İşbirlikli öğrenme
Bu konu başlığı altında 208 tez
Din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde işbirlikli öğrenme-öğretme yaklaşımının uygulanması (Isparta örneği)
ÖZET Bu araştırmanın temel amacı, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) öğretmenlerinin ve ortaokul öğrencilerinin işbirlikli öğrenme yöntemine dair deneyimlerini derinlemesine analiz etmektir. Araştırma, bu yöntemin DKAB derslerindeki uygulanma potansiyelini, sağladığı katkıları ve uygulama sürecindeki güçlükleri ortaya koymayı hedeflemektedir. İşbirlikli öğrenme; öğrencilerin aktif katılımını, öğrenmeyi anlamlı ve eğlenceli kılmayı, sosyal becerilerin gelişimini ve farklı öğrenme stillerine uyumunu desteklemektedir. Araştırma bulgularıyla da desteklenen yöntemin bu yapısı özellikle DKAB derslerinin yapılandırmacılığa uygun muhtevası, yöntemin tercih edilme nedenleri arasında yer almaktadır. Ancak yöntemin uygulanmasını zorlaştıran etkenler de vardır. Sınav sistemi, müfredat yoğunluğu, ders saati yetersizliği ve kalabalık sınıflar gibi sistemsel ve dış etmenlerle öğrenci isteksizliği ve öğretmenin bilgi, tecrübe eksikliği bu etmenler arasındadır. Araştırmanın yönteminde nitel araştırma desenlerinden durum çalışması yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırma, Isparta'da görev yapan 25 DKAB öğretmeni ve Isparta'daki bir ortaokulda öğrenim gören 42 öğrenci ile yürütülmüştür. Veriler, öğretmen ve öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Toplanan veriler, MAXQDA analiz programı kullanılarak tematik analizden geçirilmiştir. Bulgular, dört ana tema 'öğretmen deneyimleri' ve altı ana tema 'öğrenci deneyimleri' çerçevesinde yapılandırılmıştır. Öğretmen deneyimleri işbirlikli öğrenme yönteminin tanımı, yöntemi uygulama ve uygulamama sebepleri, yöntemin olumlu-olumsuz yönleri ile öğretmen önerilerinden oluşmuştur. Öğrenci deneyimleri ise; yöntemin tanımı, öğrencilere katkısı, yöntemin olumlu-olumsuz yönleri, yönteme dair öğrenci hisleri ve öğrenci önerilerinden müteşekkildir. Öğretmen ve öğrenci deneyimlerinin çok boyutlu olarak betimlendiği araştırmada, işbirlikli öğrenme yönteminin Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli perspektifinde DKAB derslerinde etkin bir şekilde uygulanabilmesi için, öğretmenlere yönelik yeterli eğitim verilmesi ve müfredat ile sınav sisteminin yöntemin felsefesiyle uyumlu hale getirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
TGA yöntemine dayalı işbirlikli grup çalışmalarındaki söylemsel yapıların incelenmesi
Bu çalışmada beşinci sınıf Fen Bilimleri dersinde TGA yöntemine dayalı işbirlikli grup çalışmaları sırasında grup üyelerinin etkileşimsel rollerinin neler olduğunu, grupların akıl yürütme şekillerini, söylem desenlerini ve öğretmenin etkileşimsel müdahalelerini inceleyebilmek için video ve ses kaydı aracılığıyla veri toplanmış ve söylem analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden uygun örnekleme yöntemi kullanılarak oluşturmuştur. Araştırma sonucunda a) öğrencilerin etkileşimsel rolleri "Birlikte anlamayı teşvik eden" ve "Birlikte anlamayı engelleyen roller" olarak kodlanmış ve görülme sıklıkları belirlenmiştir. b) Grup çalışması sırasında açığa çıkan rollerin grupların akıl yürütme şekillerini etkilediği görülmüştür. Yüzeysel akıl yürüten gruplarda görev dışı konuşmaların sıkça yer aldığı, derinlemesine akıl yürüten gruplardaki öğrencilerin ise iş birlikli çalışma sırasında bilgiyi birlikte yapılandırdığı, birbirlerinin fikirlerini geliştirdikleri ve detaylandırdıkları görülmüştür. c) Yüzeysel ve derinlemesine akıl yürüten gruplara öğretmenin etkileşimsel müdahalelerinin farklı olduğu belirlenmiştir. Bulgulara göre öğretmenin genel olarak derinlemesine akıl yürüten gruplarda en fazla öğretici müdahalede bulunduğu, yüzeysel akıl yürüten grupta ise en fazla yeniden yönlendirici müdahalelerde bulunduğu gözlenmiştir. d) Öğrencilerin grup içi etkileşimlerinde genellikle üçlü desen görülürken öğretmenin sürece dahil olduğu zamanlarda etkileşimde zincir deseninin ortaya çıktığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, işbirlikli grup çalışması sırasında grup rollerinin belirlenmesi ve grupların akıl yürütme şekillerinin ortaya konması; grup dinamiklerini anlama ve öğrencilerin işbirlikli öğrenme stratejilerini geliştirme açısından önemlidir. Öğretmenin etkileşimsel müdahaleleri öğrencilerin daha derinlemesine düşünmelerini ve fikirlerini açıklamalarını teşvik ederek söylem desenlerini zenginleştirebilir. Bu nedenle hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerde işbirlikli grup çalışmalarında öğretmen müdahalelerinin etkisinin çalışılması öğretmen eğitimlerinin kalitesinin artmasını sağlayacaktır.
A conversation analytic study on the displays of task difficulty in task-oriented video-mediated interactions
Technology-mediated task-based language teaching growingly sets to become a vital methodology in language teaching and the learning process yet arises questions regarding the viable implications of task design that affect task complexity and task difficulty. This issue has largely been examined in the classroom environment yet remained unexplored in the technology-mediated and online interactional environments. This study aims to present participants' ways of displaying task difficulty in collaborative information-gap tasks. The data includes screen recordings captured by task participants as a part of a telecollaboration project. The analyses rely on the micro-analytic lens of multimodal Conversation Analysis to examine video-mediated interactions on Skype or Google Hangouts and on-screen behaviours in situ. The findings reveal that task participants deploy diverse sources to display and tackle task difficulty over the process of task engagement such as: (i) expressing the difficulty in an explicit way; (ii) revealing the task-relevant trouble through exclamation; (iii) displaying task difficulty with claims of insufficient knowledge; (iv) orienting to skip the relevant task components after not finding a candidate answer, which becomes observable in-and-through video-mediated interactions. In the light of the results, this study provides significant implications for understanding the concept of task difficulty in interaction, epistemic stances of participants in the act of co-construction of meaning, the implementation of task-based language teaching (TBLT), and its premises for computer-assisted language learning (CALL), and synchronous telecollaboration projects.
