Erzincan
91 theses under this subject heading
Kıbrıs Barış Harekâtı ve Erzincanlı Kıbrıs gazileri
Konumu itibariyle tarih boyunca çeşitli devletlerin hâkim olmaya çalıştığı bir ada olan Kıbrıs, 1571 yılında Osmanlı egemenliğine geçmiş ve 308 yıl gibi uzun bir süre Osmanlı hâkimiyetinde kalmıştır. Kıbrıs'ın idaresi, Rus tehlikesi nedeniyle geçici olarak 1878 tarihinde İngiltere'ye bırakılmıştır. İngiltere, 1960 yılına kadar Kıbrıs'a hâkim olmuştur. Adanın İngiltere'ye devri Rumları harekete geçirmiş, Rumlar Enosis'i gerçekleştirmek için çeşitli faaliyetlerde bulunmuşlardır. Türklere karşı 1955'te EOKA terör örgütünü kurmuşlardır. Kendilerini korumak amacıyla Kıbrıslı Türkler de Rum saldırılarına karşı 1958'de Türk Mukavemet Teşkilatı'nı kurmuşlardır. 1960'da Türkiye, İngiltere ve Yunanistan'ın güvencesi altında Kıbrıs'ta cumhuriyet ilan edilmiştir. Fakat yeni kurulan bu cumhuriyet uzun süreli olmamıştır. Çünkü Rumların Türklere karşı sistemli saldırıları sonucu Kıbrıs Cumhuriyeti yıkılmıştır. Türklere karşı saldırıların yoğunlaştığı 1963, 1964 ve 1967 yıllarında Türkiye, bu saldırıları önlemek amacıyla girişimlerde bulunmuş ve bu girişimler sonucu Rumlar tarafından yapılan planlı katliamların önüne geçilmiştir. Rum Milli Muhafızları, Enosis'i gerçekleştirmek amacıyla 15 Temmuz 1974 yılında Kıbrıs'ta bir hükümet darbesi gerçekleştirmiş, Türkiye de garantörlük hakkını kullanarak Ada'da anayasal düzeni korumak için Kıbrıs'a müdahalede bulunma kararı almıştır. 20 Temmuz 1974'te başlayan Birinci Kıbrıs Barış Harekâtı üç gün sürmüş, ardından yapılan Cenevre Görüşmeleri'nden bir sonuç çıkmayınca Türkiye 14 Ağustos 1974'te İkinci Kıbrıs Barış Harekâtı'na başlamıştır. İkinci Harekâtta Türk Silahlı Kuvvetleri, Lefke-Lefkoşa-Magosa hattına kadar ilerlemiştir. Kıbrıs'a yapılan harekâta gönderilen askeri birlikler arasında Türkiye'nin her ilinden askerler yer aldığı gibi Erzincan ilinden giden askerlerimizde olmuştur. Harekâta katılan askerlerimiz bugün "Muharip Gazi" unvanlarını taşımaktadırlar. Erzincanlı gazilerle yapılan görüşmelerde gaziler harekât sürecini ve bu süreçte yaşadıklarını dile getirmiş ve tanık oldukları olaylar hakkında bilgiler vermişlerdir. Anahtar Kelimeler: Kıbrıs, TMT, EOKA, Enosis, Garantörlük Anlaşması, Barış Harekâtı, Cenevre Görüşmeleri, Kıbrıs Gazileri. Sayfa Sayısı: 125 Tez Danışmanı: Doç. Dr. Abdulaziz KARDAŞ
Erzincan'daki Hristiyan dini mimarisi
Doğu Anadolu Bölgesi'nin önemli bir kenti konumunda olan Erzincan'daki araştırma alanı il ve ilçeleri kapsayacak bir şekilde belirlenip çalışmalara başlanmıştır. Bu çalışmalar yapılırken Sanat Tarihi metotlarına bağlılık esas olarak alınıp, yapılar hakkındaki araştırmalar buna göre sonuçlandırılmıştır. Dini yapıların saha çalışmaları yapılırken çeşitli sorunlarla karşılaşılmış olunmasına rağmen on üç eser tespit edilmiştir. Bu yapıların güncel halleri gerek mimari gerek süsleme açısından ele alınmıştır. Bu on üç eserin dördü manastır, dokuzu kilise yapısından oluşmaktadır. Bu çalışma, mimari eserlerin güncel durumlarının bilim dünyasına kazandırılması açısından önem arz etmektedir. Çalışılan bu yapıların dışında tespit edilen iki manastır yapısına güvenlik nedeniyle gidilememiştir. Üç kilise yapısının da günümüze sağlam bir biçimde gelemediği görülmüştür. Yapıların günümüzdeki mevcut durumları saha çalışmaları ile birlikte ortaya konup, plan çizimleri yapılarak desteklenmiş ve bu temellendirme sayesinde dini eserlerin tanıtımı yapılmıştır. Ayrıca manastır ve kiliselerin Ermeni mimarisindeki yerlerine öncelikli olarak değinilmiştir. Değerlendirme kısmında yapıların plan tipi ve mimari dokularına yer verilmiştir. Erzincan ili ve ilçelerini kapsayan bu çalışma da yapıların plan tipleri açısından oldukça zengin olduğu görülmektedir. Altı farklı plan şeması esas alınarak dini yapılar meydana getirilmiştir. Bu bağlamda eserlerin dört bazilikal planlı, dört tek nefli, iki serbest haç planlı, iki trikonkhos (üç yonca yaprağı) planlı, bir tetrakonkhos (dört yonca yaprağı) planlı ve bir de kapalı haç planına göre yapıldıkları görülmüştür. Ele alınan bu dini yapıların hiçbirinde tarihlendirme yapılabilecek inşa kitabelerinin olmayışı yapılar hakkında kesin bir tarihlendirme yapılabilmesinin önüne geçmiştir. Bu nedenle incelenen eserler plan ve mimari özelliklerine bakılarak tarihlendirme işlemi yapılmaya çalışılmıştır. Mimari yapıların çoğunda farklı sayılarda olan duvar nişlerine yer verilmiş ve bu duvar nişlerinin yapıların iç kısımlarında kendilerine yer bulması dikkat çekicidir. Ayrıca kilise cephelerinin hareketliliği girişler, pencere açıklıkları ve birkaç yapıda da haç motifi ile sağlanmıştır. İncelenen dini yapıların tamamında taşıyıcı unsur beden duvarlarıdır. Bunun yanında sütun, duvar payeleri ve kemerlerde kullanılmıştır. Ayrıntılı bir biçimde verilmeye çalışılan yapıların birkaç istisnai durum dışında süsleme açısından sade bir şekilde inşa edildikleri görülür. Tüm Hristiyan Sanatı'nda olduğu gibi Ermeni Sanatı'nda da önemli bir yere sahip olan haç motifinin kullanımına sıklıkla yer verilmiştir. Yapılarda kullanılan malzemeye bakıldığında ağırlıklı olarak kaba yonu taş, moloz taş malzeme karşımıza çıkmaktadır. Bunun yanı sıra yer yer düzgün kesme taş ile çok az da olsa tuğla kullanımı söz konusudur. Bütün veriler göz önüne alındığında yapıların gösterişten uzak bir anlayışla meydana getirildikleri, işlevsel amaç doğrultusunda kullanıldığı gözlemlenmiştir. Buna sebep olarak ekonomik şartların etkili olduğu düşünülebilir. Birçok doğal afet veya belki de savaşlara maruz kalınmasına rağmen günümüze ulaşan bu eserlerin ülkemizdeki kültürel miras içinde değerlendirilmesi gerekir.
