3
Semra Turgay
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal yeme ve manevi iyi oluş

Bu araştırmanın amacı, manevi iyi oluş ve duygusal yeme davranışı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın yöntemi, korelasyonel araştırma modelindedir. Araştırmaya 421 birey (161 erkek, 291 kadın) katılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak, Kişisel Bilgi Formu, Duygusal Yeme Ölçeği, Manevi İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Veriler bağımsız örneklemler için t testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson korelasyon katsayısı ve basit doğrusal regresyon analizleri ile test edilmiştir. Analiz sonucuna göre, manevi iyi oluş ile duygusal yeme arasında düşük düzeyde negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Basit doğrusal regresyon analizi sonucuna göre ise manevi iyi oluşun duygusal yemenin anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmektedir. Araştırmanın diğer bir sonucu, bireylerin duygusal yeme ve manevi iyi oluş düzeyleri cinsiyetlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmıştır. Buna göre, kadınların duygusal yeme ve manevi iyi oluş puanlarının erkeklerden anlamlı olarak daha yüksek olduğu görülmektedir. Ayrıca, bireylerin manevi iyi oluşları, vücut kitle indeksine göre anlamlı bir farklılık göstermezken, duygusal yeme düzeyleri, vücut kitle indeksine göre, anlamlı düzeyde farklılık göstermiştir. Duygusal yeme ve manevi iyi oluş düzeylerinde, bireylerin medeni durumları açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Araştırmanın sonuçları ilgili literatür çerçevesinde yorumlanmış ve çeşitli öneriler sunulmuştur.

Aşırı yeme bozukluğuBeslenme ve yeme bozukluklarıDuygusal yeme+4
Hacer Esra Dursun
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kabul ve kararlılık terapisi temelli müdahalenin yetişkinlerdeki duygusal yeme davranışına etkisi

Bu araştırmanın amacı Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) temelli müdahelenin geliştirilip yetişkinlerdeki duygusal yeme davranışına etkisinin incelenmesi ve kontrol grubu ile karşılaştırılmasıdır. Bu kapsamda çalışma, ön-test, son-test ve 1 aylık takip ölçümü olan randomize kontrol gruplu deneysel bir desende gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak Demografik Bilgi Formu, Duygusal Yeme Ölçeği, Yeme Tutum Testi, Kabul Eylem Formu, Çok Boyutlu Psikolojik Esneklik Envanteri, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği, Yaşam Kalitesi (SF-12) ve Yeme Farkındalığı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırma kapsamında belirlenen dahil etme ve dışlama kriterleri çerçevesinde başvurular değerlendirilmiş ve basit rastgele örnekleme yoluyla ACT (deney grubu) ve kontrol grubu homojen bir şekilde oluşturulmuştur. Çalışma, 24'ü deney toplam 45 yetişkin kadın katılımcı ile tamamlanmıştır. Çalışmada ACT grubunda yer alan katılımcılara altı oturum; kontrol grubuna ise kendilerinden deney grubuyla eş zamanlı olarak son testler alındıktan sonra 1 günlük ACT atölyesi yapılmıştır. Araştırma sonuçları, deney grubundaki katılımcıların duygusal yeme puanlarında anlamlı bir azalma olduğunu doğrulamıştır. Ayrıca bu azalmanın takip ölçümü sürecinde de devam ettiği görülmüştür. Bulgular literatür bilgileri baz alınarak tartışılmış ve sonraki araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Çalışmanın hem duygusal yeme alanına hem de ACT müdahale çalışmaları literatürüne katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Çevrimiçi Müdahale Çalışması, Duygusal Yeme, Kabul ve Kararlılık Terapisi,

