Bilişsel esneklik
125 theses under this subject heading
Klinik olmayan ergen örnekleminde depresif belirtilerin bilişsel yatkınlık faktörleri ve sosyal-çevresel yatkınlık faktörleri açısından incelenmesi
Bu çalışmada depresyon için yatkınlık/risk oluşturan fonksiyonel olmayan tutumlar, bilişsel esneklik, sosyal sorun çözme becerisi, otobiyografik bellek tarzı, algılanan sosyal destek ve olumsuz yaşam olayları değişkenlerinin depresif belirtiler ile ilişkilerinin incelenmesi, bu ilişkilerin cinsiyet açısından karşılaştırılması ve diyatez-stres modelinin test edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Aydın ilinin Efeler ilçesine bağlı devlet liselerinde eğitim gören 706 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler, Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği (ÇDÖ), Olumsuz Yaşam Olayları Listesi (OYO), Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ASDÖ), Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği'nin Kısa Formu (FOTÖ), Gözden Geçirilmiş Sosyal Sorun Çözme Envanteri (SSÇE), Bilişsel Esneklik Envanteri (BEE) ve Minimum Yönergeli Otobiyografik Bellek Testi (OBT) ölçekleri ile toplanmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre, ÇDÖ ile OYO, FOTÖ ve genellenmiş otobiyografik bellek pozitif; ASDÖ, SSÇE ve BEE negatif ilişkili bulunmuştur. Depresif belirtilerin toplam varyansının kadınlarda sırasıyla SSÇE, ASDÖ, FOTÖ, OYO ve BEE tarafından açıklandığı; erkeklerde ise, sırasıyla SSÇE, ASDÖ, FOTÖ, Genellenmiş OBT ve BEE tarafından açıklandığı bulgulanmıştır. OYO'nun stres; diğer değişkenlerin yatkınlık faktörü olarak Pearson ki-kare testiyle incelenmesi sonucunda; kadınlarda olumsuz yaşam olayının fazla olduğu koşullara düşük düzeyde sorun çözme becerisi, sosyal destek ve bilişsel esneklik ile yüksek düzeyde fonksiyonel olmayan tutumların eşlik etmesi depresyon riskini arttırmaktadır. Erkeklerde ise, yoğun olumsuz yaşam olaylarına eşlik eden düşük düzeydeki sosyal destek, sorun çözme becerisi ve bilişsel esneklik faktörlerinin depresyon riskini arttırdığı tespit edilmiştir. Bulgular alanyazın ışığında ve sınırlılıkları göz önünde bulundurularak tartışılmıştır.
Elit düzey kadın erkek buz hokeyi sporcularının mental dayanıklılık ve bilişsel esneklik düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmada elit düzey kadın ve erkek buz hokeyi sporcularının mental dayanıklılık ve bilişsel esneklik düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Türkiye Buz Hokeyi Federasyonu Erkekler Süper Ligi, Erkekler 1. Lig ve Bayanlar Lig'inde lisanslı 82 kadın ve 82 erkek toplam 164 sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Sporculara bilgi formu, mental dayanıklılık ve bilişsel esneklik ölçekleri uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS "25,0" programı kullanılmıştır. Değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu Kolmogorov Smirnow testi, iki grup arasında yapılan karşılaştırmalarda Mann-Whitney U ve üç grup arasında yapılan karşılaştırmalarda Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır Anlamlı farklılıkların hangi gruplar arasında gerçekleştiği Bonferroni testi ile belirlenmiştir. Sporda Mental dayanıklılık ve bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişki Spearman korelasyon katsayısı ile incelenmiştir (p<0,05). Elit düzey kadın ve erkek buz hokeyi sporcuları arasında Sporda Mental Dayanıklılık Ölçeği ve Bilişsel Esneklik Ölçeği analizlerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0,05). Araştırma bulguları incelendiğinde cinsiyet ve artan yaş ile birlikte zihinsel dayanıklılık ve bilişsel esneklik düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Cinsiyet ve eğitim düzeyi değişkenine göre; erkeklerin zihinsel dayanıklılık güven, bağlılık ve kontrol alt boyut puanları kadınlara göre daha yüksek çıkmıştır. Buz hokeyine başlama yılına göre zihinsel dayanıklılık bağlılık alt boyut puanları kadın sporcuların erkek sporculardan daha yüksek, erkek sporcuların kontrol alt boyut puanları da kadın sporculardan daha yüksek çıkmıştır. Saha pozisyonuna göre erkek sporcular zihinsel dayanıklılık güven ve kontrol alt boyutu puanları kadın sporculardan daha yüksek çıkmıştır. Buz hokeyi sporcularının problemlerle baş çıkma durumlarında ise zihinsel dayanıklılık güven alt boyut puanı kadın sporcuların daha yüksek belirlenmiştir. Bilişsel esneklik puanları erkek sporcularının daha yüksek çıkmıştır. Buz hokeyi sporcularının sporda mental dayanıklılık ve bilişsel esneklik düzeyleri arasında aynı yönde yüksek düzeyde anlamlı ilişki belirlenmiştir. Sonuç olarak yapılan analizler, zihinsel dayanıklılık ve bilişsel esneklik arasında etkileşim olduğunu ve birbirleriyle pozitif yönde ilişki içinde olduklarını göstermektedir. Zihinsel dayanıklılığın artmasına bağlı olarak bilişsel esnekliğin de yükseldiği, yaşa, cinsiyete, eğitim durumuna, spor yapma yılına bağlı olarak da farklılaştığı görülmüştür
Okul öncesi öğretmenlerinin fen eğitimine yönelik tutumları ile bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Okul Öncesi Öğretmenlerinin Fen Eğitimine Yönelik Tutumları ile Bilişsel Esneklik Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi Bu araştırmanın temel amacı, okul öncesi öğretmenlerinin fen eğitimine yönelik tutumları ile bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. İkinci amacı ise demografik değişkenlerin (cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, mesleki kıdem, görev yaptıkları okulun yeri ve türü) öğretmenlerin fen eğitimine yönelik tutumları ve bilişsel esneklik düzeyleri üzerindeki etkisini tespit etmektir. Bu doğrultuda, nicel metot kapsamında betimsel araştırma modellerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda, araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile 207 okul öncesi öğretmenine (12 erkek, 195 kadın) ait kişisel bilgiler toplanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin fen eğitimine yönelik tutumlarının ve bilişsel esneklik düzeylerinin ölçülmesi amacıyla iki farklı ölçek kullanılmıştır. Bu ölçekler; "Okul Öncesi Öğretmenlerinin Fen Eğitimine Karşı Tutum Ölçeği" (Pepele Ünal, Akman ve Gelbal, 2010) ve "Bilişsel Esneklik Ölçeği"dir (Altunkol, 2011). Verilerin dağılımının tespitinde, Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testleri kullanılırken, kategori büyüklüklerindeki dengesizlikler nedeniyle gruplar arasındaki karşılaştırmalarda, Mann-Whitney U ve Kruskall Wallis H testleri kullanılmıştır. Ayrıca araştırmanın bağımlı-bağımsız değişkenleri arasındaki ilişki, Pearson korelasyon katsayısı yardımıyla incelenmiştir. Verilerin analizinde elde edilen bulgulara göre; okul öncesi öğretmenlerinin fen eğitimine karşı tutumları, fen eğitimine karşı tutum alt boyutları (kendini geliştirme, öz yeterlilik) ile bilişsel esneklik düzeyleri arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca demografik değişkenler incelendiğinde; cinsiyet değişkeni için kendini geliştirme alt boyutunda, yaş değişkeni için öz yeterlilik alt boyutunda ve okul türü değişkeni için fen eğitimine karşı toplam tutum ile öz yeterlilik alt boyutunda anlamlı farlılık olduğu görülmüştür. Eğitim düzeyi, mesleki kıdem ve görev yapılan okulun yeri değişkenlerinde ise anlamlı farklılık ortaya çıkmamıştır. Anahtar Kelimeler: Fen eğitimine yönelik tutum, kendini geliştirme, öz yeterlilik, bilişsel esneklik, okul öncesi öğretmenleri
Öğretmen adaylarının bilişsel esneklikleri ile yılmazlık düzeyleri arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü
Bu çalışmada bilişsel esneklik ve yılmazlık arasındaki ilişki ve bu ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolünün araştırılması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda "bilişsel esneklik ile yılmazlık arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü var mıdır?" şeklinde bir araştırma sorusu geliştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim görmekte olan 336 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Bilişsel Esneklik Envanteri, Yetişkin Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada incelenen temel istatistiksel kavramlar "frekans analizi, ortalama, standart sapma, çarpıklık-basıklık, korelasyon ve güvenirlik" SPSS 21 paket programı ile, yapısal eşitlik modeli ise AMOS 24 programı ile analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre bilişsel esneklik ile yılmazlık düzeyi arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki vardır. Yılmazlık düzeyi ile olumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki tespit edilmişken; olumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri ile anlamlı olmayan bir ilişki tespit edilmiştir. Bilişsel esneklik ile olumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında pozitif yönlü ve anlamlı; olumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri ile negatif yönlü ve anlamlı ilişki vardır. Bununla birlikte olumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri bilişsel esneklik ve yılmazlık düzeyi arasındaki ilişkide kısmi aracı; alternatif üretebilme becerileri ile yılmazlık düzeyi arasındaki ilişkide kısmi aracı; kontrol edebilme becerileri ile yılmazlık düzeyi arasındaki ilişkide tam aracı rolüne sahiptir. Araştırma bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve gelecek çalışmalar için araştırmacılara ve uygulayıcılara önerilerde bulunulmuştur.