Öğretmenlerin bilişsel esneklik ve dijital okuryazarlıklarının incelenmesi
Öğretmenlerin bilişsel esneklik ve dijital okuryazarlıklarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesinin amaçlandığı bu araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu Erzincan/Merkez'de Millî Eğitim Bakanlığı'na (MEB) bağlı okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim okullarında görev yapan 236 öğretmen oluşturmuştur. Öğretmenlerin demografik özelliklerine ilişkin veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu ile öğretmenlerin dijital okuryazarlıklarına ilişkin veri toplamak amacıyla Ng (2012) tarafından geliştirilen ve Hamutoğlu, Canan-Güngören, Kaya-Uyanık ve Gür-Erdoğan (2017) tarafından Türk kültürüne ve diline uyarlanan Dijital Okuryazarlık Ölçeği kullanılmıştır. Öğretmenlerin bilişsel esnekliklerine ilişkin veri toplamak amacıyla ise araştırmacı ve tez danışmanı tarafından geliştirilen Bilişsel Esneklik Ölçeği kullanılmıştır. Söz konusu ölçek, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri ile Cronbach Alpha katsayıları ve madde-toplam korelasyonlarının hesaplanması sonucunda 12 madde ve üç faktörden (Yetkinlik, Farkındalık, Uyum) oluşmuştur. Ulaşılan veriler betimleyici istatistik, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi ve Spearman korelasyonu ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır: Öğretmenlerin bilişsel esneklikleri üst düzeydedir. Öğretmenlerin bilişsel esneklik puanlarında cinsiyet ve görev yapılan eğitim kademesine göre anlamlı farklılık varken; yaş, mesleki deneyim, eğitim düzeyi, mezun olunan fakülte ve alan türüne göre anlamlı farklılık yoktur. Öğretmenlerin dijital okuryazarlıkları orta-üst düzeydedir. Öğretmenlerin dijital okuryazarlık puanlarında cinsiyet, yaş, mesleki deneyim ve eğitim düzeyine göre anlamlı farklılık varken; görev yapılan eğitim kademesi, mezun olunan fakülte ve alan türüne göre anlamlı farklılık yoktur. Öğretmenlerin bilişsel esneklik puanları ile dijital okuryazarlık puanları arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı ilişki vardır. Araştırma sonuçlarının araştırmacılara ve uygulayıcılara ışık tutması beklenmektedir.
Erzincan Havzası'nın hidrojeolojik ve jeotermal özelliklerinin incelenmesi
Erzincan Havzası'nda yer alan yeraltısuyu, soğuk ve sıcak su kaynaklarının hidroloji, hidrojeoloji, hidrojeokimya ve izotop özelliklerinin ortaya konulması amacıyla bu çalışma hazırlanmıştır. İnceleme alanının yeraltısuyu seviye haritaları hazırlanmıştır. Yeraltısuyu akım yönü ovanın batısında Çardaklı deresiyle aynı yönde, doğusunda ise Fırat Nehri'yle birlikte aynı yönde akım gösterirken nehrin ada oluşturduğu alanda yeraltısuyu Fırat Nehri'ne doğru boşalım göstermektedir. İnceleme alanında bulunan jeolojik birimler hidrojeolojik özelliklerine göre sınıflandırılarak geçirimli birimler (1), geçirimli birimler (2), ikincil gözenekli geçirimli birimler (1), ikincil gözenekli geçirimli birimler (2), az geçirimli birimler, geçirimsiz birimler olarak belirlenmiş ve hidrojeoloji haritasında gösterilmiştir. Akiferin transmisibilite değeri 48,75-3136,25 m2/gün, permeabilite değeri 1,21-52,27 m/gün aralığında hesaplanmıştır. Ovada 2015 ve 2016 yıllarında ölçülmüş olan statik su seviyelerine göre hidrolik gradyan ovanın batısında 0,008 doğusunda ise 0,004 olarak hesaplanmış ve batıda yeraltısuyu akım hızı 2,84x10-5 m/s, doğuda 1,6x10-5 m/s olarak bulunmuştur. Havzada bulunan kuyu, kaynak ve jeotermal sulardan yağışlı ve kurak döneme ait su örnekleri alınmıştır. Analiz sonuçları ulusal ve uluslararası standartlara göre değerlendirilerek içilebilirlik ve kullanılabilirlikleri değerlendirilmiştir. Suların kimyasal analizleri sonucunda oluşturulan Piper, Schoeller ve Durov diyagramlarında aynı kökenli ve benzer beslenme alanlarına sahip MgHCO3 fasiyesinde sular olduğu tespit edilmiştir. Yeraltısularının sulama suyu sınıflamasında kullanılan sodyum absorbsiyon oranı, sodyum yüzdesi, Wilcox diyagramı ve ABD Tuzluluk Laboratuvarı diyagramlarına göre sırasıyla çok iyi özellikte, çok iyi, iyi kullanılabilir ve çok iyi, göre C3S1 ve C2S1 sular sınıfındadırlar. Su örneklerinin bazılarında Mg+2, Cr, Ni, Pb, B, Fe ve Se miktarlarında ulusal ve uluslararası standartlarda belirlenen sınır değerlerin aşıldığı gözlenmiştir. İnceleme alanındaki su örneklerinin kimyasal analiz sonuçları yardımıyla CAI-I ve CAI-II değerleri hesaplanmış, iki suda ters iyon değişimi diğer sularda iyon değişimi olduğu ve yeraltısuyundaki kalsiyum ve magnezyum iyonları ile akiferdeki sodyum ve potasyum iyonları arasında temel değişim olduğunu göstermektedir. Ekşisu termal suyunun anhidrit, jips, halit, siderit, talk ve villemit biriktirme potansiyeline sahip olmadığı; albit, aragonit, kalsit, kalsedon, dolomit, götit, hematit ve kuvarsı biriktirebilme özelliğine sahip olduğu belirlenmiştir. Su örneklerinin δ18O ve δD analizleri sonucuna göre meteorik kökenli oldukları belirlenmiştir.
İşyeri sahiplerinin perspektifindenkentlerde yayalaştırma projelerini etkileyen faktörler: Erzincan örneği
Günümüzde gelişen teknolojiyle beraber sayısı artan motorlu araçlar, kent hayatını olumsuz etkilemektedir. Bu probleme çözüm bulmak için yerel yönetimler yıllardır kent planlarında, trafik kurallarında ve ulaşım sistemlerinde birçok düzenlemeler yapmışlardır. Bunların en önemlilerinden olan yayalaştırma, giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Fakat kentlerde yıllardan beri var olan yapısal düzeni değiştirmek çok kolay olmadığından, yayalaştırmanın uygulanması da kolay değildir. Bu çalışmada yayalaştırma yaparken hangi faktörlerin göz önünde bulundurulması gerektiği incelenmiş ve bu faktörlerden hangilerinin yayalaştırmanın yapıldığı bölgedeki işyeri sahiplerinin yayalaştırmaya verdiği desteği etkilediği ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Öncelikle yayalaştırmayla ilgili literatür taranmış ve farklı yayalaştırma türleri incelenmiştir. Buradan yola çıkılarak bir kuramsal çerçeve ve araştırma modeli oluşturulmuştur. Modeli test etmek üzere, 5'li likert ölçeğiyle hazırlanmış bir anket kullanılmıştır. Katılımcıların belirlenmesi için veriyi toplayan kişinin belirli bir alanı seçtiği anket odak (focal) örneklem metodu 161 katılımcıya uygulanmıştır. Test edilen toplam 6 hipotezden 3'ü kabul edilirken, 3'ü kabul edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Yayalaştırma, Trafik, Kent, Motorlu Araçlar, Yaya, Yaya Bölgesi
Sağlık kurumları yönetiminde etkinlik analizi; Erzincan Üniversitesi mengücek gazi eğitim ve araştırma hastanesi örneği
Bir hizmet alanı olarak sağlık; bireylerin ve toplumların yaşantılarını direk olarak etkilemekte, emek faktörünün en önemli bileşenlerinden biri olması dolayısı ile de dolaylı ve doğrudan olmak üzere çeşitli açılardan ekonominin gidişatına yön vermektedir. Söz konusu olan bütün bu etkiler, sağlık hizmetleri sunumunun lokomotifi olan hastanelerin etkinlik ve performans seviyelerinin analiz edilmesini zorunlu hale getirmektedir. Bu duruma paralel olarak ülkemizdeki kamu hastanelerinin toplum tarafından yoğun olarak tercih edilmeleri ve kamu kaynaklarını kullanmaları nedeniyle bu kaynakların ne derece verimli ve etkin şekilde kullanılıp topluma sundukları hizmet kalitesinin belirlenmesi faydalı bir çalışma olacaktır. Bu çalışmada yöntem olarak Veri Zarflama Analizi kullanılmıştır. Kaynaklar incelendiğinde oran analizi ve parametrik yöntemlere göre daha etkili ve doğru sonuçlar vermesi nedeniyle parametrik olmayan bu analiz tercih edilmiştir. Çalışmanın amacı; belirlenen örneklemimiz üzerinde etkinlik analizi yapmak, etkinsizliğe yol açan unsurların belirlenerek regresyona tabi tutulmasına rehberlik etmek olarak belirlenmiştir.
COVİD-19 pandemisinin bankacılık çalışanlarının tükenmişlik düzeylerine etkisi: Erzincan ili örneği
Dünyada ve ülkemizde geçmişten günümüze kadar birçok küresel salgın insanlığı etkisi altına almıştır. Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyaya hızla yayılan Covid-19 pandemisi yaklaşık iki yıldır ülkemizi de derinden sarsmıştır. İlk olarak sağlık sistemini etkileyen bu salgın hastalık daha sonra ekonomilerin büyük ölçüde etkilenmelerine yol açmıştır. Covid-19 pandemisinin ülkemiz ekonomisine olumsuz etkilerini azaltılabilmek için en büyük görev bankalara düşmüştür. İnsanlarla sürekli iletişim halinde olmayı gerektiren, değişim ve gelişimin sürekli yaşandığı, rekabetin yüksek olduğu bankacılık sektöründe, Covid-19 pandemi sürecinde ekonominin olumsuz etkilenmemesi ve vatandaşların taleplerinin karşılanması adına çalışanlar yoğun çaba göstermişlerdir. Bu çalışmanın amacı, Covid-19 fobisinin bankacılık çalışanlarının tükenmişlik düzeylerine etkisini araştırmaktır. Bu amaca ulaşmak için Erzincan ilinde ve ilçelerinde faaliyet gösteren kamu ve özel mevduat banka çalışanlarına, anket yoluyla bir araştırma yapılmıştır. Toplanan veriler istatistiki yöntemler aracılığıyla analiz edilmiştir. Ortaya çıkan bulgular, Covid-19 pandemisi sürecinde banka çalışanlarının yaşadıkları korkunun tükenmişlik durumları üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğunu göstermektedir.
