Health education

74 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Adolesanlara verilen planlı eğitimin menstruasyon ve genital hijyen davranışına etkisinin belirlenmesi

Araştırma, adolesan kızların menstruasyon ve perine hijyeni hakkında bilgi eksikliklerini tespit ederek, konu hakkında doğru bilgi öğrenmelerini sağlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini çalışmanın yapıldığı tarihlerde okulda bulunan toplam 355 kız öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak veri toplama formu ve eğitim öncesi/sonrası bilgilerini değerlendirmek için soru formu kullanılmıştır. Araştırma verileri toplandıktan bir gün sonra öğrencilere menstruasyon fizyolojisi ve hijyenine ilişkin hazırlanan eğitim ve broşür verilmiştir. Eğitimin alışkanlığa dönüşmesi süresi tespit edilmiş ve belirlenen 12 hafta sonrasında eğitimin etkililiğini öğrenmek için son test uygulanmıştır. Verilerin analizi için sayısal değişkenlerde tanımlayıcı istatistikler (ortalama, standart sapma, minimum, maksimum), kategorik değişkenlerde frekans dağılımları verilmiştir. İki bağımlı kategorik değişken arasında ilişki olup olmadığına McNemar testi ile bakılmıştır. İstatistiksel anlamlılık değeri olarak p<0.05 kabul edilmiştir. Çalışmamızda öğrencilerin yaş ortalaması 12.05±0.87 (dağılım aralığı ise 11-15 yaş) bulunmuştur. Öğrencilerin anne baba eğitim düzeyleri, meslekleri, gelir düzeyleri her iki okulda da benzer bulunmuştur. Çalışmamızda öğrencilerin çoğunluğunun menstruasyon hakkında bilgi aldığı, alınan bilginin kaynağı olarak çoğunlukla annelerini söyledikleri belirlenmiştir. Öğrencilerin çoğunun menstruasyon dönemine geçtiği bulunmuştur. Çalışmamızda eğitim sonrasında öğrencilerin çoğunun pamuklu iç çamaşırı kullanmaya başladığı (p<0.001), iç çamaşırı değiştirme sıklığının eğitim öncesine göre arttığı bulunmuştur (p<0.001). Öğrencilerin genital bölge temizliğinde sabun kullanma durumlarına bakıldığında eğitim öncesine göre eğitim sonrasında azalma olduğu bulunmuştur (p<0.001). Araştırmamıza katılan öğrencilerin tuvaletten sonra kirli bölgenin temizliğini yapma şekilleri incelendiğinde eğitim sonrasında önden arkaya doğru temizlik yapanların oranının arttığı (p<0.001), öğrenciler eğitim öncesi menstruasyon döneminde peçete, temiz bez gibi ürünler kullanırken eğitim sonrasında hijyenik ped kullanmaya başladıkları belirlenmiştir (p<0.001). Öğrenciler menstruasyon döneminde eğitim öncesi pedlerini 8-12 saat aralıklarla değiştirirken, eğitim sonrasında 4-5 saatte bir değiştirdikleri bulunmuştur (p<0.001). Çalışmamız verileri ışığında, hemşirelerin hem ergenlik dönemindeki kızlara hem de annelere menstruasyon konusunda eğitim vererek bu konudaki eksikliklerin giderilmesine katkıda bulunması, uygulama üzerinde sadece bilgi değil, gelenekler ve göreneklerden kaynaklanan tutumların da etkili olduğu düşünülerek, sağlık eğitiminde rol alacak hemşirenin bu konuları göz önünde bulundurması önerilebilir.

Cinsel eğitimErgenlerGenital hastalıklar+7
Ayşe Sinop Gedik
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Paramediklerin (Ambulans ve acil bakım teknikeri) sık kullanılan ilaçlar ve girişimsel işlemler hakkındaki bilgi düzeylerinin belirlenmesi

Bu anket çalışması acil sağlık hizmetlerinde çalışan Paramediklerin (Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri) sık kullanılan ilaçlar ve girişimsel işlemler hakkındaki bilgi düzeylerinin belirlenmesi. Amaç: Bu anket çalışması acil sağlık hizmetlerinde çalışan Paramediklerin (Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri) sık kullanılan ilaçlar ve girişimsel işlemler hakkındaki bilgi düzeylerinin belirlenmesini amaçlamaktadır. Anket sonuçları mezuniyet öncesi ve sonrası eğitimlerin gözden geçirilmesi ve yeniden yapılandırılmasının gerekliliği açısından önem arz etmektedir. Materyal Metot: Çalışmaya 2016-2017 tarihleri arasında, Ankara ili ve ilçelerinde 112 ambulansları ve acil servislerinde çalışan 324 paramedik (Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri) katılmıştır. Anket formu oluşturulurken ilk bölümde demografik veriler, ikinci bölümde ise acil servislerde ve ambulanslarda sıklıkla kullanılan intravenöz ilaçların endikasyonları, kontrendikasyonları, yan etkileri, uygulama dozları, dikkat edilmesi gereken özel durumlar ve girişimsel işlemlerle ilgili hazırlanan ifadelere yer verilmiştir. Bulgular: Katılımcıların çoğunluğu 18-26 yaş grubunda, önlisans mezunu, 2- 6 yıllık meslek deneyimine sahip paramediklerden oluşmaktadır. Katılanların çoğunluğu ilaç ve ilaç uygulamaları konusunda bilgi düzeyinin yetersiz (%48,7) olduğunu düşünmektedir. Katılımcıların çoğu mezuniyet sonrası girişimsel uygulamalar ile ilgili hizmet içi eğitim almıştır (%81,3). Katılımcıların sorulan sorulara verdikleri cevaplara göre aldıkları puan en yüksek 91,53; en düşük 32,2'tür. Katılımcıların puan ortalaması 70,57'dir. Kurumlarında girişimsel işlemler, ilaç ve viii ilaç uygulamaları ile alakalı hizmet içi eğitim alanların daha başarılı olduğu görülmüştür (p<0.05). Sonuç: Acil sağlık hizmetlerinde çalışan paramediklerin kardiyak ilaçlar, laringeal maske havayolu ve intraosseöz başta olmak üzere bazı konularda bilgilerinin yetersiz olduğu saptanmıştır. Bu konular başta olmak üzere hizmet içi eğitimlerin artırılmasının gerekli olacağını düşünmekteyiz.

Acil servis-hastaneAcil tıp servisleriAmbulanslar+4
Erdem Haytaç
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerine verilen ruhsal hastalıklara yönelik eğitimin inanca ve sosyal mesafeye etkisi

Çalışma ergenlere verilen ruhsal hastalıklara yönelik eğitimin, ergenlerin ruhsal hastalıklara yönelik inancına ve sosyal mesafelerine etkisini araştırmak amacı ile yarı deneysel ön test-son test kontrol gruplu desen etkisinde planlanmıştır. Araştırma Afyon Dazkırı İlçe Merkezi'nde bulunan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı dört lisede yapılmıştır. Araştırmanın uygulama kısmı 2014-2015 öğretim yılında bahar yarıyılında bu liselerde öğrenim gören araştırmaya katılmayı kabul eden öğrencilerle yürütülmüştür. Çalışmaya alınacak öğrencileri belirlemek amacıyla; Dazkırı ilçesinde öğrenim gören 727 lise öğrencisine Ruhsal Hastalıklara Yönelik İnanç ölçeği ve Sosyal Mesafe ölçeği uygulanmıştır. Ölçeklerden yüksek puan alan 154 öğrenci ile çalışmaya devam edilmiştir. Bu öğrencilerin belirlenmesinde ruhsal hastalıklara yönelik inanç ölçeği puanının yüksekliğine dikkat edilmiştir. Bu öğrenciler basit rastgele tesadüfi örneklem yöntemine göre 78 girişim ve 76 kontrol grubu olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Girişim grubuna ruhsal hastalıklara yönelik verilen eğitime olumlu katkı sağladığı bilinen "Akıl Oyunları" ve "Biz, siz, onlar" filmleri seyrettirilerek ve haftada iki toplamda on saatten oluşan ders anlatımlı ve tartışmalı olarak planlanan ruhsal hastalıklara yönelik bir damgalama eğitimi verilmiştir. Eğitim sonrası girişim ve kontrol grubu karşılaştırılarak eğitimin etkinliği değerlendirilmiş ve önerilerde bulunulmuştur. Etik olarak girişim ve kontrol grubuna eğitimin bitiminden bir ay sonra anketler tekrar uygulanmış ve ardından girişim grubuna verilen eğitimin aynısı kontrol grubuna ve eğitime katılmak isteyen öğrencilere de bir oturum şeklinde verilmiştir. Araştırma bulguları incelendiğinde, damgalama eğitiminin öğrencilerin ruhsal hastalığa yönelik inanç ve sosyal mesafe algılarını olumlu yönde değiştirdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Damgalama eğitimi verilen öğrencilerin ruhsal hastalığa yönelik inanç ve sosyal mesafe algıları damgalama eğitimi verilmeyen öğrencilere göre daha olumlu yönde değişmiştir. Ergenlere verilen eğitimler ruhsal hastalığa karşı olan tutumda pozitif yönde etkili olmuştur(p<0,05). Anahtar Kelimeler: Eğitim, Ergen, İnanç, Ruhsal Hastalık, Sosyal Mesafe

ErgenlerLise öğrencileriPsiko-eğitim programı+3
Hatice Çalık Koyak
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık eğitimi veren bir üniversitede okuyan öğrencilerin afet bilinci ve temel ilk yardım düzeylerinin değerlendirilmesi: Bir Vakıf Üniversitesi örneği

