Divans
384 theses under this subject heading
Kadı Burhaneddin Divanı'nda kelime grupları
Bu çalışma, Kadı Burhaneddin Divanı'nın ilk 60 sayfasının (150 gazelin) kelime gruplarını ele alır. Çalışmanın birinci bölümünü Kadı Burhaneddin'in hayatı ve siyasî kişiliği, edebî kişiliği, ve eserleri oluşturur. İkinci bölümünü ise kelime grupları oluşturur. Bu bölümde, Türkçedeki kelime grupları kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Üçüncü bölümde Kadı Burhaneddin Divanı'nın ilk 60 sayfasında yer alan kelime grupları ele alınmıştır.
Taşlıcalı Yahya Bey Dîvânı'nda Bezm u Rezm
Divan şairleri içinde yetiştikleri toplumun ve kendi yaşam alanlarının izlerini şiirlerinde yansıtmışlardır. On altıncı yüzyıl şairlerinden Taşlıcalı Yahya Bey de bu şairlerden biri olarak divan şiirinin sınırları içinde kalmış, mesleğinin etkisini şiirlerine konu edinmiştir. Yahya Bey asker bir şair olarak şiirlerinde hem bezme hem de rezme dair unsurları sıkça kullanmış bir şairdir. Şairin mesleğinin askerlik olması rezme dair kullanımları belirgin kılarken rint anlatıcı kimliğiyle şiirler yazması ve tasavvufa intisab etmesi de bezme dair unsurları kullanmasını sağlamıştır. Bu çalışmada öncelikle Yahya Bey Dîvânı'nda bezme ve rezme ait ögeler taranmıştır. Yapılan taramada bezm ve rezm kavramlarıyla ilgili unsurlar tespit edilerek fişlenmiş ve tasnif edilmiştir. "Yahya Bey Dîvânı'nda Bezm u Rezm" adlı çalışmanın girişinde şairin hayatı, sanatı, eserleri hakkında genel bilgiler verilmiştir.. Çalışma iki ana bölüm etrafında şekillenmiştir. Çalışmanın birinci ve ikinci bölümünde şairin şiirlerinden yola çıkılarak bezme ve rezme dair unsurlar tespit edilip açıklanmıştır. Bezme dair unsurlarda şair bezmin tasavvufi anlamlarını dikkate almıştır. Bunda yaşamının son dönemlerinde askerlikten ayrıldıktan sonra tercih ettiği yaşam biçimi etkili olmuştur. Aynı zamanda asker bir şair olan Yahya Bey'in rezme ait unsurları da sıkça kullandığı ve şiirlerinde bizzat katıldığı savaşlardan bahsettiği görülmüştür. Bu yönüyle Yahya Bey'in şiirlerinde bezmin ve rezmin belirleyici bir yönünün olduğunu söylenebilir. Sonuç olarak asker bir şair olan Yahya Bey'in mesleğinin ve askerlik mesleğinden sonraki yaşamının divanında etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Şairin divanındaki şiirlerinde tasavvufun etkisi, rezmle ilgili bölümde ise askerlik mesleğinin etkisi olmuştur. ANAHTAR KELİMELER Divan Şiiri, Bezm, Rezm, Yahya Bey.
Nedîm Dîvânı üzerine dilbilimsel bir inceleme
Edebiyatın malzemesi dildir ve edebî eserlerdeki dil kullanımı günlük dildeki kullanımlardan farklı olup birtakım üslûp özelliklerine sahiptir. Edebî eserlerin veya sanatçıların üslûbunun tam ve sistematik biçimde belirlenebilmesi için dil özelliklerinin ortaya konulması gerekir. Bu bağlamda Klâsik Türk edebiyatı metinleri de bugüne kadar geleneksel ya da modern pek çok metodla ele alınmıştır, ancak Nedîm'in poetikasını ortaya koyan dilbilimsel inceleme yöntemiyle yapılmış bir çalışma bulunmamaktadır. XVIII. yüzyılda Nedîm, şiirlerinin hayranlık uyandıran sanat değeri ve işleyişteki kendine has Nedîmâne üslûbu ile Klâsik Türk şiirinde çığır açmıştır. O sadece bir şair değil, aynı zamanda yaşadığı zamanın orijinal özellikler arz eden bir dil teorisyenidir. Aradan geçen zamana rağmen Nedîm'in şiirlerini anlaşılır kılan ve canlılık katan bu özellikler, onun kullandığı Türkçe'de aranmalıdır. Nedîmâne üslûp olarak literatürde yer alan bu üslûbun değerinin ortaya konularak dile ait yapının anlaşılabilmesi için tarihî, kültürel, sosyal ve dilbilimsel açıklamaların yapılması gerekir. Bu tez çalışmasında Nedîm'in şiirlerinde ortaya koyduğu çağrışım zenginliği dilbilimsel yöntemlerle ele alınarak şiirlerdeki dil ve üslûp özellikleri tespit edilecektir. Dilbilimsel inceleme, metin ve dili bir bütün olarak ilişkilendirerek metnin estetik değerini ortaya koymayı amaçlar. Bunun için dilbilimin alt başlığı olan üslûpbilimin yöntemlerinden yararlanır. Bu bağlamda çalışmada tasvirî ve tekevvünî üslûp inceleme yöntemleri kullanılacaktır. Böylece Nedîm'in şiirlerinin klâsik şiirimiz içinde yeni ve özgün olan tarafları belirlenerek Nedîm'in sadece kendi döneminde değil yüzyıllar sonrasına da yansıyan şöhretinin haklılığı ortaya konulacaktır.