Erzincan ili ve çevresinde bulunan ziyaret yerleri etrafında oluşan halk inanmaları
Erzincan, ziyaret inancının ve ziyaret yerlerinin fazla olduğu bir şehirdir. Buna rağmen bu zamana kadar Erzincan'da bulunan ziyaret yerleri, bir bütün olarak değerlendirilmemiştir. Değerlendirme yapılırken, alan araştırması metodunun sıklıkla kullandığı veri toplama araçlarından biri olan derleme yöntemi kullanılmıştır. Bu bağlamda, Erzincan il merkezi ve merkezine bağlı ilçelerden derlenen 65 ziyaret yeri, 50 kaynak kişinin bilgisine başvurularak tanıtılmış, ziyaret yerlerinde görülen uygulamalar incelenmiştir. Yapılan incelemede, ziyaret yerlerinde görülen uygulamaların, Türk inanç sistemi içerisinde yer alan, ateş, ağaç, su, dağ, tepe vb. unsurları ile yakından ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ziyaret yerlerinde görülen uygulamaların, Türk inanç sistemi ile olan bağlantısı incelenirken, yöre halkının ziyaret yerlerinde uyguladıkları pratiklerin kaynaklarını ve nedenlerini araştırmaksızın yerine getirdiği gözlemlenmiştir. Bununla birlikte ziyaret edilen şahsiyetlerin gerek yaşarken gerekse de dünya değiştirdikten sonra gösterdikleri kerâmetler, bölge halkının ziyaret inancı üzerinde etkili olmuştur. Bu sebepten dolayı ayrı bir bölümde motifler başlığı altında kerâmetlerine yer verilirken, yöre insanının da ziyaret yerlerine gelme amaçları ve ziyaret yerlerinde sergiledikleri davranış biçimleri nedenleriyle birlikte sıralanmış, tablo şeklinde belirtilmiştir. Halkın, ziyaret inancı üzerinde etkili olan pratikler, İslâmi bir görünüm altında şekillenmektedir. Bu nedenle çalışmada derlenen halk uygulamaları her ne kadar dinle ilgili olsa da bunların dinlere göre doğruluğu veya yanlışlığı ilahiyat bilimine bırakılarak, kanaatimizce bu uygulamalara inanma adı verilmiştir. Halk biliminin genel şartlarına uygun olarak da bu inanmalar "batıl" ya da "hurâfe" olarak ötekileştirilmeden değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucu ziyaret yerlerinin, toplumsal birlik ve beraberliğin sağlanmasında yardımcı bir kültür öğesi olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Erzincan Ziyaret Yerleri, Türbe, Adak, Kült, Menkıbe, Keramet, Uygulama.
Şiddete uğrayan kadınlarda dini başa çıkma (Erzincan örneği)
Kadına yönelik şiddet hem bir insanlık suçu hem de bir kadın sağlık sorunu olarak kabul edilmektedir. Dünya çapında bu konu ile ilgili farklı bilimler tarafından yüzlerce çalışmalar yapılmaktadır. Dünyadaki kadınların üçte birinin şiddete maruz kaldığı tespit edilmiştir. Kadınlar maruz kaldıkları şiddetle bir şekilde baş etmeye çalışmaktadır. Dini başa çıkma yöntemi de bunlardan birisidir. Yapılan bu çalışmada şiddet kavramı ve şiddete uğrayan kadınların dini başa çıkma yöntemlerine başvurmayı tercih edip etmedikleri incelenmiştir. Bu araştırma teorik ve alan araştırması olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde konunun temel kavramları olan toplumsal cinsiyet, kadına yönelik şiddet ve dini başa çıkma kavramları ele alınmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde ise elde edilen bulgular konuyla ilgili diğer araştırmalarla karşılaştırılarak objektif bir şekilde değerlendirilip yorumlanmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara bakıldığında: "Şiddete uğrayan kadınlar sorunlarını dini başa çıkma yöntemleri ile aştıkları tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Toplumsal cinsiyet, Kadına yönelik şiddet, Dini başa çıkma
Devlet koruması altında kalarak yetişkinliğe erişmiş bireylerin yurt sonrası sosyal adaptasyonları üzerine bir inceleme: Erzincan ili örneği
Çeşitli sebeplerle 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında devlet koruması altına alınan korunmaya muhtaç çocuklar aileye dönüşleri uygun görülmedikçe reşit oluncaya kadar ki süreçte Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Bakanlığı'na bağlı kurum ve kuruluşlarda misafir edilmektedir. Reşit olarak kuruluştan ayrıldıktan sonraki zaman dilimi bireyler için başka bir hayat döngüsüne başlangıç olmakta ve yaşamlarına dair çoğu şey eskisi gibi olmaktan çıkmaktadır. Bu araştırmada reşit olarak kurum bakımından ayrılan bireylerin yeni yaşamlarına ve farklı durumlarına sosyal uyumları üzerine odaklanılmıştır. Çalışmada nitel araştırma modellerinden fenomenoloji kullanılmıştır. Çalışma grubu olarak; geçmişte farklı yetiştirme yurtlarında kalmış şuan Erzincan İli' nde görev yapan yetişkinler seçilmiştir. Katılımcılar geçmişte yetiştirme yurdunda kalmış yetişkinlerdir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan anket kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde, devlet koruması altında kalan kişilerle yapılan birebir mülakatlarda yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, katılımcıların yurt yaşamına ilişkin, işe girinceye kadar ki döneme ilişkin ve işe yerleştikten sonra yeni yaşamlarına ilişkin sosyal uyum durumları şeklinde üç grupta toparlamak mümkündür. Katılımcıların kurum bakımı sonrası yaşamlarında farklı yaşam alanlarıyla ilgili çeşitli uyum sorunları yaşadıkları belirlenmiş ve yardım aldıkları sosyal destek alanları belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar alan yazın çerçevesinde tartışılarak bazı öneriler de bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Erzincan, kurum bakımı, sosyal adaptasyon, yetiştirme yurdu
Malatya, Elazığ, Erzincan ve Tunceli illerine bağlı bazı ilçelerden Ümitvar dut tiplerinin seçimi
Bu çalışma 1997 yılında Tunceli-merkez, Tunceli-Çemişgezek ilçesi Ulukale köyünde, Elazığ-Ağm ilçesi Beyelması köyünde, Malatya-Arapkir ilçe merkezinde ve Erzincan-Kemaliye ilçesi Apçağa köyünde en iyi dut tiplerini seçmek amacıyla yürütülmüş bir araştırmadır. Çalışmada meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu, yaprak eni, yaprak boyu, yaprak sapı uzunluğu, meyvelerde SÇKM ve asitlik değerleri gibi bazı pomolojik özellikler incelenmiştir. Çalışma sonucu kurutmalık olarak 24-BD-02 ve 62-BD-02 tipleri, Pekmezlik olarak 62-BD-03 ve 23-BD-02 tipleri belirlenmiştir. 44-MD-01 ve 24-KD-01 tipleri belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Seleksiyon, beyaz dut, kara dut, mor dut
Erzincan türküleri üzerine bir inceleme
Bu çalışmada TRT Türk Halk Müziği Repertuvarı ile diğer kaynaklarda bulunan Erzincan yöresi türküleri edebî ve müzikal açıdan incelenerek halk bilimi metotlarına göre tasnif edilmiştir. Erzincan türkülerinin metinlerini bir araya toplayan bilimsel bir çalışma bu zamana kadar gerçekleştirilmediğinden tezimizin ilk amacı böyle bir bilimsel çalışmanın yapılması yönündedir. Ayrıca Türk folklor araştırmalarına katkıda bulunmak, Erzincan yöresi türkülerinin tasnifini yaparak bu konuda yapılacak olan diğer çalışmalara bir basamak oluşturmaktır. Çalışmamızda TRT Repertuvarı ve diğer kaynaklar taranıp beş yüz elli dört metine ulaşılmıştır. Erzincan'ın ulaşabildiğimiz bütün kırık havalarını bir araya getirmenin yanında Erzincan türkülerinin özelliklerine, şekil ve yapı incelemelerine değinilmiş, dağınık halde bulunan metinlerin bir araya getirilmesine gayret gösterilmiştir. Çalışmamızın başında türküler hakkında gerekli bilgiler verilmiş, metinler bentlerine göre sıralanmış, sözlük ve dizin çalışmasıyla tamamlanmıştır.
Sicill-i Ahvâl kayıtlarına Göre Erzincanlı memurlar
Yapmış olduğumuz bu çalışma ile Yakınçağ döneminde Osmanlı memurlarına ait sicil kayıtlarının tutulmasında önemli bir yeri olan Sicill-i Ahvâl defterleri esas alınarak Erzincan doğumlu memurlar tanıtılmaya çalışılmıştır.Sicil defterlerinin tutulması eski dönemlere dayanmaktadır. Roma, Sasani ve Selçuklu Devleti dönemlerinden gelen sicil defteri tutma geleneğine Osmanlı döneminde de devam edilmiştir. Genellikle bunlar padişahlara, hanedan üyelerine ve üst düzey bürokratlara aittir. Ancak II. Abdülhamid döneminde artan memur sayısı ile birlikte sicil defteri tutulması bütün memurları içine alacak şekilde genelleştirilmiştir. Bunlarda memurların atamaları, maaşları nakil işlemleri gibi birçok bilginin yer aldığı görülmektedir.
Elazığ ve Erzincan yöresi sığır ayak hastalıklarının değerlendirilmesi
Erzincan ve Elazığ yörelerinde, sığırlarda ayak hastalıklarının prevalansının araştırılması amaçlanmıştır. Bu yörelerde farklı yaş ve cinsiyette Erzincan yöresinde 3000, Elazığ yöresinde 1000 baş olmak üzere toplam 4000 baş sığır, ayak hastalıkları ve tırnak deformasyonları yönünden incelendi. Yıl boyunca her mevsimde işletmeler ve meralar ziyaret edilip hayvanlar ayak hastalıkları yönünden muayene edildi. Hayvanların otladığı meralardan toprak numunesi alınıp içeriğinde bulunan iz elementlerin tespiti için analize gönderilmiştir. Yıl boyu nem ve yağış tespiti için meteorolojiden veriler toplanmıştır. Erzincan yöresindeki sığırlarda yapılan araştırmada 106 ayakta yalnızca tırnak deformitesi, 62 ayakta yalnızca ayak hastalığı görülürken, 99 ayakta ise tırnak deformitesi ile birlikte ayak hastalığı tespit edildi. Elazığ yöresindeki sığırlarda yapılan incelemelerde 39 ayakta yalnızca tırnak deformitesi, 22 ayakta yalnız ayak hastalığı görülürken, 38 ayakta ise tırnak deformitesi ile birlikte ayak hastalığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak aritmetik ortalamaları alındığında Erzincan yöresi sığırlarda ayak hastalıklarının prevalansı % 9,8, Elazığ yöresi sığırlarda ayak hastalıklarının prevalansı %8.9 olarak tespit edilmiştir
Tarihi gelişim sürecinde Alevilikte Dedelik kurumu (Tunceli ve Erzincan örneği)
ÖZETTarihi Gelişim Sürecinde Alevilikte Dedelik Kurumu(Tunceli ve Erzincan Örneği)Seher Kont ErdoğanFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTarih Anabilim DalıYakın Çağ Tarihi Bilim DalıELAZIĞ ? 2012 Sayfa: X+115Bu çalışmada Alevliğin tarihi gelişimine kısaca değinilerek Alevi Bektaşi inan-cının karakteristik özellikleri örneklerle açıklanmaya çalışılmış, çalışma alanımız olan Dersim Aleviliği'nin inanç öğelerini Tunceli ve Erzincan bağlamında, Erzincan Büyük-kadağan köyü Ağuiçen Ocağından olan ve ataları kendi anlatılarına göre sekiz veya do-kuz nesil önce Dersim'den göç etmiş olan Mustafa Erdoğan Dede ve İsmail Erdoğan Dede, Beşsaray köyü Hıdır Abdal ocağından (Düşkünler Ocağı) Ahmet Uğurlu Dede; Tunceli Nazımiye ilçesinde ikamet eden Kal Ferat Ocağından Ali Hıdır Çetin Dede, Ovacık Koyungölü köyü Celal Abbas Ocağından Zeynel Dede, Baba Mansur Ocağından Süleyman Cevahir Dede ile yapılan görüşmeler ele alınarak Erzincan ve Tunceli örnekleri ışığında tarihten günümüze dedelik kurumunun işleyişi açıklanmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgular sonuç kısmında özetlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Alevilik, ocak, Dersim'de ocaklar, dedelik, Alevi- Bektaşi tasav-vufu
Demir çağı’nın sonlarından 6. yüzyılın sonlarına kadar erzincan
Bu çalışma, Doğu Anadolu’nun Yukarı Fırat Havzası’nda yer alan Erzincan ve çevresinin, Demir Çağı’nın son evrelerinden 6. yüzyılın sonlarına kadar uzanan tarihsel gelişimini incelemektedir. İncelenen dönem, bölgede siyasal egemenliklerin sıkça değiştiği, farklı kültürel unsurların bir arada varlık gösterdiği ve coğrafi koşulların tarihsel süreç üzerinde belirleyici olduğu bir süreci kapsamaktadır. Erzincan, doğal geçitleri, verimli ovaları ve önemli ulaşım güzergâhları sayesinde Antik Çağ boyunca askerî ve ekonomik açıdan stratejik bir konumda yer almıştır. Çalışmada Doğu Anadolu coğrafyası, antik ve modern kaynaklar ışığında değerlendirilmiş; Fırat Nehri başta olmak üzere bölgedeki akarsuların yerleşim düzeni ve tarihsel sınırların oluşumundaki rolü vurgulanmıştır. Erzincan’ın prehistorik dönemlerden Demir Çağı’nın sonuna kadar uzanan tarihsel süreci ele alınmış; Urartu, Kimmer, İskit, Med ve Pers hâkimiyetleri bağlamında bölgenin siyasal yapısı değerlendirilmiştir. Urartu Devleti’nin bölgedeki idarî ve mimari varlığı, özellikle Altıntepe Kalesi kazılarından elde edilen arkeolojik veriler üzerinden incelenmiştir. Urartu sonrası süreçte Kimmer ve İskit hareketleri, Med ve Pers egemenliği ile Helenistik Dönem’de Seleukoslar, ardından Parth ve Roma hâkimiyeti çerçevesinde Erzincan’ın bölgesel ve imparatorluklar arası ilişkilerdeki yeri ele alınmıştır. Özellikle Roma-Parth mücadeleleri bağlamında Satala Karargâhı’nın stratejik önemi vurgulanmıştır. Çalışma, Erzincan il sınırları içerisinde tespit edilen höyükler, yerleşimler ve kalelerden elde edilen arkeolojik veriler doğrultusunda bölgedeki yerleşim sürekliliğini ortaya koyarak, Erzincan’ın Antik Çağ’da yalnızca bir geçiş alanı değil, aktif ve dinamik bir tarihsel mekân olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır.
Erzincanlı Aşık Ahmet Cemil`in hayatı, edebi kişiliği ve eserleri
Bu çalışmada,Erzincanlı mutasavvıf şair Ahmet Cemil'in hayatı, edebi kişiliği ve eserleri ele alınmıştır. Tez, özet, sözbaşı ve giriş'ten sonra üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde, ilk olarak Erzincan'ın tarihi, sosyal ve kültürel durumu, coğrafi konum ve özellikleri, iklim, bitki örtüsü, Erzincan kültürünün tarihsel toplumsal evrimi incelenmiş, ikinci olarak ise Erzincan aşıklık geleneği içerisinde yer alan aşıklara yer verilmiştir. Bu aşıklarımız, Vehbi Hayyati (Terzi Baba), Şemsi Hayal (Leblebici Baba), Taştan Kartal (Seyfi), Seyfı Fındık, Müslüm Kumru (Aşık Seyrani), Kemahlı Tahir (Tahir Yavuzaslan, Tiryakioğlu), Aşık Davut Sulari, Aşık Beyhani ve Aşık Müslüm Akbaba'dır. Çalışmanın birinci bölümünde aynı zamanda asker olan Ahmet Cemil'in hayatı, sanatı ve edebi kişiliğine yer verilmiştir ; ikinci bölümde şiirler muhteva yönünden incelenirken dinî ve tasavvuf? pek çok kavrama yer verilmiştir. (Allah, Kur'an, Peygamberler, Dört Halife, Melekler, Yezit, derviş, pir, mürşit, veli, nefis, dünya, felek.keramet v.s.);üçüncü bölümde ise, Ahmet Cemil Divanı'nda yer alan 46 şiire yer verilmiştir.Son bölüm ise kaynakça, sözlük ve fax-mile'den oluşmaktadır.
Erzincan il merkezi ve çevresindeki zeminlerin standart penetrasyon deneyi verileri kullanılarak sıvılaşma potansiyelinin belirlenmesi
Deprem sonrası meydana gelen hasarların en önemli nedenlerinden biri olan zemin sıvılaşması, kohezyonsuz ve suya doygun kumlu, siltli zeminlerde tekrarlı ve geçici yükler altında meydana gelmektedir. Bu çalışma Erzincan ili ve çevresinin sıvılaşma potansiyelini değerlendirilmesini içermektedir. Kuzey Anadolu Fay Hattına olan yakınlığı nedeniyle, Erzincan ilinin olası bir depremde etkilenebileceği düşünülmektedir. Bu amaçla çalışmada, ampirik ifadeler kullanılarak deprem senaryoları üretilmiş, 6.0, 6.5, 7.0 ve 7.5 deprem büyüklükleri için sıvılaşma potansiyelleri belirlenmiştir. Sıvılaşma potansiyeli standart penetrasyon deneyi (SPT) verileri kullanılarak araştırılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında, farklı yerlerde 63 sondaj kuyusu açılmış ve standart penetrasyon deneyleri (SPT) yapılmıştır. Sondaj kuyularından örselenmiş ve örselenmemiş zemin numuneleri alınmış, bu numuneler üzerinde, zeminin fiziksel özelliklerini belirlemek amacıyla deneyler yapılmıştır. Sıvılaşma potansiyel analizleri Seed ve Idriss (1971), Tokimatsu ve Yoshimi (1983) ve Iwasaki vd. (1981) olarak anılan üç farklı yöntemle yapılmıştır. Sıvılaşma analizlerinin kısa bir süre içerisinde tamamlanması amacıyla, MATLAB programlama dili kullanılarak, sıvılaşma analiz programları hazırlanmış ve sıvılaşma analizleri bu program üzerinden yapılmıştır. Çalışmanın son aşamasında ise farklı deprem büyüklükleri için sıvılaşma potansiyeli haritaları hazırlanmıştır. Analiz sonuçları, yer altı suyu ve kumlu-siltli zeminlerin varlığında, bölgenin sismik özellikleri nedeniyle sıvılaşma potansiyelinin artacağını göstermektedir.
Erzincan yöresi halk oyunları ezgilerinin ritimsel yönden incelenmesi
Bu araştırma, Erzincan yöresi halk kültürü içerisinde canlılığını koruyarak süregelmiş halk oyunları eserlerinin ritim kalıplarının belirlenmesi ve incelenmesini kapsamaktadır. Bu doğrultuda tespit edilen eserlerin kayıt altına alınıp kalıcı hale getirilerek geleceğe aktarılması araştırmanın temel amacını oluşturmaktadır. Erzincan yöresi halk oyunları ezgilerinin ritimsel yönden incelenmesini konu edinen bu araştırmada tarama modeli esas alınarak değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmada genel olarak veriler, literatür tarama yöntemi ve alanda kaynak kişilerle yapılan görüşmeler ile elde edilmiştir. Ek olarak, araştırma konusu çerçevesinde Erzincan yöresinde oynanan halk oyunlarına yönelik bilgi edinmek ve yapılacak olan müzikal incelemeye katkı sağlamak amacıyla önceden belirlenen kaynak kişilerle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya konu olan Erzincan yöresinde oynanan halk oyunlarına ait toplam 27 adet eser tespit edilmiştir. Tespit edilen bu eserlerin ezgi ve ritim notaları ayrı olarak notaya alınmış ve alınan ritim notaları üzerinden eserlerin ritim kalıpları incelenmiştir.
