Ekmeklik buğday
Bu konu başlığı altında 58 tez
Kadmiyumun bazı serin iklim tahıllarında çimlenme ve moleküler düzeydeki etkileri
Bu çalışmada, bazı serin iklim tahıllarının tohumlarının çimlenmesinde 3 farklı molaritede (1 mM, 2 mM ve 3 mM) uygulanan kadmiyum ağır metal stresinin tohumların çimlenme fizyolojisindeki etkilerinin araştırılması hedeflendi. Bunu belirlemek için kadmiyumun bitkilerin çimlenebilen tohumlarının morfolojik özellikleri ve DNA'ları üzerindeki etkileri analiz edildi. Çalışmada ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.), makarnalık buğday [Triticum turgidum (L.) Tell. convar. durum (Desf.) Mackey], arpa (Hordeum vulgare L.) çeşidi ve atasal buğday türlerinden [Triticum monococcum L. ssp. Monococcum (Siyez), Triticum turgidum L. ssp. dicoccon (Schrank) Thell. (Gernik) ve Triticum spelta L. (Dinkel)] üçer adet analiz edildi. Çimlenebilen tohumlarda morfolojik özellik olarak kök sayısı, kök ve sürgün uzunlukları kullanıldı. Elde edilen bulgulara göre, tüm molarite ve çeşitlerde çimlenme yüzdelerine göre en yüksek oranlar Golia, Kızıltan 91, Aida ve Dinkel'de gözlendi. Stres tolerans indeks (STİ) değerlerine göre yüksek tolerans gösteren çeşitler Bayraktar, Çıfçıklı, Ovidio, Çeşit 1252, İnce 04, Aida ve Gernik olarak öne çıkmaktadır. Morfometrik verilerde gözlenen varyansın iki yönlü ANOVA sonuçlarına göre çalışmada uygulanan dozların etkisinin çok büyük olduğunu ancak çeşitlerin etkisinin dozlara göre daha düşük olmakla beraber etkilerinin büyük olduğunu gösterdi. Atomik absorpsiyon spektroskopi (AAS) sonuçlarına göre bitkilerde kadmiyum birikiminin yüzde olarak sürgünlere göre köklerde daha fazla olduğu gözlendi. Moleküler analizler için kullanılan 5 İnter Simple Sequence Repeat (ISSR) primeri toplam 92 polimorfik lokus ve toplam 13179 adet bant üretti. ISSR moleküler belirteçleri ile kadmiyumun kontrol grubuna göre deney gruplarının tümünde DNA üzerinde değişikliklere neden olduğu tespit edildi. ISSR PCR verilerine göre hesaplanan genetik uzaklık verilerine göre aritmetik ortalamalı ağırlıksız çift grup yöntemi (UPGMA) kullanılarak oluşturulan dendrogram çalışmada kullanılan buğday ve arpaların filogenetik ilişkilerini açık bir şekilde göstermektedir. Düşük konsantrasyonlarda bile olsa kadmiyumun bir ağır metal olarak insan ve diğer canlıların sağlığını uzun vadede olumsuz şekilde etkileyebileceğinden besin zincirine katılmasının önüne geçilmesi için gerekli tedbirlerin alınması gereklidir. Sonuç olarak bitkilerin tohumlarının çimlenme fizyolojileri, kök ve sürgünlerin büyüme ve gelişmesinde kadmiyumun molaritesinin arttıkça ağır metal stresinin de arttığı ve olumsuz yönde etkilediği, çeşitlerin de genotiplerinin ağır metal stresine göre farklı düzeylerde cevap verdiği sonucuna varıldı.
Modeling of artificial neural networks and image processing algorithms for bread wheat quality classification
Wheat, which is the most grown agricultural product in the world and in our country, has an important place in terms of human nutrition throughout the world due to its high nutritional value, variety of variations and being at the forefront of basic foodstuffs. Soft wheat, which is used for bread flour production, is the most produced wheat type in our country. Wheat quality is the most important factor for both the farmer, the flour producer and the consumer. Quality criteria are determined by physical and chemical analysis and can only be determined by comprehensive laboratories, technical personnel and experts. This process takes a long time and increases the costs. This study proposes two different models to investigate the feasibility of bread wheat quality classification with artificial intelligence. The model developed with artificial neural networks created a decision support mechanism for the expert who made the final decision, and the model developed with Image Processing shows the feasibility of bread wheat quality classification without the need for laboratory analysis. The results obtained in both studies show that artificial intelligence technologies that can contribute to the digitalization of flour production facilities are feasibility in order to be used as a high-accuracy decision support mechanism. Key Words: Bread Wheat, Quality, Classification, Artificial Neural Network, Image Processing
Hububat ürünlerinde patlatma süreç parametrelerinin belirlenmesi
Cereals are important sources of dietary fibre, B vitamins (thiamine, riboflavin, niacin and folic acid) and minerals such as iron, magnesium and selenium. This study aimed that the puffing cereals such as bread, durum and buckwheat, with the desired textural properties by determining the optimum parameters with the help of different pressure (6, 7 and 8 bar) and different water quantities (25, 50 and 75 mL). By determining the optimum pressure and water values for the puffing of bread wheat, durum wheat and buckwheat, it was desired to obtain a product with the desired puffing volume and texture. A product with the desired properties and texture was obtained for bread wheat at 8 bar pressure and 75 mL water. The product with the desired density and textural properties was obtained for durum wheat at 8 bar and 75 mL water. The product with the desired density and textural properties was obtained for buckwheat at 8 bar and 50 mL water.
Çukurova koşullarında farklı buğday genotiplerinin hasat öncesi çimlenmeye duyarlılığı ve dayanıklılığının saptanması
Çukurova Bölgesi 'nde ticari olarak ekimi yapılan çeşitler ile farklı orijinlerden sağlanan ve Çukurova Bölgesi'ne adapte olmuş yüksek verimli buğday hatlarının, hasat öncesi çimlenmeye dayanıklılığının belirlenmesinin amaçlandığı bu araştırmada, İS ekmeklik ve 10 makarnalık buğday genotipi materyal olarak kullanılmıştır. Araştırma sonunda, kırmızı daneli buğdayların hasat öncesi çimlenmeye diğerlerine göre tolerant olduğu vurgulanmış; başaklanması erken olan erkenci çeşitlerin, başaklanması geç olan çeşitlere oranla hasat öncesi çimlenmeye daha duyarlı olduğu saptanmıştır. Ayrıca çimlenmeyi teşvik eden alfa-amilaz aktivitesini belirleyici bir unsur olan düşme sayısının hasat öncesi çimlenmeye dayanıklılıkta bir kriter olarak kullanılabileceği ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler : Ekmeklik buğday, makarnalık buğday, hasat öncesi çimlenme, dormanci, dayanıklılık, duyarlılık, katlanma.
