Uncertainty

124 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Uzatmalı adaylık sürecinin Türkiye'deki AB şüpheciliğine etkisi: Dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık

Bu çalışmada Türkiye'nin adaylık statüsünün beraberinde getirdiği dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık durumlarının üniversiteli gençlerin AB şüpheciliği üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmada spesifik olarak bilişsel mobilizasyonları yüksek olan üniversite öğrencilerine odaklanılmasının nedeni genç nüfusun oldukça yüksek olduğu Türkiye'de, küreselleşmenin kazanan grupları olarak nitelendirilebilecek üniversite öğrencilerinin Avrupa Birliği'ne yönelik tutumlarını anlamanın önem taşımasıdır. Bunun için öncelikle üye ve aday ülkelerdeki kamuoyu tutumlarını açıklayan farklı yaklaşımlara yönelik geniş bir literatür taraması yapılmıştır. Ardından aday ülkelerde AB şüpheciliğine neden olduğu ifade edilen dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık durumlarının ne olduğuna detaylı bir şekilde değinilerek tezin teorik çerçevesi ve hipotezleri ortaya koyulmuştur. Hipotezlerin test edilebilmesi için nicel araştırma yöntemlerinden anket yöntemi kullanılmıştır. Bu çerçevede Survey Monkey çevrim içi anket sistemi aracılığıyla üniversite öğrencilerine Türkiye genelinde bir anket çalışması uygulanmıştır. Örneklemin 1027 öğrenciden oluştuğu anket çalışmasında dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık durumları bağımsız değişkenler olarak; literatürdeki alternatif yaklaşımlara dair değişkenler ise kontrol değişkenler olarak ele alınmıştır. Çoklu doğrusal regresyon analizlerinin sonuçları dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık durumlarının üniversite öğrencilerinin AB şüpheciliği üzerinde değişen seviyelerde etkili olduklarını göstermiştir.

Avrupa BirliğiBelirsizlikDışsallık+4
Ezgi Zengin
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of financial stress and economic uncertainty on unemployment

This study analyzes the impact of financial stress and economic uncertainty on unemployment in Turkey for the period 2007-2022 with monthly data. Financial stress and economic uncertainty variables are examined through an indicator and two distinct indices. The model is estimated using a structural vector autoregression (SVAR) model. This thesis shows that as the level of financial stress and economic uncertainty increases, the unemployment rate also increases. The evidence in this thesis also demonstrates that the part of economic uncertainty that is not related to financial stress has an increasing effect on unemployment rate, while the part of financial uncertainty that is not related to financial stress has almost no effect on unemployment rate.

UncertaintyEconomic expectationEconomic situation+5
Ayşe Merve Telis
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Uçak kanadı tasarımının uygun dikgen ayrıklaştırma ve tümevarımsal tasarım araştırma yöntemi kullanılarak belirsizlik altında disiplinlerarası optimizasyonu

Belirsizliklerin dahil edildiği uçak kanatlarının gürbüz optimizasyon süreci, karmaşık parametrik geometri tanımlamalarından dolayı yüksek sayıda tasarım değişken sayısına sahiptir. Gürbüz optimizasyon problemlerinde değişken sayısının artması yüksek hesaplama maliyetlerine sebebiyet vermektedir. Bu yüzden tasarım değişken sayısının ve tasarım karmaşıklığının azaltılması gürbüz optimizasyon süreçleri için büyük önem arz etmektedir. Bu sorunlara çözüm olarak uygun dikgen ayrıştırma yöntemi, tümevarımsal tasarım araştırma yöntemi ile entegre edilerek hesaplama yükü azaltılmıştır. Uygun dikgen ayrıştırma yöntemi, bir boyut azaltma yöntemi olup gürbüz optimizasyon sürecinde kanat tasarım değişkenlerini analiz ederek baskın özellikleri çıkartmaktadır. Hesaplanan baskın özellikler yardımıyla daha az sayıda tasarım değişkeni kullanılarak kanat geometrisi yeniden parametrik hale getirilip hesaplama maliyeti açısından avantaj sağlanmaktadır. Tümevarımsal tasarım araştırma yöntemi sayesinde ise tasarım gereksinim ve kısıtları göz önünde bulundurularak hem tasarım girdilerindeki hem de simülasyon modellerindeki belirsizlikler hesaplamalara dahil edilip gürbüz tasarımlar hesaplanmıştır. Tümevarımsal tasarım araştırma yönteminin temelinde yatan fikir, belirsizliklerin hesaba katıldığı tasarımlar için, bir gürbüzlük kriterine göre tasarım alternatiflerini değerlendirmek ve gürbüz tasarımları belirlemektir. Bu amaçla, hesaplanan gürbüz tasarımlar, amaç fonksiyonu ve gürbüzlük kriteri açısından kıyaslanarak avantaj ve dezavantajları değerlendirilmiştir. Gürbüz optimizasyon süreçlerinde bir diğer sorun ise özellikle hem aerodinamik hem de yapısal gereksinimlerin göz önünde bulundurulduğu disiplinlerarası çalışmalarda yüksek doğruluk seviyesine sahip hesaplamalı akışkanlar dinamiği ve sonlu elemanlar analizlerinin kullanılmasının hesaplama sürelerini arttırmasıdır. Bu yüzden yüksek doğruluklu hesaplama yöntemlerinin kullanımından gelen hesaplama yükü ise uygun dikgen ayrıklaştırma tabanlı radyal bazlı fonksiyon vekil modeli ile azaltılarak tasarım uzayı araştırılmıştır. Kullanılan vekil modelin tasarım çıktılarını tahmin yeteneği de hesaplamalı akışkanlar dinamiği ve sonlu elemanlar analizinden hesaplanan değerler ile kıyaslanarak kullanılan yöntemin verimliliği değerlendirilmiştir. Tasarım esnasında meydana gelen belirsizliklerden ötürü hesaplanan ve üretilen tasarımlar arasında farklılıklar mevcuttur. Bu yüzden disiplinlerarası gürbüz optimizasyon çalışması için belirsizliklerin belirlenmesi de bir diğer önemli husustur. Bu çalışmada hesaplamalı akışkanlar dinamiği analizlerinde kullanılan türbülans modelinden meydana gelen belirsizlikler, özuzay sarsınım yöntemi ile belirlenmiştir. Bu sayede tasarım çıktılarının türbülans modelinden ötürü meydana gelen belirsizlikler altındaki değişimi hesaplanmıştır. Kanat iç yapısının dayanımı, kanat ağırlığı gibi konuların dahil olduğu yapısal optimizasyon sürecinde ise kafes hücre yapılarından faydalanılmıştır ve kafes hücrelerinin üretiminden meydana gelen belirsizlikler de hesaplanarak gürbüz optimizasyon çalışmasına dahil edilmiştir.

