Dance
Bu konu başlığı altında 58 tez
Horon eşlik çalgılarının dans formuna etkisi: Trabzon yöresi Sallama Horonları (Düz horon) örneği
Bu araştırma, aynı kültüre mensup birbirine yakın bölgelerde yaşayan insanların geleneksel dans icralarındaki çeşitlenmelerin muhtemel bir nedeni olarak, dansa eşlik eden çalgıları ele almayı amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında Karadeniz Bölgesi'nde merkezi bir hüviyeti bulunan Trabzon yöresindeki birbirinden farklı çalgıların eşliğiyle, birbirinden farklı formlarda icra edilen danslar; form çeşitlenmeleri ve bu çeşitlilikte eşlik çalgıların muhtemel etkileri açısından incelenmiştir. Bu doğrultuda dansların icra formlarındaki bedensel devinimler incelenmiş, aralarındaki farklılıklar tespit edilmiş; bu danslara eşlik eden çalgılar akustik özellikleri itibarıyla söz konusu farklılıklarla ilişkilendirilmeye çalışılmıştır. Geleneksel danslara eşlik eden çalgıların akustik özellikleri PRAAT yazılımından yararlanılarak analiz edilmiş; yapılan analizler neticesinde tespit edilen farklılıkların dans icrası formlarındaki farklılıklara etkisi araştırılmıştır. Buna paralel olarak, yörede yaygın olarak tanınan dans ve eşlik çalgı icracılarıyla mülakatlar yapılmıştır. Bu mülakatlar ışığında, geleneksel dans formu çeşitlenmesiyle anlamlı biçimde ilişkilenen eşlik çalgı akustik farklılıkları noktasında yöre icracılarının uzman görüşüne başvurulmuştur. Çalışma sonucunda tespit edilen dans formu farklılıkları ile, danslara eşlik eden çalgıların akustik özellik farklılıkları arasında anlamlı paralellikler bulunduğu bulgulanmıştır. Bulgulanan bu sonuçlar, uzman görüşüne başvurulan yöre icracıları tarafından da doğrulanmaktadır. Araştırma sonuçlarının geleneksel dans formu çeşitlenmeleri konusuna yeni bir bakış açısı kazandıracağı düşünülmektedir.
21. yüzyıl bireyinin yalnızlık ve izolasyon halinin kavramsal sorgulamasından elde edilen çıkarımların bütünsel bir çağdaş dans koreografisine dönüştürülmesi: "İzole"
"İzole" isimli bu tez çalışmasında, koreograf Tan Temel'in yaşadığı, sanatsal olarak beslendiği ve sanatsal üretimini yaptığı sosyal çevrenin koşullarını, problemlerini incelediği; bunların kendisi üzerindeki psikolojik ve fiziksel yansımalarını araştırarak özgün bir anlatımla sahneye koyduğu dans koreografisinin araştırma ve yapım aşaması anlatılmaktadır. Koreograf sıkışmışlık, hareketsizlik, yorgunluk, iletişimsizlik, özgürleşememe, özgürleşme arzusu, baskı altına alınma, zorlanma, dayatma, cinsellik, ait olma, sahiplenme, duvarlar, kapatma, kapatılma korkusu, inşa etme, yıkma, yıkım, tortu gibi kendi gözlemlerinden yola çıkarak belirlediği kavramsal motivasyonları incelemiş ve bunları dans koreografisine dönüştürmüştür. "İzole"de bahsi geçen dinamiklerden yola çıkılarak günümüz hayatına uygun bir şekilde küçük bir oda içinde yaşam döngüsünü sürdüren izole olmuş iki birey üzerinden 21. yüzyılın bireyi ve içinde bulunduğu durum sorgulanır. Bu tez çalışması yedi bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünün ardından, ikinci, üçüncü ve dördüncü bölümlerde tezin kavramsal çerçevesini oluşturan motivasyonlar incelenmektedir. Beşinci bölümde, koreografın stüdyoda çalışma sürecini, koreografinin oluşum aşamalarını ve bölümleri anlatılmaktadır. Altıncı bölüm, mekan, ışık, kostüm, sahne tasarımı ve müzik unsurlarının hazırlık aşamasını ve bunların hareket dizinleri ile birleşme süreci anlatılmaktadır. Sonuç Bölümünde, değişen toplumsal ve sosyal yapıların, ortaya çıkardığı kaçınılmaz sonuç nedir sorusunun yanıtı; bireyin izole olması, sınırlanma, bozulan direkt iletişim ve hareketsizleşen bedenler olarak karşımıza çıkmaktadır. Kavramsal sorgulamaların çerçevesinde dansçıların ve diğer sanatçıların kendi yüzleşmelerini ve iç hesaplaşmalarını içeren koreografide, bu döngünün devam ettiği/edeceği sonucuna varılır. Bu durum koreografinin hareket kalitesine, sahne tasarımına da döngüsel bir form olarak yansır. Performans, dansçıların koreografinin başında olduğu gibi daire şeklinde koşması ile bir başka başlangıca gitmek üzere sonlanır. Anahtar Kelimeler: İzolasyon, Duvar, Yalnızlık, Bloke Olma, İlişkiler
Sinema, kişisel gelişim, sanat alanlarında verilmiş çağdaş felsefi ve düşünsel yapıtlardan esin ve çözümlemelerle "Üç" isimli dans projesinin hazırlanması ve sahneye konması
Bu tezin konusunu oluşturan "Üç" isimli dans projesi; performansın koreografı olan Sernaz Demirel Temel'in insan ilişkileri ve davranışları kapsamındaki kişisel deneyimlerinin, gözlemlerinin ve fikirlerinin hem fiziksel hem de entelektüel yansımalarını ortaya koymaktadır. Koreograf, kavramsal açıdan varoluşa dair sahip olduğu şahsi bakış açısını faydalandığı pek çok yazılı, görsel ve işitsel kaynaktan aldığı ilhamla harmanlayarak bu tezin konusu olan koreografiyi oluşturmuştur. "Üç", Uluslararası İnsan Hakları Beyannamesi, Peter Jackson'nun yönetmenliğini yaptığı "Zeitgeist" belgesel filmi ve Alman yazar Eckhart Tolle'ün "Yeni Bir Dünya" adlı kitabından çıkarılan sonuçların sentezlenmesini içerir. "Üç", tüm bu kaynak ve verilerden yola çıkılarak ulaşılan sonucun bir dans projesi ile sanatsal yapıta dönüştürülmesidir. "Üç" isimli dans projesi, koreografın esinlenmelere bağlı sentezini ve bunun duygusal ve düşünsel yansımalarını sunacak şekilde vücuda getirilmiştir. Sonuç olarak, temel konusu ego ve onun insan ilişkileri üzerindeki etkileri ve önemi olan "Üç" isimli dans projesi vasıtasıyla, bunu sahneye koyan performans sanatçıları, günlük koşuşturmaca, kendini iyice kaybetmiş bir halde sadece kendi isteklerine, arzularına odaklanmış olan insanları, hiç olmazsa bir dans performansı süresi boyunca, yeniden bilince çağırmaya, yaşamlarını, hedeflerini bir kez daha gözden geçirmeye davet etmeye çalışmıştır. Her bir performans; önceden hazırlanmış hareketlerden ve akıştan oluşan bir koreografiye sahip olsa da, işin insan faktörünü temsil eden dansçı ve izleyici unsurlarının da etkisiyle, her zaman hem bir öncekinden hem de bir sonrakinden farklılaşmaktadır. Sanat her zaman insanları durup düşünmeye, sorgulamaya, daha iyisinin, daha doğrusunun ne olabileceğini araştırmaya sevk eder. Anahtar Kelimeler: Beşeri İlişkiler, Açgözlülük, İhtiras, Çelişki / Çatışma, Ego
Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olan hastalarda yaratıcı dans temelli egzersiz eğitiminin solunum, denge ve kognitif fonksiyonlar, solunum ve periferik kas kuvveti ve fonksiyonel kapasite üzerine etkisi
Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH); tüm dünyada yüksek mortalite ve morbiditenin başlıca nedenlerinden biri olan; ilerleyici ve geri dönüşümsüz hava akımı kısıtlanması ile karakterize yaygın, tedavi edilebilir ve önlenebilir ve solunum sistemi etkilenimi dışında sistemik etkilere de sahip bir hastalıktır. Hastalarda artan solunum iş yükü ve azalan solunum fonksiyonları, solunum ve periferik kas kuvveti ve fonksiyonel kapasite egzersiz intolerasına neden olan önemli faktörlerdir. Ayrıca; KOAH'lı hastalarda görülen akciğer dışı diğer problemler dengenin ve kognitif fonksiyonların etkilenmesidir. Kılavuzlarda; hastalığın yönetimi için multidisipliner pulmoner rehabilitasyon (PR) programlarının önemi vurgulanmaktadır ve bireyselleştirilmiş egzersiz eğitimi bu programların temel bir bileşenidir. Literatürde; KOAH'lı hastalarda geleneksel egzersiz eğitim programlarının yararlı etkilerini gösteren birçok çalışma bulunmasına rağmen hastaların bu programlara katılım ve devamlılık oranlarının düşük olduğu bildirilmektedir. Hastaların egzersiz programına uyumunu ve motivasyonunu artırmak için alternatif ve yenilikçi bir yaklaşım olan yaratıcı dans temelli egzersiz eğitiminin potansiyel yararları literatürde gösterilmiş olmasına rağmen KOAH'lı hastalarda egzersiz eğitim yöntemi olarak yaratıcı dansın kullanıldığı herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle; yaratıcı dans temelli egzersiz eğitiminin solunum, denge ve kognitif fonksiyonlar, solunum ve periferik kas kuvveti ve fonksiyonel kapasite üzerine etkilerini araştırmak amacıyla bu çalışmayı planladık. Çalışmamıza, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı'nda KOAH tanısı ile takip edilen, dahil edilme kriterlerine uyan ve gönüllülük esası ile çalışmaya katılmayı kabul eden 24 hasta dahil edildi. Hastalar deney ve kontrol olarak iki gruba randomize edildi. Tüm hastaların vücut kompozisyonu, solunum fonksiyon testi , "Modifiye Medical Research Council" Dispne Skalası, KOAH Değerlendirme Testi (CAT), BODE indeksi, "Biodex Balance System®" (BBS) cihazı ile postural stabilite, stabilite limitleri ve dengenin duyusal entegrasyonu testleri, Montreal Bilişsel Değerlendirme Ölçeği (MoCA), solunum kas kuvveti, altı dakika yürüme testi (6DYT) ve periferik kas gücü ölçümleri yapıldı. Deney ve kontrol grubundaki tüm hastalara 8 hafta boyunca, haftada 5 gün, günde 2 kere olacak şekilde diyafragmatik, göğüs ve bilateral segmental solunum egzersizleri, insentif spirometre (Triflo®), solunum kontrolü, gevşeme pozisyonları ve etkili öksürük tekniklerinin öğretildiği ve fiziksel aktivite önerilerini içeren ev temelli göğüs fizyoterapisi programı verildi. Deney grubundaki hastalara bu programa ek olarak Pulmoner Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Laboratuvarı'mızda gözetimli olarak 8 hafta, haftada 2 gün yaratıcı dans eğitmenlik eğitimi alan fizyoterapist eşliğinde yaratıcı dans temelli egzersiz eğitim programı uygulandı. Tüm değerlendirmeler sekiz haftanın sonunda tekrar edildi. Veri analizi için SPSS v.26 programı kullanıldı. Shapiro-Wilk testi verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini analiz etmek için kullanıldı. χ2-testi ile niteliksel değişkenlerin analizi yorumlandı. Normal dağılım gösteren sayısal verilerde grup içi karşılaştırmalarda: Paired Sample T-test, gruplar arası karşılaştırmalarda Independent Samples T-test kullanıldı. Normal dağılım göstermeyen veya ordinal verilerde grup içi karşılaştırmalarda Wilcoxon testi; gruplar arası karşılaştırmalarda Mann Whitney U testi kullanıldı. Tüm analizler için istatistiksel olarak anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Sekiz haftalık eğitim sonrasında deney grubunda; CAT, BODE indeks ve MoCA skorlarında, solunum fonksiyon testinin tüm hem ölçülen değerlerinde hem de beklenen değerlerin yüzdesinde, maksimum inspiratuar ve ekspiratuar basınç (MIP-MEP) ölçümlerinde, sağ ve sol taraf M. Quadriceps ve M. Biceps kas kuvvetinde ve dominant ve non-dominant taraf kavrama kuvvetinde, 6DYT mesafesinde, BBS'nin postural stabilite, stabilite limitleri ve dengenin duyusal entegrasyonu testlerinin tüm parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı gelişme elde edildi. Kontrol grubunda ise; CAT, BODE indeks ve MoCA skorlarında, MIP ve MEP ölçümlerinde, 6DYT mesafesinde, BBS cihazının postüral stabilite testinin sadece "medial/lateral" değerinde ve stabilite limitleri testinin sadece "geriye/sola" değerinde istatistiksel olarak anlamlı gelişme elde edildi. Testlerin gruplar arası karşılaştırmalarında; deney grubunda CAT ve MoCA test skorunda, solunum fonksiyonunun değerlendirildiği tüm parametrelerde, MEP değerinde, periferik kas kuvvetinin değerlendirildiği tüm parametrelerde, 6DYT mesafesinde, BBS cihazının postüral stabilite ve dengenin duyusal entegrasyonu testlerinin tüm parametrelerinde, stabilite limitleri testinin ise sağa, öne/sola ve geriye/sola değerleri dışındaki tüm parametlerinde deney grubunda kontrol grubuna kıyasla meydana gelen artış daha yüksek bulundu. Sonuç olarak; KOAH hastalarında uygulanan yaratıcı dans temelli egzersiz eğitiminin, motivasyonu ve katılım oranını artıran eğlenceli ve ilgi çekici bir yaklaşım olmasından dolayı geleneksel egzersiz eğitimine alternatif olarak seçilebileceğini düşünüyoruz. Ek olarak egzersiz çeşitliliğine sahip olması ve ekipman gerektirmemesi yaratıcı dans temelli egzersiz eğitiminin bir aerobik egzersiz eğitim yöntemi olarak tercih edilebilir olduğunu göstermektedir.