Moralı Azîz Dîvânı: İnceleme-metin
Moralı Azîz, XVIII. yüzyılda yaşamış Divan şairlerimizdendir. Şairin bir divanı vardır. Bu çalışma, Moralı Azîz ve Dîvânı üzerine yapılan ilk çalışmadır. Moralı Azîz Dîvânı'nın tek nüshası vardır. Divanda 220 gazel, 1 mesnevi, 2 kıt'a, 6 rubai, 43 müfred ve 3 tarih bulunmaktadır. Divan üzerine yapılan incelemede, Moralı Azîz'in şiirlerini klâsik üslûpta oluşturduğu ve şiirlerinde âşıkane konuları işlediği görülmüştür.Anahtar SözcüklerMoralı Azîz, Divan şiiri, XVIII. yüzyıl, metin.
Divanlarda çocuk tasavvuru (14.-20. yüzyıllar)
Toplumun en küçük bireyi olan çocuk, insan hayatının vazgeçilmez bir unsuru olup evliliğin en önemli amacıdır. Fıtraten her insan, bir aile kurup neslinin sürmesi için çocuk sahibi olmak ister. Çocuk dünyaya göz açtıktan büyüyünceye kadar toplum hayatıyla ciddi bir bağ kurar. Kendi ailesi başta olmak üzere çevresindeki herkesin odak noktası haline gelir. Gerek aile hayatında gerekse toplumsal yaşantıda oldukça önemsenen bir varlık olan çocuk, edebî metinlerde de kullanılan bir unsur olmuştur. Nitekim çocuk teması, Türk edebiyatının yaklaşık altı asırlık uzun bir evresini oluşturan klasik Türk edebiyatı ürünlerinde de işlenmiştir. Bu çalışmanın başlıca amacı, divanlarda çocuk temasının tespiti, tasnifi ve tahlilidir. Çalışmada ilk olarak çocuk kavramını karşılayan sözcükler incelenmiş, bu sözcüklerin şiirlerdeki kullanım sıklığı tespit edilmiştir. Daha sonra çocukla ilgili edebî yaklaşımlara yer verilmiş olup; çocuğu niteleyen özelliklerin, toplumsal hayattaki unsurların, çocuğa ilişkin atasözü ve deyimlerin, teşbih ve telmih unsuru olarak çocuğun beyitlere ne şekilde yansıdığı gösterilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise çocukların doğumu, ölümü ve sünneti gibi önemli olayları anlatan müstakil manzûmeler ortaya konmuştur. İncelenen divanlarda çocuk kavramını karşılamak üzere birçok sözcüğün kullanıldığı görülmektedir. Çocuk teması şairler tarafından somut ve soyut bir biçimde ele alınmıştır. Beyitlerde, çocuğa özgü mizaç ve davranışların, bebeklikteki özelliklerin, sosyal hayattaki unsurların, çocuk temalı atasözleri ve deyimlerin işlendiği; nebâti unsurlar, hayvanlar, kozmik unsurlar, çalgı aletleri, çeşitli araç, gereç ve eşyalar, soyut imgeler gibi birçok kavramın da çocuğa teşbih edildiği görülmektedir. Ayrıca divanlarda çocukların doğumu, ölümü ve sünneti gibi önemli olaylar üzerine yazılan müstakil manzûmeler de bulunmaktadır.
el-Mütenebbî'nin Divanında hikmet kavramı
Bu tez çalışmasında 10. yüzyılın önemli isimlerinden olan ünlü Arap şairi el-Mütenebbî'nin (ö. 354/955) eğitim hayatı, kişiliği ve şiiri ele alınmaktadır. el-Mütenebbî'nin hayatının izlerine tabakat kitapları ve diğer bazı alimlerin onun hakkında telif ettikleri eserler dışında, divanında da rastlamak mümkündür. Çalışmada onun eğitim geçmişi ve hayatında iz bırakan kişiler hakkında bilgi verilmektedir. Hayatı ve şiiri birçok yönleriyle incelenirken, bu tezin ana konusunu teşkil eden hikmet kavramı üzerinde özellikle durulmuştur. Ayrıca hikmet kavramının diğer İslâmi ilimlerle ilişkisi de özlü bir şekilde ortaya konulmuştur. el-Mütenebbî'nin divanından hikmet kavramını içeren bazı beyitler Türkçe karşılıklarıyla birlikte sunulmuştur. Çevrilecek olan beyitlerin seçiminde lisans öğrencilerinin potansiyelleri ve yetenekleri dikkate alınmıştır. Ayrıca bu beyitlerin lisans öğrencilerinin gelecekteki yaşamlarına olası etkisi de göz önünde bulundurulmuştur.
Yozgatlı Hüznî Dîvânı gazeller bölümü incelemesi [bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük]
Yozgatlı Hüznî Dîvânı Gazeller Bölümü İncelemesi [Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlük] adlı çalışmanın amacı, günümüzde klasik Türk şiirinin şekil, anlam ve beslendiği kültürel mirasa uzak kalınması nedeniyle bu eserlerin anlaşılması ve yorumlanmasında ortaya çıkan birtakım zorlukları ortadan kaldırıp bu eserlerin daha geniş kitlelerce okunup anlaşılabilmesini sağlamaktır. Söz konusu çalışmayı oluştururken; Dîvân'ın söz varlığını tespit etmek, şâirin üslubu ve edebî kimliği hakkında bilgiler elde etmek, gazellerin anlamlarına hâkim olmak ve bu bilgilerle ilgili sistematik verilere sahip olmak amaçlanmıştır. Metinlerin kolayca sistemleştirilerek anlaşılabilmesini sağlayan Tebdiz Projesi -Türk Edebiyatı Metinleri Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlüğü- üzerinden hazırlanan çalışmada; Yozgatlı Hüznî Dîvânı'nda yer alan gazellerdeki sözcük ve terkiplerin bağlamsal anlamları belirtilerek metnin kapsamlı bir dökümü yapılmıştır. Ayrıca sözcüklerin sözlüklerde yer almayan anlamları da tespit edilmiştir. Yedi bölümden oluşan çalışmamızda birinci bölüm Dîvân'ın şâiri Yozgatlı Hüznî'nin hayatı ve edebî kişiliği, ikinci bölüm dil ve üslup özellikleri, üçüncü bölüm meşhur şahsiyetler, dördüncü bölüm kelimelerin anlam açısından değerlendirilmesi, beşinci bölüm dînî ve tasavvufî kavramlar, altıncı bölüm şekil incelemesi, yedinci bölüm ise tespitler ve yazım önerileridir. Çalışmanın asıl kısmı olan sözlük bölümünde de, metinde yer alan tüm sözcükler bağlamdaki yerleri ve işlevleriyle alfabetik olarak sıralanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hüznî, Hüznî Dîvânı, Bağlamlı Dizin, İşlevsel Sözlük.