İşbirlikli öğrenme modelinde kullanılan kavram haritalarının öğrencilerin asitler-bazlar konusundaki başarı ve tutumlarına etkisi
Kimya dersi öğretim programı, öğrencilerin kavramları ezberlemelerinin aksine, kavramlar arasındaki anlamsal ilişkileri belirleyerek kalıcı öğrenmelerini hedeflemektedir. Bu araştırma, İşbirlikli öğrenme yönteminin Öğrenci Takımları Başarı Bölümleri(ÖTBB) tekniğinde bir öğrenme aracı olarak kullanılan kavram haritalarının kimya dersinde kullanılmasının 10. sınıf öğrencilerinin "Asitler, Bazlar ve Tuzlar" konusunda başarılarına ve derse yönelik tutumlarına etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır.2021-2022 eğitim-öğretim yılında Amasya'da bir lisede 80 öğrenci ile gerçekleştirilen çalışma eşitlenmemiş kontrol gruplu deneysel desen (nonequivalent control group design) ile yürütülmüştür. Deney grubunda (N=40) dersler "Asitler, Bazlar ve Tuzlar" konusunda ÖTBB'de kavram haritaları ile desteklenerek, kontrol grubunda (N=40) ise, mevcut kimya öğretim programına göre geleneksel öğrenme yöntemi kullanılarak işlenmiştir. Veriler; Asitler- Bazlar Başarı Testi (ABBT), Kimya Dersi Tutum Ölçeği (KDTÖ) ve Kavram Haritasına Yönelik Tutum Ölçeği (KHTÖ) kullanılarak elde edilmiştir. Ayrıca sürece ilişkin öğrenci görüşleri ve gözlemci görüşleri alınmıştır. Araştırmanın sonucunda, başarı açısından İşbirlikli öğrenme modelinde kavram haritası desteğiyle yürütülen dersler lehinde anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna varılmıştır. Kimya dersine yönelik tutum ölçeği(KDTÖ) puanları incelendiğinde deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Kavram haritalarına yönelik tutum ölçeği(KHTÖ) puanları incelendiğinde de deney grubu ön test son test puanları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır.
An exploration into the collaborative experiences of L2 pre-service teachers in online practicum
Pre-service teachers acquire authentic classroom experience through School Experience and Teaching Practicum courses in the final year of their undergraduate education. In this learning to teach process, prospective teachers are in constant collaboration with university-based supervisors, school-based cooperating teachers, peer student teachers and learners. However, studies on the contributions of these stakeholders to collaboration from the perspectives of student teachers themselves are rare in the literature. To address this gap, this study describes collaborative experiences of prospective English language teachers with other stakeholders during their practicum. Data depicting the collaborative nature of an online practicum taking place during Covid-19 pandemic were collected through semi-structured interviews and open-ended questionnaires. Five student teachers supervised by the same faculty member participated in the study, representing various cases across primary, secondary, and high school levels, and in the form of solo or paired placement. Qualitative analysis uncovered the dynamics of collaborative experiences of student teachers. Although the field experience was based on the triangular teacher training model suggested by the Faculty-School Partnership Protocol, the model was reported to be not realised and student teachers showed different patterns of collaboration to compensate for the missing participant(s). This dissertation highlights collaborative facets of student teachers' practicum experiences and underscores the impact of interactive online practicum engagement on field experience quality. It emphasizes the role of clear policies in fostering effective collaboration, enhancing the practicum, and elevating teacher education quality.
Sağlık meslek grupları eğitiminde mesleklerarası eğitim ve işbirliğine yönelik paydaş görüşleri
Bu çalışmanın amacı sağlık alanı eğitiminin bileşenleri olan öğretim üyeleri ve öğrencilerin mesleklerarası işbirliği (MAİ) ve mesleklerarası eğitim (MAE) hakkındaki görüşlerinin incelenmesidir. Çalışmada bireylerin öznel algılarının gerçekçi ve bütüncül bir bakış açısıyla ortaya konmasına olanak sunan nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler, Ankara ilinde sağlık bilimleri alanında mezun veren üniversitelerden 47 öğretim üyesi ile derinlemesine; 35 son sınıf öğrencisiyle odak grup görüşmelerinden elde edilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilerin analizinde içerik analizinden yararlanılmıştır. Bulgular, katılımcıların ses kayıt deşifrelerinden yapılan içerik analizi sonucu çıkan temalar sınıflandırılarak oluşturulmuştur ve MAİ ve MAE'ye yönelik görüşler olarak iki ayrı bölüm olarak sunulmuştur. Katılımcılar sağlık meslek grupları arasında işbirlikli yaklaşımların ve ekip yaklaşımının hasta odaklı, nitelikli ve güvenli sağlık hizmeti sağlayacağını savunmaktadır. Sağlık alanı öğrencilerinin iş birliğine yönelik bilgi, beceri ve tutum kazanması; bu kazanımları uygulanarak iş birliğini geliştirmeleri, ayrıca farklı meslek grupları arasındaki iletişimsizlik ve önyargının üstesinden gelmek için de mesleklerarası eğitimin önemli bir yol olduğu görüşü hakimdir. MAE uygulamalarına yönelik yönetsel destek ve uygun fiziksel koşulların sağlanması, öğretim üyelerinin değişime öncülük etmesi, ortak amaç ve hedeflerin farklı bölümlerle birlikte belirlenmesi, erken dönemden itibaren başlanması, öğrencilerin aktif oldukları birbirleriyle etkileşimlerine fırsat sunan öğretim yöntem ve teknikleri kullanılması, ortak yeterlikler ve ulusal hastalık yükü bileşenleri üzerinden içeriklerin belirlenmesi önerilmiştir. Sonuç olarak, MAE programlarına yönelik deneyimler zayıf olsa da öğrenciler ve öğretim üyeleri MAE programları hakkında oldukça isteklidir. Etkin ve sürdürülebilir MAE programları için öğrenciler ve öğretim üyeleri gibi sürecin paydaşlarının deneyim ve görüşlerinden yararlanılması, sağlık otoritelerinin, akreditasyon kuruluşlarının, sağlık alanı eğitimi ve meslek derneklerinin MAE programlarının yaygınlaşmasında itici güç olması önemlidir. Ayrıca MAE'nin fakülte programlarına dahil edilmesi, kabul edilebilir ve sürdürülebilir olması için, gerekçeler, gerekli kaynaklar, motivasyonlar ve zorluklar dikkate alınarak sağlık profesyonellerinin eğitim gereksinimleri bağlamında ortak akıl yürütülmelidir.