Dans etkinliklerinin öz-yeterlik, özgüven ve sosyal beceriye etkisi: İşitme engelli bireyler üzerine bir çalışma
Yapılan çalışmada işitme engelli bireylere uygulanan bir dans etkinliğinin, bu bireylerin öz-yeterlik, özgüven ve sosyal beceri düzeylerine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle alan yazında engellilere ilişkin yapılan öz yeterlik, özgüven ve sosyal beceri araştırmaları literatür taraması yöntemiyle elde edilmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında ise dans etkinliğinin etkisini ölçmek amacıyla Karşıyaka Dayanışma İşitme Engelliler Derneği'nde bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemi, 18 yaş ve üzerindeki 30'u deney grubu, 30'u kontrol grubu olmak üzere toplam 60 işitme engelli üniversite öğrencisinden meydana gelmiştir. Örnekleme alınan katılımcılar gönüllü örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Çalışmada ön test-son test modeli kullanılmıştır. Veri toplama araçları olarak Özevin-Tokinan ve Bilen (2008) tarafından geliştirilen Beden Dili ve Dansa İlişkin Öz-Yeterlik Ölçeği, Özevin (2006) tarafından geliştirilen Özgüven Ölçeği ve Riggio (1986) tarafından geliştirilen Sosyal Beceri Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde ise Kolmogorov-Smirnov Testi, ile Paired Sample T Testi ve bağımsız örneklem T Testi kullanılmıştır. Çalışma bulgularına göre deney grubunda yer alan işitme engelli bireylerin dans etkinliği öncesi ve sonrasındaki sosyal beceri, özgüven ve öz-yeterlik düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Dans eğitimi sonrasında deney grubu ile kontrol grubu arasındaki sosyal beceri, özgüven ve öz yeterlik düzeyleri arasında anlamlı ilişki bulunurken (p<0.05), çalışma sonucunda deney grubuna ilişkin sosyal beceri, özgüven ve öz-yeterlik düzeylerinin pozitif yönde artış gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışmada ayrıca engelli bireylerin yaş ve cinsiyet değişkenlerine göre öz-yeterlik, özgüven ve sosyal beceri düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir (p<0.05).
Ritim ve dans öğretiminde proje tabanlı öğrenme yaklaşımı ve sunuş yaklaşımının öğrencilerin eleştirel düşünme, karar verme ve akademik öz-yeterlik algıları üzerindeki etkisi
Amaç: Çalışmanın amacı, proje tabanlı öğrenme yaklaşımının üniversite öğrencilerinin eleştirel düşünme, karar verme ve akademik öz-yeterlilik algısı düzelerine olan etkisini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, Marmaris Turizm Meslek Yüksekokulunun, Turizm Animasyon Programı Ritim ve Dans Eğitimi dersini alan 36 birinci sınıf öğrencisi katılmıştır. Çalışma, ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen olarak tasarlanmıştır. Öğrencilerin yarısı deney grubunu diğer yarısı kontrol grubuna rastgele olarak atanmıştır. Deneysel süreç 8 hafta her ders 150 dak olarak planlamıştır. Deneysel müdahalede, kontrol grubunda dersler komut stili ile deney grubunda ise proje tabanlı öğrenme yaklaşımına göre işlenmiştir. Veri toplama aracı olarak, Eleştirel Düşünme Ölçeği, Karar Verme Ölçeği ve Akademik Öz-Yeterlik Algısı Ölçeği ön-test son-test olarak kullanılmıştır. Demografik bilgi formu da katılımcılar ile ilgili demografik bilgileri ortaya koymak için katılımcılara uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 24.0 programı kullanılmıştır. Üç set halinde tasarlanan denenceleri test ederken çeşitli analiz teknikleri kullanılmıştır. Kontrol grubuna yönelik ön-test son-test karşılaştırmaları ile deney grubuna yönelik ön-test son-test karşılaştırmalarında bağımlı gruplar t-test ve Wilcoxon işaretli sıra testi kullanılmıştır. Deney grubu ile kontrol grubu son-test puan karşılaştırmalarında ise bağımsız gruplar t-test analizi ile Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Sonuç: Analiz sonuçları, proje tabanlı öğrenme yaklaşımına göre tasarlanmış öğretim uygulamalarının öğrencilerin eleştirel düşünme ve alt boyutları (katılım, bilişsel olgunluk, yenilikçilik), öz yeterlilik ve alt boyutları (sosyal statü, bilişsel uygulama, teknik beceriler) karar verme (öz saygı) puanlarına istatiski olarak anlamlı bir etkisinin olmadığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Proje Tabanlı Öğrenme, Ritim Ve Dans Dersi, Üniversite Öğrencisi, Eleştirel Düşünme, Öz Yeterlilik, Karar Verme.
İzmir'deki Arjantin tango dansı eğitmenlerinin ve dansçılarının dans kavramına yönelik metaforik algılarının çözümlenmesi
Amaç: Bu çalışma dansın dansı icra edenlerce nasıl algılandığı, dansın onlar için ne ifade ettiğini, dansın insan hayatındaki konumunu ve önemini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırmanın evrenini Türkiye Dans Sporları Federasyonuna bağlı Arjantin Tango branşındaki dans eğitmenleri ve dansçılar, örneklemini ise İzmir İli sınırları içerisinde Arjantin Tango dansı paydaşları oluşturmaktadır (n=114). Çalışma 2018-2019 Eğitim-Öğretim Yılı bahar döneminde (Mart-Nisan aylarında) İzmir İli sınırları içerisinde ki Arjantin Tango dansı ile ilgilenen 123 katılımcı ile uygulanmış ve gönüllülük esasına göre yapılmıştır. Ancak elde edilen verilerin 9 tanesi eksik bilgi ve okunamama gibi nedenlerle kullanılamamıştır. Çalışmaya 61'i kadın, 53'ü erkek olmak üzere 114 katılımcıdan elde edilen etkinlik kâğıdı dâhil edilmiştir. Araştırmaya katılan dans eğitmenleri ve dansçıların dans kavramına ilişkin sahip oldukları zihinsel imgeleri ortaya çıkarmak amacıyla araştırmacılar tarafından geliştirilen bir ölçek formu oluşturulmuştur. Bu araştırmanın amacı doğrultusunda, katılımcıların anlam dünyasına ulaşmak için oluşturulan formun ilk kısmında katılımcıların "Dans . . . gibidir; çünkü . . ." cümlesini tek bir zihinsel imge (ya da metafor) üzerinde yoğunlaşarak tamamlaması istenmiştir. Bu araştırmada elde edilen verilerin değerlendirilmesi için "içerik analizi" tekniği kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma sonuçlarına göre, en sık kullanılan metafor kategorisi ''duygusal'' (f=24, %21,1) en az kullanılan metafor ise, ''sosyalleşme'' ve ''Evrensel'' (sırasıyla, f=3, %2,6 f=3, %2,6) metaforları olmuştur. En fazla metafor 21 defa kullanılan ''Hayat'' Metaforuna Aittir. Sonuçlar: Sonuç olarak tüm metaforik kavramları bir arada değerlendirdiğimizde, dansın insanları duygusal olarak mutlu ettiği, bireylerin hayatlarında farkında olarak ya da olmayarak eksikliğini hissettikleri tüm olguları dans aracılıyla tamamlamaya çalıştıklarını, dansın insanların üzerinde iyileştirici bir gücü olduğunu ve bununda ötesinde bir anlam arayış aracı olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların dans etme amaçlarının aslında seçtikleri metaforik kavramlar olduğu gözlemlenmiştir.
