Matacognitive awereness
83 theses under this subject heading
Dönüşümsel öğrenme modelinin 6. sınıf fen bilimleri dersinde öğrencilerin eleştirel düşünme eğilimlerine ve bilişötesi farkındalıklarına etkisi
Dönüşümsel öğrenme, deneyimlerin, yapısal farklılıkların oluştuğu; duygu, düşünce ve davranış değişikliklerinin yeni bakış açılarının meydana geldiği aşama olarak tanımlanabilir. Dönüşümsel öğrenme, bilişsel yapıda gerçekleşir. Bu süreçte alışkanlıklarda, bakış açılarında ve bireyin algılarında farklılıklar meydana gelmektedir. Bu farklılıklar bireyin bilişötesinde yeniden bir döngü içinde yapılandırılmaktadır. Birey bilişötesini kullanarak yapılandırdığı her bilgiye eleştirel yaklaşmakta, yeni karşılaştığı olayların çözümü için bu bilgileri kullanmaktadır. Bu sebeple dönüşümsel öğrenme yoluyla elde edilen bilgiler bireyin bilişsel yapısında sürekli sorgulanmakta, ve yeni durumlara uygulanmak üzere transfer edilmektedir. Buradan hareketle araştırmada dönüşümsel öğrenme modeli ile yapılan uygulamaların bireyin eleştirel düşünme ve bilişötesi farkındalıklarına etkisi araştırmanın problem cümlesi olarak belirlenmiştir. Bu araştırmanın çalışma grubu, İstanbul ili Güngören ilçesindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Mustafa Kemal Ortaokulunun 6/F ve 6/H sınıflarında okuyan 60 öğrenci oluşturmaktadır. Deney grubu 31, kontrol grubu da 29 öğrenciden oluşmaktadır. Baskın-az baskın karma yöntemin kullanıldığı araştırmanın veri toplama aracı California Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği, Bilişötesi Farkındalık Ölçeği, yarı yapılandırılmış görüşme formu ve öğrenci günlükleridir. Araştırmada verilerin analizi için dağılımın normal olduğu maddelerde parametrik testler; yarı yapılandırılmış görüşme formunda elde edilen verilerin analizinde betimsel ve içerik analiz yöntemleri kullanılmış, doküman incelemesi yolu ile de alıntılar yapılmıştır. Araştırmanın analizlerinden elde edilen bulgulara göre, bazı sonuçlar şöyle sıralanabilir: Dönüşümsel öğrenme modeli uygulamasına tabi tutulan, deney grubu öğrencilerinin ön test ve son test bilişötesi farkındalık puanlarının ortalaması arasında deney grubunun son test puanlarının lehine anlamlı bir farklılaşma görülmüştür. Dönüşümsel öğrenme modeli uygulamasına tabi tutulan, deney grubu öğrencilerinin ön test ve son test eleştirel düşünme eğilimleri puanlarının ortalaması arasında anlamlı düzeyde bir farklılaşma görülmüştür. Bu bulgulara göre dönüşümsel öğrenme modeli uygulamasına tabi tutulan deney grubu son test öğrencileri, dönüşümsel öğrenme modeli uygulamasına tabi tutulmayan kontrol grubunun son test öğrencilerine oranla daha yüksek puanda oldukları tespit edilmiştir. Dönüşümsel öğrenme modeli etkinliklerinin öğrencilere, farklı kaynaklardan araştırma yapma alışkanlığı kazandırdığı görülmüştür. Öğrencilerin çeşitli kaynaklardan elde ettikleri bilgileri bir araya getirerek, yeni fikir/düşünce elde edebildiği, bu düşünce/fikirleri tartışmakta, gerçek yaşam bilgileri ile ilişkilendirebildiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dönüşümsel Öğrenme, Eleştirel Düşünme, Bilişötesi Farkındalık.
TYT sınavına hazırlanan öğrencilerin Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalıkları ve seviyeleri
Yapılan bu araştırmada TYT sınavına hazırlanan öğrencilerin Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalık düzeylerine yönelik analizler yapılmıştır. Araştırma sürecinde toplanan verilerin analizinde, SPSS-22 programı kullanılmış olup elde edilen bulgular tablolara dönüştürülerek araştırma problemlerine yanıt aranmıştır. TYT sınavına hazırlanan öğrencilerin Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalık düzeylerine yönelik veriler analiz edilmeden önce Kolmogorov-Smirnov testi ile normallik kontrolü yapılmıştır. Yapılan kontrollerde araştırma verilerinin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Bu bağlamda, araştırma verilerinin analizinde parametrik analiz yöntemleri kullanılmıştır. TYT sınavına hazırlanan öğrencilerin Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalık düzeyleri, aritmetik ortalama ve standart sapma gibi betimsel istatistikler hesaplanarak incelenmiştir. Ayrıca Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalık düzeyinin cinsiyete ve okul türüne dayalı farklılaşma durumu bağımsız gruplar t-testi; sınıf düzeyi, yaş ve okul değişkenlerine dayalı farklılaşma durumu ise ANOVA analizi ile incelenmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin demografik verilerinin incelenmesinde frekans ve yüzde analizi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019–2020 yılında, Siirt ilinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı liselerde eğitim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Yapılan analizler sonucunda TYT sınavına hazırlanan öğrencilerin Türkçe okuma becerisinde üstbilişsel farkındalık düzeylerinin çok yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarından hareketle çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Okuma, Okuma Stratejileri, Üstbilişsel Farkındalık
Ortaokul öğrencilerinin matematiksel üstbiliş farkındalıklarının rutin olmayan problem çözme becerilerine etkisi
Bu çalışmanın amacı ortaokul öğrencilerinin matematiksel üstbilişsel farkındalıklarının, rutin olmayan problem çözme becerisine etkisini incelemektir. Araştırmanın örneklemi Gaziantep/Şahinbey ilçesindeki bir ortaokulda öğrenim gören 1 tane deney ve 2 tane kontrol grubu olmak üzere 84 tane 7. sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Yarı deneysel çalışmalardan denkleştirilmemiş kontrol gruplu ön test-son test deseni kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak matematiksel üstbiliş farkındalığını ölçmek için ''Matematiksel Üstbiliş Farkındalık Envanteri'', rutin olmayan problem çözme becerisini ölçmek için araştırmacı tarafından oluşturulan çoktan seçmeli ''Matematik Başarı Testi'' ve deney öğrencilerinin görüşlerini almak için oluşturulan ''görüşme soruları'' kullanılmıştır. Nicel analizde IBM SPSS22 yardımıyla Simple t testi, Anova testi ve nitel analiz için de nitel içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Matematiksel üstbiliş farkındalığı kazandırma çalışmaları yapılan deney grubunun matematik başarı testi ve matematiksel üstbiliş farkındalık envanterlerinin ön test son test puanları arasında anlamlı bir farklılık oluşmuş iken normal öğretim yapılan kontrol 1 ve kontrol 2 grubunun ilk test son test puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Deney grubu öğrencilerine sorulan görüşme sorularından alınan verilerin nitel analizinden deney grubu öğrencilerindeki en fazla gelişme problem çözme becerisinde olmuştur. Problem çözme süreçlerinde öncelikle problemi anlamaya yönelik bir gelişme görülmüş, bunun ilk zamanlarda problemi çözme süresinde bir yavaşlamaya yol açtığı ancak daha sonraki süreçlerde önemli ölçüde problem çözümünü kolaylaştırdığı görülmüştür. Problem çözme sürecinde iki tip stratejinin ağırlık kazandığı tespit edilmiştir. Öncelikle ilk strateji olarak daha önceden çözmüş oldukları problemlere benzetme, ikinci strateji olarak da eğer bu durum istenilen etkiyi yaratmıyorsa yeni strateji belirlemeye yöneldikleri görülmüştür.
