Energy resources
195 theses under this subject heading
Reinvestigating the state debate during the energy transition in the USA
This thesis examines the role of the American state during the energy transition process. Immanuel Wallerstein claimed that, since 1968, the American power weakens. Wallerstein showed that despite the American State's strategies for preventing the decline in American power in capitalism historically, its hegemony continues to be eroded. The energy transition process could be an opportunity for the United States of America (USA) for reinforcing its hegemony. The USA's economy is largely based on fossil fuel supplies, but, in the last decades, the share of renewable energy sources in electricity production increased significantly. Although there has been a continuous energy transition in the USA, there were different approaches in the USA's government policy regarding rising conflicts among different producers and consumers during the energy transition in the last decade. These different approaches stem from the role of state in responding to the conflicts between the fractions of the capitalist class. In this research, I analyzed the actors of the American state and their different approaches to demonstrate the role of state in the on-going power struggle in capitalism during energy transition within the case of the USA historically. The USA's energy transition is mostly occurred in the electricity generation sector, and the change in relations of production observed in the electricity generation sector. Thus, I focused particularly on the electricity sector to investigate the policies of the state, which promote its hegemony, support some fractions of the capitalist class and punish some fractions of the capitalist class. I used Historical Materialist Policy Analysis to examine the discourses of the Obama Administration, the Trump Administration, the Biden Administration, and the Democrats and the Republicans in the Congress about the energy transition between 2008 and 2021 by acknowledging the continuities and changes in the historical position of the state within the context of the State Debate in Marxist studies.
The invisible actor of the Mesopotamian oil: Caloust Gulbenkian "Mr. five percent"
This dissertation reveals the importance of individuals in the political economy of Mesopotamian oil resources in the foundation process of Iraq after the World War I. One of the consequences of the First World War was the emergence of need for the establisment of a new order in the oil rich ex-Ottoman territories after the disintegration of the empire. The industrialized Western states at that time were in need of more and more energy due to inreasing use of energy both in military and civil areas. Since energy became a matter of priority for these countries, the oil-rich Middle East which meant to get access to new resources became an attractive region for them. The territory was also economically attractive and commercially lucrative for the major oil companies of that time. Oil was the common denominator between states and companies and there was a ground for both struggle and collaboration among these actors. In this process which ended with the the foundation of Iraq and the formation of first oil cartel, the role of Caloust Gulbenkian was interesting and noteworthy. The importance of the role of individuals in the foundation process of Iraq has been scrutinized within the framework of descriptive analysis and the chronology generated from the oil related events of that period of time. According to the findings of the study, the efforts of Caloust Gulbenkian who was also known as "Mr. Five Percent"- the nickname pointing to his role in the process and his share in Iraqi oil- had been influential in bringing together the relevant statesmen and executives of oil companies. The long lasting struggle over Middle Eastern oil ended after a series negotiations, conferences and agreements between states and major oil companies of that time. The struggle over the sharing of the Middle Eastern oil had also been effective in the drawing of the boundaries of Iraq within the new system established in the region after the collapse of the Ottoman Empire. This thesis shows that in the foundation process of Iraq the individual level of analysis is important as well as the state level in order to better understand this period. Key Words: Gulbenkian, Iraqi Oil, Mr. Five Per Cent, Political Economy
Türkiye de sürdürülebilir kalkınma ve yenilenebilir enerji kaynakları
İnsanoğlunun en eski çağlardan beri en önemli ihtiyaç kaynağı enerji olmuştur. Günümüzde insanların artan enerji kaynaklarını güvenli ve temiz bir şekilde karşılamak için yenilenebilir enerji kavramı meydana gelmiştir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte yenilenebilir enerji kaynakları ile ihtiyaç duyulan enerjiyi karşılamak mümkündür. Kalkınma için enerji önemli bir kavramdır. Enerji, üretimin vazgeçilmez bir girdisidir. Enerji kaynakları olmadan neredeyse üretim yapmak mümkün değildir. Sürdürülebilir enerji gelişimi, ekonomik, çevresel ve sosyal yönlerle yakından ilgilidir. Uluslararası sürdürülebilir kalkınma gündeminin temel alanlarından biri enerjidir. Bu çalışmada sürdürülebilir kalkınma bağlamında yenilenebilir enerji kaynaklarının Türkiye'de gelişimi ve uygulanabilirliği, tüketilen enerji kaynakları içerisinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payı ve enerjinin sürdürülebilirliği için hükümetin uyguladığı politikalar, uygulanan politikaların yetersizliği incelenmiş ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Yenilenebilir enerji, enerji politikaları, enerji kaynakları
Türkiye ekonomisinde yenilenebilir enerji tüketimi ve ekonomik büyüme ilişkisi: Bir zaman serisi analizi
Son zamanlarda ekonomik büyüme literatüründe ön plana çıkan konular arasında yenilenebilir enerji kaynakları yer almaktadır. Bu tez çalışmasının temel amacı, yenilenebilir enerji tüketimi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi teorik ve ampirik açıdan araştırmaktır. Tezin uygulama kısmında, Türkiye ekonomisinde yenilenebilir enerji tüketimi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki ampirik olarak 1970-2016 dönemi itibariyle zaman serileri yardımıyla araştırmaktadır. Değişkenlerin birim kök analizlerinde PP ve Ng-Perron testleri kullanılmaktadır. Değişkenlerin birim kök analizlerinde ayrıca Lee-Strazicich çift yapısal kırılmalı testi de kullanılmaktadır. Değişkenler arasındaki uzun dönem ilişkisinin varlığı, ARDL sınır testi ile incelenmektedir. Uzun ve kısa dönem katsayıları, ARDL modeli bağlamında EKK tahmincisi yardımıyla tahmin edilmektedir. Değişkenler arasındaki nedensellik ilişkileri, Granger nedensellik testi kullanılarak test edilmketedir. Analizlerden elde edilen bulgular, degişkenlerin birinci farkında durağan olduğunu ortaya koymaktadır. ARDL sınır testi sonucları, değişkenler arasında bir uzun dönem ilişkisinin varlığını göstermektedir. Yenilenebilir enerji tüketimi ile ekonomik büyüme arasında uzun dönemde pozitif ve istatistiki olarak anlamlı bir ilişki sçz konusudur. Nedensellik testi sonuçlarına göre, yenilenebilir enerji tüketimi ile ekonomik büyüme arasında bir nedensellik söz konusu değildir.