Serbest zamanda algılanan özgürlük ve mutluluk düzeyi ilişkisi (Dans okulları örneği)
Araştırmanın amacı, Türkiye'de çeşitli illerde dans okullarından rekreasyonel amaçlı eğitim alan bireylerin, serbest zamanda algılanan özgürlük ve mutluluk düzeyi ilişkisinin belirlenmesidir. Araştırmanın evrenini Türkiye illerinde bulunan dans okullarındaki eğitimlere katılan bireyler oluştururken, çalışma grubu ise dans okullarından eğitim alan bireyler içerisinden 424 erkek ve 563 kadın olmak üzere toplam 987 (Ortyaş=25.43 ± 6.66) gönüllü birey oluşmaktadır. Katılımcılara araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu, Türkçe'ye uyarlama çalışmaları; Doğan ve Çötok (2011) tarafından yapılan "Oxford Mutluluk Ölçeği Kısa Formu-OMÖ-K" ve Yerlisu Lapa ve Ağyar (2017) tarafından yapılan "Serbest Zamanda Algılanan Özgürlük üzeyi Ölçeği" (SZAÖÖ) uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde istatistiki yöntem olarak; frekans, aritmetik ortalama, standart sapma; bağımsız örneklemler için t testi, ANOVA ve Pearson Korelasyon testleri kullanılmıştır. Verilerin parametrik testlerin ön şartlarını sağlayıp sağlamadığına Skewness ve Kurtosis (verilerin normal dağılım durumu) değerleri ve Levene (varyans eşitliği) testi sonuçları incelenerek karar verilmiştir. Bulgulara göre, dans okullarında eğitim alan bireylerin medeni durum, çalışma durumu, haftalık serbest zaman süresi, serbest zamanda güçlük çekme durumu, dans okullarına üyelik durumu, eğitimlerden yararlanma sıklığı ve aldığı dans eğitim değişkenleri bakımından algılanan özgürlük düzeylerinde; medeni durum, yaş, haftalık serbest zaman süresi, serbest zamanda güçlük çekme durumu, dans okullarına üyelik durumu, eğitimlerden yararlanma sıklığı ve aldığı dans eğitim değişkenleri bakımından ise mutluluk düzeylerinde anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, SZAÖ ile OMÖ-K arasında düşük seviyede ve pozitif yönde bir ilişki olduğu görülmektedir. Sonuç olarak, Türkiye'de faaliyetlerini sürdüren dans okullarında etkinliklere katılan bireylerin serbest zamanda algıladıkları özgürlük ve mutluluk seviyelerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca çalışmada, mutluluğun bir belirleyicisi olan serbest zamanda algılanan özgürlük, doğrudan ve dolaylı olarak bir şekilde kişinin mutluluğuna etki ettiğini göstermektedir. Bu açıdan çalışmamızın örneklem grubunu oluşturan bireylerin dans merkezlerinde yapılan etkinlik/eğitimlere katılımı algılanan özgürlük ve mutluluk düzeylerini artırdığı söylenebilir.
Obez kadınlarda dansterapinin yaşam kalitesi, yorgunluk, beden algısı ve depresyona etkisi
Obezite kilo artışı ile kendini gösteren, beraberinde birçok sistemik hastalığı getiren, insan sağlığını etkileyen bir sağlık problemidir. Bu çalışma, obez kadınlarda dansterapinin yaşam kalitesi, yorgunluk, beden algısı ve depresyona etkisinin araştırılması amacıyla planlandı. Çalışmamıza 39 gönüllü obez kadın (yaş ortalaması 38,15±14,14) katıldı. Çalışmaya katılan bireyler egzersiz grubu, kontrol grubu olmak üzere basit randomize yöntem ile ikiye ayrıldı. Egzersiz grubuna (19 kişi) 8 haftalık süre ile haftada 3 gün olacak şekilde dansterapi egzersizleri uygulandı. Kontrol grubuna(20 kişi) ise herhangi bir egzersiz programı uygulanmadı. Katılımcılar tedavi öncesi ve sonrasında yorgunluk için Yorgunluk Şiddet Ölçeği, yaşam kalitesi için Short Form 36 (SF-36), yaşam kalitesi için Obezlere Özgü Yaşam Kalitesi Ölçeği, depresyon için Beck Depresyon Ölçeği, vücut algısı için Beden İmajı Ölçeği ile değerlendirildi. Egzersiz grubunda tedavi öncesi ve sonrası değerlendirmelerde yaşam kalitesi SF-36'nın bazı parametreleri hariç anlamlı iyileşme saptandı (p<0,05). Gruplar arası değerlendirmelere bakıldığında ise vücut kompozisyon ve yorgunluk değerlendirmesi sonucunda egzersiz grubu lehine iyileşmeler oldu. Bu çalışma obez kadınlarda dansterapinin, yaşam kalitesini artırdığını, yorgunluğu azalttığını, depresyon seviyesini düşürdüğünü, beden algısını yükselttiğini ortaya koydu. Bu durum obezite rehabilitasyonunda dans terapinin etkin ve tedavi edici bir komponent olabileceğini, aerobik egzersiz olarak kullanılabileceğini göstermiştir.
