Self concept

97 theses under this subject heading

Proficiency in ArtOpen AccessTR

Resimde benlik ve ötekilik bağlamında portre

Bu tezde, resimde "benlik" ve "ötekilik" bağlamında portre, multidisipliner bir yaklaşımla, temel tanımlar ve terminolojiden başlanılarak, sanat tarihindeki örnekleriyle birlikte, kavramın anlaşılmasına yardımcı olacak psikoloji, estetik ve dilbilim gibi diğer disiplinlerden de yardım alınarak incelenmektedir. Bu kavramların portre resmini ve görsel sanatların farklı mecraları aracılığıyla benlik ve ötekilik algımızı nasıl şekillendirdiğini keşfetmek için teorik ve pratik araştırma yöntemleri bir arada kullanılmıştır. Araştırmacının çalışmaları göz önünde bulundurulduğunda, bu araştırmada kadın sanatçıların eserlerine veya kadın sorunlarıyla ilgili eserlere yapılan vurgu dikkat çekicidir. Araştırma, seçilen örnek çalışmalar ve sanatçıların etkilerinin azınlıklar ya da toplumun belirli bir cinsiyete mensup kesimi ile sınırlı kalmadığını toplumun tüm üyeleri ve portrelerin çağdaş temsil biçimleri üzerinde de etki gösterdiğini ortaya koymaktadır. Çalışma, "portre"yi daha geniş bir sanat tarihi kanonu içinde bağlamsallaştırıp, sosyo-politik ve kültürel faktörlerin bu türü nasıl etkilediğini ele almıştır. Çağdaş sanatçıların eserlerindeki genel değişimler örnek çalışmaları aracılığıyla analiz edilmiştir. Bu analiz aracılığıyla tez, çağdaş sanatçıların portrelerinde "benlik" ve "ötekilik", temsil ve iktidar arasındaki karmaşık gerilimi nasıl ele aldıklarını incelemektedir. Bu tez çağdaş portrelerdeki "benlik" ve "ötekilik" kavramlarını inceleyerek, sanatta temsil, kimlik ve kültürel çalışmalar hakkında süregiden tartışmalara katkıda bulunmaktadır. Bu tezin çağdaş portrelerdeki "benlik" ve "ötekilik" çerçevesindeki incelemelerinin, sanatta ve kültürel çalışmalarda süregiden tartışmalardan olan temsil ve kimlik meselelerine katkı sunması amaçlanmıştır.

AlgıBaskı resimBenlik kavramı+6
Ehsan Ghanbarzad Khajeh
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gündelik yaşamda zaman algısı ve nesneleşen özne

Gündelik yaşam, bireyin hayat düzenini oluşturduğu, eylemlerini belirli zaman dilimi içinde gerçekleştirdiği hareketlilikten oluşmaktadır. Bu hareketlilik ev ortamında, iş hayatında ve boş zamanlarda yapılan aktiviteleri kapsamaktadır. Gündelik yaşamdaki krizlerin etkisiyle öznede izolasyon süreci hakim olmuştur. Bu krizler ise beklenmedik durumun ortaya çıkması ve planlanmış bir aktivitenin engellenmesi durumunu akıllara getirmektedir. Çalışma raporunda anlatılmak istenen, beklenmedik kriz olarak görülen pandemi ve bunun beraberinde gelen 'izole' olma sürecidir. Bu sürecin kişiye psikolojik olarak etkisi ifade edilmiştir. Bundan dolayı bireyin, kendini özne gibi hissetmemesi durumu söz konusudur. Pandemi, can kayıplarını, ekonomik krizleri, iş kayıplarını, eğitim ve sosyal hayatı vs. etkileyerek insan hayatında unutulmayacak izler bırakmıştır. Bu doğrultuda, pandeminin getirdiği yeni düzen, sıradan olan gündelik yaşamı değiştirmiştir. Bu durum insanların evlerinde daha çok vakit geçirmesini gerektirmiştir. Evde sürekli kalan ve sosyalleşemeyen bireyin kendine karşı ve çevresine karşı yabancılaşması incelenmiştir. Nesnelere kişilik özelliği yükleyerek sosyalleşme çabasının giderilmesi beklenmiştir. Evde bulunan gündelik kullanım nesneleri hem kişinin kendi ruh halini ifade etme aracı olmuş hem de aile bireylerinin nesnelerde vücut bulması o an ki psikolojinin etkisini açıklanmasında etkili olmuştur. Nesne, duyular ile algılanabilen, zaman içinde somut varlığı olan, bilincin ayırt ettiği sürece öznede yer alan bir kavramdır. Nesneye bakış, öznenin onu belirlemesi ve ona anlam katması ile oluşmaktadır. Özne ilk olarak nesneyi algılamasıyla ona anlam vermektedir, böylece aralarındaki ilişki açığa çıkmaktadır. Ancak bu anlam, öznenin önyargılarını, deneyimlerini nesneye atfederek nesne ile ilişki kurması ile gerçekleşmektedir. Bu sayede öznenin yüklediği anlamlar sayesinde nesne, öznenin zihinsel dünyasında bir varlık kazanmaktadır. Böylece kişilerin nesneye bakış açıları onlara yüklediği anlamlardan dolayı kişiden kişi değişiklik gösterebilmektedir. Önceliklerin değiştiği, hayata karşı anlam aramanın ve yeni ilişkilerin doğması bu çalışma raporunun çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bu krizler ve izolasyon süreci ise öznede zaman algısının değişmesine yol açmıştır. Zaman algısının da değişime uğramasıyla özne kendini nesnede var etmektedir. İzolasyon süreci ardından gündelik yaşam eski haline dönmüş ve birey, kendini nesnede var etmemiştir. Anahtar sözcükler: Özne, Benlik, Nesne, Gündelik Yaşam, Zaman Algısı.

