Ekonomik gelişmeler
Bu konu başlığı altında 93 tez
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nin Süleymanpaşa ilçesi ekonomik gelişmesi üzerindeki etkileri: Öğrenci tüketim harcamaları özelinde bir değerlendirme
Üniversitelerin ekonomik büyüme, sosyal gelişme, rekabet edebilir mal üre-timi ve hizmetlerin sağlanması, kültürel kimlik oluşumu, sosyal bağın ve kültürün sürdürülmesi ve sonuçta yoksulluğa karşı mücadele ve barınma kültürünün destek-lenmesi gibi konularda çok önemli bir konuma sahip olduğu konusunda genelde uz-laşma olduğu görülmektedir. Üniversiteler bilim ve bilginin en etkili/kaliteli bir şekilde üretildiği ve bu birikimlerin işlendiği kurumların ilk sırasında yer almaktadır. Üniversiteler kuruldukları şehirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel olarak gelişmesine katkıda bulunurlar. Bu nedenle, pozitif dışsallık yaratmaktadır. Bu çalışmanın amacı üniversitelerin kuruldukları şehirlere yaptığı katkıları sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve demografik boyutlarda ele alarak; 2006 yılında kurulan Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nin merkez ilçe Süleymanpaşa'ya olan sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve demografik katkılarını incelemektir. Bu amaçla çalışmanın analiz kısmında NKÜ öğrencilerine uygulanan anket verileri kullanılmıştır. Böylece öğrencilerin tüketim davranışlarını belirleyen etkenler analiz edilerek, üniversitenin merkez ilçe ekonomisine katkısı incelenmektedir. Anahtar kelimeler: NKÜ, Tüketim Davranışları, Eğitim
Ekonomide beklentilerin rolü
Yunanlı heykeltraş Pygmallion'dan itibaren beklentiler ile gerçekleşen olaylar arasında yakın bir ilişkinin var olduğu düşünülmüştür. Daha sonralarda ise P.D. Cagan beklentileri geçmiş dönemde gerçekleşen ve geçmişte gerçekleşmesi muhtemel olan beklentiler olarak incelemiş bu durum literatürde Adaptif Beklentiler Teorisi olarak yerini almıştır. Bu konudaki bir diğer teori ise beklentileri sadece geçmiş döneme bakarak oluşturmanın yeterli olmadığı düşüncesiyle ve cari dönem bilgilerinin de dahil edilmesi gerektiği görüşünü dile getiren J. Muth'un geliştirmiş olduğu Rasyonel Beklentiler Teorisi'dir. G. Gigerenzer'ın öncülüğünde gelişen Ekolojik Rasyonellikte ise elde bulunan tüm bilgileri kullanmadan, rasyonel olmayan kısa yollar ile karar alımı söz konusudur fakat bu kavramda diğer beklenti kuramlarından farklı olarak çeşitli çevresel durumları karar alırken göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulanmaktadır. Ekonominin son 20 yılına baktığımız zaman makro iktisattaki değişimlerin mikro temelleri oluşturulurken bireyin tercihleri ve o tercihlere sebep olabilen beklentiler, aynı zamanda politika yapıcıların başarılı olup olmaması sonucunda beklentileride etkilemesi konusu gittikçe daha çok kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Çalışmada önce beklenti kavramı ve ekonomide izlenecek olan politikaların iktisadi ajanların beklentilerine (bekleyişlerine) göre şekillendiği durumu teorik olarak daha sonra ise ampirik açıdan ele alınmış ve bu tezde detaylı olarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Adaptif Beklentiler, Rasyonel Beklentiler, Ekolojik Rasyonellik.
Bağımsızlık sonrası Azerbaycan ekonomisinin gelişimi ve uluslararası ticarete entegrasyonu: Türkiye ilişkileri
Azerbaycan'ın bağımsızlık yıllarının başarısı, Cumhuriyetimizin bağımsız bir politika izlemesi, herhangi bir devlet veya uluslararası kuruluştan bağımsız olarak ulusal çıkarları gözetmesidir. Azerbaycan ekonomisinin iktisadi ve sosyal tabanı, 1996 yılından itibaren sürdürülebilir kalkınma ve yüksek büyüme oranları ile genişlemektedir. Ülkemizde petrol ve petrol dışı sektörlerin büyümesi, ekonominin gayri safi yurtiçi hasılasının, bütçesinin ve döviz rezervlerinin yıldan yıla istikrarlı büyümesini göstermektedir. Bu dönemde girişimciliğin gelişimi, enerji güvenliği, yeni altyapı da gelişmiştir. Son dönemlerde Türkiye'nin dış politikasında ciddi değişiklikler yapılmış ve Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinde niteliksel olarak yeni bir aşama başlamıştır. Bugün Türkiye, Azerbaycan'ın en güvenilir siyasi müttefiki ve eşit ekonomik ortağıdır. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri sadece iki kardeş halkın çıkarlarına hizmet etmekle kalmıyor, aynı zamanda dünyada ve bölgede barış ve huzurun tesis edilmesine de katkıda bulunuyor. Anahtar Kelimeler: Petrol sektörü, Petrol dışı sektör, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, Türkiye ilişkileri
Borsa temelli finansal gelişme ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki: Türkiye örneği
Bu tez çalışması, Türkiye örneği üzerinden finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Finansal gelişme ve ekonomik büyüme, iktisadi kalkınmanın temel unsurları olarak kabul edilmekte ve bu ilişki, iktisat literatüründe uzun süredir tartışılan önemli bir konu olmuştur. Türkiye'deki finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak ve ekonomi politikalarının gelecekteki yönlendirmeleri için önemli bir referans sağlamak amacıyla araştırılmaktadır. Bulgular, ekonomi politikası yapıcılarına, finansal sektör paydaşlarına ve araştırmacılara fayda sağlayacak bir analiz sunmayı hedeflemektedir. Çalışmanın analiz kısmında, Türkiye ekonomisinin 1999:1-2023:1 dönemine ilişkin çeyreklik veriler alınmıştır. Çalışmanın analizinde eşbütünleşme analizi için ARDL (Autoregressive Distributed Lag-ARDL) yaklaşımından yararlanılmıştır.