Elmastraşzâde Mustafa Hilmî'nin 2. dîvânı (İnceleme-metin)
Bu çalışmayla 19. yüzyılın ilk yarısında yaşamış âlim, mutasavvıf ve musikişinas bir şâir olan Elmastraşzade Mustafa Hilmî'nin ikinci dîvânını tanıtmak ve Türk Edebiyatına kazandırmak amaçlanmıştır. 48 varaktan ibaret olan bu dîvân Marmara Üniversitesi Kütüphanesi Nadir Eserler Bölümü'nde T 819.1 HİL numarasıyla kayıtlıdır. Aşk, musiki, Allah ve Hz. Muhammed sevgisi ağırlıklı konuları oluşturmaktadır. Diğer konular dünyanın geçiciliği, zamanının bozukluğu vs.dir. Kadirî tarikatine mensup şâirin şiirleri bu tarikatten izler taşır. Şiirleri, gerek dil ve üslûp gerekse edebî sanatlar bakımından dîvân şiirinin genel özelliklerini yansıtmaktadır. Çalışmamız üç ana bölümden oluşmaktadır. Girişte, Hilmî'nin yaşadığı dönem olan XIX. yüzyılın sosyal, idârî ve edebî ortamının genel özelliklerini belirtmeye çalıştık. Birinci bölümde Hilmî'nin hayatına, edebî kişiliğine ve eserlerine âit bilgilere yer verdik. İkinci bölümde Dîvân'ı ana hatlarıyla şekil, muhteva ve dil açısından incelemeye çalıştık. Üçüncü bölümde Dîvân'ın transkripsiyonlu metnini verdik. Anahtar kelimeler: Dîvân Edebiyatı, Dîvân Şiiri, Hilmî
Reşid Mehmed Efendi Divançesi
Bu çalışmada, XVIII. yüzyıl hattat şairlerinden Reşid Mehmed Efendi'nin hayatı, edebî kişiliği ve Divançe'si incelenmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Reşid Mehmed Efendi'nin hayatı hakkında bilgiler verilip edebî kişiliği incelenmiştir. İkinci bölümde Divançe'nin incelemesine yer verilmiştir. Divançe'deki nazım şekilleri ve türleri, ahenk özellikleri, dil ve üslup özellikleri ve muhteva özellikleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde Divançe metni, dördüncü bölümde transkripsiyonlu metin verilmiştir. Bu çalışma ile kaynaklardan yapılan araştırmalar ve Divançe'den hareketle Reşid Mehmed Efendi'nin Türk Edebiyatı içindeki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır.
Remzî Dîvânı(İnceleme-metin)
Çalışmamızda XVI. yüzyıl dîvân şâirlerinden olan Bursalı Remzî Çelebi'nin hayatı, sanatı ve edebî kişiliği hakkında bilgi verilerek, Dîvân'ın çeviri yazısı ve incelenmesi yapılmıştır. Bu çalışma bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın Giriş bölümünde şâirin yaşadığı dönem genel hatlarıyla ele alınmış ve edebiyatımızda "Remzî" mahlasını kullanan diğer şâirler hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde şâirin adı, mahlası, doğum yeri, doğum tarihi, memleketi, ailesi, eğitim hayatı ve hocası, mesleği, vefatı, kabri ve hayatıyla ilgili diğer bilgiler ele alınmıştır. Daha sonra edebî şahsiyeti ele alınarak şâirin dil ve üslûbu hakkında bilgi verilip onu etkileyen şâirler ve diğer şâirlerle olan ilişkileri değerlendirilmiştir. Ardından Dîvân hakkında bilgi verilip nüsha tanıtımı ve nüshanın imlâ özellikleri aktarılmıştır. İkinci bölümde ise; eserin şekil ve muhteva yönünden incelenmesi yer almaktadır. Özellikle eserin en hacimli kısmını oluşturan gazellerde kullanılan vezinler, gazelleri oluşturan beyit ve mısra sayıları tablolar halinde gösterilmiştir. Diğer nazım şekilleri hakkında da detaylı şekilde bilgi verilmiştir. Eserin muhteva özellikleri içinde ise; din, tasavvuf, sosyal hayat, efsâneler ve rivayetler, şahsiyetler, tipler, milletler, ülkeler, şehirler, eserler, hayvanlar, bitkiler, kokular, âşık ve sevgili gibi konular değerlendirilmiştir. Ardından eserde kullanılan edebî sanatlar, atasözleri ve deyimler incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde metnin tesisinde dikkat edilen hususlar belirtilerek Dîvân'ın çeviri metni verilmiştir. Yaptığımız bu çalışma ile hakkında bilimsel olarak müstakil bir çalışma bulunmayan Remzî'yi ve onun bilinen tek eseri olan Dîvân'ını Türk edebiyatı tarihine kazandırmak amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: XVI. Yüzyıl, Remzî, Bursa, Dîvân Edebiyatı, Dîvân Edebiyatı Şairleri
Esîf Sıdkî Dede Divanı'nın mevlevîlik unsurları açısından incelenmesi