Reading comprehension in EFL education: Multimodal semiotic approach, attitudes and metacognitive awareness
Reading comprehension is one of the ultimate aims of English language teaching. To achieve this aim, traditional text-bound reading instruction practices such as translation and making detailed grammatical explanations are still being used today. However, thanks to the technological advancements, today's reading tasks have gained a new semiotic environment conveying meaning to readers through various modes such as visuals and sounds alongside words. Therefore, it can be concluded that traditional reading instruction practices do not reflect authentic reading tasks. Also, previous studies conducted in various EFL contexts showed that the application of multimodal teaching approach and employing semiotic signs were effective in improving students' reading comprehension. By combining the multimodal and semiotic approaches, this study aimed to explore their combined effect on English reading comprehension through the multimodal semiotic approach (MSA), students' attitudes towards MSA, and the relationships of MSA's effect on reading comprehension levels with attitudes towards MSA and with metacognitive awareness levels of reading strategies (MARS) in Turkish EFL context, so far uninvestigated in the literature. Post-test only with nonequivalent comparison groups design was employed with two groups of students studying ELT at a state university in Turkey to explore the effect of MSA. Then, a Likert-type survey was administered to experimental group to discover their MARS and attitudes towards MSA. The findings indicated that MSA was helpful in increasing students' reading comprehension levels, attitudes towards MSA were positive, and there were positive relationships of reading comprehension levels by MSA with the attitudes and with the MARS levels. Keywords: multimodality, semiotics, reading comprehension, attitude, metacognitive awareness, english language teaching
Fen bilimleri dersinde aktif öğrenmeye dayalı etkinliklerle yapılan Ters-Yüz Sınıf modelinin incelenmesi
Bu çalışmada, "Madde ve Isı" ünitesi kapsamında aktif öğrenme etkinlikleriyle yürütülen ters yüz sınıf (TYS) modelinin öğrencilerin akademik başarılarına, kalıcılığa, üstbilişsel farkındalıklarına ve özyeterliklerine etkisini incelemek ayrıca uygulamaya yönelik öğrencilerin ve velilerin görüşlerini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma, 2021-2022 eğitim-öğretim yılı ikinci döneminde Ankara'daki bir devlet okulunda 6. sınıf düzeyinde iki şube deney grubu (n=55), iki şube kontrol grubu (n=50) olmak üzere, toplam 105 öğrenciyle yapılmıştır. Deney grubuna TYS modeli uygulanmış, kontrol grubunda mevcut öğretim programına göre dersler yürütülmüştür. Çalışmada karma yöntem desenlerinden açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Çalışmanın nicel boyutunda yarı deneysel deneme modeli olan ön test-son test kontrol gruplu model kullanılmış olup veri toplama aracı olarak "6. Sınıf Madde ve Isı Başarı Testi, Çocuklar İçin Üstbilişsel Farkındalık Ölçeği ve Fen ve Teknoloji Dersi Özyeterlik Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda, deney grubu öğrencilerinin TYS uygulamasına yönelik görüşlerini belirlemek amacıyla durum çalışmasından yararlanılmıştır. Ayrıca görüş formu aracılığıyla çalışmaya katılan öğrenci ve velilerin görüşleri alınmıştır. Çalışmanın nicel verileri SPSS-23 programı ile analiz edilmiştir. Nitel veriler ise içerik analizi ve betimsel analizle açıklanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere göre TYS modelinin öğrencilerin akademik başarılarını, kalıcılığı, üstbilişsel farkındalıklarını ve özyeterliklerini deney grubu lehine artırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğrencilerin ve velilerin TYS modeline ilişkin genel olarak olumlu görüş bildirdikleri ve nitel verilerin nicel verileri desteklediği belirlenmiştir. TYS modelinin öğretimin etkililiği bakımından öğrencilere önemli katkılar sağladığı görülmüştür. Çalışmada TYS modelinin başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için öğrencilerin teknolojik araç ve internet erişimine sahip olmaları ve öğrencilerin videoları izleyip ön öğrenmelerini yaparak sınıfa gelmeleri gerektiği ile ilgili önerilerde bulunulmuştur.
