Disabled children

107 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Engelli çocuklar için okul mekanlarında çevresel grafik ve yönlendirme tasarımının etkileri

Engellilik, gelişen dünyada hassasiyetin zaman içerisinde arttığı ve tasarım algısının yasal çizgilerine dâhil edildiği bir durumdur. Engelli bireyler, toplum içerisinde hem sosyal hem de fiziksel olarak kendilerine yer edinmede zorluk çekmektedirler. Bu durum bireylerin eğitim haklarını olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada, engelli okulları iç mekân ve çevre tasarım kriterlerinde çevresel grafik ve yönlendirme tasarımı etkileri araştırılmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı Örgün Öğretim Kurumları ve Özel Eğitim Kurumları tip projelerinin iç ve dış mekânlarının engelli erişim açısından, antropometri, ergonomi, renk, algılama iletişim, yönlendirme ve bilgilendirme tasarımı açısından detaylı incelenmesi yapılmış olup, mekân tasarımının engelli birey üzerine olan sosyolojik ve fizyolojik etkileri değerlendirilmiştir. Son yıllarda engelli bireylerin toplumdaki yeri, sosyalleşmesi ve istihdamı için devlet kapsamında olan özel proje içerik ve mekân tasarım ölçütleri de ele alınmıştır. Herkes için tasarım ilkesinin mekânlarda uygulanmasının, engelli bireyin toplum içerisinde yer edinip mekânsal haklarına sahip olması hususunda etkisi büyüktür. Çalışma, örnek projeler üzerinden karşılaştırma ve değerlendirme olarak engelli çocukların okullara erişilebilirliğini çevresel ve yönlendirme tasarımı açısından inceleme kapsamlıdır. Anahtar Kelimeler: Engelli Eğitim Hakları, Engelli Okulları, Erişilebilirlik, Çevresel Grafik Tasarım, Yönlendirme Tasarımı, Renk.

Engelli çocuklarGrafik sanatlarOkul binaları+7
Nadide Mecit
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli çocuklar ile engelli olmayan çocukların annelerinin fiziksel aktivite düzeyi ve fonksiyonel kapasitelerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada, engelli çocuğu olmayan annelerin, zihinsel engelli çocuğu olan annelerin ve fiziksel engelli çocuğu olan annelerin fiziksel aktivite, fonksiyonel kapasite ve depresyon düzeylerini değerlendirmek amaçlandı. Bu araştırma Ocak 2020-Kasım 2021 tarihleri arasında yürütüldü. Araştırmaya Gaziantep ilinde yaşayan engelli çocuğu olmayan 35 anne, zihinsel engelli çocuğu olan 35 anne ve fiziksel engelli çocuğu olan 35 anne olmak üzere toplam 105 kadın dahil edildi. Gönüllülerin yaşları 23-59 yıl arasında değişmekteydi. Sosyodemografik veriler kaydedildi. Araştırmaya katılan annelerin fiziksel aktivite düzeyleri Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi- Kısa Form (IPAQ); fonksiyonel kapasiteleri 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT); depresyon düzeyleri Beck Depresyon Envanteri (BDE) ile değerlendirildi. Verilerin analizi için IBM SPSS Statistics 24.0 paket programı kullanıldı. Yapılan analizler sonucunda; engelli çocuğu olmayan anneler ile zihinsel engelli çocuğu olan anneler ve fiziksel engelli çocuğu olan anneler IPAQ toplam MET değerleri yönünden benzerdi (p>0.05). 6DYT yürüme mesafeleri yönünden gruplar arasında anlamlı farklılık bulunamadı (p>0.05). BDE toplam puanları karşılaştırıldığında; engelli olmayan çocuğa sahip annelerin depresyon puanları, Fiziksel veya zihinsel engelli çocuğu olan annelerden anlamlı düzeyde daha düşüktü(p<0.05). Sonuç olarak; fiziksel veya zihinsel engelli çocuk annelerinin depresyona düzeyleri yüksektir. Engelli çocuk annelerinin fiziksel aktivite, fonksiyonel kapasite ve depresyon düzeylerini değerlendiren daha geniş örneklemli çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Engelli Çocuk Annesi; Fiziksel Aktivite Düzeyi; 6 Dakika Yürüme Testi; Depresyon.

AnnelerDepresyonEngelli çocuklar+4
Kasım Çelik
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Engelli olan çocukların engelli olmayan kardeşleriyle ilişkileri üzerine sosyolojik bir inceleme

Kardeşlik ilişkilerini engelli ve engelli olmayan kardeşlerin gözünden incelemeyi amaçlayan bu çalışmada engelli olmanın aile ortamında kardeşlik ilişkisi üzerinde oynadığı rol hem engelli çocuklar hem de engelli olmayan kardeşlerinin bakış açısıyla betimlenmiştir. Çalışma kapsamında kardeşlik ilişkileri engellilik, engelli birey, kendini/ kardeşini engelli bir birey olarak nasıl tanımladığı; kardeşlik ilişkisinde üstlenilen görev ve sorumluluklar; kardeşlik ilişkisinin değerlendirme biçimleri ve engel durumunun kardeşlik ilişkisi üzerinde yarattığı değişimler çerçevesinde araştırılmıştır. Çalışmada engelli ve engelli olmayan kardeşlerin anlam dünyaları resmedilmek amaçlandığından nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Çalışma bedensel, görme ve işitme engel türlerinden bir ya da birkaçına sahip engelli çocuklar (15-18 yaş grubu) ve onların birlikte yaşadıkları engelli olmayan kardeşleri (11-27 yaş aralığındaki) ile yürütülmüştür. Bu kapsamda bedensel, görme ve işitme engelli 4'er çocuk ve onların kardeşlerine ulaşılarak toplamda 24 kişi ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yüz yüze yapılan görüşmelerde veriler yarı yapılandırılmış soru formları kullanılarak toplanmıştır. Ulaşılan veriler sosyal inşa yaklaşımı ve aile sistem teorisi çerçevesinde gerçekleştirilen tematik analiz ile değerlendirilmiştir. Ulaşılan temalar kapsamında engellilik ve engelli birey tanımlamalarınki engelliliği açıklayan tıbbi modelin hakimiyeti dikkat çekerken engelli kardeşle ilgili tanımlamalarda sosyal model bakış açısının ortaya çıktığı görülmüştür. Kardeşlerin üstlendikleri görev ve sorumluluklara bakıldığında ise engelli olmayan kardeşlerin hem engelli kardeşlerine yardım etmek hem de evdeki işler için ailesine yardım etmek anlamında fazlaca sorumluluğu olduğu dikkati çekmiştir. Diğer taraftan kardeşlerin ilişkilerini değerlendirirken çatışmalar, kavgalar, uyum, yardımlaşma ve destek gibi hem olumlu hem de olumsuz yorumları olduğu aktarılmıştır. Son olarak da engelli olmama veya engel derecesinin daha düşük olmasının kardeşlik ilişkilerine nasıl yansıdığı üzerinde durulmuştur. Engelli kardeşlerin yeti/işlev kaybına bağlı kısıtlamalar üzerinden değerlendirme yaparken engelli olmayan kardeşlerin hayatlarında yaşanacak değişimleri vurgulamaları dikkat çekmiştir.

