Parents perception
83 theses under this subject heading
Ebeveynlerin çocuk haklarına ilişkin algılarının incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, ebeveynlerin çocuk haklarına ilişkin algılarını incelemektir. Araştırmada, nicel ve nitel araştırma desenlerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma desenlerinden eş zamanlı desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim- öğretim yılında Van ili sınırları içinde Millî Eğitim Bakanlığı (MEB)'e bağlı anaokullarında ve anasınıflarında okul öncesi eğitime devam eden çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın nicel boyutunda 618 katılımcıya, nitel boyutunda ise 70 katılımcıya ulaşılmıştır. Araştırmanın veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından geliştirilen "Çocuk Haklarına İlişkin Ebeveyn Algı Ölçeği (ÇHİEAÖ)" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırmada SPSS bilgisayar paket programı kullanılmıştır. Nicel verilerin analizi için normallik testine başvurulmuş ve verilerin normal bir dağılım sergilemediği görüldüğünden non-parametrik testlerden Mann- Whitney U Testi ve Kruskal- Wallis H testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin analizinde ise içerik analizine başvurulmuştur. Araştırmanın sonucunda; ebeveynlerin çocuk haklarına ilişkin algılarında yaş ve bilgi sahibi olma değişkenlerinin anlamlı farklılık gösterdiği ancak cinsiyet, öğrenim durumu, meslek ve sosyoekonomik düzeyi değişkenlerinde anlamlı farklılığın olmadığı ve nitel sonuçların nicel sonuçları destekler nitelikte olduğu tespit edilmiştir.
36-72 aylık çocukların ev matematik ortamlarının incelenmesi
Çocukların ileri yaşlardaki matematik başarısını etkileyen bazı unsurlar bulunmaktadır. Matematik becerilerine etki eden bu unsurlardan biri evin matematik ortamıdır. Bu kapsamda "36-72 aylık çocukların ev matematik ortamı nasıldır?" ve "ebeveynlerin çocuklarının matematik becerilerine yönelik algıları nelerdir?" sorularına cevap aranmıştır. Araştırma kapsamında, Niklas vd.(2016) tarafından geliştirilen "Evin Aritmetik Ortamı Tarama Aracı (EAOTA)" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Matematiğe Yönelik Yeterlik Algıları Ölçeği (MYYAÖ)"nden elde edilen puanların güvenirlik ve yapı geçerlilikleri, 375 ebeveynden oluşan örneklem grubunda incelenmiş, elde edilen puanların geçerli ve güvenilir sonuçlar verdikleri görülmüştür. Ebeveynlerin, çocuklarına evde çoğunlukla "inşa oyuncakları ve bloklar, matematik temelli oyuncaklar, matematik temelli ev aktiviteleri," vb. materyaller sağlarken; "telefon/tablet uygulamaları, matematik kavramlarının yer aldığı televizyon programları, origami temelli oyun/oyuncaklar" vb. materyalleri daha az sağladığı görülmüştür. Ebeveynlere göre çocuklar evde çoğunlukla "nesneleri sayma/düzenleme/sınıflama, şekilleri tanıma/eşleştirme yapma, nesneleri sıraya koyma, "Orada kaç nesne var?" gibi sorular sorma vb." etkinlikler yaparken, en az "hesap makinesi ile oynama, harita kullanma, takvim kullanma" vb. etkinlikler yapmaktadırlar. Hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına göre çocukların yaşının ve kendine ait bir odasının olmasının hem EAOTA hem de MYYAÖ toplam puanlarındaki varyansın anlamlı bir açıklayıcısı olduğu sonucuna ulaşılırken, daha önce anaokulu/anasınıfına gitmiş olmanın sadece MYYAÖ'nün, sosyo-ekonomik düzeyin (SED) ise sadece EAOTA toplam puanlarındaki varyansın anlamlı bir açıklayıcı olduğu görülmüştür. Evin matematik ortamının değişkenleri olduğu varsayılan; "evin aritmetik ortamı, matematik yeterlik algıları, matematik temelli araçlar ve matematik temelli etkinlikler" ile kurulan modeller için yapılan yol analizinde kurulan her iki modelin kabul edilebilir uyum iyiliği indekslerine sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır.
Evli bireylerin evlilikte problem çözme becerilerinin duygusal zeka ve algılanan ebeveyn ilişkisi yönünden incelenmesi
Bu çalışma, evli bireylerin evlilikle ilgili problemleri çözme becerilerinde, duygusal zeka ve algılanan ebeveyn ilişkisinin yordayıcı olup olmadığını belirlemek amacıyla, 342 (226 kadın, 116 erkek) evli birey üzerinde yürütülmüştür. Araştırma ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir. Veriler internet üzerinden toplanmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Evlilikte Problem Çözme Ölçeği", "Duygusal Zeka Özelliği Ölçeği – Kısa Form" ve "Algılanan Ebeveyn İlişkisi Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler, IBM SPSS Statistics 22 paket programında, bağımsız örneklem t testi, iki yönlü ANOVA, çoklu doğrusal regresyon ve hiyerarşik regresyon yöntemleri ile analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, evlilikte problem çözme becerileri; evlilik süresine, çocuk sahibi olunmasına, çatışmayı kimin başlattığına ve kişinin eşinde sağlıkla ilgili bir problem olmasına göre anlamlı biçimde farklılaşmaktayken; cinsiyete, yaşa, çalışma durumuna ve kişinin kendisinde sağlıkla ilgili bir problem olmasına göre anlamlı biçimde farklılaşmamaktadır. Aynı zamanda evlilikte problem çözme becerilerinin evlilik süresine, çocuk sahibi olunması ve çatışmayı kimin başlattığına göre farklılaşmasında, yaş ve çalışma durumuna göre farklılaşmamasında cinsiyetin etkisinin olmadığı görülmektedir. Evli bireylerin evlilikle ilgili problemleri çözme becerilerinin, algılanan anne ilgisiz, koruyucu ve demokratik tutum ile anlamlı ilişkisi olduğu; algılanan anne otoriter ve bağımlı tutumla ise anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmektedir. Evlilikle ilgili problemleri çözme becerilerinin, algılanan baba otoriter, ilgisiz, koruyucu ve demokratik tutumla anlamlı ilişkisi olduğu; algılanan baba bağımlı tutumla ise anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmektedir. Ayrıca evlilikte problem becerilerini, duygusal zeka birinci sırada, algılanan ebeveyn ilişkilerinden anne demokratik ve bağımlı tutumlar ikinci sırada yordamaktayken; algılanan baba ebeveyn ilişkileri yordamamaktadır. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılarak klinisyenlere ve sonraki araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur.