Tıp fakültesi öğrencilerinde bilişüstü farkındalık ve akademik öz yeterlik düzeylerinin akademik başarı ile ilişkisi
Bilişüstü farkındalık ve akademik öz yeterlik, akademik başarıyı etkileyen temel kavramlardandır. Kendi çalışma stratejisini izleyip sonuçlarını değerlendirebilen, yeterli güdülenmeye sahip olup başarabileceğine inanan bireylerin akademik başarıları da yüksek olmaktadır. Bu çalışmada tıp fakültesi öğrencilerinde bilişüstü farkındalık ve akademik öz yeterlik düzeylerinin akademik başarı ile ilişkisi araştırılmıştır. Çalışmaya 396 tıp fakültesi öğrencisi dahil edilmiştir. Çalışmada kişisel bilgi formu, üstbiliş ölçeği, akademik öz yeterlik ölçeği kullanılmıştır. Çalışma sonucunda öğrencilerin üstbiliş ölçeğinden aldıkları puanların yaş ve sınıf düzeyi ile anlamlı olarak farklılaştığı ve daha yüksek olduğu bulunmuştur. Tıp fakültesini isteyerek seçen ve sınıf tekrarı olmayan öğrencilerin üst biliş ölçeği puanlarının yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırmamızda yaşı yüksek olanlarda ve anadolu lisesi mezunu olanların akademik öz yeterlik düzeylerinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Bilişüstü farkındalık ve akademik öz yeterlik düzeyi yüksek olanların akademik başarılarının da yüksek olduğu belirlenmiştir.
Analitik kimya laboratuvarında deneyimsel öğrenmenin bilişötesi farkındalık üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada deneyimsel öğrenmeye dayalı analitik kimya laboratuvar uygulamalarının öğrencilerin bilişötesi farkındalıkları üzerine etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Öğrenme, deneyimler sonucunda oluşmakta ve bireyler farklı yöntemlerle öğrenmektedir. Bireyler bir durumu kendi deneyimleri yoluyla öğrendiklerinde daha kalıcı öğrenmeler oluşturmaktadır. Laboratuvar ortamı, teorik bilgilerin pratik uygulamalar ile öğrenilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Deneyimsel öğrenme ile yürütülen analitik kimya laboratuvarında bireylerin bilişötesi farkındalıklarında anlamlı farklılıklar oluşması beklenmektedir. Bu düşünceden hareketle analitik kimya laboratuvarı ortamında deneyimsel öğrenme uygulamalarının kimya öğretmen adaylarının bilişötesi farkındalıklarına etkisi incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020-2021 güz döneminde Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Kimya Eğitimi Anabilim Dalı'nda analitik kimya laboratuvar dersini alan kimya öğretmen adayları oluşturmaktadır. Ders kapsamında uygulamalar, örneklem grubunda deneyimsel öğrenme yöntemi izlenerek yürütülmüştür. Çalışmada veri toplama aşamasında bilişötesi farkındalık envanteri ve yüz yüze/online olarak yöneltilen yarı yapılandırılmış görüşmelerden oluşan araçlar kullanılmıştır. Bu sayede öğrencilerin deneyimsel öğrenme yöntemi ile bilişötesi farkındalık düzeylerindeki değişim belirlenmiştir.
TGA (Tahmin et-gözle-açıkla) yöntemi destekli etkinliklerin lise öğrencilerinin üst biliş farkındalıkları üzerine etkisinin araştırılması
Bu araştırmanın amacı, 9. Sınıf kimya dersi öğretim programında yer alan ''Maddenin Halleri'' konusunda tahmin et–gözle–açıkla (TGA) yöntemine uygun çalışma yaprakları geliştirerek bu çalışma yaprakları yardımıyla yapılan TGA etkinliklerinin öğrencilerin üst bilişsel farkındalıkları üzerine etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubu 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Ankara Mehmet Rüştü Uzel Mesleki Anadolu Lisesinde 9. Sınıf şubesinde öğrenim gören 99 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma bir karma yöntem çalışmasıdır. Araştırmanın nicel kısmı ön test-son test kontrol gruplu desen kullanılarak gerçekleştirilirken, nitel kısmı ise odak grup görüşmesi tekniği ile yürütülmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak Bilişötesi Farkındalık Envanteri kullanılmıştır. Öğrencilerin Bilişötesi Farkındalık Envanteri ve alt boyutlarından elde ettikleri puanların analizleri için betimsel istatistikler, Çok Değişkenli Varyans Analizi (MANOVA) ve bağımlı gruplar t testi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda TGA yöntemine göre hazırlanmış etkinliklerin deney grubundaki öğrencilerin iki alt boyut haricinde (prosedürel bilgi-değerlendirme) diğer tüm alt boyutlarla karakterize edilen üst bilişsel farkındalıklarını arttırdığı sonucuna varılmıştır. Odak grup görüşmesiyle ortaya çıkan sonuçların hangi ölçüde nicel sonuçları açıkladığı değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır.
