Cinsiyet

Bu konu başlığı altında 312 tez

Yüksek LisansAçık ErişimEN

Social norms and gender equality: Analysing Syrian refugee inflows to Turkey

This study investigates the impact of 3.7 million inflows of Syrian refugees on social norms and the gender roles of native women in Turkey by treating the arrival of Syrian refugees as a quasi-natural experiment. I argue that this mass migration can affect the patriarchal norms in Turkey and gender role attitudes of Turkish women by changing the female employment dynamics and overall cultural diffusion. Using 2008, 2013 and 2018 Turkey Demographic and Health Survey data sets, this study relies on an instrumental variables strategy with a distance-based instrument. Our estimates show that refugee inflows negatively impacted both the labor market outcomes and gender role attitudes of native women. These outcomes support the labor market channel where a decline in financial freedom of women weakens their bargaining power in the household and makes them more submissive to social & gender norms. However, we also find a contradicting result showing a decrease in the tolerance levels of Turkish women for domestic violence which proves that although refugee inflows increased the imposed gender role attitudes, native women exhibits a strong attitude against intimate partner violence.

GenderGender inequalitGender differences+7
Deniz Özgüder
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Gender wage determinants: Theory and evidence

Over the past century, women's roles in society and their labor market participation have changed significantly. Even though there have been big steps toward equal pay for men and women in the workplace, the gender pay gap still exists in many places. Policymakers in certain states of the U.S. have enacted "gender pay discrimination" bans to combat the pervasive discrimination against women. These bans make it illegal to pay individuals differently based on their gender. The main goal of this thesis is to find out what causes the pay gap between men and women in the U.S. by focusing on how state bans affect the wages of women workers by using administrative data between the years 1997 and 2020. In this regard, based on the Solovian growth model, we first develop a theoretical framework with a steady state solution to investigate the long run determinants of the gender pay gap using an empirical pay gap model. Our theoretical model signifies the importance of the "share difference", defined as the difference between the shares of women and men in the total labor force. At state level, we test the importance of "share difference" in reducing the gender pay gap using state fixed effects and quantile regression techniques. While our findings highlight the significance of labor force participation, the effect is larger at higher quantiles. Regarding the gender pay discrimination bans, we conclude that the passage of a law against gender discrimination decreases the gender gap if the wage gap is narrow. At the household level, using the difference-in-differences (DID) technique and the human capital wage equation, we find that gender pay discrimination bans significantly increase women's wages, especially among the high-paid workers at the top of the wage distribution.

GenderWomen labour forceWomen workers+5
Eda Kahraman Aşırım
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de cinsiyet eşitliği söylemi ve uygulamaları: Karşılaştırmalı analiz

Toplumsal cinsiyet, insanların oluşturduğu ilk topluluk yapısından günümüze kadar varlığını sürdürmekte olan, cinsiyetlere kültür ve inançların etkisiyle yüklenen anlam, değer ve roller bütünüdür. Bu roller her ne kadar her iki cinse birden çeşitli davranış kalıpları atfetse de bundan daha olumsuz etkilenen cins genellikle kadınlar olmuştur. Cinsiyet eşitsizliğine maruz kalan kadınlar 19. yüzyılda feminizm akımı ile seslerini duyurmayı başarmışlardır. Ülkeler 20. yüzyılda cinsiyet eşitliği adına çeşitli uluslararası antlaşmalar imzalamaya ve birçok uygulamayı hayata geçirmeye başlamışlardır. Ülkemizde toplumsal cinsiyet algısı kendini kadına karşı şiddet, namus, namus cinayetleri, cam tavan gibi çeşitli şekillerde göstermektedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yoğunlukta yaşanan cinsiyet eşitsizlikleri ise feodal ilişkilerin tasfiye edilememesi ve moderniteye entegre olunamamasının bir sonucudur. Bu tezde öncelikle toplumsal cinsiyet olgusununun tarihsel gelişimi ile Dünya Ekonomik Forumu'nun yıllık olarak yayınladığı Küresel Cinsiyet Eşitliği Farkı Raporu'nda ilk 4 sırada yer alan İzlanda, Norveç, Finlandiya ve İsveç ile Türkiye'nin toplumsal cinsiyet eşitliği adına yaptıkları kanun ve uygulamalar incelenecektir. Ardından Türkiye'de cinsiyet eşitliği söylemi, eğitim ve iş alanında cinsiyet eşitliğinin durumu tartışılacak ve son olarak ise "Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitliği mümkün mü?" sorusuna yanıt aranacaktır. Anahtar Kelimeler: Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Türkiye'de Söylem

CinsiyetKadın-erkek eşitliğiKarşılaştırmalı analiz+2
Tuğçe Artar
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Gender and sexuality building identity in Jeffrey Eugenides's Middlesex

The current study presents the thematic characteristics and history of the Bildungsroman and its origins in the German literature and its flourishing in the English literature. The terms of gender and sexuality are also defined in the study. The aim of the present thesis is to analyze the postmodernist author Jeffrey EUGENIDES's Middlesex which deals with the "new" American identities of the second and third generation Greek immigrants who live in the US, and to present it through the protagonist of the novel, Calliope/Cal's point of view. The present study displays how the events and actions in the novel make it possible to be regarded as a Bildungsroman in terms of gender and sexual identity formation of Calliope/Cal. Identity formation, ethnicity and generation gap as well as the interaction between generations are presented by the novelist benefiting from myths and mythical heroes. The study reflects how the expectations of the family and society impact identity formation as well as the 5-alpha reductase disease, which results in the intersex condition of Calliope/Cal. In a world, which becomes more and more global each day, the protagonist of the novel is an intersex person, a minority in terms of gender and sexuality but also a Greek-American, a minority in terms of ethnicity. The history of the country and the globalization of the world are reflected through the protagonist. Cal/Calliope is born twice. When he is born the second time, he begins to grasp the world better. The novel, Middlesex, can be regarded as a Bildungsroman when it is analyzed in terms of gender and sexuality and the novel, in general, presents the postmodernist thematic concerns of immigration, generation gaps, inclusion of myths and mythical heroes into the contemporary life and identity formation. Key Words: the Bildungsroman, gender and sexuality, Eugenides, Middlesex, intersex

SexualityGenderEugenides, Jeffrey+5
Fatih Dinler
Tekirdağ Namık Kemal University
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme ve yabancılaşma algılarına cinsiyet ve medeni durumun etkisi: Bir meta analiz çalışması