Psikolojik danışmanların mesleki doyumları ile belirsizliğe tahammülsüzlük, bilişsel esneklik düzeyleri ve stresle başa çıkma arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada psikolojik danışmanların mesleki doyumları ile belirsizliğe tahammülsüzlük, bilişsel esneklik ve stresle başa çıkmanın bazı kişisel değişkenler ve birbirleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2020-2021 eğitim öğretim yılında Türkiye genelinde çeşitli kurumlarda görev yapan 470 psikolojik danışmandan oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Mesleki Doyum Ölçeği", "Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği", "Bilişsel Esneklik Envanteri" ve "Stresle Başa Çıkma Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon katsayısı ve çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Bulgular incelendiğinde psikolojik danışmanların mesleki doyum düzeyinin eğitim durumları, yaş ve çalıştıkları grup değişkenlerine göre farklılaştığı görülmektedir. Belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerinin ise cinsiyet, medeni durum, eğitim durumları, yaş ve mesleki deneyim değişkenlerine göre farklılaştığı görülmektedir. Bilişsel esneklik düzeylerinin ise mesleki deneyim değişkenine göre farklılaştığı, stresle başa çıkma toplam puanlarının ise cinsiyete göre farklılaştığı bulgularına ulaşılmıştır. Mesleki doyum ile belirsizliğe tahammülsüzlük arasında orta düzeyde ve negatif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Mesleki doyum ile bilişsel esneklik arasında orta düzeyde ve pozitif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Mesleki doyum ile stresle başa çıkma arasında orta düzeyde ve pozitif yönde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Belirsizliğe tahammülsüzlük, bilişsel esneklik ve stresle başa çıkmanın birlikte mesleki doyum ile ilişkisine bakıldığında orta düzeyde ve pozitif yönde ilişki saptanmıştır.
4-6 yaş çocukların kaygıları ile annelerinin kaygı psikolojik dayanıklılık ve bilişsel esneklikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada okul öncesi 4-6 yaş çocuklarının kaygıları ile annelerin kaygı psikolojik dayanıklılık ve bilişsel esneklik düzeyleri arasında ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Gaziantep ilinin merkez ilçeleri olan Şehitkamil ve Şahinbey' deki 25 eğitim bölgesinde bulunan 55 bağımsız anaokulundan seçilen 7 anaokulunda eğitimine devam eden 438 öğrencinin annesi oluşturmuştur. Araştırmada annelerin demografik özelliklerini ölçmek için Kişisel Bilgi Formu, çocukların kaygılarını ölçmek için Yeniden Düzenlenen Okul Öncesi Kaygı Ölçeği (YDOÖKÖ), annelerin kaygı düzeyini ölçmek üzere Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), annelerin psikolojik dayanıklılık düzeylerini ölçmek üzere Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (PDÖ), annelerin bilişsel esneklik düzeylerini ölçmek üzere Bilişsel Esneklik Envarteri (BEE) kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilen analizinde ilişkisiz örneklemler için t- testi, Mann-Whitney U Testi, basit doğrusal korelasyon ve aşamalı regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan istatistiksel analizlerin sonucuna göre çocukların kaygıları ile annelerin kaygı düzeyi arasında olum yönde, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Annelerin psikolojik dayanıklılık ve bilişsel esneklikleri arasında olumlu yönde, ortaya düzeyde ve anlamlı ilişki bulunmaktadır. Son olarak yapılan regresyon analizine göre çocuğun kaygı düzeyinin annelerin kaygı ve bilişsel esnekliği tarafından yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Gerçekleştirilen sobel testi sonucuna göre annelerin kaygı ve bilişsel esnekliği çocukların kaygılarını yordama anlamlı aracı değişkenlerdir. Anahtar Kelimeler: kaygı, psikolojik dayanıklılık, bilişsel esneklik
Evli bireylerde bilişsel esneklik ve evlilik öz yetkinliği arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı evli bireylerde bilişsel esneklik ve evlilik öz yetkinliği arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın verileri, Gaziantep ilinde ikamet eden çalışmaya gönüllü olarak katılan 536 kadın, 237 evli erkek bireyden elde edilmiştir. Araştırma verilerinin toplanmasında, "Evlilikte Yetkinlik Ölçeği", Bilişsel Esneklik Envanteri" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizi sürecinde betimsel istatistiklerle birlikte t-testi, ANOVA, Basit Doğrusal Regresyon Analizi yöntemi, Pearson Korelâsyon analizi, grup içi farklılaşmanın belirlenmesi için Scheffe Testi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre, evli bireylerde bilişsel esneklik ve evlilik öz yetkinliği arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı ilişki bulunmuştur. Bazı demografik değişkenler açısından katılımcıların ölçeklerden aldıkları puanlara göre analizler yapılmıştır. Yapılan analizlerden elde edilen bulgular şöyledir: Cinsiyete göre, evli kadınların öz yetkinlik düzeyi, evli erkeklerin öz yetkinlik düzeyinden yüksektir. Yaşa göre, evli bireylerin öz yetkinlik puan ortalamaları anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Buna göre evli bireylerde yaş ilerledikçe evlilikte yetkinlik düşmektedir. Evlenme yaşına göre, evli bireylerin öz yetkinlik puan ortalamaları anlamlı olarak farklılaşmaktadır. Buna göre 18-24 yaş arası evlenen bireyler, 17 yaş altı evlenen bireylere göre; 25-29 yaş arası evlenen bireyler ise 17 yaş altında evlenen bireylere göre daha yüksek evlilikte yetkinliğe sahiptir. Çocuk sayısına göre, dörtten fazla çocuğu olan evli bireylerin 1 çocuğu olan bireylere göre öz yetkinliği daha yüksektir. Araştırmada, evli bireylerin eğitim düzeyi ve gelir düzeylerine göre bilişsel esneklik ve evlilikte öz yetkinlik puan ortalamaları arasında; cinsiyete ve yaşa göre bilişsel esneklik puan ortalamaları arasında; evlilik süresine ve çocuk sayısına göre evlilikte öz yetkinlik puan ve ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ayrıca araştırmanın sonucunda, evli bireylerde bilişsel esnekliğin, evlilikte öz yetkinliği pozitif yönde yordadığı bulunmuştur.
