Nursing homes

62 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Huzurevinde kalan yaşlı bireylerin iletişim ihtiyaçlarının karşılanmasında huzurevi çalışanlarının rolü: Eskişehir'de bir huzurevi örneği

Yaşlanma, gelişme, büyüme ya da eskime; doğada canlı olmanın kaçınılmaz birer sonuçlarıdır. İnsanoğlu varoluşunun ilk zamanlarından beri ölümsüzlüğün peşinde koşmuş, henüz başarılı olamasa da denemeye devam etmiştir. İnsanın ölümsüzlük fikrine sanatta ve bilimde bu denli yer vermesi, sonsuzluk fikrine olan düşkünlüğünün en açık göstergesidir. Halbuki dünya, evrensel bir kanun olan ve her şeyin gerilediğini savunan entropi ile işlemektedir. Yaşlılık da farklı boyutlarıyla birtakım gerilemelerin yaşandığı, insan hayatının kaçınılmaz bir dönemidir. Ancak bireyin hayatına birtakım sınırlıklar getiren bu dönem, sosyal bir varlık olmanın neden olduğu kimi ihtiyaçları da azaltmamaktadır. Bu ihtiyaçların biri de insanoğlunun iletişim ihtiyacıdır. Yaşlanmayla beraber sosyal çevrenin daralması, bireyin iletişim ihtiyacını karşılamasını zorlaştırabilmektedir. Özellikle kurumlarda kalan yaşlı bireylerin iletişimsel faaliyetlerde bulunabileceği kişiler daha sınırlı olmaktadır. Bu nedenle, bu tezde huzurevinde kalan yaşlı bireylerin iletişim ihtiyaçlarının karşılanmasında kurum çalışanlarının rolünü belirleyebilmek için nitel bir çalışma yürütülmüştür. Çalışma kapsamında Eskişehir'de Tepebaşı Belediyesi'ne bağlı bir huzurevinde 12 katılımcıdan oluşan bir çalışma grubu ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve elde edilen bulgular betimsel analiz yoluyla düzenlenmiş ve yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda; kurumda kalan katılımcıların temel ihtiyaçları karşılanırken, iletişim kurma ihtiyaçlarının yeterince karşılanmadığı ve bu durumun kurum çalışanlarının iletişimsel kabiliyetlerinin eksik olmasından kaynaklanabileceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Yaşlı, İletişim, Huzurevi

HuzurevleriSosyal hizmet kurumlarıTemel ihtiyaçlar+7
Buğçe Kamer Baybaş
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevinde kalan yaşlılara uygulanan 12 haftalık sportif rekreasyon programının bazı antropometrik ve fizyolojik parametrelere etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; huzurevinde kalan yaşlı bireylerin 12 haftalık rekreasyonel faaliyetlerinin sonucunda meydana gelen fiziksel-fizyolojik özellikleri ile kuvvet ve vücut yağ yüzdelerinin belirlenmesidir. Bu araştırmanın evrenini huzurevinde kalan yaşlı bireyler oluştururken, örneklemini ise Etimesgut Belediyesi Huzurevinde ikamet eden 62 yaşlı birey oluşturdu. Çalışmaya 32 kadın ve 30 erkek gönüllü olarak katıldı. Ölçümlere katılan huzurevinde kalan yaşlı bireylerin rekreasyonel aktivite programlarına bağlı olarak fizyolojik (yağ ölçümleri, sistolik-diastolik kan basıncı, kalp atım sayısı, dikey sıçrama, esneklik, sağ-sol pençe kuvveti) ve fiziksel ( boy, kilo) parametreleri karşılaştırılmıştır. Araştırmaya katılan yaşlı bireylerin demografik özellikleri Etimesgut Belediyesi'nden alınan izinle değerlendirilmiştir. Yaşlı bireylerden demografik özellikler olarak adı soyadı, cinsiyeti, doğum tarihi, doğum yeri, antropometrik özellikler olarak boyu, kilosu, yağ ölçümleri (biceps, triceps, calf, abdominal, subscapula, subrailiac), fizyolojik özelliklerden sistolik-diastolik kan basıncı, dikey sıçrama, kalp atım sayısı, esneklik, sağ-sol pençe kuvveti ölçümleri alınmıştır. Ölçümlerde 10 g/sg m basınç sağlayan Holtain marka skinfold, 0,1 kg olan ağırlık koluna sahip terazi, hassaslık derecesi 0,1 cm olan bükülebilir elastik olmayan 7mm. Genişliğinde mezura, Takei El Dinamometre (Handgrip) kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 17,00 programıyyla iki grup arasındaki farklılıkları belirlemede a=0,05 anlamlılık düzeyinde bağımsız iki grup için t-testi uygulandı. Sonuçların anlamlılık derecesi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Test sonuçları, rekreasyonel aktiviteye katılan yaşlı bireyler ile rekreasyonel aktiviteye katılmayan yaşlı bireyler faktörüne bağlı olarak grupların fiziksel p>0,05, fizyolojik p>0,05 ve vücut yağ yüzdeleri arasında p>0,05 önemli farklar olmadığını gösterdi. Bazı ölçümler arasında fark bulunmamış olsa dahi rekreasyonel aktivitelerin yaşlı bireylerde fiziksel-fizyolojik ve vücut yağ yüzdeleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı olmadığını, fakat rekreasyonel aktivitelere katılan bireylerin fiziksel, fizyolojik ve vücut yağ yüzdeleri üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Yaşlılık, Rekreasyon, Antropometrik, Fizyolojik Ölçümü

AntropometriFizyolojik parametrelerFizyolojik ölçümler+5
Aslı Taşkıran
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevi - huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerindeki hizmet kalitesinin yapısal eşitlik modellemesi ve dematel ile değerlendirilmesi

Yaşlı bireylerin giderek yalnızlaşması ve kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak duruma gelmesiyle birlikte onlara yönelik olarak sunulan bakım hizmetlerinin önemi daha da artmıştır. Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri de bu bakım hizmetleri içerisinde yer alan en önemli kurumlardan birisidir ve burada yaşayan yaşlı bireylerin istek ve beklentilerinin göz önüne alınıp bu istek ve beklentilere uygun hizmet verilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na bağlı Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde kalan yaşlı bireylerin görüşlerine dayanarak hizmet kalitesini belirleyen faktörlerden hangilerinin onlar için daha önemli olduğunun Yapısal Eşitlik Modellemesi ile belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca hizmet kalitesini belirleyen faktörler Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde çalışan personel tarafından da değerlendirilmiş ve faktörler arasındaki ilişkiler ve bu faktörlerin önem derecesi DEMATEL yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmaya, Afyonkarahisar, Eskişehir ve Kütahya illerine bağlı Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde kalan toplam 230 yaşlı birey ve çalışan 32 personel dâhil edilmiştir. Çalışmanın sonucunda Heveslilik ve Güven hem yaşlı bireyler hem de çalışan personel için en önemli faktörler olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Huzurevi-Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi, Hizmet Kalitesi, Yapısal Eşitlik Modellemesi, DEMATEL

Bulanık DEMATELHizmet kalitesiHuzurevleri+7
Neslihan Çilesiz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilişsel uyarım terapisi' nin huzurevinde kalan demanslı bireylerde günlük yaşam aktiviteleri, depresyon ve yaşam doyumuna etkisi