Sosyal bilgiler derslerinde bir öğrenme ve öğretme yöntemi olarak sözlü tarih
Türkiye'de 1990'lı yıllardan itibaren tanınmaya başlamıştır. Ayrıca dünyada eğitim alanında yoğun bir şekilde kullanılmasına rağmen Türkiye'de 2005 yılında öğretim programlarının yapılandırmacı yaklaşıma göre düzenlenmesinden sonra eğitim alanında çalışmalar yapılmıştır. Öte yandan 2005 Sosyal Bilgiler Öğretim Programı'nda sözlü tarih bir yöntem olarak önerilmiş ve faydalarından bahsedilmiştir. Ancak sözlü tarih çalışmalarının nasıl yapılacağına dair örneklere, yönerge ya da kılavuza yer verilmemiş, aynı zamanda herhangi bir kaynağa da atıfta bulunulmamıştır. Benzer şekilde konuyla ilgili yapılan çalışmalarda da sözlü tarihin yararlarına, önemine ve özelliklerine değinilmesine rağmen öğretmenlere rehber olacak bir yönerge, kılavuz ya da sözlü tarihin kullanımına dair örnek uygulamaların önerilmediği görülmüştür. Buradan hareketle bu tezin amacı, sosyal bilgiler derslerinde bir öğrenme ve öğretme yöntemi olarak sözlü tarihin uygulamasını yapmak, uygulama ilkelerini belirlemek, yapılan çalışmalarla ilgili olarak öğrencilerin ve sosyal bilgiler öğretmeninin görüşlerini ortaya çıkarmak ve bu tecrübelerden yararlanarak sosyal bilgiler ve tarih öğretmenlerinin kullanabileceği bir Sözlü Tarih Uygulama Kılavuzu hazırlamak olarak tayin edilmiştir. Pilot Uygulama ve Asıl Uygulama aşamalarını içeren bu tez çalışması kapsamında öğrenciler, Asıl Uygulama sürecinde 2005 6. Sınıf Sosyal Bilgiler Öğretim Programı'nda yer alan Elektronik Yüzyıl ünitesinin "İlerlemenin Sonu Yok" adlı konu üzerine sözlü tarih çalışmaları yapmıştır. Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden keşfedici araştırma modeline göre yapılmıştır. Amaçlı örneklem tekniklerinden kolay ulaşılabilir örneklem tekniğine göre seçilen çalışma grubunu 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Uşak ili Merkez İlçesi Karaağaç Ortaokulu'nda öğrenim gören 20 (13 kız, 7 erkek) 6. sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Çalışmada veri üretmek için tamamı araştırmacı tarafından hazırlanan Veli Bilgilendirme Formu, Odak Grup Görüşme Formu, Öğretmen Görüşmesi Formu, Öğrencilerin Sözlü Tarih Raporları, Öğrencilerin Sözlü Tarih Çalışmasını Değerlendirme Formu ve Araştırmacı (Gözlem) Notları kullanılmıştır. Toplanan veriler hem betimsel olarak değerlendirilmiş hem de içerik analizine tabii tutulmuştur. Değerlendirmeler sonunda öğrencilerin görüşme tekniklerini öğrendikleri, görüşmelerini analiz etmeyi, yorumlamayı, sözlü tarih raporu yazmayı öğrendikleri ve sorumluluk bilinçlerinin geliştiği görülmüştür. Bununla birlikte hem öğrenciler hem de sosyal bilgiler öğretmeni sözlü tarihi yararlı bir öğrenme ve öğretme yöntemi olduğunu gördükleri tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmaya katılan öğrenciler, sözlü tarih çalışmasında bulunmaktan keyif almalarına rağmen sürecin daha kısa olması gerektiğine vurgu yapmışlardır. Bunlarla birlikte sözlü tarih çalışması, öğrencilerin iletişim becerilerini geliştirmekle birlikte sözlü tarih raporu yazma, kaygıları yenme ve özgüven kazanma, değişim ve sürekliliği algılama yaşanılan şehrin yerel tarihin öğrenme gibi önemli katkıları olmuştur. Benzer şekilde sosyal bilgiler öğretmeni de sözlü tarihin etkili bir yöntem olduğunu, öğrencilerin iletişim becerilerini, bilimsel araştırma yapma, sorumluluk alma, birlikte öğrenme ve proje yapma gibi becerileri kazandıklarını gözlemiştir. Bunun yanı sıra sözlü tarihin öğretimi sırasında öğretmenlerin öğrencilere sürekli olarak rehberlik etmesi ve ailelerle iyi bir iletişim kurmasının gerekliliği ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak bu tecrübeler ve görüşler birleştirilerek sosyal bilgiler ve tarih öğretmenleri için "Sözlü Tarih Uygulama Kılavuzu" hazırlanmış ve ekte sunulmuştur.
7. sınıf kuvvet ve enerji ünitesinde Ters Yüz Sınıf Modeli destekli FeTeMM yaklaşımına dayalı tasarlanan öğrenme ortamının başarı ve motivasyona etkisi
Bu çalışmanın amacı, Ters Yüz Sınıf modeli destekli FeTeMM yaklaşımına dayalı 7. sınıf fen bilimleri dersi kapsamında tasarlanan öğrenme ortamının öğrencilerin akademik başarılarına ve fen bilimleri öğrenmeye yönelik motivasyonlarına etkisini ortaya koymaktır. Araştırma yarı deneysel desen kapsamında yürütülmüştür. Öğrenme ortamında gerçekleşen FeTeMM etkinlikleri seçilen bir deney grubunda küçük grup çalışmaları/işbirlikli, diğer bir deney grubunda ise bireysel olarak gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma 2019-2020 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Uşak ili Ulubey ilçesinde bulunan iki devlet ortaokulunda öğrenim gören 7. sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 7/A (deney-1 (işbirlikli) grubu, N=17), 7/B (deney-2 (bireysel) grubu, N=16) ve 7-C (kontrol grubu, N=15) sınıflarında öğrenim gören toplam 48 öğrenci oluşturmaktadır. Deney gruplarında Ters Yüz Sınıf Modeli destekli FeTeMM yaklaşımı ile kontrol grubunda ise fen bilimleri dersi öğretim programı çerçevesinde öğrenme ortamı tasarlanmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak, Kuvvet ve Enerji Başarı Testi, Fen Öğrenimine Yönelik Motivasyon Ölçeği ve bir görüş formu kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, başarı ve fen öğrenme motivasyonu değişkenleri çerçevesinde gruplar arasında deney grupları lehine anlamlı bir fark olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak ters yüz sınıf modeli destekli FeTeMM yaklaşımına dayalı tasarlanan öğrenme ortamının başarı ve fen öğrenme motivasyonu üzerinde olumlu etkisi olduğu belirtilebilir. Bununla birlikte deney gruplarının kendi aralarında hem başarı hem de motivasyon değişkeni çerçevesinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark ortaya çıkmamıştır. Katılımcıların çoğu tasarlanan öğrenme ortamının öğrenmeyi kolaylaştırdığını ve derse katılımı teşvik ettiğini belirtmişlerdir. Küçük grup çalışmalarıyla FeTeMM etkinliklerini gerçekleştiren öğrencilerin büyük bir kısmının da işbirlikli çalışmaların daha fazla fikir üretme, yardımlaşma ve hedefe ulaşma gibi olumlu katkılarının olduğunu ifade ettikleri görülmektedir.
Enhancing the quality and quantity of verbal student participation: An action research study
The main purpose of learning a language is communication, but most EFL learners in Turkey have difficulties using English for communicational purposes. To deal with this situation, they need to interact with their peers in the classroom. This qualitative action research aims to increase the quality and quantity of 22 EFL learners' verbal participation through some collaborative activities during 13 weeks. In this study, firstly, a comprehensive literature review and an initial student survey are conducted to find the factors affecting student participation and how to increase the quality and quantity of verbal student participation in classroom interaction. Then, four regular teacher-controlled speaking classes and seven collaborative activities are recorded to see the effects of the activities on verbal student participation. The number of words and turns, the LREs, types of turns produced by learners, the number of different students, the percentage of students who spoke per class, and time spent in student participation are investigated to reveal the nature of learners' interactions and to see the effects of collaborative activities on the quality and quantity of verbal student participation. Additionally, post-activity surveys, the final student survey, and the reflective teacher journal also answer the research questions. The findings show that there are many factors such as speaking activities and topic selection affecting learners' verbal participation; collaborative activities increase the quality and the quantity of verbal student participation; and these activities differ in their effects on verbal student participation based on some factors.
Turkish adult EFL learners' motivation, participation and performance in Collaborative Strategic Reading classes
The present study aims to explore the effectiveness of Collaborative Strategic Reading (CSR) on Turkish university prep-school students' reading motivation, engagement, and performance. The study was conducted in the 2017-2018 academic year with 39 prep-class B1 level students, who had eight hours of reading classes every week at Yalova University School of Foreign Languages. The participants were allocated to experimental and control groups. The learners in the experimental group had reading classes with CSR for seven weeks while the learners in the control group received no CSR treatment, yet reading instruction was given with the traditional whole class approach. This study adopted a quasi-experimental design, and multiple types of data were gathered through the instruments comprising pre and post reading tests, the Motivation for Reading Questionnaire (MRQ), participation rubrics, self-assessment rubrics, and CSR implementation questionnaire. The statistical results obtained from paired sampled t-test analysis demonstrated that CSR significantly affects the development of motivation towards reading. The pre-test - post-test comparison was also statistically significant in overall reading performance and summary skills. Furthermore, the findings revealed that students' participation significantly differed among groups in six weeks out of seven weeks. According to CSR questionnaire results, the students found CSR more effective on reading comprehension than the traditional approach. Overall, the results verify the assumption that CSR implementation in university-level language classes is worthwhile to cultivate students' motivation, engagement, and performance.