BelirsizlikHesaplamalı akışkanlar dinamiği (HAD)Optimizasyon
Görkem Demir
TOBB Economics and Technology University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de enflasyon ve enflasyon belirsizliğinin iktisadi büyüme üzerine asimetrik etkileri: Eşik değer analizi

Bu çalışmada Türkiye'de enflasyon ve enflasyon belirsizliğinin iktisadi büyüme üzerinde asimetrik etkileri araştırılmıştır. Enflasyon-ekonomik büyüme analizleri hızla büyüyen bir araştırma alanı haline geldi, ancak enflasyon belirsizliği ile ilişkisine çok az ilgi gösterildi. Ayrıca, daha önceki çalışmalarda uzun dönemde enflasyon, enflasyon belirsizliği ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin nonlineer olup olmadığı gözardı edildiği görülmektedir. Bu çalışmanın temel konusu, özellikle, enflasyonun ve enflasyona ilişkin belirsizliğin ekonomik büyümeyi olumsuz mu yoksa olumlu mu etkilediği üzerinde durmaktadır. Çalışmada, 2005:01 - 2021:07 dönemini kapsayan bir veri setine ARCH-GARCH ve TAR modelleri uygulanmıştır. Enflasyonun %12.15 eşik değeri altında, enflasyonun sanayi üretimi üzerinde anlamlı ve negatif bir etkiye sahipken, enflasyon belirsizliği ise istatistiksel olarak anlamsız çıkmakta, enflasyonun %12.15 eşik seviyesinin üzerinde olduğu bir dönemde ise belirsizlik değişkenin sanayi üzerimi üzerinde negatif ve istatiksel olarak anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Asimetrik etkiBelirsizlikEkonomik büyüme+5
Arzu Akın
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okullardaki örgütsel belirsizlik düzeylerinin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı yönetici ve öğretmenlerin okullarda karşılaştıkları belirsizlik durumları karşısında verdikleri tepkileri belirlemek ve buna etki eden değişkenleri (cinsiyet, görev türü, okul türü ve örgütsel belirsizliğin boyutları) incelemektir. Araştırma betimsel tarama modelindedir. Pilot uygulamanın evreni Siirt'in Kurtalan ilçesindeki, ikinci uygulamanın evreni ise Siirt il merkezindeki devlet okullarında görev yapan yönetici ve öğretmenlerdir. Uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen "Okullardaki Örgütsel Belirsizlik Ölçeği" ile toplanmıştır. Açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi ile geliştirilen ölçeğin güvenirlik ve geçerliliği test edilmiştir. Bunun sonucunda 25 maddeli ve Örgütsel Belirsizliğe Dayalı (ÖBD) Örgütsel Olumsuzluklar, ÖBD Yönetsel Uygulamalar ve ÖBD Bireysel Olumsuzluklar olmak üzere üç boyutlu bir yapıya sahiptir. İncelenen değişkenler arasında ise yapısal regresyon modeli yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre ÖBD Örgütsel Olumsuzluklar algı seviyesi ortalamalarında cinsiyet, görev türü ve okul türü değişkenlerinde anlamlı fark tespit edilmiştir. ÖBD Yönetsel Uygulamalar algı seviyesi ortalamalarında görev türü ve okul türü değişkenlerinde anlamlı fark tespit edilmiştir. Ayrıca ÖBD Bireysel Olumsuzluklar algı seviyesi ortalamalarında cinsiyet ve okul türü değişkenlerine göre anlamlı düzeyde bir farkın olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Belirsizlik, Örgütsel Belirsizlik, Okul, Kaos

BelirsizlikEğitim kurumlarıEğitim yönetimi+4
Merve Yavuz
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

LNG sektörü için 2050 senaryoları delfi yönteminin senaryo planlama ile birlikte kullanılması

Günümüzde enerji alanında değişimler yaşanmaktadır. Yeni kaynak keşifleri gerçekleşmekte, yenilenebilir enerji yatırımları artmakta; teknolojik gelişmeler ile maliyetler azalmakta ve yeni hidrokarbon taşıma yöntemleri geliştirilmektedir. Bu değişen enerji piyasasında doğal gazın bir taşıma ve kullanım yöntemi olan LNG'nin önemi günden güne artmaktadır. Bu kapsamda LNG sektörüne yeni şirketler katılmakta, şirketler arasında güç dengeleri değişmektedir. Değişim hem sektörde belirsizliklere neden olmakta hem de karar vericileri etkilemektedir. Değişimlere hazır olmak ya da karar süreçlerine destek olmak için kullanılan yöntemlerden biri senaryo planlamadır. Senaryo planlamada araştırmacılar, çeşitli analizler sonrası olası gelecek durumlarını içeren senaryolar oluşturarak planlama yapmaya çalışmaktadır. Bu çalışma LNG sektörünü, delfi yöntemi kullanılarak senaryo planlama ile 2050 yılı dünya LNG piyasası ile ilgili senaryoların oluşturulmasını amaçlamaktadır. Bu çalışmada O'Brien (2004) ve Tapinos (2009) tarafından önerilen "küresel iş ağı okulu" senaryo planlama metodolojisi kullanılmış olup, ayrıca senaryo planlama yönteminin nasıl uygulanabileceği açıklanmış, adımlar detaylarıyla irdelenmiş ve diğer araştırmacılar için bu yöntemin nasıl kullanılabileceği hakkında bir rehber oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu amaçla belirsizlik listesinin belirlenmesinde dünyada bu alanda çalışan 12 uzmanın görüşlerine delfi yöntemi kullanılarak başvurulmuştur. Yapılan delfi çalışması sonucuna göre ön plana çıkan on iki belirsizlik; savaşlar, fiyat mekanizması, yaptırımlar, Rusya, ekonomik krizler, Çin, talep tahmini belirsizlikleri, emtia fiyat değişimleri, yasal düzenlemelerdeki değişimler, ABD, finansman maliyetleri ve enflasyon olarak sıralanabilir. Belirsizlikler sonrası oluşturulan temalar doğrultusunda dört senaryo oluşturulmuştur. Bu senaryolar, ABD-Rusya savaşının devam edeceğini öngören Rusya vs ABD, fiyat krizlerinin devam edeceğini öngören Proaktif vs Deaktif, yasal ve çevresel düzenlemeler temelli Net Zero vs AB ve emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların devam ettiği Dönüşüm ve Satın Almalar'dır. Oluşturulan senaryolar, yapılan stratejik grup analizleri ile ele alınarak, sektörün farklı grupları için strateji önerileri oluşturulmuştur. Öne çıkan stratejiler ise pazar geliştirme, iş birliği ve depolama kapasiteleri artışıdır. LNG sektörü için önerilen stratejilerin temeli; kapasite artışları ile arz/talep güvenliğini sağlamaya, diğer şirketler ile rekabet yerine iş birliği yaparak rekabete dayalı fiyatlamayı önlemeye dayanmaktadır. Anahtar Sözcükler Belirsizlik, Delfi Yöntemi, Doğal Gaz, Enerji, LNG, Senaryo Planlama, Strateji