Genç yetişkinlerde anne baba algısı ile sosyal kaygı ilişkisinde öğrenilmiş güçlülüğün aracı etkisi
Bu çalışmada, genç yetişkinlerin anne baba algısının sosyal kaygı ile doğrudan etkisinin ve aracı değişken olarak ele alınan öğrenilmiş güçlülük üzerinden dolaylı etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Samsun ilinde yaşayan, anne babası hayatta olan 20-40 (ort.= 28.18, ss=.36) yaşları arasındaki 250 (121 kadın, 129 erkek) genç yetişkin katılmıştır. Veri toplama araçları olarak: Kişisel Bilgi Formu, Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği (LSKÖ), Robbins Anne Baba Algı Ölçeği ve Rosenbaum Öğrenilmiş Güçlülük Ölçeği (RÖGÖ) uygulanmıştır. Veriler SPSS 23.0'de düzenlenmiş ve genç yetişkinlerde anne baba algısı ile sosyal kaygı arasındaki ilişkide öğrenilmiş güçlülüğün aracı etkisinin incelenmesi amacıyla Lisrel 8.71 programından yararlanılarak yapısal model test edilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre öğrenilmiş güçlülük, anne baba algısı ile sosyal kaygı arasında tam aracılık görevi görmektedir. Bu sonuçlar, çalışmaya katılan genç yetişkinlerin öğrenilmiş güçlülüklerinin anne baba algıları ve sosyal kaygıları ile ilişkili olduğunu ve bu iki değişken arasındaki ilişkide aracı etkisinin olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmada tüm sonuçlar literatür ışığında tartışılmış, sosyal kaygı yaşayanlara, psikolojik danışma ve psikoterapi yürütenlere önerilerde bulunulmuştur.
Ergenlerde anne baba algısı uyum düzeyi ve problemli internet kullanım ilişkisinin incelenmesi
Teknolojinin hızla ilerlemesi ile birlikte internetin kullanımı da hayatın vazgeçilmez gerekliliklerinden biri olmuştur. Özellikle risk grubu olarak ergenlerde internet kullanım sıklığı ve buna bağlı olarak problemli internet kullanımı her geçen gün artmaktadır. Bu çalışmada problemli internet kullanımı ile ergenlerin anne baba algısı ve uyum düzeyi arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını araştırmak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2016- 2017 eğitim ve öğretim yılında İstanbul ili Avcılar ilçesinde liselerde eğitim gören 9. 10. 11. ve 12. sınıf 400 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma da Kişisel Bilgi Formu, Robbins Anne Baba Algı Ölçeği, Reynolds Ergen Uyum Envanteri, Problemli İnternet Kullanım Ölçeği kullanılmıştır. Problemli İnternet Kullanımı artarken Anne Baba Algısı azalmaktadır. Problemli İnternet Kullanımı ile Anne Baba Algısı arasında zayıf ve ters ilişki bulunmuştur.
Ebeveynden algılanan psikolojik kontrol ve depresyon ilişkisinde ontolojik iyi oluşun aracı rolü
Anne babaların çocuk ve ergenlerin gelişimindeki ve yetişmesindeki önemi birçok araştırmada ortaya konu olmuştur. Son zamanlarda ebeveyn kontrolü de literatürde önemli bir konu olarak yer almaktadır. Bu çalışmada ergenlerde ebeveyn kontrolünün alt boyutlarından olan psikolojik kontrol ve depresyon ilişkisinde ontolojik iyi oluşun aracılık etkisi incelemektedir. Bu doğrultuda gerekli izinler alındıktan sonra 18-23 yaş aralığındaki 445 ergen araştırma kapsamına dahil edilmiştir. Katılımcılara Sosyodemografik Bilgi Formu Psikolojik Kontrol Ölçeği, Ontolojik İyi Oluş Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği uygulanmış olup. Elde edilen veriler Yapısal Eşitlik Modeli ve Korelasyon analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonunda elde edilen yapısal modelde, ebeveynden algılanan psikolojik kontrolün ontolojik iyi oluş üzerinden depresyona yaptığı etkinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca korelasyon analizinde; ebeveynden algılanan psikolojik kontrolün depresyonla ilişkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.
Yeme bozukluğu tanısı almış hastaların ebeveynden algılanan psikolojik kontrol, kişilik bozuklukları ve yeme tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı yeme bozukluğu hastalarının ebeveynlerinden algıladıkları psikolojik kontrol düzeylerinin ve kişilik bozuklukları düzeylerinin demografik özellikler bakımından incelenmesi oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği'ne başvuran ve yeme bozukluğu tanısı alan 119 hastadan oluşmaktadır. Katılımcılara demografik bilgi formunu, Psikolojik Kontrol ölçeği, Rezzy Yeme Bozuklukları Ölçeği ve Coolidge Eksen II Envanteri uygulanmıştır. Verilerin analizi SPSS 22.0 istatistik paket programı kullanılarak yapılmıştır. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotların (Ortalama, Standart Sapma, Medyan, Frekans, Oran, Minimum, Maksimum), yanı sıra niceliksel verilerin normal dağılıma uygunlukları basıklık ve çarpıklık değerlerinin kesme noktaları (sınırları) çarpıklık (Skewness) değerleri ile sınanmıştır. Ölçekler arasındaki ilişki tespitinde Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sorularının test edilmesinde ise çok değişkenli varyans analizi (MANOVA) yapılmıştır. Elde edilen tüm veriler anlamlılık düzeyi p< .05 düzeyinde sınanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, anneden algılanan psikolojik kontrol ile yeme bozukluğu arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Anneden algılanan psikolojik kontrolün cinsiyete göre, babadan algılanan psikolojik kontrolün ise cinsiyet ve yaşa göre anlamlı farklılık gösterdiği bulgusu elde edilmiştir. Anneden algılanan psikolojik kontrol ile narsistik ve obsesif kompulsif bozukluk arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Kişilik bozuklukları düzeyleri demografik özellikler bakımından incelendiğinde ise yaşa göre farklılık gösterdiği bulgusu elde edilmiştir.