Bu çalışmada, 18. yüzyıl Tavşanlı Mevlevîhânesinin kurucusu ve aynı zamanda mutasavvıf şair Esîf Sıdkî Dede'nin "Esîfî Dîvânı" olarak bilinen eseri, Mevlevîlik unsurları açısından incelenmiştir. Esîf Sıdkî Dede 1698 ya da 1699'da Kütahya'nın Tavşanlı kasabasında doğmuştur. Esîf ve Sıdkî mahlaslarını kullanmıştır. Asıl adı Mehmed (Muhammed) olan şair, Halveti tarikatına mensup Bicaroğlu Arslan Bey ailesindendir. Aldığı eğitimler sonrasında Halveti olan Esîf Dede daha sonra Sâkıb Dede'ye intisap ederek Mevlevî olmuştur. Bir süre Sâkıb Dede'nin hizmetinde bulunduktan sonra Tavşanlı'da bir zaviye açarak burada şeyhlik yapmış ve burada vefat etmiştir. Mevlevî olan şairler bilindiği üzere düşüncelerini tarikat geleneği çerçevesinde şiir yoluyla ifade etmişlerdir. Bu gelenek birçok tarikatta görülmekle birlikte Mevlânâ'nın tüm dünyaca kabul görmüş şair kişiliğinin etkisiyle Mevlevîliğin en ayırt edici özelliği olmuştur. Mevlevî şairler Mevlevîlik felsefesini şiir yoluyla ifade etmişlerdir. Esîf Dede divan sahibi Mevlevî şeyhler arasındadır. Bu çalışmada öncelikle Mevlânâ ve Mevlevîlik konusu ele alınmış ardından "Esîf Divanı"nda Mevlevîlik unsurları araştırılmış ve Dîvân'da Mevlevîlik unsurları tespit edilmiştir. Dîvân gazel, murabba ve müseddes nazım şekilleriyle yazılmış yüz seksen yedi manzumeden oluşmaktadır. Bu çalışmada sözü edilen Dîvân şekil ve muhteva açısından incelendikten sonra Mevlevîlik unsurları incelenmiştir. Dîvân içerisinde kırk sekiz adet Mevlevî felsefesini yansıtan terim tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mevlânâ, Mevlevîlik, Tasavvuf, Esîf Sıdkı Dede, Dîvân, Esîfî Dîvânı, Tavşanlı Mevlevîhanesi
Azîzî Dîvânı ve İstanbul Şehrengizi'nin sözlüğü [Bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük]
Kelime, bir ya da birkaç heceden oluşan dil birimleridir. Kelimeler cümle ya da cümle üstü birlikler içerisinde başka kelimelerle yan yana geldiğinde değişik anlam katmanları oluşturmaktadır. Bunun yanında tarihsel olarak da kelimelerin anlamları zamanla değişmiş ve bu değişme neticesinde eski edebî metinlerin anlamlandırılması bir hayli zorlaşmıştır. Bu çalışmada XVI. yüzyılın sıra dışı şairi olarak tavsif edilen Azîzî'nin Dîvân'ı ve İstanbul Şehrengizi'nin bağlamlı dizini ve işlevsel sözlüğü hazırlanmıştır. Şairin şiirlerindeki kelimelerin diğer kelimelerle olan ilintisi tespit edilmiş ve ortaya çıkan zengin mana katmaları şiirdeki bağlama göre anlamlandırılmıştır. Bu çalışmada Azîzî'nin Dîvân'ı ve İstanbul Şehrengizi ele alınmış, Azîzî'nin kelimelere yüklediği anlamların en doğru şekilde tespit edilmesi amaçlanmıştır. Böylece şairin kelimelerindeki anlamlar bağlamlı olarak incelenmiş, XVI. yüzyılın söz varlığına ve leksikoloji literatürüne katkı sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Azîzî, Dîvân, İstanbul Şehrengizi, Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlük, XVI. yüzyıl.
Niyâzî-i Mısrî ve İsmail Hakkî Bursevî divanlarının dinî tasavvufî terimler açısından mukayesesi
Karşılaştırmalı edebiyat biliminin Klasik Türk edebiyatı sahasında tatbiki, karşılaştırmalı edebiyatın gelişmesi ve yaygınlaşmasına paralel olarak 20. yüzyılın ortalarında başlamıştır. Diğer alanlara nispetle Klasik Türk edebiyatı sahasında karşılaştırmalı edebiyat çalışmalarının azlığı bizi bu alana sevk etmiştir. Bu çalışmada Türk İslam edebiyatında önemli bir yere sahip olan, yaydıkları dinî tasavvufî düşünce ile çağları aşan mutasavvıf şairlerden Niyâzî-i Mısrî ve İsmail Hakkî Bursevî'nin Divanları, sistematik ve mukayeseli bir yöntemle dinî ve tasavvufî muhteva açısından incelenmiştir. Çalışmamızda iki mutasavvıf şairin divanlarına din ve tasavvufun nasıl aksettiği, bakış açılarının birleşen ve ayrılan noktaları, aralarındaki etkileşim, tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamız; Niyâzî-i Mısrî ve İsmail Hakkî Bursevî'nin hayatları, edebî şahsiyetleri ve tasavvufî muhitlerini hâvi birinci bölüm, iki sûfî şairin divanlarında tespit edilen dinî mefhum, ıstılah ve mazmunları hâvi ikinci bölüm; iki sûfî şairin divanlarında tespit edilen tasavvufî mefhum, ıstılah ve mazmunları hâvi üçüncü bölüm olmak üzere bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın giriş kısmında ise genel hatlarıyla Klasik Türk edebiyatında karşılaştırmalı edebiyat bilimi hakkında bilgi verilmiştir. Genel değerlendirme ve sonuç kısmında ise iki mutasavvıf şair arasındaki benzerlik ve farklılıklardan hareketle aralarındaki etkileşimin varlığına işaret edilmiştir. Çalışmanın sonuna ise muhtelif çalışmalara kolaylık sağlaması düşüncesiyle, iki şairin divanlarında tespit ettiğimiz dinî ve tasavvufî kavramların verildiği dizin eklenmiştir.