Eşli programlamada çeşitli bireysel farklılıkların grup uyumu, akış ve kodlama performansına etkisi
Bu tez çalışmasının amacı eşli programlamada eşlerin bireysel farklılıklar açısından homojen ve heterojen olmasının grup uyumu, akış ve kodlama performansına etkisini araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda tez çalışmasında eşli programlamada, eşlerin belirlenmesinde kullanılmak üzere "cinsiyet, öğrenme stili, arkadaşlık, kişilik özelliklerinden dışa dönüklük ve sorumluluk bileşenleri, kodlama öz-yeterliği ile kodlama ön bilgisi" şeklinde yedi bireysel farklılık değişkeni belirlenmiştir. Karma desende tasarlanan bu tez çalışması bir çoklu durum çalışmasıdır. Tez çalışmasının nicel kısmında son testli eşit olmayan kontrol gruplu deneysel desenden yararlanılmıştır. Tez çalışmasına, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı güz döneminde büyük bir devlet üniversitesinin BÖTE bölümünde seçmeli "Bilişim Yönetim Uygulaması" dersini alan 64 gönüllü 3. ve 4. sınıf lisans öğrencisi katılmıştır. Araştırma sonucunda bütün bireysel farklılık durumlarında grupların homojen veya heterojen eşleştirilmelerinden bağımsız olarak grup uyumunun ve akışın yüksek, kodlama performansının ise orta seviyede olduğu bulunmuştur. Ayrıca, öğrenme stili durumunda homojen grubun daha yüksek düzeyde akış deneyimledikleri görülmüştür. Öte yandan arkadaşlık durumunda homojen grup daha yüksek düzeyde akış deneyimlerken, heterojen grup daha yüksek düzeyde kodlama performansı ortaya koymuştur. Kişilik özelliklerinden sorumluluk bileşeni durumunda heterojen grup daha yüksek düzeyde kodlama performansı göstermiştir. Öğrenciler eşli programlamada çeşitli nedenlerle arkadaşlık ve kodlama ön bilgisi düzeyine göre homojen veya heterojen olarak eşleşmeyi tercih etmektedirler. Ayrıca, görev sorumluluğu yüksek öğrencilerle eşleşmek de tercih edilmektedir. Bu şekilde öğrenciler, daha yüksek grup uyumu, akış ve kodlama performansı elde edeceklerini düşünmektedirler. Bu bağlamda eşli programlamada akış deneyimini artırmak için öğrenme stili ve arkadaşlığa göre homojen, kodlama performansını artırmak için ise kişilik özelliklerinden sorumluluk bileşenine ve arkadaşlığa göre heterojen grupların oluşturulması önerilebilir.
İşbirliğine dayalı konuşma etkinlikleri ile İngilizce sınıf kaygısının azaltılması ve derse yönelik tutumların geliştirilmesi üzerine bir eylem araştırması
Bu çalışma, işbirliğine dayalı tasarlanan konuşma etkinliklerinin, yabancı dil olarak İngilizce öğrenen öğrencilerin İngilizce dersine yönelik kaygı ve tutum düzeylerine etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü hazırlık sınıflarından dokuz öğrenci ile altı haftalık çalışma yürütülmüştür. Nitel ve nicel verilerin birlikte kulanıldığı karma desen türünde bir çalışmadır. Yöntem olarak eylem araştırması kullanılmıştır. Horwitz tarafından geliştirilen ve Aydın (1999) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Yabancı Dil Sınıf Kaygısı Ölçeği ve Aydoslu (2005) tarafından geliştirilen İngilizce Dersine Yönelik Tutum ölçeği ön test-son test olarak uygulanmıştır. Öğrenciler her hafta çalışma değerlendirme formu doldurarak görüş belirtmişlerdir. Ayrıca çalışmanın sonunda odak grup görüşmesi yapılmıştır. Elde edilen verilere içerik analizi uygulanmıştır. Sonuçlar işbirliğine dayalı tasarlanan bu etkinlikler sayesinde, öğrencilerin derse yönelik kaygısının azaldığını ve olumlu tutum geliştirdiklerini göstermektedir. Yapılan görüşmelere göre konuşma sırasında, hata yapma, doğru kelimeyi bulamama, kelimeyi doğru telaffuz edememe ve diğer öğrencilerin olası alaycı tavırları gibi korkuların kaygıya neden olabileceği saptanmıştır. Öğrenciler bu yüzden kaygıyı azaltan ya da ortadan kaldıran güvenli ve eğlenceli öğrenme ortamları aramaktadır. İşbirliği gerektiren grup çalışmaları, öğrencilere daha verimli öğrendikleri bu ortamı sağlamaktadır. Öğrenciler grup çalışmasının, konuşma becerilerini geliştirmede onlara olumlu katkı sağlayan avantajlı bir yöntem olduğunu düşünmektedir.
Effectiveness of implementing breakout rooms in online reading lessons in EFL classes: Reading achievement and students' perspectives
This present research aims to evaluate the efficacy of reading sessions with breakout rooms for collaborative teaching in a preparatory school English reading course. The study was conducted with participants from two distinct intact courses from a preparatory school at a foundation university in Turkey. The purpose of the study was to determine the perspectives of the learners, whether using breakout rooms to be helpful and motivating for their reading development and to see if there would be any changes in their post scores after the experiment. In a total of nine weeks, which covers one module for students, control (N=16) and experimental (N=21) group students were assessed on their performance in reading levels. For that, the triangulation method was used. The quantitative aspect included the participants' pre and post-tests, which were later analysed via SPSS. The qualitative aspect dealt with the perspectives of the participants toward use of breakout rooms in reading classes via semi-structured interviews with students. During this period, the materials used were provided by the university and the book is covered online. The experimental group was exposed to breakout rooms where they worked in groups to complete the given activities by the teacher researcher for five weeks, whereas the control group went through the activities and lessons in the online platform without breakout rooms or collaborative ways, doing the activities on their own after listening and reading the text. The results of the study found that the experimental group had mainly positive attitudes and perspectives towards the use of breakout rooms in the online sessions and had higher achievement in their post scores compared to their pre-tests and the control group's post-tests.
Ters yüz öğrenme ortamında yürütülen yazma dersinde sorgulama topluluğu oluşturmanın üniversite öğrencilerinin paragraf yazma becerilerine etkisi
Bu çalışma, ters yüz öğrenme ortamında yürütülen yazma dersinde sorgulama toplulukları oluşturmanın üniversite isteğe bağlı İngilizce hazırlık sınıfı öğrencilerinin paragraf yazma becerilerine olan etkisini araştırmak için yapılmıştır. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulunda gerçekleştirilen araştırma 17 kişilik deney grubu ve 17 kişilik kontrol grubu olmak üzere toplam 34 katılımcıdan oluşmaktadır. Çalışmanın uygulama süreci 8 hafta sürmüştür. Çalışmada nicel ve nitel araştırmaların bir arada kullanıldığı karma yöntem deseni kullanılmıştır. Araştırmada nicel bölümünde nicel araştırma modellerinden öntest-sontest denkleştirilmemiş kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın nitel bölümü ise yapılandırılmış ders gözlem formundan elde edilen verilerden oluşmuştur. Araştırmada deney ve kontrol gruplarına öntest ve sontest olarak akademik paragraflar yazdırılmış ve bu paragraflar Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Ölçme ve Değerlendirme Birimi tarafından hazırlanan Akademik Paragraf Değerlendirme Kriteri kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen verilerin analizi sonucunda, yazma öncesi aşamasında, teorik bilgileri ters yüz öğrenme yoluyla sınıf dışında öğrenen ve derste sorgulama toplulukları oluşturup sürekli pratik yapma fırsatı olan deney grubundaki öğrencilerle, geleneksel sınıf ortamında teorik bilgileri alan ve kalan kısıtlı zamanda bireysel olarak pratik yapan kontrol grubundaki öğrencilerin paragraf yazma becerileri kıyaslandığında istatiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmüştür.
Sosyal bilgiler öğretiminde dijital öyküleme yönteminin duygusal tasarım ve işbirlikli öğrenme yöntemleri ile uygulanmasının öğrenme performansı, tutum ve sosyal duygusal beceri algısına etkisi
Bu araştırmanın amacı, sosyal bilgiler öğretiminde "Üretim, Dağıtım ve Tüketim" öğrenme alanında dijital öyküleme yaklaşımının iş birlikli ve duygusal tasarımla birlikte kullanılmasının öğrenme performansı, tutum ve sosyal duygusal beceri algılarına etkisini ortaya koymaktır. Çalışma grubunu, 144 ortaokul 5. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın yönteminde; nicel araştırma yöntemlerinden, 3 x 2 gruplar arası faktöriyel desen kullanılmıştır. Bu çalışmada seçilen faktörler tasarım (pozitif & nötr & geleneksel) ve öğrenme yöntemi (bireysel & iş birlikli) olarak belirlenmiştir. Bu faktörler ışığında; öğrenme performansı, tutum ve sosyal duygusal beceri algıları bağımlı değişkenler olarak incelenmiştir. Araştırma yöntemine göre, çalışma grubu altı alt gruba ayrılmıştır. Grupların ikisi bireysel, ikisi iş birlikli olarak dijital öyküleme yapmışlardır. Bireysel ve iş birlikli çalışan gruplara dijital öyküleme anlatılırken gruplardan biri duygusal tasarıma uygun pozitif duygu içeren görsellerle, diğer grup nötr duygu içeren görsellerle, diğer grup ise geleneksel kâğıt kalem tasarımla öğrenme ortamına katılmışlardır. Deney sonrası grupların öğrenme performansı, tutum ve sosyal duygusal beceri algıları arasındaki farklar analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, grupların öğrenme performansı ve sosyal duygusal beceri algısı açısından farklılık gösterdiği, ancak sosyal bilgiler dersine karşı tutum puanları açısından fark göstermedikleri görülmüştür. Pozitif duygusal tasarım ve iş birlikli öğrenme yöntemlerinin öğrencilerin başarı ve sosyal duygusal gelişimlerini olumlu etkilediği sonuçlar arasında sunulmuştur. Farklı öğrenme yöntemleri ile öyküleme yapan grupların tamamında ön ve son test başarı puanları arasında son test lehine fark olduğu görülmüştür. Grupların sosyal bilgiler dersine karşı tutum puanları arasında fark olduğu, uygulama süresince azaldığı görülmüştür. Grupların sosyal duygusal beceri algılarına ilişkin ön ve son test puanları arasında anlamlı fark olmadığı görülmüştür. Anahtar Kavramlar: Dijital Öyküleme, İş birlikli Öğrenme, Duygusal Tasarım, Sosyal Bilgiler Öğretimi, Sosyal Duygusal Beceri
The effects of individual and collaborative gamification on EFL learners' vocabulary learning
This study investigates the effects of gamified vocabulary activities completed individually and collaboratively on elementary level EFL (English as a Foreign Language) learners' vocabulary learning, and explores their opinions on and attitudes towards gamification as a classroom practice for vocabulary learning. The participants comprised 47 L1 (first language) Turkish learners of L2 (foreign language) English who were enrolled in the English Preparatory Program of a state university in İstanbul, Turkey. The study included one control and two experimental groups: individual gamification, and collaborative gamification. The intervention lasted three weeks wherein the participants completed two vocabulary activities and learned nine previously unknown vocabulary items each week. During the intervention the control group completed the traditional paper-based versions of the activities while the experimental groups completed the gamified versions either individually or collaboratively. The data on participants' vocabulary development were collected via pre-, post-, and delayed post-tests of meaning recall and meaning recognition. In addition, a questionnaire was administered to explore the experimental group participants' opinions and attitudes. The results of the tests revealed that the experimental groups significantly outperformed the control group in both post- and delayed-post tests. Although no significant differences were found between the two experimental groups in these tests, the collaborative gamification group significantly improved their meaning recall from post- to delayed post-test. The questionnaire results showed that the participants found gamification effective not only in learning vocabulary but also in enhancing their engagement and motivation.
Bilgisayar destekli kubaşık öğrenmede geribildirim türü ve öğrenme bağlamının akademik başarı ve tutumlar üzerindeki etkisi
DOKTORA TEZ OZU BİLGİSAYAR DESTEKLİ KU BASIK ÖĞRENMEDE GERİBİLDİRİM TÜRÜ VE ÖĞRENME BAĞLAMININ AKADEMİK BAŞARI VE TUTUMLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ Hasan Çalışkan İletişim Bilimleri Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Mayıs 1999 Danışman: Doç. Dr. Ali Şimşek Bu araştırmada, öğrenme bağlamı ve geribildirim türünün öğrenci başarısı, başarıya ilişkin kişisel güven düzeyi, tutumlar, görevi tamamlamak için kullanılan süre ve öğrenmenin kalıcılığı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırmada öğrenme bağlam türleri olarak tanıdık bağlam, yabancı bağlam ve soyut bağlam, geribildirim türleri olarak ise düzeltici geribildirim, açımlamalı geribildirim ve seçmeli geribildirim kullanılmıştır. Araştırmanın denek grubunu 140 tane üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Deneklerin tümü, denemeden önce kubaşık öğrenme becerileri konusunda 2 saatlik bir yetiştirme programına katılmışlardır. Denemede öğretim materyali olarak, varyans analizi konusunu ele alan yaklaşık iki saatlik bir bilgisayar destekli öğretim programı kullanılmıştır. Denekler, bilgisayarın başında üçer kişilik gruplarda programı çalışmışlardır. Bilgisayar programı, takımların çalışmaya başladığı ve bitirdiği zamanı, seçtikleri geribildirim türlerini ve alıştırmalardaki başarı oranlarını kaydetmiştir. Programı tamamlayan takımların her bir üyesi, bireysel olarak bir başarı testi ve tutum ölçeğini yanıtlamışlardır. Denemeden iki hafta sonra aynı başarı testi, öğrenmenin kalıcılığını öğrenmek üzere yeniden uygulanmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel çözümlemelerinde ortalama, standart sapma, korelasyon, iki-yönlü varyans analizi ve çoklu karşılaştırma testlerinden Fisher LSD testi kullanılmıştır.Araştırmayla elde edilen sonuçlar topluca değerlendirildiğinde, bağlam türü, genel başarı ve uygulama düzeyi başarılarını anlamlı olarak etkilemiştir. Geribildirim türünün, öğrencilerin basanları üzerindeki etkisi anlamlı değildir. Bağlam ve geribildirim türü değişkenlerinin başarı üzerinde birlikte etkileşimlerinden kaynaklanan etkileri de anlamlı bulunmuştur. Ayrıca, bağlam ve geribildirim türünün birlikte etkileşimlerinin, öğrencilerin yanıtladıkları testteki başarılarına ilişkin güven düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmaktadır. Gerek genel tutum puanlan, gerekse içeriğe yönelik tutum puanlan üzerinde geribildirim türünün anlamlı bir etkisi olduğu görülmüştür. Bağlam türü ve geribildirim türünün, öğrencilerin içeriği öğrenmek için harcadıktan süre üzerindeki etkisi de anlamlıdır. m
Oral peer feedback in process approach implemented EFL writing classes
As a reflection of the co-operative learning theory and the process approach, peer feedback is used in process approach implemented writing classroom. By this, teachers aim at helping student writers to develop a sense of audience, to move from writer-based prose to reader- based prose, and to motivate for revision. Despite this, classroom experiences are not very encouraging about using peer feedback, and teachers have reservations about the effectiveness of it. These initiated several classroom oriented studies, and researchers started to investigate different factors, such as stances readers adopt during peer feedback sessions and their attitudes towards peer feedback, that influence peer feedback. Based on the review of empirical studies, the purpose of this study is to investigate the stances adopted by EFL readers, function and content categories used by readers in different stances, their attitudes towards peer feedback and finally to investigate the relation between the reader's stance and writer's attitude. For this purpose, proficient EFL writers were selected and two sets of data were collected for analysis. First one consisted of the peer feedback interactions of the sixteen pairs and the other was the journals in which the subjects expressed their attitudes towards peer feedback. The qualitative analysis of the data indicated that Turkish readers in the study adopted four different stances towards the writer and the text. The observed stances are authoritative, interpretive, probing, and collaborative. The quantitative analysis indicated that there were differences between stances in terms of content and function categories used by these readers. Analysis of the journals indicated that subjects could be divided into four categories according to their attitudes towards peer feedback. These attitudes were positive, negative, mixed and prefer teacher feedback. The subjects also expressed the positive effects of peer feedback on content, and organization and style. On the other hand, their comments focused on limitations of students as critics and limitations of peer review task. Investigation of the relation between the reader's stance and the writer's attitude indicated no significant relation between these two variables.
Matematik öğretiminde bilgi değişme tekniğinin etkililiği
YÜKSEK LİSANS TEZ OZU MATEMATİK ÖĞRETİMİNDE BİLGİ DEĞİŞME TEKNİĞİNİN ETKİLİLİĞİ Dilek TANIŞLI Eğitim Bilimleri (Eğitim Programlan ve Öğretim) Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Temmuz 2002 Danışman: Prof. Dr. Mustafa SAĞLAM Günümüzde bilimsel ve teknolojik, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmelerin biçimlendirildiği toplumsal yaşamda bireylerin bilimsel ve toplumsal etkinlikleri sürdürebilmeleri için gerekli olan bilgi, beceri ve davranışlara sahip olmaları zorunludur. Okullarda öğrencilere bu bilgi ve becerilerin bir kesiminin kazandırılmasında Matematik dersinin önemli bir işlevi vardır. Çünkü matematik, günlük yaşamımızda karşılaştığımız çeşitli sorunların çözümünde herkes için gerekli olan mantıklı düşünme, doğru karar verebilme, doğru sonuca ulaşabilme, etkili iletişim kurabilme, genelleme yapabilme, yaratıcı düşünebilme gibi davranışları geliştiren bir bilim dalıdır. Ancak, matematiğin diğer bilim dallarında ve toplum yaşamında gittikçe artan önemine karşılık ülkemizdeki okullardaki Matematik derslerinde öğrencilerin başarıları genelde düşüktür. Bu olumsuz durumun ortadan kaldırılması için öncelikle okullarda Matematik dersinin öğretme-öğrenme sürecinde öğrencinin öğrenme başarısını artırıcı yani daha etkili ve kalıcı öğrenmenin gerçekleşmesini sağlayan yöntem ve tekniklerin kullanılması gereklidir. Bu araştırmanın amacı, işbirliğine dayalı öğrenme yönteminde kullanılan tekniklerden bilgi değişme tekniğinin matematik öğretiminde öğretmen merkezli öğretim yöntemlerine göre öğrencinin öğrenme başarısı ve öğrenmenin kalıcılığı üzerindeki etkilerinin belirlenmesidir. ivMatematik öğretiminde bilgi değişme tekniğinin kullanılmasına dönük olarak ilköğretim yedinci sınıf düzeyinde uygulanan deneysel nitelikli bu araştırma, 2000-2001 öğretim yılında Eskişehir İl merkezindeki Mustafa Kemal İlköğretim Okulunda biri deney grubu (28), biri de kontrol grubu (26) olmak üzere toplam 54 öğrenciden oluşan iki grup üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada deney grubu olarak belirlenen gruba matematik öğretiminde bilgi değişme tekniği uygulanmıştır. Uygulama öncesinde, öğrenciler ve ders öğretmeni bu tekniğin etkin kullanımı konusunda bilgilendirilmiştir. Kontrol grubu olarak belirlenen grupta ise öğretmen merkezli öğretim yapılmış, başka bir deyişle ders öğretmenine yöntem konusunda hiçbir müdahalede bulunulmamıştır. Her iki gruba da araştırmacı tarafından ilköğretim yedinci sınıf Matematik dersinin bir ünitesinden hazırlanan başarı testi öğretimden önce öntest, öğretimden sonra da sontest olarak uygulanmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde, SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) bilgisayar programından yararlanılmış, deney ve kontrol grubunda öğrencilerin basan düzeylerinin ve öğrenmenin kalıcılığının karşılaştırılmasında t testi (Tek Örneklem t testi) uygulanmıştır. Ayrıca öğretim uygulaması sonunda deney gurubundaki öğrencilere bilgi değişme tekniği değerlendirme anketi uygulanmıştır. Ders öğretmeninin de bu teknikle ilgili görüşleri yazılı olarak alınmıştır. Araştırma sonunda, matematik öğretiminde işbirliğine dayalı öğrenme yönteminde kullanılan tekniklerden bilgi değişme tekniğinin öğretmen merkezli öğrenme yöntemine göre daha üstün olduğunu kanıtlayan bulgular sağlanmamıştır. Öte yandan, deney grubundaki öğrencilerin büyük çoğunluğunun ve ders öğretmeninin uygulanan bilgi değişme tekniği ile ilgili görüşlerinin olumlu olduğu saptanmıştır.
Ters yüz öğrenmeye dayalı öğretim programının öğretmen adaylarının akademik başarısına ve 21. yüzyıl öğrenme becerilerine etkisi
Bu çalışmanın amacı Ters Yüz Öğrenme Modeline (TYÖM) dayalı olarak hazırlanmış Öğretim İlke ve Yöntemleri (ÖYT) dersinin öğretmen adaylarının akademik başarı düzeyleri, eleştirel düşünme eğilimleri, iletişim becerileri, dijital okuryazarlık becerileri ve işbirlikli öğrenmeye yönelik tutumları üzerindeki etkisini incelemektir. Aynı zamanda araştırmaya katılan öğretmen adaylarının uygulanan modele ilişkin görüşlerinin belirlenmesi de amaçlanmıştır. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin eş zamanlı olarak kullanıldığı iç içe geçmiş karma araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda Solomon dört gruplu araştırma deseni, nitel boyutunda ise durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 akademik eğitim-öğretim yılının güz döneminde bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesindeki Fen Bilgisi, İlköğretim Matematik, İngilizce ve Türkçe Öğretmenliği anabilim dallarında öğrenim gören 2. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmada "Eleştirel Düşünme Eğilimleri Ölçeği", "İletişim Becerileri Ölçeği", "Dijital Okuryazarlık Becerileri Ölçeği", "İşbirlikli Öğrenmeye Yönelik Tutum Ölçeği" "Ters Yüz Öğrenmeye Yönelik Öğrenci Görüşleri Anketi", "Akademik Başarı Testi" ve "Görüşme Formu" veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre TYÖM'nin uygulandığı deney grubundaki öğrencilerin akademik başarıları, eleştirel düşünme eğilimleri, iletişim becerileri ve dijital okuryazarlık becerilerine ilişkin elde ettikleri puanlarda istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde artış olduğu görülmüştür. Deney gruplarının akademik başarı son test puanları kontrol gruplarından istatisitiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek çıkmıştır. Bununla birlikte, deney-1 grubunun iletişim becerileri son test puanlarının her iki kontrol grubundan da yüksek bulunmuştur. Her iki deney grubunun dijital okuryazarlık düzeylerinin kontrol-2 grubundan anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Deney grubunda yer alan öğrencilerle yapılan görüşmelerden elde edilen veriler kodlanmış ve temalaştırılmıştır. Buna göre, öğrencilerin TYÖM'ye ilişkin görüşleri dört ana tema ve onların altında yer alan 19 alt tema şeklinde sunulmuştur. Öğrenciler, TYÖM'nin akademik başarıyı ve kalıcılığı artırdığını belirtirken, aynı zamanda modelin öğrendiklerini uygulama fırsatı sunduğunu ifade etmişlerdir. Son olarak, öğrenci görüşlerine göre deneysel uygulamanın öğrencilerin eleştirel düşünme, iletişim ve işbirliği becerilerini geliştirmeye katkı sunduğu görülmüştür.
Web 2.0 destekli işbirlikli İngilizce okuma ve yazma öğretim tasarımının öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal özelliklerine etkisi
Bu araştırmadaki amaç; Web 2.0 teknolojileri ile geliştirilmiş işbirlikli öğrenme ortamına dayalı İngilizce okuma ve yazma öğretiminin öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal özelliklerine etkisini incelemektir. Araştırma konusunun belirlenmesinde ve kullanılan model ve yöntemin seçiminde yapılan alan yazın taraması doğrultusunda ihtiyaç analizi ve Ege Üniversitesi'nde çalışan araştırmacının kurumundan gelen talep etkili olmuştur. Araştırma yöntemi olarak karma yöntem kullanılmış; nitel boyutu açısından durum çalışması, nicel boyutu açısından deneysel modelde desenlenmiştir. Araştırmada kullanılan deneme modeli, Solomon 4 grup modelidir ve iki deney iki kontrol grubu olmak üzere dört grup yansız atama ile atanmıştır. Nicel veriler, deneme modelinde kullanılan ölçme araçlarıyla; nitel veriler ise kayıt defterleri ve görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Ege Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu'nda İngilizce hazırlık eğitimi gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmacı, iki grupta (1 deney + 1 kontrol) öğretim programını kendisi, diğer iki grupta ise (1 deney + 1 kontrol) okulda uzun zamandır görev yapmakta olan ve araştırmacıyla benzer mesleki deneyime ve eğitim düzeyine sahip meslektaşı yürütmüştür. Gruplarda öğretimin yürütülmesi sekiz hafta sürmüştür. Deney gruplarına Web 2.0 teknolojileriyle geliştirilmiş işbirlikli öğretim programı, kontrol gruplarında okulun kullandığı standart öğretim programı ile öğretim devam etmiştir. Programların uygulanması öncesinde ön-test, program uygulanmasından sonra son-test gruplara uygulanmıştır. Program uygulanırken öğrenciler kayıt defterlerine düşünce ve değerlendirmelerini yazmışlardır. Ayrıca programın uygulanmasından sonra öğrencilerle görüşme yapılmıştır. Verilerin toplanmasında kullanılan araçlar: araştırmacının geliştirmiş olduğu; İngilizce öğrenmeye yönelik motivasyon ölçeği, İngilizce okumaya yönelik tutum ölçeği, İngilizce yazmaya yönelik tutum ölçeği, ayrıca, bilişsel stiller anketi, akademik özyeterlik ölçeği, okuma ve yazma becerilerine yönelik başarı testleri, yarı-yapılandırılmış görüşme formu ve kayıt defterleridir. Nicel verilerde, hem bağımlı hem de bağımsız örneklemler t-testi kullanılmıştır. Nitel veriler, içerik analizi tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, Web 2.0 araçlarıyla desteklenmiş işbirlikli çalışma ortamına dayalı İngilizce okuma ve yazma becerileri öğretiminin öğrencilerin motivasyonlarını, tutumlarını ve akademik özyeterliklerini artırdığı, öğrencilerin başarılarının düzenli artış gösterdiği, eğitim süreçleri ilerledikçe daha anlaşılabilir ve üst düzeyde yazılar yazabildikleri ve bu çalışmaları verimli, eğlenceli ve faydalı buldukları ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin hem başarı puanları yükselmiş hem de yazılarının okunabilirlik düzeyleri artmıştır. Benzer çalışmaların farklı yaş gruplarında ve farklı derslerde de yürütülmesinin İngilizce öğretimine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.
Fransızca yabancı dil okuma dersinde işbirlikli öğrenmenin kullanımı
Çağdaş eğitim anlayışı, yabancı dil sınıflarındaki öğretmeni, öğrenmeyi en üst düzeyde gerçekleştirecek öğretim yöntemini seçme ve uygulama sorumluluğu ile karşı karşıya bırakmıştır. Yabancı dil derslerinde öğrencilerin aktif olarak derslere katılımının sağlandığı yöntemlerle öğrencilerin akademik başarılarına olumlu katkılar sağlanmaktadır. Öğrencilerin yeteneklerinin, öğrenme ve düşünme tarzlarının, motivasyon düzeylerinin ve derse ilgilerinin birbirinden farklı olduğu düşünülecek olursa, bu farklılıkları bir araya toplayıp öğrencilerin derse aktif katılımını sağlayarak başarılarını arttıran yöntemlerden birisi de işbirlikli öğrenme yöntemidir.Bu doğrultuda, yukarıda bahsedilen nedenlerden dolayı, Fransızca okuma dersinde, öğrencilerin başarısını, motivasyonunu, okuma-anlama becerilerini arttıracağını düşündüğümüz işbirlikli öğrenme yönteminin bir tekniği olan Birleştirme-II tekniğini kullandık.Araştırmanın örneklemini Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fransız Dili Eğitimi Anabilim Dalı'nda 2009-2010 bahar dönemi öğrenim gören 1. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. 16 kişilik (14 kız, 2 erkek) gönüllü öğrencilerden oluşan örneklemde haftada 3 saat olmak üzere 6 hafta boyunca Birleştirme-II tekniği kullanılarak Fransızca okuma dersi işlendi:- Ön-test ve Son-test' ten alınan notların karşılaştırılmasıyla elde edilen sonuçlardan, Birleştirme-II tekniği kullanılarak yapılan okuma dersinde, uygulama grubu öğrencilerinin uygulama sonunda notlarında anlamlı bir artış olduğu görülmüştür. Bu da, Birleştirme-II tekniğinin öğrencilerin akademik başarılarını arttırdığını göstermektedir.-Uygulama sonunda öğrencilere verilen anketin verilerinin değerlendirilmesinden çıkan sonuçlar ise, Birleştirme-II tekniğinin Fransızca okuma dersine ve derste kullanılan ders materyallerine yönelik öğrenci motivasyonunu arttırdığı; Birleştirme-II tekniğinin ve grup çalışmasının kullanılmasından duyulan memnuniyet; ve Birleştirme-II tekniğinin öğrencilerin sosyal becerilerini kullanmada artışa neden olduğu şeklindedir.- Uygulama sonunda deney grubuna uygulanan bir diğer veri toplama aracı olan yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği de Birleştirme-II tekniğinin lehine veriler elde etmemizi sağlamıştır. Öğrencilerin büyük çoğunluğu Birleştirme-II tekniğinin okuma-anlama becerilerine, derse olan ilgilerine, sözcük dağarcıklarının artışına, sözlük kullanma alışkanlıklarının artışına, öğrenciler arası etkileşimin artışına, sosyal becerilerinin artışına, öğrencilerin derse aktif katılımlarına neden olduğu konusunda hemfikirdirler. Ayrıca, görüşmeden çıkan sonuçlar öğrencilerin ankete verdikleri bazı yanıtları da destekleyecek niteliktedir.Sonuç olarak, Fransızca okuma dersinde kullanılan Birleştirme-II tekniğinin öğrencilere yararlı olduğunu, sınıf içinde olumlu bir öğrenme ortamı yaratarak akademik başarılarını arttırdığını söyleyebiliriz.
