Environmental problems
190 theses under this subject heading
Yerel yönetimlerde çevre yönetimi politikalarının, Türkiye, Amerika birleşik devletleri ve Avrupa Birliği'nde karşılaştırmalı değerlendirilmesi
Dünya'da canlı ve cansız varlıklarıyla çevrenin korunması ve çevreyi korumaya yönelik politikaların geliştirilmesi, günümüzde birçok ülkenin çözüm bekleyen ortak sorunu haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, çevrenin tanımı, çevrenin önemi, çevre sorunları sonucunda meydana gelen kirlenmeler, çevre yönetimleri, çevre politikaları ve yerel yönetimlerin açıklayıcı tanımları ışığında; Avrupa Birliği, ABD ve Türkiye'de yerel yönetimlerin çevre yönetimi, politikaları ve çevrenin korunması için örgütlenmenin gelişimi üzerinde durulmuştur. Çevre politikaları belirlenerek, yerel yönetimlerin hizmetleri, örgüt yapıları açısından karşılaştırılmaları ve örnek uygulamaları incelenerek, Türkiye için çevre yönetimi ve politikalarının uygulayıcı açıklamaları yapılmıştır. Türkiye'de çevre politikası, çevre yönetimi, planlaması ve uygulanmasında ortaya çıkan sorunların giderilmesinde ekonomik, hukuksal, kurumsal, idari eksikliklerin giderilmesi, uygun politikaların geliştirilmesi ve yeni düzenlemelerin yapılması ile mümkün olacaktır. ABD, AB ve Türkiye'de farklılık gösteren ülke yönetim şekilleri yerel yönetimlerin yapılarında ve işleyişlerinde de farklılıklar oluşmasına neden olmaktadır. Yerel yönetimleri sınıflandırırken, AB ve Amerikan sistemi ile Türk sistemi arasında tam bir karşılaştırma yapmak ve yerel yönetim birimlerini birbirleri ile eşleştirmek mümkün olmamaktadır. ABD Federal yapısı ile Almanya Federal yapıları arasında da birçok farklılıklar bulunurken, Federal yapı sistemindeki yerel yönetimler ile Türkiye'deki yerel yönetimler arasında tam bir benzerlik göstermemektedir. Anahtar kelimeler: Çevre, çevrenin önemi ve sorunları, çevre yönetimi, çevre politikaları, yerel yönetimler.
Çevresel problemlerin, arazi sanatı ve atık malzemeler ile yapılan sanat bağlamında plastik sanatlara yansıması
İnsanların var olmaya başladığı dönemlerden günümüze kadar geçen zamanda insanın doğa ile olan ilişkisi, belli başlı tahribatların oluşmasına sebep olmuştur. Savaşlar, sanayileşme, nüfus artışı, kentleşme ve tüketim gibi problemler, üzerinde yaşadığımız gezegenimiz olan Dünya'nın kalıcı hasarlar almasını sağlamıştır. 20. yy'dan sonra bu tahribatın artık göz ardı edilemeyecek seviyeye gelmiş olması, sanatçıların bakış açısının değişmesine ve bu döneme kadar sanatta yer edinmiş doğa tasvirinin değişmesine yol açmıştır. 1960'lı yıllarda doğa ile iç içe yapılan sanat çalışmalarının artması ve fikir temelli üretimin yoğunlukta olması, malzeme ve mekan kullanımında değişikliğe gidilmesini doğurmuştur. Sanat mekanları olarak doğayı benimseyen ve doğal malzemeler ile çalışmalar yapan Arazi Sanatı sanatçılarının, tabiata verilen zarara eleştiri niteliğinde işler ortaya koydukları görülmektedir. Bunun yanı sıra oluşan tahribata, doğaya ait olmadığı halde doğaya atılan atık malzemeler ile çalışmalar yaparak tepki gösteren sanatçılar da mevcuttur. Atık malzemeler ile yapılan sanat çalışmaları, toplumun fazla üretim ve tüketim problemini, çevre kirliliği sebebiyle oluşan ekolojik bozulmaları ve diğer canlıların habitatının kısıtlanması durumunu eleştirmektedir. 1960'lardan beri çevresel hassasiyet barındıran çalışmaların günümüze kadar çoğalarak devam ettiği görülmektedir. Yeni kavramların meydana gelmesi ve mevcut kavramların tanımlamalarının derinleşmesiyle birlikte, önceden üretilmiş olan ve süreci devam eden çalışmalar güncel kavramlar ile yeniden değerlendirilmektedir. Yapılan bu çalışmada, gelişmekte ve biçim değiştirmekte olduğu görülen kavramların, bu süreç içinde yapılan çalışmalara nasıl entegre olduğu incelenmiştir. 1960 sonrası sanatçıları ve akımları konusunda gelişim süreci devam eden sınıflandırmalar yapılmış olup, değişen Dünya düzenine yapılan doğrudan ya da dolaylı eleştirilerin, sanat çerçevesinde nasıl ele alındığı araştırılmıştır. Sanat değeri olmayan neslerin bir imgeleyen pozisyonunda izleyiciye sunulması, eser, sanatçı ve izleyici üçgenini daha çok vurgular hale getirerek, izleyicinin asıl özne olduğunun altını çizmiştir.
Disiplinlerüstü çevre eğitim programının ortaokul öğrencilerinin çevre bilincine etkisi
Çevre sorunları her geçen gün artmakta ve etkileri hayatımızı doğrudan etkilemektedir. Bu sorunların ortadan kalkması için tek çözüm bilinçli bir toplumdur. Bilinçli bir toplum ise küçük yaştan itibaren başlayan, tüm disiplinleri içeren, gerçek yaşam sorunlarını ele alan çözüm odaklı bir eğitimle mümkündür. Bu araştırmada; sürdürülebilir bir dünya için disiplinlerüstü yaklaşımla hazırlanan bir çevre eğitim programının, öğrencilerin çevre bilincine etkisi incelenmek istenmiştir. Program, 2021–2022 eğitim-öğretim yılında uygun örnekleme yöntemiyle seçilen bir kamu ortaokulundaki 5, 6 ve 7. sınıf öğrencilerine farklı branşlardan öğretmenler tarafından uygulanmıştır. Programda çevre sorunları yedi temaya ayrılmış ve temalara uygun toplamda 63 etkinliğin uygulama süresi 9 ay sürmüştür. Araştırmaya katılan öğrenci sayısı 385, öğretmen sayısı ise 30'dur. Çalışmanın nicel boyutunda öğrencilere çevre bilinci anketi ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Ayrıca öğrencilerden araştırmacı tarafından geliştirilen etkinlik değerlendirme formu ile etkinlikleri değerlendirmeleri istenmiştir. Nitel boyutta ise çevre eğitimi programına tabi tutulan öğrencilerin ve öğretmenlerinin görüşleri alınmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinin kullanıldığı nitel kısımda, her sınıf düzeyinden onar öğrenci olmak üzere toplam 30 öğrenci (15 kız ve 15 erkek) ve 10 öğretmenle görüşülmüştür. İçerik analizi yoluyla elde edilen bulgulara göre, programın hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin çevre bilgisi, tutum ve davranışları üzerinde olumlu etkileri olmuştur. Nicel bulgular da bu bulguyu desteklemiştir. Öğrencilerin çevre bilinci testinin tüm boyutlarından aldıkları puanlar son test lehine anlamlı farklılık göstermiştir. Sonuçlar doğrultusunda, çevre eğitimin tek bir dersle ilişkilendirildiği çalışmalar yerine tüm branşları içeren uzun soluklu bir program uygulanması önerilmektedir. Bu çalışmanın, bu öneri doğrultusunda uygulayıcı öğretmenlere örnek teşkil ederek alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Çevresel yıkıntı görüntüleri
Çevresel sorunlar, insan aktivitelerinin biyolojik ve fiziksel çevre üzerindeki zararlı etkilerinin toplamına verilen addır. Bunlar, canlı organizmaları, doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilen fiziksel, kimyasal, biyolojik ve sosyal faktörlerdir. Temel çevre sorunları; İklim değişikliği, hava kirliliği, çevresel bozulma ve doğal kaynakların tükenmesidir. Biz insanlar, sadece üstün zekaya sahip olmakla kalmıyor, aynı zamanda ihtiyaçlarımızı karşılamak için çevreyi değiştirme yeteneğimizde de farklılıklar gösteriyoruz. Çevremizdeki sürekli değişim, insan türünün hayatta kalması için bir tehdit oluşturmaktadır. Biliyoruz ki değişim, doğanın temel yasasıdır. Ancak zaman içinde yapılan değişiklikler insanları farklı biçimde etkiler. Darwin'in Türlerin Kökeni adlı kitabında da belirttiği gibi; ''Ne en güçlü olan tür hayatta kalır, ne de en zeki olan, değişime iyi adapte olabilendir hayatta kalan.'' (Esin, 15.14.2021. Erişim:https://tinyurl.com/mztwknas) Bu teori insanlara uygulandığında, çevreye en iyi uyum sağlayabilenlerin hayatta kaldığını söyleyebiliriz. 2005 yılında yayınlanan Milenyum Ekosistem Değerlendirme raporları, insanların ekosistem üzerindeki etkisinin yüksek olduğunu vurgulamaktadır. (Davidson, 22.10.2021.Erişim:https://tinyurl.com/5n9xa3fk) İnsanoğlunun doğasındaki kendini yok etme eğilimi, yavaş ama emin adımlarla bizi yıkıma yaklaştırmaktadır. Nüfus artışı, tüketim kültürünün hızla yayılması , doğal kaynakların azalması, doğanın hassas dengesini alt üst etmektedir. Endişe verici olan, tüketicilerin taleplerini karşılamaya çalışan endüstrinin çevreye zarar vererek, insan türünün varlığını tehdit etmesidir. Günümüzde nüfus artışını kontrol altına alabilmek için, yeni bir küresel anlaşmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Doğal afetlerin, savaşların, kontrolsuz üretimin veya tüketimin neden olduğu çevresel yıkım, sadece çevrecilerin, bilim insanlarının, politikacıların ya da devlet adamlarının sorunu değil, aynı zamanda sanatçıların da ilgilendiği bir sorundur. Kontrol edilmeyen sanayileşmenin beraberinde getirdiği çevre kirliliği ve çarpık kentleşme , özellikle Birinci Dünya Savaş'ından hemen sonra Batılı sanatçıların eserlerinde ele alınmıştır. ii Tez kapsamında, eserlerine yer verilmesi düşünülen sanatçıların, çevresel yıkım konusunda kullandıkları yöntem, malzeme ve tekniklerin, güncel sanattaki yansımaları incelenecektir. Bu konuda kavramsal çerçeve ele alınıp, Agnes Denes, Olafur Eliasson, Edward Burtynsky, Mel Chin, Mary Mattingly, Cai Guo-Qiang gibi sanatçıların eserleri, eğilimleri, ve kavramlarından söz edilecektir. Bu araştırmada, uygulama çalışmalarının betimleme ve içerik analizleri yapılacaktır. Anahtar Sözcükler: Ekoloji, Biyolojik, İklim değişikliği, Çevre, Darwin, Çevre bilimciler, Nüfus, Atık, Tüketimcilik.
Bir çevre sorunu olarak, Munzur Vadisi ekosistemi
BİR ÇEVRE SORUNU OLARAK, MUNZUR VADİSİ EKOSİSTEMİ ÖZET Bir çevre sorunu olarak ele aldığımız, Munzur vadisi ekosistemine yapılacak müdahalelerin hem hukuk bilimine, yasalara, mevzuata uygun olması, hem de ''Kamu yararı'', Kamu hizmeti dediğimiz daha öznel ölçütlerle bağdaşması gerekmektedir. Bu ekosistemdeki fauna ve flora'ya özen gösterilmesini gerekli görmek, bu iki değere yönelik Barajlar ve HES'le yapılacak''tecavüz''ler gibi, siyanürle altın aranması ve işletilmesinin de doğaya, çevreye, insan sağlığına vereceği zararlar da sergilenmeli, meydana getireceği tahribatın boyutları hakkında merkezi ve yerel yönetimlerin alacağı Kararların ''yerindeliği'' konusunda gerekli eleştiri ve uyarılar yapılmalıdır. -fauna, flora- sağlık ve sürdürülebilir yaşam ve kalkınma alanında, atılacak adımlar dikkatle atılmalıdır. Böylece iş işten geçmeden atılacak adımlar gibi, atılmasından sakınılacak adımlar da merkezi ve yerel yönetimler tarafından sağlıklı bir çevre için göz önünde bulundurulmuş olacaktır.
Ekofeminizm perspektifinden doğa kadın tahakkümü ve Petra Kelly bağlamında ekofeminizme bakmak
Ekofeminizm, artan çevre ve kadın sorunları üzerine yapılmış bir sorgulamadan yola çıkarak oluşturulmuş bir harekettir. Artan eşitsiz düzene karşı tahakküm altına alınan kadınların ve çıkarlarımız doğrultusunda sonuçlarını düşünmeden kullandığımız doğanın tahribatının yarattığı sorunlar giderek artmaktadır. Bunun çözümü eşitsizliği inşa eden Batılı, burjuva, eril ve beyaz öznenin gücünün eşitsizliğini vurgulamak, kadının ve doğanın da kurtuluşunun eşit ilişkiler bütününe yaymaktır. Böylece hem toplumsal cinsiyet eşitliği hem de yaşam alanımız olan doğanın sürdürülebilir kalkınma ile devamlılığı amaçlanmaktadır. Böylelikle dünya genelinde ve Türkiye'de eşit toplumsal düzen ve yeşil yaşama saygı duyularak ekolojik dengenin bozulmadığı bir politika seçeneği sunulmuştur. Bu hareketin başlamasına katkı sağlayan Petra Kelly'nin çözüm politikası, Petra Kelly'nin çalışmalarını aktaran belge incelemeleri ile söylem analizinden de faydalanılarak aktarılmıştır. Dünya üzerinde her canlının yaşama ve korunma hakkının olduğu, değerlerinin göz ardı edilmemesi gerektiği çalışmanın genel amacı olarak vurgulanmıştır.
Kentleşmenin yerel yönetim ve çevre ile uyumu
Kentleşme, Teknoloji ve Sanayinin gelişmesi ile birlikte kontrolsüz bir yapılaşmanın meydana geldiği, sanayileşme sürecindeki krizler dolayısıyla hızla artan betonarme, çarpık kentleşme, doğa katliamı, çevre kirliliği ve doğal kaynakların hızla azalması neticesinde hayatımıza dahil olan kavramdır.Bütün bu olumsuz gelişmeleri engellemek, ya da onları planlı programlı bir şekilde insanların hayatlarına sunmak da yerel yönetimlerin asli görevleridir.Yerel yönetimler kentlilerinin hayatlarını kolaylaştırmak için doğru kararlar verme yetkisine sahip olan ve kentliler tarafından seçilen karar organlarıdır. Ancak bu seçilenler kararları alıyor iken çevreye zarar vermemek, doğal kaynakların sonsuz olmadığı bilinciyle hareket etmek zorundadırlar aksi taktirde gelecek nesiller bu günün bilinçsiz ve hoyratça kullanılan doğanın bedelini çok ağır ödemeye mahküm edilirler. Bu nedenle yerel yöneticiler son derece güvenilir ve şeffaf olmak durumundadır. Kullanılan alanlar, kullanılan doğal kaynaklar, bütçeler o kentin halkının ortak mirasıdar. Dolayısıyla Avrupa'nın bu konudaki tedbir ve uygulamalarının incelenmesi, dünya ülkelerinin bu konuda yaptıkları, hedefleri ve önerileri ile birlikte Türkiye'nin kendi sınırları içerisinde yapılan kentleşmenin yerel yönetim boyutu ile birlikte doğanın korunması için gerekli önlemler ve önerilerin tartışılması, Avrupa ve Dünya'daki bazı konferansların incelenerek tavsiyelerinin dikkate alınması, daha yeşil bir dünya, daha güvenilir ve seffaf bir yönetim şeklinin özelliklerine vurgu yapılacaktır. Anahtar Kelimeler: Kentleşme, Yerel Yönetim, Çevre
İnsan-doğa ilişkisinde yaşanan değişimler ve sanata yansımaları
Dünyanın 4,5 milyar, canlı hayatının 3,8 milyar yıllık tarihi içinde yaklaşık sadece 300 bin yıllık bir geçmişe sahip insan, günümüzdeki çevre ve iklim krizinin nedeni, Dünyayı yok oluşa götürecek ve yeni bir jeolojik döneme geçilmesini sağlayacak kadar önemli bir etken olarak görülmektedir. 2000'lerin başında, J. Paul Crutzen tarafından öne sürülen Antroposen/Anthropocene (İnsan Çağı) tezine göre, Sanayi Devrimi ile girilen yeni jeolojik dönemde yerküre üzerindeki değişim, kirlenme, çevre ve iklim sorunlarının yaratıcısı insandır. İnsanın doğa üzerindeki dönüştürücü, yıkıcı etkileri, küresel ısınma, iklim krizi, çevre sorunları gibi meseleler, sanatın/sanatçının bu sorunlar karşısında yapabilecekleri Türkiye kültür sanat ortamında yoğun olarak tartışılan bir olgudur. Çalışma günümüzde yaşadığımız çevre ve iklim krizini ortaya çıkaran tarihsel nedenleri, süreçleri, bu süreçlerde insanın doğa düşüncesinde ve algısında yaşanan değişimleri ve sanata yansımalarını araştırmayı amaçlamaktadır. Sadece belirli bir kuramsal teoriye, tarihsel döneme ya da bir sanat akımına bağlı kalmak yerine insanın doğa ile olan ilişkisindeki dönüşüm geriye dönük incelenmeye çalışılmış, jeolojik dönemler ana başlıkları altında toplanmıştır. İnsanın doğaya bakışı, doğa ile olan ilişkisindeki değişimler, onu yorumlama tarzındaki değişimlerin en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkmakta, dönemin sanat formlarına, üretilen biçem ve içeriğe de yansımaktadır. Çalışmada değişen doğa algısının, düşüncesinin sanata nasıl yansıdığı, sanatı ve sanatçıları nasıl etkilediği, insanın/sanatçıların doğayı, çevreyi nasıl yorumladıkları ekoeleştirel bir yaklaşımla incelenmeye çalışılmıştır.
Removal of anti-inflammatory micropollutants in wastewater treatment plants
This research focuses on the assessment of removal potential of non-steroidal anti-inflammatory drugs (NSAIDs), frequently used non-prescribed drugs (i.e., diclofenac, ibuprofen, naproxen, ketoprofen, mefenamic acid and indomethacin) to treat the symptoms of pain and inflammation, in wastewater treatment plants (WWTPs). NSAIDs enter into the ecosystem mainly from wastewater treatment plants and they are potential toxic compounds in the receiving environments. This research has preceded with the determination of seasonal change during a year in the influent stream of two wastewater treatment plants. Removal efficiencies of the targeted NSAIDs were assessed in two different wastewater treatment plants and mostly detected anti-inflammatory micropollutants (i.e., ibuprofen, naproxen, diclofenac) were determined. For this purpose, composite samples (24-hour) were taken from two biological wastewater treatment plants located in the Marmara Region to screen NSAIDs' behavior during one year to characterize seasonal changes. NSAIDs' concentration in both influent and effluent of wastewater treatment plant have been measured and their removal efficiencies have been investigated. Apart from the seasonal variations, hourly samples were also taken in the summer (2-hour composite samples) to characterize their hourly variations. In order to evaluate yearly variations of NSAIDs in the sampled wastewater treatment plants, composite samples in the summer season were also repeated and analyzed after one year. Ibuprofen and naproxen concentrations have been observed at higher concentrations than the other micropollutants during four seasons in both of the wastewater treatment plants. Influent concentrations of ibuprofen and naproxen in the WWTP-1, which possess a UV disinfection unit, changed between 3-22 µg/L and 8-12 µg/L respectively. Moreover, their removal rates have been recorded higher than 93% and 96%. Influent concentration of ibuprofen and naproxen in the WWTP-2 have been detected as 5-9 µg/L and 8-17 µg/L, respectively. However, a decrease in the removal rate of ibuprofen and naproxen was observed in autumn and spring season in WWTP-2. Diclofenac concentrations observed in two WWTPs were relatively similar. The concentration of diclofenac in WWTP-1 and WWTP-2 was recorded as 0.4-1 μg/L and 0.2-1 μg/L, respectively. However, removal rate for diclofenac were ranged between 0-34% in both of the WWTPs. The influent concentration of ketoprofen were observed between 0.8-2.5 μg/L in both of WWTPs. High concentrations of ketoprofen were determined in autumn season. Removal rate of ketoprofen calculated between 0-70% in both WWTPs. Indomethacin and mefenamic acid could be measured in the range of nanogram. Influent concentration of indomethacin was measured as 30-110 ng/L in WWTP-1, and 20-120 ng/L in WWTP-2. Mefenamic acid concentration was 5-60 ng/L in WWTP-1 and 12-50 ng/L in WWTP-2. While indomethacin might be slightly removed in the autumn and spring seasons in WWTP-2, removal rate in summer was calculated a bit higher in WWTP-1. Mefenamic acid removal was not observed in both WWTPs. According to the results obtained with 2-hourly composite samples during a day, ibuprofen and chemical oxygen demand (COD) influent concentration profiles were similar. A similarity with the COD concentration profile and diclofenac concentration profile was not observed. A correlation analysis was performed between micropollutants and conventional parameters to determine if there is a correlation between these NSAIDs and conventional parameters in terms of influent concentrations as well as removal efficiencies. It was determined that the influent concentrations of diclofenac, indomethacin and naproxen were correlated with the influent concentrations of total suspended solids (TSS) and volatile suspended solids (VSS) parameters. Correlation evaluations were performed between concentrations of conventional parameters and NSAIDs. Moreover, correlations between the loads of these pollutants were also investigated. According to correlation analyses performed between the NSAIDs and conventional parameters based on influent loads of these parameters, a high correlation with COD and soluble COD (SCOD) parameters and NSAIDs have been determined. Moreover, naproxen and ketoprofen had positive correlation with all of the investigated conventional parameters. In terms of concentrations of NSAIDs and conventional parameters' concentrations, a correlation was observed for the naproxen concentration and TSS content in the influent wastewater. Thus, the amount of solid matter and especially COD and SCOD content of the wastewater may reflect some predictive information about the micropollutants loads. Based on the removal efficiencies, there was a positive correlation between naproxen, ibuprofen removal efficiencies and nitrogen, SCOD, TCOD removal efficiencies. Additionally, there was a correlation between SCOD and diclofenac removal efficiency. In the second part of this study, a fill and draw reactor was operated and fed with acetate with a sludge retention time of 20 days. The individual as well as synergic toxicity effect of diclofenac, ibuprofen and naproxen were investigated respirometrically. According to respirometric analyses, a decrease in the growth rate of heterotrophic biomass was determined as a result of the culture amendment with these selected micropollutants. Results reflected that the presence of these NSAIDs decreased the oxygen uptake rate and specific growth rate on readily biodegradable substrate. Respirometric analyses were carried out with the culture amendment with 500 μg/L of NSAIDs (individually and as a mixture) to investigate potential toxic effects on microbial community. It was observed that exposure to NSAIDs changes metabolic structure of biomass (i.e., specific growth rate). In the presence of 500 µg/L of ibuprofen, naproxen and diclofenac the calculated heterotrophic specific growth rates were 3.489, 2.999, and 3.049 day-1, respectively. Higher decrease in the specific growth rate was observed when the biomass was amended with diclofenac and naproxen. Whereas, biomass amendment with ibuprofen resulted in a decrease from 3.66 to 3.489 day-1 The highest drawback effect was observed when diclofenac and ibuprofen were introduced together. Diclofenac was determined as the most effective and ibuprofen was detected as the least effective NSAID on the microbial culture.
. classroom biology course current environmental problems and the effect of teaching human unit with trip-observation method on academic success
The aim of this study is to compare the effect of Presentation (traditional) and Trip -Observation on learning in teaching unit "Contemporary Environmental Problems and Human" which is taught in high school ninth grade Biology course. The research was carried out in accordance with the pretest - posttest and control group design with quasi-experimental model. The study was conducted according to the four – week program in the 2013 – 2014 acamedic year. The study was conducted with ninth grade students of Ahmed –i Hani Anatolian High School in Van. There were 26 students in the experimental group and 32 students in the control group. While the lessons with the students in the experimental group were conducted with the observation-observation method in nature, the lessons with the students in the control group were taught with the presentation (traditional) method in the classroom environment. As a data acquisition tool; Biology Academic Achievement Test was used. Quantitative data were analyzed by t-test and ANOVA in SPSS package program. At the end of the study a statistically significant difference has been seen between the two groups (p<0,05). It was concluded that the observation-observation method was more effective than the presentation (traditional) method in teaching the unit called 'Current Environmental Problems and Human' in the ninth grade biology course .
Çevre sorunlarının çözümünde yerel yönetimler açısından çevre politikalarının değerlendirilmesi: Uşak Belediyesi örneği
Günümüzde çevre sorunları en önemli konular arasında yerini almıştır. Sanayileşme, nüfus artışı, plansız kentleşme, enerji ihtiyacının artması ve teknolojik gelişmelere paralel çevre sorunları her geçen gün artmaya devam ederek, dünyanın yaşanılabilirlik düzeyini etkilemektedir. Ortaya çıkan çevre sorunlarına karşı uluslararası boyutta birçok yasal düzenlemeler yapılmış ve çevre sorunlarına karşı bir takım politikalar oluşturulmuştur. Türkiye'de ise 1970'li yıllardan itibaren çevre ile ilgili olarak Anayasada, kanunlarda, kalkınma planlarında ve diğer yasal düzenlemelerde çevre adına önemli adımlar atılmaya başlanmıştır. Türk çevre politikasını oluşturan bu yasal düzenlemelerde yerel yönetimlere önemli görev, yetki ve sorumluluklar verilmiştir. Çevre sorunlarının en temel özelliği merkez kaynaklı olmalarından ziyade yerel kaynaklı ortaya çıkmalarıdır. Bu açıdan çevre sorunlarının çözümüne yerel boyutta başlamak, sorunun büyük boyutlara dönüşmeden çözülmesi için elzemdir. Bu sebeple çevre sorunlarının çözümünde yerel yönetimlerin, özellikle belediyelerin görev ve sorumluluğu önem arz etmektedir. Çalışmanın sonunda çevre sorunlarının çözümünde yerel yönetimlerin çevre politikası uygulamaları, Uşak Belediyesi örneği çerçevesinde ele alınmıştır. Uşak ilindeki öncelikli çevre sorunları açıklanarak, Uşak Belediyesi tarafından çevre sorunlarına yönelik yürütülen faaliyetler ve çevreyi korumaya yönelik politikalar değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler; Çevre, Çevre Sorunları, Çevre Politikası, Yerel Yönetimler, Belediyeler
Bodrum'da turizm faaliyetlerinin şehirleşmeye etkisi ve ortaya çıkardığı sorunlar
Turizmin gelişmeye başladığı ülke, bölge veya yörelerde mekânsal değişimler gerçekleşmektedir. Mekânsal değişimlerin yanında turizmin, toplumsal ve ekonomik yapı üzerinde de olumlu ve olumsuz etkileri olmuştur. Bodrum Yarımadasında şehirleşme turizmin gelişmesiyle şekillenmeye başlamıştır. Bu çalışmada, turizm faaliyetlerinin Bodrum' da şehirleşmeye etkisi ve ortaya çıkardığı sorunlar coğrafi bir bakış açısıyla ele alınmıştır. Beş bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümünde turizm ve şehir kavramları üzerinde durulmuştur. İkinci ve üçüncü bölümlerde ise Bodrum Yarımadasının fiziki ve beşerî coğrafya özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde ise Bodrum Yarımadasının turizm kaynaklarına yer verilmiş olup incelenmiştir. Beşinci bölümde,1960'lı yıllara kadar ekonomik yapı balıkçılık, süngercilik, tekne yapımı gibi denize dayalı faaliyetlerden oluşan bölgede, turizmin gelişmesiyle birlikte ne gibi değişimlerin yaşandığı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bunun yanında turizmin toplumsal yapıya etkisi ve ortaya çıkardığı sorunlar ele alınmıştır. Yapılan tüm bu çalışmalar sonucunda, turizmin kalkınmakta olan ülkelerin ekonomileri açısından çok önemli bir kaynak olduğu görülmüştür. Bodrum gibi büyük turizm potansiyeli olan şehirlerin bu potansiyellerini mutlaka çok iyi bir şekilde değerlendirmeleri gerekmektedir. Sahip oldukları turizm gücüyle rekabet avantajlarını iyi kullanmaları şehrin gelişimi açısından fayda sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Turizm, Şehir, Şehirleşme, Bodrum
Çevre vergileri ve büyüme ilişkisi: AB ülkeleri için ampirik bir analiz
21. yüzyıldaki çevre sorunları; yoksulluk, açlık, salgın hastalıklar gibi başlıca sorunlardır. Küresel bir sorun olan çevre sorunlarının temel nedeni sanayileşme ve teknolojik gelişmenin neden olduğu üretim ihtiyacı, nüfus artışı, kentleşme gibi unsurlardır. Dolayısıyla, çevre sorunları sonucu ortaya çıkan negatif dışsallıkların önlenmesi ve insan ve çevre sağlığı üzerindeki negatif etkilerinin azaltılması için devletlerin uyguladığı etkili araçlardan biri de mali bir araç olan çevre vergileridir. Çevrenin korunmasına yönelik uygulanan mali araçlar OECD ve AB gibi kuruluşlar tarafından da desteklenmiş, genel kabul görmüş ve uygulanmıştır. Çevre sorunlarına yönelik en önemli mali araçlardan biri olan çevre vergilerinin de makroekonomik değişkenlerle ilişkisi ekonomistlerin ve çevre bilimcilerinin incelediği ve tartıştığı konulardan biridir. Dolayısıyla, bu çalışmada, ülkeler için en önemli hedef makroekonomik değişken olan ekonomik büyümenin çevre vergileriyle olan ilişkisi 1996-2018 dönemi verileri kullanılarak AB ülkeleri için panel nedensellik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bu kapsamda, çalışmada öncelikle çevre, çevre sorunları ve bu sorunlara yönelik politikalar, sonrasında çevre vergilerinin teorik çerçevesi, tanımı ve günümüzde de uygulamada olan çevre vergisi çeşitleri ele alınmıştır. Daha sonra, çevre vergileri-çevre kirliliği-ekonomik büyüme ilişkisine yönelik literatürdeki çalışmalar incelenmiştir. Son olarak, çevre vergileri ve büyüme ilişkisi kapsamında ampirik bir analiz yapılmıştır.
Fen bilgisi öğretmen adaylarının küresel ısınma konusundaki kavram yanılgılarının belirlenmesi
Bu çalışmanın amacı fen bilgisi öğretmen adaylarının küresel ısınma konusundaki kavram yanılgılarının belirlenmesidir. Çalışma kapsamında fen bilgisi öğretmen adaylarının küresel ısınma konusundaki bilimsel bilgi, bilgi eksikliği, pozitif yanlış ve negatif yanlış yüzdeleri de hesaplanmıştır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılarak dizayn edilmiştir. Araştırmada ölçme aracı olarak araştırmacı tarafından çalışma kapsamında geliştirilen küresel ısınma dört aşamalı kavram yanılgısı tanı testi kullanılmıştır. Küresel ısınma dört aşamalı kavram yanılgısı tanı testinin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları 401 fen bilgisi öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan güvenirlik analizleri sonucu testin bilimsel bilgi puanı için KR-20 güvenirlik katsayısı .896, kavram yanılgısı puanı için KR-20 güvenirlik katsayısı .705 olarak hesaplanmıştır. Yapılan geçerlik ve güvenirlik analizleri geliştirilen testin fen bilgisi öğretmen adaylarının küresel ısınma konusundaki kavram yanılgılarının belirlenmesinde kullanılacak geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu doğrulamıştır. Testin pilot çalışmasının tamamlanması ile asıl uygulamaya geçilmiştir. Fen bilgisi öğretmen adaylarının küresel ısınma konusundaki kavram yanılgılarının belirlenmesi için geliştirilen test Türkiye'de bulunan üniversitelerin fen bilgisi öğretmenliği bölümünde lisans eğitimine devam eden 835 fen bilgisi öğretmen adayına uygulanmıştır. Çalışmanın örneklemini oluşturan 835 fen bilgisi öğretmen adayı kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi ile belirlenmiştir. Fen bilgisi öğretmen adaylarından toplanan verilerin analizi sonucu yapılan soru ve faktör bazlı incelemelerde öğretmen adaylarının her soru için %10' un üzerinde kavram yanılgısına sahip olduğu ve bilimsel bilgilerinin yeterli olmadığı tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda fen bilgisi öğretmen adaylarının küresel ısınma konusuna yönelik sahip olduğu 42 adet kavram yanılgısı belirlenmiş olup bu kavram yanılgılarından 14 tanesinin %10' un üzerinde görülme oranına sahip olduğu tespit edilmiştir.
Sürdürülebilirlik bağlamında ekonomik büyüme ve ekolojik bozulma ilişkisi
Ekolojik sistemleri ve doğanın sınırlarını dikkate almayan tüketim ve üretim sistemi çevreyi olumsuz şekilde etkilemektedir. Ekonomik büyümenin zaman içinde çevre sorunlarını durdurulamayacak boyutlara kadar getirmesi, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma endişesini de beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda gelecek nesillerin ihtiyaçlarını gözeterek, günümüz neslinin ihtiyaçlarının karşılanması diğer bir ifade ile sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması gerekmektedir. Bu amaçla doğal kaynakların rasyonel şekilde kullanılması ve gelecek nesillere beklentilere uygun ekolojik ortamın sağlanması önem arz etmektedir.
A comparison of Green 10 and the European Union's environmental policies
Environmental problems, especially climate change, are one of the biggest concerns that humanity has to deal with in the 21st century. In addition to the international negotiations, the regional and local efforts play a key role to implement the environmental objectives on the field. In that term, the European Union is an important actor because of its long-lasting and leading policy developments in environmental issues. The multi-level governance of the EU creates opportunities for individual citizens as well as NGOs to be involved in the policy-making process. Because of all, Europe is the focus of leading environmental NGOs (ENGOs). This study aims to analyse and compare the EU environmental policies and recommendations of Green 10 which is the coalition of ten leading ENGOs across Europe. The study asks two main questions which are 'what was the political and social context to push ten leading ENGOs to act collectively?' and 'what are the similarities and differences between Green 10's views and the EU's environmental policies?'. In order to give answers to these questions, it firstly develops the conceptual perspective to define the Green 10 as an advocacy network and to illustrate the structure of EU multi-level governance. Then, it investigates the historical background and political development of the environmental policies in Europe. The study compares the documents for each environmental policy subject from climate change to environmental liability to reveal the Green 10's and its member ENGOs' political impact over the EU environmental policies. It also analyses the causes to act in a coalition, degree of criticism over the EU environmental policies and the future of Green 10. In that term, the study evaluates that Green 10 is an influential actor on the EU environmental policies with its dedication to act collectively and the great efforts of its member ENGOs.
Sait Faik Abasıyanık'ın hikâyelerinin çevreci eleştiri ışığında incelenmesi
Sait Faik Abasıyanık (1906-1954), Türk edebiyatının önemli isimlerindendir. Aynı zamanda bir şiir kitabı da bulunan Sait Faik, daha çok hikâyeci yönüyle tanınır. Türk hikâyeciliğinin önde gelen yazarlarından sayılan Abasıyanık, çağdaş hikâyeciliğe yaptığı katkılarla Türk edebiyatının köşe taşlarındandır. Modern hikâyeciliğin öncülerinden olan Sait Faik'in eserlerine çevreci eleştiri ışığında yaklaşmak mümkündür. Pek çok edebî türde, genel veya özel bir mesele üzerinden çevreyi ve çevre sorunlarını ele alan eserler oluşturulmasının yanı sıra, çevreci yaklaşımı esas alan bir de eleştiri yöntemi geliştirilmiştir. "Ecocriticism" kavramıyla ortaya çıkan yöntem Türkçede çevreci eleştiri veya ekoeleştiri olarak adlandırılır. Edebiyatta çevre duyarlılığının ortaya çıktığı ve bu yönde eserlerin verilmeye başlandığı 1960'ların sonu itibarıyla çeşitli yöntemler de oluşmaya başlar. Derin ekoloji, toplumsal ekoloji ve ekofeminizm söz konusu yaklaşımlardandır. Aslında, çevreci eleştirinin çerçevesi oldukça geniştir. Doğayı ilgilendiren her konu kuramın ilgi alanına girmektedir. Üç dalga hâlinde eleştiri tarihinde baş gösteren Ekoeleştiri kuramını Abasıyanık'ın hikâyelerinde bir yöntem olarak kullanmak mümkündür. Bu tezde, özellikle birinci dalga çevreci eleştirinin ve derin ekolojinin edebî metinlere yaklaşımı ve ilkeleri gözetilerek Sait Faik'in hikâyelerinde doğa algısı, insan ve doğa ilişkisi, çevre sorunları ve kentleşme olgusu üzerinde durulmuştur. Onun eserlerinde insanın toprakla, denizle, hayvanla ve bitkiyle olan etkileşimi çevre merkezli bir yöntemle irdelenmiştir.
Ekoloji alanındaki kavram yanılgıları üzerine nitel bir çalışma
Kavram yanılgısı, yanlış veya tutarsız bir fikir veya kavram olarak tanımlanır. Kavram yanılgıları geçmişten günümüze hemen her alanda karşımıza çıkmaktadır. Bu tez çalışması, ekoloji alanında yayınlanan ve yanlış anlaşılmaları konu eden çalışmalardaki kavram yanılgılarına odaklanmıştır. Bu bağlamda söz konusu çalışmalar nitel yöntemle incelendikten ve içerik analizi yapıldıktan sonra ortaya konan yanılgıların konu temasında 34 alt tema ve 680 kod etrafında konumlandırılabileceği ortaya konmuştur. Konu temasında en yüksek kavram yanılgısı besin zinciri (98) alt temasında, en düşük kavram yanılgısı ise ekoloji tanımı (2) ve rekabet (2) alt temasında belirlenmiştir. Çalışma grubunun eğitim düzeyi temasında en yüksek frekansın ortaokul (233) alt temasında, en düşük frekansın ise lise ders kitabı (1) alt temasında olduğu; çalışma grubunun sınıf temasında en yüksek frekansın üniversite 3. Sınıf (111) alt temasında, en düşük frekansın ise ilkokul 1,2,3,4. Sınıf (0) ve üniversite 1. Sınıf (0) alt temasında görüldüğü; çalışma grubunun yaşı temasına göre en yüksek frekansın 12-14 yaş (54) alt temasında, en düşük frekansın ise 7-8 yaş (1) ve 13-15 yaş (1) alt temasında görüldüğü belirlenmiştir. Ekoloji alanındaki bazı kavram yanılgılarının çalışma grubunun eğitim düzeyi, sınıfı ve yaşı belirlenememiştir.
Belgesel temelli artırılmış gerçeklik uygulamalı çevre eğitiminin etkililiği üzerine bir çalışma
Bu çalışmada, belgesel temelli artırılmış gerçeklik uygulamalarına dayalı çevre eğitiminin eleştirel düşünme boyutlarına ve çevre sorunlarında fen okuryazarlığına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Karma yöntemde desenlenen araştırmanın çalışma grubunu, 118 ortaöğretim onuncu sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel kısmında ön test, son test kontrol gruplu deneysel desen, nitel kısmında ise durum çalışması benimsenmiştir. Araştırmada Kişisel Bilgiler Formu, Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği, Çevre Sorunlarında Fen Okuryazarlığı Testi, Çevre Sorunlarında Eleştirel Düşünme Becerileri Formu ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Nicel veriler için betimleyici istatistikler, ki-kare, güvenirlik, t testi, kovaryans, korelasyon ve regresyon analizlerine başvurulmuştur. Nitel veri analizinde betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları, belgesel temelli artırılmış gerçeklik uygulamalı çevre eğitiminin eleştirel düşünme eğilimini, eleştirel düşünme becerilerini ve çevre sorunlarında fen okuryazarlığını arttırdığını göstermektedir. Ayrıca, yapılan regresyon analizi sonucunda eleştirel düşünme eğilimi ile eleştirel düşünme becerilerinin çevre sorunlarında fen okuryazarlığının %50'sini yordadığı tespit edilmiştir. Belgesel temelli artırılmış gerçeklik uygulamalı çevre eğitiminin, çevreye yönelik empatiyi arttırmada daha başarılı olduğu belirlenmiştir. Katılımcılar, artırılmış gerçeklik uygulamalarının motivasyona, öğrenmeye ve çevreye ilişkin katkılar sağladığını belirtmiştir.
Ortaokul öğrencilerinde çevre sorunlarına karşı farkındalık oluşturmaya yönelik bir eylem araştırması
Çevre sorunlarını önlenmesi konusunda yapılması gerekenlerin başında, erken dönemde çocuklara verilmesi gereken çevre eğitimi gelmektedir. Okullarda eğitim süreçlerinde öğrencilerin çevreye karşı olumlu tutumlarının geliştirilmesi, bilinç düzeyinin arttırılması sağlıklı bir çevre ve toplumun geleceği açısından önemli bir konudur. Çevre sorunlarının önlenmesinde, çevre konusunda eğitimin önemli bir etkisinden bahsedilebilir. Çevre eğitimi, bireylerin çevre konusunda bilgilendirilmesini, bilinçlendirilmesini, farkındalık geliştirmesini ve çevreyi korumasını içermekte ve bireylerde bu yönde davranışlar oluşturmayı hedeflemektedir. Bu çalışma ortaokul dönemindeki öğrencilerinin çevreye yönelik bakış açılarının olumlu yönde bir değişme yaratmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, mevcut durum tespit edilerek hazırlanan bir eylem planının uygulanması şeklinde yürütülmüş, araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim öğretim yılında Mersin ili Toroslar ilçesinde bulunan bir kamu ortaokulunda 12-13 yaş aralığında 7. sınıf öğrencisi olan 18 kız ve 12 erkek öğrenciden oluşturulmuştur. Katılımcıların çevre sorunlarına yönelik farkındalıklarını geliştirmek amacıyla uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmanın alt problemlerine uygun olarak araştırmacı tarafından hazırlanan bir anket formu ve günlük formları kullanılmış, kullanılan formlardan elde edilen verilerin analizi, eylem araştırmasında kullanılan veri analiz yöntemlerinden biri olan betimsel çözümleme ile yapılmıştır Anahtar Kelimeler: Çevre, Çevre sorunları, Çevre eğitimi, Çevre Bilinci Danışman: Doç. Dr. Mehmet Tahir KARABOĞA, Mersin Üniversitesi/Sosyal Bilimler ve Türkçe Eğitimi Bölümü, Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı, Mersin.
Fen bilimleri öğretmenlerinin yaygın çevre eğitimi hakkındaki görüşleri ve yaygın çevre eğitiminin çevre bilinci üzerine etkisinin araştırılması
Bu araştırmanın amacı, fen bilimleri öğretmenlerinin yaygın çevre eğitimi hakkındaki görüşlerini araştırmak ve yaygın çevre eğitiminin çevre bilinci üzerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırmanın örneklemini, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Aksaray iline bağlı devlet ortaokullarında görev yapan 43 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada, zayıf deneysel desenlerden statik grup karşılaştırmalı desen (sontest denkleştirilmemiş gruplu desen) kullanılmıştır. Fen Bilimleri öğretmenlerinin yaygın çevre eğitimi hakkındaki görüşlerini belirlemek için görüşme formu uygulanmıştır. Elde edilen veriler tablolar halinde görselleştirilip yorumlanmıştır. Yaygın çevre eğitimi faaliyetlerine katılan öğretmenler deney grubu, katılmayan öğretmenler ise kontrol gurubu olarak kabul edilmiştir. Uygulanan görüşme formunun ilk bölümü olan "çevre bilgisi-bilinci- duyarlılık düzeyleri" bölümünden alınan puan ortalamaları arasında anlamlı farklılık olup olmadığı non-parametrik testler ile tespit edilmiştir. Fen Bilimleri öğretmenlerinin yaygın çevre eğitimine katılmalarının çevre bilinci düzeylerine olumlu etkide bulunduğu tespit edilmiştir. Yaygın çevre eğitimine katılan öğretmenlerin okul içi ve okul dışı çevre etkinliklerine daha fazla önem verdiği tespit edilmiştir. Yaygın çevre eğitimini alan öğretmenlerin çevre sorunları ve çevre korunması hususunda daha duyarlı davrandıkları belirlenmiştir. Öğretmenler, yaygın çevre eğitimine ihtiyaç duyduklarını belirtmişlerdir. Görüşme formundaki maddelere verilen cevaplar incelendiğinde çevre eğitimi konusunda öğretmen eksikliklerinin ve ihtiyaçlarının olduğu desteklenmektedir.
Fen bilimleri ders kitaplarındaki çevre sorunları ve çözüm önerileri
Bu çalışmada, fen bilimleri ders kitaplarında hangi çevre sorunlarına ve çözüm önerilerine yer verildiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemi fen bilimleri ders kitaplarıdır. Kitapta, çevre sorunu ve çözüm önerisi için yazılan yazılar içerik analizi ile incelenmiştir. Ders kitaplarında çevre sorunları ve çözüm önerileri üçüncü sınıfta çöp-atık, neslin yok olması ve kirlilik; dördüncü sınıfta atıkların ayrıştırılmaması, ışık-ses-su-çevre kirliliği ve atık su ve artan besinler; beşinci sınıfta biyolojik çeşitlilik, atık, insan-çevre ilişkisi ve yıkıcı doğa olayları; altıncı sınıfta hava-gürültü kirliliği, soba bacasının yanlış kullanımı; yedinci sınıfta evsel katı-sıvı atık; sekizinci sınıfta hava kirliliği ve küresel iklim değişikliği temaları olarak bulunmuştur. En çok sayıda tema dördüncü ve beşinci sınıftadır. En az sayıda tema yedinci sınıftadır ancak evsel katı atık için verilen çözüm önerileri evsel sıvı atık çözüm önerilerinden sayıca daha fazladır. Altıncı sınıfta ise yine tema sayısı azdır. Çevre sorunları ve çözüm önerileri birebir karşılaştırıldığında bazı çevre sorunlarına karşı çözüm önerilerine yer verilmediği gözlenmiştir. Çözüm önerileri sorunla birebir ilişkili bulunamamıştır. Temalar karşılaştırıldığında ilkokulda daha az, ortaokulda daha fazla sayıda yer almaktadır. İlkokul düzeyinde üçüncü ve dördüncü sınıf olmak üzere iki kitap incelendiğinden ortaokul olarak ise 5-8. sınıf olarak dört adet kitap incelendiğinden dolayı ortaokulda daha fazla sayıda çevre sorunu ve çözüm önerisi teması ile karşılaşılmaktadır. Neslin yok olması temasına ilkokulda bahsedilirken ortaokulda bahsedilmemiştir. Ortaokulda da küresel iklim değişikliği, insan-çevre ilişkisi, yıkıcı doğa olayları de soba bacasının yanlış kullanımından bahsedilmiştir, bu temalar ilkokulda yer almamaktadır. Bu sonuçlar çevre sorunları ve çözüm önerilerinin ders kitaplarında sarmal program olarak düzenlenemediğini göstermektedir. Çalışmanın ilgili araştırmacı ve eğitimcilere yardımcı olması beklenmektedir.
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının sıfır atık politikasına ilişkin tutumlarının ve davranış algılarının incelenmesi
Bu çalışmada sosyal bilgiler öğretmen adaylarının sıfır atık politikasına yönelik tutum ve davranış düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen 27 maddeden ve üç alt boyuttan oluşan 5'li likert tipi tutum ölçeği ile yine 27 maddeden ve beş alt boyuttan oluşan 5'li likert tipi davranış algısı ölçeği kullanılmıştır. Çalışma grubunu 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Türkiye'de 28 üniversitede sosyal bilgiler öğretmenliği ana bilim dalında 1, 2, 3 ve 4. sınıfta öğrenim gören 488 öğretmen adayı oluşturmuştur. Çalışmadaki verilerin analizinde istatistik programından yararlanılmıştır. Veri analizi kapsamında, değişkenlerin (cinsiyet, yaş, öğrenim görülen üniversite, sınıf düzeyi ve çevre eğitimi ile ilgili ders alma durumu) frekans dağılımları, betimsel istatistikleri, ölçeğin normal dağılım durumları, değişkenler ile sıfır atık politikasına yönelik tutum ve davranış düzeyleri arasındaki ilişkileri incelemek üzere t-testi, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis Testi ve Spearman korelasyon analizi yapılmıştır. Sonuç olarak sosyal bilgiler öğretmen adaylarının sıfır atık politikasına yönelik tutum ve davranış düzeylerinin yüksek olduğu saptanmıştır. Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının tutum düzeylerinin, cinsiyete ve çevre eğitimi ile ilgili ders alma durumuna göre farklılaştığı, öğrenim görülen üniversiteye ve sınıf düzeyine göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Yine çalışma kapsamında sosyal bilgiler öğretmen adaylarının davranış düzeyleri, çevre eğitimi ile ilgili ders alma durumuna göre farklılaştığı, cinsiyete, öğrenim görülen üniversiteye ve sınıf düzeyine göre farklılaşmadığı tespit edilmiş olup ayrıca katılımcıların sıfır atık politikasına yönelik tutumları ile davranış düzeyleri arasında pozitif yönde yüksek düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yeni Ekolojik Paradigma Ölçeği (NEP) ile ilgili bir sistematik derleme çalışması
Geçmişten günümüze çevre problemlerinin hızla artması nedeni ile çevreyi koruma farkındalığı oluşmuştur. Bu nedenle çevreye yönelik çok sayıda akademik çalışma mevcuttur. Çevreyi korumada etik davranışlar sergilenmesi gerekliliğinden dolayı çevreye yönelik tutum konusunda çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı uluslarası boyuta çevresel tutumu ölçmek için en çok tercih edilen Yeni Ekolojik Paradigma Ölçeği'nin sistematik derleme çalışmasını yapmaktır. Bu nedenle 2018-2022 yılları arasında Yeni Ekolojik Paradigma Ölçeği'ni (NEP) kullanan araştırmalardan literatür taraması ile 173 çalışma analiz edilmiştir. Analiz sonucunda yıl, yayın türü, ülke, NEP çeşidi, ölçek boyutu, likert tipi, çalışma alanı, demografik değişkenlerle NEP ilişkisi konularına göre dağılıma bakılmıştır. 38 farklı ülkeden alınan örneklerde en çok tercih edilen NEP çeşidi revize edilmiş NEP olmuştur. NEP ölçeğinin çocuklar için uyarlanan çeşidinin kullanımı azdır. 2000 yılında NEP ölçeği revize edilmiş olsa da original NEP ölçeği hala kullanılmaya devam etmektedir. Amerika, Çin ve Almanya ülkelerinde NEP ölçeği kullanımı fazladır. Ölçeğin kullanımı ile ilgili tespit edilen durumlar araştırma içerisinde verilmiştir.