Aile sistemleri teorisiEngelli çocuklarEngellilik+5
Seçil Sanıyaman
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Engelli üniversite öğrencilerinin akran ilişkileri üzerine nitel bir araştırma

Üniversiteli engeli olan gençlerin gözünden arkadaşlık ilişkilerine yönelik deneyimlerini sosyal sermaye üzerinden keşfetmeyi konu edinen bu araştırmada engelli gençlerin arkadaşlık ilişkileri, engelliliği ve engelli bedene sahip olma, arkadaşlık ilişkilerinde ailenin rolü, üniversite yaşamı ve pandemide arkadaşlık ilişkileri araştırılmıştır. Üniversiteli engeli olan gençlerin üniversite ortamındaki arkadaşlık ilişkilerini sosyal sermaye üzerinden betimlemek ve anlamak amaçlanmış olup nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın amaçlı örneklemini üniversiteli (18-24 yaş aralığındaki) 12 (görme ve/veya ortopedik) engelli genç oluşturmaktadır. Katılımcılara kartopu tekniği ile ulaşılmıştır. Diğer bir ifadeyle tanışılan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan bir katılımcı diğer katılımcıya referans olmuştur. Araştırmanın veri toplama sürecinde derinlemesine görüşme tekniği kullanılmış olup görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Araştırmanın görüşmeleri pandemi döneminde alınan tedbirler -sokağa çıkma yasaklarının olması -nedeniyle görüşmeler online ortamda gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri tematik analizle değerlendirilmiştir. Araştırmada ulaşılan temalar çerçevesinde arkadaşlığın anlamına ilişkin yardımlaşma, sosyal destek, güven, benzerlik, mekanı ve duyguları paylaşmak, birliktelik ve beraberlik üzerinden açıklamışladır. Arkadaşlık ilişkilerinin başlamasında ve sürdürülmesinde mekan ve yardımlaşma, kabul edilme, birlikte zaman geçirme ve sosyal destek üzerinden değerlendirmişlerdir. Engelliliğe ve engelli olmaya ilişkin anlamlandırmalarında yetersiz/eksik, hasta olma gibi ifadelerin kullanılması ve arkadaşlık ilişkilerinde toplumda var olan olumsuz kültürel tanımlamaların devam ettiği anlamına gelebilir. Üniversiteye gitmek için aileden uzakta yaşama ya da okulda bulunulan süre aileden bağımsızlaşmanın bir adımıdır. Sosyalleşme açısından engelli gençlerin ailelerinin aileye aidiyetten çok onların arkadaşlık ilişkilerine müdahale etmeyerek ya da onların kararlarına saygı duyarak toplumsal yaşama katılımlarını desteklemektedirler. Engelli genç için üniversite ortamı engeliyle ilişkili hem olumlu hem de olumsuz yönlerini deneyimleyip olumsuz yönleriyle başa çıkabilen güçlü bireyler olmasına katkıda bulunmaktadır. Pandemide kampüs yaşamından uzak kalmak engelli gençlerin bir yandan arkadaşlarıyla uzaklaşmalarına neden olurken bir yandan da mekansal birliktelik yoksunluğu yaşamalarına neden olmaktadır.

Akran ilişkileriArkadaşlıkEngelli kişiler+4
Hülya Eker
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli çocuğa sahip anne ve babaların kişilik özellikleri ile stres, empati ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, engelli çocuğa sahip anne ve babaların kişilik özellikleri ile stres, empati ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini, İstanbul ili Beyoğlu ilçesinde bulunan Mehmet Oyal Özel Eğitim Uygulama Okulu, Halıcıoğlu İşitme Engelliler Okulu ve İstanbul ilinde bulunan diğer özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çocukları eğitim alan 320 anne-baba oluşturmaktadır. Katılımcılara demografik bilgi formu, Beş Faktör Kişilik Envanteri, CES Depresyon Ölçeği, Stres ve Empati Ölçekleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS (Statistical Package For Social Sciences) 22.0 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiş, verilerin analizinde, Cronbach Alpha ve Gutman Güvenilirlik Analizleri, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı Analizi, Regresyon, t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, engelli çocuğa sahip anne ve babaların kişilik boyutlarından özdenetim/sorumluluk ile yumuşak başlılık değişkenleri arasında olumlu yönde anlamlı ilişki vardır. Engelli çocuğa sahip bireylerin kişilik özelliklerinin depresyon, stres ve empati düzeylerini yordadığı görülmüştür. Duygusal tutarsızlık boyutunda cinsiyetler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Buna göre kadınlar duygusal tutarsızlık boyutunda erkeklerden daha yüksek puan almışlardır. Katılımcıların medeni durumlarına göre yapılan karşılaştırmalarda evli ve dul/boşanmış katılımcıların 'öz-denetim/sorumluluk' boyutunda farklılaştığı, evli katılımcıların özdenetim düzeylerinin dul ya da boşanmış olan katılımcıların özdenetim düzeylerinden anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulunmuştur. Katılımcıların depresyon ortalamalarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılan t-testi sonucunda annelerin babalara göre depresyon ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. Katılımcıların stres ortalamalarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılan t-testi sonucunda babaların annelere göre stres ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. Eğitim düzeyleri açısından katılımcıların dışadönüklük boyutunda farklılık gösterdiği bulunmuştur. Buna göre ortaokul, lise ve üniversite mezunu olanlar ilkokul mezunu olanlardan daha yüksek düzeyde dışadönük bulunmuştur. Öte yandan, lise mezunu olanların ilkokul mezunlarına göre, üniversite mezunlarının da ortaokul ve lise mezunlarına göre gelişime daha açık oldukları bulunmuştur. Ek olarak, eğitim düzeyine göre katılımcıların depresyon puanlarında anlamlı düzeyde farklılaşma olduğu, lise mezunlarının ortaokul, ilkokul ve üniversite mezunlarından anlamlı düzeyde daha yüksek depresyon puanı aldıkları görülmüştür. Engelli çocuğa sahip bireylerin ekonomik durumları ile ilgili karşılaştırmalar yapıldığında orta ve iyi ekonomik duruma sahip ebeveynlerin düşük ekonomik durumda olanlardan daha dışadönük oldukları görülmüştür. Bu bulgular ışığında engelli çocuğa sahip anne-babaların kişilik özelliklerinin yanında demografik özelliklerinin de depresyon, empati ve stres faktörleri ile ilişkili olduğu görülmektedir.

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerBaba-çocuk etkileşimi+6
Fatih Bal
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli çocuğa sahip olan anneler ile engelli çocuğa sahip olmayan annelerin depresyon düzeylerinin ve problem çözme becerilerinin incelenmesi

Toplumun temel taşını oluşturan aileler, zaman zaman hayatlarında bazı ruhsal sorunlar yaşayabilir ve bunları çözmek için farklı yollar izleyebilirler. Ancak engelli aileleri, engelli çocuklarına dair yaşadıkları psikolojik, duygusal, fiziksel, ekonomik ve sosyal sorunları çözmede etkisiz kalabilirler. Özellikle anneler, engelli bir çocuğa sahip olmakla birlikte daha fazla sorumluluk üstlenmekte ve bu sorunları daha yoğun yaşamaktadırlar. Ancak engelli annelerinin ruhsal sorunlar ve problemleri çözmede güçlük yaşamasının tek nedeni engelli bir çocuğu sahip olmak değildir. Araştırmalar engelli bir çocuğa sahip olmanın dışında ruhsal sorunları ve problem çözmeyi etkileyebilecek pek çok faktör olduğunu bildirmektedir. Bu bilgiler doğrultusunda araştırmanın amacı, engelli çocuğa sahip olan annelerin depresyon düzeylerini ve problem çözme becerilerini, engelli çocuğa sahip olmayan annelerle karşılaştırarak incelemektir. Araştırmanın örneklemi İstanbul'un Silivri ilçesinde bulunan Özel Silivri Özel Eğitim Ve Rehabilitasyon Merkezi'nde eğitim gören 40 engelli çocuk annesi ve yine aynı ilçede yaşayan 37 sağlıklı çocuğa sahip anneden oluşmaktadır. Katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, Beck Depresyon Ölçeği ve Problem Çözme Becerileri Ölçeği uygulanmış, elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 15.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonucunda verilerin normal dağılmamasında ve homojen olmamasından dolayı, engelli çocuğa sahip olan ve olmayanların depresyon ve problem çözme düzeylerinin incelenmesi için parametrik testlerden bağımsız örneklem t testi kullanılmıştır. Diğer taraftan engelli çocuğa sahip annelerin depresyon ve problem çözme düzeylerinin yaşlarına, eğitim durumlarına, gelir düzeylerine, çocuklarının engelli tanısı aldıklarından bu zamana geçen yıla ve çocuklarının kaç yıldır özel eğitim aldıklarına göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla Kruskal Wallis H tekniği kullanılmıştır. Elde edilen bulgular %95 güven aralığında 0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, engelli çocuk annelerinin depresyon düzeylerinin ve problem çözme becerilerinin normal sınırlar içerisinde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca engelli çocuğa sahip olmanın, annelerin yaşlarının, eğitim durumlarının, gelir düzeylerinin, çocuklarını engelli tanısı aldıklarından bu zamana geçen yılın ve çocuklarının kaç yıldır özel eğitim aldıklarının depresyon ve problem çözme becerileri üzerinde etkisi olmadığı bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Depresyon, problem çözme becerisi, engelli çocuğa sahip anne.

