Islamic theology

290 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Şeyhülislam Ebussuûd Efendinin kelâmî görüşleri

Tarihsel süreçte Kelam ilmi farklı sistematik ekoller yoluyla gelişimini sürdürmüştür. Mutezile, Eş'arîlik ve Mâtürîdîlik farklı yorum yöntemleriyle kendi tarzlarını oluşturmuşlardır. Bu bağlamda kelam ilmi, bu ekoller vasıtasıyla belirli yöntem tarzlarıyla kendine has bir disiplin haline gelmiştir. Bu ekoller İslam düşünürleri vasıtasıyla yorumlarını zenginleştirmişler ve bu alanda belirli bir kültür oluşturmuşlardır. Bu kültürel atmosferde Ebussuûd Muhammed b. Muhammed el-İmâdî(1490-1574)'nin, İrşâdu'l-akli's-selîm ilâ mezâya'l-kitâbi'l-kerim isimli tefsirinden ve görüşlerine dair yapılan diğer çalışmalardan hareketle Kelâmî görüşlerini sunmayı amaçladık. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Ebussuûd'un Ulûhiyet anlayışı; varlık, tevhid, yaratma, tenzih, sıfatlar meselesi ve istivâ anlayışı etrafında işlenmiştir. İkinci bölümde Nübüvvet ve Meâd konuları; vahiy, peygamber göndermenin imkanı, peygamberde bulunması gereken nitelikler, mucize ve keramet, Hz. Muhammed'(s.a.v.)'in peygamberliği, yeniden dirilme, kabir azabı, cennet ve cehennem, şefaat ve Allah'ın ahirette görülmesi şeklinde değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise Ebussuûd'un insan anlayışı; insanın yaratılışı, onun fiilleri, hidayet ve dalâlet, iman, rızık ve ecel konuları bağlamında ele alınmıştır. Ebussuûd'un kelam ilmine dair görüşlerini irdelerken onun kelam ekollerinden hangi yorum tarzını benimsediği ve hangi delilleri kullandığı da işlenmiştir. Bu bağlamda onun kelam düşünce tarihinde hangi mezhebi tavırla hareket ettiği ortaya konmuştur. Ayrıca onun; Mutezile, Eş'arîlik ve Mâtürîdîlik yorum yöntemlerinden hangisini benimsediği ve hangi açılardan diğerlerinden ayrıldığı konusu da irdelenmiştir. Anahtar Sözcükler: Ebussuûd, Kelam, Eş'arîlik, Mâtürîdîlik, Yorum.

Eş`ariKelamMaturidi+2
Vahit Güneş
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Kelâm-metafizik ilişkisi (Fârâbî eksenli bir inceleme)

Kelâm-Metafizik İlişkisi (Fârâbî Eksenli Bir İnceleme) başlıklı tezimiz, giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte araştırmanın konusu, amacı, önemi, yöntemi, kavramsal çerçevesi, kapsamı ve sınırlılıkları hakkında bilgi verdik. "Kelâm ilminin metafizik bir disiplin olma imkânı nedir?" sorusu tezimizin temel sorusudur. Varsayımımız ise bu imkânı destekleyen ve zayıflatan gerekçelerin bulunabileceği yönündedir. Tezdeki temel amacımız her iki varsayımı, temellendirebilmektir. Konu, varsayım ve amacı Fârâbî eksenli olmak ile sınırlandırdık. Dolayısıyla Fârâbî'nin kelâm hakkındaki açıklamaları üzerinden tezimizi şekillendirmiş bulunmaktayız. Bunu gerçekleştirmek için karşılaştırmalı analiz yöntemini izledik. Fârâbî ve kelâm hakkındaki çalışmalar arasında karşılaştırmalı analiz yöntemini kullanması, Fârâbî'nin kelâma nispet ettiklerinin tutarlılığını tartışması ve kelâm geleneği ile II. Analitikler arasında bağ kurması açısından ulaştığımız sonuçlar, bilimsel bilgi evrenimize katkı sağlayacak niteliktedir. Bu tez birkaç sonuç ortaya koymaktadır. İlk olarak, hicri ilk üç asırda fıkıh ve kelâmın nazarî ve amelî konuları kapsayan kullanımlarının, Fârâbî'nin el-ârâ ve el-ef'âl ayrımında belirleyici olduğunu saptadık. İkinci olarak, Fârâbî'nin meşhûr nitelemesinin, kelamcılar hakkında mutlak olmadığı sonucuna ulaştık. Kelâmcıların ahlâkî eylemlerdeki akıl kullanımının tecrübî akıl olduğunu belirledik. Buna ek olarak Larry Benjamin Miller'in kelamcılarla Aristoteles arasında kurduğu bağı, daha incelikli kıldık. Üçüncüsü, kelâmdaki haber-i resul kategorisinin, Fârâbî'nin makbûl tanımının kapsamında yer aldığının altınız çizdik. Son olarak kelâmcıların haber-i resulün doğruluk değerini kurma çabalarının, Fârâbî'nin makbûl tanımının dışına çıkmada yeterli olmadığı sonuçlarına ulaştık. Varsayımlarımız açısından ulaştığımız iki sonuç bulunmaktadır. Fârâbî'nin akıl ve meşhûr üzerinden kelâma nispet ettikleri ile kelamcılar arasındaki mukayesemiz neticesinde, kelâmın metafizik bir disiplin olma imkânını artıracak bulgulara ulaştık. Diğer taraftan Fârâbî'nin makbûl nitelemesi etrafında yaptığımız araştırma ise bu imkânı zayıflatan yön olarak tespit edilmiştir.

FarabiKelamMetafizik+1
Yunus Öztürk
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni İlm-i Kelam dönemi ruh anlayışı

Ruh, bütün dinlerin hakkında görüşler sundukları bir olgudur. İslam dini ise ruh hakkındaki görüşlerini felsefî, tasavvufî ve kelamî bir söylem ile ifade etmişir. Böylece üç farklı temel ruh anlayışı oluşmuştur. Bu anlayışların kendi içlerinde farklı tartışma konuları olduğu düşünüldüğünde İslam düşüncesinde ruh hakkında geniş bir düşünce geleneğinin oluştuğu anlaşılır. Kelamî açıdan incelenmesi gereken önemli konulardan birisi ruh meselesidir. Ruh her ne kadar gaybî bir problem olarak algılansa da kelam âlimleri meseleyi ontolojik bir bakış açısı ile incelemişlerdir. Bu ontolojik bakış açısı bir süreç olarak Mütekaddimun dönemine karşılık gelmektedir. Müteahhirun döneminde ise ruh daha çok soyut bir unsur olarak incelenmiştir. Yeni İlm-i Kelam dönemi günümüz itikadını etkileyen önemli süreçlerden biridir. Bundan dolayı ruh hakkındaki fikirlerin bu dönemde nasıl temellendirildiğini anlamak önem kazanmaktadır. Yeni İlm-i Kelam dönemi ruh anlayışı incelenirken oluşan bilimsel gelişmeler ve bu gelişmelerin yansımalarının neler olduğu iyi anlaşılmalıdır. Nitekim bu dönemde ruh hakkındaki görüşlerin bu bilimsel gelişmeler ile olan ilişkisi yadsınamaz bir gerçektir. Bu noktada Yeni İlm-i Kelam döneminde ruhun İslam dinine gelen eleştirileri bertaraf etme çabası ile ele alındığı ve bu düşünce yapısı ile şekillendirilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. Tezimizin amacı Yeni İlm-i Kelam dönemindeki ruh olgusunun kelamî açıdan nasıl ele alındığını tespit etmektir. Bu kapsamda ruhun mahiyetinin nasıl işlendiği, ruhun ispatı için hangi delillere yer verildiği, ruh meselesine yönelik şüphelere karşı ruh meselesinin eski ve çağdaş fikir akımları ile nasıl savunulduğu incelenmiştir. Bununla birlikte Yeni İlm-i Kelam döneminde ruhun mevcut olmasından hareketle nasıl bir varlık anlayışı oluşturulmak istendiği ve dönemin İslam âlimlerinin nasıl bir dünya görüşü tasvir etmek istediklerini tespit etmek çalışmamızın konusu dâhilindedir. Günümüzde Yeni İlm-i Kelam dönemindeki ruh anlayışını yansıtan çalışmalar sadece önemli âlimlerin ruh anlayışılarını yansıtacak şekilde yapılmıştır. Biz ise tezimizde genel bir çerçeve çizerek Yeni İlm-i Kelam döneminde yetişen âlimlerin ruh hakkındaki görüşlerini daha kapsamlı bir şekilde değerlendirdik.