Şizofrenik hastalarda zumba dans ve pilates egzersizlerinin fiziksel aktivite düzeyine olan etkilerinin karşılaştırılması
Bu çalışma, şizofreni tanısı bulunan hastalarda, zumba dans ve pilates egzersizlerinin; bireylerde bulunan kas kuvveti, fonksiyonel kapasite, denge, yaşam kalitesi, uyku ve psikolojik semptomları üzerine etkisini incelemek ve bu iki egzersiz yaklaşımlarının etkinliğini karşılaştırmak amacıyla planlandı. Çalışmamız Özel Yaşam Yolu Bakım Merkezinde hizmetlerinden faydalanan 18-65 yaşları arasında en az bir yıldır DSM-IV ölçütlerine göre şizofreni tanısı almış 45 birey katıldı. Dahil edilme kriterlerine uyan katılımcılar kura çekim yöntemi ile randomize olarak 3 gruba ayrıldı. Zumba dans (n=15) grubuna 45 dakika zumba dans, pilates egzersizleri (n=15) grubuna 45 dakika pilates egzersizleri uygulanmış olup, kontrol (n=15) grubuna hiçbir egzersiz programı uygulanmadı. Egzersizler haftada 3 gün olmak üzere 8 hafta boyunca uygulandı. Katılımcıların; demografik bilgileri, kas kuvveti (Lafayette Manuel Muscle Tester), fonksiyonel kapasite (6 Dakika Yürüyüş Testi), denge (Tandem Yürüyüş Testi) durumları kaydedildi.Katılımcıların; yaşam kalitesi (Kısa Form SF-36), uyku kalitesi (Pittsburgh Uyku Kalistesi İndeksi), ve psikolojik semptomları (Pozitif-Negatif Sendrom Ölçeği (PANSS)) değerlendirildi. Değerlendirmeler 8 hafta sonar tekrarlandı ve uygun istatistik programı ile analiz edildi. Çalışma sonucunda, zumba dans ve pilates egzersizlerinin PUKİ ve PANSS ölçümlerinin tedavi öncesi skorlara göre olumlu yönde arttığı görüldü. İki grup arasında bu parametrelerde bir fark bulunmadı (p>0.05). Zumba dansın fonksiyonel kapasite, denge, sosyal işlevsellik (SF36) ve enerji-canlılık-vitalite (SF36) ölçümlerini arttırırken, pilates egzersizlerinin ise kas kuvvetini arttırdığı gözlemlendi (p<0.05). Kontrol grubunun kas kuvvetinde azalma meydana gelmiştir ancak diğer ölçüm parametrelerinin hiçbirinde farklılık görülmemiştir (p>0.05). Sonuçlar değerlendirildiğinde çalışmamızda uygulanan zumba dans ve pilates egzersiz yaklaşımlarının şizofreni hastalarının fiziksel ve biyo-psikososyal iyilik halinin artırılması açısından kullanabilir uygulamalar olduğu ortaya konulmuştur. Kombine eğitimin, yani zumba dans ile pilates egzersiz programlarının birlikte uygulanmasının tedavi etkinliğini arttıracağını düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Zumba, pilates, fiziksel aktivite düzeyi, şizofreni, rehabilitasyon
Kronik bel ağrılı kadınlarda dansla tedavinin denge, düşme, vücut farkındalığı ve fonksiyonellik üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışma dansla tedavinin kronik bel ağrılı hastalarda denge, düşme, vücut farkındalığı ve fonksiyonellik üzerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmaya katılan 40 kadın hasta dansla tedavi (45,70±11,32 yıl) ve kontrol grubu (46,50±7,16 yıl) olmak üzere iki gruba ayrıldı. Dansla tedavi grubundaki hastalara 8 hafta boyunca haftada 3 gün farklı dans türlerinin koreografilerinden hasta grubuna uygun olarak bireyselleştirilmiş dansla tedavi programı uygulandı. Kontrol grubu ise klasik egzersiz tedavisi programına alındı. Tüm katılımcılara programlarının başında, ortasında ve sonunda değerlendirme yapıldı. Değerlendirmede demografik bilgileri alındıktan sonra hastaların bilateral bacak uzunluk ölçümü, lumbar fleksiyon, ekstansiyon, sağ lateral fleksiyon ve sol lateral fleksiyon gonyometrik ölçümleri ve bel ve kalça çevre ölçümleri alındı. Hastalara ağrıyı değerlendirmek için McGill Ağrı Ölçeği Kısa Formu, fonksiyonelliği ölçmek için Oswestry Disabilite İndeksi, vücut farkındalığını değerlendirmek için Vücut Farkındalık Oran Anketi, algılanan sağlık düzeyini değerlendirmek için Nottingham Sağlık Profili Anketi, kinezyofobiyi ölçmek için Tampa Kinezyofobi Ölçeği ve yaşam kalitesini ölçmek için Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği- Kısa Form (WHOQOL-BREF) uygulandı ve düşme riskini değerlendirmek için "Zamanlı Kalk Yürü" testi ve dengeyi değerlendirmek için Y denge testi yapıldı. Tedavilerin sonunda her iki gruptan da tedavi memnuniyetlerini 11'li likert soruda (0= hiç memnun kalmadım, 10= çok memnun kaldım) belirtmeleri istendi. Tedaviler tamamlandığında kontrol grubunda da dansla tedavi grubunda da değerlendirilen tüm parametrelerde iyileşme saptandı (p<0,05). Ancak dansla tedavi programı eklem hareket açıklığını, fonksiyonelliği, vücut farkındalığını, yaşam kalitesini, algılanan sağlık düzeyini, dengeyi arttırmada ve ağrıyı, kinezyofobiyi ve düşme riskini azaltmada klasik tedavi grubuna göre daha etkili bulundu (p<0,05). Tedavi memnuniyetleri incelendiğinde ise dansla tedavi grubu hastalarının kontrol grubu hastalarına göre tedavi programlarından daha memnun oldukları saptandı (p<0,05). Dansla tedavi eğitiminin kronik bel ağrılı hastalarda dengeyi, vücut farkındalığını, fonksiyonelliği iyileştirmede ve düşme riskini azaltmada etkili bir tedavi yöntemi olarak kullanılabileceği sonucuna varıldı.
İnmeli bireylerde dansla tedavinin denge, düşme, postür ve gövde kontrolüne etkilerinin araştırılması
İnmeli bireylerde, dansla tedavinin denge, düşme, postür, gövde kontrolü, fonksiyonel bağımsızlık ve anksiyete üzerine etkilerini araştırmak amacıyla yapılan çalışmaya, yaşları 18-45 yıl arasında değişen, 18'i kadın, 24'ü erkek toplam 42 birey dahil edildi. Bireyler tedavi (28,57± 10,59) ve kontrol (34,05 ± 9,95) grubu olarak iki gruba ayrıldı. Her grupta 21 birey yer aldı. Kontrol grubuna klasik fizyoterapi ve sanat etkinliği, tedavi grubuna ise klasik fizyoterapiye ek olarak dansla tedavi uygulandı. Bireylerin denge değerlendirmeleri için Berg Denge Ölçeği ve Mini-BESTest kullanıldı. Düşmenin değerlendirilmesinde, Uluslararası Düşme Etkinliği Ölçeği, postürün değerlendirilmesi için İnmeli Hastalarda Postüral Değerlendirme Ölçeği, gövde kontrolü için Gövde Bozukluk Ölçeği uygulandı. Günlük yaşam aktivitelerindeki bağımsızlığı Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği ile değerlendirilirken, anksiyete için Beck Anksiyete Ölçeği kullanıldı. Tedavi ve kontrol grubundaki hastalara 8 hafta boyunca, haftada 2 gün fizyoterapist eşliğinde tedavi uygulandı ve 16 seans sonunda her iki grupta tedavi öncesi ve sonrası değerlendirmeler yapıldı. Elde edilen sonuçlara bakıldığında, denge, düşme, postür, gövde kontrolü, fonksiyonel bağımsızlık ve anksiyete açısından grup içi karşılaştırmalarda her iki grupta da tedavi sonrası lehine anlamlı farklılık elde edildi (p<0,05). Gruplar karşılaştırıldığında, gövde kontrolü açısından gövde bozukluk ölçeği statik oturma dengesi sonuçları dışında, değerlendirilen tüm parametrelerde tedavi grubunun daha etkin olduğu gözlendi (p<0,05). Sonuç olarak çalışmamızda, inmeli bireylerde denge, düşme, postür, gövde kontrolü, fonksiyonel bağımsızlık ve anksiyete üzerinde klasik fizyoterapiye ek olarak uygulanan dansla tedavinin iyileştirici etkilerinin daha fazla olduğu görüldü. Dansla tedavi bu hastaların rehabilitasyonunda uygulanabilir bir yaklaşım olarak düşünülebilir.