BelirsizlikLNGUluslararası iş stratejileri
Arif Özden
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Dudak/damak yarığı tanısı almış bebeklerin ebeveynlerinin belirsizlik algısı ile hastalığın aileye etkisi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırma dudak/damak yarığı tanısı almış bebeklerin ebeveynlerinin belirsizlik algıları ile hastalığın aileye etkisi arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla metodolojik ve ilişkisel tanımlayıcı olarak iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini bir üniversite hastanesinin plastik cerrahi polikliniklerine başvuran 0-3 ay arası bebeklerin ebeveynleri oluşturmuştur. Birinci aşamada 240 ebeveyn ile Ebeveyn Belirsizlik Algısı Ölçeği-Tanı'nın (EBAÖ-T) Türkçeye uyarlanması, geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış ve Doğrulayıcı Faktör Analizi sonucunda ölçeğin çalışmadaki örneklem için geçerli ve güvenilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. (Cronbach Alpha 0,85). İkinci aşamada ise Ebeveyn ve Bebek Tanıtıcı Bilgiler Formu, EBAÖ-T ve Aile Etki Ölçeği kullanılarak yeni bir örneklem grubu ile (n=200) ebeveynlerin belirsizlik algıları ve hastalığın aileye etkisi arasındaki ilişki incelenmiştir. Verilerin analizlerinde Student-t Testi, ANOVA, Bonferroni Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve Ki-kare kullanılmıştır. Belirsizlik algısı için ölçek puan ortalaması 85,59 ±12,46 ile yüksek düzeyde bulunmuştur. Bebeklerinin tanısı doğumdan önce konamayan, yapılan bilgilendirmeden memnun kalmayan ve gelir düzeyi düşük ebeveynlerin belirsizlik algıları daha yüksek bulunmuştur. Ebeveynlerin hastane hizmetlerinden duydukları memnuniyet azaldıkça belirsizlik algı düzeyleri artmıştır. Hastalığın ebeveynler üzerine etkisi 52,22±7,70 puan ortalaması ile orta yüksek düzeyde bulunmuştur. Ebeveynlerin Aile Etki Ölçeği alt boyut puan ortalamalarında en yüksek puan 30,07±3,84 ile kişisel zorlanma boyutunda bulunmuştur. EBAÖ-T ile Aile Etki Ölçeği toplam puanı (r=0,225) ve maddi yük (r=0,197), ailesel ve sosyal etki (r=0,180), kişisel zorlanma (r=0,166) ve başa çıkma (r=0,219) alt boyutları arasında pozitif anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05). Ebeveynlerin hastane yönetimlerinden beklentisi en fazla 'yetkin sağlık personelleri' olmuştur (%27,1). Araştırma sonucunda, belirsizliğin ve hastalıkların aileleri nasıl etkilediklerini gösteren ve bakım çıktılarını ölçen ileri çalışmalar yapılması ve dudak/damak yarıklı bebeklerin bakım yönetiminde hemşirelik bakımının kalitesini artıracak yönetimsel düzenlemeler yapılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur.

AlgıAna-babaBebek bakımı+6
Burcu Acımış
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada belirsizliğin ve sosyal kimliklerin bilişsel, duygusal ve davranışsal tepkiler üzerindeki etkileri

İnsanlar yaşam boyunca karşılaştıkları belirsizlikleri azaltmak için çabalamaktadır ve belirsizlikle baş etmenin etkili yollarından biri grupla kimliklenmektir. Günümüzde sosyal medya platformları grup etkinlikleri için yeni bir ortam sağlamaktadır. Bu nedenle belirsizliği azaltmak için bu platformlar yaygın olarak kullanılmaktadır. Fakat sosyal medya platformlarında sosyal kimlik tehditleri de yaygındır. Bu nedenle belirsizlik gibi rahatsız edici bir durumdan sonra sosyal medyada sosyal kimlik tehdidi ile karşılaşmanın, insanların iç grup kimliğini korumak için daha fazla güdülenmelerine neden olması beklenebilir. Bu araştırmada yürütülen ilk deneyde sosyal medyada karşılaşılan belirsizliğin ve cinsiyet kimliğine yönelik tehditlerin bilişsel, duygusal ve davranışsal tepkiler üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Deney Hacettepe Üniversitesi öğrencilerinden 102 kadın katılımcıyla yürütülmüştür. Belirsizliği değişimlemek için katılımcılara yaşadıkları belirsizlik veya olumlu anlarla ilgili açık uçlu sorular sorulmuş; sosyal kimlik tehdidini değişimlemek içinse Sosyal Medyada Dışlanma Paradigması kullanılarak tehdit içeren ve içermeyen profiller oluşturulmuştur. Analiz sonuçları belirsizliğin olumlu duygular üzerindeki temel etkisinin anlamlı olduğunu göstermiştir. Fakat belirsizlik ile sosyal kimlik tehditlerinin olumsuz duygu, bilişsel ve davranışsal tepkiler üzerindeki temel ve ortak etkileri anlamlı değildir. İkinci deneyde ilk deneydeki değişimlemeler ve ölçümler kullanılmıştır. Farklı olarak kimlik tehdidinin kaynağını değişimlemek amacıyla ulusal kimlik kullanılmış ve sosyal medya profillerinde kişinin iç grup (T. C. vatandaşı) ya da dış gruptan (yabancı uyruklu) olduğu ile ilgili bilgiler verilmiştir. Deney Hacettepe Üniversitesi öğrencilerinden 149 katılımcıyla yürütülmüştür. Analiz sonuçları belirsizlik ile sosyal kimlik tehditlerinin bağımlı değişkenler üzerindeki temel etkilerinin anlamsız olduğunu fakat olumlu duygu puanları üzerinde ortak etkinin anlamlı olduğunu göstermektedir. Ek olarak, katılımcılar belirsizlik yüksekken kimliklerini tehdit eden dış grup üyesini tehdit içermeyen profillere kıyasla daha fazla dışlamışlardır. Fakat iç grup üyesini dışlama davranışı belirsizlik yüksekken ya da kontrol koşulunda farklılaşmamaktadır. Sonuç olarak, bulgular insanların belirsizlik yüksekken iç grup kimliklerini korumaya kısmen de olsa güdülendiklerini ve belirsizlik ile sosyal kimlik tehditlerinin dışlama davranışını motive edici bir etkisinin olabileceğini göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Sosyal medya, sosyal kimlik, belirsizlik, dışlama, cinsiyet kimliği, ulusal kimlik

BelirsizlikBilişsel tepkiCinsel kimlik+7
Eylem İrem Morkoç
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Dealing with consumer uncertainty: Online consumer reviews and what makes them helpful

Online shopping has become very prevalent in average consumer's daily life. Electronic retailing comes with many conveniences for consumers. Being able to share information about the purchased product is among these conveniences. This is done through writing Online Consumer Reviews. Online Consumer Reviews can decrease consumer uncertainty by providing information about the product quality. Furthermore, many online retailers implemented a "helpfulness" feature to help potential customers find valuable reviews easily. This creates an opportunity to find out what kind of information tends to decrease the consumer uncertainty, in other words, what makes a helpful review? To answer this question, consumer review data from BestBuy and IMDb was scraped and transformed. Then the data was inquired in the light of Search and Experience goods paradigm, Negativity Bias and Prospect Theory. Hypotheses were tested by Tobit Regression. The results were both expected and unexpected. It was found that information sharing for Search goods is very important and consumers need more elaboration when a review is rated negatively. Additionally, reviews with negative sentiments were found to be more helpful leading to the presence of Negativity Bias. On the other hand, such strong support for Negativity Bias were not observed for Experience goods. The implication of these results is that consumers should participate in more both writing and voting reviews at least for Search Goods. This way consumers can get the best quality products with respect to their budgets. Besides, this optimized behavior might lead to increased social welfare because of the decreased information asymmetry between producers and consumers. Keywords Natural Language Processing, Information Economics, Behavioral Economics, Web Scraping, Online Consumer Reviews