KelamRuhTasavvuf+2
Mahmut Yasir Ay
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Tecrîdü'l-itikâd ve şerhleri bağlamında Tûsî'nin kelam anlayışı

Nasîruddîn Tûsî'nin bir dönem ilim dünyasına damga vuran kelam eseri Tecrîdü'l-itikâd ve şerhleri üzerinde çalışılmayı hak eden eserlerdir. Bu çalışmada Tecrîdü'l-itikâd ve şerhleri özelinde Tûsî'nin usûl-i selâseye dair görüşleri konu edinilmiştir. Çalışmada Tûsî'nin kelami görüşlerin konu edinilmesinin nedeni İmâmiyye Şia'sına mensup olan Tûsî'nin günümüz ilim dünyasında bir ön kabul halini alan Şii kelamının imamet konusundaki görüşleri hariç Mutezile kelamından iktibas olduğu kanaatini yansıtıp yansıtmadığını ve Sünni kelamının Şii kelamı üzerinde etkisinin varlığını araştırmaktır. Tezimiz, öncelikle Tecrîdü'l-itikâd'a dair ülkemizde yapılan ve nicel açıdan yetersiz olan çalışmalara eklenerek lieratürdeki bir boşluğu doldurmaktadır. Yine yapılan çalışmalar Tecrîdü'l-itikâd'ın belirli bir kısmını kapsamaktadır. Çalışmamızda yer alan meselelerin büyük bir kısmı daha önce Tecrîdü'l-itikâd özelinde çalışılmamıştır. İkinci olarak da geçmişte ve günümüzde çatışmayla anılan Sünni-Şii ilişkilerinin klasik dönem ilim dünyasındaki yansımalarını görmek Sünni-Şii ilişkisine farklı bir boyut kazandırmak açısından önemli bir çalışma olmuştur. Tezimizde Tecrîdü'l-itikâd ve diğer eserlerinden Tûsî'nin söylemleri araştırıldıktan sonra Tecrîdü'l-itikâd'ın şerhleri kronolojik olarak mukayeseli şekilde tetkik edilerek Tûsî'nin söylemlerine dair bir çıkarım yapılmıştır. Ortaya çıkan sonuç Mutezile ve Ehl-i Sünnet ekollerinin görüşleriyle karşılaştırılarak Şia'nın iligili meselede otantik bir görüşünün olduğu veya diğer ekollerden birinin görüşünü aldığının tespiti yapılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın ana kaynaklarını Tecrîdü'l-itikâd ve isimleri giriş bölümünde zikredilen şerhler oluşturmaktadır. Sünni kelamının Şia üzerindeki etkisini araştırmak için bu eser ve şerhlerinin seçilme nedenleri Tûsîs'nin Şii olması, Tûsî'nin kelami görüşlerini tam olarak anlatan tek eserinin Tecrîdü'l-itikâd olması ve Sünni dünyada bu eserin rağbet görmesinin sebebinin bize göre Sünni kelamından etkilenmiş olmasıdır.

Ehl-i sünnetKelamNasirüddin et-Tusi+4
Hafzullah Genç
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kelâmın klasik çağında deizm problemi

Deizm, insanlık tarihiyle birlikte zihnimizi meşgul etmeye başlamıştır. Tarihin belli dönemlerinde ortaya çıkan sonra zamanla önemini kaybeden deizm, günümüzde tekrar seslendirilmeye başlamıştır. Bu felsefi hareket Orta Çağ'da olduğu gibi dini ve dinin öğretilerini reddetmektedir. Dolayısıyla deizm İslam'ın temel inanç esaslarını da hedef almaktadır. Usûlü-d-Dîn olan kelâm (akaid) ilmi deizm ve ateizm gibi felsefi akımlara karşı İslam'ın temel inanç esaslarını akli ve nakli delillerden yola çıkarak temellendirmeye çalışmıştır. Kelâm ilminin klasik çağı olarak adlandırılan H.4. ve 8. yüzyıllar arasında da deizmin felsefi izlerine rastlamak mümkün görünmektedir. İslam dünyasında Tabiat felsefesinin ilk temsilcilerinden Ebu Bekir er-Râzi, nübüvveti ve vahyi reddettiği bilinen Berâhime adı verilen dini grup, İbnü'r-Râvendî ve Ebu İsa el-Verrâk gibi İslam ilim geleneğinde tartışılan isimlere atfedilen, nübüvvete ve dine karşı görüşler ve fikirler deizmin izlerine kelâm ilminin klasik çağında da rastlandığını göstermektedir. İslam'ın temel inanç esaslarından nübüvveti ve vahyi hedef alan görüşlere karşı ortaya konulan akli ve nakli fikir ve görüşler deizme karşı bugünde ilmi değerini korumaktadır. Kelam ekolleri, Mu'tezile, Eş'ariyye, Mâtürîdiyye ve diğer kelami fırkaların gerek Allah'ın isimleri, sıfatları ve fiilleri üzerine yaptıkları çalışmalar, gerekse nübüvvete ve vahye olan ihtiyacı açıklamak için kullanılan argümanlar bugünümüze de ışık tutacak zenginliktedir. Bu veriler ışığında tezin amacı, kelâmın klasik çağında görülen deist fikirlere karşı ortaya konulan ilmi çalışmaların günümüz deist fikirlerini karşı bir cevap niteliğinde olduğunu ortaya koymaktır. Anahtar Kelimeler: Kelâm, Deizm, Nübüvvet, Vahiy

DeizmKelamPeygamberlik+2
Furkan Türkcan
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Abay Kunanbayoğlu'nun dini ve ahlaki görüşleri