Donar bitkilerin yetişme koşulları ve anterlere farklı sürelerle soğuk uygulamasının ekmeklik buğdayda haploid bitki rejenerasyonuna etkileri üzerinde bir araştırma
Ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) anter kültüründe genotip, ekim zamanı ve soğuk ön uygulama sürelerinin haploid bitki üretimine etkisini saptamak amacıyla yürütülen bu araştırmada, sera ve tarla koşullarında beş farklı ekim zamanında (15 ekim, 1 Kasım, 15 Kasım, 1 Aralık, 15 Aralık) ekimleri yapılmış olan 2 ekmeklik buğday çeşidine (Seri 82 ve GENÇ 99) ait bitkilerden alman başaklara +4 °C'de farklı süreli (kontrol, 3 gün, 6 gün ve 9 gün) soğuk ön uygulaması yapılmış ve soğuk ön muamele süreleri sonunda başaklardan izole edilen anterler P2 ortamında kültüre alınmışlardır. Kültüre alman arterlerde, reaksiyon gösteren anter oranı, 100 anter başına rejenere olan bitki sayısı, yeşil bitki sayısı ve albino bitki sayısı saptanmıştır. Araştırma sonuçlan, genotipin anterlerden haploid bitki rejenerasyonunu etkileyen en önemli faktör olduğunu ortaya koymuştur. Donor bitkilerin, sera koşullarında 15 Ekimden sonra, tarla koşullarında ise 1 Kasımdan sonra ekilmesi anter reaksiyon oranında önemli derecede azalmaya neden olmuştur. Tarla koşullarında 15 Ekim tarihinde ekilen bitkilerden alman anterlere 9 günlük soğuk uygulaması en yüksek bitki rejenerasyon oranı ( 37.5 bitki/100 anter) sağlayan kombinasyon olmuştur. Sera koşullarında yetişen bitkilerde soğuk uygulaması yeşil bitki rejenerasyon oranında önemli bir farklılık yaratmamasına karşılık, tarla koşullarında 6 günlük soğuk uygulaması kontrole göre yeşil bitki rejenerasyon oranında önemli artışa neden olmuştur. Faktör kombinasyonları, albino bitki rejenerasyon oranında önemli farklılık yaratmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara dayanarak, ekmeklik buğday ıslah programlarında anter kültüründen etkin bir şekilde yararlanabilmek için, ıslah programında yer alan her genotip için uygun donor bitki yetişme koşullarının ve anterlere soğuk uygulama süresinin saptanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler : Ekmeklik Buğday, Genotip, Donor Bitkilerin Yetişme Koşullan, Anter, Soğuk Uygulaması
T. aestivum (Seri-82) x T. durum (Balcalı-85) türler arası buğday melezinin Fl ve F2 bitkilerinde sitolojik ve morfolojik araştırmalar
T.aestivum t Seri-82) X T.durum (Balcalı-85) Türler Arası Buğday Melezinin Y\ ve F2 Bitkilerinde Morfolojik ve Sitolojik Araştırmalar " konulu bu araştırmada F| ve F2 bitkilerin mitoz ve mayoz bölünmeleri, F2 bitkilerin çiçek tozu canlılığı ve bazı morfolojik özellikleri incelenmiştir. Araştırma sonuçlan aşağıda özetlenmiştir. 1. Taesthnjm (Seri-82) X T.durum (Balcalı-85) türler arası resiproklu melezinde T. aesSAvm ana olarak kullanıldığında dane bağlama oranı (%38.06) T durum ana olarak kullanıldığında elde edilen değere ( % 30.83) göre daha yüksek bulunmuştur. 2. Taestivum (Seri-S2) X T.durum (Balcalı-85) melezinin F^ bitkilerinden alman ve F2 bitkilerini verecek tohumlar düz, yan tansık ve tansık olmak üzere 3 gruba ayrıldıktan sonra anaçlar, F} ve F2 tohumlan çimlendirildiğinde çimlenme oranı, radicula, plumula ve toplam fide uzunluğu(cm) ve tohum çimlenme kuvveti (seed vigor index) değerleri F2 düz tohumlarında en yüksek, Y\ (BXA)'de ise en düşük bulunmuştur. 3. T.aesüi'Vm ( Seri-82) X T.durum (Balcalı-85) türler arası melez bitkiler 2n=35 kromozomlu (pentaploid) bulunmuştur. Pentaploid bitkilerin metai'az-I safhasında 5.44 univalent, 13.64 bivalent ve 0.72 multivalent oluşturduğu saptanmıştır. 4. T.aesmvm (Seri-82) X T.durum (Balcalı-85) türler arası buğday melezinin F2 bitkilerinde incelenen 600 adet tohumdan 94 tanesinde kromozom sayısı tespit edilmiştir, incelenen 94 bitkinin 47'sini 2n=29, 2n=30, 2n=31 ve 2n=32 kromozomlu bitkiler oluşturmaktadır. 2n=39 kromozoma sahip 1 bitki bulunurken 2n=42 kromozoma sahip bitki ise bulunamamıştır. Aynı zamanda kromozom sayısı ile gruplara ayrılan F2 tohumlan arasında bir ilişki saptanmamıştır. 5. Kromozom sayılan belli bitkilerden alınan başaklarda yapılan inceleme sonucu polen canlılığı 2n=29 kromozomlu bitkilerde en yüksek i% 92.3), 2n=39 kromozomlu bitkide ise en düşük (% 615) bulunmuştur.-68. 6. Kromozom sayıları belli olan bitkilerde metafaz-I safhasında kromozom eşleşmeleri incelendiğinde kromozom sayısı 2n<=28 ve 2n=42ye yaklaşıldıkça univalent sayısının azaldığı, 2n=28 ve 2n-42 kromozomlu bitkilerden 2n»35 kromozomlu bitkiye yaklaşıldıkça univalent sayısının arttığı saptanmıştır. Aynı zamanda steril ' ve fertti kromozom kombinasyonlarının da meydana geldiği belirlenmiştir. 7. F2'de yapılan mayoz araştırmalarında 2n=28 kromozomlu bitkilerin metafaz I'de 14*1 kromozom eşleşmesi gösterdiklerinden dizomik, 2n=41 kromozomlu bitkilerin 20II+1I kromozom eşleşmesi gösterdiklerinden monozomik, 2n=40 kromozomlu bitkilerin ise 19I1f2I kromozom eşleşmesi gösterdiklerinden çift monozomik olduklar anlaşılmıştır. Kromozom sayılan bakımından orto sıralarda yer alanlarda metafaz I'de fazla sayıda (5-6) univalent görülmüştür. 8. Kromozom sayılan belli bitkilerin dışında yetiştirilen F2 bitkileri başak tiplerine göre tetraploid ve hekzaploid fenotipik gruplara ayrılmış ve ayrıcada bitki boylarına göre de gruplandırılmıştır. iki grupta da tetraploid başak tipleri gösteren bitkiler çoğunluğu oluşturmuştur. 9. Anaçlar ve F2 bitkilerinin göstermiş olduklar varyasyondan dolayı bitki boyu, başak uzunluğu, başakta başakçık ve dane sayısı karşılaştırmıştır. En düşük bitki boyu 82.25 cm ile F2 (AxB) bitkilerinde, en yüksek ise 9835 Balcah-85 çeşidinde ; en uzun başak uzunluğu 8.88 cm ile Seri-82, en kısa başak uzunluğu ise 7.13 cm ile Balcah-85 çeşidinde ; başakta en fazla başakçık sayısı 20.65 adet ile Balcah-85 çeşidinde, en düşük ise 17.35 adet ile F2(AXB) bitkilerinde ; başakta en fazla dane sayısı 48.73 ile Seri-82 çeşidinde, en düşük ise F2 (AXB) ( 13.93 adet) bitkilerinde bulunmuştur. 10. Kromozom sayılan belli F2 bitkilerinde başak uzunluğu, başakta dane sayısı, başakta dane ağırlığı ve bin dane ağırlığı incelenmiştir. Başak uzunluğu ortalama 8.81 cm olup, 2n=34 kromozomlu bitkilerde en yüksek (9.90 cm), 2n=29 kromozomlu bitkilerde ise en düşük (6.38 cm) ; başakta ortalama dane sayısı 12.81 adet.olup 2n=29 kromozomlu bitkilerde en yüksek (42.45 adet), 2n=3Ş kromozomlu bitkilerde ise en düşük (1,30 adet) ; başakta dane ağırlığı ortalama1 036 gr olup 2n»29 ve 2n=28 kromozomlu bitkilerde en yüksek (0.73 ve 0.6/ gr ), 2n=33 kromozomlu bitkilerde en düşük (0.04 gr) ; bin dane ağırlığı ortalama 33.91 gr olup 2n=39 kromozomlu tek bitkide en yüksek (39.86 gr), 2n=31 kromozomlu bitkilerde ise en düşük (29.04 gr) bulunmuştur.