Enerji kaynakları açısından Hazar Bölgesi'nin önemi
Günümüzde enerji yaşamımızı sürdürmemizi sağlayan en önemli kaynaklardan biridir. Enerji insan hayatında önemli olduğu kadar devletleri idare edilebilmesi, ekonomilerin sürdürülebilmesi gibi hayati konularda da en önemli kaynak olarak karşımıza çıkmaktadır. Rusya'nın enerjideki tekel konumu ve AB'nin bu bağımlılığa karşı çözüm arayışları, Hazar Bölgesi'nin bu arayışta ne kadar önemli rol oynadığı, Rusya için Hazar Bölgesi'nin ne gibi önem taşıdığı; Türkiye, AB ve Hazar Bölgesi ülkelerinin Rusya'nın baskılarından kurtulabilmek için ortaklaşa hayata geçirmeye çalıştıkları projeleri ve bunlara karşı Rusya'nın hamleleri bu tezin içeriğinde yer alan konular arasındadır. Hazar Bölgesi bir Ortadoğu potansiyeli taşımamakla birlikte, AB'nin Rusya'ya olan bağımlılığının bir nebze azaltılabilmesi için önemli bir yeri vardır. Bu noktada AB ve Türkiye arasındaki ilişkiyi Türkiye'nin ne şekilde kullanacağı da önemlidir. Önümüzdeki yıllarda bu konu üzerinde araştırma yapmak isteyenlere kaynak olması umulmaktadır. Tez, bugüne kadar kaleme alınan kitap, makale, tez ve uluslararası kuruluşların yayımlamış oldukları raporlar ve veriler ışığında hazırlanarak okurlara sunulmuştur.
An empirical study on the determinants of renewable energy consumption in African countries: Evidences from panel data analaysis
Renewable energy has a vital role in tackling the issue of energy poverty in Africa. The adoption of renewable energy systems can provide people with several important services, which in turn can enhance their quality of life and help alleviate poverty. The thesis dwells on the impact of various factors, including growth, FDI, financial development, natural resources, and trade, on the consumption of renewable energy in 15 African countries from 1980 to 2018. The study utilizes different panel techniques., such as CSD and CADF tests. The findings of the study suggest a positive long-term link among growth, FDI, and openness with renewable energy use. However, financial development and natural resources have a negative effect on the use of renewable energy. Additionally, the study's causality results indicate a bidirectional relationships between the series.
Türkmenistan ekonomisi için etkin ve önemli sektörlerin belirlenmesi
Hidrokarbon rezervleri yönünden zengin olan Türkmenistan, 1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra bağımsızlığını kazanmıştır. Ülkenin SSCB'den ayrılma kararı aldığı günden bu yana ihracatının önemli bölümünü oluşturan doğal gaz ve petrol sektörünün geliştirilmesinde çeşitli adımlar atılmıştır. Özellikle kaliteli ve büyük doğal gaz rezervlerine sahip olan Türkmenistan, enerji sektöründe üretim ve ihracat potansiyeline sahiptir. Tek pazara bağlı kalmanın olumsuz neticelerini tecrübe eden Türkmenistan, Rusya'ya yeni alternatif arayışına başlamış, Çin, İran, AB ülkeleri ve Hindistan ile dengeli ilişkiler kurmuştur. Kanıtlanmış doğalgaz rezervi bakımından %10,1 oranı ile dünyada dördüncü sırada yer alan Türkmenistan, büyük pazarlara doğal gaz ihraç etmek amacıyla boru hattı projeleri geliştirmiştir. Bu projelerin bazıları halen yapım aşamasında iken, bazıları faaliyete geçmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkmenistan, Enerji, Doğal Gaz, Petrol, Tarım, Pamuk, Enerji İlişkileri, Türkiye Türkmenistan bağımsızlıktan önce tarım ülkesi olmasından dolayı, bağımsızlıktan sonrasında da tarım sektörü ve tekstil sanayisinin gelişmesi amacıyla çalışmalar başlatmıştır. Türkmenistan dünyada büyük bir pamuk üreticisi olarak tanınmaktadır. Ülkenin toprak özellikleri ve iklim koşulları nedeniyle pamuk üretimine elverişli olması ülkede pamuk üretilmektedir. Pamuk üretimi, ülke içerisinde ekonomiye katkı ve istihdam sağladığından yoğunluk artmıştır.