Abay Kunanbayoğlu Sovyetler dönemi Kazak toplumunun dini ve kültürel hayatında etkin bir role sahiptir. Bölgedeki İslam'ın reel durumu, Türk ve Rus kültürünün kesiştiği bir noktada durmaktadır. Bu nedenle Kazak toplumunun günümüz ilmi ve kültürel durumunu tespit edebilmek ve anlayabilmek için Abay'ın üstlendiği rolü bilmek gerekir. Çünkü Abay bir düşünür olarak Rus kültürüne de vakıf olan Müslüman bir kişiliktir. Onun eserlerinde bu geniş bakış açısının izleri açıkça görülmektedir. Abay Kunanbayoğlu'nun eserleri bağımsızlık öncesi dönemde ve bağımsızlıktan bu yana yirmi yıldan fazla bir süredir farklı yönleriyle incelenmiştir. Ancak araştırmamız bazı açılardan özgün ve bu nedenle de önemlidir. Bağımsızlıktan sonraki 10-15 yıl içinde, Arapça ve Farsça bilen İslam'ın Şeriat kanununu öğrenmiş uzmanların doğu dünya görüşüyle bağlantılı olarak Abay'ın eserlerini araştırmalarına olan talep yoğun bir şekilde arttı. O dönemde Abay'ın eserlerindeki dil konusu, Doğu dilleri edebiyatı ve büyük şahsiyetlerle olan bağlantısının ideolojik yönlerini belirlemek için yeni konular üzerine araştırma konusu olmaya başladı. Bununla birlikte Abay'ın eserlerindeki Kur'an ve Hadis metinleri, kısmen dini ve İslamî anlam taşıyan Arapça kelimeler ve ifadeler, Müslüman dünya görüşü bağlamında özel olarak analiz edilmemiştir. Bu bir ölçüde normaldi. Çünkü bu dönem ateizm propagandası yapan bir toplumdan, özgür düşünen ve dinsel kökenlerini keşfetme sürecine giren bir toplumsal yapılanmaya geçiliyordu. Başka bir deyişle, o sıralarda Abay eserlerinin doğru anlaşılmasına giden yol döşeniyor ve bilgi sahibi şahsiyetlerle sıradan vatandaşa kadar Abay'ın Müslüman dünyav görüşünün benimsenmesi için hazırlıklar yapılıyordu. Kazak toplumda son yıllarda din olgusu, toplumdaki en güncel konulardan biri haline geldi. Abay'ın eserleri farklı dinler ve mezhepler arasında farklı açılardan yorumlanmaya başladı. Deyim yerindeyse Abay, paylaşılamayan bir değer haline geldi. Kazak toplumunda boy gösteren farklı yaklaşımlar, Abay'ı kendileri için bir destek olarak yorumlama çabası içine girdiler. Abay'ın dünya görüşü ve dini görüşleri üzerine yapılan araştırmalar bile, milli değerlerimizi dini dünya tanımımıza yabancı dinlerle ilişkilendirerek yanlış temsil etme girişimine yol açtı. Tüm bu nedenlerle Abay'ın düşüncesinin ve dinsel inancının özgün ve doğru olarak ortaya konulması, kültürümüze yabancı inançlar doğrultusunda çarpıtılması girişimlerine dikkat çekilmesi büyük nem taşımaktadır. Bu sorun henüz tam olarak çözüm bulmuş değildir. Abay'ın dini anlayışını ve akidesini tüm gerçekliği ile açıklamak çok önemlidir. Bu konu araştırmamızın ana amaç ve hedeflerinden biridir. Tezimizin önemi Abay'ın düşünce ve inanç dünyasının doğru bir şekilde ortaya konulmasında yatmaktadır.

AhlakBiyografiDin+7
Tımur Nussıpkhanov
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Teolojik ve bilimsel açıdan geniş evren modeli

Tarihsel süreç boyunca evren ve evrenin mahiyeti hakkında insanlığın bilgisi yenilenmiş ve gelişmiştir. Son yüzyılda gerçekleşen bilimsel faaliyetlerin hız kazanmasıyla beraber yaşadığımız evrenle alakalı daha önceki algılarımız değişime uğramıştır. Bilimsel alanda yaşanan değişim din ve felsefe alanlarını da etkilemiştir. Evrenin yapısı hakkında yapılan bilimsel araştırmalar bizlere gittikçe genişleyen devasa büyüklükteki bir evrende yaşadığımızı göstermiştir. Bu evren içerisinde konumlanan dünya, bulunduğu evrene kıyasla çok küçük kalmaktadır. Evrenin bu yapısını fark edip inceleyen her insanın aklına doğal olarak; yaşamsal faaliyetlerimizi sürdürebilmek için bu kadar büyük bir evrene gerek var mıydı? Neden diğer galaksi ve gezegenler yaratıldı? Yaratıcı için bu müsriflik değil midir? İnsan, devasa büyüklükteki bu evrende amaçsızlığa sürüklenen bir varlık mıdır? gibi sorular gelmektedir. İnsan-evren ilişkisine dair yaklaşımların içeriği, bu türden sorulara vereceğimiz yanıtlar çerçevesinde şekillenmektedir. Tüm insanlığı ve dine olan bakış açısını etkileyen kozmik sistemin mahiyeti, bu açıdan değerlendirildiğinde önem arz etmektedir. Çalışmamızın temel amacı geniş bir evrende var oluş sahnesine çıkmamızın altında yatan nedenleri, evrenin ekstra uzak parçalarını yaratmanın Tanrı için israf niteliği taşıyıp taşımadığı ve geniş evren modelinin insanla olan etkileşimi bağlamında modern kozmolojik verilerle insan-evren ilişkisinde insanın amaçtan yoksun olmadığını tespit etmektir. Bu kapsamda kozmoloji, astronomi, fizik ve psikolojinin bulgularından yararlanılarak bilimsel veriler eşliğinde bu türden sorulara cevap aranmaya çalışılmıştır. Evrenin genişlemekte olduğu ve çok büyük bir evrende yaşadığımızın anlaşılması 20. Yüzyılın ilk yarısında gerçekleştiğinden dolayı klasik literatürde geniş evren modelinin gerekliliği ve insan için ne anlam ifade ettiğini konu edinen ve araştıran çalışmalara rastlanmamıştır. İncelediğimiz tez, makale ve kitap türündeki çalışmaların ise meseleyi çok sınırlı ve yüzeysel bir şekilde ele aldığı görülmüştür. Bu konuda yapılan çalışmalar, geniş evrende bulunan sayısız yıldız ve galaksilerin insanlar için ne anlam ifade ettiğini, neden geniş bir evrende yaşadığımızı, insanın nihai anlamı bulmasında geniş evrenin rolü ve geniş evren modeli ile yaratıcı arasındaki ilişkiyi detaylı olarak açıklamamaktadır. Alanda görülen bu boşluğu doldurmak amacıyla yapılan bu araştırmada, insanın üst düzeyde gelişim sağlayabilmesi ve medeniyetlerin teknolojik ve bilimsel ilerleme kaydedebilmeleri için geniş evren modelinin gerekli olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmamızda, geniş evren modelinden yola çıkarak insanın hiçliğe ve anlamsızlığa doğru sürüklendiğini ifade eden ve bu doğrultuda evrende bir yaratıcı unsurun yokluğunu iddia eden varoluşçu ve materyalistlerin düşüncelerinin aksine geniş evren modelini kullanarak yaratıcının varlığına dair üç farklı delil dile getirilmiştir.

AstronomiEvrenGalaksi+6
Furkan Bayraktar
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İmam Mâtürîdî'de akıl teorisi

Kelâm ilmi içerisinde akıl çeşitli yönleriyle ele alınmış, bilhassa tanımı, niteliği, türleri ve akıl-nakil münasebeti açısından inceleme ve araştırmaya tabi tutulmuştur. Bunun en önemli nedeni, aklın dini sorumlulukta başat rol oynamasının yanı sıra, çeşitli bilgi vasıtaları ile edinilen bilgilerin sağlamlığını kontrol eden bir ölçüt konumunda bulunması ve onlara hâkim durumda olmasıdır. Akıl olmaksızın herhangi bir ilmi ilerlemeden söz edilemeyeceği gibi, akla ters düşen din de muhatapları nazarında herhangi bir anlam ifade etmeyecektir. Bu nedenle aklın, dinin inanç esaslarının anlaşılması noktasında çok önemli bir görevi vardır ve vahiy kaynaklı delilleri anlamlandırmada da çok önemli bir fonksiyona sahiptir. İmam Mâtürîdî İslam düşünce tarihinde, önemli fikirleri ve eserleriyle kendisinden sonraki nesillere öncülük etmiş önemli bir mütefekkir ve mütekellimdir. Dini ilimlerin metodolojik bir hüviyet kazandığı, her bir görüşün kendi sistemini oluşturduğu bir çağda yaşayan Mâtürîdî, geliştirdiği çözümlerle İslam dünyasında özgün bir yer edinmiştir. Çalışmamızda onun düşünce sisteminin bel kemiğini oluşturan akıl teorisi incelenmiştir. Bu bağlamda öncelikle büyük mütefekkir Ebû Mansûr el-Mâtürîdî'nin hayatı, eserleri ve onun İslam düşüncesine damga vuran fikirleri ele alınmıştır. Bu bölümde bilhassa onun kendine özgü geliştirdiği ve kendisinden sonra kelâm kitaplarında müstakil olarak yer verilen bilgi kuramı ile tevhid anlayışı, iman anlayışı ve siyaset anlayışına yer verilmiştir. İkinci bölüm olan islam düşüncesinde akıl teorileri başlığında akıl konusu, kavramsal olarak ele alınmış, aklın mahiyeti, tasnifi, verdiği hükümler ve aklın yeri konusundaki tartışmalara değinilmiştir. İslam düşünce tarihinde akla filozoflar, tasavvufçular, selefiler ve kelâmcılar nazarından bakılarak, modern çağda akıl teorileri ile aklın tarihsel serüveni gözler önüne serilmiştir. Çalışmamızın son bölümünde İmam Mâtürîdî'nin bilgi teorisinde aklın yeri ve işlevi onun Kitâbu't-Tevhîd ve Te'vîlâtu'l-Kur'ân isimli eserlerinden hareketle öncelikle akıl sahibi olan insanın yapısına değinilmiş, aklın bilgisel değeri, dini değeri, bilginin tarifi ve hakikati İmam Mâtürîdî'nin perspektifinden işlenmiştir. Yine Mâtürîdî açısından bilginin kaynakları; duyular, haber ve istidlâl olarak aktarılmış, bilginin çeşitleri ortaya konulduktan sonra bilgi aracı olarak akıl, aklın yetkinlik alanı, aklın dine olan ihtiyacı ve aklın sınırlarına değinilmiştir. Son olarak akıl-nakil ilişkisi ile Ebû Mansûr el-Mâtürîdî'nin dini anlamada işlevsel akla verdiği değer ortaya konulmuştur.

AkılKelamKur'an-ı Kerim+2
Ayşe Caniklioğlu
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İmam Mâtürîdî ve Kâdî Abdülcebbâr'a göre hikmet kavramının karşılaştırılması

Hikmet kavramının Kur'an'da birçok defa kullanılması ve Allah'ın hakîm ismiyle hikmet sıfatının birlikteliği hikmet ve ilâhî fiiller arasındaki ilişkiyi gündeme getirmiştir. Hikmet kavramı yargıda bulunmak, karar vermek anlamında "hükm" mastarından isimdir. Yine ""sakındırmak, engellemek, gem vurmak, alıkoymak" gibi anlamlara gelen "ihkam" masdarıyla anlam ilişkisi vardır. Istılâhı manası genel olarak ""sözde ve fiilde isabet etmek, isabet, her şeyin yerli yerince yapılması," demektir. Hikmetin anlam dünyasının bu denli geniş olması ayrıca kavramın anlamı, kapsamı, çeşidi, gibi hususlar üzerinde geniş şekilde düşünülmesine etki etmiştir. Bu sebeple birinci bölüm hikmet kavramının etimolojik tahlilini ve farklı ilmi disiplinlerde hikmetin; önemini, tarifini, ilmi disiplinlerde kullanımını, benzerlik ve farklılıkları, neyi kapsadığını, araştırdığımız bir niteliğe kavuştu. İkinci bölüm ise ilk bölümde hikmete dair bulgu ve çıkarımlar tezimizin konusunu oluşturmuştur. Yine ikinci bölümde kelâm ilminde hikmetin kullanımı ve hikmete dair Eş'arî, Mâtürîdî ve Mu'tezile mezheplerinin konuya dair genel yaklaşımları ortaya koyulmuştur. Sonrasında ise tezimizin amacını oluşturan İmam Mâtürîdî (ö. 333/944) ve Kâdî Abdülcebbâr'ın (ö. 415/1025) hikmete dair görüşlerini alt başlıklar halinde karşılaştırmalı olarak incelemeye, benzerlik ve farklılıklar gösterilmeye çalışılmıştır. Mâtürîdîler de ilâhî fiillerde hikmetin olduğunu ama hikmetin Allah'ın fillerine etkisi konusunda Mu'tezile'den ayrılırlar. Mâtürîdîler ilâhî fillerde bulunan hikmetin veya herhangi bir şeyin Allah'a vâcib olmayacağı görüşündedirler. Çalışmamızda yöntem olarak veri tarama tekniği olan belgesel kaynak derlemesi tekniği kullanılmış ve konumuza ilişkin literatür incelenmiştir. Tasnif edilen bu bilgiler objektiflik ilkesi çerçevesinde sosyal bilimlerin deskriptif (vasıflandırıcı) metodu kullanılarak yazılmıştır. Hikmet kavramına dair literatürde pek çok çalışma görülmektedir. Fakat İmam Mâtürîdî ve Kâdî Abdülcebbâr'ın hikmete dair görüşlerini karşılaştırmalı olarak inceleyen müstakil bir çalışma bizim ulaşabildiğimiz kadarıyla yoktur. Bu yönüyle tezin alana katkı sunması hedeflenmektedir. Hikmet kavramının birçok farklı ilmi disipline konu olması ve üzerinde çalışmaların yapılmasının nedeninin hikmet ve ilahi fiiller arasındaki ilişki olduğu düşüncesi olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında ayet ve hadislerde sık sık hikmete dair vurguların olması da bir başka etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Kâdî Abdülcebbâr, hikmet kavramını vücub aleallah bağlamında ele almış ve Allah'ın fiillerinin mutlaka bir fayda ve maslahat içermesini gerektiğini ifade etmiştir. Bu zorunluluğu tüm konularda geçerli olmadığını yalnızca dini konularla sınırlı olduğunu ifade etmiştir. Mâtürîdî, Allah'ın fiillerinde hikmetin bulunduğunu, onun hikmetinin her şeyi yerli yerine koymak olduğunu bu nedenle Allah'ın fiillerinin hikmetsiz olamayacağını savunmuş. Allah'ın fiillerindeki hikmetin asla onu bir şeye mecbur eden dışarıdan bir etki olarak görmeyip aksine bunu bizzat Allah'ın kendi kendine kural olarak koyduğunu ifade etmiştir. Anahtar Kavramlar: Kelam, Hikmet, Âlem, Ebû Mansûr el- Mâtürîdî, Kâdî Abdülcebbâr

AlemDinHikmet+6
Muhammet Bulut
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Modern İslâmî literatürde deccâl

Deccâl, İslâmiyet'in ilk yıllarından modern döneme kadar bazı istisnaî görüşler dışında rivayetlerde anlatıldığı şekliyle kabul edilmiş, tartışma konusu olmamıştır. Klasik dönemden modern döneme kadar oluşan fikrî birikim, Batıda Aydınlanma Çağı'nın başlaması, Müslüman müelliflerin Batılı yazarların görüşlerinden etkilenmesi gibi âmiller deccâl mefhumunun zamanla tartışma sahasına taşınmasına zemin hazırlamıştır. Meselenin tartışma konusu olmasının tabii sonucu olarak modern döneme özgü birçok deccâl anlayışı ortaya çıkmıştır. "Modern İslâmî Literatürde Deccâl" isimli bu çalışmada modern dönemde deccâl hakkındaki görüşlerini serdeden araştırmacılar ve eserleri konu edilmiştir. Çalışma giriş ve üç bölümden müteşekkildir. Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, önemi, metodu ve kaynakları tespit edilmiş, ayrıca meselenin daha anlaşılır olması için tarihsel süreçteki ve dinlerdeki deccâl mefhumu genel hatlarıyla anlatılmıştır. Birinci bölümde deccâli reddedenlerin, ikinci bölümde deccâli klasik anlayış üzere yorumsuz bir şekilde kabul edenlerin kimler oldukları ve görüşleri ele alınmış, üçüncü bölümde ise deccâl hakkında yorumda bulunanların kimlikleri ile onların deccâl telakkileri incelenmiştir. Çalışma esas olarak modern dönemdeki yazarların deccâl görüşlerini karşılaştırma yöntemiyle inceleyerek modern deccâl telakkilerinin tespit ve takdimine katkıda bulunmayı hedeflemektedir.