Duygusal yemeKabul ve kararlılık terapisiSayısal müdahaleler+4
Büşra Kavla
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde dürtüsellik ve duygusal yeme arasındaki ilişkide ebeveyn tutumunun aracı rolünün incelenmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı dürtüsellik ve duygusal yeme arasındaki ilişki üzerinde ebeveyn tutumunun olası aracı etkisini araştırmaktır. Yöntem: Bu araştırmanın örneklemi 400 katılımcı olmak üzere; 177 kız ve 223 erkek katılımcının bulunduğu 14-17 yaş arası ergen kişilerden oluşmaktadır. Bu çalışmaya İstanbul Beşiktaş ilçesinde bulunan 3 lisede öğrenim gören öğrenciler katılmıştır. Çalışmada Barratt Dürtüsellik Ölçeği-11, Duygusal Yeme Ölçeği, Anne -Baba Tutum Ölçeği ve Sosyodemografik Form uygulanmıştır. Araştırmada yer alan verilerin analiz çalışması SPSS programı ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Ebeveyn tutumu ölçeğinin alt ölçekleri olan belirlenen kabul/ilgi, kontrol/denetleme ve psikolojik özerlik ile duygusal yeme arasında korelatif ilişki anlamlı çıkmadığından, medyatör etki analizi gerçekleştirilememiştir. Bu araştırmada Tukey testi, One-Way Anova testi ve T test kullanılmıştır. Sonuç: Barratt Dürtüsellik Ölçeği'ne dayanarak araştırmanın demografik değişkenlerinden okul türü, kardeş sayısı, anne ve baba eğitim düzeyi, ebeveyn tutumu ve gelir düzeyi ile arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Duygusal Yeme Ölçeği ile araştırmanın demografik değişkenlerinden kardeş sayısı, kaçıncı çocuk oldukları, anne ve baba eğitim düzeyi değişkenleri arasında anlamlı farklılıklar görülmüştür. Tüm bu bulgular değerlendirildiğinde ise bu alandaki literatür çalışmaları kısıtlı olduğundan, gelecek çalışmaların bu alana odaklanması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, dürtüsellik, duygusal yeme, ebeveyn tutumu, beden kitle indeksi

Ana-baba tutumuDuygusal yemeDürtüsellik+5
Ezgi Gözegir
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Geç ergenlik dönemindeki bireylerde duygusal yemenin yordayıcıları olarak irrasyonel inanışlar ve sosyal görünüş kaygısı

Amaç: Bu araştırmanın temel amacı geç ergenlik dönemindeki bireylerde irrasyonel inanışların ve sosyal görünüş kaygısının duygusal yeme davranışı ile olan ilişkilerindeki yordayıcı etkiyi tespit etmektir. Ayrıca, cinsiyete göre irrasyonel inanışların, sosyal görünüş kaygısının ve duygusal yemenin farklılaşıp farklılaşmadığı ile yaş, beden kitle indeksi ve sosyal medya kullanımının sosyal görünüş kaygısı üzerindeki yordayıcı etkisi kontrol edilmiştir. Yöntem: Araştırmaya 18-24 yaş aralığındaki 297 katılımcı dahil edilmiştir. Katılımcılardan elde edilen veriler Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Genel Tutum ve İnanışlar Ölçeği (Kısa Formu), Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği ve Duygusal Yeme Ölçeği ile toplanmıştır. Bulgular: Elde edilen veriler ile birlikte gerçekleştirilen istatistiksel analizler sonucunda irrasyonel inanışlar ve sosyal görünüş kaygısının duygusal yemeyi anlamlı düzeyde ve pozitif yönde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sosyo-demografik veriler ile gerçekleştirilen analizler sonucunda ise cinsiyete göre irrasyonel inanışlar, sosyal görünüş kaygısı ve duygusal yemenin farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Yaş, beden kitle indeksi ve sosyal medya kullanımı değişkenlerinin sosyal görünüş kaygısı üzerinde yordayıcı bir etkiye sahip olmadığı görülmüştür. Sonuç: Araştırmamızın bulgularının Türkçe alan yazınına irrasyonel inanışlar, sosyal görünüş kaygısı ve duygusal yeme değişkenleri arasındaki ilişkiye ışık tutarak literatüre katkı sağladığına inanılmaktadır.

Akılcı olmayan inançlarDuygusal yemeErgenler+4
Ece Yıldırım
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde duygusal yeme davranışının yordayıcıları olarak bilinçli farkındalık ve eş desteği