Kadın dîvan şairlerinden Mihrî Hâtun, Leylâ Hanım ve Şeref Hanım dîvanları'nda sosyal hayat
Bu çalışmamızda Klasik Türk Şiiri'nde kadın Dîvan şairlerinden Mihrî Hâtun, Leylâ Hanım ve Şeref Hanım Dîvanları'nda sosyal hayat incelemesi ortaya koyulmuştur. Şairlerin dîvanları üzerine çalışılırken ?sosyal hayat? kavramının geniş bir alanı kapsadığını görmüş bulunduk. Bu durum bizi pek çok konu başlığı altında çalışmaya yöneltmiştir.Sosyal hayat ile ilgili yapılan çalışmalarda şiirlerin ortaya çıkarıldıkları dönem ile şairlerin yaşadıkları dönem özellikleri incelenen başlıklar arasındadır. İnsanların günlük yaşamlarından tutun, Osmanlı İmparatorluğu'nun sosyal ve siyasal işleyişine, gelenek ve görenekler, dil özellikleri, inanış ile ilgili kavram ve kurallar, yeme-içme, kılık-kıyafet, birçok alanda kullanılmış eşya, araç ve gereçler incelememizde yer almıştır.Kadın şairlerin dîvan şiirinde sayıca az olmaları onların ön plana fazlaca çıkamamalarına sebebiyet vermiştir. Buna rağmen onların yazdıkları şiirler dönemlerinde ve sonrasında kabul görmüştür. Yaptığımız bu çalışmayla kadın şairlerin dîvanlarını daha iyi anlama ve değerlendirme fırsatı bulmuş olmaktayız.XV. yüzyılda eser vermiş olan Mihrî Hâtun ve XIX. yüzyılda eser veren Leylâ Hanım ve Şeref Hanım ortaya koydukları eserleriyle, Osmanlı İmparatorluğu Dönemi'nin belki de tarih kitaplarında yer almayan farklı bakış açısıyla değerlendirilmesine büyük katkıda bulunmuşlardır. Onların eserleriyle günümüze taşıdıkları sosyal hayat unsurları bizim ve bizden sonrakiler için kaynak teşkil etmektedir. İşte bu çalışmamızda Kadın Dîvan şairlerinden Mihrî Hâtun, Leylâ Hanım ve Şeref Hanım'ın Dîvanları sosyal hayat bakış açısıyla incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Leylâ Hanım, Mihrî Hâtun, Şeref Hanım, Dîvan Şiiri, Dîvan Edebiyatı, Sosyal Hayat, Kadın Dîvan Şairleri.
Sabrî-i Şâkir Dîvânı
Sebk-i Hindî akımı XVII.yüzyıldan itibaren edebiyatımızda etkisini göstermeye başlamıştır. Bu edebiyat akımından etkilenen şair, eserinde akımın gereğini ustalıkla yerine getirmiştir.Dîvân edebiyatının çoğunlukla bol sanatlı olan dili bu akım nedeniyle daha karışık ve bilmeceyi andıran bir hale bürünmüş, bu dönemdeki eserlerin okunup anlaşılması güçleşmiştir. Sebk-i Hindî temsilcilerinden olan şâir eserlerinde Farsça'yı bolca kullanma geleneğini sürdürmüş; ancak dilinin sadeliğine önem vermiştir. Sabrî Şâkir, kıvrak dili ve şâirlikteki ustalığı nedeniyle IV.Murâd ve Nef'î'den övgüler almış, bu nedenle de devrinde kendinden bahsettirmeyi başarmıştır. Şâir, eserinde aruzun farklı vezinlerini ustalıkla kullanmıştır. Eserde şâirin belirgin bir hayal gücü olduğu görülmektedir. Çoğu Dîvân şâirinin tersine eserde somut bir aşk göze çarpmaktadır. Halkın bolca kullandığı atasözü ve özdeyiş niteliği taşıyan sözlerin de yer aldığı eser edebiyatımızda kendine has yapısıyla ayrı bir yer edinmiştir.Anahtar Kelimeler: Ruh, Aşk, Bülbül.
Kütahyalı Rahimi Divanı'ndaki kasidelerin şerhi
Osmanlı Devleti 16. yy'da siyasî olarak bir yükseliş dönemine girmiş, siyasî alandaki bu yükseliş sanat, edebiyat ve kültür alanında da kendini göstermiştir. Divan edebiyatı da bu gelişmelere paralel olarak bu yüzyılda yavaş yavaş klasik bir edebiyat görünümüne kavuşmaya başlamıştır. Divan şiirinin klasik şekilleniş bakımından vücut bulmaya başladığı bu döneme Fuzûlî, Bâkî gibi divan şiiri ustaları damga vurmuştur. Türk edebiyatının parlak dönemlerinin başladığı bu yüzyılın bir şairi de Kütahyalı Rahîmî'dir.16. yüzyılda yaşamış olan Rahîmî, bu yüzyılın Osmanlısında önemli kültür şehirlerinden olan Kütahya ile anılmıştır. Divan edebiyatının gerek kuruluş gerekse gelişmesinde önemli bir şehir olan Kütahya, aynı zamanda devrin önemli muhitlerindendir.Bu çalışmada, muhtelif eserlerde ?Kütahyalı Rahîmî? olarak anılan şairin Prof. Dr. Ahmet Mermer tarafından hazırlanan ?Kütahyalı Rahîmî ve Divanı? adlı eserinden yola çıkılmıştır. İki bölümden oluşan bu çalışmada Kütahyalı Rahîmî ve Divanı'ndaki kasidelerin şerhi üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde 16. yüzyılda meydana gelen siyasî ve edebî gelişmeler ele alınmaya çalışılmış, ardından Kütahyalı Rahîmî'nin hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde anlamı bilinmeyen kelimelerin sözlük anlamları verilmiş, daha sonra da beyit, nesre çevrilerek günümüz Türkçesiyle açıklanmıştır. Son olarak da beyitlerde geçen edebî sanatlara ve mazmunlara değinilmiştir.
