Eastern Anatolia region

79 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Toplumsal beklentilerin özel öğretim kurumlarının sosyal sorumluluk uygulamalarına etkisini belirlemeye yönelik bir araştırma

İnsanlık tarihi kadar eski olan sosyal sorumluluk, günümüzde toplumların bilinçlenmesi sayesinde, yaygınlaşmış ve işletmeler açısından da değerlendirilmeye başlanmıştır. Dünya ekonomisinin % 90'ına yakınını elinde bulunduran özel sektörün, bu kadar büyük ekonomik gücün bir miktarını, kendi etrafından başlamak üzere, toplumun tüm kesimlerinin sosyal refahına katkı sağlamak amacıyla kullanması gerekliliği, yaygın bir kanaat olmuştur. Bu sosyal duyarlılık ve beklentinin, özel öğretim kurumu işletmelerinin sosyal sorumluluğa bağlılıkları üzerine etkisi, çalışmanın başlıca amacı olmuştur. Diğer taraftan; yasal düzenlemelerle çıtası yükselmiş olan, geleneksel sosyal sorumluluk anlayışının, işletmeler için zorunluluk olduğu hususu, çalışmamızın ikincil amacı olmuştur.Bu amaçları gerçekleştirmek için yapılan araştırmanın ana kütlesini, Doğu Anadolu Bölgesi'nde faaliyet gösteren özel öğretim kurumları oluşturmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre; Doğu Anadolu Bölgesi'nde 275 özel öğretim kurumu bulunmaktadır. Ana kütle listesinin tamamına ulaşmak, zaman, emek ve maliyet açısından imkânsız olduğundan, kota örneklemesi yöntemine başvurulmuştur. Örnekleme için, illerde bulunan özel öğretim kurumu sayısının, bölgedeki özel öğretim kurumları toplamına oranı %10'un üzerinde olan iller seçilmiştir. %10'un üzerinde, özel öğretim kurumuna sahip illerde bulunan, özel öğretim kurumu idarecilerine, mail yöntemiyle veya yüz yüze yöntemle anket tatbik edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 17,0 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir.Yapılan analizler, toplumsal beklenti ve duyarlılığın, özel öğretim kurumlarının sosyal sorumluluk uygulamalarına olan pozitif etkisini göstermektedir. Bununla birlikte; özel öğretim kurumlarında sosyal sorumluluk kavramının, artık bir zorunluluk olarak algılandığı tespit edilmiştir.

BeklentilerDoğu Anadolu bölgesiDuyarlılık+5
Ahmet Hulusi Kömürcü
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Yerli kara ve Doğu Anadolu kırmızısı ırkı sığırlarda calpastatin (CAST), leptin (LEP) ve büyüme hormonu reseptörü(ghr) genlerinin frekanslarının belirlenmesi

Bu çalışma, Yerli Kara (YK) ve Doğu Anadolu Kırmızısı (DAK) ırkı sığırlarda Calpastatin (CAST), Leptin (LEP) ve Büyüme Hormonu Reseptörü (GHR) gen polimorfizmlerinin frekanslarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada yaş ve cinsiyet ayrımı yapılmaksızın 50 baş YK, 50 baş DAK ırkı sığır kullanılmıştır. Alınan kan örneklerinden PCR-RFLP yöntemi ile genotiplendirme işlemi gerçekleştirilmiştir. CAST geni S20T polimorfizmi açısından CC, GC ve GG genotiplerine ilişkin frekanslar sırasıyla YK'larda %56, %40 ve %4; DAK'da ise sırasıyla %26, %40 ve %34 olarak belirlenmiştir. GHR geni S555G polimorfizmi açısından hem YK'da (%56) hem de DAK'da (%38) en yüksek frekansın AG genotipi olduğu tespit edilmiştir. LEP geni A80V polimorfizmi açısından ise incelenen tüm ırklarda sadece TT genotipi görülmüştür. Sonuç olarak, incelenen YK ve DAK ırkı sığırların hedeflenen CAST ve GHR polimorfizmleri açısından varyasyon gösteriği; ancak LEP-A80V polimorfizmi açısından ise monomorfik olduğu tespit edilmiştir. Et verim ve kalitesine etkili olduğu düşünülen CAST ve GHR genlerindeki polimorfik yapının, YK ve DAK ırkı sığırlarda fenotipi ne düzeyde etkilediğine ilişkin gerçekleştirilecek çalışmaların gerekliliği açıktır. Mevcut çalışmanın yerli gen kaynaklarının korunması açısından literatüre katkı sağlayacağı düşünülürken; söz konusu çalışmalara da temel oluşturacağı öngörülmektedir.

Doğu Anadolu bölgesiLeptinPolimeraz zincirleme reaksiyonu+1
Mehlika Er Onan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde bulunan aşiret, şeyh ve ağa oluşumlarının yönetsel sosyoloji açısından incelenmesi

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, Türkiye genelinde görülmeyen farklı bir sosyal yapı söz konusu. Duverger'in ifade ettiği "devletsiz toplum" modeli yöre insanı tarafından adeta benimsenmiş bulunmaktadır. Çünkü devletin yapamadığını Ağa, Şeyh, Bey gibi bir resmi statüsü olmayan insanlar yapmaktadırlar. Bu da yönetim mekanizmasında kargaşa ve alışık olmadığımız bir anlayışı doğurmaktadır. İşin ilginç tarafı ise yöre insanı yukarıda ifade etmeğe çalıştığımız gibi resmi statüsü olmayan insanlardan memnun olmadığı halde bir aşirete mensup olmayı ve o aşiret reisinin büyüklüğüyle övünmeyi büyük bir erdemlilik olarak görmektedir. Şeyhliğin ve ağalığın oluşturduğu sacayağının diğer bir adımını aşiret olgusu oluşturmaktadır. İşte doğu ve Güneydoğu insanının sosyal yapısı bununla içiçedir. Çünkü halkın sırtından geçinen bu müessesenin insanları, halkı "aşiretçilik" şemsiyesi altında idare etmeye devam etmektedirler. Bu şemsiye "milletleşmenin" önünde bulunan en büyük engel ve gayri resmi bir şekilde kurulan müessesenin en büyük dayanağıdır. Doğu ve Güneydoğu'nun kalkınması için evvela çok büyük miktarda toprak sahibi olan bu ağaların ve şeyhlerin eski anlayışı sürdürmelerinin yerine, sosyal değişmeyi, teknolojik ilerlemeyi ön plana çıkarmaları gerekir. Bu, bölge kalkınmasını daha da kolaylaştıracaktır. Bölgenin kalkınmasında ikinci, belki de en önemli etken zihniyetle ilgilidir. Yıllardan beri Doğu ve Güneydoğu'yu geriye götüren, kalkınmasını engelleyen zihniyet değişmediği müddetçe bölgede yaşayan insanlar rahat edemeyecektir. Eğer bölgede işsizlik varsa, fakirlik varsa bunun sebebi "girişimciliğin" olmamasıdır. Girişimciliği de önleyen en büyük engel yılların birikimi olan bu zihniyettir. Bunun için eğitim tabana yayılmalı ve bu zihniyetin izalesine gidilmelidir. Ancak bunun çok zaman alacağı açıktır. Diğer yandan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yıllarında olduğu gibi, kalkınmanın; eğitime ek olarak İktisadi Devlet Teşekküllerinin yörede oluşturulması ile desteklenmesi gerekir. Aynı zamanda yöre özelliğini gözeten bir toprak reformu ile mevcut olumsuz sosyal ve ekonomik yapı olumlu yönde etkilenebilir. Şüphesiz özel Teşebbüsün teşviki de gerekir. Ancak bu teşviklerle 74 yıllık cumhuriyet tarihimizde yeterli değişim bu bölgede sağlanamamıştır.

