Error
Bu konu başlığı altında 73 tez
İfade biçimi olarak dijital hata imgeleri
Sanatta estetik ve ifadenin gücünü arttırmaya yönelik kaygılarla ortaya çıkan biçim bozma (deformasyon), günümüzde teknolojinin gelişimiyle çoğalan çalışma alanlarında varlığını sürdürmüştür. Biçim bozukluklarını doğasında barındıran alanlardan biri de gliç sanatıdır. Dijital ortamlarda donanımsal/yazılımsal boyutlardaki hataların yansımaları olarak biçimi bozulmuş görsel ve işitsel veriler, gliç sanatının materyallerini oluştururken; yenilikçi estetik yaklaşımlar meydana getirmek ve teknolojinin barındırdığı hata payını sanatsal arayışlar amacıyla değerlendirmek, gliç sanatını meydana getiren çıkış noktalarından olmuştur. Farklı disiplinlerdeki sanatçıların da dikkatini çeken gliç sanatı, genişleyen bir etki alanına sahip olmakla birlikte birçok farklı forma girerken girdiği formları da deforme etmektedir. Bu çalışmada literatür tarama yöntemiyle toplanan veriler doğrultusunda teknolojik gelişimler sonucu bir ifade biçimine dönüşen gliç sanatından ve dijital-analog hata imgelerinden bahsedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hata, Aksaklık, Hatalı Görüntü, Hata Sanatı, Dijital
İkinci/yabancı dil olarak Türkçe öğrenenlerin sözel hatalarına ilişkin öğretici tercihleri ve tutumları
Bu araştırmanın amacı ikinci/ yabancı dil olarak Türkçe öğrenenlerin sözel hatalarına ilişkin öğretici tercihleri ve tutumlarının nasıl olduğunu ortaya koymaktır. Bu noktadan hareketle çalışmada öğrenicilerin başlangıç ve orta düzeylerinde ne tür hatalar yaptıkları, öğreticilerin hangi düzeltme geri bildirimlerini tercih ettikleri ve öğrenici tepkileri incelenmiştir. Çalışmada nitel araştırma türlerinden olan gözlem ve görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın veri tabanını oluşturmak amacıyla Ankara'da bulunan Özel Mengütaş Dil Eğitim Merkezi'nden başlangıç ve orta düzey; Gazi Üniversitesi TÖMER'den (Türkçe Öğretim Merkezi) sadece orta düzeylerdeki sınıflarda gözlem yapılmış ve sınıflardan ses kaydı alınmıştır. Başlangıç ve orta düzeylerinde beşer sınıf olmak üzere toplam 10 sınıftan ses kaydı alınmıştır. Ayrıca geri bildirim tercihlerinin anlaşılması maksadıyla 8 öğreticiyle mülakat yapılmıştır. Elde edilen veriler ışığında, öğrenicilerin sözel iletişim süreçlerindeki hataları, Ranta ve Lyster'ın (1997) düzeltme geri bildirim stratejileri temelinde incelenmiştir. Sınıf içi gözlemler sonucunda elde edilen verilere göre öğrenicilerin başlangıç düzeyinde en çok söz dizimsel ve ses bilgisel hatalar; orta düzeyde ise söz dizimsel ve sözcüksel hatalar yaptığı gözlemlenmiştir. Sınıf içi gözlemlerde başlangıç düzeyinde en çok tercih edilen geri bildirimler açık düzeltme, söyletim ve üst dilsel geri bildirimken; orta düzeyde açık düzeltme ve yeniden biçimlendirme stratejileridir. Mülakatta verilen cevaplar incelendiğinde öğreticiler başlangıç düzeyinde açık düzeltme, yeniden biçimlendirme ve tekrar etme; orta düzeyde ise üst dilsel geri bildirim, söyletim ve açıklığa kavuşturma talebini sıklıkla kullandıklarını ifade etmiştir. Ancak öğreticiler tarafından uygulamalarda ve mülakatta tercih edilen geri bildirimlerin aralarında tutarlılık olmadığı tespit edilmiştir. Konuşma hatalarına yönelik geri bildirim verme sıklığı incelendiğinde uygun zamanda ve uygun şekilde verilen düzeltme geri bildirimlerinin öğreniciler üzerinde olumlu bir etkide bulunduğu kanısına varılmıştır. Ayrıca konuşma akıcılığını bozmamak ve öğreniciyi konuşmaya güdülemek amacıyla öğreticilerin her konuşma hatasına düzeltme geri bildirimi vermemesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Hata, yanılma, yanlış, sözel hatalar, düzeltme geri bildirimleri.
Hekimlerin tıbbi hata algı ve tutumları ile malpraktis korkuları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Tıbbi hata yaygın ve önemli bir sağlık sorunudur. Hekimler tıbbi hata iddiası ile şikâyet veya dava edilebilmektedir. Bu durum hekimlerde tutum ve davranış değişikliğine yol açan malpraktis korkusu ile sonuçlanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, hekimlerin tıbbi hata algı ve tutumları ile malpraktis korkuları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Ayrıca çalışmanın diğer bir amacı ise tıbbi hata algıları, tıbbi hata tutumları ve malpraktis korkularının hekimlerin malpraktis tecrübeleri ve sosyodemografik özelliklerinden etkilenip etkilenmediğini değerlendirmektir. Araştırma bir kamu hastanesinde görev yapan 248 hekim üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler anket formu ile toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizi SPSS 23 ve AMOS istatistiksel yazılımları ile yapılmıştır. İstatistiksel analizlerde ölçüm araçlarının yapı geçerliliği için açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri uygulanmıştır. Hipotez analizleri için parametrik ve non-parametrik testlerin yanı sıra yapısal regresyon analizi kullanılmıştır. Analiz bulgularında hekimlerin malpraktis korkuları yüksek seviyede tespit edilmiştir. Hekimlerin malpraktise yönelik olumsuz tecrübelerinin ve tıbbi hata algılarının hekimlerin malpraktis korkularını pozitif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Hekimlerin tıbbi hata tutumlarının olumlu seviyede tespit edilmesine rağmen, davranışa dönüşmediği görülmüştür. Ayrıca hekimlerin tıbbi hata ve malpraktise yönelik bilgi seviyelerinin düşük seviyede olduğu ve hekimlerin çoğunluğunun tıbbi hata raporlamayı bilmediği tespit edilmiştir. Gereksiz malpraktis dava ve şikâyetlerini önlemek için, yapılacak tıbbi işlemlerin doğasındaki riskler hakkında hastalar yeterince bilgilendirilmelidir. Hekimler tarafından tıbbi hata oluşumuna etkili olduğu değerlendirilen çalışma şartlarına yönelik iyileştirmeler yapılmalıdır.