Semiz-z?de Süleyman Rüşdî Efendi ve div?nı
Genel hatlarıyla XIX. yy divan şairlerinden olan Semiz-z?de Süleyman Rüşdî, Uşş?kî tarikatına mensuptur. İlk eğitimini mahalle mektebinde almıştır. Ardından Muhammed Zühdî adında bir uşş?kî şeyhinden dersler almış, olgunluk dönemine bu hocasının yanında erişmiştir. Hayatı hakkında oldukça derin bir çalışma yürüttüğümüz Rüşdî, tahminlerimize göre M. 1768 (H. 1181)'de doğmuş, M. 1855 (H. 1272) yılında da vefat etmiştir. Eğitim hayatına başladığı yıllardan itibaren sanata alaka duyan Rüşdî'nin bir divan eseri mevcuttur. Yaklaşık 4000 beyitten oluşan divanda 506 şiir bulunmaktadır. Uşş?kî Tarîkatının pîrlerini baştan sona sırasıyla sunan ?Silsile-i Tarîk-i Uşş?kî?, tıp ilmiyle alakalı ?Menafi'ün-n?s? isimli Nidaî Ankaravî tarafından istinsah edilen bir eseri vardır. Çalışmamızın muhteviyatını Rüşdî'nin divanı oluşturmaktadır.Çalışmamızın ilk bölümünde Semiz-z?de Süleyman Rüşdî'nin hayatı, edebi şahsiyeti ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise divanın şekil özelliklerine yer verilmiştir. Bu bölümde şairin 506 manzumesinin şekil, tür, vezin ve kafiye özellikleri belirlenmiş, bu bilgiler tablolarla daha somut hale getirilmiştir. Bununla şairin Klasik Türk Edebiyatı'ndaki yerinin tespitine çalışılmıştır. Üçüncü bölümde de divan, Osmanlı Türkçesi'nden günümüz Türkiye Türkçesine transkripsiyon harfleriyle aktarılmış, böylece okurun orijinal metine daha kolay vakıf olması amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Rüşdî Divanı, Semiz-z?de Süleyman Rüşdî, XIX. yüzyıl.
Muhyiddîn Kâdirî'nin Nasîhat-Nâme adlı dîvânı: İnceleme-metin
Bu tez çalışmasında muhteva açısından klâsik Türk edebiyatında birçok örneğine rastlanan manzûm nasîhat-nâmeler arasında gösterilen ancak çeşitli nazım şekillerinden oluşmuş bir dîvân olduğunu düşündüğümüz Muhyiddîn Kâdirî'nin eseri bilimsel usûllere uygun olarak incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde Muhyiddîn Kâdirî'nin hayatı ve şahsiyeti mevcut kaynaklardan ve eserin içeriğinden yararlanılarak incelenmiştir. İkinci bölümde eser şekil özellikleri, dil ve üslûp özellikleri ile muhteva özellikleri açısından değerlendirilmiştir. Bu çalışmadan elde edilen bulgular sonuç bölümünde değerlendirildikten sonra üçüncü bölümde eserin eski yazılı metni transkripsiyon sistemiyle yeni yazıya aktarılmıştır. Bu çalışmanın amacı eserin eldeki nüshasını bilim dünyasına kazandırmak ve daha geniş incelemelere kapı açmaktır.
Misâlî Dîvânı: İnceleme-metin
Misâlî, XVI. yüzyılda yaşamış bir Dîvân Edebiyatı şairidir. Gül Baba olarak da bilinen Misâlî'nin hayatı hakkında elde edilen bilgilerden anlaşıldığı üzere şairimiz Isparta'nın Uluborlu ilçesinin İlegüp köyündendir. Bektâşî dergâhı olduğu bilinen Veli Baba Dergâhı'na genç yaşta intisap etmiştir. Ancak Misâlî'nin eserleri ve şiirlerinden yola çıkarak kendisinin Bektâşî bir kimlikten ziyade Hurûfî kimliğe sahip olduğu görülmektedir.Yurdun çeşitli kütüphanelerinde sekiz nüshasını tespit edebildiğimiz Misâlî Dîvânı'nın nüshaları temin edilmek üzere yapılan bu çalışma üç kısımdan oluşmaktadır.İlk bölümde Misâlî'nin hayatı, edebi şahsiyeti ve eserleri ele alınmıştır.İkinci bölümde, dîvânın incelemesine yer verilmiştir.Üçüncü bölümde ise Misâlî Dîvânı'nın nüshaları tanıtılmış ve dîvânın transkripsiyonlu metni verilmiştir.Anahtar Kelimler: Misâlî, Dîvân, Hurûfîlik, Dîvân Edebiyatı
Seyyid Hasan Haydar Divanı: İnceleme-metin-indeks