Sosyal latin danslarının beden algısı, öz-yeterlik ve sosyal beceri üzerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışma, sosyal Latin danslarının, bireylerin beden algısı, öz-yeterlik ve sosyal becerileri üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemini dans eden ve dans etmeyen 18-35 yaş arası bireyler oluşturmaktadır. Ölçme aracı olarak Sosyal Fizik Kaygı Envanteri, Beden Bölgelerinden ve Özelliklerinden Hoşnut Olma Ölçeği, Kendini Fiziksel Tanımlama Envanteri, Genel Öz-Yeterlik Ölçeği ve Sosyal Beceri Envanteri kullanılmıştır. İstatistiksel değerlendirmede ise Pearson korelasyon analizi, regresyon analizi ve 2 yönlü çoklu varyans analizi (MANOVA) teknikleri kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçları incelendiğinde sosyal latin dansları ile ilgilenen bireylerin, dans etmeyen bireylere oranla fiziksel benlik algısı, sosyal beceri ve beden bölgelerinden ve özelliklerinden hoşnut olma seviyelerinin daha yüksek, sosyal fizik kaygı seviyelerinin ise daha düşük olduğu, buna ek olarak dans etmenin öz-yeterlik üzerinde önemli bir etkiye sahip olmadığı belirlenmiştir. Sunulan çalışma, sosyal latin danslarının daha pozitif bir beden algısına önderlik ettiğine dair ön bulguları ortaya koymaktadır. Gelecekte bu konunun daha uzun vadeli çalışmalar dahilinde incelenmesi önerilmektedir.
Halk oyunlarında kadın eğitmenlerin performanslarını etkileyen etmenler üzerine bir inceleme (Ankara örneği)
Geçmişten beri Türkiye'de ve Dünya'da, Türk halk oyunlarının, kültürümüzün yaşatılması ve yayılması konusundaki yeri ve önemi büyüktür. Bu çalışmada, Türk halk oyunlarında kadın eğitmenlerin günümüzdeki yeri belirlenmeye çalışılarak performanslarını etkileyen etmenlerin ortaya çıkartılması amaçlanmış ve bu etmenlere yönelik öneriler sunulmuştur. Bu araştırma, nitel yöntemle desenlenmiş, betimsel bir alan araştırmasıdır. Bu araştırmada evren olarak Ankara ili seçilmiştir. Ankara'da halk oyunlarıyla ilgili faaliyet gösteren kamu kurumları, halk oyunları dernekleri ve özel dans okulları belirlenmiş, çalışma gurubu olarak ta bu kurumlarda ders veren kadın halk oyunları eğitmenleri seçilmiştir. Veriler, literatür taraması yapılarak ve uzman görüşü alındıktan sonra hazırlanan 26 soruluk yapılandırılmış görüşme formu çevrimiçi uygulanarak toplanmıştır. Araştırmada veriler, doküman analizi yöntemiyle analiz edilerek katılımcılara ait ifadeler frekans yüzde tablosuna dönüştürülmüştür. Ayrıca açık uçlu ifadelere ait ortak kodlar belirlenerek tablolaştırılmıştır. Sonuç olarak kadın eğitmenlerin halk oyunlarında daha çok yer bulabilmeleri için gerekli adımların atılarak, programların hazırlanması, uygulanması ve takibinin yapılarak halk oyunlarında kadın eğitmenlere daha çok yer verilmesi gerektiği düşünülmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Halk Oyunları, Kadın Eğitmenler, Dans, Performans
Anadolu erkek toplantılarının halkbilimsel incelenmesi
Anadolu erkek toplantıları Türk halk edebiyatını, halk dansları ve müziğini, köy oyunlarını ve toplumsal değerleri aktarmada önemli role sahiptir. Türk erkekleri yerel ve toplumsal sorunları tartışmak, dayanışmayı, karşılıklı anlayışı ve toplumda yaşama hissini teşvik etmek amacıyla düzenli olarak özellikle kışın evlerde toplanırlar. Toplantılarda yemek eşliğinde müzik, oyun ve danslar olabilir. Anadolu Erkek Toplantıları sabahın erken saatlerine kadar sürebilir. Toplantılara din, dil ve konum farkı gözetmeksizin 16 yaş üzeri erkek çocukları katılabilir. Katılanlarda dürüst bir aileden gelme, güvenilir ve yaşlılara karşı saygılı olma, kumar oynamamış ve toplu yerlerde içki içmemiş olma şartı aranır. Herhangi bir üye özel bir mazeret olmadıkça toplantıya katılmazsa para cezası ile cezalandırılır. Kadınlar erkek üyeleri bu toplantılara katılmaya teşvik ederler. Bu toplantıların toplumsal ve kültürel faydaları vardır. Topluluklar genelde 5 ila 30 üyeden oluşur ve seçimle veya ihtiyarlar tarafından önerilen bir lider topluluğu yönetir. Üyeler hak ve sorumluluklar bakımından eşittir. Sohbet Toplantıları, toplumsal adalet, ahlaki değerler, iyilik yapma, saygı, müsamaha gibi değerleri aktardığı için önemli bir eğitici işlevi gerçekleştirir.
Türk halk danslarındaki dönüş figürü üzerine halkbilimsel bir inceleme
Anrienne L. Kaeppler ?Dans? adlı makalesinde yer ve zaman içerisinde dansın insan vücudunu kullanarak kültürel bir form oluşturduğundan söz etmiş ve dansı icra etmeninde bu kültürel form kadar önemli bir olgu olduğunu belirtmiştir. Yazar, dans figürlerinin birer sembol taşıdığına dikkati çekerek dansların dile benzer bir gramere sahip olduğunu bu nedenle de dans figürlerinin çözümlenebileceğini öne sürmüştür. ?Türk Halk Danslarındaki Dönüş Figürü Üzerine Halkbilimsel Bir İnceleme? başlıklı bu çalışma Türk halk danslarından sema, semah ve sinsin danslarının dönüş hareketleriyle sınırlandırılmıştır. Çalışmada sema, semah ve sinsin danslarının içindeki ayin, büyü, mitoloji, kozmoloji, inisiyasyon, inanç sistemi ve kültürel biçimin dans vasıtasıyla okunabilirliği incelenmiştir. Bu doğrultuda dönüş figürünün dans içinde taşımış olduğu anlam irdelenerek, çıkarımlarda bulunulmuş netice dönüş hareketinin sahip olduğu sembolik anlam okunmaya çalışılmıştır.Çalışmada, öncelikle dansın kökenlerine inilerek ayin, büyü kavramları irdelenmiş, mitoloji ve kozmolojinin dansta nasıl bir anlatıma sahip olabileceği üzerinde değerlendirilmelerde bulunulmuş, danslardaki dönüş figürüyle inisiyasyon kavramı karşılaştırılmıştır. Anadolu ve İslam kültürünün Türk halk danslarını nasıl biçimlendirdiği örneklerle tartışılmış ve tüm bu oluşumlar çerçevesinde semah, sema ve sinsin danslarının dönüş figürü üzerinde kültürel ve inançsal boyutta okumalar yapılmaya çalışılmıştır. Ayrıca bu danslar içinde kültürel hafızanın nasıl kullanıldığı üzerinde sorular sorulmuştur.Bu çalışma, Türk halk danslarındaki figürlerin okunabilirliliğine dair oluşturulmuş bir başlangıç çalışması olmaktadır.Anahtar Kelimeler: 1. Dans, 2. Dönüş, 3. Sembol, 4. Kültür, 5. Hafıza