Yetişkinlikte gözlenen dikkat eksikliği hiperaktivite, yaygın anksiyete bozukluğu semptomları; algılanan ebeveyn ilişkisi ve bilişötesi farkındalık olgularının birbirleriyle olan ilişkilerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmada; yetişkinlikte gözlenen dikkat eksikliği hiperaktivite, yaygın anksiyete bozukluğu semptomları çalışmanın konusu olarak belirlenmiştir. Bu konuya bağlı olarak da yetişkinlikte gözlenen dikkat eksikliği hiperaktivite ile yaygın anksiyete bozukluğu semptomları arasındaki ilişkinin, algılanan ebeveyn ilişkisi ve bilişötesi farkındalık olgularıyla değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Denizli Pamukkale Üniversitesinin Eğitim Fakültesinde öğrenim gören farklı bölümlerden 501 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında; "Erişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Kendi Bildirim Ölçeği", "Yaygın Anksiyete Bozukluğu testi-7" "Algılanan Ebeveyn İlişkisi Tutumu Algısı Ölçeği" ve "Bilişötesi Farkındalık Envanteri" kullanılmıştır. Katılımcıların demografik verilerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların dikkat eksikliği puan ortalaması 20.77 ve hiperaktivite puan ortalamaları 20.78 bulunmuştur. Sosyal bilimler öğretmenliği bölümünde öğrenim görenlerin, matematik öğretmenliği bölümünde öğrenim görenlere oranla dikkat eksiklikliklerinin olduğu düşüncesine daha fazla sahip oldukları görülmüştür. Sınıf öğretmenliği ve sosyal bilimler öğretmenliğinde öğrenim görenlerin yaygın anksiyetiye bozukluğu puanları bilgisayar ve öğretim teknolojileri ve okul öncesi öğretmenliği bölümlerinde öğrenim görenlere oranla anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Bilişötesi farkındalığın hata ayıklama alt boyutunda bilgisayar ve öğretim teknolojileri bölümünde öğrenim görenlerin puanları okul öncesi öğretmenliğinde öğrenim görenlere oranla anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca hata ayıklama alt boyutunda dördüncü sınıfta öğrenim görülenlerin puanları birinci sıradakilere oranla anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Korelasyon analizleri sonucunda, hiperaktivite ile yaygın anksiyetiye, dikkat eksikliği ve bilişötesi farkındalık envanterinin işlemsel bilgi alt boyutu arasında pozitif yönlü çok zayıf bir korelasyon ilişkisi bulunmuştur. Bilişin bilgisi alt boyutu ile ilgisiz, koruyucu, demografik anne tutum algısı arasında negatif yönlü çok zayıf bir korelasyon, koruyucu baba tutumu arasında pozitif yönde çok zayıf bir korelasyon ilişkisi bulunmuştur. Bilişin düzenlenmesi alt boyutu ile ilgisiz, koruyucu anne tutumu arasında negatif yönlü çok zayıf bir korelasyon ilişkisi olduğu görülmüştür. Bilişötesi farkındalık envanteri ile ilgisiz ve demogratik anne tutumu arasında negatif yönlü çok zayıf bir korelasyon ilişkisi bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Dikkate eksikliği hiperaktivite, yaygın anksiyetiye bozukluğu, algılanılan ebeveyn ilişkisi, bilişötesi farkındalık
Ortaokul öğrencilerinin üstbilişsel farkındalıkları ile mantıksal düşünme becerilerinin matematik dersindeki başarıya etkisi
Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin üstbiliş farkındalık düzeyleri ile mantıksal düşünme becerilerinin matematik dersindeki akademik başarıya etkisi olup olmadığı incelemektir. Araştırma, 2018–2019 eğitim öğretim yılında, Siirt İli Fevzi Çakmak Ortaokulunda 5. 6. 7. ve 8. sınıfta öğrenimlerine devam eden 120 öğrenci örnekleme alınmıştır. Üstbilişsel farkındalık düzeylerini ölçmek amacıyla Üstbilişsel Farkındalık Envanteri (ÜFE) Schraw ve Dennison (1994) ve mantıksal düşünme becerilerini ölçmek amacıyla Mantıksal Düşünme Yetenekleri Testi (MDYT)Tobin and Capie (1981) uygulanmıştır. Araştırma sürecinde elde edilen veriler, SPSS 22.0 istatistik paket programı aracılığıyla çözümlenmiştir. Verilerin analizinde Pearson-Moment Çarpım Korelasyonu, bağımsız örneklemler için t-testi ve regresyon analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, ortaokul öğrencilerinin üstbilişsel farkındalık düzeyleri ve mantıksal düşünme becerileri ile akademik başarı arasında anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Üstbilişsel farkındalık ve matematik dersindeki akademik başarı arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Bununla birlikte mantıksal düşünme becerisi ve akademik başarı arasında da pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Analizler sonucunda üstbilişsel farkındalık ve mantıksal düşünme becerisi matematik dersindeki akademik başarının yordayıcısıdır denilebilir. Ayrıca ortaokul öğrencilerinin matematik dersindeki akademik başarıları, üstbilişsel fakındalıkları ve mantıksal düşünme becerileri cinsiyet faktörüne göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırma sonucuna göre akademik başarı ve üstbilişsel farkındalık cinsiyet açısından değişmektedir. Kız öğrenciler erkek öğrencilerden daha başarılı olduğu ve kız öğrencilerin daha yüksek üstbilişsel fakındalığa sahip olduğu söylenebilir. Buna karşın ortaokul öğrencilerinin mantıksal düşünme becerisi ile cinsiyet arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.
Kuantum öğrenme modelinin ortaokul 7.sınıf öğrencilerinin sosyal bilgiler dersi başarılarına, kaygılarına, üst bilişsel farkındalıklarına ve akademik risk alma eğilimlerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, Kuantum öğrenme modelinin ortaokul 7.sınıf öğrencilerinin Sosyal Bilgiler ders başarılarına, kaygılarına, üst bilişsel farkındalıklarına ve akademik risk alma eğilimlerine etkisini belirlemektir. Araştırmada ön test-son test deney ve kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma, 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılı Erzurum ili Hınıs ilçesindeki bir devlet okulunda öğrenim gören toplam 26 adet 7. sınıf öğrencisi ile yapılmıştır. 7-A sınıfı deney grubu, 7-B sınıfı kontrol grubu intact olarak belirlenmiştir. Uygulama sürecinde "Ülkemizde Nüfus" ünitesi deney grubunda Kuantum öğrenme modeline uygun olarak işlenmiş; kontrol grubunda ise MEB'in öngördüğü öğretim yöntemine uygun öğretime uygun olarak işlenmiştir. Uygulama sürecinde deney grubu öğrencilerine günlük tutturulmuş ve öğrenciler süreçle ilgili görüşlerini dile getirmişlerdir. Araştırma haftalık 3 ders saati olmak üzere toplam 5 haftada 15 saatlik zaman diliminde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri; 33 Soruluk Sosyal Bilgiler Başarı Testi (SBBT), Sosyal Bilgiler Dersi Kaygı Ölçeği, Sosyal Bilgiler Odaklı Akademik Risk Alma Ölçeği (SAORAÖ) ve Çocuklar İçin Üst Bilişsel Farkındalık Ölçeği (ÜBFÖ-Ç) B formu kullanılarak toplanmıştır. Ölçekler ve başarı testi öğrencilere uygulama öncesinde ve sonrasında araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Uygulama bitiminde toplanan veriler SPSS 22.0 veri programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, Kuantum öğrenme modelinin öğrencilerin akademik başarılarını ve akademik risk alma eğilimlerini artırdığı; öğrencilerin kaygı düzeyleri ve üst bilişsel farkındalık düzeylerinde anlamlı düzeyde bir farklılık oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kuantum Öğrenme, Akademik Başarı, Kaygı, Üst Bilişsel Farkındalık, Akademik Risk Alma
