Political activities
124 theses under this subject heading
Tevfik İleri'nin siyasi hayatı (1950-1960)
Bu araştırma; 1950-60 yılları arasında Türk siyasetinde etkin rol oynayan Tevfik İleri'nin siyasi faaliyetleri üzerine odaklanmaktadır. Bu bağlamda İleri'nin siyasi hayata girişi, icraatları ve bunların etkileri, görev yaptığı idari makamlar ile 1960 darbesi sonrasında İleri'ye isnat edilen davalar incelenmiştir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan tarihi doküman analiz tekniği kullanılmıştır. İncelenen konuya ilişkin birinci ve ikinci elden kaynaklar temin edilmiş ve bu dokümanlar analiz edilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda; 1950 seçimlerinde DP'den Samsun milletvekili seçilen İleri, Ulaştırma ve Milli eğitim Bakanlıklarında görev aldığı, bilhassa ülkenin eğitim politikası noktasında köklü reformlar gerçekleştirdiği, bu reformların memlekette büyük bir yankı uyandırırken aynı zamanda din-siyaset tartışmalarını hat safhaya çıkardığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca İleri'nin 1954-57 yıllarındaki siyası hayatının önceki döneme nazaran siyasette daha az etkili olduğunu kanaatine varılmıştır. Öte yandan 1957-60 yıllarında Türkiye siyasi hayatında yeniden aktif olan İleri, Bayındırlık Bakanlığı'nda görev alarak köylerdeki içme suyu problemini, tarım arazisi sulama sorununu, yol ve köprü meselelerini çözmeye yönelik önemli çalışmalar yapmıştır. Bununla birlikte Başbakanlık, İçişleri ve Milli Eğitim Bakanlıklarında vekâleten görev yapmıştır. 27 Mayıs darbesi sonrasında sanık durumuna düşen İleri, vatana ihanetten anayasayı ihlal, Tahkikat Komisyonu davası, seçimler meselesi, Ankara-İstanbul olayları, görevi kötüye kullanma, rüşvet, iltimas ve Vatan Cephesi gibi çeşitli davalardan yargılandığı neticesine ulaşılmıştır. Bu araştırma, gençlik yıllarından itibaren milli ananelerimizin savunucusu olan, ilkeleri ve vatanperverliğiyle dikkat çeken, akabinde siyasi yaşamı boyunca yaptığı icraatlarla Türk tarihinde iz bırakan, 1960 darbesiyle kaderi yön değiştiren anayasayı ihlal suçundan önce ölüm, daha sonra müebbet hapis cezasına çarptırılan Tevfik İleri'nin siyasi hayatının incelenmiş olması bakımdan önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Tevfik İleri, Demokrat Parti, 1960 Darbesi
Demokrat Parti dönemi Hatay milletvekilleri ve meclisteki faaliyetleri (1950-1960)
1923'te Cumhuriyet'in ilan edilmesinden sonra Türk siyasal yaşamında önemli bir kırılma noktası olan 1950 seçimlerinde bir siyasi dönüşüm yaşanmıştır. Kuruluşundan itibaren ülke yönetiminde tek söz sahibi olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) muhalefete dönüşmüş, Demokrat Parti (DP) iktidara gelmiştir. Türk siyasal yaşamında Demokrat Parti dönemi olarak isimlendirilen söz konusu dönem, Mayıs 1950 seçimleri ile başlamış, 27 Mayıs 1960 askeri darbesi ile sonlanmıştır. Bu dönem IX., X., XI. yasama dönemlerini kapsamaktadır. Demokrat Parti döneminde Hatay Milletvekilleri ve Meclisteki Faaliyetleri (1950-1960) ismini taşıyan tez çalışmasında 1950-1954, 1954-1957 ve 1957-1960 yılları olmak üzere üç dönem süresince vazife üstlenmiş Hatay Milletvekilleri'nin, özgeçmişlerinin yanında mecliste yürüttükleri yasama faaliyetleri ile verdikleri kanun teklifleri ve önergeleri incelenmiştir. Bu bağlamda söz konusu çalışma, 1950-1960 yılları arasında vazife yürütmüş olan Hatay milletvekillerinin biyografileri, TBMM'de vermiş oldukları takrirleri, teklifleri, konuşmaları ve benzeri siyasi faaliyetlerinin neler olduğu ortaya konulmuştur. Her yasama dönemi kronolojik sıralamaya uygun bir şekilde ele alınarak milletvekillerinin faaliyetleri dönemler halinde aktarılmıştır. Meclis tutanaklarından ve TBMM arşivinden milletvekillerinin yasama çalışmaları ile alakalı kayıtlar tespit edilip bayındırlık, eğitim, kültür, ekonomi, sağlık, gibi benzeri hususlarda faaliyetleri ve söylemleri değerlendirilmiştir. Genel olarak değerlendirildiğinde IX. dönemde Hatay, muhalefet partisi CHP'li Milletvekilleri tarafından temsil edildiğinden dolayı söz konusu dönemde Hatay Milletvekilleri, hükümete karşı eleştirel bir yaklaşımla ülke ve bölge ile ilgili konuları ayrıntısıyla gündeme taşımışlardır. Hatay'ın ana vatana iltihakında önemli rol oynayan Tayfur Sökmen, Abdurrahman Melek gibi isimler bu dönemde Atatürk inkılaplarının korunmasına yönelik söylemlerde bulunmuşlardır. X. dönemde Hatay'ı DP'li Milletvekilleri temsil ettiğinden, daha çok bölgesel konulara odaklanmışlardır. XI. dönemde Hatay'ı muhalefet partisi olan CHP'li Milletvekilleri temsil etmiştir. Söz konusu dönemde Hatay Milletvekilleri, bir sınır şehri olan Hatay'ın gümrük sorunları başta olmak üzere genel sorunlarını mecliste dile getirmişlerdir.