Türkiye'de kamuoyu araştırmaları yapan şirketlerin anket tasarımında yaptıkları hatalar
Türkiye'de 1960'lı yılların ortalarından itibaren ortaya çıkmaya başlayan ankete dayalı araştırmalar yapan kamuoyu araştırma şirketleri günümüze kadar çalışmalarına devam ederek Türkiye kamuoyunun önemli unsurlarını haline gelmişlerdir. Bu çalışmamızın amacı kamuoyu araştırma şirketlerinin anket tasarımında yaptıkları hataların tespiti ve nedenlerinin ortaya konmasıdır. Bu çalışmada ayrıca araştırma yöntemleri içinde anketi ve Türkiye'de araştırma şirketlerinin yapısını belirleyerek şirketlerin tarihsel gelişimi açıklanmaya çalışılmıştır. Anket tasarımında karşılaşılan hataları ortaya çıkarmak amacıyla öncelikle araştırma şirketlerinin soru formları incelerek soru ve ölçeklerde görülen hatalar sınıflandırılmıştır. Bu hataların olası nedenlerini ortaya koymak için anketlerin tasarımını yapan kamuoyu araştırma şirketleri çalışanları ve kamuoyu araştırma şirketleri için anketleri uygulayarak veri toplama hizmeti sunan saha araştırma şirketlerinin çalışanlarına ayrı ayrı anketler uygulanmıştır. Anket sonuçları ile ortaya çıkan bulgular değerlendirilerek hatalar için çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Anket Tasarımı, Kamuoyu Araştırma Şirketleri. Hatalı Sorular ve Hatalı Ölçekler.
Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde yazma becerisinin temel ve orta seviyelerde hedef dil bağlamında karşılaştırılması
Yabancı dil öğretimi dört temel dil becerisi üzerine şekillenir. Bu temel beceriler okuma, yazma, konuşma ve dinlemedir. Bu temel beceriler de anlama ve anlatma becerisi olarak iki gruba ayrılmaktadır. Anlama becerileri olan okuma ve dinleme konuşan birini ya da yazılı bir metni anlamak ve yorumlamakla ilgilidir. Başkasına ait duygu ve düşüncelerin okunarak ya da dinlenerek anlaşılmaya çalışılmasına yönelik çalışmalar anlama becerilerinin temelini teşkil eder. Anlatım becerileri olan yazma ve konuşma ise kişinin kendine ait duygu ve düşüncelerini sözlü ya da yazılı olarak ifade etmesidir. Konuşma ve yazma becerileri üretmeye bağlı beceriler olması sebebiyle anlamaya bağlı beceriler olan dinleme ve okumaya kıyasla öğrencinin etkin olmasını gerektiren becerilerdir. Elbette tüm bu becerileri dil öğretiminde birbirinden ayrı düşünmek mümkün değildir. Öğrencinin duygu ve düşüncelerini, edindiği tüm bilgileri, ne kadar anladıklarını ölçmek ve değerlendirebilmek için konuşma ve yazma becerilerini kullanmaları beklenir. Öğrencilerin yazma becerilerinin geliştirilmesi için yapılacak yazma etkinliklerinin sıklığı, öğrencilerin yazılı anlatımlarına zamanında verilen dönütler, öğrencilerin farkındalığının artmasına ve zamanla yapılacak hataların azalmasına, yazılı anlatımlardaki hatalarla birlikte sözlü anlatımlardaki hataların da buna bağlı olarak düzeltilmesine sebep olacağı düşünülmektedir. Öğrencilerin yazılı anlatımlardaki yanlışlarını belirleyebilmek ve bunları sınıflandırabilmek için kullanılan yöntemlerden biri de yanlış çözümlemesidir. Bu çalışma İbn Haldun Üniversitesi TÖMER bünyesinde A2 seviyesinde Türkçe öğrenen 10 öğrencinin A2 seviyesindeki yazılı metinleriyle dil eğitimlerine devam eden aynı öğrencilerin B2 seviyesindeki yazılı metinleri karşılaştırılarak öğrencilerin yanlış sıklığını ve gelişimlerini takip etmek amacıyla oluşturulmuştur. Öğrencilerin metinleri yanlış çözümleme yöntemi kullanılarak incelenmiş ardından seviyeler arasındaki yanlışlar karşılaştırılarak öğrencilerin gelişimi takip edilmiştir.
Somunların soğuk şekillendirme yöntemi ile üretimi esnasında somunlarda meydana gelen hatalar, önleme yöntemleri ve optimum üretim parametrelerinin belirlenmesi
Bağlantı elemanları sektörü de otomotiv, beyaz eşya, makine sanayinin en önemli yan sanayi tedarikçilerinden biridir. Otomotiv, beyaz eşya ve makine sanayinde kullanılan soğuk şekillendirme yöntemi ile üretilen somunların belirlenen kriterlerde ve kalitede üretilmesi önemlidir. Soğuk şekillendirme yöntemi ile üretilen somunlarda meydana gelen hatalar son kullanıcının can ve mal kaybı yaşamasına sebep olabilir. Bu çalışmada soğuk dövme yöntemi ile üretilen somunlarda meydana gelen çatlak hataları incelenmiş bu hataların sebepleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapılan araştırmalarda soğuk dövme yöntemi ile üretilen somunlarda gerçekleşen çatlak hataları tane büyümesine bağlı olarak yüzey hatalarının çatlaklara sebep olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu çalışmada soğuk dövme yöntemi ile üretilen somunların üretilmesi için optimum üretim parametreleri belirlenmiştir.
8. sınıf öğrencilerinin kullandıkları problem çözme stratejileri ve problem çözme sürecinde karşılaştıkları hatalar
Bu araştırma, ilköğretim 8. sınıf öğrencilerinin problem çözerken kullandıkları stratejilerin neler olduğunu ve öğrencilerin problem çözme sürecinde hangi aşamada hata yaptıklarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda en az üç strateji ile çözülebilen 15 soruluk açık uçlu problem testi hazırlanmıştır. Problem testi hazırlanırken farklı kaynaklar ve çalışmalardan faydalanılmıştır. Çalışma 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Manisa ili Saruhanlı ilçesinde MEB'e bağlı ortaokullarda öğrenim gören amaçsal örnekleme yöntemiyle seçilen 60 sekizinci sınıf öğrencisi ile yapılmıştır. Yapılan çözümler incelenerek öğrencilerin kullandıkları problem çözme stratejileri belirlenmiş ve öğrencilerin yaptıkları hatalar ise Newman (1977, 1983) tarafından geliştirilmiş olan hata kategorilerini temel alan Wijaya vd. (2014) kullandığı hata analiz envanteri ile incelenmiştir. Bu araştırma nitel bir araştırmadır ve araştırmada betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Testin güvenirliği ve geçerliği için üç ortaokul öğretmeni ve bir öğretim üyesinden uzman görüşü alınmıştır. Veri analizi ise strateji türlerinin belirlenmesinde kullanılan kriterlere ve hata analiz envanterinde hataların belirlenmesi için kullanılan kriterlere göre yapılmıştır. Açık uçlu problem testi uygulanmadan önce öğrencilerin problemleri çözme sürecinde kullanmaları öngörülen problem çözme stratejileri belirlenip belirtke tablosunda gösterilmiştir. Sonuç olarak problemleri doğru olarak çözen öğrencilerin en çok tahmin ve kontrol stratejisini kullandığına ulaşılmıştır. Bu stratejiyi şekil çizme stratejisi, aritmetiksel strateji, denklem kurma stratejisi sırasıyla takip etmiştir. En az kullanılan stratejinin ise tablo yapma stratejisi olduğu sonucuna varılmıştır. Yapılan hatalar Newman Hata Analiz Envanteri'ne göre değerlendirildiğinde ise en çok anlama basamağında (%50,71) hata yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır.
Türk vergi hukukunda hata kavramı ve düzeltme yolu
Vergilendirme işlemlerinde yapılan hatalar, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile öngörülen düzeltme yolu ile giderilebilmektedir. Düzeltmenin konusunu aynı Kanun ile tanımlanan vergi hataları oluşturmaktadır. Düzeltme yolunun öngörülmesindeki amaç, vergi hatalarının sebebiyet verdiği hukuka aykırılıkların, yargılama yoluna gidilmeksizin hızlı ve pratik bir şekilde giderilmesidir. Ancak düzeltme yoluyla giderilebilecek vergi hatalarının kapsamının belirlenmesine ve düzeltme başvurusunun reddi halinde yargı yoluna başvuru usulünün ne şekilde olacağına ilişkin hususların yanlış değerlendirilmesi halinde, ilgililerin hak kaybına uğraması söz konusu olabilir. İdari aşamada çözüm yöntemi olarak öngörülen bu yola ilişkin olarak; vergi hatalarının kapsamının belirlenmesi, düzeltme başvurusu ile başvurunun reddi halinde yargı organlarına başvuru usulünün incelenmesi bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır.
Yabanci dil olarak Türkçe öğrenen Suriyeli öğrencilerin yazılı anlatımlarında hata çözümlemesi
Yabancı dil öğretiminde konuşma, dinleme, okuma ve yazma olmak üzere dört temel beceri vardır. Bu dört temel beceri kendi içinde anlama ve anlatma becerileri olarak ikiye ayrılmaktadır. Anlama becerilerini dinleme ve okuma anlatma becerilerini ise konuşma ve yazma oluşturmaktadır. Bu beceri alanlarını birbirinden bağımsız düşünmek mümkün değildir. Yabancı dil öğrenenlerden neyi ne kadar anladıklarını görmek ve bunları değerlendirebilmek için konuşma ve yazma becerisini kullanmaları beklenmektedir. Bu da yazma becerinin geliştirilmesinin gerekliliği ön plana çıkarmaktadır. Yazma becerisinin geliştirilmesi için yazma becerisiyle ilgili etkinliklerin arttırılmasının yanında öğrenenlerin yazılı anlatımlarında yapmış oldukları hataların belirlenmesi ve bu hataların en aza indirgenmesi de gerekmektedir. Öğrenenlerin yazılı anlatımlarda yaptıkları hataların belirlenmesi ve sınıflandırılabilmesi için kullanılan yöntem ve tekniklerden biri de hata çözümlemesidir. Bu çalışma öğrenenlerin yazılı anlatımlarında yapmış oldukları hataların çözümlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu çalışma Batman Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde B1 seviyesinde Türkçe öğrenen 27 Suriyeli öğrencinin yazılı anlatımları incelenerek oluşturulmuştur. Suriyeli öğrenenlerin yazılı anlatımlarında yapmış oldukları hatalar ses bilimsel, biçim bilimsel, söz dizimsel ve yazım noktalama hataları açısından çözümlenmiş ve sınıflandırılmıştır. Araştırmanın bulgularında öğrenenlerin en çok ses bilimsel hatalar ile yazım ve noktalama hataları yaptıkları tespit edilmiştir.
Türkiye Türkçesinde suç kavramı ve bu kavramın ortaöğretim ders kitaplarında değerler eğitimi açısından incelenmesi
Kavramlar, dış dünyayı nasıl algıladığımızın ve anlamlandırdığımızın göstergeleridir. Bu göstergeler insanlıkla birlikte değişen ve gelişen bir yapı olan dille ifade kazanır. Dildeki bu değişim ve gelişimin tespit edilmesi için kavram alanı çalışmalarının önemli bir yeri vardır. Kavram alanı çalışmaları yalnızca bir sözcüğün biçimsel ve anlamsal olarak ne tür değişiklikler geçirdiğini göstermez aynı zamanda sözcüğün ortaya çıktığı ve kullanıldığı toplumlarda bireylerin o kavramın karşıladığı durum ve olguları nasıl anlamlandırıldığını, bu anlamlandırmanın neye bağlı olarak değişiklik gösterebileceğini de ortaya koyar. Bu bakımdan kavram alanı çalışmalarının biçimsel ve anlamsal boyutta alanımıza önemli katkıları vardır. Her birey ve toplum özellikle suç gibi hukukî, dinî, sosyal olmak üzere farklı boyutları olan bir sözcüğü elbette farklı şekillerde tanımlayacak ve anlamlandıracaktır. Bu farklılık ise çalışmamıza konu olan suç sözcüğünün kavram alanındaki çeşitliliği beraberinde getirmiştir. Üstelik çoğu zaman benzer anlamlar taşıyan suç, günah, hata, kabahat sözcüklerinin kullanıldıkları bağlamdaki değişiklik de oldukça ilgi çekicidir. Bu dikkat çekici çeşitlilik çalışmamızın da çıkış noktası olmuştur. Çalışmamızda hem suç sözcüğünün kavram alanına giren hata, kabahat, günah, cürüm gibi sözcüklerin aralarında anlamsal olarak ayrım olup olmadığı hem de hangi durum ve eylemlerin suç, hata, kabahat ve günah olarak adlandırıldığı üzerinde durulmuştur. Bu çalışmada suç kelimesinin kökeni, tarihi olarak dilimize girişi ve kullanım alanı ele alınmıştır. Sözcüğün dilimizdeki en eski kullanımını tespit etmek ve tarihî seyir içindeki yerini belirlemek için incelemeye Orhon Yazıtları'ndan başlanarak Dîvânü Lugati't-Türk, Tarama Sözlüğü, Derleme Sözlüğü, Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü ve Etimolojik Sözlük gibi eserlerden faydalanılmıştır. Sözcüğün kullanım sıklığı ve işlekliğinin tespit edilmesinde ise Sıklık Sözlüğü'ne başvurulmuştur. Son olarak kavramın toplumsal ve kültürel boyutunun tespiti için Atasözü ve Deyimler Sözlüğü taranmıştır. Çalışmamızda suç sözcüğü ekseninde bu sözcükle birlikte kullandığımız hata, günah, kabahat gibi sözcüklerin anlamlarına, doğrudan veya dolaylı olarak suç, günah, hata ve kabahat ile ilgili olan diğer sözcüklerin anlamlarına, kullanım sıklıklarına, tarihi seyir içerisindeki gelişimine, suç sözcüğünün etimolojisine ve sözcüğün toplumsal bilinçteki yerini tespit etmek amacıyla atasözü ve deyimlerdeki örnekleri çeşitli başlıklarda gruplandırılarak verilmiştir. Atasözü ve deyimlerden elde edilen veriler çalışmamızın sonunda tablo halinde sunulmuştur. Bu verilerin sonucunda suç kavramdaki çeşitliliğin sebeplerinin: Sözcüğün kullanıldığı bağlam, kültürel birikimin etkisi ve kişinin bireysel olarak karşılaştığı durum veya olaya bakış açısı şeklinde olabileceği sonucuna varılmıştır. Çalışmamızın son bölümünde ise Ortaöğretim 11. ve 12. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders kitaplarındaki metinlerden hareketle suç kavramı incelenmiş ve değerler eğitimi açısından dahil edilebileceği temalar yorumlanmıştır. Anahtar kelimeler: günah, hata, kabahat, kavram alanı, suç.
Otel işletmelerinde hata ve hile önleme aracı olarak iç kontrol
DOKTORA TEZ OZU OTEL İŞLETMELERİNDE HATA VE HİLE ÖNLEME ARACI OLARAK İÇ KONTROL Murat Azaltun İşletme Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temmuz 1998 Danışman: Prof. Dr. Ferruh Çömlekçi Hata ve hileler otel işletmesinin amaçlarına ulaşmasını engelleyen riskler arasında yer alır. Otel yönetimi hata ve hilelerin azaltılacağı ortamın hazırlanmasından sorumludur. Otel yönetimi bu sorumluluğunu etkin bir iç kontrol sistemi kurup işleterek yerine getirebilir. Hata ve hilelerin sıfırlanması mümkün değilken, iç kontrolün etkinliği oranında hata ve hileler de en aza indirilmiş olacaktır. Tezimizde otel işletmelerinde hata ve hileleri en aza indirecek iç kontrolün nasıl kurulması ve çalıştırılması gerektiği ortaya konmuştur. Öncelikle literatür ağırlıklı hata ve hileler ile iç kontrol detaylı olarak açıklanmış ve otellerde karşılaşılacak hata ve hileler belirtilip iç kontrolün nasıl geliştirilmesi gerektiği ortaya konmuştur. Otellerde iç kontrolün kurulma ve işletilmesini sistematik bir şekilde anlatabilmek için faaliyet döngüleri yaklaşımı kullanılmıştır. Oteldeki faaliyetlerin aksamadan yapılmasını sağlamak için, konuk hizmetleri döngüsü, gelir döngüsü, harcama döngüsü, bina yönetim döngüsü, stratejik planlama döngüsü ve raporlama döngüsü birlikte çalıştırılmalıdır. Her bir döngüdeki olması gereken iç kontrol politika ve prosedürleri ortaya konduktan sonra, bunun uygulamada nasıl yapıldığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Türkiye'nin hızla büyüyen ve ilk otelcilik zinciri olan Dedeman Otelcilik A.Ş.'ne bağlı olan Dedeman İstanbul'da gözlem ve yüzyüze görüşme yöntemleri ile iç kontrol yerinde incelenmiş ve iç kontrolün hata ve hileleri azaltmadaki gücü ortaya konmuştur. İnsana özgü hata ve hile çeşitleri nasıl sınırlanamazsa, iç kontrolün de bir yeterlilik sınırı yoktur. Uygulamada iç kontrolün teknoloji destekli olarak sürekli geliştirildiği ve geliştirilmeye de devam edeceği görülmüştür. Ayrıca, oteldeki iç kontrolün etkinliğini artırdıkça, otelin ve yöneticilerin amaçlara ulaşma başarısı da yükselmektedir.