Bu araştırma, bilişsel uyarım terapisinin huzurevinde kalan demanslı bireylerde günlük yaşam aktiviteleri, depresyon ve yaşam doyumuna etkisini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Randomize kontrollü deneysel bir çalışmadır. İki farklı huzurevinde gerçekleştirilen çalışmaya 30 Mart 2022 -27 Mayıs 2022 tarihlerinde 30 müdahale ve 30 kontrol grubu toplam 60 birey dahil edilmiş ve çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Eylül 2022' de izlem test gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın verileri 'Kişisel Bilgi Formu', 'Standardize Mini Mental Test (SMMT)', 'Barthel Günlük Yaşam Aktiviteleri İndeksi (BGYAİ)', 'Enstrümental Günlük Yaşam Aktiviteleri Ölçeği (EGYA)', 'Cornell Demansta Depresyon Ölçeği (CDDÖ)' ve 'Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ)' ile toplanmıştır. Bilişsel Uyarım Terapisi haftada 2 kere toplam 14 oturum grup terapisi şeklinde uygulanmıştır. BİUT öncesi değerlendirmede müdahale ve kontrol grubunun günlük yaşam aktivite beceri düzeylerinde orta derecede bağımlı olduğu, depresyon düzeylerinin yüksek olduğu ve yaşam doyumu düzeylerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Yapılan analizler sonucunda BİUT sonrası müdahale ve kontrol grubunun gruplar arası karşılaştırmasında BGYAİ ön ve son test ölçümleri ile EGYA son test ve izlem test ölçümlerinde anlamlı farklılık olduğu müdahale grubundaki bireylerin kontrol grubuna göre puan ortalamalarının anlamlı düzeyde yükseldiği belirlenmiştir (p<0,001). CDDÖ ön, son ve izlem test ölçümlerinde anlamlı farklılık olduğu müdahale grubunda depresyon düzeyi puan ortalamalarının kontrol grubuna oranla anlamlı düzeyde azaldığı belirlenmiştir (p<0,001). YDÖ ön ve son test ölçümlerinde anlamlı farklılık olduğu, müdahale grubunun yaşam doyumu puan ortalamalarında kontrol grubuna göre anlamlı artışın olduğu belirlenmiştir (p<0,001). Bilişsel Uyarım Terapisinin demansı olan bireylerde günlük yaşam aktivite ve yaşam doyumu düzeylerini arttırmada, depresyon düzeyini azaltmada etkili olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle geriatrik bireylere bakım veren psikiyatri hemşireleri tarafından kullanılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Bilişsel Uyarım Terapisi, Demans, Depresyon, Günlük Yaşam Aktiviteleri, Yaşam Doyumu, Randomize Kontrollü Çalışma.

Bilişsel tedaviBilişsel uyarımDemans+5
Ejdane Coşkun
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ülkemizde değişen toplumsal koşullar sürecinde yaşlı konutlarının irdelenmesi (Adana Kenti içinde bir inceleme)

öz Ülkemizde değişen toplum ve aile yapısı nedeniyle yaşlıların konut ile ilgili sorunları büyümektedir. Bu çalışmada ülkemizin bu sorunuyla ilgili olarak toplum yapısına uygun çözümlerin getirilmesi için yaşlılarımızın gereksinimleri ve özellikleri araştırılarak, onlar için tasarlanmış konutların nitelikleri belirlenmiştir. Bu amaçla ülkemizin ve gelişmiş ülkelerin yaşlılar için izlediği politika incelenmiş ve Adana kent ölçeğinde bir anket çalışması yapılmıştır.

AdanaHuzurevleri
Didem Ünal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1997
00
Master'sOpen AccessEN

Assessing relation between the balance disorder and fear of falling in older people who residents of governmental geriatric – care homes in iraq

In the study, we sought to evaluate the relationship between fear of falling and balance disorder among elderly people living in a nursing home in Iraq. The study design was descriptive-sectional. 139 elderly people were selected from among those in nursing homes; the sample size was 200 elderly people. According to the research, there was a strong negative relationship between fear of falling (according to the FES-I scale) and balance (according to the BBS scale). It was also found that the percentage of male participants is the largest at 64%, but females are more afraid than males, which is the most disturbing part of the balance. The average age of the elderly participants in the study was 71.21. It was found in the study that there is a statistically significant relationship between age, history of falls, history of chronic diseases, use of walking aids, sex, and the fear of falling. There is no relationship between educational level, income level, housing, or the measure of fear of falling. We also found that there is a statistically significant relationship between the balance scale, age, educational level, income level, history of falls, history of chronic diseases, and the use of walking aids. There is no relationship between the balance scale, gender, and housing. The percentage of the elderly who suffer from a severe fear of falling is 45.3%. The percentage of the elderly who suffer from a balance disorder is 18.7%. The first steps to helping today's rapidly aging population should be the formulation of national health and social policies that address the root causes of this problem and the implementation of preventive healthcare services.

EquilibriumFallingAccidental falls+6
Mohanad Habeeb Saleh Saleh
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Investigation of the prevalence of bipolar disorders among the residents in elderly residents in Al_ diwaniya_ Iraq

The aim of this study is to determine the prevalence of bipolar disorder and depression symptoms and factors associated with this prevalence in elderly people living in nursing homes in Iraq. Prevalence, factors associated with socio-demographic variables (gender, age, marital status, social security, income status, source of income), variables related to staying in an institution (probability of old age, reason and duration of staying in an institution, leisure activities) Variables (including physical activity health status perception, presence of chronic diseases and drug use). The universe of this research consisted of elderly people living in the Diwaniye nursing home, the capital of the Qadisiya region in Iraq. The study sample consisted of 100 men and women aged 60 and over who were able to communicate and voluntarily participated in the study. Questionnaire method was used as data collection tool in the research. The diagnosis of additional anxiety disorder was determined by using the DSM-IV compatible SCID-I psychiatric interview form. Beck Depression Inventory, Young Mania Rating Scale and Hamilton Anxiety Rating Scale were used to evaluate depression, mania and anxiety. The group consisting of bipolar disorder patients were compared in terms of sociodemographic, depression, mania episodes, anxiety levels, and anxiety comorbidity frequency and relationship. In our study, 20% of the patients had at least one anxiety disorder and 66% had more than one anxiety disorder. These results show that the bipolar disorder-anxiety comorbidity was found to be 20%. There were 14 patients (14%) who were not diagnosed with additional anxiety disorder. As a result of statistical analysis, no significant difference was found between the groups in terms of scores obtained from the scales. Keywords: Anxiety, Bipolar Disorder, Depression, Manic Depressive, Aging

AnxietyBipolar disorderDepression+5
Husham Abdulmunem Yousıf Yousıf
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevinde yaşlılık olgusunun incelenmesi ve yaşlı bakımında bir model önerisi: Birlikte Yaşam Sitesi