DeccalKelamKur'an-ı Kerim+4
Mahir Apak
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İbnü'l-Melâhimî'nin kelam sisteminde adalet ilkesi

Son dönem Mutezilesi'nin iki ekolünden biri olan Hüseyniyye'nin, kurucusu Ebü'l-Hüseyin el-Basrî'den sonraki en büyük temsilcisi İbnü'l-Melâhimîdir. Mutezile kelâmının temel esaslarından biri olan adalet ilkesi, genel anlamıyla Allah-âlem ilişkisini ifade eder. Bu ilke kapsamında ele alınan konular Allah'ın asla kabihi işlemeyeceği, kendi üzerine vacip olanı ihlâl etmeyeceği ve Allah'ın bütün fiillerinin hasen olduğu hususlarını ispat etmeye yöneliktir. Bu çalışmada İbnü'l-Melâhimî'nin kelâm sisteminde adalet ilkesine dair konular hakkındaki görüşleri, onun kelâm eserleri detaylı bir incelemeye tabi tutularak ortaya konulmuştur. Behşemî kaynaklardan kıyaslama yapmak amacıyla, diğer Hüseynî ve Şiî-Mutezilî kaynaklardan konuyu anlamaya yardımcı olması amacıyla yararlanılmıştır. İbnü'l-Melâhimî'nin husün-kubuh, Allah-kabih ilişkisi, insan fiilleri, teklîf, lütuf, aslah, elem ve ivaz konularındaki görüşleri kendisinden önceki Mutezilî gelenekle kıyaslanarak aktarılmıştır. İbnü'l-Melâhimî fiilin oluşumunda motiv ve iradenin aynı şey olduğu, Allah'ın kabihe kâdir olmakla birlikte kabihi işlemesinin imkânsız olduğu, insanın fiillerinin yaratıcısı olduğu bilgisinin zaruri bilgi olduğu, fiili meydana getiren kudretin özel bünye olduğu, bir makdûrun iki kâdirin kudreti altında olabileceği, kudretlerin birbiriyle benzer olduğu, dünyevî konularda aslahın vacip olduğu, kulun zalimden alması gereken ivazı Allah'ın tefaddül olarak verebileceği, gayr-i âkil kimselerin verdiği elemlerin ivazını Allah'ın vereceği gibi görüşleriyle Behşemiyye'den farklılaşmıştır. Bu bağlamda İbnü'l-Melâhimî'nin mensubu olduğu Hüseyniyye ekolünün, Behşemiyye'den adalet düşüncesi bağlamındaki farkları da ortaya çıkmıştır. Bu çalışma İbnü'l-Melâhimî'nin adalet düşüncesini ortaya koymasının yanında İbnü'l-Melâhimî üzerinden Hüseyniyye'nin adalete dair görüşlerini ve bu konularda Behşemiyye ve Hüseyniyye'nin ayrıştığı noktaları tespit etmektedir. Dolayısıyla bu çalışma son dönem Mutezilesi içerisindeki ihtilafın içeriğine dair önemli tespitler sunmaktadır.

AdaletKelamMutezile+2
Kevser Demir Bektaş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mürtekib-i kebîrenin kelami mezheplerin oluşum süreçlerine etkisi

Büyük günah işleyen kişinin bu dünyada ve ahiretteki durumu ile ilgili olan mürtekib-i kebîre meselesinin, İslam toplumunda, gruplaşmaların ve ekolleşmelerin üzerindeki etkisi, araştırılması gereken bir konu olmuştur. Bu amaçla ele alınan çalışmamızda mürtekib-i kebîrenin, kelami mezheplerden olan; Hâriciler, Mürcie ve Mu'tezile mezheplerinin oluşum süreçlerine etkisi üzerinde durulmuştur. Ayrıca İslam düşünce tarihinde mürtekib-i kebîre olarak bilinen bu meselenin, İslami İlimlerin birçoğunu etkilediği de bilinmektedir. Bu itibarla mürtekib-i kebîreyi başta insan faktörü olarak, dini, siyasi ve sosyo-kültürel etkenler eşliğinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Mürtekib-i kebîre konusunun anlaşılması adına ilk olarak bu mesele etrafında ortaya çıkan tanımlar üzerinde durulmuş, daha sonra bu mesele bağlamında ortaya çıkan yapılanmaların sebepleri incelenmiştir. Bu değerlendirmeyi yaparken kronolojik sıraya uyularak, araştırmanın bütünlüğü sağlanmıştır. Bunlara ek olarak kelami mezheplerin hepsinden ziyade Hâriciler, Mürcie, Mu'tezile mezhepleri ve şiddeti benimseyen yapılanmalar arasından da IŞİD'i ele alarak araştırmamızı sınırlandırdık. Araştırmanın sonucunda da mürtekib-i kebîre meselesinin söz konusu olan ekol ve yapılanmaların ortaya çıkmasında en büyük etkiye neden olduğu tezine ulaşılmıştır. Anahtar sözcükler: Büyük Günah İşleyen Kişi, Hâriciler, Mürcie, Mu'tezile, IŞİD

GünahHaricilerIŞİD+6
Salih Aslan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Musibet inanç ilikisi: İstanbul Fatih'te yaşayan Suriyeliler örneği

Bu çalışmanın amacı musibet ile inanç ilişkisini kelâmi açıdan incelemektir. Araştırma görüşme tekniği ve nitel araştırma yöntemi ile yapılmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden fenomoloji deseni marifetiyle yapılmıştır. Bu çalışmada kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 15 erkek, 10 kadın olmak üzere 25 kişi oluşturmuştur. Araştırmada katılımcılara ilişkin verileri toplama aracı olarak görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formu katılımcıların musibetlerin inanca etkisi konusundaki görüşlerini belirlemeye dönük 5 temel soru (13 alt soru) içermiştir. Araştırmanın verileri, İstanbul Fatih'te yaşayan Suriyeli mültecilerle yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Toplanan veriler elektronik ortamda kayıt altına alınarak sözel ve sayısal işlemler yapılabilmesi için ön çözümlemeye tabi tutulmuştur. Araştırma, katılımcıların yaşamış olduğu musibetleri anlamlandırma ve bu musibetlerin inanç dünyalarına etkileri konularında yoğunlaşmıştır. Katılımcılar acı ve ıstırapları ibret ve imtihan vasıtası olarak değerlendirmiş, bu türlü acıların mükellef olan ve olmayan kişilerin başına gelebildiğini, bu tip musibetlerin bazı yönleriyle faydalı olacağını belirtmiş, bu çerçevede kelâm ekollerinin görüşlerine benzer görüşleri ortaya koymuşlardır. Ayrıca katılımcıların dini başa çıkma yöntemlerinden olan negatif yöntemler yerine pozitif yöntemleri tercih ettikleri tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, maruz kaldıkları musibetler karşısında yaşadıkları gerginliklerin üstesinden gelebilmek için katılımcıların dini değerlerden yardım almaya çalıştıkları anlaşılmıştır. Sonuç olarak yaşanan musibetlerin katılımcıların inanç dünyalarını menfi yönde değil müspet yönde etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar sözcükler: Kelâm, Musibet, İnanç.