Aile sağlığıAile sorunlarıAile tutumu+7
Handan Demirkıran
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Otel yapılarında engelli bireye yönelik çözümler

Mekân tasarımı, bireyin fiziksel, psikolojik, sosyolojik özellikleri açısından gündelik yaşamının bir parçasıdır. Tasarım, normal bir birey için bir gereklilik oluşturuyorsa, engelli birey için de eşit kullanım hakkı getirmektedir. Engelli birey de toplum içerisinde farklı olarak algılanmamalı, mekân çözümlemelerinde engeller düşünülerek tasarım yapılmalıdır. Mekân içerisindeki fonksiyonların amaç ve kullanımı, engelli bireye yönelik işlevsel olması gerekmektedir. Özellikle zihinsel, bedensel ve görme engellilerin sosyal yaşamına etki edecek tasarımlar yaşama daha kolay tutunmaları açısından önemli yer tutmaktadır. Engelli bireyin yaşam alanları tasarlanırken, tüm gereksinimine cevap veren detay çözümler, standartlar düşünülerek proje uygulamaları yapılmalıdır. Bu anlamda, engelli bireyin yaşamını kolaylaştıracak çözümlerin konut, kamu, eğitim yapılarının yanı sıra otel yapılarında da önemli bir yeri olmaktadır. Özellikle, engelli birey düşünülerek yapılmış olan otel yapısı oldukça azdır. Örneğin Türkiye'de engellilere yönelik bir tatil köyünün veya otel yapısının olmadığı dikkat çekmektedir. Bu anlamda İstanbul'daki farklı mekân tipolojileri incelenmiş, özellikle otel yapılarının engelli bireye ne derece hizmet ettiği irdelenmiştir. Araştırmalarda engelli bireyin gereksinimleri doğrultusunda ulaşılabilir, engelsiz otel tasarımlarının sayıca az olduğu ve mekânsal açıdan kullanım zorluklarının yaşandığı izlenmiştir. Bu nedenle, bu tezde engelli bireyin yaşamını kısıtlı hale getirmeyen ve ailesiyle bir arada konaklayıp, tatil yapabilecekleri otel yapılarına çözüm önerileri getirilmiştir.

Bina tasarımıEngelli haklarıEngelli kişiler+5
Semih Artün
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Zihinsel veya bedensel engelli çocuğa sahip annelerin stresle başa çıkma yöntemlerinin çocuğun engel türüne (zihinsel/bedensel) göre karşılaştırılması

Araştırmanın amacı İstanbul'un Eyüp Sultan ilçesinde yaşayan zihinsel engelli ve bedensel engelli çocuğa sahip annelerin stresle başa çıkma yöntemlerinin karşılaştırılmaktır. Bu kapsamda İstanbul'un Eyüp Sultan bölgesinde bulunan iki rehabilitasyon merkezinde eğitim almaya devam etmekte olan 1-22 yaş aralığında engelli çocuğu olan 88 zihinsel engelli çocuğun annesi ve 82 bedensel engelli çocuğun annesi araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Bu çalışma ile zihinsel engelli veya bedensel engelli çocuğa sahip annelerin stresle başa çıkma yöntemlerinin çocuğun engel türüne (zihinsel/bedensel) göre karşılaştırılmıştır. Çalışmanın evrenini Onuray Doğanay Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Özel Akar Yeşilırmak Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Özel özel eğitim görmekte olan 1 ile 22 yaş zihinsel engelli ve bedensel engelli bireylerin anneleri oluşturmaktadır. Bu kapsamda 97 zihinsel engelli bireyin annesi ve 114 bedensel bireyin annesine tek tek ve yüz yüze şekilde sözlü ve yazılı bilgilendirme yapılıp katılımcı anneden kişisel bilgi formu ve stresle başa çıkma yöntemleri ölçeğini doldurulması istenmiştir. Araştırmanın örneklemini ise çalışma evreninden %95 güven aralığı %5 düzeyinde hata payıyla hesaplanarak basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen Onuray Doğanay Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ve Özel Akar Yeşilırmak Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi özel eğitim gören 211 zihinsel engelli ve bedensel engelli bireylerin anneleri oluşturmaktadır. Verileri değerlendirmek için SPSS (Statistical Package for the Social Science) programının SPSS.15. versiyonu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, sosyodemografik değişkenler arasında yer alan yaş, çalışma durumu, çocuk sayısı, sosyal güvence, eşle akrabalık durumu, engelli çocuğun yaşı ve anneye sosyal destek değişkenleri bakımından bedensel ve zihinsel çocuk sahibi annelerin stresle başa çıkma düzeylerinin anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Sonuçlara göre, ileri yaşta olmak, çalışmamak, düşük gelir düzeyine sahip olmak, 3 ve daha fazla çocuk sahibi olmak, sosyal güvencenin olmaması, eşle akrabalık durumu olmak, engelli çocuğun 13-22 yaş arasında olması, aileye destek olan kişilerin olması düşük düzeyde stresle başa çıkma becerileri olduğunu göstermektedir. Ayrıca, zihinsel ve bedensel engelli çocuk sahibi annelerin stresle başa çıkma boyutlarında anlamlı farklılık olmadığı saptanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular, annelerin stresle başa çıkma düzeylerini olumsuz düzeyde etkileyebilecek sosyo-demografik ve engelli çocuk sahibi olmaya ilişkin değişkenlerin söz konusu olduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, çalışmanın tekrarlanabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Ebeveynlik, Ebeveyn Stresi, Engellilik

Ana-çocuk etkileşimiAnnelerBedensel engelli çocuklar+7
Fatma Tunç Demirtaş
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli çocuğa sahip kadınların yoksulluk deneyimleri ve yapabilirlikleri üzerine nitel bir araştırma