Algılanan ebeveyn tutumları ve benlik algısı ile alkol madde kullanımı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı algılanan ebeveyn tutumları ve benlik algısı ile alkol madde kullanımı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu sebeple Demografik Bilgi Formu aracılığı ile elde edilen bilgilerin alkol madde kullanımı ile ilişkilerinin incelenmesi de amaçlanmaktadır. Araştırmada 18 – 30 yaş aralığında yer alan 314 kadın, 133 erkek katılımcı toplamda 447 kişi yer almaktadır. Katılımcılara sırasıyla Bilgilendirilmiş Onam Formu, Demografik Bilgi Formu, Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği, Sosyal Karşılaştırma Ölçeği ve Michigan Alkolizm Madde Tarama Testi uygulanmıştır. Elde edilen veriler Pearson Korelasyon Analizi, Bağımsız örneklem t testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Regresyon analizleri kullanılarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre algılanan ebeveyn tutumları ile alkol madde kullanımı ve benlik algısı ile alkol madde kullanım arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmazken, benlik algısı ile algılanan ebeveyn tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki görülmüştür. Anlamlı görülen bu modelde ebeveyn tutumlarından olan anne duygusal sıcaklık, baba duygusal sıcaklık ve anne aşırı koruyuculuk alt boyutları yordayıcı parametreler olarak görülmüştür. Anne duygusal sıcaklık, baba duygusal sıcaklık ile benlik algısı puanları arasında pozitif, anne aşırı koruma ile benlik algısı arasında negatif bir ilişki olduğu bulunmuştur. Katılımcıların cinsiyetlerine, yaşlarına, eğitim ve medeni durumlarına göre alkol madde kullanımı incelendiğinde, Alkol madde kullanımının cinsiyete, eğitim durumuna göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı, medeni duruma göre ise farklılaşmadığı görülmüştür. Ek olarak yaş değişkeni ve alkol madde kullanımı arasında bir ilişki olmadığı da görülmüştür. Cinsiyete göre bakıldığında kadınlara oranla erkeklerin MATT ölçek ortalama puanları daha fazlayken, eğitim durumu değişkeninde ise lise mezunlarının, üniversite ve yüksek lisans/doktora mezunlarına göre MATT ölçek ortalama puanlarının daha fazla olduğu görülmüştür. Mevcut çalışmadan elde edilen sonuçlar literatür çerçevesinde tartışılmıştır.
Ergenlikte anne baba algısının ergenin ontolojik iyi oluşuyla ilişkisinin boylamsal olarak incelenmesi
Bu araştırmada ergenlik döneminde ergen tarafından algılanan anne baba tutumlarının (anne baba katılımı, anne baba yakınlığı ve anne baba özerklik desteği) ergenin ontolojik iyi oluşuyla ilişkisi boylamsal olarak incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 15-17 yaş arası 116'sı kadın 102'si erkek olmak üzere 218 ergen oluşturmaktadır. Araştırma verileri birer yıl arayla üç yıllık bir zaman diliminde toplanmıştır. Araştırma verileri 'Kişisel Bilgi Formu', 'Anne Baba Algısı Ölçeği' ve 'Ontolojik İyi Oluş Ölçeği' kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde çalışmanın amacına uygun olarak, ergenlik döneminde bireylerden üç farklı zamanda alınan ölçümlerin ölçme değişmezliği analizi ve bu ölçümlerin zaman içindeki değişimini incelmek için de örtük büyüme analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, üç farklı zamanda ölçüm yapılan tüm değişkenlerin ölçme eşdeğerliği sağlanmıştır. Örtük büyüme analizlerinin sonuçlarına göre, anne yakınlığı her iki cinsiyet için de ergenlerin ontolojik iyi oluş düzeylerindeki değişimi yordamaktayken, anne katılımı ve anne özerklik desteği değişimi yordamamaktadır. Baba katılımı her iki cinsiyet için de değişimi yordamaktadır. Ayrıca algılanan baba yakınlığı ve baba özerklik desteği kadın ergenlerin ontolojik iyi oluş düzeylerini başlangıçta yordarken, yıllar içinde ortaya çıkan içindeki değişimi yordamamaktadır. Erkek ergenler içinse algılanan baba yakınlığı ve baba özerklik desteği hem başlangıçta hem de yıllar içindeki değişimi yordamaktadır. Bulgular alanyazın ışığında tartışılmış, çalışmanın sınırlıkları dikkate alınarak araştırmacılara ve uygulayıcılara önerilere sunulmuştur.
Ebeveyn tutumları ile tanrı algısı arasındaki ilişki: Uluslararası imam-hatip lisesi öğrencileri üzerine bir araştırma
Aile içindeki ilişkiler, bireylerin din ve değer sistemlerinin, inançlarının ve davranışlarının temellerinin atıldığı en önemli çevreyi oluşturur. Uluslararası imam-hatip lisesi öğrencileri, farklı kültürlere mensup ve çeşitli dini değerler taşıyan, bununla birlikte taşıdıkları bu değerleri Türk dini eğitim sistemine dahil olarak etkileşim haline bürünmüş bir grup öğrenci topluluğudur. Bu bağlamda, farklı kültürel geçmişlere sahip ailelerin çocukları olarak, bu bireylerin Tanrı algıları ve dindarlık düzeyleri üzerinde ebeveyn tutumlarının nasıl bir yansıma gösterdiği, toplumda dini algıların farklılaşmasında önemli bir etken olabilir. Bu araştırma, özellikle uluslararası öğrenciler üzerinde bu etkilerin ne şekilde ifade bulduğunu anlamayı amaçlamaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi benimsenmiş olup, ebeveyn tutumları ile öğrencilerin Tanrı Algıları ve Dindarlığın inanç, ibadet-sosyal hayat alt boyutlarıyla arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, İstanbul ve Ankara'da bulunan öğrenim gören yabancı uyruklu 296 kız lise öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler, Ebeveyn Tutumları Ölçeği, Tanrı tasavvuru ölçeği, Dindarlık ölçeği ölçme araçları kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler homojen olmadığı ve normallik dağılımı göstermediği için SPSS-26 programında, Non-parametrik testlerden Kruskal Wallis-H Testi, Mann Whitney-U testi ve Spearman Korelasyon testi kullanılmıştır. Bununla birlikte değişkenler arasında var olan ilişkileri görebilmek adına çok değişkenli doğrusal regresyon uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda, Uluslararası imam-hatip lisesi öğrencilerinin dindarlığın inanç alt boyutuna çok yüksek düzeyde sahip oldukları, ibadet ve sosyal hayat alt boyutuna ise orta düzeyde sahip oldukları tespit edilmiştir. Aşırı koruyucu ebeveyn tutumuna sahip bireylerin dindarlık alt boyutları ve Tanrı algıları ile istatiksel olarak olumlu veya olumsuz ilişkisinin görülmediği; duygusal sıcaklık içeren tutum sergileyen ebeveynlere sahip bireylerin, dindarlığın inanç, ibadet ve sosyal hayat alt boyutları ve Tanrı'yı sevgi odaklı algılaması ile pozitif; reddedici ebeveyn tutumuna sahip bireylerin ise dindarlığın inanç, ibadet ve sosyal hayat boyutlarıyla negatif bir ilişki içinde olduğu ve bu tutumun bireyin korku ve ceza yönelimli Tanrı algısı oluşturmasına sebep olduğu anlaşılmaktadır.