KelamKur'an-ı KerimMusibet+5
Abdülhalim Kazan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sırrı Giridî'nin Rü'yetullaha Dair Risale isimli eseri bağlamında yeni İlm-i kelâm döneminde bir mesele olarak Rü'yetullah

Rü'yetullah, dünyada ve ahirette Allah'ı görme anlamına gelmektedir. Kendini yaratan varlığı görme isteği İslâm'da olduğu gibi diğer dinlerde de olmuştur. Hz. Peygamber döneminde mi'rac hadisesiyle Müslümânlar'ın gündeminde yer alan rü'yetullah konusu, hicri II. asırda Cehm b. Safvân ile Sümeniyye'ye mensup bir kişi arasında yaşanan tartışma büyüyerek devam etmiş ve ileriki dönemlerde kelâm kitaplarının ulûhiyyet başlığı altında yerini almıştır. Allah'ın görülebilmesi meselesi daha çok Ehl-i sünnet ve Mu'tezile kelâm ekolleri tarafından tartışılmıştır. Ehl-i sünnet kelâm itikadına mensup âlimler, Allah'ı görebilmenin mümkün olduğunu savunmuştur. Bunun yanında Allah'a cisim izafe eden, O'nu yaratılmışlara benzeten, yani teşbih ve tecsim anlayışından dolayı Müşebbihe, Mücessime ve Kerrâmiyye mezhebine mensup bazı bilginlerce de Allah'ın görülebileceği savunulmuştur. Nasları aklî düzlemde te'vil eden ve tevhid ilkeleri gereği Mu'tezile mezhebi ise Allah'ın görülemeyeceği görüşünü savunmuştur. Yeni İlm-i Kelâm dönemi âlimleri eserlerinde rü'yetullah konusuna yer vermişlerdir. Ancak bu kitaplardan farklı bir yöntem kullanan Sırrı Giridî, Rü'yetullaha Dair Risalesi'nde konu ile ilgili itirazlara ve problemlere Ehl-i sünnet görüşlerini Kur'an ayetleri ve hadisler ışığında cevap vermeye ve açıklamaya önem vermiştir. Günümüzde de problem ve itirazların XIX. yy. sorun ve problemleri ile benzerlik göstermesinden dolayı Sırrı Giridî'nin bu eseri dikkatimizi çekmiştir.

DinKelamKur'an-ı Kerim+3
Ahmet Karaman
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Mu'tezile ve Eş'arî kelâmında adâlet ilkesi

İslam'ın gelişinden henüz bir asır geçmeden, Müslümanların değişik milletlerle ve din mensuplarıyla karşılaşmasına bağlı olarak çeşitli itikadi ekoller ortaya çıkmıştır. Bunlardan Mu'tezile ve Eş'ariyye, İslam Kelamı alanında birbirine muhalif iki itikadi gruptur. Eş'arîler, aklı dini nasların önüne geçiren Mu'tezile'ye karşı, nasları akıldan önce konumlandırmış, kelami meseleleri naklin sunduğu bilgi ölçüsünde yorumlamışlardır. Mutezile ise akılcı yorumuyla öne çıkmıştır. Onların kelam sistemini ifade eden beş ilkenin anlam ve teşekkülünde bu bariz bir şekilde görülmektedir. Bunlar arasında adalet Mu'tezile'nin Allah ve insan ilişkisini düzenleyen ilkesidir. İnsanın sorumluluğu ve buna bağlı olarak Tanrı tasavvurunu ilgilendiren bu ilkeye taalluk eden meseleler Eş'arîlerce de yorumlanmış ve bu konularda çeşitli ihtilaflar tebarüz etmiştir. Bu tezde söz konusu ihtilaflalar karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Çalışmamızda iki mezhep arasındaki başlıca ihtilaf konularından biri olan ilahi adalet konusu incelenmiştir. Şimdiye kadar bu şekilde ele alınmamış bir konu olan ilahi adalet Mu'tezile mezhebinde çok merkezi bir konum işgal ettiğinden dolayı, kelam ilmindeki irade, insan hürriyeti, vaad ve vaîd gibi diğer meselelerle ilişkilendirilmiştir. Keza çalışmada yeri geldiğinde insan iradesini yok sayan Cebriye mezhebi üzerinde de durulmuştur. Zira Eş'arî mezhebinde insan iradesi konusunda Cebriye'ye paralel düşünceler de görülmüştür. Ancak Eş'arîlerle Mu'tzile'nin karşılaştırmalı olarak ele alındığı bu çalışmada elde edilen temel sonuç, adalet ilkesini Eş'arî kelam ekolünün ilahi irade, kudret ve yaratma bağlamında temellendirdiği, Mu'tezile'nin ise insan sorumluluğu temelinde anlamlandırdığıdır.

AdaletEş`ariKelam+3
Husseın Mohammed Noorı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ebü'l Muîn en-Nesefî ile Ebû İshak es-Saffâr'ın iman anlayışlarının mukayesesi

Bu çalışmada, Hanefî-Mâtürîdî kelâm anlayışının önemli temsilcilerinden kabul edilen Ebü'l-Muîn en-Nesefî (öl. 508/1115) ile Ebû İshak es-Saffâr'ın (öl. 534/1139) iman anlayışları incelenmiştir. Nesefî'nin Tebsıratü'l-edille fi usûli'd-dîn ve Saffâr'ın Telhîsü'l-edille li-kavâidi't-tevhîd adlı hacimli kelâm eserleri bulunmaktadır. Çalışma, Nesefî ve Saffâr'ın iman anlayışlarını bu eserler kapsamında tespit etmeyi, incelemeyi ve mukayese etmeyi amaçlamıştır. Giriş ve üç ana bölümden oluşan çalışmanın giriş kısmında araştırmanın konusu, önemi, amacı, yöntemi ve kaynakları hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde Nesefî ile Saffâr'ın hayatları ve ilmî kişilikleri tanıtılmıştır. İkinci bölümde iman konusuyla ilgili imanın tanımı, iman-amel ilişkisi, imanın artıp-azalması, iman-islâm münasebeti ve imanın mahlukiyeti gibi kelâmî tartışmalara değinilmiş ve kelâm mezheplerinin bu konulardaki görüşleri incelenmiştir. Son bölümde Nesefî ile Saffâr'ın iman anlayışları günümüze ulaşan eserleri üzerinden tespit edilmiş, irdelenemiş ve görüşlerindeki benzerlik ve varsa farklılıklar tespit edilmiştir. Sonuç bölümünde ise araştırma neticesinde ulaşılan bilgiler paylaşılmıştır.

Ebu İshak es-SaffarEbu`l-Muin en-NesefiKarşılaştırmalı analiz+4
Sümeyye Çekiç
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gurâbzâde Ahmed el-Bağdâdî'nin "Akâidü'd-dîni'l-efham Şerhu Vasiyyeti'l-İmâmi'l-A'zam" adlı eserinin tahkîki ve incelenmesi

İslam kültüründe şerh geleneğinin çok önemli bir yeri vardır. Bu nedenle, danışman ve hocalarımızla istişarenin sonucunda Kelâm alanında yazılmış, ama edisyon kritiği henüz yapılmamış mahtût bir eser olan "Akâidü'd-dîni'l-efham Şerhu Vasiyyeti'l-İmâmi'l-A'zam" adlı çalışmanın tahkik ve tahlilinin yapılması kararlaştırıldı. Bu eserde Ebû Hanîfe'nin bazı öğrencilerine yönelik vasiyyetleri şerh edilmiştir. Vasiyyetü'l-İmâmi'l-A'zam'ın birden çok şerhi yapılmıştır. Yapılan şerhler içinde ve bizim de tahkikini gerçekleştirdiğimiz Gurâbzâde Ahmed el-Bağdâdî şerhi çok önemli bir yere sahiptir. Her milletin iftihar ettiği bir kültürel birikimi vardır. Mensubu olduğumuz İslam milletinin kültürü içinde de tahkik edilmeye ve incelenip gün yüzüne çıkarılmaya muhtaç binlerce değerli el yazma eseri vardır. Bu el yazma eserleri telif etmekten maksat, sadece kütüphanelerde belirlenen rakamlarla bulundurulması değil, aksine yayımlanmaları ve bunlardan hedeflenen amacın gerçekleştirilmesidir.

Ebu HanifeEl-VasiyyeGurabzade Ahmed Salih bin Abdillah+4
Moustafa Alshawı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş dönemde İslam'da kadının statüsü ve hakları meselesi

İslâm'da kadının statüsü çağdaş dönemde üzerinde çokça manipülatif söylemlerin dile getirildiği bir konu olmuştur. Kadın konusu üzerinden İslâm dininin eleştirilmesi bu çalışmanın yapılmasını gerekli hale getirmiştir. İslâm'dan önceki din ve toplumlarda kadın sosyokültürel sebeplerden dolayı sosyal, ekonomik, siyasi vb. alanlarda çoğunlukla erkeğin gerisinde ve ikinci planda kalmıştır. Bu çalışma İslâm'dan önce ve sonra kadının konumunu, İslâm'ın klasik döneminde kadınla alakalı kelâmi mevzuları ve çağdaş dönemde İslâm'da kadının statüsü ile alakalı İslâm düşünürlerinin görüşlerini belge analizi yöntemi ile ele almıştır. Bu çalışmanın neticesinde İslâm karşıtlarının İslâm'ın kadını aşağıladığı, eşit tutmadığı, kadına değer vermediği tarzındaki rölatif ve sansasyonel yaklaşımlarının gerçeği yansıtmadığına dair çağdaş düşünürlerin fikirlerinden yararlanılmıştır. Eleştiriye maruz kalan kadın aleyhine gelen bazı rivayetlerin İslâm'ın mesajına aykırı olması ve Hz. Peygamber'in tebliğ metoduyla da bağdaşmaması onların uydurma olduğuna veya yanlış algılandığına işaret ettiği sonucuna varılmıştır. Tenkide maruz kalan Kur'ân-ı Kerîm ayetlerinin ise bazılarının tarihsel bağlam ve toplumun yaşadığı ortamdan etkilenerek yorumlanmış olabileceği fikrine ulaşılmış ve ayetlerdeki hikmetler ortaya konmaya çalışılmıştır. İslâm ile birlikte kadına fıtratına uygun olarak özgürlük ve haklar verildiği görülmüştür. İslâm toplumlarında kadına karşı uygulanan olumsuz davranışların ataerkil toplum yapısından, İsrâiliyat kökenli bazı rivayetler ve eski inanç, örf, adet, geleneklerden kaynaklı olduğu anlaşılmıştır.

Kadın haklarıKadın statüsüKadınlar+4
Nazire Bağcı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kelâm ekollerinin Allah tasavvurunda insan unsuru

ÖZET KELÂM EKOLLERİNİN ALLAH TASAVVURUNDA İNSAN UNSURU Nail KARAGÖZ Yüksek Lisans Tezi, Temel İslâm Bilimleri Anabilim Dalı Danışman: Yrd.Doç.Dr. İsmail YÖRÜK Temmuz 2004, 138 sayfa Bu çalışmada kelâm ekollerinin Allah tasavvurunda insana verdikleri yer tartışılmaya çalışılmıştır. Şurası muhakkak ki Allah, kelâmın en önemli konularından biridir. Hem Kur'an hem de kelâmcılar Allah'ı değişik usullerle tanıtmışlardır. İslâm inancının merkezinde olan Allah'ın muhatap aldığı tek varlık olan insanın konumu ve değerini ortaya koymak, çalışmamızın esasım oluşturmaktadır. Kur'an'da Allah, hem sonsuz gücü olan-hem merhametli, hem ulaşılmaz-hem kullarına çok yakın, hem insana yetki veren-hem de sorumluluklarını hatırlatan bir yüce yaratıcı olarak tanıtılır. İnsanın bu yüce yaratıcıya, kendisine ve evrene karşı olan sorumluluklarının yer aldığı ayetler, Kur' an' in çok geniş bir kısmını kapsar. Kelâmcıların Allah tasavvurları da Kur'an paralelinde gelişmiştir. Ancak zamanla onun kullanmadığı kavram ve yöntemler kelâmın malzemeleri arasına girmiştir. İnsan ise kelâm için bir konu olarak ancak Allah tasavvurları ile ilgili tartışmalar sırasında ele alınmıştır. Bu noktada Kur'an ile kelâmın farkı ortaya çıkar. Zira Kur'an'da her ne kadar Allah, merkezi bir yere sahipse de O'nun muhatap aldığı varlık olma balonundan insana yapılan vurgu kelâmdakinden daha belirgindir. Konuyu, kelâmın ilahiyat ve insanın fiilleri konulan çerçevesinde inceledik. Bu iki konudaki düşüncelerin birbirlerini nasıl etkilediklerini belirlemeğe çalıştık. Çalışma, literatür taraması yoluyla, ekollerin Uderlerinin görüşleri çerçevesinde yürütülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kur'an, Allah, insan, kelâm ekolleri, yaratma.

AllahKelamKur'an-ı Kerim+2
Nail Karagöz
Çukurova University
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Mevlana`nın bazı kelami konulardaki görüşleri ve bunların değerlendirilmesi

Bu çalışmada Tasavvufû çevrelerde ve Anadolu kültüründe önemli bir mevkiesahip olan sûfû şair ve düşünür Mevlânâ'nın ulûhiyet tasavvurunu belirlemeye vegörüşlerini Kelâmcılarınkiyle kıyaslamaya çalışılmıştır.Tanrının varlığının ispatı ve onun sıfatları, sistemli olarak işlenmese de,Kur'ân'da da yer alır. Tanrısının varlığını ispatlamada şahit olunan güncel olaylaradikkat çeken Kur'ân, aynı şekilde onun niteliklerini de teorik ayrıntılara dalmadanpratik şekilde sunar. Kelâmcılar bu dini metinleri, Yunan Felsefesinin desteğiylerasyonel olarak ayrıntılama ve sistemleştirme yoluna giderken; Tasavvufçular Tanrıhakkında elde edilebilecek bilgiyi ruhsal arınmanın ortaya koyduğu keşfe, ilhama, yanidini tecrübeye indirgerler. Aralarındaki ayrılığın özünü de bu metot farklılığı oluşturur.İslâm itikadını rasyonel olarak açıklama ve aykırı yorumlara karşı savunmagayesini güden Kelâm İlmi ile müslümanların ahlaki bir yaşantı sürmesinin temineçalışan Tasavvuf arasında İslâm düşünce tarihi boyunca belirgin bir soğukluk varolagelmiştir. Her ne kadar başka sebepleri olsa da, problem esasen Tanrı tasavvuru veonu anlama biçimi etrafında yoğunlaştığından, tezin konusunu Mevlânâ'nın isbât-ıvâcib ve sıfatlar hakkındaki görüşleri ve bunların Kelâmcılarınkilerle mukayesesi olarakseçtik. Böylece her iki disiplinin yaklaşımlarını ve ulaştığı sonuçları görme olanağı eldeettik. Sonuç olarak ise, dış tesirlerden etkilenen her iki kanadında da, bütünüyleuzaklaşmamakla birlikte, Kur'ân'ın Tanrı düşüncesinden farklı bir çizgiye kaymışolduğunu görmüş bulunmaktayız.Anahtar Kelimeler: Allah, isbât-ı vâcib, ilâhû sıfatlar, Kur'ân, Kelâm, Tasavvuf,Yunan Felsefesi.