Bu çalışmanın amacı; öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme ve yabancılaşma algılarına cinsiyet ve medeni durumun etkisini meta analiz yoluyla incelemektir. Geliştirilen tarama stratejisi doğrultusunda örgütsel sosyalleşme konulu cinsiyet değişkenini içeren 11, medeni durum değişkenini içeren 4; yabancılaşma konulu cinsiyet değişkenini içeren 27, medeni durum değişkenini içeren 20 çalışma meta analize dâhil edilmiştir. Çalışmada okul kademesi ve coğrafi bölge değişkenleri açısından moderatör analizi yapılmıştır. Tüm meta analizlerde rassal etki modeli temel alınmıştır. Çalışmada, Excel, Comprehensive Meta-Analysis programlarından yararlanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre örgütsel sosyalleşme konusunda, örgüt dili tarihi alt boyutunda erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlere göre ve örgüt politikası alt boyutunda evli öğretmenlerin bekar öğretmenlere göre örgütsel sosyalleşme algılarının düşük düzeyde daha yüksek olduğu görülmüştür. Yabancılaşma konusunda ise Anlamsızlık ve Yalıtılmışlık alt boyutunda erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlere göre ve yine yalıtılmışlık alt boyutunda bekar öğretmenlerin evli öğretmenlere göre yabancılaşma algılarının düşük düzeyde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul, öğretmen, örgütsel sosyalleşme, yabancılaşma, meta analiz

CinsiyetMedeni durumMeta analizi+4
Halil İbrahim Göztok
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemşirelerde toplumsal cinsiyet algısı ve etkileyen faktörlerin incelenmesi

Bu araştırma hemşirelerin toplumsal cinsiyet algılarını ve bu algıyı etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapılmış tanımlayıcı türde bir çalışmadır. Araştırma Nisan 2018-Nisan 2019 tarihleri arasında Siirt Devlet Hastanesinde çalışan hemşireler üzerinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri Nisan-Haziran 2018 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin toplanmasında 17 sorudan oluşan "Kişisel Bilgi Formu" ve 25 maddeden oluşan "Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini verilerin toplandığı tarihlerde hastanede çalışan 368 hemşire oluşturmuştur. Çalışma 257 hemşire ile tamamlanmıştır. Araştırma için ölçek kullanım izni, etik kurul onayı, kurum izni alınmış ve hemşirelerin gönüllü olanları araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmanın verileri SPSS for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, t-testi, ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırmada toplumsal cinsiyet algısı ölçeğinin güvenilirliği Cronbach's Alpha=0,908 olarak yüksek bulunmuştur. Araştırmada hemşirelerin %51,8'inin kadın, %75,9'unun 18-30 yaş aralığında, %61,1'inin lisans mezunu oldukları saptanmıştır. Hemşirelerin toplumsal cinsiyet algısı puan ortalaması 91,101±18,117 olup olumlu bulunmuştur. Hemşirelerin cinsiyet, çocuk sayısı, eş eğitim düzeyi, eşin çalışma durumu, eşin çalışmasını destekleme durumu, evlenme şekli ve yaşamının çoğunu geçirdiği yer ile ilgili ölçek puan ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Araştırmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda bazı öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet Algısı, Hemşirelik

Cinsel kimlikCinsiyetHemşireler+3
Abdulazim Kılıç
Sanko University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algısı ve etkileyen faktörlerin incelenmesi

ÖZET ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN TOPLUMSAL CİNSİYET ALGISI VE ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN İNCELENMESİ Bu araştırma üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algılarını ve bu algıyı etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapılmış tanımlayıcı türde bir çalışmadır. Araştırma bir üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesinde okuyan öğrenciler üzerinde Ekim 2017 - Ekim 2018 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın verileri Ekim 2017 - Ocak 2018 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmanın evrenini belirtilen tarihlerde ilgili fakültede okuyan toplam 802 öğrenci oluşturmuştur. Evrenin tamamı örnekleme alınmış ancak çalışma toplam 712 öğrenci ile tamamlanmıştır. Araştırma için ölçek kullanım izni, etik kurul onayı, kurum izni alınmış ve öğrencilerden gönüllü olanlar araştırmaya dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu" ve "Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler sınıf ortamında toplanmış ve araştırmada elde edilen veriler SPSS for Windows bilgisayar programında ortalama, standart sapma, min-max değerler ile yüzdelik sayılar kurallarına uygun olarak incelenmiştir. Araştırmada öğrencilerin yaş ortalamasının 20.7±1.67, %71.1'inin kadın ve %99'unun bekar olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin %64.6' sının anne eğitim düzeyinin, %64.6'sının baba eğitim düzeyinin ilkokul ve altında olduğu görülmüştür. Öğrencilerin %76.8'ininçekirdek aile tipine sahip olduğu, %56.7' sinin halen ailesiyle yaşadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin %36.9' unun Hemşirelik Bölümünde okuduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin %30.1' inin üçüncü sınıfta okuduğu ve %67'sinin toplumsal cinsiyet dersi almadığı belirlenmiştir. Araştırma kapsamındaki üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algıları puanı 94.98±18.76 bulunmuş olup olumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin anne ve baba eğitim düzeyinin, onların toplumsal cinsiyet algısını etkilediği tespit edilmiştir. Anne ve baba eğitim düzeyi yüksek olan öğrencilerin toplumsal cinsiyet algısının diğerlerine göre daha olumlu olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin okuduğu bölümün, onların toplumsal cinsiyet algısını etkilediği tespit edilmiştir. Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümünde okuyan öğrencilerin toplumsal cinsiyet algısının diğerlerine göre daha olumlu olduğu bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda bazı öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet Algısı, Üniversite Öğrencileri

AlgıCinsel kimlikCinsel kimlik+3
Ersin Akkoç
Sanko University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Romantik öz yeterliğin yordayıcısı olarak ilişki doyumu ve benliğin farklılaşması