Pre-service and in-service English language teachers' self-efficacy beliefs and metacognitive awareness
This study aims to examine teacher self-efficacy and metacognitive awareness of preservice and in-service English language teachers and if there is any relationship between their self-efficacy beliefs and metacognition. The study also explores whether there are any similarities or differences between these groups in light of a number of demographic factors and other associated factors suggested in the existing research. Considering these purposes, data of the study which is in a mixed-method design were collected at one of the leading state universities in Turkey with participation of 96 senior students at English Language Teaching (ELT) department and 53 English lecturers working at the School of Foreign Languages of that university through valid and reliable scales on the variables and semi-structured interviews. Data analyses revealed that both groups had high levels of self-efficacy and metacognitive awareness, and there was a strong relationship between self-efficacy and metacognitive awareness. Furthermore, there was no statistically significant difference between these two groups in the related variables. As for demographic factors, it emerged that gender, years of experience or academic achievement were not effective in leading a difference among the groups. Additionally, qualitative data revealed factors affecting pre-service and inservice English language teachers' self-efficacy beliefs and metacognition either positively or negatively. To this end, while undergraduate education and teaching practice were reported to affect pre-service teachers' self-efficacy and metacognition, low level of student motivation was considered as the main factor for in-service teachers. Overall, this study proposes significant implications for language teacher education and teaching profession. Keywords: teacher self-efficacy, metacognitive awareness, ELT, teacher education
The impact of metacognitive instruction on EFL learners' listening comprehension skill
The study explored the impact of an 8-week process-based metacognitive instruction with pedagogical procedures on listening comprehension performance and metacognitive awareness of 37 EFL listeners in Turkey regarding different listening proficiency levels and preparatory school backgrounds. A mixed-methods research design with a quasi-experimental study, including a pretest-posttest and an experimental-control group, was adopted in this study. The quantitative data were collected through the Metacognitive Awareness Listening Questionnaire (MALQ) to measure metacognitive awareness of listening before, during, and after metacognitive instruction, and an IELTS listening test as pretest and posttest to measure listening comprehension performance. The qualitative data was collected through stimulated recall protocols from the experimental group during and after the instruction to determine any changes in their metacognitive awareness over metacognitive instruction. Results showed that the experimental group showed a statistically significant increase in their listening performance on the final test to a medium extent. However, their metacognitive awareness of listening showed a non-significant increase at the end of the study, and this was also analyzed regarding the subdimensions of the MALQ. Besides, the experimental group had a significantly higher level of overall metacognitive awareness than the control group to a medium extent. Furthermore, more- and less-successful L2 listeners and preparatory school backgrounds made considerable differences in the study. Also, the quantitative findings on metacognitive awareness of listening were supported by some qualitative findings. Implications and suggestions for future research on learning and teaching L2 listening with the process-based metacognitive instruction were lastly discussed.
Online eğitimde bilişsel faktörler ve kimya başarısı
Bu tez çalışmasının amacı online kimya dersine katılan öğrencilerin sahip oldukları üst bilişsel farkındalık ve öz düzenleme yeteneklerinin akademik başarılarına etkisi olup olmadığını araştırmaktır. Ayrıca uygulama öncesi ve sonrası öğrencilerin online kimya eğitimi ile ilgili algı düzeylerinin değişip değişmediği araştırılmıştır. Uygulamada akademik başarıyı ölçmek için elektrokimya, çözeltiler, asit-baz, kimyasal bağlar konuları seçilmiştir. Araştırmada; araştırma sürecinde geliştirilen akademik başarı testi, "Üst Bilişsel Farkındalık Envanteri", "Özdüzenleyici Öğrenme Stratejileri", "Online Eğitim Algısı Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırma deseni deneysel desenlerden tek grup ön test-son test desenidir. Çalışma grubu kimya/kimya teknolojisi, fen bilgisi öğretmenliği mezunu veya son sınıf öğrencisi olan 149 öğretmen adayıdır. Öğrencilerin online eğitim algısında, üstbilişsel farkındalık düzeyinde, çevrim içi öz düzenleyici öğrenme stratejileri seviyelerinde uygulama öncesi ve sonrası anlamlı düzeyde bir artış görülmüştür. Öğrencilerin akademik başarı testinden aldıkları puanlarda ön test son test arasında anlamlı düzeyde artış gözlenmiştir. Araştırmada yapılan öğretim uygulaması bağımsız değişkendir. İki ya da daha çok değişken arasındaki ilişkiyi ölçmek için araştırmada regresyon analiz metodu kullanılmış ve bulgular yorumlanmıştır. Öğrencilerin üst bilişsel farkındalık düzeyleri ve çevrimiçi öğrenmede özdüzenleme stratejileri akademik başarılarını yordamaktadır. Ancak öğrencilerin online eğitim algı düzeyleri akademik başarılarını yordamamaktadır.