Bu araştırmada sosyoekonomik düzeyi düşük olan ve engelli çocuğu olan kadınların yaşantılarını ve yapabilirliklerini incelemek için yapabilirlikler yaklaşımı kullanılmıştır. Yapabilirlikler yaklaşımı her bir bireyin ne olabileceği ve neler yapabileceği sorularını merkeze alan bir yaklaşımdır. Bir yıl süren bu çalışmada, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarından yardım alan engelli çocuğa sahip kadınların aile içi, çevresel ve dışlanma boyutuyla yoksulluk deneyimleri, onlarla uzun süreli görüşmeler yapılarak derinlemesine inceleneceğinden, derinlemesine görüşme tekniği kullanılmıştır. Yapılan bu derinlemesine görüşmeler özne grubunun tercihleri dahilinde daha konforlu hissetmeleri nedeniyle sesli ve görüntülü arama aracılığıyla yapılmıştır. Nitel bir araştırma olan bu araştırma bir anlatı araştırmasıdır ve analiz aşamasında anlatı analizi kullanılmıştır. Kadınlarla yapılan derinlemesine görüşmeler MAXQDA 12 Analytics Pro yazılımı yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında kadınların, engelli bir çocuğa sahip olmanın şekillendirdiği deneyimlerine ilişkin öyküleri incelenerek hikayede örtük olan anlamın ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmanın bulgularında yapısal yapabilirlikler ve psikososyal yapabilirlikler olmak üzere iki farklı ana tema oluşmuştur. Araştırmanın sonuçlarına göre engelli çocuğa sahip kadınların yapabilirlik geliştirme süreçleri birçok yaşamsal deneyimle ilişki içerisindedir. Alınan anlatılardan çıkan sonuca göre araştırmanın özne grubunun temel yapabilirlik düzeyleri literatüre göre olması gerekenden oldukça zayıftır. Bu noktada devlet, yapabilirlik geliştirmenin çok boyutlu bir kavram olduğunu kabul etmeli ve sorumluluk almalıdır.

Engelli kişilerEngelli çocuklarKadınlar+3
Merve Yıldız
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam doyum düzeyleri ile aile işlevleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, engelli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam doyum düzeyleri ile aile işlevleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmamızın evrenini; İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesinde yaşayan, 06-25 yaş aralığında zihinsel engelli çocuğa sahip, 190 kadın, 42 erkek toplam 232 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında, veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Yaşam Doyumu Ölçeği ve Aile Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler online ortama taşınarak, zihinsel engelli çocuğa sahip ailelerin, soruları dijital ortamda yanıtlamaları sağlanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde IBM SPSS 25 istatistik programı kullanılmıştır. Araştırmada; dağılım analizi, tanımlayıcı analiz ve parametrik hipotez testlerinden bağımsız örneklem T testi ve ONE-WAY ANOVA analizi, ilişki için ise Korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırmamızda ebeveynlerin Yaşam Doyumu Ölçeğinden aldıkları toplam puanlar incelediğinde, yaş, eğitim düzeyi, gelir durumu, ailelerin çocukları üzerinden herhangi bir sosyal destek alıp almaması, eşlerin çocukların bakımında birbirlerine yardımcı olup olmamaları, çocukların engel durumları ile ilgili rahatsız edici çevresel tepkiler, çocuğun engel derecesi, çocuğun engel türü değişkenlerine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Ebeveynlerin cinsiyet, ailede veya akrabalarında engelli birey olup-olmama, engel ve engellilik ile ilgili herhangi bir eğitim alıp-almama ve çocuklarının cinsiyeti değişkenlerine göre ise Yaşam Doyumu düzeylerinde istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Ebeveynlerin Aile Değerlendirme Ölçeğinden aldıkları toplam puanlar incelendiğinde, cinsiyet, eğitim düzeyi, gelir durumları, ailede ve akraba da başka engelli olup olmama durumu, eşlerin çocukların bakımında birbirlerine yardımcı olmaları, çocukların engel durumları ile ilgili rahatsız edici çevresel tepkiler nelerdir, çocuklarının engel türü ve çocuğun engel derecesi değişkenlerine göre, Aile Değerlendirme Ölçeğinin toplam skorunda ve bazı alt boyutlarında istatistiksel açıdan anlamlı ölçüde farklılıklar ve sağlıksız aile işlevleri tespit edilmiştir. Ebeveynlerin engel ve engellilik ile ilgili herhangi bir eğitim alıp-almama ve çocuklarının cinsiyeti değişkenlerine göre ise Aile Değerlendirme Ölçeğinin toplam skorunda ve tüm alt boyutlarında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Çalışmada elde edilen sonuçlardan yola çıkarak engelli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam doyumu düzeyleri ve aile işlevleri arasında zayıf düzeyde negatif yönde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Başka bir ifade ile aile işlevlerinin bozuk olması ailelerin yaşam doyumlarını olumsuz yönde etkileyeceği sonucuna ulaşılmıştır.

Aile işlevleriAna-babaEngelli çocuklar+2
Nihal Kayhan
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Açık öğretim lisesi sınavlarının farklı engel gruplarına göre madde yanlılığı açısından incelenmesi

Türk eğitim sisteminde ortaöğretim kademesi için örgün öğretimle beraber Açık Öğretim Liseleri (AÖL) bulunmaktadır. Engelli öğrencilerin bazılarının bu liseleri tercih ettikleri bilinmektedir. Bu çalışmada, 2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı 1. Dönem AÖL sınavlarının matematik ve İngilizce alt testlerinde yer alan maddeler engel gruplarına göre madde yanlılığı açısından incelenmiştir. Bu amaçla, AÖL sınavlarının maddeleri klasik test teorisine dayanan Mantel-Haenszel (MH) ve madde tepki kuramına dayanan Simultaneous Item Bias Test (SIBTEST) yöntemleriyle analiz edilerek Değişen Madde Fonksiyonu (DMF) içerip içermediğine bakılmıştır. Görme engelli ve zihin engelli öğrencilerin matematik ve İngilizce alt testlerinde yer alan 20'şer maddeye verdikleri yanıtlar üzerinden analizler gerçekleştirilmiştir. Analizler sonucunda matematik ve İngilizce alt testlerinde B ve C düzeyinde toplam dokuz maddenin DMF gösterdiği belirlenmiştir. DMF gösteren maddelerin yanlı olup olmadıklarını belirlemek üzere alan uzmanlarının görüşlerine başvurulmuştur. Uzmanlar matematik ve İngilizce alt testlerinde yer alan birer maddenin yanlı olduğuna ilişkin görüş belirtmişlerdir. Ayrıca MH ve SIBTEST yöntemleriyle gerçekleştirilen analizler sonucu elde edilen bulgular incelendiğinde; her iki yöntemde de DMF gösteren maddelerin büyük oranda aynı maddeler olduğu ve bu maddelerin aynı alt grup lehine veya aleyhine çalıştığı görülmüştür. Bu durum yöntemlerin birbiriyle tutarlı yönde sonuçlar verdiğini kanıtlamaktadır.

Açıköğretim lisesiDeğişen madde fonksiyonuEngelli kişiler+5
Mehmet Emin Kalaylı
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kortikal görme kaybı olan az gören çocuklarda kognitif rehabilitasyonun işlevsel görme becerilerine etkisi