Bu araştırmanın amacı, romantik öz yeterliğin yordanmasında ilişki doyumu ve benliğin farklılaşmasını incelemektir. Diğer bir amaç ise romantik öz yeterliğin yordanmasında ilişki doyumu ve benliğin farklılaşmasının alt boyutlarını da incelemektir. Romantik öz yeterlik, ilişki doyumu ve benliğin farklılaşması puanlarının cinsiyete göre anlamlı bir şekilde farklılık gösterip göstermediği de incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu uygun örnekleme yoluyla seçilen 193 (%69.2) kadın, 86 (%30.8) erkek olmak üzere toplam 279 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Romantik öz yeterliği ölçmek için "Romantik İlişkilerde Öz Yeterlik Ölçeği", benliğin farklılaşmasını ölçmek için "Benliğin Farklılaşması Envanteri Kısa Formu", ilişki doyumunu ölçmek için "İlişki Doyumu Ölçeği" ve katılımcılara ilişkin bilgi toplamak için de "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verileri analiz etmek için Pearson korelasyon analizi, aşamalı regresyon (stepwise) analizi ve gruplar arası t testi verilerin analizi için kullanılmıştır. Sonuçlara bakıldığında benliğin farklılaşması ve ilişki doyumunun romantik öz yeterliğin toplam varyansının %29.3'nü, benliğin farklılaşmasının alt boyutlarının ise romantik öz yeterliğin toplam varyansının %18.9'nu açıkladığı bulunmuştur. İlişki doyumunun benliğin farklılaşmasına göre romantik öz yeterliği daha güçlü bir şekilde yordadığı bulunmuştur. Cinsiyet değişkenine göre romantik öz yeterliğin ve ilişki doyumunun istatiksel olarak anlamlı bir fark göstermediği ancak benliğin farklılaşmasının anlamlı bir fark gösterdiği saptanmıştır. Elde edilen bulgular literatür eşliğinde tartışılmış ve çeşitli öneriler sunulmuştur.

Benlik farklılıklarıCinsiyetDuygusal ilişki+5
Esma Nur Çiloğlu
Hacettepe University
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Mevlana'nın yapıtlarında cinsiyet kültürü

Türk-İslam kültürünün en çarpıcı açmazlarından biri de cinsiyet kültürüne ilişkin konularda geçmiş kuşaklardan devralınan değerlerin eleştiri süzgecinden geçiril(e)meyişi olabilir. Böylesine bir eleştiri, öncelikle tartışmanın kültürel köklerini geleneksel yapıtlara götürmekle, bu yapıtlara yeni bakabilmekle olanaklı olabilir. Yeni bakabilme, bir anlamıyla alışılagelen bakışların dışına çıkıp yeni düşünme yolları açabilme, farklı anlama tarzları yakalayabilme, dayatılan düşüncelerin ötesine geçebilmektir. Bu tez, 13. yüzyılın büyük sufilerinden biri olan Mevlana Celaleddin Rumi gibi yüzyıllar boyunca Anadolu'da yaşama, anlama, duyma kültürü oluşturmuş zirve bir şahsiyetin yapıtları üzerinden cinsiyet kültürüne yeniden bakabilme olanağı sağlayabilir. Çünkü Mevlana'nın yapıtları, belleklere kazınan öğretilerle, zihinlere işlenen buyruklarla, dayatılan imgelerle dişilerin ve erkeklerin benliklerinin nasıl imal edildiğine ilişkin önemli ipuçları taşıyabilir. 13. yüzyıla ait yapıtlar üzerinden cinsiyet kültürünü tartışmanın geçmişe ait olduğunu söylemek yeterli değildir. Dişilerin ve erkeklerin sorunlarını tüm karmaşıklığı içinde kavramak, bu sorunların yeni biçimler altında tekrar ortaya çıkmasını önlemek için sorunların kökenleri açıklanabilir, kültürdeki yeri araştırılabilir. Elbette, geçmişi şimdiye taşıyıp çağaşımsal/anakronik yüklemelerle Mevlana'yı yargılamak gibi bir amaç olamaz. Ne var ki Mevlana'nın yapıtlarındaki cinsiyet kültürünü ortaya çıkarıp serimlemek, buralarda olanları göstermek, tartışmak için böylesine bir çalışma kaçınılmazdır. Diğer bilim alanlarında olduğu gibi, halkbilim alanında da Mevlana'da cinsiyet kültürüne ilişkin bir çalışmaya rastlanmamakla birlikte, "kadın" konulu çalışmalar bulunmaktadır. Bunlar, "Mevlana ve Kadın" başlığı altında, "Mevlana kadınlara çok değer vermiştir," biçiminde özetlenebilecek çalışmalardır. Mevlana'nın beş yapıtı bulunmaktadır: Mesnevi, Divan-ı Kebir; Fihi Ma Fih, Mecalis-i Seba ve Mektuplar. Bu yapıtlarından hareketle, bu tezde, cinsiyet kültürü üç ayrı biçimde ele alınmaktadır. (i). İslam'i ve tasavvufi yapıtlarda cinsiyet kültürüne nasıl bakılmaktadır? (ii). Mevlana, yapıtlarında ne söylemekte, söylediklerini nasıl söylemektedir? (iii). Mevlana'nın söyledikleri günümüze nasıl taşınmaktadır? Bu tezde, Mevlana'nın yapıtlarında cinsiyet kültürü, "kadın" bakış açısıyla değil, dişilci/feminist duruşla ele alınmaktadır. Dişilcilikten/Feminizmden öğrendiklerimizle Mevlana'nın yapıtlarına baktığımızda, yapıtların tanıklıkları, şimdiye kadar bildiklerimizi çürütecek niteliktedir. Mevlana'nın yapıtlarındaki cinsiyet ayrımının ayral/istisnai ve ikincil öğeler değil, yaşantısından yapıtlarına yansıyan temel bir ilişki biçimi olduğu söylenebilir.

CinsiyetKadınlarMevlana Celaleddin-i Rumi+3
Yıldız Işık
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplumsal cinsiyetlendirilmiş bir kurum: Futbol antrenörlüğü mesleği

Bu yüksek lisans tezinde toplumsal cinsiyetlendirilmiş bir kurum olan futbol antrenörlüğünde kadınların maruz kaldığı eşitsizliklerin sistem odaklı incelenmesi hedeflenmektedir. Kadın antrenörler toplumsal cinsiyetlendirilmiş bir sistemin merkezindedir ve futbol antrenörlüğü mesleği aracılığıyla eşitsizliklere maruz kalmaktadır. Kadınların futbol antrenörlüğü aracılığıyla deneyimlediği toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlikleri Toplumsal cinsiyetlendirilmiş kurum kuramı kullanarak açığa çıkarmayı amaçlıyorum. Tez çalışmasının sonunda, futbol antrenörlüğü kurumunu sistematik olarak çevreleyen toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklere karşı stratejik öneriler getirmeyi öngörüyorum.

