Besteler
Bu konu başlığı altında 192 tez
Cemal Reşit Rey' in "Enstantaneler" adlı eserinin müzikal analizi ve orkestra şefliği bakımından incelenmesi
Bu çalışmada Cumhuriyet döneminin bestecilerinden biri olan Cemal Reşit Rey'in kısaca hayatı ve "Enstantaneler" isimli eseri incelenmiştir. Cemal Reşit Rey, Türk müziği ve batı klasik müziğini harmanlayarak önemli eserler bestelemiştir. Bestelemiş olduğu eserleri ile halka ulaşabilmeyi başarmıştır. Türk müziğini farklı şekillerde sunarak yeni ve çağdaş bir kimlik kazandırmıştır. İzlemiş olduğu özgün stil Cemal Reşit Rey'i diğer bestecilerden ayırmaktadır. İzlenimci olarak yazmış olduğu "Enstantaneler" eseri Çağdaş Türk Müziğinde önemli bir yere sahiptir. Çalışmanın birinci ve ikinci bölümünde Cumhuriyet dönemi müziğinin gelişimi, üçüncü bölümde Cemal Reşit Rey'in hayatı ve müzikal anlayışı, dördüncü bölümde "Enstantaneler" eseri şeflik ve müzikal açıdan ayrıntılı olarak incelenmiştir. Anahtar sözcükler: Cemal Reşit Rey, izlenimcilik, orkestra şefliği
Giovanni Zamboni Romano Op.1 eserinin analizi yöntemi ile tarihsel bilgilendirilmiş bir Diminution yöntemi geliştirilmesi
Özünde, bu tez, 18. yüzyılda yaşamış bir İtalyan besteci olan Giovanni Zamboni Romano'nun besteleri için tarihsel olarak bilgilendirilmiş bir dimunition uygulaması yöntemi geliştirmek amacıyla archlute sonatlarındaki melodik yapıları incelemektedir. Bu amaç doğrultusunda, "Tarihsel Arka Plan" bölümünde uzun saplı bir lavta türü olan archlute çalgısının Avrupa müziğine girmesine ilişkin tarihsel bilgiler verilmektedir. Sırasıyla lavtanın menşei, Avrupa ve İtalyan müziğindeki yeri ve uzun saplı lavtalar olan archlute, chitarrone ve theorbonun gelişimi sırasıyla anlatılmaktadır. Daha sonra İtalyan lavta repertuarı 16., 17. ve 18. yüzyıllar bağlamında incelenmiştir. "Tarihsel Arka Plan" bölümünde, dönemin icra pratikleri incelenmekte ve bu çalışmanın odaklandığı temel problem ortaya konmaktadır. "Yöntem" bölümünde melodik yapıların inceleneceği yönteme ilişkin bilgi verilmektedir. "Verilerin Analizi" bölümü, bestecinin archlute eserlerinin incelenmesi sürecini içermektedir. Verilerin analizi sonucunda Giovanni Zamboni Romano'nun archlute sonatlarında kullandığı süslemeler ve dimunition karakterli ezgi yapıları belirlenmiş ve ayrı başlıklar altında açıklanmıştır. Dimunition yöntemi bölümünde melodik yapıların pratikte kullanımına yönelik çalışmalar türetilmiş ve altı numaralı sonat ele alınarak uygulamanın bağlam içinde kullanımına yönelik öneriler sunulmuştur. Sonuç ve öneriler bölümünde çalışma ulaştığı sonuçlar ışığında değerlendirilmiş ve bazı önerilere yer verilmiştir.
Ege Gür'ün solo viyolonsel için Sultanite adlı eserinin incelenmesi
Cumhuriyetin ilanından sonra sanat alanında başlayan atılımlar ve akademik kurumların açılmaya başlanması ile, Türk Müziği çalışmaları ve Batı Müziği adaptasyonu üzerine eğitimler başlamıştır. Atılımların en başında, ülkedeki üstün yetenekli çocukların yurtdışına eğitime gönderilmesi ve edindikleri bilgiler ışığında Türkiye Cumhuriyeti'nin sanat kurumlarının ve sanatsal faaliyetlerinin gelişimini sağlamaları beklenmiştir. Türk Beşleri olarak da bilinen bestecilerden Necil Kazım AKSES, eğitimini hem viyolonsel, hem de kompozisyon alanında alarak Türk viyolonsel repertuarının gelişimine öncü olmuştur. Türk Müziği'ndeki monofonik yapı, Batı Müziği ile birbirine uyuşmadığından ve Batı Müziği'ndeki çok sesli yapı yüzünden armoni mekaniklerine ihtiyaç duyulması bu iki müzik stilini birbirinden ayırmaktadır. Viyolonsel de Türk Müziği eserlerinde diğer çalgılarla birlikte aynı ezgisel temaları çaldığından dolayı, eserlerin ritimsel yapılarına bir katkı sağlamamakta ve kültürel ritim çalgılarının eşliğine ihtiyaç duymaktadır. Bu çalışmada genel amaç, Türk Müziği'nin stil açısından Batı Müziği ile birlikte değerlendirip, viyolonselin Türk Batı Müziği repertuarındaki etkinliğinden yararlanarak genç bestecilerden Ege GÜR'ün bestelediği "Sultanite" isimli eser üzerinde inceleme yapılması ve bu incelemeler sonucunda eserin genel karakterinin ortaya çıkarılıp, seslendirecek kişilere rehber olması sağlanmasıdır. Anahtar Sözcükler: Viyolonsel, Ege Gür, "Sultanite", Çağdaş Türk Bestecileri, Türk Viyolonsel Eserleri
Bestecilik eğitiminin gitar repertuvarı üzerindeki etkisinin araştırılması
Bu çalışma, bestecilik eğitiminin gitar repertuarına etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Müzik okullarının gelişimi ve bestecilik eğitiminin rolü ele alınmış, ardından gitar repertuarına katkıda bulunmuş bestecilerin eserleri üzerinden bu etki değerlendirilmiştir. Eğitime yönelik teknik beceriler, eser türleri ve gitarist-besteci ilişkisi incelenerek, bestecilik eğitiminin gitar repertuvarına katkısı araştırılmıştır. Anahtar Sözcükler: Müzik, klasik gitar, bestecilik eğitimi, gitar repertuvarı, eğitim müziği, gitarist-Besteci iş birliği.
Türkiye'de toplumsal cinsiyet rollerinin klasik batı müziği bestecilerinin mesleki yaşamlarına etkileri
Bu tezde kadın bestecilerin tarih boyunca yaşadıkları ayrımcılıklara değinilmiş ve günümüzde toplumsal cinsiyet rollerinin kadın ve erkek bestecilerin yaşamlarını nasıl etkilediği konusu tartışılmıştır. Batı'da ve Osmanlı tarihinde yaşanan ayrımcılıklarla bugünkü durum arasındaki ortak noktalar araştırılmıştır. 11 kadın ve 11 erkek besteci ile görüşülerek, toplumsal cinsiyet rollerinin hayatları üzerindeki etkileri saptanmaya çalışılmıştır. Kadınların ve erkeklerin, eğitim hayatında nasıl yönlendirildiklerinin mesleğe olan etkileri incelenmiştir. Toplanan veriler, tarihsel arka plana yerleştirilerek Türkiye'de kadınların durumu ve kadın kimliği, besteci kadınlarla ilgili yorumlarla beraber incelenmiştir. Toplumun gerek bestecilik mesleğinin kendisine, gerekse bu meslekle uğraşan kadın ve erkeklere olan bakış açısı bu bağlamda ele alınmıştır. Bunun yanında, cinsiyet rollerinin bestecilerin eğitim hayatlarındaki ve bestecilik kimliğini tanımlayış biçimleri üzerindeki etkileri, kadın ve erkek bestecilerin mesleklerinde kadınların mı yoksa erkeklerin mi daha çok desteklendiğine, tercih edildiğine veya kazanç farklarına ilişkin görüşlerine de yer verilmiştir. Bütün bu verilerin ışığında Cumhuriyet'in toplumsal cinsiyet eşitliği hedefine bestecilik özelinde ne ölçüde ulaştığı incelenmiştir.
Bir Tutti'ye motif-yapı temelli analitik bakış: Gershwin, Fa Majör Piyano Konçertosu, I
Müzikte "bir eserin tematik kimliğe sahip en küçük yapı birimi" olarak tanımlanabilecek olan ve ilişkin olduğu eserin pek çok noktasında, aynen ya da farklılaştırılmış biçimleriyle defalarca yinelenen motif, bu yönüyle bütünlüğü sağlayıcı hayati bir unsurdur. Şu halde, motif-yapı analizi, bir eserde form inşasına yönelik bir değerlendirme yapabilmek için bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Literatürde çok sayıda motif analizi bulunmasına rağmen, bünyesinde caz öğelerini yoğun oranda barındıran Klasik Batı Müziği eserleri söz konusu olduğunda, motif temelli bir analitik çalışmaya neredeyse rastlanmamaktadır. "Caz ile ciddi senfonik müziği bütünleştiren" en önemli isimler arasında yer alan George Gershwin'in bir başyapıtı olarak kabul gören Fa Majör Piyano Konçertosu'nun sadece 50 ölçü uzunluğundaki birinci bölüm Tutti'si, motifsel örgü yoğunluğuyla dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, anılan Tutti üzerinde, motiflerin yinelenme ve Tutti geneline dağılma karakteristiğini ortaya koymayı amaçlayan bir motif-yapı analizi gerçekleştirilmektedir. Altı ayrı işlem basamağını kapsayan analiz; Tutti'nin, 6 ana motif grubu altında toplanan 552 motife ev sahipliği yaptığını, Tutti'de motif kullanımına sahne olmayan tek bir ölçü dahi bulunmadığını ve motiflerden dördünün, swing hissiyatı ve Charleston ritmi özelinde cazdan kaynaklandığını gözler önüne sermektedir. Anahtar Sözcükler: Gershwin, Fa Majör Piyano Konçertosu, Allegro, Tutti, motif-yapı analizi
Edward Macdowell 2. piyano konçertosu üzerine bir inceleme
Bu çalışmada Edward MacDowell'ın Re Minör 2. Piyano Konçertosunun incelenmesinin yanı sıra, kısaca Amerikan müzik tarihi de araştırılmıştır. 1. bölümde araştırma yöntemi açıklanmış, 2. bölümde Edward MacDowell' ın yaşamı ve eserleri incelenmiş, 3. bölümde Edward MacDowell' ın Re Minör 2. Piyano Konçertosunun yapısal analizine yer verilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Edward MacDOWELL' ın Re Minör 2. Piyano Konçertosunun yapısal açıdan incelenmesi yoluyla, piyano edebiyatının önemli eserlerinden olan bu konçertoyu çalışmak ya da tanımak isteyenlere bir kaynak sunmaktadır. Araştırmanın, Amerikan müziğine ve bu bağlamda yazılmış piyano konçertolarına yönelik araştırmalarda, konu ile ilgili bilgi vermesi açısından önemli olduğu düşünülmektedir.
Şükrü Tunar'ın saz eserleri üzerine bir inceleme
Bu tez çalışmasında Türk Müziği'nin önemli müzik insanlarından biri olan Şükrü Tunar'ın bestelediği saz eserlerinden hareketle, Tunar'ın bestecilik anlayışı incelenmiştir. İlk bölümde Şükrü Tunar'ın hayatı ve incelenen eserlerin formları hakkında bilgiler verilmiş sonrasında Şükrü Tunar'ın Acemaşiran Saz Semaisi ve Hicaz Oyun Havası form, melodi ve ritim açısından önce eserin genelinde ve sonra da 'yakından bakış' başlığı altında cümleler halinde incelenmiştir. Veri olarak Acemaşiran ve Hicaz makamlarından seçilen iki adet saz eseri, teknik anlamda Şükrü Tunar'a ait bestecilik özelliklerini, eserlerin form, melodi-makam ve ritim analizleri yapılarak açıklanmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda Acemaşiran Saz Semaisinin simetrik bir yapıda olduğu görülmüştür. Hicaz Oyun Havası gibi oldukça serbest biçim ve yapıda bestelenen bir türde muntazam bir biçim görülmektedir. Hicaz Oyun Havasının her bölme sonunda aynı cümlenin gelmektedir. Eserlerin içerisinde sıklıkla kendini tekrar eden ya da benzer şekilde çeşitlemesi olan çokça melodi parçaları kullanmıştır. Bu benzer parçaların çokluğu, bestecinin düşünerek ya da irticali olarak oluşturduğu ve kompozisyonunda kullanmak üzere belli başlı müzik düşüncelerinin olduğunu göstermektedir. Birbirine benzer fikirlerin, uzun veya kısa melodi parçalarındaki benzerliklerin olması kompozisyonda bir bütünlük sağlamaktadır. Yapılan analizler yapı bakımından ele alındığında, eserlerinde çeşitli yapı bileşenlerini (cümle veya cümle parçası tekrarı, sekileme, motif geliştirme) sıkça kullanarak bir kompozisyon anlatımı oluşturduğu görülmektedir. Özellikle Hicaz oyun havasında çok fazla sekileme görülmektedir. İncelenen eserlerde bestecinin kullandığı makamları alışılan özellikleriyle, az ve yakın makamlara geçki yaparak kullandığı görülmüştür. Melodiler de akıcı bir seyir görülmektedir. Ritim bakımından usullerin darpları ile melodilerin ritimlerinin uyumlu olarak kullanılmakta olup, senkoplu yerleşim görülmemektedir. Sadece Acemaşiran Saz Semaisinde teslime girişlerde auftakt kullanılmaktadır. Bunların sonucunda Şükrü Tunar'ın form, melodi ve ritim kullanımında yeni arayışlarda olmayıp, alışılan üslubda, akıcı ve çabuk sevilebilecek eserler yapan bir besteci olduğu görülmüştür. Bu çalışma ile Şükrü Tunar'ın saz eserlerinin; yapı, melodi, ritim yönünden ayrıntılı incelenmesi amaçlanmış olup bu çalışma vesilesiyle günümüz saz eseri bestekârlarının da bu özellikleri kullanılabileceği düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Analiz, Saz eseri, Şükrü Tunar
Neyzen Yusuf Paşa'nın hayatı ve 10 saz eserinin makam ve form bakımından incelenmesi
Neyzen Yusuf Paşa (1821-1884) İstanbul'da Beşiktaş Mevlevîhânesi'nde doğdu. Neyzen Yusuf Paşa 19.yüzyılın en büyük neyzenlerinden ve bestekârlarındandır. Günümüze ulaşmış birçok saz eseri ve söz eseri mevcuttur. Fakat Neyzen Yusuf Paşa daha çok saz eserleriyle öne çıkmış bir bestekârdır. Bu çalışmada Neyzen Yusuf Paşa'nın on adet saz eserinin makam ve form bakımından incelenmesi yapılmıştır. Neyzen Yusuf Paşa makamlarımızın karakteristik özelliklerini en iyi şekilde kavramış, eserlerinde duygu ve düşünceyi en iyi bir şekilde yansıtmıştır. Neyzen Yusuf Paşa'nın eserleri form olarak incelendiğinde; peşrevlerinde genellikle devrî kebir usulünü, saz semailerinde ise aksak semai usulünü kullanmıştır. Peşrevler 1 hane 1 teslim, saz semaileri ise 4 hane 1 teslim incelenmiştir. Neyzen Yusuf Paşa'nın Dügâh peşrevi 4 hane 1 teslim olarak incelenmiştir ve güvenilir kaynak olarak Dârülelhan Külliyatı'nın notalarının güvenilir kaynak olduğu kanaatine varılmıştır. Diğer eserlerinde ise TRT Nota Arşivi'nin güvenilir kaynak olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışmada Neyzen Yusuf Paşa'nın eserlerinin analiziyle beraber Neyzen Yusuf Paşa'nın hayatı ve neyzenliğinden bahsedilmiştir.
XVIII. ve XIX. yüzyıllarda bestelenmiş beste formundaki eserler üzerinden Zirgûleli Hicaz dizisinin kullanım özellikleri ve analizi
Bu çalışmada Arel-Ezgi-Uzdilek (AEU) nazarî sisteminde kuramsal yapısında zirgûleli hicaz dizisi bulunduğu tarif edilen on bileşik makamda (bayâti arabân, hisâr, hisâr bûselik, şehnâz, şehnâz bûselik, sabâ, dügâh, bestenigâr, şevk-u tarâb, şevk'efzâ) zirgûleli hicaz dizisinin kullanım özellikleri araştırılmış; bu dizinin kuramsal tarifleri ile bahsi geçen makamlardaki kullanımları arasındaki benzerlik ve farklılıkların belirlenmesi, böylelikle bu makamların icrâsına ve literatüre katkı sunacak bir bilginin oluşturulması amaçlanmıştır. Bu amaçla her makamdan üçer adet olmak üzere, XVIII. ve XIX. yüzyıllarda yaşamış bestekârlara ait otuz adet murabbâ bestenin makam analizi yapılmıştır. İncelenen eserlerin notalarına Dârü'l-Elhân Külliyâtı (DEK) ve Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu (CKTMK) nota arşivinden ulaşılmıştır. Analizler AEU kuramının çeşni ve makam tarifi üzerinden koyduğu kurallara göre yapılmış; eserlerin bölümleri, eserleri oluşturan tüm çeşniler, tespit edilen diziler, kalış yapılan perdeler ve karar perdeleri her eser için çizilen bir zaman doğrusu üzerinde gösterilmiştir. Eseri oluşturan çeşnilerin eserde kaç kez kullanıldığı, her çeşninin her bölümdeki süresi usûlün mertebesine göre tespit edilmiş, çeşni kullanım sürelerinin tüm eserin süresine oranı tablo ve grafiklerle sunulmuştur. Her eserde hicaz çeşnilerinin eser içinde bulundukları bölümler, yeden kullanımları, birleştiği çeşniler, dizi oluşması halinde güçlü perdeleri bakımından incelenmiş, aynı inceleme makam bazında da yapılmış; elde edilen bulgular zirgûleli hicaz dizisinin AEU kuramındaki tarifi ile karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak eserlerin makam analizlerinden elde edilen veriler ile kuramsal anlatılar arasındaki farklılıklar ve benzerlikler makam bazında tespit edilmiştir. Bu çalışma ile zirgûleli hicaz dizisinin bir döneme, bir forma ve on makama ait kullanım özellikleri ortaya konmuş; gerek seçilen makamlar hakkında yapılacak ilave çalışmalar gerekse benzer şekilde AEU sistemi içinde tarif edilen dizi kullanımlarının araştırılması suretiyle yeni bulgulara erişilebileceği düşünülmüştür.
Şevki Bey'in 25 Uşşak eserinin form ve makamsal incelenmesi
Şevkî Bey'in 25 Uşşak Eserinin Form ve Makamsal İncelenmesi'nin gerçekleştirildiği bu çalışma, Şevkî Bey'in bestekârlığına ışık tutması bakımından önem arz etmektedir. Bu çalışmada öncelikle Şevkî Bey'in hayatıyla ilgili erişilebilen kaynaklar taranmıştır. Araştırmalar sonucunda hayatı ile ilgili genel bilgiler verilmiştir. Daha sonra eserlerin form ve makam analizlerinin daha iyi anlaşılabilmesi için uşşak makamının tarifi yapılmış ve makamı meydana getiren dizi ve çeşniler şemalarla gösterilmiştir. Şevkî Bey'in 25 uşşak eserinin analizinin yapıldığı bu çalışmada; uşşak makamı, farklı nazariyatçıların anlatımlarıyla sunulmuştur. Böylece uşşak makamı hakkında genel bilgiler verilerek, makamın detaylı bir şekilde açıklamasının yapılması amaçlanmıştır. Üzerinde çalışılan eserlerin öncelikle makam analizleri yapılmıştır. Bu analizler çerçevesinde; eserlerin makam analizi şekil yardımıyla gösterilerek, çeşnilerin ve geçkilerin neler olduğu belirtilmiştir. Eserlerin form analizleri ise öncelikle nota üzerinde şemalar ile gösterilmiş, ardından ayrıntılı form analizleri yapılmıştır. Yapılan araştırma sonuçları kapsamında, eserlerde çoğunlukla uşşak makamının karakterine uygun olarak; Dügâh'ta Uşşak, Nevâ'da Bûselik, Segâh'da Segâh ile birlikte Ferahnâk ve Hüseyni'de Uşşak gibi çeşnilerin kullanıldığı görülmüştür. Bunun yanı sıra özellikle eserlerin meyan kısımlarında Nevâ'da Hicazlı ve Çargâh'da Nikrizli kalışların yapıldığı ortaya çıkmıştır. Yapılan form analizleri ile birlikte de eserlerin; form, biçim, melodi, ritim ve yapıları irdelenerek elde edilen bulgular paylaşılmıştır. Bu çalışma neticesinde, Şevkî Bey'in Uşşak makamını nasıl kullandığına dair veriler ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.
TRT Türk Halk Müziği repertuvarında bulunan sözsüz 10 Azerbaycan eserinin bağlama ile icrasının incelenmesi
Haliç Üniversitesi Türk Müziği Bölümü, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü'nde hazırlanmış olan bu Yüksek Lisans Tezinde "TRT Türk Halk Müziği Repertuvarında Bulunan Sözsüz 10 Azerbaycan Eserinin Bağlama ile İcrası" incelenmiştir. Yapılan çalışmada, Türkiye'de ve Azerbaycan'da halk müziği kültürü, Türk halk müziğinde bağlama ve Azerbaycan eserlerinin bağlama ile icrası ve TRT Türk halk müziği repertuvarında bulunan sözsüz 10 Azerbaycan eserinin icra analizi başlıklarıyla konular ele alınmıştır. Halk müziğinde bir çok yöresel tavırda olduğu gibi Azerbaycan müziğinin icrasında da farklı enstrümanlarla icra edilmiş olan melodilerin bağlamaya uyarlanması sonucunda bir icra biçimi oluşmuştur. Genellikle bu uyarlamalar Azerbaycan halk çalgıları olan tar, kemança, balaban, aşık sazı gibi çalgılardan alınmıştır. Azerbaycan eserlerinin zengin müzikal yapısı ve icra biçimi bağlamaya uyarlandığında; ortaya çıkan tezene kalıpları, ritmik ve melodik varyasyonlar, nüanslar bağlama icrasına büyük katkı sağlamaktadır. TRT repertuvarından seçilen sözsüz 10 eserin bağlamaya uyarlanması ve icra analizleri yapılmıştır. Eserler bağlama alanında uzman icracıların video ve ses kayıtlarından faydalanılarak nüanslar ve icra özelliklerine göre yeniden notaya alınmıştır. En çok kullanılan tezene kalıpları ve nüanslar tespit edilerek icra analizi yapılmıştır. Çalışmaya Azerbaycan halk müziğinin özellikleri ve icra şekli ile ilgili akademik çalışmalar, tezler ve makaleler incelenerek başlanmıştır. Daha sonrasında Azerbaycan eserlerinin bağlama ile icrası araştırılıp, uzman kişiler ile kişisel görüşmeler yapılmıştır.
Türk müziği çalgılarından oluşan orkestra için eser bestelenmesi, eserin icrası ve orkestrasyon açısından kazanımlar
Geleneksel Türk müziği çalgıları, kendileri için bestelenen müziklere sahip olmadıklarından dolayı uzun yıllardır teknik açıdan gelişme sıkıntısı yaşamaktadırlar. Tekseslilik ve çokseslilik ayrışmalarının tamamen dışında duran bir anlayışla ve ulusal müziğimizdeki bu ihtiyaca hizmet etmek amacıyla, geleneksel Türk müziği çalgılarından oluşan bir orkestra için, üç bölümlü olarak kurgulanan Toprak Süiti'nin, bestelenmesi ve sonrasında yaşanan sıkıntılar, geleneksel çalgılarımızın günümüzdeki eğitiminin yansıması, geleneksel çalgılarımızın solo çalgı olmasının yanında ayrıca bir orkestra içerisinde çeşitli görevleri de alabilme imkanlarının denenmesi, söz konusu müziğin kaydının yapılma süreci ve tüm bu evrelerden elde edilen kazanımlar bu tezin çalışma konusunu oluşturmuştur. Bu çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm olan girişte, tezin konusu, ikinci bölümde genel bilgilendirme, üçüncü bölümde ise çalışmanın gerçekleşmesinde izlenen yöntem ele alınmıştır. Dördüncü bölümde, Türk müziği, tekseslilik, çokseslilik gibi kavramların yanı sıra Türkiye'de çoksesliliğin gelişimi ve Türk müziğindeki çokseslilik meselelerine genel bir bakış yer almaktadır. Beşinci bölüm Toprak Süiti'nin bestelenme süreci, icra edilme süreci ve stüdyo kaydının yapılması süreçlerinin detaylandırıldığı ve bütün bu evrelerden elde edilen kazanımların anlatıldığı bölümdür. Geleneksel çalgılarımızın ve bu çalgıları icra eden sanatçılarımızın da hem teknik hem de müzikal açıdan gelişebilmesi için geleneksel çalgılarımızın ve bu çalgılardan oluşan topluluklarımızın kendilerine özel yeni müzikler bestelenmesi gerekliliği de çalışmanın altıncı bölümü olan sonuç kısmında vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Türk Müziği, Orkestrasyon, Beste, Çalgı
Kaptanzade Ali Rıza Bey'in hayatı, eserleri, müziğimizde ve eserlerinde batı müziği etkileri
Kaptanzade Ali Rıza Bey, 1881 yılında İstanbul'da doğmuş babasının mesleğinden ötürü Kaptanzade ismini almıştır. Hakkında az şey bilinmesine rağmen, yaptığı eserlerle musiki tarihimizde izler bırakan bir besteci olarak kabul görmektedir. Devlet memurluğunun yanı sıra piyano, kanun, keman ve ney icra etmesi, bu farklı yapıdaki enstrümanların eğitimciliğini yapması, tiyatrocu ve oyunculuk özellikleri dikkat çekici bir durum oluşmasına neden olmuştur. Bilhassa 19. Yüzyılda gerçekleşen toplumsal değişim, yeni bir düzen ve anlayışın hakim olduğu bir dönem olarak kabul edilmiştir. Sanat alanında da bu değişim, daha gelenekçi İslami bir yapıdan, batı etkilerinin görüldüğü daha farklı motiflerin ve renklerin ortaya çıktığı bir ortamın, bir ruhun oluşmasına neden olmuştur. Başta Osmanlı sarayında görülen bu değişim toplumdan da rağbet görünce yavaş yavaş müzik kültürümüzde farklı anlayışlar farklı üretkenlikler doğurmuştur. Müziğimizde bu geçiş döneminin temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Ali Rıza Bey küçük yaşta aldığı batı eğitimine bina ettiği müzik kültürü ve anlayışı ile operetler, marşlar, tangolar, kantolar, foksrotlar, fanteziler bestelemiştir. Şimdiki adı ile "İzmir marşı", " İstanbul Beyefendisi", " Çapkın Kız", Denizde Akşam" bazı besteleridir. Bu besteler o dönemde oldukça takdir görmüş, sahnelenmiş, plaklara okunmuş, bazılarında rol almış, hatta bizzat turnelere çıkarak o dönemde bunu farklı kesimlere sunabilmiştir. Türk Musikisinde de yapmış olduğu Fanteziler ve Şarkı formundaki eserler çok beğeni almıştır. Yapmış olduğu sözlü eserlerde güfte olarak Ömer Bedrettin Uşaklı'nın şiirlerini kullanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kaptanzade, İzmir Marşı, Yıldızların Altında
Suzidilara makamı tarifinde kuramcı görüşleri ve makamda bestelenen eserlerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Türk mûsikî kuramcılarının nazariyat kitaplarında Suzidilara makamının tarif ediş biçimleri ve bu makamda bestelenen eserlerin makam tarifine uygunluğu, işlenişi ve kullanımını belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda, Suzidilara makam tanımını yapan farklı on kuramcının görüşlerinden yararlanılmış ve 52 adet çeşitli formlarda eser incelemesi yapılmıştır. İncelenen eserler, bestelendiği tarih göz önüne alınarak Suzidilara makamının terkibi hakkında fikir sahibi olunmuştur. Ulaşılabilen 52 adet eserin her birinin dizisi ve makam özellikleri tespit edilmiş, on kuramcının görüşleriyle ne derece örtüştüğünün neticesi ortaya konulmuştur. Kuramcı görüşlerinin ve incelenen eserlerin doğru orantılı olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Analiz sürecinde, önce 'makam' ve 'makam özellikleri' kavramları ele alınmıştır. Sonra araştırma için saz eserleri ve sözlü eserler olmak üzere çeşitli formlarda 52 adet eserin makamsal analizi açısından uygunluğu tespit edilmiştir. Araştırmanın, incelenen eserlerin sonuçlarına göre Suzidilara makamı tarifinin standartlaşmasına katkı sağlaması amaçlanmaktadır.
İsak Varon'a ait TRT repertuarında yer alan eserlerin makamsal analizi
Bu çalışmada, gayr-ı Müslim Bestekârlarımızdan İsak (İzak) Varon'a ait TRT repertuarında yer alan farklı makamlarda bestelenmiş eserlerin makam özelliklerinin ve usûllerinin ayrı ayrı açıklanmasının ardından makamsal analizleri yapılmıştır. Bu vesileyle, Türk mûsikîsinin bütünü içerisinde makamsal özellikler, üçlü, dörtlü, beşli, geçki ve çeşniler ortaya konularak farklı 16 makamdaki eserlerin ölçü bazında işlenmesi ve bu anlamda Türk mûsikîsi bestekârları arasında yerinin olduğunun belirlenmesi yönünden ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışma, TRT repertuarında yer alan İsak Varon'un bestelemiş olduğu eserlerinin makamın özümsenmesi, daha önce böyle bir çalışmanın yapılmamış olması nedeniyle önem arz etmektedir. Ayrıca, çalışma Türk toplumuna mal olmuş sanatçı ve eserlerinin tanıtılması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması, daha sonra yapılacak bilimsel çalışmalara araştırmacı ve eğitimcilere katkı sağlaması yönünden önem taşımaktadır
Hatıra Ahmedli Cafer'in Sonat-613 adlı eserinin incelenmesi
Bu çalışma, Hatıra Ahmedli Cafer'in Sonat – 613 adlı eserinin müzikal analizi ve piyano tekniği bakımından yorumlanması üzerine analitik bir incelemedir. Çalışmanın Giriş bölümünde besteciye ait bilgiler ve bestecinin Sonat – 613 adlı eserine konu olmuş olan Hocalı Katliamı ele alınmış, ikinci bölümde çalışma yöntemi işlenmiştir. Analiz başlıklı üçüncü bölümde ise eser üzerinde kapsamlı bir analiz gerçekleştirilmiştir. Analize ait teorik bilgiler besteci ile yapılan ve kayıt altına alınan ikili görüşme sonrasında değerlendirilmiş, çağdaş bir bestecinin besteleme sürecinde kullandığı besteleme tekniklerinin piyano aracılığı ile dışavurumunu gösteren bulgulara ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında bestecinin konu edindiği Hocalı Katliamı'nın bir piyano eseri içerisinde gerek vuruş sayısı gerek kromatizm, gerekse tema kullanımı gibi çeşitli teknik bileşenlerde kendini nasıl açığa çıkardığına dair sonuçlara ulaşılmıştır.
F. Mendelssohn Op.64 Mi Minör Keman Konçertosunun O. Sevcik'in Op.21 egzersizleri üzerinden incelenmesi
Alman besteci Felix Mendelssohn-Bartholdy 19. yüzyılın en değerli bestecilerinden biri olarak kabul edilmektedir. Mendelssohn'un bestelediği ve keman repertuvarında oldukça önemli bir yeri olan op.64 mi minör keman konçertosu, naif ve şeffaf olmasının yanı sıra, tutkulu ve gösterişli bir yapıya sahiptir. Bu yüzden tekniksel ve müzikal açıdan zaman zaman icracıları zorlayacak bir konçerto haline gelebilmektedir. Yıllar boyunca ünlü keman eğitimcileri tarafından keman repertuvarına çeşitli teknik egzersiz metotları kazandırılmıştır. Bu ünlü eğitimcilerden birisi de 20. yüzyılda yaşamış olan Otakar Sevcik'tir. Sevcik, yaşadığı dönem boyunca kendini keman eğitimine adamış ve keman repertuvarına eğitim açısından çok sayıda kitap kazandırmıştır. Bunlardan birisi de Mendelssohn mi minör keman konçertosu için yazılmış op. 21 analitik egzersizler metotudur. Bu çalışmada Sevcik'in egzersizleri ve konçertonun pasajlarının analiz edilerek, Sevcik'in egzersizleri ışığında "Mendelssohn op.64 mi minör keman konçertosu" için icracıya getirebileceği katkılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu süreçte Sevcik'in keman çalışmaya mantıksal ve pedagojik yaklaşımı üzerinde durulmaya çalışılmıştır. İnceleme sonucunda edinilen bulgular ışığında; keman repertuvarında önemli bir yere sahip bu konçerto için bir çalışma kılavuzu olup, icracıya Sevcik'in egzersizleri yardımıyla yeni bir bakış açısı kazandırılması hedeflenmiştir.
Max Reger op.131d sol minör birinci viyola suitinin form, stil ve teknik açılardan incelenmesi
Max Reger, Geç-Romantik dönem bestecileri arasında yer alan ve Romantik Dönemin stiline farklı bir anlayış getirerek yeni renkler kazanmasını sağlayan bir besteci olarak görülmektedir. Bu stillerden biri olan Geç-Wagner kromatizminde büyük bir olgunluğa erişmiştir. Bununla beraber Johann Sebastian Bach'tan etkilenmesiyle eserlerinde Barok dönemin kontrpuantal dokularını görkemli bir biçimde kullanmış ve klasik dönemin formlarına da büyük bağlılık göstermiştir. Bu stilleri eserlerinde başarılı bir şekilde birleştirmeyi başaran Reger, aynı hibrit düşünce ile 19. yüzyıl geç-romantizmin ardılı ve 20. yüzyıl erken-modernizmin öncüsü olarak konumlandırılmıştır. Max Reger'in kendine özgü stili, onun solo enstrüman için ve oda müziği yapıtlarında daha da belirginleşmiştir. Son dönemlerinde yazdığı Op. 131'de topladığı, keman için "Prelüd ve Füg (op131a)", iki keman için eski stilde yazılmış kanonlar ve fügler (op131b), viyolonsel için yazdığı üç Süit (op131c) ve son olarak viyola için yazdığı üç Süit (op131d) bu anlamda örnektir. Viyola için yazdığı Solo Viyola Süitleri (op131d), viyola repertuvarının önemli eserlerinden biridir. Bu üç süit çoğu uluslararası viyola yarışmalarının repertuvarlarında zorunlu olarak istenmesiyle beraber, çoğu konservatuvarların viyola müfredatlarında da büyük öneme sahiptir. Bu çalışmada Op. 131d Sol Minör Birinci Viyola süiti detaylı olarak incelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Max Reger, Solo Süit, Viyola Süit, Viyola, Form Analiz
Maurice Vieux "Vingt Etüdes Pour Alto" etüt kitabının müzikal ve teknik açıdan incelenmesi
20. yüzyıl viyola solisti, bestecisi ve pedagog olan Maurice Edgard Vieux Fransız Devrimi'nden sonra Fransa'da müzik alanındaki yenileşme ve gelişmeler ile kurulan Paris Konservatuvarı'nda bu kurumun ilk viyola eğitmeni olan Théophile Laforge'dan viyola eğitimini almış, yine burada eğitim vermiş, birçok orkestrada aktif olarak çalışmış ve solistlik yapmıştır. 1930 yılında onur lejyonu almış, 1931 yılında Belçika Kralı tarafından Leopold düzeninin şövalyesi olarak adlandırılmıştır. Vieux, viyola için etüt kitapları, solo eserler ve piyanolu eserler bestelemiştir. Bunların dışında başka enstrüman eserleri için yaptığı düzenlemeler de mevcuttur. O zamana kadar sınırlı olan viyola müzik literatürü Vieux sayesinde genişlemiş ve dönemin diğer bestecilerine bu enstrüman için çalışma yapmalarına öncü olmuştur. Max Bruch, Henri Brüsser, Gabriel Grovlez gibi birçok besteci, Vieux'a viyola için besteledikleri eserleri adamışlardır. Bu çalışma Maurice Vieux "Vingt Etudes Pour Alto" (Viyola İçin 20 Etüt) etüt kitabının viyola tekniğine katkısı ve etütlerin teknik ve müzikal açısından incelenmesine yönelik bir araştırmadır. Konuya ilişkin veriler, yazılı kaynaklar, akademik ortamda yapılmış olan dergi ve ilgili makaleler incelenerek viyola tekniğine etkisi ve etütlerin yorumlanması üzerine bir araştırma yöntemi izlenmiştir. Günümüze kadar analizi yapılmamış bu etütlerin müzikal ve teknik açılardan nasıl bir yapıya sahip olduğu çalınıp incelenerek kaynak olarak sunulmuş, araştırılıp ortaya koyulan veriler toplanıp raporlanmıştır. Bu çalışmanın, Vieux'un Viyola İçin 20 Etüt kitabını icra edecek kişilere yardımcı olabilmesi için bir rehber olması hedeflenmektedir.
Türk ve Macar uluslaşma süreçleri bağlamında Béla Bartók ve Ahmet Adnan Saygun etkileşimi
Bu çalışmada uluslaşma süreçlerini 20. yüzyılda gerçekleştiren iki ülke olan Macaristan ve Türkiye'nin ulusal müzik kültürlerini yaratma çabaları ile bu süreç içerisinde Bartók ve Saygun'un karşılıklı etkileşim ve katkıları ortaya konmaya çalışılacaktır. Birinci bölümde Macar uluslaşma sürecinde müzik kültürü ve Bartók, ikinci bölümde Türkiye uluslaşma sürecinde müzik kültürü ve Saygun başlığında inceleme yapılacaktır. Üçüncü bölümde Bartók ve Saygun'un kendi ülkelerindeki uluslaşma süreci içerisinde müzik alanındaki rolleri ile Türkiye'de çıktıkları derleme gezilerinin, her iki ülkenin uluslaşma yolundaki müzik evrenine katkıları incelenecektir. Dördüncü bölümde Bartók'un Orkestra Konçertosu ve Saygun'un Yunus Emre Oratoryosu eserleri arasında saklı veya açık bir etkileşimin var olup olmadığı hakkında bir bilgiye ulaşılmaya çalışılacaktır.
İki Saygun prelüdünde ses organizasyonu
Bu çalışmada, Ahmed Adnan Saygun'un Aksak Tartılar Üzerine On İki Prelüd, Op. 45 başlıklı albümünden seçilen, 3. ve 8. prelüdlere ilişkin olarak ses organizasyonu temelli bir analiz gerçekleştirilmektedir. Analizde izlenen yöntem; Sırasıyla bölgeler, ses kümeleri, formülasyon, teorik kabul ve tanım olmak üzere beş ana boyuttan oluşmaktadır. Analiz sonucunda elde edilen sonuçlar; her iki prelüdde de *Aralık ilişkilerine dayalı sıkı bir ses organizasyonunun varlığından söz edilebileceğini, *Makam soyutlamalarının en az düzeyde gerçekleştiğini, *Saptanan ses kümelerinin tümünün; 0, 1, 2 ve 3 basamak üzerine kurulu olduğunu, *Aralıkların çeşit bakımından bu denli az oluşunun ve eserlerin farklı yerlerinde tekrar tekrar duyurulmasının, Saygun müziğine damgasını vuran doğurgan düşünce'nin bir yansıması olduğunu gözler önüne sermektedir. Anahtar Sözcükler: Ahmed Adnan Saygun, Op. 45, Prelüd: 3, Prelüd: 8, ses organizasyonu
21. yüzyılda ezgi merkezli makam anlayışı: Karşılaştırmalı bir analiz
Erken Cumhuriyet Dönemi'nde yeni bir anlayışla gelişmeye başlayan makam teorisi, ilerleyen yıllarda dönüşüme uğramıştır. Bu dönem teorisyenleri dönemin, araştırmacıları bilimsel temelli bir teori arayışına yönlendiren politikaları gereği Sistemci Ekol'ün (13.-15. yy. teorisyenleri) 17 aralıklı ses sistemine benzer 24 aralıklı ses sistemi oluşturmuşlardır. Cumhuriyet döneminde görülen teori yaklaşımları çoğunlukla dizi odaklı olmakla birlikte bu yaklaşımlar Batılılaşma hareketi, ulusallaşma politikaları, ulusal ve evrensel müzik yaratma çabaları ile paraleldir. Söz konusu müzik politikalarının katkısı ile oluşturulan makam teorileri, ses sistemleri ve makam anlatıları, zaman içinde bu politikaların değişime uğramasının da etkisiyle ilerleyen dönemlerde dönüşüm geçirmiştir. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında 24 aralıklı sistem çoğunlukla eleştirilmiş ve eksik yönleri bilimsel çalışmalar kapsamında ortaya konmuştur. Bu çalışmalar doğrultusunda söz konusu sistemi geliştiren veya değiştiren, ses sistemleri ve müzik fiziği kapsamında çalışmalar üreten teorisyenler bulunmaktadır. Ses sitemleri çalışmalarının yanı sıra eser analizine yoğunlaşan ve makamın ezgisel hareketleri kapsamında yeni analiz yöntemleri geliştiren araştırmacılar da vardır. Güncel çalışmalar kapsamında, artan bilgi kapasitesi ve geçmiş dönem çalışmalarının yeniden zihnin süzgecinden geçirilmesi sonucunda günümüz teorisyenlerinin, pek çoğu ezgiye odaklanan "yeni ve özgün" yaklaşımlar oluşturduğunu söylemek mümkündür. Erken Cumhuriyet Dönemi müzikolog ve müzik teorisyenlerinin bakış açılarının dönemin ideolojileri çerçevesinde şekillenerek Sistemci Ekol'ün anlayışına benzer bir yaklaşımı geliştirmiş oldukları söylenebilir. Aynı bu durum gibi günümüz teorisyenleri de kendilerinden önceki çalışmaları inceleyerek onları yeniden yorumlamışlardır. Dolayısıyla, Cumhuriyet tarihinin genelinde müzik teorileri çalışmalarının kapsamının değişik dönemlere dair makam çalışmalarının yeniden yorumlanmasına dayandığını söylemek mümkündür. Bu çalışmanın kapsamını, Cumhuriyet tarihi içerisinde görülen makam teorisi çalışmaları oluşturmaktadır ve temel amaç, süreç içerisinde görülen değişim ve dönüşümü tespit etmek, özellikle ezgi odaklı güncel yaklaşımları açıklamalı ve karşılaştırmalı bir biçimde incelemektir. Söz konusu çalışmada literatür taraması yapılacak ve "içerik analizi" aracılığıyla teori eserleri ve teorisyenlerin "metodolojik" yaklaşımları incelenecektir.
Anadolu müzik hafızasını Orta Anadolu abdalları üzerinden anlamak: Muharrem Ertaş icralarının çok katmanlı makamsal analizi
Sözlü kültürümüzün günümüze taşınabilmesini sağlayan aşıklık geleneğinin, yazılı ve sözlü kaynaklara göre kökleri 11. Yüzyıl'a dayanan en eski unsurlarından biri olan Abdal Âşık geleneği, Anadolu tarihinde müzik yoluyla kültür aktarımının önemli bir unsuru olarak değerlendirilebilir. Abdal Âşıkların, ileri beste, icra ve epik şiir becerileriyle bütünleşen karmaşık şiir ve müzik yapılarının çok özel bir bileşimine dayanan çok ayrıntılı bir sözlü aktarım biçimini temsil ettiğini belirtmek gerekir. Bu anlamda Muharrem Ertaş, hem geleneğin en çok kayıt altına alınan icracısı ve geleneğin "arşivlenmiş" en eski bestekâr-hikâye anlatıcısı olarak tanınan bir şair olması hem de "Horasan" ve "Anadolu" âşık geleneklerinin icra tarzlarını birleştiren bir müzik ustası olarak öne çıkması nedeniyle bu gelenek içinde çok değerli bir "somut" kaynak olarak tanımlanabilir. Bu çalışmada Muharrem Ertaş'ın melismatik, aritmik ve doğaçlama temelli bozlak "formu"ndaki sekiz kaydındaki "motif" temelli makam özellikleri "ezgi çekirdeği" yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Bu analizler yoluyla Abdal Âşıkların "sözel aktarım" sürecinin arkasındaki ana "ezgisel motifler" incelenecek ve bu "motiflerin" Anadolu müziğindeki ana makam yapılarının inşasındaki işlevi tartışılacaktır. Anahtar sözcükler: Abdal Aşıklar, Muharrem Ertaş, Bozlak, Ezgi Çekirdeği, Müzik Folkloru