Beslenme ve Diyetetik

81 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

Afyonkarahisar İl Merkezinde Yaşayan 18 Yaş ve Üzeri Kadınların Diyet Posasıyla İlgili Bilgi Düzeylerinin ve Posa Alım Miktarlarının Belirlenmesi

This study was conducted between November 2016 and June 2017 with 385 adult women in Afyonkarahisar. General characteristics of the individuals, information about their eating habits, 24 hour retrospective food consumption records were asked,anthropometric measurements were made. The highest consumption amount of fiber was (20.8 ± 3.7 g) in the 20-30 age group and the lowest (16.7 ± 4.4 g) in the 31-40 age group. According to occupational status, it was found that the lowest point (4.8±1.69) belonged to the self-employed and the highest average score (6.0±1.44) belonged to civil servant the group. There was no relationship between daily intake of fiber and dietary knowledge level scale scores (r=-0.028, p=0.582). The more number of samples to determine the relationship between the knowledge level of the diet and the fiber consumption, or planning the studies to be done by providing training in this area, may help to obtain more specific results.

Afyonkarahisar (Turkey)Beslenme ve DiyetetikDiyet+5
Zeynep Demir
Eastern Mediterranean University
2018
20
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde Öğrenim Gören Öğrencilerin Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları ve Tip 2 Diyabet Riskinin Belirlenmesi

ÖZ: Amaç: Bu araştırma Doğu Akdeniz Üniversitesi‟nde öğrenim gören öğrencilerin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve tip 2 diyabet riskinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma Doğu Akdeniz Üniversitesi‟nde öğrenim gören (16.561) öğrenci evreninden tabakalı örnekleme yöntemiyle belirlenen 374 gönüllü öğrenci ile yürütülmüştür. Teke tek görüşme tekniği ile genel bilgiler, beslenme alışkanlıkları, antropometrik ölçümler, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği (SYBD) II ve Tip 2 Diyabet Risk anketini içeren beş bölümlük bir anket uygulanmıştır. Dijital tartı (0.1 kg duyarlı) ve esnemeyen mezura kullanılarak öğrencilerin vücut ağırlığı, boy, bel ve kalça çevresi ölçümleri yapılmıştır. Bulgular: Bu çalışmada öğrencilerin % 54.28‟inin öğün atladığı ve zaman yetersizliği nedeniyle kahvaltının en fazla atlanan öğün olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin % 27.54‟ünün kilolu ve % 6.68‟inin obez olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin SYBD geneli puan ortalaması 127,47±19,66 puan ve tip 2 diyabet riski puan ortalaması 6,56±4,10 puandır. Öğrencilerin %22.50‟sinin hafif yüksek, %7.80‟inin orta ve %5.10‟unun yüksek tip 2 diyabet riski olduğu belirlenmiştir. SYBD ölçeği geneli, fiziksel aktivite ve beslenme alt boyutları puanları ile Tip 2 diyabet riski puanları arasında negatif yönlü ve zayıf kuvvetli bir ilişki saptanmıştır (p<0.05). Sonuçlar: Bu araştırmada en fazla atlanan öğün zaman yetersizliği nedeniyle sabah öğünüdür. Öğrencilerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışları orta düzeydedir ve SYBD-II ölçeği geneli, fiziksel aktivite ve beslenme alt boyutları puanları ile tip 2 diyabet risk puanları ilişkilidir. Dolayısıyla öğrencilerin temel sağlıklı yaşam biçimi davranışları olan beslenme ve fiziksel aktiviteyle ilgili sağlıklı alışkanlıklar geliştirmeleri tip 2 diyabet riskinin azalmasında etkili olabilir. Anahtar Sözcükler: Beslenme alışkanlıkları, sağlıklı yaşam biçimi davranışları, Tip 2 diyabet riski

Beslenme alışkanlıklarıSağlıklı Beslenme-Beslenme Eğitimisağlıklı yaşam biçimi davranışları
Mehmet Murat Bakırezen
Eastern Mediterranean University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Tip 2 Diyabetli Bireylerde Beslenme Durumu, Metabolik Kontrol ve Yaşam Kalitesi Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi

ÖZ: Bu çalışma ile Gazimağusa bölgesinde yaşayan, Tip 2 diyabetli bireylerde beslenme durumu, metabolik kontrol ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 127 kadın (%54.3) ve 107 erkek (%45.7) olmak üzere toplam 234 tip 2 diyabetli birey katılmıştır. Çalışmada, Tip 2 diyabetli bireylere anket formu uygulanmıştır. Anket formunda Tip 2 diyabetli bireylerin genel özellikleri, hastalığa ilişkin bilgileri, beslenme alışkanlıkları, antropometrik ölçümleri, biyokimyasal bulguları, SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği’ne ilişkin durumları, 24 saatlik besin tüketim kaydı ve 24 saatlik fiziksel aktivite kaydı sorgulanmıştır. Çalışmada katılımcıların diyabet yaşına göre SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği’nin tüm alt boyutlarından aldıkları puanlar arasında istatistiksel olarak negatif yönlü anlamlı ilişki olduğu saptanmış (p<0,05), diyabet yaşı arttıkça katılımcıların SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği’nin tüm alt boyutlarından aldıkları puanlar düşüş göstermiştir. Katılımcıların tıbbi beslenme tedavisi (TBT) uygulamalarına göre SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği’nin tüm alt boyutlarından aldıkları puanlar arasında istatistiksel olarak pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu saptanmış (p<0,05), TBT uygulama durumu arttıkça katılımcıların SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği’nin tüm alt boyutlarından aldıkları puanlarında artış gösterdiği tespit edilmiştir. Katılımcıların, HbA1c değerleri ile enerji/canlılık/vitalite, sosyal işlevsellik ve genel sağlık algısı alt boyutlarından aldıkları puanlar arasında istatistiksel olarak negatif yönlü anlamlı ilişki (p<0,05) olduğu saptanmış, HbA1c değeri >%7 olan katılımcıların Yaşam Kalitesi Ölçeği’nin bu alt boyutlarından aldıkları puanlar, HbA1c değerleri <%7 olan katılımcılardan anlamlı düzeyde düşük olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada katılımcıların E vitamini alım miktarları karşılama yüzdesi ile fiziksel fonksiyon ve emosyonel rol güçlüğü alt boyutlarından aldıkları puanlar arasında ve tiamin ile fiziksel rol güçlüğü alt boyutundan aldıkları puanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü korelasyonlar saptanmıştır (p<0,05). Katılımcıların E vitamini alım miktarı karşılama yüzdesi arttıkça fiziksel fonksiyon ve emosyonel rol güçlüğü puanlarının arttığı, tiamin karşılama yüzdesi arttıkça da fiziksel rol güçlüğü puanlarının artış gösterdiği saptanmıştır. Çalışmamızın sonucunda, Tip 2 diyabetli bireylerin beslenme durumu, metabolik kontrol ve yaşam kalitesi arasında ilişki olduğu saptanmıştır. Diyabetli bireylerin düzenli takipleri sırasında, yaşam kalitelerinin sorgulanmasının hem beslenmeleri hem de klinik durumlarının değerlendirilmesi yönünden kişiye faydalı olacağı kanaatine varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tip 2 DM, yaşam kalitesi, beslenme durumu, metabolik kontrol

Beslenme EğitimiSağlıklı Beslenmeyaşam kalitesi
Ayşe Özgöker
Eastern Mediterranean University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde Öğrenim Gören Öğrencilerin Beslenme Durumları ve Yaşam Kalitelerinin Değerlendirilmesi

ÖZ: Amaç: Bu çalışmanın amacı, Doğu Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi‟nde öğrenim gören öğrencilerin beslenme durumları ve yaşam kalitelerinin değerlendirilmesidir. Gereç ve yöntem: Bu araştırma, Doğu Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi‟nde bölümlere göre tabakalı örneklem seçim tekniğiyle seçilen 293 gönüllü öğrenciyle yürütülmüştür. Veriler, teke tek görüşme veri toplama tekniğiyle genel bilgiler, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite, antropometrik ölçümler, 24 saatlik besin tüketim kaydı ve Yaşam Kalitesi Ölçeği-36 (SF-36)‟yı içeren bir anket uygulanmıştır. Öğrencilerin vücut ağırlığı, boy, bel ve kalça çevresi ölçümleri için dijital bir tartı ve esnemeyen mezura kullanılmıştır. Bulgular: Bu çalışmada, öğrencilerin beden kütle indeksi (BKİ) sınıflamasına göre % 18,8‟i kilolu, % 1,7‟si obez, % 8,2‟sinin zayıf olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin % 79,52‟sinin enerji, % 91,81‟inin karbonhidrat alımı yetersizdir. Protein alımı ise öğrencilerin % 26,62‟sinde yetersiz, % 45,39‟u aşırı ve yağ alımı % 69,97‟sinde aşırıdır. Öğrencilerin vücut ağırlığı, boy uzunluğu, bel çevresi ve kalça çevresi değerleri ile ağrı puanları arasında pozitif yönlü ve zayıf kuvvetli ilişki saptanmıştır (p<0,05). Öğrencilerin BKİ sınıflarına göre SF-36 ölçeğinde yer alan fiziksel fonksiyon, fiziksel rol kısıtlılığı, emosyonel rol kısıtlılığı, vitalite, ruh sağlığı, sosyal işlevsellik, ağrı ve genel sağlık algısı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır (p>0,05). Sonuçlar: Araştırmaya alınan öğrencilerin enerji, makro besin ögeleri ve birçok mikro besin ögesi alım miktarları yetersizdir. Öğrenciler, SF-36‟dan en yüksek puanı fiziksel fonksiyon, en düşük puanı ise vitalite parametresinden almıştır. Bu sonuç öğrencilerin yetersiz ve dengesiz beslenmeleriyle ilgili olabilir. Bu nedenle öğrencilerin daha sağlıklı besinlere ulaşabileceği yemekhane, restoran ve kafeterya olanakları geliştirilmesi ve öğrencilerin sağlıklı seçimler konusunda bilinçlendirilmesi, sosyal etkinlik ve çalışmalara ayrılan zamanın dengelenmesi öğrencilerin yaşam kalitelerini arttırabilmelerine katkı sağlayabilir. Anahtar Sözcükler: Beslenme alışkanlıkları, yaşam kalitesi, enerji alımı

Beslenme alışkanlıklarıSağlıklı Beslenme-Beslenme Eğitimienerji alımı+1
Uğur Bakırezen
Eastern Mediterranean University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite Öğrencilerinin Beslenme Durumu, Akdeniz Diyet Skoru ve Tip 2 Diyabet Riski Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi

ÖZ: Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin beslenme durumunun saptanması, beslenme alışkanlıklarının ve Akdeniz Diyeti‟ne uyumlarının belirlenmesi ve Finlandiya Diyabet Risk Skoru (FINDRISC) kullanarak, tip 2 diyabet risklerinin taranması, ayrıca Akdeniz Diyeti Uyum skoru ile FINDRISC skoru arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Kasım 2017-Haziran 2018 tarihleri arasında yürütülen çalışma kapsamına, 19-30 yaş aralığındaki, Tip 1 veya Tip 2 diyabet tanısı almamış, KKTC Doğu Akdeniz Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi‟nde öğrenim gören, 300 birey (98 erkek, 202 kadın) dahil edilmiştir. Katılımcılara genel bilgiler, beslenme alışkanlıkları, Akdeniz Diyeti Uyum Ölçeği, antropometrik ölçümler, FINDRISC skoru, 24 saatlik geriye dönük besin tüketim kaydı ve fiziksel aktivite kaydı içeren anket formu uygulanmıştır. Öğrencilerin, % 25.0‟inin Akdeniz Diyeti‟ne düşük uyum, % 63.0‟ünün orta düzeyde uyum, % 12.0‟sinin ise yüksek uyum gösterdiği saptanmıştır. Ayrıca, kadınların, erkeklere kıyasla Akdeniz Diyeti‟ne uyumları anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0.05). Akdeniz Diyeti Uyum skoru arttıkça, enerji, karbonhidrat ve doymuş yağ asidi tüketimlerinin azaldığı belirlenmiştir (p<0.05). Katılımcıların, % 50.0‟sinin (10 yıllık risk % 1) tip 2 diyabet riski düşük, % 41‟inin hafif (10 yıllık risk % 4), % 7‟sinin orta (10 yıllık risk % 16), ve % 2‟sinin yüksek (10 yıllık risk % 33) olduğu saptanmıştır. Cinsiyete göre ise istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (p>0.05). Vücut ağırlığı, Beden Kütle İndeksi, bel çevresi, kalça çevresi ve bel/kalça oranı arttıkça tip 2 diyabet riskinin arttığı, fiziksel aktivite skoru (PAL) arttıkça, tip 2 diyabet riskinin azaldığı belirlenmiştir (p<0.05). Akdeniz Diyeti‟ne uyum arttıkça fiziksel aktivite skorunun arttığı tespit edilmiştir (p<0.05). Akdeniz Diyeti uyum skoru ile FINDRISC skoru arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon saptanmamıştır (p>0.05). Akdeniz Diyeti, fiziksel aktivitenin arttırılması ve genel olarak düşük enerji içeriği sayesinde bireye uygun vücut ağırlığı kaybı sağlaması nedeniyle, tip 2 diyabet üzerinde olumlu etkiler yaratabilmektedir. Bu nedenle, tip 2 diyabet açısından riskli kişiler Akdeniz Diyeti hakkında bilgilendirilmelidir. Anahtar Kelimeler: Tip 2 diyabet, Akdeniz Diyetine Uyum, FINDRISC

Sağlıklı Beslenme
Ayşen Yıldırım
Eastern Mediterranean University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Obezite Cerrahisi (Bariatrik Cerrahisi) Öncesi ve Sonrası Dönemde Hastaların Depresyon, Beden Memnuniyeti ve Yeme Tutumunun Değerlendirilmesi

ÖZ: Obezite, multidisipliner bir tedavi gerektirmektedir. Obezite medikal ve cerrahi olmak üzere iki yöntemle tedavi edilmektedir. Cerrahi tedavisinde Bariatrik cerrahi olarak bilinen ve bir dizi ameliyatları içeren tedavi yöntemi uygulanmaktadır ÇalıĢmaya obez olan 60 hasta dâhil edilmiĢ, ameliyat öncesi ve sonrası üç farklı ölçek kullanılarak veriler elde edilmiĢtir. Bunlar sırasıyla; 1) Beck Depresyon Envanteri, 2) Yeme Tutumu Testi3) Çok Yönlü Beden-Benlik/Öz ĠliĢki ölçeğidir. Hastaların ameliyat öncesi BKĠ değiĢkeninin ortalama ve standart sapma değeri; 44,42 ± 5,27 iken ameliyat sonrasında 31,03 ± 3,848‟e kadar düĢtüğü ve bu düĢüĢün istatistiksel olarak önemli düzeyde olduğu bulunmuĢtur (p<0.001). Hastaların ameliyat öncesi BECK Depresyon Envanteri ortalama ve standart sapma değeri; 28,15 ± 8,745 iken ameliyat sonarsı bu değer; 9,450 ± 5,779 kadar düĢmüĢtür. Çok Yönlü Beden Benlik/Öz ĠliĢki Ölçeği için ilgili değerler; 149,8 ± 28,15, 225,3 ± 28,79 kadar yükseldiği, yeme tutum testi sonuçlarına göre ise; 47,96±15,71, 29,26±8,38 değer kadar düĢtüğü bulunmuĢtur (p<0.001). Yapılan çalıĢmada baraitrik cerrahinin kilo vermede baĢarılı olduğu, BKĠ‟ni düĢürdüğü ve beden memnuniyetini pozitif anlamda yükselttiği görülmüĢtür. Sonuç olarak hastalar cerrahi sonrasında psikolojik, fiziksel ve metabolik olarak kendilerini daha sağlıklı hissettikleri bulunmuĢtur.

Beck Depression ölçeği
Neşe Tuna
Eastern Mediterranean University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kilolu ve Obez Kadın Adölesanlarda Akdeniz Diyeti Uyumuna Yönelik Beslenme Eğitiminin Antropometrik Ölçümler ve Beslenme Kalitesi Üzerindeki Etkisinin Değerlendirilmesi

ÖZ: Bu çalışma Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kilolu ve obez kadın adölesanlarda akdeniz diyeti uyumuna yönelik beslenme eğitiminin antropometrik ölçümler ve beslenme kalitesi üzerindeki değerlendirilmesi amacıyla yürütülmüştür. Aşırı kilolu ve obez kadın adölesanların belirlenmesinde vücut ağırlığı, boy uzunluğu, BKİ değeri, bel çevresi, kalça çevresi, bel/kalça oranı, bel/boy oranı değeri hesaplanmıştır. Çalışmaya 91 kadın adölesan katılmıştır (46 müdahale grubu, 45 kontrol grubu). 91 adölesan müdahale ve kontrol grubu olarak 2’ye ayrılmıştır. Müdahale grubuna 8 haftalık akdeniz diyeti ve sağlıklı beslenme eğitimi verilmiştir. Kontrol grubuna 1 kez 45 dk’lık beslenme eğtimi ve akdeniz diyeti bilgilendirilmesi yapılmıştır. Gruplar eğitim öncesinde ve sonrasında KIDMED skoru ve 3 günlük besin tüketim kaydı ile değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmanın değerlendirilmesinden elde edilen bulgular incelendiğinde KIDMED skorlaması ortalama değeri kontrol grubu eğitim öncesinde 5,18, kontrol grubundan eğitim sonrasında 6,26 olmuştur. Müdahale grubunda eğitim öncesi KIDMED ortalama skoru 4,57, müdahale grubunda eğitim sonrasında alınan KIDMED skorlarında bu ortalama 6,35 olmuştur. Kontrol grubunun eğiitm öncesi ve sonrası kilo farkı-1.36 kg’dır. Müdahale grubunun eğitim öncesi ve sonrası kilo farkı -0,78 kg’dır. Kontrol grubu eğitim öncesi ve sonrası BKİ fark değeri -0,52 kg/m²’dir. Müdahale grubu eğitim öncesi ve sonrası BKİ fark değeri -0,30 kg/m²’dır. Kontrol grubu eğitim öncesi ve sonrası bel çevresi fark değeri -0,33 cm’dir. Müdahale grubu eğitim öncesi ve sonrası bel çevresi fark değeri -0,85’dir. Müdahale ve kontrol gruplarının son testlerine bakıldığında %63,1-%69,5 oranlarında akdeniz diyeti geliştirebilir düzeyde uyumlu oldukları sonuçlarına ulaşılmıştır. Sonuç olarak akdeniz diyetine uyumun artırılması için eğitimlerin sürelerinin daha uzun ve ders formatında olup geliştirilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Akdeniz Diyeti, Beslenme Eğitimi, KIDMED

Akdeniz MutfağıBeslenme Eğitimi
Tuğçe Memiş
Eastern Mediterranean University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Mağusa İlçesinde Devlet Hastanesi ve Özel Hastanelerde Çocuk Servisinde Yatan Çocuk ve Ergenlerde STRONGkids Tarama Aracı ile Malnütrisyon Riskinin Belirlenmesi

This study was held in order to determine the malnutrition risk of 1-18 years old children hospitalised at child services of state and private hospitals in Gazimağusa region of Turkish Republic of Northern Cyprus (TRNC) between March 2017 – June 2017. Total 151 children were included in the study whose 84 was female (%55.4) and 67 was male (%44.37). The companion family members of children at the hospital were interviewed and some information was obtained from them such as, characteristics of their children and family, nutritional habits of children and their situations about getting ill. STRONGkids screening tool was also applied to the children in order to determine their malnutrition risk levels. Children's food consumption frequency, their anthropometric measurements and their 24 hour recall for food consumption were recorded. As a result of the research; %1.99 of children have high malnutrition risk, %39.07 have moderate malnutrition risk and %58.94 have mild malnutrition risk. It has been found out that; there is a significant difference between mother’s education and children's malnutrition risk (p<0.05). The children whose mothers are primary school graduates have higher high/moderate malnutrition risk (%59.46). According to the age group of participant children; no statistically significant difference (p>0.05) was found, however the male children had a higher high/moderate malnutrition risk (%50.75) than the female children (%33.33). A statistically significant difference between children's STRONGkids scores and their BMI for age and weight z scores and also BMI for age and weight percentile values was also found. As BMI and weight z scores and percentiles increased, a decrease in STRONGkids scores was observed (p<0.05). It is essential to have nutrition risk screening of the hospitalized children in order to determine malnutrition risk earlier and also to prevent it. As a pediatric nutritional screening tool, STRONGkids is very easy to use, practical and reliable for the evaluation of nutrition risk. In addition to STRONGkids, evaluation of anthropometric measurements and nutritional habits of children is also very important for identifying children with nutritional risk.

Gazimağusa (Kıbrıs , Kuzey)Sağlıklı BeslenmeSağlıksız Beslenme
Begüm Harmancıoğlu
Eastern Mediterranean University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin Kadın Bireylerde Akdeniz Diyeti’ne Uyuma Yönelik Beslenme Eğitiminin Antropometrik Ölçümler ve Beslenme Durumu Üzerindeki Etkisinin Değerlendirilmesi

ÖZ: Bu araştırma, “Yetişkin Kadın Bireylerde Akdeniz Diyeti’ne Uyuma Yönelik Beslenme Eğitiminin Antropometrik Ölçümler ve Beslenme Durumu Üzerindeki Etkisinin Değerlendirilmesi amacıyla 25 kontrol ve 25 müdahale grubu olmak üzere toplam 50 yetişkin kadın birey ile gerçekleşmiştir. Yetişkin kadın bireylere, genel beslenme alışkanlıkları, besin tüketimleri ve Akdeniz diyetine uyumlarının belirlenmesi amacıyla anket formu uygulanmış ve bazı antropometrik ölçümleri alınmıştır. Yetişkin kadın bireylere toplam 8 hafta olmak üzere 8 farklı konuda Akdeniz diyetine yönelik beslenme eğitimi verilmiştir. Eğitim öncesi ve sonrası besin tüketim sıklıkları, antropometrik ölçümleri ve Akdeniz diyetine uyumları değerlendirilmiştir. Eğitim ve kontrol grubunda yer alan bireylerin ön testte Akdeniz Diyetine Uyum ölçeğinden almış oldukları puanlar benzerdir. Eğitim grubunda yer alan katılımcıların son testte Akdeniz Diyetine Uyum puanları artmış olsa da, söz konusu fark istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde değildir. Buna rağmen kontrol grubu katılımcıların son test - ön test Akdeniz Diyetine Uyum puanları arasındaki fark incelendiğinde, kontrol grubu katılımcıların Akdeniz Diyetine Uyum (puanlarının son testte düştüğü gözlemlenmiştir. Bununla ilişkili olarak eğitim ve kontrol grubunda yer alan katılımcıların Akdeniz Diyetine Uyum son test puanları karşılaştırıldığında; gruplar arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı düzeyde olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Eğitim grubunda yer alan katılımcıların Akdeniz Diyetine Uyum-MEDAS (0-14 puan), Akdeniz Diyetine Uyum-MDSS (0-24 puan) ve Akdeniz Diyetine Uyum-MDS (0-17 puan) ölçeğinden son testte almış oldukları puanlar, kontrol grubu bireylere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca eğitim grubu bireylerin Akdeniz Diyetine Uyum (0-17) ölçeği son test - ön test puanları arasındaki fark, kontrol grubu bireylere göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Eğitim grubunda yer alan bireylerin Son Test-Ön Test vücut ağırlığı değerleri arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı düzeyde olduğu görülmüştür (p<0,05). Eğitim grubu katılımcıların son test vücut ağırlığı değerleri (𝑥���̅=77,53±8,75 kg), ön test değerlerine (𝑥���̅=78,42±8,55 kg)anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Araştırmaya dahil edilen bireylerin eğitim ve kontrol grubu katılımcıların son test-ön test vücut ağırlıklarındaki kayıp miktarları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı düzeyde olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Eğitim grubunda yer alan bireylerin son testte ölçülen posa, suda çözünebilir posa ve suda çözünmeyen posa alım miktaları ön testte ölçülen miktarlara göre daha yüksek bulunmuştur. Diyetisyen tarafından düzenli olarak verilen beslenme eğitimin Akdeniz diyetine uyum ve antropometrik ölçümler üzerindeki etkisini değerlendiren geniş kapsamlı, uzun süreli ve geniş kapsamlı çalışmaların yürütülmesi gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Akdeniz diyetine uyum, beslenme eğitimi, sağlık

Akdeniz Mutfağıbeslenme eğitimisağlık
Fikriye Beşerler
Eastern Mediterranean University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Diyabetli Bireylerde Diyet Magnezyum Alımı ve Serum Magnezyum Düzeyi ile Metabolik Kontrol Parametreleri Arasındaki İlişkinin Araştırılması

ÖZ: Bu çalıĢma, diyabetli bireylerde, diyet magnezyum alımı ve serum magnezyum (Mg) düzeyi ile bazı metabolik kontrol parametreleri arasındaki iliĢkilerin incelenmesi amacıyla; Gazimağusa Devlet Hastanesi Diyabet Polikliniği Birimi’ne baĢvuran, 20-65 yaĢ arası, 120 tip 2 diyabetik birey(58 kadın, 62 erkek) ile gerçekleĢtirilmiĢtir. Bireylerin genel özellikleri, beslenme alıĢkanlıkları, besin tüketim sıklıkları, fiziksel aktivite durumları anket formu ile sorgulanmıĢtır. Bireylerin antropometrik ölçümleri (vücut ağırlığı, boy uzunluğu, bel çevresi, kalça çevresi) alınmıĢ, bazı biyokimyasal bulguları (açlık kan Ģekeri, HbA1c, total kolesterol, LDL kolesterol, HDL kolesterol, trigliserit, serum magnezyum, serum kalsiyum) elde edilmiĢtir. Serum Mg düzeyi kadınlarda erkeklere göre daha düĢük bulunmuĢtur. Kadınların diyetle magnezyum alımı ile serum kalsiyum değerleri arasında negatif yönlü bir korelasyon belirlenmiĢtir (p<0,05). Erkeklerde ve kadınlarda serum magnezyum değerleri ile açlık kan Ģekeri, HbA1c değerleri arasında negatif yönlü bir iliĢki olduğu olduğu tespit edilmiĢtir (p<0,05). Erkeklerin diyetle magnezyum alımı ile HDL kolesterol değerleri arasında pozitif yönlü, trigliserit değerleri arasında ise negatif yönlü bir iliĢki saptanmıĢtır (p<0,05). Kadınların diyetle magnezyum alımı ile kalça çevresi arasında negatif yönlü bir iliĢki olduğu saptanmıĢtır(p<0,05). Erkeklerin serum magnezyum değerleri ile vücut ağırlığı, beden kütle indeksi, bel çevresi, kalça çevresi, bel/kalça ve bel/boy oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü korelasyonlar olduğu görülmüĢtür (p<0,05).Örneklemde açlık kan Ģekeri, HbA1c ve trigliserit düzeylerine göre serum magnezyum değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunduğu saptanmıĢtır (p<0,05). Serum magnezyum düzeyi yeterli olan bireylerin açlık kan Ģekeri, HbA1c, LDL kolesterol ve trigliserit değerleri daha düĢük bulunmuĢtur. Diyetle magnezyum alımı yeterli olan bireylerin, trigliserit düzeyleri yetersiz olanlara göre anlamlı düzeyde düĢük bulunmuĢtur (p<0,05). Diyetle magnezyum alımı ile serum magnezyum düzeyi arasındaki iliĢkiyi destekleyecek geniĢ kapsamlı daha fazla çalıĢmaya gereksinim duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Diyabet, Tip 2 DM, Magnezyum, Diyet Magnezyum, Serum Magnezyum, Metabolik Kontrol, HDL, LDL, Trigliserit, HbA1c, Kalsiyum

Beslenme EğitimiSubject term:DiyabetSağlıklı Beslenme
Gül Melis Özkaya
Eastern Mediterranean University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gazimağusa İlçesinde İkamet Eden 20-40 Yaş Arası Kadınların Obezite İle İlgili Önyargılarının ve Sağlıklı Beslenme Takıntılarının Değerlendirilmesi

Ormancı, N. Evaluation of Women’s Obesity-Related Biases and Their Obsessed With Healthy Eating Who Between 20 and 40 Ages and Live in Famagusta. Eastern Mediterranean University, Health Sciences Faculty, Nutrition and Dietetic Master Thesis, Famagusta, 2016. In this study, obesity in women between the ages of 20-40 and was carried out to identify prejudices against the obsessed with healthy eating. The study data was conducted on May and July in 2016. Woman between the ages of 20 to 40 who reside in the district of Famagusta 475 and have been visiting in home or work place. Data were collected with face-to-face meetings. In virtue of questionnaires were evaluated participants' demographic information, general eating habits and eating behaviours. Moreover, individuals' biases against obesity to measure by GAMS-27 scale, also evaluated for orthorexic behaviour assessment were used by ORTHO-11. The average age of women are 30.67±6.08. The average of body mass index (BMI) is 24.68±5.01 kg/m². 21% of participants of the study have health problem that diagnosed by a doctor. The other participants (78.9%) do not have any health problem. The their average scores of ORTO-11 are 26.73±3.27. Furthermore, average score of GAMS-27 for results are 75.97±11.99. According to results of women's obesity bias scale are 26.1% biased, 48.0% prone to bias, 25.9% unbiased. When considering the obsession of healthy eating; 24.8% prone to orthorexia and 75.2% healthy were found. Unbiased and biased against obesity in women, in terms of bread consumption are statistically significant (p<0.05). The women of unbiased and biased BMI, waist and hip circumference, fat percentage, fat mass, percentage Sep, percentage with the amount of liquid and liquid are statistically significant (p<0.05). Prone to orthorexia individuals and healthy individuals in terms of bread consumption are statistically significant (p<0.05). Prone to orthorexia individuals and healthy individuals' waist circumference, hip circumference, BMI and muscle mass, amount of liquid are statistically significant (p<0.05). As a result of the study is recommended that further studies be done that could represent the society.

Obezite ÖnyargısıSağlıklı Beslenme Takıntısı
Neşe Ormancı
Eastern Mediterranean University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Obez Bireylerde Yüksek Proteinli Diyetler ile Normal Proteinli Diyetlerin Kilo Verme Açısından Kıyaslanması

OZ:Bu çalışma, herhangi bir kronik hastalığı olmayan (hiperlipidemisi olan/olmayan) obez bireylerde yüksek proteinli diyet ile normal proteinli diyetin 6 hafta boyunca kilo verme açısından kıyaslanması amacıyla yapılmıştır. Obez bireyler özel bir Beslenme ve Diyet Merkezi’ne kilo verme amacıyla gelen kişiler arasından seçilmiştir. Çalışmaya 30 kişi katılmış ve bireyler rastgele ‘müdahale’ (n=15) ve ‘kontrol’ (n=15) grubuna ayrılmıştır. Müdahale (yüksek proteinli diyet) ve kontrol(normal proteinli diyet) grubunda yer alan bireylere zayıflamalarına yönelik bazal metabolizma hızının altına düşmeycek şekilde bir beslenme programı uygulanmıştır. Yüksek proteinli diyetin günlük protein miktarı enerjinin yaklaşık %25’i, normal proteinli diyetin günlük protein miktarı ise enerjinin yaklaşık %15’i olacak şekilde ayarlanmıştır. Her iki grupta yer alan bireylere uygulanan diyetlerin yağ miktarları günlük enerjinin % 30’unu geçmemiştir. Müdahale grubunda yer alan bireyler doğal besinlere ek olarak bir miktar (3.8g-11.3g) ticari protein tozu kullanmıştır. Bireylerin vücut ağırlıkları her hafta, antropometrik ölçümleri başlangıçta ve çalışmanın sonuna kadar onbeş günde bir ölçülmüştür. Müdahale grubunda bulunan kadın bireylerin vücut ağırlığı kaybının -4,9±0,67 kg olduğu, kontrol grubunda bulunan kadın bireylerin ise -4,0±0,84 kg olduğu saptanmıştır (p>0,05). Müdahale grubunda bulunan erkek bireylerin vücut ağırlığı kaybının -6,4±1,45 kg olduğu, kontrol grubunda bulunan erkek bireylerin ise -5,7±2,31 kg olduğu saptanmıştır (p>0,05). Müdahale ve kontrol grubunda yer alan bireylerin kan parametreleri incelendiğinde çalışma başlangıcı ve çalışma sonu serum total kolesterol, LDL-kolesterol, HDL-kolesterol, trigliserit, LDL-kolesterol/HDLkolesterol, total kolesterol/HDL-kolesterol, açlık serum glukozu, açlık insulin ve HbA1c farkları arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır (p>0,05). Çalışmanın sonunda kısa dönemde yüksek proteinli diyetle kilo kaybının normal proteinli diyete göre daha fazla olduğu, ancak bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı, kadınlarda vücut yağ kütlesini daha fazla azalttığı (p<0,05) ve kan parametrelerinin de olumsuz etkilenmediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Obezite, Yüksek Protein, Yüksek Proteinli Diyet, BKİ , Tıbbi Beslenme Tedavisi

BKİDiyet ProgramlarıTıbbi Beslenme Tedavisi
Fatma Yoldağ
Eastern Mediterranean University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Obez Bireylerde Diyetle Kalsiyum Alımının Vücut Ağırlık Kaybı Üzerindeki Etkisinin Değerlendirilmesi