Female inclusion and economic development: A case of Cameroon
The current thesis aims to investigate the status of the economic development in Cameroon and female inclusion problems. We use National Institute of Statistic of Cameroon to describe the situation and determine problematic areas. Our investigation particularly aims to uncover the level of women inclusion in Cameroon while putting a special focus on education. The study makes use of annual data on Gross Domestic Product (GDP) and assets of household survey between two time periods of 2007-2011 and 2012-2016 and the different education statistical data available on UNESCO and World Development Indicator of 2016. The paper finds that due to a global amelioration in female inclusion effort Cameroon also benefitted from such change. This positive change can be detected from the concentration curve on employment. Unfortunately, the concentration curve has been sharper over the years, which can be interpreted as increased efficiency without equity. So, it can be concluded that growth in Cameroon has not been as inclusive because as growth advanced equity did not. Hence, despite positive developments, women inclusion still faces many problems in Cameroon which can be confirmed by their very low representation in important function of the country. In addition, the number of girls having a chance for proper education is low in Cameroon. Further we move forward in education, we observe that lesser percentages of females presented in each category of education: pre-primary, primary and secondary. In order to deal with this state of affairs Cameroon must focus on encouraging females and create policies to facilitate their insertion. Since female inclusion plays an important role in the workforce and make the economic growth sustainable and durable, such policies are required. For the inclusiveness, the government should be more concerned on formulating policies that will award the betterment of growth equally and reduce inequality. The government should put a system that will guaranty universal primary and secondary education, affordable vocational training, and easy access to higher education for both sexes; and also, promote education base on gender equality and women's rights. The state has to consider female needs in their planning and budgeting. Cameroon has to adopt policies encouraging opportunity for everyone without considering background of the attendees. Government should promote policies that encourage entrepreneurship and job creation to offer decent work for all women, as well as men. Government should promote social protection and gender-sensitive economic policies.
Rwanda's rise over the past 20 years
Many countries in the African continent have been struggling with hunger, terrorism, and economic crises for years. In the process from the past to the present, the need for raw materials has increased with the development of the industry. Since the end of the 19th century, however, countries that are superpowers have seen countries with rich underground and aboveground resources, and easy management as targets for their own interests. Countries that fit this definition are mostly located on the African continent. Unable to determine their own political and economic future, these countries faced starvation, chaos, economic crises, terrorist activities and similar negativities. Rwanda survived the Belgian mandate in 1959 and witnessed the largest genocide in world history in 1994. After this great human tragedy, Rwanda decided to develop political, economic and cultural reforms in 1996. The coming to power of Paul Kagame in 2000 and remaining unchanged for 20 years enabled the country to rapidly develop economically and politically. While developing rapidly, Rwanda, which follows policies different from the policies implemented by many countries in Africa, has set an example for many countries in Africa with its rapidly developing economy and level of development. This rate of development makes Rwanda's strategy worth exploring. Looking at the previous studies, most of the studies on Rwanda are from the historical background of Rwanda-Burundi and the colonies of Belgium and France or the Rwanda genocide. However, Rwanda has started to develop its economy rapidly by implementing the financial policies implemented by Singapore to develop. This study is written to draw attention to the development of Rwanda, a small country in Africa, and to examine the rate of development in the country according to basic development criteria such as health, economy, trade, and education.
The importance of high technology for economic development: A comparative analysis of Turkey and South Korea
The purpose of this study is to examine and better understand the effects of high technology manufacturing idea adoption for Turkey and South Korea. Selected countries are particularly appropriate for this analysis as they were standing at the almost similar economic circumstance many years ago. Moreover, this truth cannot be ignored: Turkey has had a definite better position, and a more hopeful development possibility right before the 1960s. It is also important to highlight that the Turkish economy and developmental progress has been impressively increased through structural state policies between 1923 and 1950.
The impact of entrepreneurship education on generation Z
This thesis is based on measuring the effectiveness of entrepreneurship education on Generation Z. Measurements are made underlining the extent to which entrepreneurship education supports young individuals to form a positive attitude and behavior to start their own ventures, and the contribution of this education to young people's development of creativity and innovative skills in their career life is discussed. For this purpose, qualitative and quantitative analyses were applied using primary and secondary data collection methods. A sample of 201 people was surveyed. The purpose of this analysis is to determine how much Generation Z's thinking is influenced by entrepreneurship education. It examines how learning, personal development, materialistic goals and entrepreneurial aspirations interact. The research questionnaire was carefully and sensitively constructed to capture people's diverse perspectives. In order to measure the reliability and validity of the questions different statistical tests were performed including Descriptive Statistical analysis, Multiple Regression Analysis and Correlations analysis. The research survey is carefully and precisely constructed to capture the various viewpoints of people. The survey's findings showed that respondents' average scores on a wide range of questionnaire items were constantly high. This suggests that entrepreneurship education has a big impact on Generation Z's thinking. The dependability of the study questionnaire also confirmed reliable assessments of the underlying construct. The analysis's findings showed that entrepreneurship and a number of other parameters have positive relationships. These results contribute to a better comprehension of the relationship between entrepreneurship and education.
The effect of digital financial services on African economies: The case of Kenya
Over the years, with the global economy evolution, digital finance has emerged as a key actor and impacted the financial system. In many African nations, we can observe that most of the population are excluded from conventional banking structure due to several factors forcing them to be ineligible to this system. Moreover, we can observe that the majority of the transactions in some nations are done in cash due to many constraints such as socio-cultural factors, structural and infrastructural, or economic. The characteristics of digital financial service has created a major awareness among populations about the perception of digital financial system and how managing their finance, due in large part to its inclusivity, its speed of operation, secure system, and efficient framework that support the development for social and economic growth. We can highlight the case in Kenya for instance, our primary focusing which is leading in this sector and where 70 % of the population use these services (Ann Njoki Kingiri and Xiaolan Fu 2019). Through our analysis, over several periods from previous literature review and data collected through online research from 2017 to 2023 we found that digital financial services have an impact on financial inclusion and economic growth. This research paper entitled the effect of digital financial service on African economies: The case of Kenya seeks to understand firstly what are the effects of digital financial service on economic indicators such as GDP across different geographical areas in Africa and secondly to understand the contribution among the underserved populations in rural and urban areas. The research is designed to give a thorough picture of the impact of digital financial services even if challenges remain due to factors such as income, age, gender and levels of infrastructure. Keywords: Economic development, Digital finance, African economies
Türkiye'de tarım sektörünün ekonomik gelişimi ve sorunları
Bu araştırmanın amacı Türkiye'de tarım sektörünün ekonomik gelişimini ve tarımın sorunlarının incelenmesidir. Tarım ülkemizde en önemli gelir kaynaklarından birisini oluşturması bakımından önemlidir. Bununla birlikte tarım tüm dünyanın her an ihtiyacı olan temel ürünleri işletmesi bakımından da öne çıktığından ülkelerin zorunlu ihtiyaçları arasındadır. Ülkemiz geniş tarım yapılabilecek alanlara sahip olduğundan tarım potansiyeli de yüksektir. Ancak yapılan araştırma neticesinde bu potansiyelin tam olarak kullanılamadığı gözlemlenmiştir. Özellikle Hollanda gibi ülkeler Türkiye'ye nazaran daha dar tarım alanlarına sahip olsa da tarım sektörü bağlamında öne çıkmaktadır. Türkiye'nin de tarım sektöründeki potansiyelinin gerçekleşmesinin önündeki sorunların irdelendiği bu araştırmada tarım sorunlarının yapısal sorunlar ve dönemsel olarak belirlenmiştir. Dönemsel sorunların başında değişen hükümetlerin uyguladığı sistematik olmayan politikalar gelmektedir. Yapısal sorunların ise tarım sektöründeki en önemli sorunları oluşturduğu gözlemlenmiştir. Bu sorunların başında ise tarımdaki karma ekonomi yaklaşımına rağmen devletin tarımdaki etkisinin beklentilerin altında kalmasıdır. Bu bağlamda araştırmadan elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde tarım sektörünün ülkemizde gelişebilmesi için devlet desteğinin artırılması sağlanmalıdır önerisi öne çıkmaktadır. Devletin tarımsal alanlarda istihdam sağlaması, uzman personeli desteklenmesi ve tarım alanlarında modern teknolojiler kullanması gerekmektedir. Bu şekilde hem iç piyasadaki tarım ürünlerinin fiyatının düşmesi sağlanacak hem de ülke ekonomisi için artı değer sağlayabilecektir
The effect of financial development on the economic growth: The case of Belarus
The purpose of this thesis is to investigate the effects of financial intermediation on Belarusian economic growth. Data from the World Bank and Belarusian government statistics were used to create a time series from 2003 to 2018. To study interrelationships between variables in the VAR system, the Vector Auto regression (VAR) technique and Innovation accounting (variance decomposition) analysis are used, which varies from the conventional approach or technique in general. Financial development is shown to be the second most important determinant (after labor force) in driving economic expansion in Belarus. Financial intermediation has a major impact on economic growth in Belarus, according to the study. A two-way causation exists between financial development and economic growth. This type of research is rare in Belarus, but it represents an important development in the literature on the finance-growth link.
Ekonomik, hukuki ve siyasal gelişmelerin Türkiye'de kadın cinayetleri meselesine yansıması
Kadına yönelik şiddet ve cinayet konusu topyekûn mücadeleyi gerektiren toplumsal bir sorundur. Türkiye toplumunda da etkisini giderek artıran bu durum toplumsal bir mücadeleyi beraberinde gerektirmektedir. Şiddet ve cinayet eylemlerinin artması beraberinde hukuksal düzenlemelerinin devreye sokulmasını hızlandırmıştır. Hukuksal düzenlemelerin kadına yönelik şiddet ve cinayeti önleme konusunda yeterli olup olmadığı da tartışılan konuların başında gelmektedir. Bu çalışma son 10 yıl verilerine bakarak ekonomik, hukuksal ve siyasi gelişmeleri kadın cinayet sayılarındaki artış ile değerlendirip karşılaştırmıştır. Şiddet ve cinayet eylemlerinin altında yatan gerçeklere ulaşmak yerine, olguları karşılaştırmalı bir yöntemle değerlendirmeyi hedef almak çalışmanın özüdür. Cinayet rakamları son 10 yıl kapsamında kadın kuruluşları ve devlet kurumlarına yansıdığı ölçüde ele alınmış olup, ''kadın cinayeti'' kavramının ne anlama geldiği sorgulanmıştır. Öldürülen kadınların hangi ölçüde kadın cinayeti olarak değerlendirildiği ve bu bağlamda cinayet rakamlarının farklılıkları çalışmayı farklı kılan esas noktalardır. Yasal düzenlemelerin son 10 yıldaki süreci incelenmiş ve bu süreçte yürürlüğe konulan yasaların ön plana çıkanları (6284 sayılı kanun vb) değerlendirilmiştir. Bu yasaların kadın cinayetleri konusuna bakışı ve cinayet rakamlarına olumlu veya olumsuz yansıması ortaya konmuştur.
Determinants of economic development amidst political instability: Yemen's case
Many countries in the Middle East region lay on abundance of natural resources, yet, they never had the chance to use them effectively, and people of these countries suffer from different crises. However, some of those countries had been suffering from the lack of economic resources, but that was not the only reason to for millions of people to remain in severe need. Political corruption, ignorance, and not to mention the heinous exploitation by the superpower countries and their collusion with the corrupt governments in the Middle East in exchange for running their own interests regardless of the circumstances of the peoples of these countries, all that play an essential role in the current situation. This research aimed to study the theoretical and practical justifications for political instability, oil rent, and foreign direct investments in post-war Yemen rebuilding with regard to economic growth. Political instability, oil rent, and foreign direct investment (FDI) served as the study's explanatory variables; GDP growth (annual; %) served as the study's response variable, and as a result, its influence on the reconstruction of Yemen following the conflict. The Johansen cointegration test was used in the study to determine whether there was cointegration among the variables. The short-run and long-run coefficients were also estimated using the Vector autoregression (VAR) estimation technique, and their individual effects on economic growth in Yemen were evaluated for significance. FDI, oil rent, and political instability were found to have significant long-term effects on economic growth, but short-term effects were neutral. The Granger Causality test was applied to look for any causative connections between the variables, and the results revealed that there were unidirectional connections between FDI, pol-ins, oil rent, and economic growth.
Türkiye'de ve seçilmiş ülkelerde iktisadi gelişmişlik düzeyinin oy verme tercihleri üzerine etkilerinin karşılaştırmalı ampirik analizi
Seçmen davranışlarının çözümlenmesi, oy verenlerin siyasi iradeden beklentilerinin doğru anlaşılması ve siyasi iradenin bu doğrultuda politikalar geliştirmesinin sağlanması açısından önemlidir. Belirli aralıklarla yapılan ve oldukça maliyetli olan seçimlerin, demokratik toplumlarda kendilerinden beklenen faydayı sağlaması, seçmenlerin isteklerini veya memnuniyetsizliklerini doğru bir şekilde siyasi iradeye yansıtmalarına bağlıdır. Seçmen davranışları, sosyolojik, psikolojik, kültürel ve ekonomik birçok faktörden etkilenmektedir. Bu tezde, bu faktörlerden ekonomik olanlar 2004, 2009 ve 2014 yıllarında gerçekleştirilen mahalli idareler seçim sonuçları ile 2007 ve 2011 yıllarında gerçekleştirilen milletvekilliği genel seçim sonuçları kullanılarak ölçülmeye çalışılmıştır. Sonuçlara göre, söz konusu dönemde seçmen iktidar partisini makroekonomik performansına göre değerlendirmekte ve bu değerlendirme iktidar partisinin oy oranlarına ödüllendirme veya cezalandırma olarak yansımaktadır. Ancak tezde kapsanan zaman dilimi içerisinde, iktidar partisine yönelik olarak ölçümlenen ödüllendirme – cezalandırma hipotezinin yansımaları muhalefet partilerinin oy oranlarında ölçülememiştir. Bu durumun temel nedeni, çok partili bir siyasi yapısı olan Türkiye'de, söz konusu dönemde muhalefetin de parçalanmış bir yapı içerisinde bulunmasıdır. Öte yandan, seçmenin kötü ekonomik performans nedeniyle iktidar partisini cezalandırması için iki koşulun gerçekleşmesi gerekmektedir. Bunlardan birincisi, seçmenin kötü ekonomik performansın sorumlusu olarak iktidar partisini görmesi; ikincisi ise söz konusu kötü ekonomik koşulların üstesinden gelebileceğine inandığı yetkin bir muhalefet partisinin varlığıdır. Ayrıca, seçmenlerin ekonomik koşulları dikkate alarak oy verme davranışını şekillendirebilmesi için makroekonomik değişkenleri doğru bir şekilde değerlendirebilmesi de gerekmektedir. Bu tezde ayrıca 1990 – 2014 dönemi içerisinde Avrupa Birliği'ne üye ve aday ülkelerdeki parlamento seçimleri de incelenmiştir. Söz konusu ülkeler için makroekonomik değişkenler dikkate alınarak yapılan analizler neticesinde, sonuçların, ekonomik oy verme teorisine uygun olduğunu görmekteyiz.
Ar-ge destek mekanizmalarının firma performansı üzerine etkilerine yönelik bir araştırma
Günümüz bilgi çağında küresel anlamda rekabet avantajı elde edilmek istenmesi inovasyonu ve buna bağlı Ar-Ge faaliyetlerinin yapılmasını bir gereklilik haline getirmiştir. Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi anlamında, ülkeler politikalarını bu doğrultuda şekillendirmektedirler. Firmalar, ölçeklerine göre destek politikalarının nitelikleri ve destek oranları farklılaşmakta olup bu destekler, vergisel ve vergisel olmayan (hibe veya geri ödemeli) şeklinde 2'ye ayrılmaktadır. Vergisel destekler belirlenen dönemler bazında alınacak verginin daha az alınması veya hiç alınmaması anlamına gelmekteyken vergisel olmayan destekler Ar-Ge nitelikli, çeşitli devlet kurumlarının çağrılarına yönelik projeler aracılığıyla beyan edilen bütçenin belirlenen oranda tutarsal olarak devlet tarafından firmaya geri ödenmesi şeklinde olmaktadır. Türkiye özelinde bakıldığında ekonomik gelişmenin artırılması için Ar-Ge faaliyetlerine yönelik destekler giderek çoğalmaktadır. Ulusal anlamda belirlenen 2023 Araştırma, Geliştirme ve İnovasyon hedeflerinde ortaya konulan Ar-Ge faaliyetlerinin firmalar içerisinde önemli bir faktör hale getirilmesi amacına yönelik olarak başta Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı ve bakanlığa bağlı TÜBİTAK, KOSGEB gibi çeşitli kurumlar tarafından sağlanan desteklerin her geçen gün hem sayısı hem de bütçeleri artırılmaktadır. Bu desteklerin firma performansını ne derecede etkilediği ise önemli bir araştırma konusu haline gelmiştir. Tüm bu gelişmeler doğrultusunda bu tez araştırmasının amacı Ar-Ge destek mekanizmalarının firma performansı üzerindeki etkilerini ortaya koyabilmektir. Bu amaç doğrultusunda da Ege Bölgesi'nde faaliyetlerini sürdüren, Ege Bölgesi Sanayi Odası'na kayıtlı 68 adet firmaya anket uygulanmıştır. Elde edilen verilerle gerçekleştirilen istatistiksel analiz sonucu göstermiştir ki devlet tarafından sağlanan desteklerin çıktıları (ürün, patent, ekipman alımı vb.) firmanın performansını pozitif bir şekilde etkilemiştir. Çalışma içerisinde genellikle firma unvanı kullanılmış olup yararlanılan literatürlere bağlı olarak işletme ve şirket unvanlarıyla da tanımlamalar yapılmıştır.
The dynamics of financial and macroeconomic determinants in natural gas and crude oil markets: Evidence from Oecd/Gcc/Opec countries
This study analyzes the countries in the Organization for Economic Cooperation and Development (OECD), Gulf Cooperation Council (GCC) and Organization of the Petroleum Exporting Countries (OPEC) within the data period to test whether there is long-term or short-term relationship between world's oil and natural gas consumption and the economic growth in the relevant countries. This analysis is undertaken in relation to the variables of world energy prices (Brent, West Texas Intermediate, Dubai, Henry Hub, Japan and Russia) and the liquidity level, stock market and industrial production of the target countries. Within the framework of this study, Augmented Dickey Fuller (ADF), Phillips-Perron (PP) and Kwiatkowski-Phillips-Schmidt-Shin (KPSS) unit root tests, Johansen cointegration and Granger causality analyses are implemented. The empirical findings of this thesis indicate that there are multidirectional relationships between the above-mentioned variables. These relationships can be explained by the factors that each country group owns within the framework of their energy sources, financial markets, economic conditions and geographical positions. The data accrued and analyzed in this thesis is presented as a contribution to guide policymakers, global investors and researchers in constituting an extensive country specific energy, macroeconomic and financial policies.
Şeker pancarı ziraatı ile şeker sanayiinin ekonomik gelişmeye etkileri, Türkiye uygulaması
ÖZET Türkiye Cumhuriyeti 'nin kuruluş yıllarından itibaren Şeker Sanayii'ne büyük önem verilmiştir. Şeker Sanayii'nin en önemli amacı ülkenin ekonomik ve kültürel kalkınmasına yardımcı olmaktır. Bunun yanında ülkenin şeker ihtiyacını yerli üretimle karşılamak, istihdamı artırmak, ziraatin ve hayvancılığın gelişmesini sağlamaktır. insanların beslenmesinde ana ihtiyaç maddesi olan şekerin, hammaddelerinden birisi de şeker pancarıdır. Birim alanda verim artışını sağlaması, işgücünü değerlendirmesi, yan ürünlerinin katkısı, hayvancılığı geliştirmesindeki önemli payı ve münavebeye çok uygun bir bitki oluşu ile ülke ekonomisine sağladığı yararlar açısından önemlidir. Şeker Pancarı Ziraati ile Şeker Sanayii'nin Ekonomik Gelişmeye Etkileri, Türkiye Uygulaması çalışmamız beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde şeker ve şeker pancarının Dünya'da ve Türkiye'de gelişimi, ikinci bölümde Türkiye'de şeker pancarının maliyetini etkileyen unsurlar ile bunların şeker pancarı fiyat oluşumuna etkileri ve şeker pancarı yan ürünleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Şeker Sanayii'nin Dünya'da ve Türkiye'deki yapısı incelenmiştir. Dördüncü bölümde de şeker pancarı ziraati ve Şeker Sanayii'nin Türkiye ekonomisine etkileri vurgulanmıştır. Son bölüm olan beşinci bölümde Dünya'da ve Türkiye'de şeker politikaları incelenip bu politikalara ilişkin öneriler yer almıştır.
Türk basınının gelişiminde basında ekonomi ve ekonomi basını: Kavram ve kapsam açısından uygulamalı bir çalışma
ÖZET TÜRK BASINININ GELİŞİMİNDE BASINDA EKONOMİ VE EKONOMİ BASINI: Kavram ve Kapsam Açısından Uygulamalı Bir Çalışma Alanında atılmış bir "ilk adım" niteliği taşıyan bu çalışma, kuramsal boyutta; "iletişim ve kitle iletişimi", "bir kitle iletişim aracı olarak Dünya'da ve Türkiye'de basın; gelişimi-gazete/cilik yapısı", "ekonomi (iktisat) ve Türkiye ekonomisine genel bir bakış" ve "basın-ekonomi ilişkileri ve basında ekonominden ekonomi basınına", bölümlerinden oluşmaktadır. Çalışmanın uygulama bölümünde ise, ekonomi basını ve ekonomi haberi kavramının "zihinlerdeki" anlamını bulmaya yönelik anket uygulaması ve "belli başlı" gazeteler üzerinde de hem tarihsel gelişimi ortaya koymaya hem de ekonomi basının içeriğini tespit etmeye yönelik olarak içerik (konulaştırma) analizi uygulaması gerçekleştirilmiş, bütün bu bulgular yorumlanırken konunun "uygulamanın içindeki uzmanları" ile yapılan görüşmeler değerlendirmeye dahil edilmiştir. Elde edilen bulgular ekonomi basının bugününe ilişkin "önemli" veriler sağlarken, geleceğe yönelik de "umutlu" ama "zahmetli" bir yolun kapılarının aralandığını göstermiştir. Anahtar sözcükler: Basın, Ekonomi, Basın ve Ekonomi ilişkileri, Basında Ekonomi, Ekonomi Basını
Ekonomik gelişmede beşeri sermayenin önemi ve Türkiye örneği
YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZÜ EKONOMİK GELİŞMEDE BEŞERİ SERMAYENİN ÖNEMİ VE TÜRKİYE ÖRNEĞİ Zülküf KDLICIKAN İktisat Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Ekim 2001 Danışman : Yrd. Doç. Dr. Erol KUTLU Beşeri sermaye (insan sermayesi ), daha iyi eğitilmiş ve beceri kazandırılmış insan kaynağıdır. İyi eğitilmiş insan gücü ile yeterli fiziki sermaye birikimi ekonomik gelişmenin iki önemli faktörüdür. insan gücü bir ülkenin beşeri potansiyelini ifade etmekte ve bir ülkenin sahip olduğu beşeri sermaye stoku olarak kabul edilmektedir. Yetişmiş insan gücü, ekonomik gelişmenin en önemli unsurlarından biridir. Ekonomide yeterli bir büyüme hızının elde edilmesi doğal kaynaklar, fiziki sermaye ve insan gücü kaynaklarından oluşan bütün üretim faktörlerinin verimli bir biçimde kullanılmasına ve üretime katılmasına bağlıdır. Bu kaynaklardan insan gücünün ekonomik gelişmenin anahtarı olduğuna dair giderek artan bir kanı vardır. Azgelişmiş ülkelerin çoğunda esas sorun, doğal kaynaklar yönünden bir yoksulluk değil, insan unsurunun gelişmemiş olmasıdır. Dolayısıyla bu ulusların en önemli sorunu insan kaynaklarının geliştirilmesidir. Gerek diğer yatırımların en verimli bir biçimde uygulanması, gerekse mevcut kapasite ve olanaklardan fazlaca yararlanılabilmesi için sağlıklı ve bilgili insan gücünün sistemli bir şekilde yetiştirilmesi özel bir önem taşımaktadır. Türkiye'nin bilgi toplumu haline gelebilmesi için önünde ciddi engeller vardır. Bunların başında çok iyi yetişmiş insan gücü gelmektedir. Türkiye, bilgi çağının stratejik kaynağını oluşturan bilgiyi üretecek insan gücü bakımından, gelişmiş toplumların gerisindedir. Bu bağlamda " insana yatırım " anahtar rolünü üstlenmektedir. Bu çalışmada, ekonomik gelişme sürecinde beşeri sermayenin gelişimi ve öneminin ortaya konulmasıyla birlikte bu açıdan Türkiye gerçeği ele alınmıştır.
Girişimcilik ve Türkiye`nin ekonomik gelişme sürecinde girişimciliğin yeri
Literatürde girişimcilikle ilgili birçok tanım bulunmaktadır. 18. yüzyıla kadar uzanan ilk tanımına göre girişimcilik, belirli bir fiyattan satın alıp belirsiz bir fiyattan satma riskim üstlenme sürecini içeren ekonomik bir kavramdır. Bu yüzyılın başlarında bu tanıma yenilik ve yaratıcılık kavramları da eklenmiştir. Bu nedenle yenilikçilik, girişimciliğin temel niteliği ve yaratıcılık da girişimci faaliyetlerin en önemli bileşenidir. Son yıllarda ekonomide küreselleşme hızla artmış ve işletmelerin daha rekabetçi ürünler üretmesini zorunlu kılmıştır. Temelde küçük işletmeler olan girişimciler de rekabetçi ürünler üretmek konusunda büyük potansiyele sahiptirler. Dünya ekonomisinde 1980'lerde yaşanan durgunluk ve yüksek işsizlik küçük işletmelerin rollerinin yeniden değerlendirilmesine ve girişimciliğe yönelik yeni bir ilgiye neden olmuştur. Girişimcilik ekonomik gelişmede en önemli unsurlardan birisidir. Gelişmiş ülkelerin ekonomik gelişme süreçlerinde girişimciliğin rolünün anlaşılması gelişmekte olan ülkeler için önemlidir. Gelişmiş ülkelerin girişimci ekonomik gelişme süreçlerinin anlaşılabilmesi için genel ulusal koşullarının ve girişimciliği etkileyen koşullarının incelenmesi gerekmektedir. Gelişmiş ülkelerin finansal kurumlarının, yasal altyapılarının, eğitim düzeylerinin, fiziki altyapı koşullarının ve devletin rolünün incelenmesi Türkiye'de de girişimciliğe dayalı ekonomik gelişme sürecinin oluşturulmasında önemlidir. Anahtar Kelimeler: Girişimcilik, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Ekonomik Kalkınma, Ekonomik Gelişme
Türkiye'de kamu bankalarının iktisadi gelişme sürecindeki yeri
Bu çalışmanın amacı, 1923-1986 döneminde Türkiye'de uygulanan iktisadi gelişme politikalarında kamu bankalarının rolünün analiz edilmesidir. Kamu bankalarının rolünün analiz edilmesinde TCMB'nın aylık ve üç aylık istatistik bültenleri, TBB'nin dönem sonu banka bilançoları ve bankaların yayınlarındaki verilerden yararlanılmıştır.Yeni kurulan cumhuriyet değişen devlet yapısının sonucu olarak kalkınma fonksiyonunu yerine getirebilecek bir finansal ve mali yapıya sahip değildi.Dünya buhranının yıkıcı etkisi 1920'lerde uygulanan yarı-liberal politikalarla özel kesime dayalı iktisadi kalkınmanın zayıf yerel bankacılığa ve yabancı sermaye ağırlıklı bankacılık sistemi ile sürdürülemeyeceğini gösterdi.İktisadi kalkınma politikaları arayışlarının neticesinde 1930'larda sanayileşme kamu bankaları ile gerçekleştirilmek istendi. Devletçi politikanın yürürlüğe girmesiyle ihtisas bankaları şeklinde kurulan kamu bankaları yatırımların finansmanında,yatırımların gerçekleştirilmesinde ve tasarruf alışkanlığının geliştirilmesinde belirleyici oldular. Devletçilik politikasının uygulanmasının kesintiye uğradığı,üretimin düştüğü İkinci Dünya Savaşı döneminde kamu bankaları savunma harcamalarını finansmanını ve ordunun gereksinimlerinin üretilmesini sağladılar .Savaş sonrası tarıma dayalı büyüme modeli kapsamında tarımın modernleşmesinde belirleyici olan kamu bankaları 1954'den itibaren uygulanan ithal ikameci sanayileşme stratejisinde büyük yatırımların gerçekleştirilmesini sağlayarak , özel kesimin gelişimini desteklediler. 1980 sonrası ise liberal politikalar kapsamında kamunun ekonomideki yerinin küçültülmek istenmesinden etkilenen kamu bankalarının bankacılık sistemindeki ve iktisadi gelişme sürecinindeki belirleyici pozisyonu devam etmiştir. İktisadi kalkınma politikaları arayışları ve özel kesimin yetersiz olması sonucu açığa çıkan kamu bankaları bankacılık sisteminin gelişmesinde, yatırımların gerçekleştirilmesinde, özel kesimin finansman ihtiyacının karşılanmasında, tarımın modernleştirilmesinde, özel bankacılığın gelişiminde ve sanayi burjuvazisinin yaratılmasında katkı sunmuşlardır.
Ekonomideki yapısal dönüşümlerin işgücü piyasaları üzerine etkileri
Dünya ekonomisindeki küresel dönüşümler neticesinde yapısal dönüşüm kavramı önem kazanmıştır. Günümüzde bu süreç; Neo-Liberalizm, küreselleşme, sanayisizleşme ve finansallaşma ile karakterize edilmektedir. Yapısal dönüşümler ve verimlilik artışı gibi gelişmeler ekonomik büyümede önem bir rol oynamaktadır. Ekonominin gelişme sürecinde bazı sektörlerin karakteristik değişimlere bağlı olarak diğerlerine nazaran hızlı büyümesi söz konusu olmaktadır. Ekonomideki kaynaklar, bu süreçte düşük verimli sektörlerden daha verimli sektörlere kaymaktadır. Böylece tarım sektörünün toplam istihdamdaki payı giderek azalırken, önce sanayi, sonra da hizmetler sektörünün payı artmaktadır. Bu yapısal değişiklikler, aynı zamanda kalkınma sürecinin belirleyici özelliklerini oluşturmaktadır. Çalışmada OECD ülkelerinde yapısal dönüşümlerin işgücü piyasaları üzerine etkileri analiz edilmiştir. Analizde statik panel veri modellerinin yanı sıra dinamik panel veri modellerinden yararlanılmıştır. Analiz bulguları; ekonomideki yapısal dönüşümlerin işgücü piyasaları üzerinde anlamlı etkilerinin olduğunu göstermektedir. Bulgular aynı zamanda, ekonomide işgücü verimliliği artışının, beklenen şekilde sanayi sektörü istihdamında gerilemeye yol açtığını, dolayısıyla sanayisizleşme olgusunun gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Yapısal Dönüşüm, Yapısal Değişme, Sanayisizleşme, İşgücü Piyasası, OECD Ülkeleri.
Japonya-Çin ilişkilerinin ekonomik yönünün tarihsel açıdan ele alınması ve CRITIC tabanlı MAIRCA bütünleşik modeli ile analizi
Teknoloji ve dijitalleşmenin gelişmesi ve yayılması ile beraberinde gelen küreselleşme, ülkeler arasındaki ilişkilerin de gelişmesine olanak sağlamıştır. Ülkeler, öncelikle bölgelerinde ve sonrasında dünyadaki ülkelerle ekonomik bağlar kurmuşlardır. Yakın coğrafyada yer alan bazı ülkeler, bu gelişmelerin de etkisiyle birbirlerinin ekonomik gelişimlerini etkilemişlerdir. Bu çalışmada, Japonya ve Çin'in karşılıklı ekonomik etkileşiminin kendi ekonomik gelişimlerine etkisini gösterebilmek adına, tarihsel bakış açısı ile iki ülkenin ekonomik geçmişi ve ilişkileri incelenmiştir. İki ülkenin hem kendi içindeki gelişmeleri hem de ikili ilişkileri araştırılmıştır. Bu araştırmayı destekleyebilmek adına, ampirik yöntemlerden yararlanılmıştır. Çalışmanın ampirik yönü, çok kriterli karar verme yöntemlerinden olan CRITIC ve MAIRCA ile ele alınmıştır. CRITIC tabanlı MAIRCA yöntemi ile bütünleşik bir model oluşturulmuştur. Modelin en önemli avantajı, bütünleşik modeli oluşturan yöntemlerin nesnel sonuçlar vermesi ve veriler arasındaki korelasyon ve standart sapmalardan faydalanmasıdır. İki ülkeye ait, toplam 10 veriden yararlanılmıştır. Çalışmaya dahil edilen veriler 1980-2023 arası dönemi kapsamaktadır. Her ülke için ayrı ayrı uygulanan modelden çıkan sonuçlar karşılaştırılarak, iki ülkenin karşılıklı etkileşimi yıllara göre değerlendirilmiştir. İncelenen dönemlere ilişkin en önemli bulgu, Japonya'nın dünya ekonomisinde en iyi olduğu dönemlerden birinde Çin'e karşı düşük bir dış ticaret performansı göstermiş olması ve uzun dönemde bu performansın Çin'in lehine dönmesi şeklindedir. Farklılaşan dönemlerde, iki ülkenin dünya ekonomisindeki dış ticaret performansları ile karşılıklı dış ticaret performansları paralel olmamıştır. Bu durum, Çin'in ekonomik başarısı, kısa dönemde bölgesel ekonomideki dış ticaret performansına, uzun dönemde dünya ekonomisindeki dış ticaret performansına; Japonya'nın ekonomik başarısı, kısa dönemde dünya ekonomisindeki dış ticaret performansına, uzun dönemde bölgesel ekonomideki dış ticaret performansına bağlıdır şeklinde yorumlanmıştır.
Sanayi devrimleri sürecinde kadın istihdamı ve iktisadi gelişme: Türkiye özelinde bir inceleme
Geçmişten günümüze sanayileşme süreci dört aşamada gerçekleşmiştir. 18. yüzyılın sonlarına doğru buhar makinesinin icat edilmesiyle Birinci Sanayi Devrimi gerçekleşmiş ve üretim faaliyetleri fabrikalara taşınmıştır. İkinci Sanayi Devrimi'yle birlikte üretimde elektrik sistemleri kullanılmaya başlanmış ve seri üretim ortaya çıkmıştır. Tüm bu gelişmeleri takiben, elektronik ve bilgisayar teknolojisinin gelişmesiyle üretimde otomasyonun sağlandığı dönem ise Üçüncü Sanayi Devrimi ile olmuştur. Teknolojinin gelişmesi ve üretimde akıllı makinelerin kullanılmaya başladığı dönem ise Dördüncü Sanayi Devrimidir. Her sanayi devrimi yaşandığı dönem itibariyle sosyal ve ekonomik dönüşümleri beraberinde getirmekle birlikte işgücü piyasalarını etkilemiş ve kadın işgücü için önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu doğrultuda kadınların işçi statüsüyle çalışma hayatına dahil olmaları da sanayi devrimi ile gerçekleşmiştir. Bu çalışmanın amacı, sanayi devrimleri sürecinde kadın istihdamının gelişimini ele almak; özelde Türkiye'de kadının çalışma hayatındaki durumunu ve kadın istihdamının iktisadi gelişmeye olan katkısını kaynak taraması ve istatistiki veriler ile incelemektir. Gelişen teknoloji ile birlikte ortaya çıkan yeni meslek grupları çerçevesinde kadının ekonomideki önemini açıklamaktır. Çalışma; tarihsel süreçte sanayi devrimlerini, kadın istihdamı gelişimini açıklayabilmek saiki ile ele almaktadır. Çalışmada, iktisadi gelişme açısından kadın istihdamının önemli olduğu fakat uygulanan politikaların kadın istihdamını istenilen düzeyde arttıramadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda cinsiyet eşitsizliğine ve kadın istihdamına yönelik politikaların geliştirilmesi gerektiği belirtilerek, kadının mevcut ve yeni meslek gruplarına dahil olabilmesi adına politika önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Cinsiyet Eşitsizliği, Kadın İstihdamı, Sanayi Devrimleri, Teknoloji, Toplumsal Cinsiyet Rolleri