Donor bitkilerin yetişme koşulları ve farklı kültür sıcaklıklarının ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) anter kültüründe haploid bitki rejenerasyonuna etkileri üzerine bir araştırma
Ekmeklik buğday anter kültüründe genotip, donor bitki yetiştirme koşulları ve anter kültürsıcaklığının haploid bitki rejenerasyonu üzerine etkisini saptamak amacı ile yürütülen bu araştırmada,tarla veya sera koşullarında yetiştirilen üç farklı ekmeklik buğday genotipinden (Seri 82, Genç 99,Balatilla) alınan anterler P2 ortamında dört farklı sıcaklıkta (25 ºC, 27 ºC, 30 ºC, 32 ºC) kültüredilmiştir. Kültüre alınan anterlerde, reaksiyon gösteren anter oranı, 100 anter başına rejenere olanbitki sayısı, yeşil bitki sayısı ve albino bitki sayısı saptanmıştır.Araştırma sonuçları, donor bitki yetiştirme koşullarının anter reaksiyon oranında istatistikselolarak önemli bir farklılık yaratmadığını, genotip ve anter kültür sıcaklığının anter reaksiyon oranındaistatistiksel olarak önemli farklılık yarattığını göstermiştir. Anter reaksiyon oranı ortalamasıgenotiplere bağlı olarak % 0.4 ile % 2.4 arasında değişmiş ve Seri 82 çeşidi incelenen diğer iki çeşidegöre daha yüksek anter reaksiyon oranı ortalaması göstermiştir. Kültür sıcaklığının 25 ºC'den 30ºC'ye kadar artırılması anter reaksiyon oranında artışa neden olmuş ve 30 ºC'de kültür edilen anterler25 ºC'de kültür edilen anterlere göre istatistiksel olarak daha yüksek anter reaksiyon oranı ortalamasıgöstermişlerdir. 32 ºC'de kültür edilen anterler 30 ºC'de kültür edilen anterlere göre istatistikselolarak önemli derecede daha düşük reaksiyon oranı ortalaması göstermişlerdir.Donor bitkilerin yetişme koşulları ve anter kültür sıcaklığı bitki rejenerasyon oranı, yeşil bitkirejenerasyon oranı ve albino rejenerasyon oranını istatistiksel olarak önemli derecede etkilememiştir.Bitki rejenerasyon oranı, yeşil bitki rejenerasyon oranı ve albino bitki rejenerasyon oranı genotiplerebağlı olarak önemli derecede farklılık göstermiş ve Seri 82 çeşidinin söz konusu özellikler açısındanincelenen diğer iki çeşide göre daha üstün olduğu ortaya çıkmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgulara dayanarak, ekmeklik buğday anter kültüründe, haploid bitkirejenerasyonunu etkileyen en önemli faktörün genotip olduğu sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Buğday, Genotip, Donor, Anter, Sıcaklık
Bazı yabani gernik genotiplerinin morfolojik ve fizyolojik özelliklerinin saptanması
Bu çalışma, 70 adet yabani gernik (T. turgidum ssp. dicoccoides), 5 adet makarnalık (T. turgidum ssp. durum) ve 5 adet ekmeklik buğdayda (T. aestivum ssp. aestivum) bazı morfolojik ve fizyolojik özellikleri saptamak amacıyla 2005?2006 yetiştirme yılında yürütülmüştür. Araştırmada, bitki boyu (cm), başakta başakcık sayısı (adet), başakta dane sayısı (adet), bitki verimi (g), biyolojik verim (g), hasat indeksi (%), büyüme habitusu, coleoptil rengi, yaprak genişliği, kulakçık rengi, başaklanma tarihi (gün), bin tane ağırlığı (g) ve doğal koşullar altında oluşan sarı pas (Puccinia striiformis) ve kahverengi pas (Puccinia recondita) gibi hastalıklar incelenmiştir.Çalışma sonucunda, yabani gernik genotiplerinin incelenen bazı morfolojik ve fizyolojik özellikler bakımından tetraploid ve hekzaploid kültür buğdaylarından daha fazla genetik varyasyon gösterdikleri saptanmıştır.