Bu çalışmada kortikal görme kaybı olan az gören çocukların kognitif becerileri geliştirilerek çocukların işlevsel görmeleri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlandı. Çalışmaya Hacettepe Üniversitesi Ergoterapi Bölümü'ne yönlendirilen 6-11 yaş arası 9 kortikal görme kaybı olan az gören çocuk dahil edildi. Çocuklar Gazi İşlevsel Görme Değerlendirme Aracı, Dinamik Ergoterapi Kognitif Değerlendirmesi-Çocuk ve Motor İçermeyen Görsel Algı Testi-4 ile değerlendirildi. Çocuklara bir seans 60 dakika olacak şekilde 20 seans Görsel İşlevsellik Modeli temelli Kognitif Rehabilitasyon Terapisi eğitimi verildi. Eğitim sonrası tüm becerilerinde gelişme görülmüştür. Kognitif becerilerde; oryantasyon ve uzaysal algı becerilerinde istatiksel anlamlı farklılık (p<0,05); görsel motor organizasyon, düşünme süreçleri ve görsel algısal becerilerde yüksek düzeyde istatiksel anlamlılık (p<0,01) bulunmuştur. İşlevsel görme becerilerinde; odaklanma, odaklanmayı sürdürme, izleme, yakın görme alanı, renk görme, nesne ve engellerden sakınma, karşı yönde gelen insanlara çarpmadan yürüme sonuçları arasında istatiksel olarak anlamlı farklılık (p<0,05); ışık ve kontrast duyarlılığı ile uzak görme alanı becerilerinde ise yüksek anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,01). Yazma araçları, fiş okuma ve nesne ya da kişi tanıma becerilerinde ise istatiksel farklılık gözlenememiştir. Kortikal görme kaybı olan az gören çocuklarda kognitif rehabilitasyon çocukların işlevsel görme becerileri üzerinde geliştirici yönde etki sağlamaktadır. Kortikal görme kaybı olan az gören çocuklarda kognitif rehabilitasyonun öz güven, girişkenlik, kişisel yönetim, sosyal beceri ve okula katılım gibi diğer alanlara olan etkisini ve bu alanların birbirleri ile ilişkisini inceleyen çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: ergoterapi, görme alanları, görsel algı, kontrast duyarlılığı, renk görme, uzaysal alg

BilişBilişsel tedaviEngelli çocuklar+7
Zeynep Çelik
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Serebral palsili çocuklarda günlük aktivite performansına yönelik bilişsel oryantasyon (GAPBO) yaklaşımının etkisi

Çalışmamız Serebral Palsili (SP) çocuklarda "Günlük Aktivite Performansına yönelik Bilişsel Oryantasyon" (GAPBO) yaklaşımının çocukların aktivite performansı ve memnuniyeti, ayrıca fonksiyonel durumları üzerine etkilerini incelemek ve ailelerin bu yaklaşımdan duydukları memnuniyet düzeylerini belirlemek amacıyla planlanmıştır. 30 SP'li çocuğun dâhil edildiği çalışmada, randomize olarak 15'i rutin nörogelişimsel tedavi alırken, diğer 15'ine ise ek olarak GAPBO yaklaşımı haftada 2 kez 5 hafta boyunca uygulanmıştır. Katılımcıların aktivite performans ve memnuniyet düzeyleri Kanada Aktivite Performans Ölçümüyle, fonksiyonel durumları Pediatrik Özürlülük Değerlendirme Envanteri ile değerlendirilmiş olup ilk ve son değerleri karşılaştırılmıştır. Ayrıca, GAPBO uygulaması sonrası ailelerin memnuniyet düzeyleri Görsel Analog Skala ile belirlenmiştir. Sonuç olarak, GAPBO grubunun aktivite performans (p=0,001) ve memnuniyet (p=0,001) düzeylerinde ve çocukların fonksiyonel becerilerinde (p=0,001) iyileşme görülürken, bakım veren yardımına duyulan ihtiyaç düzeyinde (p=0,001) ise azalma tespit edilmiştir. Son değerlendirmelere bakıldığında kontrol grubunda aktivite performansı (p=0,039) ve fonksiyonel beceriler toplam puanında (p=0,01) artış görülürken, çocukların aktivite memnuniyet düzeyi, fonksiyonel beceriler alt parametreleri ve bakım veren yardımında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. Ayrıca, ailelerin GAPBO yaklaşımına karşı memnuniyet düzeylerinin yüksek olduğu saptanmıştır (9.80 ± 0.47). Bu bulgular doğrultusunda, GAPBO'nun olumlu etkileri nedeniyle, SP'li çocukların rutin tedavisine dâhil edilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir. Buna rağmen, GAPBO yaklaşımının uzun dönem takibinin yapıldığı ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

BilişEngelli çocuklarFiziksel aktivite+2
Zeynep Kolit
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of physiotherapist counseling in improvement on anxiety and depression behavior in mothers of children with disabilities in Kingdom of Saudi Arabia: Randomized control trial

It is known that the parents of children with disabilities, especially the mothers are much more under stress; and this situation have negative impacts. Problems such as high levels of irritability, aggressive verbal and physical behaviors, depression and anxiety are frequently seen among them. Purpose: This study aims to assess the level of anxiety and depression among the mothers of children with disabilities, and to evaluate the impact of Cognitive Behavioral Therapy (CBT) techniques on anxiety and depression symptoms in these mothers in Kingdom of Saudi Arabia (KSA). We also evaluated how the mother's CBT intervention influenced the child's therapy performance. Method: This study is a single-blinded, parallel intervention and control groups randomized clinical trial with the allocation ratio 1:1. 70 participants were chosen and recruited based on the children data registered in Disabled Children Association in Jeddah in KSA. The assessment of anxiety and depression symptoms was conducted using Beck Anxiety and Beck Depression Inventories and CBT was used as the intervention therapy for mothers allocated in the intervention group. The data were collected, coded, and statistical analyzed. Results: CBT techniques had improved the anxiety and depression in mothers of disabled children (p<0.001, p<0.001). A blinded physiotherapist evaluated the performance of the children's physical therapy sessions and reported that the ones whose mothers took CBT demonstrated better performance compared to the control group (p=0.016). Conclusion: Supporting mothers of the children with disabilities with CBT can be beneficial to both decrease anxiety and depression symptoms in mothers and have the potential to create positive impacts in children physical therapy results.

Mother-child interactionAnxietyMothers+5
Mona Afana
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli çocuğu olan ebeveynlerde bilişsel değerlendirmenin, gelişme-büyümenin yaşam doyumu ile ilişkisi

Bu araştırmada engelli çocuğu olan ebeveynlerin, stresi bilişsel değerlendirmelerinin, gelişme-büyüme düzeylerinin yaşam doyumlarıyla ilişkisi araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemi İstanbul Anadolu Yakası'nda bulunan çeşitli özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine çocuğu devam eden, 247 kadın ve 15 erkek olmak üzere toplam 262 ebeveynden oluşmuştur. Veri toplama aşamasında, sosyo-demografik özellikleri belirlemek için hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Gelişme ve Büyüme Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği, Stresi Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya katılımın tamamen gönüllülük esasına dayandığı tüm katılımcılara açıklanmış, bilgilendirilmiş onam formları alınmıştır. Toplanan verilerin dağılımına uygun olarak SPSS 20.0 programındaki Bağımsız Gruplar t-Testi Analizi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson İlişki Testi, Hiyerarşik Regresyon Analizi, AMOS 21.00 software programı ile Yapısal Eşitlik Modellemesi test edilmiş, sonuçlar p ≤ .05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Yaşam doyumu ile gelişme-büyüme, Stres Değerlendirme Ölçeği'nin alt faktörü olan diğerleri tarafından kontrol edilebilirlik, engelli çocuğun hastalığının durumu arasında pozitif yönde ve anlamlı düzeyde ilişki gözlenmiştir. Diğer taraftan, yaşam doyumu ile Stres Değerlendirme Ölçeği'nin bir başka alt boyutu olan tehdit, kontrol edilmezlik arasında negatif yönde ve anlamlı düzeyde ilişki saptanmıştır.