Demografik olarak Dünya'da ve Türkiye'de artan yaşlı nüfus, kentleşme ve göç olgusu ile yaşlının toplumdaki değişen konumu, yaşlılığa sosyolojik açıdan bakmanın önemini artırmıştır. Modernleşme süreci ile aile yapısı ve yaşam tarzlarındaki değişimle birlikte yaşlılık ve özellikle yaşlı bakımı bir sorun olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Yaşlının ailede ve kurumsal bakım hizmetlerindeki yerini toplumsal değişim açısından inceleyen ve yaşlı bakımında karma bir bakım modeli önerisi ortaya koymayı amaçlayan bu çalışmada, öncelikle kavramsal ve kuramsal çerçeve ile ilgili bilgi verilmiştir. Demografik olarak yaşlanma, nüfus yaşlanmasının ekonomi üzerindeki etkisi ve değişen aile yapısının yaşlılar üzerindeki etkisi üzerinde durulmuştur. Modern toplumlarda yaşlının konumu sosyolojik bakış açısıyla irdelenmiştir. Dünya'da kurumsal yaşlı bakım modellerine ve Türkiye'de kurumsal bakım anlayışına değinilmiştir. Yaşlıların yaşam düzenlemeleri tercihlerine uygun bakım ve destek modelleri örnekler üzerinden incelenmiştir. Tez çalışması ile yaşlı bakım modeli olarak önerilen; yaşlı bakımında aile ve kurumsal bakımın birlikte olduğu karma bir model olan Birlikte Yaşam Sitesi ile ilgili açıklamalara ve örnek krokilere yer verilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çankırı İsmail Özdemir Huzurevinde görevli bakım personeli ve sağlık personelinden 24 personel araştırmaya dâhil edilmiştir. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak odak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, huzurevinde çalışmak personelin yaşlılık olgusu ile ilgili düşüncelerini etkilemiştir. Katılımcılar, yaşlıya ailesinin bakması gerektiği şeklindeki toplumsal normun değişmeye başladığını ifade etmişlerdir. Katılımcılar yaşlılık dönemi tercihlerinde; huzurevinin bir kurumsal yapı olmasına ve huzurevinde kalmanın avantajlarına odaklanmaktadırlar. Yaşlılık dönemleri tercihleri konusunda katılımcıların büyük bir çoğunluğu bağımsız yaşama vurgu yapmışlardır. Araştırma sonuçlarına göre yaşlılık dönemi öncesinde daha bağımsız bir yaşam tarzı benimsemiş olan yaşlıların huzurevi yaşamına uyum sağlamaları daha kolay olabilmektedir. Yaşlıların huzurevinde mekân aidiyeti sorunları yaşamaları, ailelerine ve çocuklarına olan özlemleri, kuruluştaki diğer yaşlı bireyler ve personelle olan ilişkilerini belirleyen temel faktörlerdir. Katılımcılar, tez çalışması ile ortaya konulan Birlikte Yaşam Sitesi modelinin uygulanabilir olduğunu belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Yaşlı, Yaşlılık, Yaşlılık Sosyolojisi, Yaşlı Bakımı

HuzurevleriYaşlı bakım hizmetleriYaşlı bakımı+2
Engin Erdağ
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevinde çalışan hemşirelerin demanslı bireylere yönelik tutumlarını etkileyen faktörler

Huzurevinde çalışan hemşirelerin demans tanısı almış bireylere yönelik tutumları ve etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapılan bu tanımlayıcı, kesitsel çalışmanın örneklemini, huzurevinde çalışan hemşireler oluşturmuştur (n:153).Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Demans Tutum Ölçeği (DTÖ), Demans Bilgi Değerlendirme Ölçeği (DBDÖ) ile Ekim-Kasım 2021 tarihleri arasında online olarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistik olarak yüzdelik, aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, F testi ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Huzurevinde çalışan hemşirelerin %47,1'i 20-30 yaş aralığında, %77,8'si kadın, % 69,3'ünün lisans mezunudur. Hemşirelerin DTÖ toplam puan ortalaması 100,31±12,19, DBDÖ toplam puan ortalaması ise 18,94±5,48' dir. Hemşirelerin demans tanısı almış bireylere yönelik tutumlarını demans bilgi düzeyleri, ailesinde doğrudan bakım verdiği demans tanısı almış bir bireyin olması, demans tanısı almış bireye bakım verirken iletişim sıkıntısı yaşama ve eğitim düzeyi gibi sosyodemografik özellikler etkilemektedir (p<0,01).Demans bilgi düzeyi ile demans tutum puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0,01: r=0,432). Demans tanısı almış bireylere verilen bakımın kalitesini artırmak için hemşirelerin bu bireylere karşı tutumları önemlidir. Huzurevinde çalışan hemşirelerin demans bilgi düzeyi arttıkça demans tanısı almış bireye karşı olumlu tutum sergiledikleri belirlenmiştir. Hemşirelerin demans bilgi düzeylerini artırmaya yönelik hizmet içi eğitimlerin düzenli aralıklarla yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Huzurevi, Hemşire, Demans, Tutum

DemansHemşirelerHemşirelik+3
Menşure Özcan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pozitif psikoloji çerçevesinde huzurevinde kalan yaşlılara bakış: Minnettarlık, mental iyi-oluş ve öz-anlayış

Huzurevinde yaşamını sürdüren yaşlı bireyler, yaşlanma döneminin son evrelerinde olmasından dolayı psikolojik olarak olumlu ve olumsuz etkiler yaşamaktadır. Yaşlı bireylerin bu dönemlerinde pozitif yaşlanmayı gerçekleştirebilmeleri, yaşamını anlamlı olarak sürdürebilmeleri için gereklidir. Bu sebeple bireylerin olumlu yönleri üzerinden araştırmalar yapılması süreci etkileyebilmektedir. Bu araştırmanın amacı, huzurevinde kalan yaşlıların; minnettarlık, mental iyi-oluş ve öz-anlayış düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek ve minnettarlık, öz-anlayış düzeyinin mental iyi-oluşu yordayıp yordamadığını araştırmaktır. Araştırmanın diğer bir amacı ise, minnettarlık, mental iyi-oluş ve öz-anlayış düzeylerinin; cinsiyet, yaş, eğitim durumu, algılanan gelir düzeyi, kronik rahatsızlık ve huzurevinde kaldığı süre değişkenlerine göre farklılıklarını incelemektir. Araştırmanın örneklemini Bursa Büyükşehir Belediyesi Huzurevi Şube Müdürlüğü'ne bağlı huzurevinde yaşamını sürdüren 60 yaş ve üzeri, 22'si kadın ve 98'i erkek olmak üzere toplam 120 yaşlı bireyler oluşturmaktadır. Bu araştırmada nicel olarak kurgulanmış, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizleri SPSS for Windows paket programı kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Minnettarlık Ölçeği, Warwick Edinburg Mental İyi-oluş Ölçeği, Öz-anlayış Ölçeği ve Bilgi Toplama Formu kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, korelasyon, çoklu regresyon, t testi tekniği, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda minnettarlık, mental iyi-oluş ve öz-anlayış düzeyleri arasında anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Ayrıca minnettarlık ve öz-anlayış düzeylerinin mental iyi-oluş düzeyini yordadığı ve %32'sini açıkladığı bulunmuştur. Minnettarlık, mental iyi-oluş ve öz anlayış düzeylerinin cinsiyet, yaş, algılanan gelir düzeyi, eğitim durumu, kronik rahatsızlık durumu ve huzurevinde kaldığı süresi açısından farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Ancak öz-anlayış düzeyinin cinsiyet değişkenine göre tam sınırda kaldığı da görülmüştür. Araştırmada elde edilen bulgular problemler doğrultusunda tartışılmıştır.