Bu araştırma 19. yy şairlerinden olan Seyyid Hasan Haydar Divanı'nın transkribi ve divanda geçen dinî ve tasavvufî unsurların tahlilinden oluşmaktadır. Çalışmış olduğumuz bu divanın Bu divanın şairi olan Seyyid Hasan Haydar, Rıfâî tarîkatına mensuptur. Bu sebeple divanda Rıfâî tarîkatı şeyhleri, Hz. Ali ve On İki İmam ile bu düşünceye ait terimler önemli bir yer teşkîl etmektedir.Seyyid Hasan Haydar'ın hayatı hakkında tezkirelerde ve yapılan araştırmalarda herhangi bir bilgiye ulaşılamadığından dolayı birinci bölümde eserin içeriğinden yararlanılarak şairin hayatı ve sanatı ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde eser; şekil yapısı, dil ve üslûp özellikleri açısından değerlendirilmiştir. Çalışmanın en kapsamlı bölümü olan tahlil bölümünde divan, din ve tasavvuf başlıkları altında incelenmiştir. Araştırmanın son bölümünde ise metin, Arap alfabesinden Latin alfabesine aktarılarak transkripsiyon işaretleriyle gösterilmiştir.Anahtar Kelimeler: Eski Türk Edebiyatı, Divan, Seyyid Hasan Haydar
Kütahya Belediyesi Mustafa Hakkı Yeşil Kütüphanesi 24557 numaralı Dîvân-ı Lutfî (inceleme-metin-sözlük)
ÖZET KÜTAHYA BELEDİYESİ MUSTAFA HAKKI YEŞİL KÜTÜPHANESİ 24557 NUMARALI DÎVÂN-I LUTFÎ (İNCELEME-METİN-SÖZLÜK) DOLAT, Mustafa Yüksek Lisans Tezi, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Ersen ERSOY Ağustos, 2014, 247 sayfa Lutfî'nin kimliği hususunda kesin bilgilere sahip değiliz. Fakat divanda yer alan bilgilerden hareketle şairin, Mes'ûd Lutfî Efendi olduğunu düşünmekteyiz. Lutfî,'nin gayr-ı mürettep bir divanı vardır. Eserdeki şiirlerden hareketle tasavvuf ehli bir kişi olduğu anlaşılmaktadır. Çalışmamızın konusunu teşkil eden bu eserle ilgili yaptığımız araştırmalarda Lutfî Divanı'nın yalnız bir nüshasına ulaşılmıştır. Kütahya Belediyesi Mustafa Hakkı Yeşil Kütüphanesi 24557 arşiv numarası ile kayıtlıdır. Çalışmamızın amacı henüz gün yüzüne çıkmamış pek çok divandan bir tanesi olan Lutfî Divanı'nı bu alanla ilgilenenlerin dikkatlerine sunmak ve sanatkârın hak ettiği değeri kendisine teslim etmektir. Bu çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır Birinci bölümde Lutfî'nin hayatı ve edebi şahsiyeti ortaya konuldu. Daha sonra Lutfî'yi edebi yönden etkileyen şairlere değinildi. Şairin, şiirlerini anlaşılır bir dille yazdığını, fakat yer yer Arapça ve Farsça terkipler kullandığı söylendi. Divanda çok sayıda ayet, atasözü ve deyimlerle karşılaşıldığı ifade edildi. Çalışmamızın ikinci kısmında divan, şekil ve bazı muhteva hususiyetleri açısından değerlendirildi. Şairin, özellikle gazel türünde daha başarılı olduğu vurgulandı. Vezin bakımından en çok mefâ'îlün/ mefâ'îlün/ mefâ'îlün/ mefâ'îlün kalıbının kullanıldığı belirtildi. Redif hususunda dikkatli olan şairin, daha çok Türkçe eklerle redifler oluşturduğu söylendi. Çalışmamızın son kısmını oluşturan metin bölümünde evvela metnin tavsifi verildi. Daha sonra metin kuruluşunda tutulan yol anlatıldı ve transkripsiyonlu metin verildi. Çalışmamızın sonunda divanda geçen kelimelerle ilgili bir başvuru sözlüğü yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Divan, Lütfi, gazel, muhteva hususiyetleri.
İsmetî Divanı (İnceleme-metin-dizin)
Bu çalışma, XVII. yüzyılda yaşamış olan Divan şairlerinden İsmetî'nin hayatını, edebî kişiliğini ve Divanı'nın tespit edilen on dört nüshasını esas almaktadır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde İsmetî'nin hayatı hakkında bilgiler verilip edebî kişiliği incelendi. İkinci bölümde Divan'ın incelemesine yer verildi. İsmetî Divanı'ndaki nazım şekilleri ve türleri, ahenk özellikleri, dil ve üslup özellikleri ve muhteva özellikleri incelendi. Üçüncü bölümde metni oluştururken izlenen yol gösterildi. Tespit edilen nüshalar tanıtıldı. Dördüncü bölüm ise tenkitli metin ve dizini içermektedir. Hazırlanan bu yüksek lisans teziyle kaynaklardan yapılan araştırmalar ve Divan'ından hareketle İsmetî'nin Türk Edebiyatı içindeki yeri tespit edilmeye çalışıldı.