Bilişsel değerlendirme sistemiBüyümeEbeveynler+5
Özge Kantar
Demiroğlu Bilim University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Spina bifidalı çocuğa sahip olan ebeveynlerin algıladığı aile stresinin ve stresle başa çıkma becerilerinin bağlanma stillerine etkisi

Bu çalışma spina bifidalı çocukların anne ve babalarının stres düzeyinin ortaya konması, stresle başa çıkma düzeylerinin saptanması ve bu değişkenlerin ailelerin bağlanma stilleri üzerindeki etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmanın örneklemini, 10 Mart 2015- 10.03.2017 tarihleri arasında Çağlayan Florence Nightingale Hastanesi Araştırma ve Uygulama Merkezi Spina Bifida Merkezi'nde tedavi görmekte olan ve araştırmaya katılmayı kabul eden spina bifida hastalarının aileleri oluşturmaktadır. Ölçekler toplamda 74 adet bireye uygulanmış, 23 kişiye uygulanan test elemine edilmiş, 51 test sonucu analize alınmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan sosyo-demografik bilgi formu dışında Aile Stresini Değerlendirme Ölçeği (QRS-FT), Stresle Başaçıkma Tarzları Ölçeği (SBTÖ) ve Yakın ilişkilerde Yaşantılar Envanteri (YİYE-II) kullanılmış olup veriler, araştırmacı tarafından birebir soru-cevap yoluyla toplanmıştır. Elde edilen veriler bağımsız örneklem t-testi analizleriyle incelenmiştir. Araştırma sonucunda doğum sonrası tanı alan annelerin kaygılı bağlanma ile anlamlı bir ilişkisi olduğu saptanmıştır. Hamilelik sırasında tanı alan annelerin ise iyimser yaklaşımla anlamlı bir ilişkisi olduğu saptanmıştır. Son olarak çocuğunda özel eğitim merkezi geçmişi olmayan annelerin karamsarlık ve sosyal destek arama yaklaşımlarıyla ile anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu, babaların ise kaygılı bağlanma ile anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu bulgusu elde edilmiştir. Annelerin kendine güvenli yaklaşım göstermelerinde erkek çocuk sahibi olmaları lehine anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Bununla birlikte kız çocuğu sahibi olan annelerle işlev yetersizliği arasında da anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu çalışma yüksek lisans tezi olarak yürütülmüştür ve sonuçlar buna göre tartışılmış olup, algılanan aile stresinin ve stresle başa çıkma becerilerinin, ailelerin bağlanma stilleriyle etkileşimi üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler Spina Bifida, Aile Stresi, Stresle Başa Çıkma, Bağlanma Stilleri

Aile sağlığıAile tutumuBağlanma+7
Sema Tekin Sert
Demiroğlu Bilim University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Müzik eğitimi anabilim dalı öğretim elemanlarının engelli öğrencilere yönelik görüşleri

İnsan hayatında, doğrudan veya dolaylı yoldan fiziksel, zihinsel, ruhsal vb. rahatsızlıklar ortaya çıkmaktadır. Oluşan bu rahatsızlıklar, bazı bireylerde uzun süreli ve kalıcı olabilmektedir. Özel gereksinimli bireyler de fiziksel veya zihinsel kalıcı rahatsızlıkları olan bireylerdir. Bu bireylerin engel durumuna göre eğitim almaları, erişkin yaşlarda özgür bir birey olarak yaşamaları için oldukça önemlidir. Özel gereksinimli bireylerin, eğitim gördükleri bölümlerden biri de ülkemizde bulunan eğitim fakültelerinin müzik eğitimi bölümleridir. Bu alanda eğitim görmekte olan özel gereksinimli bireylerin, eğitim sürecinde karşılaştıkları sorunlar ve öğretim elemanlarının bu sorunlara ilişkin tutumları, engel durumu bulunan öğrencilerin eğitim sürecini etkileyebilmektedir. Bu araştırmanın amacı, eğitim fakültelerinin müzik eğitimi anabilim dallarına engelli kontenjanından giriş yapıp eğitim görmeye hak kazanmış öğrencilerin, öğretim elemanlarının bakış açısından, eğitim sürecinde ne gibi durumlar yaşadıklarını belirlemek ve değerlendirmektir. Betimsel tarama modelinde desenlenen bu araştırma, 22 farklı Müzik Eğitimi Ana Bilim Dalı'nda görev yapmakta olan 81 öğretim elemanı ile gerçekleştirilmiş ve engelli kontenjanı öğrencilerinin eğitim sürecine yönelik anket uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda, öğretim elemanlarının özel gereksinimli öğrencilerin eğitimine yönelik yeterli düzeyde eğitimlerinin olmadığı, öğrencilerin eğitim sürecinde, öğretim ve iletişim açısından zorluklarla karşılaştıkları ortaya çıkmaktadır. Ek olarak, özel gereksinimli öğrencilerin eğitimine ait hazırlanan özel bir programın bulunmadığı, materyal eksikliğinin var olduğu, sınıf ortamının özel gereksinimli öğrencilere yönelik hazırlanmadığı ortaya çıkan sonuçlardandır.

Engelli kişilerEngelli çocuklarMüzik eğitimi+5
Seçkin Şahin
Balıkesir University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim ikinci kademe ve ortaöğretim kurumlarında eğitim gören öğrencilerin engelli akranlarını sosyal kabul düzeylerinin belirlenmesi

ÖZET Araştırma ilköğretim ikinci kademe ve ortaöğretim kurumlarında eğitim gören öğrencilerin, engelli akranlarını sosyal kabul düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Balıkesir İli Bandırma İlçesi Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ilköğretim ikinci kademe ve ortaöğretim düzeyinde eğitim veren okullarda öğrenim gören ve çalışmaya katılmayı kabul eden 580 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler tanımlayıcı anket formu ve 'Sosyal Kabul Ölçeği' ile toplanmıştır. Ölçekten yüksek puan alan öğrencilerin engelli akranlarını kabul düzeyleri yüksek, düşük puan alanların kabul düzeyi düşük olarak değerlendirilmiştir. Değerlendirmede ortanca, ki-kare, yüzde, Mann-Whitney U testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin %50.2'sinin kız, %50.3'ü ilköğretim ikinci kademe, %49.7'sinin ortaöğretim düzeyinde eğitim gördüğü, %9.1'inin ailesinde engelli birey olduğu, %4.5'inin sınıflarında engelli öğrenci olduğu, %53.7'sinin ailesi dışında tanıdığı engelli birey bulunduğu belirlenmiştir. Yaş, cinsiyet, engelli bireylerle aynı sınıfta öğrenim görmenin, sosyal kabulü etkilediği (p<0.05) belirlenmiştir. Yaş arttıkça sosyal kabul ölçeğinde alınan puanların arttığı, kız öğrencilerin ölçek puanlarının erkek öğrencilere göre daha yüksek olduğu ve sınıfında engelli birey bulunan öğrencilerin ölçek puanlarının daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin engelli akranlarına yönelik kabul düzeylerinin artırılmasında engellilik eğitimlerinin verilmesi ve okul sağlığı ekibi içinde hemşirelerin işbirliğini arttıran çalışmaların yer alması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Akran, engelli, sosyal kabul

AkranAkran ilişkileriEngelli çocuklar+5
Elif Koyuncuoğlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Zihin özürlü çocuklara kardeşleri aracılığıyla sunulan dört saniye sabit bekleme süreli öğretimin ve eşzamanlı ipucuyla öğretimin etkililiklerinin ve verimliliklerinin karşılaştırılması