Anter kültüründe genotip, besiortamı ve oksin çeşidinin buğdayda (Triticum aestivum L.) haploid bitki rejenerasyonuna etkisi
Ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) anter kültüründe, genotip, besi ortamı ve oksin çeşidinin haploid bitki üretimine etkisini saptamak amacıyla yürütülen bu araştırmada, üç farklı oksin çeşidinden (2,4-D, Dicamba, Picloram) birisinin 2 mg/l konsantrasyonunu içeren iki farklı besi ortamında (P2 ve N6) kültüre alınan 8 ekmeklik buğday çeşidi ve 1 ekmeklik buğday hattı ile bunlara ait 8 F1 melezinin anterlerinde, reaksiyon gösteren anter oranı, 100 anter başına rejenere olan bitki sayısı, yeşil bitki sayısı ve albino bitki sayısı saptanmıştır. Araştırma sonuçları, genotipin anterlerden haploid bitki rejenerasyonunu etkileyen en önemli faktör olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmada, anter reaksiyon oranı ortalaması % 2.6 olarak saptanmıştır. Besi ortamı ve oksin çeşidinin anter reaksiyon oranı üzerinde direkt etkileri olmamasına karşılık, besi ortamı x oksin ve besi ortamı x genotip interaksiyonları ve genotipin anter reaksiyon oranını önemli derecede etkilediği ortaya çıkmıştır. Yüz anter başına ortalama bitki rejenerasyon oranı 1.7, yeşil bitki rejenerasyon oranı 0.8 ve albino bitki rejenerasyon oranı 1 olarak saptanmıştır. Dicamba veya picloram içeren ortamlarda 2,4-D içeren ortamlara göre daha yüksek bitki ve yeşil bitki rejenerasyon oranı elde edilmiştir. Esperial x 1013 melezi anterleri dicamba veya picloram içeren P2 ortamında, Bologna ve Alora çeşitlerinin anterleri ise dicamba içeren N6 ortamında diğer besi ortamı x oksin kombinasyonları göre daha yüksek bitki rejenerasyon oranı ve yeşil bitki rejenerasyon oranı göstermişler, diğer genotiplerin bitki rejenerasyon oranı ve yeşil bitki rejenerasyon oranı besi ortamı x oksin kombinasyonuna bağlı olarak önemli derecede farklılık göstermemiştir. Albino bitki rejenerasyon oranını genotip, besi ortamı ve oksin çeşidi önemli derecede etkilememiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara dayanarak, ekmeklik buğday ıslah programlarında anter kültüründen etkin bir şekilde yararlanabilmek için, ıslah programında yer alan her genotip için uygun besi ortamı ve oksin çeşidinin saptanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Farklı buğday çeşitlerinin kurak ve sıcak koşullarda ıslah kriteri olarak kullanılabilecek erken dönem fide özellikleri yönünden irdelenmesi
Bu çalışmada ekmeklik buğday genotiplerinin (Triticum aestivum L.) kurak ve sıcak koşullarda ıslah kriteri olarak kullanılabilecek erken dönem fide özellikleri araştırılmıştır. Bu amaçla, tarlada iki farklı ekim dönemi (serin (NE) ve sıcak (GE)) ve sulama uygulaması (yağışa bağlı (YB) ve sulama (SU)) altında yetiştirilen bitkilerin dane verimi ile dane kalite, çimlenme ve fide özellikleri arasındaki ilişkiler ele alınmıştır. Çalışmada, sıcak koşullarda (Sıcak-Su) elde edilen dane verimi ile serin-Su ve serin-YB koşullardaki çim kökü uzunluğu arasında sırasıyla, r=0.535* ve r=0.522* düzeyinde önemli ilişkiler saptanmıştır. Yine, Sıcak-Su koşullarında elde edilen dane verimi ile serin-YB koşullardaki fidelerin kök ağırlığı ve sıcak-YB koşullardaki dördüncü yaprağın alanı arasında sırasıyla, r=-0.512* ve -0.637** düzeyinde önemli ilişkiler bulunmuştur. Dane verimi ile fizyolojik ölçümler arasında en güçlü ilişkiler, serin-YB koşullardaki dane verimi ile serin-Su koşullardaki fidelerin dördüncü yaprağının klorofil miktarları arasında (r=0.657**) saptanmıştır. Sıcak-Su koşullarındaki dane verimi ile sıcak-su koşullardaki fidelerin dördüncü yaprağının oransal su içeriği ve sıcak-YB koşullardaki fidelerin dördüncü yaprağının Fv/Fm floresans parametre değerleri arasında sırası ile r=-0.638** ve r=0.641** düzeyinde çok önemli ilişkiler bulunmuştur.
Yozgat koşullarında bazı ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) çeşit ve hatlarının karakterizasyonu
Buğday, binlerce yıldan beri Anadolu'da insanların temel besin kaynaklarından birisi olmuştur ve günümüzde de en önemli tarımsal ürünlerinin başında gelmektedir. Araştırmada, yurtiçi ve yurtdışı kökenli 8 adet ekmeklik buğday çeşidi ile bunların melezlenmesinden elde edilmiş 7 hattın karakterizasyonunun yapılması amaçlanmıştır. Çalışma; 2023-2024 yetiştirme döneminde Yozgat Bozok Üniversitesi Yerköy Tarımsal Uygulama ve Araştırma İstasyonu'nda, tesadüf blokları deneme deseninde ve 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Astet, Bayraktar 2000, Esperia, Halis, Maden, Rebelde, Tosunbey ve Zlatoglava ekmeklik buğday çeşitleri ile F 5 kademesindeki 7 adet hat materyal olarak kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre genotiplerin başaklanma gün sayısı 108.3-121.7, bitki boyu 79.2-116.6 cm, bayrak yaprak ayası eni 1.28-1.59 cm, bayrak yaprak ayası boyu 10.8-19.4 cm, bayrak yaprak kın uzunluğu 16.9-22.7 cm, çıplak üst boğum arası uzunluğu 11.8-23.9 cm, metrekarede fertil başak sayısı 323.3-573.3 adet, başak uzunluğu 7.7-11.5 cm, başakta başakçık sayısı 18.0-22.5 adet, kılçık uzunluğu 5.6-9.3 cm, başak sıklığı 19.7- 25.8 adet/10 cm, başakta tane sayısı 30.0-54.5 adet, başakta tane ağırlığı 1.21-2.20 g, birim alan tane verimi 344.5-547.0 kg/da, hasat indeksi %30.2-37.9, bin tane ağırlığı 31.9-44.7 g, hektolitre ağırlığı 78.5-82.2 kg, protein oranı %15.0-18.6 arasında belirlenmiştir. Tane veriminde ebeveyn çeşitler ortalaması 388.1 kg/da olurken, hatlar 457.3 kg/da'lık ortalama ile ebeveyn çeşitler ortalamasının oldukça üzerinde verim performansı göstermiştir. Bayraktar 2000, Zlatoglava, Hat-1, Hat-2, Hat-4 ve Hat-7 tane verimi bakımından öne çıkan genotipler olarak saptanmıştır. Bu genotiplerin Yozgat'ın soğuk ikliminde yetişme potansiyelinin yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. 2025, xiii + 42 Sayfa Anahtar Kelimeler: Ekmeklik buğday, Çeşit, Hat, Tane verimi, Protein oranı
Kırşehir koşullarında bazı ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) çeşitlerinde tane verimi, verim unsurları ve kalite üzerine azot uygulama zaman ve miktarlarının etkilerinin belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı, Kırşehir ekolojik koşullarında yetiştirilen bazı ekmeklik buğday çeşitlerinde bahar döneminde üst gübrelemesi olarak, farklı zamanlarda ve farklı miktarlarda uygulanan azotlu gübrenin tane verimi ve tane kalitesi üzerine etkisini belirlemektir. Çalışma 2016-2017 yetiştirme döneminde, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Ziraat Fakültesi deneme tarlalarında, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak, beş buğday çeşidi ve dört uygulama (U1: Bahar dönemi N uygulaması yok; U2: N dozunun tamamı tek seferde (ZD:30); U3: N dozunun ½ si (ZD:30) + ½ si (ZD:50); U4: N dozunun 1/3 ü (ZD:30) + 1/3 ü (ZD:40) + 1/3 ü (ZD:50) ile yürütülmüştür. Çalışmada, buğday çeşitlerinin agronomik, morfolojik, fenolojik ve kalite özellikleri incelenmiş ve incelenen özellikler arası ilişkiler belirlenmiştir. Varyans analizlerinde incelenen tüm özellikler için farklılıklar istatistiki olarak önemli olmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, uygulamalar çeşitler ve incelenen özellikler üzerine etkili olmuş, U3 uygulamasında en yüksek verim (223.9 kg/da) elde edilirken, toplam kalite bakımından U2 ve U4 uygulamalarının daha başarılı olduğu saptanmıştır. Çeşitlerin tane verimleri 167.1 kg/da (Bezostaja-1) - 230.1 kg/da (Bayraktar 2000) arasında değişmiş ve Bayraktar 2000 çeşidi tüm uygulamalarda en yüksek verim değerine sahip olmuştur. İncelenen özellikler arasında 111 olumlu ve önemli, 49 adet olumlu ve önemsiz ilişkiler saptanmıştır. Bu araştırma sonucunda, Kırşehir ile benzer ekolojiye sahip kuru tarım bölgelerindeki üreticilere yüksek verim ve kabul edilebilir bir kalite için U3 uygulamasının önerilebileceği belirlenmiştir.