Yapılan bu çalışmada sağlık eğitimi veren bir üniversitenin sağlık bölümlerinde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin ilk yardım bilgi düzeyleri ile afet bilinç düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya 2021-2022 eğitim ve öğretim yılı içinde Bezmialem Vakıf Üniversitesinin Tıp Fakültesi ile Sağlık Meslek Yüksekokulunda öğrenim gören 233 kadın ve 73 erkek olmak üzere toplam 306 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin ilkyardım bilgi düzeyleri ile temel afet bilinçlerinin belirlenmesinde "İlkyardım ve Temel Afet Bilinci Belirleme Anketi" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 programında Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi ve Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin %9,7'si 18 yaşında, %28,2'si 19 yaşında, %42,7'si 20 yaşında, %10,4'ü 21 yaşında, %9,1'i 21+ yaşında, %35,3'ü 1.sınıf öğrencisi, %55,7'si 2.sınıf öğrencisi, %4,2'si 3.sınıf öğrencisi, %4,9'u 4.sınıf öğrencisi olduğu bulunmuştur. Araştırmanın sonunda öğrencilerin ilk yardım bilgi düzeyinin orta seviyenin üzerinde olduğu, temel afet bilinç düzeyinin ise yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin ilkyardım konusundaki görüşlerinin öğrenim görülen sınıf ve daha önce ilk yardım eğitimi değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0.05). Öğrencilerin afet bilinç düzeylerinin eğitim görülen bölüm, daha önce ilkyardım eğitimi alınan birim, daha önce afet yaşama durumu, daha önce ilkyardım eğitimi alma durumu ve yaşadıkları afet türü değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur (p<0.05). Bunun yanında öğrencilerin ilkyardım bilgi düzeyleri ile afet bilinç düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak, sağlık bölümlerinde öğrenim gören üniversite öğrencilerinde ilkyardım bilgi düzeyinin yüksek olmasının temel afet bilinç düzeyini arttırdığı söylenebilir.

Afet bilinciAfet eğitimiBilgi düzeyi+3
Merve Nur Aktaş
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık bilimleri öğrencilerinde vücut kitle indeksinin denge, gövde kas enduransı, fonksiyonel mobilite ve fiziksel aktivite düzeyine etkisi

Dünya sağlık örgütüne göre vücut kitle indeksinin (VKİ) 25 kg/m2'nin üzerinde olması obezite olarak tanımlanmaktadır. Obezite, vücutta aşırı yağ depolanması ile ortaya çıkan, fiziksel ve ruhsal sorunlara neden olabilen bir enerji metabolizması bozukluğudur. Dünya sağlık örgütü tarafından obezite, vücuttaki yağ miktarının insan sağlığını olumsuz etkileyecek düzeyde artışı olarak tanımlanmaktadır. Obezite; metabolik sendrom, tip 2 diyabet, serebrovasküler hastalık, koroner kalp hastalığı, uyku apne sendromu, gastroözefajiyal reflü hastalığı, safra kesesi ve karaciğer hastalıkları, immün sistem disfonksiyonu, poliskistik over sendromu, cilt hastalıkları, psiko-sosyal komplikasyonlar, osteoartrit, disk hernisi, kronik sırt ve bel ağrısı gibi çeşitli vücut sistemlerini ilgilendiren hastalıklarla ilişkili bulunmakta ve bu hastalıklara yol açabilmektedir. Bu çalışma sağlık bilimleri öğrencilerinde vücut kitle indeksinin denge, gövde kas enduransı, fonksiyonel mobilite ve fiziksel aktivite düzeyine etkisini araştırmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde eğitim görmekte olan 53'ü kadın (%72,6) ve 20'si erkek (%27,4) olmak üzere toplam 73 üniversite öğrencisi katıldı. Katılımcılar demografik bilgileri kaydedildikten sonra VKİ değerlerine göre zayıf, normal kilolu, hafif kilolu ve obez olarak dört gruba ayrıldı. Çalışmaya katılan tüm öğrencilere, denge değerlendirmesi için Biodex Balance System cihazı ile postural stabilite, stabilite limitleri ve dengenin duyusal entegrasyonu testleri, gövde ekstansör ve fleksör kas enduranslarını değerlendirmek için sırasıyla Biering-Sorensen testi ve Kraus-Weber testi uygulandı. Çalışmaya katılan tüm öğrencilerin fonksiyonel mobiliteleri 5 kez otur kalk ve 10 sn, 30 sn, 60 sn süreli otur kalk testleri ile, fiziksel aktivite düzeyleri Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi – Kısa Form (IPAQ-kısa form) ile değerlendirildi. İstatistiksel analizlerin uygulanmasında IBM SPSS Statistics 26 programı kullanıldı. Tüm analizler için anlamlılık düzeyi p<0,05 kabul edildi. Tüm gruplara ait veri gruplarının normal dağılım özellikleri Shapiro-Wilk testi ile incelendi. Normal dağılım gösteren verilerin karşılaştırılmasında One Way Anova testi kullanıldı ve anlamlı fark bulunan değişkenler için farkın hangi gruplar arasında olduğunu tespit etmede post hoc test olarak Tukey HSD testi kullanıldı. Normal dağılım göstermeyen verilerin karşılaştırılmasında ise Kruskal Wallis testi kullanıldı ve anlamlı fark bulunan değişkenlerin hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla dört grup için ikişer karşılaştırmalar şeklinde Mann Whitney U testi kullanıldı. Hem Tukey HSD testinde hem de Mann Whitney U testinde p değeri için bonferroni düzeltmesi uygulandı ve 6 farklı ikili karşılaştırma olmasından dolayı anlamlılık değeri 0,0083 olarak kabul edildi. Postural stabilite testi, stabilite limitleri testi ve dengenin duyusal entegrasyonu testi sonuçları bakımından gruplar arasında anlamlı fark yoktu (p>0,05) ve tüm öğrencilerin VKİ değerleri ile postural stabilite testi, stabilite limitleri testi ve dengenin duyusal entegrasyonu testi sonuçları arasında anlamlı korelasyon görülmedi (p>0,05). Gövde kas enduransı testlerinin sonuçlarına göre obez grubun, zayıf ve normal kilolu gruplara kıyasla hem gövde ekstansör kas enduransı hem de gövde fleksör kas enduransının anlamlı düzeyde daha düşük olduğu bulundu (p<0,001; p<0,001; p=0,002; p=0,003) ve tüm öğrencilerin VKİ değerleri ile Biering-Sorensen testi ve Kraus-Weber testi skorları arasında negatif yönde orta düzeyde anlamlı korelasyon bulundu (r=-0,477 p<0,001; r=-0,487 p<0,001). 5 kez otur kalk testi ve 10 sn, 30 sn ve 60 sn süreli otur kalk testleri sonuçları bakımından gruplar arasında anlamlı fark yoktu (p>0,05) ve tüm öğrencilerin VKİ değerleri ile 5 kez otur kalk testi ve 10 sn, 30 sn ve 60 sn süreli otur kalk testleri sonuçları arasında anlamlı korelasyon görülmedi (p>0,05). IPAQ-kısa form'a ait yürüme aktivitesi, orta şiddetli fiziksel aktivite, şiddetli fiziksel aktivite ve total skor değişkenlerine ait sonuçlarda gruplar arasında anlamlı farklılık bulunmadı (p>0,05). IPAQ-kısa form'a ait oturma (sedanter süre) değişkeni bakımından normal kilolu ve obez grupların, zayıf gruba kıyasla sedanter olarak daha fazla süre geçirdikleri görüldü (p=0,004; p=0,004). Tüm öğrencilerin VKİ değerleri ile IPAQ-kısa form'a ait yürüme, orta şiddetli fiziksel aktivite ve total skor değişkenleri arasında anlamlı korelasyon görülmezken (p>0,05), VKİ değerleri ile şiddetli fiziksel aktivite değişkeni arasında pozitif yönde zayıf düzeyde, oturma (sedanter süre) değişkeni arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı korelasyon bulundu (r=0,272 p=0,028; r=0,411 p=0,001). Çalışmamızın sonucunda, sağlık bilimleri öğrencilerinde vücut kitle indeksi değeri fazla olan obez grubun, zayıf ve normal kilolu gruba kıyasla gövde ekstansör ve gövde fleksör kas enduransı test skorlarının daha düşük olduğu ve VKİ değerleri ile gövde ekstansör ve gövde fleksör kas enduransı arasında negatif yönde bir ilişki olduğu gösterildi. Obez ve normal kilolu grupların zayıf gruba kıyasla sedanter olarak daha fazla süre geçirdikleri ve VKİ değerleri ile IPAQ-kısa form'a ait şiddetli fiziksel aktivite ve sedanter süre arasında pozitif yönde ilişki olduğu gösterildi. Denge, fonksiyonel mobilite ve fiziksel aktivite düzeyleri bakımından gruplar arasında anlamlı fark olmadığı gösterildi. Vücut kitle indeksi değerleri ile denge, fonksiyonel mobilite ve IPAQ'a ait yürüme aktivitesi, orta şiddetli fiziksel aktivite ve total skor değişkenleri arasında anlamlı ilişki olmadığı gösterildi.

DengeFiziksel aktiviteFiziksel dayanıklılık+5
Kerem Aydoğan
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yayınlanan çocuk dergilerinde sağlık temasının incelenmesi

Çocuklar, tüm dünyayı etkileyen pandemi gibi olağanüstü sağlık koşullarından geçmiştir. Bu süreçte dergiler çocuklar için güncel, önemli ve ilgi çekici bilgi kaynaklarıdır. Araştırmada, Türkiye'de pandemi döneminde yayınlanan çocuk dergileri, sağlık teması kapsamında incelenmiş ve çocukların sağlığa ilişkin meraklarının nasıl giderildiği sorusuna odaklanılmıştır. Bu amaç doğrultusunda pandeminin ilk yılı olan 2020 yılında 12 ay boyunca yayınlanan 15 farklı çocuk dergisinden 153 sayı araştırma grubuna alınmıştır. Nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve veriler doküman analizi ile elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilere bakıldığında, çocuk dergilerinde sağlık temasına genel olarak yer verildiği, sağlık içeriklerinin çocuklara teorik bilgiler yoluyla sunulduğu ve bazı dergilerde bulunan sağlık temasının çocukların ilgilerini çekecek düzeyde olmadığı bulunmuştur. Çocuk dergilerinin alanında uzman kişilerce editörlük süreçlerinden geçerek yayınlanması, çocukların ilgilerini çekecek içerikler hazırlanması önerilebilir. Çocuk dergilerinin güncel olanı çocuklara aktarma amacına uygun olarak pandemi, obezite gibi güncel sağlık temaları ile ilgili içeriklerin geliştirilmesi gerektiği sonucuna varılabilir.