DOKTORA TEZ OZU ZİHİN ÖZÜRLÜ ÇOCUKLARA KARDEŞLERİ ARACILIĞIYLA SUNULAN DÖRT SANİYE SABİT BEKLEME SÜRELİ ÖĞRETİMİN VE EŞZAMANLI İPUCUYLA ÖĞRETİMİN ETKİLİLİKLERİNİN VE VERİMLİLİKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI Elif Tekin Özel Eğitim Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Nisan 1999 Danışman: Doç. Dr. Gönül Kırcaali-İftar Tek-denekli araştırma modellerinden paralel uygulamalar modeli kullanılarak zihin özürlü çocuklara kardeşleri aracılığıyla sunulan sabit bekleme süreli öğretimin ve eşzamanlı ipucuyla öğretimin hayvan isimlerini öğretmedeki etkililik ve verimlilikleri karşılaştırılmıştır. Araştırma iki genel amaç etrafında toplanmıştır: (a) kardeşler iki öğretim yöntemini ne derece güvenilir olarak kullanabileceklerdir?, (b) iki öğretim yöntemi arasında etkililik ve verimlilik açısından farklılıklar var mıdır? Araştırma üç ilköğretim ikinci kademeye devam eden kardeş ve onların zihin özürlü kardeşleriyle yürütülmüştür. Her iki öğretim yöntemi de öğretici olarak yetiştirilen kardeşlere küçük grup düzenlemesiyle ve tanıtma-model olma- y önlendirilmiş alıştırmalar-geribildirim akışı içinde öğretilmiştir. Öğreten kardeşler toplam beş saatte her iki öğretim yöntemini de güvenilir biçimde kullanmayı öğrenmişlerdir. Etkililik ve verimlilik açısından karşılaştırma yapmak amacıyla ise, öğreten kardeşlerin zihin özürlü kardeşlerine ismi söylenen hayvanı gösterme davranışını, öğretim yöntemlerini kestirilemeyen sırayla dönüşümlü biçimde kullanarak öğretmeleri sağlanmıştır. Etkililik ile ilgili bulgular, zihin özürlü çocukların hayvan isimlerinden oluşan öğretim setlerini her iki yöntemle de ölçütü karşılar düzeyde öğrendiklerinim gösterir yöndedir. Verimlilik açısından ise, eşzamanlı ipucuyla öğretimin sabit bekleme süreli öğretime göre daha verimli olduğu görülmüştür. İzleme açısından yöntemlerin farklılaşma gösterip göstermediğine ilişkin incelemelerde öğretim bittikten sonraki birinci, dördüncü, ve beşinci haftalarda öğrenen kardeşlerin öğrendiklerini ölçütü karşılar düzeyde korudukları görülmüştür. Genellemeyle ilgili olarak ise, sabit bekleme süreli öğretimle öğretilen öğretim setlerinde genellemenin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, (a) öğreten kardeşler her iki öğretim yöntemini de oldukça yüksek düzeyde güvenilir olarak kullanmışlardır, (b) Eşzamanlı ipucuyla öğretim ve sabit bekleme süreli öğretim zihin özürlü çocuklara hayvan isimlerini öğretmede etkili çıkmıştır, (c) Eşzamanlı ipucuyla öğretimin sabit bekleme süreli öğretime göre öğretim sırasında gerçekleşen hata sayısı ve süre açısından daha verimli olduğu bulunmuştur, (d) İzleme açısından yöntemler arasında fark yoktur, (e) Genelleme açısından ise, sabit bekleme süreli öğretimde genellemenin daha yüksek düzeyde gerçekleştiği saptanmıştır. Bu bulguların, ileri araştırmalarla desteklenmesine gereksinim vardır.

Engelli çocuklarEş zamanlı ipucuyla öğretimKardeşler+3
Elif Tekin
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Zihin engelli çocuklara temel toplama ve çıkarma işlemlerinin kazandırılmasında etkileşim ünitesi ile sunulan bireyselleştirilmiş öğretim materyalinin etkililiği

Bu araştırmanın amacı, zihin engelli öğrencilere temel toplama ve çıkarma işlemlerinin kazandırılmasında Etkileşim Ünitesi ile Sunulan Bireyselleştirilmiş Temel Toplama İşlemleri Öğretim Materyali ile Temel Çıkarma İşlemleri Öğretim Materyali'nin etkili olup olmadığını belirlemektir. Araştırmanın bağımsız değişkeni Etkileşim Ünitesi ile Sunulan Bireyselleştirilmiş Temel Toplama İşlemleri Öğretim Materyali ve Temel Çıkarma İşlemleri Öğretim Materyalinin uygulanması, bağımlı değişkeni ise zihin engelli öğrencilerin temel toplama ve çıkarma işlemlerini gerçekleştirme düzeyidir. Araştırmada; tek denekli deneysel yöntemlerden, denekler arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın deneklerini ise 3'ü temel toplama, 3'üde temel çıkarma önkoşul becerilerine sahip toplam 6 zihin engelli öğrenci oluşturmaktadır. Etkileşim Ünitesine göre geliştirilen Bireyselleştirilmiş Temel Toplama İşlemleri Öğretim Materyali, temel toplama önkoşul becerilerini yerine getiren 3 zihin engelli öğrenciye, Bireyselleştirilmiş Temel Çıkarma İşlemleri Öğretim Materyali de, temel çıkarma önkoşul becerilerini yerine getiren 3 zihin engelli öğrenciye araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Araştırma sonuçları, Etkileşim Ünitesi ile Sunulan Bireyselleştirilmiş Temel Toplama İşlemleri Öğretim Materyali'nin zihin engelli çocukların temel toplamaIll işlemlerini, Etkileşim Ünitesi ile Sunulan Bireyselleştirilmiş Temel Çıkarma İşlemleri Öğretim Materyali'nin ise zihin engelli çocukların temel çıkarma işlemlerini gerçekleştirmelerinde etkili olduğunu izlenimi vermektedir. Ayrıca, izleme sürecinde de bu etkililiğin devam ettiğini göstermektedir.

Bireyselleştirilmiş öğretim materyaliEngelli çocuklarMatematik+6
Ahmet Yıkmış
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Zihin özürlü öğrencilere fotokopi çekme becerisinin öğretiminde eş zamanlı ipucuyla öğretimin etkililiği

in YÜKSEK LİSANS TEZ OZU ZİHİN ÖZÜRLÜ ÖĞRENCİLERE FOTOKOPİ ÇEKME BECERİSİNİN ÖĞRETİMİNDE EŞZAMANLI İPUCUYLA ÖĞRETİMİN ETKİLİLİĞİ Şerife YÜCESOY Özel Eğitim Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eylül 2002 Danışman: Yrd. Doç. Dr. Oğuz GÜRSEL Bu çalışmada, zihin özürlü öğrencilere fotokopi çekme becerisinin öğretiminde eşzamanlı ipucuyla öğretimin etkililiği araştırılmıştır. Aynı zamanda, eşzamanlı ipucuyla öğretimin ortam, zaman ve araç gereçler arası genelleme etkisi ve uygulama sona erdikten 2, 4 ve 5 hafta sonraki izleme etkisi incelenmiştir. Araştırmada, eşzamanlı ipucuyla öğretimin etkililiğini belirlemek üzere tek denekli araştırma modellerinden yoklama evreli denekler arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırma, Eskişehir ilinde bir mesleki eğitim merkezinin hazırlık ve birinci sınıfına devam eden, 14-17 yaşlan arasında, ikisi kız ikisi erkek dört öğrenci ile yürütülmüştür. Eşzamanlı ipucuyla öğretimin fotokopi çekme becerisinin öğretimindeki etkililiğini değerlendirmek üzere toplu yoklama, günlük yoklama, öğretim, izleme ve genelleme oturumları düzenlenmiş, değerlendirme için tek fırsat yöntemi kullanılmıştır. Oturumların tümü bire bir öğretim düzenlemesi biçiminde gerçekleştirilmiştir. Öğretim sırasında sözel ipucu ve model ipucu bir arada kullanılmış, beceri tüm basamakların bir arada öğretimi biçiminde öğretilmiştir. Araştırmada hem gözlemciler arası güvenirlik hem de uygulama güvenirliği verisi toplanmış, eşzamanlı ipucuyla öğretimin etkililiği grafiksel analiz kullanılarak belirlenmiştir.IV Araştırma bulguları, eşzamanlı ipucuyla öğretimin çalışmaya katılan tüm zihin özürlü öğrencilerde fotokopi çekme becerisinin öğretiminde etkili olduğunu, öğretim sona erdikten 2, 4 ve 5 hafta sonra da öğrenilenlerin kalıcılığının korunduğunu gösterir niteliktedir. Farklı ortam, farklı zaman ve farklı araç gereçlerle gerçekleştirilen genelleme oturumlarında iki öğrenci %100 doğru tepkide bulunurken iki öğrenci %50 düzeyinde doğru tepki sergilemiştir.