Pronunciation problems of Turkish students: Suprasegmental features
Language is an important means of communication between people. Although both speaker and listener use the same language, there are sometimes communication breakdowns. In such cases, the language becomes unintelligible especially students who are learning a foreign language have some problems due to pronunciation differences when they talk to a native speaker. When pronunciation lessons are considered, it is thought that the segmental features are problematic for students. However, the main factor affecting intelligibility is the suprasegmental features of pronunciation such as stress, rhythm, and intonation. The study attempted to determine whether the pronunciations of Turkish students are intelligible for native speakers and to take an inventory of the students' pronunciation problems. There were 20 first year students from Anadolu University Education Faculty English Teaching Department participated into this study. While they were speaking spontaneously on some topics, they were recorded. These speech samples were listened by 4 British and 6 American English teachers and by this way a pronunciation problem inventory was prepared. Based on the results of the study, problems of suprasegmental features such as stress rhythm, and intonation are found to be problematic for Turkish students. Among these problems, failure to blend well, to make smooth transitions between words or syllables is rated as problematic by 70.5% of the informants; stress on wrong syllable of words of more than one syllable is rated as problematic by 58% of the informants; unnatural intonation at the end of statements is rated as problematic by 54% of the informants; unnatural intonation in general questions is rated as problematic by 30.5% of the informants; improper division of sentences into thought groups is rated as problematic by 26.6% of the informants; Improper sentence stress is rated as problematic by 25% of the informants; and unnatural intonation in special questions;and unnatural intonation in direct address are rated as problematic by 10% of the informants. Therefore, it is important to teach pronunciation, especially suprasegmentals in schools.
Masaüstü yayıncılığın demokratikleştirdiği grafik tasarımda sık karşılaşılan hatalar
Dijital teknolojilerin takip etmesi güç bir hızla gelişmesi ekonomik, kültürel, sosyal, bilimsel ve sanatsal alanda köklü değişimlere yol açmıştır. Grafik tasarım da diğer tüm alanlar gibi bu değişimden büyük ölçüde etkilenmiştir. Masaüstü yayıncılık, grafik tasarımı demokratikleştirmiş, bilgisayar erişimi olan herkese grafik tasarım ürünü üretebilme imkanı sunmuştur. İnternetin de katkısıyla kişiler artık, kâr amacı güden ya da gütmeyen tüm grafiksel ifadelerini, bütün dünya ile paylaşma gücüne sahiptir. Ancak büyük güç, büyük sorumluluk getirir; grafik tasarım gibi güçlü ve aktif bir iletişim aracının, yetkin olmayan kişilerce kullanılması hatalı iletişime; hatalı iletişimse, sonuçları araştırmanın ilerleyen bölümlerinde bahsedilecek olan türlü problemlere yol açmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde geleneksel grafik üretim ve çoğaltım tekniklerinin tarihsel gelişme sürecine değinilmiş, bilgisayar teknolojilerinin doğuşu, masaüstü yayıncılığın gelişimi ve grafik tasarım üzerindeki etkisi tartışılmıştır. İkinci bölümde sık karşılaşılan grafik tasarım hataları ele alınmış, yapılan tespitler, çeşitli örneklerle desteklenmiştir. Üçüncü bölümde bahsi geçen hataların günlük hayata yansımaları konusu ele alınarak, bu hataların doğurduğu sonuçlar, gerçek olaylar üzerinden örneklendirilerek, konunun önemi vurgulanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler Grafik, Grafik Tasarım, Masaüstü Yayıncılık, Görsel İletişim, Grafik Tasarım Hataları, Görsel İletişim Hataları
Collocational errors among Iraqi EFL learners writings
This thesis entitled "Collocational Errors Among Iraqi EFL Learners Writings" sets out to describe the place of collocational knowledge in language skills by referring to the relevant literature. More specifically, this study seeks answer to the question "What are the most frequent collocation errors among Iraqi EFL students?". This paper starts with an introduction to the concept of collocation along with subsections on the purpose and significance of the study. It is followed by an ample literature review which elaborates on the definition of collocations, their types and previous studies on collocation in learning English. The findings demonstrated that low collocation frequency and the impact of L1 were the two main reasons of the participants' collocational errors. Mutual Information and the frequency of collocation components were found to be ineffective in generating correct collocations because they did not result in collocation errors. The implications of these findings for teaching are then covered. Furthermore, recommendations for ways that researchers and material designers will be able to create better language teaching materials with regard to collocations, taking into account major constituents that frequently reason difficulty in collocations, were made., this paper ends with a discussion and concluding remarks summarizing the whole subject briefly and giving a concise meaning of the thesis.
Common mistakes of Turkish secondary students in pronunciation of English words and possible solutions
This study first gives a summary of phonetics and phonology in language learning and teaching. It also includes a survey of the findings of Turkish-English contrastive phonetics, phonology, and a description of potential sources of difficulties in Turkish secondary students? pronunciation of English.The aim of the study was to find out common mistakes of Turkish secondary students in pronunciation of some English words. It is based mainly on an analysis of phonemic mistakes. Since `a phoneme is any speech sound that is able to cause a change in the meaning of words? (Demirezen : 1986) , allophones, suprasegmentals and other aspects are generally ignored.The study was carried out at Çanakkale Milli Piyango and İbrahim Bodur Anatolian High Schools with a total of 733 students. A list of 65 English words, chosen from the New Bridge to Success English Coursebook being used in both schools for Grade 9th, 10th, 11th and 12th ,and in order to see the pronunciation of the speech sounds in a sentence, two interrogative sentences prepared by the researcher were read by the participants and their voices were recorded using a computer program, Ashampoo Music Studio 3.50. The data collection instruments were a semi-structured questionnaire containing six questions and voice records.Voices of the 733 participants were transcribed using the International Phonetic Alphabet (IPA). Transcriptions were written with the consideration of Received Pronunciation (RP) of English and Standard Turkish Pronunciation, İstanbul Turkish- established as the official standard language in the Republic of Turkey (Johanson : 2001). To analyze the data percentages and frequencies were used and interpreted using SPSS 10.0 (Statistical Package for the Social Sciences).The results of the study revealed that most of the Turkish secondary students made errors while pronouncing English words. Concerning phonological errors, the findings showed that students made similar errors in their pronunciation of some words and some differences between their pronunciation were identified. Moreover, these pronunciation errors were classified according to their sources and as a result, it was revealed that the students had learnt the pronunciation of English by following their teachers? example mostly.In conclusion, it is expected that this study will contibute as a guide to further studies of English language teaching in Turkey and will help English teachers where to emphasize in teaching pronunciation of English language, which speech sounds are most difficult for the students and what should be done about it.
Muhasebe hata ve hilelerinin tespit ve önlenmesinde muhasebe meslek mensuplarının sorumluluğu ve bir araştırma
İnsanlık tarihi kadar bir geçmişe sahip olan muhasebenin, günümüz dünyasında özellikle yaşanan teknolojik gelişmelerle beraber bilgi dünyasındaki yeri ve önemi göz ardı edilmeyecek bir konuma gelmiştir. Muhasebe bilgi sisteminin sağladığı verilerin ilgili kişilere ve kamu kuruluşlarına aktarılmasında köprü vazifesi gören muhasebe meslek mensuplarının bu görevi yerine getirirken tarafsız, güvenilir ve bağımsız bir sorumluluk bilinciyle hareket etmeleri son derece önemlidir. Bu çalışmada muhasebede hata ve hilelerin tespit ve önlenmesinde muhasebe meslek mensuplarının sorumluluğu üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda ilk iki bölümde muhasebe hata türleri ile hile kavramları açıklanmış, daha sonra muhasebe mesleğinin tarihsel gelişimi ve muhasebe meslek mensupları hakkında genel bilgi verilerek meslekin ahlaki boyutunu oluşturan etik kuralları ve mesleki sorumluluk konuları açıklanmıştır. Bu çalışmanın amacı muhasebe meslek mensuplarını hata ve hilelere yönlendiren etmenler ile etik dışı davranışlara yönelik tutumlarını incelemektir. Çalışmanın amacına ulaşmak için Mardin ve Şırnak illerinde mesleğini icra eden muhasebe meslek mensupları üzerinde bir anket araştırması yapılmıştır. Anket sonucunda elde edilen veriler çeşitli istatistiki yöntemlerle test edilmiş ortaya çıkan sonuçlar paylaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Muhasebe, Hata, Hile, Sorumluluk
Türkçe öğrenen Türk soylu öğrencilerin hazırlıksız konuşmalarına yönelik yanlış çözümlemesi
Ana dili veya yabancı dil öğretimi dört temel beceri üzerine kuruludur. Bu beceriler kazanım sırasına göre şu şekildedir: Dinleme, konuşma, okuma ve yazma. Gündelik hayatta iletişim kurmadaki etkisi nedeniyle konuşma becerisi bir adım öne çıkmaktadır. Buna rağmen ilgili alan yazında konuşma becerisinin en az önemsenen ve üzerinde en az çalışma yapılan dil becerilerinden biri olduğu belirtilmektedir. Konuşma sırasında yapılan yanlışlar, bu becerinin nitelikli bir biçimde kazandırılmasının önündeki önemli bir engeldir. Türkçe öğrenen Türk soylular da hedef dil ile kendi dilleri arasındaki benzerlikten kaynaklanan etkenler nedeniyle konuşma sırasında yanlışlar yapmaktadır. Türk soyluların konuşmaları sırasında değişik sebeplerle yaptıkları yanlışları belirlemek, dil öğretiminin etkili ve nitelikli bir şekilde gerçekleştirilebilmesi açısından büyük bir önem taşımaktadır. Araştırmada nitel desende içerik analizi yönteminden yararlanılmıştır. Bu bağlamda araştırmada, Çukurova ve Sakarya Üniversitesi TÖMER'de B1 düzeyinde öğrenim gören 114 Türk soylu öğrenci araştırmaya gönüllü olarak katılmıştır. Söz konusu öğrencilerin hazırlıksız konuşma sırasında yaptıkları yanlışları tespit etmek amacıyla uzman görüşünden hareketle kontrol listesinden seçilen bir konu üzerine öğrencilerin hazırlıksız konuşma yapmaları sağlanmış ve ses kayıtları alınmıştır. Bu ses kayıtları transkript edilerek yapılan yanlışlar tespit edilmiş; bu yanlışlar temalara, kategorilere ve kodlara ayrılmıştır. Araştırmanın bulguları, Türk soyluların "dil bilgisel", "söz dizimsel" ve "kod karıştırma" olmak üzere 3 tür yanlış yaptıklarını ortaya koymuştur.
Denetimde kullanılan dijital analiz teknikleri ve çok katmanlı yapay sinir ağları ile denetim planlamasında bir model önerisi
İşletmeler sahip oldukları organizasyon yapıları gereği, her zaman hata ve yolsuzluklara karşı açık olmaktadır. İşletmede olabilecek olan bu hata ve yolsuzluklar 21. yüzyılda gelişen teknoloji ile daha da artmakta olup karmaşık hale gelmiştir. Bundan dolayı işletmeleri korumak için gerek işletmenin içinden gerekse dışarından denetçiler, denetim çalışmalarını sürekli ve düzenli bir şekilde yürütmektedir. Gelişen teknoloji ile birlikte daha karmaşık bir yapıya bürünen işletmelerin risk unsurları hesaplanarak işletme açısından denetimin hedeflerinin belirlenmesi gerekmektedir. İşletmelerde, faaliyet dönemi içinde yapılan işlem sayısı ile kullanılan veri sayısı artmaktadır. İşletmelerde kullanılan matematiksel ve istatistiksel yöntemler ile birlikte bilgi teknolojilerini kullanmadan işlem yapmak oldukça zor hale gelmiş olup, bu durum, aynı zamanda, zaman israfı ve maliyet artışına sebep olmaktadır. Bu çalışmada, literatürde denetimde kullanılan dijital analiz teknikleri tanıtılacak ve dijital analiz tekniklerinden birisi olan yapay sinir ağları kullanılarak denetim planlamasında örnek bir modelin sunulması amaçlanmıştır. Böylece veriler üzerinde hata veya hile yapma ihtimali olanlar tespit edilerek denetimin planlanması sağlanması hedeflerimizdendir. Bu çalışma, üç bölümden oluşmuş olup; birinci bölüm denetimin temel terimleri, hata, hile, denetim ve denetim türleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde; dijital analiz, muhasebe hilelerinin ortaya çıkarılmasında kullanılan dijital analiz teknikleri hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü ve son bölüm ise; X firmasının 11 yıllık verileri kullanılarak uygulama yapılmıştır. Şüphe duyulan veriler yapay sinir ağları analizi ile incelenmiş, uygunluk analizi yapılmış ve muhasebe açısından öncelikle hangi hesapların denetimci açısından denetim planlanmasında dikkat edilmesi gerektiğine yönelik öneri sunan bir model sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Denetim, Denetim Türleri, Denetim Planlaması, Hile, Hata, Dijital Analiz, Yapay Sinir Ağları
Sekizinci sınıf öğrencilerinin cebirsel problemlerin çözümündeki hataların incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı ortaokul sekizinci sınıf matematik dersi öğretim programı cebir konusuna yönelik kazanımlara göre ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin cebirsel problemleri çözme durumlarında, konuya ilişkin uygun denklem yazabilme becerilerini ve yazdıkları bu denklemleri çözme suretiyle sonuçlandırmalarındaki başarı seviyelerini belirlemek, aynı zamanda da yapılan hataları tespit etmektir. Araştırma 2018-2019 öğretim yılı Bursa ili Osmangazi ilçesinde yer alan MEB'e bağlı resmi ortaokul sekizinci sınıfa devam eden öğrenciler arasından tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen 200 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı kapsamında cebirsel problemleri kapsayan 8 adet açık uçlu sorudan oluşan problem testi uygulanılmıştır. Veri sonuçları doğrultusunda öğrencilerin cebirsel problemlere göre denklemleri kurabilme ve çözebilme becerileri incelenerek, yapılan hata türünü saptamak için doküman analizi yöntemine başvurulmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin cebirsel problemlerle ilgili denklem kurma ve kurulan denklemleri çözme becerilerinin düşük olduğu belirlenmiştir. Ayrıca ortaokul sekizinci sınıf öğrencilerinin problem durumuna uygun denklemi kurarken ve çözerken birtakım hata türlerini yaptıkları tespit edilmiştir.
Türk öğrencilerin Türkçeden Fransızcaya çeviri esnasında yaptıkları hataların incelenmesi
Bu tezde, çeviri ve yabancı dil öğretimi ilişkisi çerçevesinde, çeviri öğretiminde niteliği artırmak üzere Türkçeden Fransızcaya çeviri sırasında karşılaşılan güçlüklerin kaynaklarını belirlemek amacıyla, Türkçe konuşan Fransızca öğrencilerinin çeviri hatalarını çözümleyen bir çalışma yapılmıştır.
Ceza hukukunda hata
Ceza hukukunda hata, kişinin norma veya maddi bir vakıaya ilişkin bilgisizliği ya da hatalı değerlendirmesi nedeniyle, tasavvurundaki durum ile gerçek durum arasında meydana gelen uyumsuzluktur. Bu uyumsuzluk, failin kusurluluğuna etki eden ya da kastını ortadan kaldıran bir hal olarak karşımıza çıkmaktadır. Konu; suçun manevi unsuru, maddi unsuru ve hukuka aykırılık unsuru ile doğrudan ilgili bulunmakla birlikte; suç teorisinde pek çok görüşün ileri sürüldüğü, her zaman güncel tartışmalardan beslenen bir kurum olarak kendisini göstermektedir. Ceza hukukunda hata; hukuki hata, fiili hata ve suçta hata başlıkları altında incelenebilecektir. Tezin amacı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile benimsenen farklılıkları da ortaya koyarak, kuruma ilişkin esasları ortaya koymak ve bu alanda yapılan çalışmalara katkı sağlamaya çalışmaktır. Bu kapsamda birinci bölümde ceza hukukunda hata kavramsal açıdan incelenerek, hatanın benzer kavramlardan farkı, ceza hukukunda hata türleri ele alınmıştır. İkinci bölümde hukuki hata ve üçüncü bölümde fiili hata konusu üzerinde incelemelerde bulunulmuş ve bunların görünüş biçimleri ve ceza sorumluluğuna etkileri üzerinde durulmuştur. Dördüncü ve son bölümde ise işlenemez suç ve sözde suç müesseseleri suçta hata başlığı altında açıklığa kavuşturulmaya çalışılmıştır.
İkinci yabancı dil olarak İngilizce öğreniminin birinci yabancı dil ile dilbilgisi bakımından etkileşimi
Bu çalısmada, ikinci yabancı dil olarak ngilizce ögreniminin, birinci yabancı dil ile dil bilgisi bakımından etkilesimi arastırılmıstır. Arastırma, Galatasaray Lisesindeki bir sınıfta bulunan ögrencilerin, yazılı metinlerde yapmıs oldukları yanılgıların incelenmesi ile yürütülmüstür. Elde edilen bulgular dogrultusunda diller arası etkilesimin sebepleri ve bu sebeplerin yüzdelik oranları sunulmustur. Nitel veri toplanan bu çalısmada arastırmaya katılan dört gönüllü ögrenciye iki ay süresince farklı zamanlarda altı defa derste islemis oldukları bir kitap üzerinden bilestirme sınavı uygulanmıs ve bu uygulamadan elde edilen toplam 24 girdide bulunan 124 yanılgı çözümlenmistir. Tüm veriler yorumlamacı bir yaklasımla çözümlenmistir. Arastırmanın sonuçlarına göre katılımcıların yaptıkları yanılgılarda Fransızcanın etkisi görülmüstür. Dört katılımcıdan elde edilen 124 yanılgının Fransızca etkilesimli yanılgı sayısı oldukça fazladır (%56). Türkçe ile etkilesimden dogan yanılgı sayısı ise Fransızcaya kıyasla düsüktür (%3). Diger (bilgi eksikligi, dikkatsizlik, asırı genelleme v.b.) kaynaklı yanılgılar da Fransızcaya kıyasla (%41) azdır. Fransızca etkilesimli yanılgılar da çesitlerine göre incelenmistir. Bu yanılgılar Fransızcadan sözcük aktarımı (%71) ve kural aktarımı (%29) kaynaklı olarak tespit edilmistir. Elde edilen bulgular degerlendirildiginde, yanılgı çözümlemesi ile katılımcıların gerçeklestirdigi hataların kaynakları bulunmustur. Çokdilde egitimi destekleyen kurumlarda ögrenim gören ögrencilerde diller arası etkilesim kaynaklı yanılgıların ortaya çıkabilecegi yargısına varılmıstır.
Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerinin yabancıdil olarak İngilizce'yi öğrenme süreçlerinde yazılı dilde yaptıkları sözlüksel yanlışların çözümlemesi
Bu yüksek lisans araştırmasında yanılgı çözümlemesinin yabancıdil öğrenimindeki kuramsal yeri ve belirleyici özelliği irdelenmektedir. Bu doğrultuda, 2001 - 2002 Öğretim Yılında Yıldız Teknik Üniversitesi, Yabancı Diller Yüksek Okulu, Hazırlık Sınıfı öğrencileri erek öğrenici kitlesi olarak alınmış ve bu kitlenin 1. yarıyıl Yazma dersinde hazırladıkları Proje ödevleri üzerinde uygulanan yanılgı çözümlemesi ile bu öğrenicilerin yaptıkları yanılgıların dökümü yapılmış; bu yanılgılar dökümü doğrultusunda, öğrencilerin yabancıdil İngilizce öğreniminde sıkıntı çektikleri alanlar belirlenmiş; erek öğrenici kitlesinin yabancıdil İngilizce öğrenimi sırasında yaptıkları dil yanlışları sınıflandırılmış; bu yanılgı türlerinin her biri için yorum ve değerlendirilmede bulunulmuş ve yabancıdil İngilizce öğretimi için genel yaklaşım önerisinde bulunulmuştur.
Hata şekli ve etkileri analizinin bulanık küme yaklaşımıyla çözümlenmesi olanağı
ÖZET İşletmelerin, sıkı rekabet koşullarında varlıklarını sürdürebilme koşullarından en önemlisi "sıfir hata" hedefine ulaşmaktır. Bu da onları hata önleme teknikleri kullanmaya zorlamaktadır. Hataları müşteriye ulaşmadan önce belirleyip, ortadan kaldırarak kusursuzluğu ulaşmayı amaçlayan hata önleme tekniklerinin en önemlilerinden birisi Hata Şekli ve Etkileri Analizi/Hata Şekli Etkileri ve Kritiklik analizi (HŞEA/HŞEKA) yöntemidir. Bu yöntemin son yıllarda oldukça geniş uygulama alanı bulmakta olduğu gözlenmektedir. Yöntemin, uygulama alanlarının hızla artmasının en önemli nedeni diğer teknikler gibi sadece hatayı ortaya çıkarmakla yerinmemesi, hataların ortaya çıkmasını önleyecek önlemlere de yer veriyor olmasıdır. Bu çalışmanın iki amacı vardır. Birincisi, HŞEA/HŞEKA yönteminin yararlan, uygulamada karşılaşılan zorluklan ve uygulama alanlanmn aynntıh incelenmesidir. Burada, uygulamadaki farklılıklara değinilerek birçok olumsuzluklan giderecek bir uygulama şekli oluşturulmaya çalışılmıştır. İkinci amaç, risk değerlendirme için gerekli olan sayısal veriler mevcut olmadığında, kişilerin yargılanna başvurulması durumunda ortaya çıkan bir olumsuzluk ile ilgilidir. Bu olumsuzluk elde edilen bilgilerin sayısal değil, bir dile ait sözcükler ve deyimler ile ifade edilen "bulanık bilgiler" olmasından kaynaklanmaktadır. Bu ifadeler kişilere göre farklılık göstermekte ve "büyük", "orta", "küçük", "az", "yüksek" gibi ifade edilmektedir. Bu yöntemde de hata risklerini değerlendirmede sayısal verilerin söz konusu olmadığı durumlarda bu ifadeler kullanılmaktadır. Ancak, bunlar belirsizlikten çok kötü tanımlanmış ifadeler olmalan nedeniyle kesin olmama durumunu oluşturur. Bu olumsuz durumu gidermek için bulanık kümeler yaklaşımı ile çözüm aranmıştır. Bir model geliştirilerek, olası hata nedenlerinin önceliklerinin gösteren Risk Öncelik Sayılan belirlenmektedir. Hata nedenlerinin, en büyük Risk Öncelik Sayısına sahip olandan, en küçüğü doğru sıralaması yapılmaktadır. Buna göre öncelikle ele alınması gereken hata nedeni belirlenmiş olmaktadır. Bu amaçla bir bilgisayar programı da BASIC programlama dilinde hazırlanmıştır. Bulanık küme yaklaşımının, klasik uygulama şekli ile aynı sonuçlan verdiği bir uygulama örneği üzerinde gösterilmiştir. XII