II. Meşrutiyet Dönemi Meclis-i Mebusan'ında Arnavut milletvekilleri ve siyasî faaliyetleri
Osmanlı siyasi tarihinin en önemli dönemlerinden birisi kuşkusuz II. Meşrutiyet devridir. Bu dönemde anayasal yönetimine geçildiği gibi parlamento da açılmıştır. Bu dönemde birçok siyasi fırka veya cemiyet kurulmuştur. Fakat Dönemle özdeşleşen İttihat ve Terakki Cemiyeti olmuştur. Çünkü II. Meşrutiyet'e giden yolu İttihat ve Terakki Cemiyeti açmıştır. 1878 yılında II. Abdülhamid anayasayı askıya aldıktan sonra Meclis-i Mebusan'ı da süresiz bir şekilde tatil etmiştir. Fakat daha sonra dört tıbbiyelinin kurduğu ilk örgütlü muhalefet olan İttihat ve Terakki Cemiyeti zamanla genişleyerek II. Abdülhamid'in tekrardan Meşrutiyeti ilan etmesini sağlamıştır. Meşrutiyet'in ikinci defa ilan edilmesine kuşkusuz Arnavutlar da İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne azımsanamayacak derecede yardım etmişlerdir. Cemiyet için pek çok siyasi faaliyette bulunmuşlardır. Arnavutların İttihat ve Terakki Cemiyet'ine yardım etmelerinin nedeni ise Meşrutiyet ortamının yaratacağı özgürlükçü ortamda birtakım taleplerin yerine getirilmesi düşüncesiydi. Fakat II. Meşrutiyet'in ilanıyla Arnavutlar umduklarını bulamamışlardır. İttihat ve Terakki, Meşrutiyet'in ilanından sonra Arnavutların yerine getirilmesini istedikleri taleplerini yerine getirmediği gibi benimsediği merkeziyetçi yapıyla da Arnavutları Hükümetten uzaklaştırmışlardır. Bu nedenle de Arnavutlar, II. Meşrutiyet'in ilanıyla başlayan dönemde İttihat ve Terakki'yi sert bir şekilde eleştirmişlerdir. Bu tepkilerini Arnavutluk bölgesinde çıkardıkları ayaklanmalar ile Devleti uzun bir süre boyunca uğraştırmışlardır. Ayrıca Meclis-i Mebusan'daki Arnavut mebuslarda parlamento içinde muhalefet ederek Hükümeti sert bir şekilde eleştirmekten geri durmamışlardır. Bizler de bu çalışmamızda Meclis-i Mebusan'da bulunan Arnavut mebusların ilk başta öz geçmişleri daha sonra ise gerek Meclis içinde gerekse Meclis dışında siyasi faaliyetlerini inceledik.
Ahmed Cevdet Paşa'nın hayatı ve siyasî faaliyetleri (1823-1895)
Bu tez, tarihçi, hukukçu ve âlim kimliğiyle tanınan Ahmed Cevdet Paşa'nın mülkî görevleri ve siyasî kariyerine odaklanan bir biyografi çalışmasıdır. Aynı zamanda, Paşa'nın kendi hayatı, siyasî çevresi ve olaylar hakkında yazdıklarının çoğunlukla eleştirilmeden doğru kabul edilmesine karşı çıkma çabasıdır. Paşa'nın merkez ve taşra bürokrasisinde yaptıkları, kendi yazdıkları ile arşiv belgelerini, süreli yayınları, hatıratları ve literatürü mukayese eden eleştirel bir yöntemle ortaya konulmuş ve yaklaşık yarım asırlık devlet memuriyetinin Paşa'yı nasıl şekillendirdiği sorusuna da cevap aranmıştır. Genellikle muhafazakar-reformist bir Sünnî Müslüman kimliğiyle öne çıkarılan Paşa'nın, devletin çıkarları için mekân ve zaman bağlamlarında seküler araçları kullanabildiği, kavramları amaçlarına yönelik olarak çarpıtabildiği, değişen kişisel ilişkilerine göre olayları teleolojik şekilde kurgulayabildiği ve otobiyografisinde kendisini soyutlamaya çalıştığı meselelerin tam da ortasında bulunabildiği somut örneklerle tespit edilmiştir. Bu bağlamda tartışılmaz bir otorite olarak görülen Paşa'nın özellikle Tezâkir ve Ma'rûzât'ta anlattıklarının kaynak değerinin sorgulanması ve ihtiyatla kullanılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Abdürrezzak Bâhir Paşa'nın hayatı ve siyasi faaliyetleri (1730?-1781)
Bu tez, XVIII. yüzyılın sonlarında ilki 1772-1774, ikincisi 1779'da olmak üzere iki kez Reisülküttaplık yapmış olan Abdürrezzak Bâhir Efendi/Paşa'nın (1730?-1781) siyasî kariyeri üzerine bina edilmiştir. Dönemindeki olaylara müdahil olmuş önemli bir şahsiyet olmasına karşın birincil kaynaklar ve arşiv vesikalarında kaybolmuş olan Bâhir Paşa'nın üzerindeki gölgeyi kaldırma teşebbüsü olan bu çalışma, aynı zamanda XVIII. yüzyılı sona erdiren çalkantılı yılları, bu döneme bizzat şahitlik etmiş bir tarihsel şahsiyetin merceğinden okuma girişimidir. Muhtemelen 1730 yılında kalemiye sınıfına mensup bir bürokratın oğlu olarak İstanbul'da dünyaya gelen Abdürrezzak, babasının kariyer yolunu takip ederek kalemiye sınıfına dahil olacak ve yine babası gibi iki kez reisülküttaplık görevine yükselecektir. Yarım asırlık hayatının önemli bir kısmında (1739-1768) savaşı tecrübe etmemiş olduğu için 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı hayatının bir dönüm noktasını teşkil edecektir. Savaşla tanışacak, cepheye giderek savaş alanında farklı zamanlarda düşman ile hem savaşacak hem de müzakere masasına oturacaktır. Padişahın huzurunda padişahın kararını sorgulayacak kadar pervasız, ancak padişaha yakın isimlerden çekinen ve bazen korkan, cephede müzakere masasında ve savaş sonrası İstanbul'unda üçlü ittifak teşebbüsü ile padişahtan habersiz iş çevirecek kadar aktif bir şahsiyet portresi çizecektir. Bâhir Paşa, bir yönüyle tipik diğer yönüyle ise alışılagelmişin dışındaki kariyeri ile Osmanlı diplomasisinde yaşanan dönüşümü de simgeleyen bir isim olarak karşımıza çıkacaktır.