Lisans öğrencilerinin bilişsel esneklik, öz anlayış ve genel öz yeterlilik arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı lisans programına devam eden öğrencilerin bilişsel esneklik, öz anlayış ve genel öz yeterlik arasında ilişkinin bazı bazı değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırma evrenini 2020-2021 Eğitim Öğretim yılında lisans eğitimine devam eden ve çevrimiçi yayınlanan veri toplama aracını gönüllü olarak cevaplandıran 353 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma verileri "Bilişsel Esneklik Envanteri", "Öz-Anlayış Ölçeği", "Genel Öz Yeterlik Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Araştırma verileri tek yönlü varyans analizi, bağımsız örneklem t-testi ve korelasyon analizi tekniği ile elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, kadın öğrenciler erkek öğrencilere göre daha olumlu öz anlayışa sahiptir. Genel öz yeterlik açısından ise erkek öğrencilerin kadın öğrencilere göre daha yüksek öz yeterliğe sahiptir. Romantik ilişki, sınıf düzeyi, anne ve baba eğitim düzeyine göre bilişsel esneklik, öz anlayış ve genel öz yeterlik puan ortalaması açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır. Algılanan anne baba tutumuna göre öz anlayış ve bilişsel esneklik puan ortalaması açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır. Algılanan ilgisiz anne baba tutumunun genel öz yeterlik puan ortalamalarının algılanan baskıcı/otoriter, aşırı koruyucu ve demokratik anne baba tutumuna göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Genel öz yeterlik ve bilişsel esneklik arasında pozitif yönde bir ilişki saptanmıştır.
Dijital ebeveynliğin demografik özellikler, beş faktör kişilik kuramı ve bilişsel esneklik açısından incelenmesi
Dijital ebeveynlik, dijital teknolojilerin büyük bir hızla geliştiği 21. yüzyılda ortaya çıkan bir kavramdır. Dijital çağda dijital ebeveynlerden çocuklarının dijital fırsatlardan en üst düzeyde faydalanmasını sağlaması ve çocuklarını dijital risklerden en üst düzeyde koruması beklenmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, ebeveynlerin dijital ebeveynlik tutumu, beş faktör kişilik özellikleri ve bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişkileri belirlemektir. Buna ilave olarak çalışmada, ebeveynlerin ve lisede öğrenim gören çocuklarının ekran kullanım sürelerinin ve amaçlarının belirlenmesi; ebeveynlerin dijital ebeveynlik tutumlarının ebeveynlerin ve çocukların çeşitli özelliklerine göre değişip değişmediğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep ilinde lisede öğrenim gören çocuğa sahip 275'i anne ve 108'i baba olmak üzere 383 ebeveyn oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Dijital Ebeveynlik Tutum Ölçeği, Beş Faktör Kişilik Özellikleri Ölçeği ve Bilişsel Esneklik Envanteri ile toplanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre dijital medyanın etkin kullanımını onaylama ile bilişsel esneklik ve sorumluluk kişilik özelliği arasında pozitif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Dijital medya risklerinden koruma ile nevrotiklik kişilik özelliği arasında pozitif yönde; sorumluluk kişilik özelliği arasında negatif yönde ilişki olduğu belirlenmiştir. Bilişsel esneklik ile dışadönüklük, yumuşak başlılık, sorumluluk ve deneyime açıklık kişilik özellikleri arasında pozitif yönde; nevrotiklik kişilik özelliği arasında negatif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte ergenlerin ekranı genellikle eğlence amaçlı kullandıkları; ebeveynlerin ise genellikle iletişim amaçlı ekran kullandıkları belirlenmiştir. Ayrıca ergenlerin ekran kullanım süreleri arttıkça ebeveynlerin dijital medyayı daha riskli algıladıkları saptanmıştır. Araştırmanın bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış; araştırmacılara ve uygulayıcılara çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Ergenlerin bilişsel esneklikleri ile akran zorbalığı ve mağduriyeti arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ergenlerin bilişsel esneklikleri ile akran zorbalığı ve mağduriyeti arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın verileri, Kilis il merkezinde öğrenim gören 1065 lise öğrencisinden elde edilmiştir. Verilerin toplanmasında, "Bilişsel Esneklik Ölçeği Ergen Formu", "Ergen Akran İlişkileri Ölçeği Zorba ve Mağdur Formu" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizi sürecinde betimsel istatistiklerle birlikte t-testi, ANOVA, post-hoc testlerinden Tukey testi, ikili bağımsız grup karşılaştırmalarında Mann Whitney, ikiden fazla bağımsız grup karşılaştırmasında Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; ergenlerde bilişsel esneklik düzeyi ile sözel zorbalık, duygusal zorbalık ve fiziksel mağduriyet arasında negatif yönde anlamlı düzeyde ilişki olduğu saptanmıştır. Bazı demografik değişkenlere göre de analizler yapılmış olup yapılan analizler neticesinde cinsiyete göre; erkeklerin sözel ve fiziksel zorbalık düzeyleri kızlara göre daha yüksek, kızların ise duygusal mağduriyet düzeyleri erkeklere göre daha yüksek bulunmuştur. Okul türüne göre; Fen ve Anadolu Lisesi öğrencilerinin bilişsel esneklik düzeylerinin, Meslek ve İmam Hatip Lisesi öğrencilerine göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin sözel ve duygusal zorbalık düzeylerinin Anadolu ve Fen Lisesi öğrencilerine göre daha düşük, duygusal mağduriyet düzeylerinin de Anadolu, Fen ve Meslek Lisesi öğrencilerine göre daha düşük olduğu görülmüştür. Sınıf düzeyine göre; 11. sınıf öğrencilerinin bilişsel esneklik düzeylerinin 9. ve 10. sınıf öğrencilerine daha düşük olduğu, akran zorbalığı düzeylerinde ise duygusal zorbalık düzeyinin anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır. Ailelerin ekonomik durumuna göre; ekonomik durumu yüksek olan katılımcıların bilişsel esnekliklerinin, düşük ve orta düzeydeki katılımcılara göre daha yüksek olduğu, akran mağduriyeti düzeylerinde ise sözel ve fiziksel mağduriyet düzeylerinin düşük ve orta düzeyde olan katılımcılara göre düşük olduğu bulunmuştur.
Çocuklar için bilişsel esneklik ölçeğinin geliştirilmesi: Bir ölçek geliştirme çalışması
Bu araştırmanın temel amacı 8-14 yaş arası çocuklar için bilişsel esnekliği ölçen bir ölçme aracı geliştirilmesi ve ölçme aracının psikometrik özelliklerinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu 792 öğrenci oluşturmaktadır. Açımlayıcı Faktör Analizi sonucunda ölçek maddelerinin üç faktör altında toplandığı tespit edilmiştir ve bu faktörler Alternatifler, Sosyal Uyum ve Kontrol olarak isimlendirilmiştir. Başka bir grupta Doğrulayıcı Faktör analizi yapılarak χ²/sd=1.200 değerinin 2'nin altında, CFI ve TLI değerlerinin 0.95'in üzerinde, SRMR ve RMSEA değerlerinin 0.05'in altında olduğu ve bu değerlerin değerleri mükemmel uyuma işaret ettiği görülmüştür. Ölçeğin güvenirlik çalışması kapsamında Cronbach Alfa iç tutarlık güvenirlik katsayıları Alternatifler, Sosyal Uyum ve Kontrol alt boyutları ve toplamı için sırasıyla .76, .65, .58, .76 olarak bulunmuştur. Yapılan analizler sonucunda geliştirilen ölçeğin Çocukların Otomatik Düşünceleri ile negatif yönde anlamlı bir ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Demografik değişkenlere göre bilişsel esneklik düzeyleri incelenmiş, cinsiyete göre anlamlı bir farklılık bulunmazken; ölçeğin kontrol alt boyutunda düşük ekonomik gelire sahip öğrencilerin yüksek ekonomik gelire sahip öğrencilerden daha yüksek bilişsel esneklik düzeyine sahip oldukları bulunmuştur. Diğer taraftan anne eğitim düzeyi üniversite olan çocukların ortaokul ve diğer eğitim düzeyinde olan çocuklar göre ölçeğin alternatifler boyutu ve genel puanlarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Sosyal uyum boyutunda anne eğitim düzeyi ortaokul olan çocukların anne eğitim seviyesi üniversite, lise ve ilkokul olan çocuklardan bilişsel esneklik puanlarının daha düşük olduğu saptanmıştır. Elde edilen bulgular Çocuklar İçin Bilişsel Esneklik Ölçeği'nin çocukların bilişsel esnekliklerinin değerlendirmede geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermiştir. Anahtar sözcükler: geçerlik ve güvenirlik, otomatik düşünceler, bilişsel esneklik, ölçek geliştirme
Anksiyete ve defresif bozukluklarda anksiyete duyarlılığı ve bilişsel esnekliğin semptom şiddetine etkisi
Bu araştırma, anksiyete ve depresif bozukluk tanılı hastaların anksiyete duyarlılığı ve bilişsel esnekliklerinin semptom şiddetine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bir Eğitim ve Araştırma Hastanesi psikiyatri polikliniğine başvuran anksiyete ve depresif bozukluk tanılı hastalar araştırmanın evrenini, örneklemini 115 anksiyete bozukluğu ve 115 depresif bozukluk tanılı toplam 230 hasta oluşturmuştur. Çalışmanın verileri, Kişisel Bilgi Formu, Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), Anksiyete Duyarlılığı İndeksi-3 (ADİ-3) ve Bilişsel Esneklik Envanteri (BEE) ile toplanmıştır. Araştırmada, anksiyete bozukluğu tanılı hastaların puan ortalamaları BAÖ için 33.30±10.73, BEE için 53.89±14.25, ADİ-3 için 42.03±12.94'tür. Depresif bozukluk tanılı hastaların puan ortalaması BDÖ için 31.04±14.41, BEE için 56.13±14.50, ADİ-3 için 42.85±16.23 olarak belirlendi. Hastaların semptom şiddetlerinin yüksek, bilişsel esnekliklerinin orta düzeyde ve anksiyete duyarlılıklarının fazla olduğu görülmüştür. Araştırmada, ADİ-3 toplam ve BEE toplam ve alt boyutları ile hastalık tanısı değişkeni arasında anlamlı bir farklılığa ulaşılmadı (p>0.05). Sadece anksiyete bozukluğu tanılı hastaların ADİ-3 ölçeği Fiziksel Belirtiler, Depresif bozukluk tanılı hastaların ise Sosyal Belirtiler alt boyutu puan ortalamasının daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). Çalışmada BAÖ ile BEE arasında negatif yönde ve orta düzeyde, ADİ-3 arasında pozitif yönde ilişki saptanmıştır (p<0.001). Hastaların BDE ile BEE ortalamaları arasında negatif, ADİ-3 arasında pozitif yönde ilişki olduğu bulundu (p<0.001). Hastaların anksiyete duyarlılığı arttıkça ve bilişsel esneklikleri azaldıkça semptom şiddetinin arttığı saptanmıştır. Yapılan çoklu doğrusal regresyon analizine göre, bilişsel esneklik ile anksiyete duyarlılığının BAÖ puanlarındaki değişimin %27.9'unu ve anksiyete duyarlılığının BDÖ puanlarındaki değişimin %27.2'sini yordadığı tespit edilmiştir. Bu hastaların semptom yönetiminde, bilişsel esneklik düzeylerini arttırmaya ve anksiyete duyarlılıklarını azaltmaya yönelik psikiyatrik yaklaşımların geliştirilmesi önerilir. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, Anksiyete Duyarlılığı, Depresyon, Bilişsel Esneklik, Psikiyatri Hemşireliği.
Beş faktör kişilik özellikleri ile bilişsel özellikler arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Bilişsel özelliklerin kişilikle ilişkileri farklı boyutlarda ve farklı araçlarla araştırılmış ancak alan yazında tutarlı sonuçlara bağlanamamıştır. Bu çalışmanın birincil amacı özdenetim, motivasyon, bilişsel kontrol ve bilişsel esneklik, yaratıcı düşünme, duygu düzenleme bilişsel özellikleriyle kişilik arasındaki ilişkiyi; ikincil amacı bilişsel özelliklerle yaş, cinsiyet ve eğitim arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışma ve 18 yaş ve üzeri okuma bilen 65'i erkek, 238'i kadın 303 bireyle çevrimiçi olarak yapılmıştır. Katılımcılara sosyodemografik form; kişiliği değerlendirmek için Büyük Beş Kişilik Testi (BBKT); bilişsel özellikleri değerlendirmek için Öz-denetim Ölçeği, Yetişkin Motivasyon Ölçeği, Stresli Durumlarda Bilişsel Kontrol ve Esneklik Ölçeği, Marmara Yaratıcı Düşünme Eğilimleri Ölçeği, Duygu Düzenlemede Zorluklar Ölçeği- Kısa Form'u uygulanmıştır. BBK ilk özelliği dışadönüklükle; özdenetim arasında pozitif (r=0.24); Stresli Durumlarda Bilişsel Kontrol ve Esneklik ölçeğinin duygular üzerinde bilişsel kontrolü (r=0.27) ve değerlendirme ve başa çıkma alt puanlarıyla arasında pozitif (r=0.20); Duygu Düzenlemede Zorluklar Ölçeği alt boyutlarından açıklıkla arasında negatif (r=-0.15); motivasyonla pozitif (r=0.28) ve yaratıcı düşünme eğilimiyle arasında pozitif (r=0.24) ilişki gözlenmiştir. BBK uyumluluk kişilik özelliğinin özdenetimle pozitif (r=0.26); duygular üzerinde bilişsel kontrolle pozitif (r=0.16) ve değerlendirme ve başa çıkmayla pozitif (r=0.20); duyguları düzenlemede zorluklar alt boyutu dürtüyle negatif (r=-0.13); motivasyonla pozitif, (r=0.28) yaratıcı düşünme eğilimleriyle pozitif (r=0.26) ilişkileri gözlenmiştir. BBK sorumluluk kişilik özelliğiyle özdenetim arasında pozitif (r=0.53); duygular üzerinde bilişsel kontrol (r=0.33) ve değerlendirme başa çıkma ile pozitif (r=0.44); duygu düzenleme güçlüğüyle negatif (r=-0.18); motivasyonla pozitif (r=0.31); yaratıcı düşünmeyle pozitif (r=0.31) ilişki bulunmuştur. BBK duygusal dengelilik kişilik özelliğiyle özdenetim arasında pozitif (r=0.50); stresli durumlarda bilişsel kontrol ve esneklik alt boyutlarından duygular üzerinde bilişsel kontrol (r=0.66) ve değerlendirme ve başa çıkma arasında pozitif (r= 0.37); duygu düzenlemede zorluklar alt boyutlarından açıklık arasında negatif (r=-0.52) ilişki; yaratıcı düşünmeyle arasında pozitif (r=0.22) ilişki bulunmuştur. Son olarak deneyime açıklık özdenetim arasında pozitif (r=0.37); duygular üzerinde bilişsel kontrol arasında pozitif (r=0.23); duygu düzenlemede zorluklar alt boyutlarından stratejiler arasında negatif (r=-0.13); yaratıcı düşünme arasında pozitif (r=0.36) ilişki bulunmuştur. Bilişsel özellikler cinsiyete göre incelendiğinde erkeklerin özdenetim (p=0.046) ve yaratıcı düşünme eğilimleri puanları daha yüksek (p=0.049) kadınların duygu düzenleme güçlüğü amaçlar alt puanı daha yüksek bulunmuştur (p=0.015). Motivasyonun cinsiyetten etkilenmediği gözlenmiştir. Yaşa göre bilişsel işlevler incelendiğinde de sadece stresli durumlarda bilişsel kontrol ve esnekliğin duygular üzerinde bilişsel kontrol alt boyutuyla pozitif yönde ve zayıf bir ilişki bulunmuştur. Kişilik ve yaşamın pek çok alanını etkileyen kişilik ve bilişsel özellikler arasındaki bu yakın ilişki konuya farklı yönleriyle gelecek araştırmalara zemin hazırlayabilir.
Depresyon tanılı hastalarda bilişsel esneklik ve duygu düzenleme becerilerinin semptom şiddetineetkileri
Bu araştırma, majör depresif bozukluk tanılı hastalarda bilişsel esneklik ve bilişsel duygu düzenleme becerilerinin semptom şiddetine etkisini belirlemek ve aralarındaki ilişkiyi ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir Bir devlet hastanesinin psikiyatri polikliniğine başvuran majör depresyon tanısı almış hastalar araştırmanın evrenini, araştırma kriterlerine uyan 188 hasta çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Beck Depresyon Envanteri (BDE), Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği (BDDÖ) ve Bilişsel Esneklik Envanteri (BEE) kullanılarak toplanmıştır. Hastaların depresif semptom şiddeti oldukça yüksek, bilişsel esneklikleri orta düzeyde olduğu saptandı. Depresif semptom şiddeti ve bilişsel esneklik düzeyi arasında negatif yönde ilişki olduğu, bilişsel esnekliğin depresif semptom şiddetini yordayan bir değişken olduğu ve % 17'sini açıkladığı belirlendi. Hastaların bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden en fazla "Düşünceye odaklanma (ruminasyon)" stratejisini kullanma eğiliminde oldukları görüldü. Bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin depresif semptom şiddetini yordayan bir değişken olduğu ve depresif semptom düzeyindeki değişimin %25.5'ini açıkladığı belirlendi. Bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden yıkım, kendini suçlama, diğerlerini suçlama ve kabul etme ile depresif semptom şiddeti arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu bulundu. Bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden "pozitif tekrar odaklanma", "bakış açısına yerleştirme", "pozitif tekrar gözden geçirme", "plan yapmaya tekrar odaklanma" ile depresif semptom şiddeti arasında negatif yönde ilişki olduğu bulundu. Hastalarda semptom yönetiminde, bilişsel esneklik ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden "pozitif tekrar odaklanma", "bakış açısına yerleştirme", "pozitif tekrar gözden geçirme", "plan yapmaya tekrar odaklanma" düzeyi arttığında depresif semptom şiddeti de azalmaktadır. Hastaların semptom şiddetlerini azaltmaya, bilişsel esneklik ve bilişsel duygu düzenleme düzeylerini arttırmaya yönelik hemşirelik girişimlerin planlanıp uygulanması önerilir
Lise öğrencilerinin bilişsel esneklik düzeylerinin sosyo-demografik değişkenler ve öfke düzeyi ile öfke ifade tarzları arasındaki ilişki açısından incelenmesi
Bu araştırmada, bilişsel esneklik düzeyi ile öfke düzeyi ve öfke ifade tarzları arasındaki ilişki ve bilişsel esneklik puanlarının cinsiyet, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim düzeyi ve sosyo-ekonomik düzey gibi sosyo-demografik değişkenlere göre değişip değişmediği incelenmiştir.Araştırmanın örneklemini lise 9, 10, 11 ve 12. sınıflara devam eden 447 erkek, 553 kız olmak üzere toplam 1000 öğrenci oluşturmuştur. Veriler ?Bilişsel Esneklik Ölçeği? (BEÖ), ?Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzları Ölçeği? (SÖÖİTÖ) ve ?Kişisel Bilgi Formu? ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde Pearson korelasyon katsayısı, t testi ve varyans analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmada, tüm grupta bilişsel esneklik puanları ile SÖÖİTÖ alt ölçeklerinden sürekli öfke, öfke içte ve öfke dışta arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler bulunurken, öfke kontrolü alt ölçeği arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca, bilişsel esneklik puanları sınıf düzeyleri açısından dokuzuncu sınıflar lehine anlamlı bir şekilde farklılaşırken cinsiyet, anne-baba eğitim düzeyi ve sosyo-ekonomik düzey açısından böyle bir farklılık bulunmamıştır.Anahtar Kelimeler : Bilişsel Esneklik, Öfke, Ergenlik
Üniversite öğrencilerinin bilişsel esneklikleri ile algılanan stres düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin bilişsel esneklikleri ile algıladıkları stres arasındaki ilişkiyi ve bu iki değişkenin, cinsiyet, yaş ve sosyo-ekonomik düzeylerine göre değişip değişmediğini incelemek amaçlanmıştır.Araştırma, Çukurova Üniversitesinin 2009?2010 eğitim - öğretim yılında, farklı bölümlerine devam eden 484 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkenlerinden bilişsel esnekliği ölçmek amacıyla araştırmacı tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan, ?Bilişsel Esneklik Ölçeği? (Martin ve Rubin, 1995) kullanılmıştır. Araştırmanın diğer bağımlı değişkeni olan algılanan strese ilişkin veriler ?Algılanan Stres Ölçeği? (Cohen, Kamarck ve Mermelstein, 1983) ile öğrencilerin sosyo-ekonomik düzeylerine ilişkin veriler ?Sosyo-Ekonomik Düzey Ölçeği? (Bacanlı, 1997) ile öğrencilerin kişisel bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan ?Kişisel Bilgi Formu? ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, Pearson Korelasyon Katsayısı, Bağımsız Gruplar t Testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Mann-Whitney U ve Kruskall Wallis H Testi kullanılmıştır.Bulgular, üniversite öğrencilerinin algıladıkları stres ile bilişsel esneklikleri arasında negatif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Algılanan stresin de bilişsel esnekliğin de öğrencilerin cinsiyetlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Buna göre erkek öğrencilerin bilişsel esneklik düzeyleri kız öğrencilerden daha yüksektir. Bununla birlikte kız öğrencilerin algılanan stres düzeyi erkek öğrencilerin algılanan stres düzeyinden daha yüksektir. Bunun yanı sıra, sosyo-ekonomik düzey bilişsel esneklikle anlamlı bir ilişki göstermemiştir. Ancak algılanan stres düzeyi ile arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yaş ile algılanan stres arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bununla birlikte öğrencilerin yaşı ile bilişsel esneklik puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Bilişsel esneklik, Algılanan stres
Ergenlerin cinsiyet, sosyo-ekonomik ve öğrenim kademesi düzeylerine göre bilişsel esneklik, uyum ve kaygı puanları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim ikinci kademe, ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencilerinin cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey ve öğrenim kademesine göre uyum, kaygı ve bilişsel esneklik düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını incelemektir.Araştırmanın örneklemi, 11?24 yaşları arasında, 630 kız, 402 erkek olmak üzere, toplam 1032 ön ergenden ve ergen Adana ili, Çukurova, Sarıçam, Seyhan ve Yüreğir ilçelerinde yer alan on ilköğretim, on bir ortaöğretim okulundan ve Çukurova Üniversitesi'nin bölümlerinden evrendeki oranlarına göre Tabakalı ve seçkisiz örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Araştırmaya katılan grubun, bilişsel esneklik puanlarını belirlemek amacıyla ?Bilişsel Esneklik Ölçeği?, Uyum düzeylerini belirlemek için ise ?Hacettepe Kişilik Envanteri? ve Kaygı düzeylerini belirlemek içinde ?Spielberg'in Süreklilik-Durumluluk Kaygı Envanteri kullanılmıştır. Araştırmada toplanan veriler SPSS 11.5 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. İlk önce araştırmaya katılan katılımcıların kişisel bilgileri ile ilgili özelliklerinin belirlenmesi amacıyla betimsel istatistikler hesaplanmıştır. İkinci aşamada ise Kaygı ve Uyum düzeylerinin bilişsel esneklik puanlarına, cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey ve öğrenim kademesine göre anlamlı bir fark olup olmadığını anlamak için varyans analizi yapılmıştır.Katılımcıların cinsiyet değişkeni açısından durumluluk kaygı düzeylerine göre farklılık olduğu ancak cinsiyet değişkeninden etkilenmediği belirlenmiştir. Diğer taraftan cinsiyet değişkeni açısından genel, sosyal ve kişisel uyum düzeylerine göre farklılık olduğu ve uyum düzeyi arttıkça bilişsel esneklik puanlarının arttığı ancak cinsiyete değişkenine göre sadece kişisel uyum düzeyi açısında bilişsel esneklik puanlarının etkilendiği görülmektedir.Katılımcıların sosyo-ekonomik düzey değişkeni açısından durumluluk kaygı düzeylerine göre farklılık olduğu, kaygı düzeyi azaldıkça bilişsel esneklik puanlarının arttığı ancak sosyo-ekonomik düzey değişkeninden etkilenmediği belirlenmiştir. Diğer taraftan sosyo-ekonomik düzey açısından genel, sosyal ve kişisel uyum düzeylerine göre farklılık olduğu ve uyum düzeyi arttıkça bilişsel esneklik puanlarının arttığı ancak sosyo-ekonomik düzey değişkenine göre bilişsel esneklik puanlarının etkilenmediği görülmektedir.Katılımcıların öğrenim düzeyi değişkeni açısından durumluluk ve süreklilik kaygı düzeylerine göre farklılığın olduğunu kaygı düzeyi azaldıkça bilişsel esneklik puanlarının arttığı ancak öğrenim kademesi değişkeninden etkilenmediği belirlenmiştir. Diğer taraftan öğrenim kademesi açısından genel, sosyal ve kişisel uyum düzeylerine göre farklılık olduğu ve uyum düzeyi arttıkça bilişsel esneklik puanlarının arttığı ancak öğrenim kademesi değişkenine göre bilişsel esneklik puanlarının etkilenmediği görülmektedir.Son olarak, cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey ve öğrenim kademesi değişkenlerinin kaygı ve uyum düzeylerinin ortak etkilerinin bilişsel esneklik puanlarında anlamlı bir farklılık oluşturmadıkları bulgusu elde edilmiştir.
Ergenlerin cinsiyet ve öğrenim kademesi düzeylerine göre bilişsel esneklik düzeyleri ile karar stratejileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ergenlerin cinsiyet ve öğrenim kademesine göre bilişsel esneklik düzeyleri ile karar stratejileri arasında anlamlı bir fark olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın örneklemi, 15-20 yaşları arasında, 538 kız, 472 erkek öğrenci olmak üzere toplamda 1010 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan öğrenciler Adana ili, Çukurova, Seyhan, Yüreğir ve Sarıçam ilçelerinde yer alan 11 ortaöğretim okulundan ve Çukurova Üniversitesi'nin bölümlerinden evrendeki oranlarına göre tabakalı ve seçkisiz örnekleme yöntemi ile oluşturulmuştur. Araştırmaya katılan grubun, bilişsel esneklik düzeylerini belirlemek amacıyla "Bilişsel Esneklik Ölçeği" (Bilgin, 2009a) ve karar stratejilerini belirlemek için ise "Karar Stratejileri Ölçeği" (Kuzgun, 1992) kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan veriler SPSS 18 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bilişsel esneklik düzeyleri ile karar stratejileri puanları arasında cinsiyet ve öğrenim kademesine göre anlamlı bir fark olup olmadığını anlamak için varyans analizi yapılmıştır. Katılımcıların cinsiyet değişkeni açısından bilişsel esneklik düzeylerine göre mantıklı ve kararsızlık stratejileri alt ölçeği puanları aritmetik ortalamaları arasında anlamlı farklılıklar olduğu, içtepisel ve bağımlı karar verme alt ölçeği puanları aritmetik ortalamaları arasında anlamlı farklılıklar olmadığı görülmektedir. Yüksek bilişsel esnekliğe sahip ergenlerin mantıklı karar verme stratejilerini daha çok kullandığı görülmüştür. Katılımcıların öğrenim kademesi değişkeni açısından bilişsel esneklik düzeylerine göre içtepisel, mantıklı ve bağımlı karar verme stratejileri alt ölçeği puanları aritmetik ortalamaları arasında anlamlı farklılıklar olduğu, kararsızlık stratejisi alt ölçeği puanları aritmetik ortalamaları arasında anlamlı farklılıklar olmadığı görülmektedir. Yüksek bilişsel esnekliğe sahip ergenlerin mantıklı karar verme stratejilerini daha çok kullandığı görülmüştür. Araştırma sonucunda bilişsel esneklik düzeyleri arttıkça mantıklı karar verme puanlarının da arttığı gözlenmektedir. Ancak bilişsel esneklik düzeyi arttıkça içtepisel, bağımlı ve kararsızlık stratejileri puanlarının azaldığı görülmektedir. Katılımcıların cinsiyet ve öğrenim kademesi değişkenlerinin bilişsel esneklik düzeylerinin ortak etkileşiminin ise karar stratejileri puanları aritmetik ortalamaları üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı görülmektedir. Anahtar kelimeler: Bilişsel esneklik, karar stratejileri, cinsiyet, öğrenim kademesi
Bilişsel esneklik eğitim programının lise öğrencilerinin bilişsel esneklik ile algılanan stres düzeylerine ve stresle başa çıkma tarzlarına etkisi
Bu araştırmanın genel amacı, Bilişsel Davranışçı Kuramlar çerçevesinde geliştirilen Bilişsel Esneklik Psikoeğitim Programı'nın lise öğrencilerinin bilişsel esneklik ve algılanan stres düzeylerine ve stresle başa çıkma tarzlarına etkisini ve bu etkinin uzun süreli kalıcılığını incelemektir. Araştırmanın deney grubunda bulunan öğrencilere, Bilişsel Davranışçı Terapi kuramlarına dayalı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen, bilişsel esnekliği arttırmaya yönelik, 12 oturumluk Bilişsel Esneklik Psikoeğitim Programı uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise herhangi bir deneysel işlem yapılmamıştır. Deney grubu öğrencileri ile 12 hafta boyunca haftada bir olmak üzere ortalama 50 dakika bir araya gelinmiştir. Araştırmanın nicel verileri Martin ve Rubin (1995) tarafından geliştirilen 'Bilişsel Esneklik Ölçeği', Cohen, Kamarck ve Mermelstein (1983) tarafından geliştirilen 'Algılanan Stres Ölçeği' ve Folkman ve Lazarus (1980) tarafından geliştirilen Başa Çıkma Yolları Envanterini (Ways of Coping Inventory) esas alarak, Şahin ve Durak (1995) tarafından geliştirilen 'Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği' aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırma kapsamında, Bilişsel Esneklik Ölçeğinin lise formunun geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmıştır. Söz konusu ölçekler deney ve kontrol grubu öğrencilerine öntest, sontest ve izleme ölçümleri olarak uygulanmıştır. Deneysel programa katılan 15 öğrenci (7 erkek 8 kız) bu ölçeklerden alınan puanlara (M= 48.00; Q= 5) göre belirlenmiştir. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde SPSS 23 paket programı kullanılmıştır. Deney grubu ile uygulamaların bitiminden 1 hafta sonra sontest, 2.5 ay sonra ise izleme ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen nicel verilerin analizinde Mann Whitney-U Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verileri araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış Genel Değerlendirme Formu ile elde edilmiştir. Nitel verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Nitel veriler oturumlar bittikten iki hafta sonra toplanmıştır. Yapılan nitel ve nicel analizler sonucunda deney grubunda yer alan öğrencilerin, bilişsel esneklik düzeylerinin ve Kendine Güvenli Yaklaşım, İyimser Yaklaşım gibi daha olumlu stresle başa çıkma stratejilerinin kullanımlarının kontrol grubundakilere göre arttığı; algılanan stres düzeylerinin ve Çaresiz Yaklaşım kullanımlarının da kontrol grubundakilere göre azaldığı bulunmuştur. Yapılan izleme çalışmaları sonucunda, bu etkinin bilişsel esneklik düzeyinde, kendine güvenli yaklaşım ve iyimser yaklaşım stratejilerinde kalıcı olduğunu gösterirken, algılanan stres düzeyi ve çaresiz yaklaşım stratejilerinde uzun süreli olmadığını göstermiştir. Bunun yanı sıra uygulanan programın Sosyal Destek Arama ve Boyun Eğici Yaklaşım stratejileri üzerinde etkili olmadığı da elde edilen bulgular arasındadır. Elde edilen bulgular, araştırmacı tarafından geliştirilen Bilişsel Esneklik Psikoeğitim Programı'nın öğrencilerin bilişsel esneklik düzeylerinin ve olumlu başa çıkma stratejilerini kullanımlarının artmasında, algılanan stres düzeylerinin ve bazı olumsuz başa çıkma stratejilerini kullanımlarının azalmasında kısmen etkili olduğunu göstermektedir. Anahtar kelimeler: Bilişsel esneklik, algılanan stres, başa çıkma tarzları
Boşanmış kadınlarda psikolojik iyi oluş ile toplumsal cinsiyet algısı ve bilişsel esneklik arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada boşanmış kadınların psikolojik iyi oluş düzeyleri ile toplumsal cinsiyet algıları ve bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Ek olarak boşanmış kadınların psikolojik iyi oluş düzeylerinin eğitim durumu, algılanan sosyo-ekonomik düzey, evlilik süresi, boşanmanın üzerinden geçen süre, boşanmadan sonra psikolojik yardım alıp almama durumu, boşanma nedeni, boşanma şekli, çalışma durumu, barınma şekli, yerleşim yeri ve çocuk sayısı gibi sosyo-demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Araştırmaya 19 ile 70 yaş aralığında olan 213 boşanmış kadın katılmıştır. Katılımcılara uygun/kolayda (convinience sampling) örneklem yöntemiyle ulaşılmıştır. Veri toplama süreci çevrim içi olarak yürütülmüştür. Bu araştırmada boşanmış kadınların psikolojik iyi oluş düzeyleri "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği" ile, toplumsal cinsiyet algıları "Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği" ile ve bilişsel esneklik düzeyleri ise "Bilişsel Esneklik Envanteri" ile ölçülmüştür. Katılımcılara ait demografik bilgiler araştırmacı tarafından oluşturulan "Sosyodemografik Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Araştırmada değişkenlerin ortalamaları arasındaki farkı tespit etmek için tek yönlü ANOVA ve bağımsız gruplar için t-testi yapılmıştır. Psikolojik iyi oluş, toplumsal cinsiyet algısı ve bilişsel esneklik arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda boşanmış kadınların psikolojik iyi oluş düzeyleri ile toplumsal cinsiyet algıları ve bilişsel esneklik düzeyleri arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca boşanmış kadınların psikolojik iyi oluş düzeylerinin eğitim durumu, algılanan sosyo-ekonomik düzey, boşanma nedeni, boşanma şekli, çalışma durumu, barınma şekli ve yerleşim yeri değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilirken boşanmış kadınların psikolojik iyi oluş düzeylerinin evlilik süresi, boşanmanın üzerinden geçen süre, psikolojik yardım alıp almama durumu ve çocuk sayısı değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı belirlenmiştir.
Manisa il merkezinde görev yapan lise öğretmenlerinin bilişsel esneklik ve fiziksel aktivite düzeylerinin belirlenmesi
Bu araştırma, Manisa il merkezinde görev yapan lise öğretmenlerinin bilişsel esneklik ve fiziksel aktivite düzeylerinin belirlenmesi ve aralarındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırmanın alanı Manisa il merkezidir. Çalışma evreni ise 2023–2024 Öğretim Yılında Manisa il merkezinde yer alan liselerde görev yapan 1440 öğretmenden oluşmaktadır (N=1440). Bilinen evren büyüklüğü, beklenen prevalans %50 ve 0,04 yanılma payı, desen etkisi 1,0 alınarak güven aralığı %95 olarak en küçük örneklem büyüklüğü 424 hesaplanmıştır. Kasım - Aralık 2024 tarihleri arasında seçilen liselerde görev yapan ve gönüllü olan 440 öğretmene ulaşılmıştır (n=440). Araştırmada veriler üç adet veri toplama aracı ile yüz yüze ve çevrimiçi toplanmıştır. Kullanılan veri toplama araçları; "Öğretmen Tanıtıcı Bilgi Formu", "Bilişsel Esneklik Ölçeği" ve "Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi" dir. Etik Kurul onayı ve kurum izni alınmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler kapsamında, sayı ve yüzde dağılımı ile birlikte ortalama, standart sapma ve ortanca değerleri hesaplanmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediği analiz edildikten sonra, bu duruma uygun olarak parametrik test yöntemleri tercih edilmiştir. Öğretmenlerin bilişsel esneklik düzeyleri yüksek düzeyde bir eğilim göstermektedir (Bilişsel Esneklik Ölçeği puan ortalaması 56,69±7,30, Min: 28 Maks: 72). Araştırmaya katılan öğretmenlerin Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi puanları üzerinden değerlendirildiğinde; %36,4'ü inaktif, %26,1'i minimal aktif, %33'ü yeterince aktif bulunmuştur. Öğretmenlerin fiziksel aktivite şiddeti arttıkça, bilişsel esneklik düzeylerinin arttığı saptanmıştır (r= 0,149; p<0,05). Öğretmenlerin fiziksel aktiviteye katılımını teşvik edici okul temelli programlar geliştirilmesi önerilmektedir
Bilişsel esnekliğin iletişim çatışması ve empati ile ilişkisi
Üniversite öğrencilerinin bilişsel esneklik düzeylerinin iletişim çatışmaları ve empati ile ilişkisini amaçlayan bu çalışmada nicel araştırma yönteminden ilişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 770 üniversite öğrencisinin katılımıyla gerçekleşen çalışmada, 'Bilişsel Esneklik Envanteri', 'Çatışma Eğilimi Ölçeği', 'Empatik Eğilim Ölçeği' ve 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılarak veri toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, pearson korelasyon analizi, t testi, ANOVA ve çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinin bilişsel esneklik düzeylerinin cinsiyete göre farklılaştığı; sınıf düzeyi, okunan bölüm, ebeveyn eğitim düzeyi, mezun olunan lise türü, akademik başarı puanına göre farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca üniversite öğrencilerinin bilişsel esneklik eve empatik eğilim düzeyleri arasında anlamlı pozitif yönlü bir ilişki; çatışma eğilimi ve bilişsel esneklik düzeyi arasında negatif yönlü bir ilişki; empatik eğilim ve çatışma eğilimi arasında da negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Son olarak yapılan çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda en güçlü yordayıcı değişkenin empatik eğilim değişkeni olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Ergenlerde bilişsel esneklik ve duygusal özerklik: Bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü
Bu araştırmanın temel amacı ergenlerde bilişsel esneklik, duygusal özerklik ve bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasındaki ilişkileri ve bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejileri seçiminin aracı rolünü incelemektir. Araştırma Şanlıurfa ilinin Ceylanpınar ilçesinde yer alan sekiz lisede 9., 10., 11. ve 12. sınıf düzeyinde öğrenimine devam eden 528 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Ergenlerin bazı kişisel bilgilerine ait veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu"; ergenlerde bilişsel esnekliğe dair veriler "Bilişsel Esneklik Ölçeği" (Bilgin, 2009); ergenlerin duygusal özerkliğine dair veriler "Duygusal Özerklik Ölçeği" (Steinberg ve Silverberg, 1986); ergenlerin günlük yaşamında karşılaştığı durumlar ile bilişsel anlamda başa çıkmada kullandığı duygu düzenleme stratejilerine dair veriler ise "Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği" (Garnefski, Kraaij ve Spinhoven, 2001) kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler üzerinde, değişkenlerin birbiriyle ilişkisini ortaya koymak adına Pearson Momentler Çarpım Korelasyonu'na ait bulgular incelenmiştir. Bilişsel esneklik ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin duygusal özerkliği yordayıp yordamadığını ve bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı etkiye sahip olup olmadığını test etmek için bir dizi regresyon ve çoklu regresyon analizleri uygulanmış. Aracı etkiyi ortaya koyan regresyon katsayılarındaki değişimin anlamlılığı ise bootstrapping metodu kullanılarak incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre bilişsel esneklik puanının, duygusal özerklik puanı ile pozitif yönde anlamlı; uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile pozitif, uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile negatif yönlerde anlamlı ilişkiler göstermektedir. Ayrıca duygusal özerklik puanı ile uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı pozitif yönde; uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile ise negatif yönde anlamlı ilişkiler göstermiştir. Yapılan regresyon analizleri, bilişsel esnekliğin duygusal özerkliği anlamlı şekilde yordadığını; uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin ayrı ayrı bilişsel esneklik tarafından anlamlı bir şekilde yordandıklarını ve duygusal özerkliği ise anlamlı şekilde yordadıklarını göstermiştir. Bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin bilişsel esnekliğin standardize regresyon katsayısında anlamlı bir azalmaya neden olduğu bulgulanmıştır. Son olarak ise bu azalmanın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bootstrapping metoduyla doğrulanmıştır. Bu bulgular ışığında uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri seçiminin, bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide kısmi aracı değişkenler olarak rol oynadıkları görülmektedir. Anahtar kelimeler: Bilişsel esneklik, duygusal özerklik, bilişsel duygu düzenleme, bilişsel duygu düzenleme stratejileri. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre bilişsel esneklik puanının, duygusal özerklik puanı ile pozitif yönde anlamlı; uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile pozitif, uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile negatif yönlerde anlamlı ilişkiler göstermektedir. Ayrıca duygusal özerklik puanı ile uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı pozitif yönde; uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri puanı ile ise negatif yönde anlamlı ilişkiler göstermiştir. Yapılan regresyon analizleri, bilişsel esnekliğin duygusal özerkliği anlamlı şekilde yordadığını; uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin ayrı ayrı bilişsel esneklik tarafından anlamlı bir şekilde yordandıklarını ve duygusal özerkliği ise anlamlı şekilde yordadıklarını göstermiştir. Bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin bilişsel esnekliğin standardize regresyon katsayısında anlamlı bir azalmaya neden olduğu bulgulanmıştır. Son olarak ise bu azalmanın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bootstrapping metoduyla doğrulanmıştır. Bu bulgular ışığında uyumlu ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejileri seçiminin, bilişsel esneklik ile duygusal özerklik arasındaki ilişkide kısmi aracı değişkenler olarak rol oynadıkları görülmektedir.
Üniversite öğrencilerinin kariyer uyumlarını yordamada psikolojik sağlamlık, bilişsel esneklik ve proaktif kişiliğin rolü
Bu araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin kariyer uyumlarının; psikolojik sağlamlık, bilişsel esneklik ve proaktif kişilik özellikleri tarafından anlamlı düzeyde yordanıp yordanmadığının incelenmesidir. Araştırma, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Çukurova Üniversitesi'nde çeşitli fakültelerde öğrenim gören 413 öğrencinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler Kişisel Bilgi Formu, Kariyer Uyum Yetenekleri Ölçeği-Kısa Formu, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Bilişsel Esneklik Ölçeği ve Kısaltılmış Proaktif Kişilik Ölçeği ile elde edilmiştir. Araştırmanın verilerinin analizinde Pearson Momentler Çarpım Korelasyonu, İlişkisiz (Bağımsız) Örneklemler İçin t-Testi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; üniversite öğrencilerinin kariyer uyumu toplam puanı ve boyutlarından aldıkları puanlar ile psikolojik sağlamlık, bilişsel esneklik ve proaktif kişilik puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Araştırmada yordayıcı değişkenlerin birlikte kariyer uyumunu %33 düzeyinde anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüştür. Yordayıcı değişkenlerin kariyer uyumu üzerindeki göreli önem sırası; proaktif kişilik, psikolojik sağlamlık ve bilişsel esneklik şeklindedir. Öğrencilerin proaktif kişilik puanlarının kariyer uyumu ve boyutlarından aldıkları puanları anlamlı bir şekilde yordadığı bulunmuştur. Psikolojik sağlamlık puanları kariyer uyumu ilgi ve kontrol boyutu puanlarını yordamaktadır. Bilişsel esneklik puanlarının kariyer uyumu ve boyutları üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı görülmüştür.