GerontolojiHuzurevleriMental iyi oluş+7
Yunus Emre Demirci
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tükenmişlik ve iş yaşam dengesi: Engelli bakım merkezleri ve huzurevlerinde çalışan bakım personeline ilişkin bir araştırma

Bu çalışmada engelli bakım merkezinde ve huzurevinde çalışan bakım personelinin tükenmişlik ve iş-yaşam dengesi arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın bir diğer amacı ise bakım personelinin sosyo-demografik değişkenlerine göre tükenmişlik ve iş-yaşam dengesi düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesidir. Araştırma, Kırşehir il merkezinde bulunan engelli bakım merkezleri ve huzurevlerinde görev yapan 241 bakım personeli üzerinde yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak tükenmişlik ölçeği ve iş yaşam dengesi ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiklerde frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma değerleri kullanılmış, Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis, korelasyon analizi ve regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmada; çalışılan kurum, cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, haftalık çalışma saati, vardiyalı çalışma ve kurumda çalışma süresine göre katılımcıların tükenmişlik ve iş yaşam dengesine ilişkin algıları anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Araştırmada tükenmişliğin iş yaşam dengesi üzerinde anlamlı bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda engelli bakım merkezi ve huzurevinde çalışan bakım personelinin iş-yaşam dengesinin sağlanması ve tükenmişliğin azaltılması için çalışma şartlarının, çalışan personelin, çalışma ortamının ve çevresel şartların bir bütün olarak değerlendirmesine ihtiyaç duyulduğu söylenebilir.

BakıcılıkBakım hizmetleriBakım ve barınma merkezleri+5
Cihad Küçükdeveci
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Feldenkrais egzersiz yönteminin huzur evinde yaşayan 65-85 yaş arası yetişkinlerin yaşam kalitesi ve fiziksel fonksiyonlarına etkisi

Feldenkrais; sırt, boyun ve eklem ağrılarından şikâyet eden bireylere hareket yolu ile farkındalık kazandıran ve bedeni doğru kullanmayı sağlayan psiko-somatik bir eğitim yöntemidir. Bu çalışma, Adana Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nde yaşayan 65-85 yaş arası bireylere uygulanan Feldenkrais programının yaşam kalitesi ve fiziksel fonksiyonlarına olan etkilerini araştırmaktır. Gönüllü olarak çalışmaya katılanlar (n=30) rastgele yöntemle deney ve kontrol gruba ayrılmıştır. Deney grubunun(DG) yaş ortalaması 70.93±7.13 kontrol grubunun(KG)71.00±6.95 yıl; boy uzunluğu DG 167.06±9.45 KG 167.93±6.98 cm; DG vücut ağırlığı 81.60±12.29 KG 75.60±6.83 kg'dır. DG 5 ay süre ile haftanın 3 günü günde birer saat Feldenkrais egzersiz programına katılırken, KG fiziksel etkinlik yapmamıştır. Demografik bilgilerin toplanmasından sonra, çalışma öncesi ve sonrasında sırasıyla; Diastolik Kan Basıncı (DKB), Sistolik Kan Basıncı (SKB), Dinlenik Kalp Atım Hızı (DKAH), 6 dk. Yürüme Testi (6DYT), Görsel Ağrı Ölçeği (GAS), El Kavrama Kuvveti (EKK), Mental Sağlık (MSS) ve Fiziksel Sağlığı kapsayan (FSS) SF-12 yaşam kalitesi ölçeği, Berg Denge Testi (BDT) ve Geriatri Depresyon Ölçeği (GDÖ) kullanılmıştır. Veri analizleri eşleştirilmiş mixed ANOVA ile yapılmıştır. Bu çalışma sonucunda, Feldenkrais egzersiz programından sonra yaşlılarda MSS, GDÖ ve SKB değişkenlerinin kısmi Ƞ2 değerleri düşük bulunurken, diğer değişkenlerde kısmi Ƞ2 değerleri anlamlı seviyede yüksek gözlenmiştir. Vücut farkındalığını artıran Feldenkrais egzersizleri yaşlıların, fiziksel uygunluk düzeylerinin geliştirilmesinde etkin bir yöntem olduğu ve ağrı seviyesini azaltarak yaşlıların yaşam kalitelerini artırdığı söylenebilir. Bu bulgular ışığında fiziksel fonksiyonlarında azalma gözlenen tüm yaşlı bireylere düşük-orta düzey egzersizlerden oluşan Feldenkrais eğitim yöntemi önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Ağrı, Egzersiz, Feldenkrais Metodu, Yaşam Kalitesi, Yaşlılık.

EgzersizEgzersiz tedavisiFiziksel özellikler+4
Servet Özoruç
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevinde yaşayan yaşlılarda beslenme durumunun değerlendirilmesi

Yaşlılık ve yaşlanma kavramları çoğu zaman aynı anlamda kullanılmalarına rağmen farklı kavramları ifade etmektedirler (Zerman, 2008). Yaşlanma, her canlıda doğumdan ölüme kadar devam eden evrimsel bir süreç iken yaşlılık artan yaşın etkisini gösterme halidir (Emiroğlu, 1995). Dünya sağlık örgütü ise yaşlılığı, "çevreye uyum sağlayabilme yeteneğinin azalması" olarak tanımlar (Beğer ve diğ., 2012). Yaşlılık dönemi 64-74 (erken/genç yaşlılık), 75-84 (orta yaşlılık/yaşlılık), 85 ve üzeri ise ileri yaşlılık olarak 3'e ayrılır (Aksoydan diğ., 2008). Yaşın artması ile birlikte fizyolojik değişiklikler ve birçok sağlık sorunları ortaya çıkar. Bunlar arasında beslenme ile ilişkili sağlık problemlerinin önemli bir yer tuttuğu görülmektedir. Bu çalışmada Kırşehir ve Isparta Huzurevinde yaşayan 97 yaşlı bireye MNA (Mini Nutritional Assessment) beslenme tarama testi uygulanmış olup yaşlıların malnütrisyon durumları belirlenmeye çalışılmıştır. Mini Nütrisyonel değerlendirme toplumda ve huzurevinde/bakımevinde yaşayan, hastanede yatan, ayakta/poliklinikte takip edilen yaşlıların beslenme durumunun hızlı bir şekilde taranmasını ve değerlendirilmesini sağlayan, kısa sorularla ve basit ölçümlerle uygulanan bir testtir. Antropometrik ölçümleri, genel ve subjektif değerlendirmeyi ve besin alımına ilişkin soruları içermektedir. Yaşlıların cinsiyetlere göre beslenme durumları incelendiğinde, erkeklerin %45,6'sında, kadınların ise %32,5'inde beslenme sorununun olmadığı tespit edilmiştir. Erkeklerin %47,7'sinde malnütrisyon riski ve %7'sinde malnütrisyon tespit edilirken, kadınlarda bu oranlar sırasıyla %47,4 ve %12,4 olarak bulunmuştur. Yapılan analizde malnütrisyon durumu ile ilgili olarak cinsiyetler arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Anahtar kelime: beslenme, erkek, huzurevi, kadın, yaşlılık

BeslenmeHuzurevleriYaşlılar+1
Duygu Gülgen
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