Özel yetenekli öğrencilerin karmaşık sayılar konulu etkinlikler ile üstbilişsel bilgi ve becerilerinin incelenmesi
Özel yetenekli öğrenciler yaşıtlarına göre yüksek düzeyde performans gösteren öğrencilerdir. Özel yetenekli öğrenciler hedeflerine ulaşmak içi kendi öğrenme ortamlarını düzenleyebilirler ve bu özellikleri üstbiliş kavramı ile ilişkilidir. Özel yetenekliler eğitim ile desteklendiklerinde diğer öğrencilere göre üstbiliş yönünden daha fazla ilerleme kaydedebilirler. Çalışmanın amacı özel yetenekli öğrencilere üstbiliş öğretimi, karmaşık sayılar konusu içinde verilerek öğrencilerin üstbilişsel süreçlerinin gelişimini incelemektir. Çalışma grubu BİLSEM'de öğrenim gören 3 özel yetenekli öğrenciden oluşmaktadır. Çalışma 2017-2018 öğretim yılının birinci döneminde gerçekleştirilmiştir ve uygulama süreci 3 ay sürmüştür. Geogebra yazılımının da kullanılabileceği karmaşık sayılar konusuna yönelik etkinlikler hazırlanmıştır. Öğrencilerin uygulama öncesi ve sonrasındaki üstbilişsel bilgi ve beceri düzeyleri üstbiliş farkındalık ölçeği ile belirlenmiştir. Özel yetenekli öğrencilerin üstbilişsel bilgi ve beceri düzeylerinin gelişiminin incelenmesi karmaşık sayılar etkinliklerinden sonra mülakat soruları ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin uygulama öncesindeki üstbiliş farkındalık ölçeğinden elde edilen sonuçlar yüksek iken, hem süreç içerisindeki gelişim düzeyleri hem de süreç sonunda uygulanan üstbiliş farkındalık ölçeğinden elde edilen sonuçlar daha düşük çıkmıştır. Bu farkın sebebi, özel yetenekli öğrencilerin kendilerini daha yeterli algılamaları olabilir. Üstbilişin biliş bilgisi bileşenine ait alt bileşen puanları, bilişin düzenlenmesine ait alt bileşen puanlarından ve düzeylerinden daha yüksek çıkmıştır. En yüksek belirlenen biliş bilgisi alt bileşeni bildirimsel bilgi, bilişin düzenlenmesi alt bileşeni ise değerlendirme alt bileşeni olmuştur. Üstbiliş öğretimi için daha uzun süren bir uygulama, alan bilgisi olarak karmaşık sayılardan daha farklı bir konu ve daha farklı yaş grubundaki öğrenciler seçilebilir. Ve bu şekilde öğrencilerin üstbiliş seviyeleri incelenebilir.
Üstbilişsel strateji eğitiminin İngilizce akademik yazma başarısına ve üstbilişsel farkındalığa etkisi
Bu araştırmanın amacı üstbilişsel strateji eğitiminin İngilizceyi yabancı dil olarak öğrenen Türk üniversite öğrencilerinin akademik yazma başarılarına ve üstbilişsel farkındalıklarına etkisini belirlemektir. Araştırma, Ankara'da bir devlet üniversitesinde, ikinci sınıfta Akademik Yazma Becerileri dersine devam eden öğrenciler ile yürütülmüştür. Karma desende yürütülen araştırmada iki deney ve iki kontrol grubu ile çalışılmıştır. Araştırmacı tarafından deney grubu öğrencilerine 2018-2019 bahar döneminde 10 hafta süresince İngilizce akademik yazma becerisine yönelik üstbilişsel strateji eğitimi verilmiştir. Kontrol grubu öğrencilerine ise üstbilişsel strateji eğitimi verilmemiştir. Çalışmada veri toplama araçları olarak görüşme formları, gözlem formları, Padlet uygulaması, kompozisyon yazma sınavları ve "Yazma Becerisi Üstbilişsel Farkındalık Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmanın nicel verilerini oluşturan kompozisyon yazma sınavı ve "Yazma Becerisi Üstbilişsel Farkındalık Ölçeği" ön test ve son test puanları SPSS aracılığı ile analiz edilmiştir. Görüşme formları, gözlem formları ve Padlet uygulaması ile elde edilen nitel veriler ise, içerik analizi ile incelenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgularda, akademik yazma başarısı bakımından deney ve kontrol gruplarındaki öğrenciler arasında, deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Araştırmada, deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin üstbilişsel farkındalık düzeyleri incelendiğinde, deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Deney grubu öğrencileri ile gerçekleştirilen görüşmelerde, öğrencilerin akademik yazma becerisine yönelik üstbilişsel strateji eğitimini faydalı buldukları ve eğitim ile ilgili genel olarak olumlu görüş bildirdikleri saptanmıştır. Araştırmanın bulgularının, yabancı dil öğretiminde program geliştirme ve öğretim alanındaki ulusal ve uluslararası literatüre, ayrıca bu alanda çalışan araştırmacılara, eğitimcilere, ders kitabı yazarlarına ve politika yapıcılara katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar sözcükler: Akademik yazma becerisi, üstbilişsel stratejiler, yabancı dil öğrenimi, üniversite öğrencileri, yüksek öğretim
Uzaktan eğitimle yürütülen matematik dersine yönelik öğretmen ve öğrenci görüşlerinin üst bilişsel farkındalık bağlamında incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; ortaokullarda uzaktan eğitimle yürütülen matematik derslerine yönelik öğrenci ve öğretmen görüşlerinin üst bilişsel farkındalık bağlamında incelenmesidir. Araştırmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmaya Kayseri ili Tomarza ilçesinde ortaokullarda öğrenim gören 326 öğrenci ile 5 matematik öğretmeni katılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Schraw ve Dennison (1994) tarafından geliştirilen, Akın, Abacı ve Çetin (2007) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Üst Bilişsel Farkındalık Envanteri" ile Tutal, Kayalı, Yavuz, Hasançebi ve Yeşildağ Hasançebi (2021) tarafından geliştirilen "Pandemi Sürecindeki Öğretimi Değerlendirme Ölçeği" ile araştırmacı tarafından hazırlanan "Öğrenci Görüşme Formu" ile "Öğretmen Görüşme Formu" kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde bağımsız örneklemler t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin üst bilişsel farkındalık düzeyleri ile pandemi sürecindeki öğretimi değerlendirme düzeyleri arasında düşük düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Uzaktan eğitim sürecinde gerçekleştirilen matematik derslerinde öğrencilerin gereken düzeye ulaşmadıklarını düşündükleri görülürken, öğretmenler de öğrencilerin öğrenme verimliliğinin düşük düzeyde olduğunu belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Matematik Dersi, Uzaktan Eğitim, Üst Bilişsel Farkındalık
The relationship among metacognitive knowledge, metacognitive calibration accuracy and mathematical problem solving performance
The purpose of this research was to investigate relationships among metacognitive knowledge, metacognitive calibration accuracy and mathematical problem solving performance. In order to measure metacognition more holistically, metacognitive knowledge and metacognitive calibration (both prospective and retrospective) were taken into consideration together. Mathematical problem solving performance was assessed through three mathematical word problems. In the analyses, judgment bias and different levels of performance of students were taken into consideration. There were 200 participants in the study obtained from seventh grade students from public (N=90) and private (N=110) schools. The convenient sampling method was used in the data collection process of the study. Results demonstrated a significant relationship between prospective and retrospective monitoring accuracy. Another significant relationship was found between problem solving performance and metacognitive monitoring calibration. In terms of judgment bias, students tended to be overconfident in their prospective judgments compared to retrospective ones. Moreover, there is a significant difference between overconfident and underconfident students' performances. High performers tend to be underconfident while low performers are generally overconfident. Lastly, metacognitive knowledge was a differentiating factor for low performers in prospective judgments not in retrospective judgments.