12-15 yaş arası ergenlerin zorbalık davranışı ile ebeveynden algıladıkları psikolojik kontrol arasındaki ilişkide olumsuz otomatik düşüncelerin aracı rolünün incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın temel amacı, 12-15 yaş arası ergenlerin ebeveynlerinden algıladıkları psikolojik kontrolün zorbalık davranışı üzerindeki etkisinde olumsuz otomatik düşüncelerin medyatör (aracı) rolünün incelenmesidir. Bunun yanı sıra katılımcıların algıladıkları psikolojik kontrol, zorbalık davranışı ve olumsuz otomatik düşünce düzeylerinin sosyodemografik verilere göre farklılaşıp farklılaşmadığı da araştırılmıştır. Yöntem: Araştırmaya İstanbul'un Küçükçekmece ilçesinde bulunan özel okulların ve devlet okullarının 6.,7. ve 8. sınıflarında okumakta olan toplam 397 (211'i kız, 186'sı erkek) ergen katılmıştır. Veriler Sosyodemografik Özellikler ve Veri Formu, Psikolojik Kontrol Ölçeği, Olumsuz Otomatik Düşünceler Ölçeği ve Çocuğun Sosyal Davranış Ölçeği- Kişisel Bildirim aracılığıyla toplanmıştır. Bulgular: Araştırma bulgularına göre, babadan algılanan psikolojik kontrol ve zorbalık davranışı arasındaki ilişkide olumsuz otomatik düşüncelerin kısmi medyatör (aracı) etkisinin olduğu saptanmıştır. Sosyodemografik verilere göre yapılan analizlerde ise katılımcıların psikolojik kontrol, zorbalık davranışı ve olumsuz otomatik düşünce düzeylerinin yaş, cinsiyet, okul türü, sınıf, kardeş sayısı ve doğum sırası değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. Sonuç: Söz konusu ilişkideki kısmi aracı etkinin, zorbalık davranışının hem bilişsel süreçlerden hem de ebeveyn davranışlarından etkilendiğini göstermesi bakımından alan yazına katkısı olacaktır. Anahtar Kelimeler: psikolojik kontrol, zorbalık davranışı, olumsuz otomatik düşünceler, ergenlik.
9. ve 11. sınıf öğrencilerinde algılanan anne baba tutumu ile yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada, lise öğrencilerinde algılanan anne baba tutumları ile yaşam doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Öğrencilerin yaşam doyumunun yordanmasında anne baba tutumlarının etken bir rolü olup olmadığı, varsa eğer nasıl bir rolü olduğu, çeşitli demografik değişkenler de dahil edilerek araştırılmış, bu yönde nicel bir yöntem olarak anketlerin uygulanmasıyla veri toplanmış ve sonrasında anketler istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Uygulama sırasında öğrencilere kişisel bilgi formu, algılanan anne baba tutumunu değerlendirme ölçeği ve yaşam doyumu ölçeği verilmiştir. Araştırmada kullanılan 26 maddelik Anne Baba Tutumunu Değerlendirme Ölçeği (ABTDÖ)'nde her madde anne ve baba için ayrı ayrı cevaplanıp ayrı ayrı puanlanmaktadır. Bu ölçeğin Pearson Momentler Çarpımı yöntemiyle ölçülen değişmezlik katsayıları anneler için (.83), babalar için ise (.88) şeklinde bulunmuştur. 5 maddelik yaşam doyumu ölçeğinin güvenirlik katsayısı ise (.88) olarak bulunmuştur. Araştırma bulgularına göre, araştırmanın hipotezini destekler nitelikte, algılanan anne baba tutumlarıyla öğrencilerin yaşam doyumu arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu ilişkiye göre; anne ve babalar demokratik tutum sergilediğinde çocukların yaşam doyumunun yükseldiği, otoriter tutum sergilediklerinde ise yaşam doyumunun azaldığı tespit edilmiştir. Bu ilişkide çocukların yaşam doyumunu ve anne baba tutumlarını etkileyen başka değişkenler de ele alınarak analiz ve değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Psikolojik iyi oluş, Yaşam doyumu, Ergenlik, Algılanan anne baba tutumu
Yetişkinlerde algılanan farklı anne baba tutumları ile özgüven düzeyleri arasındaki ilişki
Giriş: Anne baba tutumlarının çocuk gelişimi üzerinde önemli etkileri vardır. Anne babanın çocuğa davranışına istinaden çocuk da belli davranış şekilleri geliştirecektir ve kişiliği oluşacaktır. Ebeveynler otoriter bir tutumla çocuklarını eğitiyorlarsa, çocuk da pasif bir birey olarak yetişecektir. Bu tarz çocuklarda özgüven gelişiminde sorunlar ortaya çıkabilir. Ancak aile üyeleri demokratik bir tutumla çocuklarına yaklaşıyorlarsa ve onun bireysel gelişimini destekliyorlarsa, çocuk ileriki yaşamında özgüven sahibi bir yetişkin olabilmektedir. Özgüveni yüksek bireyler, hayatlarındaki olumsuzlukların ve engellerin üstesinden gelebilecek motivasyona sahiptirler. Aynı zamanda yeteneklerinin ve potansiyellerinin farkında kişilerdir. Amaç: Bu çalışma, algılanan anne baba tutumları ve özgüven arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Bu araştırma ile elde edilecek veriler doğrultusunda, anne babanın çocuklarını eğitirken göstermiş olduğu tutum ve davranışların yetişkinlikte kişilerin özgüven düzeyini nasıl etkilediğini göstermek amaçlanmıştır. Bu çalışma sırasında cinsiyetin, ebeveynlerin gelir düzeyinin, kişinin kendi gelir düzeyinin, kişinin kendi eğitim düzeyinin, ailede doğuş sırasının özgüven ile ilişkisine bakılmıştır. Yöntem: Bu çalışmaya, 25 ile 50 yaş arası bireyler katılmıştır. Veriler Türkiye genelinden online olarak toplanmıştır. Çalışmada ölçek olarak ''Kişisel Bilgi Formu'', ''Anne Baba Tutum Ölçeği'' ve ''Özgüven Ölçeği'' kullanılmıştır. Veri analizi SPSS kullanılarak yapılmıştır. Sonuç: Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, demokratik anne baba tutumu kişinin özgüven düzeyine olumlu yönde etki etmektedir. Ancak koruyucu-istekçi tutum ve otoriter tutum kişinin özgüvenine olumsuz yönde etki etmektedir. Kişinin özgüveni cinsiyete göre farklılık göstermemektedir. Ailenin gelir düzeyi ve kişinin özgüveni arasında ilişki bulunmamıştır. Yetişkinin gelir düzeyi ile özgüveni arasında da bir ilişki bulunmamıştır. Yetişkin eğitim düzeyi ile özgüveni arasında ilişki yoktur. Doğuş sırasına bakıldığında en küçük çocuğun özgüveni daha yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Anne Baba Tutumları, Özgüven