Bazı ekmeklik buğday genotiplerinin kuraklığa toleranslarının ve tarımsal özelliklerinin belirlenmesi
Bu araştırma Konya ekolojik koşullarında IWWIP tarafından kuru koşullar için geliştirilen bazı ekmeklik buğday genotiplerinin ve Türkiye'de toplanan bazı yerel buğday çeşitlerinin sulu ve kuru koşullarda kuraklığa toleranslarının ve tarımsal özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Denemeler Konya'da 2018-2019 yetiştirme yılında tesadüf blokları deneme planında bölünmüş parseller düzenlemesinde, üç tekerrürlü olarak kurulmuş; ana parsellerde sulu (U1) ve kuru (U2) uygulamalar, alt parsellerde ise 25 adet ekmeklik buğday genotipi kullanılmıştır. Araştırmada genotiplerin verim stabilitelerinin belirlenmesi amacıyla aynı genotiplerle Eskişehir ve Ankara'da kurulan denemelerden alınan tane verim değerleri kullanılmıştır. Çalışmada, genotiplerin verim ve verim bileşenleri, morfolojik, fenolojik ve fizyolojik özellikleri ile kuraklığa toleransları değerlendirilmiş ve özellikler arası ilişkiler incelenmiştir. Çalışmada ortalama tane verimi kuraklık uygulanan parsellerde (U2) 441 kg/da sulu parsellerde (U1) ise 587 kg/da olmuştur. Sulu ve kuru uygulamaların ortalaması olarak genotiplerin tane verimi 239 kg/da (G18) ile 801 kg/da (G11) arasında değişmiştir. Kuraklık uygulamasında sulu uygulamaya göre tane verimi % 24,9 azalmıştır. Kuraklık hassasiyet indeksi değerleri 0.35 (G14) ile 1.79 (G12) arasında değişmiştir. G9 genel adaptasyon yeteneği en yüksek stabil genotip olarak belirlenmiştir. Verim bileşenleri ve morfolojik özellikler genel olarak kuraklık stresinden olumsuz etkilenmiştir. İncelenen özellikler arasında 210 basit ilişki belirlenmiş, bu ilişkiden 81 adeti istatistiki olarak önemli korelasyon katsayısına sahip olmuş, bunun 49 adeti olumlu ve önemli, 32 adeti ise olumsuz ve önemli şeklinde dağılım göstermiştir. En yüksek seviyedeki ilişki başakta tane sayısı ile başakta tane ağırlığı arasında (r= 0,93**) belirlenmiştir. Bu çalışmada, ıslah çalışmaları ile bazı ileri buğday ıslah hatlarına kuraklığa tolerans ve yüksek verimi destekleyen önemli özelliklerin kazandırıldığı; yerel buğday genotiplerinin ise kuraklığa adaptasyonu olmakla birlikte verim seviyelerinin oldukça düşük olduğu, ancak kuraklığa tolerans için yeni ıslah hatlarının geliştirilmesinde verim dışındaki özellikler üzerinden önemli bir gen kaynağı olarak değerlendirilebileceği kanaatine varılmıştır.
Ankara kurak koşullarında yazlık ekilen, yazlık ekmeklik buğdayın tane verimi ve verim unsurları yönünden değerlendirilmesi
Bu araştırma Ankara ekolojik koşullarında CIMMYT tarafından yarı kurak iklim kuşağına yönelik geliştirilen 19 yazlık ekmeklik buğday hattı ve 5 şahit çeşit kuru koşullarda ve erken ilkbaharda ekilmesiyle, verim ve verim unsurları yönüyle nasıl etkileneceği, hatlar arasında bir varyasyonun mevcut olup olmadığını gözlemlemek amacıyla yürütülmüştür. Deneme Ankara'da 2022 yetiştirme yılında tesadüf blokları deneme planında üç tekerrürlü olarak kurulmuş; toplamda 24 genotip kullanılmıştır. Çalışmada genotiplerin verim ve verim bileşenleri, morfolojik ve fenolojik özellikleri ile değerlendirilmiş ve özellikler arası ilişkiler incelenmiştir. Çalışmada ortalama tane verimi 236,1 kg/da olmuştur. Denemede yer alan genotiplerin ortalama verimleri 160,9 kg/da (G 7) ile 312,9 kg/da (G 22) arasında değişmiştir. İncelenen özellikler arasında 210 basit ilişki belirlenmiş, bu ilişkiden 44 adeti istatistiki olarak önemli korelasyon katsayısına sahip olmuş, 25 adeti olumlu ve önemli, 19 adeti ise olumsuz ve önemli şeklinde dağılım göstermiştir. En yüksek seviyedeki ilişki bayrak yaprak boyu ile bayrak yaprak alanı arasında (r=0,9521**) belirlenmiştir. Bu çalışmada orta Anadolu bölgesinde son yıllarda gözlemlenen iklimsel ve yağış dağılımındaki değişimler, ekim zamanı ve ekilecek çeşitler için farklı uygulamaların gerekliliğini ön plana çıkarmıştır. Orta Anadolu bölgesinde erken ilkbaharda doğru seçilen yazlık ekmeklik buğday çeşitlerinin kurak koşullarda değerlendirilebileceği kanaatine varılmıştır.
Çukurova koşullarında güncel ekmeklik buğday çeşitlerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, Çukurova bölgesi buğday yetiştiriciliğinde yaygın olarak kullanılan çeşitler ile yeni tescil edilmiş çeşitleri karşılaştırarak tane verimi ile verim unsurları ve kalite özelliklerini incelemektir. Çalışma 2021 yılında, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Araştırma ve Uygulama Alanında, Tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak kurulmuş ve yürütülmüştür. Araştırmada; 18 ekmeklik buğday çeşidi (Adana-99, Sagittario, Özkan, Vittoria, Gökkan, Seri-2013, Masaccio, Yakamoz, Altıöz, Toros-1003, Candaş, Ekinoks, Tekfen-1013, Beyazhan, Tekfen-1016, Karmen, Simge ve Şahika) materyal olarak kullanılmıştır. Yapılan bu çalışmada; metrekaredeki bitki sayısı, metrekaredeki sap sayısı, metrekaredeki başak sayısı, bitki boyu, başak uzunluğu, başakta başakçık sayısı, başakta tane sayısı, başakta dane ağırlığı, bin tane ağırlığı, hektolitre ağırlığı, hasat indeksi, protein oranı ve tane verimi gibi özellikler incelenmiştir. Sonuç olarak, tane verimi bakımından en yüksek değere Şahika, Beyazhan ve Yakamoz çeşitleri sahip olmuştur. Kalite özellikleri bakımından en yüksek değere ise Karmen ve Yakamoz çeşitleri sahip olmuştur. Bu bilgiler ışığında verim ve kalite özelliklerinin ters ilişkili olduğu, tane veriminin arttıkça kalitenin düştüğü belirlenmiştir. Tane verimi bakımından Şahika çeşidi tercih edilmesi gerektiği ancak tane verimi bakımından üçüncü sırada yer alan ve kalite değeri bakımından ikinci sırada yer alan Yakamoz çeşidinin kalite ve verim özellikleri bakımından orantılı olması nedeniyle tercih edilebilir çeşit olduğu belirlenmiştir.
