Doğrudan yabancı sermaye yatırımları
233 theses under this subject heading
Sahraaltı Afrika ülkelerinde kalkınma sürecinin iktisadi ve politik analizi
İktisadi kalkınma, ikinci dünya savaşının bitişinden bu yana iktisat literatüründe tartışılan bir konudur. Bu noktada tartışmalar dünya iktisadi sisteminde azgelişmiş olarak nitelendirilebilecek üç bölge üzerine yoğunlaşmakta olup bu bölgeler Latin Amerika, Güney ve Doğu Asya-Pasifik Ülkeleri ve Sahraaltı Afrika'dır. Bu üç bölgenin iktisadi kalkınma trendi incelendiğinde; Güney ve Doğu Asya, Pasifik Ülkeleri ve Latin Amerika'da iktisadi kalkınmada göreli bir başarı görülmekte iken, aksine Sahraaltı Afrika, iktisadi kalkınma konusunda bu bölgelerden ve dünyanın geri kalanından negatif ayrışmıştır. Bu çalışmanın temel amacı, Sahraaltı Afrika ülkelerinde iktisadi kalkınma konusunda göreli başarısızlığın kökeninde yatan iktisadi ve politik faktörleri araştırmaktır. Veri eksikliğinden dolayı bölge ülkelerinden yalnızca 17 tanesi 1990-2016 dönemi için ampirik analize dahil edilmiştir. Elde edilen ampirik bulgular özetle şöyle sıralanabilir: (a) kalkınma, demokrasi, barış, doğrudan yabancı sermaye yatırımları, toplam dış borç servisi, yatırımlar ve yolsuzluk arasında uzun dönemli bir ilişki mevcuttur. (b) Demokrasi ve barış, iktisadi kalkınmayı pozitif etkilemektedir. Diğer taraftan Sahraaltı Afrika ülkelerinde doğrudan yabancı yatırımlar iktisadi kalkınma üzerinde negatif bir etkiye sahiptir. Son olarak Sahraaltı Afrika ülkelerinde toplam dış borç servisi, yatırımlar ve yolsuzluk tahmin yöntemine göre farklı katsayı işaretlerine sahiptir. Fakat bu katsayılar istatistiksel olarak anlamlı değildir. Bu bulgular ışığında Sahraaltı Afrika ülkelerinde demokratik süreçlerin güçlendirilmesine yönelik olarak alınacak tedbirler, barış ve istikrar ortamının sağlanması bölge ülkelerinin kronik azgelişmişlik probleminin çözümüne katkı yapacağı söylenebilir. Ayrıca bölge ülkelerinin iktisadi gerçekleriyle uyumlu bir doğrudan yabancı yatırım politikası ve iklimi oluşturulması, bölge ülkelerinde doğrudan yabancı yatırımların iktisadi gelişme üzerindeki olumsuz etkisini bertaraf edebilir.
Doğrudan yabancı yatırımların seçilmiş bankaların karlılığı üzerine etkileri
Az gelişmiş ülkelerde sermaye faktörünün az bulunması, bu ülkeleri ekonomik kalkınma çabaları içerisine sokmaktadır. Ticari anlamda giderek küreselleşen dünyada statülerini korumak ve risklerini en aza indirmek isteyen ülkeler, serbest piyasa ekonomisinden yararlanarak az gelişmiş ülkelere yatırım imkânı bulmaktadır. Yabancı sermaye yatırımları dışsal etki ve makroekonomik açısından da ülke ekonomisinin büyük bir bölümünü ilgilendirmektedir. Öte yandan bankalar bir ekonomiye yön veren önemli finansal aracılardır. Sundukları bu aracılık hizmetleriyle piyasadaki fon arzını ve talebini arttırmaktadırlar. Bankacılık sektörünün karlılığı ekonomik yapı açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmada doğrudan yabancı yatırımların (DYY) Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren seçilmiş bankaların karlılığına etkisinin belirlemesi hedeflenmiştir. Bu anlamda 2005-2019 yılları arası faaliyet gösteren, farklı sermaye sahipliği olan 3 bankanın verileri incelenmiştir. Veriler bankaların bilanço ve gelir tablolarından hazırlanmıştır. Bankalar, mevduat bankalarından en büyük aktif büyüklüğe sahip kamu, özel ve yabancı sermayeli banka olmak üzere 2019 3. çeyrek dönem finansal verileri baz alınarak seçilmiştir. Çalışmada analiz yöntemi olarak zaman serileri kullanılmıştır. Banka karlılığını belirleyen ölçüt olarak net faiz marjı, aktif karlığı, özsermaye karlılığı çalışmanın bağımlı değişkenlerini oluşturmuştur. Toplam doğrudan yabancı yatırımlar (TDYY) değişkeninin yanı sıra banka karlılığını etkileyen bankaya özgü (içsel) ve makroekonomik (dışsal) faktörler de analize dahil edilmiştir. Banka karlılığına etkisi olduğu düşünülen içsel faktör olarak bankaların aktif toplamı, makroekonomik faktör olarak genel fiyat düzeyi, reel faiz oranı, reel gayrisafi yurtiçi hasıla oranları seçilmiştir. Çalışmada Kwiatkowski Pihillips Schmidt Shin (KPSS) ve Augmented Dickey Fuller (ADF) birim kök testleri yapılarak değişkenlerin durağanlıkları ölçülmüştür. Farklı derecede bütünleşik değişkenler arasındaki ilişki için Autoregressive Distributed Lag Bound (ARDL) yaklaşımı ile analiz sonuçlandırılmıştır. Doğrudan yabancı yatırımların bankaların aktif karlılığına ve özsermaye karlılığına pozitif yönde etkisi, net faiz marjına ise olumsuz yönde etkisi görülmüştür.
Türkiye'de doğrudan yabancı yatırımların gelir dağılımına etkisi
Bu çalışmada Türkiye'deki doğrudan yabancı yatırımların gelir dağılımına etkisi araştırılmıştır. Bu araştırma 1980-2016 yılının verileri baz alınarak yapılmıştır. Çalışmada doğrudan yabancı yatırımlar, gayrisafi yurtiçi hasıla, dışa açıklık oranları ve gini katsayıları veri olarak kullanılmıştır. Bu araştırma için ARDL yöntemi kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda doğrudan yabancı yatırımlar ile gelir dağılımı arasında pozitif ilişki çıkmıştır. Yani doğrudan yabancı yatırımlarda meydana gelen artışla birlikte gelir dağılımındaki eşitsizlikte artmaktadır. Gayri safi yurtiçi hasıla, gelir dağılımını olumlu etkilemektedir. Yani gayri safi yurtiçi hasılada meydana gelen artışta gelir dağılımındaki eşitsizliği azaltmaktadır. Dışa açıklık oranı, gelir dağılımını etkilememektedir.
Döviz kuru ile doğrudan yabancı yatırımlar ilişkisi: Türkiye örneği
Küreselleşen dünya ekonomisinde doğrudan yabancı yatırımlar, az gelişmiş ülkeler için önemli bir hale gelmiştir. Çünkü doğrudan yabancı yatırımlarla birlikte ülkeye istihdam, büyüme, kalkınma, döviz, girişimcilik ve teknoloji de gelmektedir. Az gelişmiş ülkelerin önemli eksikleri olan bu faktörleri ülkeye çekmek için birbiriyle rekabet içindedirler. Doğrudan yabancı yatırımlar ev sahibi parası cinsinden yatırım yaparlar. Bu çalışma, doğrudan yabancı yatırım gerçekleştiren ulus ötesi şirketler için önemli bir belirleyici olarak düşündüğümüz döviz kurunun etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın ekonometrik bölümünde 1984-2019 dönemini kapsayan yıllık verileriyle reel efektif döviz kurunun, dışa açıklık oranının ve piyasa büyüklüğünün doğrudan yabancı yatırımlara olan etkisi analiz edilmiştir. Değişkenlere birim kök testleri yapılmış hepsinin aynı mertebeden durağan olduğu tespit edilmiş, Johansen eşbütünleşme testi uygulanmış ve uzun dönem iliklisinin varlığı tespit edilmiştir. Eşbütünleşme testinden elde edilen sonuçlarına göre doğrudan yabacı yatırımlar ile reel efektif döviz kuru ve piyasa büyüklüğü arasında pozitif, dışa açıklık oranı ile negatif bir ilişki tespit edilmiştir.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile ekonomik kalkınma ilişkisi
II. Dünya savaşından itibaren önem kazanan kalkınma ekonomisinde azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kalkınmayı başarabilmeleri için çeşitli teoriler ortaya atılmıştır. Fakat tüm teorileri baktığımızda, bu ülkelerin genel sorununun sermaye yetersizliği olduğu konusunda bir fikir birliği söz konusudur. Bu çalışmada, 1990-2019 dönemlerine ait yıllık veriler ile 88 ülkenin kalkınma endeksi ile doğrudan yabancı yatırımlar arasındaki nedensellik ilişki araştırılmıştır. Yapılan nedensellik sonuçlarına göre, düşük gelir ve alt orta gelir düzeyini kapsayan gelir grubu için içeriye doğrudan yabancı yatırımların ülkelerin kalkınma düzeylerinin bir nedeni olmadığı görülmektedir. Fakat üst orta gelir ve yüksek geliri kapsayan gelir grubu için içeriye yapılan doğrudan yabancı yatırımların ülkelerin kalkınma düzeylerinin nedeni olarak görülmektedir. Diğer bir değişken olan dışarı yapılan doğrudan yabancı yatırımların düşük gelir ve alt orta gelir grubu için ülkelerin kalkınma düzeyinin nedeni olarak görülmemektedir. Fakat üst orta gelir ve yüksek geliri kapsayan gelir grubu için dışarıya yapılan doğrudan yabancı yatırımların ülkelerin kalkınma düzeylerinin nedeni olarak görülmektedir. Son değişken Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (yüzdelik değişim) her iki gelir grubu için kalkınma düzeylerinin nedeni olarak görülmektedir.
Foreign direct investment and macroeconomic stability: The Turkish case
This study investigates the relationship between foreign direct investment (FDI) and macroeconomic stability for Turkey. To represent the macroeconomic stability, two main variables are examined. The first of these is inflation rate that represents the economic stability in real sector and the second one is real exchange rate representing the stability in the financial sector. In addition to these variables; market size, openess to trade and financial development variables are used as control-transmission variables. Used data are mothly and include the term from 2003 January to 2015 April. Emprical methods used in the study are unit root tests, cointegration analyses, VECM model and Granger causalitytest. Obtained emprical results show that fluctuations in inflation and real exchange rate have a negative and permanent effect on FDI which means that instabilities occured in real and financial markets negatively affect the inward FDI. Therefore, Turkey which has enough potential to attract FDI, has to provide stabilitiy in its macroeconomic indicators to attract more amount of FDI.
Foreign direct investment and poverty reduction in Sub-Saharan Africa
This study is to explain the relationship between foreign direct investment and poverty reduction in sub-Saharan Africa. The relation between FDI and poverty reduction in 20 Sub-Saharan African countries was explained with the Panel Data Analysis. Annual data for the period 2000-2019 were used. the study employed the estimation techniques OLS, estimation technique. With two models designed, FDI and poverty reduction, if FDI increase causes the poverty rate is fall. Second-generation unit root test Levin, Lin and Chu, and Hadri Unit Root Test has been applied and the data are stationary at the level. As a result, it is stated that the influence of FDI on poverty in the Sub-Saharan area is reliant on econometric approaches and responsive to poverty in the research. Furthermore, SSA countries should seek out innovative ways to attract more FDI and diversify it across all sectors of the economy to have a greater impact on poverty reduction and the achievement of the SDGs.
Doğrudan yabancı yatırımların belirleyicilerine yönelik kümeleme analizi ve 1980-2005 dönemi homojen ülke gruplarının belirlenmesi
Bu çalısmada, teorik ve ampirik literatürde doğrudan yabancı yatırımlarınbelirleyicisi olarak bir çok çalısma tarafından desteklenmis değiskenler belirlenmistir.Bu değiskenler 1980?2005 genel periyodu ve 1980?1989 dönemi, 1990?1999dönemi, 2000?2005 dönemi olarak 3 alt periyot seklinde ele alınmıstır. Öncedenbelirlenen seçme kriterlerine göre birbirine çok benzeyen birey ya da nesneleri aynıküme içinde gruplandıran Kümeleme Analizi uygulanmıs ve seçilen değiskenlere görebenzer özellikler gösteren ülkeler aynı kümede yer almıstır. Aynı zamanda AyırmaAnalizi ile küme ayrımlarının istatistiki anlamlılıkları sınanmıstır.Analizin tüm asamalarında seçilmis değiskenler tarafından kesin bir sekildeayrılan ABD ve gelismis Avrupa ülkelerinin bulunduğu küme üst düzey yabancıyatırım yapısına sahip olan küme olarak isimlendirilmistir. Tüm periyotlarda kararlıolan bu kümeden herhangi periyotta düsük düzey kümelere bir geçis olmamıstır.Ancak 2000?2005 periyodunda bu küme elemanlarının arttığı gözlenmistir. Türkiye,Polonya, Portekiz, Slovakya, Meksika, Güney Kore, Çek Cumhuriyeti ve Macaristangibi ülkelerin 2000?2005 periyodunda ABD ve gelismis Batı Avrupa Ülkeleri arasınagirdiği görülmektedir. 1990?1999 döneminde bir alt kümede yer alan bu ülkeler2000?2005 döneminde gelismis ülkeler kümesinde yer almıslardır.1980?1989, 1990?1999 ve 2000?2005 dönemleri için üst düzey doğrudanyabancı yatırım yapısına sahip küme istikrarlı olup ABD ve gelismis Batı Avrupaülkelerinden olusmaktadır. Düsük ve alt-orta doğrudan yabancı yatırım yapısına sahipülkelere bakıldığında, değiskenlerin çoğunun bu iki kümeyi birbirinden ayırmaktazorlandığı görülmüstür. Bu gruptaki ülkeler genel olarak az gelismis Afrikaülkelerinden olusmaktadır. Alt-orta grubuna 2000?2005 döneminde Beyaz Rusya,Bosna, Tacikistan, Ukrayna ve Kazakistan gibi ülkelerin de katılmıs olması nedeniylebu grubun kararlı olmadığı gözlenmistir. Benzer sekilde düsük doğrudan yabancıyatırım yapısına sahip olan küme de kararlı değildir. Ancak alt-orta yabancı yatırımyapısına sahip guruba göre daha kararlı oluğu söylenebilir.Çalısmada tüm periyotlar için; kisi basına GSMH, gelismislik sınıflaması,ülkenin yükselen piyasa olup olmaması, OECD üyeliği, 1000 kisiye düsen sabit hatlıve mobil telefon sayısı, küme ayrısmasında en etkili olan değiskenler olarak ortayaçıkmıstır.Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Yatırım, Yatırım Kalkınma Asamaları,Kümeleme Analizi, Çok Değiskenli Varyans Analizi, Ayırma Analizi.
Uluslararası sermaye hareketleri doğrudan yabancı sermaye yatırımları'nın ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Türkiye uygulaması
Küreselleşmenin hızla yaygınlaştığı 1990'lı yıllardan sonra, sermaye hareketleri dünya ekonomisinin en önemli olgularından biri haline gelmiştir. Birçok ülke de yaşanan liberalizasyon süreçleri, sermaye akımlarını mal ve hizmet ticaretinin çok ötesinde farklı bir boyuta taşımıştır.Bu gelişmeler sermaye akımlarının, ülke ekonomilerinde yarattığı hem olumlu katkılara hem de olumsuz etkilerine yönelik tartışmaların artmasına neden olmuştur. Özellikle de 1990'lı yıllarla beraber korumacı ekonomi politikaları izleyen gelişmekte olan ülkeler özelde ise Türkiye, dışa açılım sağlamış ve bu ülkelere giden sermaye akımları ağırlıklı olarak doğrudan yabancı sermaye yatırımları şeklinde olmuştur.Bu çalışmada, 1981?2007 yılları arasındaki veriler kullanılarak Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile Türkiye de ki ekonomik büyüme ve ekonomik büyümenin kaynakları arasındaki ilişki incelendi. Bu yapılırken uluslar arası sermaye hareketleri ve ekonomik büyümeye dair literatüre uygun teorik bir alt yapı oluşturuldu.Analiz kısmında; Başlangıçta parametrelerin yıllara göre değişim grafiklerine bakıldı daha sonra, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının etkilediği değişkenler olarak; ekonomik büyüme, tasarruf, yatırım, istihdam ve teknoloji ile doğrudan yabancı sermaye yatırımları arasındaki ilişki incelendi. Doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile ilgili değişkenler (tasarruf, istihdam) arasında uygulanan regresyon analizi sonucunda ortaya çıkan sonuçlar yorumlandı.Anahtar Kelimeler: Uluslararası Sermaye Hareketleri, Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, Ekonomik Büyüme.
Dolaysız yabancı sermaye yatırımlarına yönelik vergi teşvik politikaları: Türkiye örneği
Dolaysız yabancı sermaye yatırımları, genel olarak yatırım yapılan ülkelerde kalkınma ve gelişme sağlamaktadır. Bu sebeple de ülkeler açısından önemli bir dış kaynak olarak görülmektedir. Bu doğrultuda ev sahibi ülke dolaysız yabancı sermaye yatırımlarını ülkeye çekmek amacıyla çok sayıda teşvik politikası uygulamaktadır. Uygulanan bu politikalar hem ev sahibi ülkenin gelişmesi açısından hem de yatırımcının kazanç sağlaması açısından önemli görülmektedir. Özellikle sanayileşmiş ve sanayileşmekte olan ülkeler arasında tasarruf-sermaye yetersizliği nedeniyle var olan kalkınmışlık farkı dolaysız yabancı sermaye yatırımları ile giderilmeye çalışılmaktadır. Sanayileşmekte olan ülkeler genellikle sermaye kıtlığı yaşadıkları için uzun vadede dolaysız yabancı sermaye yatırımlarına daha çok önem vermektedirler. Bu amaçla da teşvik politikaları uygulamaktadırlar. Son yıllarda ön planda olan teşvik politikası ise vergi teşvik politikasıdır. Bu politika ile sanayileşmekte olan ülkelerde yatırımlar özendirilerek ülkenin gelişmesini sağlamak ve ülkeye teknoloji transferi, yönetim bilgisi götürmek amaçlanmaktadır. Bu tez, Türkiye'nin gelişme sürecinde dolaysız yabancı sermaye yatırımlarının önemini vurgulamak ve bu gelişmeye katkıda bulunacak şekilde dolaysız yabancı sermaye yatırımlarına yönelik uygulanan vergi teşvik politikalarındaki eksiklikleri tespit etmek ve bu eksiklikleri ortadan kaldıracak çözüm önerileri sunmayı amaçlamaktadır. Yapılan bu araştırmada, dolaysız yabancı sermaye yatırımlarının Türkiye'de hangi alanlarda daha çok önem arz ettiğinin ve bu yatırımlar için ülke yöneticilerinin yapması gereken uygulamalarının belirlenmesi temel öneme sahiptir. Türkiye'de dolaysız yabancı sermaye yatırımlarının istenilen düzeyde olmaması ve bu sorunun sonucu olarak dolaysız yabancı sermayeyi çekmek amacıyla uygulanılması gereken politikaların belirlenmesi Türkiye'nin ekonomik gelişimi açısından son derece önemlidir. Türkiye'nin ekonomik gelişimini sağlamak açısından dolaysız yabancı sermaye yatırımlarını ülkeye çekmek amacıyla uygulanan teşvik politikalarının yeterli olup olmadığı, yeterli değilse neler yapılması gerektiği ortaya konulmalıdır. Bu bağlamda yapılan bu çalışmada, Türkiye'nin dolaysız yabancı sermaye yatırımlarına yönelik vergi teşvik politikaları incelenmektedir. Son yıllarda Türkiye uygulamış olduğu politikalarla yabancı yatırım konusunda iyi bir düzeye gelmektedir. Ancak bu durum, istenilen seviyede olmamaktadır. Bu yönüyle çalışma, Türkiye'nin yabancı yatırımları çekmek amacıyla alması gerektiği önlemleri açıklamaktadır. Ayrıca Türkiye'de dolaysız yabancı sermaye yatırımlarının tarihsel gelişimi de 1980 öncesi ve 1980 ve sonrası şeklinde bir ayrıma gidilerek incelenmektedir.Anahtar Kelimeler: Dolaysız Yabancı Sermaye Yatırımları, Vergi Teşvik Politikaları, Çokuluslu Şirketler
Gelişen ekonomilerde doğrudan yabancı yatırımlara dayalı teknoloji transferinin toplam faktör verimliliği üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Standart neoklasik teoriye göre, ülkeler arasındaki uzun vadeli büyüme oranlarındaki farklılıklar, yalnızca dışsal olarak verilen TFV büyüme oranlarındaki farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Öte yandan, içsel büyüme teorisi, bir teknoloji transfer mekanizması olarak doğrudan yabancı yatırımın, sermaye birikimi üzerindeki etkisinden çok TFV üzerindeki etkisiyle uzun vadeli büyümeyi etkileyebileceğini savunmaktadır. İçsel büyüme teorilerinde, teknolojik ilerleme dışsal bir faktör olarak değil, araştırma, geliştirme ve yeniliğe yapılan bilinçli yatırımın bir sonucu olarak kabul edilir. Teknolojik gelişmeler, girdilerin daha verimli kullanılmasına ve mal ve hizmet üretmenin yeni yollarının yaratılmasına olanak sağlayarak TFV'yi artırmaktadır. Bu bilgiler ışığında, bu tezin amacı doğrudan yabancı yatırımların toplam faktör verimliliği üzerindeki etkilerinin gelişmekte olan ülkeler için incelenmesidir. Bu doğrultuda, doğrudan yabancı yatırımların, patent sayılarının, beşeri sermayenin, ticari açıklığın ve tüketici fiyat endeksinin toplam faktör verimliliği üzerindeki etkisi 1990-2019 periyodu ve 10 gelişmekte olan ülke (Brezilya, Çin, Endonezya, Hindistan, Meksika, Malezya, Filipinler, Tayland, Türkiye ve Güney Afrika) için panel FMOLS katsayı tahmincisi aracılığıyla incelenmektedir. Daha sonra, değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi panel VEC Granger nedensellik testi aracılığıyla incelenmektedir. Elde edilen bulgular incelendiğinde, uzun dönemde, teknolojik gelişimin, beşeri sermaye birikiminin ve ticari açıklığın faktör verimliliğine katkılarının olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Buna karşın, tüketici fiyat endeksindeki artışın faktör verimliliğini azalttığı tespit edilmektedir. Doğrudan yabancı yatırımlardaki artışın faktör verimliliğini arttırdığı görülmektedir. Son olarak, doğrudan yabancı yatırımlardaki artışın, teknoloji transferi aracılığıyla faktör verimliliği üzerindeki etkisini gözlemlemek amacıyla, doğrudan yabancı yatırımlar ile teknolojik gelişimin faktör verimliliği üzerindeki bütünleşik etkisi incelenmiştir. Buradan elde edilen bulgu, yabancı yatırımlardaki artışın, teknolojik gelişimin faktör verimliliği üzerindeki pozitif etkisini tetiklediğine işaret etmektedir.
Makroekonomik nicel göstergelerin yabancı yatırım üzerindeki etkisinin ölçülmesi 2003'ten 2018'e Irak vaka çalışması
Yabancı yatırım, özellikle küresel ticaretin serbest hale getirilmesine ilişkin yasaların çıkartılması, iletişimde devrim sayılan gelişmelerin yaşanması ve sermaye hareketinin kolaylaşması sonrasında dünyanın çoğu ülkesi için acil bir gereklilik haline gelmiştir. Buna ek olarak birçok ülke, dış ticaret açılımlarını gerçekleştirmek ve ticaretin serbestleştirilmesi (özellikle gümrük kanunları) gibi hususlarda uyum sağlayabilmek adına Dünya Ticaret Örgütü'ne girme çabasındadırlar. Bu çalışmanın amacı, Irak'taki yabancı yatırımları etkilediği düşünülen, döviz kuru, enflasyon ve GSYH değişkenleri ile yabancı yatırım arasındaki ilişkiyi göstermektir. Araştırmada yöntem olarak zaman serisi grafiklerinden faydalanılmıştır. Sonuçlar Irak ekonomisinde doğrudan yatırımların ekonomik parametrelerden çok güven ve istikrar ile alakalı olduğunu göstermiştir.
Yatırım teşviklerinin uluslararası ticaret ve doğrudan yabancı yatırımlar üzerindeki etkileri
Ülke ekonomilerinin geliştirilmesi ve kalkınması aşamalarında uygulanan politikalar, kamu kaynaklarının adil olarak bölüşülmesi ve tabanına yayılması açısından devlet teşvikleri önemli bir yere sahiptir. İktisadi açıdan gelişmenin en önemli faktörlerinden biri de ülkeye yapılan doğrudan yatırımlardır. Doğrudan yabancı yatırımlar, değişen küresel ekonomik yapılarla birlikte, özellikle gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri üzerinde etkili olmuştur. Ekonomik sorunlarının başında gelen sermaye yetersizliğini, gelişmekte olan ülkeler yabancı yatırımları ülke ekonomilerine davet ederek çözüm arayışına yönelmişlerdir. Bu yönelme sonucunda gelen uluslararası dogrudan yatırımlar gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerinin gelişimine hız kazandırmıştır. Türkiye doğrudan yabancı yatırımlar açısından geniş içerikli yatırım teşvik programlarını yapısında bulundurmaktadır. Doğrudan yabancı yatırımları ülke ekonomisine çekerek entegre edebilmek ve uluslararası ekonomik sistemde rekabet sağlayabilmek için teşvik programlarının da artırılması amaçlanmaktadır. Bu çalışmada, yatırım teşvik politikalarının uluslararası ticaret ve dogrudan yabancı yatırımlar üzerinde artırıcı etkiye sahip olup olmadığı konusu analiz edilmiştir. Bu doğrultuda, Türkiye'de gerçekleşen yatırım teşvik dosyası sayıları, ihracat rakamları ile doğrudan yabancı yatırım rakamları 2001–2021 yılları arasındaki çeyreklik dönemler halinde oluşturulan veriler kullanılarak zaman serisi modeli kurulmuştur. Oluşturulan modelde yapısalkırılmalı birim kök testi sonucunda, güvenilir ülkeye doğru seyretme özelliği ile bilinen doğrudan yabancı yatırımların Türkiye'deki yapısal dönüşümlerden hem de küresel salgın gibi şoklardan etlilendiği görülmüştür. Yapılan eşbütünleşme testinde doğrudan yabancı yatırımlarve ihracat arasında uzun dönemli ilişki olduğu görülmektedir. ihracat ile desteklenen ekonomik büyüme ve yatırım teşvikleri vasıstasıyla Türkiye'ye gerçekleştirilen doğrudan yabancı yatırımların özendirilebileceği bir ilişkinin olduğu ortaya koyulmuştur.
Küresel yönetim açısından uluslararası sermaye hareketlerinin Türk bankacılık sektörüne etkileri
Geçtiğimiz yüzyılda dünyada hızlı bir değişim süreci yaşanmaya başlamış, ekonomiler küreselleşme adı verilen sürekli bir dönüşüm içine girmiştir. Özellikle, sosyal, politik ve kültürel alanlarda ortaya çıkan değişimler hızla yayılarak yeni bir dünya düzeninin kurulması için uygun ortam oluşturmuştur. Finansal liberalizasyon doğrultusunda, dünyada birçok ülke, uluslararası mal ve sermaye hareketlerinin üzerindeki kısıtlamaları ve denetimleri azaltan uygulamaları hayata geçirmiş ve böylece ulusal ekonomilerin küresel dünya ekonomisine uygun hale getirilmesini sağlayan bu akım Türkiye'yi de etkilemiştir. Özellikle 2001 krizi sonrası uygulanan ekonomi politikasının etkileri ve dünyadaki ekonomik konjonktür, Türkiye'ye yönelik doğrudan yabancı yatırımları artırıcı bir etki meydana getirmiştir, bu dönemde yatırımların yoğunlaştığı önemli bir alan da bankacılık sektörü olmuş, yabancı bankaların payı önemli ölçüde yükselmiştir. Bu kapsamda, çalışmada küreselleşme olgusu ele alınarak, yabancı bankaların Türk bankacılık sektörüne giriş nedenleri, giriş şekilleri, sektöre etkileri irdelenmeye çalışılmıştır. Yabancı bankaların. Türkiye'ye gelme nedenleri, hedefledikleri müşteri kitlesi ve faaliyet alanları ile son on senede bankacılık sektörünün değişimi, kontrol değişkenleri olarak belirlenen cinsiyet, yaş, eğitim, gelir durumu gibi çalışanların demografik özellikleri bağlamında analiz edilmiştir. Yabancı bankaların sektöre giriş nedenleri ve sektöre olan etkileri yapılan alan çalışması ile tespit edilmeye çalışılmıştır.
Türkiye'nin uluslararası rekabet gücü ve doğrudan yabancı sermaye açısından değerlendirilmesi
Daralan pazar ekonomileriyle birlikte gelişen ülke pazarları, diğer bir deyimle küresel pazarlardaki firmalar gerek bulundukları ülkelerde, gerekse de yaşamlarını sürdürmeyi arzuladıkları ülkelerde birçok rakiple karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum günümüzde `küresel rekabet' diye adlandırılmaktadır. Yaşamlarını sürdürmek ve devamlılıklarını sürekli kılmak isteyen firmalar, küresel rekabetin getirdiği olumlu ve olumsuz sonuçlara katlanmak zorunda kalmaktadır.Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere bakıldığında küresel rekabet açısından farklı durumların görüldüğü tespit edilmiştir. Gelişmiş ülke pazarlarında rekabet unsurlarının sert oluşunun yanında rakip firmaların çokluğundan ve pazardaki tüketicinin doygunluğundan dolayı firmaların beklentilerinin karşılanmadığı görülmektedir. Bu sebeple firmalar doğrudan yabancı sermaye yatırımları aracılığıyla adı `küresel pazar' olarak da adlandırılan gelişmekte olan ve az gelişmiş ülke pazarlarına nüfus etme çabasındadırlar. Gelişmekte ve az gelişmiş ülkelere bakıldığında ise durum farklı bir şekilde göze çarpmaktadır. Küresel pazar yaklaşımının artması ile ortaya çıkan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının, bu ülkelerde yeni teknoloji kullanımını özendirmesi, sıcak para akışının hızlandırması, bunun yanında ülke ekonomisinde faaliyet gösteren firmaların rekabet güçlerini arttırmak adına dünyayı takip etme isteği uyandırması ve sadece kendi pazarlarının durumunu değil, diğer ülke ekonomilerinin de durumunu öğrenme arzusuyla birlikte kendini geliştirme isteği uyandırması gibi firmaların rekabet yarışına büyük katkısı bulunmaktadır.Doğrudan yabancı sermaye yatırımına ve küresel rekabet gücüne genel olarak bakıldığında ise, doğrudan yabancı sermaye yatırımcılarının getirdikleri bilgi, teknoloji, eğitim seviyesi artışı, kalite gibi faydalarla gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerin gelişmelerinin hızlanması ve küresel rekabet gücünü yakalamaları adına olumlu etkileri olduğu görülmektedir. Bu suretle doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülke ekonomilerinin rekabet gücü açısından hayati önem taşıdığından da bahsedebiliriz.Anahtar kelimeler: Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, Rekabet Gücü, Küresel Rekabet
The impact of some macroeconomic variables on FDI inflows in the selected countries during the period (2000-2014) panel-data model
The study examined the determinants of foreign direct investment inflows to the selected countries (Malaysia, Singapore, Saudi Arabia, and Turkey) by using Panel-Data Model. The main objective of this study was to find out the major macroeconomic determinants of foreign direct investment in these countries during the period 2000 - 2014. According to empirical results all the variables Political stability, BOP, Inflation rates, and Exchange rate was statistically significant with high significant levels and considered as an important determinants of FDI flow to these countries, except economic growth variable. In this study we initially tested the unit root test, which includes test of Augmented Dickey-Fuller (ADF) and Phillips-Perron (PP) test, this test is used to find out stationarity degree in time-series of economic variables under study, according to ADF test and PP test with a constant and a general trend, that all data (time-series) integrated and stable and do not suffer from unit root and other test such as Pooled OLS Regression test; Fixed effect model; Random effect model; Hausman test; diagnostic tests and Heteroscedasticity test. Based on the findings we recommend that policies that encourage foreign direct investment such as provide the political stability case, improve the situation of the balance of payments, moderate exchange rate depreciation, the stability of inflation rates, should be implemented. Key words: FDI Inflows, Macroeconomic variables, Panel data, Unit Root, Political stability.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımları ve ekonomik bütünleşmeler: Türkiye üzerine bir uygulama
Gelişmekte olan ülkeler ve azgelişmiş ülkelerin ekonomik büyüme ve kalkınmalarını gerçekleştirmelerinde önemli bir dış kaynak olan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının bu ülkelere yönelmesinde birçok faktör etkilidir. Ekonomik entegrasyonlara üyeliğin bu yatırımlar üzerindeki rolü ise son yıllarda üzerinde oldukça fazla durulan bir konudur. Bu çalışmada temelde doğrudan yabancı sermaye yatırımları üzerinde ekonomik entegrasyon bölgelerine üyeliğin etkisi araştırılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada gerek teorik gerek ise uygulamalı literatürden sağlanılan bir model eşliğinde, Türkiye'de 1974- 2015 dönemine ait yıllık veriler ile birim kök, eşbütünleşme ve hata düzeltme modeli kullanılarak ekonomik entegrasyonlara üyelik sürecinin bir göstergesi olarak Avrupa Birliği ve Türkiye arasında 1995'te imzalanan Gümrük Birliği Anlaşması'nın Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Gümrük birliğinin etkisi modele kukla değişken olarak eklenmiştir. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını etkileyen diğer faktörlerden piyasa büyüklüğünün göstergesi olarak gayri safi yurtiçi hasıla, işgücü maliyetlerinin göstergesi olarak asgari ücret ve ekonomik istikrarsızlığın göstergesi olarak enflasyon oranı değişkenleri de modele dahil edilmiştir. Modelin tahmini sonucunda, gümrük birliğine üyeliğin Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını pozitif etkilediği görülmüştür. 1996 yılı ve sonrasında 1996 öncesine göre Türkiye'ye gelen bu yatırımlarda artış görülmektedir.
Politik sistemlerin doğrudan yabancı sermaye yatırımlarına etkisi
Günümüzde hızla artan küreselleşmenin etkisiyle Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları (DYSY) ülkeler için vazgeçilmez bir yatırım unsuru haline gelmiştir. Özellikle ekonomik büyüme ve kalkınma için önemli olan DYSY, yöneldiği ülkelere sermaye, bilgi ve teknoloji birikimi, beceri, teknik bilgi (know-how), piyasaya giriş ve istihdam fırsatları sağlamaktadır. Bu nedenlerden dolayı hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler DYSY'yi arttırmak için birbirleriyle rekabet etmektedirler. Bu noktada DYSY'nin belirleyicilerinin neler olduğu önem kazanmaktadır. Konuya ilişkin literatürde DYSY'nin politik ve ekonomik belirleyicilerinin ön planda olduğu gözlenmektedir. Bu çalışma ise DYSY'nin politik belirleyicilerinden olan ve ülkelerin yönetim şekillerini ifade eden politik sistemler ve beraberinde politik istikrarsızlık kavramının DYSY üzerindeki etkisini ele almaktadır. Bir ülkenin demokratik, otokratik ya da karma yönetim şekline sahip olmasının o ülkeye yönelen DYSY üzerinde bir etkisi olup olmadığının araştırılması çalışmanın esas amacını oluşturmaktadır. Çalışmada DYSY'nin politik belirleyicilerinin yanı sıra ekonomik belirleyicileri de incelenmekte; GSYİH büyüme oranı, kişi başına GSYİH, dış ticaret hacmi, enflasyon seviyesi, altyapı yatırımlarına verilen önem, ucuz işgücü ve sahip olunan doğal kaynak miktarı DYSY'yi etkileyebilecek ekonomik değişkenler olarak kullanılmaktadır. Bu çerçevede World Bank ülke gruplamasına göre orta gelir düzeyine sahip 48 ülke 1998-2015 yılları arasındaki 18 yıllık dönemde panel veri analizi ile ele alınmaktadır. Çalışmadan elde edilen ampirik sonuçlar ekonomik büyüme oranı yüksek olan, aynı zamanda büyük piyasalara ve bol miktarda doğal kaynağa sahip olan ülkelerin DYSY için daha cazip olduğunu vurgulamakta; ülkelerin yönetim şekillerinin ve politik istikrarsızlığın ise DYSY üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığını belirtmektedir.
The importance and determinants of foreign direct investment for African countries
The purpose of this thesis is to investigate the importance and the determinants of FDI inflows to Africa. The determining variables used for this thesis includes GDP which is a proxy for market size, trade which is also a proxy for openness to trade, nominal exchange rate and natural resources. This thesis used a regression analysis on a panel data of 10 countries for the period of 2001 to 2016. The empirical results for FMOLS indicated that all variables are statistically significant at 5 percent level of significance. However, DOLS empirical results indicated that natural resources do not affect the inflow of FDI to African countries. There is need to further exploit data to find more information about the determinants of FDI flows to African countries as it is an essential component for the economic growth. In addition, there is need for Africa to create a good business environment with less instability of macroeconomic indicators such as exchange rate and inflation. There is also need for Africa to shift from the mineral extraction sectors to the industrial sector; this will help to diversify the economy. This thesis brings understanding that, some investors are not resource seeking rather have different investment objectives such as market seeking. This is shown by the results presented by both FMOLS and DOLS for natural resources. Keywords: Africa, foreign direct investment, natural resources, theories of foreign direct investment.
Doğrudan yabancı yatırımı etkileyen faktörlerden yatırım teşviklerinin Türkiye açısından değerlendirilmesi
Son yıllarda, Türkiye'deki ekonomik ilerleme ve yapısal değişimlerle ilgili olarak, doğrudan yabancı yatırımlar ile yatırım teşvikleri arasındaki ilişkileri inceleyen ekonometrik çalışmaların önemi artmıştır. Bu bağlamda, bu çalışma 2006-2023 yılları arasında Türkiye'yi ele alarak, doğrudan yabancı yatırımların ekonomi üzerindeki etkisini ve yatırım teşviklerinin rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Bu araştırmada, 2006-2023 döneminde Türkiye'deki yatırım teşvikleri ve kredi temerrüt takaslarının doğrudan yabancı yatırımlarla ilişkisini, çeyreklik veriler üzerinden Doğrusal Olmayan Otoregresif Dağılmış Gecikme analizi kullanılarak incelenmiştir. Veriler, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve investing.com veri tabanlarından elde edilmiştir. Araştırmada, doğrudan yabancı yatırımlar, yatırım teşvikleri ve kredi temerrüt takasları arasında uzun dönemli nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının belirleyicileri: Gelişmekte olan ülke örnekleri ve Türkiye
Küreselleşmenin bir ürünü olan ve gelişmekte olan ülkeler tarafından sermaye yetersizliğini gidermek için kilit rol oynayacağı öngörülen doğrudan yabancı sermaye yatırımları (DYY), günümüzde hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin ev sahipliği yapabilmek için rekabet ettikleri bir yatırım türü olarak kabul edilmektedir. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının sağladığı avantajlar sadece düşük maliyetli üretim olmaktan ziyade ev sahibi ülkeye istihdam, teknoloji ile yönetim bilgisini de getirmekte ve teknolojinin yayılma etkisiyle birlikte başta bulunduğu endüstri olmak üzere ülke genelinde birçok avantajlar sağlamaktadır. Bu nedenle doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının belirleyicileriyle olan ilişkisinin detaylı şekilde araştırılması amaçlanmış, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülkelere giriş ve çıkışlarında ortak parametrelerin etkileri bir arada incelenmiştir. Çalışmada doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülkelere giriş ve çıkışlarının belirleyicilerine yönelik analizler, gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye olmak üzere iki ayrı kategoride incelenmiştir. 16 gelişmekte olan ülke için 1996-2016 yıllık veriler doğrultusunda panel veri yöntemi kullanılarak yapılan analizler sonucunda piyasa büyüklüğü, döviz kuru, ticari açıklık, işgücü verimliliği, yolsuzluk ve politik risk ile DYY girişleri arasında pozitif yönlü ilişki bulunurken faiz oranı ile DYY girişleri arasında negatif yönlü ilişki bulunmaktadır. Benzer şekilde piyasa büyüklüğü, döviz kuru, ticari açıklık, işgücü verimliliği, yolsuzluk ve politik riskteki artışlar ülkelerden DYY çıkışlarına sebep olurken faiz oranında ki artışlar DYY çıkışlarını azaltmaktadır. Türkiye için 1986-2015 döneminde zaman serisi yöntemi kullanılarak yapılan analizler sonucunda piyasa büyüklüğü ve döviz kuru ile DYY girişleri arasında pozitif; faiz oranı ile DYY girişleri arasında negatif yönlü ilişki bulunmaktadır. Benzer şekilde piyasa büyüklüğü ve döviz kuru ile DYY çıkışları arasında pozitif; faiz oranı ve dışa açıklık ile DYY çıkışları arasında negatif yönlü ilişki bulunmaktadır. Ayrıca doğrudan yabancı sermaye yatırımlarından kişi başına düşen gayrisafi yurtiçi hasılaya doğru ve döviz kurundan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarına doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi bulunmaktadır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre gelişmekte olan ülkelerin uluslararası sermayeden beklediği payı alabilmesi için başta ekonomik istikrarı sağlayacak değişkenler olmak üzere politik faktörleri de göz önünde bulundurarak uygun yatırım ikliminin oluşumunu sağlaması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Doğrudan yabancı sermaye yatırımı, yolsuzluk, gelişmekte olan ülkeler, politik risk
Türkiye ve BRICS ekonomilerinde seçilmiş makroekonomik göstergeler ile doğrudan yabancı yatırımların ilişkisi
ÖZET Doktora Tezi Suna ÇEVİK Manisa Celal Bayar Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü İktisat Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. C. Erdem HEPAKTAN Bu çalışma, gelişmekte olan ekonomiler bağlamında doğrudan yabancı yatırımların (DYY) makroekonomik değişkenlerle olan ilişkisini Türkiye ve BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) ülkeleri örnekleminde incelemektedir. DYY, ekonomik büyüme, sermaye birikimi, teknoloji transferi ve dış ticaret entegrasyonu açısından gelişmekte olan ülkelerde stratejik bir araç olarak değerlendirilmektedir. 1990'lı yıllardan itibaren DYY'nin küresel dağılımında gelişmekte olan ülke grubunun payının artması, bu yatırımların kalkınma sürecindeki rolünü ön plana çıkarmıştır. Gelişmekte olan ülkeler grubuna dahil olan Türkiye ve BRICS ekonomilerinin doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının belirsizlik endeksi öncelenerek çeşitli makro ekonomik göstergelere hangi yönde ve hangi boyutlarda etkide bulunduğunun çalışma konusu olarak belirlenmesi de bu tür yatırımların gelişmekte olan ekonomilerde gelişen konumunun ve öneminin açıklanması konusunda literatüre katkı sağlaması hedeflenmiştir. Çalışmada 2014 yılının ilk çeyreğinden 2024 yılının ilk çeyreğine kadar olan döneme ilişkin çeyrek veriler kullanılmıştır. Analizde Türkiye ile birlikte Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika yer almakta; DYY bağımsız değişken olarak alınırken, belirsizlik endeksi (WUI), enflasyon oranı (CPI), ödemeler dengesi (BPM6) ve reel ekonomik büyüme (RG) bağımlı değişkenler olarak ele alınmıştır. Veri seti panel yapıda olup, ekonometrik analizlerde öncelikle yatay kesit bağımlılığı ve birim kök testleri uygulanmış; ardından Westerlund panel eşbütünleşme testi ile Dumitrescu-Hurlin Granger nedensellik testi gerçekleştirilmiştir. Westerlund eşbütünleşme sonuçlarına göre, DYY ile RG arasında uzun dönemli istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiş; özellikle Gt ve Pt test istatistiklerinin p-değerleri %1 anlamlılık düzeyinde bulunmuştur. Buna karşılık Granger nedensellik testi panel genelinde yalnızca BPM6 için DYY'den kaynaklanan anlamlı bir nedensellik olduğunu göstermiştir (p = 0.0178); diğer değişkenler için bu ilişki gözlenmemiştir. Ülke bazlı değerlendirmelerde ise bazı ülkelerde DYY'nin büyümeyi öncelediği, bazılarında ise büyüme ve istikrarın DYY'yi yönlendirdiği gözlemlenmiştir. Bulgular, DYY'nin ülke özelliklerine bağlı olarak farklı biçimlerde işlediğini ve belirsizlik düzeyinin yatırım kararları üzerinde sınırlayıcı bir etki yaratabileceğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, Gelişmekte Olan Ülkeler, Belirsizlik Endeksi, Ekonomik Büyüme, Ödemeler Bilançosu, Enflasyon 2025, 327 sayfa
Gelişmekte olan ülkeler ve Lucas paradoksu: Seçilmiş ülkeler için ampirik bir araştırma
Gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere (GOÜ) sermaye akımlarında gözlenen yetersizlik ve bunun ardında yatan nedenler iktisat literatüründe araştırmaya değer bir problemi de ortaya çıkarmıştır. Lucas (1990)'ın öncülüğünde başlayan bu çalışmalar esasında sermaye akımlarının özelde doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının (DYSY) gelişmekte olan ekonomilere arzu edilen düzeyde gerçekleşmemesinin nedenlerini, söz konusu yabancı yatırımların belirleyicileri çerçevesinde aramışlardır. Lucas (1990), neoklasik modelin sermaye akımlarının yönünü belirleyen temel kuralın sermayenin marjinal getirisi olduğu yönündeki açıklamaların eksik kalan taraflarını da gelişmekte olan ülkelerde pek çok yönden var olan yetersizliklere vurgu yaparak gidermeye çalışmıştır. Sermayenin neoklasik öngörülerin aksine gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere yetersiz akışının ortaya çıkardığı paradoks literatüde yaygın olarak bilinen ismiyle "Lucas Paradoksu" olarak ifade edilmektedir. Esasında bu paradoks, sermaye akımlarının yönüne ve hacmine ilişkin olmaktadır. Bu açıklamalar ışığında bu tez çalışması Lucas paradoksunun 1996-2014 yıllarını kapsayan dönemde seçili GOÜ'ler için geçerli olup olmadığının sorgulanması amacını taşımaktadır. Bu araştırma yıllık dengeli panel veri analizi yöntemiyle yapılmış ve paradoksu açıklaması muhtemel değişkenler yurt içine reel doğrudan yabancı sermaye yatırım girişleri, yığılma etkisi ve dışsallıklar, kurumsal kalite seviyesi, sermayenin marjinal getirisi, ticarette açıklık derecesi, beşeri sermaye, altyapı gelişmişliği, piyasa büyüklüğü ve makroekonomik istikrarın bir göstergesi olarak tüketici fiyat endeksi kullanılmıştır. Bu değişkenlerden reel doğrudan yabancı sermaye yatırım girişleri bağımlı değişkeni tanımlarken onun haricindekiler bağımsız değişkenler olarak ele alınmıştır. Söz konusu bağımsız değişkenler içinde paradoksu açıklaması olası değişkenlerde yer almaktadır. Esasında bunlar, sermayenin marjinal getirisi, beşeri sermaye ve kurumsal kalite düzeyidir. Tezin amacı doğrultusunda yapılan ampirik çalışmada başlangıçta Dünya Bankası (WB) (2017)'nın kişi başına düşen gelir bazlı sınıflandırmasında düşük orta gelirli, üst orta gelirli ve yüksek gelirli ülkeler grubunda yer alan 37 GOÜ için paradoksun geçerli olup olmadığı ve dolayısıyla bu ülkelere DYSY akımlarının olası belirleyicileri sınanmış ve elde edilen bulgular çerçevesinde neoklasik teorinin aksine sermayenin marjinal getirisinin GOÜ'lere DYSY girişlerinde hiçbir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Bu sonuç, DYSY akımlarının diğer olası belirleyicilerine vurgu yapmaktadır. Nitekim paradoksu açıklaması diğer muhtemel değişkenlerden beşeri sermaye ve kurumsal kalite düzeyinin GOÜ'lere DYSY girişlerini belirleyen en önemli değişkenler olduğu sonucuna varılmıştır. Bu, Lucas (1990)'ın paradoksa yönelik açıklamaları ile uyumlu olduğunun bir göstergesi olmaktadır. Ayrıca, yığılma etkisi ve dışsallıklar, altyapı gelişmişliği ve piyasa büyüklüğünün DYSY girişleri üzerindeki pozitif ve anlamlı etkileri söz konusu yatırımların önemli belirleyicileri olduğunun bir göstergesi olmaktadır. Diğer taraftan ticarette açıklığın GOÜ'lere DYSY girişleri üzerinde anlamlı ancak negatif etkileri olduğu görülmüştür. Makroekonomik istikrarı temsilen alınan enflasyon düzeyinin ise DYSY girişleri üzerinde herhangi bir etkisi olamadığı sonucuna varılmıştır. Aynı amaç doğrultusunda Dünya Bankası (2017)'nın kişi başına düşen gelir bazlı sınıflandırmasında düşük gelirli 10 ülkenin de analize dahil edilerek toplamda 47 GOÜ için yapılan ampirik analizde önceki analiz için geçerli olan yöntem, belirlenen dönem aralığı, değişkenler ve bu değişkenler çerçevesinde kurulan regresyon modeli geçerli olmak üzere ulaşılan sonuçlar değerlendirildiğinde yine söz konusu seçili GOÜ'ler için Lucas paradoksunun geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla elde edilen bu sonuçlar, GOÜ'lerin daha fazla DYSY girişleri için gerek ekonomik gerekse kurumsal yapıya dayalı reform niteliğindeki politika önlemlerini uygulamaya geçirecek şekilde davranması gereğini ortaya çıkarmaktadır.
Yabancı sermaye akımlarının gelişmekte olan ülkeler üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi
Liberalleşme hareketleri;yatırım amacıyla bir ülkeden başka bir ülkeye akan sermaye ile başlamaktadır. 19. yy'dan itibaren gelişmiş ülkeler tarafından başlatılan liberalleşme hareketleri ile yaşanan sosyal, ekonomik ve kültürel değişim, dünya düzeninde yeni bir çağın başlamasına neden olmuştur. Gelişmiş ülkeler budeğişim sonucunda yaşanan rekabet ile daha düşük maliyet elde edebilmek için ucuz işgücüne ve hammaddeye ulaşma çabası ile yeni yatırım alanları arayışına girmişlerdir. Gelişmiş ülkelerin ileri teknolojisi, yönetim bilgisi, pazarlama stratejisi ve üretim faktörlerinden yararlanmak amacıyla yabancı sermayeye sıcak bakan gelişmekte olan ülkeler, yabancı sermayeyi çekebilmek için uygun bir ortam yaratmaya çalışmışlardır. Bunun için ihtiyaç duydukları sermayeyi borçlanmak yerine vergi politikaları, sübvasyonlar, altyapı gibi alanlarda yatırımlar yaparak elde etmişlerdir. Bu çalışmada gelişmekte olan ülkelerin yabancı sermayeyi çekmek için uyguladıkları stratejiler ve bu stratejiler sonucunda yabancı sermayenin ülke ekonomileri üzerindeki etkileri üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde çalışmanın amacı ve önemi anlatılmış, ikinci bölümde yabancı sermayenin tanımı, belirleyicileri ve teorileri açıklanmıştır. Üçüncü ve dördüncü bölümlerde de yükselen ekonomiler üzerindeki etkileri tablo ve grafiklerle anlatılmaya çalışılmıştır.