18-25 yaş arası genç erişkinlerin madde bağımlılığı ile algılanan ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bağımlılığın bir türü olan madde bağımlılığının oluşmasında bir ya da daha fazla unsurdan söz edilebilir. Bu unsurlar; kişisel, çevresel ve ailesel olabilmektedir. Çocuğun ileriki sosyal hayatında yetkinliğini etkileyen en önemli etken çocuğun kendisine rol model aldığı ebeveynlerinin tutumu ve onlarla kurduğu iletişim biçimidir. Bu araştırmada madde bağımlılığının oluşmasında ebeveyn tutumlarının rolü ele alınmıştır. Bu araştırmanın amacı, 18-25 yaş aralığındaki genç erişkinlerin madde bağımlılığını tespit etmek ve bunun ebeveyn tutumları ile ilişkisini incelemektir. Araştırmaya İstanbul'da yaşayan 283 erkek ve 117 kadın olmak üzere toplam kişi katılım sağlamıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla, Bağımlılık Profil İndeksi(BAPİ), Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği (ÇYTÖ) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin istatistik analizinde IBM SPSS 26.0 paket program kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, madde kullanan kişilerin cinsiyet dağılımı %70,3'si, %29,7'si kadındır. Madde bağımlılığı ile anne baba tutumu arasındaki ilişki incelendiğinde sıkı denetimli/kontrol ebeveyn tutumu ile madde bağımlılığı arasında anlamlı bir ilişki bulunamazken, kabul/ilgi tutumu ile istatistiksel olarak anlamlı, negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur.
Çocukların egzersiz kısıtlılıkları ve faydalarına yönelik ebeveyn algısı anketinin Türkçe versiyonu ve kanserli çocuklara uyarlanması
Çalışmanın amacı Çocukların Egzersiz Kısıtlılıkları ve Faydalarına Yönelik Ebeveyn Algısı Anketinin (ÇEKFY-EAA, Parents' Perceived Children Exercise Barriers and Benefits) Türkçe geçerlik ve güvenirlik analizini ve sonra bu anketin kanser tanısı almış çocuklar için uyarlamasını yapmaktı. Çalışmaya 6-15 yaş grubu tipik gelişen çocuklar dâhil edildi. İlk olarak anketin Türkçe'ye uyarlanması yapıldı. 225 tipik gelişim gösteren çocuk ve ebeveyni çalışmaya dahil edildi. 87 katılımcıda test- tekrar test uygulaması yapıldı. Geçerlik analizi için altın standart olarak Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ) seçildi. Çalışmaya katılan ebeveyne ÇİYKÖ-EF ve ÇEKFY-EAA uygulandı. Çocukların yaşam kalitesi ve ebeveynlerin çocuklarını egzersize desteği arasında anlamlı derece zayıf bir ilişki vardı (r=0,220, p<0,05). Güvenirlik analizi için maddelerin ICC değerleri ve alt başlıkların Cronbach alfa katsayısı ile hesaplandı. ICC değerleri -0,036- 0,926 arasında bulundu. Toplam skorun Cronbach alfa katsayısı test uygulaması için 0,925 ve test-tekrar test için 0,896 bulundu. Geçerlik ve güvenirliği yapılan anketin Kanser Modülü'nü geliştirmek için tanı almış 34 çocuk ve ebeveyni pilot çalışmaya alındı. Ebeveynlere anket sorularının uygun olup/olmadığı soruldu ve gereken bir konu varsa ifade etmeleri istendi. Ebeveynlerin ifadeleri ve fizyoterapistlerin klinik deneyimi ile 10 soruluk Kanser Modülü oluşturuldu. Oluşturulan Kanser Modülü'nün güvenirlik ve geçerliğini analiz etmek için 160 tanı almış çocuk ve ebeveyni çalışmaya alındı. Ebeveynlere Üç Günlük Fiziksel Aktivite Anketi, Semptom Kontrol Listesi ve Görsel Analog Skala uygulandı. Görsel Analog Skalası ile ebeveynin çocuğunu egzersize ne ölçüde yönlendirdiği belirlendi. Geçerlik analizi için Görsel Analog Skalası seçildi. Her iki skor arasında düşük derecede anlamlı bir ilişki bulundu (r=0,359, p<0,001). Anket sorularının ICC değerleri 0,154-0,833 arasında bulundu. Toplam skorunun Cronbach alfa katsayısı test uygulaması için 0,895 ve test-tekrar test uygulaması için 0,857 bulundu. Geliştirdiğimiz ÇEKFY-EAA Kanser Modülü, analiz sonuçlarına göre güvenilirdir ve kanser tanısı almış çocuklarda kullanımı uygundur. Fiziksel aktiviteyi arttırma yollarında etkin bilgiler vereceğini düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: Fiziksel aktivite, fizyoterapistler, tanı, tedavi
Young Ebeveynlik Ölçeği ve Young Şema Ölçeği bağlamında şema alanlarının yeniden değerlendirilmesi: Bir çoklu özellik çoklu yöntem çalışması
Bu çalışmada bireylerin algıladıkları ebeveynlik biçimi ve erken dönem uyum bozucu şemaları bağlamında şema alanlarının yeniden gruplandırılması incelenmiştir. Çalışma grubunu 185'i kadın, 151'i erkek olmak üzere 336 birey oluşturmaktadır. Katılımcıların yaş aralığı 17-63'tür. Araştırmada veri toplama araçları olarak Demografik Bilgi Formu (DBF), Young Şema Ölçeği-Kısa Formu 3 (YŞÖ-KF3) ve Young Ebeveynlik Ölçeği (YEBÖ) kullanılmıştır. Young Ebeveynlik Ölçeği anne formu, baba formu ve Young Şema Ölçeği olmak üzere üç faktörün şema alanlarına etkisinin incelenmesi amacıyla Yapısal Eşitlik Modeli'nde Çoklu Özellik Çoklu Yöntem Analizi uygulanmıştır. Ayrıca literatürde genel kabul gören model ile bu çalışmanın verileriyle ortaya konan model karşılaştırılmıştır. Alt boyutları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla Pearson Korelasyonu uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda erken dönem uyumsuz şemaların, anneye dair algılanan ebeveynik biçiminin ve babaya dair algılanan ebeveynlik biçiminin dört şema alanını anlamlı düzeyde açıkladığı bulunmuştur. (1) ayrılma ve reddedilme alanında kusurluluk, duyguları bastırma, kuşkuculuk, duygusal yoksunluk, kötümserlik, dayanıksızlık, cezalandırıcılık, terk edilme, (2) zedelenmiş özerklik ve kendini ortaya koyma alanında başrısızlık, bağımlılık, yetersiz özdenetim, (3) aşırı tetikte olma alanında kendini feda, boyun eğicilik, iç içe geçme, (4) zedelenmiş sınırlar alanında haklılık, onay arayıcılık, yüksek standartlar şemaları olduğu bulunmuştur.