Güneş enerjisinin Siirt ilinde uygulanabilirliği: Çevresel ve ekonomik etkilerinin incelenmesi
Bu çalışma, bir örnek kullanarak Siirt ilinin güneş enerjisi potansiyelini değerlendirerek, bölgede yapılacak GES yatırımlarının uygulanabilirliğini ekonomik ve çevresel boyutlarıyla incelemektedir. Çalışmada, literatür taraması yapılarak benzer projeler analiz edilip güneş enerjisi sektöründeki bazı firmalarla yapılan temaslar doğrultusunda veriler toplanmıştır. Ayrıca faiz yatırımı ve GES yatırımı arasında bir karşılaştırma yapılmıştır. GES yatırımındaki anaparanın faize yatırılması durumunda, yıllar boyunca birikimli birleşik faizle anaparanın kaç katına çıkacağı incelenmiştir. Reel faizler ve amorti süresi arasında negatif bir ilişki olduğu ve faizler ne kadar düşük olursa, amorti süresinin uzaması durumunda bile GES projelerinin daha kârlı olabileceği tespit edilmiştir. Daha sonra, Siirt ili için varsayımsal bir 10 yıllık GES fizibilite analizi gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizde 1 MW'lık bir GES yatırımının yaklaşık 4 yılda kendini amorti edebileceğini ve uzun vadede kâr sağlayabileceğini göstermektedir. Analizdeki çevresel etkiler değerlendirildiğinde, güneş enerjisi kullanımı sayesinde bölgedeki karbon salınımının önemli ölçüde azalacağı konusunda veriler elde edilmiştir. Termik santrallere kıyasla yıllık yaklaşık 1.499.572,6 kg CO₂ emisyonunun önlenebileceği öngörülmektedir. Bu durum, Siirt'in sürdürülebilir kalkınmasına ve yeşil ekonomiye geçiş sürecine katkı sağlayacaktır. Sonuç olarak, bu çalışma ile Siirt'in güneş enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesinin hem ekonomik hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından bir fırsat sunduğunu göstermektedir. Bu çalışma, Siirt'in yenilenebilir enerji potansiyelini değerlendirmek isteyen araştırmacılar ve yatırımcılar için önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.
Evolution of electricity markets from the perspective of production and organized markets
Electricity markets were initially established based on a vertically integrated organizational framework. The market segments underwent a process of vertical unbundling, which subsequently led to their division into four distinct categories: generation, transmission, distribution, and retail. In the first chapter of this thesis, the most common electricity market supply industry problems have been presented. Four prominent problems emerge as noteworthy, encompassing generation inadequacy, missing money, market power, and renewable intermittency. Among these problems, there exists a network of unidirectional, bidirectional, and potentially nonlinear dynamic relationships. A holistic approach is even more crucial given the complex interactions between problems. In the second chapter, the impact of renewable energy on electricity prices has been examined with panel data analysis for 25 European countries. We employed the Pesaran CD test for cross-sectional dependence, the Pesaran and Yamagata (2008) method for slope heterogeneity, and the dynamic common correlated effect estimator to explain the market clearing prices. The model results demonstrate that European countries experience the merit order effect, where the capacity of renewable energy lowers prices. This chapter presents the impact of merit order effect for generators, consumers, and policy makers. In the third chapter, the impact of solar and wind generation on market clearing prices have been examined in Turkey as an example of a developing country. We use of machine learning techniques for analysis is one of its distinguishing characteristics. According to polynomial learner results, solar and wind generation both decreased the electricity market clearing price. In addition, solar generation has a negligible effect on market clearing price volatility below a certain threshold, but reduces it above a certain demand level. However, wind generation increases volatility at both low and high demand levels.
Market analysis and forecasting of oil and gas (lubricant) management in Nigeria: A case study of grand petroleum
This thesis has two main parts; the first part is the production market analysis of lubricant products and the second one is to use actual data to forecast the future production rate. In the first section, different products of Ground Petroleum Nigeria Limited are introduced. In addition, production processes, product characteristics and quality control techniques are discussed.In the forecasting part, SPSS software is used to predict the production rate of selected five products for 2014. Based on the results it is possible to conclude that, there is an increase in production and product demand.
Enerji güvenliği ekonomik etkiler ve politik hegemonya
Bu çalışma, enerji güvenliğinin, ulusal güvenliğin sürdürülmesi perspektifinde dünyadaki tüm ülkeler için en önemli hedeflerden biri olduğunu göstermektedir. Özellikle sanayileşmiş ülkelerde, enerji bir ulusal güvenlik meselesi olup, ekonominin ve hayatın tüm alanlarında ana temel olarak tanımlanmaktadır. Devletlerin enerji güvenliğinin sağlanması için politik ve askeri vesileler kullanması anormal bir davranış değildir. ABD'nin 2001 Afganistan savaşında, Hazar Denizi'ndeki petrol ve gaz rezervlerine yakın bir ABD üssü kurulmuştur. Bir süre sonra, ABD, Irak'ın petrol rezervlerini kontrol etmeye başlamıştır. Bu nedenlerle, ABD Ortadoğu'yu ve dünyada tek kutup olarak kalması için diğer küresel enerji rezervlerini kontrol edebilmektedir. Diğer taraftan, AB ülkeleri, Hazar bölgesindeki petrol ve doğal gaz rezervlerine erişim yoluyla Avrupa enerji piyasasında Rus tekelini sonlandırmaya çalışmaktadırlar. 2008 yılında, AB Hazar Deniz'den başlayarak Türkiyeden geçen boru hattını kurmaya çalışırken, Rusya enerji güvenliğini korumak için Gürcistan'a savaş ilan edip Kırımı işgal etmiştir. Ayrıca Rusya, Katar'dan ve İran'dan Avrupa Birliği'ne kadar uzanan boru hattının gelişini engellemek için Suriye'ye askeri müdahalede bulunmuştur. Bu da hem ABD hem de Rusya'nın Suriye'deki boru hatları ve enerji projelerini korumak için rekabete girdiklerini ve Suriye'ye müdahale etme amaçlarının sadece siyasi sebeplerden olmadığını göstermektedir.
Yatırım projelerinin analizi ve proje risklerinin yatırım kararına etkisi: Isıtma sektörü uygulaması
Dünya'da enerji kaynaklarının sınırlı olması nedeniyle enerji modern yaşamla birlikte başta gelişmekte olan ülkeler açısından ülke refahı, ekonomik kalkınma, servet göstergesi, yatırım, sanayileşme, siyasi ve bölgesel güç olma gibi çok büyük bir öneme sahip olmaktadır. Türkiye'nin enerjide dışa bağımlı olması ile birlikte ülkemizde faaliyet gösteren işletmeler açısından mevcut kıt kaynakların ve kıt kaynakların en önemli unsuru olan enerjinin etkin ve verimli kullanılması ile birlikte katma değer sağlayacak doğru yatırım projelerine aktarılması oldukça büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmanın ilk bölümlerinde Dünya'da ve Türkiye'de bulunan ve kullanılan enerji kaynakları ve yakıtları, ısıtma elemanları hakkında genel bilgilendirmenin yanı sıra yatırım projelerinin planlanması, hazırlanması (fizibilite çalışması), finansmanı ve değerlendirilmesi konusunda temel bilgilere yer verilmiştir. Proje değerlendirme bölümünde konu kapsamında konuyu özetleyen örneklerle desteklenmiştir. Çalışmanın son bölümünde bir alan ısıtma yatırım projesi kapsamında örnek bir işletmede farklı enerji yakıt türü ve ısıtma elemanı ile yapılan bir alan ısıtma yatırım projesi değerlemesi yapılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda farklı yakıt ve ısıtma elemanı ile yapılan yatırım projesinin proje değerleme yöntemlerine göre karşılaştırılması hesapları yapılmıştır. Aynı zamanda Türkiye'nin Marmara bölgesinde faaliyette bulunan farklı sektörlerdeki işletmelerde ısıtma sistemi yatırım projelerinde proje risklerinin ve seçim kararını etkileyen faktörlerin değerlendirilmesine dair bir anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen buluğular kapsamında farklı enerji yakıtlarının ve ısıtma elemanlarının sanayide bulunan farklı sektördeki işletmelerde kullanıldığı görülmektedir. Çalışma, yatırım projeleri ve alan ısıtma yatırım projelerinin değerlendirilmesi ile birlikte doğru ısıtma elamanı ve yakıt türü seçimi konusunda bilgi edinmek isteyenlere gerekli bilgileri sunmaktadır.
Doğu Akdeniz'de doğalgaz anlaşmazlıkları ve Türkiye
Dünyanın, ispatlanmış en büyük hidrokarbon yataklarını bölgesinde barındıran Ortadoğu ve enerji tüketiminde küresel anlamda ilk sırada yer alan Avrupa Birliği ülkeleri arasında bir köprü ve geçiş güzergâhı oluşturan Doğu Akdeniz Bölgesi, son yıllarda keşfedilen hidrokarbon rezervleri ile gündemin ön sıralarında yer almıştır. Doğu Akdeniz, stratejik öneme sahip bir deniz olmasından dolayı, yeni dönemde enerji havzası olmaya adaydır. Bu bölgeyi daha önemli hale getiren yeni enerji kaynakları Avrupa'nın Rusya'ya bağımlılığının azaltmış olabilecektir. Doğu Akdeniz'in uluslararası enerji sektörünün önemli bir parçası olması ve jeopolitiğinin artması, münhasır hakların paylaşımında ciddi diplomatik çaba gerektirmektedir. Doğu Akdeniz'deki yeni doğalgaz kaynakları Türk Dış Politikasında Türkiye'nin önemini uluslararası siyasal sistemde artırmış ve Türk Dış Politikasına olumlu yönde etki etmiştir. Soğuk Savaş sonrası dönemde, değişen bölgesel ve küresel durum bu çerçevede bölgede son yıllarda gelişen süreçler, dünyadaki enerji haritasını derinden değiştirmiştir. Bu yeni harita içerisinde Türkiye'nin yeri son derece önemli bir hale gelmiştir. Doğu Akdeniz'i, uluslararası enerji sektörü ve jeopolitiğin odak noktalarından biri haline getirmiştir. Doğu Akdeniz havzasındaki enerji tablosunu olduğu gibi bölgesel dinamikleri de değiştirmesi beklenmektedir. Bu bağlamda Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşılmasına yönelik işbirliği ihtiyacını da gündeme getirmiştir. Anahtar Kelime: Doğu Akdeniz, Enerji Kaynakları, jeopolitik, Türkiye.
21. Yüzyılda Çin'in enerji güvenliği: Kuşak ve Yol Girişimi açısından değerlendirme
Dünyanın en büyük nüfusuna ve ikinci büyük ekonomisine sahip olan Çin'in enerji talebi kendi öz üretim kapasitesini aşmış ve küresel enerji tüketiminde ve ithalatında onu ilk sıraya taşımıştır. Bugün Çin'in ulusal stratejisinin bir parçası olarak görülen ekonomik ve sosyal kalkınmasının sürdürülebilir olması, denizaşırı kesintisiz enerjiye erişim ile mümkün olabilmektedir. Bu nedenle yüzyılın projesi olarak adlandırılan ve Çin'in Yeni Mega Kalkınma Girişimi olarak da görülen Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında sürdürülen enerji iş birliklerinin Çin'in ulusal enerji güvenliğini sağlamasında önemi büyüktür. Bu çalışma, Çin'in enerji güvenliği ile Kuşak ve Yol Girişimi arasındaki ilişkiyi araştırarak bu Girişimin Çin'in enerji güvenliğini sağlamada nasıl bir rol oynayacağını ortaya koymayı amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda Çin'in Kuşak ve Yol boyunca enerji konusunda önemli gördüğü ülkeler ile kurduğu enerji ilişkileri ve enerji güvenliğine yönelik bu iş birliklerinden doğan enerji yatırımları incelenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, Girişimin bir taraftan Çin'in denizaşırı enerji kaynaklarını, nakliye yollarını, enerji tedarikçilerini çeşitlendirmesine, enerji yatırımlarının güvenliğinin sağlanmasına ve küresel enerji piyasasında söz sahibi olmasına katkıda bulunacağını gösterirken diğer taraftan Girişimin önünde jeopolitik, finansal, güvenlik, şeffaflık eksikliği gibi birtakım zorluklar bulunduğunu ortaya koymuştur. Çin'in uzun vadeli denizaşırı enerji güvenliğini tam olarak sağlayabilmesi Girişimin önündeki bu zorlukları başarılı bir şekilde yönetip yönetememesine bağlı olacağı sonucuna varmıştır.
Enerji kaynakları kullanımı açısından Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikası ve Doğu Akdeniz'deki küresel rekabet
Son yıllarda Doğu Akdeniz bölgesinde keşfedilmiş hidrokarbon rezervleri, bölgedeki ülkeler arasında ekonomi politik açıdan bir mücadeleyi de beraberinde getirmiştir. Bölgedeki kıyıdaş devletler, izledikleri politikalar ile enerji-politik çerçevesinde yeni stratejiler ortaya koyarak bölgedeki nüfuz alanını arttırmak istemektedirler. Bu çerçevede bölgede keşfedilen enerji kaynaklarında da görüldüğü gibi keşiflerin gerçekleştiği bölge ülkelerinin, bölgenin ve küresel güçlerin bölgeye ilişkin ekonomi-politik yapılarını değiştirmektedir. Doğu Akdeniz bölgesinde meydana gelen hidrokarbon rezerv keşiflerinin bölge ülkelerine, bölgesel ve küresel dinamiklere yaptığı ekonomik, politik, hukuki ve diplomatik etkileri inceleyerek, gerçekleştireceği potansiyel değişimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunmaktadır. Çalışmada ekonomi-politik eksen bakışı ile Münhasır Ekonomik Bölge antlaşmaları incelenerek bölgedeki siyasi dinamiklere ne tür etkide bulunduğu ortaya konulacaktır. Gerçekleşen keşiflerin bölgesel ve küresel alanda diplomatik ilişkileri üzerinde ne gibi etkisinin olacağı ve Türkiye'nin bu değişimlerdeki potansiyel konumu değerlendirilecektir. Doğu Akdeniz hidrokarbon keşiflerinin gelişimine ilişkin engeller ile keşiflerin gelişimi halinde ortaya çıkacak ekonomik, politik, hukuki ve diplomatik imkânlar ile potansiyel bloklaşma ve işbirlikleri ortaya konulacaktır.
Yenilenebilir enerji üretiminin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Türkiye örneği
Ekonomik büyüme, teknoloji ve çevresel hususlar bakımından yüksek düzeyde önem arz eden enerji üretim ve tüketim aşamasında da son derece önemli bir tamamlayıcıdır. 1970'li yıllardan sonra yaşam kalitesinin artması ve ekonomik büyümeyle enerji talebindeki artış sürdürülebilir kalkınmayı zorunlu kılmaktadır. Bu olaylar doğrultusunda enerji unsurunun önemi ön plana çıkarak yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelimde hızlanma yaşanmıştır. Çevre dostu kaynaklar olarak adlandırılan yenilenebilir enerji kaynakları enerji arz noktasında da büyük üstünlükler sağlamaktadırlar. Bu çalışmada, Türkiye ekonomisinde yenilenebilir enerjinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi ampirik olarak 1990-2019 dönemi itibariyle zaman serisi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. ARDL Sınır Testi ile eşbütünleşme ilişkisi incelenmiş sonrasında ise Toda-Yamamoto nedensellik testi ile nedensellik yönü incelenmiştir. ARDL sınır testi sonuçlarına göre değişkenler arasında pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu, bir başka ifade ile yenilenebilir enerji üretiminin uzun dönemde ekonomik büyümeyi pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Yenilenebilir enerjinin katsayısı ise 0.106524 çıkmıştır. Toda-Yamamoto nedensellik sonuçlarına göre ise yenilenebilir enerji üretimi ile ekonomik büyüme arasında herhangi bir nedensellik ilişkisinin olmadığı belirlenmiştir. Bu sonuçlar Türkiye'de yenilenebilir enerjideki artışların ekonomik büyüme üzerinde bir etkisinin olmadığını göstermektedir.
Enerji sektörünün piyasalara etkisi (Enerji sektörleri ile BIST100 ilişkisi)
Bu çalışmada enerjinin tanımı, türleri ve sektörlerinin piyasalara olan etkinliği baz alınmıştır. Klasik enerji kaynakları, Alternatif enerji kaynakları içeriklerine değinilmiştir. Klasik enerji kaynaklarında bulunan fosil yakıt grubunun günümüzde piyasalara olan etkinliğinin en yüksek olduğu Petrol ve Doğal gaz sektörleri yapılan araştırmalar ve grafikler vasıtasıyla küresel boyutta incelenmiş ve yorumlanmıştır. Yenilenebilir enerji kaynakları genel bir gruba dahil edilerek Yenilenebilir enerji sektörü başlığı altında incelenmiştir. Bağımlı değişken Bist100 ile bağımsız değişken petrol ve doğalgazın etkinliği inceleyebilmek için yapılan ADF birim kök testi ile modeldeki değişkenlerin durağanlıkları tespit edilmiştir. Johansen Eşbütünleşme analizi sonucunda iki adet eşbütünleşme saptanmıştır. Eşbütünleşme değerlerinin nedenselliğini ve ilişkinin yönünü belirlemek için Granger Nedensellik testi uygulanmıştır. Serilerimiz düzeyde durağan olmadığı için VECM modeli üzerinden Granger nedensellik yapılmıştır. Granger sonucuna göre iki tane tek yönlü nedensellik ilişkisi mevcuttur.
The impact of international trade on sustainable development in Morocco
The role and importance of international trade cannot be denied. There is not a single country in the world that does not have international trade. Sustainable development is the need of the future and a must for future generations. This research examines international trade's impact on sustainable development in Morocco from 1990 to 2019. For this purpose, the study analyzes the effects of trade on sustainable development in Morocco with the help of an (ARDL) model. The predicted model shows significant trade, FDI, and GDP per capita, a positive relationship between energy and sustainable development, but a negative relationship between renewable energy sources and sustainable development in Morocco. The study shows that more policy measures are needed to achieve sustainable development.
The effect of renewable energy resources on economic growth: A case study for Turkey
The need for energy increases with the use of energy in almost every field, the development of technology and the increase in population, and this situation may lead to an increase in the dependence of countries on foreign energy with insufficient energy resources and negatively affect the country's economy. If countries are dependent heavily on imports in terms of energy resources, they may be exposed to negative economic consequences. Renewable energy has positive features such as being produced domestically, being inexhaustible and environmentally friendly. At this point, the provision of energy consumption from renewable or non-renewable energy sources may be related to the country's economy and studies are carried out on this relationship. In this study, due to the importance of renewable energy sources, the relationship between total renewable energy sources, economic growth and CO2 emissions were investigated for short and long term for Turkey. When examining this relationship, by using data between 1972 and 2018, Granger causality test, SVAR and ARDL method were applied. According to the findings, the Granger causality test revealed that there was no relationship between renewable energy consumption, economic growth and carbon dioxide emissions, and the neutrality hypothesis was supported. SVAR and ARDL methods show that renewable energy consumption, CO2 emissions and economic growth affect each other in both short and long term. While it is seen that all variables are in a positive relationship with each other with the SVAR method, according to the ARDL method, which has a reliability advantage in short samples, it has been revealed that there is a positive relationship between renewable energy consumption and economic growth and a negative relationship with carbon dioxide emissions. According to the results obtained from the ARDL method, as the consumption of renewable energy increases, economic growth will increase and CO2 emissions will decrease.
Yerli kömür kaynaklarının kullanımının Türkiye'nin cari işlemler dengesi üzerindeki etkisi: Afşin Elbistan Linyitleri örneği
The purpose of this study is to detect how much current account deficit burden could be reduced if we utilize Afşin-Elbistan lignites which are local energy sources. In this study, firstly literature survey in energy economics are made. After the literature survey; structure, characteristics and historical improvement of the electricity energy sector are explained. In addition to them, data on energy and electricity energy sector at the world and Turkey level are presented from a historical perspective and energy policies of important countries are included in order to see the current situation. Furthermore, the role of energy dependency on the current account deficit of Turkey is investigated by analyzing data. In this study, it is assumed that the lignite-fired power plants, which are expected to be established in Afsin Elbistan region, will be operational as of 2023 and the positive effect of the said power plants on the current account balance is calculated. The findings indicate that utilizing lignite sources will decrease the amount of natural gas consumption and it will have a positive effect on the current account balance of Turkey. This will also increase the share of the lignite in total electricity mix and decrease the share of the natural gas in the total electricity mix. Calculations utilized in this study also takes into account nuclear power plants which will be into operation in the following years. The reason why we do this is that they will affect the total electricity energy mix.
Türkiye için mevcut enerji üretimine alternatif yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji kaynaklarının seçimi
Günümüzde fosil yakıtların tükenmesi tehlikesi dolayısıyla konvansiyonel enerji kaynaklarından yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelim görülmektedir. Sera gazı salınım miktarının iklim değişikliği etkisi de düşünüldüğünde sürdürülebilir bir Dünya yaratmak için konvansiyonel enerji kaynakları yerine yenilenebilir enerji kaynaklarının doğru tercih olduğu görülmektedir. Bu çalışmada iki farklı optimizasyon uygulaması yapılarak uzun dönemli enerji ihtiyacının hangi enerji kaynaklarınca karşılaşılanacağı ve mikro şebekelerde kısa dönemli hangi enerji depolama sistemlerinin kurulacağına karar verilmeye çalışılmıştır. Yenilenebilir enerji kaynakları kullanmanın sürdürülebilirliğe, iklim değişimine ve sera gazı salınımına olan etkisi değerlendirilmiştir. Türkiye'nin uzun dönemli enerji talebinin karşılanması değerlendirilirken konvansiyonel ve yenilenebilir enerji kaynakları, hedeflenen kurulu güçleri ve beklenen sera gazı salınımı gibi unsurlar göz önünde bulundurularak çeşitli senaryolar denenmiştir. Mikro şebekelerde kısa dönemli enerji depolama sistemi seçimi için ise ekonomik, çevresel, sosyo-kültürel ve teknik unsurları da değerlendirerek Türkiye'nin farklı bölgelerinden üniversiteler seçilerek hibrit bir enerji yönetim sistemi kurmak üzere bir matematiksel problem çözdürülmüş ve farklı senaryolar ile değerlendirilmiştir. Çalışmasının sonucunda ise maliyetlere ve sera gazı salınım oranlarına bakılarak Türkiye'nin enerji talebini karşılayabilecek enerji kaynakları ve depolama sistemleri belirlenmiştir.
Enerji bağımlılığı: Türkiye ve İsveç karşılaştırması
Bu çalışmada 2012 yılı Türkiye ve İsveç resmi girdi çıktı tabloları kullanılarak sektörel inceleme ile enerji bağımlılığı araştırılmıştır. Avrupa Birliği ile dünyada büyük bir etki yaratan sürdürülebilir çevre ve üretim politikası çeşitli anlaşmalar ve yaptırımlarla dünya üzerindeki pek çok ülkede uygulanmaya çalışılmaktadır. Bu bağlamda çalışmada ilk bölümde dünyadaki enerji sektörünün mevcut durumu ve yenilenebilir yenilenemez enerji kaynakları incelenmiş, ikinci bölümde ise Türkiye'deki enerji kaynakları ve enerji politikaları ile 1990 yılı sonrası enerji konusunda yaşanan gelişmeler aktarılmıştır. Üçüncü bölümde İsveç'in enerji kaynakları ve enerji politikaları ile 1990 yılından sonra enerjide yaşanan gelişmeler aktarılmış, dördüncü bölümde Türkiye ve İsveç'in enerji sektörleri karşılaştırılmış, Hirschman analizinden Türkiye'de kilit sektör olabilecek elektrik gaz buhar iklimlendirme, ana metal ve kimyasal ürünler sektörleri, İsveç için gıda imalatı sektörü olduğu anlaşılmıştır. Sektörel üretim çarpanına göre Türkiye için elektrik gaz buhar iklimlendirme sektöründe meydana gelen bir birimlik nihai talep artışı ekonomideki üretimi 3,040 birim kadar artıracaktır, kok ve rafine petrol sektörü de meydana gelecek bir birimlik nihai talep sonucu ekonomiyi 2,500birimlik üretim artışına götürecektir. İsveç için sektörel üretim çarpanına bakıldığında, kok ve rafine petrol sektöründe meydana gelecek bir birimlik nihai talep artışı 3,0135 birim ekonomideki üretimi tetikler iken elektrik gaz buhar iklimlendirme sektöründeki bir birimlik nihai talep artışı 1,7955 birimlik üretimi artırır. Ters ithalat matrisi analizi sonucunda Türkiye'nin halen birincil enerji kaynaklarında dış girdi bağımlısı olduğu görülmektedir.
Non-renewable and renewable resource effects on economic growth
The substitution between renewable and non-renewable energy sources has become one of the central debates of economists over the past decades. These two types of resource are different with respect to the replacement ability. Then, the output's growth based on either energy source is expected to show different paths along the optimal and balanced-growth path. The previous literature studied the optimal extraction of non-renewable resource and its policy implication, optimal resource price, long-run output growth in the presence of non-renewable resource, the transition from non-renewable energy to renewable one, and the importance of substitution between renewable and non-renewable resource for sustainability. The path difference between these two outputs has not been addressed with all possible models. Therefore, one part of this thesis attempted to study and compare the characteristics associated with renewable and non-renewable energy-based outputs along the balanced-growth. The analysis is divided into two cases supposedly occurred in the same country. In the first case, the output is based on non-renewable energy while on renewable energy in the second one. The Hamiltonian function is subtracted from a problem in which the maximization of the utility function is subject to the constraints associated with the change in capital and energy stocks. We first consider optimal control theory and later use the theoretical results for the simulation with MATLAB. The result supports that renewable energy-based output grows at a positive rate along the optimal path whereas that of non-renewable energy depends on whether technological progress and saving are high enough to exceed the share of non-renewable energy in output. Along the balanced growth path, non-renewable energy-based per capita output growth would be negative if there is no technological progress. Without technological progress, that of renewable energy-based per capita output would be however positive if the investment-elasticity of energy production is high enough. Moreover, the system associated with non-renewable energy-based output would have saddle-path stability if the share of non-renewable energy is low enough, whereas that of renewable energy-based output shows stability if the share of renewable energy is sufficiently high. Further results will be discussed in the analysis. Other parts of this thesis deal with the well-known resource curse hypothesis which describes the negative relationship between economic growth and natural resource abundance. In the empirical work, the authors demonstrated this resource curse theory with the significant negative coefficient associated with resource rent ratio to GDP as a proxy for the resource dependence. However, the disagreement has emerged following the good growth performance in some resource-rich countries and the contrasting results in the literature, which are the positive and negative sign of this ratio. Therefore, this part of the thesis addresses this disagreement by theoretically and empirically analysing output growth with natural resource. The theoretical results suggest that resource dependence can be associated with positive and negative economic growth depending on the optimal pattern of resource use. Later, this theoretical result is tested in empirical work including 130 countries and time periods between 2003 and 2014. By dealing with the possible endogeneity issue, we apply the system GMM and find that the resource rent ratio to GDP, as a proxy for the resource dependence, is statistically significant and associated with positive economic growth. This empirical result is consistent with the theoretical analysis and thus, challenges resource curse hypothesis. Natural resource-dependent countries do not necessarily show poor economic growth.
Yenilenebilir enerji kaynakları açısından Malawi'nin güneş enerjisi potansiyeli üzerine bir değerlendirme
Malawi'de kapsamlı bir büyüme ve sürdürülebilir kalkınmanın görülmesi için elektriğe büyük ölçüde erişim sağlanması gerekmektedir. Şu anda 18 milyonluk nüfusun ancak %9'una elektrik hizmeti verilmektedir. Yenilenebilir enerji, tüm ülkelerin sürdürülebilir kalkınması için büyük bir fırsattır. Bu çalışma Malawi'deki güncel enerji talebini ve tedariğinideğerlendirmekte, büyük enerji kaynaklarını, onlarınhâlihazırdaki kullanım durumunuve bununla birlikte, ülkenin elektrik tedariğine potansiyel katkılarını incelemektedir.Aynı zamanda Malawi'nin coğrafi konumunu ve bu konum sebebiyle nasıl yıl boyunca büyük ölçüde güneş ışığına maruz kaldığını tartışmakta ve son olarak güneş enerjisinin kullanımı ile enerji tedariğine karşı olan güçlükleri yenmek için uygulanması gereken stratejileri tanımlamaktadır. Bu çalışma, Malawi Meteoroloji Departmanı'ndan elde edilen küresel günlük radyasyon yoğunluğu ve hava sıcaklığıkayıtlarına ek olarak; Uluslararası Enerji Ajansı IRENA'nın 1984-2015 yılları arasında yürüttüğü bir çalışmanın önemli analizlerini içeren ikinci el verileri kullanarak, potansiyel bir güneş enerjisi santralinin, Net Şimdiki Değer Yöntemi ve RETscreen analiz programı ile hesaplanmış tahmini finansman maliyetini sunmaktadır.Analiz sonuçları Malawi'nin yıl boyunca muazzam ölçüdegüneş ışığıaldığını ve ortalama hava sıcaklıklarının büyük ölçekli bir güneş enerjisi projesinin yapılması için elverişli olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, makale sürdürülebilir sosyal ve ekonomik büyümenin bir önkoşulu olan yeterli ölçüde modern enerji tedariğinin sağlanması için kullanılabilecek stratejilerin altını çizmektedir.