Özellikle günümüzde, değişen yaşam şartlarına bağlı olarak bireyler beslenme alışkanlıklarını, tükettikleri besinlerin niteliğini ve niceliğini değiştirebilmektedir. Bununla birlikte değişen yaşam tarzları ilişki dinamiklerini de etkileyebilmektedir. Zorlayıcı durumlarla baş etmekte güçlük yaşayan bireyler fiziksel ve psikolojik sağlık üzerinde bozucu etkilere sahip olabilecek davranışlar sergileyebilmektedirler. Bu noktalardan yola çıkarak, bu araştırmada bozulmuş yeme tutum ve davranışlarından biri olan duygusal yeme davranışı ile evli bireylerin ilişki dinamikleri arasındaki ilişkiler bilinçli farkındalık ve eş desteği çerçevesinde ele alınmıştır. Bu çalışmada evli bireylerin, duygusal yeme davranışları ile bilinçli farkındalık ve eş desteği arasındaki ilişkinin keşfedilmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında 216'sı kadın, 227'si erkek toplam 443 (Yaş Ort= 37, SS= 9,79) katılımcıdan veri toplanmıştır. Katılımcılardan Demografik Bilgi Formu, Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği, Duygusal Yeme Ölçeği, Bilinçli Farkındalık Ölçeği ve Eş Desteği Ölçeği kullanılarak toplanan veriler parametrik olmayan test yöntemleri olan Mann Whitney U ve Spearman korelasyon testi ile çoklu doğrusal regresyon testleri kullanılarak analizlere tabi tutulmuştur. Araştırma kapsamında elde edilen veriler analiz edildiğinde yalnızca bilinçli farkındalık düzeyinin duygusal yeme davranışını anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüştür. Ayrıca, bu yordayıcılığın kadın ve erkeklerde farklı düzeylerde kendini göstererek erkeklerde kadınlara göre daha yüksek düzeyde pozitif bir yordayıcılık ilişkisi gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, duygusal yeme davranışı ile mücadelede etkili önleme ve tedavi programların oluşturulmasında bilinçli farkındalık becerilerinin kullanımının ve yararlılığının göz önünde bulundurulmasının önemli olacağı düşünülmektedir.

Beslenme ve yeme bozukluklarıBilinçli farkındalıkDuygusal yeme+2
Merve Dinç Demoğlu
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin anksiyete düzeyleri ve duygusal yeme davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Günlük hayatın devamlılığını sağlamak için gerekli olan aktivitelerden en önemlisi beslenmedir. Yeterli ve dengeli beslenmek sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için ön koşuldur. Beslenme ihtiyacı hem fizyolojik hem de psikolojik açıdan bireye doyum sağlamaktadır. Bireyler olumlu ve olumsuz duyguların etkisiyle farklı türde yeme davranışları gerçekleştirebilirler. Psikolojik açıdan önem arzeden bir yeme türü olan duygusal yeme, bireyin stres, depresyon, öfke, mutluluk gibi sebeplerden dolayı aşırı yeme halidir. Duygusal yeme davranışı, duygulardan etkilenen bir yeme davranışı olmakla birlikte, anksiyeteden de etkilenebilmektedir. Anksiyete hem sosyal hayatı hem de iş hayatını ciddi şekilde etkileyen bir durumdur ve yeme davranışı üzerinde de etkili olabilmektedir. Bu çalışmada amaç, anksiyete düzeyi ile duygusal yeme davranışı arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Çalışma kapsamında ayrıca demografik özelliklere göre de anksiyete düzeyi ve duygusal yeme davranışlarının farklılık gösterip göstermediği de incelenmiştir. Çalışmanın örneklemi, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Çiçekdağ Meslek Yüksekokulu öğrencileridir (n=438). Bu çalışmada veriler, Beck ve arkadaşlarının (1988) geliştirdiği anksiyete ölçeği ve Garaulet ve arkadaşlarının (2012) geliştirdiği duygusal yeme ölçeği ile oluşturulan bir anket vasıtasıyla toplanmıştır. Çalışmanın hipotezleri T-testi, Anova testi, korelasyon ve regresyon analizi ile test edilmiştir. Çalışma sonucunda, anksiyete düzeyinin duygusal yeme davranışını pozitif yönde etkilediği belirlenmiştir. Buna göre anksiyete düzeyi arttıkça bireylerin daha fazla duygusal yeme davranışı göstermekte oldukları saptanmıştır. Ayrıca erkeklerin kadınlardan daha fazla anksiyete düzeyine sahip oldukları ve duygusal yeme davranışı sergiledikleri, 2. sınıf öğrencilerinin, 1. sınıf öğrencilerinden daha fazla anksiyete düzeyine sahip oldukları, arkadaşıyla birlikte, evde ikamet edenlerin anksiyete düzeyi ve duygusal yeme davranışı ortalamalarının yüksek olduğu, geliri giderine eşit olanların duygusal yeme davranışı ortalamalarının yüksek olduğusaptanmıştır. Yönetim ve organizasyon bölümündekileri anksiyete düzeylerinin ve duygusal yeme yeme davranışı ortalamalarının yüksek olduğu, öğün atlamaya göre duygusal yeme davranışı ortalamalarının yüksek olduğu, iştahsız olanların anksiyete düzeyi ortalamalarının, iştahlı olanların ise duygusal yeme davranışı ortalamalarının yüksek olduğu tespit edilmiştir, 800-1200 ml arası su tüketenlerin anksiyete düzeyi ve duygusal yeme davranışı ortalamalarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, Davranış, Yeme Davranışı, Duygusal Yeme Davranışı.

