İşçiler

231 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliği denetimi ve bazı ülkelerden uygulama örnekleri

İş sağlığı güvenliği denetimi ve bazı ülkelerden uygulama örnekleri başlığını taşıyan bu çalışma, çalışma hayatı açısından hem ülkemizde hem de dünyada oldukça önemli bir yeri olan iş sağlığı ve güvenliğini sağlamada ve iş kazalarını azaltmada teftiş ve denetimin önemini vurgulamak amacı ile hazırlanmıştır. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde iş sağlığı ve güvenliği denetimine ilişkin temel kavramlardan, iş sağlığı ve güvenliği teftiş ve denetim türlerinden bahsedilmiştir. İş sağlığı ve güvenliği denetiminin uluslararası hukuktaki kaynakları incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise ülkemizdeki iş sağlığı ve güvenliği denetim sistemi tanıtılmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda ilk olarak iş denetiminin ulusal hukukî kaynaklarından bahsedilmiştir. Daha sonra denetim ile görevli kurum ve kuruluşlar ve bunların işleyişi incelenmiş; işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği denetiminde ki rolüne değinilmiştir. İşçilerin denetim yapılmaması halinde hakları ve işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemleri almaması halinde sorumluluğuna değinilmiştir. Teftiş ve denetim sonrası yapılacak işlemler bu bölümde incelenen konular arasında yer almıştır. Bölümün son kısmında Avrupa Birliği'ne üye bazı ülkelerdeki iş denetim sisteminin işleyişi hakkında bilgi verilmeye çalışılmış ve bu sistemlerin ülkemizde var olan iş denetim sistemi ile karşılaştırması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş sağlığı, iş güvenliği, teftiş, denetim, Avrupa Birliği.

Avrupa BirliğiDenetimTürkiye+4
Kübra Demir
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliği bilincinin kazandırılmasında eğitim modellerinin değerlendirilmesi

Bu çalışma, gençlerin iş sağlığı ve güvenliği (İSG)'ne dair mevcut bilinçlerini ölçmek ve söz konusu bilinci artırmak adına uygulanabilecek eğitim modellerinden sunum (tek yönlü) modeli ile etkileşim (iki yönlü/interaktif) modellerinin etkinliğini değerlendirerek verim bağlamında karşılaştırmasını yapmak amacıyla hazırlanmıştır. Çalışmanın temel metodu örneklemi çevirimiçi bir eğitim-öğretim ortamında temel İSG konseptlerini içeren sunum ve etkileşimli çalışmalara tabi tutarak bilinç ve bilgi düzeyindeki değişimi ölçmek üzerine kuruludur. Araştırma deneysel desenli, ön test- son test ve kontrol gruplu olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 15-17 yaş aralığında Anadolu Lisesi öğrencilerinden oluşan; sunum grubu için 39, etkileşim grubu için 39, kontrol grubu için 38 olmak üzere toplam 116 kişi oluşturmuştur. Araştırmada kullanılan veri toplama aracı, alanında uzman akademisyenlerin görüşleri alınarak araştırmacı tarafından hazırlanan ve 19 sorudan oluşan başarı testidir. Öğrencilere uygulanan başarı testinden elde edilen araştırma verileri SPSS paket programı ile çözümlenerek anlamlandırılmıştır. Araştırmada tekrarlı ölçümlerde gruplar arası farkın tespiti için iki yönlü varyans analizi kullanılmıştır. İki yönlü varyans analizi sonuçlarında sunum grubu, etkileşim grubu ve kontrol grubunun puanları arasında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür (p=0.000<α=0.01). Ön test ve son test puanlarının her bir grup için ortalamaları tek yönlü ANOVA analizleri ile belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda, sunum modelinin de İSG bilgi düzeyini artırdığı tespit edilmekle birlikte etkileşim modelinin daha etkili bir model olduğu görülmüştür. Araştırmada eğitim öncesi ve sonrası farkları daha net olarak ortaya koymak için bağımlı iki örneklem "t" testi ile ikili karşılaştırmalar yapılmıştır. Araştırma sonucunda İSG eğitiminde yaklaşık olarak aynı başlangıç noktasından başlayan gruplar arasından etkileşim grubunun, sunum grubu ve kontrol grubundan istatistiksel olarak daha anlamlı ve daha yüksek puanlar aldıkları görülmüştür. Son olarak, her bir madde için sunum, etkileşim ve kontrol gruplarında öğrenmenin ne düzeyde artırıldığını belirlemek amacıyla öğrencilerin başarı testi maddelerinin doğru cevaplarına ilişkin verdikleri yanıtların frekans dağılımları ayrıntılı olarak yorumlanmıştır.

BilinçlendirmeEğitimEğitim modelleri+6
Hülya Demir Özyer
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Metal sektöründe çalışan işçilerin iş kazası risk değerlerinin hesaplanması ve bu değerleri etkileyen faktörler

Metal sektörü en çok iş kazası yaşanan sektörlerden biridir. Bu nedenle literatürde metal sektöründeki iş kazası sayıları ve iş kazası sayılarını etkileyen faktörler üzerine birçok çalışma bulunmaktadır. Bununla birlikte, literatürde iş kazası risk değerlerini ortaya koyan bir çalışma yoktur. Literatürdeki risk analizleri ve risk yönetimi çalışmalarının tamamı iş yeri ortamı üzerinden risk hesaplamasına dayalıdır. Yeni bir yaklaşım olarak ilk kez metal sektöründe çalışan işçilerin iş kazası risk değerleri, iş kazası sayıları ve iş gücü kayıplarına dayalı olarak hesaplanmış, çalışanların iş kazası risk değerlerini etkileyen faktörlerin neler olduğu araştırılmıştır. Elde edilen bulgulara göre eğitim düzeyi, gelir düzeyi, fazla mesai yapma, sigara veya alkol kullanımı, stres, uykusuzluk gibi çalışanların demografik özelliklerine, iş ile ilgili özelliklerine, sağlıkları ile ilgili özelliklerine ve iş memnuniyeti ile ilgili özelliklerine dayalı birçok faktörün iş kazası risk değerlerini artırdığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre iş kazası risk değerlerini azaltmaya yönelik önlemler ayrıntılı olarak tartışılmıştır.