Metacognitive awareness of listening strategies in L2 English and L3 Italian
Transfer of language skills across languages has been an essential question in the field of bilingualism. Theoretical approaches to this issue proposed assumptions on metacognitive awareness defined as learners' own introspective consciousness on their learning processes. Second language (L2) research on language skills has investigated transfer issue especially in reading skills; however, there is limited research on the transfer of language skills in third language (L3) learning and listening skills and strategies. To address this gap, the current study examined the role of metacognitive awareness in listening strategies in an L2 English L3 Italian context with university students in Turkey. The study explored learners' metacognitive awareness of listening strategies in their more proficient L2 compared to their less proficient L3, and whether L2 and L3 metacognitive level correlated with L3 listening comprehension. To this end, a questionnaire of metacognitive awareness of listening strategies in L2 and L3, and a listening comprehension test in L3 were implemented. Results indicated higher levels of metacognitive awareness in certain strategies depending on the language, pointing to the role of proficiency in the use of listening strategies. In addition, metacognitive awareness of listening strategies in L2 and L3 were significantly correlated, suggesting possible transfer of skills across languages. Finally, the results yielded a direct relationship between L3 proficiency and L3 listening comprehension while L2 proficiency was not related to L3 listening comprehension.
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin üstbilişsel farkındalıklarının akademik başarılarını yordama düzeyi
Bu çalışma, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin üstbilişsel farkındalık becerilerinin akademik başarıyı yordama düzeyini açıklamak amacıyla yapılmıştır. Çalışmada nicel veri toplama yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Çalışma grubu basit tesadüfi örneklemeye göre seçilmiştir. 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Niğde ilinde yer alan Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı beş farklı ilkokulda öğrenim gören 526 dördüncü sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın veri toplama aracı olarak "Çocuklar için Üstbilişsel Farkındalık Ölçeği (ÜBFÖ-Ç) A formu, kişisel bilgi formu ve akademik başarı testi (Türkçe, matematik, fen ve teknoloji ve sosyal bilgiler)" kullanılmıştır. Üstbilişsel farkındalık ölçeğinde yapı geçerliliğine bakılmış ve açımlayıcı faktör analizi(AFA) yapılmıştır. Çalışma değişkenler açısından incelendiğinde nicel veri analizi olarak SPSS 25 kullanılmıştır. Araştırmada; cinsiyet, okul öncesi eğitim alma durumu değişkenleri için Mann Whitney U testi, anne-baba eğitim durumları, ekonomik durum ve kardeş sayısı değişkenleri için Kruskall Wallis testi kullanılmıştır. Araştırmanın değişkenler açısından üstbilişsel farkındalık düzeyinin cinsiyet, okulöncesi eğitim alma durumu, anne ve baba eğitim durumu, ailenin ekonomik durumu ve kardeş sayısı arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Akademik başarı modelini test etmek için bir Yapısal Eşitlik Modeli(YEM) oluşturulmuş ve IBM AMOS 23 programında analizler yapılmıştır. Nihai model, üst bilişselliğin akademik başarıyı yordama da etkisini %35'ini açıklamıştır. Araştırmanın bulgularına göre üstbilişsel farkındalık ölçeğinin akademik başarı üzerinde orta düzeyde, olumlu ve doğrudan etkisi bulunmuştur.
Matematik öğretmen adaylarının üstbilişsel farkındalıkları ile matematik öğretim kaygıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, matematik öğretmen adaylarının üstbilişsel farkındalıkları ile matematik öğretim kaygı düzeyleri arasındaki ilişki ve bu düzeylerin sınıf ve cinsiyet değişkenine göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmanın yöntemi nicel yöntem, modeli ise tekil ve ilişkisel taramayı içine alan genel tarama modelidir. Araştırma, 2021-2022 Eğitim-Öğretim yılı içerisinde İç Anadolu Bölgesi'nde bulunan bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesindeki 1, 2, 3 ve 4. sınıf olmak üzere toplam 298 İlköğretim ve Ortaöğretim Matematik Öğretmen Adayıyla yürütülmüş, 279 katılımcının verileri dikkate alınarak analizler yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak, kişisel bilgi formu, Peker (2006) tarafından geliştirilen "Matematik Öğretimine Yönelik Kaygı Ölçeği" (MÖYKÖ) ve Schraw ve Dennison (1994) tarafından "Metacognitive Awareness Inventory" adıyla geliştirilen; Akın, Abacı ve Çetin (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan "Üstbilişsel Farkındalık Envanteri" (ÜFE) kullanılmıştır. Verilerin analizinde yüzde ve frekans dağılımı, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı hesaplaması ve basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Analizler SPSS 18 paket programı ile yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre adayların üstbilişsel farkındalık düzeyleri yüksek seviyededir. Üstbilişsel farkındalık düzeyi genel toplamında cinsiyet ve sınıf düzeyi değişkenine göre anlamlı farklılık bulunmamıştır. Alt boyutlardan bazılarında farklılık tespit edilmiştir. Adayların matematik öğretim kaygılarının düşük seviyede olduğu, cinsiyete göre ise kız öğretmen adaylarının erkeklere göre matematik öğretme kaygısının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Sınıf düzeyine göre kaygı genel toplamında anlamlı bir farklılık tespit edilmezken alt boyutların bazılarında farklılık tespit edilmiştir. Matematik öğretmen adaylarının üstbilişsel farkındalık düzeyleri ile matematik öğretimine yönelik kaygı düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Son olarak üstbilişsel farkındalık düzeyi tek başına, matematik öğretim kaygı düzeyindeki değişimin %21 'ini tahmin etmektedir.