DergilerSağlıkSağlık eğitimi+3
Hilal Korkmaz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenliği öğrencilerinin, sık görülen bulaşıcı hastalıklar ile ilgili bilgi düzeylerinin ve sağlığı koruma davranışlarının değerlendirilmesi

Bu araştırma sınıf öğretmeni adaylarının sık görülen bulaşıcı hastalıklarla ilgilibilgi düzeylerini ve sağlığı koruma davranışlarını değerlendirmek amacı ile yapılmıştır.Araştırma Çukurova Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği programındantoplam 357 (207 kız, 150 erkek) öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında araştırmacı tarafından geçerlik ve güvenirlik testleriyapılarak hazırlanan sağlık bilgisi testi ve öğrencilerin sağlık davranışlarını ölçmekamacıyla hazırlanan bir anket kullanılarak toplanmıştır.Araştırma sonuçlarına göre; ikinci ve üçüncü sınıf öğrencilerinin sağlık bilgidüzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu; öğretmen adaylarının, sağlık bilgidüzeyleri ile sağlıkla ilgili edindikleri bilgilerin kaynakları arasında anlamlı bir farklılıkbulunduğu; öğrencilerin sağlık bilgi düzeylerinin anne ve babalarının eğitim düzeylerinegöre anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır.Öğrencilerin sağlık davranışları değerlendirildiğinde; el ve deri hijyeni, ayakhijyeni, ağız ve diş sağlığı, üriner sistem ve boşaltım sistemi sağlığı konularında yeterlidikkati göstermedikleri, ihmalkâr davrandıkları tespit edilmiştir.Bununla birlikte öğrencilerin; %41'inin kendisini sağlık konusunda yetersizbulduğu, %10'unun bir öğretmenin sağlık eğitimi almasını gerekli görmediğini,%35'inin öğretmenliğe başladığında sağlık konusunda öğrencilerine yeterli bilgiyisunabileceğini düşünmediğini belirttiği bulunmuştur.

Aday öğretmenlerBilgiBulaşıcı hastalıklar+7
Buse Eraslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana il merkezindeki lise öğrencilerinin beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıklarının değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı 2009-2010 eğitim ve öğretim yılı içinde Adana ilindeki lise öğrencilerininin beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıklarının değerlendirilmesidir.Gereç ve Yöntem: Evrenimiz Adana Büyükşehir Belediyesi sınırları içindeki liselerdir. Çalışmaya ağırlıklı küme örneklemi yöntemi ile 2640 öğrenci alınmıştır. Okullar rastgele sayılar tablosuna göre belirlenmiştir. Modified Youth Risk Behaviors Surveilance anket formu kullanılmıştır. Toplam 3115 öğrencinin anketleri değerlendirilmiştir.Bulgular: Araştırmaya katılan 3115 öğrencinin 1419'u erkek, 1634'ü kız olup genel yaş ortalaması 16±1,2 (14-21) yıl idi. Öğrencilerin Beden Kitle İndeksleri Türkiye standartlarına göre değerlendirildiğinde % 14,8'i zayıf, % 69,9'u normal, % 9,3'ü kilolu ve % 6'sı obez idi. Beden Kitke İndeksi ile öğrencilerin cinsiyeti, anne baba eğitimi ve öğrencinin haftalık harçlık miktarı arasındaki ilişki anlamlı bulundu. Öğrencilerin mevcut beden ağırlıklarına göre yarısına yakını kendi beden ağırlıklarını hatalı algıladıkları belirlendi. Kızlar, mevcut beden ağırlıklarını, fazla kilolu ve çok kilolu olarak değerlendirirken, erkekler daha zayıf olarak değerlendirdiler. Beden ağırlık algısı çok kiloluya doğru gittikçe kilo verme girişimlerinin arttığı bulundu. Kilo korumak veya vermek amaçlı girişimlerin kızlarda daha fazla olduğu görüldü. Ana öğünlerden kahvaltıyı atlayan öğrenci oranı % 14,2 olarak bulundu. En sık tüketilen yiyeceklerin dağılımında; yöresel yiyeceklerden Adana kebab, sağlıklı yiyeceklerden meyve, sağlıklı olmayan içeceklerden kola yer alıyordu. Son yedi gün içinde en az 60 dakika fiziksel aktivite yapmama ve beden eğitim dersine katılmama kızlarda, erkeklere göre daha fazla oranda bulundu. Öğrencilerin % 85'inin sağlık dersi dışında sağlık eğitimi almadığı bulundu.Sonuç: Takip ettiği bireyleri bir bütün olarak değerlendiren Aile Hekimliği uzmanı, ergenlerdeki beslenme ve fiziksel aktivite ile ilgili riskli davranışları dikkate almalıdır. Bu durumda ergen, hekim, aile ve okul arasında işbirliği sağlanmalıdırAnahtar Kelimeler:Ergen, lise, beslenme alışkanlıkları, beslenme konusunda riskli davranışlar, fiziksel aktivite, algı, sağlık eğitimi

AdanaAlgıBeslenme+6
Emine Esin Yılmaz
Çukurova University
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır ilinde radyoloji çalışanlarının radyasyondan korunma durumları ve sağlık yakınmaları

Radyasyona en fazla maruz kalan kişiler olan radyoloji çalışanlarının, radyasyonun biyolojik olarak meydana getireceği olumsuz etkilerden somatik veya genetik olarak etkilenme olasılıkları genel toplumdan daha yüksek beklenmektedir. Bu çalışmada radyoloji birimi çalışanlarının sağlık durumlarının araştırılması, mevcut hastalık ve sağlık şikayetlerinin ortaya konulması, koruyucu önlem alışkanlıklarının belirlenmesi ve eğitim materyali aracılığı ile radyasyondan korunma yöntemleri hakkında bilgi verilmesi amaçlandı. Tanımlayıcı özellikte olan bu çalışma için Gaziantep Üniversitesi Etik Kurulundan 19/11/2013-404 karar no' lu etik kurul onayı alındı. Diyarbakır İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği'ne bağlı hastanelerde mevcut olarak çalışan toplam 250 radyoloji çalışanından, araştırmaya katılmayı kabul eden 220 kişiye sözlü onayları alınarak, halen çalıştıkları sağlık kuruluşunda yüz yüze görüşme tekniğiyle soru kağıdı uygulandı. Evrene ulaşım hızı %88 olarak gerçekleşti. Radyasyondan korunma yöntemleri ile ilgili bir eğitim materyali hazırlanarak soru kağıdı uygulaması sonrası radyasyondan korunma yöntemleri hakkında bilgi verildi. Radyoloji çalışanlarının, radyasyondan koruma araçlarından en fazla % 66,8 ile kurşun önlük ve % 65,5 ile kurşun paravanı kullandığı belirlendi. Radyoloji biriminde çalışan ve mesleki olarak radyoloji eğitimi almamış sağlık personellerinin radyasyondan korunma eğitimi alma durumlarının anlamlı düzeyde düşük olduğu görüldü (P=0,000). Radyoloji çalışanlarında en çok görülen sağlık yakınmaları % 75,9 ile yorgunluk ve % 72,7 ile halsizlikti. Kendi beyanlarına göre anemi % 24,5 ve migren % 22,3 ile en çok görülen hastalıklar olarak belirlendi. Ayrıca çalışmaya katılan iki radyoloji çalışanında kanser (% 0,9), üç radyoloji çalışanında ise infertilite (% 1,4) olduğu görüldü. Araştırmaya katılan kadınların %19,6'sıın en az bir kere istemsiz düşük, % 5,9'unun en az bir kere ölü doğum yaptığı görüldü. Araştırma sonuçlarına göre radyoloji çalışanlarının gebelik komplikasyonu yaşama ve düşük yapma oranının, genel topluma göre fazla olduğu ve mesleki olarak radyoloji eğitimi almamış olan çalışanların radyasyondan korunma eğitimlerinin eksik olduğu belirlendiğinden, özellikle doğurganlık çağındaki radyoloji çalışanlarının radyasyondan korunma konusunda uyarılması gerektiği düşünülmektedir. Radyoloji birimlerinde ergonomik olarak daha rahat çalışılabilecek şartların oluşturulmasının ve hizmet içi eğitim kapsamında hastane eğitim birimleri tarafından çalışanlara radyasyon güvenliği konusunda belirli aralıklarla eğitimin tekrarlanmasının yararlı olacağı düşünülmektedir.

DiyarbakırRadyasyonRadyasyon dozajı+7
Reşat Avcı
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Adıyaman Sağlık Yüksekokulu öğrencilerinin radyasyonun zararlı etkileri hakkında farkındalık düzeylerinin incelenmesi

Günümüzde önemli bir halk sağlığı sorunu olan radyasyonun zararlı etkileri henüz toplum tarafından iyi bilinmemektedir. Sağlık personelinin kendisini ve hizmet sunduğu insanları radyasyonun zararlı etkilerinden koruyabilmesi, hizmet sunumu esnasında gerekli önlemleri alması ve aynı zamanda bilgilendirici eğitimler verebilmesi önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Adıyaman Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu Hemşirelik ve Ebelik Bölümü öğrencilerinin radyasyonun zararlı etkileri hakkında farkındalık düzeylerini değerlendirmek amaçlandı. Araştırma, Adıyaman Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu'nda 2014-2015 eğitim - öğretim döneminde hemşirelik ve ebelik bölümleri 1,2,3. ve 4. sınıflarda öğrenim görmekte olan toplam 583 öğrenci ile görüşülerek tanımlayıcı kesitsel tipte yapıldı. Evrene ulaşım hızı %85,2 olarak gerçekleşti. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan sosyo-demografik değişkenleri içeren "kişisel bilgi anketi" ve güvenilirliği 0.88 olarak belirlenmiş olan "radyasyon tutum ölçeği" kullanılarak toplandı. Araştırmaya katılan öğrencilerden %81'i kız (472) %19'u ise (111) erkekti. Elde edilen veriler Kruscal Wallis, Anova, Levene, Bonferroni ve bağımsız gruplar t testleri kulanılarak analiz edildi. Araştırma verilerine göre hemşirelik öğrencilerinin, ebelik öğrencilerine oranla radyasyonun zararları hakkındaki farkındalıklarının daha yüksek olduğu (p=,000) ve birinci sınıf öğrencilerin diğer sınıf öğrencilerinden radyasyon farkındalıklarının daha yüksek olduğu görüldü (p=,000). Anne ve baba eğitim durumuna göre öğrencilerin radyasyon farkındalık düzeyleri annesi ilköğretim mezunu olan öğrencilerin annesi diğer öğrenim düzeylerine sahip öğrencilere oranla yüksek bulunurken (p=.030), baba öğrenim düzeyi lisansüstü mezunu olanların diğer öğrenim durumlarına göre anlamlı düzeyde düşük olduğu görüldü (p=,000). Katılımcıların "radyasyon tutum" ölçeği toplam puan ortalamalarına bakıldığında, öğrencilerin radyasyonun zararlı etkilerine yönelik farkındalıklarının yeterli düzeyde olmadığı şeklinde yorumlandı. Araştırma sonuçlarına göre, Sağlık Yüksekokulu öğrencilerinin radyasyon farkındalık düzeylerinin yükseltilmesine yönelik, Sağlık Yüksekokulu hemşirelik ve ebelik eğitim programlarının radyasyon zararlarına yönelik içeriklerinin yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik öğrencileri, ebelik öğrencileri, radyasyon, farkındalık, eğitim

AdıyamanFarkındalıkRadyasyon+5
Meral Çapuk
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

KOAH tanılı hastalara verilen sağlık eğitiminin günlük oksijen konsantratörü kullanım sürelerine etkisi

Bu çalışmada KOAH tanılı hastalara verilen sağlık eğitiminin günlük oksijen konsantratörü kullanım sürelerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma Kilis Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Klinik ve Polikliniği'nde Temmuz-Kasım 2015 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışmanın yapılabilmesi için etik kurul izni alındı. Bununla birlikte çalışmanın yapıldığı kurumdan ve hastalardan da izinler alındı. Hasta sayılarının belirlenmesi için power analizi yapıldı. Katılımcılar basit rastgele örnekleme yöntemiyle müdahale ve kontrol grubuna ayrıldıktan sonra, literatür doğrultusunda ve uzman görüşü alınarak hazırlanan veri formu yüz yüze görüşme yöntemiyle dolduruldu. Çalışmanın başlangıcında hastaların geliş zamanına ait bazı verileri (pH, PaO2, PaCO2, FEV1 ve oksijen satürasyonu) kaydedildi. Müdahale grubundaki hastalara eğitim verildikten sonra araştırmacı tarafından hazırlanan eğitim kitapçığı verildi. Dört hafta arayla toplam üç kez telefonla aranılarak hastaların uyum problemleri düzeltilmeye çalışıldı. Son görüşmeden sonra her iki gruptaki hastaların veri formları tekrar doldurularak, sonuçlar eski klinik bulgularla karşılaştırıldı. Verilerin değerlendirilmesinde Student t testi, Ki-Kare, Paired t testi, tek yönlü Anova testi, frekans ve yüzde dağılımları kullanıldı. Çalışmanın sonunda kontrol grubuna da eğitim kitapçığı dağıtıldı. Hastaların %65,1'inin daha önceden sigara kullandığı, %95,5'inin OK kullanımı hakkında bilgi almadığı belirlendi. Eğitim öncesi ve sonrası klinik bulgular kıyaslandığında müdahale grubundaki hastaların günlük OK kullanım süreleri ile PaO2, PaCO2, FEV1 ve oksijen satürasyonu değerlerinde anlamlı bir iyileşme görülürken (p<0.05), kontrol grubunda sadece son üç ayda yaşanan alevlenme sayısında bir iyileşme olduğu saptandı (p<0.05). Eğitim verilen gruptaki hastaların günlük OK kullanım sürelerinde ve klinik parametrelerinde anlamlı bir iyileşme görülmüştür. Bu doğrultuda hastalara verilecek eğitimlerin sürekliliğinin sağlanması ve hasta sonuçlarının yakından izlenmesi önerilebilir.

Akciğer hastalıkları-obstrüktifHemşirelikOksijen+3
Uğur Doğan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Gebe bilgilendirme sınıfına katılımın gebelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarına etkisi: Vaka-kontrol çalışması

Bu çalışmanın amacı gebe bilgilendirme sınıfına katılımın gebelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarına etkisini belirlemektir. Araştırma, analitik vaka-kontrol olarak Ekim 2017-Mayıs 2018 tarihleri arasında, Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde yürütüldü. Araştırmanın örneklemini; gebe bilgilendirme sınıfına katılan 40 gebe vaka grubunda ve gebe bilgilendirme sınıfına katılmayan 120 gebe kontrol grubunda olmak üzere toplam 160 gebe oluşturdu. Örneklem grubunun belirlenmesinde gelişigüzel örnekleme (convenience sampling) yöntemi kullanıldı. Vaka ve kontrol grupları; eğitim durumu, çalışma durumu ve yaşayan çocuk sayısı açısından eşleştirildi. Verilerin toplanmasında, "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II" kullanıldı. Elde edilen veriler tanımlayıcı istatistikler, Ki-kare testi, Fisher's Exact ve Student T testi kullanılarak analiz edildi. Vaka grubundaki gebelerin yaş ortalaması 28.75±3.76 ve kontrol grubundaki gebelerin yaş ortalaması 26.88±4.20'dir. Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II'den alınabilecek en yüksek toplam puan 208 olup, vaka grubundaki gebelerin ölçek toplam puan ortalaması (153.20±15.61), kontrol grubundaki gebelerin ölçek toplam puan ortalamasından (133.28±15.34) istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde yüksektir (p<0.05) ve alınabilecek en yüksek puana oldukça yakındır. Vaka ve kontrol gruplarında ölçekten alınan en yüksek alt faktör puan ortalaması manevi gelişim (Vaka=29.75±3.04 ve Kontrol=27.51±3.75), en düşük alt faktör puan ortalaması fiziksel aktivite (Vaka=19.20±4.05 ve Kontrol=14.45±4.09)'dir. Vaka grubundaki gebelerin Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II alt faktör puan ortalamaları, kontrol grubundaki gebelerin alt faktör puan ortalamalarından istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde yüksektir (p<0.05). Bu çalışmada, vaka grubundaki gebelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını yüksek düzeyde uyguladığı, gebe bilgilendirme sınıfına katılımın, gebelerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını olumlu yönde etkilediği ve yükselttiği sonuçlarına varıldı. Gebe bilgilendirme sınıflarındaki eğitim ve uygulamaların bu sonuçlar dikkate alınarak planlanması ile anne ve bebek sağlığının korunması ve geliştirilmesine katkı sağlanabilir.

Anne davranışıBilgilendirmeDavranış+7
Nimet İmancıoğlu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı düzey simülatörlerle verilen eğitimin omuz distosisi yönetimine etkisi

Amaç: Araştırmanın amacı, eğitimde kullanılan farklı simülasyon eğitim modellerinin ebelik öğrencilerinin omuz distosisi yönetimine etkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Eğitim müdahale tipinde olan bu araştırmanın örneklemini, daha önceden omuz distosisi eğitimi almış ebelik 4. sınıf öğrencileri oluşturmuştur (n=70). Eğitim öncesi; öğrencilerden "Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu", sosyo-demografik bilgileri içeren "Tanıtım Formu", "Omuz Distosisi ve Yönetimi Bilgi Formu", "Omuz Distosisi Yönetimi Öz Değerlendirme Formu" verileri toplanmıştır. Öğrenciler düşük düzey simülatör (DDS) ve ileri düzey simülatör (İDS) üzerinde eğitim yapmak için iki gruba ayrılmıştır. Her bir eğitim altışar kişiden (maksimum yedişer kişi) oluşan gruplarla yapılmış ve sonrasında "Simülasyon Tasarım Ölçeği" ile "Öğrenmede Öğrenci Memnuniyeti ve Özgüven Ölçeği" doldurulmuştur. Öğrencilerin omuz distosisi yönetimi eğitimden altı hafta sonra hasta aktör modeli (hibrit simülatör) üzerinde bire bir uygulama yaptırılarak değerlendirilmiştir; uygulama sonrası "Omuz Distosisi ve Yönetimi Bilgi Formu" ve "Omuz Distosisi Yönetimi Öz Değerlendirme Formu" verileri (post test) toplanmıştır. Tek kör araştırmacı tarafından öğrencilerin video kayıtları izlenmiş ve "Omuz Distosisi ve Yönetimi Becerileri Algoritma Kontrol Listesi"ne işaretlenmiştir. Bulgular: Öğrencilerin yaş ortalaması 21,5±0,7 olup DDS ve İDS ile eğitim alan öğrencilerin sosyo-demografik özellikleri arasında fark bulunmamıştır. Grupların omuz distosisi yönetimi bireysel değerlendirmeleri, öğrenmede öğrenci memnuniyeti ve özgüven ölçeği puanları ve simülasyon tasarım ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0,05). Grupların kendi içinde ve gruplar arası omuz distosisi ve yönetimi bilgi puanları arasında anlamlı fark bulunmuştur (p˂0,05). Hibrit simülatör üzerinde değerlendirilen omuz distosisi yönetim becerilerinin gruplar arasında farklılığın olmadığı; fakat İDS üzerinde beceri eğitimi alan öğrencilerin omuz distosisi yönetim becerilerinin algoritmaya uygun yapma oranının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Sonuçlar: Farklı eğitim modelleri ile yapılan eğitimlerin öğrencilerin omuz distosisi bilgilerini anlamlı derece arttırmıştır. DDS eğitimi ile yapılan eğitimin öğrencilerin bilgi düzeylerini daha fazla arttırdığı; İDS ile eğitim alan öğrencilerin ise hibrit simülatör üzerinde omuz distosisi yönetim becerilerini daha iyi kullandığı bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Simülasyon, Simülasyon Eğitimi, Omuz Distosisi, Hibrit Simülatör

Beceri eğitimiBenzetimBenzetim tekniği+5
Emine Öztürk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kentsel bir bölgede ortaokul öğrencilerinde beslenme ve fizik aktivite konularında bir sağlığı geliştirme müdahalesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin beslenme ve fizik aktivite konularındaki bilgi düzeylerinin ve davranışlarının belirlenmesi, öğrencilere uygulanan sağlık eğitimi ve diğer müdahale yöntemleri ile bu konulardaki bilgi, tutum ve davranışlarının geliştirilmesi ve müdahalenin etkisinin değerlendirilmesidir. Gereç Yöntem: Bu çalışma Manisa'da birbirine benzer özellikteki bir kontrol ve bir müdahale okulunda, toplam 210 yedinci sınıf öğrencisi ile 2017-2018 eğitim-öğretim döneminin ikinci yarıyılında yürütülen bir müdahale araştırmasıdır. Veriler araştırmacı tarafından literatür taranarak, öğrencilere (72 soru) ve velilere (38 soru) yönelik hazırlanan veri toplama formları ile toplanmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri 21 sorudan oluşan beslenme bilgi indeksi, 12 sorudan oluşan beslenme tutum indeksi, 7 sorudan oluşan fizik aktivite bilgi indeksi, 6 sorudan oluşan fizik aktivite tutum indeksi ve davranış değişkenleridir. Beslenme davranışı düzenli beslenme, sebze, meyve ve şekerli içecek tüketimi ile değerlendirilmiştir. Fizik aktivite davranışı yeterli fizik aktivite yapma ve sedanterlik davranışları ile değerlendirilmiştir. Ayrıca öğrencilerin boy ve ağırlık ölçümleri yapılmıştır. Müdahale okulundaki öğrencilere uygulanan müdahale yöntemleri sağlık eğitimi, aile bülteni-el broşürlerinin dağıtılması, sınıflar arası spor müsabakaları, step-aerobik dersleri, parkur yarışları, adımsayar dağıtılması, yürüyüş etkinliği ve veli eğitimidir. Dönem sonunda, öğrencilere yönelik anket uygulaması ve antropometrik ölçümler tekrarlanmıştır. Tanımlayıcı olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, ortanca, en büyük ve en küçük değerler; çözümleyici istatistiklerde Ki-kare testi, Fisher'in Kesinlik Testi, Student's t testi, Mann-Whitney U testi, McNemar testi, Paired Samples t test ve Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmanın başlangıcında, okul günlerinde öğle yemeğinin yendiği yer, okula ulaşım şekli ve süresi hariç diğer değişkenler açısından müdahale ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak bir fark bulunmamıştır (p>0.05). Müdahale sonrasında, müdahale grubundaki öğrencilerin beslenme ve fizik aktivite konusundaki bilgi ve tutum puanları artarken (p<0.05); kontrol grubunda beslenme bilgi puanı azalmış (p=0.015), fizik aktivite bilgisi ve tutum puanları ise benzer düzeyde kalmıştır (p>0.05). Her iki gruptaki öğrencilerin de beslenme ve fizik aktivite davranışlarında istatistiksel olarak anlamlı bir değişim saptanmamıştır (p>0.05). Ayrıca beden kitle indeksi değerleri müdahale grubunda azalmış (p=0.009), kontrol grubunda ise bir farklılık görülmemiştir (p=0.762). Sonuç: Araştırmada ortaokul öğrencilerine bir yarıyıl boyunca uygulanan müdahale yöntemlerinin öğrencilerin beslenme ve fizik aktivite konularındaki bilgi düzeyi ve tutumlarını anlamlı olarak iyileştirdiği, beden kitle indeksinde azalma sağladığı, davranış değişkenlerinde ise olumlu değişimlere rağmen istatistiksel olarak etkili olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: sağlıklı beslenme, fizik aktivite, adolesan, müdahale, sağlık eğitimi

BeslenmeErgenlerFiziksel aktivite+4
Çağlar Sögüt
Manisa Celal Bayar University
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çukurova Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin HPV aşısına yönelik bilgi, tutum ve davranışlarına broşürle bilgilendirmenin etkisi

Amaç: Human Papillomavirus (HPV) enfeksiyonu cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan en sık görülenidir. HPV'nin neden olduğu serviks kanseri ülkemizde kadınlarda görülen kanser türleri arasında dokuzuncu sıradadır. Sağlık hizmeti sunumunda aktif görev alacak olan ebelik ve hemşirelik öğrencilerinin bilgi ve tutumu halkın özellikle aşıya karşı yaklaşımını etkileyecektir. Çalışmamızda Çukurova Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde eğitim gören öğrencilerin broşürle bilgilendirilmeden sonra HPV aşısına yönelik bilgi, tutum ve davranışlarında değişiklik olup olmayacağını tespit etmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma örneklemini Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik ve Hemşirelik bölümlerinde 2019-2020 eğitim öğretim döneminde eğitim gören birinci sınıf öğrencileri oluşturdu. Katılımcılara broşürle eğitim girişimi öncesi ve sonrası olmak üzere iki hafta arayla Kişisel Bilgi Formu, HPV Enfeksiyonu Bilgi Skalası, HPV Enfeksiyonu ve Aşılamasına ilişkin Sağlık İnanç Modeli Ölçeği ve broşürün etkisini sorgulayan anket uygulandı. Veriler IBM SPSS Statistics Versiyon 20.0 aracılığıyla değerlendirildi. Bulgular: Çalışmada birinci sınıfların % 80'ine ulaşıldı (n=231). Öğrencilerin yaş ortalaması 19,59 ± 1,85 (min:17 - max:31) olup % 76,1'i kadındı. Katılımcıların sadece % 8,7'sinin (n=20) aile hekimleri tarafından HPV aşısıyla ilgili bilgilendirildiği görüldü. Kadın ve erkeklerin eğitimden sonra bilgi puanı ortalamaları anlamlı olarak yükseldi (p=0,001, p=0,001). Her iki cinsiyette ciddiyet algısında anlamlı azalma engeller, yarar, duyarlılık algısında anlamlı artış olduğu görüldü (p=0,001, p=0,001, p=0,001, p=0,001). Broşürle bilgilendirmeden sonra kadınların % 60'ı erkeklerin % 41,1'i aşı yaptırmak konusunda istekli olurken aşının ücretsiz olması halinde ise aşı yaptırma isteğinde artış belirlendi (K: % 77,1, E: %69,6). Sonuç: Hazırladığımız broşürün öğrencilerin HPV bilgisinde artış, HPV enfeksiyonu ve aşılanmasına dair inançlarında değişiklik ve aşı yaptırma isteğinde artış sağladığı belirlendi. Aşı ücretinin sağlık sigorta sistemi tarafından karşılanması durumunda aşı yaptırma oranlarında artış olabileceği düşünüldü.

AşılarBilgiDavranış+7
Şerife Dağabakan
Çukurova University
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

İplik fabrikası işçilerinde mesleki yorgunluğun uyku kalitesi ve ağrı ile ilişkisinin belirlenmesi ve sağlık eğitiminin etkinliğinin incelenmesi

Mesleki yorgunluk işçilerde yaşam kalitesini düşürerek stres artışına, koroner kalp hastalığına, depresyona, tükenmişliğe ve uyku kalitesinin bozulmasına neden olan bir durumdur. Bu çalışmanın amacı vardiya usulü çalışan işçilerde mesleki yorgunluğu belirlemek için Mesleki Yorgunluk Tükenmişlik Toparlanma Ölçeği (MYTTÖ)' nin Türkçe geçerlilik ve güvenirliğinin yapılması, mesleki yorgunluğun uyku kalitesi ve ağrı ile ilişkisinin belirlenmesi ve sağlık eğitiminin etkisinin değerlendirilmesidir. Çalışma, Ocak -Temmuz 2018 tarihleri arasında Şanlıurfa Organize Sanayi Bölgesi'nde 302 işçi ile mesleki yorgunluğu gidermeye yönelik uygulanan sağlık eğitiminin etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla metadolojik ve randomize kontrollü bir çalışma olarak yürütülmüştür. Çalışmada soru formu sosyo-demografik bilgi ve vardiya çalışmaları ile ilgili sorulardan oluşturulmuştur. Mesleği yorgunluğu ölçmek için The Occupational Fatigue Exhaustion Recovery Scale (OFER) ve Yorgunluk Şiddet Ölçeği (FSS), uyku kalitesini değerlendirmek için Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ve ağrıyı değerlendirmek için Kısa Form McGill Ağrı Anketi (SF-MPQ) kullanılmıştır. Çalışanların Mesleki Yorgunluk Tükenmişlik Toparlanma Ölçeği puan ortalamaları kronik yorgunluk 45.81 ± 31.15, akut yorgunluk 59.63 ± 23.48, toparlanma 52.18 ± 17.37 olarak bulunmuştur. İlk değerlendirmeden sonra randomize olarak 30 kişi eğitim grubu, 30 kişide kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Eğitim grubuna sağlık eğitimi verilerek sekiz hafta sonra sonuçlar tekrar değerlendirilmiştir. Eğitim grubunda kronik yorgunluk ve akut yorgunluk alt boyutlarında anlamlı düzeyde azalma ve toparlanma alt boyutunda anlamlı düzeyde artma saptanmıştır (p<0.05). İşyeri sağlık hizmetleri sunumunda mesleki yorgunluğun belirlenmesi ve bu konuda sağlık eğitimlerinin planlanması ve uygulanması son derece önemlidir. Mesleki Yorgunluk Tükenmişlik Toparlanma Ölçeği'nin Türk toplumunda geçerli ve güvenilir bir araç olduğu tespit edilmiştir.

AğrıGüvenilirlik ve geçerlilikSağlık eğitimi+7
Suzan Havlioğlu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kolorektal kanser taramaya katılım davranışlarına sağlık okuryazarlık düzeyinin etkisi

Amaç: Bu çalışmanın amacı; Adana ilinde yaşayan 40- 70 yaş arasındaki nüfusun sağlık okuryazarlık düzeyinin kolorektal kanser taramasına katılım davranışına etkisini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışma kesitsel tiptedir. Çalışmanın evreni TÜİK 2019 yılına göre Adana'da 40-70 yaş arasında yaşayan 727.647 kişi kabul edilerek örneklem büyüklüğü 323 kişi olarak hesaplanmıştır. Gerekli izinler alındıktan sonra 01.08.2020- 31.10.2020 tarihleri arasında 4 bölüm ve 116 sorudan oluşan veri toplama formu katılımcılara yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği-32 (TSOY-32) kullanılmıştır. Analizde SPSS 20.0 paket programı yardımıyla frekans analizi, ki- kare testi, student- t testi, basit doğrusal ve lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. p<0,05 değeri anlamlı olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan 323 kişinin yaş ortalaması 51,73 ± 7,51'dir. Katılımcıların %53,3'ü (n=172) kadın, %85,1'i evli (n=275), %61,6'sı (n=199) lise ve üzeri eğitime sahiptir. Kolorektal kanser taramasına katılım oranı 50-70 yaş arasındaki katılımcılarda %16,6'dır. Katılımcıların %77,1'i yetersiz sağlık okuryazarlık düzeyine sahiptir. Lojistik regresyon analizine göre DGKT yaptırmayı; doktor tavsiyesi varlığı (OR=17,8 p<0,001) ve Kolonoskopi yaptırmayı ise; doktor tavsiyesi varlığı (OR=60,6 p<0,001) ile kadın cinsiyette olma (OR=6,0 p=0,009) anlamlı olarak arttırmaktadır. Sağlık okuryazarlık düzeyi tarama algısını olumlu yönde arttırmasına rağmen, DGKT ve Kolonoskopi testlerini yaptırma davranışı üzerine anlamlı artışa yol açmamaktadır. Sonuç: Bu çalışmada kolorektal kanser taramasına katılımının mevcut halinin istenen seviyede olmadığı ve doktor önerisinin tarama davranışına etkisinin önemli olduğu görülmüştür. Kolorektal kanser tarama programının etkinliğinin arttırılması için; toplum katılımını ile sağlık profesyonellerinin farkındalığını arttırıcı çalışmaların yapılması önerilmektedir.

Halk sağlığıKitle taramasıKolorektal neoplazmlar+6
Onur Acar
Çukurova University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelere verilen uyku hijyeni eğitiminin uyku kalitesine etkisinin incelenmesi

Bu tez çalışması; gebelere verilen uyku hijyeni eğitiminin uyku kalitesine etkisini değerlendirmek amacıyla deneysel bir araştırma olarak yapıldı. Araştırma, Temmuz 2019-Haziran 2020 tarihleri arasında, kurumsal izinler alınarak, Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğinde uygulandı. Araştırmanın yürütüldüğü tarihler arasında poliklinikte doğum öncesi takipleri yapılan, Türkçe iletişim kurabilen, gebeliğinin üçüncü trimesterinde olan, mevcut gebeliğine ve fetüs sağlığına yönelik tanılanmış bir riski olmayan, demir preparatı kullanan, farklı nedenlere bağlı uyku bozukluğu tanısı konulmamış ve araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden gebeler araştırmanın örneklemini oluşturdu. Çalışma 60 gebe kontrol grubu ve 60 gebe deney grubu olmak üzere 120 gebe ile tamamlandı. Araştırmada verilerin toplanması amacıyla "Veri Toplama Formu" ve "Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ)" kullanıldı. Deney grubundaki gebelere ilk görüşmede Veri Toplama Formu ve PUKİ uygulandı. Bu gruptaki gebelere araştırmacı tarafından Uyku Hijyeni Eğitimi ve eğitim sonrasında Uyku Hijyeni Broşürü verildi. Deney grubundaki gebelere bir ay sonra PUKİ tekrar uygulandı. Kontrol grubundaki gebelere ilk görüşmede Veri Toplama Formu ve PUKİ uygulandı. Bu gruptaki gebelere araştırmacı tarafından herhangi bir eğitim verilmedi ve poliklinikte rutin takipleri uygulandı. Kontrol grubundaki gebelere 1 ay sonra PUKİ tekrar uygulandı. Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel analizleri IBM SPSS Statistics 23.0 paket programı kullanılarak Ki Kare, Wilcoxon ve Mann Whitney U testleri ile yapıldı. Kontrol grubunun ön test PUKİ puan ortalaması 10,35±2,25 ve son test PUKİ puan ortalaması 13,48±2,24 olarak bulundu. Deney grubunda ön test PUKİ puan ortalaması 13,48±2,65 iken son test PUKİ puan ortalaması 4,07±2,29 olarak bulundu. Deney ve kontrol grubu arasında ön test ve son test PUKİ puan ortalamaları bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0,001). Kontrol grubundaki gebelerin tamamının hem ön test hem son testte uyku kalitesi kötü olarak bulundu. Deney grubundaki gebelerin ön testte tamamının uyku kalitesi kötü iken son testte %66,7'sinin uyku kalitesi iyi ve %33,3'ünün uyku kalitesi kötü olarak bulundu. Deney ve kontrol grubu arasında son test uyku kalitesi bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0,001). Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda; gebelere verilen uyku hijyeni eğitiminin uyku kalitesini arttırdığı görüldü. Gebelerde uyku kalitesinin arttırılması için birinci basamak sağlık hizmetlerinde ve doğum öncesi kliniklerinde çalışan hemşire ve ebeler tarafından eğitim programları yürütülmesi ve danışmanlık verilmesi önerildi. Anahtar Sözcükler: uyku hijyeni, uyku kalitesi, eğitim, hemşirelik

GebelikSağlık eğitimiUyku+1
Songül Ekinci
Hasan Kalyoncu University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kapsamlı cinsel sağlık eğitiminin 5. sınıf öğrencilerinin cinsel eğitime yönelik tutumları, benlik saygıları ve beden takdirleri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada ortaokul öğrencilerine yönelik, kapsamlı cinsel eğitimler temel alınarak geliştirilen bir cinsel eğitim programının 5. sınıf öğrencilerinin benlik saygıları, beden takdirleri ve cinsel eğitime yönelik tutumları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmada ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Adana ili Seyhan İlçesine bağlı bir ortaokulda öğrenim gören 5. Sınıf öğrencilerinden oluşturulmuştur. Araştırmanın veri toplama araçları olarak Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Çocuklar İçin Beden Takdir Ölçeği ve Cinsel Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler dört sınıfta bulunan 68 öğrenciye uygulanmış, çalışma grubu olarak 28 öğrenci (d=14, k=14) araştırmaya dahil edilmiştir. Verilerin analizi, İlişkisiz Gruplar İçin t-Testi (Independent Sample t-Test) ve Karışık Ölçümler İçin İki Faktörlü Varyans Analizi (Split Plot ANOVA) ve Mann-Whitney U Testi ile yapılmış ve SPSS 22 paket programı kullanılmıştır. Kapsamlı cinsel eğitimler temel alınarak ortaokul öğrencilerine yönelik geliştirilen cinsel eğitim programı 90 dakikalık 6 oturumdan oluşturulmuştur ve haftada bir kez yüz yüze eğitimle gerçekleştirilmiştir. Deney grubundaki öğrencilere eğitim programı uygulanırken, kontrol grubundaki öğrencilere bir işlem uygulanmamıştır. Bulgular, deney grubuna uygulanan cinsel eğitim programının 5. sınıf öğrencilerinin, benlik saygıları, beden takdirleri ve cinsel eğitime yönelik tutumları üzerinde istatistiki olarak olumlu yönde bir değişime neden olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Kapsamlı cinsel eğitim, cinsellik, okul psikolojik danışmanlığı, benlik saygısı, beden takdiri, önleme

Beden takdirleriBenlik saygısıCinsel eğitim+6
Derya Yıldırım
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Prediyabet hastalarına video konferans yöntemiyle verilen sağlık eğitiminin öz yönetim ve egzersiz yapma durumuna etkisi