Metal sektörüRisk değerlendirmesiÇalışanlar+2
Orhan Polat
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İflas sürecinde işçilik alacaklarının korunması

İşçilik alacakları, iş sözleşmesine bağlı olarak çalışan işçinin en temel hakkıdır. Nitekim, işçinin hak etmiş olduğu işçilik alacakları, kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin tek geçim kaynağıdır. Bu nedenle, işçinin iş sözleşmesine bağlı olarak hak ettiği işçilik alacaklarının, kar elde etme amacıyla işçi çalıştıran ve işçiye göre iktisadi anlamda daha güçlü konumda bulunan işveren ile diğer kişi ve etkenlere karşı korunması, toplumsal adalet ve sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak kabul edilmektedir. İşçilik alacaklarının korunması gerekliliği, işverenin değişik koşullara bağlı olarak iktisadi anlamda zayıf duruma düşmesi ve akabinde iflas sürecine girmesi durumunda da kendini ciddi bir şekilde göstermektedir. Nitekim, iflas sürecinde, diğer alacaklara göre işçilik alacaklarının elde edilememesi, işçiler açısından ciddi hak kayıplarına ve hatta sefalete varan bir yaşama neden olabilmektedir. Çalışmamızda, iflas sürecine değinildikten sonra, işçilik alacaklarının korunmasına ilişkin uluslararası sözleşmelerde ve Türk Hukukunda kabul edilen imtiyazlı koruma ve garanti kurumu aracılığıyla koruma sistemleri ve buna ilişkin düzenlemeler incelenecek, kabul edilen sistemler çerçevesinde korunan işçilik alacaklarının tespiti amacıyla, başlıca işçilik alacakları açıklandıktan sonra, Türk Hukukunda iflas sürecinde işçilik alacaklarının korunmasına ilişkin kabul edilen sistemler ile düzenlemeler ve bu düzenlemeler karşısında uygulamada yaşanılan aksaklıklara değinilecektir.

Alacak hakkıAlacaklının korunmasıÇalışanların korunması+4
Mehmet Emin Admış
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

ILO ve ILO normları açısından göçmen işçilerin ayrımcılığa karşı korunması

İnsanlık tarihi ile bağlayan göç hareketleri günümüzde de varlığını sürdürmekte, yaşanan küreselleşme ile beraber giderek de artış göstermektedir. Küreselleşme sadece göç hareketlerini arttırmakla kalmamış, bunun yanında göç nedenleri ve türlerinin de çeşitlenmesine neden olmuştur. Bununla birlikte artan göç hareketliliğine paralel olarak, dünya genelinde göçmen sayısında da artış yaşanmış ve göçmenlerin karşı karşıya kaldığı sorunlar da giderek artmıştır. Bu yüzden göç olgusu, dünyada önemli bir sosyal politika sorunu olarak görülmeye başlanmış ve tüm dünya ülkelerinde en önemli gündem konularından biri haline dönüşmüştür. Artan göç hareketliliği ile göç alan ülkelerde göçmen işçilerin ayrımcılığa maruz kaldığı ve yerel işçiler ile eşit hak ve fırsatlarla çalıştırılmadıkları göç gündem maddelerinin başında gelmektedir. Bu sebeplerin yanında göçmen işçilerin, göç alan ülkelerin çalışma mevzuatları tarafından yeterli korunmaması da onların uluslararası düzeyde geçerliliği ve bağlayıcılığı olan kurallarla korunması gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Göçmen işçilerin maruz kaldıkları ayrımcı uygulama ve politikalara karşı, ILO'nun geliştirmiş olduğu koruma yöntemleri ve kabul etmiş olduğu uluslararası düzeydeki normatif düzenlemelerinin incelendiği bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde göç ve göçmen işçi ile ilgili kavramsal çerçeveye yer verilmiş, bunun yanında göçün nedenleri, göçün türleri de başlıklar halinde incelenmiştir. İkinci bölümde ILO'nun göçmen işçilere ve onların maruz kaldıkları ayrımcılığı engellemeye yönelik kabul ettiği normlar başlıklar halinde açıklanmıştır. Üçüncü bölümde ise ILO'nun göçmen işçilere yönelik politikalarına yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Göç, ILO Normları, Eşitlik, Adalet, Ayrımcılık, Temel İnsan Hakları

AdaletAyrımcılıkEşitlik+6
Bilgehan Gökinci
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Vardiya usulü çalışmanın işçilerin iş tatminleri üzerindeki etkileri ve Kütahya`daki iki işletmede karşılaştırmalı bir araştırma

ÖZET İşletmelerin verimli olabilmesi büyük ölçüde çalışanlarının verimli olarak çalışmasına bağlıdır. Çalışanların verimli bir şekilde çalışmasına etki eden önemli faktörlerden biri de iş tatminidir. İşlerinden tatmin elde eden çalışanların verimli bir şekilde çalışmaları beklenmektedir. Çalışanların iş tatmini düzeyini etkileyen faktörler arasında çalışma saatleri önemli bir yer tutmaktadır. Çalışma saatleri programları arasında önemli bir yeri olan "vardiya usulü çalışma saatlerin programlandım işletmeler tarafından kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Çalışmamızda, vardiya usulü çalışma saatleri programlarının işçilerin iş tatmini üzerindeki etkilerini incelemek üzere iki işletmede anket çalışması yapılmıştır. Anketlerin "çok değişkenli varyans analizi (MANOVA)" ile analiz edilmesi sonucunda; gündüz, akşam ve gece vardiyalarında çalışan işçilerin hemen hemen bütün iş tatmini unsuru düzeyleri arasında istatistiksel olarak farklılık olmadığı ortaya çıkmıştır. Analizde kullandığımız vardiya dışındaki diğer bağımsız değişkenler olan yaş, eğitim düzeyi ve şirket değişkenlerinin iş tatmini üzerindeki etkileri de incelenmiştir.

Vardiya sistemiÇalışanlarİş doyumu+2
Ebru Çıtak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of migrant remittances on the economic growth of the Gambia, Senegal, Nigeria, Togo, Cabo Verde, and Guinea Bissau

The Impact of Migrant REM on the Economic Growth of The Gambia, Senegal, Nigeria, Togo, Cabo Verde, and Guinea Bissau The paper aims to explore the impact of migrant workers' remittances (REM) on the growth in six West African countries punctiliously: Gambia, Senegal, Nigeria, Togo, Cabo Verde, and Guinea Bissau; we used balanced panel data from 2004 to 2019. The impact of REM is estimated using pooled OLS, FE, RE, and Dummy-variable Interaction models. In the six West African countries, empirical regression analysis reveals both a negative and positive impact of REM on economic growth; additionally, all West African countries except The Gambia have a positive effect of REM on growth.

West AfricanForeign exchangeEconomic growth+6
Basıru Camara
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tekstil işçilerinde postür eğitiminin kas-iskelet sistemi, ağrı ve yaşam kalitesine etkisi

Çalışmamızın amacı, tekstil işçilerinde postür eğitiminin, kas iskelet sistemi, ağrı ve yaşam kalitesine etkisini incelemektir. Yapılan işe bağlı olarak oluşan mesleki KİS hastalıkları, inlamatuvar veya dejeneratif semptomlar ile ortaya çıkan, tendon, kas, ligament, kemik-eklem dokuları, sinirleri ve disk yapısını ilgilendiren sorunlar ile karakterize ve bireyler üzerinde ağrı ve fiziksel kısıtlılık gibi etkileri bulunur. Çalışmaya yaş ortalaması 42,09±9,54 yıl olan tekstil çalışanları dahil edildi. Çalışmaya kabul edilme kriterlerine uyan işçilere (n=60) çalışma kapsamında postür eğitimi verildi. Postür eğitimi; tüm işçilere postür eğitim semineri ve postür egzersiz programından oluşmakta idi. Postür egzersizleri haftada 1 gün fizyoterapist eşliğinde, 6 gün 40 dakikalık ev egzersiz programı verilerek 12 hafta süresince uygulandı. Tüm olguların demografik bilgileri kaydedildikten sonra, postür analizi PostureScreen Mobile® uygulama ile, ağrı görsel analog skalası ile, KİS Cornell KİS rahatsızlık anketi, hızlı maruziyet değerlendirme ölçütü ve hızlı tüm vücut değerlendirme yöntemi ile ve yaşam kalitesi WHOQOL-BREF-TR ile değerlendirmeleri yapıldı. On iki hafta süren tedavi programı sonrasında tüm değerlendirmeler tekrarlandı. Verilerin istatistiksel analizi için SPSS 22.0 programı kullanıldı. Tüm analizler için anlamlılık düzeyi p<0,05 kabul edildi. Katılımcıların %54'ü ilkokul, %25'i ortaokul, %16'sı lise ve %5'i üniversite mezunuydu. Çalışma duruşları incelendiğinde %87,5'i ayakta çalışmaktaydı. Katılımcıların postür eğitimi öncesi ve postür eğitimi sonrası postür analizi, ağrı, KİS ve yaşam kalitesi değer değişimlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulundu (p<0,05). Tekstil işçilerinde postür eğitiminin etkilerini karşılaştırmak üzere planlanan çalışmamızın sonucunda, tekstil işçilerinde postür eğitim programının, KİS üzerinde ve ağrının azaltılmasında etkili olduğu ve yaşam kalitesini arttırdığı sonucuna varılmıştır.

AğrıDuruşKas ağrısı+6
İrem Kurt
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
10
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Doğankent Solaklı ve Yüzbaşı sağlık ocakları bölgesine gelen mevsimlik tarım işçilerinin 1-6 yaş çocuklarında malnütrisyon prevalansı ve etkileyen faktörler

ÖZET Doğankent, Solaklı ve Yüzbaşı Sağlık ocakları bölgesine gelen mevsimlik tarım işçilerinin, 1-6 yaş arası 204 çocuğu araştırma kapsamına alındı. Ailelerin sosyo-demografik ve ana-çocuk sağlığı durumunu belirlemek amacı ile bir 6orukağıdı uygulandı ve fizik muayene yapıldı. Mevsimlik tarım işçilerinin büyük çoğunluğu Güneydoğu ve Doğu Anadolu illerinden gelmekte idi. Mevsimlik Tarım İşçilerinin sosyo- demografik durumları Türkiye düzeyine göre çok düşük idi. Annelerin %92 'sinin, babaların % 36 'sının okur-yazarlığı yoktu. Babaların % 4'ü, annelerin % 34'ü Türkçe bilmiyordu. Akraba evliliği yapanların hızı % 44 idi. On yaşından küçük çocukların % 9.3 'ü çalışmaktaydı. Bu çocuklar çalışmak için eğitimlerini yarıda kesmişlerdi. Ailelerden % 43.1'i en az bir çocuğuna okulunu bıraktırarak yanlarında getirmişti. Son iki doğum arasındaki sürenin 12 aydan kısa olduğu gebelikler % 15.7, 24 aydan kısa olanlar % 73.8 olarak elde edildi. Doğumların % 60. 8 'i evde kendi kendine, % 19.6'sı bir sağlık kurumunda yapılmış idi. Ortalama canlı doğum sayısı 6.1, yüz kadında toplam düşük hızı % 71.9 bulundu. Çocuk ölümlerinin %60.3'ü ilk 12 ay içinde olmuştu. Çocuk ölümü nedenleri arasında enfeksiyon hastalıkları ilk sırada yer almakta idi. Anne sütü verme süresi oldukça değişiklik gösteriyordu. % 19.1 sıklığında anne 25 ay ve daha uzun 6üre çocuğunu emziriyordu. Ek besine 7.aydan önce başlayanların sıklığı % 33.4, 12. aydan sonra başlayanların sıklığı ise 28.9 idi. Çocuklarda en sık görülen hastalıklar sorusu ise akut solunum yolu hastalıkları, ishal, kızamık şeklinde yanıtlandı. Fizik muayene sonuçlarına göre ilk on sırada yer alan hastalıklar; 1-insekt bite, 2-piyodermi, 3-rinit, 4- güneş yanığı, 5-isilik, 6-buşon, 7-konj iktivit, 8-otitis media, 9-ishal, 10- tonsillit şeklindedir. Tam aşılı çocuk sıklığı % 44.1, eksik aşılı çocuk sıklığı % 35.3, hiç aşı yapılmamış çocuk sıklığı 16.7 bulundu. Yaşa göre ağırlık bakımından erkek çocukların % 42.7'si, kız çocuklarının % 47.9'u geri, yaşa göre boy bakımından erkeklerin % 39.1'i kız çocukların % 43.6 'sı geri bulundu. Ü6t kol çevresi ölçümlerine göre çocukların % 43.2 'si malnütrisyonlu olarak değerlendirildi. înspeksiyonda çocukların yanlızca % 7.8'i kaşektik görünümde idi. 87

BesinlerBeslenmeBeslenme bozuklukları+2
Tacettin İnandı
Çukurova University
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Tekstil işçisi olarak çalışan kadınlarda jinekolojik kanser farkındalığı

Bu araştırma, tekstil işçisi olarak çalışan kadınların jinekolojik kanser farkındalığını incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma, Kastamonu ilinde bulunan Mızıkçı Tekstil ve İkinci Bahar Tekstilde 15 Nisan- 15 Ekim 2022 tarihleri arasında çalışan 210 kadın ile yürütülmüştür. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Jinekolojik Kanserler Farkındalık Ölçeği (JİKFÖ) kullanılarak toplanmıştır. Veriler değerlendirilirken ANOVA testi uygulanmıştır. Araştırmaya katılan kadınların yaş ortalaması 38,46±9,05'tir. Kadınların JİKFÖ'den aldıkları toplam puan ortalamaları 137,56±23,16'dır. Kadınların %74,8'inin düzenli jinekolojik muayene yaptırmadığı, %69,0'ının daha önce jinekolojik kanserleri duymadığı, %55,2'sinin KETEM hakkında bilgisinin olmadığı ve %83,3'ünün jinekolojik kanserlere yönelik tarama hizmetlerinden yararlanmadığı tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan lise ve üzeri eğitim düzeyine sahip, orta gelirli, vajinal akıntı hakkında bilgi sahibi, KETEM hakkında bilgisi ve düzenli cinsel yaşamı olan kadınların jinekolojik kanser farkındalıkları anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p<0,05). Aynı zamanda dış üreme organ muayenesi yapan, daha önce jinekolojik kanserleri duyan, jinekolojik kanser belirtilerini bilen, jinekolojik kanserlere yönelik tarama hizmetlerinden yararlanan kadınların da jinekolojik kanser farkındalıkları anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p<0,05). Kadınların jinekolojik kanser farkındalıklarını arttırmak için erken tanı yöntemlerine ve risk faktörlerine yönelik eğitim/danışmanlık hizmeti almaları yönünde desteklenmeleri sağlanabilir. Anahtar Kelimeler: Farkındalık, Jinekolojik kanserler, Kadın, Hemşirelik

Endüstri işçileriFarkındalıkGenital neoplazmlar-kadın+7
Özlem Yardımcı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri sektöründe çalışan kadın ve erkek işçilerin toplumsal cinsiyet rollerine karşı tutumları: Bursa örneği

Bu tezde, toplumsal cinsiyetin, biyolojik cinsiyetten farklı olarak, kadınlık ve erkeklik konularında öğrenilmiş kalıpları ifade ettiği ve bu algının iş hayatında ne gibi tutum farklılıklarına yol açtığı ele alınmıştır. Toplumsal yaşamdaki tarihi süreçte biriktirilerek yaratılan sosyo-kültürel ve ekonomik ilişkiler, aynı zamanda bireyin toplumsal cinsiyet rolü ve sosyal kimliğiyle bağlantılıdır ve kişinin davranışlarının da buna göre şekillenmesini beraberinde getirmektedir. Toplumsal cinsiyetin, bilhassa sosyal yaşam ve iş hayatında sorunlara yol açtığı ve buna maruz kalan bireyleri dezavantajlı konuma sürüklediği düşünülmektedir. Özellikle kadının hangi alanlarda toplum nezdinde avantajlı veya dezavantajlı durumda olduğunu tespit etmek, bireyin yaşamında oldukça önem arz etmektedir. Toplumsal cinsiyet rollerine bağlı olarak oluşan kısıtlayıcı bu kimlik ve etiketler, güdümlü ataerkil yapı içerisindeki toplumlarda daha eşitsiz bir şekilde görülmektedir. Tezin amacı, kişilerarası sosyal organizasyonu yeniden inşa eden ve yalnızca sahip olunan biyolojik cinsiyete bağlı olarak insanlara atanan hayatları belirleyip, bunları sabit birer zorunluluğa çeviren toplumsal cinsiyet tutumlarının bilfiil sorgulanmasıdır. Maskülizmin feminizme, feminizmin de maskülizme karşı çıktığı bu kısır döngüdeki kutuplaşmanın panzehiri nihayetinde daha pozitif bir değer olarak, eşitlikçi teorinin arkasında durmaktadır. Bu çalışmada bilimsel araştırma yöntemlerinden nicel araştırma deseni tercih edilmiştir. Veri toplama aracı olarak ise anket tekniği kullanılmıştır. Araştırma verileri IBM- SPSS25 yazılımı ile analiz edilmiştir. Ölçek sorularında, kadının erkekten daha düşük ücrette çalışmasının adilliği, evliliğin kadının çalışmasına engel olup olmadığı, kadınların anne olduktan sonra çalışmasının uygunluğu, çalışan kadının gelirini eşine verme zorunluğu ve erkeklerin de çamaşır bulaşık gibi ev işlerini yapmasıyla ilgili içerikler yer almaktadır. Sonuç olarak, taraflar için çatışma yaratan bu düşünce yapılarına kodlanmış mevcut düzen incelenmektedir. Erillik ve dişillik değil, soyun devamı olmaksızın, biri diğerine tercih edilemez bir şekilde birbirine bağlı, doğayı birlikte gerçekleştirebilen iki biyolojik cinsiyetin varlığı kabul edilmektedir. Ancak bunun tam aksine, yapay olan toplumsal cinsiyet rollerinin yarattığı tahribatın da sorgulanabilir olduğudur. Zira teorideki eşit hakların, toplumsal pratikte de tam anlamıyla uygulanabilir oluşu tartışmaya açık bir konudur. Bu sebeple cinsiyetler arası eşitliği en başta zihinlerde sağlayabilmek, öncelikli olarak eğitim ve hukuki düzenlemeleri gerektirdiği gibi bilinç seviyesinde de bir aydınlanmayla inşa edilebilir.

AtaerkilBursaCinsiyet eşitsizliği+6
Betül Yıldız Sallı
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tekstil sektörü mavi yaka çalışanlarının yaşam doyumu ve tükenmişlik düzeylerinin iş doyumu tarafından yordanması

Bu araştırmanın amacı, mavi yaka çalışan grubunun, iş doyumlarının tükenmişlik ve yaşam doyumlarını ne derece yordadığını araştırmaktır. Bu çalışma 2009 -2010 çalışma takvimi içerisinde Adana İlinde bulunan BOSSA 2, BOSSA 3 ve BOSSA 5 fabrikalarında toplam 268 mavi yaka çalışanla yürütülmüştür. Araştırmanın verileri ?İş Doyumu Ölçeği?, ? Maslach Tükenmişlik Ölçeği? ve ?Yaşam Doyum Ölçeği? ile toplanmıştır. Veriler SPSS 13.0 Programı ile çözümlenmiştir. Sonuçların yorumlanmasında p< 0.5 anlamlılık düzeyi kabul edilmiştir.Verilerin analizinde çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Buna göre iş doyumu ve yaşam doyumu arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki saptanmıştır. İş doyumu ile tükenmişliğin 3 alt boyutu olan; duygusal tükenme ile orta düzeyde anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki; duyarsızlaşma ile düşük düzeyde anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki; kişisel başarı boyutu ile düşük düzeyde anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki saptanmıştır. Araştırma sonucuna göre; mavi yaka çalışanlarda iş doyumunu en çok yordayan değişken duygusal tükenme, sonraki iki değişken ise sırasıyla yaşam doyumu ve duyarsızlaşmadır.Anahtar Kelimeler: Mavi Yaka Çalışan, İş Doyumu, Tükenmişlik, Yaşam Doyumu

Tekstil sektörüTükenmişlik düzeyiYaşam doyumu+3
Ümran Örkün
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Tekstil işçilerinin beslenme alışkanlıklarının çalışma yaşamlarına etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmada; Gaziantep İlinde özel bir fabrikada görev yapan çalışanların beslenme alışkanlıklarının çalışma yaşamlarına etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda işçilerin beslenme alışkanlıklarını, enerji harcama düzeyleri ve etkileyen faktörlerin incelenmesi ve önerilerin geliştirilmesi planlanmıştır. Kesitsel, tanımlayıcı tipte olan çalışmanın evrenini Mayıs-Haziran 2016 tarihlerinde Gaziantep'te özel bir tekstil fabrikasında görev yapan yöneticiler dışındaki gündüz vardiyasında çalışanlar (100 kişi) oluşturmaktadır. Evrenin tümü araştırma kapsamına alınmış ve 93 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; sosyo-demografik özellikler, çalışma statüleri, iş kazası geçirme durumları, beslenme alışkanlıkları, sağlık durumlarını içeren sorulardan oluşan anketin direkt gözlem altında uygulanmasıyla toplanmıştır. Araştırmaya katılan işçilerin kişisel bilgileri toplanmış, vücut ağırlıkları, boy uzunlukları ölçülmüş ve Beden Kitle İndeks (BKI)' leri hesaplanmıştır. İşçilerin harcanan enerjileri saptanırken, öncelikle bazal metabolizma için harcadıkları enerji saptanmış, bulunan sonuçlar fiziksel aktivite katsayıları ile çarpılmıştır. Verilerin analizi frekans, t testi, ANOVA ve korelasyon analizi kullanılarak yapılmıştır. Araştırma kapsamına alınan fabrikada görev yapan işçilerin %96.8'i erkek, %3.2'si kadın olup yaş ortalamaları 33.64±7.55'dir. İşçilerin %23.7'si ilkokul mezunu, %18.3'ü ortaokul mezunu, %46.2'si lise mezunu ve %9.7'si yüksekokul mezunudur. İşçilerin %59.2'si öğün atladığını ve atlanan öğününün %31.2'si sabah vakti olduğunu ifade etmiştir. İşçilere yapılan araştırmada BKI değerlerine göre dağılımına bakıldığında, işçilerin BKI sınıflaması içinde %42.4'sı hafif şişman ve %11.7'si obez olduğu değerlendirilmiştir. İleri yaştaki işçilerin BKI değerleri daha yüksektir. İşçilerin fiziksel aktiviteleri arttıkça BKI değerleri azalmaktadır. Bu araştırmada bir tekstil fabrikasında görev yapan işçilerin yeterli ve dengeli beslenmedikleri bulunmuştur. İşçilerin kalori olarak aldıkları enerji miktarı önerilenden düşük sevide olduğu ancak besin öğeleri olarak aldıkları karbonhidrat, protein ve yağ oranlarının önerilen oranlarda olduğu saptanmıştır. Çalışma sonucunda; işçilerin ihtiyacı olan kalori hesaplamasını yapacak; buna göre menülerini hesaplayacak ve denetimlerde bulunacak profesyonel bir diyetisyen ve/veya gıda mühendisi çalıştırılmasının uygun olacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: İşçiler, beslenme alışkanlıkları, enerji harcamaları, işçi sağlığı

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıTekstil+7
Evren Yıldız
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Fabrika işçilerinin ergonomiye bakışının benlik saygısı ile etkileşimi

Araştırma Gaziantep ilindeki çeşitli fabrikalarda çalışan işçilerin benlik saygısını etkileyen bazı sosyo-demografik faktörleri belirlemek, ergonomik şartları ortaya koyarak benlik saygısı ile etkileşimi açısından değerlendirilerek iş başarısını yükseltmek amaçlanmaktadır. Tanımlayıcı nitelikteki araştırmanın evrenini Gaziantep ilindeki Gürteks fabrikalarında çalışan toplam 1475 işçi oluşturmuştur Küme örneklem yöntemiyle yapılan araştırmanın örneklemini Haziran-Eylül 2014'te araştırmaya katılmayı kabul eden 755 işçi oluşturmuştur. Analizde SPSS 16.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan işçilerin sosyodemografik ve ergonomik çalışma özelliklerini belirten anket ve Rosenberg benlik saygısı ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya katılan işçilerin %38.3'ünün 26-30 yaş aralığında, %97.2'sinin erkek, %82.8'inin evli, %70.7'sinin çocuklu, %75.2'sinin lise mezunu olduğu saptanmıştır. İşçilerin %82.3'ünün gelirinin giderinden az olduğu, %86'sının vardiyalı çalışmakta olduğu, %65.3'ünün fazla mesai yapmakta olduğu, %84.1'inin yaptığı işin değeri kadar ücret almadığı, %17.9'unun çalışma saatleri dışında ek iş yapmakta olduğu saptanmıştır. İşçilerin %40.4'ünün işyerinde sorun yaşadığı, %73.2'sinin çalışma saatleri içinde psikolojik tükenmişlik hissettiği, %30.9'unun işyerinde kas iskelet sistemi sorunları yaşadığı saptanmıştır. İşçilerin %62.3'ü iş kazalarına karşı işyerinde önlem alınmadığını, %26.6'sı iş kazasına maruz kaldığını belirtmiştir. İşçilerin %75.4'ünün ergonomik çalışma ortamının olmadığı, %43'ünün aydınlanma, %78.5'inin ısınma, %87.4'ünün gürültü ile ilgili ergonomik sorunlar yaşadığı saptanmıştır. İşçilerin %52.5'inin benlik saygısı orta seviye olduğu bulunmuştur. İşçilerin büyük bir çoğunluğu işyerinin ergonomik çalışma standartlarına uygun olmadığını, yarısından fazlası kullanılan araç ve gereçlerin ergonomik olmadığını, yarısından fazlasının benlik saygısının orta düzeyde olduğu saptanmıştır. İşçilerde ergonomi gibi benlik saygısını olumsuz etkileyen unsurların tespit edilip bu yönde gerekli olan önlemlerin alınması, çalışanların sosyal açıdan ve ergonomik açıdan desteklenerek kendine olan çalışma güveni ve benlik saygıları arttırılmalıdır. Anahtar kelimeler: İş sağlığı ve Güvenliği, Ergonomi, Benlik saygısı, İş kazası

Benlik saygısıErgonomiKazalar+5
Burak Yeşilyurt
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Mevsimsel tarım işçileri (MTİ) olarak çalışan ailelerin, okul çağındaki çoçuklarının eğitim sorunlarının öğretmen, veli ve öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmesi

Türkiye'de tarım sektöründeki işgücünün önemli bir kısmı geçici mevsimlik tarım işçisi olarak çalışmaktadır.Bu işçiler, çalışacakları bölgelere çoğunlukla aileleri ile birlikte geçici olarak göç etmektedir.Bu mevsimlik çalışma göçü, birçok sorunu barındırmakta ve özellikle de çocukların eğitimini olumsuz yönde etkilemektedir.Bu araştırmanın amacı, Mevsimlik Tarım İşçisi (MTİ) olarak çalışan ailelerin okul çağındaki çocuklarının eğitim sorunlarını incelemektir. Araştırmada, nitel yaklaşım kapsamında durum çalışması deseni kullanılmıştır.Araştırma kapsamına Şanlıurfa İlinin Akçakale ilçesinde seçilen 18 öğretmen, 10 veli, 15 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından her bir katılımcı grup için hazırlanan görüşme formu yardımıyla toplanmıştır. Toplanan veriler Nvivo yazılımı ile analiz edilmiştir. Öncelikle veriler serbest kodlama ile kodlandıktan sonra kodlar kategori ve temalar altında toplanmıştır. Ham kodlama bir ay sonra tekrar gözden geçirilmiş ve tekrar kodlanmıştır. Her iki kodlamadaki benzer ve farklılıklar belirlenerek kodlama güvenirliği hesaplanmıştır. Farklı kodlar sayısı 15 iken benzer kod sayısı 149 olduğu tespit edilmiştir. Benzerlik oranı %90 olarak hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda i) MTİ olarak çalışan ailelerin çocuklarının ailelerinden yeterince destek almadıkları ve bunların büyük kısmının kız çocukları olduğu; ii) Öğrencilerin okul devamsızlıkları ve sürekli yer değiştirmeleri sonucu okula yönelik tutumlarının negatif olduğu; iii) Öğrencilerin gerek akademik gerekse sosyal ve psikolojik sorunlar yaşadığı ve iv) Öğrenciler için yeterli düzeyde telafi eğitim hizmeti sağlanamadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Çalışmada ayrıca, velilerin ve öğretmenlerin sorunların çözümü için ekonomik ve istihdam odaklı öneriler getirdiği görülmüştür.

Eğitim sorunlarıGeçici işçilerMevsimlik işçiler+5
Muhammed Dilekçi
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat şantiyelerinde çalışan işçilerin sağlık algıları ve sağlığı geliştirme davranışları: Tanımlayıcı ve ilişkisel çalışma

Bu araştırma, inşaat şantiyelerinde çalışan işçilerin sağlık algıları ve sağlığı geliştirme davranışlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve ilişkisel tipte yürütülen araştırma, Aralık 2023–Nisan 2024 tarihleri arasında Kırşehir'de 411 işçi ile gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından literatür incelenerek geliştirilen Sosyo-demografik Anket Formu, Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II ve Sağlık Algısı Ölçeği kullanılarak toplanmış, SPSS 21.0 programında tanımlayıcı istatistikler, t-testi, Mann Whitney U ve tek yönlü varyans analizi ile değerlendirilmiştir. Analizler sonucunda işçilerin yaş ortalaması 38,81±8,156; Sağlık Algısı Ölçeği puan ortalaması 46,74±7,012 ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği puan ortalaması 127,93±10,740 olarak bulunmuştur. Elde edilen bulgular doğrultusunda, inşaat işçilerinin sağlık algısı ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının orta düzeyde olduğu saptanmış ve bu durumun işçilerin sağlık davranışlarını geliştirmeye yönelik planlı girişimlerin önemini ortaya koyduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Sağlık algısıSağlık arama davranışıSağlık davranışları+1
Aykut Akbaş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Adana'da bulunan tekstil atölyelerinde çalışan işçilerin iş güvenliği ve işçi sağlığı algısının araştırılması

Bu çalışmada, Adana ilinde bulunan tekstil atölyelerinde çalışan farklı statü ve görevlerde olan bireylerin iş güvenliği bilincine sahip olup olmadıkları ve işçi sağlığı algılarının araştırılması amaçlanmıştır. Tekstil sektöründe meydana gelen iş kazaları sayısı, genel olarak diğer sektörlere oranla daha az ölümle sonuçlanmasına rağmen; metal, inşaat ve madencilik sektöründen sonra 4. sırayı almaktadır. Araştırmamızı tekstil sektörü üzerinde yürütmemizin sebebi; hem yaşanan iş kazası sayısı hem de tekstil sektöründe çalışan personelin farklılık gösteren sosyo demografik yapısından kaynaklanmaktadır. Araştırma kapsamında yüz yüze anket yöntemi kullanılmış ve yapılan ankette likert tipi sorular tercih edilmiştir. Sonuçların analiz edilmesi için SPSS bilgisayar programı kullanılmıştır. Hem işçilerin hem de işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği ve meslek hastalıklarıyla ilgili algılarını ölçmek ve bilinçlerini tespit etmek için anket soruları sorulmuştur. Sosyo demografik yapı ve kişiden kişiye değişen bilinç seviyelerinden dolayı birçok farklı cevaplar alınmıştır. Anket sonuçlarının tamamı incelendiğinde çalışma hayatının en önemli unsurlarından olan iş sağlığı ve güvenliği ve meslek hastalıkları konusunda yeterli bilinç seviyesine ulaşılmadığı gözlenmiştir. İş sağlığı ve güvenliği'nin yerine getirilmesi gereken yasal bir zorunluluk değil, benimsenmesi gereken bir kültür olarak algılanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu kültürün oluşmasının en kolay ve en doğru yolu düzenli verilen eğitim ve seminerler olacağı kanısına varılmıştır.

AdanaAlgıTekstil işletmeleri+5
Canberk Nisanoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal fabrikanın çalışanları üzerindeki etkisi: Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası

Cumhuriyet'in ilan edilmesiyle Türkiye'de sosyal fabrika kurma çalışmaları başlamıştır. Nazilli'de de bu fabrikalardan biri olan basma fabrikası kurulmuştur. Nazilli Basma Fabrikası çalıştığı süre boyunca çalışanlarına iş alanı dışında farklı faaliyetler yapmalarını sağlayacak bir ortam oluşturmuştur. Bu faaliyetler; sinema, balo, çay bahçesi, kreş vb. sıralanmaktadır. Türkiye'deki ilk sosyal fabrika olan Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası'nda çalışan kişilerin aileleri ve kendi üzerinde fabrikanın etkisi yapmış olduğumuz nitel çalışma sonucunda belirlenerek elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Çalışmada, sosyal fabrikanın sosyo kültürel etkilerinden yola çıkılarak fabrikanın işçilerin eğitim anlayışını etkileyip etkilemediği sorusuna araştırmada yanıt aranmıştır.

Aydın-NazilliFabrikalarSosyal fabrika+5
Duygu Dilek
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kayıt dışı ekonominin işçi perspektifinde nedenleri, boyutları ve sonuçları üzerine bir inceleme

Kayıt dışı ekonomi, en basit ifadesiyle gelir yaratan ve kamu otoritesinden gizlenen faaliyetler bütünü olarak tanımlanmakta olup, bir ülkede ekonomik göstergelerin gerçekleri doğru yansıtmamasına ve dolayısıyla hatalı ekonomik politikaların uygulanmasına neden olan faktörlerin başında gelmektedir. Kayıt dışı ekonomi, günümüzde sadece gelişmekte olan ülkeler açısından değil aynı zamanda gelişmiş ülkeler açısından da karşı karşıya kalınan en önemli sorunlardan birisidir. Nitekim Türkiye'de ekonomik faaliyetlerin önemli bir kısmının kayıt dışı olarak gerçekleştirildiği genel olarak kabul edilmektedir. Ülke ekonomileri açısından yarattığı olumsuz etki, kayıt dışı ekonomi olgusu ile mücadeleyi ve tedbirler alınmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu çalışmada, Türkiye'de Kayıt dışı Ekonominin İşçi Perspektifinde Nedenleri, Boyutları ve Sonuçları ile ilgili bilgilere yer verilerek Türkiye'de kayıt dışı ekonomiyi azaltmaya yönelik çözüm önerileri üzerinde durulmuştur. Kayıt dışı ekonomi, ekonomik canlılığı beraberinde getirmektedir. Kayıt dışılığın ekonomi ve toplum üzerinde olumlu ve olumsuz olmak üzere birçok etkisi bulunmaktadır. İşsizlik, istihdam, kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına almada en önemli araçlar arasında vergi politikaları ilk sıralarda yer almaktadır.Uygulamada kullanılan on sorudan oluşan görüşme formu oluşturularak Türkiye'de kayıt dışı ekonominin olumlu ve olumsuz etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kayıt dışı ekonomi, nedenleri, boyutları ve sonuçları.

Kayıt dışı ekonomiKayıt dışı istihdamNeden-sonuç ilişkisi+3
Mahsum Savcı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma koşullarının değiştirilmesi

Bu çalışma, işçinin çalışma koşullarının değiştirilmesini, İş Kanunu madde 22 kapsamında incelemektedir. "Çalışma koşullarının değiştirilmesi ve iş sözleşmesinin feshi" kenar başlıklı madde 22, 4857 sayılı Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle uygulama alanı bulmuştur. İş Kanunu madde 22'ye göre işveren çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik gerçekleştirecekse, işçiye bunu yazılı olarak bildirmelidir. İşçi işverenin değişiklik teklifini yazılı beyan ile 6 iş günü içerisinde kabul ederse işveren, sözleşmede esaslı değişiklik gerçekleştirilebilmektedir. Ancak işçinin kabul etmemesi üzerine işveren değişiklik için geçerli bir nedeni varsa veyahut iş sözleşmesini fesih için geçerli bir nedeni varsa sözleşmeyi feshedebilmektedir. Böylece iş ilişkisinde esaslı değişikliğin gerçekleşmemesi halinde fesih külfeti, işverene yükletilmiştir. İş güvencesine tabi olan işçiler, bu durumda İşK. m. 17 ile m. 21 hükümlerine göre iş sözleşmesini feshedebilmektedir. İş güvencesine tabi olmayan işçiler ise şartlar oluşmuşsa kötü niyet tazminatı, ihbar ve kıdem taleplerinde bulunabilmektedir. Ayrıca çalışmamızda, çalışma koşullarının değiştirilmesinin uygulamadaki en yaygın yöntemi olan, değişikliği saklı tutma kayıtları ve bu kayıtların denetimi, konunun öneminden dolayı incelenmiştir. Böylece çalışma koşullarının usulüne uygun değiştirilmesinin yöntemleri ve iş ilişkisine etkisi belirtilmiştir. Bununla birlikte bu yöntemlere uygun olarak gerçekleşmeyen değişikliklerin hukuki sonuçları açıklanmıştır.

Çalışma koşullarıİş Kanunuİş sözleşmesi+1
Ayşe Uzun
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

İplik fabrikası işçilerinde mesleki yorgunluğun uyku kalitesi ve ağrı ile ilişkisinin belirlenmesi ve sağlık eğitiminin etkinliğinin incelenmesi

Mesleki yorgunluk işçilerde yaşam kalitesini düşürerek stres artışına, koroner kalp hastalığına, depresyona, tükenmişliğe ve uyku kalitesinin bozulmasına neden olan bir durumdur. Bu çalışmanın amacı vardiya usulü çalışan işçilerde mesleki yorgunluğu belirlemek için Mesleki Yorgunluk Tükenmişlik Toparlanma Ölçeği (MYTTÖ)' nin Türkçe geçerlilik ve güvenirliğinin yapılması, mesleki yorgunluğun uyku kalitesi ve ağrı ile ilişkisinin belirlenmesi ve sağlık eğitiminin etkisinin değerlendirilmesidir. Çalışma, Ocak -Temmuz 2018 tarihleri arasında Şanlıurfa Organize Sanayi Bölgesi'nde 302 işçi ile mesleki yorgunluğu gidermeye yönelik uygulanan sağlık eğitiminin etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla metadolojik ve randomize kontrollü bir çalışma olarak yürütülmüştür. Çalışmada soru formu sosyo-demografik bilgi ve vardiya çalışmaları ile ilgili sorulardan oluşturulmuştur. Mesleği yorgunluğu ölçmek için The Occupational Fatigue Exhaustion Recovery Scale (OFER) ve Yorgunluk Şiddet Ölçeği (FSS), uyku kalitesini değerlendirmek için Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ve ağrıyı değerlendirmek için Kısa Form McGill Ağrı Anketi (SF-MPQ) kullanılmıştır. Çalışanların Mesleki Yorgunluk Tükenmişlik Toparlanma Ölçeği puan ortalamaları kronik yorgunluk 45.81 ± 31.15, akut yorgunluk 59.63 ± 23.48, toparlanma 52.18 ± 17.37 olarak bulunmuştur. İlk değerlendirmeden sonra randomize olarak 30 kişi eğitim grubu, 30 kişide kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Eğitim grubuna sağlık eğitimi verilerek sekiz hafta sonra sonuçlar tekrar değerlendirilmiştir. Eğitim grubunda kronik yorgunluk ve akut yorgunluk alt boyutlarında anlamlı düzeyde azalma ve toparlanma alt boyutunda anlamlı düzeyde artma saptanmıştır (p<0.05). İşyeri sağlık hizmetleri sunumunda mesleki yorgunluğun belirlenmesi ve bu konuda sağlık eğitimlerinin planlanması ve uygulanması son derece önemlidir. Mesleki Yorgunluk Tükenmişlik Toparlanma Ölçeği'nin Türk toplumunda geçerli ve güvenilir bir araç olduğu tespit edilmiştir.

AğrıGüvenilirlik ve geçerlilikSağlık eğitimi+7
Suzan Havlioğlu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mobilya sektöründe taşıma, istifleme ve depolama işlerinin iş sağlığı ve güvenliği yönünden incelenmesi

Bu çalışmada; mobilya deposunda yapılan klasik depolama sistemleri ile otomatik depolama ve boşaltma sistemleri ile depolama yapan akıllı deponun iş sağlığı ve güvenliği açısından uygunluğu incelenmiştir. Fine Kinney metodu ile her iki depo sistemi için risk analizleri yapılmış ve aynı riskler için risk skorları karşılaştırılmıştır. Analizlerden elde edilen sonuçlara göre klasik depolama sistemleri ile çalışma yapan mobilya deposunda riskler çok yüksek çıkarken; otomatik depolama ve boşaltma sistemleri ile depolama yapan akıllı deponun riskleri düşük çıkmıştır. Risk değerleri iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirildiğinde yüksek risk barındıran depolarda yüksek oranda iş kazası ve meslek hastalığı sayısı karşımıza çıkarken; düşük risk barındıran depolarda iş kazası ve meslek hastalığı sayılarının ciddi oranda düşüş gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla İSG açısından akıllı depo sistemlerinin klasik depo sistemlerinden farkı net bir şekilde görülmüştür.

DepolamaKazalarMeslek hastalıkları+7
Tuğba Ünal Jazbeh
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tekstil sektöründe iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri ve örnek bir uygulama

İş sağlığı ve güvenliği (İSG) hızla gelişen ve çeşitlenen sanayi nedeniyle oldukça önem kazanmıştır. Sanayinin, teknolojinin ve üretim şekillerinin gelişmesi ve değişimiyle iş yerlerinde yaşanan iş kazalarında ve meslek hastalıklarında artış görülmüştür. Çalışan sağlığını korumak ve güvenli çalışma ortamı sağlamak için öncelikle tehlikeleri kaynağında kontrol altına alınması, riskleri en az seviyeye indirecek şekilde çalışma sistemleri oluşturulmalıdır. Alınan önlemlerin yanında en önemli önleyici yaklaşımlardan biri de çalışanların İSG eğitimleri ile bilgilendirilerek çalışma ortamında davranış farkındalığı oluşmasını sağlamaktır. Türkiye ve özellikle Gaziantep sanayisinde önemli oranda istihdam sağlayan, üretimde ve ihracatta büyük paya sahip tekstil sektöründe iş kazalarının yoğunluğu oldukça fazladır. Bu nedenle yapılan çalışmada tekstil sektörü ele alınarak İSG eğitimlerinin ve çalışanın İSG konusunda bilgilendirilmesinin önemi ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Çalışmada toplam 149 tekstil fabrikası çalışanına İSG eğitimi verilmiş olup, eğitim öncesinde ve sonrasında aynı test uygulanarak eğitimin veriminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu sayede çalışanların aldıkları eğitim sonucunda farkındalık ve duyarlılık kazanmasının güvenli ve sağlıklı çalışma ortamının sağlanmasındaki önemi ortaya koymaya çalışılmıştır. Yapılan çalışmada sorulan sorulara doğru cevap oranı ön testlerde 46,5 iken son testlerde bu oran 98,6 yükselmiştir. Ayrıca eğitim düzeyine göre yapılan değerlendirmede ise ortaokul mezunlarının %60 oranında iyileşme gösterdiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak verilen İSG eğitiminin çalışanların İSG konusundaki bilgilerini önemli ölçüde arttırdığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler; İş Sağlığı ve Güvenliği, Tekstil Sektörü, İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimleri, İSG Farkındalığı

FarkındalıkPersonel eğitimiTekstil+5
Tuğba Özbulut
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik büyüme ve göçmen dövizleri: Orta Asya ülkeleri analizleri

Bu çalışmada temel amacı, yabancı yardım ve doğrudan yabancı yatırım gibi diğer dış sermaye kaynaklarıyla karşılaştırıldığında, Sovyet sonrası devletler arasında işçi dövizlerinin ekonomik büyüme ve yoksulluğun azaltılması üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Bu yazıda, seçilmiş beş eski Sovyet sonrası cumhuriyette ekonomik büyüme ve yoksulluk tahminleri üzerine bir panel veri seti kullanılmıştır. Çalışma beş Orta Asya ülkesini kapsamaktadır: Kazakistan, Kırgız Cumhuriyeti, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan. Orta Aya ülkelerinin 2000 ve 2018 dönemindeki panel verileri kullanılarak, işçi dövizlerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkilerini analiz edilmektedir. Bağımlı ve bağımsız değişkenler kullanılarak sabit ve tesadüfi etkilere yer verilmiştir.

DövizEkonomik büyümeGöçmenler+5
Gulshirin Davydova
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects