Egypt

176 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Latin Amerika ve Ortadoğu'daki askeri darbelerin karşılaştırmalı bir incelemesi ve ABD'nin tutumu: Venezuela ve Mısır

Askeri rejimler; çoğu zaman kalıcı olmayan, güçsüz, iktidarın siyasal zayıflığından dolayı ortaya çıkan istikrarsız yönetim biçimleridir. Bu şekilde yönetilen hükümetlerin genellikle demokrasi geleneğinin zayıf olmasıyla beraber muhalefet partilerinin, derneklerin, baskı ve çıkar gruplarının da etkinliği asgari düzeydedir. Ordu, kendi çıkar ve menfaatine yönelik politikalar üreterek toplumu, devleti, medyayı güç kullanarak kontrol altına alır. Ortadoğu ve Latin Amerika coğrafyaları askeri darbelerin en sık yaşandığı bölgeler arasındadır. Bunun en temel sebepleri; gelişmiş ülkelerle rekabet edebilecek politik yapılara, güçlü ve istikrarlı kurumlara sahip olmamaları, demokrasi geleneğini sürdürememeleri ve küresel piyasa ekonomisinde geri planda kalan dünya devletlerini barındırmalarıdır. Bu çalışmada, Venezuela ve Mısır ülkelerinde birbirinden bağımsız bir şekilde gerçekleşen askeri darbe girişimleri sivil-asker ilişkileri çerçevesinde ele alınmaktadır. Çalışmanın asıl amacı Latin Amerika ve Ortadoğu bölgelerinin sahip oldukları doğal kaynaklar ve stratejik önemleri nedeniyle Venezuela ile Mısır'da yakın dönemlerde gerçekleşen askeri darbeleri açıklayarak benzerliklerini ve farklılıklarını ortaya koymaktır. İlaveten, gerçekleşen askeri darbelerde Amerika Birleşik Devletleri'nin sergilediği tutum ve varsa rolünün hangi boyutlarda olduğuna yer verilmektedir. Bu çalışmanın hipotezi, tarihsel süreç boyunca Mısır ordusunun üst kademesiyle devirdiği hükümet ve Müslüman Kardeşler arasında ideolojik ayrışmalar varken, Venezuela'da ordu komutası ve Maduro hükümeti Chavismo ideolojisi etrafında birleşmektedir. Ayrıca Mısır ve ABD ordusu arasında Enver Sedat dönemine kadar uzanan köklü ilişkilerin olması gerçekleşen darbenin başarılı olmasının önünü açan bir diğer etken olmuştur. Böylelikle darbe öncesi dönemdeki sivil-asker ilişkileriyle beraber ABD'nin bu tezin konusunu oluşturan Venezuela ve Mısır orduları ile ilişkileri de bu ülkelerdeki askeri darbelerin gidişatını etkilemiştir. Anahtar Kelimeler: Askeri Darbe, Mısır, Venezuela, Sivil-Asker İlişkileri, ABD, Chavismo

Amerika Birleşik DevletleriAskeri müdahaleLatin Amerika+5
Fatmagül Günhar
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Muhammed Tevfik Sıdkî'nin hadis ve sünnet anlayışı

XIX. asırda İslâm dünyasında hadis ilmiyle ilgili çalışma ve tartışmaların önemli bölgelerinden biri Mısır'dır. Tevfik Sıdkî'nin zihniyetinin şekillenmesinde önemli etkisi olan Batı'nın Mısır'daki siyasi ve ilmi yapıda oynadığı etken rol İslam dininin kaynakları hakkında hususen hadis-sünnet tartışmalarında gelinen noktayı göstermektedir. Bu amaçla biz de tez konumuzu Mısırlı Tabib Muhammed Tevfik Sıdkî'nin hadis ve sünnet anlayışı çerçevesinde belirledik. Tezimiz giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde; çalışmanın konusu, önemi, amacı ve metodu belirlendi. Çalışmada izlenilen yöntem ve başvurulan kaynaklar hakkında bilgi verildi. Birinci bölümde; Muhammed Tevfik Sıdkî'nin hayatı, yaşadığı dönemin ilmi ve siyasal yapısı, etkilendiği şahsiyetler, düşünce yapısı, peygamber ve sahabe anlayışı, Kur'an'da nesh meselesine bakışı ve eserleri hakkında bilgi verildi. İkinci bölümde ise Tevfik Sıdkî'nin hadis ve sünnet anlayışı üzerinden Kur'an-sünnet ilişkisi, akıl-sünnet ilişkisi, sünnetin bağlayıcılığı, hadis ve sünnet anlayışının fıkhî yorumlarına etkisi konularına değindik. Sonuç bölümüyle de tezimizi tamamlamış olduk. Anahtar Sözcükler: Sünnet, Hadis, Mısır, Muhammed Tevfik Sıdkî.

HadisMısırSünnet
Halil İbrahim Yıldız
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mısırlı neo-klasik şairlerin şiirlerinde II. Abdulhamid Han imajı

Şiirlerde imaj, şairin iç dünyasını yada şairin inanç, kültür veya dış etkenler gibi birçok faktöre bağlı olarak yeniden şekillendirip anlamlandırdığı bir gerçeği tanımamızı sağlayan bir araçtır. Karşılaştırmalı Edebiyatın alt dalı olarak İmajbilim, birbirinden dil ve kültür gibi birçok yönüyle ayrışan farklı toplumların, öteki toplumlar hakkında ürettikleri imajı araştırmaktadır. Araştırmacı yönünden İmajbilim, Arapların gözünde Türk imajını incelemek gibi ötekinin ben hakkında ürettiği imajı konu edinmektedir. Araştırmanın birincil amacı, Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid Han'ın imajını araştırmaktır. Araştırmamızın ikincil amacı, imaj üreticisi Neo-klasik akımın üslup ve özelliklerini karşılaştırma yoluyla incelemektir. Mısır'da ortaya çıkan bu akımın öncülerinin çoğu yine Mısırlı şairlerdir. Araştırmada şiirleri araştırılan şairler, Bârûdî'nin öğrencileri Ahmed Şevkî, Ahmed Nesîm, Hâfız İbrahim, İsmail Sabri, Muhammed Abdülmuttalib ve Veliyyüddin Yeken'dir. İslami klasik şiirin takipçisi olan, ancak taklitten öteye geçmeyi başarıp şiirlerini, kimliklerini güçlendirme ve sömürgeye başkaldırma aracı olarak kullanan bu şairler, şiirlerin beyânî yönü ve içeriğini yenilemede öncü olmuşlardır. Bunun yanı sıra Neo-klasik şairler, halk tarafından kabul görmüş ve dilden dile dolaşmış şiirleri ile de Modern Arap Edebiyat Tarihinde iz bırakmışlardır. II. Abdülhamid'in tarihteki yeri, Neo-klasik akımın, Modern Arap Edebiyatı için bir temel akım niteliğinde olması ve imajı üreten şairlerin birer öncü olması araştırmanın önemini göstermektedir. Ürettikleri imajlar halk tarafından içselleştirilmiş olan söz konusu şairler ve bunların II. Abdülhamid Han'ın aynı dönemde yaşamış olmaları, bu çalışma ile sadece şairlerin değil Mısır'ın da gözündeki II. Abdülhamid imajını da ortaya koyacaktır. Bütün bunlara ek olarak II. Abdülhamid Han'ın imajının bu altı şairin şiirlerinde daha önce araştırılmamış olması da çalışmanın önemini bir başka açıdan arttırmaktadır. Çalışmanın yöntemi, amacına uygun nitel bir araştırma yöntemi olan çoklu bir inceleme yöntemidir. Veriler tarandıktan sonra, araştırmanın konusu olan şairlerin II. Abdülhamid Han hakkında nazmettikleri şiirleri Türkçeye çevrilmiştir ve ardından metin dışı ve metin içi unsurlar dikkate alınarak dilsel analizin ön plana çıktığı çoklu bir inceleme yöntemine tabi tutulmuştur. Bu inceleme yönteminde metin dışı olarak şairlerin hayatları, tarihi ve sosyal bağlam gibi unsurlar dikkate alınmıştır. Metin içi olarak ise birincil olarak imajları ve buna bağlı olarak da akımın üslubunu ortaya koyduğunu tespit ettiğimiz öncelikle cüz'î sonrasında ise külli imaj incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, metin dışı unsurlar olan imajın üretildiği zaman ve mekân, imajı ortaya koyan akım ve şairler incelenmiştir. İkinci bölümde ise ilk olarak şairlerin II. Abdülhamid Han'ı konu edindiği şiirleri verilip ve çevirileri yapılmış; daha sonra ise şiirlerdeki imajlar cüz'î ve külli olarak incelenmiştir.

Abdülhamid IIArap edebiyatıMısır+5
Sümeyye Revşen Okumuş
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki İslamcı dergilerde İhvan-ı müslimin hareketinin algılanış biçimleri

Tez konumuzu, İhvan'ı Müslimin'in Türkiye'de yayın yapan İslamcı dergilerdeki algılanış biçimi oluşturmaktadır. Bu çerçevede İhvan'la ilgili fikirlerin Türkiye'ye ne zaman intikal ettiği ve bu faaliyetlerde şahıs olarak kimlerin çabası bulunduğu araştırılmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda tezimiz iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde İhvan'ın İslamcı dergilerde nasıl algılandığının ortaya çıkarılmasında önem arz eden İslamcı dergiler ve İhvan-ı Müslimin Hareketi'nin tarihsel seyri ve gelişimi incelenmiştir. İkinci bölümde ise belirlenen on altı dergi içinde İslamcı dergilerde İhvan algısı araştırılmıştır. İhvan-ı Müslimin, 1928 yılında Mısır'da ortaya çıkmış ve çeşitli İslam coğrafyalarına etki etmiş en önemli dini hareketlerden biridir. Bu hareket içerisinde Hasan el-Benna, Seyyid Kutub, Abdulkadir Udeh, Said Havva gibi şahsiyetler faaliyet göstererek kendi alanlarında birçok eser kaleme almışlardır. Onlar, dönemin Mısır siyaseti içerisinde baskı ve şiddete maruz kalsalar da, ortaya koydukları fikirlerle İslamcılık düşüncesi içerisinde vazgeçilmez isimlerden olmuşlardır. İslamcı dergilerin tarihsel seyrinin, Türkiye'nin siyasi, dini ve sosyal hayatından bağımsız ele alınması mümkün değildir. II. Meşrutiyet dönemiyle birlikte İslamcılık düşüncesinin fikri alanda kendine yer bulduğu söz konusu dergicilik faaliyetleri, Cumhuriyet dönemi reformlarıyla birlikte 1923 yılından 1947 yılına kadar devam edecek olan bir kesinti dönemine girmiştir. 1950 yılında Demokrat Parti iktidarıyla birlikte kısmı demokrasi ortamının sağlanması, İslamcı fikriyatın tekrar yayın yapma alanına kavuşmasını sağlamıştır. Özellikle de Hareket ve Büyük Doğu dergileri hariç tutulursa diğer dergiler bu dönemde başlayan rahatlama ortamı ile yayın hayatına başlamış ve bu alanda ciddi bir çeşitlenme yaşanmıştır. 1960'lı yılların ortalarından itibaren İslamcılık düşüncesinin ivme kazanmasına yönelik yayın faaliyetlerini de etkileyen yeni bir döneme girilmiştir. Tercüme faaliyetleri olarak adlandırılan bu dönemde 60'lı ve 70'li yıllarda Mısır ve Pakistan'da, 80'li yıllarda da İran'da yazılıp Türkçe'ye çevrilen kitapların Türkiyeli okuyucularla buluşması hedeflenmiştir. Tercüme faaliyetleriyle birlikte Hasan el-Benna ile Seyyid Kutub başta olmak üzere Abdulkadir Udeh, Said Havva gibi isimler tarafından kaleme alınan kitapların tercüme edilmesi Türkiye'de dini, fikri, siyasi ve sosyal düşüncede değişimler yaşanmasına sebep olmuştur. Bu amaca hizmet eden en önemli İslamcı dergi Hilal dergisidir. Hilal dergisi bu faaliyetlere öncülük ederek kendi ifadeleriyle Türkiye'deki İslami uyanışa İhvan'ın eserlerinin Türkiye'de tanınmasıyla katkı yapacağını düşünmüştür. Hilal başta olmak üzere İslamcı dergilerin büyük bölümünde, İhvan'ı Müslimin Hareketi'ne yönelik yaklaşımın olumlu olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bunlar arasında söz konusu hareketle bağlantılı olarak tasavvuf, Selefilik, tekfircilik, cahili toplum gibi kavramlara yönelik eleştirilerin olduğu da görülmektedir. Bu doğrultuda Cemalettin Efgâni ve Muhammed Abduh gibi isimler merkeze yerleştirilmiştir. Özellikle İslami Hareket isimli derginin İhvan'ın Efgâni ile ilişkisini reddetmesi dikkat çekicidir. Ayrıca Büyük Doğu dergisi de İhvan'ı, Seyyid Kutub özelinde eleştirilere tabi tutmaktadır.

Dini hareketlerHasan el-BennaMısır+7
Elif Gül Özdemir
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

A comparative study between countries hosting Syrian refugees' entrepreneurs: Turkey, Germany, and Egypt case

The study intends to explore the influence of refugee entrepreneurs on the host countries, especially in the context of business sectors. The study focuses on Egypt, Germany, and Turkey to examine the effects of Syrian refugee entrepreneurs on the economic sectors of the communities that have embraced them. This research investigates the role of Syrian refugee entrepreneurs on the local business sector. The study adopts a mixed approach, thereby collecting both qualitative and quantitative data. Snowball sampling was used for selecting the sample population and the research was supported by 6 key informants interviews (KIIs), with the help of 6 Syrian as well as local experts. Descriptive and inferential statistical analyses were conducted along with Chi- Square analyses using SPSS. The findings show that the investments made by Syrian refugees as entrepreneurs had a favorable contribution on the foundation of new firms, creating new jobs, expanding access to resources, and developing revenue. The results indicate that the entrepreneurial endeavors of Syrian refugees have a considerable role on the economic sectors of the host communities. Besides, Syrian businesses operating in Host nations significantly influenced the labor market by fostering greater access to employment, increased sales and local business expansion due to an increase in customers, promotion of overseas sales, increased accessibility to financial resources, market expansion and easy access to resources, encouragement of the entrepreneurial spirit, and influence on the labor market's social culture. Language barriers, poor accessibility to funding and loans, business plan development, difficulties in marketing products, legal issues, fear of failure, commercial arrangements and challenges in balancing family life and work have proven to be the most significant obstacle for Syrian businesses doing operations in their host countries. Keywords: Entrepreneurship, Immigration, Syrian, Host communities, and Refugees

GermanyEntrepreneursEntrepreneurship+6
Rudaınah Alhamdanalhajtbn
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Stagflasyon kavramı, nedeni ve sonuçları Mısır örneği

OPEC üyelerinin 1973 savaşında İsrail'i destekleyen ülkelere karşı petrolü siyasi bir baskı aracı olarak kullanması, küresel ekonomik ortamda büyük etki yaratmıştı. O dönemde petrol fiyatlarında yaşanan önemli artışın ardından Phillips'in ünlü eğrisindeki işsizlik ile enflasyon arasında ters yönlü ilişki olduğu iddiası gözden düşmüştür. Sonuç olarak, işsizlik ve enflasyon ilk kez aynı anda arttığı için Keynesyen analiz önemli eleştiriler almıştır.Bu ekonomik duruma stagflasyon adı verilmiştir. Ekonomi okulları, stagflasyonun birleşik bir yorumu üzerinde anlaşmaya varmamış ve İktisatçılar arasında olguyu açıklanması, ortaya çıkış nedenleri ve ortadan kaldırma yöntemleri konusunda görüş ayrılığına varmıştır. Bu çalışmanın amacı, stagflasyon olgusunu kısaca teorik çerçevede açıklamak; ardından aynı olgunun Mısır Devleti'nde ortaya çıkışını teorik olarak incelemek vestagflasyonu, işsizlik ve enflasyonun toplamı alınarak büyüme oranı ile ilişkisi1973-2020dönemi için araştırmaktır.Çalışma,1998-2002 dönemi hariç, Mısır ekonomisinin 1979-2020 döneminde stagflasyon yaşamış olduğu sonucuna varmıştır. Mısır'da stagflasyon ilk kez 1979 yılında ortaya çıkmıştır. Bunu, 1976 yılında uygulanan ekonomik dışa açıklık politikası nedeniyle ve aynı yıl enflasyonla mücadele için faiz oranlarının yükseltilmesi yatırım ve istihdamı olumsuz etkilemiştir. Bu çalışmada, Johansen Eşbütünleşme analizine göre, değişkenler arasında uzun dönemli ilişki gözlenmiştir. Mısır'da stagflasyon oranı ile ekonomik büyüme oranı arasında ters yönlü ilişki olduğu açıktır. Stagflasyon oranı %1 arttığında ekonomik büyüme oranı %0,326 azalmaktadır.Hata düzeltme modeli (ECM) hesaplanmıştır, buna göre modele bir şok geldiğinde ilişki zaman içinde tekrar dengeye gelebilmektedir.Son olarak CUSUM kare testi yapılmıştır. Ve model kurma hatasına restlenmemiştir.

EnflasyonMısırPhillips eğrisi+2
Alı Alomar Albaklı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Birinci Dünya Savaşı sırasında İkdam Gazetesine göre Mısır meselesi (1 Ağustos 1914-Ağustos 1916)

Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı başladığında askeri yönden yıpranmış durumdaydı. Bir süre tarafsızlığını sürdürse de varlığını korumak için Almanya'nın yanında savaşa girmiş, 2 Ağustos 1914 tarihinde Almanya ile ittifak kurmuştur. Almanya'nın bu ittifaktan beklentisi Batı Cephesine uzak doğudan gelecek olan İngiliz sömürgesindeki kuvvetlerin Süveyş kanalında Osmanlı Devleti tarafından önlenmesiydi. Kanala ilk saldırı 2\3 Şubat 1915 yılında gerçekleşmiş ve başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Osmanlı Devleti geri çekilmek durumunda kalmıştır. 1915 yılı, eksikleri gidermek ve yeni saldırıya hazırlanmakla geçmiştir. 1916 yılında ise, İkinci bir Kanal Seferi planlandığı gibi gitmeyerek başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Böylece Kanal Seferleri 1916 yılında son bulmuştur. Biz de bu çerçevede, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin açtığı cepheler içerisinde İngiltere ve Osmanlı Devlet'i için askeri ve ticari öneme sahip olan Süveyş Kanalı'nın, hem Osmanlı basınına yansımaları hem de İkdam gazetesi içerisinde yer alan Mısır meselesi ile ilgili metinleri inceledik. Araştırmamız, Birinci Dünya Savaşı'nda Süveyş kanalının durumu ve Mısır'da yaşanan olaylar hakkında hem dış haber kaynaklı hem de İkdam yazarlarının konu ile yazılarını içermektedir. Ayrıca, gazetenin konuyla ilgili görüşleri de değerlendirilmeye çalışılmıştır.

Dünya Savaşı IGazetelerMısır+7
Meltem Sarıoğlu
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessAR

(تحفة الحبيب للعالم المصري سويدان الدمليجي دراسة وتحقيق)

This thesis deals with two parts: The first part contains two aspects: The first aspect: The discussion was about the efforts of one of the most distinguished scholars who has a high and lofty stature among scholars and in the field of science, namely: Sheikh Al-Faqih Al-Nahwi "Abdullah Bin Ali Bin Abd Al-Rahman Al-Damliji," the well-known as Suwaidan Al-Shafi'i (d. 1234 AH), where the talk was about his scientific life, his sheikhs and students, his books and writings, his scientific status, his doctrine and his creed, and then I concluded it with his death. As for the second aspect: I explained in it the methodology of Sheikh Al-Damliji, which is: his general approach to interpretation. And his approach in his interpretation of the verses of legal rulings, and his approach and resources in the hadith of the Prophet, and the description of the manuscript. As for the second section: it was related to the achievement aspect of the text of the manuscript, and the abstracting of the texts contained therein, following the sober scientific method followed by the scholars of this art in achievement and directing. It is important and worth noting that I mentioned the effort of Sheikh Al-Damliji in his manuscript, as one of his valuable efforts was that he collected forty verses from the Holy Qur'an in various issues and explained them in a scientifically, rich and valuable manner, accompanied by authentic prophetic hadiths, effects and sayings acceptable to scholars, and in some places he refers to a jurisprudential dispute in issue and choose the most correct ones. Keywords: Masterpiece, İnterpretation, Verses, Authentic Hadiths, Achievement, Manuscript.

Junaıd Fuaad Sultan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mısır'da ilköğretim 1. ve 2. sınıflarda İslam din eğitimi (Ders kitapları üzerine bir analiz)

Mısır'da ilk, orta ve yüksek öğretim faaliyetleri, Ezher Eğitim Kurumlarının 1960'ta devlete bağlanmasından bu yana hem genel devlet okulları hem de Ezher tarafından yürütülmektedir. İlköğretimdeki "İslam Din Eğitimi" dersi ve kitabı Ezher ile diğer devlet okullarında ortak olup Ezher'de buna ek olarak Kur'an-ı Kerim dersi bulunmaktadır. İlköğretimin 1. ve 2. sınıfları öğrenci açısından henüz okuma-yazmayı öğrenme aşaması olduğundan, bu sınıfların İslam Din Eğitimi kitaplarında seviye göz önünde bulundurulmuş, özellikle 1. sınıfın ilk ünitesinde konu metinleri çok kısa tutulmuştur. Her ünitenin ve konunun girişinde hedefler ortaya konulmuş, her konuya özgü tartışma konusu belirlenmiş ve konu sonunda alıştırmalara yer verilmiştir. Her bir dönemde 3 ünite, her ünitede ise 3 konu bulunmakta olup her bir dönemdeki toplam sayfa sayısı 40-45'i bulmaktadır. Her iki kitapta pedagojik ilke ve kuralların genel anlamda uygulandığı gözlemlenmektedir. Ezher'in İlköğretim kademelerindeki Kur'an-ı Kerim derslerinde, 1. sınıfta Amme cüzü (30.cüz), 2.sınıfta 28. ve 29. cüzler ezberletilmektedir.

Ders kitaplarıDin eğitimiEğitim+6
Ayşe Kocabaş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

The Arab Spring: Tunisia, Egypt and the US foreign policy

The United states' foreign policy towards the middle east has always been a matter of discussion in the Arab countries. The basis on which the US built its Middle East policy was put to test when the Arab spring broke out. Stability was the US top priority in the region, but when the dictatorships collapsed in Tunisia and Egypt, the response from the American side to each country under investigation differed. The purpose of this thesis is to understand the reason behind such behavior of the US. Therefore, it becomes important to examine the basis on which the United States builds its Middle East policy, and the U.S. response to the Arab Awakening in these countries? Also, how the US deals with the emerging ruling elites in Tunisia and Egypt after the dramatic changes that took place is being examined within the scope of the aforementioned question. The method used in this thesis is the semi-structured interviews and secondary date to enhance the research. This research indicates that on one hand, the United States have chosen stability and interests over values of democracy and good governance in Egypt by supporting the military the military coup in 2013. On the other hand, the US provided financial support to the Tunisian government and non-governmental organizations, to help the new regime survive which would eventually prevent the rise of extremism in the country. While the concern for stability made the US support the military coup in Egypt, it made the US assist the democratically elected government in Tunisia. For the US stability meant the prevention of the rise of extreme movements and developments that would strengthen the radical movements and put the Israeli security at risk. Key words: Arab Awakening, Democracy and governance "referred to as DG", US Foreign policy.

United States of AmericaThe Arab SpringEgypt+5
Mohammad Yahya Fares
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

"Arap Baharı" sonrası Orta Doğu'da su sorunu: Mısır ve Suriye örnekleri

Bu çalışmanın konusu, küresel iklim değişimi ile birlikte "Arap Baharı" sonrasında Orta Doğu Bölgesi'nde yaşanan su sorunlarını Mısır Arap Cumhuriyeti ve Suriye Arap Cumhuriyeti örneklemleri üzerinden incelemektir. Bu çalışmada su sorunu, Arap Baharı sonrasında çalışmanın konusu ülkeler ve halkları nezdinde su kıtlığı, su güvenliği, gıda kıtlığı ve gıda güvenliği çerçevesinde ele alınmıştır. "Arap Baharı"nın Orta Doğu coğrafyasında son derece önemli sosyal, ekonomik, siyasi ve demografik değişiklikler meydana getirdiğine sürekli değinilmektedir. Yalnız bu değişikliklerin neler olduğu, su sorunun bu değişikliklerden ne derece etkilendiği ile ilgili çalışmalar yetersizdir. Bu çalışma, literatürde böyle bir eksikliğin giderilmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Çalışmada küresel iklim değişimine değinilmiştir. Yalnız bu konu, küresel iklim değişiminin su kaynakları üzerindeki etkisi ile sınırlı tutulmuştur. Aynı zamanda Orta Doğu bölgesi denildiğinde çok geniş bir coğrafya kastedilmektedir. Bu bakımından bölgenin iki önemli ve birbirinden farklı su sorunu yaşayan devletleri olan Mısır Arap Cumhuriyeti ve Suriye Arap Cumhuriyeti incelenmiştir. Bu çalışmanın sonucunda küresel iklim değişimi ve buna bağlı oluşan su sorununun bahsi geçen ülkelerde mevcut durumu daha da tırmandırdığı/kötüleştirdiği ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: İklim Değişimi, Su Sorunu, Arap Baharı, Suriye, Mısır.

Arap BaharıMısırOrtadoğu+3
Nurefşen Kamarı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Arap Baharı'nın Türkiye'ye ekonomik ve siyasi etkileri: Seçilmiş ülkeler üzerine değerlendirme

Ortadoğu bölgesi, dünya ticaretinin büyük bir bölümünün geçiş güzergahının bölgedeki boğazlardan sağlanması ve üç büyük dinin kutsal mekanlarına ev sahipliği yapmasının yanı sıra zengin enerji kaynaklarına sahip olması nedeniyle her geçen gün önem kazanan bir coğrafya olmuştur. 2010 yılında bireysel bir eylem olarak başlayan ve domino etkisiyle bu bölgede toplumsal bir hareket ve protestoya dönüşen olaylar Arap Baharı olarak adlandırılmıştır. Arap Baharı'nın hem Baharı yaşayan hem de çevre ülkelerde ekonomik, siyasi ve sosyal etkileri olmuştur. Arap Baharı'nın yaşandığı ülkeler ile yakın ilişkisi olan Türkiye de yakın coğrafyasında olan bu süreçten ekonomik ve siyasi anlamda etkilenmiştir. Arap Baharı'nın Türkiye'ye etkisi, sadece Suriye'den Türkiye'ye gelen Suriyeli sığınmacılara ayrılan bütçesi olmamıştır. Türkiye, Arap Baharı'ndan çok farklı şekillerde etkilenmiştir ve hala da etkilenmektedir. Çalışmada, Arap Baharı sürecinde Arap Baharı'nı yaşayan ülkelerden Mısır, Libya, Tunus ve Suriye'nin Türkiye ile olan ekonomik ve siyasi ilişkilerinin, Türk ekonomisine ve siyasetine etkileri analiz edilmiştir. Bu çalışma ile Arap Baharı'nın Türkiye'nin bu ülkeler ile olan ekonomik ve politik ilişkilerini nasıl etkilediği resmî kurumlardan elde edilen veriler ile incelenmiştir. Resmî kurumların ve kişilerin açıklamalarına göre Arap Baharı'nın Türkiye'ye ekonomik maliyeti yüksek olmuştur. Arap Baharı'ndan önce bölge devletleri ile siyasi ilişkileri olumlu olan Türkiye'nin Bahar'dan sonra siyasi ilişkilerinde de gerileme yaşamıştır. Bu çalışmada Arap Baharı'nın Türkiye'ye politik ve ekonomik etkileri incelendiğinde, Türkiye'nin bölge devletleri ile olan siyasi ve ekonomik ilişkilerinde sorunların meydana geldiği gözlemlenmiştir. Son olarak çalışmayla ülkeler arasındaki ilişkileri belirleyen dış politika ve ekonomi bilimleri arasında çok yakın bir bağlantı olduğu yadsınamaz bir gerçek olduğu gösterilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Arap Baharı, Ekonomik Etki, Ortadoğu, Siyasi Etki, Türkiye.

Arap BaharıEkonomik etkiLibya+7
Fatih Musab Yılmaz
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Devrimden darbeye: Mısır'da demokrasiye geçiş çabalarının analizi

2010 Aralık ayından itibaren Ortadoğu'da yaşanan devrimlerle bölgede yaşanan rejim değişiklikleri ve demokratikleşme süreçleri, üzerinde durulması gereken çalışma alanlarından biri olmuştur. Arap Baharı olarak adlandırılan bu süreci yaşayan ülkelerden biri olan Mısır'da halk, otuz yıllık bir rejime son vermiş ve demokrasiye geçiş süreci başlamıştır. Bu tez de Mısır'ın 2011 yılında yaşadığı devrim sonrasında içine girdiği sürecin demokratikleşme ile bağlantısı olup olmadığını, Mısır'da demokrasiye geçişi başlatan etkenleri, bu süreçte yer alan aktörlerin demokratikleşmeyle olan ilişkisini, demokratikleşme teorileri bağlamında incelemiştir. Geçiş teorisinin ağırlıkta olduğu bu inceleme sonucu; devrim sonrasında aktörler arasında sağlanamayan uzlaşının demokratikleşme sürecini etkilediği, bunun sonucunda yaşanan darbeyle geçiş sürecinin sona erdiği sonucuna varılmıştır.

Arap BaharıAskeri müdahaleDemokrasi+4
Büşra Öztekin
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Multiplying effect of energy resources: Curtailing the long-lasting confrontation of Egypt and Israel state

Standing as historically conflicting actors within the scope of safety and security concerns, the two major actors of the Eastern Mediterranean, Egypt and Israel State have taken grand steps and advanced from fierce hostility to regional collaboration in a relatively short period of time in accordance with the necessities of modern and trending norm that is the Globalization within the scope of free-market capitalism and thusly set a good example to the non-negligible effects of pragmatic measures including the cooperation on the basis of natural resources and energy causing direct alterations in interactions on international level. In accordance with the example in the region in regard to the historically advancing relations between Egypt and Israel State, the aim of this study is to analyze the potential contribution of Neorealist motives to the very probable and substantial regional peace or conflict which would, followingly, set a basis for the probability of international peace or inclined tensions within the scope of natural resources and energy while indirectly fortifying the national incentives of safety and security, national interests and survival; proving, once more, that the exigence of elements required for the continuation of states overcome the constructed elements as well as fundamental ideals.

Regional cooperationEnergyEnergy resources+5
Ümit Çağlayan Arslan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

II. Abdülhamit Döneminde Osmanlı - Mısır ilişkileri

Bu tezin amacı, Yıldız Sarayı ile Mısır Hıdivliği arasındaki ilişkileri inceleyerek Mısır'ın II. Abdülhamit döneminde Osmanlı Devleti içerisindeki konumunun ne olduğunu tespit etmektir. Meseleyi daha iyi anlamak için öncelikle Mısır coğrafyasına ve Mısır'ın II. Abdülhamit döneminden önceki durumuna dair bilgi edinmeye ihtiyaç duyulmuştur. Bu sebeple ilk bölüm tamamen bu konuya ayrılarak antik çağdan, II. Abdülhamit'in tahta çıkışına kadar olan uzun süreçte Mısır'ın yaşadığı siyasi dönüşümler genel hatlarıyla ele alınmıştır. Böylece Mısır'da II. Abdülhamit dönemine gelindiğinde karşılaşılan problemlerin tarihi arka planını ortaya koymak hedeflenmiştir. 1841'de Kavalalı Mehmet Ali'ye verilen fermanla özerk ve imtiyazlı bir eyalet haline gelen Mısır'ın, II. Abdülhamit'in selefi Abdülaziz zamanında imtiyazlarını nasıl daha da arttırdığı ve Hıdivlik statüsüne kavuştuğu anlatılmıştır. İkinci kısımda, önce II. Abdülhamit'in tahta çıktığı sırada Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu genel durum ve problemler özetlenmiştir. Osmanlı-Rus harbi sırasında Hıdiv İsmail'in Osmanlı Devleti'ne askeri yardım yükümlülüğünü yerine getirdiği görülmüştür. Ancak Abdülhamit 1879'da Avrupa baskısıyla İsmail Paşa'yı Hıdivlikten alıp yerine oğlu Tevfik'i tayin etmek zorunda kalmıştır. 1881'de ise Mısır'da çıkan Urabi Paşa isyanı ile meşgul olmuştur. Bu isyan Mısır'ın 1882'de İngiliz işgaline düşmesiyle sonuçlanmıştır. Fiili (de facto) İngiliz işgaline rağmen Osmanlı egemenliğinin hukuken (de jure) devam ettiği Mısır'da 1885 yılından 1908'e kadar Ahmet Muhtar Paşa, "Mısır Yüksek Komiseri" unvanıyla Osmanlı Devleti'nin temsilcisi olarak bulundurulmuştur. 1892'de Tevfik vefat edince oğlu II. Abbas veraset kuralları gereği yeni Hıdiv tayin edilmiştir. Abdülhamit bu tarihten sonra İngilizlerin Akabe körfezinde yayılmalarını engellemeye çalışırken, bir yandan da Mısır'da kendisi aleyhinde muhalif faaliyetlerde bulunan Jön Türkler ile meşguldür.

Abdülhamid IIMısırOsmanlı Devleti+1
Ahmet Hikmet Kıvrak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Nabia Abbott'un "The Kurrah Papyri from Aphrodito in the Oriental Institute" isimli eseri ve değerlendirmesi

Özellikle 20. yüzyılın başından itibaren hız kazanan papiroloji çalışmaları ile Mısır merkezli olmak üzere geniş bir coğrafyanın farklı tarihî devrelerine dair sosyal, ekonomik, siyasî ve tarihî değerlendirmelerde bulunulmuştur. Farklı yıllarda yapılmış bu keşifler içinde en çok dikkat çekenlerinden bir tanesi şimdiki Eşkû'da bulunmuş olan papirüslerdir ki bunlar Mısır'daki erken dönem İslamî devre dair birçok hususa ışık tutmuştur. Bu buluntular içinde de, beş yıl valilik yapmış bulunan, Emeviler'in Mısır Valisi Kurre b. Şerik'e ait 115 adet mektup tarihsel ve dilbilimsel olarak büyük bir önem arz etmektedir. Nabia Abbott da papirüslere tarihsel yaklaşımın bir temsilcisi olarak yazdığı eserinde Chicago Üniversitesi bünyesindeki Oriental Institute'deki beş Kurre mektubunu merkeze alarak ve diğer papirüslerden de faydalanarak önce Mısır'da geç Bizans dönemi sonra da erken İslam döneminde vergilendirme, yönetim ve adalet mekanizması ve dinî durum hakkında yorumlar yapar. Çalışmamızda bazen bu yorumlar desteklenerek ve bazen de kıyaslamalarla kritiğe tabi tutularak değerlendirilmiştir.

Abbott, NabiaBiyografiMektuplar+1
Murat Ersin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaçağ Doğu Hıristiyanlığında mistik hayat

Monastisizmin kaynağına baktığımızda, onu, koğuşturmanın korkusundan güçlü bir şekilde etkilenen, sıradan meşguliyetlerini terk eden, kendilerini güvenlik için dağlara, ıssız çöllere ve yeryüzünün karanlık mağaralarına çeken, doğuda erken dönem Hıristiyanlarının yarattığını keşfederiz. Ancak monastisizm ideali bir yol olarak istisnasız bir şekilde Yahudi, Pagan veya Hıristiyan olsun neredeyse dünyanın tüm dinlerinde bulunur. Doğu'da Kilise'nin ilk doktorları İskenderiye'li Clement ve Origen inziva hayatını övdüler. Onlar, kişinin arınması ve kendisini Tanrı'ya adamasının gerekli koşulunun bir insanın düşüncelerini ve tutkularını kontrol etmesinden geçtiğini ifade ettiler. Mısır'da ilk ve en önemli hermitlerden biri St. Antony örneği, birçoğunu münzevi hayatı kabul etmesi için ikna etti. Birçok kişi çölde ıssızlığı ve münzevilerin bu yolunu takip etti ve çok geçmeden çölü adeta akrabalarını terk eden ve kendilerini semanın tabiiyetine adayan keşişlerden bir şehir olan Mısır'ın dağlarında manastırlar teşekkül etti.Doğu manastırcılığı, çoğunlukla ifade edildiği gibi iki şekilde gelişti: cenobitik hayat ve hermit hayatı. Öncekiler, onların düzenli kurallar ve disiplin altında yaşayışlarından dolayı; sonrakiler de onların kendi bireysel usullerini düzenlemekte ki aşırı taassuplarından ve birbirleri ile hiçbir münasebette bulunmamalarından dolayı bu şekilde adlandırıldı. Aziz Antony, hermit hayatının kurucusuydu. Cenobitik hayat ise ilk manastır ?Kural?ını tesis eden Aziz Pachomius ile başlatıldı. Biraz sonra Aziz Basil bir başka ?Kural? tanzim etti ve bu tüm doğuda Pachomius'un ?Kural?ının yerine geçti. Küçük Asya'da Aziz Basil'in etkisi altında, doğu monastisizmi gelişimini tamamladı ve son şeklini aldı. Suriye ve Mezopotamya'nın keşişleri ise uzun bir zaman birbirlerinden ayrı olarak ve her biri kendi yolunda, bir baş keşişin hükmü olmaksızın yaşadı. Anadolu'da, Suriye'de ve Filistin'de manastır hayatının yayılması müthiş bir literatürü de beraberinde getirdi.Hıristiyanlıktan önce ve erken doğu Hıristiyanlığında, inziva hayatının ne ifade ettiği bu çalışmanın konusunu teşkil etmektedir.

AnadoluDoğu toplumuErken Bizans+8
Murat Tural
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Tolunoğullarının kuruluşundan İhşidilerin yıkılışına kadar Mısırda gayri müslimler

Mısır Firavunlardan sonra tarih boyunca pek çok devletin hâkimiyeti altında yaşamıştır. İslâm fethinden az önce de Sasaniler'in ve Bizans'ın yönetiminde kalmıştır. Mısır, Müslümanların hâkimiyeti altına girdikten sonra da Mısır merkezli bir devlet idaresine ilk defa Tolunoğulları, ikinci defa da İhşidîler dönemlerinde kavuşmuştur.Diğer taraftan Mısır, ilahî dinlerin ortaya çıktığı Ortadoğu coğrafyasının en önemli bölgelerinden biridir.Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâmiyet Mısır'da yayılan dinlerdendir. Uzun yıllar Müslümanların idaresi altında burada yaşayan gayr-i Müslimlerin dini, siyasi, iktisadi ve ictimai bakımdan yaşamları çeşitli araştırmalara konu olmuştur. Ancak ?Tolunoğulları'ndan İhşidîler'in Sonuna Kadar Gayr-i Müslimler'in Durumları? müstakil olarak ülkemizde bir inceleme konusu olmamıştır. Bu çalışma, konuyu bu yönüyle ele almak için yapılmıştır.

GayrimüslimlerMısırİslami Dönem
Ahmet Sağlam
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Mısır'da Müslüman Kardeşler örgütü: Dünü, bugünü ve ideolojisi

11 Eylül hadisesi sonrasında değişen A.B.D. politikaları, uzun yıllar boyunca otokrasiyle yönetilmekten muzdarip olan Orta Doğu ülkelerinde halk hareketlerini tetiklemiştir. İcra edilen kitlesel eylemler, köklü sosyal gruplar ve gelişen iletişim ağları sayesinde bu ülkelerde demokratik dönüşümün yaşanmasına zemin hazırlamıştır. 'Arap Baharı' adı verilen bu sürecin kazananları arasında yer alan ve Mısır'da iktidar olmayı başaran sosyal gruplardan 'Müslüman Kardeşler Cemiyeti' tezin ana öğesidir. Tezin amacı; Mısır'da İslam tandanslı bir hayır derneği olarak kurulan Müslüman Kardeşler Cemiyeti'nin ideolojik ve politik gelişimini, Mısır siyasi tarihi paralelinde ele alarak analiz etmektir. Tezde, Cemiyet'in neden ve nasıl ortaya çıktığı ve günümüze kadar hangi siyasi ve ideolojik kimlikleri benimsediği incelenmiştir. Kadim Mısır'dan günümüze kadar yaşanan siyasi gelişmeler ışığında 'Mısır politik kültürü' betimlenmiş ve 'İslami düşünce' nin çeşitlenmesi ekseninde Cemiyet'in kuruluşu, gelişimi ve mevcut durumu ele alınmıştır. Bu amaçla Türkçe, Arapça ve İngilizce literatür taranmış, güncel gelişmelere yer verilmiştir. Tezde, 'İslam modernizmi' akımından beslenen ve 'kökenci İslam' anlayışını müteakiben 'radikal İslam' düşüncesine kayan Cemiyet'in, ideolojik açıdan son olarak 'ılımlı İslam' biçiminde nitelenen pozisyonda durduğu; İslami yönetim taleplerinin yerini demokratik yönetim söylemlerinin aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca başlangıçta siyasetten uzak kalma stratejisi izleyen Cemiyet'in, yerel ve uluslararası politik gelişmeler sonrasında siyasileştiği anlaşılmıştır. Mısır'ın sosyo-ekonomik durumunun ve halkın 2011 Devrimi sonrasında istediğini alabilecek potansiyele sahip olmasının, halen iktidar olan Cemiyet'in elini zayıflattığı gözlemlenmiştir. Ancak Orta Doğu'nun genelinde var olan yapılanması sayesinde Müslüman Kardeşler Cemiyeti'nin önemli bir siyasal aktör olarak kalacağı düşünülmektedir.

Arap BaharıDemokrasiMüslüman Kardeşler+5
Halil İbrahim Canbegi
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Mısır'da orta sınıfların yükselişi: Refahın güce dönüşmesi

Bu tezin amacı, Mısır Devriminin itici gücünün orta sınıflar olduğu ve devrim sonrası düzenin yine orta sınıflar lehine bir atmosfer oluşturduğunun vurgulanmasıdır. Mısır?ın yaşadığı sosyal dönüşüm Eisenstadt?ın modernleşme kuramı çerçevesinde ele alınmaktadır. Neo-patrimonyal toplumların modern döneme geçiş sürecinde tatbik etmesi gereken sistemsel değişimler Mısır siyasi ve ekonomik tarihi irdelenerek anlatılmaya çalışılmaktadır. Siyasi otoritenin devrilmesi ile başlayan devrimci sürecin devam edebilmesi ve saf devrime ulaşabilmek için eski rejimin kalıntılarının tasfiye edilmesi gerektiği çalışmanın ulaştığı sonuçlardan biridir. Müslüman Kardeşler ile başlayan İslami yükselişin ideolojik değil, gelir düzeyine göre değişen sınıfsal yapılanmanın bir parçası olduğu ise çalışmanın sonuçlarından bir diğeridir. Anahtar Sözcükler: 1. 2011 Mısır Devrimi 2. Orta Sınıf 3. Çoğul Moderniteler 4. Neo-patrimonyal Toplum 5. Saf Devrim

DevrimlerGüçModernite+5
Nilgün Eliküçük
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between Egypt and Hamas after the Arab uprisings: From ideological discrepancies to reconciliation

The bilateral relations between Egypt and Hamas have been very complex and multifaceted, and characterized by ups and downs. The Hamas takeover of Gaza in 2007, the Arab uprisings, and the military takeover in Egypt in 2013 were among the most important turning points in this relationship. Relations followed the expected course, except for the rapprochement that took place in the post-Arab uprisings period since 2017. To unravel the mystery of this rapprochement between the two sides, this study traced the history of bilateral relations through empirical comprehensive analysis and explanation. It argued that this rapprochement can be explained by realpolitik. It argued that the rapprochement was achieved by both sides embracing their own and common interests. However, to build trust, Hamas had to make some changes in its stance and political vision. Hamas desired the rapprochement with Egypt because it is the only way out of the geopolitical deadlock and humanitarian crisis in Gaza, and the most viable negotiation channel with its rivals. On the other hand, Egypt embraced it to restore its leadership position in the region and consolidate its national security with coordination with Hamas. Keywords: Egypt, Hamas, Middle East, Muslim Brotherhood, Realpolitik

ArabsHamas organizationMuslim Brotherhood+4
Yazan M.k. Qunis
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The Palestinian issue in the Turkish and Egyptian foregin policies in the post Arab Spring era: A comparative study

This thesis aims to present a comparative analysis for the roles Egypt and Türkiye pursued towards the Palestinian issue in the post Arab Spring era in order to give a more detailed picture about these two prominent powers' stances towards the issue in terms of both rhetoric and application especially that the post Arab Spring era witnessed several dynamic transformations. These transformations took place in the Arab Spring countries and impacted the other countries in the region. The Palestinian issue was not an exception. The relations between the main Palestinian factions have undergone several changes the Palestinian people embarked on their own uprisings, Jerusalem became the center of several developments and Israel has waged four wars against Gaza and increased the settlements' construction. Moreover, external developments impacted the Palestinian issue including the US policies especially in Trump era in addition to the normalization process between Israel and the Gulf countries. Meanwhile, Egypt and Türkiye had new preoccupations and priorities. However, the Palestinan issue was still significant for both of them. This significance was translated in a set of roles they adopted towards the Palestinian cause including the mediator, developer and defender roles. The core of this thesis revolves around explaining these two states' role conceptions, these roles' performance mechanisms and their material and ideational sources as variables to compare between the two states' attitudes towards the dynamics of the Palestinian issue. The thesis finds out that the two countries had performed almost the same roles with different degrees and various instruments. It also shows that they were neither extremely different nor completely identical in conducting these roles. They had both similar and different aspects of their performance towards the Palestinian issue and the Palestinians in times of war and peace. Moreover, each of them possessed different comparative advantages which made them master some roles. English Keywords: role conception, performance mechanism, mediator, defender, developer

MediationThe Arab SpringPalestine problem+7
Samah Khader Izzat Karamah
Ankara Social Science University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mısır ve Sudan'ın çözülemeyen problemi Hala'ib Üçgeni

Azerbaycan'ın Karabağ müdahalesi ve yaklaşık otuz yıldır Ermenistan işgali altındaki topraklarını geri alması benzer bir senaryonun Orta Doğu'da benzer nitelikteki Halayeb bölgesinde de aynı şekilde bir askeri müdahalenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği soru-larını gündeme getirmiştir. Mısır ve Sudan arasında bir asırdan fazla süredir sorun teşkil eden bu bölge hem tarihi arka planı hem de geçmişte yaşanan gelişmeler açısından kendine has özelliklere sahiptir. İngiltere'nin bölgeye gelmesi ardından imzalanan 1899 Condominium Andlaşması ile kıvılcım almış bu sorun 1992 yılında Mısırın bölgeye asker göndermesi ile alevlenmiş ve bu tarihten günümüze kadar da uluslararası huku-kun da dahil olduğu ve hala daha çözülemeyen bir problem haline gelmiştir. Bu sorun her ne kadar dünyadaki diğer devletlerarası sınır sorunlara yapı itibarı ile benzese de kendine has ayırt edici yanları mevcuttur. Bu çalışma ile bir asırdan fazladır devam eden Halayeb Üçgeni problemini çözülemez kılan nedenlere, bölgede yaşanan gelişme-lerin kronolojik olarak tarihi analiz yöntemi kullanılarak incelenmesi yoluyla ışık tu-tulmaya çalışılacaktır. Bununla beraber sınır sorunu yaşayan devletlerin bölgedeki poli-tikaları, bölge üzerindeki iddiaları ve uluslararası hukukta bu sorunun çözümüne dair atılan adımlar ve sorunun geleceğine dair beklentilere de yer verilecektir.

HalaibMısırSudan+2
Şuayp Ömer Öztürk
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Başlangıcından M.Ö. 2. binyılın sonuna kadar Kıbrıs Mısır ilişkileri

Akdeniz'in üçüncü büyük adası olan Kıbrıs, Doğu Akdeniz'de bulunan Mısır, Levant ve Anadolu'ya komşudur. Coğrafi konumundan ötürü geçiş güzergâhı görevi üstlenen Ada, siyasi ve ticari ilişkilerde aktif rol oynamıştır. İlişki içerisinde olduğu kültürleri etkileyen ve onlardan etkilenen Kıbrıs, ticari aktivitenin altın çağını yaşadığı Geç Tunç Çağı'nda bakır, kereste ve keramik gibi aranan birçok hammadde ve işlenmiş ürüne sahip olduğu için kısa zamanda politik ve ekonomik açıdan güç kazanır. M.Ö. 2. Binyıl Ada'nın Mısır, Yakın Doğu ve Ege medeniyetleri ile yakın ilişkiler kurduğu bir dönemdir. Konumuz gereği Kıbrıs Mısır özeline baktığımızda Mısır kralı (Firavunu), Alašia kralı arasındaki yazışmaları gösteren Amarna Mektupları, Geç Tunç Çağı'nda yapılan ticareti gösteren en önemli bulgulardan biri olan Uluburun Batığı, mütevazı yükü ile Gelidonya Batığı, karada birçok noktada ele geçen arkeolojik buluntular ikili ilişkilerin ne denli sık bir dokuya sahip olduğunu gösteren kıymetli kaynaklardır. Bahsi geçen kaynaklar aracılığıyla başlangıcından M.Ö.2. binin sonuna kadar Kıbrıs Mısır ilişkileri ayrıntılı bir şekilde gösterilmeye çalışılmıştır. Coğrafyanın toplumların değişmez kaderi olduğu bilgisinden yola çıkarak Kıbrıs'ın ve Mısır'ın etkileşimde olmasını sağlayan siyasi ve ticari ilişkiler gözler önüne serilmiştir. Anahtar Sözcükler: Kıbrıs, Mısır, Doğu Akdeniz, Amarna Mektupları, Uluburun Batığı.

Doğu AkdenizKıbrısMısır+3
Melda Özargun
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Related subjects