ÖZ; Bu araştırma özel bir diyet merkezine zayıflama amacıyla başvuran 60 obez birey üzerinde yürütülmüştür. Bu çalışma, süt ve süt ürünleri tüketimi ile sağlanan 800 mg/gün kalsiyum ve 1200 mg/gün kalsiyum içeren zayıflama diyetlerinin vücut ağırlığı ve yağ yüzdesi kaybına etkisini karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya 24- 45 yaş aralığında olan ve obezite dışında kronik başka bir rahatsızlığı bulunmayan 60 obez birey dâhil edilmiştir. Kronik hastalığı olanlar, multivitamin, kalsiyum, D vitamini desteği alanlar, gebe ve emzikli olanlar ve zayıflamaya yönelik ilaç kullananlar dâhil edilmemiştir. Çalışmaya katılan bireyler randomize olarak 30’ar kişilik 2 gruba ayrılmış ve tüm bireyler 8 hafta süresince diyetisyen tarafından takip edilmiştir. Bireylerin genel özelikleri, antropometrik ölçümlerini ve beslenme alışkanlıklarını sorgulayan anket diyetisyen eşliğinde doldurulmuştur. Çalışmaya katılan bireylerin çalışma öncesi besin tüketimlerinin belirlenebilmesi için 3 günlük besin tüketim kaydı alınmıştır ve Beslenme Bilgi Sistemleri (BEBİS) programı kullanılarak çalışma öncesinde tüketilen enerji ve besin ögesi alımı hesaplanmıştır. Antropometrik ölçümler diyetisyen tarafından takip edilerek çalışma başında ve 8 hafta sonundaki değerler karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda 1200 mg/gün kalsiyum içeren diyetin vücut ağırlığı ve vücut yağ oranı kaybı üzerindeki etkisi 800 mg/gün kalsiyum içeren zayıflama diyetine göre istatiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak günlük kalsiyum alımının süt ve süt ürünleri tüketimi ile artırılmasının, obez bireylerde vücut ağırlığı ve vücut yağ oranı kaybının sağlanmasında etkili olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Obezite, Kalsiyum, Ağırlık kaybı

Ağırlık kaybı
Gözde Sultan Şahinoğlu
Eastern Mediterranean University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin Bireylerde Obezite, Depresyon Semptomları ve Beslenme Durumu Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

ÖZ: Bu çalışmada, yetişkin bireylerin beslenme durumu, obezite ve depresyon bulguları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın türü tanımlayıcı olup, Ekim 2018-Aralık 2019 tarihleri arasında Türkiye Cumhuriyeti Antalya ili Manavgat ilçesi Side mahallesinde 19-64 yaş aralığındaki 214 erkek, 170 kadın birey üzerinde yapılmıştır. Anketler, “yüz yüze görüşme yöntemi” uygulanarak çalışmaya katılan kişilere uygulanmıştır. Kullanılan ankette, genel bilgiler, beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıkları, Beck Depresyon Ölçeği (BDI), antropometrik ölçümler ve 24 saatlik besin tüketim ve fiziksel aktivite kaydı olmak üzere toplam 5 kısımda yer verilmiştir. Bireylerin günlük enerji ve besin öğeleri tüketimi Beslenme Bilgi Sistemi (BEBİS) programı kullanılarak hesaplanmıştır. Verilerin istatistiksel olarak analizinde Statistical Package for Social Sciences (SPSS) 24.0 programı kullanılmıştır. Sonuç olarak, bireyler beden kütle indeksi değerlerine göre sınıflandırıldığında, erkek bireylerin %4,21’i ve kadın bireylerin %6,47’sinin normal, erkek bireylerin %6,07’si ve kadın bireylerin %4,12’sinin hafif şişman, erkek bireylerin %91,42’si ve kadın bireylerin %87,30’unun obez olduğu belirlenmiştir. Çalışmadaki erkek bireylerin %78,97’si ve kadın bireylerin %45,88’inin normal, erkek bireylerin %12,62’si ve kadın bireylerin %32,35’inin hafif, erkek bireylerin %6,54’ü ve kadın bireylerin %20,00’sinin orta şiddetli erkek bireylerin %1,87’si ve kadın bireylerin ise %1,76’sının şiddetli depresyon düzeyinde olduğu saptanmıştır. Cinsiyet gözetmeksizin, bireylerin beden kütle indeksi ve kalça çevresi değerleri arttıkça, Beck Depresyon Ölçeği puanları da artmaktadır. Cinsiyet gözetmeden, katılımcıların enerji ve besin öğesi alımını karşılama yüzdesi değerleri ile Beck Depresyon Ölçeği puanları arasındaki korelasyonlara bakıldığında, bireylerin Omega 3 alımını karşılama yüzdeleri ile Beck Depresyon Ölçeği puanları arasında pozitif yönlü korelasyon, demir alımı karşılama yüzdeleri ile Beck Depresyon Ölçeği puanları arasında negatif yönlü korelasyonlar olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Obezite, Depresyon, Beck Depresyon Ölçeği

Beck Depresyon Ölçeği
Hale Hatice Birdoğan
Eastern Mediterranean University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Çalışan ve Çalışmayan Kadınların Duygusal Yeme Durumunun Vücut Ağırlığı ve Yaşam Doyumu Üzerine Etkileri

ÖZ: Bu çalışmada, KKTC’de yaşayan çalışan ve çalışmayan kadınların duygusal yeme durumlarının vücut ağırlığı ve yaşam doyumu üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi amacı ile planlanmış ve yürütülmüştür. Aralık 2018 - Mayıs 2019 tarihleri arasında, Gazimağusa bölgesinde yaşayan, 18-65 yaş arası 384 kadın katılımcı üzerinde yapılmıştır. Katılımcılara Türkçe Duygusal Yeme Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği, Kişisel Bilgi Formu, Beslenme Alışkanlığı Bilgi Formu ve Antropometrik Ölçüm Bilgi Formu (Vücut ağırlığı (kg), BKI (kg/m2), Bel çevresi (cm), Kalça çevresi (cm) ve Bel/Kalça oranı) uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre araştırmaya katılan çalışan ve çalışmayan kadın katılımcıların Duygusal Yeme Ölçeği alt boyutu olan Gerginlik Durumlarında Yeme, Olumsuz Duygularla Başa Çıkabilmek İçin Yeme ve Uyaran Karşısında Kontrol Puanları ile Vücut ağırlığı (kg), BKI (kg/m2), Bel çevresi (cm), Kalça çevresi (cm) ve Bel/Kalça oranı ölçümleri arasında pozitif yönlü, güçlü ve istatistiksel olarak anlamlı düzeyde korelasyon tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan çalışmayan kadın katılımcıların Duygusal Yeme Ölçeği alt boyutu olan Kendini Kontrol Edebilme Puanları ile Vücut ağırlığı (kg), BKI (kg/m2), Bel çevresi (cm), Kalça çevresi (cm) ve Bel/Kalça oranı ölçümleri arasında pozitif yönlü korelasyon tespit edilirken, çalışan kadın katılımcılarda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde korelasyon bulunmamaktadır. Araştırmaya katılan çalışan ve çalışmayan kadın katılımcıların Yaşam Doyum Ölçeği genel puanları ile Vücut ağırlığı (kg), BKI (kg/m2), Bel çevresi (cm), Kalça çevresi (cm) ve Bel/Kalça oranı ölçümleri arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde korelasyon bulunmamaktadır. Araştırmaya katılan çalışan ve çalışmayan kadın katılımcıların antropometrik ölçümleri (vücut ağırlığı (kg), BKI (kg/m2), bel çevresi (cm), kalça çevresi (cm) ve bel/kalça oranı) ile Yaşam Doyumu Ölçeği genel puamları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyle fark bulunmazken Duygusal Yeme Ölçeği alt boyutu olan Gerginlik Durumlarında Yeme, Olumsuz Duygularla Başa Çıkabilmek İçin Yeme, Uyaran Karşısında Kontrol ve Kendini Kontrol Edebilme Puanları arasında istatistiksel olarak fark vardır. Anahtar Kelimeler: Çalışan ve Çalışmayan Kadınlar, Duygusal Yeme, Yaşam Doyumu

Yaşam DoyumuÇalışan ve Çalışmayan Kadınlarİştah
Emel Uysal
Eastern Mediterranean University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Protein Alımı ve Protein Kalitesinin Sarkopeni Varlığı ile İlişkisi

ÖZ: Sarkopeni iskelet kas kütlesinde ve gücünde progresif kayıp ile karakterize, fiziksel engellilik, düşük yaşam kalitesi, mortalitede artış gibi istenmeyen sonuçların da eşlik ettiği bir geriatrik sendromdur. Yapılan çalışmalarda, geriatrik bireylerin protein alım düzeyi ile kas gücü arasında ilişki olabileceği savunulmaktadır. Bu çalışmanın amacı, yaşlılarda protein alım düzeyi ile protein kalitesinin beslenme durumu ve sarkopeni varlığı ile ilişkisinin değerlendirilmesidir. Bu çalışmada, geriatri polikliniğine başvuran 23 erkek, 80 kadın olmak üzere toplam 103 yaşlı birey değerlendirilmiştir. Bireylerin aldığı enerji ve besin ögeleri besin tüketim sıklığı formu ile saptanarak, fiziksel aktivite kayıtları ve antropometrik ölçümleri alınarak Mini Nütrisyonel Değerlendirme-Kısa Form (MNA-SF) uygulandı. Çalışmada sarkopeni görülme sıklığı %37,90 olarak saptandı. Bireylerin MNA-SF puanları ile üst orta kol çevresi (cm) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon olduğu saptanmıştır (p<0,05). ROC analizine göre, sarkopeniyi öngörebilen üst orta kol çevresi (cm) için cut-off değer 26,5 cm olarak saptandı. Sarkopenik bireylerin enerji, makro ve mikro besin ögeleri tüketimleri daha düşük saptanarak; sarkopenik olmayan bireylerin, protein alım düzeyi (g ve %) daha daha yüksek saptandı (p<0,05). Yaşlı bireyler için günlük alınması gereken protein miktarının gözden geçirilmesi, kas kaybının önüne geçebilecek miktarın belirlenmesi ve önerilerin bu yönde yapılması sarkopeninin önlenmesi açısından önemlidir. Anahtar Kelimeler: Sarkopeni, Protein Alımı, Protein Kalitesi

Protein AlımıProtein alımı
Dinç Özge
Eastern Mediterranean University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Gazimağusa Bölgesinde Bulunan Çanakkale ve Canbulat Ortaokulu’nda Eğitim Gören Öğrencilerde Metabolik Sendroma Zemin Hazırlayan Beslenme Alışkanlıkları, Obezite, Kan Basıncı ve Fiziksel Aktivite Durumlarının Değerlendirilmesi

This study was planned and contucted in Çanakale and Canbulat secondary school in Gazimağusa region for, attitudes, obesity, blood pressure and physical activity to evaluate the situations. In research to identify food consumer’s frequencies for 24 hours has been taken to consideration students to prepare them for studying metabolic syndrome to set up ground floor for eating habits. For general knowledge and eating habits for adolescent survey has been done to estimate healthy eating index points for physical activity habits. Daily energy, nutrient intake and food amounts were calculates by BEBIS. Adolescent anthropometric measurement (body weight, height, waist) of adolescence were measured and Body Mass Index (BMI) was calculated. All obtained data are analysed in the SPSS 22.0 programs. Out of 200 adolescent, 107 were girls (%53.5), 93 were boys (%46.5). The mean ±SD BMI values boys 20.25±0.46 kg and girls 20.51±0.49 kg. The results have shown %41.7 of the girls and %58.3 of the boys has obesity. Adolescent average daily energy and protein, carbonhydrate and fat energy distribution line up, 1388.30±31.30 kkal, %15.44, %50.52 and %34.37 has been identified. Individuals milk, yoghurt, cheese, meat, fish, egg, bean, fresh fruit, dried fruit, bread, wheat and sugar usage has been shortage there for to TUBER qualified comparing the differences the variation statics found to be meaningful. Sugary drinks have been used more than recommended limit (105.85±24). Adolescent when it comes to usage for fish and hamburger has shown to have a link with body weight, honey, jam and molasses with BMI as a positive ways. It shows nearly %70 has knowledge for nutrition’s and only %8.5 taken advice from dietician. As results obesity that has a link metabolic syndrome must be consider a health problem. Therefore families and adolescences should reconsider healthy eating and physical activities and encourage each other. Awareness for needed education and training must be given.

Beslenme AlışkanlıklarıBeslenme BozukluklarıGazimağusa (Kıbrıs, Kuzey)+2
Vedia Karabıyıklı
Eastern Mediterranean University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite Öğrencilerinin Besin Etiketi Okuma Alışkanlıklarının ve Tutumlarının Saptanması

ÖZ: Bu çalışma, Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde 2017-2018 yılında aktif öğrenim gören, ana dili Türkçe olan lisans öğrencileri ile yürütülmüş olup, öğrencilerin besin etiketi okuma alışkanlıklarını ve tutumlarını belirlemeyi amaçlamıştır. Bu çalışmada, öğrencilerin besin etiketi okuma tutumlarının ölçülebilmesi için Besin Etiketi Okuma Tutum Ölçeği geliştirilmiştir. Çalışmaya 241’i (%57,79) kadın, 176’sı (% 42,21) erkek olmak üzere toplam 417 öğrenci katılmıştır. Katılımcılara anket formu uygulanarak, sosyo-demografik özellikleri, besin etiketi okuma alışkanlıkları ve tutumları sorgulanmıştır. Katılımcıların besin etiketi okuma tutumlarının ölçülmesi için araştırmacı tarafından geliştirilen Besin Etiketi Okuma Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin, geçerlilik ve güvenirliğinin test edilmesi için Cronbach alfa ve yarıya bölme (split-half) testleri, madde toplam korelasyonları incelenmiş ve bu testler sonucunda, ölçek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olarak saptanmıştır. Katılımcıların %26.38’inin besin etiketi okuma ile ilgili bilgiyi okuldan, %28.30’unun arkadaş/aileden, %21.58’inin TV, gazete veya dergiden edindiği saptanmıştır. Etiket okumamanın başlıca nedenleri olarak “besin etiketlerinin dikkat çekici olmaması”, “besin etiketi üzerinde yazılan bilgilerin anlaşılmayan kelimeler kullanılması”, “yazılarının çok küçük olması” ve “sağlıklı ve yeterli kiloda olmaları” gösterilmiştir. Öğrencilerin, Besin Etiketi Okuma Tutum Ölçeği’nden ortalama 71,66±16,15 puan aldıkları saptanmıştır. Kadın öğrencilerin Besin Etiketi Okuma Tutum Ölçeği’nden ortalama 73,61±14,29 puan, erkek öğrencilerin ise ortalama 68,98±18,10 puan aldığı tespit edilmiştir. Kadınların, Besin Etiketi Okuma Tutum Ölçeği’nden aldıkları puanların, erkeklere göre arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). Besin etiketi okuduğunu ifade eden öğrenciler Besin Etiketi Okuma Tutum Ölçeği’nden ortalama 76,13±15,36 puan, besin etiketi okumayan öğrenciler ise ortalama 66,75±15,59 puan aldığı saptanmıştır. Besin etiketi okuyan katılımcıların, okumayanlara göre Besin Etiketi Okuma Tutum Ölçeği’nden aldıkları puanların istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır (p<0,05). Yapılan araştırmanın sonucuna göre; DAÜ lisans öğrencilerinin besin etiketi okuma alışkanlıklarının yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Besin etiketi okumanın, besin etiketi okuma tutumunu pozitif olarak etkilediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Beslenme, Besin etiketi, Besin etiket okuma tutumu, Besin etiketi okuma alışkanlığı, Üniversite öğrencileri

Besin Etiketleri Okuma AlışkanlığıBesin etiketi okuma alışkanlığıTüketici Davranışları+1
Seher Seçkin
Eastern Mediterranean University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

KKTC’de Yaşayan Lise ve Üniversite Çağındaki Kız Öğrencilerin Yeme Bozukluklarının Yaygınlığının Saptanması

ÖZ: Lise ve üniversite çağı, bireylerin yaşamlarında biyolojik ve psikolojik olarak önemli farklılıklara neden olmaktadır ve bu dönemde benimsenen alışkanlıkların, okul başarısı ve ileriki yaşlarda oluşabilecek kronik hastalıkların önlenmesi açısından büyük önem taşıdığı bilinmektedir. Bu araştırma lise ve üniversite çağındaki kız öğrencilerin beslenme durumlarının saptanması ve kız öğrencilerin yeme davranış bozukluklarının yaygınlığını belirlemek amacı ile; 20 Temmuz Fen Lisesi‟nde ve Doğu Akdeniz Üniversitesi‟nde öğrenim gören toplam 400 kız öğrenci üzerinde yapılmıştır. Veriler bire bir görüşme tekniği ile elde edilmiştir. Uygulanan anketin içeriğinde genel bilgiler, katılımcıların beslenme alışkanlıkları, antropometik ölçüm bilgileri, 24 saati içeren besin tüketimi ile ilgili kayıtları ve Yeme Tutum Testi-40 (YTT-40) ölçümleri bulunmaktadır. Lise ve üniversite öğrecilerinin yaş ortalamaları 15,71±1,08, ve 22,10±2,68‟dir. Vücut ağırlığının lise öğrencilerinde %78, üniversite öğrencilerinde ise %90 oranında normal sınırlar içerisinde oldukları saptanmıştır. Lise öğrencilerinin fast-food terich etme oranı üniversite öğrencilerine göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). Lise ve üniversite öğrencilerinin YTT‟nden aldıkları puanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0,05). Üniversite öğrencilerinin vücut ağırlığı ve Beden Kitle İndeksi (BKİ) ile YTT puanları arasında negatif yönlü korelasyonlar saptanmıştır (p<0,05). Üniversite öğrencilerinin 4-6 kez diyet yapma oranı lise öğrencilerine göre anlamlı düzeyde yüksektir (p>0,05). Elde edilen sonuçlara göre çalışmamızda lise ve üniversite öğrencilerinin yeme tutum davranışları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Dolayısı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti‟nde Yeme davranış bozukluğu ile ilgili daha çok çalışma yapılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Lise ve Üniversite Kız Öğrencileri, Yeme Tutum Testi (Ytt-40), Yeme Davranış Bozukluğu

Beslenme AlışkanlıklarıDoğu Akdeniz ÜniversitesiLise ve Üniversite Kız Öğrencileri+3
Fatma Keskin
Eastern Mediterranean University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gazimağusa İlçesinde İkamet Eden Yetişkin Obez Kadınlarda Besin Çeşitliliğinin ve Yaşam Kalitesinin Değerlendirilmesi

ÖZ: Bu çalıĢma obez kadınların besin çeĢitliliğini ve yaĢam kalitesini değerlendirmek amacıyla planlanmıĢ olup KKTC‟nin Gazimağusa bölgesinde yaĢları 18-65 arasında değiĢen 130 obez kadın ile yürütülmüĢtür. ÇalıĢmaya alınan kadınların demografik özellikleri ve beslenme alıĢkanlıkları hakkındaki bilgilerinin toplanabilmesi için anket formu kullanılmıĢtır. Beslenme durumlarının saptanması için geriye dönük 24 saatlik besin tüketim kaydı ayrıca FAO‟nun (Gıda ve Tarım Örgütü) besin çeĢitliliği indeksi kullanılmıĢtır. Obez bireylerde yaĢam kalitesinin değerlendirmek için „obezlere özgü yaĢam kalitesi ölçeği (OÖYKÖ) kullanmıĢtır. AraĢtırmaya katılan kadınların %43.1‟i 18-45 yaĢ, %56.9‟u 46-65 yaĢ grubundadır. Bireylerin %57.7‟si kronik hastalığı olduğunu bildirmiĢtir. Bireylerin vücut ağırlığı ortalama 92.45±70.39 kg, boy uzunluğu ortalama 151.64±27.89 cm, BKĠ ortalama 35.31±5,19 kg/m2, bel çevresi ortalama 109.38±11.52 cm, bel/kalça oranı 0.91±0.11 olarak saptanmıĢtır. Antropometrik ölçümler ile yaĢam kalitesi arasındaki korelasyonlar incelendiğinde, vücut ağırlığı, BKI, bel çevresi, kalça çevresi, vücut kas kütlesi ve vücut yağ kütlesiile yaĢam kalitesi arasında pozitif yönde güçlü iliĢki gözlemlenmiĢtir (p<0.05). Bireylerin toplam besin çeĢitliliği skorlarına göre katılımcıların; %12.3‟ü 0-3 puan arasında (düĢük besin çeĢitliliği) ve %87.7‟si 6-9 puan arasında (yüksek besin çeĢitliliği) puanına sahiptir. Obezite derecesine göre besin çeĢitliliği skorunda anlamlı bir farklılık görülmemiĢtir (p>0.05). Morbid obezlerin yaĢam kalitesi puanı ile (=2.89) 1.derece obez (=2.34) ve 2.derece obez (=2.84) olanlar arasında istatiksel olarak anlamlı fark bulunmuĢtur (p<0.05).

BKİBesin ÇeşitliliğiObezlere Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği (OÖYKÖ)+1
Özlem Tay
Eastern Mediterranean University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hipertansiyon ve/veya Tip 2 Diyabeti Olan Yetişkin Bireylerde Diyetin İnflamatuar Skoru ve DASH Diyetine Uyum Durumu

ÖZ: Bu çalışma Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Gazimağusa Devlet Hastanesi’ne başvuran yalnızca hipertansiyon, tip 2 DM veya her iki kronik hastalığı birlikte olan bireylerde diyetle maruz kalınan besinlerdeki inflamasyon etkenleri ile Hipertansiyon Önleyici Diyet Yaklaşım (DASH) diyetine uyumun olası etkisinin değerlendirilmesi amacı ile planlanmış ve yürütülmüştür. Gazimağusa Devlet Hastanesi’ne Şubat-Haziran 2016 tarihleri arasında başvuran, yalnızca hipertansiyon (n=30) veya tip 2 diyabet (n=30) ve hem hipertansiyon hem tip 2 diyabet tanısı almış (n=30) yaşları 30-65 arasında değişen toplam 90 birey üzerinde yapılmıştır. Araştırma örnekleminin %37.8’ini erkekler, %62.2’sini kadınlar oluşturmuştur. Araştırmada, bireylerin genel bilgileri ile açlık kan glukozu, kan lipid profili ile kan basınçları kaydedilmiş; antropometrik ölçümleri ölçülmüş; besin tüketim sıklığı, 3 günlük besin tüketim kaydı alınarak DASH ve diyetin inflamatuar skoru (Dİİ) hesaplanmıştır. Hipertansif bireylerin Dİİ skor ortalamasının -0.87±1.12, tip 2 diyabetli bireylerin -0.39±1.28 ve hem hipertansif hem tip 2 diyabetik bireylerin Dİİ skor ortalamasının 0.34±1.64 olduğu tespit edilmiştir. Tip 2 diyabete hipertansiyonun da eşlik ettiği durumda Dİİ skorunun daha yüksek olduğu görülmüştür. Cinsiyetler baz alındığında, kadınlar ve erkeklerde Dİİ ortalamaları arası farklar hastalıklara göre önemsiz bulunmuştur. Üç grup için de Dİİ skor değeri önemsiz bulunmuştur. Hipertansiyon Önleyici Diyet Yaklaşım (DASH) skoruna uyum, hipertansif bireylerde 3.5, tip 2 diyabetik bireylerde 4.75 ve hem hipertansif hem tip 2 diyabetik olan bireylerin 3.5 olduğu saptanmıştır. Bu sonuca göre tip 2 diyabetik bireylerin DASH skoruna uyumunun daha yüksek olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak bireylerin günlük diyetlerinde var olan besin ve besin ögeleri inflamasyonun belirlenmesinde temel bir rolü bulunmaktadır. DASH diyetinin yanı sıra diyet ile alınan besin ve besin ögelerinin kronik hastalıkların önlenmesi ve tedavi süreçlerinde sağlıklı beslenmenin yanı sıra diyetin inflamatuar içeriğini azaltan besinlerin arttırılması, sodyumun azalması, yağ alımının azaltılması, potasyumun arttırılması da önemli hedefler içerisinde yer almalıdır.

Dİİ SkoruDİİ score
Çağla İçten
Eastern Mediterranean University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

KKTC’de Gazimağusa Bölgesinde Huzurevinde ve Evde Yaşayan Yaşlılarda Beslenme Durumunun Değerlendirilmesi

ÖZ: Arıkel E. KKTC’de Gazimağusa bölgesinde huzurevinde ve evde yaşayan yaşlılarda beslenme durumunun değerlendirilmesi. Doğu Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Yüksek Lisans Tezi, KKTC, 2019. Bu çalışma, bireylerin beslenme durumunun iki farklı beslenme tarama aracı ile saptanması ve yaşlıların malnütrisyon durumunun tanımlanması amacıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Gazimağusa İlçesinde yer alan huzurevinde yaşayan 65 yaş üzeri toplam 40 birey ile gelişi güzel seçilmiş evde ailesiyle yaşayan 40 birey ve evde yalnız yaşayan 40 birey olmak üzere toplam 120 kişi üzerinde yürütülmüştür. Bireylerin genel özelliklerini, sağlık durumlarını ve beslenme alışkanlıklarını saptamak amacıyla anket yapılmıştır. Enerji ve besin ögesi alımları bir gün süre ile saptanmış ve günlük tüketilmesi gereken enerji ve besin ögeleri miktarları (RDA) ile kıyaslanmıştır. Antropometrik ölçümleri (vücut ağırlığı, boy uzunluğu, üst orta kol çevresi-ÜOKÇ, baldır çevresi, bel ve kalça çevresi) yapılmıştır. Beslenme durumu tarama testleri ( Malnütrisyon Tarama Testi-MUST ve Mini Nutrisyonel Değerlendirme-MNA) uygulanarak tespit edilmiştir. Yaşlı bireylerin, 38’i (%31.7) erkek, 82’si (%68.3) kadın olup, erkeklerin yaş ortalaması 71±6.57 yıl, kadınların yaş ortalaması ise 72±7.18 yıldır. Bireylerin Beden Kütle İndeksi (BKİ) değerleri, yaşanılan yere göre sırasıyla evde yalnız yaşayan, evde ailesiyle yaşayan ve huzurevinde yaşayan bireylerin %7.5’i, %7.5’i ve %22.5’i normal kilolu, %27.5’i, %42.5’i ve %27.5’i 1. derece obez ve %45.0’i, %22.5’i ve %7.5’i ise 2. derece obez olduğu tespit edilmiştir. Besinler ile alınan enerji, protein, yağ, karbonhidrat, lif, E vitamini, B1 vitamini, B2 vitamini, B6 vitamini, potasyum, bakır, magnezyum, fosfor ve demir 3 grupta %95 güvenilirlikle ortamalar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmiştir (p<0.05). Huzurevinde yaşayan katılımcıların evde yaşayanlar ve evde ailesi ile yaşayanlara göre ortalama enerji, protein, yağ, karbonhidrat, lif, E vitamini, B1 vitamini, B2 vitamini, B6 vitamini, potasyum, bakır, magnezyum, fosfor ve demir alımının yüksek olduğu tespit edilmiştir. MUST testi sonucu yaşanılan yere göre sırasıyla evde yalnız yaşayan, evde ailesiyle yaşayan ve huzurevinde yaşayan bireylerin %97.5’inde, %100.0’ünde ve %97.5’inde düşük risk tespit edilmiştir. MNA tarama testine göre huzurevinde yaşayanların %30’unda, evde tek başına yaşayanların %15’inde, ailesiyle birlikte yaşayan yaşlıların %10’unda malnutrisyon riski saptanırken MUST’a göre evde tek yaşayanlarda ve huzurevinde yaşayanlarda manütrisyon riski % 2.5 olarak gözlenmiştir. Sonuç olarak hastalıklardan korumayı amaçlamak için yaşlı sağlığını olumsuz etkileyen hastalıkların erken tanısına yönelik tarama çalışmaları gerçekleştirilmelidir. Yaşlı bireylerin sağlık kontrolleri sırasında beslenme durumları da değerlendirilmeli ve sağlıklı beslenme önerileri verilmelidir. Yaşlılara ve yaşlı yakınlarına yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan ve sıklığı artan sağlık sorunları ile bunlara yönelik çözümler, alınması gereken önlemler ve erken tanının önemi anlatılıp bilgilendirilmelidir. Yaşlılıkta yaşam kalitesinin artırılması ve sağlıklı yaşlanma bu şartlarda sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: Beslenme tarama testleri, MNA, MUST, Yaşlı, Yaşlılık

Sağlıklı BeslenmeYasşlılarYaşlı+1
Emine Arıkel
Eastern Mediterranean University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarda Besin Neofobisi ve İnflamatuar İndeks Skoru, Diyet Kalitesi ve Antropometrik Ölçümlerle İlişkili Midir?

ÖZ: Bu çalışma, çocuklarda besin neofobisi ve inflamatuar indeks skorlarının, diyet kalitesi ve antropometrik ölçümlerle ilişkisini incelemek amacıyla; Gazimağusa bölgesindeki ilkokullarda gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya 3, 4 ve 5’inci sınıf öğrencilerinden gönüllülük esasına bağlı toplam 300 kişi (150 kız, 150 erkek) dahil edilmiştir. Bireylerin genel özellikleri, neofobi puanları, diyetin inflamatuar indeksi ve KIDMED indeksi ve besin tüketim sıklıkları anket formu ile sorgulanmıştır. Çocukların antropometrik ölçümleri (vücut ağırlığı, boy uzunluğu, bel çevresi, boyun çevresi) alınmıştır. Araştırmaya dahil edilen öğrencilerin İnflamatuar İndeks sınıflamalarına göre vücut ağırlığı, boy uzunluğu, bel çevresi, boyun çevresi ve BKİ değerleri arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı düzeyde olduğu tespit edilmiştir (p<0,05). İnflamatuar İndeks sınıflamasının I.’nci çeyrekliğinde olan öğrencilerin vücut ağırlığı, boy uzunluğu, bel çevresi, boyun çevresi ve BKİ değerleri diğer öğrencilere göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Öğrencilerin BKİ (persentil) sınıflamalarına göre İnflamatuar İndeks skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır (p<0,05). Normal ağırlıkta olan öğrencilerin İnflamatuar İndeks skorları obez öğrencilere göre yüksektir. Ayrıca KIDMED sınıflaması düşük olan öğrencilerin İnflamatuar İndeks skorları, KIDMED sınıflaması yüksek olan öğrencilerden yüksek bulunmuştur (p<0,05). Öğrencilerin Neofobi skorları ile İnflamatuar İndeks skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönlü bir korelasyon olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Çalışmaya katılan öğrencilerin Neofobi skorları ile KIDMED skorları arasında istatistiksel olarak negatif yönlü korelasyon olduğu saptanmıştır (p<0,05). Öğrencilerin KIDMED skorları ile İnflamatuar İndeks skorları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ve negatif yönlü bir korelasyon bulunduğu tespit edilmiştir (p<0,05). Öğrencilerin KIDMED skorları arttıkça, İnflamatuar İndeks skorları azalmaktadır. Çalışma sonucunda Akdeniz Diyeti uyumu ile diyet inflamatuar indeksi arasında ilişki olduğu gözlemlenmiştir. Besin neofobisi ve diyet inflamatuar indeksi arasında ise ilişki saptanmamıştır. Neofobi ile DII arasındaki ilişkinin anlaşılması için daha çok kişi sayısı ile daha uzun süreli takip çalışmalarının yapılması yararlı olabilir. Anahtar Kelimeler: Besin Neofobisi, KIDMED Skorları, İnflamatuar İndeks Skorları, Antropometrik Ölçümler

Sağlıklı Beslenme
Didem Kanısoy
Eastern Mediterranean University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ordu / Ünye 5-9 Yaş Grubu İlköğretim Öğrencilerinde Obezite, Boyun Çevresi, Bel Çevresi ve KIDMED İndeksinin Değerlendirilmesi

ÖZ: Korkmaz G Ö. Ordu / Ünye 5-9 Yaş Grubu İlköğretim Öğrencilerinde Obezite, Boyun Çevresi, Bel Çevresi ve KIDMED İndeksinin Değerlendirilmesi. Doğu Akdeniz Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Programı Bilim Uzmanlığı Tezi, Gazimağusa, 2017. Bu araştırma, Ordu / Ünye 5-9 yaş grubu ilköğretim öğrencilerinde obezite, boyun çevresi, bel çevresi ve KIDMED indeksinin değerlendirilmesi amacıyla Nisan 2016- Ocak 2017 tarihleri arasında 900 öğrenci ile yürütülmüştür. Öğrencilere Akdeniz diyetine uyumlarının belirlenmesi amacıyla KIDMED ölçeği uygulanmış ayrıca anket formu ile genel özellikleri ve bazı antropometrik ölçümleri alınmıştır. Çalışma sonucunda; öğrencilerin %11,2’sinin kilolu, %25,1’inin obez olduğu ve öğrencilerin %35,7’sinin Akdeniz diyetine düşük, %45,6’sının orta ve %18,7’sinin ise yüksek uyum gösterdiği saptanmıştır. Öğrencilerin KIDMED indeksi ortalaması ise 5.08±2.45’dir. KIDMED indeksleri arasındaki fark cinsiyete göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Çalışmaya katılan öğrencilerin, KIDMED puanı düşük olan grup ile hem KIDMED puanı orta hem de KIDMED puanı yüksek olan grup arasındaki vücut ağırlığı, boy uzunluğu, bel çevresi ve boyun çevresi ölçüm değerlerinin farkları istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Çalışmadan elde edilen sonuçlar bu bölgede yaşayan ilköğretim öğrencilerinin Akdeniz diyetine uyumları ile antropometrik ölçümleri hakkında önemli bilgiler vermektedir ve yeni çalışmalara yön verebileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Akdeniz diyeti, Antropometrik ölçüm, Çocuklar, Obezite

Gizem Özge Korkmaz
Eastern Mediterranean University
2017
00

Related subjects