Foreign direct investments
269 theses under this subject heading
Türkiye imalat sanayinde firma sahiplik yapısının enerji yoğunluğuna etkisi
Enerji hayatın her alanında olduğu gibi ekonominin de temel faktörlerinden birisidir. Üretilen her mal ve hizmetin temelinde enerji yatmaktadır. Bu nedenle, enerji kullanımı ve yoğunluğu yalnızca makroekonomik göstergeler açısından değil, aynı zamanda mikro düzeyde firmaların üretim yapısı açısından da önem taşımaktadır. Bu çalışma, Türkiye imalat sanayinde firma sahiplik yapısının enerji yoğunluğu üzerindeki etkisini 2003-2015 dönemi için firma düzeyindeki mikro verilerle analiz etmektedir. Çalışma Türk imalat sanayinde faaliyet gösteren firmaları ele alarak imalat sanayinde enerji yoğunluğu belirleyicilerini tespit edip özellikle doğrudan yabancı yatırımların enerji yoğunluğuna etkisini analiz etmektedir. Sonuçlar, emek verimliliğindeki yüzde birlik bir artışın enerji yoğunluğunu yüzde 1,85, sermaye değişkeninde yüzde birlik bir artış enerji yoğunluğunu yüzde 0,50 ve toplam faktör verimliliği değişkenindeki yüzde birlik bir artış enerji yoğunluğunda yüzde 0,55 oranında bir düşüşe neden olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca yabancı sermayeye sahip firmaların enerji yoğunluğunu yüzde 0,11 düşürdüğünü ortaya koymaktadır. Çalışmada yabancı yatırımların etkisi, yatırım yapılan firmaların ölçeğine göre incelenmiştir. Yabancı sermayenin yatırım yaptığı firmanın ölçeğine göre etkisini daha net ölçebilmek için modele küçük yabancı, orta yabancı ve büyük yabancı firma kukla değişkenleri eklenmiştir. Elde edilen bulgular, firmanın ölçeği arttıkça enerji yoğunluğunun azaldığını göstermiştir. Dolayısıyla çalışma, yabancıların bir firmaya yatırım yaptıklarında beraberlerinde enerji yoğunluğunu düşürücü ve verim artırıcı teknolojilerini getirdikleri ortaya koymaktadır. Ayrıca firmanın ölçeği artıkça bu etkinin de artığı tespit edilmiştir.
The impact of knowledge spillovers on export performance of countries: A panel data approach
The aim of this thesis is to investigate whether inflows of FDI and innovative activities act as a channel of knowledge spillovers in improving export performance of countries. In measuring export performance, sophistication of a countries' export basket and the value of exports of high technology products are utilized. A rich panel data with 114 countries that comprises both developed and developing countries for the period from 2002 to 2015 is used in the analysis. Generalized Method of Moments (GMM) dynamic panel estimator developed by Arellano and Bond (1991) is utilized to control for potential endogeneity and dynamic nature of the problem. Estimation results indicate that the level of financial development, the quality of human capital and globalization of a country have a determinative role on the relation between knowledge spillover channels and the quality of exports in terms of sophistication and technology content. Overall, patent applications generally positively affect sophistication of exports. However, FDI serves as a channel for knowledge spillovers to benefit the sophistication level of exports only for developed, more educated, financially developed and globalized countries. The results of the study demonstrate a weaker relationship between knowledge spillovers and technology content of exports with respect to sophistication of exports. Key Words: Knowledge Spillovers, Sophistication of Export, Patent Applications, Foreign Direct Investments
Turkey's foreign direct investments: Factors determining foreign direct investments of Turkish firms in the energy sector
The aim of this thesis to examine the recent progress of the Turkish firms' internationalization in the observed new markets, namely African region, and energy sector. Thus, this study attempts to understand Turkish firms' major motivations of foreign direct investments (FDIs) and implications of, if any, the policy elite's foreign economic policy preferences on Turkey's outward FDI. My findings revealed that the motivations specific to the companies are market diversification, ensuring energy security, the institutional environment in Turkey, capabilities specific to Turkish companies and cultural affinity. Besides, in the light of the literature on Turkey's foreign policy to- wards the African region, not only firm-level factors, and motivations but also the position of the government in promoting or supporting the outward FDI of Turkish firms have been empirically questioned.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları ve etkileri
Küreselleşen dünya ekonomisinde, finansal piyasalarda çeşitliliğin artması üzerine ülke içi sermayenin ülke dışına aktarımlarının hızlanması ve gelişim göstermesi büyük oranda artmıştır. Yatırımcılar sermayelerini herhangi bir firma, kurum ve kuruluşlardan satın alabilecek yada ortak olabilecekleri projeler üzerine yönelirken veya finans kurumlarına, devletlere kredi borcu aktarım sağlayacakken ülke risk faktörleri ve asimetrik bilgi sorunlarıyla karşılaşabilirler. Gelişen ve büyümekte olan dünyada, sermaye sahipleri ekonomik, sosyal ve politik faktörlerin değişimi karşısında yatırımlarını riskli alanda gerçekleştirmekte tereddüte düşer, her bir yatırım için yapacağı detaylı analiz ile zaman kaybı ve masraf edinir. Bu sebeple ortaya çıkan kredi derecelendirme kuruluşları, dünyada geçerliliği kabul edilen notlandırma sistemine sahip olmakla birlikte, şeffaf, bağımsız ve güvenirlilik ilkesine bağlı kalarak, kurumsal finansal gücün denetlenmesinde ve finansal kaynakların verimli çalışmaya teşvik edilmesinde önemli fonksiyona sahiptir. Diğer durum ise, değerlendirilen raporların gereğinden az yada fazla şekilde notlandırılması, görev tanımlarının açıklanmasının yanında değerlendirilen kuruluşların neye göre tespit edildiğinin açıklanmaması, yönetim kurulu görevlilerinin yeteri kadar tecrübe ve öngörü sahibi olamayışları, kriz ortamlarında doğru saptamaların olmadığı ve birçok finansal yapılarda başarısızlıkla sonuçlanması olumsuz eleştirilere maruz kalmalarıdır. Fakat genel düşüncede, bu durumlarda bile bazı derecelendirme kuruluşları, menfaat oluşturulmuş derecelendirmeler sonucunda doğru kararlar vermeyip, krizleri öngöremeyip hatta kriz şartlarından çıkan ekonomileri de gerçeğinden farklı değerlendirdikleri, ülke veya şirketin vs. ekonomik düzeyde gelişme sağlansa dahi aynı not görünümünde bıraktıkları söylenmektedir. Bu göstergeler derecelendirme kuruluşlarının ilkelerine ters düşmeleri ve güven kayıplarına neden olup yatırımların ülke veya finansal sistemden çekilmelerine yol açmaktadır. Bunun karşısına geçmek için, derecelendirme kuruluşlarının daha açık şekilde derecelendirme yapmaları kamuoyunun güvenlerini tekrar kazanmaları önerilmektedir. Bu çalışmada, kredi derecelendirme kuruluşlarının tarihsel gelişimini, kuruluşların yapılarını, piyasa sistemindeki rol ve işlevlerini, sundukları hizmetleri, eleştirileri, notlandırma kriterleri ele alınırken, diğer yandan yatırımlar ve finans-banka üzerindeki süreçlerdeki değerlendirmeler ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Kredi Derecelendirme , Kredi Derecelendirme Kuruluşları, Dolaysız Yabancı Sermaye Yatırımları, Finans-banka etkileşimleri.
Finansal serbestleşme, doğrudan yabancı yatırımlar ve ekonomik büyüme üzerindeki etkileri
Küreselleşen dünyada, finansal piyasalarını geliştirmek için liberalizasyon sürecine girmektedir. Bu süreçle birlikte ülkeler arası sermaye aktarımı yapılmakta ve finansal piyasaların gelişmesi sağlanmaktadır. Doğrudan yabancı yatırımlar sermaye aktarımı için en iyi yol olarak görülmektedir.Yapılan tüm serbestleşme ve yatırım faaliyetlerinin en büyük amacı ekonomik büyümeye ve gelişmeye hız kazandırmaktır. Bu çalışmada Türkiye'nin 1992-2020 dönemine ait çeyreklik veriler ile finansal liberalizasyon ve doğrudan yabancı yatırımların ekonomik büyüme üzerindeki etkileri analiz edilmektedir. Finansal açıklık, doğrudan yabancı yatırımlar ve gayrisafi yurtiçi hasıla değişkenlerinden yararlanılmaktadır. Ekonometrik analizde ADF, PP ve KPSS birim kök testleri, sonrasında Granger nedensellik ve zamanla değişen Granger nedensellik testlerinden yararlanılmaktadır. Analizden elde edilen sonuçlara göre değişkenler arasında iki yönlü nedensellik bulunmaktadır. Hem finansal açıklık ve doğrudan yabancı yatırımlar ekonomik büyümenin hem de ekonomik büyüme, finansal açıklık ve doğrudan yabancı yatırımların Granger nedeni olmaktadır.
The perspective of Turkish companies' overseas investments between 2009-2019 and its interaction with Turkiye's policy choices
The goal of this thesis is to assess the evolution of Turkish outward foreign direct investment by geographies and sectors, together with the attitude of the Turkish Government's foreign policy choices after the global financial crisis of 2008 until the global pandemic of 2020. The article suggests that Turkish firms became stable investors after 2009 thanks to domestic macro-economic restructuring and strengthened corporate maturity at home. The deals in 2009–2019 show that major Turkish investor firms are mostly directed towards western developed countries in order to access new markets, like the regular behavior of developing country multi-national enterprises under liberal market commercial dynamics, but are not in line with the policy choices of the Turkish government. The root cause of the shifts in Turkish foreign policy is analyzed from a commercial perspective, together with the attitude of Turkish firms toward cross-border acquisitions. The findings show that policy-making processes in Turkiye can be evaluated from a constructivist dimension during the 2010s due to the identity and material interests of the ruling elite instead of a mercantilist trading state view like before 2009.
Seçilmiş yeni gelişen ekonomilerde doğrudan yabancı yatırımlar ve yenilenebilir enerji tüketiminin çevresel bozulma üzerindeki etkisi: Bootstrap ARDL sınır testinden ampirik kanıtlar
Doğrudan yabancı yatırımlar (DYY) ev sahibi ülkede yenilenebilir enerjinin yaygın kullanımını artıran, buna bağlı olarak enerji tasarrufu sağlayan yeni teknolojileri, bilgi birikimini veya yeni üretim yöntemlerini teşvik eden bir özelliğe sahiptir. Bu çerçevede DYY'nin, çevresel bozulma üzerinde önemli etkileri bulunmaktadır. Diğer taraftan yenilenebilir enerji kaynakları da enerji çeşitliliği, etkinliği ve tasarrufunu desteklemesinin yanı sıra çevresel bozulmayı önleyici fonksiyonları nedeniyle çevresel bozulma odaklı çalışmaların temel ilgi alanını oluşturmaktadır. Ampirik çalışmalar çevresel bozulmanın nedenleri ile ilgili oldukça karışık bulgular sunmaktadır. Bu tez çalışması, seçilmiş yeni gelişen ekonomiler arasında yer alan Türkiye, Çin, Hindistan, Endonezya ve Meksika'da 1990-2019 döneminde DYY, yenilenebilir enerji tüketimi ve çevresel bozulma arasındaki ilişkiyi bir bootstrap ARDL sınır testi yardımıyla test eder. Bu çalışmada Bertelli vd. (2022) tarafından geliştirilen en yeni bootstrap ARDL sınır testi uygulanmaktadır. Ampirik analizde uzun dönem katsayılarının tahmini için DOLS tekniğinden istifade edilir. Sonuçlar; Türkiye, Endonezya ve Meksika'da söz konusu değişkenler arasında bir eşbütünleşmenin olmadığını gösterirken, Çin ve Hindistan'da ise eşbütünleşmenin varlığını kanıtlamaktadır. Uzun dönem tahminleri ise ekonomik büyümenin CO2 emisyonlarını artırdığını, DYY ve yenilenebilir enerji tüketiminin ise azalttığını ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar politika, önerilerinin geliştirilmesine izin vermektedir.
The obstacles in front of the fdi in the agricultural sector of the Northern region of Iraq an economic study of the period 2006-2016
The growth in agricultural sector measured as vital in achieving sustainable development and a significant reduction in poverty in developing countries, so, equally developmental and agricultural economists view productivity growth in the agricultural sector as significant if the agricultural output is to growth at a sufficiently rapid rate to tackle poverty. Thus, FDI considered as a significant source of economic growth in both developed and developing countries. KRG, as most of the other countries, planned to make a friendly investment environment to attract FDI as much as possible toward its region to enhance development acceleration. However, this study evaluates the main obstacles or factors that deter foreign investors from investing in the region's agricultural sector. It assesses the key reasons why FDI has not increased in the region significantly over the past ten years particularly during 2006-2016, besides analysis the foreigners reluctant to invest in the region's agricultural sector. It also investigates the total investment during past ten years by the region's board of investment and the share of FDI both entire and agriculture sector in this investment flow.
The role of absorptive capacity on the effects of foreign direct investment on income inequality and productivity
This dissertation investigates the impacts of foreign direct investment (FDI) inflows on income inequality and productivity growth, emphasizing the role of absorptive capacity. While traditional theories posit that FDI yields favorable outcomes in developing economies by mitigating inequality and enhancing productivity, empirical evidence regarding these relationships is inconclusive. Such disparities may stem from varying responses of income inequality or productivity growth to FDI inflows, attributable to unique characteristics such as absorptive capacity of recipient nations. In order to scrutinize the distributional heterogeneity in FDI-inequality and FDI-productivity associations, this study employs a distinctive empirical approach by utilizing a finite mixture model (FMM) as an unsupervised model-based clustering technique. Then, the study investigates the role of absorptive capacity as a conditioning factor on the heterogeneous effects of FDI on inequality and productivity growth. For this purpose, a country-wise absorptive capacity index is constructed using panel data from 26 developing countries. The first chapter, focusing on FDI-inequality, reveals divergent effects of FDI across three clusters. Meanwhile, the second chapter, centered on FDI-productivity, identifies disparate effects across two clusters. Specifically, our findings indicate that FDI contributes to income inequality improvement in one cluster, exhibits no significant impact in another, and exacerbates it in the third cluster. Moreover, nations with high absorptive capacity, particularly in terms of quality human capital, are better positioned to alleviate the adverse effects of FDI on income distribution. Regarding the productivity impact of FDI, our results indicate a negative effect on productivity growth in one cluster, but a positive effect in the other. Furthermore, countries with high absorptive capacity, characterized by quality human capital, robust institutions, and advanced financial and infrastructural development, are more likely to experience positive FDI effects on productivity growth.
Doğrudan yabancı yatırımların vergilendirilmesi: Türkiye örneği
Çalışmanın konusunu doğrudan yabancı yatırımların vergilendirilmesinde Türkiye uygulamaları oluşturmaktadır. Söz konusu yatırımların büyük ölçüde çok uluslu şirketler tarafından gerçekleştiriliyor olması ise konuyu daha geniş bir perspektiften ele almayı gerektirmektedir. Zira çok uluslu şirketler, devletlerin vergi uygulamalarını dolanabilme yeteneklerine sahip olup ekonomik büyüklükleri sebebiyle vergi egemenliğini de etkileme potansiyeline sahiptir. Türkiye açısından ise doğrudan yabancı yatırımlara ilişkin hukuki sınır 4875 sayılı Kanun ile çizilmiş olup söz konusu Kanun vergi uygulamaları bakımından da temel oluşturmaktadır. Bu doğrultuda çalışmada hukuken doğrudan yabancı yatırım statüsünde olan yatırımların elde ettikleri kazançların Türk vergi sistemi içerisindeki konumu ele alınmaktadır.
Impact of foreign direct investment on the growth of emerging economics (Turkey and Pakistan)
Diminishing the hole between residential reserve funds, speculation, bringing the most recent innovation and administration, know-how from created nations and foreign direct investment (FDI) assumes critical part in accomplishing fast financial development in creating regions. This study highlights the relation between economic growth and Foreign Direct Investment (FDI) in emerging economies of Turkey and Pakistan. The research focuses on the inflow of FDI and the economics of Turkey and Pakistan to find out the role of inflow of FDI over the economic growth. It shows that the inflow of FDI has a significant effect on Economic Growth using Gross Domestic Product (GDP) from period 2000 to 2015. When the relationship between FDI and Economics Growth was estimated using Gross Domestic Product; it has been found that there exists a strong positive relation between them the need desired results stand robust in the causality test and regression analysis.
Impact of foreign direct investment in host country: Case of telecommunication in Afghanistan
Globalization and economic interaction involved in every part of the daily life and in modern businesses due to growth and international trade and country specialization. Therefore, the purpose of this study is to explore and identify the significant importance of FDI (Foreign Direct Investment) across the country, later examine the spillover of FDI on the host country, the country where a multinational corporation starts its branch of operations, and finally examine its contribution in economic and development of the host country. The study shows that foreign investment across the countries and regions played and crucial role in economic and development well-being and globalizations. The effect of foreign companies on domestic ones is one of the critical components of the study, the foreign companies' productivity automatically spills over on local firms and in their industries. They must increase their productivity in order to survive in the market. Part of the study focused on telecommunications, where nowadays has been steady growth across the countries in the world. Telecommunication influenced the growth of unemployment as a whole and just like other businesses telecommunication considered an important dynamic component of a strong economic growth. Telecommunication has helped more in economic growth and development as it promotes sectors such as education, infrastructure, cumulative human skills, capacity building, and improve the public transportations.
Türkiye'deki bankacılık sektörünün dönüşüm sürecine yabancı sermayeli bankaların etkisi
Bu çalışma ile, yabancı sermayeli bankaların Türkiye'ye gelişleriyle birlikte ülke olarak finansal, teknolojik, personel gibi alanlarda ne gibi değişimler yaşandığının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden keşfetmeye dayalı bütüncül tek durum deseni olup veri toplama aracı olarak görüşme formu ve doküman inceleme içermektedir. Çalışmada veri toplama tekniği olarak, "yarı yapılandırılmış görüşme" kullanılmıştır. Uzaman görüşleri alınarak hazırlanan görüşme formu, Haziran - Temmuz 2018 tarihleri arasında Ankara veya İstanbul ilinde sektöre ilişkin saha ya da akademik alanda çalışan veya emekli 9 katılımcıya uygulanmıştır. Görüşme sonucunda elde edilen verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Veriler, görüşmede yer alan sorular dikkate alınarak sunulmuştur. Katılımcıların görüşlerini yansıtmak için doğrudan alıntılar yapılmış ve alanda yazılı dokümanlarla desteklenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, yabancı sermayeli bankaların ülkemize finansal anlamda katkı sağladıkları, kısmen ürün ve pazarlama teknikleri konusunda farklılık yarattıkları; ancak teknolojik ve personel alanında özellikle 2000'den sonra var olan yapıyı devam ettirdikleri tespit edilmiştir.
Sermaye hareketleri, 1980 sonrası gelişmekte olan ülkeler üzerinde etkisi ve Türkiye özelinde incelenmesi
1980 sonrası hız kazanan küreselleşme yarışıyla birlikte sermaye hareketlerinin önündeki engellerin de kalkmasıyla gelişmekte olan ülkelere yapılan yatırımlar ciddi artış göstermiştir. Dünya ekonomisinde yaşanan küreselleşme olgusunun etkisiyle, gelişimini tamamlamakta olan devletlerin gereksinim duydukları sermayeleri yabancı yatırımlar ile karşılama yollarına gittikleri bilinmektedir. Liberalleşme akımına hazırlıksız yakalanan gelişmekte olan ülkelerde sermaye hareketleri, özellikle portföy yatırımları, ülke ekonomisine zarar vermiş ve bazı ülkeleri krize sürüklemiştir.24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Kararları ile Türkiye bu yarışa katılmış ve 1989 yılında çıkarılan 32 Sayılı Kararname ile tamamen finansal serbestleşme içine girmiştir. Bu çalışmada Türkiye'ye gelmekte olan doğrudan yabancı yatırımların Türkiye ekonomi göstergelerinden olan enflasyon, işsizlik ve sanayi üretimi arasındaki ilişki VAR modeliyle analiz edilmiştir. Yapılan Johansen eş bütünleşme testi, etki – tepki analizi ve varyans ayrıştırma analizleriyle değişkenlerin arasındaki ilişki değerlendirmiştir. Çalışmanın sonucunda ise sermaye hareketlerinden doğrudan olan yabancı yatırımların ülkelerin ekonomilerine olumlu yönde etkilerinin olduğu, portföy yatırımların ise üretime yöneltildiği takdirde ekonomiye olumlu katkısı olduğu aksi durumda aniden ülkeyi terk etmesi sonucu kırılganlığı artırıp ekonomik krize neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye'de yabancı sermaye yatırımlarının arttırılması için uygun şartların yaratılması, ekonomik, siyasi ve hukuki istikrarın sağlanması, yabancı sermayeyi teşvik edici düzenlemelerin gerçekleştirilmesine yönelik politikaların izlenmesi gerekmektedir.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımları girişlerinin vergi gelirleri üzerindeki etkisi: OECD ülkeleri örneği
Küreselleşme süreci, özellikle 1980'li yılların ortalarından itibaren dünyada doğrudan yabancı sermaye akışlarında önemli miktarda artışa yol açmıştır. Doğrudan yabancı sermaye girişleri, yatırım alan ülkede ekonomik büyüme, sermaye birikimi, beşeri sermaye, rekabet gücü, finansal sektörün gelişimi ile teknolojik gelişmeyi etkileme potansiyeline sahiptir. Bununla birlikte doğrudan yabancı sermaye girişleri ekonomik faaliyet üzerinden kamu sektörü gelirlerinin önemli bir bileşeni olan toplam vergi gelirlerini dolaylı yoldan etkileme potansiyeline sahiptir. Buna karşın birçok ülkenin doğrudan yabancı sermaye çekmek için kurumlar vergisinde indirimler yapması veya belli bir süre vergi muafiyeti tanıması ve çok uluslu şirketlere kar transferinde yasal ayrıcalıklar tanıması vergi gelirlerini olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada, Westerlund-Durbin-Hausmann (2008) eşbütünleşme testi ile Dumitrescu ve Hurlin (2012) nedensellik testi kullanılarak 1995-2014 döneminde 33 OECD ülkesinde doğrudan yabancı sermaye girişleri, ekonomik büyüme ve toplam vergi gelirleri arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda, doğrudan yabancı sermaye girişleri, ekonomik büyüme ve vergi gelirleri arasında uzun dönemli ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca doğrudan yabancı sermaye girişlerinden toplam vergi gelirlerine doğru tek yönlü, ekonomik büyüme ile doğrudan yabancı sermaye girişleri arasında iki yönlü nedensellik olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımı Girişleri, Vergi Gelirleri, Panel Veri Analizi
Bankacılık sektörünün gelişiminin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Türkiye örneği
Finansal sistem içerisinde önemli bir yere sahip olan bankacılık sektörünün dinamik bir sektör olması ve ekonomik büyümenin tüm ülkeler için önem arz etmesi bankaları, modern ekonomilerin vazgeçilmezi haline getirmiştir. Bankalar toplamış oldukları tasarrufları verimli yatırımlara kanalize ederek ekonomik büyümenin itici konumundadır. Bu tez çalışmasında 1960-2017 dönemlerinde Türkiye'de bankacılık sektöründeki gelişim ve doğrudan yabancı sermaye girişleri ile ekonomik büyüme arasındaki uzun dönemli ilişki ve nedensellik incelenmiştir. Çalışmada ilk olarak değişkenlerin durağanlıklarını tespit etmek amacıyla tek kırılmaya izin veren Zivot-Andrews (1992) birim kök testi, ardından ARDL yaklaşımına dayalı eşbütünleşme testi yapılmıştır. Son olarak Toda ve Yamamoto (1995) nedensellik testi yöntemi kullanılarak nedensellik testi yapılmıştır. ARDL test sonuçlarına göre hem bankacılık sektörünün hem de DYSY girişlerinin uzun dönemde ekonomik büyüme üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Toda Yamamoto test sonuçlarına göre bankacılık sektörünün gelişiminden ekonomik büyümeye doğru ve ekonomik büyümeden DYSY girişlerine doğru tek yönlü nedensellik olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bankacılık Sektörü, Ekonomik Büyüme, Doğrudan Yabancı Sermaye Girişleri
Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının çevre üzerindeki etkisi: Avrupa Birliği geçiş ekonomileri örneği
Doğrudan yabancı sermaye yatırımları 1980'li yıllardan itibaren artmaya başlamış ve özellikle gelişmekte olan ülkeler ile yükselen piyasa ekonomileri için önemli bir yatırım ve teknoloji transfer kaynağı olmuştur. Birçok ülke doğrudan yabancı sermaye girişlerinin olumlu ekonomik etkilerini dikkate alarak kurumsal ve ekonomik araçları kullanarak doğrudan yabancı sermaye yatırımı çekmeye çalışmışlardır. Bu çalışmada ikinci nesil eşbütünleşme testi ve nedensellik analizi kullanılarak 1996-2018 döneminde 11 Avrupa Birliği geçiş ekonomisi örnekleminde doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile ekonomik büyümenin çevre üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışma sonucunda, değişkenler arasından anlamlı bir nedensellik etkileşimi olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca uzun dönemde doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının çevre üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı, ancak ekonomik büyümenin çevreyi olumsuz etkilediği belirlenmiştir.
Kamu iç borçlanmasının finansal gelişme üzerindeki etkisi: Avrupa Birliği geçiş ekonomileri örneği
Finans sektörü ekonomik büyüme ve kalkınma, vergi gelirleri, doğrudan yabancı sermaye yatırımları, kayıt dışı ekonomi, gelir dağılımı ve yoksulluk başta olmak üzere çok sayıda ekonomik değişkenin önemli bir belirleyicisidir. Finans sektörünün söz konusu ekonomik etkileri dikkate alındığında finans sektörünün gelişiminin belirleyicilerinin tespit edilmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmada ikinci nesil eşbütünleşme ve nedensellik analizleri kullanılarak 1996-2017 döneminde kurumsal ve ekonomik bir dönüşüm geçiren Avrupa Birliği geçiş ekonomilerinde kamu iç borçlanması ile birlikte doğrudan yabancı sermaye yatırımları ve işçi dövizlerinin finansal gelişme üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Ekonometrik analiz kapsamında nedensellik analizi, kamu iç borçlanmasının finansal gelişme üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Diğer yandan, eşbütünleşme analizi ile uzun dönemde güvenli varlık (safe asset) ve tembel banka (lazy bank) görüşlerini destekleyen bulgulara ulaşılmıştır. Ayrıca, doğrudan yabancı sermaye yatırım girişleri ile işçi dövizlerinin uzun dönemde finans sektörünün gelişimi üzerinde zayıf pozitif etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.
Doğrudan yabancı yatırımları etkileyen faktörler: İstanbul, İzmir, Bursa ve Manisa illerinde bir alan araştırması
Yabancı yatırımcı tarafından ev sahibi ülkeye doğru gerçekleştirilen doğrudan yabancı yatırımlar, ev sahibi ülkede yeni bir tesis kurmak, var olan bir tesisi satın almak ya da var olan bir tesise ortak olmak şeklinde gerçekleşmektedirler. Özellikle 1980'lerden sonra küreselleşmenin artması ile beraber doğrudan yabancı yatırımların miktarlarında büyük artışlar meydana gelmiştir. Çok uluslu şirketler tarafından yapılan bu yatırımlar, ekonomik büyümeleri için sermaye malı ithal etmek zorunda olan gelişmekte olan ülkeler için büyük bir döviz kaynağı haline gelmiştir. Doğrudan yabancı yatırımlar, döviz arzını arttırmanın yanında gittikleri ülkelere teknoloji transferi yaparak ülkelerin üretim yapısını geliştirmektedir. Bu bağlamda son yıllarda doğrudan yabancı yatırım çeken ülkeler sürdürülebilir bir ekonomik büyüme performansı göstermişlerdir. Doğrudan yabancı yatırımların ekonomik büyüme üzerinde etkili olması doğrudan yabancı yatırımları etkileyen unsurların da önemini arttırmaktadır. Bu çalışmadaki amaç Türkiye'de doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile kurulan firmaların yatırım kararlarında etkili olan faktörleri tespit etmektir. Bu amaçla Türkiye'de kurulmuş 28 yabancı sermayeli şirketin üst düzey yöneticileri ile mülakat yapılmıştır. Yapılan alan araştırması sonucunda yabancı yatırımcıların Türkiye'de yatırım yapmasında en etkili olan faktörlerin sırası ile Türkiye'nin coğrafi konumu ve pazarlara olan yakınlığı, Türkiye'nin piyasa büyüklüğü ve talep hacmi, Türkiye'nin nitelikli işgücüne sahip olması, finansal piyasaların gelişmişlik durumu, Türkiye'deki ücretlerin düşük olması ve Türkiye'nin büyüme rakamları olduğu saptanmıştır. Bunun yanında uluslararası derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'ye verdiği puanlar, enflasyon, döviz kuru ve doğal kaynaklar gibi bazı unsurların firmaların yatırım kararlarında çok etkili olmadığı tespit edilmiştir. Bu sonuç bağlamında, Türkiye'nin çevre ülkelerle ulaşım ağını geliştirerek coğrafi konumunun avantajlarını arttırması, eğitim sisteminde doğru reformlar yaparak yabancı dil eğitimini üst düzey hale getirmesi ve mesleki eğitim ile hayat boyu öğrenme kapsamında iş gücüne yatırım yapması önemlidir. Bu çalışmanın birinci bölümünde doğrudan yabancı yatırımlarla ilgili teorik bilgiler verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde de doğrudan yabancı yatırımların ekonomik büyüme, istihdam ve ihracat ile olan ilişkisinin yanında doğrudan yabancı yatırımları etkileyen faktörleri inceleyen çalışmalar sistematik bir şekilde rapor edilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Türkiye'de faaliyet gösteren ve doğrudan yabancı sermaye yatırımı ile kurulan 28 firmanın yöneticileri ile yüz yüze görüşme yönetimiyle yapılan anketlerden elde edilen veriler tablolar halinde verilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar son bölümde verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Yatırımlar, Türkiye, Alan Araştırması, Yüz Yüze Görüşme Yöntemi
Doğrudan yabancı yatırımların finansal belirleyicileri: Türkiye üzerine ekonometrik bir analiz
Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde görülen sermaye yetersizliği doğrudan yabancı yatırımlarla giderilmeye çalışılmaktadır. Bu sebeple doğrudan yabancı yatırımlar gelişmekte olan ülkeler için oldukça önemlidir. 1980 yılından sonra gelişmekte olan ülkelerde doğruda yabancı yatırımların hacmi hızla artmıştır. Bunun nedeni olarak serbest piyasa ekonomisine geçiş sonucu dünyanın ortak bir pazar haline gelmesi gösterilebilmektedir. Doğrudan yabancı yatırımların bazı ülkelerde fazla bazı ülkelerde az olmasından dolayı, doğrudan yabancı yatırımların hangi belirleyicilerden etkilendiği önemli bir konu olmaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada 1995-2020 yılları arasında Türkiye'ye girişi olan doğrudan yabancı yatırımlara etki eden finansal belirleyicilerin zaman serisi analizi ile belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda reel efektif döviz kuru, BIST100 endeksi, piyasa kapitülasyonu ve tüketici fiyat endeksi değişkenleri ile doğrudan yabancı yatırım değişkeni arasındaki kısa ve uzun süreli ilişkiyi saptamak için ARDL yöntemi kullanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda, uzun dönemde BISTT100 endeksi ile doğrudan yabancı yatırım arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunurken, kısa dönemde BIST100 endeksi ile doğrudan yabancı yatırımlar arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Kısa dönemde tüketici fiyat endeksi ile doğrudan yabancı yatırım arasında anlamlı ve negatif bir ilişki tespit edilirken, uzun dönemde anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Ayrıca, doğrudan yabancı yatırımlar ile reel efektif döviz kuru ve piyasa kapitülasyonu değişkenleri arasında kısa ve uzun dönemde istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bulgular, BIST100 endeksi değişkeninin doğrudan yabancı yatırımları artırdığını ve tüketici fiyat endeksi değişkenin ise doğrudan yabancı yatırımları azalttığını göstermektedir. Dolayısıyla, Türkiye'de doğrudan yabancı yatırımların artırılması için, BIST100 endeksine olan güveni artırmaya ve enflasyonun ise yabancı yatırımcılar için kabul edilebilir seviyelere çekilmesine yönelik politikalar uygulanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Yatırım, Finansal Belirleyiciler, Zaman Serisi Analizi, ARDL Modeli
Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu
Neo-liberal politikalarla devlet yapılanmasında bir dönüşüm yaşanmıştır. Bu dönüşüm uluslararası örgütler ve sermaye kuruluşları tarafından önerilen yapısal uyum paketleri ve düzenleyici reformlar çerçevesinde meydana gelmiş ve geleneksel devlet yapılanmasında bir kopuş yaşanmıştır. Türkiye'de bağımsız düzenleyici kurumlar ve üst kurullar olarak bilinen yapısal biçimler ülke ekonomilerinin birbirine eklemlenmesi hedefine yönelik oluşturulmuştur. Önemli alanların yönetiminin teslim edildiği bu kurullar yönetişim tipi örgütlenme modeline örnek teşkil etmektedir. Kurullar, sermaye ilişkilerinin yoğunlaştığı küreselleşmeye aracılık eden yapısal biçimler olarak varlığını sürdürmektedir. Türkiye'de, uluslararası ekonomiyle bütünleşmeyi sağlayacak ve sermaye açısından kolaylaştırıcı düzenlemelere öncülük edecek bir yapı olarak Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) kurulmuştur. Daha sonra yatırım ortamını iyileştirme çalışmalarına katkı sağlayacak Yatırım Danışma Konseyi (YDK) oluşturulmuştur. YOİKK platformu ve YDK çok uluslu şirketler ve uluslararası finans kuruluşlarının aktörlerini bir araya getirerek, yatırımcıların taleplerinin ve isteklerinin idarede ve yasal mevzuatta karşılanmasına yönelik faaliyetlerde bulunmaktadır. YOİKK, bu faaliyetleri farklı alanlar için oluşturulmuş teknik komitelerle, yeni adıyla çalışma gruplarıyla yürütmektedir. Yatırım mevzuatı ve yatırımla ilgili idari işlemleri eylem planları vasıtasıyla yeniden düzenleyen bu yapının, toplumsal ilişkileri dönüştürme kapasitesi bulunmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle değişime uğrayan yapı, çalışmalarına devam etmesine rağmen eski etkinliğini yitirmiştir. Bu çalışmada kurullar, YOİKK ve YDK'nın çalışmaları, yapıları, oluşturulmalarında etkili olan politikalar, devlet idaresindeki dönüşümü anlamak maksadıyla incelenmiştir.
Determinants of economic development amidst political instability: Yemen's case
Many countries in the Middle East region lay on abundance of natural resources, yet, they never had the chance to use them effectively, and people of these countries suffer from different crises. However, some of those countries had been suffering from the lack of economic resources, but that was not the only reason to for millions of people to remain in severe need. Political corruption, ignorance, and not to mention the heinous exploitation by the superpower countries and their collusion with the corrupt governments in the Middle East in exchange for running their own interests regardless of the circumstances of the peoples of these countries, all that play an essential role in the current situation. This research aimed to study the theoretical and practical justifications for political instability, oil rent, and foreign direct investments in post-war Yemen rebuilding with regard to economic growth. Political instability, oil rent, and foreign direct investment (FDI) served as the study's explanatory variables; GDP growth (annual; %) served as the study's response variable, and as a result, its influence on the reconstruction of Yemen following the conflict. The Johansen cointegration test was used in the study to determine whether there was cointegration among the variables. The short-run and long-run coefficients were also estimated using the Vector autoregression (VAR) estimation technique, and their individual effects on economic growth in Yemen were evaluated for significance. FDI, oil rent, and political instability were found to have significant long-term effects on economic growth, but short-term effects were neutral. The Granger Causality test was applied to look for any causative connections between the variables, and the results revealed that there were unidirectional connections between FDI, pol-ins, oil rent, and economic growth.
Foreign direct investment as a vehicle for economic growth in Nigeria
This research study aimed to investigate the empirical justification for foreign direct investments' relationship with economic growth in Nigeria. The study utilized time series data ranging from 1972-2020, with gross capital formation (GCF), labor proxied by population aged 14-65, and foreign direct investment (FDI) as the explanatory variables of the study and GDP growth (annual; %) as the response variable of the study. The Autoregressive distributive lag (ARDL) estimation technique was employed to ascertain the presence of cointegration among the variables, to estimate the short-run and long -run coefficients and check for the significance of their individual impacts on economic growth in Nigeria. Findings showed FDI to have a positive and significant impact on economic growth on the long run, however it had negative and insignificant impact in the short run. GCF was seen to only have a positive significant impact on economic growth in the short run but its positive effect on the long run was insignificant. Labor was seen to have positive significant impact on economic growth in Nigeria both in the short run and on the long run. VAR Granger causality test was used to investigate the existence of causal relationships in among the variables and results showed the existence of unidirectional causality between FDI and economic growth, labor and economic growth, economic growth and GCF as well as FDI and labor. However, a bi-directional causal relationship was seen between FDI and GCF. It was concluded that GCF, labor and FDI are significantly influential to economic growth in Nigeria.
The effect of foreign direct investment on agriculture production in Djibouti
This study experimentally investigates the effect of foreign direct investments on Djibouti's agricultural production. The researcher has chosen a sample of 34 years' worth of data collection records from 1980 to 2014 taken from Sesric's Djibouti Economic Data repository. By using fundamental correlation and deterministic models, econometric procedures are enhanced. Data have evaluatwaswere done and all variables were examined for their unit roots, and they were stationary in the first-difference model while they were non-stationary in the level model. Descriptive statistics tests, the LMS test, the data Unit root test, the ARDL model (ECM regression), the heteroskedasticity test, (Breusch Pagan Godfrey) Ramsey test, and model stability tests are also used. According to this research Agriculture production is the dependent variable while Foreign Direct Investment (FDI), labor, and capital act as the independent factors. The researcher has demonstrated in this research that foreign direct investment and the productivity of Djibouti's agricultural sector are directly linked based on the data.