Ekonomik bütünleşme

75 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Avrasya Ekonomik Birliği ve Türkiye ekonomik ilişkilerinin mevcut durumu ve geleceği

Ülkeler ekonomilerine ekonomik büyüme ve kalkınma sağlamak amacıyla bölgesel ekonomik entegrasyona gitmektedir. Avrupa Birliği en başarılı ekonomik entegrasyon örneği olarak kabul edilmektedir. Avrasya Ekonomik Birliği de son yıllarda giderek artan ekonomik entegrasyon girişimlerinden biri olup, sahip olduğu büyük pazar potansiyeli ve enerji altyapısı ile dikkati çeken bir oluşumdur . Bu çalışmada, Belarus, Kazakistan ve Rusya tarafından kurulmuş olan Avrasya Ekonomik Birliği ve Birliğin Türkiye ile ekonomik ilişkilerinin mevcut durumu ve geleceği açıklanmaya çalışılmıştır. Avrasya Ekonomik Birliği ve Türkiye ekonomik ilişkilerinin mevcut durumu incelenmiş, ticaret, yatırım ve enerji ilişkilerine değinilmiş ve en perspektifli alanlar açıklanmıştır. Avrasya Ekonomik Birliği'ni bir bölgesel ekonomik oluşum olarak yakından tanımak için ekonomik entegrasyon teorisi ve teorinin çerçevesinde teorinin gelişimi, ekonomik entegrasyon etkileri ve aşamaları ve Avrasya Ekonomik Birliği'nin gelişim süreci incelenmiştir. Avrasya Ekonomik Birliği'nin güncel sorunları, genişleme çabaları ve geleceği Rusya ve Batı ülkeler arasındaki politik kriz dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Avrasya Ekonomik Birliği'nin ve Türkiye ile ilişkilerinin geleceğine ilişkin tespitler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ekonomik entegrasyon, Avrasya Ekonomik Birliği.

Avrasya Ekonomik BirliğiEkonomiEkonomik bütünleşme+4
Askhad Baatyrbekov
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye ile Euro bölgesi arasındaki uyum ve uyumu etkileyen faktörler

Ekonomik bütünleşmenin en önemli aşamalarından olan parasal birlik Avrupa Birliği içinde 1999 yılında gerçekleştirilmiştir. Optimum para sahaları (OPS) teorisi kriterleri, tek para birimi etrafında bir araya gelen ülkelerin benzer politikaları uygulamaları gerektiğini öne sürer. Parasal birlik içinde yer alan ülkelerin politikalarının uyumlaştırılması sürecinde, aralarındaki ticaret çok önemlidir. Ülkeler arasındaki ticaret yoğun ve endüstri-içi ticaret özelliği gös¬teri¬yor¬sa, bu ülkelerin arasındaki uyum artar. Endüstri-içi ticaret ülkeler arasında benzer malların tica¬retinden ortaya çıkacağından, ülkeler benzer politikaları uygulayabilirler. Buna karşılık ülkeler a¬ra¬sın¬daki ticaret endüstriler-arası ticaret olduğunda her ülke ürettiği farklı sektörde uzman¬laşmaya gider. Benzer politikalar yerine her ülke kendi politikasını uygulamayı tercih eder.Ülkelerin para politikasını ulus-üstü kuruma devrettikleri ve kural temelli politikaları benimsedikleri Avrupa Parasal Birliği, Türkiye'nin ticaretinde de çok önemli bir yere sahiptir. Panel veri yöntemine dayalı olarak yapılan testler sonucunda artan endüstri-içi ticaretin, Türkiye ile Euro bölgesinin gelir uyumunu hızlandırıcı bir etki gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte endüstri-içi ticaret tek başına uyumu sağlayan bir etken değildir. Endüstri-içi ticaretin yanı sıra ülkelerin kendi iç ekonomi politikasını yönlendiren yapılarda da uyumu sağlaması gerekir. Esnek istihdamı sağlamaya yönelik politikalar, endüstri-içi ticarette olduğu gibi ülkeler arasındaki uyumu arttırıcı bir işlev görür. Gelir uyumunu arttırıcı bir diğer etken de maliye po¬litikalarını disipline etmeleri ve kamu borçlanmalarını azaltmalarıdır. Buna karşılık her ülkede farklı dinamiklerin rol oynadığı şehirleşme, gelir uyumu üzerinde negatif bir etki gösterir.

Avrupa BirliğiBütünleşmeEkonomik bütünleşme+4
Ragıp Yılmaz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik entegrasyonların başarısında kurumların rolü: ECOWAS örneği

Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), üye ülkeler arasında entegrasyonu teşvik etme temelinde oluşturulmuştur. Bu çalışma, kurumların ekonomik entegrasyonu teşvik etmedeki rolünü araştırmayı amaçlamıştır. Bu çalışmada, 15 üye ülkenin tamamını kapsamış ve 2002-2019 dönemi verilerini kullanılmıştır. Bu nedenle, bir analiz yöntemi olarak panel veri analizi kullanılmıştır. GSYİH'nın yüzdesi olarak ticaret, hesapverebilirlik, yolsuzluğun kontrolü ve düzenleyici kalite, çalışma değişkenleri idi. Çalışmadaki tüm değişkenlerin durağan olduğu görülmüştür. Ayrıca, bu çalışmada sabit etkiler modelini kullanılıp, hesapverebilirliğin ekonomik entegrasyon üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahipken, yolsuzluğun kontrolünün ekonomik entegrasyon üzerinde negatif ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Düzenleyici kalitenin ekonomik entegrasyon üzerinde olumsuz ancak anlamsız bir etkisi olduğu bulunmuştur. Bu nedenle bu çalışmadan, ekonomik entegrasyon düzeyini artırmak için ECOWAS'taki ülkelerde kaliteli kurumların kurulmasını önerilmektedir.

Afrika ülkeleriBatı Afrika Devletleri Ekonomik TopluluğuEkonomi+2
Nitor Djado
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Geçiş sonrası Çin'in uluslararası ticarete entegrasyonu

Çin 1978 yılında ekonomik anlamda bir dönüşüm süreci başlatmıştır. Bu dönüşüm süreci kendi dinamikleri çerçevesinde ve herhangi bir özel stratejiye dayanmadan gerçekleşmiştir. Diğer geçiş ekonomilerinden farklı olarak Çin'de ekonomik anlamda bir serbestleşme yaşanırken bu durum siyasi anlamda bir serbestleşmeye dönüşmemiştir. Bugün hala ülkeyi tek parti olan Çin Komünist Partisi yönetmektedir. 1949-1978 yılları arasında merkezi planlamacı ekonomiyi benimseyen Çin 1978 yılından sonra serbest piyasa ekonomisine yönelik reformlar yapmıştır. Bu reformların sonuçları pek çok önemli makro ekonomik göstergeye olumlu olarak yansımıştır. Çin uzun yıllar boyunca yüksek büyüme oranları yakalamış buna ek olarak da ihracat, ithalat ve dış ticaret hacimlerinde dünyanın gelişmiş ülkeleri ile rekabet etmektedir. Yapılan reformlar ile Çin dünyanın fabrikası haline gelmiş ve pek çok önemli uluslararası yatırımcı için cazip bir ülke olmuştur. Başlangıçta ucuz işgücü sayesinde ülkeye gelen şirketlerden piyasa becerileri öğrenilerek ilerleyen dönemde Çin kendi ulusal markalarını yaratmıştır. Çin'in Dünya Ticaret Örgütü'ne üyeliği ayrıca bir dönüm noktasıdır. Üyelikten sonra Çin'in dış ticaret hacmi hızla yükselmiş ve küresel ekonomiyle entegrasyon seviyesi artmıştır. Günümüz dünyasında ekonomik ilişkiler ile siyasi ilişkiler bir bütünlük arz etmektedir. Çin bu hususa dikkat ederek uluslararası aktörlerle olan karşılıklı ve çok taraflı ilişkilerine önem vermiştir. Tüm bunlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde Çin'in 1978 sonrasında uluslararası ticarette başarılı bir şekilde entegre olduğu görülmüştür.

Ekonomik bütünleşmeEkonomik ilişkilerGeçiş ekonomisi+6
Onur Uzma
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kendi adına bağımsız çalışan Suriyelilerin ekonomik entegrasyonu: Bursa örneği

2011 Yılında Suriye'de başlayan iç savaş beraberinde güvenlik ortamının bozulmasına ve kitlesel göçe neden olmuştur. 2011 yılından günümüze değin geçen sürede Bursa yoğun göç alan bir şehir konumunda bulunmaktadır. Resmi rakamlara göre 176.728 Suriyelinin yaşadığı Bursa, Türkiye'deki Suriyeliler bakı-mından en yüksek nüfusa sahip 7. Sıradaki şehirdir. Kendi adına bağımsız çalışan Suriyeliler ekonomik, sosyal, kültürel ve hukuki açıdan bir çok sorunla karşılaş-maktadır. İşyeri açma prosedürleri, işyeri devamlılığını sağlamak için hukuki süreçler, kamuoyunda veya halk arsında pozitif ayrımcılığa sahip oldukları düşüncesi bu sorunlara örnek olarak gösterilebilir. Bu çalışmadaki amaç, kendi adına bağımsız çalışan Suriyelilerin farklı boyutlarıyla ekonomim entegrasyon sürecini araştırmaktır.

BursaEkonomik bütünleşmeGöçler+5
Feyza Saçkesen
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin Avrupa Birliği ile bütünleşme sürecinde Türk işletmelerinin karşılaştıkları yönetim sorunları ve çözüm yolları

ÖZET Dünyada ortaya çıkan ekonomik, siyasal, sosyo-kültürel ve teknolojik değişmeler ve gelişmeler küreselleşme sürecini hızlandırmıştır. Küreselleşme süreci ile birlikte ülkeler ekonomik çıkarlarını koruyabilmek ve küresel pazarlardan daha fazla gelir elde edebilmek için ekonomik bütünleşmelere yönelmişlerdir. Günümüzde, bu ekonomik bütünleşmelerden en önemlisi Avrupa Birliği'dir. Türkiye'de ekonomik çıkarlarını koruyabilmek ve küresel pazarlara girebilmek için 1960'lı yılların başından itibaren Avrupa Birliği ile bütünleşme sürecine girmiştir. Bu süreçte, 01.01.1996 tarihinden itibaren Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne girmesiyle önemli bir aşama sağlanmıştır. Ancak, Avrupa Birliği ile bütünleşme sürecinde, Türkiye'nin makro ve mikro sorunları bulunmaktadır. Mikro sorunların başında, Türk işletmelerinin yönetim sorunları gelmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile bütünleşme sürecinde Türk işletmelerinin karşılaştıkları yönetim sorunlarını tespit etmek ve çözüm önerileri geliştirmek amacıyla uygulamalı bir araştırma yapılmıştır. Bu çerçevede öncelikle, dünya ekonomisindeki gelişmeler ve ekonomik bütünleşmeler, Avrupa Birliği, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler ve Avrupa Birliği'nin Türk ekonomisine etkileri ele alınmıştır. Daha sonra Türk işletmelerinin karşılaştığı temel uluslararası yönetim sorunları belirtilmiş ve bu sorunların çözümüne ilişkin yönetim fonksiyonları hakkında bilgiler verilmiştir. Türkiye'nin Avrupa Birliği ile bütünleşme sürecinde Türk işletmelerinin karşılaştıkları temel uluslararası yönetim sorunları teorik bazda ortaya konulduktan sonra, anket motodu kullanılarak Türk işletmelerinin yönetim sorunları belirlenmeye çalışılmıştır. Anket sonuçları değerlendirildikten sonra, tespit edilen yönetim sorunlarına ilişkin çözüm önerileri ortaya konulmuştur. xn

Avrupa BirliğiAvrupa BirliğiEkonomik bütünleşme+3
H. Mustafa Paksoy
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

Ekonomik entegrasyon ve endüstri içi ticaret Türkiye-AB ülkeleri arasındaki endüstri içi ticaretin eğilimi

ÖZET EKONOMİK ENTEGRASYON VE ENDÜSTRİ IÇI TİCARET: TURKIYE-AB ÜLKELERİ ARASINDAKİ ENDÜSTRİ İÇİ TİCARETİN EĞİLİMİ Yelda Bugay TEKGUL Doktora Tezi, İktisat Ânabilim Dalı Danışman : Prof.Dr.Nejat ERK Mayıs 2000, 148 sayfa Endüstri içi ticaret veya diğer bir anlatımla benzer malların ayna anda ihracat ve ithalatı, son yıllarda ayrı bir önem kazanmıştır. Bu ilginin temel nedeni, bu tip ticaretin geleneksel karşılaştırmalı üstünlükler ile açıklanamamasıdır. Endüstri-içi ticaret kavramı daha çok ölçek ekonomileri ve ürün farklılaşması ile anlam bulmaktadır. Bu çalışmada, ekonomik entegrasyonun endüstri içi ticaret üzerindeki teorik etkileri araştırılırken, Türkiye ile AB ülkeleri arasındaki ticaretin eğilimi ve yapısı saptanmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda, entegrasyondan sonra ülkeler arasındaki ticaretin eğilimi yeni uluslararası ekonomideki gelişmeler de dikkate alınarak incelenmiştir. Teorik analizler, ekonomik entegrasyonun AB içindeki ticareti, endüstri içi ticaret yönünde geliştirdiği yönündedir. Türkiye ile AB ülkeleri arasındaki endüstri içi ticareti ölçebilmek için Grubel-Lloyd indeksinin düzeltilmemiş şekli kullanılmıştır. Yapılan hesaplamalara göre, Türkiye'nin Gümrük Birliği'nden sonra AB ülkeleri ile olan ticareti Gümrük Birliği öncesine göre, endüstri içi ticaret yönünde daha fazla artmıştır. Türkiye'nin en fazla endüstri içi ticarette bulunduğu ülke Yunanistan, daha sonra sırasıyla Portekiz, İtalya, İspanya ve İngiltere'dir. Sonuç olarak, AB ülkeleri ile Türkiye arasında, 1998 yılına gelindiğinde gözlenen ticaret şekli, dikey farklılaşmış mallarda iki-yönlü ticaretin artışı olarak tanımlanabilir. Anahtar Sözcükler: Endüstri-içi Ticaret; Ekonomik Entegrasyon; Dikey ürün farklılaşması; Yatay ürün farklılaşması ; Grubel-Lloyd indeksi

BütünleşmeEkonomik bütünleşmeEndüstri içi ticaret
Yelda Bugay Tekgül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası ekonomik sistemi biçimlendiren yeni olgular ve Türkiye`nin uyum sorunları

ÖZET Bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeler yeni ve ileri bir toplumsal dönüşüme geçişin temellerini oluşturmakta ve bilgi toplumu olarak nitelendirilen yeni bir toplum yapısının nesnel koşullarını hazırlamaktadır. Enformatik teknoloji denilen teknolojinin yeni biçimi, bir toplum düşenini oluşturan tüm kurumsal yapıları, toplumsal ilişkileri ve siyasal sistemleri değişikliğe uğratmaktadır. Günümüz gelişmiş sınai toplumlarında ortaya çıkan, ancak gelişmekte olan ülkelerinde kayıtsız kalamadığı hızlı teknolojik gelişmeler, üretim sistemlerinde de köklü bir değişime neden olmuştur, üretim sistemi ve organizasyonunda ve iş örgütlenmesinde ortaya çıkan yeni oluşumlar, emek-sermaye ilişkileri, para-kredi mekanizmaları, pazar yapısı ve rekabet biçimleri ile devletin rolü ve dünya ekonomisiyle ilişkilerin aldığı görünümler, bu değişim sürecinin oldukça yeni bir alanı içine aldığını göstermektedir. Enformatik teknoloji denilen mikroelek troniğin bilgiyi, parayı, sermayeyi, üretim ve malları dünya ölçüsünde daha yoğun ve daha hızlı dağıtım etkisiyle birlikte oluşan ul uslararası 1 aşmada globalleşme olgusunu beraberinde getirmiştir. Gî obal i z asyon daha önceki dönemlerde de örnekleri var olan basit bir uîusl ararasılaşraa süreci değildir. Onun ötesinde bir u luslaraşırı 1 aşma sürecidir. Bu süreçten en cok etkilenecek olan ülkeler ise gelişmesini henüz tamamlamamış olan ülkelerdir. Türkiye'de bu ülkelerden biridir.« I Dolayısıyla bu çalışma, son yirmi yılda dünya ülkelerinde ortaya çıkan radikal ekonomik ve teknolojik değişmeleri irdelemeyi amaçlamaktadır. Az gelişmiş ülkelerin gelişmeler karşısındaki durumu incelenmektedir. Yine, hu kapsamda Türkiye'de rekabetçi piyasa koşullarında ekonomiyi dışa açma ve dünya ekonomisiyle bütünleştirme yönünde gerçekleştirilen dönüşümün, ne ölçüde günümüzde bilim ve teknoloji alanında meydana gelen gelişmelerin niteliklerine uyduğu dikkatle irdelenmektedir. Türkiye'nin yeni sürece adapte olabilmesi için mevcut sanayi yapısı ve teknoloji politikası konularında neler yapması gerektiği hususu üzerinde durulmaktadır.

Ekonomik bütünleşmeEkonomik sistemlerKüreselleşme+2
Belgin Harman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessEN

Convergence analysis European Unity versus Turkey

IV SUMMARY OF THE STUDY This study aims at. examining the theory of economic integration and its problems by taking into the consideration the experiences ot the European Community. For this purpose, the study firstly concentrates on the theoretical concepts under the framework of the neoclassical trade theory and then on the practical concepts under the principle of convergence criteria. The principle of convergence is based on the coraparision of nominal and real indicators among the member countries. In the study, main nominal indicators of convergence ar& inflation rates, long term interest rates, exchange rates ana public deficits. Main real indicators of convergence are GNP per capita, real GDP per capita and unemployment level. In the final analysis, the study evaluates the problems of convergence criteria in the EC in accordance with Turkey which is now at. the stage of customs union. Then, same method, that is comparision of nominal and real measures, is also applied to Turkey in order to understand better the present situation.

European CommunityEconomic integration
Hüseyin Mualla Yüceol
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Nordik ülkelerinin Avrupa Ekonomik ve Parasal Birliği'ne entegrasyonu

IV ÖZET Avrupa ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkiler, 1950'li yıllarda, Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun kurulmasıyla birlikte değişmeye başlamıştır. Beş Nordik ülkesinden üçü de Avrupa Birliği üyesi olmuş, Norveç ve İzlanda ise Topluluk dışında kalmayı tercih etmişlerdir. Bu kapsamda, bu çalışmada, Nordik ülkelerinin çoğunluğunun niçin 1995 yılma kadar Avrupa Birliği dışında kaldığı ve Finlandiya'nın Avrupa Para Birliği'ne dahil olurken İsveç ve Danimarka'nın niçin Avrupa Para Birliği dışında kalmayı tercih ettiği üzerinde durulmuştur. Bu çalışmanın temel amacı, Nordik ülkeleri ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin gelişimini incelemek olmuştur. Çalışmanın ilk bölümünde, Nordik bölgesinin tanımı yapılmış ve Nordik ülkeleri arasında gerçekleştirilen Nordik işbirliği girişimlerinin tarihi gelişimi ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, beş Nordik ülkesi İsveç, Finlandiya, Danimarka, Norveç ve İzlanda' nın genel ekonomik durumları ülkelerin öne çıkan ekonomik sektörleri ve dış ticaretleri üzerinde durularak incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, Nordik ülkelerinin Avrupa Birliği entegrasyon süreci ve üyelik müzakereleri safhaları incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise Avrupa Para Birliği'nin gelişimi ve Nordik ülkelerinin Avrupa Para Birliği üyeliği konusuna olan yaklaşımları ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Avrupa Birliği, Nordik ülkeleri, ekonomik entegrasyon, Avrupa Ekonomik Alanı, Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi, Avrupa Para Birliği

Avrupa BirliğiAvrupa BirliğiAvrupa Para Birliği+8
Zeynep Kaplan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Gümrük Birliği'nin Türkiye'nin uluslararası ticareti üzerindeki etkileri: Çekim modeli analizi

2. Dünya Savaşı sonrası oluşan siyasi ve ekonomik konjonktüre göre ülkeler hem küreselleşme hem de bölgeselleşme olgularını birarada yaşamışlardır. Uluslararası ticaretin artmasını savunan küreselleşme taraftarları uluslararası ticaretteki tarifelerin kaldırılması amacı ile GATT ve IMF gibi küresel örgütlerin kurulmasına öncülük etmişlerdir. Bu küresel örgütlerle eşzamanlı olarak ülkeler kendi aralarında ekonomik entegrasyonlar oluşturarak bölgeselleşme alanında atılımlar yapmışlardır. Oluşturulan entegrasyonların en önemlilerinden biri 1951'de kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'dur. Avrupa ülkeleri arasında kalıcı barışın sağlanması amacı ile kurulan bu topluluk zamanla gelişmiş ve yeni üyelerle büyümüştür. Yaşanan gelişme ve büyüme sürecinde ekonomik entegrasyon aşamalarını sırası ile yaşamış, önce kendi içinde bir gümrük birliği oluşturmuştur. Sonrasında ortak pazar kurulmuş ve son olarak ekonomik ve parasal birlik aşamasına gelmiştir. Günümüzde Avrupa Birliği adı ile hayatına devam eden birlik dünyada hali hazırda ekonomik entegrasyonlar konusunda en sağlam yapılardan birini teşkil etmektedir. Türkiye bu topluluğa 1959 yılında başvurmuş, 1963'de imzalanan Ankara Anlaşması ile üyelik süreci başlamıştır. 1963 Ankara Anlaşması – 1971 Katma Protokol dönemi arasındaki hazırlık dönemini, 1971 - 1996 arasındaki geçiş dönemi takip etmiş, 1996'da başlayan Gümrük Birliği anlaşmasından günümüze kadar ise son dönem devam etmektedir. 1999'da Helsinki'deki zirvede kabul edilen Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyelik başvurusu, siyasi sebeplerle halen tam üyelik statüsü ile sonuçlandırılamamıştır. Tam üyelik konusunda net bir süreç de öngörülememektedir. Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği'nin Türkiye'nin uluslararası ticaretine etkileri gerek ulusal gerekse uluslararası literatürde birçok çalışmaya ilham kaynağı olmuştur. Ekonomik entegrasyonların statik etkileri olan ticaret yaratıcı ve ticaret saptırıcı etkiler bakımından birçok çalışmanın yapılmasına karşılık, daha uzun sürede sonuçları ortaya çıkan dinamik etkiler bakımından literatürde bazı boşluklar bulunmaktadır. Bu çalışmada dinamik etkilerden teknoloji transferi etkisi özelinde bir inceleme yapılmıştır. Panel veri analizi ile yapılan ve çekim modelinin kullanıldığı bu çalışmada Türkiye'ye AB ülkelerinden yapılan doğrudan yabancı yatırımlar ve ithalat yolu ile gerçekleştirilen teknoloji transferi analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda Türkiye'ye gerek doğrudan yabancı yatırımlar yolu ile gerekse ithalat yolu ile gerçekleştirilen teknoloji transferinin Türkiye'nin AB ülkelerine ihracatını pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Çalışmada Türkiye'nin AB ülkelerine ihracatı üzerinde kontrol değişkeni olarak ele alınan GSYH ve nüfus değişkenlerinin pozitif yönde, mesafe değişkeninin ise negatif yönde etkisi olduğu görülmüştür.

Avrupa BirliğiCazibe modelleriEkonomik bütünleşme+4
Özkan Sungur
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Dünya ekonomisinde bütünleşme ve çok uluslu şirketler ilişkisinin ekonomik coğrafya açısından değerlendirilmesi

1980 sonrasında yaşanan bütünleşme sürecine rağmen, dünya genelinde iktisadi faaliyetlerin giderek daha fazla belirli merkezlerde toplandığı görülmektedir. Dünya ekonomisi merkez ve çevre biçiminde bir yapı sergilemekte ve iktisadi faaliyetler dünya çapında eşit dağılmamaktadır. İktisadi faaliyetlerin belirli bölgelerde yığılması olgusu iktisadi araştırmalarda ekonomik coğrafyayı göz önüne almayı gerekli kılmaktadır. Ekonomik coğrafya temel olarak iktisadi faaliyetin mekânsal dağılımının ne olduğu sorusuyla ilgilenmektedir. Son yıllarda mekânsal konulara artan ilginin temel kaynağı ise Yeni Ekonomik Coğrafya olarak adlandırılan araştırma programıdır. Yeni Ekonomik Coğrafya yaklaşımıyla birlikte mekânsal konular üzerinde kapsamlı çalışmalar yürütülmektedir. Bunun yanında, ana akım dışında kalan heteredoks coğrafya yaklaşımları da mevcuttur.Bu çalışmanın temel amacı dünya ekonomisinde yaşanan bütünleşme sürecinin mekânsal yansımalarını, süreç içerisinde çokuluslu şirketlerin rolünü ve şirketlerin yerleşim yeri tercihlerini etkileyen faktörleri ekonomik coğrafya yaklaşımlarıyla araştırmaktır. Çalışmamız iki ana bölümden meydana gelmiştir. Dünya ekonomisinde yaşanan bütünleşme süreçlerinin mekânsal yansımalarını ve çokuluslu şirketlerin son dönemlerde artan rolü ilk bölümün konusunu oluşturmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde, iktisadi faaliyetlerin eşitsiz coğrafi dağılımının nedenleri ve çokuluslu şirketlerin yerleşim yeri tercihlerindeki rolü hem teorik hem de deneysel olarak incelenmiştir. Deneysel analizden elde edilen sonuçlar genel olarak Yeni Ekonomik Coğrafya modelinin çıkarsamalarıyla uyumluluk göstermiştir. Ancak, deneysel tahminlerin farklı bir teorik perspektiften de sorgulanmıştır. Sonuç olarak, bu çalışmada kapitalist dünya ekonomisinin her döneminde neyin nasıl üretileceğinin kararının sermayenin birikmek ve yeniden birikmek için gerekli kâr arayışları doğrultusunda gerçekleştiği, 1970 sonrası dönemde ise sermayenin çokuluslu şirketler olarak somutlaştığı ve küreselleşen dünya pazarında üretim kararlarının çokuluslu şirketlerin kâr maksimizasyonu hesapları ve buna yönelik stratejileri çerçevesinde belirlenmekte olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Yeni Ekonomik Coğrafya, Yerel Piyasa Etkisi, Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, Çokuluslu Şirketler, Mekânsal Düzenleme

BütünleşmeCoğrafyaEkonomi+6
Selim Çakmaklı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Doğrudan yabancı sermaye yatırımları ve ekonomik bütünleşmeler: Türkiye üzerine bir uygulama

Gelişmekte olan ülkeler ve azgelişmiş ülkelerin ekonomik büyüme ve kalkınmalarını gerçekleştirmelerinde önemli bir dış kaynak olan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının bu ülkelere yönelmesinde birçok faktör etkilidir. Ekonomik entegrasyonlara üyeliğin bu yatırımlar üzerindeki rolü ise son yıllarda üzerinde oldukça fazla durulan bir konudur. Bu çalışmada temelde doğrudan yabancı sermaye yatırımları üzerinde ekonomik entegrasyon bölgelerine üyeliğin etkisi araştırılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada gerek teorik gerek ise uygulamalı literatürden sağlanılan bir model eşliğinde, Türkiye'de 1974- 2015 dönemine ait yıllık veriler ile birim kök, eşbütünleşme ve hata düzeltme modeli kullanılarak ekonomik entegrasyonlara üyelik sürecinin bir göstergesi olarak Avrupa Birliği ve Türkiye arasında 1995'te imzalanan Gümrük Birliği Anlaşması'nın Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Gümrük birliğinin etkisi modele kukla değişken olarak eklenmiştir. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını etkileyen diğer faktörlerden piyasa büyüklüğünün göstergesi olarak gayri safi yurtiçi hasıla, işgücü maliyetlerinin göstergesi olarak asgari ücret ve ekonomik istikrarsızlığın göstergesi olarak enflasyon oranı değişkenleri de modele dahil edilmiştir. Modelin tahmini sonucunda, gümrük birliğine üyeliğin Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını pozitif etkilediği görülmüştür. 1996 yılı ve sonrasında 1996 öncesine göre Türkiye'ye gelen bu yatırımlarda artış görülmektedir.

BütünleşmeDoğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEkonomi politikaları+5
Esin Güzhan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki Suriyelilerin ekonomik uyumu, Gaziantep İnönü caddesindeki örnek olay incelemesi(2011 – 2019)

Bu çalışmada 2011 yılından itibaren Suriye'den iç savaştan dolayı Türkiye Gaziantep iline göç etmiş Suriyelilerin ekonomik uyumu araştırılmıştır. Türkiye'de Mayıs 2019 tarihi itibariyle 3.603.088 geçici koruma altında Suriye vatandaşı bulunmaktadır. Türkiye 3,6 milyon geçici koruma statüsündeki Suriyelilere ev sahipliği yapması, Türkiye'ye ağır ekonomik yük getirmektedir. Türkiye'de ikamet eden Suriyeliler için Türk ekonomisine dahil edilmesi, Türk ekonomisine uyumu ve uyum yasalarına ihtiyacı olduğu açıktır. Türkiye'de yabancılar hakkında yapılan çeşitli yeni yasal düzenlemeler ve/ya kayıt dışı çalışmalar, Suriyelilerin Türkiye'de çeşitli sektörlerde çalışmaya başlamalarına olanak tanımaktadır. Bu bağlamda, Suriyelilerin de Türk ekonomisine dahil olmaya başladıklarını söylemek mümkün olabilecektir. Ancak hukuki açıdan geçici koruma altındaki kişilerin çalışma izinleri, şirket kurmaları, vergi ödemeleri ve ekonomik hayatın birçok alanında hala eksiklikler bulunmaktadır. Araştırma da Gaziantep İnönü caddesinde bulunan geçici koruma statüsündeki Suriyelilerin küçük ölçekli iş yeri açmaları Örnek Olay metoduyla araştırılmıştır. Ekonomik uyum ile ilgili 51 sorudan oluşan mülakat formu hazırlanmış ve 44 küçük ölçekli Suriyeli işletme ile derinlemesine mülakat yapılmıştır. Ayrıca ekonomik uyumun sağlanması için konuyu tek taraflı olmaması içinde Örnek Olay metodu yöntemi ile 10 tane küçük ölçekli Türk işletmeci ile derinlemesine mülakat yapılmıştır. Araştırma sonucunda bazı yönlerden eksikliklerle karşılaşmalarına rağmen, uyum süreçleri göz önünde bulundurulduğunda, Gaziantep ekonomisine uyum sağladıkları tespit edilmiştir.

EkonomiEkonomik bütünleşmeEkonomik etki+6
Mehmet Veli Koyunçu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mültecilerin ekonomik entegrasyonu (Avrupa Birliği ve Türkiye özelinde)

Bu yüksek lisans tez çalışmasının amacı günümüz dünyasının temel sorun alanlarından biri olan mülteci sorununun sosyal ve ekonomik etkileri ile bu sorunun çözümünde önemli rol üstlenen aktörleri irdeleyip, sığınmacı ve mültecilerin ekonomik entegrasyonuna ilişkin çerçeveleri ve hukuki temelde yürütülen çalışmaları ve uygulamaları ortaya koymak, Türkiye ve AB perspektifinden konuyu değerlendirmek, sürecin işleyişi ve gelişimi hakkında hukuki, mali ve sosyal sonuçları hakkında bilgi vermektir. Tezin amacı kapsamında öncelikle göç olgusu çok boyutlu olarak ele alınmış, konunun tarihsel süreci ve yıllara göre gelişimi, ulusal/ uluslararası anlaşmalar ve protokoller incelenmek suretiyle ortaya konmuştur. Mülteci ve sığınmacılarla birlikte ortaya çıkan ekonomik ve sosyal etkilerin araştırılması ulusal/ uluslararası alanda ihdas edilen yardım politikalarının değerlendirilmesi, göçün ekonomik ve sosyal etkileri ile ele alınması, tezin yazılmasındaki temel amaçlardandır. Mülteci ve sığınmacıların, sığındıkları ülke ekonomisine olumlu/ olumsuz etkileri irdelenirken, olayın insani boyutu ayrıca vurgulanmıştır. Sığınmacı ve mültecilerin bu göç hareketinde nihai hedefleri olan AB ülkelerinden birine sığınma ve yerleşme arzusu karşında AB ülkelerinin bu sorunsala karşı bakış açıları çok boyutlu olarak incelenerek, Türkiye'ye olan ekonomik, sosyal ve hukuki yansımaları değerlendirilmiştir. Tezin son bölümünde mültecilerin ekonomik entegrasyonları ile Türkiye-AB ülkeleri arasında istatistiki bilgilere yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: Göç, Mülteci, Sığınmacı, Ekonomik Entegrasyon, Avrupa Birliği

Avrupa BirliğiAvrupa Birliği hukukuBütünleşme+4
Mehmet Serkan Ergün
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İktisadi entegrasyon hareketlerinin işgücü piyasasına etkileri

20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren küreselleşmenin etkisi ile artan iktisadi entegrasyon hareketlerinin ülke ekonomilerinin diğer tüm alanlarıyla birlikte işgücü piyasalarını da etkilemesi beklenmektedir. Günümüzde ülkelerin, irili ufaklı pek çok entegrasyona dahil oldukları görülmektedir. Söz konusu entegrasyon hareketleri içerisinde hem ekonomik hem de siyasal olarak en kapsamlı olan entegrasyon örneği şüphesiz son genişlemesiyle birlikte 27 üyeye ulaşan Avrupa Birliği'dir. İşgücünün serbest dolaşımı konusu Avrupa Birliği ile beraber çoğu birliğinde ortak hedefidir ve bu konuda pek çok birlik, kuruluşundan itibaren çeşitli düzenlemeler yapmış, müktesebatlarında konuya değinmişlerdir. Peki, oluşturulan bu altyapıya karşılık işgücünün dolaşımı konusunda mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı kadar büyük bir hareketlilik yaşanmış mıdır? İşte çalışmanın temel sorusu budur. Çalışma, değişime sebep olan temel faktör olan küreselleşme sürecinden başlayıp, iktisadi entegrasyon kavramı, tarihçesi ve dünyadaki entegrasyon örnekleri de ele alınarak incelenmiştir. Her ne kadar işgücü hareketliliği kapsamında sadece ABdeğil aynı zamanda tüm dünyadaki iktisadi entegrasyonlar incelenmek istendiyse de verilere ulaşmada karşılaşılan güçlükler nedeniyle ABodaklı bir çalışma yapılmış, diğer örneklere de yer yer değinilmiştir.

Avrupa BirliğiBütünleşmeEkonomi+3
Esra Karapınar Kocağ
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasi bütünleşmeden iktisadi bütünleşmeye geçiş sürecinde Afrika kıtasal serbest ticaret antlaşmasının işlevselliği

"Ekonomik Bütünleşmeden Siyasi Bütünleşmeye Geçiş Sürecinde Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Antlaşması'nın İşlevselliği" 55 ülke ve 1,35 milyardan fazla insana ev sahipliği yapan Afrika, jeopolitik ve jeoekonomik açıdan dünyanın en önemli kıtalarından biridir. 15 ile 18. yüzyıllar arasında cereyan eden transatlantik köle ticareti, kıta sakinlerinin önemli bir kısmının yerinden edilerek Amerika ve Karayipler'e taşınmasına neden olmuştur. Afrika'nın önemli bir parçasını oluşturan bu diaspora, hak ve özgürlüklerini elde etmek için uzun bir mücadele sürecine girmiştir. Bahsi geçen mücadele süreci, Pan-Afrikanizm'i ortaya çıkarmıştır. 20. yüzyılın başında diasporada doğan bu hareket, Afrika'nın kolonyalizm boyunduruğundan kurtulmasında yol haritası olmuştur. PanAfrikanizm, aynı zamanda Afrika'nın ilk siyasal bütünleşme çabası olarak tarihe geçmiştir. 1963 yılında bütün Afrika kıtasını temsilen kurulan Afrika Birliği Örgütü (AfBÖ), Pan-Afrikanizm'in bir meyvesi olarak ortaya çıkmıştır. Esasen Afrika devletlerinin egemenliklerini ve siyasal bütünlüklerini koruma misyonuyla kurulan AfBÖ, daha sonra Lagos Eylem Planı ve 1991 Abuja Antlaşması ile bölgesel ekonomik bütünleşme yönünde de önemli adımlar atmıştır. Kıtasal örgüt, ekonomik bütünleşme yönündeki hedeflerini daha etkin biçimde hayata geçirebilmek için 2002 yılında bir reforma giderek Afrika Birliği (AfB) adı altında yeniden yapılanmıştır. AfBÖ'nün küllerinden doğan AfB'nin ana vizyonu, Afrika'yı entegre ve müreffeh bir kıta haline getirip uluslararası sistemde dinamik bir güç merkezine dönüştürmektir. Bu vizyon doğrultusunda 2013 yılında kıtanın tüm sektörlerini – tarım, enerji, eğitim, ulaşım, altyapı, ekonomi, politika, güvenlik – teşvik edecek dev projelerin yer aldığı bir gündem hazırlanmıştır: Gündem 2063. Dahası, 2019 yılında yaklaşık 2,5 trilyon dolar GSYİH ve 1,35 milyar tüketiciyi bir araya getirerek Afrika'yı dünyanın en büyük ortak pazarı yapacak Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Antlaşması (AKSTA) hayata geçirilmiştir. Söz konusu antlaşma, 1 Ocak 2021 tarihi itibariyle uygulanmaya başlamıştır. Afrika'da serbest ticaret, serbest dolaşım, gümrük birliği, ortak pazar ve parasal birlik oluşturmayı hedefleyen bu antlaşma, Afrika'nın ekonomik bütünleşmesinin son aşamasıdır. Buradan hareketle bu çalışmada Afrika'da siyasal bütünleşmeden ekonomik bütünleşmeye giden süreç ele alınacak ve söz konusu süreçte AKSTA'nın işlevi tartışılacaktır. Anahtar Kelime: Afrika Birliği, Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Antlaşması, Bölgesel Ekonomik Topluluk, Bütünleşme, Pan-Afrikanizm

AfrikaAfrika Birliği ÖrgütüAfrika Kıtasal Serbest Ticaret Anlaşması+6
Moussa Hısseın Moussa
Ankara Social Science University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye-AB ticaretinde endüstri-içi ticaret ve Gümrük Birliği sonrası gelişmeler

1960'lardan beri ampirik gözlemler, geleneksel uluslararası ticaret teorilerinin global ticaret kalıplarını açıklamakta yetersiz kaldığını göstermektedir. Bu çerçevede, aynı endüstri altında tanımlanmış malların eş anlı olarak ihraç ve ithal edilmesi anlamına gelen endüstri-içi ticaret (EİT) çerçevesi, dünya ticaretindeki yeni gerçekleri anlamada büyük bir öneme sahip olmuştur. Bu çalışma, EİT'in Türkiye-AB ticaretindeki önemini vurgulamaktadır.Tezin temel amacı, Türkiye-AB ticaretinde EİT oranını ampirik olarak analiz etmektir. Çalışma, temelde şu soruların cevaplanmasının ticaret yapısının analizi ve politika yapım süreçleri açısından önemli olabileceğini öngörmektedir: Türkiye'nin AB ile dış ticaretinde EİT ve endüstriler-arası ticaret (EAT) oranları hangi seviyelerdedir? Bu oranlar zaman içinde nasıl bir seyir izlemiştir?Bu amaçla, SITC 3 basamak düzeyi ticaret verileri ile 1990-2007 dönemi için Türkiye-AB ticaretinde EİT hesaplamaları yapılmıştır. Çalışma, Türkiye-AB ticaretinin kayda değer bir oranın EİT tipinde gerçekleştiğini göstermektedir. Bununla beraber çalışma, 1990-2007 döneminde, Gümrük Birliği Düzenlemesinin de sonucu olarak, EİT oranının istikrarlı şekilde artış göstermesine karşın, Türkiye'nin AB ile dış ticaretinin halen EAT yapısı şeklinde olduğunu ortaya koymuştur.

Avrupa BirliğiEkonomik bütünleşmeEndüstri içi ticaret+2
Özgür Çalışkan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kuruluşundan günümüze ekonomik işbirliği örgütünün(ECO) gelişmesi ve etkileri

Ricardo tarafından ortaya konulan karşılaştırmalı üstünlükler teorisine göre serbest ticaret sayesinde ülkeler arasındaki rekabet özendirilir ve uzmanlaşma gelişir. Bu da kaynakların daha etkin biçimde kullanılmasını, dünya refahının yükselmesini sağlar. 20. yüzyılın ikinci yarısına doğru evrensel düzlemde ticaretin serbestleşmesine yönelik olarak önce Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT) 1948'de imzalanmış daha sonra 1995'de onun yerini alan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) çerçevesinde çok taraflı ticaret müzakereleri devam etmiştir. Diğer bir yandan da aynı coğrafyada bulunan ülkeler, aralarındaki ticareti ve ekonomik ilişkileri serbestleştirmek ve genişletmek amacıyla farklı düzeylerde ekonomik bütünleşme hareketlerine yönelmişlerdir.Dünyada gittikçe yaygınlaşan küreselleşme hareketlerinin yanı sıra daha çok gelişmekte olan ülkeler ekonomik potansiyellerini geliştirmek ve rekabet güçlerini arttırmak için bölgesel bütünleşmeler (entegrasyon) kurma yoluna gitmiştir. Genellikle belli bir coğrafyayı paylaşan dil, din, kültür yakınlığı olan ülkeler arasında gerçekleştirilen bölgesel entegrasyonlardan biri de Yakın Doğu'nun gelişmekte olan ülkeleri arasında kurulmuş olan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (ECO) dur. ECO 1964 yılında Türkiye, İran ve Pakistan tarafından Kalkınma İçin Bölgesel İşbirliği (Regional Coperation for Development) yâda kısaca RCD'nın devamı olarak 1985 yılında kurulmuştur.ECO entegrasyonu başlangıçta Türkiye, İran ve Pakistan arasında kurulmuş olan bir işbirliği hareketi iken, Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla birlikte Afganistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Tacikistan'ın katılmasıyla on üyeli büyük bir coğrafi alana ve nüfusa sahip bir bölgesel entegrasyon hareketine dönüşmüştür.ECO 350 milyonu aşan nüfusu 7 milyon kilometrekare alana yayılmış olup zengin doğal kaynaklara sahiptir; ECO bölgesinde toplam petrol rezervi yaklaşık olarak 138 milyar varildir. Toplam doğalgaz rezervi ise 46.3 milyar m3'tür. ECO bölgesi şimdilik alt yapısı itibarı ile 12 bin km'den uzun ham petrol boru hattı, 9 bin km'den uzun rafine petrol ürünlerini taşıyan boru hattı ve 20 bin km'ye yakın doğalgaz boru hattına sahip stratejik konumu özelliklerinin yanı sıra, üye ülkelerin jeopolitik konumu ve bu ülkeler arasındaki tarihi, kültürel kaynaklardan kaynaklanan yakın ilişkiden dolayı büyük bir entegrasyon olma yolunda adaydır. Bu tezde ele alınan dış ve iç sorunlar nedeniyle mevcut potansiyelini değerlendirmemiş olan ECO bu özellikleriyle Dünya'nın en büyük bütünleşme hareketlerinden biri olma şansına sahiptir.ECO'nun başarılarının sınırlı kalmasının ana nedenlerinden biri, kökü büyük dünya güçlerinin hegemonya mücadelesinde olan ve bölgede devam edilen siyasi karışıklıklardır. Ayrıca ECO'nun amacı ve işlevi konusunda üyelerin tam bir görüş içinde olmaması söz konusun başarının sınırlı kalmasının diğer bir nedenidir

Askeri müdahaleEkonomik bütünleşmeEkonomik İşbirliği Örgütü+3
Amir Vafai Mastanabad
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik entegrasyonların rekabet gücüne etkisi: AB'ye beşinci genişleme süreciyle üye olan ülkelerin rekabet güçlerindeki değişimin incelenmesi

Ülkelerin bölgesel entegrasyon hareketlerine katılmalarının bir başka amacı da küresel rekabetten korunmak ve rekabet güçlerini artırmaktır; ancak ülke içerisinde gümrük tarifeleri ile korunan yerli üreticiler, entegrasyon sonrası ticaret kısıtlamalarının kaldırılmasıyla beraber piyasa rekabetiyle karşılaşırlar. Dolayısıyla entegrasyon içi artan bir rekabet ortamı oluşur. Bu durum, birliğe üye ülkelerin rekabet güçlerinde olumlu ya da olumsuz etkilere neden olabilmektedir.Buna göre araştırmamızın konusu olan entegrasyonların rekabet gücüne etkileri, AB'ye beşinci genişleme süreci ile üye olan ülkelerin örnekliğinde yapılmıştır. Söz konusu ülkelerin rekabet güçlerinin üyelik sonrası yapısal değişimi ekonometrik modeller vasıtasıyla incelenmiştir. Ekonometrik model olarak Dummy (kukla) değişkenlik testi, Chow kırılma noktası testi ve CUSUM testi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, toplam hesaplanan `89' SITC bir basamaklı ürün ya da ürün grubunun `28' SITC ürününde birliğe üyelik sonrası rekabet gücünde artış olmuştur. `19' SITC ürününde birliğe üyelik sonrası rekabet gücünde azalma meydana gelmiştir. `29' SITC ürününde birliğe üyelik sonrası rekabet gücünde değişme olmamıştır. Bu sonuçlara göre, AB entegrasyonuna üyelik, söz konusu ülkelerin rekabet gücüne beklenilen düzeyde artış gerçekleştirememiştir. Ancak ürünler bazında, `6' ülkenin Zor Taklit Edilebilen Araştırma Bazlı Mallar grubunda SITC-7 (Makineler ve Taşıt Araçları), `5' ülkenin Kolay Taklit Edilebilen Araştırma Bazlı Mallar grubunda SITC-5 (Başka Yerde Belirtilmeyen Kimya Sanayi ve Buna Bağlı Sanayi Ürünleri) üyelik sonrası rekabet güçlerini artırmaları önem arz etmektedir.Anahtar Sözcükler: Avrupa Birliği, Ekonomik Entegrasyonlar, Rekabet Gücü

Avrupa BirliğiBölgesel bütünleşmeBütünleşme+3
Muharrem Savaş
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Merkezi Asya ülkeleri ve Türkiye'nin ekonomik bir entegrasyon için SWOT analizleri

Ekonomik Entegrasyon Teorisinin temel oluşturduğu bu çalışmada, 20 yy. ortalarında gerçekleşmeye başlayan ekonomik dayanışma ve yakınlaşmaların artarak, daha çok coğrafi, kültürel ve tarihsel geçmişi olan ülkeler arasında gerçekleştirilen bölgesel entegrasyonların ortaya çıkmasına neden olduğu varsayımı ile hareket edilmiştir. Gelişmiş ülkelerin rekabete karşı kendilerini korumak, gelişmekte olan ülkelerin dünya ile bütünleşmelerini hızlandırmak ve diğer ülkelerin ise bölgelerinde kendilerini güvenlikli kılmak için bölgesel entegrasyonlara gitmekte oldukları, yadsınamaz bir gerçek olup yakın dünya tarihinde bir çok örneği ile karşılaşıldığını tespit edebiliriz. Genellikle belli bir coğrafyayı paylaşan dil, din ve kültür yakınlığı olan ülkeler arasında bu faktörlerin kazandırdığı güç ile ekonomik çıkarların maksimize edilmesi adına bölgesel ekonomik entegrasyonların oluşturulduğu görülmektedir.Bu çalışmada Merkezi Asya Bölgesinde ortak dil, din ve kültür paylaşımının gerçekleştiği ülkelerle (Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan), aynı değerleri paylaşan ve bu coğrafyanın Batı'ya açılan kapısı konumundaki Türkiye arasında gerçekleşmesini muhtemel gördüğümüz ekonomik bir entegrasyonun olabilirliği, SWOT analizi yardımıyla ortaya konmuştur. Öncelikle ekonomik entegrasyon kavram ve teorisinin açıklandığı bölümü takiben Avrupa ülkeleri arasında gerçekleşen ve entegrasyon teorisi açısından önemli bir örnek teşkil eden Avrupa Birliği ele alınmıştır. Sonrasında Orta Asya'da bölgesel ekonomik entegrasyon girişimlerinin incelendiği bölümü, Türkiye ve Merkezi Asya Ülkelerinin ekonomik entegrasyon açısından SWOT analizlerinin yapıldığı uygulama bölümü izlemektedir. Analiz, hem bu ülkeler bazında gerçekleştirilmiş ve hem de sonuçları itibarıyla ekonomik bir entegrasyonun oluşumu düzeyinde genel değerlendirmeler yapılmıştır. Bu çalışma ile elde edilen sonuç, çalışma kapsamında değerlendirilen ülkelerin böyle bir entegrasyon için sahip oldukları güç ve fırsatlarının, oluşabilecek tehdit ve zayıflıklarından daha fazla olduğudur.

Asya ülkeleriBölgesel bütünleşmeBütünleşme+3
Volkan Odabaş
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası ekonomik bütünleşmeler ve devletlerin egemenliği

Avrupa TopluluğuEgemenlikEkonomik bütünleşme+2
İbrahim Eriş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1992
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerinde Gümrük Birliğinin geleceği

Küreselleşmeyle birlikte dünyadaki birçok ülke, ekonomi olarak büyümeyi ve kalkınmayı hedeflerken, ayrıca piyasadaki mevcut rekabetlerden korunmak ve dünyadaki diğer ülkelerle ekonomik birleşmelere girip ülkelerinin ticaretini geliştirmeyi amaçlamışlardır. Bu amaçla bir araya gelen birçok ülke ekonomik bütünleşme ile iktisadi bölgeler oluşturarak yeni bir kavram oluşturmuşlardır. Ekonomik bütünleşme, ülkeler arasındaki malların serbest dolaşımını kısıtlayan engellerin ortadan kaldırılması için oluşturulan geniş pazarları ifade etmektedir. Ekonomik bütünleşme şekillerinden olan gümrük birliği, Türkiye'nin AB'ye üyelik müracaatı ile günümüzde daha önemli hale gelmiş ve ekonomi üzerindeki olumlu ve olumsuz yönleri tartışılıp güncellenmesinin gerekliliği ortaya çıkmıştır. Türkiye'yi Avrupa Birliği'nde gümrük birliğine ulaştıran süreç, Türkiye'nin 1959 yılında Avrupa Topluluğuna başvurusu ile başlamış, 1964 tarihinde yapılan Ankara Anlaşması ile resmi nitelik kazanmış, 1996 yılında da Gümrük Birliği'nin imzalanması ile ekonomik bütünleşme aşamasına geçilmiştir. Bu çalışma ile ekonomik bütünleşmenin tanımı ve bütünleşme türlerinden biri olan gümrük birliğinin tanımı yapılarak, gümrük birliği teorisinin ekonomiler üzerindeki etkileri incelenmiştir. Daha sonra gümrük birliği temel alınarak Türkiye-AB ilişkileri ile Gümrük Birliğinin gerçekleşme süreci anlatılmıştır. En son bölümde ise, Türkiye-AB ilişkileri bağlamında Gümrük Birliği'nin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri detaylı olarak incelenmiş, olumlu, olumsuz etkileri ile kayıp ve kazançları karşılaştırılarak revize edilmesi ile geleceği ve öngörülerine değinilmiştir.

Avrupa BirliğiEkonomik bütünleşmeGümrük Birliği+3
Veysel Koyuncu
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni dünya iktisadî düzeninde eksen ve paradigma kaymaları: BRIC örneğinde cari işlemler bilançosundaki değişimin belirleyicileri

Toplumların üretim kapasitelerinin istikrarlı büyümesi, Adam Smith'den bu yana pek çok iktisatçının ilgi alanına girmiştir. Üretim kapasitelerini büyüten faktörler en kestirme yoldan daha iyi yaşam standartlarına tahvil edilmek istenmiş, hızlı büyüme arzusu toplumlar arasında etkileşim ve entegrasyonları da beraberinde getirmiştir. Süreç içerisinde bazı ülkeler hızlı, bazıları ise daha yavaş büyümüş veya dalgalı bir büyüme performansı sergilemiş, ülkelerin iktisat politikalarının başarısı, hızlı iktisadî büyümeyi sağlayıp sağlamadıklarıyla ölçülmeye başlanmıştır. Bu büyüme süreçlerinin ve performanslarının özgün/ benzer yönleri ile ülkeler arasındaki büyüme farklılıklarının açıklanması amacıyla geliştirilen çok sayıda kuram, iktisat literatürünün önemli bir parçasını teşkil etmiştir. Farklı ülkelerin değişik büyüme performansları ve entegrasyon hamleleri, dünya iktisat tarihinde pek çok eksen ve paradigma kaymasına yol açmıştır. Çalışmanın konusunu teşkil eden Brezilya, RF, Hindistan ve ÇHC'yi kapsayan bu sonuncu kayma, Jim O'Neill tarafından 2001 yılında "BRIC" şeklinde terimleştirilmiştir. Dünyanın ekonomik liderliği unvanını 1890'da İngiltere'den devralan ABD, bu liderliğini ilk etapta 2050 olarak ifade edilen beklentilerin çok öncesindeki bir yıl olan 2014'te ÇHC'ye devretmiştir. ÇHC ile ABD arasındaki bu devir–teslim; aslında 20. yüzyılın farklı iktisadî başarı öykülerinin son halkasını teşkil eden BRIC mucizesinin ete kemiğe bürünmesidir. Çalışmada BRIC ülkelerinin ekonomik performansları detaylarıyla ele alınmış ve bu eksen kaymasından münferiden değil birlikte hareket etmeleri halinde daha fazla menfaat elde edebilecekleri ortaya konulmuştur. Bu tespit çalışmada ekonometrik analiz sonuçlarıyla da desteklenerek, ülkelerin iktisat politikalarının vizyonunu BRIC ile daha fazla işbirliğine göre yeniden dizayn etmeleri gerektiğinin altı çizilmiştir.

BRICSBölgeselleşmeCari işlemler+7
Okan Doğan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Related subjects