AnksiyeteBeslenmeBeslenme alışkanlıkları+4
Gizem Eraslan
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık bilimlerinde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin beslenme alışkanlıkları ile yeme tutumlarının değerlendirilmesi

Bu çalışma Haliç Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören üniversite öğrencilerinde beslenme alışkanlıklarının incelenmesi ve yeme tutumlarının değerlendirilmesi amacıyla planlanıp yürütülmüştür. Çalışma yaşları 18-22 arası değişen %5,3'ü erkek ve %94,7'si kadın toplam 188 gönüllü öğrenci ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak; demografik özellikleri ile antropometrik ölçüm bilgilerinin yer aldığı form, beslenme alışkanlıklarının sorgulandığı anket ve geriye dönük 24 saatlik besin tüketim kaydı kullanılmıştır. Katılımcıların beslenme tutumlarını incelemek adına Yeme Tutum Testi kısa formu (YTT-26), REZZY (SCOFF) Yeme Bozuklukları Ölçeği ve Duygusal İştah Anketi (DİA) kullanılmıştır. Katılımcıların BKİ gruplarına göre %68,1'i normal kilodadır. Katılımcıların %98'i besin seçiminde lezzetli olmasına dikkat etmektedir. Katılımcıların %46,8'inin üç öğünden az öğün tükettiği, %58'inin bazen öğün atladığı, en sık atlanan öğünün %51,5 ile öğle öğünü olduğu, %50,9'unun canı istemediği için öğün atladığı ve %59,1'inin ikindi ara öğünü yaptığı belirlenmiştir. Katılımcıların %54,3'ünün şişmanlama endişesi olduğu, %2,65'inin zayıflamak için laksatif kullandığı, %44,7'sinin bazen besinlerin kalorisine dikkat ettiği saptanmıştır. Katılımcıların %25'inin düzenli aktivite yaptığı, %23,9'unun sigara içtiği, %26,6'sının alkol kullandığı belirlenmiştir. Katılımcıların %18,6'sının YTT-26 ölçeğinden 20 ve üzeri puan alarak yeme bozukluğu riski olduğu, %35,1'inin REZZY (SCOFF) ölçeğinden 2 ve üzeri puan alarak yeme bozukluğu riskine sahip olduğu saptanmıştır. YTT-26 ölçeğinin "Sosyal Baskı" alt boyutunda kadınların puanlarının erkeklerden yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,01). REZZY ölçeğinde BKİ gruplarına göre şişman olan öğrencilerin puanının zayıf olan öğrencilere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,001). Öğrencilerin enerji ve besin ögesi alımları incelendiğinde TÜBER önerilerine göre erkeklerin enerji gereksinimini %77,1 kadınların %102,6 karşıladığı, protein karşılamalarının erkeklerde %132,6 kadınlarda %152,8 olduğu belirlenmiştir. C vitamini karşılama yüzdelerinin erkeklerde %75,4 kadınlarda %122,9 olduğu, Magnezyum karşılama yüzdelerinin erkeklerde %69,7 kadınlarda 93,3 olduğu saptanmıştır.

Beslenme alışkanlıklarıBeslenme bozukluklarıDuygusal yeme+5
Deniz Akmanoğlu
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınlarda bağlanma stilleri ile sezgisel yeme ve yeme farkındalığı ilişkisi