Permütasyon ve olasılık konusunun öğretiminde bilgi değişme tekniğinin kullanılmasının akademik başarıya ve hatırda tutma düzeyine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, işbirliğine dayalı öğrenme yönteminde kullanılan tekniklerden Bilgi Değişme Tekniğinin Permütasyon ve Olasılık konusunun öğretiminde öğretmen merkezli öğretim yöntemlerine göre öğrencinin akademik başarısı ve öğrenmenin kalıcılığı üzerindeki etkilerinin belirlenmesidir. Araştırma 2014-2015 öğretim yılının ikinci yarıyılında Afyon İli Çobanlar İlçesinde bulunan Kocaöz Ortaokulunda yapılmıştır. Araştırma bir deney (18) ve bir kontrol (18) grubunda bulunan toplam 36 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma 5 hafta sürmüştür. Deney grubuna işbirliğine dayalı öğrenme tekniklerinden Bilgi Değişme Tekniği uygulanırken kontrol grubuna ortaokul matematik programına uygun öğretmen anlatımının yapıldığı öğretmen merkezli öğretim yöntemi uygulanmıştır. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu deneme modelinde tasarlanmıştır. Her iki gruba da öğretimden önce başarı testi öntest, öğretimden sonra da sontest ve çalışmanın bitiminden üç hafta sonra hatırlama testi olarak yeniden uygulanmıştır. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde, SPSS 16.0 (Statistical Package for the Social Sciences) bilgisayar programından yararlanılmıştır. Deney ve kontrol grubunda öğrencilerin başarı düzeylerinin ve öğrenmenin kalıcılığının karşılaştırılmasında t testi (Tek Örneklem t testi) ve 3x2 karma desenli Anova analizi uygulanmıştır. Ayrıca analizlerde anlamlılık düzeyi p <.05 olarak alınmıştır. Çalışma sonucunda deney ve kontrol grupların sontestleri ve kalıcılık testleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Buna göre Permütasyon ve Olasılık konusunun öğretiminde Bilgi Değişme Tekniğinin kullanılmasının en az öğretmen merkezli öğretim yöntemi kadar etkili olduğu söylenebilir. Ayrıca öğretim uygulaması sonunda deney gurubundaki öğrencilere Bilgi Değişme Tekniği Değerlendirme Anketi uygulanmıştır. Buna göre deney grubundaki öğrencilerin büyük çoğunluğunun uygulanan Bilgi Değişme Tekniği ile ilgili görüşlerinin olumlu olduğu saptanmıştır. Ancak bazı öğrencilerden alınan görüşlere ve yapılan gözlemlere göre düşük seviye gruplarındaki öğrencilerin tüm görevleri tam olarak yerine getirmeye istekli davranmaması, bazı öğrencilerin birlikte çalışmak istemedikleri arkadaşları ile eşleşmesi, sınıf içinde öğretmen merkezli sınıf ortamlarına göre daha fazla gürültü oluşması, sürekli grup ve eş değişiminin sınıf içinde karmaşaya yaratması gibi bazı olumsuz durumların ortaya çıktığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İşbirlikli Öğrenme, Bilgi Değişme Tekniği, Permütasyon ve Olasılık Öğretimi
İlköğretim ikinci kademe matematik derslerinde işbirlikli öğrenme yönteminin kullanılmasına ilişkin öğretmen görüşleri
İlköğretim ikinci kademe matematik derslerinde işbirlikli öğrenmenin kullanılmasına ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlenmesinin amaçlandığı bu çalışma nitel bir araştırmadır. Araştırmanın çalışma grubu, Malatya ili merkez ilköğretim okullarında, 2011-2012 eğitim öğretim yılında görev yapan 20 matematik öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırma verileri açık uçlu sorulardan oluşan bir anket aracılığıyla elde edilmiş ve içerik analizi ile çözümlenmiştir.Araştırma sonucunda katılımcıların çoğunlukla işbirlikli öğrenmeyi derslerinde kullandıkları, işbirlikli öğrenmenin temel bir tanımını yapabildikleri, işbirlikli öğrenmenin ilköğretim ikinci kademe matematik derslerinde kullanılmasının öğrencilere, matematiğe karşı olumlu tutum geliştirme, başarının, paylaşımın, etkileşimin, özgüven duygusunun, motivasyonun artması, sorumluluk bilincinin gelişmesi gibi akademik, sosyal ve psikolojik açıdan birçok fayda sağlayacağına inandıkları, ancak işbirlikli öğrenmenin sistemli yapısı hakkındaki bilgilerinin eksik olduğu görülmüştür. Katılımcıların işbirlikli öğrenmenin kullanılmasına ilişkin olarak; zamanın yeterli olmaması, öğrencilerin öğrenme isteğinin az olması, öğrenci seviyeleri arasında çok fazla farkın bulunması, her konuya uygun olmaması, grup oluşturma sırasında olumsuzlukların oluşabilmesi, işbirlikli öğrenmenin yanlış öğrenmelere sebep olabilmesi, öğrencilerin bireysel başarı durumlarının iyi anlaşılamayabilmesi vb. olumsuz görüşleri olduğu gibi bu olumsuzlukların giderilmesine yönelik önerileri de vardır. Katılımcılar, işbirlikli öğrenmenin ilköğretim ikinci kademe matematik dersinde kullanılması noktasında, matematiğin öğrenme alanlarına göre değerlendirmelerinde ise sahip oldukları görüşlerin her bir öğrenme alanı için değişkenlik gösterdiği belirlenmiştir. Öğrenme alanları, en çok olumlu görüş bildirilenden en aza doğru sıralandığında, sıralamanın geometri, sayılar, ölçme, olasılık ve istatistik, cebir şeklinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: İlköğretim ikinci kademe matematik dersi, işbirlikli öğrenme, öğretmen görüşleri