X kuşağının huzurevi algısı ve kurum bakımına ilişkin görüşleri: Kırşehir örneği

Yaşlılık, yaşlanma, huzurevleri ve kurum bakımı konularında birçok bilimsel araştırma yapılmış olmasına rağmen, literatür taramalarında, X kuşağına mensup günümüz orta yaşlı bireylerinin yaşlılık, huzurevleri ya da kurum bakımına ilişkin görüş, düşünce ve algılarının ne yönde olduğu hakkında herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Oysaki X kuşağı mensupları önümüzdeki on yıllar içerisinde kronolojik tanımlamaya göre yaşlı birey sınıflandırması içerisinde yer alacaklardır. Günümüzün orta yaşlıları ve geleceğin yaşlıları konumundaki bireylerin önemli bir toplumsal olgu olarak kabul edilen yaşlı bakımı konusundaki algı ve görüşlerinin sosyal politika planlamaları açısından önemli olduğu bilinmektedir. Bu açıdan araştırmanın konusuna yönelik bulguların bilim insanlarına kaynak oluşturması; yanı sıra sosyal politikaların hazırlanmasında görev atfedilen kurumlara da katkı sağlaması düşünülmektedir. Yapılan bu araştırma ile X kuşağı olarak tanımlanan 1965-1980 yılları arasında doğan ve Kırşehir İlinde yaşayan orta yaşlı kişilerin, yaşlılık ve huzurevlerine ilişkin algılarını/düşüncelerini ve kurum bakımına ilişkin görüşlerini belirlemek amaçlanmıştır. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Örneklem grubu olarak belirlenen ve Kırşehir İlinde ikamet eden X kuşağı (1965-1980 yılları arasında dünyaya gelen bireyler) mensubu bireylerle yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılarak elde edilen veriler içerik analizi yöntemleriyle yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların yaşlılık, huzurevi ve kurum bakımına ilişkin algılarının olumsuz olduğu, aile yapısı içerisindeki değişimlerin farkında oldukları ve kurum bakımından ziyade aile yanında bakımı tercih ettikleri görüşmüştür.

AntropolojiGerontolojiHuzurevleri+6
Erhan Bolat
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevinde kalan yaşlılarda rekreatif etkinliklerin aktivite teorisi kapsamında uygulanabilirliğinin incelenmesi

Aktivite teorisi temel alınarak sorun ve ihtiyaç odaklı yaşantıya dayalı etkinliklerle zenginleştirilmiş bir aktivite programının, yaşlılara tanımlanarak etkinliklerin öğretime özgü görevleri yapabilmelerini fark etmeleri ve böylelikle kendilerine ait farkındalıklarının desteklemesi hedeflenir. Yaşlıların kendilerini tanımaları ve hala bir şeyleri yapabildiklerini görmeleri yaşam süreleri içerisinde büyük yer tutmaktadır. Kendilerinde engel gördükleri tüm sorunları aşabilmelerinin en kolay yolu ise serbest zamanlarını dilediğince verimli geçirebilmektedir. Bu doğrultuda bu araştırmanın amacı, dezavantajlı gruplardan birisi olarak tanımlanan huzurevinde yaşayan yaşlı bireylerin aktivite teorisi kapsamında gönüllü katılımlarını rekreatif etkinlikler aracılığı ile teşvik ederek, serbest zaman aktivitelerine katılımında engelleyici faktörlerinin azaltılmasına ve/veya ortadan kaldırılmasına yönelik deneysel bir çalışma ortaya koymaktır. Yaşlıların yaşam kalitesini arttırıcı etkinliklerde bulunmak önemli bir toplumsal sorumluluktur. Toplum tabanlı bir uygulama olarak huzurevlerinde kalan yaşlıların planlanan etkinlikler ile rekreatif amaçlı serbest zamanlarını değerlendirerek hareketsiz yaşam etkilerini azaltmaya destek olunması hem alan yazına hem de yaşlıların sürdürülebilir etkinlik anlayışı ile yaşam felsefelerine katkı sağlaması beklentileri bu araştırmanın önemini ortaya koymaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, İzmir ilinde bulunan kamuya bağlı Bornova Nevvar Salih İşgören Huzurevi'nin 65 – 87 yaş aralığında yaş ortalaması 74 olan ve çalışmaya gönüllü olarak katılan 20 yaşlı birey oluşturmaktadır. Bu araştırmanın araştırma desenini "fenomenoloji (olgubilim)" deseni oluşturmuştur. Araştırma da nitel araştırma yöntemlerinden gözlem, görüşme ve doküman analizinden (günlüklerden) yararlanılmıştır. Çalışmada nitel analiz yöntemlerinden betimsel ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Elde edilen veriler Nvivo for Windows program analizi yardımıyla bilgisayar ortamında düz yazı haline getirilerek hazırlanmıştır. Araştırmanın bulgular bölümünde huzurevi katılımcılarına uygulanan rekreatif etkinlikler etkinlik öncesi ve etkinlik sonrasında yapılan görüşmelere ilişkin bulgular, katılımcılardan etkinlik boyunca tutmaları istenen günlüklere ilişkin bulgular ve huzurevinde çalışan, uzman görüşü olarak nitelendirilen eğitmenin gözlem notlarına ilişkin bulguları yer almıştır. Sonuç olarak katılımcıların aktivite teorisi kapsamında rekreatif etkinlikler aracılığıyla engellerini azalttıklarını söyleyebiliriz. Bununla birlikte katılımcılarımız yaşam kalitelerini yükseltmiş kendilerini daha yararlı görmelerine ve rekreatif etkinlikleri sevmelerine ve daha fazla keyif almalarına vesile olmuştur. Anahtar Kelimeler: Yaşlılık, Huzurevi, Rekreasyon, Aktivite Teorisi

Etkinlik KuramıHuzurevleriRekreasyon+2
Merve Çokşen
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa huzurevinde kalan yaşlıların beslenme durumunun değerlendirilmesi

Amaç: Manisa'da huzurevinde kalan yaşlıların malnütrisyon sıklığını belirlemek ve beslenme durumunu etkileyen faktörleri açıklamaktır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel bir çalışma yapılmıştır. Manisa merkezde bulunan Manisa Belediyesi Muammer Cider Huzurevi, Manisa Huzurevi Vakfı ve Manisa Salihli Özel Lidya Sardes Bakım ve Rehabilitasyon merkezinde kalan 82 yaşlı birey üzerinde çalışma yapılmıştır. Araştırmanın verileri oluşturulan anket formu aracılığıyla, yüz yüze görüşülerek toplanmıştır Anket formu bireylerin sosyo-demografik özellikleri, sağlık durumları, antropometrik ölçümleri, beslenme alışkanlıklarını sorgulayan sorular içermektedir. Bireyler Mini Beslenme Değerlendirme (MNA) testi, KATZ Günlük Yaşam Aktiviteleri ölçeği, kırılganlık ölçeği ve geriatrik depresyon ölçeği kısa formuyla değerlendirilerek veriler toplanmıştır. Veriler; ortalama, standart sapma, ve frekanstan oluşan tanımlayıcı istatistikler, kategorik değişkenler için ki-kare testi ve çok değişkenli analizler için lojistik regresyon analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan yaşlıların %61'ini erkek, %39'unu kadındır. Katılımcıların yaşları ortalamalası; 74.95±8.27'dir. Bireylerin %52,4' ünde beslenme sorunu yoktur, %46.3'ü malnütrisyon açısından riskli, %1,2' sinde ise malnütrisyon bulunmaktadır. Kadınların %46.9'u, erkeklerin %48,0'ı malnütrisyon açısından risklidir. Sosyodemografik özellikler ile malnütrisyon arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır. Hipertansiyon, nörolojik hastalık varlığı, son üç ayda kendini yorgun hissetme durumu, acile başvurma sayısı ve depresyonun malnütrisyon ile ilişkisinde anlamlı fark vardır. Katz göre bağımlı veya kısmen bağımlı bireylerin %64,0'ünde malnütrisyon riski varken, bağımsız bireylerde bu oran %40,4'tür. Kırılgan yaşlı olarak belirlenenlerde malnütrisyon sıklığı (%80.0) prefrail (%46.9) ve normal (%12.5) yaşlılardan daha yüksek olarak saptanmıştır (p<0.05). Sonuç: Yaşlılarda malnütrisyonu önlemek için düzenli olarak beslenme taraması yapılması ve beslenme durumuna etki eden faktörlerin çok yönlü ele alınması gerekmektedir.