AntrenörCinsel kimlikCinsiyet+4
Fatma Arzum Ercan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin olasılıksal akıl yürütme düzeylerinin cinsiyet, sınıf seviyesi ve matematik başarısı açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin olasılıksal akıl yürütme beceri düzeylerinin belirlenmesi ve bu becerilerinin cinsiyet, sınıf seviyesi, matematik başarısı açısından incelemektir. Bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama ve ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma grubunu Marmara Bölgesi'ndeki bir ildeki devlet ortaokullarında öğrenim gören 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri olmak üzere toplam 286 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin olasılıksal akıl yürütme düzeylerini belirlemek için araştırmacı tarafından oluşturulan olasılıksal akıl yürütme ölçeği kullanılmıştır. Olasılıksal akıl yürütme becerisi örnek uzay, bir olayın deneysel olasılığı, bir olayın teorik olasılığı, olasılık karşılaştırmaları, bağımlı olasılık ve bağımsızlık olmak üzere altı anahtar kavramda incelenmiştir. Öğrencilerin olasılıksal akıl yürütme düzeylerinin belirlenmesinde betimsel istatistik kullanılmıştır. Ayrıca bu düzeyler ile cinsiyet, sınıf seviyesi ve matematik başarısı değişkenleri ile ilişkisinin olup olmadığı ki-kare analizi kullanılarak belirlenmiştir. Bu istatistiksel analizler için Microsoft Office Excel ve SPSS paket programı kullanılmıştır. Analizler sonucunda örnek uzay, bir olayın deneysel olma olasılığı, bağımlı olasılık ve bağımsızlık kavramlarında en fazla düzey 1; bir olayın teorik olma olasılığı ve olasılık karşılaştırmaları kavramlarında en fazla düzey 3 olarak öğrencilerin olasılıksal akıl yürütme becerisine sahip oldukları bulunmuştur. Cinsiyet değişkeni ile sadece örnek uzay arasında ilişki bulunmuştur. Sınıf seviyesi değişkeni ile tüm kavramlarda ilişki bulunmuştur. Matematik başarısı değişkeni ile bir olayın deneysel olma olasılığı ve bağımsızlık haricinde diğer kavramlarda ilişki bulunmuştur.

Akıl yürütmeBaşarıCinsiyet+6
Hayriye Merve Sarıbaş
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Gender-based violence (GBV) : Its effects on development and the society , initiatives in place focus on the women and young girls of the far north region Cameroon

GBV is a complex social problem and also a major barrier to development and affects all level of the society , the study will focus on the far north region of Cameroon where this practices are done under the umbrella of culture religion or tradition ,a number of initiatives have been created to fight against this types violence but it still prevails despite all these efforts .Violence against women has been called "the most pervasive yet least recognized human rights abuse in the world." The far north region in Cameroon has a population of three and a half million majority of whom are women but it is a patriarchal and conservative society , and is one of the poorest and underdeveloped region in the country ,right from birth male children are given priorities and privileges while female children are believed to move to their husbands family sooner or later so anything done for them is seen as a waste of resources .The male children have more opportunities ,some parents believe sending female children to school may affect her negatively even though primary education is free parents are still reluctant to send them. Some of these girls who stay at home finally are sent to forced or early marriages and find themselves at the mercy of these men where she is relegated to the role of housewife , without resources and without skills which makes it difficult for them to secure jobs and are therefore dependent .if girls are given the same opportunities as boys they could exploit their potentials by not only being autonomous but will also contribute to the society through skills, input and ideas . The violence may sometimes not be seen but its impact is felt on development and within the society, communities and the country as a whole .

Sexual violenceGenderSexism+5
Famanou Kampete
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The fall of masculinity through transfiguration in virginia woolf's "Orlando" and Angela Carter's "The Passion of New Eve"

Throughout centuries, 'sex and gender' phenomena have always been the unvarying subject of the primordial argument in the whole world, as people have been put into hard-edged stereotypes under the title of two certain roles "man" and "woman". However, as Judith Butler would also put it "gender is fluid" and we need to look at it from a broader perspective. Only if we remove the borders of traditional gender roles, can we see the fluidity and realize that there are also other gender related aspects like "Transgenderism", "Transfiguration" and "Transformation". The Passion of New Eve by Angela Carter and Orlando by Virginia Woolf are two works which abolish the 'hard-edged' borders and deconstruct the traditional gender roles through Transfiguration. On the one hand, Angela Carter breaks down the hierarchical structure of the phallocentric, language, through 'transformation' of the two characters in her novel, Evelyn and Tristessa. On the other hand, Virginia Woolf melts down the solidity of the male centred world by fictionalising an ambiguous world where the main character experiences different gender roles via transfiguration. This study will account for how the balance of power replaces, how the concept of gender is associated with this balance of power with the help of Judith Butler's gender performativity and Michel Foucault's power-pleasure relationship theories by looking at the reasons and results of the transfiguration and the transformation of the characters in Virginia Woolf's Orlando and Angela Carter's The Passion of the New Eve.

Carter, AngelaGenderSex change+5
Işın Sacır
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Chanel ve YSL markaları üzerinden kadınların ötekileştirilmesine moda ile başkaldırış

Bu tez çalışmasının seçilme nedeni Dünya'da ve Türkiye'de zaman içinde kitle iletişim araçları da dahil olmak üzere çeşitli etkenlerle toplumda kadınların yerinin nasıl değiştini ve bir iletişim biçimi olarak modanın bu konuyla ne kadar iç içe olduğunu incelemektir. Aynı zamanda çalışmanın amacı geçmişteki bilgileri irdeleyerek günümüze kadar olan süreçte atılan adımlarda nelerin eksik olduğunu tespit etmek ve giyinmenin toplumsal cinsiyet ve ayrımcılık kavramıyla ne kadar bağlantılı olduğunu göstermektir. Kadının toplumdaki yeri problemi, cinsiyet ayrımına bağlı olarak ortaya çıkan kadınların ezilmesi ve ikincilleştirilmesi sorunudur. Moda ise "giyinme olgusu" anlamında dördüncü bedensel fonksiyonumuz olarak tanımlanır. Giyinmek; nefes alma, beslenme ve uyumanın ardından insan bedeninin gereksinimi olan en temel eylemlerden biridir. Bu yüzden de bu iki olgunun yani ötekileştirme ve modanın aynı konu içinde yer alması hiç te tesadüfi değildir. Başvurulan kaynaklardan elde edilen araştırma bulguları sonucunda kadınların belli dönemlerde attığı somut adımların çoğunun toplum tarafından iyi karşılanmaması ve devlet seviyesinde desteklenmemesi sebebiyle pek te etkili olamadığı kanısına varıldı. Bir taraftan da modanın bir iletişim aracı olarak kendini ifade etme biçimi olduğu sonucuna varıldı. Bu araştırmada içerik analizi yöntemi, birincil ve ikincil veri kaynaklar kullanılmıştır.