AğalıkAşiretlerDoğu Anadolu bölgesi+5
İsmail Kıran
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde doğadan izole edilen serbest yaşayan acanthamoeba türlerin tanısında mikroskobi, kültür ve moleküler yöntemlerin karşılaştırılması

Acanthamoeba türlerinin doğal çevrede serbest halde bulunmasından dolayı, insanların bu parazitle enfekte olma riski büyüktür. Acanthamoeba türleri granülomatöz amibik ensefalit (GAE), kutanöz acanthamoebiasis, Acanthamoeba keratiti oluştururken, AIDS'li hastalarda enfeksiyonun çeşitli organlara yayılmasına bağlı olarak kronik sinüzit, otit, kutanöz lezyonlar, sinüs lezyonları, deri ülserleri gibi hastalıklar meydana getirirler. Bu çalışmada Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde bulunan Diyarbakır, Batman, Mardin, Siirt, Bitlis ve Van illerindeki yüzme havuzlarından, kaplıca sularından, hamamlardan, sulama kanalından, park ve bahçelerden alınan toplam 65 su ve toprak örneğinin 6 tanesi mikroskobik inceleme yöntemi ile, 11 tanesi kültür yöntemi ile ve 15 tanesi konvansiyonel PCR ve real time PCR yöntemi ile Acanthamoeba spp. pozitif bulundu. Çalışmada Acanthamoeba spp. laboratuvar tanı yöntemlerinden kültür metodu; mikroskobi, konvansiyonel PCR ve real time PCR yöntemleri ile karşılaştırıldı. Kültür yönteminin mikroskobi, konvansiyonel PCR ve real time PCR yöntemlerine göre duyarlılığı sırası ile %100, %73,33, %73,33 ve özgüllüğü sırası ile %91,53, %100, %100 olarak saptandı. İncelenmesi yapılan ve Acanthamoeba spp. tanısı alan 15 örneğin kist yapılarını ve moleküler analizlerini değerlendirdiğimizde 4 (%26,67) Acanthamoeba castellanii, 3 (%20) Acanthamoeba polyphaga ve 8 tanesinin (%53,33) Acanthamoeba palestinensis olduğu belirlendi. Çalışmamız Güneydoğu Anadolu bölgesinde yapılan Acanthamoeba spp. ile ilgili ilk saha çalışması olup Acanthamoeba keratiti için doğal çevrede risk oluşturan türler tanımlandı.

AcanthamoebaDoğu Anadolu bölgesiGüneydoğu Anadolu bölgesi+3
Yasin Geniş
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Urartu siyasi tarihi ve devlet dini

Yerli ve yabancı birçok bilim adamı Urartu Krallığı'nın idare şeklini teokratik ve merkeziyetçi bir düzen olarak tanımlarlar. Teokrasi siyasi otoritenin, tanrının temsilcileri olduklarına inanılan yöneticilerin elinde bulunduğu siyasi düzen ve din erki olarak tanımlanır. Bu terim daha sade bir anlatımla, dine dayalı yönetim biçimi demektir. Eskiçağ devletlerinin çoğunda teokratik yönetimin izlerine rastlanır. Bu devletlerden biri Urartulardır. Urartu Krallığı'nın tarihi hakkında bilgi sahibi olduğumuz verilerin çok önemli bir kısmı dini kaynaklardan ibarettir. Urartu yazıtları tanrıların anıldığı ifadelerle başlar ve yine bu ifadelerle son bulur. Urartu kralları, gerek siyasal gerekse askeri faaliyetlerini tanrılarının hoşnutluğunu ve memnuniyetini kazanmak için gerçekleştirmişlerdir. Bu durum Urartu Krallığı'nın siyasal yapısında dine ne kadar önem verdiğini gösterir. Böylece krallığın yönetim sisteminde din ön plana çıkmış ve yönetim şeklini büyük ölçüde etkilemiştir. Urartuların merkezi otoritesi başlangıçta olmasa bile, krallık güçlendikçe gücünü dinden almıştır. Urartu kralları da diğer Anadolu kralları gibi yaptıkları işleri tanrıları adına icra ediyorlar, onlara kurbanlar sunuyorlar ve tapınaklar inşa ediyorlardı. Hatta Urartu krallarının askeri seferleri zaferle sonuçlanmışsa, bunun tanrıların sayesinde elde edildiğine inanılıyordu. Bu çalışma ile Urartu devlet teşkilatı ve Urartu dini arasındaki bağlantı ortaya konularak, devlet yapısında dinin ne derece etkili olduğu vurgulanmak istenmiştir.

Devlet teşkilatıDinDin anlayışı+5
Zeynep Hakbilen Ası
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görev yapan aday sınıf öğretmenlerinin karşılaştıkları sorunlar

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görev yapan aday sınıf öğretmenlerinin eğitim öğretim sürecinde karşılaştıkları sorunların ortaya konmaya çalışıldığı bu araştırma karma desende gerçekleştirilmiştir. Nicel veriler bir ölçek aracılığıyla, nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Araştırmanın evrenini Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklemini ise Van, Şanlıurfa, Ağrı ve Bitlis'te görev yapan; amaçsal örnekleme yöntemlerinden uygun örnekleme yöntemi ile seçilmiş öğretmenlerden oluşturulmuştur. Ölçek yoluyla elde edilen verilerin çözümlenmesinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama istatistikleri kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen nitel veriler ise betimsel içerik analizi ile yorumlanmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan bulgulara göre; Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde görev yapan aday sınıf öğretmenlerinin, sosyal kulüp çalışmalarında yöneticiler arasında işbirliğinin olmamasından dolayı ve tören, kutlama ve toplantılardaki sorumlulukları yerine getirirken okul idaresi tarafından gereken desteği görememe konularında okul yöneticilerinden kaynaklanan sorunları yaşadıkları belirlenmiştir. İl-ilçe yöneticileri konusunda, yöneticiler ve eğitim müfettişleri tarafından teftiş edilme korkusu ve yapılan işlerin yöneticiler tarafından beğenilmeme kaygısı taşıdıkları saptanmıştır. Aday sınıf öğretmenlerinin meslektaşları ile ilgili yaşadıkları en önemli sorunun göreve yeni başladıkları için okula uyum sağlama konusunda destek bulamadıkları yönündedir ve meslektaşlarının tutum ve davranışlarından memnuniyet düzeyleri düşüktür. Eğitim öğretim ortamına ilişkin laboratuvar, teknoloji sınıfı, spor odası gibi tesisler olmadığından dolayı eğitim-öğretim faaliyetinin aksadığı, internet bağlantısının olmaması veya düzenli bağlantının olmamasından dolayı araştırma yapılamadığı, okulda yardımcı personel eksikliği veya hiç olmaması nedeniyle temizlik sorunu yaşandığı belirtilmiştir. Görev yapılan yere ilişkin sosyal tesislerin yetersiz olduğu, karşılaşılan bir problemin çözümü için yardım edecek bir kişi ya da kurum bulunamadığı belirtilmiştir. Lisansta (hizmet öncesinde) alınan eğitimin öğrenci başarısını değerlendirmede ve yöntem-teknikleri kullanma konusunda yetersiz kaldığı belirtilmiştir. Veli desteğinin olmaması, dil-kültür farklılıklarının olması, öğretmen-öğrenci-veli iletişiminde aksaklık yaşanması, ısınma, elektrik ve su sorunu karşılaşılan diğer sorunlardır. Göreve yeni başlayan ve kırsal kesimde görev yapan aday sınıf öğretmenlerinin karşılaştıkları sorunların tespitiyle ilgili yapılan araştırma ile elde edilen bulguların, aday öğretmenlik sürecinin yeniden değerlendirilmesine, aday öğretmenlerin karşılaştıkları sorunların belirlenip çözümlenmesine, kırsal kesimlerde görev yapan aday öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesine ve aday öğretmenlerin sosyal, kültürel, mesleki sorunlarının literatürdeki araştırmalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Karşılaşılan ve karşılaşılacak sorunların önlenmesi için de kırsalda görev yapan aday öğretmenlerin bulundukları ortama uygun bir eğitim sürecinden geçirilip oryantasyon çalışmaları yapılmalıdır. Kırsalda (köyde) yaşamaya teşvik edici önlemler alınarak yaptıkları çalışmalarla başarı gösteren öğretmenlere ödüllendirme (maddi-manevi) yapılmalıdır. Hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim programları ile aday öğretmenlere Millî Eğitim Bakanlığı tarafından destekleyici eğitimler verilmelidir.