Birlikte Ebeveynliğe Geçiş Programı'nın (BEGEP) birlikte ebeveynlik algıları üzerindeki etkisi
Bu araştırmada Birlikte Ebeveynliğe Geçiş Programı'nın (BEGEP) evli, bir arada yaşayan, ilk bebeklerini bekleyen çiftlerin birlikte ebeveynliği, romantik ilişki kalitesi, depresyon ve kaygı düzeyleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. BEGEP, ebeveynliğe geçiş dönemindeki çiftlerin birlikte ebeveynlik ilişkisi kurmasını ve geliştirmesini hedefleyen kanıt temelli bir müdahale programıdır. 120-180 dakika arasında süren beş oturumdan oluşmaktadır. Araştırma, Aydın ili Efeler ilçesinde yaşayan seçkisiz atama yoluyla oluşturulan 15 deney ve 20 kontrol grubunda olmak üzere toplam 35 çift ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların yaş ve evlilik süresi ortalaması sırasıyla 30.60 ve 2.58'dir. Araştırmada deney ve kontrol gruplu, öntest-sontest-izleme testli gerçek deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi için Tekrarlayan Ölçümler için ANOVA uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular, BEGEP'in çiftlerin birlikte ebeveynlik düzeyleri üstünde anlamlı bir etkisi olduğunu gösterirken, romantik ilişki kalitesi, depresyon ve kaygı düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkiye rastlanılmamıştır. Sonuç olarak, BEGEP'in etkililiği bilimsel yöntemlerle sınanmış ve çiftlerin birlikte ebeveynliği üzerinde olumlu bir etkisi olduğu bulunmuştur.
9-14 yaş grubu tenis sporcularında algılanan ebeveyn tutumları ile başarı motivasyonu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, 9-14 yaş grubundaki tenis sporcularının, ebeveyn tutumları ve spora özgü motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma genel tarama niteliğinde gerçekleştirilmiş ve örnekleme ulaşılmasında kolayda örnekleme yönteminden yararlanılmıştır. Muğla ilinde tenis sporcuları üzerinde yapılan araştırma örneklemini 188 sporcu oluşturmuştur. Araştırmada gerekli verilerin toplanması için nicel veri toplama tekniklerinden anket yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama formunda 14 soruluk kişisel bilgi formu, Wills (1982) "Spora Özgü Başarı Motivasyon Ölçeği" ve Lamborn, Mounts, Steinberg ve Dornbusch (1991) tarafından geliştirilen "Anne-Baba Tutum Ölçeği" Kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS V22.0 paket programında yapılmıştır. Araştırmada yer alan demografik değişkenler ile farklılıkların incelenmesi için ikili grupların karşılaştırılmasında t-testinden; çoklu grupların karşılaştırılmasında ise ANOVA testinden yararlanılmıştır. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson Korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda; katılımcıların başarılı olmayı istedikleri, başarılı olmak için disiplinli bir çalışma gerektirdiğinin farkında oldukları ve sezon dışında da sporla ilgilendikleri görülmüştür. Spora özgü başarı motivasyonun yaş değişkeni ve milli sporcu olma durumuna göre üç boyutta da; öğrenim durumu ve spor yılına göre güç gösterme güdüsü ve başarısızlıktan kaçınma boyutunda; kardeş sayısına göre yalnızca başarısızlıktan kaçınma boyutunda; sosyo-ekonomik duruma göre başarıya yaklaşma güdüsü ve başarısızlıktan kaçınma boyutunda; anne-babanın müsabaka/antrenman izlemeye gelme durumuna göre güç gösterme güdüsü ve başarıya yaklaşma güdüsü boyutunda; anne-babanın sporda destekleme durumuna göre yalnızca güç gösterme boyutunda anlamlı farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Korelasyon analizi sonucuna göre de, güç gösterme güdüsünün, anne-baba tutumlarının hepsiyle; başarıya yaklaşma güdüsü alt boyutu ile de anne baba tutumunun yalnızca psikolojik özerklik arasında pozitif yönlü ilişki bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Spor, Tenis, Sporda Motivasyon, Başarı Motivasyonu, Ebeveyn Tutumu
Investigating the relationship between the fear of negative evaluation and the perceived parental attitudes with perception of the self-efficacy of the 3rd and 4th grade elementary school students
My primary goal while preparing this treatise is to detect the the form of the connection between sensed mother's and father's behaviors of the 3rd and 4th grade elementary school students, and their fear of negative evaluation levels, gender and belief of self efficacy. The study was conducted with 403 students in Yavuztürk Elementary School in Üsküdar, İstanbul in the period of 2018-2019. Students were asked to fill out some forms within the scope of this work, which are explained as follows. "Personal Information Form" which is prepared by the writer was applied to obtain informations about the structure of populations of the pupils, the "Parenting Attitude Scale"which adapted by Yılmaz (2000) was given to find pupil's sensed parent's behaviors, "The Fear of Negative Evaluation Scale" adapted by Erkan (2002) was filled by the children to be informed about the fear levels of the pupils were assessed, and "Self-Efficacy Scale" for children developed by Çetin (2007) was runned to get an idea about self efficacy sensation of the primary school pupils. Informations accessed through forms were analyzed by "SPSS 16.0." For assessing the results obtained from the forms, descriptive statistics methods were primarily preferred. We took the significance level as .05. while evaluating the datums. We benefited from; "independent sample t test" for binary group comparisons, from "ANOVA" for "multiple comparisons", from "pearson moment product correlation" and "multiple regression assessment techniques" for the feature of the connection of dependent and independent factors. At the end of the work we discovered that there is considerable intercourse between mother's and father's behaviors and self efficacy, while there was no meaningfull intercourse among the self efficacy and fear of negative evaluation and gender. However; considerable intercourse among parental attitudes and fear of negative evaluation; the gender and parent's behaviors and fear of negative evaluation in favor of girls. Last of all, positive mother's and father's manners and acceptance of their children and showing interest; raise the self-perception and decrease the fear of being appraised. Parent's authoritarian-rigid attitudes, the constant control of children adversely affect the self-efficacy perception, and negative the fear of being assessed in an unfavourable manner. Key Words: Parental attitudes, social concern or fear, fear of evaluation, self-efficacy.
Disease perception among mothers of children with PKU
Research made use of the participant-observation method, together with formal and informal interviews at Istanbul PKU Family Association, the Metabolic Clinic of Adana Balcalı Hospital in Turkey and Istanbul Çapa Hospital. Interviews were carried out with mothers of PKU patients in various cities. The research purpose was to highlight mothers' understanding of their children's condition in terms of disease perception, including observations from the formal and informal interviews. Research aim was to provide mothers' view towards the disease, explaining how they respond to their situation in order to fashion meaning. Beliefs and expectations tend to impact patients' and families' life qualities, together with their social and cultural statuses in terms of social roles and responsibilities in the society as active individuals and this at times creates a placebo effect. Harmony of mind, body and spirit is crucial. Meaning-making mechanisms, together with perception and its determinants, connections and relations between them are noted as the main determinants of disease perception. Difference between eastern and western region of Turkey has been noted when comparing determinants of disease perception: A difference in social habitus, structural differences in the medical systems -issues of structural violence, socio-economic levels, gender discrimination, diversity of patient cultural and ethnic background, the need to grasp patient needs and importance of right approach, mistrust in medicine, ability to acknowledge and respect patient and family subjectivities, human capital, income deficiencies- have been noted. Notions of food and culture, connections and relations between the two have been investigated and problematized within the framework of the research objective.
Velilerin okul yöneticillerini algılama biçimlerinin eğitim kademelerine göre karşılaştırılması
Bu araştırma ile resmi okul öncesi ve ilköğretim okullarında velilerin okul yöneticilerine yönelik tutumlarının belirlenmesi ve eğitim kademelerine göre karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırma; giriş, literatür, yöntem, bulgular,sonuç-tartışma ve öneriler bölümünden oluşmaktadır.Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır.Araştırmanın evrenini 2013-2014 eğitim öğretim yılında İstanbul İli Ümraniye İlçesinde bulunan resmi devlet okullarında eğitim gören öğrencilerin velileri oluşturmaktadır.Araştırmanın örneklemini ise 2013-2014 eğitim öğretim yılında İstanbul İli Ümraniye İlçesinde bulunan resmi devlet okullarının içinden rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 380 öğrenci velisi oluşturmaktadır. Araştırmada 292 kadın 88 erkek veli yer almaktadır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; velilerin cinsiyetine yönelik algılar önemli ölçüde farklılaşmamaktadır. Sadece "Velilere her zaman kapısı açıktır " maddesine kadın veliler daha olumlu görüş belirtmişlerdir.Yaşa göre elde edilen bulgularda 31-40 yaş grubu veliler çoğunlukla daha olumlu görüş belirtmişlerdir.Velilerin çocuklarının öğrenim kademesine göre sonuçlarda genellikle okul öncesi velilerinin okul yöneticilerine karşı daha olumlu görüş belirttikleri anlaşılmıştır.Velilerin sahip oldukları çocuk sayısı arttıkça okul yöneticisine karşı tutumlarının olumsuz yönde değiştiği görülmüştür. Ayrıca okul yöneticisini tanıyan veliler daha olumlu yönde görüş belirtmişlerdir.