Prediyabetin toplumda farkındalık oranının düşük olması ve diyabet gelişimi ile yüksek oranda ilişkili olmasından dolayı bireylerin bu konuda bilgilendirilmesi hayati öneme sahiptir. Fizksel aktivite birçok kronik hastalığın oluşmasını engellediği gibi, diyabet gelişimini de önleyebilmektedir. Prediyabet hastalığı olan bireylere fiziksel aktivite konusunda sağlık eğitimi verilmesi, prediyabetiklerin hastalık hakkında farkındalık geliştirmesinde, egzersize katılımı ve bunu sürdürmesi konusunda motive eder. Bu çalışmanın amacı; prediyabet hastalarının egzersize katılım süreçlerini değerlendirmek için Egzersiz Katılım Süreci Ölçeği'nin geçerlik-güvenirlik çalışmasını yapmak ve prediyabet hastalarına Transteoretik Model'in değişim aşamasına göre verilen sağlık eğitiminin, hastaların egzersize katılım süreçlerini ve metabolik göstergeleri üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Çalışmanın metadolojik aşaması Haziran-Eylül 2021 tarihleri arasında Kilis il merkezinde bulunan üç aile sağlığı merkezinde 243 prediyabet hasta üzerinde yürütüldü. Geçerlik-güvenirliği yapılan ölçeğin 21 madde 5 alt boyuttan oluştuğu görüldü. Katılımcılar Egzersiz Katılım Süreci Ölçeği Farkındalık Geliştirme alt boyutundan 11.36±4.47, Sağlık Planı Oluşturma alt boyutundan 8.52±3.74, İtici Güç alt boyutundan 14.00±6.62, Karşıt Güç alt boyutundan 9.40±3.36 ve Kendiliğinden Düzenli Egzersiz alt boyutundan 12.00±4.33 puan aldılar. Ölçeğin; Farkındalık Geliştirme alt boyutu Cronbach α katsayısı 0.878, Sağlık Planı Oluşturma alt boyutu Cronbach α katsayısı 0.938, İtici Güç Cronbach α katsayısı 0.931, Karşıt Güç Cronbach α katsayısı 0.794 ve Kendiliğinden Düzenli Egzersiz Cronbach α katsayısı 0.914 olarak saptandı. Egzersiz Katılım Süreci Ölçeği geçerli ve güvenilir bir ölçek olarak bulundu. Randomize kontrollü, tekrarlı ölçümlü deneysel çalışma tasarımı 39 kişi eğitim ve 37 kişi kontrol grubu ile tamamlandı (ClinicalTrials. gov: NCT05217290). Çalışma Aralık 2021-Nisan 2022 tarihleri arasında yürütüldü. Eğitim ve kontrol gruplarının belirlenmesi; Transteoretik Model'in değişim aşamasının Düşünmeme aşamasında olan, FINDRISK puanı 14 ve üzeri olan ve Egzersiz Katılım Süreci Ölçeği alt boyutu olan Karşıt Güç puan ortalaması yüksek olan hastalar belirlenip randomizasyon yapıldı. Transteoretik Model'in değişim aşamalarına göre verilen sağlık eğitimlerinin, telefon görüşmelerinin ve hatırlatıcı SMS gönderiminin aşamalar arasında olumlu yönde ilerleme kaydettiği ve Egzersiz Katılım Süreci Ölçeği alt boyutlarından Karşıt Güç puan ortalamalarında düşme diğer alt boyut puanlarında eğitim grubunda olumlu yönde artma meydana getirdiği görüldü. Ayrıca bu uygulamaların hastaların metabolik göstergeleri üzerinde eğitim grubunda iyileşmeler sağladığı, FINDRISK puan ortalamasının eğitim öncesi duruma göre düştüğü, eğitim grubunda toplam adım sayılarında artma olduğu görüldü. Sonuç olarak; Transteoretik Model'in değişim aşamalarına göre verilen sağlık eğitiminin bireylerde olumlu sağlık davranışlarının gelişmesinde etkili olduğu, kişilerde egzersize karşı farkındalık geliştirdiği ve egzersize katılım durumlarını artırdığu ve bu durumun metabolik göstergeler üzerinde olumlu sonuçlar meydana getirdiği görüldü. Anahtar Kelimeler: Egzersiz katılım süreci, FINDRISK, Prediyabet, Randomize kontrollü çalışma, Transteoretik Model.

Diabetes mellitusEgzersizPrediabetik durum+3
Melek Öztürk
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Üreme çağı kadınlarına cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmaya yönelik öğrendiğini anlat yöntemiyle verilen eğitimin davranışlarına etkisi

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar her yıl birçok kadın için önemli sağlık problemlerine sebep olmaktadır. Koruyucu sağlık hizmetleri arasında yer alan sağlık eğitimleri ile cinsel yolla bulaşan hastalıkların bulaşması önlenebilir. Araştırmanın amacı, üreme çağı kadınlarına cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmaya yönelik öğrendiğini anlat yöntemiyle verilen eğitimin davranışlarına etkisini incelemektir. Araştırma, Metodolojik ve deneysel olarak tasarlanmıştır. Metodolojik çalışma olarak "Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan Korunmaya Yönelik Davranış Ölçeği" geliştirilip; Deneysel olarak üreme çağı kadınlarına cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmaya yönelik öğrendiğini anlat yöntemi ve yüz yüze eğitim verilmiştir. Araştırmanın ilk aşamasına 18-47 yaş arası 505 kadın katılmıştır. Yapılan açıklayıcı faktör analizi sonucunda ölçek 21 madde olarak tanımlanmıştır. Ölçeğin KMO değeri %90.6'dır. Varimax döndürme sonucunda ölçekte öz değeri 1'den büyük olan iki faktör bulunmuştur. Ölçeğin genel Cronbach Alpha katsayısı 0.911, birinci alt boyut için 0.941 ve ikinci alt boyut için 0.889 olarak hesaplanmıştır. 5'li Likert tipinde Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan Korunmaya Yönelik Davranışlar Ölçeği geliştirilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında her grupta 42 katılımcının bulunduğu öğrendiğini anlat yöntemi, yüz yüze eğitim verilen ve eğitim verilmeyen üç grupta yer alan kadınlara tanımlayıcı bilgi formu, Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan Korunmaya Yönelik Davranışlar Ölçeği ve Genital Hijyen Davranışları Ölçeği eğitim öncesi, eğitimden 15 gün ve 3 ay sonra uygulanmıştır. Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan Korunmaya Yönelik Davranışlar Ölçeği puan ortalaması öğrendiğini anlat yöntemi ile eğitim verilen kadınlarda eğitim öncesi 75.57±12.78, eğitimden 15 gün sonrası 82.54±9.59 ve eğitimden 3 ay sonra 81.85±9.28, yüz yüze eğitim verilen kadınların eğitim öncesi 76.92±10.03, eğitimden 15 gün sonra 80.78±8.72 ve eğitimden 3 ay sonra 80.21±8.77, eğitim verilmeyen kadınların eğitim öncesi 75.73±6.14, eğitimden 15 gün sonra 75.61±6.01 ve eğitimden üç ay sonra 75.54±6.09 olarak bulunmuş ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (F=6.736; p<0.001). Araştırma sonucunda kadınlara öğrendiğini anlat yöntemi ile verilen eğitimin kadınların davranışlarını olumlu yönde etkilediği yüz yüze eğitime göre daha etkili olduğu bulunmuştur.

Cinsel temasla bulaşan hastalıklarCinsellikHasta eğitimi+4
Mustafa Kılavuz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hastane işletmelerinin obezite ile ilgili instagram paylaşımları üzerine bir içerik analizi

Amaç: Bu çalışmada amaç küresel bir halk sağlığı sorunu olan obezitenin, sağlık iletişimi bağlamında, hastane işletmelerinin instagram paylaşımlarında nasıl sunulduğunun betimlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma kesitsel tipte bir içerik analiz çalışmasıdır. Çalışmanın evreni Türkiye'de sağlık iletişimine yönelik instagram kullanan ve instagram paylaşımlarında obezite konusuna yer veren tüm sağlık işletmeleri. Örneklemi, "amaçlı örnekleme yöntemi" ile belirlenmiş, çalışmanın başlangıcı itibariyle instagram hesabını en aktif kullanan 5 özel ve 5 kamu hastane işletmesidir. Niceliksel içerik analizi kullanılan araştırmada bulgular sayı ve yüzde dağılımları şeklinde sunulmuştur. Bulgular: Obezite ile ilgili içerikler, görsel, metinsel ve biçimsel özellikleri dikkate alınarak kodlanmıştır. Sağlık kurumlarının instagram hesaplarındaki 7 157 gönderinin 564 (%7,9) tanesi "obezite" temalıdır. İçeriklerin 99,11%'inde kaynağın uzmanlık alanı belirtilmemiştir. İçeriklerin dili %53,55 "konuşma dili", %7,98 "bilimsel dil" olarak belirlenmiştir. Görsellerde %61,70 besin, %20,04 kadın temsili yer almıştır. Obezitenin etyolojisinde %24,82 en çok diyete bağlı obezite ve %28,72 ile en büyük risk faktörü olarak beslenme alışkanlıkları yer almıştır. Sağlık uygulamalarının bireysel koruyucu yönünün %90,07 ile ele alındığı görülmüştür. Sonuçlar: Sağlık kurumlarının instagram paylaşımlarında obezite konusuna az yer verdiği görülmüştür. İçeriklerde uzmanlık alanının belirtilmemesi sağlık iletişimi bağlamında olumsuz olarak değerlendirilmiştir. Obezitenin büyük oranda beslenme alışkanlıkları ile ilişkilendirildiği görülmektedir. Obezitenin, nedenleri, önlemleri ve tedavisi itibariyle bireysel bir sağlık sorunu olarak ele alındığı tespit edilmiştir.

ObeziteSağlıkSağlık eğitimi+7
Eda Dilfiroz Narmanlı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Manisa şehzadeler eğitim araştırma toplum sağlığı merkezi bölgesinde okul sağlığı düzeyinin tanımlanması

Okul çağı 6-7 yaşlarından 24 yaşına kadar ki dönemi kapsar. Okul Sağlığı kavramı, öğrencilerin ve okul çalışanlarının sağlığının değerlendirilmesi, geliştirilmesi, sağlıklı okul yaşamının sağlanması ve sürdürülmesi, öğrenciye ve dolayısıyla topluma sağlık eğitiminin verilmesi için yapılan çalışmaları kapsamaktadır. Adolesan dönemdeki hastalık, sakatlık ve ölümlerin büyük bir kısmı riskli davranışlar ve çevreyle ilişkilidir. Okul çağı çocuklardaki riskli sağlık davranışları tütün kullanımı, alkol ve diğer madde kullanımı, sağlıksız beslenme, fiziksel inaktivite, istenmeyen kazalar ve şiddet ile istenmeyen gebelikler ve cinsel yolla geçen hastalıklar dahil seksüel davranışlardır. Bu araştırma ile Manisa'nın Şehzadeler ilçesinde yer alan ilk ve ortaöğretim okullarına devam eden okul çağı çocuklarda sağlık durumunun değerlendirilmesi, korunması ve geliştirilmesi için yapılan okul sağlığı programlarının tanımlanması, okul çağı çocukların sağlık risk davranışlarının ve belirleyicilerinin saptanması, araştırma kapsamındaki okulların okul çevre sağlığı düzeyinin belirlenmesi ve okullarda öğrencilere yönelik yürütülen sağlık eğitimi programlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısım 11-13-15 yaş okul çocuklarında sağlık davranışları ve bu davranışların belirleyicilerini saptamaya yönelik kesitsel bir araştırmadan oluşmakta iken ikinci kısım okul çevre sağlığı, okul sağlığı programları ve okulda sağlık eğitimi faaliyetlerini saptamaya yönelik tanımlayıcı bir araştırmadan oluşmaktadır. Birinci kısım için öğrencilerin riskli sağlık davranışları ile ilgili veriler gözetim altında anket tekniğiyle toplanmıştır. Bunun için Dünya Sağlık Örgütü/Health Behaviour in School-aged Children (Okul Çocukları Sağlık Davranışı) 11-13-15 yaş için kullandığı yapılandırılmış anket formu kullanılmıştır. Manisa Şehzadeler İlçesindeki bu yaş gruplarına denk gelen ortaöğretim 5 ve 7 ile lise 9. sınıflarda okuyan toplam 6541 öğrenci araştırmamızın evrenini oluşturmuştur. Epi info bilgisayar paket programı yardımıyla, evren büyüklüğü 6541, prevelans %8.1, %95 güven aralığı, %5 hata payı baz alındığında alınması gereken minimum örnek büyüklüğü 1120 olarak hesaplanmıştır. Araştırmaya alınacak okullar tabakalı – rastgele örneklem yöntemi kullanılarak belirlenmiştir İkinci kısım olan okul çevre sağlığı, okul sağlığı hizmetleri ve sağlık eğitimi faaliyetleri durumunu tanımlamak için evren Manisa Şehzadeler İlçesindeki ortaöğretim okulları ile liselerin tamamıdır. Örneklem grubu ise "Risk davranışları'' bölümü için Manisa Şehzadeler İlçesinde örnekleme giren öğrencilerin bulunduğu ortaöğretim okulları ile liselerdir. Araştırmamızda günlük kahvaltı yapanların oranı %59 olarak tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin %5.4'ü zayıf (wasting), %4.2'si bodur (stunting), %22'si kilo fazlalı (owerweight), %7.2'si obezdir (obesity). Araştırmaya katılan öğrencilerde günde bir defadan çok diş fırçalayanlar %33.7, hiç fırçalamayanlar %4.1'dir. Araştırmaya katılanların %23.9'u araştırma sırasında diyet yapmakta iken, %42.4'ü son 1 yılda diyet yapmıştır. Haftada en az 2 saat fizik aktivite yapanlar düzenli fizik aktivite yapıyor olarak tanımlanmıştır. Buna göre çalışmamızda düzenli fizik aktivite yapanlar %20.7'dir. Araştırmamızda sedanterlerin oranı %59.2'dir. Araştırmaya katılanların %29.3'ü son bir yılda en az bir kez yaralanmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin %51.5'i son bir yılda en az bir kez kavga etmiştir. %16.3'ü ise en az 3 kez kavga etmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin %46.5'i sağlığını iyi, %25.1'i sağlığını mükemmel, %23.6'sı orta, %3'ü kötü ve %1.6'sı çok kötü olarak değerlendirmiştir. Araştırma grubunun %80.4'ü yaşam kalitesini yüksek olarak tanımlamıştır (yaşam kalitesi puanı 6 ve üzeridir). Araştırmaya alınan okulların hiç birisinin 100 metre yakınında fabrika bulunmamaktadır. %95.7'sinin 100 metre yakınında eğlence yeri, %82.6'sının 100 metre yakınında gayri sıhhi müessese, %26.1'inin ise 100 metre yakınında anayol bulunmamaktadır. Okulların %65'inde öğrenci başına düşen oyun alanı yeterli değildir. Okulların %73.9'unda okul çıkışında trafik riski varken, %47.8'inde okul çıkışında yaya geçidi bulunmamaktadır. Araştırmaya alınan okulların tamamında içme suyu şebeke suyundan sağlanmaktadır. Okulların %52.2'sinin içme suyunun analizi yapılmaktadır. %59.1'inin musluk sayısı yetersizdir. Araştırma kapsamındaki okulların tamamında tuvaletler bina içinde ve %95.7'si kanalizasyona bağlıdır. %60.9'unda kız tuvalet sayısı yetersiz iken, %30.4'ünde erkek tuvalet sayısı yetersizdir. Erkek tuvaletlerinin %95.7'sinde pisuvar sayısı yetersizdir. Okullardaki tuvaletlerin %39.1'inin genel temizliği yeterli değildir. Araştırmaya katılan okulların %43.5'inde dersliklerdeki öğrenci sayısı uygun değilken %43.5'inde öğrenci başına düşen hava hacmi yetersiz, %65.2'sinde öğrenci başına düşen alan yetersizdir. Tahtanın ön sıraya uzaklığı okulların %87'sinde uygun değildir. Yazı tahtalarının %73.9'u beyaz, %13'ü kara, %13'ü ise akıllı tahtadır. %72.7'sinde üst kat pencerelerinde önlem yoktur. Okulların tamamında ısınma tipi kaloriferdir. Okulların %73.9'unda laboratuvar vardır. Laboratuvarların %47.1'inin zemin malzemesi karodur. %76.5'inin sıra malzemesi tahta masadır. Laboratuvarların %23.5'inde gaz dedektörü vardır ve %82.4'ünde toksik maddeler kilit altında olup tamamında toksik maddeler üzerinde etiket vardır. Araştırmaya katılan okulların çoğunluğunda (%95.7) kantin vardır ve %36.4'ünde kantinlerin genel temizliği iyi değildir. Araştırma dahilindeki okulların %60.9'unda genel çöp bidonu okul bahçesi içindedir ve %17.4'ü oyun alanı içindedir. Okulların tamamında yangın söndürme cihazı varken %65.2'sinde yangın söndürme ekipmanı vardır. %73.9'unda yangın alarmı varken, okulların tamamında yangın/deprem tatbikatı yapılmıştır ve %91.3'ünde yangın/deprem eğitimi verilmiştir. %56.5'inde yangın merdiveni vardır. Okulların tamamında ecza dolabı varken, okulların %60.9'unda ecza dolabı içindeki malzemeler yeterlidir. Araştırma kapsamındaki okulların %21.7'sinde revir varken, hiçbir okulda görevli hekim bulunmamaktadır. Okulların %13'ünde görevli hemşire bulunmaktadır. Araştırmaya katılan okulların %43.5'inde sağlık eğitimi verilmektedir. Sağlık eğitimi konularını genellikle branş öğretmeni veriyor (%95), daha sonra ise aile/TSM hekimi veriyor. Okul yöneticilerinin tamamının görüşüne göre sağlık eğitimi konularını sağlık personeli vermeli. Araştırma sonucumuza göre, alt sosyoekonomik seviyede olma, zayıflık, bodurluk, düzensiz diş bakımı düzenliliği, kavga etme ve yaşam kalitesinin düşük olması bakımından birer risk faktörü iken, üst sosyoekonomik seviyede olma şişmanlık, sedanter yaşam ve düzensiz beslenme açısından risk faktörleridir. Anahtar Kelimeler: HBSC, Okul Sağlığı, Riskli Sağlık Davranışları, Okul Çevre Sağlığı

ManisaOkul sağlık servisleriOkullar-halk sağlığı+3
Selçuk Hatipoğlu
Manisa Celal Bayar University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep Üniversitesi öğrencilerinin meme kanseri hakkındaki bilgileri, meme muayenesini uygulama durumlarının incelenmesi ve eğitimi

Bu çalışma Gaziantep Üniversitesi'nde eğitim gören kız öğrencilerin Meme Kanseri (Ma.Ca.) ve Kendi Kendine Meme Muayenesi (KKMM) konusunda duyarlılığın artırılması, mevcut bilgilerin ve davranışlarının belirlenmesi, gerekli bilgilenmenin sağlanması amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Çalışmanın evrenini Gaziantep Üniversitesi'nde okuyan 3682 kız öğrenci, örneklemini 1114 öğrenci oluşturmuştur. Örnekleme alınan öğrencilere Şubat-Mart 2011'de ön anket uygulaması; sonrasında teorik-görsel-uygulamalı eğitim verilmiştir. Eğitim sonrası tüm öğrencilere, eğitimden 1 ay sonra randevuya gelen 747 (%67) öğrenciye tekrar aynı anket formu ve Sağlık İnanç Modeli Ölçeği (SİMÖ) uygulanmıştır.Öğrencilerin %50,9'unun 19-20 yaşlarında, %94,9'unun bekar, %48'inin Gaziantep ve komşu illerde doğan, annelerin %34,8'inin, babaların %38,4'ünün ilköğretim mezunu, %47,7'sinin 1-2 kız kardeşi, %75'inin SGK'lı olduğu saptanmıştır.Çalışmada öğrencilerin eğitim öncesi %6,1'inin, izlemde hepsinin Ma.Ca. ve KKMM ile ilgili bilgi aldığı; meme hastalıklarıyla ilgili bir sorun olduğunda eğitim öncesi %46,1'inin devlet hastanesine, izlemde %76,6'sının kanser araştırma merkezine başvuracağı; eğitim öncesi %34,5'i, izlemde %98,8'i sekizde bir kadında Ma.Ca. görüldüğünü; eğitim öncesi %27,3'ü 2, izlemde hepsi 10 Ma.Ca. belirtisini bildiğini; izlemde hepsinin 20 yaşında KKMM'ye başlandığını bildiğini; KKMM amacını eğitim öncesi %16,4'ü, izlemde %98'i kendi meme dokusunu daha iyi tanıma olduğunu; izlemde hepsi adet başlamasında 5-7 gün sonra KKMM yapıldığını; izlemde KKMM yapma süresini hepsi her meme için 5'er dakika olduğunu belirtmiştir.Ma.Ca. ve KKMM eğitiminden sonra SİMÖ alt boyutlarından duyarlılık, önemseme, öz-etkililik, sağlık motivasyonu ve yarar algılarında artma, engeller boyutunda azalma tespit edilmiştir.

Kadın hastalıklarıMemeMeme hastalıkları+6
Yasemin Gümüş
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2012
00

Related subjects