Kop Dağları Erzincan-Erzurum-Bayburt ultramafik ve mafik kayaçlarının jeolojik, petrolojik ve metallojenik incelemesi
ÖZET İnceleme alam Kopdağlan (Erzincan-Erzurum-Bayburt) silsilesinin önemli bir bölümünü kapsar. Doğu Pontid Güney Zonu ile Anatolid tektonik birlikleri arasındaki ortak noktayı temsil eden inceleme alanında bugüne kadar detaylı bir jeolojik çalışma yapılamamıştır. Genelde ültramafik kayaç gruplarının yüzeylendiği bu alanda tortul ve metamorfîk kayaçlardan başka diğer magmatitler de yeralır. Ültramafik kayaçlar başlıca dünit, harzburjit, lerzolit ve daha az oranda da verlit ve piroksenitlerden oluşurlar. Tortul kayaçlara gelince; Liyas, volkano-sedimanter kayaçlarla; Malm- Alt Kretase, kireçtaşlarıyle; Üst Kretase, kınntılı-karbonatlı kayaçlarla; Eosen, kalın ve masif konglomeralarla; Miyosen ise kırıntılı araseviyelerin de bulunduğu karbonatlı kayaçlarla temsil edilirler. Metamorfîk kayaçlar ise; rejyonal metamorfizma ürünü gnays, mikaşist, amfibolit, kloritşist ve serisitşistlerden oluşurlar. Gnays ve mikaşistlerin köken kayaçlarmı pelitler ve kumtaşlan, amfiboliüerinkini ise eski bazaltik kayaçlarla grovaklar oluştururlar. Ültramafit haricindeki diğer magmatik kayaçlar ise bazik (gabro, diyabaz, bazalt), ortaç (diyorit, andezit), ve asit (tonalit, kuvarslı diyorit, granofir, dasit) kayaçlardan ibarettir. Rejyonal metamorfîk karakterli olan gnays, amfibolit, mikaşist ve diğer metamorfitler inceleme alanının en yaşlı kayaç grubunu oluşturup kıtasal kabuğa karşılık gelirler. Sübkontinental karakterli oldukları belirlenen ültramafik kayaçlar sözkonusu metamorfitler içerisine sokulum yapmışlardır. Bazaltlar hariç diğer tüm asit, ortaç ve bazik magmatik kayaçlar kalkal kalen ve VAG karakterlidirler. Bazaltlar ise toleyitik ve MORB+WPB karakter sunarlar. İnceleme alanındaki bütün kayaçlar tektonik olarak güneye doğru itilmişlerdir. Öyle ki en yaşlı birimleri en üstte, en genç olanları da en altta görmek mümkündür. Kabuk kalınlaşması olarak bilinen bu durum K-G yönünde büyük bir sıkışma rejimi ile açıklanır. vnYukarda sözü edilen ültramafîtler ve beraberindeki magmatik kayaçlar ark gerisi bir havzanın ürünleridirler. Sözkonusu bu kayaçlar ark gerisi bir havzada kıta kabuğuna sokulum yapmışlardır. Kabuğun Liyas öncesinde açılmaya başlanması ve Üst Kretase öncesinde sıkışmaya uğrayarak üst manto yükseüminin sona ermesi, kıtasal bir kabuğun rifüeşerek okyanusal bir kabuğun geUşiminin ilk aşaması olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca ültramafiüerin yerleşim yaşının Jura- Alt Kretase, yüzeylerime yaşının ise Üst Kretase öncesi olduğu sonucuna varılmıştır. Kromit madenciliği açısından bölge son derece verimlidir. Önemli kromit yatakları dünit, nadiren de harzburjitler içinde bulunur. Dünit içerisindeki kromit kütlelerinin rezervi bir kaç yüz tondan 70 bin tona, tenörleri ise (0*203 %) en çok % 55' e kadar değişir. Harzburjitler içindeki kromit kütleleri en çok Mbin tona, tenörleri ise en çok % 62'ye kadar değişir. Kromitler ile ilgili yapılan çalışmalar sonucu, bunların kökenleri, cevher-yan kayaç ilişkileri, yataklanma şekilleri, strüktürleri, mikrokimyasal özellikleri, birbirleriyle olan ilişkileri ortaya çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ültramafik kayaç, Subkontinental peridotit, Kromit, Kop dağlan, Türkiye. vm
Kuzeydoğu Anadolu'da ilk iskân izleri
Eskiçağ Tarihi araştırmalarında yazının önemli bir ölçü olması, zaman olarak bizi bir sınırlamaya götürür. Tarih öncesi (Prehistorya) ile tarihi çağlar (Historya) arasındaki bu sınır yazının ortaya çıkışı ile kendiliğinden çizilir. Yazılı ve yazısız tarih arasındaki sürece de Ön Tarih Çağları (Protohistorya) denilmektedir. Türkiye'nin Kafkaslar'a açılan kapısı olan Kuzeydoğu Anadolu Tarih Öncesi Çağlardan günümüze kadar yerleşime sahne olmuştur. Kuzeydoğu Anadolu'nun tarih öncesi ve tarihi çağları ile ilgili olan bu çalışma, bölgenin sahip olduğu coğrafi konumundan dolayı ayrı bir önem kazanmaktadır. Bölge coğrafyası, tarih öncesi çağlarda insanların yaşaması için gerekli olan tarım alanları, su kaynaklarını bünyesinde barındırmaktadır. Bunun sonucu olarak da bu çalışmamız daha çok Erzincan, Erzurum ve Kars ile sınırlandırılmaya çalışılmıştır. Kuzeydoğu Anadolu'daki ilk çalışmalarını K. Kökten yapmıştır. Bu çalışmalar sonucunda bölgenin Paleolitik, Epipaleolitik, Kalkolitik ve İlk Tunç çağlarında iskân gördüğü anlaşılmıştır. Kuzeydoğu Anadolu'da özellikle de Son Kalkolitik ve Son Tunç Çağı boyunca varlığını sürdüren Karaz kültürünün etkileri görülmektedir. Son yıllarda yapılan araştırmalarla bölgenin Eskiçağ tarihi ve arkeolojisine dair ciddi ilerleme kaydedilmiştir. Çalışma sahamıza giren ve Kuzeydoğu Anadolu bölümünde yer alan Erzurum'da Paleolitik Çağ aletlerine, Kars'ta Paleolitik, Mezolitik ve Neolitik döneme tarihlenen yerleşmelere ve bu döneme ait buluntulara rastlanılmıştır. Erzincan'da ise Kalkolitik Çağ ve sonrasına tarihlenen yerleşme yerlerine ve buluntulara rastlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kuzeydoğu Anadolu, İskân, Erzurum Kars, Erzincan, Tarih öncesi
Sosyal hizmet lisans öğrencilerinin ruhsal hastalığa yönelik inançlarının belirlenmesi: Erzincan örneği
Ruhsal hastalık, insanoğlu var olduğu zamandan beri süregelen bir hastalık türüdür. Tıpkı bedenin yıpranması, rahatsızlanması gibi ruhun da çökmesi, yorulması araştırma konusu olmuştur. Toplumda çeşitli sebeplerden dolayı ruhsal hastalığa karşı kültür temelli belli bir inanç ve tutum geliştirilmiştir. Çoğu zaman bu inanç ve tutum, olumsuz bir dayanağa sahiptir. Bu tez çalışmasında, toplum temelli meslekler içinde yer alan sosyal hizmetin ruhsal hastalıkları nasıl değerlendirdiği, değerlendirirken hangi kriterlere dikkat ettiği ele alınmıştır. Nitekim ruhsal hastalık, olumlu veya olumsuz inançlar ile sosyal hizmet açısından önemli bir yerde durmaktadır. Özellikle müracaatçının ruhsal açıdan ele alınması, sosyal çalışmacının lisans eğitiminde aldığı derslerin niteliğini ortaya koymaktadır. Bu çalışmada nicel araştırma yöntem ve teknikleri kullanılmıştır. Veriler sosyal hizmet lisans öğrencilerinin katkısıyla toplanmış olup SPSS ile istatistiksel analizi yapılmıştır. Sonuç olarak sosyal hizmet lisans öğrencilerinin ruhsal hastalığa yönelik inançları belirlenmeye çalışılmıştır. Ortaya çıkan veriler çeşitli sosyodemografik özelliklerle yorumlanmıştır. Ruhsal hastalığın öneminin anlaşılması için sosyal hizmet eğitiminde psikiyatrik sosyal hizmetin ne kadar anlamlı bir ders olduğu değerlendirilmiştir.
Erzincan ili müzik yetenek haritasının belirlenmesine yönelik bir inceleme
Eğitim programları bireye genel kültür, sosyal davranışlar ve meslek beceriler kazandırmayı hedefler. Buradaki amaç hem eğitimde, hem de yaşantısında kişinin mutlu olmasını sağlamaktır. Bunu da her bireyi kendi yeteneğine uygun öğretim programına yerleştirerek sağlayabiliriz. Buradan yola çıkarak, eğitim programlarında öğrencilerin kendi yetenekleri doğrultusunda ne ölçüde yararlanabileceklerini önceden anlayabilmek için onların yetenek düzeylerinin ve türlerinin bilinmesi gerektiğini söyleyebiliriz. Bu araştırmada 2017-2018 Eğitim Öğretim yılında Erzincan merkez ve ilçelerinde eğitim öğretimine devam eden 13/15 yaşarası 270 öğrenciye müzik yetenek testi uygulanmıştır. Müzik yetenek testinin soruları Milli Eğitim Bakanlığı'nın Güzel Sanatlar Liseleri müzik bölümü giriş sınavı için hazırlamış olduğu sınav yönergesinde bulunan müziksel işitme, ritimsel bellek, ezgisel bellek, müziksel söyleme ve çalma kriterleri dikkate alınarak araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. Müzik yetenek testine verilen cevapların puanlanması ise Milli Eğitim Bakanlığı'nın belirlemiş olduğu Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Yetenek Testi Değerlendirme Ölçütlerine göre yapılmıştır. Hazırlanan sorular ve müzik yetenek testine verilen cevapların değerlendirmeleri için uzman değerlendirme formları oluşturularak üç alan uzmanının görüşüne sunulmuştur. Alan uzmanlardan alınan dönütlerden sonra veriler SPSS programına girilmiştir. Erzincan ili merkez ve ilçelerinde teste katılan deneklerin müziksel işitme, ritimsel bellek, ezgisel bellek, müziksel söyleme ve çalma kriterlerine göre yetenek durumlarının gösteren grafikler ve tablolar oluşturulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre Erzincan İli Müzik Yetenek Haritasında puanlamanın yukarıdan aşağıya doğru Merkez, Tercan, Kemah, İliç, Kemaliye, Refahiye, Üzümlü Otlukbeli, Çayırlı ilçeleri şeklinde olduğuna ulaşılmıştır. Araştırma, Erzincan'ın hangi ilçesinde daha yetenekli öğrencilerin bulunduğunun saptanması ve müzik yetenek durumları açısından ne tür bir okula devam etmeleri bağlamında önem kazanacaktır. Anahtar Kelimeler: Müziksel yetenek, yetenek haritası, müziksel işitme.
Orta ölçekli kentlerde yaşam kalitesi: Erzincan örneği
Kentleşme süreciyle birlikte ortaya çıkan ve giderek çeşitlenen kentsel sorunlar kentlerin ölçeklerine bağlı olarak yaşam kalitesi üzerinde farklı etkiler yaratmaktadır. Büyük ölçekli kentler ekonomik fırsatlar, eğitim ve sağlık hizmetlerinin çeşitliliği gibi önemli avantajlar sunarken; yoğun trafik, çevresel baskı, yüksek yaşam maliyeti ve sosyal karmaşa gibi dezavantajları da beraberinde getirmektedir. Buna karşılık orta ölçekli kentler daha sakin, güvenli ve doğayla uyumlu bir yaşam imkânı sunduğu için bireylerde yaşam kalitesinin daha yüksek olacağı yönünde bir algı oluşmaktadır. Ancak bu çalışma, bu varsayımın her zaman geçerli olup olmadığını Erzincan kent merkezi örneği üzerinden değerlendirmektedir. Erzincan kent merkezi örneği, orta ölçekli kentlerin sahip olduğu potansiyel avantajlara rağmen, yerel ve kamusal hizmetlerin yeterli düzeyde olmaması durumunda yaşam kalitesi algısının beklenen seviyeye ulaşamayabileceğini göstermektedir. Elde edilen bulgular, yaşam kalitesinin yalnızca fiziksel çevreye değil, ekonomik fırsatlar ve kamusal hizmetlerin niteliğine de bağlı olduğunu göstermektedir. Erzincan örneği ile orta ölçekli kentlerin kendi yapısal sorunlarını ve açmazlarını aşamadığı sürece, yaşam kalitesi algısında beklenen seviyeyi sağlayamayacağını ortaya koyarak kent ölçeği ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin daha karmaşık olduğunu vurgulamaktadır.