Ankara il merkezindeki anasınıflarında görev yapan öğretmenlerin müzik eğitiminde yaşadıkları sorunların incelenmesi
Bu araştırma, Ankara il merkezindeki anasınıflarında görev yapan öğretmenlerin, müzik eğitimi uygulamalarını ve karşılaştıkları sorunları saptamak amacıyla planlanmıştır. Araştırmaya tabakalı rasgele örnekleme yöntemi ile seçilen 166 okuldan toplam 212 öğretmen dahil edilmiştir. Veriler anket aracılığıyla toplanmıştır. Anket, literatür taraması sonucunda geliştirilmiş ve alanında uzman 7 öğretim elamanının görüşlerine sunulmuştur. Alınan öneriler doğrultusunda ankete son şekli verilmiştir. Öğretmenlere ait demografik özellikler frekans ve yüzde dağılımı şeklinde tablolarda verilmiştir. Araştırmanın alt amaçlarına ilişkin değişkenlere verilen yanıtların frekans ve yüzde dağılımları hesaplanmış ve önem sırasına göre değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler ağırlıklı toplamlar yardımı ile yapılmış olup ağırlığına göre tercih edilen cevaplar sıralanmış ve tablolarda yer almıştır. Elde edilen veriler incelendiğinde; Öğretmenlerin % 80, 2' sinin müzik eğitimini mesleki eğitim sırasında aldığı, % 80, 7' sinin müzik eğitimi konusunda hizmet içi eğitime ihtiyaç duyduğu, % 57,1' inin etkinlikler sırasında çalgı kullanmadığı, % 57, 6' sının sınıfında orijinal çalgı bulunmadığı, % 55,7' sinde de sınıfında her çocuğa yetecek kadar çalgı bulunmadığı saptanmıştır. Öğretmenlerin müzikli hikaye çalışmalarını 1. öncelikle yaptırmadıkları, % 37, 5' inin yaratıcı dans çalışmalarında ise 1. öncelikle çocuklardan müzik eşliğinde nesne, hayvan?vs. varlıkları taklit ederek yaratıcı dans etmelerini desteklediklerini belirtmiştir. Öğretmenlerin % 35,2' sinin ritim çalışmalarında 1. öncelikli olarak ritmi verdiği ve çocukların bu ritimle yürümesini, koşmasını, zıplamasını istediği bulunmuştur. Bunun yanı sıra öğretmenler, ses dinleme ve ayırt etme çalışmaları, ritim çalışmaları ve yaratıcı dans çalışmaları sırasında 1. öncelikle herhangi bir sorun yaşamadıklarını ifade etmişlerdir. Öğretmenler şarkı seçilen ise; 1. sırada sözlerinin basit ve anlaşılır olmasına dikkat etmektedirler. Öğretmenler şarkı öğretiminde 1. sırada şarkıyı bölüm bölüm çocuklara söyleyip katılmalarını beklemektedirler. Öğretmenlerin müzik eğitimi konusundaki iş doyum düzeylerine bakıldığında orta düzeyde olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, öğretmenlerin müzik eğitiminde sadece bilgi sahibi oldukları konuları uyguladıkları ancak bu bilgilerin yetersiz olduğu belirlenmiştir. Dolayısı ile müzik eğitiminin içeriği konusunda öğretmenlerin tekrar hizmet içi eğitime almaları gerektiği saptanmıştır.
Auteur yönetmen Yeşim Ustaoğlu sinemasında ölüm imgesi olarak dans
Bir öyküleme aracı olan sinema anlatısını zenginleştirmek için edebiyat, müzik, dans gibi pek çok farklı disiplinlerle etkileşim halindedir. Bu tezde auteur yönetmen Yeşim Ustaoğlu sinemasında dansın ölümün habercisi olarak imgelendiği açıklanmaya çalışılmaktadır. Bu kapsamda yönetmen Ustaoğlu'nun filmlerinde yer alan dans sekanslarının ölümün habercisi olarak nasıl kodlandığı, sinematografi elemanlarının kullanımıyla nasıl işlendiği incelenmektedir. Sinemada dansın, beden üzerinden izleyiciye aktarılmasında film kahramanlarının sınıfsal konumları, kimlikleri fark etmeksizin ortak görsel temsilinin nasıl inşa edildiği ve izleyiciye nasıl aktarıldığı sosyolojik ve antropolojik paradigmalar çerçevesinde açıklanmaya çalışılmaktadır. "Ustaoğlu'nun sinemasında yer alan dans sahnelerinin ne tür imgeler taşıdığı" araştırma sorusu olurken çözümleme yöntemi olarak, İsviçreli dilbilimci Ferdinand de Saussure'un temellendirdiği göstergebilim kuramı çerçevesinde Christian Metz'in göstergebilimsel yöntemi kullanılmaktadır. Bu çalışmayı önemli kılan araştırma konusuyla ilgili yapılan literatür taramasında, yönetmen Yeşim Ustaoğlu sinemasında dansa ilişkin herhangi bir çalışmaya rastlanmamış olmasıdır. Bu çalışmayla Ustaoğlu sinemasında dans ve sinema birlikteliğine ilişkin verilerin değerlendirilmesi ve yapılacak sonraki çalışmalarda literatüre katkı sağlanması hedeflenmektedir.
Demokrat Parti döneminde yaşanan toplumsal olayların gençliğe yansımaları (1957-1960)
Türkiye'de 1946 yılında çok partili hayata geçişle beraber, gençlik yapılanmalarında da ciddi değişimler yaşanmıştır. Söz konusu dönemde kurulup resmiyet kazanan gençlik kuruluşları; iç ve dış politikada, eğitimde, ekonomide, sosyal, kültürel vb. alanlarda ses çıkarmaya başladıkları gibi, bu resmi kimliklerle kedilerine olan güvenleri de artmıştır. 1957-1960 yılları arasında, içte Atatürk ilkelerinin koruyuculuğunu üstlenerek, dışta ise Kıbrıs Meselesine olan yaklaşımlarıyla milliyetçi bir çizgi oluşturmuşlardır. Aynı dönemde dünyayı kasıp kavuran Rock and Roll ve Strip-Tease dansları Türkiye'deki gençler arasında da popüler hale gelmiştir. Gençlik kuruluşlarını fikir ayrılığına düşüren bu dansların yasaklanması için büyük kampanyalar düzenlenmiştir. Bu dönemde üniversitede yaşanan krizlerin tesiri altında da kalan gençler, zamanla iktidar karşıtı, muhalefet destekçisi bir çizgiye kaymıştır. Bu durum öyle bir hal almıştır ki; 1960'lara gelindiğinde kitlesel öğrenci hareketlerine dönüşmüştür. Önü kesilemeyen kitlesel öğrenci hareketlerine damgasını vuran "Ordu gençlik el ele" sloganları 27 Mayıs Askeri darbesiyle sonuçlanmıştır.