Okul öncesi çocuklarının karakter ve karakter özelliklerine ilişkin veli ve öğretmen görüşlerinin incelenmesi
Karakter özelliklerinin kazanılmasında okul öncesi dönemdeki yaşların temel olduğu bilinen bir gerçektir. Karakter gelişimi ailede başlamakta olup okul ile resmi bir boyut kazanmaktadır, bu nedenle velilerin ve okulun birbirini destekleyecek nitelikte olması son derece önemlidir. Bu desteğin belirlenmesi için velilerin ve öğretmenlerin bu konudaki fikirlerini bilinmesi gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı okul öncesi çocuklarının karakter ve karakter özelliklerine ilişkin veli ve öğretmen görüşlerinin incelenmesi olarak belirlenmiştir. Karma araştırma yöntemi ile hazırlanan bu araştırmanın çalışma grubunu 2013-2014 eğitim öğretim yılında Adıyaman ili merkez ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı yedi bağımsız anaokulu, bir özel anaokulu ve dokuz ilkokula bağlı anasınıflarında görev yapan okul öncesi öğretmenler (n=78) ve bunların sınıflarında bulunan çocukların velileri (n=79) oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formları ile elde edilmiştir. Araştırmanın verileri Mann- Whitney U-testi ve Kruskal Wallis H testi ve içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, okul öncesi öğretmenleri ve velilerin çocukların karakter özelliklerine ilişkin görüşlerinde anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Ancak karakter kavramı ile ilgili görüşlerinde farklılıklar ortaya çıkmıştır. Ayrıca, karakter özellikleri bakımından çocuklarda gözlemledikleri ve beklentileri konusunda da velilerin ve öğretmenlerin farkı görüşler belirttikleri ortaya çıkmıştır. Bulgular sonucunda, velilerin çocuklarının karakter özelliklerinin gelişiminde öncelikli sorumluluğu kendilerinde gördükleri ortaya çıkmıştır. Bununla beraber, öğretmenler çocukların karakter özelliklerinin gelişiminde velilerin rolü hakkında farklı görüşler dile getirmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Karakter ve karakter özellikleri, okul öncesi eğitim, veli, öğretmen
Okul öncesi çağındaki çocukların teknoloji kullanımı hakkında ebeveyn görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırma ebeveynlerin okul öncesi dönem çocuklarının teknoloji kullanımına yönelik görüşlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda ebeveynlerin okul öncesi dönem çocuklarının teknoloji kullanımına yönelik düşüncelerinde ebeveynlerin cinsiyetine, çocukların devam ettikleri okul türü, ebeveynlerin yaş aralığı, ebeveyn öğrenim durumu, evde internet bağlantısı, ebeveynlerin bilgisayar kullanım sıklığı ve çocukların bilgisayar kullanım sıklığı değişkenlerine göre farklılaşma olup olmadığı incelenmiştir. Bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeline göre desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini okul öncesi dönemde çocukları olan ebeveynler oluşturmaktadır. Bu çalışmada verilerin toplanması için örneklem, Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile irtibata geçilerek şehir merkezindeki anaokulları ve anasınıflarından olasılık temelli örnekleme yöntemlerinden rastlantısal kümeleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırmanın örneklemini 314 ebeveyn oluşturmaktadır. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen Okul Öncesi Çağındaki Çocukların Teknoloji Kullanımı Hakkında Ebeveyn Görüşleri Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda ebeveynlerin okul öncesi dönemde teknoloji kullanımında aile rehberliğine önem verdikleri, çocukların sıklıkla teknolojik aletler kullanmalarının onların fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimlerini olumsuz etkilediklerini düşündükleri tespit edilmiştir. Ayrıca ebeveynlerin çocuklarının teknolojik alet kullanma becerilerinin iyi olduğunu ifade ettikleri görülmüştür. Ebeveynlerin görüşlerinin teknoloji kullanım alanları alt boyutunda erkek ebeveynler lehine farklılık gösterdiği, teknolojinin faydaları alt boyutunda özel anaokullarına giden çocukların ebeveynleri lehine farklılık gösterdiği, ebeveynlerin yaş aralığı değişkenine göre herhangi bir anlamlı farklılığın olmadığı, internet bağlantısı değişkenine göre teknoloji kullanım alanları alt boyutunda internet bağlantısı olanlar lehine farklılık gösterdiği, ebeveynlerin bilgisayar kullanma değişkenine göre öneriler alt boyutu dışındaki diğer beş alt boyutta farklılık gösterdiği ve çocukların bilgisayar kullanımı değişkenine göre sadece teknoloji kullanım alanları alt boyutunda farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi dönem, teknoloji kullanımı, ebeveyn görüşleri
60 - 72 ay arasındaki okul öncesi dönem çocuklarının aile algılarının incelenmesi üzerine bir durum çalışması
60-72 ay arasındaki okul öncesi dönem çocuklarının aile algılarının incelenmesi üzerine bir durum çalışması Okul öncesi dönemde çocukların çevrelerini keşfetme sürecindeki en yakın kurum ailedir. Bu küçük birim, temel alışkanlıkların kazanıldığı ve öğrenmenin en yoğun olduğu bu dönemde çocuk için çok önemlidir. Bu nedenle çocukların aile algılarının bilinmesi, sağlıklı bireyler olarak yetiştirilmelerinde faydalı olacak etmenlerden biridir. Bu araştırmada, 60-72 aylık okul öncesi dönem çocuklarının ailelerine ilişkin düşünce ve algılarının; cinsiyet, kardeş durumu, anne-baba eğitim seviyesi, aile yapısı ve okul öncesi eğitim kurumundaki yılına göre nasıl farklılaştığı, çizimler ve çizimlere yüklenen anlamlar arasındaki ilişkiler ortaya konmaya çalışılarak incelenmiştir. Araştırma nitel bir araştırma olup durum çalışması yöntemi ile yapılmıştır. Çalışmanın çalışma grubu 2014-2015 eğitim öğretim yılında Trabzon'da 3 okul öncesi eğitim kurumunda öğrenim görmekte olan 40 çocuk oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, anne-baba-çocuk ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ve çocuklara çizdirilen aile konulu resimler ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler incelendiğinde, kız çocuklarının erkek çocuklarına göre, kardeşi olmayan çocukların kardeşi olan çocuklara göre, anne-baba eğitim seviyesi yüksek ve ortaöğretim olan çocukların anne-baba eğitim seviyesi ilköğretim olan çocuklara göre, tam aileye sahip çocukların parçalanmış aileye sahip çocuklara göre ve okul öncesi eğitim kurumunda 1. yılı olan çocukların 2 ve üzeri yılı olan çocuklara göre aile algılarının daha olumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Aile resmi, aile algısı, okul öncesi dönem.