Aday öğretmenlerDoğu Anadolu bölgesiGüneydoğu Anadolu bölgesi+2
Kübra Ceren Analı
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin Doğu Anadolu bölgesi hastaneleri ile Çukurova bölgesindeki hastanelerden izole edilen sağlık hizmeti ile ilişkili acinetobacter baumannii suşları arasındaki klonal ilişkilerin araştırılması

Sağlık hizmeti ile ilişkili enfeksiyonlardan (SHİE) giderek artan sıklıkta izole edilen ve tedavi başarısızlıklarına bağlı olarak hasta kayıplarına sebep olan Acinetobacter baumanii suşları, antibiyotik direncinin hızla yayılması sebebiyle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)'nün acilen yeni antibiyotik keşfi gerektiren dirençli bakteriler listesinin ilk sırasında yer almaktadır. Tüm Dünya'da sürveyans sistemleri ile güncel veriler doğrultusunda yayılımın önlenebileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada, bölgemiz hastaneleri ile Doğu Anadolu Bölgesi sınır illerindeki hastanelerde takip edilmekte olan ve SHİE tanısı alan hastalara ait klinik örneklerden izole edilen Acinetobacter baumannii suşları arasındaki filogenetik ilişkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamıza 84'ü Doğu Anadolu Bölgesindeki Van, Iğdır, Kars, Ağrı, Ardahan devlet hastanelerinde, 82'si de Çukurova Bölgesinde bulunan Adana Şehir hastanesi ile Mersin Üniversitesi Hastanesinde olmak üzere 2019 Eylül - 2020 Ocak tarihleri arasında SHİE tanısı almış hastalardan elde edilen 166 Acinetobacter baumannii izolatı dahil edildi. İzolatların tamamı karbapenem dirençliydi. Karbapenem dirençli A. baumannii (KDAB) oldukları konvensiyonel kültür yöntemleriyle ve özgül blaOXA-51-benzeri gen bölgesi PCR yöntemiyle tespit edilerek doğrulandı. Antibiyotik duyarlılıkları sıvı mikrodilüsyon yöntemi ile belirlendi. İzolatlar arasındaki filogenetik ilişki Pulsed-field gel electrophoresis (PFGE) yöntemi ile araştırıldı. Karbapenemler dışında en yüksek antibiyotik direnci %92.6 oranı ile ciprofloksasinde, en düşük direnç ise %69.5 oranı ile gentamisinde görüldü. Adana, Mersin ve Van gibi büyükşehirlerde direnç oranlarının daha yüksek olduğu görüldü. PFGE bant profillerinin analizi sonucunda izolatların 20'si tek üyeli olmak üzere toplam 51 küme içerisinde toplandığı belirlendi. En kalabalık küme 21 pulsotipte (L1-L21) toplanmış, tamamı Doğu Anadolu bölgesine ait 30 üyeden oluşan L kümesi idi, bunu 9 pulsotipte (Z7z1-Z7z9) toplanmış, tamamı Mersin'e ait 15 üyeden oluşan Z7 kümesi takip etti. Ülkemizde KDAB suşlarının bölgesel farklılıklarla birlikte antibiyotik direncinin farklı insidanslarda görülmesi, ancak bununla beraber farklı hastanelerde benzer klonların da görülebilmesi, KDAB klonlarnın bütün dünyada hastanelere ve topluma hakim olacağını düşündürmektedir. Ayrıca, Serhat bölgesi de denilen Ağrı, Iğdır, Kars ve Ardahan illerimizde daha önceden bu konuda herhangi bir filogenetik ilişki ve sürveyans çalışmasına dair literatüre rastlanmadığı için, çalışmamızın Türkiye'nin doğu sınır illerinde de bu enfeksiyonların sürveyansına çok önemli katkı sağlayacağı kanaatindeyiz.

AcinetobacterAcinetobacter baumanniiDoğu Anadolu bölgesi+3
Ayşe Karacalı
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı phyllocoptruta oleivora (Ashmead) (Acari: Eriophyidae) popülasyonlarının bazı akarisitlere karşı direnç düzeylerinin belirlenmesi

Phyllocoptruta oleivora (Ashmead) (Acari: Eriophyidae) turunçgil yetiştiriciliğinin yoğun olarak yapıldığı ülkemizin Doğu Akdeniz Bölgesi'nde, turunçgillerde sezon içerisinde çok sayıda kimyasal mücadele uygulaması yapılmasına rağmen engellenemeyen ve ekonomik kayıplara neden olan bir zararlıdır. Bu çalışmada, Erdemli (Mersin), Karataş, Kozan ve Yüreğir (Adana)'den alınan Turunçgil pasböcüsü popülasyonlarının abamectin, kükürt, pyridaben ve spirodiclofene karşı direnç düzeyleri biyolojik etkinlik denemeleri ile belirlenmiştir. Denemelerde karşılaştırma olarak kullanılmak üzere pesitisit uygulaması yapılmayan alandan hassas (Balcalı/Sarıçam/Adana) popülasyon alınmıştır. Yapılan biyolojik etkinlik denemelerinin sonuçlarına göre bahçe popülasyonlarının LC50 değerinin hassas popülasyonun LC50 değerine bölünmesiyle, abamectine karşı en dirençli popülasyonun 25.31 kat ile Kozan'dan alınan popülasyonda olduğu, en düşük dirence sahip popülasyonun ise 8.13 kat ile Yüreğir'den alınan popülasyonda olduğu belirlenmiştir. Kükürte karşı popülasyonların düşük düzeyde direnç gösterdiği tespit edilmiş, en yüksek direnç oranının ise 2.53 ile Yüreğir'den alınan popülasyonlarda olduğu saptanmıştır. Spirodiclofene karşı 24.00 kat ile en yüksek direncin Erdemli popülasyonunda olduğu bunu sırasıyla 15.39, 14.05 ve 9.21 değerleriyle Karataş, Yüreğir ve Kozan popülasyonlarının takip ettiği tespit edilmiştir. Phyllocoptruta oleivora popülasyonlarının pyridabene karşı direnç oranlarına bakıldığında ise Erdemli, Kozan, Yüreğir ve Karataş için sırasıyla 30.30, 15.85, 10.10 ve 7.55 kat olarak belirlenmiştir. Bölgeden toplanan popülasyonların en az direnci kükürte karşı gösterdiği, abamectin, spirodiclofen ve pyridabene ise orta düzeyde dirençli olduğu belirlenmiş olup en yüksek direnç oranı pyridabene karşı Erdemli popülasyonunda saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Akarisit, biyolojik etkinlik, dayanıklılık, Doğu Akdeniz Bölgesi, Türkiye

AcariBiyolojik etkiDayanıklılık+2
Çağlar Kalkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Anadolu bölgesinde kadının değişen sosyal konumu: Muş Varto örneği

Toplumsal cinsiyet bağlamında inşa edilen cinsiyet temelli roller, gerek egemen ataerkil refleksler gerekse de bu rollerin organize edilişini sağlayan patriarkal sistem içerisindeki dinamiklerle şekillenmektedir. Bu çalışmada son yıllarda Doğu Anadolu Bölgesinde kadınların yaşam standartları ile değişen sosyal konumlarını belli başlı dinamikler bağlamında Muş Varto örneği ile ele alındı. Toplumsal hayatın her alanında bütün etkinlikleriyle bulunan kadınların, tarihsel süreç içerisinde değişen yaşam pratikleri, karşılaştığı zorluklar ve bu zorlukların yaşanmasında etkili olan sosyal, kültürel ve ekonomik dinamikler toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında çözümlendi. Çalışmanın sunduğu veriler vasıtasıyla günümüzde kadınların yaşam pratikleri, bu pratikleri oluşturan kültürel örüntüleri ve bu örüntülerin toplumsal karşılığını var eden bütün simgesel kodları, yerel ulusal ve evrensel dinamiklerin ışığında sunulmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda daha eşitlikçi temelde düzenlenmiş bir cinsiyet rejiminin imkânı için kadınlardan ziyade erkeklere daha çok iş düştüğü görülmektedir. Bundan dolayı sosyokültürel anlamda kadın kimliğinin toplumsal anlamda özneleşmesi için erkekler tarafından oluşturulan ataerkil tahakküm biçimlerinin çözülmesine ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Daha adil ve güzel bir dünya için ötekileştirilen ve en basit yanıyla bedeni üzerinden her türlü cinsel politikanın üretildiği kadınların daha sürdürülebilir yaşam standartlarına ulaşması için bunun gibi toplumsal anlamda farkındalık yaratacak çalışmalara daha fazla ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kadın, erkek, toplumsal cinsiyet, feminizm, toplumsal değişme, ekonomi, kültür.

Doğu Anadolu bölgesiKadın-erkek eşitliğiKadınlar+4
Rohat Tüzün
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessEN

The Factors effecting the success of secondary school students in the East and South East of Turkey

ABSTRACT THE FACTORS AFFECTING SUCCESS OF SECONDARY SCHOOL STUDENTS IN EAST AND SOUTHEAST OF TURKEY ŞAHİN, İsmet Ph. D., Department of Educational Sciences Supervisor: Prof. Dr. Yener GÜLMEZ MARCH 1997, 235 pages This thesis aims in defining the factors affecting the success of secondary school students in the East and Southeast Anatolia. The factors studied are named in the literature as "Social" factors, in which family-related factors and school-related factors are included. The study is based on the perceptions of the students, teachers and school administrators concerning the above mentioned elements of education. In order to achieve the purpose of the research study, questionnaires for students, teachers and administrators were developed proving their validity and reliability. The data obtained was analyzed statistically to test the hypotheses formulated prior to the study. Keywords: Education in the East and Southeast of Turkey, Factors Causing Failure; Social Factors; Family-Related Factors, Language, Culture, Family Characteristics, School-Related Factors; Schools and School Purposes, Effective Teacher and Pupil Behaviors, School Administrators and General Goals of Education

Academic achievementSuccessEastern Anatolia region+3
İsmet Şahin
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de e-belediyecilik: Doğu Anadolu Bölgesindeki il ve ilçe belediyelerinin e-belediyecilik açısından analizi

Bilgi ve iletişim teknolojileri küreselleşen dünyanın getirdiği vazgeçilmez unsurlardan biridir. Bilişim teknolojilerinde yaşanan bu gelişimin kamu yönetimine yansımasıyla; e-devlet kavramı bu kavramında yerel yönetim birimlerine uyarlanmasıyla e-belediyecilik kavramı ortaya çıkmıştır. E-belediyecilik ile ilgili uygulamaların ne kadar sağlıklı işlediğini anlamak, yeterlilik düzeylerini, vatandaşların yönetim süreçlerine katılımı için tanınan imkân düzeylerini irdelemek, idare tarafından web sitesi üzerinden sunulan hizmetleri incelemek ve böylece belediyelerin e-belediyecilik açısından yeterlilik düzeylerini görebilmek amacıyla bu konu seçilmiştir. Bu çalışmada içerik analizi tekniği kullanılarak Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki il ve ilçe belediyelerinin web siteleri 8 ana ölçüt ve bunlara bağlı 119 alt ölçüte göre analiz edilecek ve e-belediyecilik hizmetleri incelenmiştir. Bunlar arasında karşılaştırma yapılarak belediyelerin e-belediyecilik faaliyetlerinin geldiği düzeyi ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmanın sonucunda e-belediyecilik anlamında özellikle belediyelerin son yıllarda kurulan web sitelerinin genellikle iyi düzeyde olmasıyla beraber ilçe belediyelerinin katılımcılık, gizlilik gibi konularda gelişime ihtiyaç duydukları gözlenmiştir.

Belediye hizmetleriDoğu Anadolu bölgesiElektronik belediyecilik+1
Tuğçe Orhan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hoş ve Akmezra (Elazığ-Merkez) köylerinin beşeri ve iktisadi coğrafyası

Hoş ve Akmezra Köyleri, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümündeki depresyon zincirleri içerisinde yer alan Uluova'nın kuzeydoğu kısmında yer almaktadır. Hoş Köyü kuzeyde Beydoğmuş, doğuda Kıraç, güneyde Akmezra (Sahil Önü) ve batıda Sedeftepe köyleri ile çevriliyken, Akmezra ise kuzeyde Hoş Köyü ve Sedeftepe, doğuda Kıraç, batıda Yurtbaşı merkez sınırları ve güneyde Keban Baraj Gölü ile çevrilidir. Yaklaşık olarak 20,8 km2'lik alana sahip olan araştırma sahasının 14,3 km2'si Hoş Köyü'ne 6,5 km2'si ise Akmezra Köyü'ne aittir. Hoş Köyüne ilk yerleşme Osmanlı Devleti döneminde XVI. Yüzyıla denk gelen bir zaman diliminde gerçekleşmiştir. Akmezra ise çok yeni bir yerleşme olmakla birlikte ilk yerleşmenin 1972-1973 aralığında gerçekleştiği ve müstakil bir muhtarlık yapılanmasının 1984 yılında gerçekleşerek Yurtbaşı Beldesine bağlı kırsal bir mahalle olarak kuruluşunu tamamladığı bilinmektedir. Araştırma sahamızda Hoş Köyünün bulunduğu mevki 1100 metre yükseltiye sahipken Akmezra 875 metre yükseltiye sahiptir. Erozyon olgusuna ve ilkbahar döneminde görülen sel vakalarına rastlanan sahada her iki durum yerleşik bulunan halkın sorunları arasında yer almaktadır. Sahanın temel geçim kaynağı olan tarım ile ilgili en önemli sorunları sulama, aşırı ilaçlama ve tarım arazilerinin taşlılığıdır. Hoş Köyünün nüfusu 2019 yılı itibariyle 353, Akmezra'nın nüfusu ise 393'tür. Nüfus gelişim sürecine baktığımız zaman ülkemiz kırsal kesiminde görülen nüfus kaybının araştırma sahamız içinde çoğu dönemde geçerli olduğunu söylemek mümkündür. Her iki köyümüzde de yerleşme tarihleri boyunca göçe bağlı nüfus kaybı söz konusu olmuştur. Keban Baraj Gölünün alanını doldurmasından sonra göç alan durumuna gelen her iki köyümüzde daha sonraki dönemlerde nüfusunu artırmak veya korumak noktasında başarısız olmuştur. Bu çalışma Hoş ve Akmezra kırsal yerleşmelerinin, nüfusunun mekânsal dağılımında meydana gelen değişiklikleri, sebepleriyle birlikte ortaya koymanın yanında sahanın iktisadi faaliyet yapısıyla ilgili mevcut durumu ortaya çıkarmak, problemlerine yönelik tespitlerde bulunmak ve çözüm önerilerinde bulunmak amacını taşımaktadır. Anahtar kelimeler: Beşeri Coğrafya, İktisadi Coğrafya, Hoş, Akmezra, Tarım, Hayvancılık

Beşeri coğrafyaDoğu AnadoluDoğu Anadolu bölgesi+4
Emrah Ertürk
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İngiliz Binbaşı E.W.C. Noel'in Doğu Anadolu'daki aşiret ve tarikatlar üzerindeki faaliyetleri

Anadolu toprakları, tarihin farklı dönemlerinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Jeopolitik konumu, coğrafi yapısı, evrensel dinlerin kutsallarını barındırması gibi sebeplerden dolayı daima cazibe merkezi olmuş ve bu konumu bundan sonraki asırlarda da devam edecektir. Bu araştırmada, yaklaşık yüz yıl önce Anadolu'da Milli Mücadele'nin yaşandığı yıllarda, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine geziler düzenleyen İngiliz Binbaşı E.W.C. Noel'in hayatı ve bu bölgelerdeki faaliyetleri incelenmektedir. Bu gezilerin amaçları doğrultusunda Noel'in Kürt ve Alevi aşiret liderleri ile yaptığı görüşmelerinden sonra bağımsız bir Kürdistan bölgesi için sunduğu çözüm önerisi üzerinde durulmuştur. Noel'in faaliyetlerine karşın milli mücadele kadrolarının aldığı tedbirler ve Gazi Mustafa Kemal'in bu yönde yaptığı yazışmalar incelenmiştir. Çalışmanın sonunda Noel'in milli mücadeleyi bastırmak için Kürt ve Alevileri kışkırtma girişiminin başarısızlıkla sonuçlandığı ve aşiretlerin İngiliz saflarına geçmeyip aksine milli mücadeleye destek verdikleri görülmüştür.

AlevilerAşiretlerDoğu Anadolu bölgesi+7
Sümeyye Esra Avcıl
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kovancılar'da kentsel gelişim

Kovancılar İlçesi, Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat bölümünde ve Elazığ İl sınırları içinde yer almaktadır. Çalışma sahası olarak ele alınan Kovancılar İlçesi, Şahmiran Dağı'nın eteği ile güneyindeki Kovancılar Ovası'nın güneybatısında kurulmuştur. Kovancılar'da yerleşme ve nüfuslanma seyri, ilk olarak 1935 yılında 300 haneden oluşan Bulgar göçmeni ailelerin Tuna ve Çaybaşı mahallerine yerleştirilmeleriyle başlamıştır. 1951 yılında Elazığ-Bingöl karayolunun Kovancılar'dan geçmesi, Kovancılar'ın sosyo-ekonomik yapısında değişmeler meydana getirmiştir. Kurulduğu dönemde yoğun ziraî faaliyetleriyle kırsal yerleşme özelliği gösteren Kovancılar, ulaşım fonksiyonunun sahaya etkisiyle birlikte ticaret, sanayi ve hizmet alanlarında gelişme göstermeye başlamış ve zamanla şehirsel bir karakter kazanmıştır. 1980'de hayvancılıkla uğraşan konargöçer aşiretlerin yerleşik düzene geçmesiyle Kovancılar'da mahalle sayısı beşe yükselmiştir. 1988'de idari birimde meydana gelen değişimle ilçe statüsü kazanan Kovancılar, göç almaya devam etmiştir. Ulaşım fonksiyonunun sağladığı avantajla kısa sürede gelişme gösteren Kovancılar, çevresindeki yerleşmeler açısından bir çekim merkezi olmuştur. Günümüzde 13 mahalleden oluşan Kovancılar, kurulduğu dönemde doğu batı yönlü liner bir hat şeklinde gelişme göstermiştir. Zamanla nüfus artışı ve çevreden gelen göçlerle gelişim yönü kuzey- güneye doğru bir seyir göstermiştir. Çalışma sahası, sahip olduğu fonksiyonel özelliklerle çevresindeki diğer yerleşmelere nazaran gelişme gösteren bir yerleşim alanıdır. Anahtar Kelimeler: Kovancılar, Kentleşme, Nüfus, Elazığ-Bingöl Karayolu

Doğu Anadolu bölgesiElazığ-KovancılarKentleşme+2
Ömür Kanter Gülmez
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesinin hayata geçirilmesi

Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de bazı nüfuslar çeşitli nedenlerle yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalmaktadırlar. Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde özellikle 1980'lerden sonra güvenlik kaygılarından dolayı bu anlamda yoğun bir göç yaşanmıştır. Hem göç edenlerin yaşam koşullarını iyileştirmek hem de göçün şehirler üzerindeki baskısını azaltmak için İçişleri Bakanlığı 1994 yılında köylerine gönüllü olarak dönmek isteyenlerin, köyleri civarına ya da uygun başka yerlere yerleştirilmelerine yönelik Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi (KDRP) adıyla bir çözüm geliştirmiştir.Elinizdeki tez, güvenlik nedeniyle yerinden olmuş nüfusun büyüklüğünü, sorunlarını ve bu göçün toplumsal etkilerini irdelemektedir. Türkiye'de ve özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde göçün etkileri, Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi'nin (KDRP) oluşum süreci, amacı, kapsamı ve ilkeleri açıklanmıştır.Anahtar Kelimeler:1-Göç2- Zorunlu Göç3- Yerinden Olmuş Nüfus4-Geri Dönüş5- Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi

Doğu Anadolu bölgesiGeri dönüşGöçler+3
Engiz Güller
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Gençlik ve Spor İl müdürlürlüklerinde çalışan antrenörlerin iş doyumu ve örgütsel bağlılıklarının incelenmesi (Doğu Anadolu bölgesi örneği)

Bilim ve teknolojide yaşanan değişimlerle birlikte daha kolay ve hızlı bir şekilde bilgiye ulaşılabilmektedir. Bu durum hayatın her alanını etkilediği gibi ekonomik alanı da önemli ölçüde etkilemiştir. Teknolojik gelişmelerle birlikte küresel boyuta ulaşan rekabet koşulları daha da zorlaşmıştır. Örgütlerin zorlu rekabet koşullarına uyum sağlamaları ve varlıklarını sürdürebilmeleri açısından insan kaynakları önem arz etmektedir. Örgütler, varlıklarını devam ettirebilmek ve zorlu rekabet koşullarında etkili bir konuma gelebilmek için sahip oldukları insan kaynaklarına önem vermelidirler. Bu çalışmanın amacı gençlik ve spor il müdürlüklerinde görev yapan antrenörlerin iş doyumu ve örgütsel bağlılık düzeylerinin incelenmesidir. Bu amaçla 2019-2020 yıllarında Doğu Anadolu Bölgesi'nde bulunan Elazığ, Bingöl, Muş, Erzurum, Malatya, Van, Erzincan, Kars, Iğdır, Ardahan, Hakkari, Ağrı, Bitlis, Tunceli olmak üzere toplam 14 ilde görev yapan antrenörlerin iş doyumu ve örgütsel bağlılık düzeyleri belirlenerek, antrenörlerin iş doyumu ile örgütsel ölçekleri alt boyutları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma modellerinden olan tarama (survey) modeli kullanılmıştır. Antrenörlerin sosyo-demografik özelliklerini belirleyebilmek amacıyla kişisel bilgi formu; iş doyum düzeylerini belirleyebilmek amacıyla "Minnesota İş Doyum Ölçeği" ve bağlılık düzeylerini belirleyebilmek amacıyla da "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Anket formlarından elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programına aktarılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda antrenörlerin örgütsel bağlılık ve iş doyumlarının yüksek düzeyde olduğu, antrenörlerin sosyo-demografik özellikleri ile iş doyumları ve örgütsel bağlılıkları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir ilişkinin olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Örgüt, örgütsel bağlılık, iş doyumu, antrenör, spor

AntrenörDoğu Anadolu bölgesiGençlik ve Spor İl Müdürlüğü+3
Veysel Albayrak
Fırat University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ'ın kent jeomorfolojisi

Elazığ Doğu Anadolu Bölgesi sınırları içinde 38º 43' - 38 º 36' enlem daireleri ile 39º 07' - 39º 19' boylam daireleri arasında yer alır. Yerleşme tarihi Harput ile başlayan Elazığ, kuruluş ve gelişiminde ekonomik ve idari kararların yanında jeomorfolojik ve hidrolojik özellikleri belirleyici olmuştur. Jeomorfolojik özellikler Elazığ kentinin yerleşim sınırını belirlerken aynı zamanda kente ait silüetin ortaya çıkmasını sağlamıştır. İçme suyu isale hatlarının olmadığı dönemlerde ise su kaynaklarına coğrafi bağımlılık söz konusu olmuştur. Elazığ kenti, İçme suyu isale hatları ve Elektrik hatlarına kavuşması ile birlikte alansal olarak genişleme imkanı bulmuştur. Bu durum jeomorfolojik birimler üzerinde kent baskısının artmasına ve morfolojik değişimlerin yaşanmasına neden olmuştur. Ekonomik ve teknolojik ilerlemeler özellikle de kazı ve inşaat mühendisliği alanındaki gelişmeler morfolojik değişimlerin daha hızlı ve daha belirgin yaşanmasına neden olmuştur. Jeomorfolojik birimler üzerinde meydana gelen değişimler Elazığ'ın batısında daha belirgin yaşanmıştır. Bunun nedeni ise bu alanda arsa fiyatlarının yüksekliğine bağlı olarak topoğrafyanın yerleşmeye uygun olmadığı alanlardan daha fazla mekan kazanma isteği olmuştur. Kent bir taraftan doğal morfolojinin değişmesine neden olurken diğer taraftan da kenti morfolojisini ve kendi doğasını oluşturmuştur. Bilim insanları tarafından kurgulanmış çevre, inşa edilmiş çevre, ikinci doğa adı verilen bu kentsel çevre bazen doğaya uyum sağlamış bazen de doğayı kendine dönüştürmüştür. Doğal çevrenin kentsel çevreye dönüşmesi ile birlikte iklim, hidroloji, bitki örtüsü ve toprak örtüsünün değişikliğe uğraması yer yer de bozulması ile sonuçlanmıştır. Anahtar kelimeler: Coğrafya, Elazığ, kent jeomorfolojisi, kent morfolojisi, ikinci doğa

Doğu Anadolu bölgesiElazığJeomorfoloji+1
Turgay Öz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Doğu Anadolu bölgesi popülasyonunun 15 otozomal STR lokus verilerinin değerlendirilmesi