Investigating cognitive and metacognitive processes in people with obsessive compulsive disorder: The role of cognitive behavioral therapy on the episodic memory & prospective metamemory
While previous studies proposed that individuals with obsessive-compulsive disorders (OCD) experience episodic memory problems, recent studies supported that this deficit was perceptual rather than actual. It was thought that metacognitive processes in OCD differ from controls and shown that people with OCD have lower confidence for their memory. Moreover, it was suggested that cognitive behavioral therapy (CBT) interventions can be effective in treating OCD and these interventions may help regulate metacognitive strategies for OCD have problems with. Therefore, the first aim of the current study is to investigate episodic memory performance (recognition), JOL judgments, and accuracy in patients with OCD compared to healthy controls. The second aim is to investigate the effect of CBT on these cognitive processes in OCD. It was hypothesized that OCD patients would have lower JOL confidence, JOL accuracy, and poorer recognition performance. It was expected to observe improvement in these processes after CBT sessions. For that purpose, participants diagnosed with OCD and HCs matching with the OCD group in terms of age and education were compared on performances of JOL judgments and recognition memory using episodic memory task involving neutral familiar and unfamiliar word-human face pairs. Participants were scanned through Structural Clinical Interview for DSM-V and given several clinical questionnaires. OCD patients undergone 10 CBT sessions; their memory, metamemory and clinical scores were obtained after the CBT. A significant difference was established between groups for JOL judgments before CBT, not for the recognition performance. After CBT, an improvement was observed in OCD patients' cognitive processes.
Üniversite öğrencilerinde riskli davranışların dürtüsellik ve üstbilişsel inançlar ile ilişkisi
Bu çalışma, üniversite öğrencilerindeki riskli davranışların, dürtüsellik ve üstbilişsel inançlar ile ilişkisini ve riskli davranışların, sosyo-demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesini hedeflemiştir. Bu amaç ile çalışmada; İstanbul'da üniversite öğrenimi gören 361 katılımcıya, araştırmacı tarafından hazırlanan "Sosyo-demografik form", dürtüsellik düzeyini ölçmek amacıyla "Barratt Dürtüsellik Ölçeği 11" (BDÖ-11), riskli davranışları belirlemek amacıyla "Riskli Davranışlar Ölçeği Üniversite Formu" (RDÖÜF) ve üstbilişsel inançlarını ölçek amacıyla "Üstbiliş Ölçeği-30" (ÜBÖ-30) uygulanmıştır. Araştırma sorularını yanıtlamak amacıyla öncelikle korelasyon analizi yapılmıştır. Bulgular doğrultusunda, riskli davranışlar ölçeğinin tüm alt boyutları ile toplam dürtüsellik ve dürtüsellik alt ölçek puanları arasında pozitif yönlü ilişki olduğu saptanmış; riskli davranışlar ölçeğinin alt boyutlarından olan intihar eğilimi alt ölçeği ile; toplam üstbiliş ve üstbiliş alt ölçeklerinden; olumlu inançlar, kontrol edilemezlik ve tehlike, bilişsel güven, düşünceleri kontrol ihtiyacı puanları arasında pozitif yönde ilişki saptanmış; riskli davranışlar ölçeğinin alt boyutlarından olan okul terki alt ölçeği ile; toplam üstbiliş ve üstbiliş alt ölçeklerinden; kontrol edilemezlik ve tehlike, bilişsel güven alt ölçekleri ve ölçeği arasında yine pozitif yönde ilişki bulunmuştur. Korelasyon analizi sonucunda ilişkili bulunan değişkenler arasında, hiyerarşik regresyon analizi yapılmış olup, analiz sonuçlarına ait bulgular çalışmanın güçlü ve zayıf yanları üzerinde de durularak literatür desteğiyle tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Üstbilişsel inançlar, Riskli davranışlar, Dürtüsellik
Çoklu gösterimlere dayalı ortaokul 6. sınıf kuvvet ve hareket ünitesi öğretiminin öğrencilerin kavramsal anlamalarına ve üst bilişsel farkındalıklarına etkisi
Bu çalışmada çoklu gösterimlere dayalı kuvvet ve hareket öğretiminin 6. sınıf öğrencilerinin kavramsal anlamalarına etkisini ve üst bilişsel farkındalıklarına etkisi incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim öğretim yılı Balıkesir ili Savaştepe ve Bandırma ilçelerindeki birer ortaokulda öğrenim gören 74 ortaokul 6. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın deseni için nitel ve nicel verileri bir arada bulunduran karma yöntem seçilmiştir. Araştırmanın veri toplama araçları dört aşamalı kavram testi, üst biliş ölçeği, hazır bulunuşluk ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formudur. Araştırmanın dört aşamalı kavram testi araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Dört aşamalı kavram testi ile üst biliş farkındalık testi deney ve kontrol gruplarına ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Deney grubu olarak Savaştepe ilçesindeki ortaokulda çoklu gösterimlere dayalı olarak tasarlanan öğretim üç hafta sürmüştür. Araştırma sonucunda dört aşamalı kavram testi verileri incelendiğinde alan yazın araştırmalarına ek olarak bir takım kavram yanılgıları tespit edilmiştir. Çoklu gösterimlere dayalı öğretim sonrası deney grubu öğrencilerindeki kavram yanılgılarının yüzde ve frekanslarında azalma görülmektedir. Öğrencilerin üst bilişsel farkındalıklarına iki grupta uygulanan öğretimlerin etkisi incelendiğinde deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin üst biliş ölçeği ön test ve son test puanlarından elde edilen toplam puanlarının ortalamaları arasında anlamlı fark bulunamamıştır. Ancak grup ayrımı yapmaksızın çalışmaya katılan öğrencilerin konunun öğretimi öncesinden öğretim sonrasına üst biliş ölçeği puanlarının ortalamaları arasında anlamlı farkın olduğu söylenebilir.