BeceriBeceri kazandırmaEngelli çocuklar+5
Şerife Yücesoy
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Eskişehir ilinde otistik çocuklarla çalışan özel eğitim öğretmenlerinin yaşadıkları sorunlar ve sorunların çözümüne ilişkin görüşleri

Bu arastırmanın amacı, Eskisehir ilinde bulunan otistik çocuklarla çalısan özel egitim ögretmenlerinin; (a) otistik çocukların özellikleri, (b) otistik çocuklarla çalısırken yasadıkları sorunlar ve (c) yasadıkları sorunların çözümüne yönelik yaptıkları çalısmalarla ilgili görüs ve önerilerini almaktır. Niteliksel olarak desenlenmis bu arastırmada, Eskisehir'de farklı kurumlarda çalısan ve gönüllü olarak arastırmaya katılan 16 ögretmenle yarı-yapılandırılmıs görüsmeler gerçeklestirilmistir. Yapılan görüsmeler için önceden görüsme formu hazırlanmıstır. Ögretmenlerin tümü ile ayrı ayrı uygun oldukları gün, saat ve yerde görüsmeler gerçeklestirilmis ve görüsmeler ses kayıt cihazı ile kaydedilmistir. Daha sonra dökümleri yapılan görüsmeler, betimsel olarak analiz edilerek bulgular sayısallastırılmıs ve niceliksel olarak sunulmustur. Arastırmanın sonucunda elde edilen bulgularda, ögretmenlerin hiçbirinin otistik çocukların egitimine yönelik ders almadıgını ve bir kısmının otistik çocukların egitimine yönelik seminer ya da hizmet içi egitimlere katıldıklarını belirttikleri ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, ögretmenlerin otistik çocukların en belirgin davranıssal özelliklerine iliskin çesitli görüsleri oldugu belirlenmistir. Ögretmenler otistik çocuklara yönelik sınıf ortamında yaptıkları düzenlemelere, otistik çocuklarla sınıfta gerçeklestirdikleri etkinlikler sırasında kullandıkları ögretim yöntemlerine, yöntemlerin etkililigine ve ögretimini yaptıkları becerilerin ve kavramların günlük yasamda islevsel olarak kullanımına yönelik yaptıkları çalısmalara iliskin birbirinden farklı görüsler belirtmislerdir. Bunlara ek olarak, ögretmenlerin büyük çogunlugu yeni kaynaklarda yer alan yöntemler hakkında bilgi edinmek istediklerini ve ayrıca, destek hizmetlere gereksinimleri oldugunu da belirtmislerdir. Arastırma kapsamında elde edilen bulgular, ögretmenlerin otistik çocuklarla çalısmalarına iliskin çesitli önerilerin gelistirilmesini saglamıstır. Öneriler arasında en fazla göze çarpanı, ögretmen yetistiren programlarda otistik çocuklara uygulanılabilecek yöntemlere iliskin derslere yer verilmesidir. Ayrıca, otistik çocukların ailelerine yardımcı olabilecek destek hizmet verilmesi ve bu hizmetlerin degerlendirilmesi de öneriler arasında yer almaktadır.

Engelli çocuklarEskişehirMesleki yeterlilik+5
Banu Kodal
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımsız otistik çocuklar eğitim merkezi hakkında uzaktan eğitime dayalı aile eğitim programının etkililiği

Bu araştırmanın amacı, uzaktan eğitim uygulaması ile gerçekleştirilen ?Bağımsız Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi (OÇEM) Hakkında Uzaktan Eğitime Dayalı Aile Eğitim Programı?nın etkililiğini belirlemektir. Araştırma 2005-2006 öğretim yılında, İstanbul ilinde bir Bağımsız Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi'ndeki 72 otistik çocuğun anne-babalarıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, ailelerin Bağımsız Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi (OÇEM) hakkındaki program öncesi bilgi düzeyleriyle, program sonrası bilgi düzeylerinin belirlenmesine yönelik öntest-sontest kontrol gruplu deneysel bir modeldir. Aile eğitimi programındaki öğretim süreçleri, her biri yaklaşık 20 dakikalık programla ilgili görüntülerden oluşan beş adet Vcd, beş adet Bilgilendirici El Kitapçığıdır. Araştırma verileri OÇEM Bilgi Testi öntest-sontest oturumları düzenlenerek toplanmış, elde edilen veriler SPSS paket programı aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, Bağımsız Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi (OÇEM) Hakkında Uzaktan Eğitime Dayalı Aile Eğitim Programı'nın, ailelerin OÇEM hakkında bilgi düzeylerinde anlamlı bir artışa yol açtığını, kontrol grubundaki ailelerin OÇEM hakkındaki bilgi düzeylerinde ise istatistiksel olarak anlamlı bir ilerlemenin olmadığını göstermektedir. Bu sonuçlar uzaktan eğitim uygulaması ile gerçekleştirilen ?Bağımsız Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi Hakkında Uzaktan Eğitime Dayalı Aile Eğitim Programı?nın ailelerin bilgi düzeylerinde etkili olduğu biçiminde yorumlanabilir.

AileAile eğitimiEngelli çocuklar+5
Gamze Yücel
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukların otizm spektrum bozukluğu derecesi ile duyu-biliş-motor özellikleri arasındaki ilişkilerin belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı çocukların otizm spektrum bozukluğu derecesi ile duyu-biliş-motor özellikleri arasındaki ilişkileri belirlemektir. Araştırmaya Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü Gelişimsel Destek Birimi'nde destek eğitim alan otizm spektrum bozukluğu tanısı almış 4-6 yaş arası 30 çocuk katılmıştır. Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların demografik özelliklerini, OSB derecelerini, duyusal işlem düzeylerini, sözel olmayan zekâ düzeylerini ve motor yeterlik düzeylerini belirlemek üzere Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği 2 – Türkçe Versiyonu, Duyu Profili Bakım Veren Anketi, Okulöncesi Sözel Olmayan Zekâ Testi, Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlik Testi 2 ve Aile ve Çocuk Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21 programına girilerek Pearson r, kısmi korelasyon analizi ve çok değişkenli kovaryans analizi ile analiz edilmiştir. Bulgular, otizm spektrum bozukluğu olan çocukların OSB dereceleri ile sözel olmayan zekâ düzeyleri ve motor yeterlik düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu gösterirken OSB derecesi ile duyusal işlem düzeyi arasında anlamlı herhangi bir ilişki olmadığına işaret etmiştir. Ayrıca, farklı düzeyde OSB'den etkilenen çocukların sözel olmayan zekâ düzeylerinin ve motor yeterlik düzeylerinin farklılaştığı sonucuna varılmıştır. Araştırmanın sonunda, elde edilen bulgular ve araştırmanın sınırlılıkları tartışılmış, sonraki araştırmalara ve uygulamaya yönelik öneriler sunulmuştur.

Bilişsel özelliklerDuyuşsal özelliklerEngelli çocuklar+5
Mustafa Uluyol
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2015
00

Related subjects