Rönesans ve Barok Dönemi dans formlarının çalgı eğitimindeki yeri ve önemi
Bu araştırma, mesleki müzik eğitimi veren kurumlarda çalgı eğitiminde kullanılan önemli konulardan biri olan Rönesans ve Barok dönem danslarının, eğitimdeki yerini ve kullanılabilirlik düzeyini belirlemek ve bu dans formlarıyla ilgili kapsamlı bilgi vermek amacıyla yapılmıştır. Örneklem gurubunda verilen eğitim kurumlarının öğretim elemanları ve öğrencileri ile yapılan görüşmeler sonucu, bu dans formlarının çalgı eğitiminde öğrencilere kazandırdığı birçok özellik sayesinde büyük önem taşıdığı ortaya çıkmış, fakat böyle olduğu halde öğrencilerin konu hakkında neden bu kadar yetersiz olduğu anlaşılamamıştır. Öğrencilerin konu hakkındaki eksikliklerini giderebilecek olan ve eğitimin kalitesini yükseltebileceği düşünülen dans ve müziğin müzik eğitimi için birlikte kullanılmasına ilişkin bir yöntem üzerinde durulmuştur.
Dans aktivitesi ile ruhsal belirtiler ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, dans aktivitesi ile ruhsal belirtiler ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaçla dans eden, dans etmeyen yalnızca spor yapan bireyler ve her iki aktiviteyi yapmayan bireyler üzerinde araştırma yapılmıştır. Araştırma modeli olarak betimsel ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi 18-55 yaş arası dans eden ve etmeyen 352 bireyden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri SF-36 yaşam kalitesi değerlendirme anketi, Psikolojik Belirti Tarama Listesi (SCL-90-R), Sosyodemografik Veri Formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25 kullanılarak Pearson korelasyon testi, bağımsız gruplar Student t test ve ANOVA testleri ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda katılımcıların spor yapma ve dans etmeleri arasında ölçek puanları bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmaktadır. Hem dans eden hem spor yapan kişilerin Ruhsal Sağlık düzeyleri ve yaşam kalitesi en yüksek iken dans etmeyen ve spor yapmayan kişilerin en düşüktür. Bulgular literatür desteğiyle tartışılmıştır.
Farklı dansları yapan bireylerin çeşitli değişkenlere göre özgüven ve öz-yeterliklerinin karşılaştırılması
Farklı dansları yapan bireylerin çeşitli değişkenlere göre özgüven ve öz-yeterliklerinin karşılaştırılıp incelenmiş, araştırma yapılan dans çeşitleri ile demografik bilgilerinden elde edilen bağımsız değişkenlere göre aralarındaki ilişkinin farklılaşıp farklılaşmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır.Bu araştırmada, Türkiye'nin çeşitli illerinden farklı dansları yapan 401 bireyle çalışma yürütülmüştür.Sonuç olarak özgüven ve öz-yeterlik özellikleri bazı değişkenlere göre farklılık göstermiş bazı değişkenlere göre ise farklılık göstermemiştir.
Buluşma
"Bir dans grubunun turne hikayesi" belgesel tez filmi. Türkiye'deki profesyonel bir dans grubunun turneye hazırlık aşamaları ve sahne arkası çalışmalarına tanıklık etmeyi amaçlamaktadır. Film, alanında yetkin kişiler ve yönetmen ile yapılan söyleşiler aracılığıyla izleyiciye aktarılmaktadır. Filmde gösterilmek istenen dans grubunun arka plandaki hazırlanış aşamaları, gösteri öncesi ve sonrası yapılanları izleyiciyle paylaşmak. Anahtar Kelimeler: Dans, Turne, Sahne
Beden dili ve dans eğitiminin oyunculuk sanatındaki yeri üzerine bir yöntem önerisi
Yüzyıllardır kendini değişik biçimlerde ifade eden sahne sanatları; insanın doğadan, toplumdan ve içinde yaşadığı kültürden aldığı değerlerin bilinçli bir şekilde estetik değerlerle buluşmasına imkan tanıyan, planlı bir iletişim şeklidir. Sahne sanatlarında asıl amaç, öncelikle sanatçı-seyirci arasında kurulan iletişim sayesinde sanatçının mesajını seyirciye aktarabilmesi ve onu etkileyebilmesidir. Toplumsallaşmanın vazgeçilmez bir öğesi olan iletişim ile sahne sanatlarının amacı birleştiğinde, temel iletişim dizgesindeki anlam sanatsal bir boyut kazanmaktadır. İletişimin birçok biçimini kullanarak, iletişimi sanatsal boyutta gerçekleştiren Tiyatro ve Dans, her dönemde seyircinin görme işitme ve hissetme duyularında estetik izlenimler bırakan sanatsal yapıtlarla, seyircinin yaşamı anlamasına ve yorumlamasına yardımcı olmuşlardır. Bunu gerçekleştirirken her iki sanat dalının da en önemli anlatım aracı sanatçının bedeni olmuştur.Beden aracılığıyla oyuncu-seyirci arasında kurulan iletişim sözsüz iletişimin büyük bir bölümünü oluşturmakta ve beden dili iletişimi olarak adlandırılmaktadır. Beden dili iletişimi üzerine yapılan çalışmalar, beden dilini daha iyi kullanabilmek için eğitimin gerekli olduğu sonucunu doğurmuş ve beden dili eğitimi bir çalışma alanı haline gelmiştir. Sözden daha etkili bir iletişim biçimi olan beden dili iletişimini sahne üzerinde seyirciyle kuran oyuncular için de beden dili eğitimi zorunlu bir çalışma alanıdır. Tiyatro ve Dans'ta tarihsel süreçte bedenin değişik biçim ve özelliklerle anlatım aracı olarak kullanılması ve bedeni eğitmek için harekete ve dansa dayalı tekniklerin denenmesi de bunun bir göstergesidir.Oyuncunun sahne üzerinde kurduğu beden dili iletişimi, günlük yaşamdaki beden dili iletişiminden bazı noktalarda farklı özellikler göstererek varlığını sürdürmektedir. Bu durum, oyuncunun bedenini bilinçli bir şekilde kullanması için tiyatro ve dans sanatının sahne dışında eğitim sürecinde de birlikteliğini şart kılmaktadır. Bedenini birincil anlatım aracı olarak dansçının eğitiminde kullanılan hareket ve dans tekniklerinin oyunculuk eğitiminde de kullanılması oyuncunun bedenini tanımasını ve daha iyi kullanmasını sağlayacaktır. Beden farkındalığı kazanan, sesinin yanı sıra bedensel olanaklarını da geliştiren oyuncu günümüz tiyatrosunda ayrıcalıklı bir yere sahip olacaktır.Bu çalışmada, oyuncularda olması gerektiği düşünülen beden bilincini edindirebilmek için beden dili eğitimi ve dans eğitiminin temel ilkeleri incelenerek, oyunculuk sanatı açısından önemi açıklanmaktadır. Oyunculuk eğitiminde beden dili ve dans tekniklerinin kullanılması gerektiği ve sahne sanatlarının disiplinler arası çalışmaya ihtiyacı olduğu düşüncesi ile oyunculara beden farkındalığı kazandırmak adına kullanılacak bir yöntem önerisi sunulmaktadır.Türkçe Anahtar Kelimeler:1- Beden dili 2- Dans 3- Tiyatro Oyunculuğu 4- Halk Dansları