Constitutional Monarcy II

149 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

II. Meşrutiyet Dönemi İstanbul'unda adi suçlar (1908-1918)

II. Meşrutiyet'in ilanıyla Osmanlı Devleti; siyasi, iktisadi, hukuki, askerî ve sosyal alanda birçok değişimin yaşandığı bir sürece girmiştir. Özellikle 1908-1918 yılları arasında Osmanlı Devleti'nin yaşadığı isyanlar, siyasi kamplaşmalar, faili meçhul cinayetler, savaşlar, göçler, ekonomik bunalımlar başkent olması nedeniyle ilk önce İstanbul'da tesirini göstermiş ve şehrin güvenlik ve asayişi bu durumdan olumsuz etkilenmiştir. Şehirde her geçen gün artan suç vakaları ve güvenlik kaygıları İstanbul sakinlerini tedirgin ettiği gibi bürokratik ve siyasi çevrelerde bu durumdan rahatsız olmuştur. II. Abdülhamit devrinden kalma kolluk güçleri ise İstanbul'daki suç vakalarına zamanında müdahale edememiş ve şehrin asayişini temin etmede yetersiz kalmıştır. Bu durum İstanbul'daki asayiş unsurlarının modernleşmesini kaçınılmaz kılarken II. Meşrutiyet döneminde güvenlik güçlerinin merkezileşmesi ve mesleklerinde uzmanlaşmaları için önemli adımlar atılmasını sağlamıştır. Bu çalışma 1908-1918 yılları arasında önemli kırılmalar yaşayan Osmanlı Devleti'nin başkenti İstanbul'da yaygın olarak işlenen adi ve cinsel içerikli suçları ve bu suçları işleyen suçluları ele almıştır. Aynı zamanda İstanbul'da suç olgusunu ortaya çıkaran etkenlere ve güvenlik güçlerinin ne gibi tedbirler aldığına değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: II. Meşrutiyet Dönemi, İstanbul, Suç, Suçlular, Asayiş ve Güvenlik.

GüvenlikMeşrutiyet IIOsmanlı Devleti+5
Çiğdem Ülker
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet Dönemi İslam Hukuku tartışmalarında Diyanet ve kaza kavramları

Tez çalışmamız Osmanlı son dönem kanunlaştırma faaliyetleriyle ortaya çıkan, II.Meşrutiyet dönemi fıkıh alanındaki tartışmaların ana konularından birini oluşturan diyanet ve kaza kavramları üzerinde yoğunlaşır. Tezimiz giriş ve iki bölüm halinde ele alınır. Giriş bölümü tez konumuzun önemi, tezin konusunun sınırlandırılması, sunumu ve tez araştırmasında izlenen metod ve yöntem hakkında bilgi verir, kaynaklara değinir. Birinci bölümde 'Kaza' ve 'Diyanet' kavramsal düzeyde, klasik fıkıh ve usul kaynaklarında yer aldığı şekliyle incelenir, tez konumuz çerçevesinde bazı ayrıntılara yer verilir. Bu bölümde başlıkla ilişkili hüküm teorisi ve fetva konuları ele alınır. İkinci bölüm, II. Meşrutiyet ve önceki dönem siyasi yapılanması tarihi arkaplanıyla birlikte ele alınarak diyanet-kaza ayrım sürecine yer verilir. II.Meşrutiyet dönemi kodifikasyon faliyetleriyle başlayan tartışmaların şekillendirdiği fıkhi yenileşme hareketlerine değinilir. Bu çerçevede düşünce dünyasının tanındık isimlerinin bu yenileşme hareketleriyle ortaya koyduğu metinler, diyanet ve kaza kavramıyla sınırlı tutulur. Ziya Gökalp, Halim Sabit, Mustafa Şeref, Mansurizade Said ve İzmirli İsmail Hakkı'nın kaleme aldığı diyanet ve kaza kavramlarını incelediği mecmualarda yayınlanan makaleleri mukayeseli bir şekilde analiz edilir.

Diyanet İşleri BaşkanlığıKazaKur'an-ı Kerim+3
Saide Beyaz
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Serbesti gazetesi ve Ahrar Fırkası

Toplumda meydana gelen gelişmelere paralel olarak siyaseti etkileyen önemli unsurlar da değişim göstermiştir. Dolayısıyla öncelikle siyasi yönü olmak üzere, sosyal, ekonomik ve hukuki açılardan ele alınabilecek basın faaliyetleri de gelişme göstermiştir. Bu sürecin önemli bir parçası olan Serbesti gazetesi, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin siyasi duruşuna ve uygulamalarına karşı tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu gazetenin yayın hayatına başladığı yıllarda başka bir karşı fırka olan Ahrar Fırkası da kuruluşunu tamamlamış ve siyaset sahnesindeki muhalefet rolünü icra etmeye başlamıştır. Ancak kısa bir süre sonra meydana gelen 31 Mart Vakası hem Serbesti gazetesi hem de Ahrar Fırkası için zor günlerin başlamasına sebep olmuştur. 31 Mart Vakası'ndan sonra Ahrar Fırkası, vakanın tetikleyicileri olarak görülen Volkan Gazetesi ve Serbesti gazetesi bocalama dönemine girmiştir. Özellikle Volkan Gazetesi muharrirleri, Serbesti gazetesi muharrirleri ve ile birlikte Ahrar Fırkası mensupları tutuklanarak çeşitli cezalara çarptırılmışlardır. Çalıştığımız tezde Serbesti gazetesinin ortaya çıktığı süreçten başlamak suretiyle basın alanındaki muhalefeti ve bu gazete ile birlikte muhalif saflarda olan diğer gazeteleri özet halinde ele aldık. Serbesti gazetesini incelerken Hakkı Tarık Us koleksiyonunda ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Atatürk Kitaplığı'nda bulunan Serbesti gazetesinin nüshalarından yararlandık. Bunun yanında muhalefetin en önemli ayağı olan fırka konusunda da muhalefet fikrinin ortaya çıkmasından başlayıp ilk muhalif oluşumlara değindik. Daha sonra muhalif yönü kadar ortaya koymuş olduğu Âdem-i Merkeziyet fikri ile de adından söz ettiren Prens Sabahaddin ve Ahrar Fırkası'nı ele aldık. Yine Ahrar Fırkası'nı değerlendirirken diğer fırkaları da değerlendirme olanağı bulduk. Tezin önemli bir kısmı İttihat ve Terakki'ye muhalif olarak ortaya çıkan ve gerek basın alanında, gerekse siyasi anlamda oluşan muhalefetin incelenmesi şeklinde ortaya konulmuş oldu. Anahtar Kavramlar: Serbesti gazetesi, Ahrar Fırkası, Mevlânzâde Rıfat, Hasan Fehmi, Prens Sabahaddin

Ahrar FırkasıBasınGazeteler+7
Musa Ali Armutcu
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

II. Meşrutiyetten Cumhuriyete (1908-1961) vatandaşlık dersi öğretim programlarının değişimi ve ders kitaplarına yansımaları

Vatandaşlık eğitimi bir toplumun haklarını, sorumluluklarını, bireyin toplum içerisindeki rolünü ve devletlerin yetiştirmek istediği vatandaş modeli açısından son derece önemlidir. Meşrutiyetten Cumhuriyete geçiş sürecinde toplumsal bir mühendislik aracı olarak öğretim programları ve ders kitapları kullanılmıştır. Bu dönemde Türk toplumu kul statüsünden hakları anayasa ile teminat altına alınan vatandaşlar topluluğuna dönüşmüştür. Hem Osmanlı muktedirleri hem de Türkiye Cumhuriyeti'ni inşa eden kurucu kadrolar vatandaşlık eğitimi programları ve ders kitapları aracılığı ile hem ideal/iyi vatandaşlar hem de kendi ideolojileri doğrultusunda itaatkâr/pasif vatandaşlar yetiştirmek istemişlerdir. Bu araştırmada temel amacı vatandaşlık yeterlilikleri kazandırmak olan vatandaşlık eğitimi dersinin, öğretim programları ve ders kitapları aracılığı ile Osmanlıdan Cumhuriyete uzanan süreçte nasıl bir yurttaş profilinin yetiştirilmek istendiğini mercek altına almaktır. Araştırma tarihsel araştırma deseni ile ele alınmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular neticesinde II. Meşrutiyet dönemindeki vatandaşlık algısı haklar temelinde itaatkâr/pasif vatandaşlıktır. Cumhuriyetin ilk yıllarında ulusal bir çizgide itaatkâr/pasif vatandaşlar yetiştirilmek istense de eğitimdeki asıl ulusallaşma 1930'lu yıllardan sonra tam anlamıyla kendini göstermiştir. II. Meşrutiyetten Cumhuriyete geçen süreçte vatandaşlık eğitimi programlarında ve ders kitaplarındaki temel gaye evrensel ve ulusal ahlaki değerler ile bezenmiş, devlet yönetimi, çevre, sağlık ve ekonomik farkındalıklar kazanmış yurttaşlar yetiştirmektir. Anahtar Sözcükler: Cumhuriyet, ders kitapları, eğitim, iyi vatandaş, Meşrutiyet, öğretim programları, vatandaşlık

Cumhuriyet DönemiDers kitaplarıEğitim programları+7
Mehmet Melik Kaya
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet döneminde suç unsurları

Tarihi çok eskilere dayanan suçun önlenmesi ve suçlunun ıslahı ile emniyet yani asayişin sağlanmasından sorumlu kolluk kuvvetleri arasındaki münasebet, bir toplumun hem ahlaken hem de fiilen varlığını sürdürebilmesinin en önemli koşullarından birisini teşkil etmektedir. Bu nedenledir ki, 16. yüzyılın ikinci yarısından itibaren askeri anlamda Batı karsısında gerilemeye başlayan Osmanlı Devleti'nde, bu inkıraza sosyo-ekonomik çalkantıların da eklenmesiyle devlet ve halk asayiş, toplumsal ahlak ve huzur bakımından da dönem dönem sıkıntılar yaşamaya başlamıştır. Nitekim durumun farkında olan devlet ricali bu duruma son verebilmek maksadıyla askeri, hukuki ve sosyo-ekonomik bir takım ıslahatlara girişmiş, ancak süreç Tanzimat ile Islahat Fermanlarının ilanı ve anayasalı bir monarşi rejimi olan Meşrutiyet'in ilana kadar devam etmiş, fakat istenilen neticelerin sağlanamaması nedeniyle Cumhuriyet'in ilanı ile sonuçlanmıştır. Özellikle 19. yüzyılın başlarından itibaren Batılı devletlerin emperyalist ve sömürgeci emleri doğrultusunda yükselişe geçen politikalarının açık birer göstergesi olan Kırım Savaşı, 93 Harbi, Mısır'ın işgali ve Osmanlı coğrafyasının çeşitli bölgelerinde yaşanan bağımsızlık hareketleri, askeri ve iktisadi etkilerin yanı sıra devlet otoritesinin de gittikçe zayıflamasına sebebiyet vererek asayiş ve toplumsal yapıyı da büyük oranda etkilemiştir. Bir yandan savaşla, isyanlar ve bunlara bağlı olarak meydana gelen göçlerle uğraşmakta olan Osmanlı Devleti, diğer yandan da neredeyse her alanda yürütmeye çabaladığı ıslahat ve modernleşme hamleleri ile sistemi ve toplumu çağa ayak uydurabilecek konuma getirmeye uğraşmıştır. İşte bu modernleşme girişimleri dâhilinde öne çıkan mevzulardan bir tanesi de, sosyal kontrol mekanizmalarının ıslahı ve kolluk kuvvetlerinin yeniden düzenlenmesi ile asayiş, toplumsal huzur ve ahlakın sağlanması olmuştur.

FuhuşMeşrutiyet IIOsmanlı Dönemi+6
Aydın Yetkin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tanzimattan II. meşrutiyete Türk edebiyatında biyografi

Tanzimat dönemi, Türk Edebiyatında Batı edebiyatının tesiriyle yeni edebî türlerin ortaya çıktığı, önceden beri var olan türlerin de değiştiği bir dönemdir. Bu dönemde değişim gösteren edebî türlerden biri de biyografidir. Biyografi hakkında yapılan çalışmalarda genellikle bu edebî türün Eski Türk Edebiyatındaki tezkire geleneğinden etkilendiği ancak Tanzimat döneminden itibaren yavaş yavaş Batı edebiyatı etkisine girdiği anlatılır. Fakat bu çalışmalar söz konusu gelişimin seyrini gösterecek yapıda değildir. Elinizdeki tez çalışması, söz konusu eksikliği gidermek amacıyla yapılmıştır ve 1860-1908 yılları arasında biyografi türünde yayınlanan matbu eserlerin incelenmesinden müteşekkildir. Böylece Tanzimat döneminden II. Meşrutiyet dönemine kadar geçen zaman içinde biyografik eserlerin tezkire geleneğinden ayrılarak Batılı anlamda biyografi türüne nasıl yaklaştığı gösterilmek istenmiştir. Çalışmamızın 'Giriş' bölümünde öncelikle 'Türk Edebiyatı'nda Biyografi Türünün Gelişimi' üzerinde durulmuştur. Bu bölümde Tanzimat Dönemi Edebiyatından önce farklı adlar altında var olan biyografi geleneğinden bahsedilmiştir. İkinci olarak ise 'Tanzimattan İkinci Meşrutiyete Biyografi' başlığı altında türün, araştırdığımız dönemdeki gelişimi kısaca anlatılmıştır. Çalışmamızın ana bölümünü Tanzimattan II. Meşrutiyete kadar yazılan biyografi türündeki eserlerin incelemeleri oluşturur. Bu bölümde söz konusu dönemde Türk Edebiyatında yazıldığı ve yayınlandığı tespit edilen eserlerle ilgili incelemeler yer almaktadır. Bu incelemelerden hareketle varılan sonuçlar, çalışmamızın 'Sonuç' bölümünde dile getirilmeye çalışılmıştır.

BiyografiEdebiyatMeşrutiyet II+2
Gül Ayşe Akar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

İkinci Meşrutiyet ve Mütareke döneminde Serbesti gazetesi (1908-1920)

II. Meşrutiyet'in ilanından sonra, 16 Kasım 1908 tarihinde yayına başlayan Serbesti gazetesi, döneminin en şiddetli muhalefetini yaparak ön plana çıkmıştır. Gazete, meşrutiyetin ilanından önceki 33 yılı bir esaret olarak değerlendirmiş, bu sebeple her fırsatta Sultan II. Abdülhamid ve istibdat olarak değerlendirdiği dönemini eleştirmiştir. Meşrutiyetin ilanından sonraki dönem için de bazen ülkeyi doğrudan yöneten, bazen de dolaylı olarak yönetime müdahale eden İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni hedef almıştır. Üstelik Cemiyet'e yönelttiği eleştiriler daha şiddetli ve daha keskin olmuştur. Gazetenin İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne yönelttiği eleştiriler, Cemiyet'in gazeteye gönderdiği tehdit mektuplarıyla karşılık bulmuşsa da Serbesti eleştiriden geri durmamıştır. Bu muhalefet, tarihe ilk basın şehidi olarak geçen Hasan Fehmi'nin öldürülmesine sebep olmuş, devamında ise 31 Mart Vakası'yla sonuçlanmıştır. Dolayısıyla 31 Mart Vakası'nda Serbesti'nin yayın politikası önemli bir kilometre taşı olmuştur. Serbesti gazetesi, Balkan Harbi sıralarında orduya ve askere ciddi anlamda destek vermiştir. Fakat Milli Mücadele döneminde aksi istikamette hareket ederek Kuvâ-yi Milliye, Mustafa Kemal Paşa ve onun yol arkadaşlarına olanca gücüyle saldırmış; bağımsızlık mücadelesinin karşısında durmuştur. Kürt milliyetçiliğinin en ateşli savunucularından olan gazete, Kürtlere yeni ve müstakil bir kimlik oluşturmada büyük çaba harcamış; aynı zamanda bağımsız bir Kürt devleti kurulması için çok çalışmıştır. Bunların yanında, Serbesti yayın hayatında kaldığı on bir yılı aşkın sürede, eğitim, adalet, hürriyet ve temel insan hakları gibi konuları işlemiş, ülkede meydana gelen kanunsuz eylemlere, yolsuzluklara sütunlarında çokça yer vermiştir. Bu çalışmanın amacı, Serbesti gazetesinin ilk çıktığı günden, son sayısına kadar geçirdiği aşamaları, düşünce dünyasındaki değişimleri ve neden bu derece şiddetli bir muhalefete ihtiyaç duyduğunu anlatmaktır. Bu kapsamda gazetenin elde edilen tüm sayıları dikkatli bir incelemeye tabi tutulmuş, bunun yanında dönemin diğer gazeteleri ve arşiv belgeleri de değerlendirilmiştir. Netice itibarıyla, Serbesti'nin muhalefet politikasının altında yatan temel faktörler ortaya çıkarılmış, tarihe damga vuran önemli olaylarda Serbesti'nin ne derece etkisinin olduğu anlatılmıştır.

BasınGazetelerMevlanazade+7
Ahmet Aykut Horasanlı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Anılarda İttihat ve Terakki

Yakın dönem tarih çalışmalarında anı yazıları, sakıncalarına rağmen;oldukça önemli kaynaklardandır.Resmi kaynaklarda rastlanamayacak birçok bilgiye anılarda rastlamak mümkündür.Bu özelliğine rağmen akademik bir çalışma yaparken anı türünden yararlanma, titiz bir çalışma ve dikkati gerektirmektedir ki anılar, araştırmacıyı yanlış yöne götürebilecek bilgileri de içerebilmektedir. Siyasal tarihimizde önemli yer etmiş farklı düşüncelere sahip insanların ve İttihat ve Terakki Cemiyeti mensuplarının anılarından yola çıkılarak ortaya konulmak istenen bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler dışında "giriş" kısmında Osmanlı Devleti'nin 1683 Viyana Bozgunu sonrasında yaşadığı siyasal sıkıntıların II. Abdülhamid dönemine kadar özeti yapılmaya çalışılmıştır. "Birinci Bölüm" de, "Jön Türk" kavramının ortaya çıkışı ve "İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kuruluşu ile birlikte Meşrutiyet'in ilanına kadar olan yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleri ele alınmıştır. "İkinci Bölüm "de, Meşrutiyetin ikinci kez ilanı ile başlayan siyasallaşma süreci ve yaşanan çatışmalar, 31 Mart Olayı ve II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi sonrası kurulan hükümetler ve Babıali Baskını'na kadar olan gelişmelerden söz edilmiştir. "Üçüncü Bölüm" de, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin iktidara tamamen hâkim olması sonrasında yaşanan siyasal olaylar ve Birinci Dünya Savaşı'nın sonlanması ile birlikte Osmanlı Devleti'nin son dönemine damgasını vurmuş olan İttihatçı kadroların ülkeyi terk etmek zorunda kalmaları anlatılmaya çalışılmıştır. "Dördüncü Bölüm "de ise; İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Yapısı, Cemiyete Katılım (Yemin Töreni), Cemiyetin Gelir Kaynakları konuları ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Abdullah Cevdet,Cemal Paşa,Enver Paşa,İbrahim Temo,İshak Sükûti, İttihat ve Terakki Cemiyeti, Talat Paşa

AnılarMeşrutiyet IIOsmanlı Devleti+3
Mehmet Turgaz
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Tanzimat'tan II. Meşrutiyet'e Turgutlu: 1839-1908

Çalışma konumuz, 1839-1908 yılları arasındaki dönem dâhilinde, Osmanlı Devleti'nin yapısını önemli ölçüde etkileyen Tanzimat'ın ilanı ile II. Meşrutiyet idaresi arasındaki modernleşme sürecinin, Turgutlu ölçeğinde yansımalarını ve izdüşümlerini kapsamaktadır. Şehrin bulunduğu coğrafyanın ve dönemin gelişmelerinin, Turgutlu'ya yaptığı etkiler, bilhassa nüfus ve iktisadi yapı üzerindeki değişmeler çalışmamızda ele alınmıştır. Kaza'da, nüfusun doğal seyri dışında hızla artması, tarım ürünlerinde pamuk ve üzümün, hububata nazaran daha çok ekim alanı olarak tercih edilmesi, küçük ölçekli işletme sayısında artış ve fabrikaların kurulmaya başlama süreci, eserde ayrıntılı bir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca bu süreçte Turgutlu'nun, bir köyden tam anlamıyla bir "Kaza" hüviyetine kavuşması, idari yapının dönemin usulüne göre teşekkül etmesi, gayrimüslim nüfusun genel nüfus içerisindeki yerinin, sadece oran bakımından değil, sosyal ve iktisadi hayattaki etkisine göre de arttırması ve 1866 yılında şehre demiryolunun gelmesinin, Turgutlu'ya etkileri değerlendirilmiştir. Kısacası bu çalışmada, Tanzimat'tan II. Meşrutiyet'e (1839-1908) kadar geçen süre içerisinde Turgutlu'nun sosyal, ekonomik, idarî ve demografik yapısı işlenmiştir. Şehrin nüfusu, dinî yapısı, meslekî teşekkülleri, eğitim ve kültürel yapısı, tarım, hayvancılık, ticaret, sanayi gibi iktisadî yapısını oluşturan unsurları, idarî teşkilâtı ve yönetim evreleri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Turgutlu, Kasaba, Tanzimat, Meşrutiyet, Kasaba Demiryolu.

Ekonomik yapıHayvancılıkManisa-Turgutlu+7
İlker Mümin Çağlar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet dönemi şeyhülislamlarının siyasetle ilişkileri

Osmanlı Devleti'nin klasik döneminde şeyhülislamlar, devlet yönetimi içinde doğrudan bulunmamalarına rağmen önemli konularda kendilerine danışılmak amacıyla Divan-ı Hümâyûna çağrılırlardı. Özellikle şeyhülislamların verdiği fetvâların devlet yönetiminde ve siyasi alanda büyük bir etkisi bulunmaktadır. Ayrıca şeyhülislamların, padişahların aldığı kararlara karşı görüş bildirebilmeleri, kararlarını eleştirmeleri, padişahların tahttan indirilmelerine ve katledilmelerine kadar çeşitli konularda fetvâ vermeleri onların siyasi alandaki önemini ve gücünü göstermektedir. Bu çalışmada II. Meşrutiyet döneminde görev yapan şeyhülislamların siyasetle ilişkileri ele alınıp incelenmiştir. II. Meşrutiyet döneminde yönetime karşı ortaya çıkan askeri ve siyasi olaylar padişahları zor durumda bırakmıştır. Bu bağlamda padişahlar, devleti daha kolay yönetmek için, şeyhülislamların verecekleri fetvâlara ihtiyaç duymuştur. Bundan dolayı şeyhülislâmların, devlet yönetim sistemi içindeki etkileri daha da artmıştır. II. Meşrutiyetin tekrar ilan edilmesi için kurulan partilere başta şeyhülislâmlar olmak üzere birçok ilmiye mensubu ve ulema katılmış veya destek vermiştir. Böylece şeyhülislamların aktif bir şekilde siyasî hayatın içinde yer almaya başladığı söylenebilir. Bu çalışmada, Osmanlı Devleti'nin son dönemine ışık tutan şeyhülislamların, siyasi alana dönük müdahaleleri ele alınmıştır.

Din-siyaset ilişkileriMeşrutiyetMeşrutiyet II+5
Şule Özğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kilis`te yaşayan gayrimüslimler (1850-1925)

Bu çalışmanın amacı, 1850-1925 tarihleri arasında Kilis'te yaşayan gayrimüslimlerin sosyal, ekonomik ve kültürel durumlarını ortaya koymaktır. Ayrıca gayrimüslimlerin kendi aralarında ve Müslüman halk ile olan ilişkileri, farklı yönleri ve birbirlerine bakış açılan incelenmeye çalışılmıştır. İncelediğimiz bu dönemde, gayrimüslimlerin toplumsal yaşamlarında önemli bir gelişme olduğu gözlenmiştir. Özellikle Tanzimat ve Islahat Fermanı'ndan itibaren, eğitim düzeylerini yükseltmeleri, ekonomik yönden refah içinde olan gayrimüslimlerin sosyal yaşamlarını da etkilemiş ve onlarda toplumsal bilinci uyandırmıştır. Toplumsal bilinçte Ermeniler, diğer gayrimüslimlere göre daha ileri bir düzeye ulaşmışlardır. Bunu somut olarak 1. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele döneminde daha net olarak görebilmekteyiz. Araştırdığımız bu dönem ve öncesinde, gayrimüslimlerin Müslüman nüfusa oranlarının daha az olduğu görülmüştür. Yine araştırmalarımızda gayrimüslimlerin ve özellikle Ermeniler'in sosyal, kültürel ve ekonomik bütün haklara sahip oldukları ve bunu hiçbir kısıtlama olmadan kullandıkları tespit edilmiştir. Türkiye genelinde olduğu gibi, Kilis'te de Ermeniler kadar, Rumlar ve Yahudiler de Müslümanlar ile iyi ilişkiler içinde olmuşlar; Kilis ekonomisinde söz sahibi olacak kadar önemli mevkilere gelmişlerdir. Mevcut iddiaların aksine, "Ermeni Sorunu" hiçbir zaman yaşanmamış; Türkler geçmişten günümüze hakimiyetleri akındaki gayrimüslimlere baskı ve zulüm yapmamışlardır.

ErmenilerGayrimüslimlerKilis+4
Kadriye Günver
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet dönemi kadın hareketleri ve Kastamonu örneği

Tanzimat döneminde temelleri atılan kadın tartışmaları ve kadın konusu, II. Meşrutiyet Dönemi'nde meyvelerini vermeye başlamıştır. II. Meşrutiyet dönemi fikir akımlarına paralel olarak Batıcılar, Türkçüler ve İslâmcılar kadının eğitiminden, giyimine, tesettürden evlenme ve boşanmaya kadar her konuda tartışmışlardır. Bu tartışmalar mecliste de gündem ve önemini korumuştur.II. Meşrutiyet döneminde kızların eğitimine ağırlık verilmesi ile kadın hareketleri hız kazanmıştır. Bu gelişmeler Osmanlı topraklarındaki vilâyetlere de yansımıştır. Bu dönemde Kastamonu Vilâyeti'nde kız ibtidâîyesi ve karma okul sayısı artmış; kız rüştiyeleri ve kız öğretmen okulu açılmıştır.Nasıl ki II. Meşrutiyet Dönemi'nin zeminini Tanzimat dönemi hazırlamış ise Cumhuriyet döneminde kadın hakları, kadının eğitimi, çalışma alanları, kadınların sosyal ve kültürel alanlarda gelişimlerinin temeli de II. Meşrutiyet döneminde atılmıştır.

EğitimKadın hareketleriKadınlar+4
Sühendan Arıkan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet Dönemi Kastamonu emniyet teşkilatı

Bu araştırmanın konusu, II. Meşrutiyet Dönemi Kastamonu Emniyet Teşkilatı ve aynı dönemde Kastamonu'da asayiş durumunun değerlendirilmesidir. Bu çalışmayla Kastamonu vilayeti örneğinden yola çıkılarak, II. Meşrutiyet yıllarında taşrada, polis teşkilatlanmasının nasıl ve ne düzeyde gerçekleştirildiği ve güvenliğin ne düzeyde olduğu belirlenmeye çalışılmıştır.

GüvenlikGüvenlikKastamonu+6
Sedat Kılınçarslan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Rehber-i Tedris ve Terbiye adlı eserine göre Musa Kazım'ın eğitim ve öğretim üzerine görüşleri (1894-1897)

Tezin konusu; "Rehber-i Tedrîs ve Terbiye Adlı Eserine Göre Musa Kâzım'ın Eğitim Ve Öğretim Üzerine Görüşleri (1894-1897)"dir. Bu bağlamda tezin ilk bölümünde Osmanlı eğitimi ile ilgili genel bilgi vermesi açısından " Tanzimat'tan II. Meşrutiyet Dönemi'nin Sonuna Kadar Osmanlı Eğitim Sistemi (1839-1918)" anlatılmıştır. Öyle ki Osmanlı Devleti'nin son yıllarında eğitime büyük önem verilmiştir. Özellikle On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren modern okullar açılmaya başlanmıştır. İkinci bölümde; Osmanlı Taşra Teşkilatı hakkında bilgi verilmiştir. Klasik dönemden başlayarak, son döneme kadar olan süreç içerisinde taşra teşkilatı irdelenmiştir. Taşra teşkilatı hakkında bilgi verildikten sonra, taşra teşkilatı içinde maârif sistemine değinilmiştir. Üçüncü bölümde; Musa Kâzım'ın "Taşra Maârif Memurlarına Mahsus Rehber-i Tedris ve Terbiye" adlı eserinin ikinci bölümü (1897) incelenmiştir. Bu eser öğretmenlere birçok açıdan yol göstermesi bakımından önemlidir. Dördüncü bölümde Musa Kâzım'ın eserinin günümüz eğitim sistemi içerisinde değerlendirmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Eğitim, Tanzimat, II. Meşrutiyet, Modern Okullar, Musa Kâzım.

EğitimMeşrutiyet IIMusa Kazım Efendi+4
Seher Bölükbaş
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet Dönemi basınında kadın dergileri

Tanzimat döneminde toplumun sosyal ve kültürel açıdan gelişmesiyle birlikte Türkiye'de kadın dergiciliğinde ilk girişimler Tanzimat döneminde gerçekleşmiştir. II. Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki'nin devlet yönetiminde etkili olmasıyla birlikte kadınlara yönelik çalışmalara ağırlık verilmiştir. Kadınların toplumda sadece aile içindeki rolleri ile sınırlı kalmayıp toplumsal alanda da faaliyetler göstermelerinde olanak sağlanmıştır. II. Meşrutiyet döneminde basında özgürlüğün sağlanmasıyla kadın dergilerinde artış yaşanmıştır. Dergilerin yayınlanmasıyla birlikte kadınlar kendi duygu ve düşüncelerini ifade etmede rahat bir ortam bulmuşlardır. Kadınlar dernekler kurmuşlardır böylece kadınların toplumsal hayatta aktif rol almalarında kolaylık sağlamıştır. Çalışmamızda ilk olarak Türk kadınının modernleşmesi yolunda değişimler, feminist düşünce, düşünce akımlarının kadınlara tanınan haklara yönelik düşünceleri, değerlendirmeleri, kadın dernekleri ve kadın dergilerinde yazıları olan kadın yazarlar hakkında bilgi verilmiştir

DergilerKadın dergileriKadın yazarlar+6
Nurcan Türeyen
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

II. Meşrutiyet Dönemi beden eğitiminde çağdaş dönüşümler

II. Meşrutiyet Dönemi Beden Eğitiminde Çağdaş Dönüşümler? başlıklı tez çalışmasında; söz konusu dönemde beden eğitimi uygulamalarının yasal bir zemine oturtulmasını sağlayan hukuki çalışmalar, bu çalışmaların öğretim kurumlarındaki yansımaları, öğretmen yetiştirme çabaları, çağdaş bir anlayış oluşturmak için gerçekleştirilen denetim çalışmaları, kullanılan tesis ve malzemeler, beden eğitimi alanının öncü figürleri ile yöneticilerin katkıları ve dönüştürme enstrümanları olarak görülen yayın faaliyetleri, bayramlar ile paramiliter gençlik örgütlerindeki uygulamalarda ortaya çıkan çağdaş dönüşümlerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yaklaşımının bir türü olan doküman incelemesi yöntemi veya başka bir deyişle tarihi yöntemin kullanıldığı bu çalışma, 1908-1918 yılları ile sınırlandırılmış ve döneme ait ana kaynaklara dayandırılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; II. Meşrutiyet döneminde beden eğitimi alanını sağlam bir temele oturtmak için çıkarılan resmi mevzuatların etkili bir dönüştürücü olarak kullanıldığı; ayrıca pedagojik, Sosyal Darwinist, paramiliter ve biyo- politik bir anlam yüklenen beden eğitimi derslerinin dönemin koşullarına uygun olarak neredeyse tüm öğretim kurumlarının müfredatlarında yer aldığı ve öz kaynakları kullanarak gerçekleştirilen öğretmen yetiştirme çabalarına da ilk kez bu dönemde yer verildiği görülmektedir. Selim Sırrı Bey tarafından yürütülen teftiş çalışmalarında geçmişten gelen yanlışları düzeltme, İsveç jimnastiği uygulamalarını benimsetme ve yaygınlaştırma amaçlanmıştır. Tesisleşme alanında ve ders aletlerinde de İsveç jimnastiğine uygun dönüşümlerin yaşandığı bu dönemde, okullarda ve okul dışında yürütülen yaygınlaştırma çabaları yayınlanan süreli eserler ile telif ve tercüme kitaplarda hayat bulmuştur. Okullar ve kulüplerin katılımıyla düzenlenen bayramlar milli bilinç, heyecan ve coşkunun oluşmasında önemli bir rol oynamıştır. Aynı dönemde beden eğitimi uygulamalarından sıklıkla yararlanılan diğer bir alan da özellikle paramiliter amaçlar etrafında oluşturan gençlik örgütleri olmuştur. Sonuç olarak, beden eğitimi alanında II. Meşrutiyet öncesinde hiç gerçekleşmeyen veya sınırlı sayıda yürütülen çabalar, tüm güçlüklere rağmen II. Meşrutiyet döneminde yerini niceliksel ve niteliksel olarak çağdaş bir anlayışa bırakmış, böylece Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilecek yeni reformların altyapısı da hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Meşrutiyet, Çağdaşlaşma, Eğitim, Beden Eğitimi, Jimnastik.

Beden eğitimiJimnastikMeşrutiyet II+3
Sabri Özçakır
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet Dönemi'nde çıkarılan İslam Dünyası dergisinin dönemin olaylarına bakış açısı

II. Meşrutiyetin ilanı ile oluşan özgürlük ortamında, fikir akımlarının da etkisi ile pek çok gazete ve dergi yayınlamıştır. Bu dönemde Tatar- Cedit hareketinin Anadolu'da ki uzantısı olarak yayın hayatına başlayan İslam Dünyası Dergisi'de bu yayınlardan biri olmuştur. Derginin baş yazarı ve sahibi Abdürreşid İbrahim tarafından 1913-1914 yılları arasında İslamcılık fikir akımının etkisi ile çıkarılan dergi toplam 27 nüsha yayınlanmıştır. Dergi öncelikli amacını Osmanlı Müslümanlarını olarak belirlemiş olsa da sayfalarında diğer Müslüman ülkelerin durumlarını içeren makalelere de sık sık yer vermiştir. Bu çalışma ile Meşrutiyet matbuatında yer almasına rağmen göz ardı edilen İslam Dünyası Dergisi'nde yer alan makalelerin çevirisi yapılarak dönem anlatılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İslam Dünyası, Abdürreşid İbrahim, Tatar-Cedit Hareketi, Meşrutiyet, Basın

Abdürreşid İbrahimBasınDergiler+6
Yıldız Yanıkkaya
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Aşâir ve Muhâcirîn Müdîriyyet-i Umûmiyyesi Teşkilât tarihi (1914?1922)

Bu tezde 1913 yılında Dâhiliyye Nezareti bünyesinde teşkil edilen İskân-ı Aşâir ve Muhâcirîn Müdîriyyeti'nin genel müdürlüğe dönüşüm süreci ile Aşâir ve Muhâcirîn Müdîriyyet-i Umûmiyyesi'nin kuruluşu, binası ilk önce ele alınmıştır.Çalışmanın devamında Genel Müdürlüğün merkez ve taşra teşkilatları ayrıntılı olarak arşiv belgelere dayanılarak işlenmiştir. Merkez teşkilatındaki şubeler ile taşra teşkilatındaki müdürlük ve memurluklar işlenirken karanlıkta kalan kısımlar arşiv belgeleriyle aydınlatılmaya çalışılmıştır. Bu teşkilat içinde çalışanların ele alındığı başlıklarda atama ve görevler aktarılmıştır.Genel Müdürlüğün çalışma yöntemi alt başlıklar halinde anlatılmıştır. Burada iskân hususu, araştırma ve inceleme çalışmaları ile Mondros Mütarekesi sonrasındaki faaliyetler yine belgeler doğrultusunda işlenmiştir.Böylece teşkilat tarihi açısından (Birinci Dünya Savaşı öncesi/esnâsı ve sonrası) üç dönemdeki yapısal durum ortaya konulmaya çalışılmış, kurumun bir sosyal yardım kuruluşu olduğu yönündeki düşünce kuvvetlenmiştir.

Aşair ve Muhacirin Müdiriyyet-i UmumiyyesiAşiretlerGöçler+6
Volkan Marttin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

I. Meşrutiyet Dönemi Makedonya'da Bulgar çete faaliyetleri

Tarih boyunca, bir çok milletin bir biriyle mücadele sebebi ve alanı olan Makedonya, bu mücadeleler sonucu muhtelif devletlerin yönetimine geçmiş bir coğrafya olması hasebiyle büyük önem arz etmektedir. Bu sebeple, sayısız göçlere ve savaşlara sahne olması; ayrıca çeşitli etnik unsurların bu bölge üzerinde hak iddia etmesi, ortaya değişik Makedonya tanımlarının çıkmasına sebep olmuştur. Siyasi sınırlarının yanında, etnik ve dini yapısı da karışık olan bu coğrafya, gerek siyasi gerekse etnik olarak yamalı bohçayı andırır tarzdadır. Makedonya'daki bu siyasi ve etnik durum, milliyetçilik akımının etkisi ile daha da karmaşık bir hal almıştır. Makedonya'daki etnik unsurların her biri, 18. Yüzyılda başlayan ?milliyetçilik? akımının etkisine kapılarak, mezkur bölgeyi kendi topraklarına katmak için büyük bir mücadeleye girişmişlerdir. Bu mücadele, tarihte ?Makedonya Sorunu? olarak addedilmiştir. Makedonya'da hak iddiasında bulunan ulusların her biri, Makedonya'da komiteler kurarak Osmanlı Devleti egemenliğine karşı olduklarını ortaya koymakla kalmamış fiili mücadeleye geçmişlerdir. Komitelerin bu fiiliyatı çeşitli silahlarla ve acımasızca yapmaya başlaması, Makedonya bölgesindeki karışıklığı daha da arttırmıştır. Özellikle de bu çalışmanın özünü teşkil eden ?Bulgar komite ve çetelerinin faaliyetleri?, diğerlerine nazaran Osmanlı Devleti'ni, daha zor duruma düşürmüştür. Çalışmanın kapsamı, I. Meşrutiyet döneminde Bulgar komite ve çete faaliyetleri olarak belirlenmiştir. Berlin Antlaşması'yla başlayan bu süreçte Bulgaristan, Büyük Bulgaristan hayalini gerçekleştirmek için önce Şarkî Rumeli Vilayeti'ni ilhak etmiş, sonra da Makedonya'yı topraklarına dâhil etmek için faaliyetlerini yoğunlaştırmıştır. Bu durum, çete faaliyetleri sebebiyle, yapılması öngörülen ıslahatların da uygulanmasını zorlaştırmıştır. Zaten Bulgarların amacı, ıslahın gerçekleşmesi değil asayişin daha da bozulmasını temin ederek ?Bölgede can güvenliği yok; Osmanlı Devleti gerekenleri yapmıyor? telkini ile Avrupa'nın bölgeye müdahalesini sağlamaktı. Osmanlı Devleti, Makedonya'daki çete faaliyetlerine karşı sıkı önlemler almıştır. Ancak bölgede Bulgar çetelerinin terör eylemleri ve Avrupa'nın bitmek bilmeyen müdahaleleri ile Osmanlı Devleti'nin maddi anlamdaki yetersizlikleri, alınan tüm tedbirlerin sonuçsuz kalmasına neden olmuştur.Anahtar Kelimeler:1.Makedonya Meselesi,2.Bulgar komiteleri,3.Bulgar çeteleri,4.Bulgar eşkiyaları,5.Osmanlı Devleti.

Bulgar ayaklanmalarıBulgaristanBulgarlar+6
Fatma Gül Özküçük
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Mahmut Şevket Paşa'nın Hareket Ordusu Kumandanlığı ve 31 Mart'taki propaganda faaliyetleri

Rumî takvime göre, 31 Mart 1325'te meydana geldiği için literatüre 31 Mart Vakası olarak geçen hadise, görünüşte gerici bir ayaklanma olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayaklanmayı bastırmak üzere, Selanik'te vücuda getirilen Hareket Ordusu, ayaklanmayı bastırmasının ardından, siyasi yönetimin İttihat ve Terakki Cemiyeti ve dolayısıyla askeri düzenin eline geçmesinde etkili olmuştur. Hareket Ordusu'nun kumandanı olan Mahmut Şevket Paşa, 31 Mart sürecinde yalnızca askeri hamleleri ile değil, siyasete müdahale eden adımlarıyla da dönemin en çok adından söz ettiren karakteri olmuştur. Askeri ve siyasi stratejilerini, basın-yayın yoluyla gerçekleştirmiş olduğu propaganda faaliyetleri ile perçinleyen Mahmut Şevket Paşa, propagandasını, Meşrutiyetin yegâne bekçisi olma yönünde sunmuştur. Askeri tazyikin bir sonucu olarak ilan edilen II. Meşrutiyet, kendisinden beklenileni verememiş ve II. Meşrutiyet'in sloganı haline gelen "hürriyet, müsavat, uhuvvet" söylemlerine ters düşecek olaylar zuhur etmiştir. 31 Mart'ın patlak vermesi neticesinde, siyasi yönetimde tek söz sahibi olan İttihat ve Terakki ile cemiyete yakın bir isim olan Mahmut Şevket Paşa, sivil olması gereken siyasetin, ordunun eline geçmesinde ön ayak olmuşlardır. Dönemin en gelişmiş propaganda aracı olan basın, 31 Mart İsyanı'na doğru gidilirken çatışma içinde olan her iki kutup tarafından da etkili bir biçimde kullanılmıştır. Neticede isyanı bastırarak hâkimiyeti eline geçiren Mahmut Şevket Paşa, 31 Mart İsyanı boyunca ve isyandan sonra propaganda faaliyetlerine devam etmiştir. İyi bir hatip olan ve üslubu ile kitleler üzerinde tesir yaratan Mahmut Şevket Paşa, propagandasını uygularken bu yeteneğini ziyadesiyle kullanmıştır.

31 Mart olayıAskeri müdahaleBasın tarihi+7
Birgül Yılmaz
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet döneminde okul öncesi eğitim (1908-1918)

Bu çalışmanın amacı eğitim programlarından okul öncesi eğitimin Osmanlı Devleti'nin II. Meşrutiyet döneminde hazırlık, uygulama ve tutumlar bağlamında geçirdiği süreci tarihi açıdan ortaya koymaktır.Osmanlı Tarihinin dönüm noktalarından biri olarak kabul edilen ve önemli sayılan II. Meşrutiyet döneminde, yaşamın gelişim ve eğitim açısından kritik zamanlarından biri olan okul öncesi eğitimin geçirdiği süreç ele alınmıştır.Modern okul öncesi eğitimin Osmanlı Devleti'nde ortaya çıktığı zaman olarak kabul edilen II. Meşrutiyet döneminde bu eğitim kademesinin resmi faaliyetlerde, öncü denilebilecek kişilerin faaliyetlerinde, azınlık ve yabancıların faaliyetlerinde, basılı eserlerde nasıl yer aldığı konu edinilmiştir.Araştırmanın kaynaklarını II. Meşrutiyet döneminde resmi makamlar tarafından oluşturulmuş belgeler, basılı eserler ile bu dönemde yayımlanmış yayınlar oluşturmaktadır. Bu kaynaklar ağırlıklı olarak Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Beyazıt Devlet Kütüphanesi ve Ankara Milli Kütüphane koleksiyonlarından taranmış, ikincil kaynaklar yardımıyla betimlenerek araştırma metni oluşturulmuştur.Kaynaklardan ulaşılan sonuca göre II. Meşrutiyet döneminden önce azınlık ve yabancılar tarafından oluşturulup bu dönemde eğitim faaliyetlerine devam eden okul öncesi eğitim kurumları vardı. İlk resmi uygulamalar ise 1913 yılında bir ana mektebinin ve öğretmen yetiştiren kurumun açılması olmuştur.Bu alanda yetişmiş insan kaynakları olmadığı için hem öğretmen yetiştiren kurumda hem de okul öncesi eğitim kurumlarında azınlık ve yabancılara mensup kadın öğretmenlere görev verilmiştir.Bu dönemde okul öncesi eğitim savaşlar nedeniyele fazla gelişmese de kurumlarıyla, personeliyle, programıyla uygulama örnekleriyle bir altyapı oluşturulmuştur.

AzınlıklarEğitimEğitim tarihi+4
Musa Bardak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet döneminde Bitlis hapishaneleri

Günümüzde merak edilen konulardan biri hapishanedir. Hapishanenin detaylı olarak incelenip yorumlanması tarih açısından önemlidir. Bu çalışmamızdaki amaç Bitlis Hapishanelerini II. Meşrutiyet Dönemi içerisinde ele almaktır. Bu dönemde Bitlis ve Bitlis'e bağlı olan kazalardaki hapishanelerin durumu incelenmiştir. Hapishanelerde ıslah çalışmaları II. Meşrutiyet Dönemi'nde Bitlis Hapishanelerinde de meydana gelmiştir. Bu dönemde hapishanelerin fiziki durumu, mahkûmlar ve hapishane çalışanları ıslah edilmeye çalışılmıştır. Yapılan bu ıslahat çalışmaları Bitlis'te tam manasıyla hayata geçirilememiş olsa da, bölgede az da olsa suç oranlarında azalma görülmüş ve ceza yöntemleri değişime uğramıştır. Hapishanelerdeki firar, af konuları ve mahkûmların sağlık durumu araştırılarak bunlar hakkında bilgi verilmiştir. Bitlis ve kaza bölgelerinde hapishane olarak hükümet konaklarının alt katı kullanılmıştır. Mahkûmlar için ayrı bir hapishane binası yapılmak istense de devletin bütçe yetersizliğinden dolayı gerçekleştirilememiştir. Anahtar Kelimeler: Bitlis, Hapishane, II. Meşrutiyet, Mahkûm

BitlisCeza infaz kurumlarıMahkümiyet+3
Kibar İliş
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Çorum`un idari, sosyal ve ekonomik yapısı: Tanzimat - II. Meşrutiyet

Bu çalışmada Çorum şehrinin Tanzimat'tan II. Meşrutiyet'e kadar idarî, sosyal ve ekonomik durumu incelenmiştir. Çalışmada, öncelikle Çorum'a ait olan 16 adet şer'iyye sicili ve ( Bu siciller 1839-1909 yılları arasını ihtiva etmektedir) 1845 yılında tutulan temettuât defterlerinden yararlanılmıştır. ( Çorum'un mahallelerine ait 42, köylerine ait ise 146 temettuât defteri mevcuttur.) Ayrıca Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde değişik tasnif ve fonlarda bulunan defter ve belgeler, devlet salnameleri, Ankara vilâyet salnameleri ile Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nden temin edilen vakıf ile hurufat defterlerinden de faydalanılrnıştır. Çalışma giriş ve beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Çorum'un idarî yapısı ve yönetimi, ikinci bölümde dinî, sosyal ve resmi yapılar, üçüncü bölümde eğitim, nüfus, aile hayatı ve kültürel unsurlar, dördüncü bölümde tarım, hayvancılık ve meslek grupları ele alınmıştır. Son bölümde ise adlî, askerî ve şehrin güvenliğiyle ilgili konular incelenmiştir. Osmanlı Devleti'nin Tanzimat'tan sonra idarî, malî, askerî ve adlî alanlarda yaptığı yeniliklerin etkileri Çorum' da da görülmüştür. Özellikle idarî alanda yapılan yenilikler Çorum' da etkili olmuş ve 1856 yılında kaza haline getirilmiştir. Uzun süre kaza müdürleri, kaymakamlar tarafından yönetilen şehir, 1894 tarihinden itibaren de mutasarnflarca yönetilmiştir. Kazada dinî ve sosyal yapı olarak camiler, mescidler, medreseler, zaviyeler, hamamlar ile Mevlevi ve Rifaîlere ait tekkeler mevcuttur. Çalışmada ayrıca Çorum' daki aile yapısı, halkın kullandığı giyim ve ev eşyaları ile nüfûs hakkında ayrıntılı bilgiler verilmiştir. Çorum'daki tarım arazileri, büyük ve küçükbaş hayvancılık, esnaf grupları, halkın gelir kaynaklan ve gelir dağılımı da ele alman diğer konulardır.

19. yüzyıl20. yüzyılMeşrutiyet II+7
Şerif Korkmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet`in Balkanlar`daki Osmanlı idaresine etkileri

Üzerinde pek çok ırkın yaşadığı, çeşitli dillerin konuşulduğu ayn ayrı medeniyetlerin yükseldiği, farklı din ve mezheplerin barındığı bir yer olan Rumeli, Osmanlı idaresine girdikten sonra devletin gösterdiği hoşgörüyle bu özelliğini pek fazla değiştirmeden zamanımıza ulaştırmıştı. XX. yüzyılda patlak veren Milliyetçilik fikir ve hareketleri doğal olarak Balkanları ilk fethettiğimiz günlerdeki haline döndürme arzusunu da beraberinde getirmişti. Osmanlı fethi öncesi birbirleriyle amansız mücadele içinde olan Balkan halkları zayıflayan Türk idaresi ile çekişmelerine yüzyıllar öncesinde bıraktıkları yerden tekrar başlamışlardı. "Rumeli Meselesi" adım verdiğimiz bu kargaşaya bir de emperyalist devletlerin menfaatleri doğrultusunda Balkanlar da imtiyaz sahaları bulabilmek için etnik mücadeleyi kışkırtmaları meseleye yeni boyutlar katmıştı. Osmanlı İmparatorluğunun Avrupa topraklarına musallat ettikleri yangının kundağını Ortodoks Rus emperyalizmin sokup ateşlemesi ve Fransız ihtilâlinin de alabildiğine körüklemesi sonunda, Rumeli günümüze kadar kan ve ateşler içinde kaldı. Bütün bu emellerin çatışmaların muhatabı olan Osmanlı İmparatorluğunun iç durumu çok karışıktı. XDC Ve XX. Yüzyıl da Osmanlı Devleti dönemin güçlü devletlerine oranla ilim ve teknoloji yönünden büyük ölçüde gerilemesi, devlet mekanizmasında etkinliğini kaybedip çalışamaz bir duruma gelince malî ve ekonomik sistemler bozulmuş, buna paralel olarak da devletin en önemli müesseseleri bile faaliyetlerini sürdüremez olmuşlardı. Bütün bunlara rağmen Osmanlı, dil, din, ırk farkı gözetmeksizin imkânları ölçüsünde adilâne bir idare sağlamaya çalışmıştı. Avrupa devletleri Balkan devletlerini kışkırtarak İmparatorluğun sınırlan içinde yaşayan bütün Hıristiyan unsurları ıslahat adı altında devletin bünyesinden kopartmak istiyordu. Osmanlı Devleti, Avrupalı devletlerin kendisinden istemiş olduğu "ıslahatları" 1839, 1856 ve 1876'da çeşitli girişimlerle yapmaya çalışmış ise de ancak pek bir şey yapılamamıştı. "Islahat Meselesi" adı altında devletin bütünlüğü üzerinde oyunlar oynayan Emperyalist Devletlere karşı bir reaksiyon olarak kurulan İttihat ve Terakki Partisi mensupları, Osmanlı Devleti'nin çöküşünü ve istibdadı durdurmak gayesiyle İkinci Meşrutiyeti önce Makedonya'da sonra tüm ülkede ilân etti.Meşrutiyetin amacı realistti. Amaç; Osmanlı İmparatorluğunun mevcut sınırlan için de varlığını koruyup devam ettirmesini sağlamaktı. Osmanlı Hanedanının temsil ettiği devlet idaresine parlamenter bir sistem ile halkın katılmasını sağlamaktı. Kanun-u Esasiyi ilân ettiren ittihatçılar devrini tamamlamış bu yapıyı siyasî, sosyal ve ekonomik yönleri ile birlikte yok etmeye kesin karar vermişlerdi. Meşrutiyetin ilâm ile diğer şeylerin yam sıra yeni bir devlet kavramı ile birlikte yeni bir "vatandaşlık" kavramını da temsil ediyordu. Yalnızca eski rejimin temel direkleri olan monarşi ve köhnemiş bürokrasinin imtiyazları değil, aynı zamanda bir çok etnik ve dinî cemaatlerin imtiyazları da ortadan kalkıyordu. Herkes yasalar önünde eşit sayılacak ve birinci sınıf vatandaş olacaktı. Bilhassa kadınlar için yeni bir çağ başlamıştı. Devlet, eğitim gibi bir çok işlevi kendi üzerine aldı. Hafiye örgütü, mesken dokunulmazlığı, yurt dışına çıkabilme serbestisi, sansür ve ekonomiyi geliştirmek için bazı önlemler alındı. Diğer taraftan Meşrutiyetin ilânından en çok endişe duyanlardan ilki saray halkı oldu. 1908 darbesi saray çevresinin siyasete hâkimiyetinin ve saray politikasının sonu olmuştu. İkinci Meşrutiyetin ilâm ile istibdadın keyfî idaresinden faydalanan ve siyasî emellerini Osmanlı İmparatorluğunun zaafı üzerine kurmuş olan büyük devletler arasında da korku ve endişe yarattı. Özellikle Meşruti ıslahat döneminde "Milliyet ya da mezhep adı taşıyan siyasî guruplar" kurmanın yasaklanması ile Rum, Arnavut, Sup ve Bulgar kulüplerinin kapatılması ve "Eşkıyalıkla Mücadele Kanunu", "Kamu Toplantıları Kanunu" ve "Müslüman Olmayan Vatandaştan Askere Alma" kanunlarının çıkarılması ve bilhassa kapitülâsyonların kaldırılması için çareler aranmaya başlanması, Büyük Devletlerin gözünden kaçmadı. Büyük Devletler bu girişimleri baltalama teşebbüslerine devam ettiler. Yayılmalarını sağlayan ideolojik akımlar, Osmanlı İmparatorluğunun "İrklar ve dinler yığışımı olan" Balkanları bir "Babil Kulesine" çevirmişti. Balkanlar ve bilhassa Makedonya Hellenizm, Slavizm, Germanizm, Siyonizm, Turanizm, Arnavut ve Ulah davaları ve İslamcılık akımlarının keşiş tikleri bir bölge haline getirildi. Bütün bunlara bir de Muhalif gurupların faaliyetleri, birbirini takip eden ve suçluları yakalanamayan suikastlar ve Balkan Devletlerinin aralarında anlaşmaları ve Osmanlı Devlet adamlarının gafleti sonunda ağır bir mağlûbiyete uğrayarak tüm Balkanlardan çekildi.

BalkanlarMeşrutiyet IIOsmanlı Devleti
Mevhibe Savaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00

Related subjects