CopingUncertaintyKnowledge economy+6
Okancan Balcı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of uncertainty in energy prices on the economy of the Caspian Sea countries: Evidences from Russia, Kazakhstan and Azerbaijan

By taking into account the role of crude oil in the world economy, the prices of petrol become one of the main indicators of the economic growth. In addition, the uncertainty in the price of crude oil has various effects in both oil exporting and importing countries. However, oil-producing countries are more vulnerable to the volatility in crude oil prices. Countries in the Caspian Sea region, including Russia, Kazakhstan and Azerbaijan depend heavily on oil export revenues, therefore, the uncertainty in oil prices influences macroeconomic variables in these nations. This thesis empirically examined the effects of uncertainty in crude oil prices on the gross domestic product in the selected countries using some macroeconomic variables such as exchange rates, interest rates, inflation rates and oil prices (Brent). Autoregressive Distributed Lag model was used to assess the long run and short run relationship between the volatility in oil prices and the gross domestic product (GDP). The result of the thesis indicates that the gross domestic product (GDP) responds to the uncertainty in oil prices for both short and long run, although at varying degrees. Based on the results of the estimation, the uncertainty in oil prices has negative impact on the gross domestic product for all three countries in both the long term and the short term. Meanwhile, our findings indicate that the effect of oil price uncertainty on the gross domestic product (GDP) in the short-run is greater than in the long-run. The results of this thesis have significant implications for policymakers.

ARDLAzerbaijanUncertainty+7
Elshan Abdullayev
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Monte Carlo simülasyonu ile hisse senedi fiyat tahminleri

Finansal piyasalarda gün içerisinde ya da belirli zaman aralıklarında birtakım dalgalanmalar yaşanmakta olup, bu dalgalanmalar yatırımcı üzerinde bir stres ve risk etkisi oluşturmaktadır. Finansal piyasalar içerisinde yaşanan belirsizlikten dolayı oluşan dalgalanmalardan büyük veya küçük yatırımcılar korunmak istemektedirler. Bu durumda yatırımcılar risklerini olabildiğince azaltmak için risk yönetimine başvururlar. Belirsizlik ortamında yatırım yapacak olan yatırımcılar, yatırımlarının pozitif yönde değer kazanması adına bu piyasada yapacağı yatırım hakkında fikir sahip olması gerekir. İnsanın, belirsizliğin yaşandığı ortamlarda her zaman rasyonel karar alması olası değildir. Yaşanan krizler ya da yatırımdaki iniş ve çıkışlar yatırımcı üzerinde bir baskı oluşturup yanlış bir karar almasında neden olabilmektedir. Yatırımcılar, bir yatırıma başlamadan önce o yatırımla ilgili bilgi sahibi olmak isterler ve yaşanabilecek bir olumsuzluk karşısında psikolojik faktörlerden dolayı yanlış bir karar alma durumu yaşamak istemezler. Bu çalışmada, yatırımcıların yapacağı yatırım üzerinde akılcı bir yol izlemesi için tamamen rasyonel verilere dayalı bir yatırım modellemesi yapılmıştır. Bu bağlamda Monte Carlo metodu yardımı ile Türk Hava Yolları ve American Airlines'a ait hisse senedi verileri incelenerek simülasyon modellemesi yapılmış, benzer taraflar ve ayrılan noktaların tespiti belirtilerek, yatırımcının hangi yatırıma yönelmesinin daha rasyonel ve karlı olduğu saptanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Finansal Piyasalar, Belirsizlik, Yatırım, Monte Carlo Simülasyonu

BelirsizlikFinansal piyasalarFiyat tahmini+4
Cem Şener
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Belirsiz kayıp: Aile bireyleri üzerindeki etkileri ve belirsiz kayıpla başa çıkmada etkili değişkenler

Bu araştırmada belirsiz kaybın aile bireylerinde yol açtığı psikososyal etkilerin belirlenmesi ve bazı bireysel değişkenlerin belirsiz kaybın olumsuz etkileri ile ilişkilerinin saptanması amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi 41'i fiziksel kayıp ve 73'ü psikolojik kayıp olmak üzere toplam 114 belirsiz kayıp yakınından oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından hazırlanan Demografik Bilgi Formu, Aile Yapısı ve Kaybın Etkileri İle İlgili Soru Formu; bu araştırma kapsamında Türkçe uyarlaması yapılan Sınır Belirsizliği Ölçeği; Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği Kısa Formu (BTÖ-12); Bilişsel Esneklik Envanteri (BEE); Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBTÖ); Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (CD-PSÖ) ve Diyalektik Düşünme Ölçeği (DDÖ) kullanılmıştır. Araştırma verileri Haziran 2017 ile Aralık 2017 tarihleri arasında yüz yüze ve dijital ortamda gerçekleştirilen uygulama ile toplanmış, SPSS 21.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Türkçe uyarlaması gerçekleştirilen sınır belirsizliği ölçeklerinin, yüksek düzeyde güvenilir olduğu ve fiziksel kayıp yakınları ile Alzheimer hasta yakınlarında sınır belirsizliğinin değerlendirilmesinde ölçüm aracı olarak kullanılabileceği saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, belirsiz kayıp yakınlarının sınır belirsizliği ile fiziksel, duygusal ve bilişsel sorunlar yaşadığını, kayıp öncesinde gerçekleştirdikleri aile adetlerinin azaldığını ve aile, iş ve sosyal hayatlarının olumsuz yönde etkilendiğini göstermiştir. Bununla birlikte, fiziksel kayıp yakınlarında aile adetlerinde azalma ile aile ve iş hayatında olumsuz etkilenme daha fazla iken, psikolojik kayıp yakınlarında sınır belirsizliği, duygusal ve bilişsel sorunlar ile sosyal hayatta olumsuz etkilenmenin daha fazla olduğu belirlenmiştir. Bireysel değişkenlere yönelik bulgular ise belirsizliğe tahammülsüzlük ve diyalektik düşünme artıkça sınır belirsizliğinin ve kaybın birey üzerindeki etkilerinin arttığını göstermiştir. Benzer şekilde, stresle pasif başa çıkma tarzlarının da sınır belirsizliği ile duygusal ve bilişsel sorunları artırdığı belirlenmiştir. Bilişsel esneklik, stresle aktif başa çıkma tarzları ve psikolojik dayanıklılık ile sınır belirsizliği arasında anlamlı bir doğrusal ilişki saptanmamıştır. Buna karşın, aktif stratejilerin duygusal sorunları; bilişsel esneklik ve psikolojik dayanıklılığın ise fiziksel, duygusal ve bilişsel sorunları azalttığı belirlenmiştir. Ayrıca, belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyi arttıkça bilişsel esneklik de azalmaktadır. Yapılan bu araştırmada ulaşılan bulgular, belirsiz kaybın birey ve aile üzerindeki etkilerinin gelecek çalışmalarda sınanmaya devam edilmesi gerektiğini; ayrıca sosyal ve klinik uygulama alanlarında belirsiz kayıp yakınlarına yönelik iyileştirici müdahaleler geliştirilmesinin önemini ortaya koymaktadır.

AileBelirsiz kayıpBelirsizlik+5
Emel Bayraktar Özgeldi
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Emrah Serbes romanlarında Tekinsiz'in dünyası

Bu çalışmanın amacı, Emrah Serbes'in romanlarından yola çıkarak günümüzdeki toplumun sosyolojik olarak geçirdiği dönüşümü anlamak ve yeni düzende meydana gelen problemleri açığa çıkarmaktır. Bu nedenle Serbes'in romanlarında ön plana çıkan korku, güvensizlik, belirsizlik gibi olgular 'tekinsizlik' kavramı içerisinde değerlendirmeye alınmıştır. Dünya bugün olağanüstü bir değişim içerisindedir. Bu durum insanları ve toplumsal yaşayışı büyük bir bilinmeze ve belirsizliğe doğru sürüklemektedir. Böylece insanın sahip olduğu her şey etkilenmekte ve yok olma tehlikesine girmektedir. Toplumsal gelişme ve ilerleme düşüncesinin yok olması, anti-toplumsallaşma, belirsizlik, kendiliğindenlik, artan eşitsizlikler tekinsiz yaşam şartları oluşturarak toplumsal yaşamı giderek korkutucu bir boyuta sürüklemektedir. Belirsizlik ve tekinsizlikle iç içe olan küresel dünya koşulları, sosyolojinin temel kavram ve kuramlarını da etkilemektedir. Böylece tekinsizlik, sosyolojinin bir konusu olarak gündeme gelmektedir. Sosyoloji yeni dönemde devam eden tartışmalarla beraber yeni toplumu ve ilişkileri tanımlamaya çalışmaktadır. İnsanların içinde bulundukları korkular, belirsizlikler, sıkıntılar, melankoli vb. hayatımızda var olan kavramlar geleceği de belirsizleştirmektedir. Sosyolojide geleceksizlik, belirsizlik ilk defa gündeme gelirken bu konu daha çok edebiyat çerçevesinde yeni bir türe dönüşmüştür. Bizim bu konuyu romandan yola çıkarak ele almamızın nedeni budur. Sosyoloji ve edebiyat/roman ilişkisi daha başlangıçtan beri vardır. Roman, toplumsal gerçekliği ve toplumsal ilişkileri yansıtmakta bu açıdan sosyolojik çözümlemenin yanında durmaktadır. Günümüz sorunlarını tespit etmek, saptamak hem de 'tekinsizlik' ile ilgili belli görüşleri ortaya koymak için böyle bir çalışma yapılmıştır. Mevcut ana akım sosyoloji dışında ortaya çıkan konu ve sorunları belirlemek amacıyla da Emrah Serbes'in romanları tercih edilmiştir. Emrah Serbes' in romanlarında tekinsizlik teması incelenip romandaki karakterler, ilişkiler, mekanlar ile tekinsizlik arasında bağlantı kurulmuş, belli sonuçlara ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tekinsizlik, Korku, Belirsizlik, Anti-toplumsallaşma, Emrah Serbes

Antisosyal tutumlarBelirsizlikGüvensizlik+4
Ezgi Batıgün
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Fahreddin er-Râzî'de naklî/lafzî delillerin zannîliği meselesi

Kuruluşundan günümüze kelâm ilminin içeriğindeki bütün konulara temel teşkil eden iki önemli esas vardır: Bunların biri "şeylerin bir hakikati olduğu", diğeri ise "şeylerin hakikatinin bilgisinin mümkün, hatta gerçekleşmiş olduğu"dur. Epistemolojiden ontolojiye, ilâhiyât bahislerinden sem'iyât bahislerine kelâm ilminin ilgilendiği bütün konu ve meseleler temelde bu iki iddianın üzerine bina edilmiştir. Bu araştırma alanı içinde insana bilgiyi temin eden kaynaklar ise "duyular" "doğru haber/nakil" ve "akıl/nazar"dır. Bu kaynakların sınırları ve kesinlikte varabilecekleri nokta ise çok erken dönemlerden itibaren çeşitli tartışmalara konu olmuştur. Kelâm ilminin müteahhir döneminin kurucu ismi Fahreddin er-Râzî'nin (ö. 606/1210) bazı eserlerinde, bilgi kaynaklarından ikincisini oluşturan doğru haberin/naklin çeşitli ihtimaller sebebiyle kesinlik ifade etmeyeceği zikredilmiştir. Bu iddianın en önemli argümanlarından biri "aklî bir delilin naklî/sem'î/lafzî bir delille teâruz etmesi hâlinde, aklın naklin aslı olması ve aklî delilin kesinlik bildirmesi sebebiyle naklî delilin kesinliğinin ortadan kalkması"dır. Ayrıca Râzî'nin el-Metâlibu'l 'Âliye isimli eserinin mukaddimesindeki ifadeleri gerekçe gösterilerek "akıl/nazar"ın metafizikte verebileceği kesinlik hakkında, Râzî'nin olumsuz düşündüğü iddia edilmiştir. Bu çalışma, bilgi kaynaklarından bazılarının güvenilirliğini tartışmaya açması sebebiyle kelâm ilminin bilimsel faaliyetleri açısından sorun teşkil eden ve birbirleriyle uyumsuz gibi görünen bu iki iddiayı Râzî özelinde tahlil etmeyi amaçlamakta ve naklî/sem'î/lafzî delillerin zannîliği meselesinin Râzî söz konusu olduğunda nasıl anlaşılması gerektiğini ve Râzî'ye göre aklın metafizikte kesinliğe ulaşamayacağı iddiasının Metâlib'in ilgili pasajından çıkarılıp çıkarılamayacağını ortaya koymaya çalışmaktadır. Anahtar Sözcükler: Fahreddin er-Râzî, Naklî/Sem'î/Lafzî Delil, Aklî Delil, Kesinlik, Zannîlik

BelirsizlikDelilKelam+3
Zübeyir Çetin
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kant sonrası düşüncede matematiksel belirsizlikten metafiziksel sonsuzluğa geçişin imkânı üzerine

Bu çalışma, "Matematiksel sonsuz aracılığıyla metafiziksel sonsuz hakkında konuşulabilir mi?" sorusunu merkeze alarak Kant'ın metafiziğin imkânına yönelik eleştirisini modern matematikteki gelişmeler ve Rene Guenon'un matematiksel belirsiz ve metafiziksel sonsuz ayrımı üzerinden tartışmaya açıyor. Öncelikle Kant'ın matematiğe ilişkin görüşleri ve metafizik eleştirisi sunuluyor. Sonrasında çağdaş matematikte Cantor ve sonrasında elde edilen bazı önemli sonuçlar ile Guenon'un sonsuzluğa ilişkin görüşlerine yer veriliyor. Guenon'un yaklaşımının Kant'ın eleştirilerinin dışında kalıp kalmadığı tartışılıyor.

BelirsizlikKant, ImmanuelMatematik+2
Fazilet Fatıma Alçık
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Son ergenlik döneminde belirsizliğe tahammülsüzlük ve aleksitimi arasındaki ilişkide anksiyetenin aracı etkisi

Bu araştırmanın temel amacı, son ergenlik dönemindeki bireylerde belirsizliğe tahammülsüzlük ve aleksitimi arasındaki ilişkide anksiyetenin aracı rolünü incelemektir. Araştırma kapsamında içleme ve dışlama kriterlerine uygun bulunan 430 katılımcının verisi ile analizler gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak kişilerin sosyodemografik bilgilerine ulaşmak için Kişisel Bilgi Formu, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği (BTÖ-12), Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ - 20) ve Beck Anksiyete Envanteri kullanılmıştır. Araştırmamızdaki temel hipotezleri test etmek için, basit regresyon ve doğrusal hiyerarşik regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre belirsizliğe tahammülsüzlük ile aleksitimi arasındaki ilişkide anksiyetenin anlamlı kısmi aracı etkisi (p=0,000) olduğu tespit edilmiştir p<0.05. Araştırma, belirsizliğe tahammülsüzlük ve aleksitimi arasındaki ilişkinin anksiyete aracılığı ile gerçekleştiğini ortaya koymuştur.

AleksitimiAnksiyeteAnksiyete bozuklukları+6
Fatma Hilal Özmen
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Obsesif kompulsif belirtiler, belirsizliğe tahammülsüzlük ve kaygı arasındaki ilişki: Covid-19 sürecine özgü bir çalışma

Amaç: Bu çalışmanın amacı, Covid-19 pandemi sürecindeki bireylerde obsesif kompulsif belirti, belirsizliğe tahammülsüzlük ve durumluk kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Yöntem: Çalışmada 233'ü (%70.2) kadın ve 99'u (%29.8) erkek olmak üzere toplam 332 yetişkin katılımcıya internet üzerinden ulaşılmış olup yaş ortalaması 32.11±10.89 yıldır. Tüm katılımcılara sırasıyla Sosyodemografik ve Diğer Bilgi Formu, Padua Envanteri-Washington Eyalet Üniversitesi Revizyonu (PE-WEÜR), Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği Kısa Formu (BTÖ-12) ve Durumluk Kaygı Ölçeği (DKÖ) uygulanmıştır. Verilerin analizi aşamasında bağımsız gruplar t test, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), basit doğrusal regresyon ve çoklu doğrusal regresyon kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmada katılımcılar DKÖ toplam puanı bakımından karşılaştırıldığında, bekar, yalnız yaşayan, toplu taşıma kullanan, evinde Covid-19 risk grubundan bireyler ile yaşayan, ekonomik düzeyi düşük katılımcıların kaygı düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Yapılan basit doğrusal regresyon analizi sonuçlarına göre BTÖ-12 alt boyutlarından hem ileriye yönelik kaygının hem de engelleyici kaygının kaygı düzeyini yordadığı görülmüştür. Yapılan çoklu regresyon analiz sonuçlarına göre ise birlikte ele alındıklarında belirsizliğe tahammülsüzlük kaygıyı yordarken obsesif kompulsif belirtilerin kaygıyı yordamadığı saptanmıştır. Sonuçlar: Çalışmanın bulgularından yola çıkarak belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerinin obsesif kompulsif belirti düzeylerini yordayıcı bir etken olduğu gözlenmektedir. Pandemi sürecinin belirsizlik içeren doğası düşünüldüğünde, belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyi yüksek olan bireylerin bu dönemde kaygı düzeylerinin de yüksek olması beklenen şekilde doğrulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Covid-19, Pandemi, Obsesif Kompulsif Belirtiler, Belirsizliğe Tahammülsüzlük, Kaygı.

BelirsizlikBelirsizlikten kaçınmaBelirsizliğe tahammülsüzlük+4
İrem İskenderoğlu
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Makroekonomik belirsizliğin firma kârlılığı üzerine etkisi: Borsa İstanbul taş ve toprağa dayalı sanayi örneği

1980'li yıllardan itibaren hız kazanan küreselleşme ve finansal serbestleşme sonucu tüm dünya genelinde reel ve finansal piyasalar arası bütünleşme artmış, finansal krizlerin sıklığı ve şiddeti geçmişe oranla göreceli olarak yükselmiştir. Ayrıca ülke ekonomileri yurtdışında meydana gelen ekonomik ve sosyal değişimlere karşı daha duyarlı hale gelmiştir. Bu durumun sonucunda, yurtiçi ve küresel makroekonomik istikrarın sağlanması ve sürdürülmesi güçleşerek, makroekonomik belirsizlik faktörü firmaların karar verme süreçlerinde önemli bir değişken haline gelmiştir. Bu çalışmada; Borsa İstanbul Taş ve Toprağa Dayalı Sanayi sektörü örnekleminde 2003-2016 yılları arasında çeyreklik veriler kullanılarak, makroekonomik belirsizliğin firmaların aktif ve faaliyet kârlılıkları üzerindeki etkisi panel regresyon analizi ile analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda döviz kuru, faiz oranı ve büyüme oranındaki belirsizliğin hem aktif kârlılığı hem de faaliyet kârlılığını negatif yönde etkilediği belirlenmiştir. Ayrıca kaldıraç oranının firma kârlılığını negatif, cari oranın ise firma kârlılığını pozitif etkilediği tespit edilmiştir.

BelirsizlikBorsa İstanbulHisse senetleri+7
Işıl Erem Ceylan
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Enflasyon belirsizliğinin enflasyon üzerindeki etkisi; Türkiye örneği

Bu çalışmada, 1923 yılından günümüze kadar Türkiye'de enflasyonun gelişimi analiz edilmektedir. Çalışmada ayrıca Türkiye'de enflasyon belirsizliğinin enflasyon üzerindeki etkisi incelenmektedir. Çalışmada otoregresif enflasyon modellerine ilişkin EGARCH modeli tahminlerinden elde edilen varyans serileri ile enflasyon belirsizliği elde edilmiştir. Enflasyon belirsizliği ile enflasyon serileri arasındaki ilişki VAR modeli ile tahmin edilmektedir. Analiz sonuçlarına göre, Türkiye'de enflasyon belirsizliğinin enflasyon üzerinde pozitif ve yüksek etkisi görülmektedir. Ayrıca enflasyon belirsizliğinin, enflasyon belirsizliğini tetiklediği ve de yüksek enflasyona neden olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Çalışma sonucuna göre merkez bankasının veya ekonomi otoritesinin enflasyon belirsizliğini azaltacak politikalar geliştirmesinin enflasyon üzerinde olumlu etki yaratacaktır.

BelirsizlikEGARCH modelEnflasyon+1
Akın Gök
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Resim sanatında algı ve imge ilişkisi bağlamında belirsizlik olgusu

Algılama sürecinin anlaşılması, belirsizlik alanlarını anlamlandırmak için önemlidir. Algının duyumsal sürecinin başlamasından bilinçte tanımlanma anına kadar geçen zaman aralığı, zihinde şekillenen imgenin varoluş biçimini belirler. İmgenin hangi zamanlarda ve koşullarda değişime uğradığı ise belirsizlik durumlarındaki değişim ve dönüşümlerin anlamlanmasına ilişkindir. Algının duyusal işlemlerle başlayan süreci, bütünleşik bir algıyla gerçekleşir: zihin, akış ve oluş halinde bir imge yaratır. Ancak bu varoluş biçimi hiçbir zaman varlığın kendisiyle özdeş değildir, bilincin akışkan yapısı-zihin ile sürekli değişir ve belirsizleşir. Bu bağlamda tez algı ve imge ilişkisinde, belirsizlik halindeki zihnin imgeyi biçimleme süreçlerine odaklanır. Belirsizliğin felsefi, fizyolojik ve sanatsal boyutları kapsamlı bir araştırmayla incelenmiş ve resim sanatında imgenin belirsizliğini direkt veya dolaylı olarak konu edinen sanatçılar araştırılmıştır. Teknolojinin sunduğu yeni olanaklar imgenin belirsizliği kavramına yeni ve farklı açılımlar sunmuştur. Tez kapsamında bu yaklaşımla belirsizlik kavramı üzerine uygulama çalışmaları yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Sanat, resim, belirsizlik, algı, imge, zihin

AlgıBelirsizlikGüzel sanatlar+2
Numan Coşgu Ateş
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pozitif bireysel faktörlerin Covid-19 kaygısı ile olan ilişkisinin obsesif kompulsif bozukluk ve yaygın kaygı bozukluğu belirtileri kapsamında incelenmesi: Belirsizliğe tahammülsüzlük ve COVİD-19 kaygısının aracı rolü

Salgın hastalıkların kişilerin ruh sağlığı üzerinde çeşitli etkileri olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada COVID-19 ile ilişkili psikolojik zorlanma, obsesif-kompulsif bozukluk, yaygın kaygı bozukluğu düzeylerinin cinsiyet, COVID-19 tanısı alma, COVID-19 nedeniyle yakınını kaybetme, kronik fiziksel rahatsızlığın olması, 60 yaş üstü bir birey ya da bir çocukla birlikte yaşama ve sağlık çalışanı olma gibi demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmektedir. Araştırmanın bir diğer amacı ise COVID-19 pandemisi döneminde bilişsel kontrol ve bilişsel esneklik ile obsesif-kompulsif bozukluk ve yaygın kaygı bozukluğu belirtileri arasındaki ilişkide belirsizliğe tahammülsüzlüğün ve COVID-19 ile ilişkili psikolojik zorlanmanın aracı rolünün incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi 18-64 yaş arasındaki 478 yetişkinden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak COVID-19 Sıkıntısı Ölçeği, Obsesif-Kompulsif Envanteri-Revize, Yaygın Kaygı Bozukluğu-7 Testi, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği ile Bilişsel Kontrol ve Esneklik Ölçeği uygulanmıştır. Gruplar arası tek yönlü çok faktörlü varyans analizi (MANOVA) sonuçlarına göre kadınların erkeklere göre, COVID-19 nedeniyle yakınını kaybetmeyenlerin kaybedenlere göre, evde çocuğu ile birlikte yaşayanların yaşamayanlara göre, sağlık çalışanı olanların olmayanlara göre daha düşük düzeyde obsesif-kompulsif bozukluk belirtisi gösterdiği bulunmuştur. Ayrıca COVID-19 pandemisi döneminde bilişsel kontrol ve bilişsel esneklik ile obsesif-kompulsif bozukluk ve yaygın kaygı bozukluğu arasındaki ilişkide belirsizliğe tahammülsüzlüğün ve COVID-19 ile ilişkili psikolojik zorlanmanın aracı rol oynadığı görülmüştür. Anahtar Sözcükler COVID-19 sıkıntısı, obsesif-kompulsif bozukluk, yaygın kaygı bozukluğu, bilişsel kontrol ve bilişsel esneklik, belirsizliğe tahammülsüzlük

BelirsizlikBelirsizliğe tahammülsüzlükBilişsel esneklik+6
Eda Umutlu Aydın
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Karar teorisinde belirsizlik modellemesi ve bulanık kümeler teorisi ile bir uygulama

Karar verme süreçlerinde ortaya çıkan belirsizlik ve karmaşıklık üzerine bu tez çalışmasında bulanık kümeler teorisi uygulamasına odaklanmaktadır. Bulanık kümelerin genişletilmiş hali olan çift tereddütlü bulanık kümeler belirsiz ortamda üyelik ve üyelik dışı dereceleri ile tereddüt derecelerini etkin bir şekilde yansıtmaktadır. Çalışmanın uygulama bölümünde çift tereddütlü bulanık bilgiye dayalı çok kriterli karar verme yöntemi ile çözüm önerisi sunulmaktadır. Bu çalışma, bulanık kümeler teorisinde belirsizlik modellemesi önemi vurgulanmakta ve karar teorisi bağlamında çift tereddütlü bulanık bilgiye dayalı çok kriterli karar verme yöntemini gerçek bir uygulamadaki kullanımını göstermektedir. Karar verme yöntemlerinin çoğunda uygulanan, en uygun alternatifi belirlemek için tek bir uzman veya bir grup uzman tarafından sağlanan çift tereddütlü bulanık değerlendirme (DHFE) bilgilerinin karşılaştırılmasını ve sıralanmasına olanak sağlayan bu yöntem herhangi iki çift tereddütlü bulanık eleman (DHFE) arasında etkili bir ayrım tanıması açısından son derece önemlidir. Kayıp kaçınma isteksizliğini ele almak için karar vericilerin çift tereddütlü bulanık elemanlar biçiminde ifade edildiği tam ölçekli bilgiler hesaplamada dikkate alınmaktadır. Karar verme süreçlerinde ortaya çıkan belirsizlik ve karmaşıklık üzerine bu tez çalışmasında bulanık kümeler teorisi uygulamasına odaklanmaktadır. Bulanık kümelerin genişletilmiş hali olan çift tereddütlü bulanık kümeler belirsiz ortamda üyelik ve üyelik dışı dereceleri ile tereddüt derecelerini etkin bir şekilde yansıtmaktadır. Çalışmanın uygulama bölümünde çift tereddütlü bulanık bilgiye dayalı çok kriterli karar verme yöntemi ile çözüm önerisi sunulmaktadır. Bu çalışma, bulanık kümeler teorisinde belirsizlik modellemesi önemi vurgulanmakta ve karar teorisi bağlamında çift tereddütlü bulanık bilgiye dayalı çok kriterli karar verme yöntemini gerçek bir uygulamadaki kullanımını göstermektedir. Karar verme yöntemlerinin çoğunda uygulanan, en uygun alternatifi belirlemek için tek bir uzman veya bir grup uzman tarafından sağlanan çift tereddütlü bulanık değerlendirme (DHFE) bilgilerinin karşılaştırılmasını ve sıralanmasına olanak sağlayan bu yöntem herhangi iki çift tereddütlü bulanık eleman (DHFE) arasında etkili bir ayrım tanıması açısından son derece önemlidir. Kayıp kaçınma isteksizliğini ele almak için karar vericilerin çift tereddütlü bulanık elemanlar biçiminde ifade edildiği tam ölçekli bilgiler hesaplamada dikkate alınmaktadır. Çift tereddütlü bulanık elemanların ayırt edilebilirliğini arttırmak için yeni bir uzaklık ölçüsü ve puan fonksiyonuyla karşılaştırma yöntemi geliştirilmiştir. Bu yaklaşım insan bilişsel yapısına uygunluk sağlarken üye olma ve üye olmama fonksiyonda verilen daha fazla olası değerler tereddüt derecelerinin arttırdığı genel anlayışıyla uyumludur. Genişletilmiş VIKOR metodolojisinde, kriterler arasındaki etkileşimli bağı ayırt edebilmek için kriter ağırlıklarını elde etmek amacıyla bulanık ölçüme başvurulmuştur. Çalışmada genişletilmiş VIKOR yöntemine dayalı çift tereddütlü bulanık bilgiler kullanılarak Yalın ve Yeşil üretim ilkeleri karşılaştırılmış ve en iyi uzlaşma çözümü bağlamında Yalın üretim uygulamaları sonucuna varılmıştır.