Bu tez çalışmasında; Doğu Anadolu Bölgesi popülasyonuna ait 15 STR lokusunun allel sıklıklarının belirlenerek genetik polimorfizimin gösterilmesi ve diğer popülasyonlarla karşılaştırılması amaçlandı. Çalışmada; Fırat Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı DNA Laboratuvarında nesep tayini ve adli olayların çözümü için gönderilen örnekler üzerinden elde edilen 802 bireye ait DNA verileri etik onayı alınarak incelendi. Doğu Anadolu Bölgesinin popülasyon genetiğini saptamak için insan DNA'sının 15 Otozomal STR Lokusu (D8S1179, D21S11, D7S820, CSF1PO, D3S1358, THO1, D13S317, D16S53S, D2S1338, D19S433, vWA, TPOX, D18S51, D5S818, FGA) baz alınarak allel sıklıkları bulunarak ülkemiz ve diğer ülkelerin popülasyonlaryla karşılaştırıldı. Tüm genotip verilerinin allel frekansları, Hardy-Weinberg (HW) dengesine uyumu, heterezigotluk (h) ve homozigotluk (H) oranları, dışlama gücü (PE), ayırım gücü (PD), uyuşma olasılığı (PM), tipik babalık indeksi (TPİ), gözlenen (Ho) ve beklenen (He) heterozigotluk değerleri dikkate alınarak standart χ2 analizi ile (p>0,05) kontrol edilip, HW dengesiyle uyumlu olup olmadığına bakıldı. Gözlenen heterozigotluk (Ho) değerlerinin en yüksek D2S1338 (0.85287) lokusunda, en düşük TPOX (0.67332) lokusunda izlendi. Allel frekanslarının Hardy-Weinberg (HW) eşitliğine göre uyumluluğu, Markov zinciri ve Fisher'in Exact test P değeri (p<0,05) dikkate alınarak kontrol edildi ve bir lokus hariç tüm lokusların HW eşitliğine uyduğu tespit edildi. Sadece D2S1338 lokusu için P değeri 0.00867 olarak saptandı. P değeri p<0,05 olduğu için Bonferroni düzeltmesi (α=0,05/15=0,00333) uygulandıktan sonra P değerinin (p>0,0033) Hardy-Weinberg (HW) eşitliğine uyduğu gözlendi. Ülkemiz ve diğer ülke popülasyonları incelenerek bölgemiz popülasyonu ile karşılaştırıldığında; Doğu Anadolu Bölgesi ile Türkiye ve komşu ülke popülasyonlarının (Azerbaycan, KKTC, İran, Irak ve Yunanistan) allel frekanslarının benzer olduğu tespit edildi. Bölgemiz popülasyonuna genetik mesafe açısından en uzak popülasyonların ise Arjantin, Güney Afrika, Çin ve Japonya olduğu görüldü. Sonuç olarak; kombine ayrımlama gücü (0.99999999999999999861) ve kombine dışlama gücü (0.99999759) değerlerinin çok yüksek bulunması nedeniyle incelediğimiz 15 STR lokusunun bölgemiz için nesep tayininde ve adli olayların aydınlatılmasında çok kullanışlı olduğunu göstermektedir. Çalışmamız Doğu Anadolu Bölgesinin tamamını yansıtan ilk çalışma olması ve incelenen birey sayısının fazlalığı (802 kişi) nedenleriyle literatüre önemli bir katkı sağlayacağı kanaatine varıldı.

Adli tıpAllellerDNA+4
Ferhat Turgut Tunçez
Fırat University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Anadolu Bölgesinde Gençlik ve Spor İl müdürlüklerinde çalışan personelin problem çözme becerisinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı Doğu Anadolu Bölgesi Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüklerinde çalışan personelin problem çözme beceri düzeylerini araştırmaktır. Araştırmanın örneklem grubunu Elazığ, Ağrı, Bingöl, Bitlis, Erzincan, Erzurum, Hakkari, Kars, Malatya, Muş, Tunceli, Van, Ardahan ve Iğdır Gençlik Hizmetleri ve Spor il Müdürlükleri'nde çalışan 8 (%4,8) İl Müdürü, 45 (%27,1) Antrenör ve 114 (%68,1) Memur olmak üzere toplam 166 personel oluşturmaktadır. Araştırmada 6 sorudan oluşan kişisel bilgi formu ve Heppner ve Petersen tarafından geliştirilen, 35 sorudan oluşan Problem Çözme Envanteri kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına bakıldığında katılımcıların cinsiyet, yaş ve çalışma süresi değişkenleri ile problem çözme becerisi puan ortalamalarında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığa rastlanamamıştır (p>0,05). Bununla birlikte katılımcıların görev, mesleki kıdem ve eğitim durumları değişkenleri ile problem çözme becerisi puan ortalamalarında istatistiksel olarak anlamlı farklılığa rastlanmıştır (p<0,05). Sonuç olarak örneklem grubundaki katılımcılardan memur olarak görev yapan personelin problem çözme beceri düzeyleri diğer katılımcılara göre daha yüksektir. Bununla birlikte katılımcılardan 16-20 yıl mesleki kıdeme sahip olanların ve üniversite (lisans) mezunu olanların problem çözme becerileri diğer katılımcılara göre daha yüksektir. Bu bilgilerden yola çıkarak, Doğu Anadolu Bölgesi Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüklerinde görev yapan yönetici ve eğitimcilerin problem çözme beceri düzeylerinin düşük olmasının sebebinin araştırılması ve geliştirici faaliyetlerde bulunulmasının faydalı olacağı düşünülebilir. Anahtar Kelimeler: Gençlik ve Spor, Spor, Problem çözme

Doğu Anadolu bölgesiGençlik ve Spor İl MüdürlüğüPersonel+1
Mevlüt Yıldırım
Fırat University · Institute of Health Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Bulanık-Malazgirt Havzası'nın (Muş) fiziki coğrafyası

Bulanık-Malazgirt Havzası (Muş), Türkiye‟nin Doğu Anadolu Bölgesi‟nin Yukarı Murat-Van Bölümü içinde ve bu bölümün orta kesimlerinde yer alır. Araştırma alanı, Doğu Anadolu Bölgesi‟nde sert karasal iklimin görüldüğü alanlar ile ılıman karasal iklimin görüldüğü sahalar arasında geçiş bölgesinde yer alır. Büyük çoğunluğu su bölümü hattına göre sınırlandırılan havzanın doğu-batı yönündeki uzunluğu 70-80 km ve kuzey-güney yönündeki genişliği ise 50-60 km‟dir. Havzanın toplam alanı yaklaşık olarak 3000 km2 olup ortalama yükseltisi ise 1805 m‟dir. Bulanık-Malazgirt Havzası, Alp Orojenik sistemine bağlı dağlık kuşakların Doğu Anadolu‟da (Bingöl-Bayburt hattında) bağlanmış bir demet misali birbirine en çok yaklaştığı noktadan doğuya doğru açılmaya başladığı sahaların en geniş kısımlarından birine karşılık gelir. Havzanın kuzeyinde Güzelbaba Dağı ve Laladağ, batısında Akdoğan Dağları ve Bilican Dağı, güneyinde Yakupağa Dağları, Ziyaret Dağları ve Süphan Dağı bulunur. Doğuda ise Cemalverdi Dağı ve volkanik plato sahası yer alır. Bu dağlık sahalar arasında alçak bir bölge konumunda yer alan araştırma alanı, jeomorfolojik ve jeolojik bakımdan tam bir havza özelliğine sahip olmasına rağmen, hidrografik açıdan tam bir havza özelliği göstermemektedir. Bulanık-Malazgirt Havzası, Türkiye‟de karasallık derecesi sıralamasında Muş merkezden sonra ikinci sırada gelir. Bu durumun oluşması üzerinde havzanın sahip olduğu coğrafi konum özellikleri etkili olmuştur. Bulanık-Malazgirt Havzası‟nda, kurak, az nemli, mezotermal (orta sıcaklıktaki iklimler) su fazlası kış mevsiminde çok kuvvetli ve sıcaklık rejimi bakımından karasal rejim ile okyanusal rejim arasında tali bir iklim tipi görülmektedir. Bulanık-Malazgirt Havzası, Fırat Nehri sutoplama havzasına dahil olup, bu havzanın yukarı kısmında yer alan Murat Nehri alt havzasında yer alır. Havza, drenaj tipleri bakımından zengindir. Havzada yer alan Murat Nehri ve ona bağlı ana yan kollar, yıl boyunca yataklarında su bulunduran sürekli akarsu özelliğindedirler. Havzadaki akarsular, rejim tipi bakımından "basit rejimli akarsular" özelliği gösterirler. Bulanık- Malazgirt Havzası‟nın kabaca yarı kurak sahalar ile nemli sahalar arasında geçiş tipi gösteren bir iklim özelliğine sahip olması toprak oluşumunu önemli ölçüde etkilemiştir. Havzada iklimin etkisinin sonucu olarak, kestanerengi topraklar ve kireçsiz kahverengi topraklar çok geniş alanlar kaplar. Araştırma sahasının jeomorfolojik özellikleri (yükselti, eğim, orografya) havzada toprak oluşumunu önemli oranda etkilemiştir. Bu durum havzada litosolik toprakların yaygın olmasına neden olmuştur. Bulanık-Malazgirt Havzası‟nda bitki örtüsünün ana karakteri ve dağılışı üzerinde etkili olan temel faktörler, iklim, topoğrafya, litoloji ve toprak özellikleridir. İklim, topoğrafya ve toprak koşullarına uygun olarak yörede asıl bitki örtüsünün ormanlar olması gerekirken, bunun yerine havzanın çoğu kesimi ormandan yoksun ve geniş ölçüde kuru tarım ve mera alanlarına dönüştürülmüş stepler görünümüne sahiptir. Bu durumun oluşmasındaki temel faktör yıllar boyu süregelen aşırı ve bilinçsiz orman tahribatıdır. Araştırma sahasında doğal ortam özelliklerinden kaynaklanan problemler, yanlış arazi kullanımı, erozyon, depremsellik, kütle hareketleri, şiddetli karasallık ve aşırı taşlılıktır. Havzada yer alan ormanların aşırı ve bilinçsiz bir şekilde tahrip edilmesi, orman alanlarının tahribi ile ortaya çıkmış olan antropojen step sahalarında yöre halkı tarafından aşırı ve bilinçsiz hayvan otlatılması ve eğimli sahalarda yer alan çayır ve mera alanlarının tarım sahalarına dönüştürülmesi, erozyonu hızlandıran temel faktörleri oluşturur. Havzada kütle hareketleri yoğun olarak görülür ve yerleşmeler ile karayollarını önemli oranda tehdit etmektedir. Havza, 1. derecede deprem bölgesi içerisinde yer alır. Bulanık-Malazgirt Havzası, tarihi, kültürel ve doğal güzellikleri ile turizm açısından önemli potansiyellere sahiptir. Bu çalışmada Bulanık-Malazgirt Havzası‟nın (Muş) jeoloji, jeomorfoloji, hidrografya, iklim, toprak ve bitki örtüsü özellikleri ile doğal ortam özelliklerinden kaynaklanan sorunlar ve çözüm önerileri değerlendirilmiştir.

CoğrafyaDoğu Anadolu bölgesiFiziki coğrafya+2
Kemal Kıranşan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Doğanyol İlçesi'nin (Malatya) beşeri ve iktisadi coğrafyası

Doğanyol İlçesi, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümünde yer almaktadır. Doğanyol'un kuzeyinde Elazığ'ın Sivrice İlçesi, doğusunda Diyarbakır'ın Çüngüş İlçesi, güney ve batıda ise Pütürge İlçesi yer alır. Doğanyol, Güneydoğu Toros dağ kuşağının batı kesiminde, bölgeye hakim engebeli ve eğim derecesi yüksek bir arazinin yamaçlarında eski bir birikinti yelpazesinin kök bölümüne kurulmuştur. İlçenin güney ve doğu kesimini topoğrafyanın arızalı olduğu eğim ve yükseltinin fazla olduğu engebeli dağlık bölge oluştururken, kuzey ve batı kesimini ise yörenin başlıca tarım alanları durumunda olan ve tarımda sulama imkânlarının olduğu düz araziler oluşturmaktadır. Araştırma sahası, üç tarafı Fırat üzerine kurulu Karakaya baraj gölü ile çevrili olmasından dolayı bir yarım ada görünümü arz etmektedir. Araştırma sahamızın en yüksek jeomorfolojik birimi 2397 metre yüksekliğindeki Ulubaba Dağıdır. Karasal bir iklimin hüküm sürdüğü Doğanyol'da kışları Karakaya Baraj gölüne yakın yerlerde daha çok Akdeniz-Karasal iklim özelliğinden kaynaklanan yumuşak bir iklim hakimdir. Kar yağışının yoğun görüldüğü iç kesimlerdeki engebeli ve yüksek yerlerde ise kışlar soğuk ve çetin geçer. Yazlar sıcak ve kuraktır. Araştırma sahasında yıllık ortalama sıcaklık 15 °C, yıllık ortalama yağış 518.7 mm.dir. Klimatik bakımından toprak sınıfındaki zonal topraklar geniş yer almaktadır. İlçe orman bakımından zengin değildir fakat engebenin ve yükseltinin olduğu yerlerde meşe, düz ve sulak yerlerde ise kavak ve söğüt ağaçları ile kayısı ağaçları dağılış göstermektedir. 1990 yılında ilçe olan Doğanyol'un 14 köyü ve bu köylere bağlı 24 mezrası mevcuttur. Sahada 2015 yılı nüfus sayımına göre nüfus 4196 kişi olup, bu nüfusun 1452'si ilçe merkezinde 2744'ü ise köylerde yaşamaktadır. Araştırma sahasında, ekonomik nedenlerden dolayı başta İstanbul olmak üzere Malatya ve diğer illere yapılan göç nedeniyle her geçen yıl nüfus azalmaktadır. İlçe merkezi ekonomisi küçük esnaflık ve bağ-bahçe tarımı ile kayısı üretimini kapsamaktadır. Kırsal kesiminde ise baraj gölüne yakın düz arazilerde kayısı ve nar üretimi başta olmak üzere meyve yetiştiriciliği hakimken elverişsiz topoğrafya ve iklim koşullarının etkili olduğu yerlerde ise hayvancılık ilk sırayı almaktadır. Arıcılık ise son yıllarda önem kazanan bir başka ekonomik faaliyet olarak yer alır. Doğanyol sonuç itibariyle olumsuz doğal çevre şartlarının ağırlık kazandığı bir yöre olması nedeniyle ekonomik faaliyetleri sınırlı ve bundan dolayı gelişme durumunun çok yavaş olduğu sosyo-ekonomik yönden ülkenin geri kalmış yerlerinden biri konumundadır.

Beşeri coğrafyaCoğrafyaDoğu Anadolu bölgesi+2
Mustafa Egemen Atabey
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde çöl kaynaklı tozlar ve genel çevresel etkileri

Çöl kökenli tozlar, subtropikal çöl bölgeleri ile karaların denizden uzak iç bölgelerinde genel atmosfer dolaşımı ve çeşitli meteorolojik faktörlere (rüzgarlar, konvektif aktivite ve gezici depresyonlar) bağlı olarak yüzeydeki tozların ( PM1, PM2.5, PM10) atmosfere dahil olması ve daha sonra bu tozların uzun mesafeli atmosferik taşınımı sonucunda meydana gelmektedir. Türkiye'nin coğrafi konumunun çöl bölgelerine yakın olması ve batı rüzgârları (orta enlem gezici depresyonları) kuşağında yer alması nedeniyle son yıllarda Türkiye'ye bol miktarda çöl tozu taşınmaktadır. Türkiye'ye özellikle Sahra Çölü, Suriye-Ürdün Çölü, Suudi Arabistan çölleri, Irak çölleri ve İran çölleri üzerinden gelen çöl tozları en fazla Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Doğu Anadolu Bölgesi'nde etkili olmaktadır. Sözkonusu çöllerden kaynaklanan çöl tozlarının en fazla Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde etkili olmasının nedenleri, bu çöllerin konum itibariyle Batı Rüzgârları ve Orta Enlem Siklonları'nın etki sahalarında olması, Anadolu Yarımadası'na yakın olması ve bu çöllerden taşınan çöl tozlarının Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde etkisini önleyecek geniş ve yüksek topoğrafik engellerin olmamasıdır.Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ni etkileyen çöllerin her birinin bulundukları yerlerde yaşanan iklim koşullarının tamamen aynı olmaması ve farklı jeolojik yapıya sahip arazilerden oluşmasından dolayı buralardan kaynaklanan ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ni etkileyen çöl tozlarının kimyasal ve mineralojik özellikleri birbirinden farklıdır. Çalışma alanını etkileyen çöl tozlarının mikroanalitik özelliklerinin tespitinde örnekleme (numune alma) ve mikroanaliz yöntemleri kullanılmıştır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde çöl tozlarının hareketi ve dağılışında doğal ve beşeri faktörler etkili olmaktadır. Doğal faktörler, topoğrafik özellikler (orografya, yükselti, bakı) ve klimatolojik özellikler (sıcaklık, basınç, rüzgâr, nem ve yağış) dir. Beşeri faktörler ise yoğun ve düzensiz kentleşme, fosil yakıtlar ve motorlu araçlardır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde çöl tozlarının 2009-2011yıllarına ait verilerine göre çöl tozları, en fazla İlkbaharda daha çok mart-nisan-mayıs aylarında; yazın, haziran, temmuz aylarında sonbaharda ise eylül-ekim aylarında etkili olmaktadır.Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde çöl tozları, doğal ve beşeri ortam üzerinde çok önemli çevresel etkilerde bulunmaktadır. Bu etkiler doğal ortamda öncelikle iklim elemanları üzerinde, bitki ve toprak örtüsünde, su ekosisteminde, hava kalitesi üzerinde ve buzulların erimesinde olmaktadır. İnceleme alanındaki illerde çöl tozlarının geçiş mevsimleri olan ilkbahar ve sonbahar aylarında kuru ve yaş olarak çökelmesi, özellikle pamuk tarımında ürünün kalitesini olumsuz etkilemektedir. Çöl tozlarının yoğun şekilde etkili olduğu günlerde hava kalitesi ve görüş mesafesi düşmektedir. Çöl tozlarının kar üzerine birikmesi sonucunda karın hızlı şekilde erimesiyle afet boyutuna varabilecek çığ, sel ve taşkın olayları meydana gelmektedir. Çöl tozları, beşeri ortamda ise insan sağlığını, faaliyetlerini yapıyı ve yerleşmelerini etkilemektedir. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde çöl tozları, insan sağlığında özellikle göğüs hastalıkları üzerinde olumsuz etkilerde bulunmaktadır. Tozlu günlerde hastaneye başvuranların sayısı tozsuz günlere göre % 20 daha fazladır. İnsan faaliyetlerinde ise çöl tozları, turizm, ulaşım ve arıcılık faaliyetlerini etkilemektedir. Çöl tozları, ev ve işyerlerinde kullanılan klimaların tıkanmasına ve bozulmasına, metalik eşyaların erken paslanmasına ve otomobillerin boyalarında toz ve kum fırtınaları sonucunda çiziklerin meydana gelmesine neden olmaktadır. Çöl tozlarının kale, heykel ve anıt gibi tarihi ve kültürel olarak büyük öneme sahip olan yapılar üzerine kuru ve yaş olarak çökelmesi sonucunda kimyasal olarak yapılar üzerinde aşınmaya ve ayrışmaya neden olmaktadır.Bu çalışmada, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde çöl kaynaklı tozların klimatolojik, jeomorfolojik ve mikroanalitik özellikleri, gelişimleri, doğal ve beşeri ortam üzerine etkileri değerlendirilerek ortaya çıkabilecek sorunlara karşı çeşitli çözüm önerileri sunulmuştur.

Doğu Anadolu bölgesiGüneydoğu Anadolu bölgesiÇamurlu yağmur+2
Kemal Kıranşan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Evliya Çelebi Seyahatnâmesi'ne göre Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki bazı kaleler ve diğer kaynaklarla mukayeseli incelenmesi

XVII. yüzyılda Osmanlı devletinde yaşayan büyük seyyah Evliya Çelebi, Doğu Anadolu Bölgesine yapmış olduğu seyahatlerde bir çok şehir ve kale gezmiş, yaptığı incelemeleri Seyahatnâme adlı eserinde ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır. Gezdiği kale ve kale-şehirlerden seyahatnâmenin bazı bölümlerinde kısaca bahsetmiş, bazı bölümlerinde ise bu kale ve kale-şehirler hakkında detaylı bilgiler vermiştir. Çalışmamız, Evliya Çelebi?nin Doğu bölgesindeki bölge tarihi açısından önemli bazı kaleler (Ahlat Kalesi, Adilcevaz Kalesi, Bitlis Kalesi, Diyarbakır Kalesi, Erzurum Kalesi, Mardin Kalesi, Van Kalesi) hakkında verdiği bilgileri ve bu bilgilerin yapılmış diğer bilimsel çalışmalar ile bir mukayesesini içermektedir. Evliya Çelebi çalışmamıza konu olan kaleleri anlatırken, kalelerin nasıl kurulduğu ve isimlerinin nereden geldiği konusunda efsanevi unsurlardan ve dini öğelerden sıkça yararlanmıştır. Kalelerin tarihi gelişimini anlatırken ise okumuş olduğu eserlerden, yaşadıklarından ve duyduklarından faydalanmıştır.Evliya Çelebi?nin, kalelerin Osmanlı Devleti öncesi tarihini anlatırken herhangi bir kronoloji takip etmediği, kalelerin kuruldukları coğrafyada yaşamış olan bazı önemli devletlerden bahsetmediği, bazen de tarihi olayları karışık, eksik veya kısmen hatalı verdiği görülmüştür. Evliya Çelebi, tezimize konu olan kalelerin Osmanlı hakimiyeti dönemindeki tarihi seyrini detaylı bir şekilde anlatmıştır. Seyahatnâme çok geniş bir coğrafya ile ilgili bilgiler verdiği için, tümünün eksiksiz ve tam olması beklenmemelidir. Bu durum Seyahatnâme?nin önemli bir kaynak olarak kullanılmasına engel teşkil etmemektedir. Bilgiler tarihi tenkit süzgecinden geçirildikten sonra eşsiz bir bilgi hazinesi haline dönüşecek niteliktedir.Seyahatnâme, kalelerin mimari açıdan durumlarına ve o dönem içerisindeki idari yapılanmaya ışık tutması açısından oldukça önemli bilgiler ihtiva etmektedir. Evliya Çelebi?nin özellikle Diyarbakır, Van, Bitlis gibi kale-şehirlere yaptığı seyahatleri sırasında yaşadığı olaylar, o dönemin sosyal ve siyasi yapısı hakkında bize başka hiçbir kaynakta bulamayacağımız bilgiler vermektedir. Anahtar Kelimeler: Kale, Seyahatnâme, Şehir, Mimari, İdare.

17. yüzyılBitlisDiyarbakır+7
Sibel Küçüktağ
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğu Anadolu Bölgesi il merkezlerinde beden eğitimi dersinin işlenebilirliği, beden eğitimi öğretmenlerinin sorunları ve bunların öğrenci tutumları üzerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, Doğu Anadolu bölgesindeki il merkezlerinde bulunan ilköğretim ve ortaöğretim okullarında beden eğitimi dersi için gerekli alt yapı ve malzeme durumunu belirlemek, beden eğitimi öğretmenlerinin sorunlarını ve öğrencilerin beden eğitimi dersine ilişkin tutumlarını araştırmaktır. Araştırmanın evrenini, 2008?2009 eğitim-öğretim yılında Doğu Anadolu bölgesi il merkezlerinde faaliyet gösteren, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilköğretim ve ortaöğretim okullarında görev yapan 522 beden eğitimi öğretmeni ve bu okullarda öğrenim gören 216000 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Doğu Anadolu bölgesinde bulunan (Ağrı, Erzincan, Ardahan, Bingöl, Elazığ, Muş, Malatya, Erzurum, Kars, Iğdır) illerin şehir merkezlerinde bulunan ilköğretim ve ortaöğretim okullarında görev yapan 277 öğretmen ve bu okullarda öğrenim gören 5825 öğrenci oluşturmaktadırAraştırmada verilerin toplanmasında üç farklı veri toplama aracından yararlanılmıştır. Bunlar öğretmen sorunlarını belirleme formu, beden eğitimi dersine karşın tutum anketi ve okul araç gereç belirleme formudur. Bu gruplara uygulanan anketlerden oluşan veriler SPSS for Windows 12.00 istatistik programında değerlendirildi. İstatistiksel işlem olarak ?Ki-kare, Pearson Momentler Çarpımı, Korelasyon, Tek Yönlü Varyans, LSD Post Hoc Testi? analizlerini kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi ve yorumlarında p=0.05 anlamlılık düzeyi dikkate alınmıştır.Araştırmada il merkezlerindeki okullarda spor malzemelerinin ve spor salonlarının yetersiz olduğu. Beden Eğitimi öğretmenlerinin dersle ilgili karşılaştıkları sorunların başında ders saatinin yetersiz geldiği görülmüştür. Doğu Anadolu Bölgesi'nin iklim koşullarından kaynaklanan sebeplerden dolayı kış aylarında büyük oranda ders yapma imkânının olmadığı ve iklim koşulları yüzünden Beden Eğitimi öğretmenlerinin genelde ders planlarını hazırladıklarını fakat uygulayamadıkları görülmüştür. Bölgenin sosyo-kültürel şartları göz önüne alındığında Beden Eğitimi ve Spor derslerine kız öğrencilerin katılımının yüksek olduğu gözlemlenmiştir.

Beden eğitimi ve spor dersiDoğu Anadolu bölgesiÖğrenci tutumu
Süleyman Erim Erhan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00

Related subjects