Benlik kavramıGünlük yaşamGünlük yaşam aktiviteleri+4
Esra Polat
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geç ergenlik dönemindeki bireylerde olumsuz benlik algısının sanal zorbalığa etkisi

Benlik algısı; bireyin yalnızca kendisi hakkındaki algılarıdır. İnsanların "ben" ve "bana ait olan" olarak tanımladıkları bir kavramdır. Bireyin kendisine dair geliştirdiği benlik algısı olumlu ya da olumsuz olarak değerlendirilebilir. Kendisini değersiz gören, sevgiden yoksun olduğunu düşünen, kendini tanımayan, kendini ifade etmekte zorlanan ve özgüvenli olma davranışı geliştirememiş bireyler, olumsuz benlik algısı geliştirmiş olarak düşünülebilir. Olumsuz benlik algısı geliştirmiş bireylerde de bazı olumsuz davranışlar gözlemlenebilir. Araştırmanın amacı; geç ergenlik dönemindeki bireylerde olumsuz benlik algısının sanal zorbalığa etki edip etmediğini ortaya koymaktır. Araştırmada Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Sanal Zorbalık Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler üniversitelerin psikoloji bölümü birinci sınıflarında öğrenim gören 150 öğrenciye uygulanmış, 128'i değerlendirmeye alınmıştır. Yapılan istatistiksel değerlendirmeler sonucu Benlik Saygısı Ölçeği'nin D2 düzeyi ile Sanal Zorbalık değişkeni arasında anlamlı bir ilişki olduğu ortaya konmuştur.

Benlik algısıBenlik kavramıBenlik saygısı+6
Yonca Yaprak
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kabin ekibi üyelerinin mesleğin gerektirdiğini düşündükleri ego durumları ile kendilerinde algıladıkları ego durumlarının örtüşmesinin (bağdaşımının) geleceğe yönelik umutsuzluk düzeyleri ile ilişkisi

Bu araştırmanın amacı, kabin ekibi üyelerinin uçuş operasyonu sırasında ekip ve yolcu ile iletişimde bulunduklarında mesleğin gerektirdiği (beklenen) ego durumları ile kendilerinde algıladıkları (gözlenen) ego durumlarının bağdaşıklık düzeyinin, kabin ekibi üyelerinin geleceğe yönelik umutsuzluk düzeyleri ile ilişkisini ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini, İstanbul ili içerisinde yer alan; devlet ve özel havayolu şirketlerinde kabin memuru olarak görev yapan 300 kabin ekibi üyesi oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan kabin ekibi üyelerine Transaksiyonel Analiz Kuramı bağlamında Ego Durumları Ölçeği uygulanmıştır. Buna ek olarak, Araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu verilerek doldurulması sağlanmıştır. Kabin ekibi üyelerinden kabin memurluğu mesleğinin gerektirdiği düşünülen kişilik özelliklerini Ego Durumları Ölçeği' nde doldurmaları istenmiştir. Ayrıca, kabin ekibi üyelerinden kendilerinden algıladıkları özellikleri işaretlemeleri istenmiştir. Bununla birlikte kabin ekibi üyelerinden Beck Umutsuzluk Ölçeği'ni mesleğe göre değerlendirmeleri istenmiştir. Araştırma kapsamında tüm verilerin anlamlılık düzeyi p< .05 düzeyinde sınanmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS 22.0 istatistik paket programı kullanılarak yapılmıştır. Kabin ekibi üyelerinin gerek kendilerinde algıladıkları gerekse mesleklerinin gerektirdiğini düşündükleri baskın ego durumları frekans dağılımlarının istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılık gösterdiği bulunmuştur. Bununla ilişkili olarak Kabin ekibi üyelerinin kendilerinde algıladıkları ve meslekte algıladıkları baskın ego durumları arasında anlamlı düzeyde uyumsuzluk olduğu bulgulanmıştır. Kabin ekibi üyelerinin umutsuzluk düzeylerinin cinsiyet ve öğrenim durumu değişkenlerine göre farklılık gösterdiği bulgusu elde edilmiştir. Mesleği tercih bağlamında ise tercih nedenleri ile umutsuzluk düzeyleri arasında farklılık bulunmuştur. Benzer biçimde kariyer inancı ile umutsuzluk düzeyleri arasında da anlamlı bir ilişki bulgulanmıştır.

BenlikBenlik kavramıHava yolu işletmeleri+6
Güner Çifçi
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Benlik, intihar ve kolektif narsisizm bağlamında kitle psikolojisi

Tezin konusu; başlıktaki ifadesiyle "Benlik, İntihar ve Kolektif Narsisizm Bağlamında Kitle Psikolojisi"dir. Tez; psikolojinin en temel konularından olan benlik kavramı ile buna bağlı olarak benliğin yıkıcı biçimi olan narsisizm ve kitle psikolojisi boyutuyla kolektif narsisizm ve benliğin kökten yok oluşu ile sonuçlanan intihar olgusunu, kuramsal ve pratik tüm boyutlarıyla incelenmeyi ve bu konularda yapılan bilimsel çalışmaları araştırmayı amaçlamaktadır. Tez; benlik (benlik çeşitleri, toplumsal benlik araştırmaları), intihar (ölmek, öldürmek, intihar etmek), kolektif narsisizm (bireysel ve kolektif boyutları, toplumsal itaat ve karşı çıkma davranışı, grup ve sürü davranışları) ile bu konulardaki kuramlar, araştırmalar ile sonuç ve değerlendirme bölümlerini kapsamaktadır. Anahtar Kelimeler: Benlik, İntihar, Kolektif Narsisizm, Kitle Psikolojisi.

Benlik kavramıKitle psikolojisiNarsisizm+1
Mustafa Hulki Cevizoğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

DİYAY-Ruh sağlığı ilişkisinde yaratıcılığın ve benlik kavramı belirginliğinin aracı rolü

Bu araştırmanın amacı DİYAY (Dil ile Yaşantı Arasında Bireyler Tarafından Algılanan Yarık) ile ruh sağlığı ilişkisinde yaratıcılığın ve benlik kavramı belirginliğinin aracılık rolü olup olmadığının, var ise ne yönde olduğunun incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini İstanbul ve Muğla'da bulunan bir vakıf ve bir de devlet üniversitesinde okuyan 175 kadın, 135 erkek toplam 310 öğrenci oluşturmaktadır. (DİYAY) ile yaratıcılık .19, anksiyete .49, depresyon .57, olumsuz benlik .49, somatizasyon .30, hostilite .41, ve aleksitimi .53 arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Diğer taraftan DİYAY ile benlik kavramı belirginliği .23 arasında ise negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Yaratıcılık ile benlik kavramı belirginliği -.12 arasında negatif yönde; depresyon .12 ve aleksitimi .13 arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Yaratıcılığın çalışmanın diğer değişkenleri ile anlamlı ilişkiler göstermediği saptanmıştır. Benlik kavramı belirginliği ile anksiyete -.53, depresyon -.53, olumsuz benlik -.52, somatizasyon -.38, hostilite -.44 ve alakesitimi -.45 arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Benlik kavramı belirginliğinin DİYAY ile depresyon, anksiyete, aleksitimi, olumsuz benlik, hostilite ve somatizasyon arasındaki ilişkide aracılık rolü oynadığı bulunmuştur. Yaratıcılığın DİYAY – hostilite ilişkisinde aracılık rolü olduğu bulunmuştur.

Benlik kavramıDil ile yaşantı arasında bireyler tarafından algılanan yarıkRuh sağlığı+3
Metin Gördük
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesine devam eden 5 - 6 yaş grubu öğrencilerin benlik kavramlarının annelerinin yaşam doyumları bağlamında incelenmesi

ÖZETBu araştırmanın amacı, okul öncesine devam eden 5-6 yaş grubu öğrencilerin benlik kavramları ile annelerinin yaşam doyumları arasındaki ilişkiyi incelemek ve öğrencilerin benlik kavramlarının çeşitli demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını sınamaktır. Bu amaçla çocukların benlik kavramları; annelerinin yaşam doyumları ve çeşitli bağımsız değişkenler (cinsiyet, yaş, kardeş sayısı, doğum sırası, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyleri ve annelerinin yaşlarına) açısından incelenmiştir. İlişkisel tarama modeli niteliğindeki bu araştırmanın çalışma grubunu; 2011-2012 Eğitim-Öğretim Yılında, resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden toplam 115 öğrenci ve onların anneleri oluşturmaktadır. Verilerin analizinde, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Tekniği, Bağımsız Grup t Testi, Mann Whitney-U Testi, Kruskal Wallis-H Testi tekniklerinden yararlanılmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlar, okul öncesine devam eden 5-6 yaş grubu öğrencilerin benlik kavramları ile annelerinin yaşam doyumları arasında doğrusal ancak anlamlı olmayan bir ilişkinin olduğunu göstermektedir. Ayrıca, çocukların bağımsız değişkenlerinden cinsiyet ve yaş değişkenine göre anne kabul düzeylerinin değiştiği, okul türüne göre benlik kavramlarında anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Buna karşın annenin yaşı, kardeş sayısı, doğum sırası, anne eğitim düzeyi ve baba eğitim düzeyi değişkenlerine göre çocukların benlik kavramlarının farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, araştırma bulguları çerçevesinde elde edilen sonuçlar tartışılmış ve yine bulgular ışığında çeşitli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Dönem, Benlik Kavramı, Yaşam Doyumu

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerBenlik algısı+4
Yeşim Kılıçaslan
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul 6.7.8. sınıf öğrencilerinin okul tükenmişliklerinin yaşam doyumları ve benlik kurgusu algıları açısından incelenmesi

Bu çalışma, ortaokul 6.7.8. sınıf öğrencilerinin okul tükenmişliklerinin yaşam doyumları ve benlik kurguları açısından incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu İstanbul'un Esenyurt ilçesindeki 3 devlet okulu ve 1 özel okulda öğrenimlerine 6.7 ve 8. sınıfta devam eden (12-15 yaşları arasındaki) 230 kız (%45,5) ve 276 erkek (%54,5) olmak üzere 506 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma da Aypay (2011) tarafından ilköğretim 2. Kademe öğrencileri için geliştirilen okul tükenmişliği ölçeği, Huebner (1994) tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması Çivitçi (2007) tarafından yapılan çok boyutlu öğrenci yaşam doyumu ölçeği ve Kağıtçıbaşı (2007) tarafından geliştirilen Özdemir ve Çok ( 2011) tarafından lise öğrencilerine uyarlanan ailede özerk ilişkisel benlik ölçeği kullanılmıştır. Hipotezlerin test edilmesinde, anova, t testi, sheffe testi, faktör analizi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Analizlerde SPSS (Sosyal Bilimler İçin İstatistik Paket Programı) 20.0 kullanılmıştır. Öğrencilerin tükenmişlikleri ile yaşam doyumları ve yakın ilişkisellik benlik kurgusu arasında negatif bir ilişki olduğu aynı zamanda yakın ilişkisel benlik kurgusu ile genel yaşam doyumu arasında pozitif bir ilişki olduğu yapılan regresyon analizi sonucunda bulunmuştur. Öğrencilerin okul tükenmişlikleri, yaşam doyumları ve benlik kurgularının bazı demografik değişkenlere (cinsiyet,sınıf düzeyleri, okul türleri,dershaneye gitmeleri, cep telefonu ve internete sahip olmaları) göre farklılaştığı da bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Okul Tükenmişliği, Yaşam Doyumu, Benlik kurgusu, Özerk Benlik, İlişkisel Benlik,Özerk İlişkisel Benlik

Benlik kavramıBenlik kurgularıOrtaokul öğrencileri+4
Sevil Öztan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuğun benlik kavramının olumluluğu, annenin mükemmeliyetçiliği ve anne kabul red algısı arasındaki ilişkilerin incelemesi

Bu çalışmanın amacı, annenin mükemmeliyetçiliğinin çocuğunun benlik kavramına olan etkisinde anne kabul-red algısının biçimlendirici etkisini incelemektir. Bu amaçla yaş ortalamaları 39.7 olan 150 anneye "Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği", araştırmaya katılan annelerin yaş ortalamaları 12.6 olan 150 çocuğuna ise "Piers-Harris Çocuklar İçin Öz Kavramı Ölçeği" ve "Ebeveyn Kabul Red Ölçeği Anne Kısa Formu" uygulanmıştır. Yapılan analizlerin sonuçlarına göre annenin kendine yönelik mükemmeliyetçiliği ve toplumsal beklentiye yönelik mükemmeliyetçiliğinin, çocuğun benlik kavramının olumluluğu ile olan ilişkisinde anneden algılanan sıcaklık-duygulanım, düşmanlık-saldırganlık, umursamazlık-ihmal ve farklılaşmamış reddin biçimlendirici değişken olmadığı bulunmuştur. Diğerlerine yönelik mükemmeliyetçiliğin ise anne kabul-reddin alt boyutları arasında yer alan sıcaklık alt boyutu ile bir arada biçimlendirici etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Araştırmanın bulgularına bakıldığında, annenin mükemmeliyetçiliği ile çocuğun öz-kavramı arasındaki ilişki incelendiğinde kendine yönelik mükemmeliyetçilik ve diğerlerine yönelik mükemmeliyetçiliği çocuğun benlik kavramının olumluluğunu negatif yönde yordadığı saptanmıştır. Annenin kendine yönelik mükemmeliyetçilği ve diğerlerine yönelik mükemmeliyetçiliği arttıkça öz-kavramın olumluluğu azalmaktadır. Toplumsal beklentiye yönelik mükemmeliyetçiliğin ise çocuğun benlik kavramı üzerinde yordayıcı bir etkiye sahip olmadığı saptanmıştır. Çalışmanın sonuçları yapılmış benzer çalışmalar ile ve teorik bilgi ile karşılaştırılmıştır.

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerBenlik kavramı+4
Gözde Özçiçek Kala
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Futbol oyuncularının ego durumlarıyla takımlarındaki pozisyonlarının uyuşma (bağdaşıklık) düzeyinin saha içi performansları ile ilişkisi

Bu araştırmanın amacı, futbol oyuncularının (futbolcuların) takım içinde görev yaptıkları mevkilerin gerektirdiği (beklenen) ego durumları ile (gözlenen) ego durumlarının bağdaşıklık düzeyinin, oyuncuların saha içi performanslarıyla ilişkisini ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini, Süper Lig'de yer alan; Galatasaray, Trabzonspor ve Gençlerbirliği ile 1. Lig'de yer alan; Samsunspor ve Antalyaspor takımlarında kaleci, orta saha, bek, stoper ve forvet mevkilerinde oynayan 103 futbol oyuncusu oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan sporculara Transaksiyonel Analiz Kuramı bağlamında Ego Durumları Ölçeği uygulanmıştır. Buna ek olarak Araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu verilerek doldurması sağlanmıştır. Teknik Direktörlerden futbol mevkilerinin her birinin gerektirdiği düşünülen kişisel özellikleri Ego Durumu Ölçeğinde doldurması istenmiştir. Futbol oyuncularından ise, kendilerinden algıladıkları özellikleri işaretlemeleri istenmiştir. Teknik Direktörlerden ayrıca 5'li likert ölçeğine göre oyuncuları gerek saha içi, gerekse antrenmanlardaki performanslarına göre değerlendirmeleri istenmiştir. Futbol oyuncularının oynadıkları mevki ile ego durumları ki-kare istatistiği ile karşılaştırılmıştır. Oyuncuların performanslarının, ego durumları ile takım içi mevkileri arasındaki bağdaşım durumuna göre nasıl bir görünüm sergilediğini belirlemek amacıyla da ki-kare uyum istatistiği uygulanmıştır. Analiz sonucu elde edilen ki-kare değerinin anlamlı çıkması durumunda ise post-hoc testlerinden yararlanılmıştır. Araştırma kapsamında tüm verilerin anlamlılık düzeyi p < 0.05 düzeyinde sınanmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS istatistik paket programı ve Microsoft Excel programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara bakıldığında, mevkilerdeki oyunculardan, mevkinin gerektirdiği ego durumları bağlamında beklenen (birincil ve ikincil) ego durumları ile gözlenen (birincil ve ikincil) ego durumları arasındaki bağdaşım bağlamında; kaleci, orta saha, bek ve stoper mevkilerinde istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar elde edilmiştir. Futbol oyuncularının takım içindeki mevkileriyle-ego durumu bağdaşımında saha içi performanslarına baktığımızda, futbol oyuncusunun mevkisinin gerektirdiği (beklenen) ego durumu ile gözlenen ego durumu arasındaki bağdaşıklık (örtüşme, uyumu) söz konusu olduğunda, oyuncunun, performanslarının daha iyi olduğunu, futbol mevkisi ile ego durumu uyumlu olmadığında oyuncunun performansının daha düşük olduğu görülmüştür.

BağdaşıklıkBen durumlarıBenlik imajı+7
Tuba Akın
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik doğum sırasının bireyci – toplulukçu - ilişkisel benlik tipi üzerine etkisi

Bu araştırmada psikolojik doğum sırasının (büyük çocuk, ortanca çocuk, küçük çocuk, tek çocuk) bireyci – toplulukçu - ilişkisel benlik tipi üzerine etkisi incelenmek istenmiştir. Araştırma 2014 - 2015 yılında İstanbul' da çalışmakta olan 200 birey ile gerçekleştirilmiştir. Bireylerin psikolojik doğum sıralarını belirlemek amacıyla uyarlaması Kalkan (2005: 170) tarafından yapılan "White - Campbell Psikolojik Doğum Sırası Envanteri", ağırlıklı olarak hangi benlik yapısına ait olduklarını belirlemek amacıyla "Toplulukçu - İlişkisel - Bireyci Benlik Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde "Korelasyon, Mann Whitney U,Kruskall Wallis H, Kolmogorov Smirnov ve Anova" testlerinden yararlanılmıştır. Psikolojik doğum sırasına göre benlik ölçeği düzeyleri incelendiğinde; bireycilik benlik ölçeği düzeyinde en büyük yüzde 39.60 ile dikkatle bakılan/üzerine titrenilen (tek çocuk), ilişkisellik benlik ölçeği düzeyinde en büyük yüzde 37.21 ile dikkatle bakılan/üzerine titrenilen (tek çocuk), toplulukçuluk benlik ölçeği düzeyinde en büyük yüzde 40.95 ile sevimli/ikna edici(küçük çocuk) olarak bulunmuştur. Erkeklerde psikolojik doğum sırasına göre benlik ölçeği düzeyleri incelendiğinde; ilişkisellik benlik tipi ile memnun edici/düzenleyici (büyük çocuk) doğum sırası arasında pozitif yönlü düşük düzeyde, toplulukçuluk benlik tipi ile sevimli/ikna edici (küçük çocuk) doğum sırası arasında pozitif yönlü düşük düzeyde, toplulukçuluk benlik tipi ile dikkatle bakılan/üzerine titrenilen (tek çocuk) doğum sırası arasında pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Kadınlarda psikolojik doğum sırasına göre benlik ölçeği düzeyleri incelendiğinde; bireycilik benlik tipi ile memnun edici/düzenleyici (büyük çocuk) doğum sırası arasında pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. İlişkisellik benlik tipi ile dışlanmış/ihmal edilmiş (ortanca çocuk) doğum sırası arasında pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. İlişkisellik benlik tipi ile dikkatle bakılan/üzerine titrenilen (tek çocuk) doğum sırası arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Toplulukçuluk benlik tipi ile dışlanmış/ihmal edilmiş (ortanca çocuk) ve sevimli/ikna edici (küçük çocuk) doğum sırası arasında pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Erkeklerde yaşadıkları aile tipine göre psikolojik doğum sırası incelendiğinde; anlamlı bir sonuca ulaşılamamıştır. Kadınlar yaşadıkları aile tipine göre psikolojik doğum sırası incelemesine alınamamıştır. Bunun nedeni kadın örneklemin hepsinin çekirdek aile içinde yaşamış/yaşıyor olmasıdır. Geniş aile içinde yaşayan kadın örneklem sayısı yoktur. Psikolojik ve gerçek doğum sıralarına göre benlik ölçeği düzeyleri incelendiğinde; büyük çocuk - ortanca çocuk – küçük çocuk - tek çocuk ile bireycilik – ilişkisellik - toplulukçuluk benlik ölçeği düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Doğum Sırası, Gerçek Doğum Sırası, Benlik, Toplulukçu Benlik, İlişkisel Benlik, Bireyci Benlik.

Benlik gelişimiBenlik kavramıBenlik tipleri+7
Ezgi Dede
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Ghazali's personality theory: A study on the importance of humility in early childhood

The raising of children has always been understood to be central to ensuring the preservation of human society, culture, and ultimately civilization. Children are the carriers of our collective knowledge, our history, and our traditions—they are the carriers of our way of being. For centuries, social theorists have accepted child-rearing within the context of a family as an irreplaceable factor in the successful socialization, stable personality development, and identity formation of the individual. However, today's children are born into a world that challenges and at times alienates them from what were once considered essential and traditional markers of the 'self' including links to personal, generational, and cultural histories as well as communal, tribal, and most significantly, familial relationships. To analyze this crisis of self, this study will analyze the work of 11th century Muslim thinker, Abu Hamid al-Ghazali in order to distill a discernible theory of personality1 with specific reference to the significance of humility in early childhood as a way to counter the challenges posed by Modernity in developing personality and a stable selfhood.

FamilySelf conceptGazali+4
Sarosh Arıf
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşim Ustaoğlu sinemasında yolculuk, benlik ve kimlik ilişkisi

Çocuklukla başlayan benlik gelişiminde ailenin katkısı önemli bir başlangıç noktası oluşturur. Birey anne ve babasından gördüğü davranışlarla, çocukluk döneminde grup içinde etkileşimler sağlayarak kendi benliğini oluşturma sürecinde ilk adımını atar. Psikoloji çalışmalarında benlik kavramının üzerinde önemle durulmasının sebebi, bireyin çocukluktan itibaren sağlıklı bir benliğe sahip olmasının, toplumun ve toplumsal süreçlerin gelişiminde referans oluşturmasıdır. Geleneksel ve modern toplumda benliğin toplumla ve bireylerle girdiği ilişki sonucunda birey kendi benliğini oluştur. Benliklerin, modern toplumda sağlıksız gelişimi ise bireylerin birbirine ve topluma yabancılaşmasına sebep olmaktadır. Benliğin sosyolojik bakış açısıyla ele aldığı kimlik kavramı, aynı şekilde toplumla ilişkiye giren benliğin, çevresine göre kendini şekillendirdiği kimlik yapısıdır. Bireyin bu anlamda kolektif, etnik, kültürel, cinsel, bireysel gibi pek çok kimliği bulunmaktadır. Kimlik oluşumu etkileşimli ve sürekli yapısından dolayı daima bir inşa halindedir ve bu süreçte kimlikler kendi benlikleriyle, oluşturdukları kimlikleri arasında yolculuk yaparlar. Sinemanın bir dil olarak anlam yaratmada kendi bakış açısını geliştirmesi, filmlerinde benliğin ve kimliğin yolculuğunu konu alan Yeşim Ustaoğlu Sineması'nda karşımıza çıkmaktadır. Ustaoğlu, filmlerinde ortak tema olarak benlik, kimlik ve yolculuk ilişkisini ele alır ve bu tema üzerinden bireylere kendi kimliklerini sorgulamalarını, kendi kimliklerini bulma adına yolculuğa çıkmalarını amaçlar. Bu bağlamda, çalışmanın kavramsal çerçevesini benlik, kimlik ve modernleşme süreciyle ortaya çıkan yabancılaşma kavramı oluşturur. Genelde Türk Sineması, özelde Yeşim Ustaoğlu Sineması'na odaklanan bu çalışma, içerik analizi yöntemiyle Ustaoğlu'nun Pandora'nın Kutusu, Araf ve Tereddüt filmlerini yolculuk, benlik ve kimlik ilişkisini üzerinden çözümleyip, Yeşim Ustaoğlu Sineması'na yeni bir bakış açısı sunmayı amaçlamaktadır. Anahtar Sözcükler: Benlik, Kimlik, Yolculuk, Yabancılaşma, Yeşim Ustaoğlu, Sinema

Benlik gelişimiBenlik kavramıKimlik+5
Melike Demirbaş
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul grubu öğrencilerinde akran zorbalığı ve benlik saygısının incelenmesi

Zorbalık gücüne güvenerek hükmü altında bulunanlara söz hakkı tanımayan kimse, despot veya diktatör olarak ifade edilmektedir. Zorbalık türleri arasında bulunan kavramlardan birisi de son yıllarda üzerinde birçok araştırmanın gerçekleştirildiği akran zorbalığıdır. Akran zorbalığı genellikle güçlü olan bir kişinin, zayıf veya daha az güçlü bir kişiye, fiziksel veya sözlü saldırı, taciz veya tehdit yoluyla sistematik olarak zarar vermesi durumudur. Akran zorbalığında mağdur, zorbalık davranışlarına maruz kalan kişidir. İnsan davranışının nedenlerini anlamak ve gelecekteki adımları tahmin etmek günümüz dünyasında psikolojinin temel amacıdır. Bireyin çevresiyle etkileşiminde oluşan benlik kavramı, bireyin çevresel tepkilerini yorumlaması, değerlendirmesi, yapılandırması ve düzenlemesinde önemli araçtır. Benlik, insanların davranışlarını gözlemleyen, değerlendiren, düzenleyen ve onlara rehberlik eden içindeki güçtür.

Akran zorbalığıBenlik kavramıBenlik saygısı+1
Kübra Atasoy
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Beden ve benlik ilişkisi üzerine resimsel çözümlemeler

Araştırmanın amacı, beden ve benliğin birbiri ile olan ilişkisini inceleyip, resim sanatında incelemek ve bu kavramların resimsel yollarla da ifade edebileceğini göstermektir. Araştırma resim sanatı kapsamında oluşturulmuştur. Araştırma, gözlem ve uygulama olmak üzere iki kolda yürütülmüştür. İlgili alanlar kapsamında kaynak incelemesi, veri toplama ve değerlendirmesi yapılmış, aynı ve benzer konularda yapılan çalışmalar incelenip çözümlenmiştir. Konu ile alakalı resim çalışmaları yapılmıştır. Araştırma, beden ve benlik ilişkisi ile ilgili çözümlemelerle, bu kavramların resimsel yollarla da ifade edileceği gösterilmiştir. Konuyla alakalı çalışmaların incelenmesiyle içerik zenginleşmiş ve farklı bakış açılarının da gelişmesine teşvik etmiştir.

BedenBenlikBenlik kavramı+2
Zeynep Şule Tunçgöl
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Benlik kavramının oluşumunun soyut seramik formlarda yorumlanması

İnsan yapısı gereği var olmak ister ve bu varoluşu kendini benlik kavramı ile ortaya koymaktadır. Var olma isteği insanın doğumdan itibaren kendini tanımaya ve dış dünya ile etkileşime girmekle başlamaktadır. Benlik kavramını psikoloji bilimine katan William Jamesın ardından, Lacan ve Cooley'in benliğe 'ayna evresi' , 'ayna benlik' kuramıyla ilişkilendirerek, bireyin ilk kez kendini bebeklik çağında fark ettiğini açıklamaktadır. Carl Gustav Jung ise benliği kendi kolektif bilinçdışı kavramına kattığı arketip kuramında açıklamaktadır. Bu araştırmanın amacı benlik kavramını farklı kuram ve disiplinlerde ele alarak görsel sanatlar alanı ile ilişkilendirerek incelenmektedir. Görsel sanatlar alanından çeşitli sanatçıların, konuya ilişkin yaklaşımları, üretimleri üzerinden değerlendirilmektedir Kişisel sanat pratiğinde, kimlik ve benlik çatışması, amorf soyut seramik formların, cam, ayna gibi çeşitli malzemelerle ilişki içinde ifade bulmaktadır.

AynaBenlik kavramıCam+4
Sevda Bayaner
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İstihdam edilmiş olan engelli bireylerin iş ile ilgili deneyimlerinin ve işe bakış açılarının incelenmesi

Bu çalışma, Türkiye'de engelli bireylerin çalışma deneyimleri ve çalışmaya bakış açılarının, ayrımcılığa dayanan veya ayrımcılığa dayalı olmayan eşitsizlik teorileri dikkate alınarak incelenmesi amacıyla planlandı. Çalışmaya toplam 300 birey dahil edildi. Bireylere, çalışma hayatında yaşadıkları eşitsizliklerin sorgulandığı İşe Ait Özellikler Anketi, İşin Özelliklerine Yönelik Tercihler Anketi, Yönetim Tutumları Endeksi ve Çalışan Tutumları Endeksi uygulandı ve değerlendirme skorları arasındaki farklar test edilerek katılımcıların yaşadıkları eşitsizliklerin ayrımcılık temelli olup olmadığı hakkında incelemeler yapıldı. Engelli bireylerin hem genel anlamda yönetim tutumları açısından hem de esnek çalışma saatleri, kararlara katılım, gelişmelerden haberdar olma, kişi iş uyumu, kişisel gelişim olanakları ve hizmet içi eğitim ile donanımını geliştirme fırsatları açısından karşılaştıkları eşitsizliklerin baskın olarak ayrımcılık temelli olduğu (p<0,05) fakat ayrımcılığa dayalı olmayan teorinin de özellikle iş güvencesi, terfi fırsatları, iş yerinde yardımlaşma ve maaş alanlarında eşitsizliklerin ortaya çıkmasında rol sahibi olduğu (p>0,05) tespit edildi. Çoklu ve Görme engellerine sahip bireylerde daha baskın olarak ayrımcılığa dayalı olmayan faktörlerden etkiliydi, zihinsel ve ruhsal engele sahip bireylerde ayrımcılığa dayalı faktörler daha baskın gelmekte ve ortopedik/fiziksel engele ve süreğen hastalığa sahip bireylerde her iki faktörün birleşimi söz konusuydu. Bulgulara göre, çalışma hayatındaki eşitsizlikler yalnızca ayrımcılık ile açıklanamamaktadır. Çevresel bir faktör olan ayrımcılığın yanı sıra, ayrımcılığa dayalı olmayan, yani kişisel faktörlerinde de rehabilitasyon ve yasa yapımı süreçlerinde incelenmesi amacı ile kişi-çevre-aktivite ilişkisi hakkında teorik ve pratik donanıma sahip Ergoterapistlerin bu süreçlere dahil olması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: İstihdam, Engelli Kişiler, Sosyal Stigma, Benlik Kavramı, Mesleki Rehabilitasyon

Benlik kavramıDeneyimEngelli istihdamı+7
Ege Temizkan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

36-72 aylık çocukların benlik kavramlarının incelenmesi: Türkiye – Almanya örneği

Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de ve Almanya'da okul öncesi eğitim alan 36-72 aylık çocukların benlik kavramlarının incelenmesi ve çocukların benlik kavramı düzeyleri arasında anlamlı fark olup olmadığının belirlenmesidir. Çalışmaya Türkiye'den 433 çocuk, Almanya'dan 206 çocuk amaçlı örnekleme yöntemi içerisinde yer alan ölçüt örnekleme yöntemi ile dahil edilmiştir. Araştırmanın modeli, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelidir. Veriler Çocuklar İçin Benlik Kavramı Anketi (Okul Öncesi Versiyon) ölçme aracı yardımı ile toplanmıştır. Verilerin analizine başlamadan önce varsayımlar test edilmiş ve alt gruplarda normallik varsayımının sağlanmadığı belirlenmiştir. Bu nedenle anlamlı farklılığın belirlenmeye çalışıldığı alt problemlerde karşılaştırma yapılacak grup sayısının iki olması durumunda Mann Whitney U testi, ikiden fazla olması durumunda ise Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda benlik kavramının alt boyutları olan becerilere yönelik ve bedensel benlik kavramı alt boyutlarının her ikisinde de çocukların elde ettikleri puanların ülkelere göre Türkiye lehine anlamlı farklılık gösterdiği ancak sosyal benlik kavramı alt boyutunda ülkelere göre anlamlı farklılık göstermediği bulunmuştur. Bunun yanı sıra, okul öncesi eğitim alan 36-72 aylık hem kız hem de erkek çocukların bedensel benlik kavramı düzeylerinin Türkiye'deki kız ve erkek çocuklar lehine anlamlı farklılık gösterdiği; becerilere yönelik benlik kavramı ve sosyal benlik alt boyutlarında ise ülkelere göre anlamlı farklılık göstermediği bulunmuştur. Ayrıca 36-48, 49-60, 61-72 aylık çocuklar arasında üç yaş grubu için de becerilere yönelik ve sosyal benlik kavramı alt boyutlarında çocukların düzeylerinin ülkelere göre anlamlı farklılık göstermediği, ancak bedensel benlik kavramı alt boyutunda 36-48, 49-60 ve 61-72 olmak üzere her üç yaş grubunda da Türkiye'deki çocuklar lehine anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur.

AlmanyaBebeklerBenlik+4
Büşra Çelikel
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Investigating autobiographical memory in relation to attachment anxiety and avoidance: Self-defining memories across relational contexts

Early experiences with attachment figures are argued to lead to internal working models, which incorporate representations of self, others, and self-other relationships. These representations influence information processing and affect regulation in adulthood. Previous studies showed that attachment anxiety is related to heightened accessibility of negative memories whereas avoidance is related to defensive organization of memory for attachment-related stimuli. The two main aims of the present study were 1) to investigate how self-defining memories in different relational contexts differ from each other in terms of narrative (i.e. specificity and integration) and phenomenological (e.g. rehearsal) characteristics, and 2) to examine the extent to which individual differences in these characteristics can be accounted for by attachment anxiety and avoidance. Participants (57 females, 54 males) filled out the Experiences in Close Relationships – Revised (ECR-R) Scale, wrote self-defining memories for four different relational contexts, and answered questions in relation to phenomenological characteristics and centrality of each memory. Results indicated that neither type of memory, nor attachment style was related to specificity and integration of self-defining memories. However, attachment anxiety positively influenced the degree of importance and centrality attributed to personal experiences as well as the negative affective content of these experiences. Results showed that people high on attachment anxiety more frequently thought about their relationship experiences whereas high levels of avoidance manifested itself as a tendency to communicate relationship experiences less. Additionally, women and men differed in terms of their subjective experiences about close relationships. Furthermore, close relationship memories involving different attachment figures differed in terms of their phenomenological characteristics. Overall, these findings suggest that attachment style and type of relational context influence phenomenological, but not narrative, characteristics of self-defining memories in conceptually meaningful ways.

AttachmentAttachment stylesSelf concept+4
Müge Özbek Akçay
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Günlük beni'nin sesi: Ahmet Hamdi Tanpınar'ın günlüğünde kişilik inşası ve "kanon Tanpınar"a etkisi

Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962) akademik ve edebi eserleri ve özellikle bu eserlerdeki; toplumsal sorunlar, medeniyet krizi, değişen ve yenilenen Türkiye, geçmiş kültür ve süreklilik konularının da etkisiyle Türk edebiyatında kanonik bir mevkiye sahiptir. Cumhuriyet döneminde, inkılap edebiyatının dışında kendine yerli/doğulu ancak modern ve özgün edebi bir saha kuran Tanpınar kanona dahil olamamıştır. Ancak 1970'lerden sonra değişen siyasi erkle birlikte Kemalizm'in kırılması, medeniyet değiştirmenin sorgulanması gibi nedenlerle yazarın kanon durumu değişmeye başlamıştır. Kanonun siyasi, edebi ve popüler olanla ilişkisini temsil eden resmi, edebi ve halk mercileri tarafından kanonik bir sanatçı olarak kabul edilen yazarın durumu günlüklerinin yayınlamasıyla yeniden değişmiştir.Tanpınar'ın 2007 yılında Günlükleri Işığında Tanpınar'la Başbaşa ismiyle yayınlanan günlükleri, bu eseri değerlendiren farklı kesimlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Günlükleri zihinlerdeki "muhteşem Tanpınar" imajını yerle bir eden bir bomba olarak yorumlayan grubun yanında bir kısım eleştirmen, yazarın herkes gibi "sıradan" bir insan olduğunu hatırlatmışlardır. Söz konusu grupların ortaya çıkışı ve Tanpınar algısının değişmesinde ise yazarın günlükleri vasıtasıyla oluşturduğu yeni kimliklerin yerleşik, kanonik Tanpınar imajı ile çakışması etkili olmuştur. Bu tez, kanon kavramı ve Türk edebiyatında kanonu irdeleyerek Ahmet Hamdi Tanpınar'ın günlüklerinin yayınlamasından önceki ve günlüklerle birlikte ortaya çıkan yeni durumunu araştırırken yazarın günlükleri vasıtasıyla kurduğu kamusal ve şahsi benliklerin, Tanpınar'ın yeni kanon durumuna etkisini gösterir. Ayrıca söz konusu benliklerin günlüklerde kurduğu "yeni Tanpınar" imajının "kanon Tanpınar" üzerindeki yıkıcı etkilerini sıralayarak kanonik bir yazarın günlükleri vasıtasıyla değişen algısını irdeler. Anahtar Kelimeler: Ahmet Hamdi Tanpınar, kanon, anti-kanon, günlük, benlik

Benlik kavramıGünlükKanon edebiyatı+1
Nesrin Aydın Satar
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessEN

Affect with other: Self- and affect-discrepancy in personal and impersonal contexts

The study aimed at investigating the effects of the discrepancy between different types of self and between different types of affect across various personal/interpersonal and impersonal contexts on psychological symptomatology. For the purposes of this study, personal contexts were interactions with father, with mother and with best friend, and impersonal contexts were activities during entertainment, during rest and at school. This study employed the psychoanalytic theories of self-with-other and familial self, cross-cultural theory of affect valuation and context-sensitive self and social psychological theory of self-discrepancy and attempted to arrive at a more integrated conceptualization of self and affect, that is, affect-with-other. The data were collected from 375 mostly undergraduate students, who completed modified versions of the Selves Questionnaire and the Affect Valuation Index for the contexts of father, mother, best friend, entertainment, rest and school to assess self- and affect-discrepancy across different contexts. The participants also completed the Expanding Self Scale to assess self-construal and the Brief Symptom Inventory to assess psychological symptomatology. Overall, the results revealed that ideal/actual self-discrepancy indicated psychological symptomatology but ought/actual self-discrepancy did not for the current sample. Expanding self indicated higher ideal/actual and ought/actual discrepancy with father and lower ideal/actual and ought/actual discrepancy with mother. In terms of affect discrepancy, low ideal/actual high arousal negative affect-discrepancy with father indicated higher symptomatology whereas high ideal/actual high arousal negative affect-discrepancy with best friend indicated higher symptomatology, suggesting that relationship with best friend might serve a compensatory function. Findings regarding self- and affect-discrepancies at school suggested that for the current sample, school is a personal rather than impersonal context. Structural equation models for self-discrepancy and affect-discrepancy indicated that the proposed modes fit the current data, providing support for the conceptualizations of affect-discrepancy and affect-with-other.

Self conceptSelf-construalsAffective+2
Yudit Namer Düzen
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin kişilik özellikleri, benlik kavramı ve mesleğe ilişkin algıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Bu çalışma hemşirelerin kişilik özellikleri, profesyonel benlik kavramı ve mesleğe ilişkin algılarının değerlendirilmesi ve bunlar arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma tanımlayıcı ve ilişki arayıcı bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini İstanbul İlinde bulunan bir vakıf üniversitesine bağlı 2 özel hastanede ve bir tıp merkezinde çalışan 185 hemşire oluşturdu. Araştırmada veri toplama araçları olarak 'Hemşire Bilgi Formu', 'On Maddeli Kişilik Ölçeği', 'Hemşirelik Mesleğini Algılama Ölçeği' ve 'Hemşirelerde Profesyonel Benlik Kavramı Ölçeği' kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 25.32±5.02 olduğu, %83,8'inin kadın, %77.3'ünün bekar, %42.2'sinin lisans mezunu olduğu, %49.2'sinin ailesi ile yaşadığı, %66.5'inin orta gelir düzeyinde, kurumdaki deneyim sürelerinin 3.93±3.45 yıl olduğu, %50.8'inin servis hemşiresi olup, %68.6'sının vardiyalı çalıştığı saptandı. Örneklemi oluşturan hemşirelerin On Maddelik Kişilik Ölçeği alt boyut puan ortalamaları "Yumuşak Başlılık" için ( 8.69±2.17); "Dışa Dönüklük" için (8.52±2.13) ve "Duygusal Dengelilik" için (7.38±3.07) daha yüksek bulundu. Çalışmaya katılanların Hemşirelerde Profesyonel Benlik Kavramı Ölçeği "Mesleki Memnuniyet" alt boyutundan aldıkları puan ortalaması 13.62±3.34 iç tutarlılığı α=0.792 olarak, "Mesleki Yetkinlik" alt boyutundan aldıkları puan ortalaması 22.18±3.24 iç tutarlılığı α=0.822 olarak, "Mesleki Tutum ve Beceri" alt boyutundan aldıkları puan ortalaması 74.51±8.01 iç tutarlılığı α=0.818 olarak ve ölçek toplamından aldıkları puan ortalaması 110.30±12.53 iç tutarlılığı α=0.891 olarak saptanmıştır. Çalışmaya katılan hemşirelerin Hemşirelik Mesleğini Algılama Ölçeği "Mesleki Nitelikler, "Mesleki Statü" alt boyu-tundan aldıkları puanlar ile Hemşirelerde Profesyonel Benlik Kavramı Ölçeği "Mesleki Memnuniyet" alt boyutundan aldıkları puanlar arasında pozitif yönlü istatistiksel olarak ileri derecede anlamlı bir ilişki bulundu (r=0.302; p=0.001; p<0.001). Sonuç: Araştırma hemşirelerin meslek algılarının kişilik özellikleri ve benlik kavra-mının birbirinden etkilendiğini göstermektedir. Bu üç kavramın yüksek olması, hem-şirenin profesyonel uygulama davranışını, iş doyumunu ve verdiği bakımın kalitesini artırmaktadır. Anahtar Sözcükler: Hemşire, Kişilik Özellikleri, Benlik Kavramı, Mesleki Algı

BenlikBenlik kavramıHemşireler+5
Seda Öykü Özdemir
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessEN

God as the other within: Simone Weil on God, the self and love

Simone Weil (1909-1943) is a French philosopher who is also a prominent figure in the tradition of Christian mysticism. In her early philosophical writings and lectures, she describes her understanding of the aim of philosophy as "the Search for the Good". Very much influenced by Plato, Descartes and Kant, Weil states that God as the absolute Good is beyond known truths and can only be reached through Love. This treatment of love as a destructive power whereby the Self effaces itself in order to get closer to God, echoes a somewhat mystical scheme. Weil believes that the only way to reach such knowledge and therefore God, which in her view is the sole purpose of life and should also be the purpose of philosophy. This dissertation focuses on the grounds that bring her to such conclusions as well as providing an analysis of whether Weil's philosophical approach as an alternative to metaphysical and ethical problems in philosophy is able to stand firm on its own.

Self conceptVirtue ethicsEthics+7
Doğa Çöl
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

An exploration of impulse buying for new insights into consumer behavior

The purpose of this study is to explore the concept of impulse buying in the light of previous research and to investigate a research model in order to enhance our understanding. The relationships between impulse buying and personality characteristics of self-concept, affect intensity and need for uniqueness were examined. The survey consisted of the constructs borrowed from the literature and was administered through an online procedure. Results from a convenience sample of 410 respondents were investigated. Findings support the research model proposed and indicate that self-discrepancy, affect intensity and need for uniqueness have positive relationships with impulse buying behavior. Moreover, the conducted research indicates that there are significant relationships between the usage of social media, online shopping habits, age and impulse buying behavior.

Self conceptImpulsive behaviorElectronic commerce+4
Gizem Aykanat
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

Related subjects