BelirsizlikBulanık küme teorisiKarar verme+1
Fatmanur Göçer
İstanbul University-Cerrahpaşa · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişkilerde belirsizlik ve kaygı bozukluğu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, erişkin bireylerde romantik ilişkilerde belirsizlik ve kaygı düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada, 300 erişkin bireye uygulanan "Sosyodemografik Bilgi Formu", "Romantik İlişkilerde Gelecek Zaman Algısı Ölçeği, "İlişki İstikrarı Ölçeği İlişki Doyumu Alt Boyutu", "İlişkisel Belirsizlik Ölçeği" ve "Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri" uygulanmıştır. Katılımcılar, COVID 19 pandemi süreci sebebiyle anketlere çevrimiçi yanıtlar vermişlerdir. Araştırmada, romantik ilişkilerde belirsizliği ele almak üzere, romantik ilişkilerde istikrar, gelecek zaman algısı ve belirsizlik değişkenleri incelenmiştir. Kaygı düzeyleri için hem sürekli hem de durumluk kaygı düzeyleri karşılaştırılmıştır. Cinsiyet, eğitim düzeyi, gelir düzeyi, yaşanılan yer, ilişki süresi ve ilişki deneyimi değişkenlerinin romantik ilişkilerde belirsizlik ve kaygı düzeyleriyle karşılaştırılmasına yönelik bulgulara göre, romantik ilişkilerde gelecek zaman algısı ve partnere yönelik belirsizlik düzeyleri erkek katılımcılarda daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca, ilişki süresi bir yıldan az olan katılımcılarda ilişki doyumu düzeyleri anlamlı düzeyde daha düşük bulunmuştur. Şimdiye kadar yalnızca bir romantik ilişki deneyimi olan katılımcılarda ise durumluk kaygı puanları anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. İlişki istikrarının yordayıcılarına ilişkin bulgulara göre, ilişki istikrarının ilişkisel belirsizlik alt boyutları ile sürekli ve durumluk kaygı düzeyleriyle negatif yönlü; romantik ilişkilerde gelecek zaman algısı ile pozitif yönlü ve anlamlı ilişkili olduğu bulunmuştur. Ayrıca, katılımcıların romantik ilişkilerdeki istikrarı, romantik ilişkilerde gelecek zaman algısı tarafından olumlu etkilendiği ve ilişkisel belirsizlik boyutları ve durumluk kaygı düzeyleri tarafından olumsuz etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulgularının, günümüzde COVID 19 pandemisi ve toplumsal değişimlerin neticesinde değişen alışkanlıklar ve rutinlerin bireylerin yakın ilişkilerine yansıdığı ve kaygıyı arttırabilecek durum ve olaylarla daha fazla karşılaşan bireyler için romantik ilişki deneyiminin zorlayıcı olabileceği düşünülmektedir. Bu doğrultuda, bireylerin kaygı düzeyleri ve yakın ilişkilerindeki deneyimleri hakkında yapılacak diğer çalışmalarla geliştirilebilecek psikoterapötik ve psikoeğitimsel müdahalelere katkı sağlayabilecek verilerin elde edilebileceği öngörülmektedir.

Anksiyete bozukluklarıBelirsizlikDuygusal ilişki+4
Begüm Çebi Can
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Bütçe açığı belirsizliğinin dinamikleri: Bir panel veri uygulaması

Bu çalışmada, bütçe açıklarının belirsizliği üzerinde etkili olan politik, ekonomik ve mali faktörler dikkate alınarak incelenmeye çalışılmaktadır. Bu amaçla, bütçe açıklarının açıklanmasına yönelik hipotezlerin bazıları bütçe belirsizliği kavramı kapsamında yeniden ele alınmaktadır. Çalışmanın uygulama kısmında politik, ekonomik ve mali faktörlerin bütçe açıklarının belirsizliği üzerindeki etkilerini ölçmek için Avrupa Birliğinin borç seviyelerine göre yaptığı ülke sıralaması esas alınmaktadır. Çalışma toplamda 48 ülkeyi içermekte ve 1992-2016 yılları arasındaki 25 yıllık döneme ait veriler dinamik panel veri analizi kullanılarak analiz edilmektedir. Bütçe açıklarının belirsizliği etkileyen ekonomik, politik ve mali faktörlerin ele alınmış olması ve bütçe açıklarının belirsizliği ile bütçe açıkları arasındaki bağlantının kurulması çalışmanın özgün yönlerini oluşturmaktadır. Uygulama kısmında elde edilen sonuçlara göre, bütçe açıklarının belirsizliği ile borçluluk düzeyi arasındaki ilişki istatistiki olarak anlamlı ve pozitiftir. Başka bir anlatımla, ülkelerin borçluluk düzeyi arttıkça bütçe açıklarının belirsizliği de artmaktadır. Diğer yandan, politik ve kurumsal faktörleri temsil eden politik risk endeksi ile bütçe açığının belirsizliği arasındaki ilişki de istatistiki olarak anlamlı ve pozitiftir. Bu kapsamda, politik risk endeksi arttıkça bütçe açıklarının belirsizliği de artmaktadır. Son olarak, bütçe açıklarının belirsizliğini azaltma noktasında kamu harcamalarının kamu gelirlerine oranla daha etkili olduğu tespit edilmekte ve kullanılan veri seti için Musgrave, Meltzer ve Richard'ın (1966) önerdiği "mali senkronizasyon" hipotezinin geçerli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

BelirsizlikBütçe açıklarıDinamik panel teknikleri+2
Gökhan Çobanoğulları
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects