Çinko

Bu konu başlığı altında 156 tez

Tıpta UzmanlıkAçık ErişimTR

Çocukluk çağı atopik dermatit hastalığının çinko düzeyi ile ilişkisinin değerlendirilmesi

Çinko eksikliğinin atopik dermatit immünopatogenezi ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Atopik dermatit tanılı çocuklarda çinko düzeylerinin sağlıklı kontrol grubuyla karşılaştırılarak değerlendirilmesi ve atopik dermatit tanılı çocuklarda çinko düzeyinin hastalık şiddeti, klinik bulgular ve laboratuvar parametreleri ile ilişkisinin değerlendirilmesi çalışmamızın amacını oluşturmaktadır. Ayrıca çinko eksikliğini öngörmede maliyeti düşük olan ve rutinde bakılan laboratuvar parametrelerinin kullanımının klinikte yardımcı olacağı düşüncesindeyiz. Çalışmamız prospektif bir olgu-kontrol çalışmasıdır. Atopik dermatit tanısıyla izlenen 72 olgu hasta grubu olarak alındı. Benzer yaş ve cinsiyette çocuk sağlığı ve hastalıkları polikliniğinde izlenen 42 olgu da kontrol grubu olarak alındı. Hasta grubu ve kontrol grubundaki olguların özgeçmiş ve soygeçmiş özellikleri hasta dosyalarından retrospektif olarak kaydedildi. Eritrosit içi çinko değerlerine bakabilmek için EDTA'lı tüpe kan alındı. Tüm olguların yaş ve cinsiyet verileri karşılaştırıldı. AD'li hasta grubundaki olguların eritrosit içi çinko düzeyleri ile PDW değerleri arasında negatif korelasyon olduğu tespit edildi. Çalışmaya katılan AD'li hastalardan çinko eksikliği olanlarda PDW ve WBC değerlerinin daha yüksek olduğu saptandı. Hastaların NLR değerleri ise çinko eksikliği olmayan grupta daha yüksekti. Çalışmamızdaki olguların yaşı büyüdükçe çinko düzeyinin arttığı görüldü. Sonuç olarak çinko eksikliği sıklığının yaş ile azaldığı saptandı. Hasta grubu ile kontrol grubu arasında İEZn seviyeleri #©karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu ancak İEZn ortalaması AD'li hasta grubunda sayısal anlamda kontrol grubuna oranla daha düşük saptandı. Sonuç olarak çinko düzeyi AD'li hastalarda daha düşük saptandığı için atopik dermatit tanısıyla izlenen olgularda bu elementi değerlendirmek faydalı olabilir. Ancak çinkonun atopik dermatit gelişimindeki ve sürecindeki rolü için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Atopik dermatit, çinko, enflamatuar belirteç

Antiinflamatuar ajanlarBiyobelirteçlerDeri hastalıkları+3
Hülya Baykız Güney
Tekirdağ Namık Kemal University
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı dozlarda çinko uygulamasının damla sulama ile yetiştirilen çeltik (Oryzasativa L.) bitkisinin beslenmesi ve verimi üzerine etkisi

Günümüz koşullarında yapılan tarımsal faaliyetlerin önünde birçok engeller bulunmaktadır. Bunlardan biri de son zamanlardaki iklim değişikliğinin sonucu olarak tarımsal ürünlerden birim alandan alınan verimin ciddi anlamda zarar görmesidir. Bu durumla mücadele etmekiçin ülkemizde katma değeri yüksek olan çeltik (Oryza sativa L.) yetiştiriciliğinde,bitkinin duyarlı olduğu mikro bitki besin elementlerden biri olan çinko (Zn) bitki besin elementinin artan dozlardaki gübre uygulamaları ile uygulanması sonucunda bitkinin beslenmesi ve bitkideki verim artışı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Ayrıca, damla sulama yöntemi kullanılarak minimum su koşullarında, en az tava koşullarında yetiştirilen çeltik verimi kadar üretim yapılması planlanmıştır.Deneme İstanbul İli Çatalca İlçe'si tarım alanlarında tarla koşullarında çeltik (Oryza sativa L.)bitkisi kullanılarak, 1 bitki x 4 tekerrür x 5 farklı doz(0-20-40-60-80 mg/kg ZnSO4 .7H2O) uygulanan parseller "Tesadüf Blokları Deneme Deseni"ne göre yürütülmüştür.Çalışma sonucunda, uygulanan en yüksek çinko içeriği 60 mg/kg çinko dozu verilen çeltik parsellerindeki bitkilerde 301,15 mg/kg olarak belirlenmiştir. İstatistiksel olarak %5 düzeyinde önemli olan bu sonuç bitkinin beslenmesi açısından ve diğer elementlerle interaksiyonu açısından en etkin değer olarak ortaya konulmuştur. İklim değişikliği ve kısıtlı su kullanım koşullarında çeltik bitkisinin kalite ve bitki besin elementleri açısından çinko gübrelemesinin önemi bu tez çalışması ile ortaya konulmuştur. Bu araştırma ileülkemiz topraklarında ciddi boyutlara ulaşan çinko eksikliği ve stratejik bir bitki olan çeltik ile su kaynaklarının tasarrufu hususunda, katkı sağlanarak bu konulardaki sorunlara çözümüne destek verilmiştir.

Bitki besin elementleriDamla sulama sistemiVerim+2
Mert Al
Tekirdağ Namık Kemal University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çinko uygulamasının pamukta verim lif kalite kriterleri ve bitki gelişimine etkisinin belirlenmesi

Bu çalışma çinko uygulama yöntemlerinin pamukta verim, verim bileşenleri, bitki gelişimi, bitki besin maddesi alınımı ile lif kalite özelliklerine olan etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri bölümü deneme alanında 2016 yılında tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüş ve denemede materyal olarak Stoneville 468 pamuk çeşidi ile sıvı formda çinko gübresi kullanılmıştır. Denemede kontrol dahil olmak üzere 7 farklı uygulama (Kontrol, Toprağa 200 g/da, Toprağa 400 g/da, Toprağa + Taraklanma Öncesi Dönemde Yaprağa, Taraklanma Öncesi Dönemde + Çiçeklenme Başlangıcı Döneminde Yaprağa, Taraklanma Öncesi Dönemde + Çiçeklenme Öncesi Dönemde + Çiçeklenme Döneminde Yaprağa, Çiçeklenme Öncesi Dönemde + Çiçeklenme Döneminde Yaprağa) yer almıştır. Çinko uygulama yöntemleri arasında kütlü pamuk verimi, ilk el kütlü oranı ve çırçır randımanı bakımından önemli farklılıkların bulunduğu, koza açma süresi, bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, koza sayısı, ilk meyve dalı boğum sayısı, boğum sayısı, boy/nod oranı, koza ağırlığı, koza kütlü ağırlığı ve 100 tohum ağırlığı bakımından farklılıkların önemli olmadığı belirlenmiştir. Yaprak analizi sonucunda yaprakta N, K, Ca, Na, Mg, Fe, Zn, Mn ve Cu içeriği bakımından uygulamaların önemli olmadığı, ancak toprak analizi sonucuna göre toprakta N, K, Ca, Na, Mg ve Cu içeriği değerlerinin uygulamalardan etkilendiği, çinko uygulamalarının toprakta P, Fe, Zn ve Mn değerleri üzerine etkili olmadığı tespit edilmiştir. Çinko uygulama yöntemlerinin pamuğun lif kalite özelliklerinden lif inceliği, lif uzunluğu, lif kopma dayanıklılığı, lif sarılık değeri ve lif parlaklık değerine etkisinin önemsiz olduğu, lif kopma uzaması, lif üniformite oranı, kısa lif oranı ve iplik olabilirlik indeksi bakımından uygulamalar arasında önemli farklılıkların bulunduğu saptanmıştır. Taraklanma Öncesi Dönemde + Çiçeklenme Başlangıcı Döneminde yaprağa 2 kez uygulanan çinko uygulaması ile Toprağa + Taraklanma Öncesi Dönemde yaprağa uygulanan çinko uygulamasının incelenen özelliklerin birçoğu üzerinde önemli etki yarattığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Pamuk, Çinko, Verim, Bitki Gelişimi, Bitki Besin Maddesi, Lif

Bitki gelişimiPamukVerim+1
Vedat Çeçen
Siirt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yapraktan bor ve çinko uygulamalarının pamukta verim, kalite ve fizyolojik özelliklere etkisi

Bu çalışma farklı Çinko ve Bor uygulama yöntemlerinin pamukta verim, verim unsurları, bazı fizyolojik parametreler ve teknolojik özellikleri üzerine olan etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma 2022 yılında Siirt Üniversitesi Ziraat Fakültesi deneme alanında tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüş ve denemede materyal olarak May 455 pamuk çeşidi ve yapraktan bor ve çinko mikro bitki besin elementleri kullanılmıştır. Denemede 7 farklı uygulama (Kontrol, Zn 45, Zn (45+60), Zn (45+60+75), Bor 45, Bor (45+60), Bor (45+60+75)) yer almıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre kütlü pamuk verimi, lif verimi, ilk meyve dalı boğum sayısı, odun dalı sayısı, koza sayısı, boğum sayısı, çırçır randımanı, meyve dalı sayısı ve klorofil içeriği (SPAD değerleri) özellikleri bakımından uygulamalar arasında önemli istatistiksel farklılıklar elde edilmiştir. Zn ve Bor uygulamalarının lif teknolojik özellikler üzerine etkisi incelendiğinde incelenen tüm lif kalite özellikleri bakımından uygulamalar arasında istatistiksel bir farklılık elde edilmemiştir. Ekimden sonra 45, 60 ve 75'inci günde gerçekleştirilen çinko uygulaması incelenen morfolojik ve fizyolojik özelliklerden bitki boyu, boy nod oranı ve NDVI değeri dışındaki tüm özelliklerde olumlu yönde önemli bir artışa neden olmuştur. Ancak elde edilen verilerden çinko'nun ekimden sonra 45 ve 60'ıncı günlerde yapılan uygulamalarda rakamsal olarak daha az olmasına karşın istatistiksel olarak aynı grupta yer aldığı belirlenmiştir. Bu bilgiler ışığında ekonomik analiz yapmak kaydıyla, ekimden sonra 45+60+75'inci günlerde olmak üzere 3 kez çinko uygulamasının verim ve diğer morfolojik ve fizyoljik özellikler bakımından en yüksek değerleri vermiş olmasından dolayı önerilebileceği sonucuna varılmıştır.

BorLif kalitesiPamuk+3
Burhan Uraz
Siirt University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tarımsal uygulamaların Isparta ili elma bahçesi topraklarındaki bakır ve çinko fraksiyonlarına etkisinin kademeli ekstraksiyonla belirlenmesi

Elma bahçesi topraklarında bakır (Cu) ve çinko (Zn) bazlı fungusit ve fosforlu gübre kullanımından kaynaklı Cu ve Zn kirliliğini belirlemek ve bu elementlerin toprak özellikleri ve yaprak bitki besin elementi içeriği ile olan ilişkilerini incelemek amacıyla Isparta ilinin elma üretiminde önde gelen ilçeleri olan Eğirdir ve Gelendost'daki elma bahçelerinden 0-20 ve 20-40 cm olmak üzere iki farklı derinlikten toprak örnekleri ve ayrıca yaprak örneği alınmıştır. Örnekleme için farklı yaştaki (0-5, 5-10, 10-15, 15-20 ve >20 yaş) elma bahçeleri seçilmiştir. Ayrıca elma bahçelerinin yakınındaki yerlerden de kontrol amaçlı (mera ve fungusit uygulanmayan tarla) toprak örneği alınmıştır. Bakır ve Zn elementlerinin topraktaki davranışı, mobilitesi, biyoyarayışlılığı ve fitotoksisitesini değerlendirmek amacıyla topraklarda toplam ve yarayışlı Cu ve Zn ve 7 farklı Cu ve Zn fraksiyonu (suda çözünebilir ve değişebilir, karbonatlara bağlı, Mn oksitlere bağlı, amorf Fe/Al oksitlere bağlı, kristalin Fe oksitlere bağlı, organik ve sülfitlere bağlı, bakiye fraksiyon) belirlenmiştir. Bahçe yaşı arttıkça, toplam Cu, yarayışlı Cu ve Zn içeriğinde, Cu ve Zn elementine ait yarayışlı fraksiyonların (WS, Car ve MnO) oransal dağılımında artış olduğu görülmüştür. Özellikle büyük yaş grubundaki elma bahçelerinde kontrol örneğine kıyasla toplam ve yarayışlı Cu miktarı açısından yüksek değerler bulunmuştur. Yarayışlı P ile yarayışlı Cu ve Zn arasındaki pozitif korelasyon, toprakta gübreleme (özellikle fosforlu gübre) ve fungusit kaynaklı Cu ve Zn kirlenmesi olduğunu göstermiş ve toprakların sürdürülebilirliği açısından önlem alınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

BakırÇinko
Enise Sukuşu
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir kemoterapi ajanı olan paklitakselin kanser kaşeksisi üzerine etkisinin in vitro araştırılması

Kaşeksi; geleneksel beslenme desteği ile tamamen geri döndürülemeyen, ilerleyici fonksiyonel bozukluklara yol açan, iskelet kası ve adipoz doku kaybı ile karakterize edilen çok faktörlü bir sendromdur. Kaşeksinin potansiyel biyobelirteçlerinden olan ve AZGP1 (Alpha-2-Glycoprotein 1, Zinc-Binding) geni tarafından kodlanan çinko-α2-glikoprotein (ZAG), adipoz dokuda lipit sentezini düzenleyici bir faktör olarak tanımlanmıştır. Adipoz doku, öncü adipositlerin PPARγ ve C/EBPα gibi transkripsiyon faktörlerinin etkisi ile olgun adipositlere dönüştüğü adipogenez süreci sonucunda oluşmaktadır. AZGP1'in, bu transkripsiyon faktörlerini baskılayarak adipogenezi ve lipit birikimini engellediği bildirilmiştir. Bununla birlikte AZGP1'in, beyaz adipositlerin kahverengi adipositlere dönüşümünü tetiklediği ve kaşekside yağ katabolizmasını arttırarak adipoz doku kaybına katkı sağlayabileceği bildirilmiştir. Kemoterapi spesifik tedavi hasarı oluşturmasının yanı sıra, beslenme ve metabolik durum değişikliklerine neden olarak kaşeksiye doğrudan veya dolaylı olarak katkı sağlayabilir. Paklitaksel birçok kanser türünün tedavisinde sıklıkla kullanılan bir kemoterapötik ajandır. Bu çalışmada, paklitakselin kanser kaşeksisi üzerindeki etkisi, lipit birikimi ve kaşeksi ilişkili AZGP1 geni ifadelenmesi yoluyla araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada, insan öncü adiposit hücreleri 37°C ve %5 CO2 şartlarında ticari olarak satın alınan öncü adiposit büyüme besiyerinde çoğaltılmıştır. Çoğalan hücreler 12 kuyucuklu hücre kültür tabaklarına 105 hücre/kuyu olacak şekilde ekilmiş ve farklılaşmanın tamamlanma süreci olan 15 gün boyunca 3 gün ara ile 50 nM paklitaksel + farklılaşma besiyeri uygulanmıştır. Uygulama zaman bağımlı olarak 0.gün, 3.gün, 6.gün, 9.gün ve 12.gün paklitaksel + farklılaşma besiyeri şeklinde yapılmıştır. 15. günün sonunda hücrelere lipit birikiminin tespiti için Oil Red O boyama ve gen ifade analizi için total RNA izolasyonu yapılmıştır. Adipogenez sürecinde zaman bağımlı olarak uygulanan paklitakselin AZGP1 gen ifadesine etkisi RT-PCR ile analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda, adipogenez sürecinde verilen paklitakselin, insan öncü adipositlerinde farklılaşmayı ve lipit birikimini baskıladığı (p<0.01) tespit edilmiştir. Gen ifade analizi sonucunda AZGP1; 0.gün, 6.gün, 9.gün ve 12.gün sırasıyla 0.42, 0.44, 0.5 ve 0.36 kat daha az ifadelenme göstermiş ancak 3.günde AZGP1 ifadelenmesinde bir değişim olmamıştır (p>0.05). PPARγ gen ifadesi 0.gün, 3.gün ve 6.gün sırasıyla 0.03 (p<0.05), 0.65 ve 0.9 kat daha az ifadelenme göstermiş ancak 9.gün ve 12.günde sırasıyla 2.29 (p=0.015) ve 3.99 (p=0.003) kat daha fazla ifadelenme gösterdiği belirlenmiştir. Sonuç olarak, paklitakselin lipit birikimi baskılayarak kanser kaşeksisinde adipoz doku kaybına katkı sağlayabileceği ancak bu süreçte kaşeksi ilişkili AZGP1 ve adipogenez ilişkili PPARγ gen ifade düzeylerinde gösterdiği değişimin daha fazla çalışma ile analiz edilmesi gerektiği tespit edilmiştir.

Adipoz dokuGlikoproteinlerKaşeksi+5
Özlem Ağırel
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı çinko doz uygulamalarının bazı aspir (CarthamusTinctorius L.) genotiplerinde verim ve yağ kalitesi üzerine ekilerinin belirlenmesi

Bu araştırma, farklı çinko dozlarının bazı aspir genotiplerinde verim ve yağ kalitesi üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada, Dinçer ve Remzibey genotipleri materyal olarak kullanılmıştır. Çinko içerikli sıvı yaprak gübresi kontrol dahil 5 farklı dozda (0, 250ppm, 500ppm, 1000ppm, 2000ppm) yapraktan uygulanmıştır. Tarla denemeleri, 2020-2021 üretim yılında Dicle Üniversitesi araştırma alanında, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre, üç tekerrürlü olacak şekilde kurularak yürütülmüştür. Farklı dozlarda yapraktan uygulanan çinko dozlarının genotiplere ait etkilerinin belirlenmesi amacıyla verim parametrelerinden bitki boyu, dal sayısı, tabla sayısı, tabla tohum sayısı, tabla çapı, tane verimi, bin tane ağırlığı, klorofil miktarı tespit edilerek, kalite hakkında önemli bilgiler veren protein, yağ ve yağ asitleri kompozisyonları saptanmıştır. Tarla koşullarında yürütülen deneme sonucunda; Araştırmada genotiplere göre değişmekle birlikte genotipler arasındaki faklılık ve çinko doz uygulamaları arasındaki farklılıklar önemli görülmüştür. Genel olarak Remzibey çeşidi (bitki boyu 125,87 cm, dal sayısı 12,33 adet/bitki, tabla sayısı 12,83 adet/bitki, verim 386,79 kg/da, protein %15,05, klorofil 350,66 değerleri açısından ) 2000 ppm uygulamasıyla ön plana çıkmıştır. Yağ asitleri kompozisyonu bakımından çeşitler ve çinko dozlarının etkisi önemli görülmüştür. Oleik (%28,36), araşidik (%0,52) ve eikosenoik asit (%0,19) oranları en yüksek Remzibey genotipinde ve 2000 ppm, fakat stearik asit oranı ise 1000 ppm çinko uygulamasında belirlenmiştir. Buna karşın en yüksek palmitik (%7,72- 500 ppm), miristik (%0,15- 2000 ppm), linoleik (%74,39 – 250 ppm) ve linolenik asit (%1,02- 500 ppm) oranları Dinçer çeşidinde ön plana çıkmıştır. Bu çalışmada çinko uygulamalarının genotiplerin hem verim öğeleri hem de kalite özellikleri açısından ön plana çıktığı ve çinkonun aspir üretimi için önerilebileceği kanaatine ulaşılmıştır.

AspirTane verimiTohum verimi+2
Mahir Daniş
Şırnak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Çinko katkılanmış hidroksiapatit nanoparçacıklarının kanser hücrelerinin radyoduyarlılığına etkisi

Yedekçi, F.Y., Çinko Katkılanmış Hidroksiapatit Nanoparçacıklarının Kanser Hücrelerinin Radyoduyarlılığına Etkisi, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Radyoterapi Fiziği Programı Doktora Tezi, Ankara, 2019. Bu çalışmada radyoduyarlılık profili açısından ilk kez araştırılacak çinko katkılı hidroksiapatit nanoparçacıklar sentezlenmiş ve karakterizasyonları gerçekleştirilmiştir. Tüm karakterizasyonlarda kullanılan örnekler 500 °C'de 2 saat kalsine edildikten sonra 900 °C'de 1 saat sinterlenmiştir. X-ışını kırınımı desenlerinde örneklerin referans 09-0432 hidroksiapatit pikleri ile örtüştüğü görülmüştür. Ancak çinko katkılama miktarı arttıkça beta trikalsiyum fosfat fazları %1, %2, %5 ve %10 mol çinko katkılı örnekler için %7.3, %10, %33 ve %59 şeklinde arttığı izlenmiştir. Sentezlenen HA'ların bağ yapılarını incelemek amacıyla yapılan fourier dönüşümü kızılötesi spektroskopisi analizleri sonucunda hidroksipatitlerin tüm karakteristik pikleri %1, %2, %5 mol çinko katkılı örneklerde gözlenmiştir. Ancak %10 çinko katkılı numunelerde fosfat oksijen germe bağını gösteren 1087 cm-1'deki band kaybolmuştur. Taramalı elektron mikroskobu görüntülerinden parçacık boyutları saf, %1 mol, %2 mol, %5 mol ve %10 mol çinko katkılı numuneler için sırasıyla 218, 245, 246, 302 ve 352 nm olarak ölçülmüştür. 3-(4,5-dimetiltiyazol2-yl)-2,5-difeniltetrazolyum-bromür testi ile 72 saat sonunda saf hidroksiapatite göre canlılığın %1 mol, %2 mol, %5 mol ve %10 mol çinko katkılı örnekler için sırasıyla %50, %38, %160 ve %150 olduğu görülmüştür. Hücre sağkalım eğrilerinin 3-(4,5-dimetiltiyazol2-yl)-2,5-difeniltetrazolyum-bromür testi ile oluşturulması için bir optimizasyon çalışması yapılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre testin yapılacağı en uygun zamanın 6 ve 8. günlerin olabileceği belirlenmiştir. Karakterizasyon ve canlılık testleri sonucunda %10 çinko katkılı hidroksiapatitlerde beta trikalsiyum fosfat oranın yüksek olması sebebiyle %5 çinko katkılı hidroksiapatit grubu western blot deneyinde kullanılmak üzere seçilmiştir. Yapılan deneyler sonucunda %5 çinko katkılı hidroksiapatilerin biyouyumlu oldukları ve radyoterapi ile birlikte kullanıldıklarında hücre ölüm oranlarını arttırdığı gözlenmiştir.

HidroksiapatitlerNanopartiküllerNeoplazm kök hücreleri+3
Fazlı Yağız Yedekçi
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Depresyon hastalarında beslenme ile ilintili kan çinko ve bakır düzeylerinin değerlendirilmesi

Yurtseven K. Depresyon Hastalarında Beslenme İle İlintili Kan Çinko ve Bakır Düzeylerinin Değerlendirilmesi. Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beslenme Bilimleri Programı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2019. Depresyon sağlığı olumsuz yönde etkileyen ve geniş yaygınlığı olan halk sağlığı sorunudur. Bu çalışma, depresyonu olan ve olmayan yetişkin bireylerin beslenme durumlarını, antropometrik ölçümlerini ve serum çinko ile bakır düzeylerini karşılaştırarak, depresyon oluşumunda rol alan olası diyetsel faktörler ile depresyon oluşumu arasındaki muhtemel ilişki incelenmek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma, tanımlayıcı ve durum saptama çalışması olarak planlanmış olup, Eylül 2012-Mart 2013 tarihleri arasında Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi Psikiyatri Polikliniğine başvuran erkek bireyler arasında depresyon tanısı alan (n=15) ve almayan (n=15) toplam 30 birey üzerinde yürütülmüştür. Bireylerin depresyon durumu hekim tarafından Beck Depresyon Ölçeği/BDÖ ve klinik muayene ile belirlenmiştir. Bireylerin besin tüketim sıklığı, 24 saatlik besin tüketimi,ve bazı antropometrik ölçümleri ile beslenme durumları değerlendirilmiştir. Beden kütle indeksi (BKİ) ve vücut ağırlığı ile depresyon görülme durumu arasında istatistiksel olarak önemli doğrusal yönlü zayıf bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Depresyonlu bireylerin serum çinko düzeyi önemli oranda düşük bulunurken (p<0,05), bakır düzeyleri arasındaki fark önemli bulunmamıştır (p>0,05). Her iki grupta yer alan bireylerin diyetle çinko ve yağ yüzdesi alımı dışında (p<0,05), enerji, makro besin ögeleri ve vitamin-mineral alımları arasında istatiksel olarak önemli bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Diyetle çinko ve bakır alımı ile serum çinko bakır düzeyleri arasında istatistiksel olarak önemli olmayan doğrusal yönlü bir ilişki bulunmuştur (p>0,05). Bu çalışmanın sonucunda depresyon ile beslenme arasında önemli bir ilişki olduğu gösterilmiştir. Depresyonun önlenmesi ve tedavisinde, obezite, yeme davranış bozukluğu ve beslenme durumu arasındaki ilişkinin multidisipliner bir yaklaşımla değerlendirilmesi önemlidir. Anahtar Kelimeler: Beslenme, depresyon, çinko, bakır

BakırBeslenmeDepresif bozukluk+3
Kübra Yurtseven
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Siklofosfamid ile oluşturulan deneysel sıçan testis hasarı modelinde resveratrolün etkilerinin çinko ile karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Amaç; CP ile oluşturulan deneysel testis hasarı modelinde Resveratrol (RES)'ün olası koruyucu etkisinin Çinko (Zn) ile karşılaştırmalı olarak incelenmesidir. Çalışma kapsamında RES, Zn ve RES-Zn birlikte uygulamaları ile CP'nin hasar oranının azaltılması hedeflendi. CP ile oluşturulan toksik testis hasarı modelinde, Zn etkileri gösterilmiş bir kontrol model olarak yer alırken, RES'in Zn ile birlikte kullanılması sonucunda ortaya çıkan etkilerin taramalarında bakılmamış olduğunu saptadık. Çalışmamızda sıçanlar (n=64) rastgele 9 gruba ayrıldı. Deney gruplarına 3 haftalık uygulamaların sonunda tüm gruplar; biyokimyasal, histokimyasal ve immünohistokimyasal yöntemlerle incelendi. Sperm parametreleri olarak Johnsen testiküler skorlaması ve sperm yayma preparatlarındaki morfolojileri değerlendirildi. CP ile oluşturulan deneysel sıçan testis hasarı modelinde histokimyasal olarak H-E, PAS ve MT, immünohistokimyasal olarak iNOS, eNOS ve CD34 boyamaları yapıldı. Biyokimyasal analiz olarak da MDA ve Katalaz değerlerine bakıldı. RES ve Zn'nin karşılaştırmalı etkileri literatürde ilk kez tarafımızdan ortaya konulmaya çalışıldı. Sonuç olarak; Zn ve RES'in birlikte kullanımının testis hasarı üzerine koruyucu etkileri mevcut olsa da kontrol ve salin grupları kadar iyileşme gözlemlenmedi. Yeni bir hücre türü olan telositlerin ise interstisyel alandaki varlıkları ve seminifer tübül çevresini bir kılıf gibi sardığı saptanmıştır. Projemizde optimum dozlarda vücutta yararlı etkilerini ortaya çıkartabilen RES ve Zn'nin birlikte ve/veya ayrı kullanımlarının oluşturduğu etkileşimler değerlidir. Kurgulanan in vivo modelin kliniğe uyarlamaları, tanımlanacak hücresel sinyal yolakları üzerinden tedavi amaçlı pek çok uygulamada infertilitenin sağaltımı konusunda yeni klinik fikirler ortaya çıkarabilir. Anahtar Kelimeler: Siklofosfamid, Resveratrol, Çinko, Testis

Hayvan deneyleriResveratrolSiklofosfamid+3
Cansın Şirin
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Naftokinon yapısı içeren bileşiklerin bazı metal komplekslerinin oluşum sabitlerinin belirlenmesi

Naftokinon türevi bileşikler ve/veya metal kompleksleri antibakteriyel, antifungal, antikanser, antiinflamatuar, sitotoksik gibi çeşitli geniş spektrumlu farmakolojik aktiviteler göstermelerinden dolayı ilaç araştırmalarında önemli bir yere sahiptir. Bu sebeple naftokinon yapısı bulunduran bileşiklerin çeşitli metal iyonları ile oluşturacakları komplekslerin oluşum sabitlerinin belirlenmesi önem arz etmektedir. Bu tez çalışması kapsamında, naftokinon yapısı içeren dört bileşik sentezlenerek bu bileşiklerin Zn(II), Ni(II) ve Pt(II) iyonları ile oluşturacakları komplekslerin oluşum sabitleri, 25.0 ± 0.1 °C de, 0.1 M NaCl iyonik şiddette ve dimetil sülfoksit:su (50:50 v/v) hidro-organik çözücü sisteminde potansiyometrik titrasyonlar sonucu elde edilen datalardan yararlanarak HYPERQUAD bilgisayar programı kullanılarak belirlendi. Gerçekleştirilen potansiyometrik titrasyonlar sonucunda ligandların belirtilen koşullarda bu metal iyonları ile 1:1 kompleksler oluşturacakları belirlendi. Naftokinon yapısı içeren dört ligand türünün de metal iyonları ile oluşturması beklenen olası komplekslerin 1,4-naftokinon halka sistemindeki karbonil oksijeni, amin azotu ve tiyoürenin tiyokarbonil kükürdü ile metal iyonları arasında oluşacak koordine kovalent bağlar üzerinden komplekslerin oluşacağı düşünülmektedir. HYPERQUAD bilgisayar programı yardımıyla yapılan hesaplamalardan, ligandların Zn(II), Ni(II) ve Pt(II) iyonları ile oluşturduğu komplekslerin 1:1 olduğu ve bu kompleksleşmeler sonucunda, bileşikler için farklı pH aralıklarında oluşup tükenen ML, MHL, MH2L MH3L ve MH4L tipi türlerinin oluştuğu tespit edildi.

Metal kompleksleriNaftokinonNikel+5
Gülçin Kocagöz
Mersin University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Piridin türevi benzoiltiyoüre ligantları içeren karışık ligandlı komplekslerin sentezi ve karakterizasyonu

Bu çalışmada ilk olarak benzoil klorürün amonyum tiyosiyanat ile reaksiyonu sonucu benzoil izotiyosiyanat elde edilmiştir. Daha sonra hazırlanan benzoil izotiyosiyanatın 2-amino-5-metilpiridin, 2-amino-5-kloropiridin ve 2-amino-5-bromopiridin ile reaksiyonundan sırasıyla N-(2-amino-5-metilpiridin)-N'-benzoiltiyoüre (HL1), N-(2-amino-5-kloropiridin)-N'-benzoiltiyoüre (HL2) ve N-(2-amino-5-bromopiridin)-N'-benzoiltiyoüre (HL3) ligandları elde edilmiştir. Bu benzoiltiyoüre ligandlarının yapı analizleri elementel analiz ve IR, 1H, 13C-NMR spektroskopik analiz yöntemleri yardımı ile yapılmıştır. Sonuçta benzoiltiyoüre ligandları, L-fenilalanin ve L-alanin amino asitlerinin yanı sıra bakır(II) asetat dihidrat ve çinko(II) asetat dihidrat tuzları ile reaksiyona sokularak, istenen karışık ligandlı kompleksler oluşturulmuştur. Sentezlenen komplekslerin yapıları termal analiz, IR, ICP-MS, iletkenlik ve manyetik duyarlılık ölçümleri ile aydınlatılmıştır. Ayrıca termal analiz (TG/DTA) yöntemi ile komplekslerin termal bozunmaları incelenmiştir.

AlaninBakırBenzoiltiyoüre kompleksleri+3
Tagına Jalılı
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kurşun-çinko-bakır cevher zenginleştirme tesis işletmesinde iş kazalarının değerlendirilmesi

Madencilik sektörü emeğe dayalı bir iş kolu olduğundan tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de iş kazalarının ve insan kaybının fazla olduğu riskli sektörler arasında yer almaktadır. Bu çalışmada, Kurşun-Çinko-Bakır-Cevher Zenginleştirme Tesis İşletmesinde meydana gelen kazaların, çalışanların demografik özellikleriyle ilişki durumları incelenmiş ayrıca kazanın hangi aylarda, hangi vardiyada ve vardiyanın kaçıncı saatinde yoğunlaştığı, yaralanma derecesi gibi kaza verilerinin analizi yapılmıştır. Bu araştırma kapsamında, tesis işletmesinin farklı birimlerinden 241 çalışana ait dijital ve yazılı dokümanlar üzerinden gerçek veriler toplanmış ve değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler Excel Pivot Tablo ile oluşturulan özet tablo ve grafikler yardımıyla yorumlanmıştır. Yapılan çalışmada demografik özelliklere göre en dikkat çekici sonuçlar yaş, tecrübe, eğitim durumu ve çocuk sayısında gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İş kazası, demografi, kaza oranı

BakırKazalarKurşun+7
Bağdan Gül Turan Yücel
Avrasya University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ağır metal maruziyetinin sağlık etkilerinin değerlendirilmesi: Seramik sektörü örneği

Ağır Metal Maruziyetinin Sağlık Etkilerinin Değerlendirilmesi: Seramik Sektörü Örneği Seramikler ve seramik malzemeler endüstride sofra ve süs eşyası üretiminde, inşaat sektöründe, elektrik, elektronik, optik ve manyetik uygulamalarda, biyoseramik olarak kalça ve diz implantları ile gözlük üretiminde ve dental kaplama malzemesi üretiminde sıklıkla kullanılır. Seramik sektöründe ağır metal maruziyeti daha çok hammadde ve sırlama işlemi kaynaklıdır. Tez kapsamında 560 seramik çalışanının hasta kayıt verilerinin retrospektif incelemesine dayanan bu araştırmada, kurşun, mangan, kadmiyum, kobalt, çinko ve bakırın tam kan parametrelerinden HGB, HCT, PDW ile Parathormon, T3, T4 ve TSH parametrelerine olan etkisi incelenmiştir. Buna göre ortalama bakır serum 96,743±15,8704 µg/dL; medyan kadmiyum idrar 0,02 (0,0-2,80) µg/dL; mangan idrar 0,60 (0,001-15,80) µg/dL; kobalt idrar 0,60 (0,01-6,70) µg/dL; mangan serum 8,70 (0,40-42,0) µg/dL; kadmiyum serum 0,60 (0,01-5,20) µg/dL; kurşun serum 1,60 (0,08-19,10) µg/dL; çinko serum 94,50 (0,75-149,0) µg/dL'dir. Çalışanların hematokrit değeri ile serum bakır (r=-0,180), kadmiyum (r=-0,184) ve çinko (r=-0,133) düzeyleri arasında istatistiksel anlamlılıkta negatif yönlü zayıf bir ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). Anahtar Kelimeler: Ağır Metal Maruziyeti, Bakır, Çinko, Kadmiyum, Kobalt, Kurşun, Mangan, Seramik Sektörü.

Ağır metallerBakırKadmiyum+7
Deniz Boz Eravcı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çinko ve demir içerikli yaprak gübre uygulamalarının kanolanın (Brassica napus L.) verim ve verim bileşenlerine etkisi

Amaç: Kanola yetiştiriciliğinde çinko ve demirin tek başlarına ve birlikte uygulanmasının verim ve verim bileşenlerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Yöntem: DK Exception kanola çeşidi materyal olarak kullanılmıştır. Çinko içerikli ZnP ve demir içerikli RedFER yaprak gübreleri rozet dönemi ve çiçeklenme öncesi yalnız ve birlikte uygulanmıştır. Deneme 2021-2022 yetiştirme sezonunda Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü deneme alanında Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre 4 tekerrürlü yürütülmüştür. Tane verimi, bitkide harnup sayısı, harnupta tane sayısı, bitki boyu, yandal sayısı ve bin tane ağırlığı özellikleri incelenmiştir. Bulgular: Demir ve çinko içerikli iki farklı gübrenin tek başlarına ve kombinasyonlarının bitkide harnup sayısı, harnupta tane sayısı, bin tane ağırlığı, tane verimi üzerine etkileri önemli bulunmuştur. Bitki boyu 151,08 - 160,10 cm; bitkide yan dal sayısı 5,50 - 6,58; bitkide harnup sayısı 213,37 - 321,64; harnupta tane sayısı 22,52 - 25,65; bin tane ağırlığı 3,33 - 4,02 g ve tane verimi 290,17 - 418,88 kg da-1 arasında değişmiştir. Bitkide harnup sayısı tek başına Fe uygulamasında, harnupta tane sayısı gübrelerin tek başına ve kombinasyonunda, bin tane ağırlığı ve tane verimi hem çinko hem de demirin tek başına uygulamalarında önemli düzeyde en yüksek bulunmuştur. Sonuç: Verimli bir kanola yetiştiriciliğinde demir ve çinko içerikli yaprak gübrelerinin tek başlarına olacak şekilde kullanılmasının yararlı olacağı kanısına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çinko (Zn), Demir (Fe), Kanola, Verim unsurları, Verim

Brassica napusDemirKanola+3
Nezengül Çelik Polat
Aydın Adnan Menderes University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çeşitli bakliyat ürünlerinde bazı metallerin (Cu, Mn, Zn, Fe) spektroskopik tekniklerle analizi

ÖZET Yüksek Lisans Tezi ÇEŞİTLİ BAKLİYAT ÜRÜNLERİNDE BAZI METALLERİN ( Cu, Mn, Zn, Fe) SPEKTROSKOPİK TEKNİKLERLE ANALİZLERİ Selim Erdoğan İnönü üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Kimya Anabilim Dalı XV +114 sayfa 2002 Danışman : Prof. Dr. Satılmış Kaya Bu çalışmada Malatya iline bağlı çeşitli ilçelerden alınan kuru baklagillerden fasulye, nohut ve mercimek örneklerinde Fe, Mn, Zn ve Cu düzeylerinin tayini amaçlanmıştır. Günlük beslenmede önemli bir yer tutan ve organik matriks açısından oldukça zengin ve karmaşık olan kuru baklagillerde element kaybı olmaksızın çözünürleştirme yöntemlerinin uygulanması önemlidir. Çalışmada geleneksel yaş yakma ve mikrodalga çözünürleştirme yöntemi kullanılarak örnekler çözünürleştirilmiş ve Fe, Mn, Zn ve Cu düzeyleri alevli AAS ile tayin edilmiştir. Her iki yöntem için elementlerin % geri kazanımları araştırılmış ve asit hacmi, sıcaklık, örnek miktarı, güç, zaman gibi parametreler optimize edilmeye çalışılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Demir, mangan, çinko, bakır, element analizi, kuru baklagiller, yaş yakma, mikrodalga-çözünürleştirme, alevli AAS, fasulye, mercimek, nohut

BaklagillerBakırDemir+5
Selim Erdoğan
İnönü University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2002
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zamak-5 alaşımının gaz atomizasyonu yöntemi ile üretimi ve karakterizasyonu

Bu çalışmada zamak-5 adı verilen çinko alüminyum magnezyum ve bakır ana bileşenlerini içeren alaşım kullanılmıştır. Gaz atomizasyonu yöntemi ile zamak-5 alaşımının üretilebilirliği, tozların üretimi sonrası toz karakteristiklerinin incelenmesi, oluşan tozların kalıp içerisine konarak preslenmesi ve sinterleme işlemleri uygulanarak ürün üretimi gerçekleştirilmiştir. Ergiyik hale getirilen alaşım gaz atomizasyonu ünitesinde 14 ve 16 bar şeklinde iki farklı basınç kullanılarak toz haline getirilmiştir. Toz üretimlerinde en iyi verim 16 bar gaz basıncı ile yapılan üretimde %80,41 olarak tespit edilmiştir. Toz boyut ölçümlerinde 14 bar basınçta ortalama toz boyutu 62,1 μm, 16 bar basınç ile yapılan üretimde ortalama toz boyutu 73,2μm olarak ölçülmüştür. Tozların SEM görüntüleri incelenmiş burada tozlarda küresel yapı ağırlıkta olmak üzere çubuksu ve pulsu yapılara da rastlanmıştır. Tozlar kalıplanarak 80 tonluk preste 300, 350 ve 400 MPa basınçta sıkıştırılmıştır. Presleme ile elde edilen numuneler 3, 6 ve 9 saat olmak üzere 250, 300 ve 350 °C'de sinterleme işlemine tabi tutulmuştur. Numunelerin SEM görüntüleri incelenmiş, sertlik ve basma deneyleri yapılmıştır. Bu deneyler sonucunda 400 MPa ile sıkıştırılıp 350 °C'de 9 saat sinterlenen numunenin sertlik değeri 68,9 HB, akma dayanım değeri 105 MPa olarak tespit edilmiştir.

AlaşımlarAlüminyumGaz atomizasyonu+2
Osman Selim Kibar
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kuersetin katkılı Zn esaslı hidroksiapatit örneklerinin sentez ve karakterizasyonu

Sunulan yüksek lisans tez çalışmasında, günümüz biyoteknolojik uygulamalarında kemik ve diş gibi sert dokuların tedavisinde sıklıkla kullanılan hidroksiapatit (HAp) biyomalzemelerin Zn esaslı ve kuersetin katkısıyla yaş kimyasal metotla sentezi ve karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir. Sentezlenen HAp biyomalzemelerin kristal yapıları ve fazları XRD analizi tekniğiyle, fonksiyonel grupları ise Fourier dönüşümlü kızılötesi (FTIR) spektroskopisiyle, morfolojileri taramalı elektron mikroskopisi (SEM) cihazıyla, elementel bileşimleri ise enerji dağılımlı X-ışını (EDX) spektroskopisi ile belirlenmiştir. Analiz sonuçlarına göre, kuersetin ve Zn katkısıyla sentezlenen HAp biyomalzeme örneklerinin örgü parametrelerinde ve kristalleşme yüzdelerinde değişiklikler olduğu saptanırken, üretilen HAp numunelerinin benzer morfolojilere sahip oldukları ve herhangi bir safsızlık ve/veya kalıntı ihtiva etmedikleri gözlenmiştir. Sentezlenen biyomalzemelerin HAp ve β-TCP fazları ihtiva ettikleri saptanmıştır. FT-IR analiz sonuçlarına göre üretilen biyomalzemelerin HAp'in karakteristik fonksiyonel grupları olan OH- ve PO43- gruplarını içerdikleri belirlenmiştir.

BiyomalzemelerHidroksiapatitlerKuersetin+1
Semih Kaya
Fırat University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çanakkale şehir şebeke suyunda ağır metal analizi ve bakteriyolojik inceleme

Bu çalışmada, 20 Nisan-5 Mayıs 2007 tarihleri arasında, Çanakkale şehir şebeke suyunun farklı 40 noktasından örnekler alınıp gerekli ön işlemler uygulandıktan sonra arsenik (As), kurşun (Pb), bakır (Cu), çinko (Zn) ve kadmiyum (Cd) ağır metallerinin miktar ve mikrobiyolojik analizleri yapılmıştır. Bu analizlerde Pb, Cu Zn ve Cd için ICP-AES (Inductively Couple Plazma Atomic Emission Spectroscopy) cihazı, As tayini için Diferansiyel Puls Anodik Sıyırma Voltametri cihazı kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Cd belirleyebilme limitinin altında, As 0,95-11,9 µg/l, Cu 0,004-0.58 mg/l, Pb <0,08 mg/l, Zn 0-5,30 mg/l değerleri arasındadır. Türkiye Su Standartları (TSE 266), Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Avrupa Topluluğu (EC) su standartları ile karşılaştırıldığında As, Pb, Cu, Zn ve Cd değerlerinin müsaade edilen sınırlar içinde olduğu görülmüştür.Aynı noktalardan alınan su örneklerinin mikrobiyolojik analizleri membran filtre yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre toplanan 40 adet su numunesinin 28'i (%70) toplam bakteri yönünden, 18'i (%45) koliform bakteri yönünden ve 1 tanesi de (%2,5) Escherichia coli yönünden TSE 266, WHO, EPA ve EC su standartlarına göre kirli konumda olduğu saptanmıştır.

ArsenikAğır metallerBakteriyolojik analiz+7
Aslı Kovancı
Çanakkale Onsekiz Mart University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bazı ağır metallerin kişniş (Coriandrum sativum L.) bitkisi tarafından alımı ve gelişimi üzerine etkileri

Bu çalışma Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü ve Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Doku Kültürü ve Biyoteknoloji laboratuarlarında 2011-2012 yıllarında yürütülmüştür. Denemede, kişnişin Gamze çeşidi kullanılmıştır. Araştırmada kadmiyum (Cd), kurşun (Pb) ve çinko (Zn) ağır metallerinin farklı yoğunlukları kullanılarak kişniş bitkisinin gelişimi ve element alımları incelenmiştir. Bitkiler kontrollü koşullarda yetiştirme odasında yetiştirilmiştir. Çok sayıda morfolojik ve fizyolojik ölçüm ve gözlemler alınmıştır. Genellikle ağır metal uygulamalarının yüksek dozlarında bitki gelişimi belirgin bir şekilde sınırlanırken düşük dozlarda ise olumsuz etkisi görülmemiştir. Ağır metal uygulamaları ile verilen metalin bitki tarafından yüksek miktarda alınması yanında diğer elementlerin alımı üzerine etkili olmuştur. Sonuç olarak bitki gelişiminin çok sınırlanmadığı dozlarda ağır metallerce kirlenmiş topraklarda kişniş bitkisi yetiştirilmesi ile toprakların ağır metallerden kısmen temizlenebileceği görülmüştür. Ayrıca tıbbi ve aromatik bitkilerin genellikle uçucu yağlarından yararlanılması ve uçucu yağlarının da genellikle ağır metal ile kirlenmemesi bir avantajdır.

Bitki gelişimiKadmiyumKişniş+2
Burçin Çelik
Çanakkale Onsekiz Mart University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bursa bölgesinde zeytin yetiştirilen toprakların yarayışlı çinko içeriklerinin belirlenmesinde kullanılacak yöntemler

Bu araştırma Bursa ili zeytin bahçesi topraklarının bitkiye yarayışlı çinko durumunu ve bu topraklarda yarayışlı çinko miktarının belirlenmesinde kullanılabilecek en uygun ekstraksiyon yöntemlerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Yoğun olarak zeytin yetiştirilen bölgelerdeki 50 farklı bahçeden 0-30 ve 30-60cm derinliklerden alınan toplam 100 toprak örneği, 50 yaprak ve 50 meyve örneği araştırma materyalini oluşturmaktadır. Toprakların yarayışlı çinko içeriklerinin belirlenmesinde; (Y1) 3 HCl+ 1 HNO3; (Y2) 0,005 M DTPA + 0,01 M CaCl2 + 0,1 M TEA; (Y3) 0,01 M HEDTA; (Y4) 0,1 N HCl; (Y5) 0,01 M Na2EDTA + 1 M (NH4)2CO3; (Y6) 0,01 N Na2EDTA ve (Y7) 1 N NH4OAc olmak üzere 7 farklı yöntem kullanılmıştır. Yaprakların Zn içerikleri ile önemli ve anlamlı ilişkilerin Y1, Y2, Y3, Y5 ve Y6, meyvelerin Zn içerikleri ile Y2, Y4 ve Y7 ile belirlenen Zn içerikleri arasında önemli ve anlamlı ilişkilerin olduğu görülmüştür. Bursa ili zeytin bahçelerinin alınabilir Zn içeriklerinin belirlenmesinde Y2, Y4 ve Y5 ile belirtilen yöntemlerin kullanılabileceği görülmüştür. Bununla birlikte sınır değerinin bulunması Zn' nin yanında diğer bazı besin elementlerinin de belirlenmesi toprakların alınabilir mikrobesin elementi içeriklerinin belirlenmesinde yaygın Y2 (DTPA)'nın araştırma bölgesi topraklarının alınabilir Zn içeriklerinin belirlenmesinde kullanılabileceği anlaşılmaktadır.

BursaToprakZeytin+1
Huriye Avcıoğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

ICP-MS ile saç örneklerinde element tayini

Bu tez kapsamında, Bursa'nın Osmangazi ve Kocaeli'nin Gebze ilçelerinde yaşayan insanlardaki Hg, Pb, Cd, As, Cu, Sr ve Zn elementleri için toplam birikim değerleri, bu kişilerden alınan saç örneklerinin analiz edilmesiyle belirlenmiştir. Saç örnekleri en az 5 yıldır bu bölgelerde ikamet eden, 18 yaş üzerindeki 60 gönüllü kişiden alınmıştır. Çalışmada çevresel faktörler, meslek ve yaş etkilerini ortaya çıkarmak için özellikle saçında boya bulunmayan erkek bireyler tercih edilmiştir. Toplanan örnekler ön yıkama, kurutma ve açık çözme işlemlerinin ardından İndüktif Eşleşmiş Plazma Kütle Spektrometresi (ICP-MS) ile analiz edilmiştir. Bursa'dan toplanan saç örneklerindeki ortalama Hg, Pb, Cd, As, Cu, Sr ve Zn derişimleri sırasıyla 0,150 µg/g, 0,367 µg/g, 0,102 µg/g, 0,098 µg/g, 11,8 µg/g, 0,85 µg/g ve 226 µg/g olarak bulunmuştur. Kocaeli'den toplanan saç örneklerindeki ortalama Hg, Pb, Cd, As, Cu, Sr ve Zn derişimleri ise sırasıyla 0,196 µg/g, 0,652 µg/g, 0,016 µg/g, 0,124 µg/g, 10,1 µg/g, 1,28 µg/g ve 217 µg/g olarak bulunmuştur. Analizlerden elde edilen veriler için istatistiksel veri değerlendirmesi yapılmıştır. Saç örneklerinde incelenen elementler için tespit edilen derişim seviyeleri, normal sınır olarak kabul edilen değerler arasında bulunmuştur. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar, saç örnekleri analiz edilen bireylerin incelenen elementlere (Hg, Pb, Cd, As, Cu, Sr ve Zn), sağlık açısından risk teşkil edecek seviyede maruz kalmadığını ortaya koymuştur.

ArsenikBakırCıva+4
Zehra Çakılbahçe Haliloğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

A study on the dosimetric properties of polycarboxylate cement used in dental treatments

Zinc Polycarboxylate cement is one of the few dental materials that demonstrate true adhesion to tooth structure. The powder is primarily zinc oxide, and the liquid is polyacrylic acid or a copolymer of that acid. In this study, the dosimetry properties of Zinc Polycarboxylate cement using thermoluminescence (TL) were investigated and determined the effectiveness of its use as a good dosimeter. As a result, the sample shows a good TL properties with three main peaks found around 140 ℃, 220 ℃ and 330 ℃. It has a wide linear dose response between 144 𝐺𝑦 and 2.3 𝐾𝐺𝑦 and good reusability with eight cycles of measurement. Keywords: Thermoluminescence, Dosimetry Properties, Zinc Polycarboxylate

RadiometryThermoluminescenceZinc
Muhammed Halidoğlu
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Zn(II) kompleksinin sitotoksik ve apoptotik etkilerinin kanser hücrelerinde araştırılması

Kanser, hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile oluşan bir hastalıktır. Hücrelerin çeşitli risk faktörleri sebebiyle mutasyona uğrayıp sınırsız çoğalması ile başlayan bu süreç sonunda kanserli hücreler oluşmakta, dokulara ve organizmaya zarar vermektedir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, kanser tedavisinde metal bazlı bileşiklerin umut verici olduğunu göstermiştir. Özellikle platin (Pt), gümüş (Ag), altın (Au) ve çinko (Zn) gibi metal kompleksleri birçok antikanser araştırmalarda kullanılmış ve başarılı sonuçlar alınmıştır. Dolayısıyla bu tez çalışmasında, bir Zn(II) kompleksinin insan meme kanseri hücrelerinde antikanser etkileri ve bu etkilerden sorumlu mekanizmalar araştırılmıştır. Zn(II) kompleksinin insan meme kanseri hücrelerindeki anti proliferatif potansiyeli SRB canlılık testi ile belirlenmiş, hücre canlılıkları ATP canlılık testi ile doğrulanmıştır. Ayrıca kompleksin olası sitotoksik etkisi sağlıklı insan meme hücrelerde de değerlendirilmiştir. Sitotoksik etkilerinden sorumlu olan hücre ölüm mekanizması ve apoptoz varlığını göstermek için Hoechst 33342/Propidyum İyodür ikili boyama yöntemi ve kırılmış sitokeratin-18 (M30 antijen seviyesi) yöntemi kullanılmıştır. Hücre ölümü ile ilişkili proteinlerin ekspresyon seviyeleri (B-Aktin, PARP/kırılmış PARP, COX4, DR4, Prokaspas-8/kırılmış Kaspas-8, BAX, RIP) immunoblotlama yöntemi ile gösterilmiştir. Apoptozisle ilişkili gen ekspresyonları ise Polimeraz Zincir Reaksiyonu kullanılarak belirlenmiştir. Zn(II) kompleksinin hücre migrasyonu üzerine etkisini belirlemek amacıyla yara iyleşmesi testi uygulanmıştır. Ayrıca Zn(II) kompleksinin kanser kök hücrelerindeki sitotoksik etkisi kök hücre populasyonunca zengin olan mamosferler üzerinde araştırılmıştır.Elde edilen sonuçlarda, Zn(II) kompleksinin insan meme kanseri hücrelerinde doza ve zamana bağlı olarak sitotoksik etkiye neden olduğu sağlıklı hücrelerde ise toksik olmadığı gözlendi. Zn(II) kompleksinin kanser hücrelerinde apoptozisi indüklediği hem protein hem de gen düzeyinde belirlendi. Zn(II) kompleksinin kanser hücrelerinin migrasyon yeteneklerini önemli derecede engellediği gözlendi. Ayrıca Zn(II) kompleksi kanser kök hücrelerinde de sitotoksik aktiviteye sahip olduğu belirlenmiştir.Tüm sonuçlar değerlendirildiğinde, Zn(II) kompleksinin kanser tedavisinde umut verici bir ajan olarak kullanılabileceği öngörüsüyle ileri analizlerin yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

ApoptozisNeoplazm hücreleriSitotoksik etki+1
İmren Alioğlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00

İlgili konular