İletişim becerisi
Bu konu başlığı altında 270 tez
Tıp fakültesi 4, 5 ve 6. sınıf öğrencilerinde mesleki benlik saygısı ve iletişim becerileri arasındaki ilişki
Bu çalışma, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde klinik dönem öğrencilerinin iletişim becerileri ve mesleki benlik saygısı düzeylerini, bu kavramları etkileyen faktörleri ve aralarındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. 2022-2023 eğitim-öğretim yılında 4., 5. ve 6. sınıfta öğrenim görmekte olan ve çalışmaya katılmayı kabul eden toplam 456 öğrenciye, sosyodemografik özellikleri içeren ve iki farklı ölçme aracını kapsayan anket uygulanmıştır. Bulgulara göre, öğrencilerin iletişim becerileri genel olarak yüksek bulunmuş; yaş, cinsiyet, sınıf düzeyi, annenin eğitim durumu, sosyal etkinliklere katılım gibi faktörlerin bu beceriler üzerinde anlamlı etkileri olduğu saptanmıştır. Klinik deneyim süresi arttıkça iletişim becerilerinde artış gözlenmiş; özellikle altıncı sınıf öğrencileri daha yüksek puanlar almıştır. Mesleki benlik saygısı düzeyi literatüre göre yüksek bulunmuş; bu değişken cinsiyet, akademik başarı algısı, kariyer hedefi, tıp fakültesi tercih nedeni ve ekonomik koşullardan anlamlı düzeyde etkilenmiştir. İçsel motivasyonla meslek seçen öğrencilerin mesleki benlik saygısı daha yüksek, meslek değiştirmeyi düşünenlerin ise daha düşüktür. Çalışmada ayrıca iletişim becerileri ile mesleki benlik saygısı arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular, tıp eğitiminde yalnızca bilişsel değil, duygusal ve sosyal gelişimi destekleyen bütüncül yaklaşımların önemini ortaya koymakta ve tıp öğrencilerinin mesleki kimlik gelişimini destekleyici programlara duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır.
The role of intercultural competence in english language teaching
In addition to being skillful classroom teachers and competent users of foreign language teaching materials, teachers should also view foreign language teaching through an intercultural perspective. Teachers are now required to teach intercultural competence within and out of their classroom. Moreover, they are expected to have the ability to understand each other across all types of cultural barriers in order to make our societies work. That is why there is a real urgency for teachers that can promote and transfer intercultural competence through their work and adopt approaches to culture teaching. The purpose of this paper is to provide an introduction to the dimensions of intercultural competence and to serve as an encouragement for the future progress of different concepts of teacher training and teaching practice. Finally, it targets to reflect the preparedness of english language teachers to an intercultural challenge in the classroom and their openness to future training sessions on developing and using techniques to promote intercultural competence within their classroom.
Okul yöneticilerinin politik yeti düzeyleri ile informel iletişimi kullanma biçimleri arasındaki ilişki
Bu araştırma okul yöneticilerinin politik yeti düzeyleri ile informel iletişimi kullanma biçimleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada betimsel ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Ölçme araçları olarak "Politik Yeti" ve "Okullarda İnformel İletişim" ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmada evren Batman İl Merkezinde bulunan tüm resmi ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 436 yöneticiden oluşmaktadır. Araştırmada örneklem basit seçkisiz örnekleme metodu ile seçilen 211 yöneticiden oluşmaktadır. Araştırmada elde edilen bulgular paket programda düzenlenerek, frekans tabloları, homojenlik istatistikleri, geçerlilik ve güvenirlik analizleri, One Way ANOVA, Kruskal Wallis ve korelasyon analizleri tablolaştırılarak yorumlanmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, okul yöneticilerinin politik yetileri yüksek düzeydedir. Politik yetinin alt boyutlarından içtenliği en fazla, sosyal becerikliliği ise en az kullandıkları tespit edilmiştir. İnformel iletişimde en yüksek algı "İnformel İletişimin Kullanılma Sıklığı" ve "İnformel İletişimin Olumlu Sonuçları" alt boyutlarında görülmüştür. Yöneticilerin informel iletişimin diğer boyutlarını kullanmada temkinli davrandıkları söylenebilir. Okul türünün ve okulda çalışma süresinin politik yeti ve informel iletişim üzerinde anlamlı bir fark oluşturmadığı görülmüştür. Politik yetinin sosyal beceriklilik ve kişilerarası etki alt boyutlarında kıdem değişkenine bağlı anlamlı farklar tespit edilmiştir. Son olarak yapılan korelasyon analizinde politik yetinin geneli ve alt al boyutları ile informel iletişimin kullanılma sıklığı ve olumlu sonuçları arasında pozitif yönlü, düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.
Karikatüre dayalı uygulamaların okul öncesi dönemdeki çocukların duygusal zekâ ve iletişim becerilerine etkisi
Bu tezin amacı, karikatüre dayalı uygulamaların okul öncesi çocuklarının duygusal zekâ ve iletişim becerilerine olan etkisini belirlemek amacıyla yapılan ve baskın-daha az baskın karma yöntem deseni ile amaçsal örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanıldığı bir araşırmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Bitlis'in Tatvan ilçesine bağlı iki anaokulu ve bu anaokullarında öğrenim gören 5 yaş grubu çocuklar oluşturmaktadır. Çalışma grubunda yer alan deney grubu, araştırmacının eğitim-öğretim sürecini yürüttüğü Tatvan Sahil Anaokulu'nda bulunan 5 yaş ve 20 kişiden oluşan bir grup, kontrol grubu olarak Tatvan Cumhuriyet Anaokulu'nda bulunan 5 yaş ve 20 kişiden oluşan bir grup seçilmiştir. Araştırmada karikatüre dayalı uygulamalar yapılırken, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu, duygusal zekâ ve iletişim becerisini belirlemek amacıyla gözlem formu ve doküman analizi kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde Mann Whitney U-Testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi uygulanmıştır. Ayrıca deneysel uygulamanın etki büyüklüğünü tespit etmek için Cohen d değerine bakılmıştır. Nitel verilerin analizinde yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen veriler için ise betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır. Nitel verilerin güvenilirliği için elde edilen veriler sayısallaştırılmış, frekans ve yüzde hesaplanmıştır. Araştırmanın nicel bölümünde yapılan uygulamaların sonuçlarına göre, deney grubunu oluşturan çocukların ön test-son test duygusal zekâ ve iletişim becerilerine yönelik puanları arasında son test lehine anlamlı farklılık görülmüştür. Kontrol grubunda mevcut programa göre yapılan etkinliklerin çocukların ön test-son test duygusal zekâ ve iletişim becerilerine yönelik puanları arasında son test lehine anlamlı farklılık görülmüştür. Karikatüre dayalı uygulamalara tabi tutulan deney grubunun ve karikatüre dayalı uygulamalara tabi tutulmayan kontrol grubunun son test puanlarından elde edilen sonuçlara göre, karikatüre dayalı uygulamaların deney grubundaki çocukların duygusal zekâ ve iletişim becerilerini geliştirmede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, Karikatür, Duygusal zekâ, İletişim becerileri
Türkçe öğretmenlerine göre okul müdürlerinin iletişim becerileri ile okul kültürü arasındaki ilişki (Siirt ili örneği)
Bu araştırma ile Siirt ili örnekleminden hareketle okul müdürlerinin iletişim becerileri ile okul kültürü arasındaki ilişkinin Türkçe öğretmenlerinin bakış açılarına göre incelenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelindeki araştırmanın evrenini 2020-2021 eğitim- öğretim yılında Siirt'te kamu okullarında görev yapan 328 Türkçe öğretmeni oluşturmaktadır. Evrenden basit tesadüfi örnekleme yoluyla seçilen 254 Türkçe öğretmeni araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Kamu okullarında görev yapan Türkçe öğretmenleri; okul müdürlerinin okul kültürleri ölçeğinin toplamında güçlü ancak geliştirilmesi gerektiğini, okul müdürlerinin iletişim becerileri ölçeğinin toplamında ise üst düzeyde etkili olduğunu düşünmektedirler. Cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, mesleki kıdem, çalışılan okuldaki görev süresi, medeni durum ve çalışılan okuldaki öğretmen sayısı değişkinlerine göre Türkçe öğretmenlerinin algılarında okul müdürlerinin okul kültürü düzeyleri ve iletişim becerileri benzemektedirler. Türkçe öğretmenlerinin algılarına göre okul müdürlerinin iletişim becerileri ile okul kültürü düzeyleri arasında pozitif yönde yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Türkçe öğretmenlerinin görüşlerine göre okul müdürlerinin iletişimin becerileri onların okul kültürlerine ilişkin görüşlerini anlamlı kılmaktadır.
Sınıf öğretmenlerinin yöneticilerin iletişim becerilerinden dolayı kazandıkları motivasyonun iş doyumuna etkisi
Bu araştırma, sınıf öğretmenlerinin yöneticilerin iletişim becerilerinden dolayı kazandıkları motivasyonun iş doyumuna etkisini vurgulamak amacıyla yazılmıştır.Okulun türü, ismi, amacı, programı ve işleyişleri küçük farklarla birbirine benzeseler de okulda çalışan personelin davranışları, ilişkileri ve iklimi bakımından birbirine benzemezler. Bunun en önemli nedenlerinden biri yöneticilerin okulu yönetirken oynadıkları rollerdir. Eğitim ve okul yönetimi uzmanları, iletişim rolünü başarılı olarak oynayan müdürlerin, okul yönetimine daha etkili olduklarını ifade etmektedir. İletişim; bireyler veya gruplar arasında bilgi, fikir, davranış gibi kavramların paylaşılmasını sağlamak amacıyla yapılan çabalar olarak tanımlanabilir. Motivasyon; güdüleme, bellirli bir amaç doğrultusunda bireyi harekete geçmesini sağlayan güçtür. Başarıya ulaşmak isteyen bir yönetici öncelikle iş görenleri örgüt amaçlarına yöneltmeyi yani onları güdülemeyi bilmelidir. İş doyumu; iş ortamını oluşturan durumlara karşı çalışanların gösterdikleri olumlu veya olumsuz duygulardır.Okul yöneticilerinin iletişim becerilerinin gelişmiş olması öğretmenlerin motivasyonunu ve iş doyumunu arttıracak ve eğitime katkı sağlayacaktır.İletişim ve eğitim bugün artık birbirinden ayrılmaz iki kavramı ifade etmektedir. Bunun temel nedeni; eğitim amaçlarını gerçekleştirmenin tek yolunun iletişim kurmaktan geçmesinden kaynaklanmaktadır. Yapılan bu çalışmayla okul yöneticisinin etkili iletişim becerilerinin, eğitim sürecinin demirbaşı olan öğretmenlerin iş motivasyonu üzerindeki etkisine vurgu yapılarak, iş doyumları üzerindeki etkisine dikkat çekmek amaçlanmıştır. Araştırmanın alt problemleri toplamda 13 maddedir. Kişisel bilgiler formundaki bilgilerden elde edilen veriler ile oluşturulmuştur. Yaş, cinsiyet, mesleki kıdem, mezun olunan eğitim kurumu, okul yöneticisi ile çalışılan süre, görev yapılan okuldaki hizmet süresi değişkenlerinden alt problemler oluşturulmuştur.Yapılan bu çalışmanın evreni, 2013-2014 eğitim öğretim yılı içerisinde, İstanbul'un Küçükçekmece ilçesinde bulunan Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı olan resmi okullarda çalışan tüm öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklemini ise bu okullardan gönüllülük nesasına dayalı ve rastgele seçilen 200 sınıf öğretmenini kapsamaktadır.Verileri elde etmek amacıyla ise bir tane demokrafik bilgi formu ve iki tane ölçek kullanılmıştır. Uygulanan bilgi formu 6 adet sorudan oluşmaktadır. Bu sorular cinsiyet, mesleki kıdem, öğrenim durumu, hizmet süresi, okul yöneticisi ile çalışılan süre, yaş ile ilgili sorulardır. Araştırmacı, öğretmenlere yönelik motivasyon ölçeğinin geliştirilmesi sürecinde, yöneticilere yönelik belirlediği motivasyon maddelerini uzman görüşüne sunmuş ve uzmanların görüşü doğrultusunda belirlenen 20 tane motivasyon maddesinin araştırmada kullanılmasına karar verilmiştir. Kullanılan ikinci ölçek ise; Weiss, Davis, England, ve Lofquist tarafından 1967'de çalışan bireylerin iş yaşamındaki memnuniyet düzeylerini belirlemek amacıyla geliştirilen 'Minnesota İş Tatmin Ölçeği'dir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin iş doyum ölçeğindeki puanların cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık olup olmadığını saptamak amacıyla bağımsız grup t-testi uygulanmış ve sonucunda grupların aritmetik ortalamaları arasındaki farklılık anlamlı bulunmuştur (t=,174; p<,05). Araştırmaya katılan öğretmenlerin motivasyon ölçeği puanlarının algılanan mesleki kıdem değişkenine göre anlamlı bir farklılık olup olmadığını saptamak amacıyla tek yönlü varyans analizi(ANOVA) uygulanmış ve sonucunda grupların aritmetik ortalamaları arasındaki farklılık anlamlı bulunmuştur (F=9,197; p<,05). Ayrıca öğretmenlerin motivasyon ölçeği puanlarının yaş değişkenine göre anlamlı bir farklılıkolup olmadığını saptamak amacıyla yapılan tek yönlü varyans analizi(ANOVA) sonucunda grupların aritmetik ortalamaları arasındaki farklılık anlamlı bulunmuştur (F=9,197; p<,05).Bunun dışında; öğretmenlerin iş tatmini ölçeğinden aldıkları puanlarla motivasyon ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı bir ilişki bulunup bulunmadığınısaptamak amacıyla Pearson analizi yapılmış ve sonucunda değişkenler arasındaki ilişki pozitif yönde anlamlı çıkmıştır (r=,53; p < ,05). Anahtar Sözcükler: İletişim, Motivasyon, İş doyumu
Yönetim sürecinde yönetici iletişim becerilerinin çalışan motivasyonu üzerindeki etkileri ve sağlık kurumlarında bir uygulama
Rekabetin yaşandığı iş hayatında kurumlar, çalışanlarından daima üst seviyede motivasyon ve performans beklerler. Bu sayede hem kurum hem çalışan istenilen verimi sağlamış olur. Motivasyon ise belirli bir iletişimle sağlanmaktadır. Çünkü iletişim iş hayatının kilit kelimesidir. Rekabetin arttığı günümüz şartlarında verimlilik ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada işletmelerde yöneticilerin iletişim becerilerinin çalışan motivasyonu üzerindeki etkileri sağlık kurumlarında yapılan araştırmaya göre önemle vurgulanmıştır. Bu çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, yönetim ve yönetici, iletişim ve motivasyon kavramları anlatılmıştır. İkinci bölümde iletişimin amaçları, süreci, temel öğeleri, özellikleri, fonksiyonları, türleri ve örgütsel iletişimde sorunlar ve örgütsel iletişimi engelleyici faktörler vurgulanmıştır. Üçüncü bölümde motivasyon süreci, amaçları, temel kavramları ve motivasyon konusunda ileri sürülen kuramlar vurgulanmıştır. Dördüncü bölümde yöneticilerin iletişim becerilerinin çalışan motivasyonu üzerindeki etkileri ve sonuçları vurgulanırken son bölümde ise metodoloji ve sonuçlar incelenerek yöneticilerin iletişim becerilerinin çalışan motivasyonu üzerine etkisi üzerinde durulmuştur. Anahtar kelimeler: Yönetim, Yönetici, İletişim Becerileri, Çalışan Motivasyonu, Özel Hastaneler, Kamu Hastaneleri.
Devlet kurumunda çalışan memurların benliksaygıları ile iletişim becerileri düzeylerininincelenmesi
Toplumda bireylerin düzenli ve mutlu bir yaşam sürdürebilmesi sağlıklı bir kişilik gelişimiyle mümkündür. Birçok araştırma göre; kişilerarası etkili iletişim kurabilen, benlik saygısı ve empati yeteneği yüksek kişilerle düzenli ve sağlıklı bir toplum oluşturulabilir. Bundan dolayı; toplumda yaşayan insanların davranışları ve kullandıkları beceriler; toplum içerisinde pozitif yönde ilişkiler kurmasında kısacası sağlıklı bir birey olarak toplumda yer almasında etkilidir. Bu araştırmada, bir devlet kurumunda çalışan memurların benlik saygıları ile iletişim becerileri düzeylerinin arasında ilişki incelenmiştir. Çalışmada; benlik saygısı ve iletişim becerileri düzeylerinin bazı bağımsız değişkenler (cinsiyet, doğum yeri, yaş, mesleki kıdem, öğrenim durumu, medeni durum, kardeş durumu, kaçıncı çocuk oluşu, aylık gelir, anne ve babanın öğrenim durumu) açısından da ilişki araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Türkiye'nin çeşitli kurumlarda hizmet veren 158 (75 erkek; 83 kadın) devlet memuru oluşturmaktadır. Araştırmamızda; Ersanlı ve Balcı tarafınadan (1998) geliştirilen "İletişim Becerileri Derecelendirme Ölçeği", Rosenberg tarafından geliştirilen (1965) "Benlik Saygısı Ölçeği" ve katılımcı hakkında bilgi almak için 12 soruluk "Demografik Kişi Formu" kullanılmıştır. Veri analizleri için SPSS 21.0 programı kullanılmıştır. Yapılan analizler non parametrik testler kullanılmıştır. Analizlerde Mann-Whithney U testi ve Kruskal Wallis H testi uygulanmıştır. i Araştırmanın bulgularına bakıldığında, benlik saygısı ile iletişim becerileri arasında (p>0.05) anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Diğer taraftan; erkeklerin iletişim becerileri ölçeğinin alt boyutu olan davranışsal iletişim becerileri açısından kadınların puanlarına oranla (p>0.05) daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca, bireylerin gelir düzeylerine göre gruplar arasında zihinsel iletişim becerileri, duygusal iletişim becerileri ve iletişim becerileri (toplam skor) ölçekleri puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Fakat, bireylerin iletişim becerileri ve benlik saygıları; yaş, medeni durumları, mesleki kıdem süreleri, eğitim düzeyleri, kaç kardeş oldukları, kaçıncı çocuk oldukları, anne ve babalarının eğitim düzeyleri bakımından anlamlı bir farklılık görülememiştir.
Ergenlerde internet bağımlılığı yordayıcıları olarak ana baba tutumları, iletişim becerisi ve yalnızlık algısı
Bu araştırmada ergenlerde internet bağımlılığı yordayıcıları olarak ana baba tutumları, iletişim becerisi ve yalnızlık algısı incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada internet bağımlılığını yordayan değişkenler olarak ana baba tutumları, iletişim becerisi ve yalnızlık algısının yanında bazı demografik özellikler ve internet kullanımına ilişkin veriler de seçilmiştir. Bu araştırma ilişkisel tarama modelli bir yordama çalışması niteliğindedir. Araştırmaya 2013-2014 eğitim öğretim yılından İstanbul ili Bağcılar ilçesinde bulunan bir ortaöğretim kurumundaki 9. sınıfta öğrenim gören 62'si kız, 60' ı erkek 122 öğrenci katılmıştır. Bu araştırmada ergenlerde internet bağımlılığını değerlendirmek için "İnternet Kullanım Özellikleri "; ana baba tutumlarını ölçmek için "Ana Baba Tutumları Ölçeği", iletişim becerilerini ölçmek için "İletişim Becerileri Değerlendirme Ölçeği", yalnızlık düzeylerini belirlemek için "UCLA Yalnızlık Ölçeği" kullanılmıştır. Ergenlerin demografik özelliklerine ve internet kullanımına ilişkin verilerin elde edilmesinde "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 17.0 paket programından yararlanılarak tanımlayıcı istatistiksel metotları (Sayı, Yüzde, Ortalama, Standart sapma), Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H-testi, Post-hoc analizi, Scheffe testi, Pearson korelasyon, Regresyon analizi kullanılmıştır. Bu araştırmanın sonucunda günlük internet kullanım süresi, cinsiyet ve cep telefonunun olması, aylık gelir değişkenlerinin ergenlerde internet bağımlılığını yordadığı bulunmuştur. İnternet kullanım düzeyinin belirleyicisi olarak anne baba tutumları, iletişim becerisi, yalnızlık değişkenleri ile internet kullanım düzeyi ile ilişkisinin (açıklayıcılık gücünün) zayıf olduğu görülmüştür. Demokratik, koruyucu istekçi, otoriter anne baba tutumu ve yalnızlık ile internet bağımlılığı arasındaki ilişki anlamlı bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: İnternet bağımlılığı, ergenler, ana baba tutumları, iletişim becerisi, yalnızlık algısı
13 - 18 yaş aralığındaki ergenlerde, problemli internet kullanımı, öz anlayış ve iletişim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Problemli ve patolojik internet kullanımının yetişkinlerin işlevselliğini engellediğine, ergen ve çocukların ise psiko-sosyal gelişiminde, akademik başarılarında ve ilişkilerinde sıkıntılar oluşturabileceğine işaret eden araştırmalar artmaktadır. Problemli internet kullanımının sebeplerinden biri, iletişimdeki verimsizliğin, ilişki kurma ve şekillendirme ihtiyacındaki gençleri, internet gibi kolay ulaşılabilir alternatif araçlara fazla yönlendirmesi olabilir. Bu ihtimalin boyutlarını işaret etmek için, problemli internet kullanımıyla öz anlayış ve iletişim becerileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma, 62 (% 38.8) kız ve 98 (%61.2) erkek, 160 kişilik bir örneklem grubunda gerçekleştirilmiştir. Problemli internet kullanımı ve iletişim becerileri değeri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (t158=-1,305; p>,05). Öz anlayış ve problemli bilgisayar kullanımı arasındaki ilişki ise anlamlı bulunmuştur (t158=3,205; p<,01). Öz anlayış ile normal bilgisayar kullanımı pozitif ve problemli bilgisayar kullanımı negatif korelasyondadır.
Evlilik doyumunun değerler, iletişim becerileri ve sosyodemografik değişkenler bağlamında incelenmesi
Bu çalışmada, evlilik doyumunun değer odaklı yaşam, iletişim becerileri ve sosyo-demografik değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 23-67 yaşları arasında 229 kadın ve 116 erkek olmak üzere toplamda 345 kişi katılmıştır. Çalışma verilerinin toplanmasında Evlilik Yaşamı Ölçeği, Değer Odaklı Yaşam Ölçeği, İletişim Becerileri Ölçeği Yetişkin Formu ve sosyo-demografik anket formu kullanılmıştır. Çalışma verilerinin analizinde frekans analizi, betimleyici istatistik analizi, güvenirlilik analizi, pearson korelasyon analizi, aşamalı çoklu doğrusal regresyon analizi, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi ve iki yönlü varyans analizi yapılmıştır. Çalışma bulgularına göre evlilik doyumu değer odaklı yaşamda tutarlılık ile pozitif yönde, yaş ve evlilik süresiyle negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Fakat evlilik doyumu değer odaklı yaşama önem verme ve iletişim becerileri ile ilişkisiz bulunmuştur. Ayrıca erkek grubunun evlilik doyum düzeyinin kadın grubunun evlilik doyum düzeyinden daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Çalışmada çocuk sahibi olmayan grubun evlilik doyum düzeyinin, iki çocuğu olan, üç çocuğu olan ve dört ya da daha fazla çocuğu olan grupların evlilik doyum düzeyinden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ancak eğitim durumu gruplarının, çalışma durumu gruplarının, gelir durumu gruplarının, evlilik biçimi gruplarının, yaşanılan yer durumu gruplarının ve eşler arasındaki yaş farkı gruplarının evlilik doyum düzeyleri arasında farklılık olmadığı gözlenmiştir. Son olarak sosyodemografik değişken grupları arasında evlilik doyum düzeyi açısından etkileşim olmadığı belirlenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular ile literatürde yer alan bulgular karşılaştırılarak tartışılmıştır.
Boşanmış ve evliliğini sürdüren bireylerin iletişim becerileri ve problem çözme becerilerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada, boşanmış veya evliliğini sürdüren bireylerin iletişim becerileri ve problem çözme becerilerinin karşılaştırılması ve bu becerilerin arasındaki ilişkinin keşfedilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla sosyodemografik veri formunun, problem çözme envanterinin ve iletişim becerileri envanterinin kullanıldığı bir online anket formu ile 327 boşanmış veya evliliğini sürdüren bireye ulaşılmış ve istatistiksel analiz yöntemleri kullanılarak araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda boşanmış veya evli bireylerin problem çözme becerileri ve iletişim becerileri arasında bir ters orantı olduğu ve problem çözme becerisi ve iletişim becerisinin boşanmış veya evliliğini sürdüren bireyler için farklı kontrol değişkenleri ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir.
Üniversite öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığının iletişim becerileri ve yalnızlık algısı bakımından incelenmesi
Genç yetişkinlik dönemine denk gelen üniversite yaşamında öğrenciler; sosyal desteğe ve sağlıklı iletişime ihtiyaç duymaktadırlar. Ancak hayatlarında yeni ve yabancı bir ortam olan üniversite hayatında bu gereksinimlerini karşılamakta zorlanmaktadırlar. İletişim becerileri düşük ve kendisini yalnız hisseden gençlerin sosyal destek elde etmek, iletişim becerilerini artırmak ve yalnızlıklarını gidermek amacıyla daha fazla mobil telefon kullandıkları ve akıllı telefon bağımlılıklarının arttığı düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığının iletişim becerileri ve yalnızlık algısı bakımından incelenmesi ve akıllı telefon bağımlılığı değişkeninin araştırma kapsamında elde edilen sosyo-demografik verilerden ne derece etkilendiğini belirlemektir. Bu amaçla yürütülen çalışmaya 221'i erkek 84'ü kadın, toplam 305 üniversite öğrencisi katılmıştır. Katılımcılara kişisel bilgi formu, UCLA Yalnızlık Ölçeği-KF, Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği-KF ve İletişim Becerileri Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen sosyo-demografik veriler ile yalnızlık algısı ve iletişim becerilerinin, akıllı telefon bağımlılığını ne derece yordadığını belirlemek amacıyla hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda sosyo-demografik değişkenlerden yaş, cinsiyet, okudukları sınıf ve aylık gelir düzeyi değişkenlerinin akıllı telefon bağımlılığı üzerinde anlamlı bir etkisi görülmemiştir. Akıllı telefon kullanım özellikleri açısından değerlendirildiğinde, günlük yapılan arama sayısının akıllı telefon bağımlılığı üzerinde anlamlı bir etkisi görülmez iken; cep telefonu günlük kullanım süresi ve cep telefonu günlük kontrol sayısı arttıkça, akıllı telefon bağımlılığın arttığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin akıllı telefon bağımlılığı üzerindeki etkisi incelenmiş ve pozitif anlamlı bir sonuç tespit edilmiştir. Bu çalışmada öğrencilerin iletişim becerilerinin akıllı telefon bağımlılığı üzerindeki etkisi incelenmiş ve sonucunda anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Akıllı Telefon Bağımlılığı, İletişim Becerileri, Yalnızlık
Ebeveynlerin çocukluk çağı ruhsal travmalarının çiftler arasındaki uyumlarına, iletişim kurma becerilerine, Aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumlarına etkisi
Bu araştırma, ebeveynlerin çocukluk çağı ruhsal travmalarının, çiftler arasındaki uyumlarına, iletişim kurma becerilerine, aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumlarına etkisini belirlemek amacıyla, tanımlayıcı-ilişki arayıcı ve kesitsel olarak Ocak 2022-Şubat 2022 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Araştırmanın evrenini, İstanbul ilinin Maltepe ilçesine bağlı Cevizli mahallesinde yaşayan çalışmanın kriterlerinin karşılayan evli ve çocuk sahibi ebeveynler oluşturdu. Örneklemi ise popülasyondaki eleman sayısı bilinmeyen örneklem hesaplama formülüyle elde edilmiş olan 384 (384,16) ebeveyn olarak belirlendi. Araştırma 407 ebeveyn (211 kadın, 196 erkek) ile tamamlandı. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği, İletişim Becerileri Ölçeği, Yenilenmiş Çift Uyum Ölçeği, Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği ile toplandı. Veriler, SPSS 22.0 istatistik programı aracılığla değerlendirildi. Verilerin analizinde, tanımlayıcı (frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, minimum-maksimum) ve karşılaştırmalı istatistiksel yöntemler (t-testi, tek yönlü varyans analizi (Anova)) ve ayrıca korelasyon, regresyon analizleri kullanıldı. Ebeveynlerin ölçek düzeylerini belirleyen boyutlar arasındaki ilişkiler korelasyon ve regresyon analizleri aracılığıyla incelendi. Araştırma değişkenlerinin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek üzere Kurtosis (Basıklık) ve Skewness (Çarpıklık) değerleri incelendi. Verilerin analizinde parametrik yöntemler kullanıldı. Etki büyüklüğünü hesaplamak için Cohen (d) ve Eta kare (η2) katsayıları kullanıldı. Bulgulara göre, çocukluk çağı travmaları iletişim becerilerini, çift uyumunu, aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumlarını, ayrıca iletişim becerileri, çift uyumu ile aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumlarını, ek olarak çift uyumu, aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumlarını anlamlı derecede etkilediği, ölçeklerin aralarında anlamlı ilişkinin olduğu ve demografik özelliklere göre anlamlı fark yarattığı görüldü (p<0,05). Sonuç olarak ebeveynlerin çocukluk çağı travmaları iletişim becerilerini, çift uyumunu, aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumlarını etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Çocukluk Çağı Travmaları, İletişim Becerileri, Evlilik Uyumu, Ebeveyn Tutumları, Çocuk Yetiştirme Ehliyeti
Aktif öğrenme yönteminin 5.sınıf öğrencilerinin sözlü iletişim becerilerine (Konuşma-dinleme) etkisi ve öğrencilerin aktif öğrenme uygulamalarına ilişkin görüşleri
Bu çalışmanın amacı, 5.sınıf öğrencilerinin; Türkçe konuşma becerilerini geliştirme, konuşma kaygılarını giderme, Türkçe dinleme beceri ve başarılarını geliştirmede aktif öğrenme tekniklerinin etkisini belirlemek ve aktif öğrenme uygulamalarına ilişkin görüşlerini incelemektir. Araştırmada nitel ve nicel araştırma tekniklerinin birlikte kullanıldığı "karma yöntem" kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda ön-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda deney grubu öğrencilerinin aktif öğrenme uygulamalarına yönelik görüşlerini almak için yapılandırılmış görüş bildirim formuyla görüşler toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde nicel, nitel verilerin analizinde ise nitel analiz teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma gruplarını 2017-2018 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Van Merkez İpekyolu İlçesi'nde eğitim-öğretim faaliyetini sürdüren bir devlet ortaokulunun 5. sınıfına devam eden 61 öğrenci oluşturmaktadır. Deney ve kontrol grupları rastgele (random) belirlenmiştir. Buna göre 30 öğrenci deney grubunda, 31 öğrenci ise kontrol grubunda yer almıştır. Öğrencilerin demografik ve akademik başarıları birbirine benzerdir. Deneysel uygulamalar sonunda aktif öğrenme tekniklerinin; öğrencilerin Türkçe konuşma becerilerinin geliştirilmesinde; Türkçe konuşma kaygılarının giderilmesinde, Türkçe dinleme akademik başarı ve becerilerinin geliştirilmesinde Türkçe Öğretim Programı (2017) çerçevesinde yapılan etkinliklere nazaran daha başarılı sonuçlar verdiği belirlenmiştir. Ayrıca deney grubunda bulunan öğrencilerin büyük çoğunluğunun aktif öğrenme uygulamalarına ilişkin olumlu görüşlere sahip oldukları belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçları, öğrencilerin Türkçe sözlü iletişim beceri ve başarılarının geliştirilmesinde aktif öğrenme yöntemi tekniklerinin daha yoğun kullanılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Takım ve sporları ve bireysel sporlar ile ilgilenen bireylerin stres algılarının ve iletişim becerilerinin incelenmesi (Van ili örneği)
Bu çalışma Van Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde takım ve bireysel spor branşlarında faal olarak spor yapmakta olan aynı zamanda ortaöğretim kurumlarında eğitimlerini sürdüren bireylerin stres algılarını ve iletişim becerilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Tarama modeli ile yapılan araştırma 2018-2019 eğitim öğretim döneminde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada 300 takım sporu ve 300 bireysel spor ile ilgilenen toplam 600 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak öğrencilerin iletişim becerilerini ölçmek için "İletişim Becerilerini Değerlendirme Ölçeği (İBDÖ)", stres algılarını belirlemek üzere ise "Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ)"nden yararlanılmıştır. Toplanan veriler SPSS istatistiksel paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. İstatistiksel analizde ölçümler, hem KolmogorovSimirnov testi hem de Shapiro Wilk testleriyle değerlendirilmiş, değişkenlerin dağılımının normal olmadığı görülmüştür. İki düzeyli değişken karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi, ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında Kruskall-Wallis H testi kullanılmıştır. Gruplar arasında farklılık çıkması durumunda farklılığın kaynağını belirlemek amacıyla Kruskall Wallis testi için Mann whitney U testleri kullanılmıştır. Veriler ortalama, standart sapmalar ve frekans verilerek özetlenmiştir. Bu çalışmada anlamlılık düzeyi P˂0,05 olarak alınmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular değerlendirildiğinde takım sporları ve bireysel sporla ilgilenen bireylerin iletişim becerileri ile algılanan stres düzeylerinde istatistiksel analizi sonucunda anlamlı olmadığı tespit edilmiştir (p>0.05). Algılanan stres düzeyi ile cinsiyet değişkenine göre istatistiksel analiz sonucunda stres algılarının erkeklerin lehine anlamlı olduğu görülmüştür (p<0.05). Takım sporu ve bireysel sporla ilgilenen bireylerin iletişim becerileri değerlendirildiğinde spor yılı 1-3 yıl arasında olan, BKİ değerlendirmesine göre kilolu olan, anne eğitim durumu lisans olan ve boĢ zamanlarında teknoloji kullanan bireylerin iletişim becerileri daha yüksek ve anlamlı bulunmuştur(p<0.05). Cinsiyet değişkenine göre sporcuların iletişim becerileri değerlendirildiğinde istatistiksel analiz sonucunda anlamlı olmadığı görülmüştür (p>0.05). Spor yılı, BKİ, kardeş sayısı, boş zaman değerlendiğime değişkenleri ile stres algısı arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Ayrıca çalışmamızın iletişim becerileri ile algılanan stres ölçeği arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (P>0,05). Sonuç olarak takım ve bireysel sporla ilgilenen bireylerin iletişim becerileri ve stres algılarının benzer olduğu tespit edilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerin boş zaman değerlendirmede teknoloji kullananlar ile kardeşi olmayan bireylerin iletişim beceri puanı daha yüksek bulunmuştur. Cinsiyet değişkeninde kadın öğrencilerin daha stresli olduğu tespit edilmiştir. Takım sporları ve bireysel sporla ilgilenen bireylerin sporla ilgili eğitimin yanı sıra iletişim becerileri ve stres yönetimi konularında eğitim almalarının spor yaşamlarına önemli katkılar sunacağı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Spor, takım ve bireysel spor, iletişim becerileri, stres algısı
Sosyal bilgiler öğretmen adaylarının sosyal zekâ düzeyleri ile iletişim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Sosyal Bilgiler öğretmen adaylarının sosyal Zekâ düzeyleri ile iletişim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Ayrıca Sosyal Bilgiler öğretmen adaylarının sosyal zekâ düzeyleri ve iletişim becerileri çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir. Araştırma kapsamında betimsel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. İlişkisel araştırmalar birden çok değişken arasındaki ilişkiyi ortaya koymak ve neden-sonuçlarına ilişkin ipuçları elde etmek amacıyla gerçekleştirilen araştırmalardır. Araştırmanın evrenini, Türkiye'deki eğitim fakültelerinde öğrenim gören Sosyal Bilgiler öğretmen adayları oluşturmaktadır. Örneklemini ise 2017-2018 öğretim yılında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Uşak Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi ve Aksaray Üniversitesi eğitim fakültesi Sosyal Bilgiler öğretmenliği bölümü 3. ve 4. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, uygun örneklem yoluyla belirlenmiştir. Verilerin toplanmasında Korkut Owen ve Bugay (2014) tarafından geliştirilen İletişim Becerileri Ölçeği (İBÖ); Silvera, Marinussen ve Dahl (2001) tarafından geliştirilen, Doğan ve Çetin (2009) tarafından Türkçeye uyarlanan Tromso Sosyal Zekâ Ölçeği (TSZÖ) ve araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler, istatistik paket programları kullanılarak bilgisayar ortamında analiz edilmiştir. Sosyal Bilgiler öğretmen adaylarının iletişim becerileri ve sosyal zekâ düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediği bağımsız örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Scheffe ve Games-Howell testi; Sosyal Bilgiler öğretmen adaylarının sosyal zekâ düzeyleri ile iletişim becerileri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak içinse Pearson Momentler Çarpımı Korelâsyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Sosyal Bilgiler öğretmen adaylarının "yüksek" iletişim becerilerine sahip olduğu, ancak sosyal zekâlarının ise "uygun" düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Sosyal Bilgiler öğretmen adaylarının iletişim becerileri ile sosyal zekâ düzeyleri arasında orta düzeyde, doğrusal ve pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca öğretmen adaylarının sosyal zekâ düzeyleri ve iletişim becerilerinin cinsiyet, üniversite ve aylık kitap okuma sayısına göre anlamlı bir farklılık gösterdiği ancak yaş, mezun oldukları lise, aylık gelir, anne-baba eğitim düzeyi, anne-baba mesleği ve bir işte çalışıp çalışmama durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Sosyal Bilgiler, Sosyal Zekâ, İletişim Becerileri.
Diş hekimliği öğrencilerinin iletişim becerileri eğitimine yönelik tutumlarının ve görüşlerinin değerlendirilmesi
Sağlık profesyonelleri için 'hasta ve hasta yakınları ile iletişim' anahtar rol oynamaktadır. Hasta-hekim arasındaki etkin iletişimin, hastanın memnuniyetini ve tedaviye uyumunu arttırdığı, endişe düzeyini ve şikâyet sıklığını azalttığı rapor edilmiştir. İletişim becerilerinin öğrenilebilir ve öğretilebilir olduğunun gösterilmesiyle birlikte 'iletişim becerileri eğitimleri' eğitim programlarında yer almaya başlamıştır. Alan yazında öğrencilerin iletişim becerileri eğitimlerine yönelik tutumlarını değerlendiren birçok çalışma mevcuttur. Bu araştırmada Diş Hekimliği İletişim Becerileri Tutum Ölçeğinin (DCSAS) Türkçe uyarlaması yapılarak diş hekimliği öğrencilerinin iletişim becerilerine yönelik tutum düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Ölçek uyarlama aşamasının çalışma grubunu Hacettepe ve Başkent Üniversiteleri Diş Hekimliği Fakültelerinde okuyan 257 öğrenci oluşturmaktadır. Türkçeye uyarlanan DCSAS ölçeğine yapılan geçerlik ve güvenirlik analizlerinde Cronbach alfa değeri ölçek için 0,735; pozitif alt boyut için (14 madde) 0,917; negatif alt boyut için (7 madde) ise 0,732 olarak belirlenmiştir. Uyarlama aşamaları sonunda 21 madde ve iki alt boyuttan oluşan ölçeğin diş hekimliği öğrencilerinin iletişim becerilerine yönelik tutumlarının değerlendirilmesinde geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır. Uyarlanan Türkçe DCSAS kullanılarak diş hekimliği öğrencilerinin iletişim becerileri tutum düzeyleri belirlenmiştir. Çalışmanın bu aşamasında çalışma grubunu Hacettepe, Gazi ve Başkent Üniversiteleri Diş Hekimliği Fakültelerinde 2021-2022 eğitim-öğretim yılında öğrenim görmekte olan 386 öğrenci oluşturmuştur. Ölçeğin güvenirlik ve iç tutarlık analizleri sonucu Cronbach alfa değeri 0,792 olarak saptanmıştır. Diş hekimliği öğrencilerinin ölçek ortalama puanı 84,10±8,02 (32-105), pozitif ve negatif boyut ortalama puanları ise sırasıyla 58,40±5,77 (21-70) ve 25,69±3,55 (11-35) olarak bulunmuştur. Çalışmamızda diş hekimliği öğrencilerinin iletişim becerileri eğitimine yönelik tutumlarının olumlu olduğu görülmüştür. Katılımcıların tutum düzeylerinde cinsiyet, eğitim dönemi ve iletişim eğitimi alma durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı fark görülmemiştir. Çalışma bulguları doğrultusunda, öğrencilerin iletişim becerileri tutumlarının eğitim süresince değişimini izlemeye yönelik boylamsal çalışmaların yapılması ve diş hekimliği eğitiminde iletişim becerileri eğitim programlarını geliştirmeye ve değerlendirmeye yönelik ileri çalışmaların da yapılması önerilmektedir.
Altı yaşından küçük çocuklar için iletişim çıktılarına odaklanma ölçeği-34 (FOCUS-34) Türkçe versiyonunun geçerlik ve güvenirlik çalışması
Okul öncesi dönemde sıklıkla görülen dil ve konuşma bozuklukları, çocukların iletişimsel katılım becerilerini olumsuz etkileyebilmektedir. FOCUS-34, dil ve konuşma bozuklukları olan okul öncesi çocuklarda iletişimsel katılımı değerlendiren geçerli ve güvenilir ölçektir. Bu çalışmada, FOCUS-34'ün Türkçe versiyonunun oluşturulması ve geçerlik ve güvenirliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya dil bozukluğu, konuşma sesi bozukluğu ve akıcı konuşma bozukluğu olan 20-72 ay aralığında toplam 175 çocuk ve ebeveyni dahil edilmiştir. Ebeveynlerden Demografik Bilgi Formunu, FOCUS-34-Türkçe Versiyon (FOCUS-34-TR) ölçeğini ve Erken Gelişim Evreleri-Sosyal Duygusal Envanterini (EGE-SD) doldurmaları istenmiştir. Ölçeğin geçerliğinin değerlendirilmesi için yapı geçerliği yöntemleri, yakınsak ve ıraksak geçerlik, güvenirliğinin değerlendirilmesi için ise iç tutarlılık ve test-tekrar test güvenirliği yöntemleri kullanılmıştır. FOCUS-34-TR ölçeği toplam için Cronbach Alfa değeri .97 olarak ve alt ölçekler için Cronbach Alfa değerleri .61 ile .94 arasında bulunmuştur. Test-tekrar test güvenirliği için 46 ebeveynden FOCUS-34-TR ölçeğini bir hafta sonra tekrar doldurmaları istenmiştir; test-tekrar test analizinde elde edilen değer .95 olarak bulunmuştur. FOCUS-34-TR toplam puan ile alt ölçekleri arasındaki korelasyonlar .77-.90 arasında bulunmuştur. Yakınsak ve ıraksak geçerlik testi için; FOCUS-34-TR ölçeği ile EGE-SD arasındaki ilişkiler incelenmiştir ve FOCUS-34-TR ölçeği ile EGE-SD arasında ve EGE-SD İletişim ve İnsanlarla Etkileşim alt alanları arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif yönde orta düzeyde ilişki bulunmuştur. Araştırmanın sonucunda, FOCUS-34-TR ölçeğinin dil ve konuşma bozukluğu olan okulöncesi çocuklarda iletişimsel katılımı ölçmek için geçerli ve güvenilir bir araç olduğu düşünülmüştür.
Akılcı duygusal davranışçı yaklaşım temelli iletişim becerileri programının yetişkinlerin iletişim becerileri ve bilişsel esneklik düzeylerine etkisi
Bu çalışmanın amacı, "Akılcı Duygusal Davranışçı Yaklaşım Temelli İletişim Becerileri Programı'nın Yetişkinlerin İletişim Becerileri ve Bilişsel Esneklik Düzeylerine Etkisi"ni incelemektir. Araştırmanın katılımcıları olan deney ve kontrol grubunun üyeleri, uluslararası bir otel zincirinin Türkiye'de faaliyet gösteren otellerindeki 750 çalışanından, en az 1 yılını doldurmuş, 18-65 yaş arasında ve çeşitli pozisyonlarda görev yapan, duyuruyla iletilen çağrıya gönüllü olarak katılmak isteyen kişiler arasından belirlenmiştir. Araştırmanın deney ve kontrol grubuna yansız atama yoluyla 13'er üye seçilmiştir. Araştırma sürecinde içinde bulunulan pandemi koşulları nedeniyle hem deney ve hem de kontrol grubundan ikişer üye son test ve izleme testine katılamamıştır. Bu nedenle araştırmanın bulguları, deney grubunda 5 kadın 6 erkek ve kontrol grubunda 6 kadın 5 erkek üyeden oluşan 11'er katılımcının verilerine dayanmaktadır. Araştırmada, ön-test son-test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, deney ve kontrol gruplarına ön test, son test ve izleme testi kapsamında uygulanan İletişim Becerileri Ölçeği-Yetişkin Formu (İBÖ-YF) ile Bilişsel Esneklik Envanteri (BEE) ve Kişisel Bilgi Formu'ndan elde edilen bulgularla değerlendirilmiştir. Davranışçı Yaklaşım Temelli İletişim Becerileri Eğitim Programı (ADDY-İBEP) uygulanmıştır. Deney grubundaki bireylerin eğitim programını değerlendirdikleri bir Araştırma kapsamında deney grubundaki bireylere araştırmacı tarafından geliştirilen, 90'ar dakika ve 12 oturumdan oluşan 6 haftalık Akılcı Duygusal grup görüşmesi yapılmıştır. Kontrol grubuna herhangi bir uygulama gerçekleştirilmemiştir. İzleme ölçümleri, son testin uygulanmasından dört hafta sonra gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri SPSS 24.0 ortamında analiz edilmiştir. Araştırmada hata payı .05 olarak belirlenmiştir. Araştırmada gruplar arasındaki farklılıklar Mann-Whitney U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile test edilmiştir. Sonuç olarak, ADDY-İBEP'in, deney grubu üyelerinin bilişsel esneklik düzeyleri ve iletişim becerilerini istatistiksel olarak anlamlı düzeyde arttırdığı saptanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular alan yazın doğrultusunda tartışılmış, bireylere, araştırmacılara ve uygulayıcılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Akılcı Duygusal Davranışçı Yaklaşım, bilişsel esneklik, iletişim becerileri, empati, etkin dinleme, algı, yetişkinler
Effect of inefficiency of the human resources manager on work flow
The title of this thesis is "Effect of Inefficiency of The Human resources Manager on Work flow", the study aims to determine the extent to which an ineffective human resources manager affects the flow and procedures of work in service institutions, where the data collection is based on both from existing available sources of information and from questionnaire. The study sample included (257) respondents from government civil servants. The researcher adopted the descriptive analytical approach to the study. The thesis consisted of five chapters. The first chapter included a presentation of the study problem, the hypotheses and variables of the study, the purpose and importance of the study, and a review and comment on previous studies. As for the second chapter, it is the theoretical and conceptual framework of the study, and the third chapter included the methodology and procedures of the study and several tests were conducted, the most important of which was the normal distribution of data testing using the (SPSS) statistical program. The fourth chapter included a statistical description of the study sample as well as testing the study's hypotheses, while the fifth chapter included the results, recommendations for each variable of the study, and proposed studies. Some of them are listed below. 1. Conducting a comparative study on the incompetence of human resources managers between the public and private sectors in the Salahaddin Governorate (Iraq). 2. Study the other dimensions of the incompetence of the human resources manager that were not covered by the researcher and which are no less important than the dimensions that were studied and analyzed, such as the issue of job satisfaction and its impact. 3. Study the effect of the inefficiency of human resources manager on the work flow in the private sector in the Salahaddin Governorate (Iraq), since it contains a different sample group, it will provide original information to the literature.
Üniversite öğrencilerinin iletişim becerileri ile sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı üniversitesi öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığı ile iletişim becerileri arasındaki yordayıcı ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada betimsel araştırma tekniklerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi, 18 ilde, 38 üniversitede öğrenim gören 152 öğrenciden oluşmaktadır. (Not: Araştırmaya katılan 3 öğrenci okuduğu ili, 3 öğrenci okuduğu üniversiteyi, 9 öğrenci okuduğu bölümü/programı söylememiştir.) Öğrencilerin sosyal medya bağımlılığını belirlemek için 'Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği' ve iletişim becerilerini belirlemek için 'İletişim Becerileri Ölçeği' ölçekleri kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler için, SPSS programı aracılığı ile, betimsel analizler, Pearson korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizi testleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda sosyal medya bağımlılığı ve iletişim becerileri arasında ters yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: İletişim becerileri, Sosyal medya bağımlılığı, Üniversite öğrencileri, İnternet, İletişim Bozukluğu
Spor işletmelerinde iletişim becerisi ile müşteri yönlü davranış arasındaki ilişki
Bu çalışmada, spor işletmelerinde çalışan kişilerin iletişim beceri düzeyleri ile müşteri yönlü davranış eğilimleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Diğer bir amaç ise çalışanların cinsiyet, yaş, eğitim durumu, statü, mesleki tecrübe, aktif spor yapma durumu ve hizmet içi eğitim alma durumları ile iletişim becerisi ve müşteri yönlü davranış düzeyleri arasındaki farklılığın değerlendirilmesidir. Araştırmanın amacı doğrultusunda, nicel araştırma nedensel karşılaştırma ve ilişkisel tarama yöntemi uygulanacaktır. Araştırmanın popülasyonunu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi İstanbul Spor Etkinlikleri ve İşletmeciliği Ticaret AŞ (Spor İstanbul) ve Esenyurt Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde görev yapan personel oluşturmaktadır. Örneklemini ise basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenen (n=355) gönüllü katılımcı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak tanımlayıcı form, iletişim beceri ölçeği ve müşteri yönlü davranış ölçeği kullanılmıştır. İstatistiksel analiz olarak Mann Whitney U, Kruskal Walls H ve Korelasyon analizi uygulanmıştır. Sonuç olarak, spor hizmet çalışanlarının iletişim beceri ve müşteri yönlü davranışlarının iyi düzeyde olduğu görülmektedir. Cinsiyet değişkenini ile iletişim becerisi toplamında ve alt boyutlarında, müşteri yönlü davranış düzeyi ve alt boyutlarında anlamlı farklılık olmadığı, yaş ile iletişim becerisi toplam skorunda ve bilişsel iletişim, duygusal iletişim, davranışsal iletişim boyutlarında anlamlı bir farklılık bulunduğu, yaş ile müşteri yönlü davranış, müşterilerin ihtiyaçlarını anlama ve kişisel ilişki geliştirme boyutlarında da farklılık olduğu belirlenmiştir. Eğitim değişkeni göre iletişim becerisi toplamında ve alt boyutlarında, müşteri yönlü davranış düzeyi ve alt boyutlarında anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların meslekteki tecrübe durumlarına göre iletişim beceri ölçeği alt boyutları ve toplam skorlarında anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Mesleki tecrübe ile müşterilerin ihtiyaçlarını anlama ve hizmet hazır bulunuşluğu boyutlarında anlamlı farklılık belirlenmiştir. Çalışanların kurum içi statüleri ile iletişim becerisi toplam skoru, bilişsel iletişim ve duygusal iletişim boyutlarında anlamlı farklılık görülürken, davranışsal boyutunda anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Müşteri yönlü davranış genel skoru ve alt boyutlarında kurum içi statü değişkeninde anlamlı bir farklılık görülmemektedir. Aktif spor yapma durumuna göre iletişim beceri ölçeği alt boyutları ve toplam skorlarında müşteri yönlü davranış genel skoru ve alt boyutlarında anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Hizmet içi eğitim durumlarına göre iletişim beceri ölçeği alt boyutları ve toplam skorlarında ve müşteri yönlü davranış genel skoru ve alt boyutlarında anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Duygusal iletişim ile müşteriye özel ilgi gösterme müşteri ihtiyaçlarını anlama ve gerekli hizmet sunumu arasında pozitif yönde zayıf düzeyde bir ilişki, iletişim beceri ölçeği toplam skoru ile müşteri yönlü davranış gerekli hizmet sunumu boyutu arasında pozitif yönde zayıf bir düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir.
Spor hizmet çalışanlarının iletişim becerileri ile iç girişimcilik arasındaki ilişki (İstanbul örneği)
Bu çalışmanın amacı spor hizmet çalışanlarının iletişim becerileri ile girişimcilik düzeyi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Diğer bir amaç ise bazı değişkenlere göre ( cinsiyet, yaş, eğitim durumu, mesleki tecrübe, ailede spor yapma durumu, gelir durumu ve kurumdaki pozisyon) iletişim becerileri ve girişimcilik düzeylerinin incelenmesidir. Araştırma nicel araştırma, nedensel karşılaştırma ve bağlantısal yöntem uygulanarak tasarlanmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde görev yapan (n=100) gönüllü katılımcılar oluşturmaktadır. Katılımcılara kişisel bilgi formu, iletişim beceri ölçeği ve girişimcilik davranışı ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21 paket programına aktarılarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak katılımcıların iletişim becerisi ve alt boyutlarının iyi düzeyde olduğu ve orta düzeyde girişimcilik eğilimi sahip oldukları iletişim becerisi ile girişimcilik düzeyi arasında pozitif yönde zayıf düzeyde, bir ilişki bulunduğu belirlenmiştir. Katılımcıların cinsiyet, çalışma süresi, ailede sporla ilgilenme, gelir düzeyi ve kurumdaki pozisyon durumlarına göre iletişim becerisinde anlamlı farklılık olmadığı, yaş ve eğitim düzeyine göre iletişim becerisinde farklılık olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, çalışma süresi, ailede sporla ilgilenme, gelir düzeyi ve kurumdaki pozisyon durumlarına göre girişimcilik düzeyinde anlamlı farklılık olmadığı saptanmıştır.