Serbest Cumhuriyet Fırkası İstanbul teşkilatı ve azınlıklar
Çalışmada, Türk siyasetinde önemli bir dönüm noktası olan Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın (SCF) kuruluşu, seçimler, fırkanın İstanbul teşkilatı ve Gayrimüslimlerle ilişkisi incelenmiştir. Ayrıca SCF'nin İstanbul'daki teşkilatlanmasına ve İstanbul'daki Gayrimüslimlerin siyasetteki rolünün önemine değinilmiştir. SCF tek fırkalı dönemde kurulan ikinci muhalefet fırkasıdır. Gazi Mustafa Kemal'in teşviki ve desteğiyle Fethi (Okyar) Bey tarafından İstanbul merkez olmak üzere kurulmuştur. 1930'lar Türkiye'sinin sosyal-ekonomik zorlukları arasında özellikle kıyı kentlerinde yoğun bir ilgiyle karşılanmıştır. Fethi Bey'in Ege gezisi bu ilgiyi doruğa çıkarmıştır. SCF'nin İstanbul teşkilatında Fethi Bey ve Süreyya Paşa etkin rol oynamıştır. İstanbul'un hemen hemen her ilçesinde teşkilat kurmuşlardı. Yoğun ilgiyle karşılaşan SCF'nin İstanbul teşkilatına her meslekten insanların üye olduğu görülmüştü. Faaliyet gösterdiği kısa süre içerisinde bir kez belediye seçimlerine katılan fırka, umulanın ötesinde başarı elde etmiştir. Başarı kazandığı şehirlerden biri de İstanbul olmuştur. SCF'nin Türk siyasal yaşamına getirdiği bir diğer yenilik de Gayrimüslimlere seçilme hakkı tanıyarak adaylarından bazılarını Rum, Ermeni, Yahudi Gayrimüslimlerden seçmesidir. SCF İstanbul'da Gayrimüslimlerden 13 aday göstermiştir. 117 kişilik İstanbul aday listesinde 6 Rum, 4 Ermeni ve 3 Yahudi vardı. Gayrimüslimlerin seçime aday olarak katılmaları sonraki süreçte birçok soruna yol açmasına rağmen Türk siyasal hayatı için olumlu bir adım olmuştur. Anahtar Kelimeler: Serbest Cumhuriyet Fırkası, Cumhuriyet Halk Fırkası, Siyasi Faaliyetler, Gayrimüslimler. Sayfa Adedi : 128 Tez Danışmanı : Doç. Dr. Mehmet PINAR
Kinyas Kartal'ın hayatı ve siyasi faaliyetleri
Yaşadığı yıllarda Kinyas Kartal, gerek Türkiye'de gerekse Doğu'da birçok kişi tarafından tanınan, sevilip sayılan biridir. 1900 yılında Iğdır'ın Torun Köyü'nde dünyaya gelen Kinyas Kartal, Rusya'da Çarlık döneminde yüzbaşı olarak görev yapar. 1917 Bolşevik Devrimi sonrasında yaşanan şiddet olayları ve Ermenilerin baskıları sonucunda önce aşireti (Brukan) sonra da 1920'li yıllarda kendisi Türkiye'ye göç eder. Ailesiyle beraber Van'a gelerek Dibekdüzü köyüne yerleşirler. Amcası Hüseyin Bey'in ölümünden sonra aşiretin başına geçerek reislik yapmaya başlar. 1925 yılında yaşanan Şeyh Said İsyanı sonrası Şeyh ve ağalara karşı uygulanan politika sonucu Batı'ya sürgün edilir. Hayatı sürgünlerle geçecek olan Kartal, 1937 ve 1960 yıllarında da sürülür. Siyasete 1950'li yıllarda ilk olarak kardeşi Hamit Bey, sonra da kendisi girer. Demokrat Parti İl Başkanı olarak başlayan siyasi hayatı 1965, 1969, 1973, 1977 yıllarındaki milletvekillikleriyle devam eder. 1965 yılında Süleyman Demirel ile Meclis'e giren Kinyas Kartal çizgisini hiçbir zaman bozmadan son seçimi olacak olan 1987 seçimlerine kadar Adalet Partisi ve Doğruyol Partisi'nde milletvekillik yapar. Dört dönem bulunduğu Meclis'te en yaşlı üye olma sıfatıyla da Geçici Meclis Başkanlığı yapmıştır. Türkiye'deki büyük aşiretlerden birinin reisi olduğu için seçimlerde oy potansiyeli bakımından önemli bir gücü elinde bulundurmaktadır. Elindeki gücü aşiret üyelerine faydalı olabilmek için kullanmıştır. 1991 yılında vefat eden Kartal, uzlaştırıcı bir kişiliğe sahip aynı zamanda çok zeki, esprili, kültürlü, çalışkan ve disiplinlidir. Son yüzyılda Doğu Anadolu'da yaşamış önemli bir aşiret reisidir. Anahtar Kelimeler: Kinyas Kartal, Türk Siyaseti, Aşiret, Van. Sayfa Adedi : 122 Tez Danışmanı : Doç. Dr. Bekir KOÇLAR
Irak'taki siyasi faaliyetler (1954-1958)
Bu araştırma temel olarak Irak'ta 1954-1958 yılları arasında gerçekleşen rejim değişikliğine ve siyasî faaliyetlere odaklanacaktır. Bu dönemde gerçekleşen siyasî, toplumsal ve ekonomik gelişmelere zemin hazırlayan ulusal ve uluslararası 1954 öncesi koşullara odaklanılmıştır. Bunun yanında Irak'ın 1954 yılındaki seçim denemesinin ülke içinde ne tür siyasal gelişmelere sebebiyet verdiği de ele alınmıştır. Buna göre rejim değişikliğinin meşruluğunu gösteren seçimler hem siyasal hem de toplumsal yeni örgütlenmelerin önünü açmıştır. Bu bağlamda hem Arap Birliği Projesi hem de ulusal birlik meseleleri gibi tartışmalar bu gelişmeler ışığında ele alınmıştır. Gelişen Yurtseverler Birliği ve gibi yeni oluşan siyasal-toplumsal hareketlerin krallık rejimi için ne tür sonuçlara sebebiyet verdiğine değinilmiştir. Son olarak bu tür hareketlenmelerin protesto gösterileri, bunun akabinde darbe ve 1958 yılında krallık rejimin yıkılmasına yönelik etkileri ele alınmıştır.
Birinci Mecliste Diyarbakır milletvekillerinin siyasi faaliyetleri
Diyarbakır, tarihi süreçte birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve bir çok devletin egemenliği altına girmiştir. Osmanlı Devleti 1514'te Diyarbakır ve çevresini hâkimiyeti altına almış ve bu durum devletin yıkılışına kadar sürmüştür. Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmış ve batılı güçlerin dayattığı şartları kabule zorlanmıştır. Anadolu'da Mustafa Kemâl Paşa önderliğinde başlayan ve başarıya ulaşan Millî Mücadele hareketi sürecinde Büyük Millet Meclisi açılmıştır. Ankara'da açılan meclis, milli irade ilkesini esas alarak kısa süre içerisinde seçime gitmiştir. Meclis için yapılan seçimlerde Anadolu'nun birçok kentinde olduğu gibi taşrada yer alan Diyarbakır'dan da halkın iradesinin temsilcisi olan yedi milletvekili seçilmiştir. Diyarbakır'da yapılan seçimlerde yedi milletvekilli seçildikten kısa süre sonra meclis çalışmalarına katılmışlardır. Vekiller daha çok eşraf ve aristokrat ailelerden seçilmişlerdir. Ayrıca yüksek tahsilli olmaları göze çarpan bir diğer unsurdur. Vekiller mecliste adalet, eğitim ve maliye gibi encümenlik görevlerinde bulunmuşlardır. Diyarbakır milletvekilleri mecliste, Diyarbakır ve çevresindeki her türlü olaya karşı duyarlı olmuş ve bunu meclise taşımışlardır. Diyarbakır ve çevresinde olayların dışında devletin içinde bulunduğu durumu göz önüne alarak siyasi ve silahlı mücadele içerisinde gerek doğrudan gerek dolaylı olarak yer almışlardır. Milli Mücadele sürecinde seçildikleri bölge ve çevresini de dolaşarak halkın ahvali hakkında bilgi toplamış ve meclise rapor etmişlerdir. Koşullar gerektiğinde mebusluk dışında valilik gibi ve diğer idari vazifeler de üstlenmişlerdir.
1923 – 1950 dönemi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Kütahya milletvekilleri ve siyasi faaliyetleri
ÖZET Çalışmanın konusu "1923-1950 Yılları Arasında TBMM'deki Kütahya Milletvekilleri ve Siyasi Faaliyetleri" olarak belirlenmiştir. Öncelikle parlamento kavramı tanımlanmaktadır. Sonra genel hatlarıyla parlamenter sistemin dünyada ve Türk Tarihi'ndeki gelişimi hakkında bilgi verilmiştir. Tez çalışması 1923-1950 yılları arasındaki TBMM'nin yedi yasama dönemini kapsamaktadır. Bu dönemde Kütahya'dan parlamentoya seçilen 42 milletvekili hakkında bilgi verilerek, bu kapsamda milletvekillerinin analiz ve değerlendirmeleri yapılmıştır. Milletvekillerinin bölge kökenlilik oranı, eğitim seviyeleri, mesleki durumları ve parlamento deneyimleri tespit edilerek değerlendirmeler yapıldı. Bu çalışmada kronolojik sıralama esas alınarak milletvekillerinin meclisteki siyasi faaliyetleri dönemler halinde verilmiştir. Bu faaliyetler her yasama döneminin kendi içerisinde eğitim, hukuk inkılaplar vs. gibi konu başlıkları altında sınıflandırılmıştır. Milletvekillerinin konuşma metinleri konu başlıklarına göre tasniflenmiş ve kısa bir şekilde yorumlanması yapılmıştır. Böylece milletvekillerinin kendi bölgeleri ile ülke geneline olan katkıları ortaya konulmuştur. Bu çalışma, Uşak Üniversitesi Rektörlüğü Bilimsel Araştırmalar Birimi Tarafından 2013/TP008 nolu proje kapsamında desteklenmiştir. Anahtar Kelimeler : Yasama Organı Üyeleri, Kütahya Milletvekilleri, Siyasi Faaliyetler.
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Ekrem Hayri Üstündağ'ın hayatı ve siyasi faaliyetleri (1885-1956)
Ekrem Hayri ÜSTÜNDAĞ, Osmanlı son döneminde doğmuş, İmparatorluğun yıkılışını görmüş, Cumhuriyetin kuruluşuna şahitlik etmiş, çok partili hayata geçiş serüvenlerimizin bizzat içinde bulunmuş, iktidarı da muhalefeti de yaşamış, çok yönlü, aydın bir şahsiyettir. Bu tezde Ekrem Hayri Bey'in ailesi, eğitim hayatı, mesleki faaliyetleri, siyasi faaliyetleri, araştırmalar çerçevesinde ortaya konmuştur. Ekrem Hayri Bey iyi bir doktor, iki evlat acısı çekmiş bir aile babası, yardımsever bir yurttaş, Birinci Dünya Savaşına katılmış bir komutan, muhalefetten iktidara yürüyen sonra vicdanı hariç hiçbir zorlayıcı etken yokken tekrar muhalefete dönmüş bir insandır. Bu tez, yaşadığı dönemin hemen bütün tarihi kırılma noktalarında başrollerde bulunmuş bir adamın tanıklığıyla tarihe bakma amacı taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Ekrem Hayri Üstündağ, İzmir, Serbest Cumhuriyet Partisi, Demokrat Parti, Hürriyet Partisi, Sağlık Bakanlığı.
Türkiye'nin ilk kadın milletvekillerinden Benal Nevzat Arıman'ın siyasi, kültürel ve toplumsal faaliyetleri
Yaradılış, kadın ve erkekten oluşan iki türü kapsamaktadır. Bu iki tür sayesinde aileler, toplumlar, uluslar oluşmuştur. Gelişmeler ve toplumsal ilerlemeler hiçbir zaman sadece bir türün çabasıyla değil, bu iki türün ortak çabasıyla gerçekleşmiştir. Fakat ne yazık ki ortak ilerleme sonucu gelişen toplumlarda bir tür haklarını hemen ve doğrudan elde ederken, diğer tür haklarını kazanmak için kuvvetli mücadeleler vermek zorunda kalmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde kadınların, ilk Türk devletlerinden Cumhuriyete uzanan geniş dönemde ne tür haklara sahip oldukları, zamanla hangi hakları elde edip hangi hakları kaybettikleri, haklarını kazanmak için verdikleri mücadeleleri ve bu mücadelelerinin sonucunda hangi kazanımları elde ettiklerine değinmeye çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci kısmı yani asıl çalışma konumuz olan, 5 Aralık 1934 anayasa düzenlemesiyle siyasi hayata katılma hakkı kazanan Türk kadının, ilk genel seçimlerle parlamentoya giren 18 kadından biri olan, İzmir Milletvekili Benal Nevzat Arıman'ın Türk Siyasal ve toplumsal alanda yerini ortaya çıkarmaktır.