BeslenmeBeslenme durumuBeslenme incelemeleri+5
Esra Akdeniz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal emek ile tükenmişlik ve iş doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na bağlı huzurevlerinde çalışan yaşlı bakım personeline yönelik bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, duygusal emek ile tükenmişlik ve iş doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Fiziksel ve zihinsel emekten sonra duygusal emek de üçüncü bir emek boyutu olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Duygusal emek kısaca; örgütler tarafından belirlenen davranış kuralları doğrultusunda, duyguların işletmelerin amaçları için sarf edilmesidir. Çalışanlar duygusal emek harcadıklarında, harcanan emeğin bireysel ve örgütsel sonuçları ortaya çıkmaktadır. İş doyumu ve tükenmişlik, duygusal emeğin bireysel sonuçlarındandır. Duygusal emek gerektiren işler, müşteriler, hastalar veya hizmet alan kişilerle yüz yüze veya sözlü etkileşim gerektiren işlerdir. Sosyal hizmetler alanı da, hizmet alan kişilerle yüz yüze etkileşim gerektirir. Bu çalışma, İzmir ilinde bulunan toplamda yedi adet, huzurevi ve huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemini 162 yaşlı bakım çalışanı oluşturmaktadır. Örnekleme; 26 sorudan oluşan Duygusal Emek Ölçeği; 3 sorudan oluşan Michigan Örgütsel Değerlendirme Anketi-İş Doyumu Alt Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Envanteri ile birlikte demografik soruları da içeren bir anket uygulanmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre; yüzeysel davranış ile tükenmişliğin alt boyutu olan duygusal tükenme arasında pozitif yönlü, iş doyumu arasında ise negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca, derinlemesine davranış ile tükenmişliğin alt boyutları duygusal tükenme ve duyarsızlaşma arasında negatif yönlü, iş doyumu arasında ise pozitif yönlü ve anlamlı ilişki olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Demografik özelliklerle duygusal emek boyutları arasında medeni durum dışında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Buna göre; bekar çalışanlar, evli çalışanlara göre daha fazla yüzeysel davranış gösterirler. Duygusal emeğin samimi davranış alt boyutu ile tükenmişliğin kişisel başarı alt boyutu arasında ise pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Sosyal hizmetler alanında duygusal emeğin incelenmesi konusunda Türkiye'de yeterli çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle, bu çalışmanın bu konudaki eksikliğin giderilmesi açısından faydalı olacağı düşünülmektedir.

DavranışDavranış biçimleriDuygusal emek+5
Ferhat Kaya
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevi ve ev ortamında yaşayan yaşlılarda malnütrisyon ve sarkopeni görülme sıklığının antropometrik ölçümlere ve fonksiyonel yeterliliklere göre değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırmada huzurevi ve ev ortamında yaşayan yaşlılarda malnütrisyon ve sarkopeni görülme sıklığının antropometrik ölçümlere ve fonksiyonel yeterliliklere göre değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma eşleştirilmiş vaka kontrol çalışmasıdır. Araştırmanın örneklemini Turgutlu ve Akhisar huzurevlerinden 78 kişi, Turgutlu ve Akhisar Aile Sağlığı Merkezlerinden 156 kişi olmak üzere, 65 yaş üstü toplam 234 yaşlı oluşturdu. Araştırmanın verileri tanıtıcı özellikler formu, Mini Nütrisyonel Değerlendirme testi ve Barthel İndeksi ile toplandı. Ayrıca araştırmacı tarafından yaşlı bireylerin el kas gücü ölçümü, deri kıvrım kalınlığı ölçümü, kilo, boy, üst orta kol çevresi, baldır çevresi, bel çevresi ölçümleri yapıldı. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma ve ki-kare kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 74,82±7,62 (Min=65, Maks=97) olup büyük çoğunluğu erkek idi (%73,1). Huzurevinde kalan yaşlıların %43,6'sı malnütrisyon riski altında ve %2,6'sı malnütrisyonlu; ev ortamında kalan yaşlıların ise %53,2'si malnütrisyon riski altında ve %3,2'si de malnütrisyonlu olarak değerlendirildi. Huzurevindeki yaşlıların %71,8'inde, ev ortamındaki yaşlıların %63,5'inde sarkopeni saptandı. Huzurevinde yaşayan yaşlıların beden kitle indeksleri ve erkek huzurevi sakinlerinin kol çevresi ile malnütrisyon durumu arasında; ev ortamında yaşayan yaşlıların malnütrisyon ve sarkopeni durumları ile fonksiyonel yeterlilikleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanırken (p<0,05), diğer değişkenler arasında anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Sonuçlar: Çalışma sonucunda her iki grupta da malnütrsiyon ve sarkopeni oranı oldukça yüksekti. Yaşlılarda malnütrisyon ve sarkopeninin erken dönemde tanılanması için tarama testleri ile yaşlıların düzenli aralıklar ile değerlendirilmesi önerilir. Key words: JWH-018, synthetic cannabinoid, hemodynamics, behavior, rat, histopathology, oxidative stress, apoptosis

AntropometriFonksiyonel yetkinlikGeriatri+6
Funda Talaz
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı bireylerde malnütrisyonun saptanması, beslenme durumu ve bazı biyokimyasal parametrelerin sarkopeni ile ilişkisinin değerlendirilmesi

Bu çalışma bir huzurevinde kalan 65 yaş ve üzeri yaşlılarda malnütrisyonun saptanması, beslenme durumu ve bazı biyokimyasal parametrelerin sarkopeni ile ilişkisinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya 32 erkek 38 kadın toplamda 70 birey dahil edilmiştir. Çalışmaya katılan bireylerle yapılan anket formunda bireylerin genel özellikleri, genel sağlık durumları, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite seviyeleri ve 24 saatlik besin tüketim kaydı sorgulanmıştır. Bireylerin Tanita RD-545 BİA cihazı ile vücut kompozisyonu belirlenmiş, antropometrik ölçümleri alınmış ve TAKEI el dinamometresi ile el kavrama gücü ölçülmüştür. Bireylerin hasta dosyalarından biyokimyasal parametreler bilgi formu oluşturulmuştur (LDL-HDL-total kolesterol, kreatinin, demir bağlama kapasitesi, trigliserit, ALT, AST, glukoz, üre, demir, %HBA1C, serbest T3, serbest T4, TSH, B12). Bireylerde beslenme durumunu belirlemek için MNA Testi ve sarkopeni durumunu belirlemek için SARC-F testi kullanılmıştır. Çalışmaya katılan kadınların %3.1'inde malnütrisyon görülmekteyken erkeklerde malnütrisyon tespit edilmemiştir. Kadınların %15.6'sında, erkeklerin %26.3'ünde malnütrisyon riski tespit edilmiştir. Sarkopeni sıklığı ise kadınlarda %21.9, erkeklerde %21.1 olarak bulunmuştur. Bireylerin biyokimyasal parametreleri ile sarkopeni arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken (p>0.05), malnütrisyon durumu ve antropometrik ölçümleri ile sarkopeni arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). Bireylerin Beden Kütle İndeksi (BKİ), vücut ağırlığı, bel çevresi ve kalça çevresi gibi antropometrik ölçümleri sarkopenili olarak belirlenen bireylerde sarkopenili olmayan bireylere göre daha düşük bulunmuştur (p<0.05). Sarkopenisi olan bireylerde, malnütrisyon ve malnütrisyon riski görülme sıklığı sarkopenisi olmayan bireylere göre daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak yaşlı bireylerde malnütrisyon ve sarkopeni durumlarının erken tespitine önem verilmeli, bireylerin beslenme durumu takip edilmelidir. Anahtar Kelimeler: El kavrama gücü, Malnütrisyon, MNA Testi, Sarkopeni, yaşlı beslenmesi