Çukurova koşullarında ekmeklik buğdayda farklı gübre uygulamalarının verim unsurları ve kaliteye etkileri
Bu çalışma; Çukurova koşularında buğdayın farklı gübre ve doz uygulamalarında verim ve kalite farklılıklarını belirlemek amacıyla 2020-2021 yetiştirme sezonunda 6 farklı gübre ve 3 buğday çeşidi ile Adana'da Tarla Bitkileri Bölümünce yürütülmüştür. Deneme; bölünmüş parseller deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Denemede, ana parsele 6 farklı gübre uygulama (kontrol-çiftçi koşulları-organamineral-solucan) ve alt parsele 3 farklı buğday çeşitleri (Özkan-Adana99-Ceyhan99) yerleştirilmiştir. Ekimden önce 30 kg/da 20-20-0 gübresi ile gübreleme yapılarak azotun bir kısmı ve fosforun tamamı taban gübresi olarak uygulanmıştır. Bu çalışma kapsamında; birim alandaki bitki, sap ve başak sayıları (adet/m2),, bitkide sap ve başak sayıları (adet/bitki) , bitki boyu ve başak uzunluğu,(cm), bin dane (g) ve hektolitre (hl) ağırlıkları, protein oranları, başakta başakcık ve dane sayıları (adet) ile başakta dane ağırlığı (g) ve tane verimi (kg/da) değerleri incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; dekar verimine etkileri bakımından çeşit ve gübre uygulamaları arasındaki interaksiyon, istatistiksel olarak önemli bulunmuştur. Düşük doz organomineral gübre uygulaması yapıldığı Ceyhan 99 (468 kg/da ) çeşidinde parsellerde en yüksek dekar verimine ulaşılmıştır.
Bazı ekmeklik buğday çeşitlerinde ekim öncesi tohum uygulamalarının çimlenme ve fide gelişimine etkileri
Bu çalışma, 2020-2021 yetiştirme döneminde Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma Uygulama Laboratuvarlarında, tesadüf parseller deneme desenine göre 5 tekrarlamalı olarak, çimlendirme testleri petri kaplarında, fide gelişimi gözlemleri saksı çalışmaları olacak şekilde kurulmuş ve yürütülmüştür. Çalışmada; üç ekmeklik buğday çeşidinde (Adana-99, Özkan ve Toros 1003) farklı ekim öncesi tohum uygulamalarına (%10'luk polietilenglikol (PEG), 200 mM'lük potasyum nitrat (KNO3), 100 ppm'lik Salisilik Asit (SA), 1.5 g ZnSO4/1 kg tohum (ZnSO4), 10 ml BSN/1 kg tohum, kontrol) tabi tutulmuştur. Çimlenme gücü, çimlenme oranı, çimlenme indeksi, turgor ağırlığı, oransal su içeriği (RWC), koleoptil uzunluğu, sürgün uzunluğu, kök uzunluğu, sürgün yaş ağırlığı, kök yaş ağırlığı, sürgün kuru ağırlığı, kök kuru ağırlığı ve fide büyüme hızının incelenmesi amaçlanmıştır. Çeşitler genel olarak değerlendirildiğinde; çimlenme, fide gelişimi değerleri bakımından Toros-1003 çeşidinin diğer çeşitlerden üstün olduğu, ekim öncesinde tohum uygulamalarında BSN'nin etkisinin olmadığı ve sırasıyla PEG ve ZnSO4'ün incelenen özellikler bakımından olumlu etkisinin olduğu belirlenmiştir.
Bazı ekmeklik buğday (Triticum aestivum) çeşitlerinde tuz stresinin çimlenme ve fide gelişimine etkisi
Bu çalışma 2021 yılında Çukurova Üniversitesi Tarla Bitkileri Bölümü Tohumluk Laboratuvarında 5 farklı ekmeklik buğday çeşidi ve 4 farklı tuz dozu faktöriyel düzende analiz edilerek 4 tekrarlamalı olarak, çimlendirme testleri petri kaplarında, fide gelişimi gözlemleri saksı çalışmaları olacak şekilde kurulmuş ve yürütülmüştür. Bu çalışmada; Özkan, Adana-99, Toros-1003, Ceyhan-99, Seri-2013 materyal olarak kullanılmış olup tuz dozları ise 0 (kontrol), 50, 100 ve 150 mM NaCl olarak çeşitlere uygulanmıştır. Çim kını uzunluğu, sürgün uzunluğu, kök uzunluğu, sürgün yaş ve kuru ağırlığı, kök yaş ve kuru ağırlığı, fide sürgün yaş ve kuru ağırlığı, fide kök yaş ve kuru ağırlığı, çimlenme gücü ve çimlenme hızının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmadan elde edilen verilere göre çeşitlerin tuz stresinde incelenen tüm özelliklerde istatistiksel olarak önemli farklılıklar görülmüştür. Tuz stresi artışına bağlı olarak, çim kını uzunluğu kök uzunluğu, sürgün uzunluğu, kök yaş ve kuru ağırlığı, sürgün yaş ve kuru ağırlığı, fide sürgün yaş ve kuru ağırlığı, fide kök yaş ve kuru ağırlığı, çimlenme hızı ve çimlenme gücü kontrol koşulları ile karşılaştırıldığında incelenen bu özelliklerde azalma meydana geldiği tespit edilmiştir. Yapılan araştırma neticesinde tuzluluk dozu artışı ekmeklik buğday genotiplerinin erken gelişim dönemlerinde olumsuz yönde etkilediği görülmüştür. Genotipler arasında tuzluluk stresine en iyi yanıt veren genotip Seri-2013 ve Özkan ekmeklik buğday çeşidi olurken Toros-1003 çeşidinin diğer çeşitlere göre tuzluluğa daha hassas olduğu belirlenmiştir.