General Fahri Belen'in hayatı, siyasi faaliyetleri ve eserleri (1892-1975)
General Fahri BELEN (Mehmet Fahrettin Belen), Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında Bolu'da dünyaya gelmiş olup Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçişi bizzat yaşamış, tek partili dönemi görmüş çok partili hayatta ise aktif rol almış bir komutan ve siyasetçidir. Bir asker olarak Balkan ve Çanakkale savaşlarına katılmış, Kurtuluş Savaşı'nda önemli bir rol oynamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin IX. ve X. Döneminde Bolu Milletvekili olarak görev almış, IX. Dönemde kısa bir süre Bayındırlık Bakanlığı yapmıştır. Yaşadığı tüm siyasi ve askeri tecrübelerini yazıya dökerek ardında birçok eser bırakmıştır. Bu tezde Fahri Belen'in kişiliği, ailesi, eğitim hayatı, askeri, siyasi faaliyetleri ve eserleri derin bir araştırma içerisinde ele alınmıştır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Fahri Belen'in hayatı, ailesi, aldığı eğitim, askeri hayatı ve vefatına yer verilmiştir. Yine aynı bölümde askeri anılarından, çevresinden ve fikirlerinden söz edilmiştir. İkinci bölümde Fahri Belen'in siyasi faaliyetleri anlatılmıştır. Bu süreçte Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı konuşmalardan, kendi anılarını ve görüşlerini yazdığı eserlerinden faydalanılmıştır. Üçüncü bölümde Fahri Belen'in yayımlanmış kitapları ve makaleleri bulunmaktadır. Fahri Belen'in ölümünün ardından yazılanlara da yine bu bölümde yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Fahri Belen, Milli Mücadele, Demokrat Parti, Biyografi, Bayındırlık Bakanlığı
Eski Mısır Firavunu IV. Amenofis (Akhenaton) Döneminde (1353-1336) siyasi, dini ve kültürel faaliyetler
Eski Mısır, Nübye'den (günümüzde Kuzey Sudan) Ön Asya'ya kadar uzanan toprakları, günümüzde dahi varlığını sürdüren muazzam eserleri, kendine has kültürel ve dini yaşamıyla tarihin en büyük uygarlıklarından biri olmuştur. Eski Mısır devletinin askeri ve ekonomik olarak gücünün zirvesinde olduğu dönem ise "Amarna Çağı" olarak adlandrılan dönemdir. Bu dönemde gerek Anadolu'nun güçlü devleti Hititler, gerek Ön Asya'nın Mitanni, Babil, Asur gibi büyük devletleri gerekse Mısır; devletlerarası ilişkilerini politik hamlelerle sürdürmüştür. Mısır'ın en parlak dönemi olan Amarna Çağı'nda tahta çıkan ve tarih boyunca "idealist, tektanrıcı, reformist, kâfir" gibi birçok ithamın muhatabı olan IV. Amenofis (MÖ 1352-1336) ya da sonradan aldığı ismiyle Akhenaton, dini ve ötedünya inancını hayatlarının odak noktasına almış Mısırlılar için yeni bir din ve tanrı inancı ortaya koymuş, Mısır'ın binlerce yıllık din anlayışını değiştirmeye çalışmıştır. Biz de çalışmamızda IV. Amenofis dönemin siyasi olaylarını, gerçekleşen din devrimin siyasi ve kültürel nedenlerini, dönemin sanat ve mimarı anlayışını ortaya koymaya çalıştık.
Yüzbaşı William Henry İrvine Shakespear'in Ortadoğu'daki sosyal ve siyasi faaliyetleri
29 Ekim 1878 tarihinde Bombay'da köklü bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Shakespear, eğitim döneminde atalarının toprakları olan İngiltere'ye gitmiş ve yetişmiş bir asker olarak doğduğu topraklara geri dönmüştür. Hindistan'da kısa sürede yükselen Shakespear, veba ve kolera ile mücadelede çeşitli görevler almıştır. Burada başarılı işler çıkaran Shakespear, Basra Körfezi Siyasi Mukimi ve Yüksek Komiser Percy Cox'un yardımcısı olarak Bender Abbas'a atanmıştır. Özellikle Bender Abbas İngiliz Siyasi Temsilciliği içerisinde Telgraf Ofisinin oluşumu ve hatlarının döşenmesi sürecinde başarılı işler çıkarmıştır. Bu başarılarının artarak devam etmesi, ona Kuveyt temsilciliğinin kapılarını aralamıştır. Arap Yarımadasında yoğun bir şekilde devam eden Aşiret kavgalarının içine gelen Shakespear, kısa sürede Kuveyt'e adapte olmuştur. Burada Şeyh Mübarek ile kurduğu dostluk sayesinde Abdülaziz İbn Suud ile tanışmıştır. Suud ile temaslarda bulunan Shakespear, kurulacak olan bir Arap Devletinin lideri olarak Suud'u görmüştür. Tam bir hâkimiyetin söz konusu olmadığı Arap Yarımadasında aşiret liderlerinin kontrolünü sağlamak, bölgeye hâkim olmak isteyen devletler için büyük avantaj teşkil etmiştir. Osmanlı Devletinin cihat çağrısı yaptığı dönemde, Abdülaziz İbn Suud'un yanında bulunan Shakespear, sürece dolaylı olarak müdahil olmuştur. Shakespear, Percy Cox tarafından görevlendirilerek, vehhabiliğin siyasi temsilcisi konumunda bulunan Suud ile ilk resmi temasları gerçekleştirmiştir. Osmanlı Devletinin Kuzey Arabistan'da destekçisi durumunda bulunan Reşidi aşireti ile Suud arasında devam eden mücadelelerin yoğunlaştığı 24 Ocak 1915 tarihinde Jarrab Savaşı gerçekleşmiş ve W.H.I. Shakespear, bu savaşta ölmüştür. Bu çalışma Shakespear'in Hindistan, İran ve Arap Yarımadasındaki sosyal ve siyasi faaliyetleri üzerine yapılmıştır.
Erken cumhuriyet dönemi ulus inşa sürecinde kullanılan propaganda yöntem ve uygulamaları
Fransız devrimi ve Sanayi devrimi sonrasında yaşanan gelişmeler Batılı ülkelerin modernleşmesi ve ulus olmaları gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti de ulus devlet inşa sürecini çok geçmeden başlatmıştır. Bu çalışma, ulus inşa sürecinin başarılı olabilmesi adına erken Cumhuriyet dönemi Türkiye'sinde kullanılan propaganda uygulamalarını ve bu uygulamaların sonuçlarını ele almaktadır. Türkiye, yeni kurulmuş bir devlet olarak ulus-inşa sürecinin başarılı olması adına önemli politikalar geliştirmiş ve bu politikaları ciddi bir şekilde uygulamıştır. Bunun temel sebebi ise kabul edilen yeni rejimin, çok uluslu bir yapı olan İmparatorluktan doğması ve özellikle "Türk Ulusu" kavramı çerçevesinde tek-ulus yaratma amacında olmasıdır. Bu nedenle ulus devletin inşa sürecinin başarılı bir şekilde amacına ulaşması adına birçok yöntem ve teknik kullanılmıştır. Bunların başında ise propaganda faaliyetleri gelmektedir. Dönemin koşulları göz önünde bulundurulduğunda gazete, radyo gibi kitle iletişim araçlarının yanında tiyatro, sinema ve ders kitapları, sloganlar, marşlar vb. araçlar da kullanılarak güçlü bir ulus inşa edilme amacı güdülmüştür. Bu araştırmanın temel sorusu, bu dönem içerisinde kullanılan propagandaların ne şekilde ve hangi araçlarla gerçekleştirilmiş olduğunu tespit etmektir. Neslin bir kısmının, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılıkları devam ederken bir kısmının da yeni devrimlere tepki duyan kişiler olması söz konusu olmuştur. Dolayısıyla hangi tür propaganda araçlarının nasıl kullanılmış oldukları bu çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır.