Allah`ın sıfatlarıKelamMevlana Celaleddin-i Rumi+3
Tuna Tunagöz
Çukurova University
2005
00
Master'sOpen AccessTR

İslam kelamında nedensellik ve adetullah

Nedensellik ve Adetullah tartışmalarının evrenin anlaşılmasında ne gibi farklılıkları içerdiğini anlatmayı amaçlayan tezimiz, zaman olarak ilk çağ felsefi düşünüşünden günümüz evren ve fizik anlayışına kadar uzanmaktadır. Tezimiz şahısların felsefi düşünüşleri üzerinde yoğunlaşarak, birbirini etkileyen evren fikirlerinin nasıl cereyan ettiğini ve bu durumun İslam inancı açısından ne gibi sonuçlar doğurduğunu ortaya koymaya çalışmaktır. Bu fikirlerin kelam ilmi açısından neler ifade ettiğini değerlendirmek amacındayız.Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ilkçağ ve doğa filozoflarının evren fikirleri, atomculuk öğretisi ve bunun İslam düşünüşünü nasıl etkilediği üzerinde durulmuştur.İkinci bölümde, Aristoteles'in dört neden fikrinden doğan nedensellik anlayışını, tarihinin ve sistemleşme sürecinin izahı yapılmaya çalışılmıştır.Üçüncü bölümde nedenselliğin İslam felsefesindeki yankıları incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde özellikle Mutezile'de var olan tevlid ve tevellüd fikrini ve bu fikrin nedensellik ile ilgisi izah edilmeye çalışılmıştır.Son olarak dördüncü bölümde Sünnetullah kavramını ve bu kavramın tarihi seyri içerisinde Adetullah fikrine nasıl dönüştüğü anlatılmıştır. Bu kısmın sonunda ise son dönem biliminin ortaya koyduğu verilerle Adetullah fikrinin paralelliğini ve mucizenin imkânını izah etmeye çalıştık.

KelamMutezileNedensellik+4
Yusuf Okşar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessAR

A footnote to the extended commentary on summarization Al-Muftah by Ahmed bin Yahya bin Muhammad bin Saad Al-Din Al-Taftazani Al-Harawi (916 AH).

The footnote of Imam Ahmad bin Yahya al-Taftazani - the grandson of al-Taftazani - is considered one of the most important notes on the extended book by al-Saad al-Taftazani, where the grandson was able to explain his grandfather's phrase in an easy and smooth manner, and clarify what was hidden from it to make it easier for the reader and student to understand the book and digest his ideas. Where the author - the grandson - benefited from the efforts of his predecessors of linguists and rhetoricians, and extracted from their books the summary of what they wrote in the language and poured it into this book. He was also known for his uniqueness among the scholars of his time and his knowledge and the abundance of his classifications. He wrote in interpretation, origins, rhetoric, logic, and so on. His books are considered important books in science, and the importance of this footnote is also evident from the importance of the original book on which his book was built. The author started this book without an introduction in which he explains his approach and explains the way he explained the words of the author of the original, where he first begins with an explanation of the word with its linguistic meaning and is evidenced by the words of the people of the language in their books, and sometimes he uses the words of the people of interpretation, then begins to explain and detail, according to the context of the word. And what you need from a statement and explanation. During his explanation, the author dealt in his footnote with doctrinal, logical and explanatory aspects, and a spectrum of various sciences and arts. We find the book a whale encyclopedia of every flower art, accommodating all the necessary issues and research related to the words of the author of the explanation, and may sometimes refer to the citation of the Prophet's hadith, explaining what this included The hadiths are of meanings and rulings, and we also find that some words are exposed to their meaning in the Persian language, and all of this indicates a vast knowledge of less than its counterpart

Osama Jumaa Mohammed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Hazm'da irade ve insanın hürriyeti problemi

?İbn Hazm'da İrade ve İnsanın Hürriyeti Problemi? isimli tezimizin konusu, İbn Hazm'ın Kelam ilminin konuları kapsamına giren ve hem kelamcıları hem de filozofları ilgilendiren irade ve insanın hürriyeti meselesindeki görüşlerinin araştırılmasıdır. Bu sebeple İbn Hazm'ın görüşlerini hem kelamcılar hem de filozoflarla karşılaştırmalı olarak incelemeye çalıştık.Birinci Bölüm'de Endülüs'ün siyasî, dinî, sosyo-kültürel yapısı, İbn Hazm'ın hayatı, siyasî, ilmî ve mezhebî şahsiyeti, usulü ve Endülüs'ün İbn Hazm üzerindeki etkileri gibi konuları ele almaya gayret ettik.İkinci bölümde ise ?İbn Hazm'da İrade ve İnsanın Hürriyeti Problemi? başlığı altında öncelikle araştırmamızın temel kavramları olan irade ve hürriyet kavramlarını inceledik. Yine bu bölümde irade ve hürriyet probleminin felsefede nasıl ele alındığını, İslam felsefesinde konunun nasıl değerlendirildiğini, kelam ekollerinin konuya nasıl yaklaştıklarını göstermeye çalıştık. Bu bölümü incelerken hürriyet problemi ve bu problemi yakından ilgilendiren irade, kudret-istitâat, fiil, kaza ve kader gibi konulara özellikle İbn Hazm'ın bakışına kelam ekollerinin görüşleriyle karşılaştırmalı olarak yer vermeye çalıştık.Anahtar Kelimeler: İbn Hazm, İrade, Fiil, İnsan Hürriyeti, Kelam.

FelsefecilerKelamÖzgürlük+3
Şule Burcu Çam
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Sadruşşeria Ubeydullah b. Mesud'un hayatı ve akıl anlayışı

Sadrüşşeria Ubeydullah b. Mes'ud, Buhara'da yaşamış, Hanefî ekolüne mensup bir âlimidir. Kelâm, fıkıh, usul, mantık ve felsefe gibi alanlarda zamanının en önemli şahsiyetlerinden biri olan Sadrüşşeria, naklî ve aklî ilimlerde önemli bir yere sahiptir. Moğol istilasından sonra harabeye dönen Buhara'nın yeniden ilim merkezi olmasında ve Hanefîliğin günümüze kadar gelmesinde etkili olmuştur. Sadrüşşeria'nın İslamî ilimlerin birçok dalında yazdığı eserleri, öğrencileri vasıtasıyla İslam dünyasına yayılmış ve Osmanlı medreselerinde de okutulmuştur. Sadrüşşeria, aklın işlevselliği üzerinde durarak akıl ile nakil arasında mutedil bir yol tercih etmiştir. Ona göre, iman-amel, mükâfat-ceza, cebir-irade açısından kişinin sorumluluğundan bahsedebilmek için "teklifi mâ lâ yutak"ın güç yetirilebilir olması gerekir. O, yükümlülüğün şartı olarak ilimle birlikte kudreti de şart koşmuştur. Sadrüşşeria bu meyanda, ilim, irade ve kudret gibi kelâmî üç konu üzerinde durmuştur. Ona göre tekliften bahsedebilmek için mükellefin ne ile sorumlu olduğunu bilmesi, fiile niyetinin olması, sorumlu tutulduğu fiili yerine getirebilecek güce sahip olması gerekir.

AkılBiyografiHanefiler+5
İsmail Karadavut
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects