Educators
75 theses under this subject heading
Eğitim yönetiminde eğitimcilerin stratejik planlamaya yaklaşımları: Bahçelievler İlçesi örneği
Küreselleşme süreci, birçok alanda olduğu gibi kamu yönetimi alanında da değişimlere neden olmuştur. Bu perspektifte kamu yönetimi anlayışı değişerek, Yeni Kamu Yönetimi Anlayışı gündeme gelmiştir. Stratejik planlama, bu süreçte öne çıkan yönetsek tekniklerden biridir. Stratejik planlama, yönetim biliminde son yıllarda en çok önem kazanan kavramlardan biri olup ve özel sektörden sonra zamanla kamu sektöründe de uygulanmaya başlanmış ve birçok ülkede kamu sektörünün yeniden yapılanmasında kilit rol oynamıştır. Türk kamu yönetiminde de dünyadaki gelişmelere paralel olarak stratejik yönetim kavramı önem kazanmış ve kamu kurumları tarafından uygulanmaya başlanmıştır. Bu çalışmada, stratejik planlama ve yönetim yaklaşımı kamu eğitim hizmetleri yönünden ele alınmaktadır. Okullarda mevzuat gereği stratejik planlama yapılması zorunlu olduğundan okullardaki stratejik planlama algısı ve stratejik planlama uygulamalarının araştırılması önem arz etmektedir. Çalışmanın amacı, eğitim yönetiminde, Bahçelievler ilçesinde bulunan devlet okullarında stratejik planlama algısını ölçmektir. Araştırmada "Stratejik Planlama Algısı Anketi" uygulanmıştır. Anket çalışmasından elde edilen bulguların analizi sonucunda eğitimcilerin stratejik algı düzeylerinin düşük olduğu, demografik ve mesleki özelliklerine göre stratejik planlama algılarında faklılıklar olduğu tespit edilmiştir.
Kurumsal eğitim veren eğitmenlerde girişimci kişilik ile işkoliklik ilişkisi
Günümüz rekabet koşulları bireylerin daha fazla çalışmasını gerektirmekte; diğer taraftan bireylerin kişilik özellikleri iş hayatında farklı bakış açısı ve davranışlara neden olmaktadır. İşine son derece bağlı olma ve ara vermeden sürekli çalışma durumu aşırı çalışma olarak ifade edilmektedir. Bu durum kişinin sağlığını, mutluluğunu ve diğer kişilerle olan ilişkilerini negatif yönde etkileyecek düzeyde aşırı ve kontrol edilemez bir gereksinim olarak ortaya çıkmaktadır. İşkoliklik bazı bilim insanlarına göre hem birey için hem de örgüt için olumlu bir davranış olarak görülürken, bazı bilim insanlarına göre psikolojik bir rahatsızlıktır. Girişimci bireyler yenilikçi, risk alan, değişim odaklı, fırsatlara odaklanmış ve yaratıcı olarak ifade edilmektedir. Bunların yanında girişimcilerin kişilik özelliklerine bağlı olarak, gelişmiş iletişim becerisi, değişime açık olma, yüksek başarı isteği ve kararlı olma gibi özellikler de yer almaktadır. Bu özellikler bireyin finansal başarı sağlamak ve itibar sahibi olmak için kendini işe adamasına yol açmaktadır. Araştırmanın amacı; kurumsal eğitim veren eğitmenlerde işkoliklik ve girişimci kişilik ilişkisini incelemektir. Araştırmanın örneklemini İstanbul çerçevesinde çeşitli üniversite ve danışmanlık firmalarında kurumsal eğitim veren 500 eğitmen oluşturmaktadır. Örneklemin en önemli özelliği hem sektör tecrübesi hem de akademisyenlik yanı olan kişilerden oluşmasıdır. Araştırma sonucunda işkoliklik ile girişimci kişilik arasında istatistiksel açıdan anlamlı ve pozitif ilişki tespit edilmiştir. Buna göre; İşkolik olan bireylerde girişimci kişilik özellikleri normal bireylere göre daha fazladır. Diğer taraftan; girişimcilik ile aşırı çalışma arasında pozitif yönlü zayıf kuvvetli ve girişimcilik ile kompulsif çalışma arasında pozitif yönlü zayıf kuvvetli ilişki bulunmaktadır.
Matematik eğitimcileri ve matematik öğretmen adaylarının eğim, değişim oranı ve türev hakkındaki kavram imajlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı matematik eğitimcilerinin ve ilköğretim matematik öğretmen adaylarının eğim, değişim oranı ve türev kavramları hakkında kavram imajlarını ve katılımcıların bu kavramlar arasındaki ilişkilerine yönelik kavram imajlarını incelemektir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden bütüncül çoklu durum çalışma deseni kullanılmıştır. Araştırmaya farklı devlet üniversitelerinde görev yapan ve Analiz 1, Analiz 2 ve Analiz 3 derslerinden sorumlu dört matematik eğitimcisi ve bir devlet üniversitesinde birinci sınıfta öğrenim gören Analiz 1 dersini başarıyla tamamlamış üç ilköğretim matematik öğretmen adayı, ikinci sınıfta öğrenim gören Analiz 1 ve Analiz 2 dersini başarıyla tamamlamış dört ilköğretim matematik öğretmen adayı katılmıştır. Bu bağlamda katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Eğim, değişim oranı ve türev kavramları hakkında katılımcıların kavram imajlarını belirlemek üzere, katılımcılara araştırmacı tarafından hazırlanan birinci aşama soruları olan yarı yapılandırılmış görüşme soruları ve ikinci aşama sorularının yer aldığı uygulama soruları yöneltilmiştir. Birinci aşama sorulardan elde edilen ses kayıtları transkript edilmiştir daha sonra katılımcılara ikinci aşama sorular uygulanmıştır. İkinci aşama sorular katılımcılardan yazılı olarak teslim alınarak araştırmacı tarafından betimsel içerik analizi ile incelenmiştir. Her bir durumda veriler literatürden faydalanılarak araştırmacı tarafından belirlenen analiz çerçevesi ile analiz edilerek çalışmaya dair kodlar oluşturulmuştur. Bu kodlar farklı bir uzman tarafından tekrar oluşturularak uyum yüzdesi belirlenmiş ve .82 olarak tespit edilmiştir. Bu araştırmanın sonucunda matematik eğitimcileri birinci aşama sorularda sahip oldukları kavram imajlarını ikinci aşama sorularda da kullanabilmişlerdir. Bununla beraber ilköğretim matematik öğretmen adayları ise birinci aşama sorularda sahip oldukları kavram imajlarını ikinci aşama sorularda da kullanabilmiştir, ancak ikinci aşama sorularda daha fazla kavram imajını kullandıkları sonucuna varılmıştır. Uygulama sorularında yer alan sorular yazılı olarak cevaplandığı için farklı temsil biçimlerini kullandıkları her iki katılımcı grubu içinde geçerli olduğu görülmüştür. Özellikle öğretmen adaylarının, birinci aşama sorularda kavramların formel tanımı kavram imaj hücreleri ile örtüşmediği ancak uygulama sorularında ise bu durumun farklılaştığı görülmüştür.
Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan eğitimcilerin engellilere yönelik tutumlarının incelenmesi
Özel Eğitim ve Rehabilitasyon merkezlerinde çalışan eğitimcilerin engelli bireylere yönelik tutumlarının incelenmesi ve eğitimcilerin engellilere yönelik olumsuz düşünceleri ölçüt olarak ele alındığında eğitimcinin "cinsiyet, yaş, maddi durum, bölümü, iş tecrübesi, ailede engelli olup olmama durumu'' Bu kavramların önemi dikkate alınarak araştırmanın amacı belirlenmiştir.Araştırmanın evrenini İstanbul ilindeki Özel Eğitim ve Rehabilitasyon merkezlerinde çalışan eğitimciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise İstanbul ilinin Beylikdüzü ilçesindeki Özel Eğitim ve Rehabilitasyon merkezlerinde çalışıp araştırmaya katılmayı kabul eden gönüllü 55, kadın ve 149, erkek olmak üzere toplam 204, eğitimci oluşturmuştur. Araştırmada, kişisel bilgi formu ve Yetersizlikten Etkilenmiş Kişilere Yönelik Tutum Ölçeği (YEKYTÖ)kullanılmıştır. Anketler elektronik ortama aktarılarak katılımcıların soruları cevaplaması sağlanmıştır. Bu ölçekte 20 madde bulunmaktadır. Altılı likert tipi olan bu ölçekte 2, 5, 6, 11 ve 12 numaralı maddeler ters puanlanmaktadır. Kişisel bilgi formu ve e-öğrenmeye yönelik tutum ölçeğinden elde edilen veriler IBM SPSS 25,0 paket programına girilmiş ve analizler bu program aracılığı ile yapılmıştır. Veriler normal dağılım göstermemektedir. İstatistikî işlem olarak araştırma amacı doğrultusunda oluşturulan hipotezleri test etmek için Mann Whitney U ve Kruskal Wallis-H analizlerinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların cinsiyet, mezun olunan bölüm ve hizmet alanı değişkenlerine göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Yaş, gelir düzeyi, eğitim durumu, mesleki tecrübe ve ailede engelli birey olup olmama durumu değişkenlerine göre ise istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.
Ana baba ve eğitimcilerin okul öncesi çocukların televizyon kullanımına ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; medya okuryazarlığı kapsamında anababa ve eğitimcilerin okul öncesi çocukların izledikleri televizyon programının türü, televizyon izleme süresi ve etkilerini değerlendirme açısından televizyon kullanımına ilişkin mevcut ve olması gereken durum hakkında görüşlerinin incelenmesidir. Araştırma nitel araştırma yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın katılımcıları belirlenirken iki örneklem yöntemi kullanılmıştır. Bunlardan "kolay ulaşılabilir durum örneklemesi" ile araştırmanın katılımcı öğretmenleri ve anababaları, "ölçüt örneklem" ve "kolay ulaşılabilir durum örneklemesi" yöntemlerinin bir arada kullanımı ile de çalışmanın uzman katılımcıları belirlenmiştir. Bu kapsamda özel okuldan dört ana sınıfı öğretmeni ve bu sınıfların anababalarından toplam 29'u, devlet okulundan iki ana sınıfı öğretmeni ve bu sınıfların anababalarından toplam 15'i çalışmaya gönüllülük esasıyla katılmıştır. Çalışmanın tüm katılımcıları için geçerli olan gönüllülük esası ile uzmanlığını program geliştirme ve öğretim alanından almış bir akademisyen, uzmanlığını okul öncesi eğitiminden alan iki akademisyen, rehberlik ve psikolojik danışmanlık alanından iki ve radyo televizyon ve sinema alanından iki uzman çalışmaya katılmıştır. Çalışmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanmış olan yarı yapılandırılmış görüşme formu, açık ve kapalı uçlu sorulardan oluşan anket ve doküman inceleme formu kullanılmıştır. Veriler nitel araştırma yöntemleri kullanılarak betimsel ve içerik analizi ile analiz edilmiştir. Çalışmanın bulguları ve sonucunda medya okuryazarlığı kapsamında okul öncesi anababalarının ve öğretmenlerinin çocukların televizyon kullanımına ilişkin izledikleri televizyon programının türü, televizyon izleme süresi, televizyon programlarının etkilerini değerlendirme açısından mevcutta yaptıklarının yeterli olmadığını işaret etmiştir. Çalışmanın katılımcılarının görüşleri doğrultusunda olması aynı açılardan olması gereken durum ortaya çıkarılmıştır.
Piyano eğitimcilerinin piyano öğretim tutumları üzerine bir anket çalışması
Bu araştırmada 2021-2022 eğitim öğretim döneminde Türkiye ve Azerbaycan'da bulunan özel ve devlet okullarında piyano eğitimcilerinin piyano öğretim tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma gurubunu, Türkiye ve Azerbaycan'da bulunan özel ve devlet okullarında piyano öğretmeni olan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 150 öğretmen oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan "Demografik Bilgi Formu" ve Doç. Dr. Tarkan Yazıcı'nın (2016) geliştirdiği "Piyano Eğitimcilerinin Piyano Öğretimlerine Yönelik Tutum Ölçeği " kullanılmıştır. Araştırmada öğretmenlere elektronik ortamda anketler gönderilmiş ve elde edilen veriler analiz edilmiştir. Piyano dersi motivasyon ölçeği ve demografik bilgi formu yoluyla elde edilen verilerin ilgili analizler yapılmış, tablolar halinde düzenlenerek yorumlanmıştır. Piyano eğitimi alanında faaliyet gösteren katılımcıların çoğunluğu, bilgi paylaşımı ve deneyim paylaşımının önemini vurgulamaktadır. Katılımcıların büyük bir kısmı, piyano öğretimiyle ilgili sürekli gelişmeye ve yeniliklere açık olduklarını göstermektedir. Aynı şekilde, piyano öğretimiyle ilgili güncel kaynakları takip etme, projelere gönüllü olarak katılma ve literatürü inceleme konularında da aktif bir tutum sergilemektedirler. Bu, katılımcıların kişisel gelişimlerine katkı sağlama ve topluma fayda sağlama istekliliğini yansıtmaktadır. Araştırmanın sonucunda, piyano öğretimi sırasında keyif almanın ve dayanıklılığın önemini gösterirken, sürekli öğretme düşüncesinin bazı katılımcılar için endişe kaynağı olduğunu ortaya çıkmıştır. Bu sonuç, piyano öğretiminin hem zevkli hem de zorlayıcı yönlerini yansıtmaktadır. Ancak, piyano öğretiminin bazı katılımcılar için zor olabileceğini düşünenlerin oranı da yüksektir. Bu durum, öğretmenlerin karşılaştığı zorluklara ve öğretim pratiğini geliştirme ihtiyacına işaret etmektedir. Genel olarak, araştırma sonuçları, piyano öğretimi alanında çalışan bireylerin, sürekli öğrenmeye ve gelişmeye açık olduklarını, bilgi paylaşımını önemsediklerini ve öğretim süreçlerini kişisel tatmin ve toplumsal katkı odaklı olarak değerlendirdiklerini göstermektedir.
Tanzimat'tan Cumhuriyet'e tarih ders kitabı yazarları, tarih eğitimcileri ve eserleri üzerine bir araştırma
Tanzimat, Osmanlı Devleti'nde 1839-1876 yılları arasındaki döneme verilen isimdir. Tanzimat Dönemi'ndeki yenilik anlayışı, etkilerini bugüne kadar sürdürmesi bakımından önemlidir. Bu dönemde ülkede yeniliklere ihtiyaç duyulması, halkın eğitilmesinin öneminin daha iyi anlaşılması ve bunun devletin sorumluluğu ve önemli bir görevi olarak görülmesi, Avrupa devletlerinin ülke üzerindeki baskısı gibi nedenlerle eğitim alanında yenileşme konusunda önemli adımlar atılmıştır. Eğitimin iyileştirilmesinin devletin çöküşünü engelleyebilecek bir yol olarak görülmeye başlanması ve eğitimin bilim olarak kabul edilip eğitim bilimiyle ilgili kitapların yazılmaya başlanması da bu adımların atılmasında destekleyici olmuştur. Tanzimat Dönemi, tarih bilimi ve tarih eğitimi açısından da son derece önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemdir. Osmanlı Devleti'nin bütününde görülen Batılılaşma çabaları ve modernleşme hareketlerinden tarih anlayışı ve tarih yazıcılığı da önemli ölçüde etkilenmiştir. 1877-1922 yılları arasını kapsayan ve Osmanlı Devleti'ni derinden etkileyen Meşrutiyet Dönemi'nde iç ve dış meselelere, askeri alanda alınan birçok yenilgiye ve çok büyük boyutlara ulaşmış mali sıkıntılara şahit olunmaktadır. Dönemin devlet adamları, aydınları, eğitimcileri, vatansever tüm fertleri devletin olumsuz gidişatını değiştirebilmek ve dağılmasını engelleyebilmek gayesiyle üstün bir çaba sarf etmiş, vatanına ve milletine karşı hissettiği sorumluluk bilinciyle ömrünü toplum yararına büyük ve önemli hizmetlerle geçirmiştir. Bu gidişatı değiştirebilmenin en etkili yolunun eğitim alanında yapılacak yenilikler olduğu konusunda toplum, yöneticiler ve aydınlar hemfikirlerdi. Yine eğitim alanında olduğu kadar tarih, tarih anlayışı ve tarih yazımına dair de çok önemli ve değerli gelişmeler yaşanmıştır. Fransız İhtilali sonrasında dünyaya yayılan milliyetçilik akımı, bu yüzyılda devletleri ve milletleri kendi geçmişini ve köklerini araştırmaya yöneltmiş, bu doğrultuda tarihin önemi günden güne artmış ve tarih, bilim olarak kabul edilmiştir. Takvimler 23 Nisan 1920'yi gösterdiğinde ise Ankara'da olağanüstü yetkilere sahip olan Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulmuş Türk milleti egemenliğini ilan etmişti. Anadolu'daki işgallere karşı çıkan milletimiz durdurulmak istendiyse de bunda başarılı olamamışlardı. Yeni kurulan devletin, cumhuriyetin ve büyük zorluklarla kazanılan bağımsızlığımızın devamı için yine en önemli rollerden birisi eğitime düşmekteydi. Özellikle de tarih dersleri ve tarih ders kitapları: Cumhuriyetimizi ve devletimizin bağımsızlığını koruyacak, devletine ve milletine bağlı nesilleri yetiştirecek güce ve etkiye sahip olması nedeniyle büyük öneme sahipti. Bu dönemde de tarihe, tarihçilik anlayışına, tarih eğitimine, tarih ders kitaplarına dair önemli çalışmalar yapılmış ve Türk Gençliğiyle birlikte halkın da tarihini öğrenmesine çok büyük önem verilmiştir.
Manevi iyi oluş uygulaması yoluyla yaşam doyumu, manevi yönelim ve mutluluk yönelimlerinin incelenmesi (Eğitimciler örneği)
Tarih boyunca maneviyatın, insana yaşam sevinci veren bir enerji olarak algılanması, onun aynı zamanda insanoğlunun ulaşabileceği en etkin pozitif biliş düzeyi olarak kabul edilmesine sebep olmuştur. Ancak son zamanlarda insanların bu enerjiden mahrum bir şekilde hayatlarını sürdürdükleri gözlemlenmektedir. Çünkü maneviyatın çok boyutlu yönü ve özellikle sezgisel değerlendirmeyi gerektiren içsel derinlik boyutu, modern çağın hızlı, yoğun ve sanal niteliği karşısında gelişme fırsatı bulamamaktadır. Hızlı, yoğun ve sanal ortamlar modern çağın karakteristik bir özelliği olsa da bu çağda yaşamak zorunda olan insanların da içlerinde bulunan bu enerjiyi keşfedebileceklerini görmeleri, buna inanmaları ve hatta bu tecrübeyi yaşayabilmeleri gerekmektedir. Çünkü tüm zamanlardan daha çok modern zamanda yaşayan insanların manevi iyi oluşun olumlu etkisine ihtiyacı vardır. Bu araştırma ile modern insanının ihtiyaç duyduğu manevi iyi oluş hali ve olumlu etkileri zamanın şartlarına uygun bir şekilde bireylere kazandırılmaya çalışılmıştır. Bu tez çalışması kapsamında, yaşam doyumunun, manevi yönelimin ve mutluluk yönelimlerinin desteklenebilmesi için manevi iyi oluşun temel ilke ve prensipleri ile hazırlanan bir uygulama geliştirilmiş ve bu uygulama ile yaşam doyumu, manevi yönelim ve mutluluk yönelimleri arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Araştırmaya 2020-2021 eğitim öğretim yılları arasında çalışan, 39'u karşılaştırma grubu, 36'sı da araştırma grubu olmak üzere toplam 75 eğitimci katılmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde çalışmakta olan eğitimcilerden oluşan katılımcıların yaş ortalaması 40.15'tir. Araştırmada nicel ve nitel yöntemler kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında; araştırma ve karşılaştırma gruplu, öntest-sontest ve izleme testi içeren ilişkisel desenin kullanıldığı bir uygulama çalışması gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubuna, araştırma kapsamında geliştirilen manevi iyi oluş uygulaması, ikişer bölümden oluşan 10 oturum şeklinde uygulanmış, karşılaştırma grubuna ise bu sürede hiçbir uygulama yapılmamıştır. Araştırmada manevi iyi oluş uygulamasının inceleme alanları üzerinde oluşturduğu farklılıkları ölçmek için araştırma ve karşılaştırma gruplarına; "yetişkin yaşam doyumu" ölçeği (YYDÖ), "manevi yönelim" ölçeği ve "mutluluk yönelimleri" (MYÖ) ölçekleri, uygulama başlamadan önce "ön test", uygulama bittikten sonra "son test" ve uygulama bitiminden dört ay sonra "izleme testi" olarak uygulanmıştır. Ölçümler sonucunda elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Araştırmanın nitel kısmında ise uygulamanın oluşturduğu farklılıkları derinlemesine incelemek amacı ile katılımcılarla görüşmeler yapılmış ve bu görüşmelerden elde edilen veriler fenomenolojik desende ve içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Yapılan ölçümler ve analizler sonucunda manevi iyi oluş uygulaması; "genel yaşam doyumu", "manevi yönelim" ve "toplam mutluluk yönelimleri" düzeylerinde uygulama öncesine göre olumlu yönde anlamlı ve kalıcı bir farklılık sağlamış sadece «toplam mutluluk yönelimleri» düzeyinde bu farklılık kalıcılığını sürdürememiştir. Uygulamaya katılmayanlara göre ise yine "genel yaşam doyumu" düzeyinde olumlu yönde anlamlı ve kalıcı bir farklılık sağlamış, "manevi yönelim" ve "toplam mutluluk yönelimleri" düzeylerinde de olumlu yönde ve kalıcı bir farklılık oluşturmuştur. Araştırmanın sonuçları, manevi iyi oluş uygulamasının hedeflerini büyük oranda gerçekleştirdiğini göstermektedir. Yapılan araştırmanın neticesinde manevi iyi oluş uygulamasının yaşam doyumu, manevi yönelim ve mutluluk yönelimleri düzeylerini desteklemeye yönelik bir uygulama olduğu sonucuna varılmıştır.
Workplace learning in a school of languages: Instructors' values and professional learning practices
The quality of professional development opportunities for instructors can be improved by promoting expansive learning environments as it is not possible to develop educators without considering their interaction with school environment and culture. Combining survey quantitative data and semi-structured interview results, this mixed-method study analyzed EFL instructors' values and professional learning practices by comparing the schools of languages of state schools and foundation schools, as two different workplace settings. It was observed that workplace environment influences instructors' orientations to learning in terms of (i) what kind of learning activities instructors value and practice, (ii) which factors they perceive as either influencing, supporting or hindering their learning and (iii) whether they believe their professional learning affect the way they work with their colleagues and students. It was concluded that while EFL instructors working in state schools tend to depend mostly on outside experts and have some external foci of professional learning, instructors working in foundation schools are more likely to function as a community of practice, exploiting internal resources and collaborating with their coworkers. Analysis of interview results showed that all instructors thought that their professional learning definitely affected how they work with their students and the majority thought that such an effect was a positive one. However, instructors differed in the way they perceive the effect of their learning on their work with their colleagues.
A case study on the development of Turkish pre-service EFL teachers' digital competence
The present qualitative case study aims to explore the impact of a technology-enhanced language teaching course on pre-service EFL (English as a Foreign Language) teachers' digital competence development from the perspective of the Digital Competence Framework for Educators (DigCompEdu). The participants were six pre-service EFL teachers at a state university in Turkey. The data collected during the course was enriched with data collected during participants' teaching practicum to fill the gap in the literature. The research questions aimed to explore (1) the participants' perceived digital competence before and after the study, the DigCompEdu areas where the participants made the most and least progress during the course, (2) whether and how the participants' digital competence developed in practice, (3) whether and how the participants planned to benefit from their digital competence training in the future, (4) whether and how the participants could transfer their digital competence to teaching practicum and their reflections on using technology in macro teachings. Data were gathered through surveys, interviews, reflection papers, and performance tasks. The findings revealed that the participants' perceived competence increased after the study, and they planned to reflect their competence to their future teachings. It was also found that the development of digital competence is a complex process affected by several factors, and the participants could not transfer their digital competence to their performance tasks during coursework and practicum in the same way.
Spor eğitmenlerinin narsisizm eğilimleri ve sosyal fizik kaygı durumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Spor eğitmenleri toplumsal yaşamda yer alan bireylerin fiziksel gelişimleri ve sağlık durumlarının daha iyi hale gelmesi için çalışan ve fiziksel görünümleri ile örnek olması gereken kişilerdir. Spor eğitmenlerinin fiziksel görünümleri ve davranış eğilimleri son derece önemlidir. Bu nedenle araştırmamızda spor eğitmenlerinin narsisizm eğilimleri ve sosyal fizik kaygısı arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmaya Bursa ilinde spor salonlarında düzenli olarak spor eğitmenliği yapan, yaşları 17 ve 66 arasında değişen 201 spor eğitmeni katılmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Sosyal Fizik Kaygı Ölçeği ve Narsistik Kişilik Envanteri kullanılmıştır. İstatistiksel analizler IBM SPSS Statistics 23.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapio-Wilk testi ile test edilmiştir. Normal dağılım sağlanmadığı için non-parametrik istatistik testlerle analizler yapılmış ve tanımlayıcı istatistikler medyan (minimum-maksimum) değerler ile verilmiştir. İki bağımsız grup arası karşılaştırmalar Mann-Whitney U testiyle yapılmıştır. Değişkenler arası ilişkiler ise Spearman sıra korelasyon katsayısıyla incelenmiştir. İstatistik anlamlılık düzeyi α=0.05 alınmıştır. Ölçeklerin güvenilirliği Narsistik Kişilik Envanteri için Kuder-Richardson 21 güvenilirlik katsayısıyla, SFKE için Cronbach Alpha güvenilirlik katsayısıyla incelenmiştir. Araştırmanın sonunda, spor eğitmenlerinin narsisizm düzeyi ile sosyal fizik kaygısı arasında anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Narsisizm boyutlarından kadınlarda "Hak İddia Etme" alt boyutu dışında erkeklerde ve kadınlarda "Üstünlük", "Teşhircilik", "Sömürücülük", "Kendine yeterlilik" ve "Otorite" ile cinsiyetler arasında anlamlı ilişki bulunmaktadır (p<0,05). . Narsisizm ile SFK toplam ve fiziksel görünüm rahatlığı (FGR), olumsuz değerlendirilme beklentisi (ODB) alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0,05). Araştırmaya katılanların yaşları arttıkça narsisizm düzeylerinin düştüğü belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Fizik Kaygısı, Narsisizm
İlköğretimde içerik türü tabanlı kural öğretiminin öğrenci erişisi ve öğrenmenin kalıcılığına etkisi
Eğitim kurumlarında gerçekleştirilen öğretim etkinliklerinin niteliğine etki eden çok sayıda etmenden söz edilebilir. Bu etmenlerin neler olduğunun ve söz konusu etmenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinin yanısıra, öğretim etkinliklerinin planlanıp uygulanmasında tüm bu değişkenlerin dikkate alınması sürecin etkililiği bakımından belirleyici rol oynamaktadır.Öğretim etkinliklerinin niteliğine etki eden önemli etmenlerden birisi de tanımlanan öğrenci kazanımlarıyla örtüşen bir içerik yapısının belirlenmesi ve öğretimin belirlenen içerik türünün özellikleri doğrultusunda düzenlenmesi ile ilgilidir. Okul öğrenmelerinde oldukça önemli bir yer işgal eden ve bu duruma paralel olarak öğretimi yapılan içerik türlerinden birisi de kurallardır.Bu araştırma, ilköğretimde içerik türü tabanlı kural öğretiminin öğrencilerin öğrenci erişisi ve öğrenmelerinin kalıcılığı üzerindeki etkiliğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.Araştırma yarı deneysel araştırma modellerinden biri olan tek grup öntest-sontest modeline dayalı olarak desenlenmiş ve deneysel uygulama 2006-2007 öğretim yılının güz-bahar döneminde Eskişehir Merkez Millizafer İlköğretim Okulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını, adı geçen okulda altıncı sınıfta öğrenim gören 241 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırma verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu? ve öntest, sontest ve kalıcılık testi olarak da kullanılan ?Bilişim Teknolojileri Dersi Başarı Testi? ile elde edilmiştir.Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde aritmetik ortalama ve standart sapma ile tek grup t-testi ve bağımsız gruplar t-testlerinden yararlanılmıştır. Yapılan istatistiksel çözümlemelerde anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştırAraştırmada elde edilen bulgulara dayalı olarak aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır:İçerik türü tabanlı kural öğretimi öğrencilerin kuralları öğrenme düzeyleri üzerinde etkilidir.İçerik türü tabanlı kural öğretimi öğrencilerin kurallara ilişkin öğrenmelerinin kalıcılığı konusunda etkili sonuçlar vermiştir. Bu yönüyle, içerik türü tabanlı kural öğretimi uygulamalarının öğrencilerde kalıcı öğrenmeler oluşturmada kullanılabilecek nitelikte bir yaklaşım olduğu söylenebilir.İçerik türü tabanlı kural öğretimi öğrencilerin ilişkisel ve işlemsel kurallar öğrenme düzeyleri üzerinde etkilidir. İlköğretim öğrencilerinin ilişkisel ve işlemsel kuralları öğrenme başarıları arasında ilişkisel kuralları öğrenme lehine anlamlı bir fark söz konusudur.
Eğitim çalışanlarının eğitim sendikalarına bakışı, beklentileri ve sendikaların eğitim çalışanlarına yönelik faaliyetleri ve beklentileri
Bu araştırma Türkiye' de mevcut eğitim iş kolu sendikaları, bu sendikaların eğitimin temelsorunlarına ilişkin görüşleri, yapılan faaliyet ve etkinliklerin değerlendirilmesi veöğretmenlerin sendikalara ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır.Çalışma evrenini, üç eğitim işkolu sendikası (Eğitim- Bir-Sen, Eğitim-Sen, Türk Eğitim-Sen)ve İstanbul ili Kartal ve Ümraniye ilçesi içinde bulunan ilköğretim okulu öğretmenlerioluşturmaktadır. Öğretmenlerin eğitim sendikalarına yönelik düşüncelerini belirlemek için,Basit Tesadüfi Örnekleme Yöntemi tekniği kullanılarak; İstanbul ili Kartal ve Ümraniyeilçelerinde görev yapan toplam 120 öğretmen basit tesadüfi küme yöntemine göre seçilmiştir.Araştırma verilen, varolan durumu belirleyen eğitim işkolu sendikalarının tüzüklerinden,yayınlarından, bültenlerinden, basın açıklamalarından, bildirilerinden ve internet sitelerindenyararlanılarak, öğretmenlerin sendikalara ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla da, Kurt(1994) tarafından geliştirilen, ancak araştırmacı tarafından konuya uyarlanan anketaracılığıyla toplanmıştır. Anket iki bölümden oluşmuştur. Birinci bölüm, kişisel bilgileri,ikinci bölüm ise, öğretmenlerin sendikalara ilişkin görüşlerini saptayıcı sorular içermiştir.Öğretmenlerin, anketteki maddelere verdikleri cevapların yüzde ve frekansı alınmıştır.Öğretmenlerin sendikalara ilişkin görüşlerinde cinsiyete, medeni duruma ve mesleki kıdemegöre, anlamlı bir fark olup olmadığını ortaya koymak için ?Kay Kare ( x2 ) Testi? yapılmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlar kısaca şöyledir:1.Şuan eğitim iş kolunda beş eğitim sendikasının faaliyet de olduğu; bunların Türk Eğitim-Sen, Eğitim-Sen, Eğitim Bir-Sen, Eğitim-İş ve Anadolu Eğitim-Sen olduğu görüldü.2. 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu, memurlara sendika kurma hakkı vetoplu görüşme hakkı tanırken, bu yasada grev hakkından ise söz edilmemiştir. Mevcut Eğitimişkolu Sendikaları grevli, toplu sözleşme hakkı tanıyan bir yasa istemektedir.3. Eğitim işkolu sendikaları, öğretmenlik mesleğinin kazançlı ve ayrıcalıklı bir meslek halinegetirilmesini ve öğretmen yetiştirme işine gereken önemin verilmesini istemektedir.4. Erkek öğretmenler, kadınlara göre sendikalara daha fazla oranda üye olmaktadır.5. Öğretmenler, öğretmen sendikalarına grev ve toplu sözleşme hakkının tanınmasınıistemektedir.6. Sendikaların daha çok siyasal nitelikli faaliyetlerde bulunması görüşü, öğretmenlertarafından sendikalara üye olunmama nedenleri arasında, ilk sırada yer almaktadır.7. Sendikaların düzenlemiş oldukları etkinliklere eğitimcilerin % 65'inin hiç katılmadığı, %32,5'nin ara sıra katıldığı, % 2,5 inin ise sık katıldığı görüldü.8. Öğretmenler eğitim işkolunda kurulmuş sendikalardan, yalnızca öğretmenlerin üyeolabildiği üç sendikayı tanımakta, diğerlerini ise tanımamaktadır.
Okul ortamını güvensiz yapan etkenlerde öğretmenin ve yöneticilerin rolü
Araştırmanın amacı, okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin okul güvenliği üzerine etkilerini belirlemektir.Araştırma, birinci bölüm; giriş, problem durumu, problem cümlesi, alt problemler, araştırmanın amacı, araştırmanın önemi, sayıltılar, sınırlılıklar, tanımlar, ikinci bölüm; ilgili literatür, üçüncü bölüm; araştırma yöntemi, araştırma modeli, evren ve örneklem, verilerin toplanması, verilerin analizi, dördüncü bölüm; bulgular ve yorum, beşinci bölüm; sonuçlar, tartışmalar ve öneriler olmak üzere toplam beş bölüm altında toplanmıştır.Araştırmanın evrenini, İstanbul ili Anadolu yakası Kadıköy, Maltepe, Kartal ilçelerindeki ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmenler ve bu okullarda okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklem ise, evrenden rasgele seçilmiş ortaöğretim kurumlarında görev yapan 150 öğretmen ve bu kurumlarda okuyan 350 öğrenci olmak üzere toplam 500 kişiden oluşmaktadır. Veriler, çeşitli kaynakların taranmasıyla geliştirilen anket yoluyla öğretmen ve öğrencilerden elde edilmiştir. Anketten okul yöneticilerinin ve öğretmenlerinin okul güvenliği üzerine olumlu veya olumsuz etkilerinin düzeyi belirlenmeye çalışılmıştır. Anket sonuçlarının yorumuna geçilmeden önce bu çalışmada geçen her türlü kavram açıklanmıştır. Güvenlik ile ilgili kavramlara, bu kavramlarla ilgili kuramlara, görüşlere yer verilmiştir. Ülkemizde ve yurt dışında okul güvenliği ile ilgili yapılan çalışmalara ve ilgili araştırmalara kısaca değinilmiştir.Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Elde edilen veriler amaçlara uygun olarak frekans ( N ), yüzde (%), aritmetik ortalama (x), standart sapma (Ss), serbestlik derecesi ( Sd ), t testi ve varyans ( Anova ), Post- Hoc Schefe testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Gruplar arasında anlamlı bir farkın olup olmadığı p< 0.05 düzeyinde test edilmiştir. Elde edilen bulgular tartışılarak önerilerde bulunulmuştur.
A needs analysis of an online community of teacher educatorsfor their continuing professional development
Teacher educators play an essential role to improve the quality of education; however, our knowledge of their continuing professional development (CPD) needs is based on very limited data. The aim of this research was thus to investigate the CPD needs of teacher educators in an online community of practice. The research was conducted with 94 teacher educators who were members of the Teacher Educator Community (TEC) that was founded by the British Council in May 2018. This was a descriptive study that used a qualitative method. Data were collected through a needs analysis survey which was developed by the researcher. Frequency and percentage were employed to analyse the findings, and mean scores led to the prioritisation of the needs. The study found that 'running teacher training', 'observing teachers' and 'giving feedback' were the three most common teacher training activities. The majority of teacher educators indicated their needs for more practical aspects of teacher training, such as 'being able to use different technologies (apps, web tools, webinars) in teacher education programmes', 'evaluating the effectiveness of a training programme' and 'organizing professional development activities for and with teachers, i.e. Teacher Activity Groups, workshops'. Much needed topics included 'digital literacies', 'curriculum design', 'assessment', and 'mentoring. As regards to their technical competencies in an online community of practice, majority of the respondents shared that they were confident in the basic use of the online platform, such as updating their profile, receiving forum post notifications to mailbox; however, they indicated their needs with regards to data protection, copyrights, and creating and participating in forum discussions. This study will serve as the basis for developing the curriculum of an online community of practice for teacher educators. We hope future researchers will benefit from the findings of the research to develop teacher educator programmes in the future.
Yetişkin eğitimine yönelik kurs veren kurumlarda görev yapan usta öğreticilerin mesleki tükenmişlik düzeyleri ile örgütsel sinizm algıları arasındaki ilişki
Örgün eğitimden mezun olan veya örgün eğitim almamış olan bireyler, toplumsal hayat şartları ile çalışma yaşamının dinamiklerine ayak uydurmak için eğitim faaliyetlerini sağlamalı ve yaşamboyu da devam ettirmelidir. Bu nedenle yetişkin eğitimi ihtiyacı doğmuştur. Yetişkin eğitimi kurumlarında görev yapan usta öğreticiler her yaş, eğitim seviyesi ve farklı kültürden oluşan heterojen bir insan grubuna eğitim vermektedir. Bu karma grupların bir amaç için yetiştirilmesinden yaşanılan zorluklar neticesinde usta öğreticilerde oluşabilecek mesleki tükenmişlik ve örgütsel sinizm algılarına çözüm üretmek ihtiyacı doğmuştur. Bu araştırmada, İstanbul ilinde bulunan yetişkin eğitim kurumlarının çeşitli kurs merkezlerinde çalışan usta öğreticilerin mesleki tükenmişlik düzeyleri ile örgütsel sinizm düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada öncelikle araştırmaya dahil edilen yetişkin eğitimi, mesleki tükenmişlik ve örgütsel sinizm'e ilişkin literatür taraması yapılmıştır. Daha sonra hipotezler literatür taramasına göre oluşturulmuştur. Araştırma modelini test etmek ve hipotezleri sınamak için Çalışma Kişisel Bilgi Formu, Örgütsel Sinizm Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği tercih edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak istatistiksel analize tabi tutulmuştur. Araştırmanın evreni İstanbul ilinde bulunan 2018–2019 eğitim öğretim yılındaki yetişkin eğitim kurumlarının çeşitli kurs merkezlerinde görev yapan usta öğreticilerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi rasgele seçilen 248 usta öğreticilerden oluşmaktadır. Yetişkin eğitimcilerin örgütsel sinizm tutumları ile tükenmişliğin tüm boyutları arasında orta düzeyde, pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin bulunduğu saptanmıştır. Anahtar sözcükler: Örgütsel sinizm, mesleki tükenmişlik, yetişkin eğitimi, usta öğretici.
Türkiye eğitim sisteminde bir alternatif hizmetiçi eğitim modeli olarak ÖRAV-öğretmenin sınırı yok projesi
Bu çalışmada, Türkiye'de öğretmenlik mesleğinde hizmet içi eğitimin tarihi, mevcut durumu sorunları ve geleceği tartışılmıştır. 2008 yılından beri Türkiye'nin birçok ilinde ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişimine katkı sunan Öğretmen Akademisi Vakfı mevcut hizmetiçi eğitim uygulamalarına ve modellerine alternatif olabilecek şekilde tasarlanmıştır. Tezin amacı Öğretmen Akademisi ve Öğretmenin Sınırı Yok Projesi'ni bu bağlamda ele almaktır.Tezin ilk bölümünde bu çalışmanın amaçları, sınırlılıkları ve varsayımları yer almaktadır. İkinci bölümde hizmetiçi eğitim ve Türkiye'deki hizmetiçi eğitimin tarihçesi kavramsal bir tartışma ile irdelenmektedir. Öğretmen Akademisi Vakfı'nın ve Öğretmenin Sınırı Yok Projesi'nin nasıl oluştuğu, vizyonu, hedefleri ve hizmetiçi eğitime yaklaşımı ise üçüncü bölümde ayrıntılı olarak ele alınmaktadır. Öğretmenin Sınırı Yok projesinin ölçme değerlendirme çalışmaları kapsamında oluşturulan eğitimin etki analizi ise dördüncü ve beşinci bölümlerde tartışılmıştır. Son bölümde ise sonuç, tartışma ve yorumlara yer verilmiştir.Ölçme değerlendirme çalışmaları ön test-son test deseni ile yapılan bu araştırma deseniyle tasarlanmıştır. Araştırmada yarı deneysel işlem kullanılmıştır.Projenin etki analizinde şu sorulara cevap aranmıştır:?Öğretmenlerin hizmet içi eğitimlere katılma durumları nasıldır?? Öğretmenin Sınırı Yok eğitimi sonrasında öğretmenlerin,? mesleki tatminlerinde bir farklılaşma,? mesleki kendine güvende bir farklılaşma,?mesleki saygı düzeylerinde bir farklılaşma,?olumlu sınıf ortamı oluşturmaya yönelik iletişim becerileri düzeylerinde bir farklılaşma,?olumlu sınıf ortamı oluşturmaya yönelik sınıf yönetimi düzeylerinde bir farklılaşma,? olumlu sınıf ortamı oluşturmaya yönelik ölçme değerlendirme düzeylerinde bir farklılaşma gerçekleşmiş midir?
Yetişkin eğitimi alanında eğitim veren eğitmenlerin yetişkin eğitimi alanındaki yeterlilikleri
Bu çalışmada halk eğitimi merkezlerindeki kursların kursiyerlerin gözlerinden değerlendirmesi yapılmıştır. Bu kapsamda 2013-2014 eğitim öğretim yılında Kadıköy Halk Eğitimi Merkezinde toplam 308 kursiyere anket uygulanmıştır. Kursiyerler eğitmenlerin yeterliliklerini, katıldıkları kurs programının içeriğini ve kazanımları ile ilgili ifadelere cevap vermişlerdir. Bu ifadelere Bu çalışma ilişkisel tarama modelli bir araştırmadır. Kursiyerlerin demografik yapısına göre ifadelere vermiş oldukları cevapların anlamlı değişip değişmediği araştırılmıştır. Bu çalışmada frekans analizi, yüzde, bağımsız örneklemli t-testi ve tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Post hoc analizlerinden alfa hataya en duyarlı olan Tukey testi tercih edilmiştir. Çalışmada elde edilen bazı sonuçlar şunlardır. Erkeklerin kadınlara göre kursu bitirdikten sonra ekonomik hayata daha fazla katıldıklarını, kadın kursiyerler erkek kursiyerlere göre "Katıldığım kurs hayatıma anlam kazandırmıştır" ifadesini daha fazla belirttiğini, ilköğretim ve orta öğretim mezunu kursiyerler lisansüstü mezunu kursiyerlere göre daha fazla "Katıldığım kurs sahip olduğum yetenekleri keşfetmemi sağlamıştır" ifadesini belirttiğini, Meslek edinmek için katılan kursiyerlerin "Öğrendiğim bilgileri günlük hayatta kullanabiliyorum" ifadesini daha fazla belirttiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelime: Halk Eğitimi Merkezi, Kadıköy Halk Eğitimi, Yetişkin Eğitimi
Özel eğitim kurumlarındaki rehberlik hizmetlerinin işlevi hakkında eğitmen görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırma, özel eğitim kurumlarında çalışan eğitimcilerin rehberlik hizmetlerinin işlevine yönelik tutumlarını belirlemek üzere yapılmıştır. Çalışmada uygulayıcının özel olarak hazırladığı 49 soruluk anket 239 eğitimciye uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini, İstanbul ili Anadolu-Avrupa yakasında bulunan 20 özel eğitim kurumunda eğitim veren eğitimciler oluşturmaktadır. Uygulayıcı tarafından hazırlanan anket ile özel eğitim kurumlarındaki rehberlik hizmetlerinin işlevi hakkında eğitimci görüşlerinin incelenmesiyle veriler olumlu-olumsuz ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada geçen hemen hemen her kavram bulgular ve analiz kısmına geçilmeden önce açıklanmıştır. Araştırmada, araştırmacı tarafından geliştirilen özel eğitim kurumlarındaki rehberlik hizmetlerinin işlevi hakkında eğitimci görüşlerinin incelenmesi anketi kullanılmıştır. Verilerin analizinde; öncelikle tüm bağımsız değişkenler için frekans ve yüzde gibi betimsel istatistik ve çapraz tablolar kullanılmıştır. Özel eğitim kurumlarındaki rehberlik hizmetlerinin işlevi hakkında eğitimci görüşlerinin incelenmesinde yer alan sorular ile ilgili eğitimci görüşleriyle ilgili olarak Chi-Square analizi sonucunda değişkenler arasındaki bağımlılık istatistiksel olarak test edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında, önerilerde bulunulmuştur. Araştırma sonucunda eğitimcilerin özel eğitim kurumlarındaki rehberlik hizmetlerinin işlevinin yeterliliği konusunda olumlu bir algıya sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Eğitimcilerin eğitim yılı değişkeninde analizi sonuçlarına bakıldığında 6 yıl ve üzeri grubunda olan eğitimcilerin daha fazla katılmama eğiliminde olduğunu ortaya koyan bir dağılım olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler : Rehberlik, Rehberlik Hizmetleri, Okul Rehberliği, Özel Eğitim, Özel Eğitim ve Rehabilitasyon.
Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri Eğitim Programı ile ilgili hava yolu işletmelerinde görevli eğitimcilerin ve idarecilerin görüşleri üzerine nitel bir araştırma
Bu çalışmada 2014-2015 iş yılında Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri Eğitim Programı ile ilgili hava yolu işletmelerinde görevli eğitimci ve idarecilerin görüşleri araştırılmıştır. Nitel araştırma yaklaşımıyla 2014-2015 iş yılında İstanbul'da faaliyet gösteren beş hava yolu işletmesinin eğitmen ve idarecilerinin görüşleri alınmış ve elde edilen veriler nitel veri çözümleme tekniği kullanılarak kodlamalarla ve temalara anlam verilerek yorumlanmıştır. Eğitimci ve İdareciler, hava yolu işletmelerinde görevli Kabin Hizmetleri Başkanı, Kabin Hizmetleri Müdürü, Şef ve Kabin Ekipleri Eğitmeni olarak tespit edilmiştir. Bu seçimde amaçlanan her konumdan Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri Eğitim Programını değerlendirebilmektir. Araştırmanın sonucunda, Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri Eğitim Programının kabin memurluğu mesleğinin tanıtılmasında yararlı olduğu, ancak verilen eğitimlerin hava yolu işletmelerinin ihtiyaçlarını henüz karşılamadığı, eğitim görevlilerinde kabin memurluğu tecrübesinin aranılması gerektiği, verilen İngilizce eğitiminin yetersiz olduğu ve öğrenci alımlarında boy kilo orantısına ve dış görünüşe dikkat edilmediği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Sivil Havacılık, Kabin Hizmetleri, Eğitim, Kabin Memuru, Kabin Memuru Temel Eğitimi
Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Spor Eğitimi Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen birinci kademe yardımcı antrenör yetiştirme kurslarının verimlilik düzeyi araştırılması
Bu çalışmada Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Spor Eğitimi Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen Birinci Kademe Yardımcı Antrenör Yetiştirme Kurslarının Verimlilik Düzeyi araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini Ankara, İzmir, İstanbul, Kocaeli, Mersin, Kütahya, Eskişehir, Aksaray illerinde 11 farklı branşta açılan Birinci Kademe Yardımcı Antrenör Yetiştirme Kurslarına katılan antrenör adayları ve bu kurslarda görevli öğretim görevlileri oluşturmaktadır. Kurslara katılan antrenör adayları ve bu kurslarda görevli öğretim görevlilerine anket yöntemi uygulanmıştır. Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Spor Eğitimi Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen Birinci Kademe Yardımcı Antrenör Yetiştirme Kurslarının Verimlilik Düzeyinin Araştırılması amacıyla anket düzenlenmiştir. Bu amaçla düzenlenen anket 2008 yılında 8 ilde açılan Birinci Kademe Yardımcı Antrenör Yetiştirme Kurslarına katılan kişilere verildi. Toplam 450 adet anket verilmiştir. Geri dönen 335 adeti değerlendirmeye alındı.Anket iki bölüm halinde düzenlenmiş olup; ilk bölümde kişisel özellikleri belirlemeye yönelik maddelere yer verilmiştir. İkinci bölümü ise; likert tipi 5'li ölçek kullanılmıştır. Anketörler 5'li likert tipi ayırma ölçeğinde sorulara; kendilerine göre doğru buldukları Kesinlikle katılmıyorum (1 puan), Katılmıyorum(2 puan), Kararsızım (3 puan), Katılıyorum (4 puan) ve Kesinlikle Katılıyorum (5 puan) şıklarından birini işaretlemek suretiyle cevaplandırdılar. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi için SPSS 16 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans (f), yüzde (%), ki-kare ve cross tabulation (çapraz tablolama) analizlerinden faydalanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde ve yorumlarda, .05 anlamlılık düzeyi dikkate alınmıştır.Sonuç olarak katılımcıların cinsiyetlerine göre verdikleri cevaplar arasında .05 anlamlılık düzeyinde yapılan ki-kare ve cross-tabulation testlerinde anlamlı ilişkiler ortaya çıkmıştır.
Eğitim çalışanlarının sendikaların mevcut durumuna ve sendikalardan beklentilerine ilişkin görüşleri
Bu araştırmanın amacı, eğitim çalışanlarının görüşleri bağlamında eğitim sendikalarının yapmış olduğu çalışmalar ve eğitim çalışanlarının eğitim sendikalarından beklentilerini belirlemektir. Bu çalışmada nitel araştırma desenlerinden olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Gaziantep ilinde görev yapan; il milli eğitim müdürü, il milli eğitim müdür yardımcıları, ilçe milli eğitim müdürleri, şube müdürleri, maarif müfettişleri, okul müdürleri, okul müdür yardımcıları, şefler, memurlar ve yardımcı hizmetler sınıfı personelleri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; eğitim sendikalarının sağlık, kültür, sosyal yaşam ve mesleki gelişime katkı sağlama, kadın eğitim çalışanları, eğitim çalışanı emeklileri, eğitim, öğretim ve müfredat, fırsat ve imkân eşitliği, özlük, sosyal ve mali haklar ile ilgili yasa ve yönetmelikler, milli, manevi ve kültürel değerler, din eğitimi, çalışma ortamlarının fiziki ve sosyal açıdan iyileştirilmesi, temel hak ve özgürlükler ve birlik, beraberlik ve iş birliği sağlama alanlarında çalışmalarının olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada eğitim sendikalarının en fazla sağlık, kültür, sosyal yaşam, mesleki gelişim ve eğitim-öğretim ve müfredat alanlarında çalışmalar yaptığı tespit edilmiştir. Eğitim sendikalarının en az çalışma yaptıkları alanların ise eğitim çalışanları emeklilerinin haklarını iyileştirme ve eğitim çalışanları arasında birlik, beraberlik ve işbirliği sağlama alanlarında olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim sendikalarından beklentiler de yukarıda belirtilen alanlar ile benzer şekildedir. Eğitim sendikalarından en fazla beklenti duyulan alanlar; sağlık, kültür, sosyal yaşam, mesleki gelişim ve eğitim çalışanları emeklilerine yönelik çalışmaların yapılmasıdır. Araştırmada elde edilen bulgulara ve sonuçlara göre; eğitim sendikaları üyeleri ile birlikte eğitim-öğretim ile ilgili, alanda ve uygulamada yaşanan sorunların tespitine ve çözümüne yönelik bilimsel çalışma ve projeler ile aktif rol almalıdır. Ayrıca eğitim sendikaları kendi aralarında işbirliği içinde hareket ederek çalışanların özlük, mali ve sosyal haklar gibi temel hak ve özgürlüklerini sağlamalı; öğretmenlerin mesleki ve sosyal gelişimlerini sağlayıcı etkinlikler düzenlemeli ve emeklilerin ve kadın öğretmenlerin haklarını ve beklentilerini dikkate alan çalışmalar yapmalıdır.
Öğrenci ve öğreticilerine göre Kuran kurslarının amaçlarını gerçekleştirme düzeyi: Sakarya örneği
İnsanın din ile ilişkisi hayat boyu devam eden bir süreçtir. Örgün eğitimde insanlar belirli bir yaşa kadar din eğitimi süreçlerine dahil olurken yaygın din eğitiminde yaşam boyu bir eğitim süreci öngörülmektedir. Bu yönüyle yaygın din eğitimi kapsam ve uygulama boyutları itibariyle bireyler açısından önemli bir katkı potansiyeline sahiptir. Türkiye'de resmi olarak planlı ve programlı bir şekilde yaygın din eğitiminin yapıldığı en önemli kurumlardan biri Kuran Kurslarıdır. Kuran Kursları farklı öğretim programlarıyla toplumun tüm kesimlerinin ihtiyaç ve beklentilerine uygun olarak yaygın din eğitimi faaliyetleri gerçekleştirmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı, kurslardaki bu din eğitimi etkinliklerinin verimli ve sistemli olabilmesi için son yıllarda program geliştirme çalışmaları başlatmış, bu kapsamda 2004 yılında hazırlanan öğretim programı 2012-2013 öğretim yılından itibaren temel ve ek öğretim programları şeklinde Türkiye genelinde uygulamaya konulmuştur. Bu çalışmada Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından uygulanmaya başlayan "İhtiyaç Odaklı Kur'an Kursları Öğretim Programı" amaçlarının gerçekleşme düzeyinin öğrenci ve öğretici görüşleri doğrultusunda (Sakarya ili örneğinde) incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada döküman incelemesi ve nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Sakarya ili merkez ilçelerdeki Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı Kur'an Kurslarında görev yapmakta olan 10 kadın Kur'an Kursu öğreticisi ile bu kurslarda eğitim alan 14 yetişkin kadın öğrenciden oluşmaktadır. Verilerin toplanması için iki farklı yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmış ve çözümlenmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen önemli bulgulardan bazıları şöyledir. ihtiyaç odaklı kuran kursları öğretim programı yeterli öğrenci sayısını tamamlayamama, esnek ders saatlerinin prratikte zorlayıcı olması gibi çeşitli sebeplerle amaçlarını tam olarak gerçekleştirememektedir. Kuran öğrenme ve okuma, öğrencilerin kursa gelişlerinde en etkili etkenlerin başında gelmektedir. Öğrenciler Meal, Tefsir ve Arapça gibi derslerin programda yer almasını talep etmekdirler. Öğreticiler öğretim sürecinde sınırlı sayılabilecek yöntem ve teknikler kullanmaktadırlar. Kurslarda sistemli bir ölçme değerlendirme çalışması yapılmamaktadır. Kuran kursları öğrencilerin sosyalleşme süreçlerine olumlu katkılarda bulunmaktadır. Kurs süreci öğrencilerin farklı düşüncelere karşı olumlu tutumlarını arttırmaktadır.
Matematik öğretmen eğitimcilerinin araştırma odaklarının incelenmesi
Araştırmanın amacı Türkiye'de görev alan matematik öğretmen eğitimcilerinin mezuniyet alanları ile araştırma odaklarının uyumunu incelemektir. Araştırmanın ilk bölümünde alanyazındaki öğretmen eğitimcisi ve matematik öğretmen eğitimcisinin kim olduğu, matematik öğretmen eğitimcilerinin mesleki öğrenmelerini/gelişimlerini nasıl gerçekleştiklerine yönelik bir çerçeve oluşturulmuştur. Matematik öğretmen eğitimcilerinin mezuniyet alanlarının yüksek lisans ve doktora akademik alanları ile uyumu, mezuniyet alanları ile yazdıkları makale çalışmaları ve yaptıkları proje çalışmalarının akademik alan uyumu, mezuniyet alanları ile yaptıkları proje çalışmalarındaki görev dağılımları ve projelerin akademik tür dağılımlarını incelemek amacıyla araştırma soruları oluşturulmuş ve betimsel tarama yapılmıştır. 2019-2021 yılları arasında Türkiye'de görev yapan 478 matematik öğretmen eğitimcisinin YÖK Akademik web adresinden mezuniyet alanlarının akademik alanlarına göre sınıflandırılması, mesleki deneyim sürelerinin belirlenmesi, makale çalışmalarının akademik türleri, proje çalışmalarının akademik alanları, proje çalışmalarındaki görevleri ve yapılan projelerin türlerinin sınıflandırılması yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda matematik öğretmen eğitimcilerinin mezuniyet alanları ile (pür matematik, matematik eğitimi, diğer) makale ve proje çalışmalarındaki akademik alanlarının uyumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Matematik Öğretmen Eğitimcileri, Mesleki Gelişim, Bilgi Kaynağı