CinsiyetKadınlarMarka+5
Ulkar Aliyeva
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

İran'da insani kalkınma analizi: Eğitim ve cinsiyet eşitsizliği karşılaştırmalı bir bakış açısından

This thesis attempts to address existing gender parities and gaps in Iran compared to Azerbaijan and Turkey in terms of human development perspective. Human development by enlarging people's freedoms and potentials draws the attention to "ends" and insists on both intrinsic and instrumental values of development. The three main components within human development are: capabilities, free agency and achievements. Health, education and per capita income are the essential indicators of Human Development Index (HDI). Each of which has the same ratio in HDI value estimation. Gender inequality as a global phenomenon, increasingly focuses on women's deprivation of education, health, income and social developments. This thesis discusses Iran's educational developments analytically and compares female-to-male progresses in HDI indicators of Iran with Turkey and Azerbaijan. The main goal of human development and capability approach is equal distribution of capabilities and functionings among people. The exceptional status of education in having both intrinsic and instrumental values multiplies the significance of equal education in a global context. In addition to the direct impact of education on total health and income rates, parity in education has the capacity to empower women and make them qualified for well-paid vocations. Iran from 1990 to 2015 has had a sustainable progress in health, education and per capita income. In case of education, Iran has proceeded remarkably in women's access to schools. Iran has almost succeeded to close the gender gap in education, while gender inequality remains in achievements so far. In comparison, in Turkey and Azerbaijan, raising women's capabilities has led to more achievements in terms of economic resources, labor force participation and political participation. According to human development reports, Turkey in capability distribution has experienced more gender disparity than Iran. By filtering the health indicator, Azerbaijan has the best status in gender parity rather than Turkey and Iran. Turkish women's high life expectancy at birth is the best among the analyzed countries. Unlike Iran, educated women in Azerbaijan and Turkey have lower unemployment rates than Iranian women. That is probably why women in Iran recently have less interest to continue their education in tertiary level and this disappointment has reproduced the gender gap.

AzerbaijanGenderGender differences+7
Parisa Vahdatıan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evli bireylerin değer yönelimlerinin cinsiyetçilik düzeylerinin evlilik uyumlarına etkisi

Bireylerin kendilik, çevre ve dünya algılarının oluşumunda ve değişiminde önemli bir boyut olan değerlerinin incelenmesi; onların hem mevcut tutum ve davranışlarını anlamaya, hem de gelecekte ne tür davranışta bulunacaklarını öngörebilmemize imkân vermektedir. Bu noktadan hareketle evli bireylerin sahip olduğu bireysel değerlerinin ve bu değerlerle bağlantılı olan cinsiyetçi tutumlarının; evlilik uyumlarını ne düzeyde yordadığının belirlenmesi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Toplumsal huzurun iyileştirilmesi ve devamlılığının sağlanması büyük oranda ruh sağlığı yerinde bireylerin oluşturduğu aile birlikteliğinde yaşanan evlilik uyumuyla ilişkili olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla bu uyumu yordayan değişkenler bağlamında; demografik özelliklerin (cinsiyet, yaş, eğitim durumu, çalışma durumu, gelir durumu, evlilik durumu, evlilik süresi), eşlerin bireysel cinsiyetçilik tutumlarının ve sahip oldukları değerlerinin aralarındaki etkileşim düzeyi önemlidir. Araştırmaya İstanbul ilinde ikamet eden ve gönüllü olarak katılımcı olan 100 evli bireyden 45 (% 50) kadın ve 45 (% 50) erkek olmak üzere toplam 90 kişi çalışma grubu olarak alınmıştır. Veri toplama için; araştırmacı tarafından geliştirilmiş nitel soruları da kapsayan Demografik Bilgi Formu ile birlikte Portre Değerler Anketi, Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Ölçeği ve Evlilik Uyum Ölçeği kullanılmıştır. Bulgularda; evli çiftlerin değer yönelimlerinin cinsiyete, yaşa, eğitim durumuna, çalışma durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı ancak bireylerin evlenme durumlarına göre yeniliğe açıklık değer boyutunda farklılaşma gözlenmiştir. Evli çiftlerin cinsiyetçilik tutumları analiz edildiğinde, katılımcıların tutumlarının anlamlı düzeyde cinsiyete, eğitim ve gelir durumuna göre farklılaştığı, diğer demografik değişkenler açısından farklılaşmadığı görülmüştür. Katılımcıların evlilik uyumu düzeylerinin sadece evlilik süresi değişkeni bağlamında anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunmuştur. Nitel bulgulara bakıldığında, kadın ve erkeklerin evliliğe ilişkin değerlendirmelerinin evlilik öncesi ve sonrasına göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Evlilik ilişkisinde kadına ve erkeğe düşen rollere ilişkin katılımcı görüşlerinin de farklı temalarla ifade edildiği gözlenmiştir. Bu bulgular ilgili alan yazım bağlamında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Değerler, Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik, Evlilik Uyumu.

CinsiyetCinsiyetçilikDeğer orientasyonu+5
Dilek Malik
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Haberlerde cinsiyetçilik ve kadın odaklı habercilik: Ana akım medya ile alternatif medya haberlerinin toplumsal cinsiyet açısından karşılaştırılması

Medya günümüzde dünyada ve Türkiye'de, tüm dinamikleri kökünden etkileyecek bir mekanizma olmuş durumdadır. Özellikle Türkiye'de güncel olarak kadınların ve feminist mücadelenin medyada büyük yer iştigal ettiği göz önüne alınırsa, sözü edilen konularla ilgili medyanın tutumu ve kamuoyuna bu konuların yansıtılma biçimleri, toplumsal algının oluşmasında büyük rol oynamaktadır. Bununla birlikte, medyanın kullandığı dil ve üslup da, sözü edilen konuların hassasiyeti bakımından önemli bir araştırma konusunun kapılarını açmaktadır. Toplumsal yaşamın her alanında var olan bir mekanizma olarak medya, bireylerin ve toplumun değer yargılarının belirlenmesinde stratejik bir konumda bulunmaktadır. Bu anlamda toplumsal cinsiyet mücadelesinin görünür kılınmasında ve bu konuların öznesi olan kimlikerin medyada temsil ediliş biçimleri, toplumsal refleksin ne olacağı ve nasıl şekilleneceği açısından büyük önem taşımaktadır. Çünkü, kadın mücadelesinin, medyada nasıl işlendiği ve medyanın bu konu ve bağlamlarının aktarılmasında nasıl bir dil ve üslup kullandığı, bireylerin konuya ilişkin destek geliştirmesi ya da mesafesinin ne olacağı konusunda en belirleyici unsur konumunda durmaktadır. Bu sebeple medyanın kullandığı dil ve üslubun nasıl şekillendiği konusu özenle araştırılması gereken bir konudur. Bu çalışmada, yukarıda sözü edilen konulara yönelik, medyanın kullandığı dil ve yaklaşımı incelenerek, medyanın olumlu ve olumsuz yanları üzerinde durulacak, feminist medya ve bununla birlikte kadın mücadelesi ve kadın odaklı habercilik anlayışının, kendi özgün koşulları içerisinde nasıl geliştiği ve kendi alanları içerisinde alternatif medya yaratımı ile kadın odaklı haberciliğin alternatif medyada önemli bir temsilcisi olan Gazete Şujin'in evrimine ilişkin aşamalar ele alınacaktır. Genel anlamda üslup, edebiyat kapsamındaki bireysel özgünlük ve dilden estetik bir biçimde yararlanılması ile bağlantılı olarak ele alınmıştır. Sözel ifadelerde bir diğer deyişle konuşmada ve yazı dili arasında üslupta farklılıklar gerçekleşmektedir. Bu farklılık ve çeşitliliklerin temeli yaş, cinsiyet, sınıf, mertebe ve etnisiteden ileri gelmektedir. Belirli yerlerde gerçekleşen belirli söylemlerde, konuşmacı birey, aile ya da arkadaşları ile gerçekleştirdiği günlük diyaloglarına nispeten daha formel, daha kuralsal bir üsluptan yararlanmak durumundadır. Yazı dili içerisinde de buna yakın bir biçimde konuşma diline nazaran daha formel, daha resmi bir üsluptan yararlanılması durumu söz konusudur . Haber metni dâhilindeki üslup kullanımı, o haberi oluşturmuş olan muhabirin veya gazetecinin sosyo-politik ve ideolojik bakış açısına dair bir fikir sağlayabilmektedir. Yine aynı şekilde bir kişi için terörist ya da özgürlük uğruna savaşan kişi söz öbeklerinden yararlanılması semantik olarak ele alınan bir problem değil, haberi veren gazetenin ya da gazetecinin kendi kişisel perspektif ve ideolojilerini ortaya koyan bir vaziyettir. Retorik kavramı, bir hususu ne şekilde beyan ettiğimiz ile alakalıdır. Haberlerin retorik iç düzenlerinden yararlanılması iletişimde hedef edinilen gayeler ve arzulanan tesirlere dayalıdır. Van Dijk'ın fikri doğrultusunda, haberler ideolojik boyutta toplum kapsamındaki elit grupların tabi olduğu dominant inanış ve dominant düşünce düzenlerinin içselleştirilmesini gerçekleştirme arzusu içerisindedir. Haberlerde, sunulan önermeler, kanıtlar, belirli sebepler, bilirkişi yorumları, görgü tanığı raporları, veriler, alıntılar vb hususlar ortaya koyularak okuyucularca kabul edilmesi, yani okuyucuların ikna olması amaçlanır . Bir yandan Turkuvaz Grubu'nun bünyesindeki Sabah Gazetesi ele alınırken diğer bir yandan gazeteci kadınlar tarafından kurulan Gazete Şûjin internet gazetesi ele alınmaktadır. Sabah gazetesi editoryal bakış olarak merkez sağ, neoliberal ve hükümete yakın bir çizgide yayın yapmaktadır. Turkuvaz Grubu'nun bünyesindeki Sabah Gazetesi anaakım örneğini teşkil ederken Gazete Şujin internet gazetesi alternatif medyaya bir örnektir. Gazete Şujin kadın bakış açısına sahip bir gazete özelliği gösterirken, sabah gazetesi ideolojisi gereği kadını Gazete Şujin'in ele alışından daha farklı bir şekilde ele almaktadır. İki farklı bakış açısından ve iki farklı kaynak örneğinden yararlanmak adına Gazete Şujin ve Sabah gazeteleri çalışma kapsamında ele alınmışlardır. Anahtar kelimeler: Feminist Mücadele, Medya, Medyanın Dili ve Üslubu, Anaakım Medya, Sabah Gazetesi, Alternatif Medya, Feminist Medya, Kadın Odaklı Habercilik, Gazete Şujin.

Alternatif medyaCinsiyetCinsiyetçilik+5
Makbule Altıntaş
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul çağı çocuklarında cinsiyet açısından obsesif kompulsif bozukluk belirtileri arasındaki farkların incelenmesi

Bu çalışmanın amacı bir eğitim kurumuna devam eden ilkokul çağı çocuklarında; cinsiyetler arasında OKB belirtileri açısından farklılıkların ve çocuklardaki OKB belirtileri ile davranışsal sorunların ilişkisinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi bir ilkokulda eğitim gören 98 kız ve 72 erkek olmak üzere toplam 170 çocuk ve ebeveynlerinden oluşmaktadır. Çocuklardaki obsesyon ve kompulsiyonlar "Boyutsal Yale Brown Obsesif Kompulsif Belirti Ölçeği (BY-BOKÖ)" ile davranışsal sorunlar "4-18 Yaş Çocuk ve Ergenler İçin Davranış Değerlendirme Ölçeği (ÇEDDÖ/4-18)" ile değerlendirilmiştir. Bulaşma, diğer (batıl inanç, uğurlu uğursuz sayılar v.b.) ve toplam OKB belirti puanlarının kız çocuklarında erkek çocuklarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu belirlenmiştir.Cinsel ve dini, zarar verme, simetri/sıralama /tekrar ve biriktirme belirti grupları açısından iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır. Toplam OKB belirtileriyle içe yönelim, dışa yönelim ve toplam problem davranış sorunları arasında pozitif yönlü anlamlı düzeyde bir ilişki saptanmıştır. Çalışmamızın sonuçları okul çağı çocuklarında OKB belirtileri açısından cinsiyetler arasında bazı farklar olduğunu ve OKB belirtileri ile problem davranışlar arasında bir ilişki olduğunu göstermektedir. Çalışmamızın sonuçları, okul çağı çocuklarında OKB semptomlarının taranmasının ve davranışsal sorunlarla birlikte değerlendirilmesinin önemine dikkat çekmektir.