12 eylül 1980 sonrası Türkiye'den İngiltere'ye politik göç (1980-1989)
1980 öncesinde ağırlıklı olarak ekonomik gerekçelerle Avrupa'ya giden Türkiye kökenliler, gittikleri ülkelerde gözle görülür nüfusa erişmiş olmalarına rağmen, İngiltere'deki Türkiye kökenli nüfusun belirginleşmesi 12 Eylül 1980 sonrasındadır. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra, çoğunlukla Avrupa ülkeleri olmak üzere yaklaşık 30 bin kişi siyasi mülteci olarak başka ülkelere sığınmıştır. Bu rakamın bir kısmı da İngiltere'ye göç etmiştir. İngiltere'ye doğru 1980'li yıllar boyunca devam eden göç dalgası -kimi farklı katmanları da içinde bulundurmakla birlikte- Türkiye solunda yer alan çeşitli örgütlenmelerde politik faaliyetler yürütenler üzerinden sürmüştür. "12 Eylül" nedeniyle gerçekleşen bu göç dalgası, 1990'lı yılların başları itibariyle yavaşlamıştır, göç dalgası daha farklı bir dinamik üzerinde sürmüştür. Bu çalışma, 1980'li yıllarda siyasal nedenlerle İngiltere'ye göç edenlerin hem ilgili yıllar aralığındaki düşüncelerini hem de günümüzden kendi geçmişlerine dair değerlendirmelerini tespit etmeye yöneliktir. Bu çerçevede, İngiltere'de Türkiye kökenlilerin yoğun olarak ikamet ettikleri Londra başta olmak üzere, Cambridge, Cardiff, Bournemouth ve Coventry şehirlerinde nicel veriler için 187 kişiye dair bilgilerin elde edildiği 46 "hane halkı" soru kâğıdı uygulaması ve 378 "politik göçmen-kişi" soru kâğıdı uygulaması; nitel veriler için 81 yarı-yapılandırılmış mülakat, 22 yapılandırılmamış-derinlemesine mülakat ve 4 odak görüşme gerçekleştirilmiştir. Alandan toplanan veriler üzerinden ana sorunsala yönelik siyasal göç ve sürgünlerin arka planında yatan nedenler tespit edilmeye çalışılmış, göçmenlerin İngiltere'ye göç etme dönemlerinde sahip oldukları politik reflekslerinin yanı sıra siyasal, ekonomik, kültürel ve gündelik yaşamsal beklentilerinin tüm bu süreç boyunca geçirdiği evrim temel varsayımlar üzerinden analiz edilmeye çalışılmıştır.
Birinci mecliste Isparta milletvekilleri ve siyasi faaliyetleri (1920-1923)
I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti yenik sayılmış ve Mondros Ateşkes Antlaşması imza edilmiştir. Bu ateşkes antlaşması ile yurdumuz imzalanan Mondros Mütarekesi ile yurdumuz İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmeye başlanmıştır. Yapılan işgalleri Türk milleti yaptığı mitinglerle protesto etmiş ve ülkenin birçok yerinde cemiyetler kurarak teşkilatlanmıştır. Isparta da işgallerle birlikte teşkilatlanarak Milli Mücadele'ye iştirak etmiştir. Isparta şehri yurt genelinde cephelere asker göndermiş özellikle Balıkesir Afyon çevresinde fiilen mücadeleye katılarak aktif rol oynamıştır. İşgaller karşısında İstanbul Hükümeti'nin sessiz kalıp acizlik göstermesi üzerine Anadolu halkı Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Milli Mücadele'ye iştirak etmiştir. Mustafa Kemal Paşa Anadolu'ya geçtiği andan itibaren kurtuluşun milletin azim ve kararı ile mümkün olabileceğini belirterek bu yönde çalışmalarına başlamıştır. Osmanlı Mebuslar Meclisi 16 Mart 1920 tarihinde İstanbul'un resmen işgali ile çalışamaz duruma gelmiş ve 11 Nisan 1920 tarihinden itibaren tamamen kapanmıştır. Bunun üzerine Mustafa kemal Paşa'nın direktifleri ile tamamen millet egemenliğine dayalı bir meclisin Ankara'da açılması için Anadolu halkı tüm gücüyle ve içtenliğiyle seferber olmuştur. Mustafa Kemal Paşa'nın 19 Mart tarihli genelgesine istinaden Isparta'da seçim çalışmalarına başlanmıştır.6 Nisan 1920 tarihinde yapılan seçimler neticesinde Isparta'dan; Cemal Paşa (Mersinli), Hacı Tahir Bey (Kucur), Hafız İbrahim Efendi (Demiralay), Hüseyin Hüsnü Efendi (Özdamar), İsmail Remzi Bey (Berkün), Mehmet Nadir Efendi (Süldür) milletvekili olarak seçilmişlerdir. Bu milletvekillerin tamamı Meclis'in Birinci Dönemi'ni bitirmişlerdir. Birinci Dönem Isparta Milletvekilleri'nin tamamı Meclis'te birinci grupta yer almışlardır. Isparta Milletvekilleri gerek seçilmeden önce gerekse seçildikten sonra Milli Mücadele yanında yer almışlar ve aktif olarak vatan için çalışmışlardır. Yeni Türk devletinin temellerini atan ve kuran Birinci Meclis'e Isparta altı milletvekili ile iştirak etmiştir.
Adalet Partisi'nin kadın milletvekilleri ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki faaliyetleri (1961-1980)
Kadınların hak mücadelesinin en önemli mihenk taşlarından olan siyasal hakların kazanılması Türkiye'de dünyanın birçok ülkesinden önce gerçekleşmiştir. Ülkemizde kadınların sosyal ve siyasal alanda hak ettikleri yere gelmeleri süreci Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar uzansa da asıl olarak Cumhuriyetin ilanı ile büyük bir hız kazanmış ve kadınlar siyasal haklarına kavuşmayı başarmıştır. Kadınlar, 1930'da Belediye Seçimlerinde, 1933'te Köy Muhtar Heyetlerinde ve nihayet 1934'te milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını elde etmişlerdir. 1935 yılında gerçekleşen seçimlerde 18 kadın milletvekili Meclise girmeyi başarmıştır. Bundan sonra siyasi olarak bir değişim içine giren Türkiye Cumhuriyeti çok partili yaşama geçmiştir. Türkiye siyasetinde önemli bir yere sahip olan Demokrat Parti (DP) dönemi boyunca kadınlar siyaseti yakından takip etmişler ancak Meclisteki sayıları sürekli bir düşüş göstermiştir. 27 Mayıs Askeri Müdahalesi sonrası siyasi faaliyetlere tekrar izin verilmesiyle kurulan ve DP'nin devamı olarak kabul gören Adalet Partisi (AP) yine bir askeri müdahale ile 12 Eylül 1980 Askeri Müdahalesi ile kapatılmıştır. Bu dönemde, AP adına Meclise giren yedi kadın milletvekili partileri ile birlikte çok önemli siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik olaylara şahitlik etmişlerdir. Meclis komisyonlarında görev alan, kanun tekliflerinde bulunan bu kadın vekillerin hemen hemen hepsi iyi derecede eğitim almış, birden çok yabancı dil bilen nitelikli kişilerdir. Kadın hakları ve kadın sorunları ile yakından ilgilenen bu vekiller her fırsatta söz alarak kendilerine haklarını teslim eden Atatürk'e şükranlarını sunmayı unutmamışlardır. ANAHTAR KELİMELER: Adalet Partisi, Seçim, Kadın Milletvekilleri, Kadın, Kadın Hakları.
Cevat Abbas Gürer (Hayatı, askeri ve siyasi faaliyetleri)
Manastır Harp Okulu'ndan Teğmen rütbesiyle mezun olan Cevat Abbas Bey Balkan Savaşları'nda yer almış ve I. Dünya Savaşının başlamasının ardından Çanakkale Cephesi'nde Anafartalar'da daha önce tanışıklığı bulunan Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın yaveri olarak vazifelendirilmiştir. Anafartalar'dan sonra da Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın yaveri olarak görevini sürdürmüş ve önemli bir tarihi şahsiyetin yaptığı işlere refakat etmiştir. Çanakkale Cephesinden sonra Kafkasya Cephesinde 16. Kolordu Komutanlığı'nda görevlendirilen Gazi Mustafa Kemal Paşa'yla birlikte Diyarbakır, Bitlis, Muş gibi Doğu vilayetlerinde bulunmuş ve Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya yaverlik vazifesini sürdürmüştür. Buradan sonra Suriye-Filistin Cephesinde kurulan Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'nda vazifelendirilen komutanıyla birlikte Adana, Halep ve Şam dolaylarında bulunmuş burada birçok başarıya muvaffak olmuştur. Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'nın kaldırılmasının ardından İstanbul'a dönerken Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın yanında bulunmuştur. İstanbul'da kurmuş olduğu temaslar sayesinde Gazi Mustafa Kemal Paşa ile birlikte Anadolu'ya geçmiş ve Milli mücadele meşalesini yakan mücahitlerden biri olmuştur. Gazi Mustafa Kemal Paşa ile birlikte askerlik vazifesinden istifa edip Mebussan Meclisine Bolu vilayetinden vekil seçilmiş ve Misak-ı Millînin kabul edilmesinde önemli bir rol oynamıştır. İstanbul'un işgale uğramasının ardından Ankara'da açılan TBMM'ye gelerek Bolu Mebusu olarak görevine devam etmiştir. TBMM adına Sofya'da diplomatlık yapmış ve aziz vatanın işgallerden temizlenmesi adına var gücüyle çalışmalar yapmıştır. Cumhuriyet'in kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın yaverliği gibi ulu bir görevde bulunan Cevat Abbas Bey 4 Temmuz 1943 yılında hayata veda etmiştir.
I. Dönem TBMM Mersin Milletvekilleri ve siyasi faaliyetleri (1920-1923)
İtilaf Devletleri; I.Dünya Savaşı'nın ardından Anadolu topraklarını işgale başlamışlardır. Mersin şehri de 4 yıl kadar işgal altında kalmıştır (17 Aralık 1918- 3 Ocak 1922). Bu durumdaAnadolu halkı; Mustafa Kemal önderliğinde işgale karşı direnişe geçecek, Kuvâ-yi Milliye hareketiyle vatanını savunacaktır. Mustafa Kemal'in, düşündüğü kurtuluş çaresi;bir an önce Anadolu'ya geçmek, işgalden uzak yerde bir meclis açmak, bu mecliste bir hükümet ve ordu kurarak ülkeyi işgalden kurtarmak düşüncesidir. Mustafa Kemal, aynı zamanda milli egemenliğe dayalı, kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk devleti kurmayı amaçlamaktadır. Böylece 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara'da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anadolu'da yeni bir Türk devletinin de temeli olmuştur. Anadolu'da açılan bu ilk meclis, ülkede yeniden yapılan seçimle belirlenen ve yine İstanbul'dan Ankara'ya kaçıp gelebilen Osmanlı Mebusan Meclisi üyelerinden oluşmuştur. Bu çalışmada; bu mecliste yer alan Mersin Milletvekillerinin özgeçmişleri ile birlikte, siyasi faaliyetleri hakkında bilgi verilmeye çalışılmıştır. Yüksek lisans tezi olarak ele aldığımız bu çalışmada ilgili kaynak ve literatür taranarak yeni bilgilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın konusu; Mersin Milletvekilleri ve siyasi faaliyetleri olduğu için, milletvekillerinin meclis konuşmalarının tamamı tezin içerisinde yer almıştır. Bu bağlamda TBMM'nin kurulmasından önceki ve sonraki gelişmeler, TBMM'de görev alan Mersin Milletvekillerinin özgeçmişleri, meclis konuşmaları, kanun teklifleri ve takrirleriele alınmış ve milletvekilleri hakkında geniş bilgiler verilmeye çalışılmıştır.
II. TBMM Urfa milletvekilleri ve siyasi faaliyetleri (1923-1927)
Osmanlı Devletinin ağır ve yorucu geçen Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile Anadolu toprakları, İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmiştir. Anadolu halkı, işgallere karşı yerel direnişlerde bulunmuştur. Bu dönemde, en büyük tepki ve topyekün bağımsızlık mücadelesini, Mustafa Kemal Paşa Anadolu'ya geçip milletle bütünleşerek verecektir. Milli Mücadele'nin hazırlık aşamaları çerçevesinde; Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongrelerini düzenleyen Mustafa Kemal Paşa, bağımsızlık fikrini ateşlemiştir. Düşmana karşı bir taraftan bağımsızlık savaşı başlatılırken, bir taraftan da milli birlik ve milli mücadele adına önemli adımlar atılmaya başlanmıştır. Bunlardan birisi de; Mebusan Meclisi'nin yeniden açılmasıdır. Ancak İtilaf Devletleri, 16 Mart 1920 tarihinde İstanbul'u işgal edecek ve Mebusan Meclisi'nin dağıtacaklardır. Osmanlı Mebusan Meclisi'nin dağılmasından sonra Mustafa Kemal Paşa Ankara'da yeni bir meclis kurmak için hemen harekete geçmiştir. 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara'da yeni bir meclis açılmıştır. Egemenliğin halka dayandırıldığı yeni açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi, milli kurtuluş mücadelesinin kazanılması ve yeni Türk Devleti'nin temellerinin atılması gibi iki onurlu ve önemli görevi başarıyla tamamlamıştır. Savaştan sonra, Birinci TBMM seçim kararı almış, 11 Ağustos 1923 tarihinde İkinci TBMM açılmıştır. II. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Urfa'dan; Yahya Kemal Bey (BEYATLI), Ali Fuat Bey (BUCAK), Hüsrev Bey (GEREDE), Saffet Kemalettin Bey (YETKİN), Mehmet Refet Bey (TOPÇUOĞLU) ve Mehmet Refet Bey (ÜLGEN) isimlerinde altı milletvekili katılmıştır. II. TBMM, Cumhuriyeti ilan eden meclis olmuştur. Halifeliğin Kaldırılması, Medeni Kanun, 1924 Anayasası ve daha birçok önemli gelişme, 1923-1927 arasında faaliyet gösteren II. TBMM döneminde alınan önemli kararlardır. Bu çalışmanın amacı; yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin inşasında; Urfa Milletvekillerinin, üstlendikleri görevleri ele almaktır. II. TBMM Döneminde Kurtuluş Savaşını sona erdiren Lozan Barış Antlaşması imzalanmış, Cumhuriyet ilan edilmiş, Halifelik kaldırılmış, 1924 Anayasası'nın yürürlüğe konması gibi pek çok önemli gelişme yaşanmıştır. Ayrıca bir diğer amaç; Urfa Milletvekillerinin, Urfa şehrinin kalkınması, sorunlarının çözülmesi adına yürüttükleri faaliyetleri ortaya çıkarmaktır. Anahtar Sözcükler: TBMM, Urfa, Milletvekili, Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele.
Bekir Refik Koraltan'ın siyasi hayatı (1889-1974)
1889 yılında Divriği'de dünyaya gelen Refik Koraltan, ilk ve ortaokul öğrenimini doğduğu şehirde, lise öğrenimini ise İstanbul Mercan İdadisinde tamamlamıştır. İstanbul Hukuk Fakültesinde başarılı bir yükseköğrenimin ardından sırasıyla; Bursa, Gelibolu ve Karaman Bidayet Mahkemesi'nde, Konya'da Divan-ı Harp Mahkemesi'nde müddeiumumî olarak çalışmıştır. Bu görevlerini takiben Mersin Emniyet Müfettişliğine ve Trabzon Polis Müdürlüğüne getirilmiştir. Polis Müdürlüğü sonrası kısa bir süre İstanbul'da serbest avukat olarak çalışmıştır. Millî Mücadele'ye destek vermek için Konya'ya gitmiş ve burada hem serbest avukat olarak çalışmış hem de Konya Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin kuruluşunda görev almıştır. İlk meclise Konya milletvekili olarak katılmış ve kesintisiz 1935'e kadar da bu şehirden milletvekilli seçilmiştir. Koraltan, 1920-1935 yılları arasında Türkiye Komünist Partisi ve Halk Partisi kuruculuğu, Yozgat İstiklal Mahkemesi Başkanlığı ve İstanbul İstiklal Mahkemesi üyeliği yapmıştır. 1935-1942 yılları arasında siyasi hayatına ara vererek, sırasıyla Artvin, Trabzon ve Bursa'da valilik görevinde bulunmuştur. 1942 yılındaki ara seçimlerle 6. dönem TBMM'ye tekrar milletvekili olarak dönmüştür. Siyasi hayatının bu döneminde, 1943'ten itibaren, tek parti uygulamalarından rahatsızlık duymaya başlamıştır. Dörtlü Takrir'i verenlerden biri olmasının yanında, Demokrat Partinin dört kurucusundan da birisidir. 1946-1960 yılları arasında Demokrat Partinin lider kadrosu içerisindedir ve Genel İdare Kurulunda kesintisiz görev almıştır. 1950-1960'lı yıllardaki Demokrat Parti iktidarında Meclis Başkanlığı yapmıştır. Yassıada'da yargılanan ve idama mahkûm olanlar arasında Koraltan da vardır. Ancak cezası Millî Birlik Komitesi tarafından ömür boyu hapse çevrilmiştir. Cezaevinde mahkûmiyetini sürdürürken cezası affedilmiştir. Bundan sonra aktif siyasetin dışında durmuş ve 1974 yılında 84 yaşında iken vefat etmiştir. Anahtar Kelimeler: Refik Koraltan, CHP, DP, 27 Mayıs, TBMM, Yassıada
1890-1939 yılları arasında Hatay'da yaşayan Ermenilerin faaliyetleri ve genel durumları
Çalışmamız I. Dünya Savaşı öncesinden Cumhuriyet Dönemine (1890?1939) kadar Hatay Ermenilerinin devlet otoritesine karşı yıkıcı faaliyetleri üzerinde durulmuştur.Çalışmamızda I. Dünya Savaşı arifesinde eğitim amacıyla çeşitli Avrupa ülkelerine giden Hataylı Ermeni gençlerinin o ülkelerin verdiği taraflı eğitim ve milliyetçiliğin etkisiyle Osmanlı Devletine karşı düşmanlıklarını körüklemiş olduğunu tespit ettik. Ayrıca Avrupa'da çeşitli şekillerde teşkilatlandırılan Ermeni gençlerinin Osmanlı Devletini yıpratmak maksadıyla Hatay'a gönderildiği yine çalışmamız esnasında ulaştığımız önemli bilgiler arasında yer almaktadır.Hem Avrupa'dan gelen Ermeni gençlerinin hem de İngiltere, Fransa ve Amerika'nın propaganda faaliyetleri sonucunda I. Dünya Savaşı öncesinde ve savaş esnasında Osmanlı Devletini yıkmaya yönelik Hatay'da Ermeniler tarafından pek çok isyanın çıkarıldığı tespit edilmiştir. Savaş esnasında Osmanlı Devleti'nin, Ermenilerin bu yıkıcı faaliyetlerini önleyebilmek için tehcir kararnamesi çıkardığı ancak Hatay'da isyan hareketine karışan Ermenilerin bu kanuna tabi tutulmamak için Musadağı'na kaçtıkları savaşın bitimi ile de özellikle İngiltere ve Fransa'nın teşvikleriyle tekrar Hatay bölgesine yerleştirildikleri görülmektedir.1920 yılında Hatay'ın Fransız Mandaterliğinde Suriye'ye bırakılmış olması ise bu bölgede yaşayan Türk vatandaşlarının en büyük nüfusa sahip olmalarına rağmen azınlık muamelesi gördüğü ve hatta buradaki Ermeni vatandaşlar ve Fransızlar tarafından mezalime uğratıldıkları görülmüştür.1939'da Hatay'ın Anavatan'a katılması ile de bir Ermeni köyü (Vakıflı) dışında bütün Ermeni köyleri boşaltılarak, köy haklarının çeşitli Avrupa ve Arap ülkelerine göç ettiği tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler : Antakya, Ermeni, İsyan etmek, Musadağı, Samandağ (Süveydiye)