Divançe-i Kesbi: transkripsiyonlu metin sözlük - indeks
18. asırda yaşamış olan Mustafa Kesbî'nin bugüne kadar gün ışığına çıkarılmamış "Dîvânçe-i Kesbî " adlı eserini günümüz edebiyat dünyasına kazandırmak amacıyla hazırladığımız bu tez, Dîvânçe-i Kesbî 'nin transkripsiyonlu metnidir. Tarihçi olarak bilinen Kesbî, şiirleri gayet güzel olmasına rağmen şairliği ön plana çıkarılmamış şahsiyetlerdendir. Hakkında ulaşılan bilgi mahdud kaynaklar sebebiyle kapsamlı değildir. En geniş bilgi Franz Babinger'in "Osmanlı Tarih Yazmaları ve Eserleri" adlı eserinde bulunmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucunda, Mustafa Kesbî'nin Tırnovî'li olduğu kanısına varılmıştır. Önceki asırlarda yaşamış olan Mehmet Kesbî, şâir Şâhidî neslinden olup Edirnelidir. Ancak Mustafa Kesbî ile karıştırılmamalıdır. Kaynaklarda Kesbî'nin doğum ve ölüm tarihlerine dair bir bilgi yoktur. Kesbî'nin yaşadığı dönem, eserlerinde belirtilen tarihlerden yola çıkılarak bilinmektedir. 1768 Rus seferinde bulunduğu "İbretnümâ-yı Devlet" adlı mecmua tarzındaki tarihçesinde belirten Kesbî'nin aynı yıllarda yazmış olduğu tahmin edilen bir 'divânçesi' bulunmaktadır. Bu eser İstanbul Kütüphanesi'nde 'Kesbî Divanı' adı ile no: 838'de kayıtlıdır. Araştırmalar sonucunda eserin başka bir nüshasına rastlanılmamıştır. 'Kesbî Divânı' adıyla belirtilen eser divanda olması gereken tüm özellikleri taşımadığı için divan olarak değil divânçe olarak değerlendirilmelidir. 53 varaktan oluşan dîvân 124 gazel, 1 tahmis ve 2 kıt'a'dan oluşmaktadır. Varak 4a'da bulunan der-kenar silinmiş olduğu için okunamamıştır. Dîvân üzerinde yapılan bir başka çalışmaya rastlanılmamıştır.VI Şâir, kendinden önceki mümtaz şâirlerin (Fuzûlî, Nailî, Nedim gibi) etkisinde kalmıştır. Şiirlerinden anlaşddığı üzere, şâir Mahallîleşme Akımı'ndan etkilenmiş, Türkçe kelime kullanımına özen göstermiştir. Şiirlerinde yabancı kelime ve tamlamalar çok kullanılmamıştır. Kesbî hakkında yapılan araştırmalarda geniş biyografik bilgiler olmadığı gibi, eserlerini tanıtan ve edebî kişiliğini yansıtan bilgilere rastlamak da mümkün değildir. Edebî kişiliği ile ilgili tüm bilgiler şiirlerinden yola çıkılarak ortaya koyulmuştur. Eserin transkripe edilmesinde çeşitli lügatlerden (Osmanlıca - Arapça - Farsça) faydalanılmıştır. Dîvâçe'nin aslında, bazı kelimeler ve derkenarlardan biri silindiği için okunamamıştır. Halk söyleyişine yakın bir dille yazılmış olan şiirler, klasik edebiyatın önemli saydabilecek naif ve güzel şiirlerindendir.
Selami Divanı`nın transkripsiyonlu metni
XVIII. yüzyıl sonuyla XIX. yüzyıl başlarında yaşayan Selâmı Efcndi'nin Dîvân'ını ilim âlemine tanıtmak, mutasavvıflığının yanında şairliğine de dikkat çekebilmek amacıyla hazırladığımız bu tez, şairin hayatı, edebî kişiliği ve Dîvân'ının transkripsiyonlu metninden ibarettir. Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm'de, ulaşabildiğimiz kaynaklar ve Dîvân'dan hareketle Selâmî Efendi'nin hayatı ve eserleri ele alındıktan sonra edebî kişiliği üzerinde durulmuştur. Tasavvûfî görüşlerini dîvân şiir geleneğiyle ifâde eden Selâmî Efendi'nin şiirlerindeki hususiyetler tespit edilmeye çalışılarak örneklerle îzâh edilmiştir. İkinci Bölüm'de Dîvân'ın transkripsiyonlu metni yer almaktadır. Selâmî Dîvân'ı müretteb dîvânlardan farklı şekilde düzenlenmiştir. Şiirlerin tamamına yakını dînî muhtevalıdır. Şairin Allah'a yalvarışlarını, Hz. Peygamber'e övgülerini, Hz. Ali ve On İki İmam'a olan sevgi ve bağlılığını dile getirdiği "münacaat, na't ve mııhammes"lerdcn sonra Hz. Câmî, Hz. Sezâî, Derviş Hayrctî Dede, Şemsî-i Sivâsî, Derviş Safder, Şakir Ahmed Paşa için "muhammes"ler ve Nedîmâne üslupla Hâce Neş'et'e yazdığı "nazîre"nin de yer aldığı "murabba' ât" bölümü bulunmaktadır. Ölümler, bina, çeşme, kasır, cami yapımları, padişahların cülüsleri ve şehzade doğumları gibi çeşitli nedenlerle yazılmış "tarih"lerden sonra "gazel"ler gelmektedir. Farsça yazılan gazellerin çokluğu da dikkat çekicidir. Tasavvûfî görüşlerini ve şeyhi bulunduğu Nakşibendiyye tarikatını tanıtıp benimsetmeye çalıştığı şiirleri bu bölümdedir.Nakşibendîlik yanında Mevlevîlik ve Bektâşilik'ten söz etmektedir. Ayrıca çeşitli harflere yüklediği anlamlarla Hurufîliğe de işaretler vardır. Yine Allah'a ve Hz. Peygamber'e yalvarış ve övgü mısralarının yer aldığı "mukatta'ât" bölümünden sonra "rubâ'F'ler bulunmaktadır. Tarikatının silsilesini de tanıttığı bu bölümün sonunda Muhammed ismine bir "muamma" vardır. "Ebyât" bölümünde daha ziyade Farsça beyitler yer almaktadır. Son olarak "Be-Nâm-ı Nâzım în Nâçâr"diye nitelendirdiği kendi zâtında sâliklere telkin maksadıyla yazdığı bir gazel ve Dîvân'ın tertibi için yazdığı iki "târîh"ten sonra Farsça nesir bölümle Dîvân sona ermiştir. Transkripsiyonlu metnin ardından az bilinen kelimelerden oluşan bir "Sözlük" ve kişi isimlerinin yer aldığı "Dizin" hazırlanmıştır. Hazırladığımız tezin, şairle ilgili bundan sonraki çalışmalara ışık tutacak özellikte olması kanaatindeyiz. Dîvân, mutasavvıf bir şair olan Selâmî Efendi'nin ilim ehli ve halkytarafından hak ettiği ilgiyi görmesi için Tasavvuf Edebiyatı çerçevesinde değerlendirilmeyi beklemektedir.