CinsiyetObsessif kompülsif bozuklukOkul çağı dönemi+2
Duran Gölcük
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

LGBTİ bireylere yönelik güçlendirme politikaları Türkiye'deki yerel yönetimlerin incelenmesi Şişli Belediyesi örneği

Türkiye'de LGBTİ (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks) bireylerin sosyolojik, kültürel, politik sorunlarının incelenmesi cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılığın LGBTİ bireylerin yaşamlarında yarattığı sosyo-kültürel ve ekonomik sorunlara ve Yerel Yönetimlerin hizmet uygulamalarının önemini belirtmeye ilişkin bilgiler içermektedir. LGBTİ bireylerin ekonomik temelli istihdam, sağlık, eğitim, kişisel güvenlik, gelir yoksunu, barınma, toplumsal hayata katılım, sosyal güvenlik, aile ve yaşlılık gibi farklı sosyal politika alanlarında karşılaştıkları farklı türlerdeki ayrımcılığa ve sorunlara dikkat çekmektedir. Bu sorunları ortadan kaldırmak için de desteğe ihtiyaç duymaktadırlar. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığın farklı durumları hukuki sistemin bu ayrımcılık biçimlerini ortadan kaldırmakta yetersiz kaldığını ortaya koyuyor. Yerel Yönetimlerin yükümlülükleri gözden geçirerek ortaya çıkan sorunları aşmaya yönelik önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışmada cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılıktan beslenerek ortaya çıkan homofobi, transfobi ve nefret suçları gibi tepkiler üzerinde yerel yönetimlerin LGBTİ bireylerin yaşamlarındaki yansımasına bakılarak çalışmalar yapılmıştır. Çalışmada 12 LGBTİ birey ile yaşam öyküsü / anlatıların aktarıldığı yüz yüze derinlemesine görüşme (in-dept interview) tekniği ile görüşülmüş olup, daha sonra bu görüşmeler anlatı analizi tekniği ile çözümlenmiştir. Anahtar Kelimeler: LGBTİ, Güçlendirme Politikaları, Yerel Yönetimler

Cinsel yönelimlerCinsiyetGüçlendirme+4
Hülya Haşhaş
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öğretmen adaylarının atanamama kaygılarının umutsuzluk düzeyleri ve bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma, öğretmen adaylarının atanamama kaygılarının umutsuzluk düzeyi, cinsiyet, yaş, gelir durumu, okul türü, bölüm ve sınıf değişkenleri açısından incelenmesini kapsayan tarama modelli ve nicel desenli bir araştırmadır. Ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılan bu araştırmanın katılımcılarını İstanbul ilinde bulunan 3 vakıf 1 devlet üniversitelerinde 2018-2019 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören öğretmen adayları (1381 kadın ve 423 erkek) oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri "Öğretmen Adayları Atanamama Kaygısı Ölçeği", "Beck Umutsuzluk Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" aracılığıyla toplanmıştır. İstatistik paket programı ile nicel veriler analiz edilmiştir. Analiz sürecinde arimetik ortalama, standart sapma, t-testi ve ANOVA (tek yönlü varyans analizi) teknikleri uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, kadın öğretmen adaylarının atanamama korkularının erkek öğretmen adaylarından anlamlı düzeyde daha fazla olduğu bulunmuştur. 27+ yaş grubundaki öğretmen adaylarının atanamama korkuları, kişisel algıları ve atanamama kaygıları diğer yaş gruplarındaki öğretmen adaylarından anlamlı düzeyde daha yüksektir. Ayrıca düşük gelire sahip olan öğretmen adaylarının da atanamama korkuları, kişisel algıları ve atanamama kaygıları diğer öğretmen adaylarından anlamlı düzeyde daha yüksek olarak bulunmuştur. Devlet üniversitesinde öğrenim gören öğretmen adaylarının atanamama korkuları ve atanamama kaygıları vakıf üniversitesinde öğrenim gören öğretmen adaylarından anlamlı düzeyde daha yüksek iken, vakıf üniversitesinde öğrenim gören öğretmen adaylarının kişisel algılarının daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türkçe öğretmenliği bölümünde öğrenim gören öğretmen adaylarının atanamama korkuları, atanamama kaygıları ve kişisel algıları diğer bölümlerde öğrenim gören öğretmen adaylarından anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Psikolojik Danışmalık ve Rehberlik bölümü ile İngilizce öğretmenliği bölümü öğretmen adaylarının atanamama korkuları, atanamama kaygıları ve kişisel algıları diğer bölümlerde öğrenim gören öğretmen adaylarından anlamlı düzeyde daha düşük olduğu sonucuna varılmıştır. 4. sınıfta öğrenim gören öğretmen adaylarının atanamama korkuları, atanamama kaygıları ve kişisel algıları diğer sınıflarda öğrenim gören öğretmen adaylarından anlamlı düzeyde daha yüksek iken, 1. sınıfta öğrenim gören öğretmen adaylarının atanamama korkuları, atanamama kaygıları ve kişisel algıları diğer sınıflarda öğrenim gören öğretmen adaylarından anlamlı düzeyde daha düşük olarak sonuçlanmıştır. Ayrıca şiddetli umutsuzluk düzeyine sahip olan öğretmen adaylarının atanamama korkularının, atanamama kaygılarının ve kişisel algılarının da anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmüştür.

Aday öğretmenlerAtamalarCinsiyet+7
Şehmus Süner
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cinsiyetçi duvar yazıları bağlamında psikolojik şiddet

Psikolojik şiddetin uygulanmasında kullanılan araçların ve etkilerinin incelendiği bu çalışmada, psikolojik şiddet ve toplumsal cinsiyet arasındaki iktidar ilişkisi ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu noktadan hareketle toplumsal cinsiyet ayrımcılığı psikolojik şiddet bağlamında ele alınmış ve militarist, cinsiyetçi duvar yazılarının kadınlar üzerinde bir baskı unsuruna dönüşmesi irdelenmiştir. Bu araştırmada 2015/2016 yıllarında Diyarbakır ili Sur ve Silvan ilçelerinde bu tip mağduriyetlerin yaşandığı yönünde ciddi bulgulara erişilmiş, Diyarbakır'daki kadınların deneyim ve tanıklıklarına yer verilmiştir. Kadınlara yönelik psikolojik şiddet geçmişte olduğu gibi bugün de devam eden şiddet türlerinden biridir. Özellikle isyan, savaş, darbe gibi olağanüstü dönemlerde her zaman kadınlara dönük bu tip bir şiddete daha sık rastlanmaktadır. Çalışmada; cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve psikolojik şiddet arasındaki ilişkiler ve bu ilişkilerin kesişme eğilimleri ile bunların birbirleri tarafından inşa edilme biçimleri ele alınmıştır. Bu kapsamda toplumsal cinsiyet rollerinin erkeklik ve kadınlık inşası üzerindeki etkisinin yanı sıra cinsellik ve toplumsal cinsiyetlendirilmiş iktidar ilişkilerinin de incelenmesi gerekliliğinden yola çıkılarak çalışmaya yön verilmiştir.

CinsiyetCinsiyetçilikGraffiti+3
Zeynep Şıkgenç
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Judıth Butler'da bedenin cinsiyet kimliğindeki konumu

Bedenli varlıklar olmanın dünyayı algılayışımızı nasıl etkilediği sorusu zihin- beden düalizmi üzerine kurulu ontolojik anlayışlara eleştirel bir tavır getirir. Judith Butler Cinsiyet Belası: Feminizm ve Kimliğin Altüst Edilmesi metniyle cinsiyet çalışmalarında, toplumsal alanda cinsiyet kavramını ele almış ve biyolojik cinsiyetin toplumsal cinsiyete olan büyük etkisinin yıkılmasını, toplumsal cinsiyetin cinsiyetten ayrılmasını ve cinsiyetin söylemsel bir alana taşınmasını, çeşitli filozoflara referans vererek kimlik- cinsiyet bağlantısını yeniden kurduğu kuramını açıklamıştır. Ancak cinsiyet kimliği inşası teorisi, "Bedenin maddeselliğine ne oldu?" sorusuyla karşılaşılmasına neden olmuş ve Butler, Bela Bedenler: Cinsiyetin Söylemsel Sınırları Üzerine metniyle bedene dair yorumlar getirmiştir. Beden, olasılıkların dramatize edildiği bir alan olarak görüldüğünde, deneyimlerin cinsiyet kimliğindeki değeri de ne olur? Bu beden ilk dönem feminist fenomenoloji olarak kabul ettiğimiz Beauvoir feminizmindeki beden ile aynı anlama mı gelir? Butler deneyimi esas aldığı halde, metinlerinde atıfta bulunduğu Simone de Beauvoir'ın ve bazı varoluşçu düşünürlerin, cinsiyetli bedenler konusundaki görüşlerini "özcü olmak" nedeniyle eleştirmiştir. Ancak Butler geleneksel epistemonolojik- ontolojik ayrımının içindeyken cinsiyet- toplumsal cinsiyet ayrımını yıkmak ister, bu nedenle de "hammadde" ve "biçimlendirici güç" ayrımı yüzleşmeye devam eder. Bu çalışmayla Judith Butler'ın toplumsal cinsiyet kimliği konusundaki kuramını, kuramın feminist felsefedeki arka planını araştıracağım. Beden üzerine incelemeler yapan fenomenolog Maurice Merleau-Ponty'e ve varoluşçuların beden ve cinsiyet alanındaki görüşlerine getirdiği eleştirileri ve bu eleştirilere feminist fenomenologların getirdiği yorumları da sunup, Butler'ın kuramında bedenin konumunu incelemeye çalışacağım.

BedenBeden algısıCinsiyet+1
Ayşe Sönmez
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplumsal cinsiyet ve dindarlık ilişkisi- Ağrı örneği

Toplumsal cinsiyet eşitliği ve toplumsal cinsiyet algılarına ilişkin meseleler hem psikolojik hem de dini söylemlerde temel tartışma konuları olmaya devam etmektedir. Bu tartışmalar dil, etnik köken, coğrafya, ebeveyn eğitimi ve din gibi diğer sosyo- kültürel değişkenlerden ayrı tutulamaz. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Türkiye'de toplumsal cinsiyet konusunu incelerken bu faktörleri hesaba katmak elzemdir. Ağrı'da ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde bu konuda karşılaştırılabilir bir tez çalışmasının olmaması, bu araştırmanın temel motivasyonunu oluşturmuştur. Bu çalışma, toplumsal cinsiyet algılarının şekillenmesinde aile dinamiklerinin önemini vurgulamaktadır. Çalışma, teorik çerçevede toplumsal cinsiyet eşitliğine hem muhalefeti hem de desteği vurgularken, İslami feminizmin kadın sorunlarına bakış açısını ve bu sorunlara önerdiği çözümleri araştırmaktadır. Çalışmanın ampirik bileşeni, Ağrı'da ikamet eden bireylerin dindarlık ve toplumsal cinsiyet algılarına odaklanmaktadır. Toplam 352 katılımcıya (160 erkek ve 192 kadın) Dini Tutum Ölçeği ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği kullanılarak anket uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS 27.0 kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, dindarlık düzeyleri ile toplumsal cinsiyet algısı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, erkek katılımcıların kadın katılımcılara kıyasla daha yüksek dindarlık düzeyleri sergiledikleri tespit edilmiştir. Hipotezler daha sonra bu sonuçlar ışığında analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Din Psikolojisi, Dindarlık, Toplumsal Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği.

CinsiyetDin psikolojisiSosyoloji+1
Muhammed Kadir Atila
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir grup ergenin toplumsal cinsiyet algılarının sosyodemografik özelliklere göre değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmanın amacı, yaşları 12 ile 17 arasında değişen İstanbul‟da yaşamakta olan bir grup ergenin toplumsal cinsiyet algılarının cinsiyet, yaş, doğum yeri, ekonomik durum, anne babanın eğitim durumu, medeni hali ve çalışma durumu gibi birtakım sosyodemografik özellikleri ile ilişkilerini analiz etmektir. Yöntem: Toplamda 100 katılımcının bulunduğu bu çalışmanın örneklemini Balıklı Rum Vakfı Hastanesi kliniklerine başvuran bireyler oluşturmaktadır. Katılımcıların sosyodemografik özelliklerini değerlendirmek adına araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış Sosyodemografik Veri Formu, toplumsal cinsiyet algılarını ve toplumsal cinsiyet rollerini değerlendirmek adına Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği ve Bem Cinsiyet Rolü Envanteri kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma sonuçlarına göre ergenlerin toplumsal cinsiyet algılarının sosyodemografik özellikler ile arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Araştırmanın temel değişkenleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği‟nden ve Bem Cinsiyet Rolleri Envanteri'nden almış oldukları puanları tespit etmek için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Bağımsız iki Grup T-testi uygulanmıştır. Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği alt boyutları (eşitlikçi cinsiyet rolü, kadın cinsiyet rolü, evlilikte cinsiyet rolü, geleneksel cinsiyet rolü, erkek cinsiyet rolü) ile yaş, cinsiyet, anne baba eğitim düzeyi, annenin çalışma durumu, ekonomik düzey değişkenleri ile anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bem Cinsiyet Rolü Envanteri alt boyutları (feminenlik, maskülenlik, nötr) ile yaĢ, cinsiyet, anne eğitim düzeyi, annenin çalışma durumu ve ekonomik düzey değişkenleri ile anlamlı ilişki bulunmuştur. v Sonuç: Araştırmada katılımcıların yaşa göre eşit dağılamaması ve araştırma örnekleminin sınırlılığına rağmen, bireylerin yaş, cinsiyet, ekonomik durum gibi sosyodemografik özellikler ile toplumsal cinsiyet algıları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: cinsiyet rolleri, toplumsal cinsiyet, ergen, ergenlik dönemi, eşitlik

AlgıCinsel kimlikCinsiyet+5
Aycan Kantoğlu
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00

İlgili konular