Bu araştırma, bağlanma stillerinin kaygı ve kaçınma boyutlarının 25-50 yaş arasındaki kadınlarda sezgisel yeme ve yeme farkındalığını ne derecede etkilediğini kapsamaktadır. Bağlanma stilleri ile sezgisel yeme ve yeme farkındalığı ilişkisinin incelenerek literatüre katkı sağlamak çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Literatür taraması sonucunda, bağlanma stilleri ile yeme bozuklukları arasındaki ilişkiyi araştıran birçok çalışmaya rastlanmıştır. Ancak yeme bozukluğu tanısı almamış kişilerde bağlanma stillerinin kaygı ve kaçınma boyutları ile sezgisel yeme toplam puanı ve alt boyutları, yeme farkındalığı toplam puanı ve alt boyutları arasındaki ilişkiyi inceleyen bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu sebepten ötürü bu çalışmanın ileriki çalışmalara ve literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Veri toplamak amacıyla Demografik Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II, Sezgisel Yeme Ölçeği-2 ve Yeme Farkındalığ Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda değişkenler arasında bazı anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Sezgisel yeme puanları ve yeme farkındalığı puanları, kaygılı bağlanma puanları ile sezgisel yeme puanları, kaçınmacı bağlanma puanları ile sezgisel yeme puanları, kaygılı bağlanma puanları ile yeme farkındalığı puanları ve kaçınmacı bağlanma puanları ile yeme farkındalığı puanları arasında anlamlı ilişki bulunmaktadır. Kaygılı bağlanma ve kaçınmacı bağlanma puanlarını; sezgisel yeme ve yeme farkındalığı puanları yordamamakta sadece yaş değişkeni yordamaktadır. Evli katılımcıların kaçınmacı ve kaygılı bağlanma stiline ilişkin ortalamaları bekar katılımcıların ortalamalarından anlamlı derecede düşüktür. Diyetisyen desteği alanların sezgisel yeme puan ortalamaları ve yeme farkındalığı puan ortalamaları, diyetisyen desteği almayan katılımcılara göre anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Psikolog desteği alan katılımcıların kaygılı bağlanma puan ortalamaları, destek almayan katılımcılardan anlamlı düzeyde daha yüksektir. Düşük gelir düzeyine sahip kişilerin, diğer katılımcılara göre kaçınmacı ve kaygılı bağlanma ortalamaları anlamlı düzeyde daha yüksektir. Yeme farkındalığı ortalamaları, güvenli bağlanma kümesinde yer alan katılımcıların, saplantılı bağlanma kümesinde yer alan katılımcılardan anlamlı düzeyde yüksektir. Kaygılı bağlanma kümesinde yer alan katılımcıların yeme farkındalığı ortalamaları, güvenli ve kaçınmacı bağlanma kümesinde yer alan katılımcılardan anlamlı düzeyde düşüktür. Bağlanma stillerine göre kadınların yeme farkındalığı puanı farklılaşmaktadır.

BağlanmaBağlanma stilleriDuygusal yeme+5
Nur Gizem Şeber Bozdoğan
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite kız öğrencilerinde duygu durumu değişikliğinde görülen beslenme alışkanlıklarının, sağlıklı beslenme bilinci ile ilişkisi

Üniversite kız öğrencilerinde duygu durumu değişikliğinde görülen beslenme alışkanlıklarının sağlıklı beslenme bilinci ile ilişkisini araştırmak amacıyla bu çalışma yürütülmüştür. Çalışma Haliç Üniversitesi'nde eğitim alan 18-26 yaş arası herhangi bir sağlık problemi bulunmayan ve beslenme dersi almamış 158 sağlıklı kız öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubunun yaş ortalaması 20,20±2,18 yıl olup, boy ortalaması 164,56 ±5,93 cm, ağırlık ortalaması 58,32±10,12 kg ve beden kütle indeksi (BKİ) 21,25±7,61 kg/m2 olarak bulunmuştur. Araştırmada Beck Depresyon, Duygusal İştah, Üç Faktörlü Beslenme ölçekleri kullanılmıştır. Ampirik analizlerde katılımcıların eğitim öncesi ve sonrası depresyon seviyeleri ve beslenme alışkanlıklarını karşılaştırmak için paired t-testinden ve değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek için korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda eğitim öncesi ve sonrasında "Kontrolsüz Yeme", "Duygusal Yemek Yeme Pozitif Duyguları" ve "Duygusal Yemek Yeme Pozitif Durumları" puanlarının istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir (p<0,01). Ölçekler arasındaki ilişki düzeyi incelendiğinde eğitim öncesi Kontrolsüz Yeme ile Duygusal Yeme, Duygusal Yemek Yeme Negatif Duyguları, Duygusal Yemek Yeme Negatif Durumları arasında pozitif bir ilişki vardır (p<0,05). Eğitim öncesi BKI ile Bilişsel Kısıtlama, Duygusal Yeme davranışları arasında pozitif bir ilişki vardır (p<0,05). Katılımcıların besin tüketimleri incelendiğinde; enerji, protein, yağ, CHO, lif, A vitamini, D vitamini, E vitamini, B1 vitamini/tiamin, B2 vitamini /ribofl., niasin, pantotenik asit, B6 vitamini /Pirid., Biotin, Folat, B12 vitamini, kalsiyum, demir, bakır, magnezyum, fosfor, sodyum, potasyum, çinko, iyot, flor, manganez ölçümlerinin eğitim sonrası anlamlı olarak artış gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,01). Buna karşın kız öğrencilerin eğitim öncesi ve sonrası Beck depresyon puanları, Duygusal Yeme ve Bilişsel Kısıtlama davranış puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (p>0,05). Bunun nedeni zaman kısıtlılığından dolayı eğitimden kısa bir süre sonra ikinci anketlerin tekrarlanması olabilir. Buna rağmen bu kısa sürede bile kız öğrencilerin duygu durumu kaynaklı beslenmelerinde önemli ve anlamlı farklılıklar olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Depresyon, Duygusal İştah, Kız öğrenciler, Üç Faktörlü Beslenme

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme bilgisi+7
Sinemnur Tufan
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ofis çalışanlarında iş stres düzeyi ile yeme bozukluğu davranışı arasındaki ilişki

Bu çalışma masa başı çalışanların iş stres düzeyini belirlemek ve bu yeme davranışların personellerin yeme davranışı, iştah üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamıştır. Çalışmaya toplam 97 gönüllü katılımcı dahil edilmiştir. Anketler, yüzyüze görüşme yöntemi ile yapılmıştır. Anket formunda katılımcıların ilk olarak demografik özellikleri, beslenme alışkanları ve antropometrik ölçümleri gibi genel özellikleri sorgulanmıştır. İş stresi, yeme tutum testi (EAT-26) ve duygusal iştah ölçeği ise diğer formlarda yer alan anketlerdir. Erkek bireylerin BKİ'sinin kadın bireylerden anlamlı bir şekilde yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Su tüketimi ile cinsiyet arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). BKİ grupları ile yeme tutum (EAT-26) arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu gözlemlenmiştir (p<0,05). İş stresi skoru ve alt boyutları arasında pozitif yönlü korelasyon saptanmıştır (p<0,05). Negatif duygu ve olayların artışı iş stresini arttırdığı ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı korelasyon olduğu bulunmuştur (p<0,05). Kadın katılımcıların BKİ ile negatif olay ve negatif duygu durumları arasında pozitif yönlü anlamlı bir bağıntı saptanmıştır (p<0,05). Erkek katılımcılarımızda ise BKİ ile pozitif olay, negatif toplam ve negatif duygu durumları arasında negatif yönlü anlamlı bir bağıntı olduğu bulunmuştur (p<0,05). Katılımcıların yeme tutum ile pozitif olay ve pozitif duygu durumunda negatif yönlü bir korelasyon saptanmıştır (p<0,05). Kadınlarda negatif toplam ve negatif olay durumunda yeme tutum düzeyleri arasında pozitif, erkek katılımcılar arasında negatif yönlü anlamlı bir bağıntı olduğu bulunmuştur(p<0,05). Verileri pozitif ve negatif alt gruplarına göre değerlendirdiğimizde ise istatiksel olarak anlamlı pozitif yönlü korelasyon olduğu görülmüştür(p<0,05). Sonuç olarak çalışmamızda; iş stresi ile yeme bozuklukları arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık saptanmazken, iş stresi ile duygusal iştah arasında bağıntı olduğu bulunmuştur. Anahtar kelime: iş stresi, yeme bozuklukları, duygusal iştah

Beslenme bozukluklarıBeslenme ve yeme bozukluklarıDuygusal yeme+3
Lina Bahap
Haliç University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Beslenme ve diyet danışmanlığına başvuran bireylerin duygusal yeme davranışı, depresyon durumu ve antropometrik ölçümleri arasındaki ilişki

Bu çalışma, İstanbul'da özel bir beslenme ve diyet danışmanlığına başvuran 18 – 65 yaş arası 62 kadın, 18 erkek olmak üzere toplam 80 yetişkin katılımcının duygusal yeme davranışı, depresyon durumu ve antropometrik ölçümleri arasındaki ilişkinin saptaması amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Katılımcıların, demografik özellikleri, beslenme alışkanlıkları, antropometrik ölçüm bilgilerini içeren anket formu, Üç Faktörlü Yeme Anketi (TFEQ-R21), Duygusal İştah Anketi, Beck Depresyon Envanteri (BDE) ve geriye dönük 24 saatlik besin tüketim kayıtları değerlendirilmiştir. Anketler yüz yüze görüşme yöntemi ile yapılmıştır. Yaş ortalaması 35,10±12,37 yıldır. Beden kütle indeksi (BKİ) dağılımına göre kadınların %27,4'ü obez kategorinde yer alırken, erkeklerin ise %44,4'ü obez kategorisinde yer almaktadır. TFEQ-R21 puanı ile antropometrik ölçümler arasındaki ilişkiye bakıldığında, ağırlık, bel çevresi, bel kalça oranı (BKO), BKİ ve vücut yağ miktarı ile arasında anlamlı bir ilişkinin bulunduğu saptanmıştır. Besin tüketimi ile TFEQ-R21ilişkisinde erkeklerin enerji alımları ile duygusal yeme puanları arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur(p<0,05). Cinsiyet ile depresyon arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur(p<0,05). Kadınların erkeklere oranla depresyon puanlarının daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcılardan uykusu düzensiz olanların olmayanlara göre depresyon düzeylerinin daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Besin tüketimi ve BDE arasındaki ilişkiye bakıldığında, erkeklerde karbonhidrat miktar (g) ve oranı (%) ile; kadınlarda ise sukroz miktarı (g) ile pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir(p<0,05). Yapılan analizler sonucunda, BDE ile duygusal iştah anketi arasında anlamlı ilişkiler bulunmuyorken, Üç Faktörlü Yeme Ölçeği'nin duygusal yeme boyutu ile BDE arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Sonuç olarak duygusal yeme ile depresyon arasında pozitif yönde bir korelasyon saptanmış olup, bilişsel kısıtlama puanı arttıkça bireylerin BKİ değerlerinin arttığı gösterilmiştir. Bu konuda daha fazla çalışma yapılmasına ihtiyaç olduğu düşünülmektedir.

AntropometriBeslenmeBeslenme incelemeleri+5
Şeymanur Bilici
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Özel bir spor merkezine başvuran bireylerde görülen duygusal yeme durumu ve egzersiz bağımlılığı arasındaki ilişkinin araştırılması

Bu araştırma; özel bir spor merkezine başvuran bireylerde duygusal yeme durumunun egzersiz bağımlılığı ile ilişkisinin araştırılması amacıyla yürütülmüştür. Çalışma 1 Haziran 2020-1 Kasım 2020 tarihleri arasında özel bir spor merkezine üye olan 19-50 yaş aralığındaki 125 kadın, 99 erkek olmak üzere toplam 224 bireyle gerçekleştirilmiş olup Haziran 2021-Kasım 2021 tarihleri arasında veriler toplanmıştır. Araştırmaya katılan bireylerin demografik özellikleri, antropometrik ölçümleri, duygusal yeme durumlarını belirlemek amacıyla Duygusal Durumlarda Yeme Alışkanlığı Ölçeği (EESQ), egzersiz bağımlılığını sorgulamak amacıyla Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği (EBÖ-21) uygulanmıştır. Duygusal Durumlarda Yeme Ölçeğinin toplam puan ortalaması ve Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği toplam puan ortalaması ile birlikte antropometrik ölçümleri değerlendirilmiştir. Verilere ilişkin analizler SPSS 25.0 programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Analizlerde tanımlayıcı istatistikler, Shapiro Wilk testi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis ve Post Hoc Bonferronni testi uygulanmıştır. Araştırma grubunun yaş ortalaması 31,26±8,39 yıl olup, boy ortalaması 170,49±9,02 cm, ağırlık ortalaması 73,51±18,37 kg ve beden kütle indeksi ortalaması 24,98±4,69 kg/m2 olarak bulunmuştur. Yapılan analizler sonucunda Duygusal Durumlarda Yeme Ölçeği ile Egzersiz Bağımlılığı ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (p>0,05). Egzersiz Bağımlılığı ölçeği zaman ve egzersiz tercihi alt boyutu, kontrol eksikliği alt boyutu, geri çekilme etkileri alt boyutu, tolerans alt boyutu ve devamlılık alt boyutu arasında anlamlı, pozitif yönde ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Ruh hali ile düzenli egzersiz ve yeme durumunun yapılan çalışmalarda bir ilişki içinde olduğu gözlemlenmektedir. Dolaylı olarak duygusal yeme ve egzersiz bağımlılığı arasında ilişki vardır denebilmektedir.

BağımlılıkBeslenme bozukluklarıDuygusal yeme+4
Aslıhan Kaçar
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerde COVID-19 korkusu ve sağlık anksiyetesinin duygusal yeme davranışı üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı yetişkin bireylerde COVID-19 korkusu ve sağlık anksiyetesinin duygusal yeme davranışı üzerine etkisinin incelenmesidir. Çalışma kesitseldir. İlişkisel tarama modeli kullanılmıştır ve betimsel bir çalışmadır. Örneklem Mart 2021 – Mayıs 2021 arasında oluşturulmuştur. Veri toplama araçları olarak; Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Koronavirüs Bilgi Formu, Koronavirüs 19 Fobisi Ölçeği (C19P-S), Sağlık Anksiyetesi Ölçeği (SAÖ) ve Türkçe Duygusal Yeme Ölçeği (TDYÖ) kullanılmıştır. Araştırmaya Kocaeli ilinin İzmit ilçesinde ikamet eden ve bilgilendirilmiş onamı alınan 803 gönüllü katılımcı dahil edilmiştir. Bireylerin sosyo-demografik değişkenlerine göre ölçek puanları arasındaki farklar incelendiğinde, yetişkin bireylerin C19P-S puanlarının yetişkinlerin cinsiyet, medeni durum, kendini kilolu olarak görme durumu, pandemi sürecinde evde yemek yeme davranışı artma durumu ve koronavirüs ile ilgili bilgileri takip etme sıklıklarına göre, SAÖ puanlarının yetişkinlerin cinsiyet, yaş, pandemi sürecinde evde yemek yeme davranışı artma durumu, psikiyatrik rahatsızlık durumu ve kronik hastalık durumlarına göre, TDYÖ puanlarının yetişkinlerin cinsiyet, yaş, medeni durum, BKİ, kendini kilolu olarak görme durumu, pandemi sürecinde evde yemek yeme davranışı artma durumu, psikiyatrik rahatsızlık durumu ve koronovairüs ile ilgili bilgileri takip etme sıklıklarına göre anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Ölçekler ve alt boyutlar arasındaki ilişki incelenmiş, yetişkinlerin C19P-S puanları ile SAÖ puanları arasında, TDYÖ puanları ile SAÖ puanları arasında ve C19P-S puanları ile TDYÖ puanları arasında anlamlı korelasyon bulunmuştur. C19P-S puanları ve SAÖ paunlarının TDYÖ puanları üzerindeki etkisinin incelenmesi sonucunda, C19P-S ve SAÖ'nin tüm alt boyut ve toplam puanlarının TDYÖ puanları üzerinde istatistiksel olarak etkisinin olduğu bulunmuştur. Bu araştırmanın bulgularının ilgili literatüre önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

AnksiyeteCOVID 19Duygusal yeme+4
Yasemin Aslantaş
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Free will and emotional eating: The mediating role of coping with stress

The main purpose of the present study was to investigate the mediating role of coping with stress in the association between free will belief and emotional eating. The participants of the research comprised students enrolled in the Faculty of Education at TED University (n = 425). The participant group was ascertained through the utilization of convenience sampling. Data were collected using the Turkish versions of the Coping Styles Inventory (CSI), the Three-Factor Eating Questionnaire (TFEQ-R21), the Free Will and Determinism Scale (FAD-Plus), and a demographic information questionnaire. Utilizing SPSS Model 4 in PROCESS Macro, a simple mediation analysis was conducted to examine the mediating role of coping with stress in the correlation between free will belief and emotional eating. Consistent with the findings derived from the relevant literature, distinct analyses were conducted for males and females with the intention of assessing the gender factor. Also, considering the literature and the findings of the preliminary analysis, body mass index (BMI) was incorporated as a covariate variable in the research. The analysis's findings suggested that, for both gender, coping with stress fully mediated the negative correlation between free will belief and emotional eating. In addition, BMI as a covariate was found to be significant among both males and females. The findings of the present study were assessed in accordance with existing literature, relevant theoretical and practical implications were discussed in accordance with the results, and recommendations for further research were presented.

Emotional eatingCoping with stressFree will
Beyza Müyesser Düztepe
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2024
00

Related subjects