Türkiye'de bazı yörelerden temin edilen buğday çeşitlerinin kalitelerinin belirlenmesi
TÜRKÇE ÖZET Buğdayların kalitelerinde çeşit ve çevre önemli rol oynar. Bu çalışmada Eskişehir Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsü'nden temin edilen 1997 ve 1998 yıllarına ait üç farklı lokasyonda- Altıntaş, Sandıklı ve Sivaslı- yetiştirilen altı çeşit -Gün, Kutluk, Gerek, Bezostoya, Sultan ve Kırgız- ekmeklik buğday örneklerinin kalitelerini belirlemek amacıyla fiziksel, kimyasal ve teknolojik analizler yapılmıştır. Ekmeklik buğdayların fiziksel özellikleri -bin tane ağırlığı, hektolitre ağırlığı, tane sertliği, tane iriliği ve verimi, kimyasal özellikleri -nem, kül ve protein miktarları ve teknolojik özellikleri -sedimantasyon değerleri ve gluten (yaş) - gluten index miktarları belirlenmiştir. Ekmeklik buğday unlarında nem, kül ve protein miktarları ve düşme sayısı, farinogram ve ekstensogram değerleri belirlenmiştir. Analizler sonucunda buğday kalite kriterlerinin çeşit, çevre ve yıldan yıla önemli ölçüde etkilendiği belirlenmiştir. YABANCI DİLDE ÖZET (İNGİLİZCE) Variety and environment are taken very important role in the wheat quality. In this research,, six bread wheat varieties-Gün, Kutluk, Gerek, Bezostoya, Sultan ve Kırgız- obtained from three locations- Altıntaş, Sandıklı ve Sivaslı-, product of two years 1997 and 1998, were used in order to determine the quality characteristics of varieties; physical, chemical and technological analysis were investigated which were assured from Eskişehir Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsü. The physical properties weight of 1000 grain, test weight, vitreousness, grain largeness and yield; chemical properties moisture, ash and protein contents, technological properties sedimantation test and gluten-gluten index values of the bread wheat (wholemeal) were determined.Chemical properties moisture, ash and protein contents; technological properties falling number, values of farinogram and extensogram of the bread wheat flour were determined. When all the wheat properties considered, it was determined that the bread wheat quality criters was effected by the variety, environment and year to year in important proportion.
Geçmişten günümüze ülkemizde tescil edilmiş olan bazı ekmeklik buğday çeşitlerinin kalite ve agromorfolojik özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışma, 144 adet ekmeklik buğday çeşidinin agromorfolojik, dane ve kalite özelliklerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Denemeler 2019-2020 ve 2020-2021 buğday yetiştirme sezonlarında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Araştırma ve Uygulama alanında alfa latis deneme desene göre iki tekerrürlü olarak kurulmuştur. İncelenen tüm özellikler bakımından yapılan varyasyon analizi sonuçları, incelenen ekmeklik buğday çeşitleri arasında istatistiki olarak önemli farklılıkların olduğunu göstermiştir. İki yıllık verilere göre; başaklanma süresinin 70.5 ile 113 gün, başaklanma-erme süresinin 32 ile 83 gün, dane veriminin 206.7 kg/da ile 950 kg/da, bindane ağırlığı 24.73 ile 52.10 g, dane alan büyüklüğünün 12.3 mm2, ile 25 mm2, dane çevre uzunluğunun 14.86 mm ile 19.72 mm, dane uzunluğunun 5.565 mm ile 7.885 mm, dane genişliğinin 2.450 mm ile 3.715 mm, dane uzunluk/genişlik oranının değerinin 1.785 ile 2.735, dane daireselliğinin 0.615 ile 0.759, danede uzunluk ve genişlik kesişimi ile ağırlık merkezi arasındaki uzaklık oranının 0.315 ile 0.785, ham protein oranının %11.5 ile %19.73, rutubet oranının %11.13 ile %12.45, danede nişaşta oranının %62.93 ile %70.43, yaş gluten oranının %24.30 ile %43.58, alveograf enerji değerinin 197.7 ile 513.3, zeleny sedimantasyon değerinin 33.47 ml ile 94.88 ml, hektolitre ağırlığının 67.18 kg/hl ile 85.63 kg/hl, dane sertlik oranının % 20.05 ile % 95.30 arasında değiştiği saptanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre incelenen ekmeklik buğday kolleksiyonunun incelenen özellikler bakımından ekmeklik buğday ıslahında amaca göre kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) genotiplerinin hasat öncesi başakta çimlenmeye dayanıklılık yönünden karakterizasyonu
Bu araştırma, toplam 144 ekmeklik buğday genotipinin hasat öncesi dönemde oluşan başakta çimlenmeye duyarlılığının ve dayanıklılığının incelenmesi ve başakta çimlenmenin buğdayda bazı kalite özelliklerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Hasat öncesi çimlenme, ülkemizin çoğu bölgesinde hasat döneminde yağışların aşırı olduğu yıllarda önemli bir sorun olabilmektedir. Buğdayda verim ve kaliteyi olumsuz etkileyen bu sorun, hasat öncesi başakta çimlenmeye toleranslı genotiplerin belirlenmesi gereğini ortaya çıkarmaktadır. Araştırmanın ikinci yılında (2021-2022 yetiştirme yılı) denemeler, 2020-21 yetiştirme yılı sonunda 144 genotip içerisinden seçilen 49 genotip ile kurulmuştur. Denemeler, tarlada kurulan kontrol ve uygulama-Ⅰ denemeleri ile iklim odasında uygulama-Ⅱ denemesi olmak üzere üç ayrı ortamda yürütülmüştür. Genotiplerde tarlada incelenen ölçüm ve gözlemlerin yanı sıra dormansi durumları ve düşme sayısı da test edilmiş ve özellikler başakta çimlenme oranı ile ilişkilendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, başakta çimlenmeye en tolerant çeşit her iki denemenin ortalamasına göre, beyaz taneli Clark's Cream (%52.7) olarak belirlenmiş, bu çeşidi beyaz taneli 29 numaralı hat (%62.6) izlemiştir. Beyaz taneliler içerisinde 34 (%65.0), 22 (%65.2) ve 25 (%68.0) numaralı hatlar düşük başakta çimlenme oranlarıyla dikkat çekmiştir. Hasat öncesi çimlenmeye dayanıklılık çalışmalarında başaklanma süresi, bitki boyu, başakta mumsuluk ve düşme sayısı gibi özelliklerin seleksiyon ölçütü olarak kullanılabileceği görülmüştür.
Farklı ploidi seviyelerine sahip Türk buğday çeşitlerinde kuraklık stresi altında fizyolojik ve biyokimyasal parametrelerin incelenmesi
Kuraklık bitki büyümesini sınırlayan en önemli abiyotik stres faktörlerinden biridir. Bu yüzden, kuraklık stresi buğday dâhil birçok bitkide ürün verimini düşürmektedir. Dolayısıyla, bitkilerde ve özelliklede buğdayda kuraklığa karşı hassas ve dayanıklı türlerin belirlenmesi ıslahçılar için kritik öneme sahiptir. Bu çalışmada, farklı ploidilere sahip olan Siyez (Triticum monococcum), Kızıltan-91 (Triticum turgidum durum) ve Yüreğir-89 (Triticum aestivum cv.) olarak bilinen Türk buğday çeşitlerinin kuraklık stresine karşı oluşturdukları cevaplar fizyolojik ve biyokimyasal seviyede incelenmiştir. Kontrol grupları ile birlikte kuraklığa maruz bırakılmış buğday türlerinin yaprak ve kök dokularında fizyolojik (taze ağırlık, kuru ağırlık ve uzunluk), biyokimyasal (membran geçirgenliği, MDA, H₂O₂, prolin ve askorbik asit miktar tayini) ve antioksidan enzim aktivite tayin (SOD, CAT, APX ve GPX) analizleri yapılmıştır. Kuraklık stresi uygulamasıyla tüm türlerin kök uzunlukları arttığı ve serbest oksijen türlerinin artmasıyla membran yapısının zarara uğradığı gözlemlenmiştir. Enzimatik olmayan antioksidanlardan olan askorbik asit ve değişen su miktarından bitkinin en az zarar görmesi için sentezlenen organik maddelerden biri olan prolin miktarının kök ve yaprak dokularında en fazla Yüreğir-89'da, en az ise Siyez'de arttığı tespit edilmiştir. Hücre için zararlı olan H2O2'nin H2O ve O2'ye parçalanmasını sağlayan CAT enzim aktivitesinin, kökte sadece Yüreğir-89'da yaprakta ise Kızıltan-91 çeşidinde arttığı belirlenmiştir. Oksidatif strese karşı bitkilerin ilk savunmalarından olan SOD enziminin aktivitesinin de benzer şekilde Yüreğir-89 ve Kızıltan-91 çeşitlerinde artış gösterdiği bulunmuştur. H2O2'nin uzaklaştırılmasında başlıca koruyucu antioksidan yolak olan GPX aktivitesininde en fazla Yüreğir-89 çeşidinde arttığı belirlenmiştir. Siyez buğday çeşidinde ise, yaprakta CAT ve kökte SOD enzim aktivitelerinin düşük oranda olduğu gözlemlenmiştir. Yapılan tüm analizlerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, Kızıltan-91 ve Yüreğir-89 buğday çeşitleri kuraklığa dayanıklı, Siyez buğdayının ise kuraklığa duyarlı olduğu belirlenmiştir. Bu durum, Kızıltan-91 ve Yüreğir-89 çeşitlerinde kuvvetli enzimatik ve enzimatik olmayan antioksidan savunma mekanizmalarının, kuraklık stresine karşı oluşturduğu cevaplardan kaynaklanabileceği düşünülmektedir. Çalışma ile farklı kromozom sayılarına sahip buğday türlerinin kuraklığa dayanıklılıkları ile ilgili bu değerli bilgilerin buğday ıslah çalışmalarında kullanılabileceği düşünülmektedir. Ayrıca bu tezin gelecekte, hayatta kalabilme şansı yüksek buğday türlerinin belirlenmesi çalışmaları için referans bir kaynak olma potansiyelinin de olduğu düşünülmektedir.
Bitkilerde bor toleransının halofitizm değişkeni açısından araştırılması
Bu çalışma, "Bor (B) ile kirlenmiş alanlara halofitik bitkilerin daha iyi uyum sağlayabileceği ve bitkilerin B'a dayanıklılıkları ile tuza dayanıklılıkları açısından benzerlik gösterebileceği" hipotezini test etmek amacıyla tasarlanmıştır. Çalışma kapsamında Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü'nden (Eskişehir, Türkiye) temin edilen 6 farklı Triticum aestivum L. çeşidi (Dağdaş 94, Ceyhan 99, Atay 85, Bezostaja, Sultan 95, Gerek 79) materyal kullanılmıştır. Tohumlar farklı B ve tuz (sodyum klorür-NaCl) konsantrasyonlarında ve aynı koşullar altında çimlendirilmiş ve çimlenme cevapları belirlenmiştir. Bunun dışında çimlenme indeksleri hesaplanmış, deney sonunda radikula ve plumula kısımlarının yaş ve kuru ağaırlıkları belirlenmiştir. Aynı zamanda toksisite etkilerini biyokimyasal olarak da gözlemleyebilmek ve teyit edebilmek için fotosentetik pigment miktarları da belirlenmiştir. Çalışma sonucunda tuza hassas olduğu belirlenen Ceyhan 99 ve Sultan 95 çeşitlerinin B'a da hassas oldukları, halofitik ortamlarda nispeten iyi gelişen diğer çeşitlerin de B içeren ortamlarda da nispeten iyi geliştikleri belirlenmiş ve belirtilen diğer parametrelerle teyit edilmiştir. Sonuç olarak, hipotez kabul edilmiştir. Bu çalışmanın sonuçlarının B ile kirlenmiş alanlarla ilgili olarak yapılacak olası planlamalara katkı sağlayacağı inancındayız.
Bazı ekmeklik buğday çeşitlerinde sürme hastalığına karşı dayanıklılığın kalıtımı
Buğday, tüm dünyada en önemli temel besin kaynağıdır. Bu nedenle tarımsal üretimde en geniş üretim ve en yaygın kullanım alanına sahiptir. Artan dünya nüfusu ile birlikte buğday üzerine yapılan çalışmalar, daha çok verim ve kalitenin arttırılması üzerine odaklanmıştır. Bu çalışmada, sürmeye dayanıklılık açısından önceden belirlenen 12 buğday çeşidi (Alpu 01, Altay 2000, İkizce, Kıraç 66, Sultan 95, Soyer 02, Karahan 99, Nacibey, Yayla 305, Müfitbey, PI178383 ve M732154) kullanılmıştır ve dayanıklılık özelliklerinin anlaşılması amacıyla çalışmada kullanılmak üzere melezlemeler yapılarak direnç kaynakları oluşturulmuştur. Dayanıklılık durumunu daha net göstermek için, melezleme aşamasında sürme ırk ayırıcı setinde yer alan bazı çeşitler de kullanılmıştır. Melezleme ile elde edilen kombinasyonların F2 kademesindeki hastalık okumaları tarlada yapılmıştır. Elde edilen hastalık reaksiyonlarına ait verilerde, X2 (Khi-Kare) testiyapılarak sürme hastalığına dayanıklılık bakımından kalıtım biçimleri araştırılmıştır. On iki buğday çeşidi ve bu çeşitlerin melezinden elde edilen 64 kombinasyonun yaprak örneklerinden klasik CTAB yöntemi ile DNA izolasyonu yapılmıştır. İzole edilen DNA'lar 20 farklı ISSR primeri kullanılarak PCR yöntemi ile çoğaltılmıştır. PCR ürünlerinin bant analizi Phoretix1DPro programı ile gerçekleştirilmiş ve binary yöntemiyle elde edilen veriler kullanılarak UPGMA metoduyla Jaccard Benzerlik Matrix'i elde edilmiştir. Buğday çeşitleri arasındaki genetik yakınlık ve uzaklığı gösteren filogenetik ağaç oluşturulmuştur. Dendrogram değerlendirilirken çeşitlerin pedigrileri de göz önüne alınmış ve ortak ataya sahip olan melezlerin kendi içlerinde dengeli bir dağılım sergilediği gözlenmiştir. Sonuç olarak, sürme hastalığıyla mücadelede, dayanıklı buğday çeşitlerin geliştirilmesi üzerine temellenmiş çalışmalarda moleküler yöntemlerin kullanılmasının daha hızlı ve etkin olduğu görülmüştür.