BeslenmeBeslenme bozukluklarıBeslenme durumu+6
Beyza Nur Civan
Ankara Medipol University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevlerinde yaşlı ve engelli bireylerin (tekerlekli sandalye kullanıcıları) yaşamsal kalitesinin irdelenmesi, sorunların tespiti ve çözüm önerileri

21. yüzyılın Türkiye'sinde 8 milyondan fazla engelli, 65 yaş ve üzeri 5 milyon insan yaşamaktadır. Herhangi bir fiziksel engelleri olmasa da ?yaşlı? olarak nitelendirilen bireyler ileri yaşlarının getirdiği sağlık sorunları nedeniyle günlük yaşamlarında engellerle karşılaşmaktadırlar. Hem İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi yer alan ?Yaşam,özgürlük ve kişisel güvenlik her insanın hakkıdır? ifadesi hem de T.C Anayasası'nın 2., 12. ve 61. Maddelerinde yer alan ?Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir?, ?Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz,devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir?, ?Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatınaintibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır. Bu amaçlarla gerekli teşkilat ve tesisleri kurar veya kurdurur? ifadelerine göre engelli bireyler engelsiz bireyler ile aynı yaşam haklarına sahip olmakla birlikte engelli bireylerin yaşam haklarının verilmesi, yaşam kalitesinin sağlanması ve korunması devletin görevidir. Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yaşlı ve özürlü vatandaşları korumak ve topluma intibaklarını sağlamak amacıyla rehabilitasyon merkezleri kurmuştur. Devlet, bu merkezler vasıtasıyla fiziksel engelli ve yaşlı bireylerin her türlü fiziksel ihtiyaçlarının giderilmesi, sosyal imkânlar tanınarak fiziksel engelli ve yaşlı vatandaşların toplum içerisinde hak ettikleri yeri almasına yani toplum içerisinde ?aktif ve bağımsız olarak? var olmalarını amaçlamıştır.Buradan hareketle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin rehabilitasyon merkezlerinin görevlerini belirlediği ve düzenlemeler ile karşılaşılan bürokratik sorunların, eksikliklerin giderilmesine yönelik tedbirlerin alındığı söylenebilir.Bu çalışmada rehabilitasyon merkezlerinde yaşayan fiziksel engelli ve yaşlı bireylerin yaşam kalitesine yönelik karşılaştıkları sorunların saptanması ve bu sorunların çözümüne yönelik önerilerin getirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ilk olarak anket ve gözlemler yapılarak sorunlar tespit edilmiş ve analizleri değerlendirme kapsamına alınmıştır. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) bünyesinde hizmet veren Yaşlı Bakım Huzurevi ve Rehabilitasyon Merkezlerinde yaşayan yaşlı ve engelli bireyler ve burada çalışan personelin, a) mobilya ve donatı elemanları b) yaşam alanı özellikleri, c) sosyal etkinlik alanları, d) personelin çalışma ortamları, e) merkezin mimarisi ve konumunda sorunlar yaşadıkları tespit edilmiştir.

HuzurevleriYaşam kalitesiYaşlılar
Abdurrauf Tuncer
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevinde yaşayan bireylerde ağrının değerlendirilmesi ve ağrıyı etkileyen faktörlerin belirlenmesi

Tanımlayıcı tipteki bu araştırma; Huzurevinde yaşayan bireylerde ağrının değerlendirilmesi ve ağrıyı etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla, 01.08.2010-01.11.2010 tarihleri arasında Antalya sınırları içinde yer alan, 3 huzurevinde yürütülmüştür. Örneklem büyüklüğü tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenmiş ve 145 yaşlı birey araştırma kapsamına alınmıştır.Araştırmada veriler araştırmacı tarafından literatürden yararlanılarak oluşturulmuş anket formu, Standardize Mini Mental Test, Görsel Kıyaslama Ölçeği ve McGill ağrı ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Anket formunda huzurevinde yaşayan bireylerin tanıtıcı ve ağrı öyküsüne ilişkin sorulara yer verilmiştir. Elde edilen veriler tanımlayıcı istatistikler, ki-kare, Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis H ve korelasyon testleri kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda cinsiyet, önceki çalışma statüsü, huzurevinde bulunma süresi, GYA'nde yardıma ihtiyaç duyma, ilaç dışı uygulamaları kullanma, analjezikleri düzenli kullanma durumu ile ağrı istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Yaşlı bireylerde ağrının kapsamlı ve objektif yöntemlerle değerlendirilmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Sözcükler: Ağrı değerlendirmesi, hemşirelik, yaşlılık, huzurevi.

AğrıAğrı ölçümüHemşirelik+2
Hava Kara
Gazi University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ, Malatya ve Kayseri illerinde bulunan huzurevlerinde yaşayan yaşlıların ilaç kullanma davranışları ve etki eden faktörlerin incelenmesi

Toplumun giderek yaşlanması ile akut ve kronik hastalıkların oranı dolayısıyla kronik ve çoklu ilaç kullanımı arttırmıştır. Bu çalışma Elazığ, Malatya ve Kayseri illerinde bulunan huzurevlerinde yaşayan yaşlıların ilaç kullanma davranışları ve bunlara etkili olabileceği düşünülen faktörlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır.Kesitsel tipteki bu çalışmada çalışmanın evrenini Elazığ, Malatya ve Kayseri huzurevlerinde kalan 60 yaş üstü (n=310) kişiler oluşturmuştur. Herhangi bir örneklem seçilmemiş, huzurevinde yaşayan 310 kişinin tümü araştırma kapsamına alınmış ve 255 (cevaplılık oranı %82.2) kişiye ulaşılmıştır. Çalışmaya katılan 60 yaş üstü kişilerin %60.8'i (n=155) Kayseri, %19.6'sı (n=50) Elazığ ve %19.6'sı (n=50) Malatya huzurevinde bulunmaktadır. Araştırmanın verileri; hazırlanan anket formunun yüz yüze görüşme tekniği uygulamasıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel paket programında yüzdelik, ortalama ve X² (ki-kare) analizleri ile değerlendirilmiştir.Araştırma kapsamına alınan yaşlıların %64.7'si erkek, %35.3'ü kadın olup, yaş ortalaması 72.7±8.2'dir. Yaşlıların %91.0'da herhangi bir kronik hastalık tespit edilmiştir. Yaşlılarda en fazla görülen kronik hastalık hipertansiyon (%55.2) dır. Yaşlıların %87.8'i birden fazla ilaç (polifarmasi) kullanmakta olup, en fazla kullanılan ilaç grubu antihipertansif (%52.2) ilaçlardır. Yaşlıların %97.3'ünün ilaçlarını önerilen şekilde kullanmakta olduğu, önerilen şekilde kullanmayanların ise birden fazla ilaç aldığı ve karıştırdığı saptanmıştır. Kadınlar erkeklere oranla daha fazla sayıda ilaç kullanmaktadır (p<0.05). Kadınların sağlıklarını erkeklere oranla daha kötü hissettikleri belirlenmiştir (p<0.05). Eğitim düzeyi yükseldikçe kadın ve erkekler arasında sağlıklarını daha iyi algılama oranları artmaktadır (p<0.05).Sonuç olarak; huzurevinde yaşayan yaşlıların birden fazla ilaç kullanma oranları yüksek bulunmuştur. Bu nedenle huzurevinde çalışan doktor ve hemşirelerin ilaç kullanım hataları açısından riskli olan yaşlıların farkında olmaları, bu yaşlıları yakından izlemeleri, ilaç kullanımı hakkında yaşlıları sürekli olarak bilgilendirmeleri ve desteklemeleri önerilmektedir.Anahtar kelimeler: Yaşlı, ilaç kullanma davranışları, huzurevi, polifarmasi

ElazığHuzurevleriKayseri+5
Emel Ercan
Fırat University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Huzurevlerindeki yaşlıların ve sağlık personelinin evcil hayvanlar ile terapiye ilişkin görüşlerinin belirlenmesi

Araştırma, huzurevlerindeki yaşlıların ve sağlık personelinin evcil hayvanlara terapiye ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır ve araştırmanın örneklemini, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı olarak hizmet vereni Ankara il sınırları içerisinde bulunan Necla Kızılbağ, Süleyman Demirel, Seyran Bağları ve Ümitköy Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri'nden araştırmaya katılan 174 yaşlı ve bu kuruluşlarda görev yapan 34 sağlık personeli oluşturmuştur.Veriler, araştırmacı tarafından yaşlılar ve sağlık personeli için geliştirilen iki ayrı veri toplama formu aracılığıyla toplanmıştır. Veri toplama formları iki ayrı bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde yaşlıların ve sağlık personelinin sosyodemografik özelliklerine, ikinci bölümde ise evcil hayvanlar ile terapiye ilişkin görüşlerini saptamaya yönelik sorular yer almaktadır. Yaşlılar için geliştirilmiş olan veri toplama formları, yaşlılarla yüz yüze görüşme yöntemi ile araştırmacı tarafından doldurulmuştur. Sağlık personeli için geliştirilmiş olan veri toplama formları ise huzurevlerindeki sağlık personeli tarafından doldurulmuştur. Verilerin kodlama ve değerlendirme işlemleri araştırmacı tarafından bilgisayarda SPSS 13.5 programında yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ki- kare testi kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre yaşlıların % 70.1'i daha önce hayvan beslediğini, % 81.6'sı evcil hayvanlar ile terapiye dair bilgisi olmadığını, % 87.4'ü hayvanları sevdiğini, % 73'ü ise bu terapinin ülkemizde uygulanabileceğini ifade etmiştir. Uygulanabilir bulanların hepsinin aynı zamanda bu terapiden faydalanmak istediği saptanmıştır.Evcil hayvanların bulunduğu Süleyman Demirel Huzurevi'nde yaşlıların evcil hayvan ile terapiyi ülkemizde uygulanabilir bulması durumu istatistiksel olarak anlamlı bulunmamakla beraber ( p> 0.05 ) daha yüksek oranda bulunmuştur. Daha önce hayvan besleyen yaşlıların evcil hayvan ile terapiyi ülkemizde uygulanabilir bulması ve bu terapiden faydalanmak istemesi daha önce hayvan beslemeyenler ile karşılaştırıldığında ikisi arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p < 0.05).Araştırmaya 34 sağlık personeli katılmıştır. Sağlık personelinde 22 kişi daha önce hayvan beslediğini, 24 kişi ise bu terapinin ülkemizde uygulanabileceğini belirtmiştir.

Huzurevleri
İmran Koçak
Gazi University · Institute of Health Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara ilinde dört huzurevinde kalan yaşlıların sosyodemografik özellikleri ile bilişsel durum ve depresyon durumlarının değerlendirilmesi

Bu ara?tırma ile Ankara ilinde Huzurevlerinde ya?ayanya?lıların sosyodemografik verilerini belirleme, huzurevlerinin mevcutdurumunu saptama, bili?sel ve depresyon durumlarının değerlendirmesiamaçlanmı?tır.Bu çalı?ma SHÇEK Ankara Öğretmen Necla Kızılbağ,SHÇEK Ankara Ümitköy Huzurevi Ya?lı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi,Özel Tatlıdil Huzurevi ve Ya?lı Bakımevi-2 ve Özel Gönül Kö?kümHuzurevi ve Ya?lı Bakımevinde ya?ayan toplam 215 ki?iye uygulanmı?tır.Elde edilen veriler SPSS 15.0 istatistik paket programına aktarılarakdeğerlendirilmi?tir İstatistik değerlendirmelerde depresyon ve bili?selbozukluk sıklıklarının kar?ıla?tırılmasında ki-kare önemlilik testiuygulanmı?tır.İncelenenlerin ya? ortalaması 75.7 ±10.06'dır. Huzurevindeya?ayanların %37.7'si erkek, %62.3'ü kadındır. %38.1'i 74 ve altı ya?grubundan, %61.9'u 75 ve üzeri ya? grubundandır, %69.3'ü en az ilkokulmezunudur, %83.7' si Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamındadır, %56.7' sininbir emekli maa?ı vardır.İncelenenlerin %34.9'u 3 yıl ve üzeri süredir huzurevindeya?amakta, %89.3'ünde devamlı olarak ilaç kullanmakta, %46.9' ı tansiyonilacı kullanmakta, %20.9' u uyku ilacı kullanmakta, %84.2' si sigara içmiyor,%58.6' sının sağlık durumu günlük hareketlerini kısıtlamakta, 56.3' ü protezdi? kullanmakta, %80.9' u son bir yıl içerisinde sinema veya tiyatroyagitmediği bulunmu?tur.İncelenenlerin %63.7'sinde bili?sel bozukluk vardır.İncelenenler arasında 74 ve altındaki ya? grubundakilerin %57.3'ünde, 75 veüzeri ya? grubunda olanların ise %67.7'sinde, erkeklerin %48.1'inde,kadınların %73.1'inde, ilkokul mezunu olmayanların %78.8'inde bili?selbozukluk vardır.İncelenenlerin %39.5'inde depresyon vardır. İncelenenlerarasında 74 ve altındaki ya? grubundakilerin %37.8' inde, 75 ve üzeri ya?grubunda olanların ise %40.6' sında, evli olanların %51.3'ünde,dul/bekar/bo?anmı? olanların %36.9'unda, erkeklerin %44.4' ünde,kadınların %36.6'sında, ilkokul mezunu olmayanların %27.3'ünde, en azilkokul mezunu olanların %45.0'inde depresyon vardır.

DepresyonHuzurevleriYaşlanma+1
Levent Göçmen
Gazi University · Institute of Health Sciences
2009
10

Related subjects