Statistical analysis
86 theses under this subject heading
Milli judocuların müsabaka performanslarının istatistiksel olarak değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı özellikle bütün spor dallarında sporun zirvesi olarak adlandırılan yaz olimpiyat oyunlarında judo branşında daha çok madalya alabilmek için, ilk defa bir bilgisayar programı kullanarak bilimsel veriler elde etmek ve judo branşını tanıtmaktır. Türkiye milli takımını uluslararası alanda temsil etmiş milli sporcuların müsabaka verilerinin judo branşına özel yapılan bilgisayar programı ile analiz edilerek (müsabaka analizi, puan analizi, zaman analizi, ülke analizi, yıl analizi, kategori analizi) bireysel anlamda daha başarılı olması için değerlendirme yapılacaktır. Judo branşı bireysel bir spor dalıdır. Bu sebeble yapılacak olan değerlendirme de bireysel olmalıdır. Bu program sayesinde, ülkemizi temsil eden milli sporcuların her türlü veri girişi yapıldıktan sonra, ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda, yapılacak olan değişik antrenman metodları ile sporcuların performansı daha üst düzeye çıkması sağlanarak, madalyaya bir adım daha yaklaşmasına yardımcı olacaktır.
Türkiye'de kadın iş gücünün istatistiksel olarak görünümü ve kadın istihdamının sorunlarının tespitine yönelik bir alan araştırması: İstanbul ili örneği
Günümüzde kadın iş gücünün, iş gücü piyasası içerisindeki mevcut durumu ve çalışma hayatında karşılaşmış olduğu sorunlar; toplumların en büyük problem alanlarından birini oluşturmaktadır. Bu durum; gelecekte Türkiye'nin büyüme ve gelişme hedeflerini olumsuz yönde etkileyeceği için toplumsal refah ve kalkınma açısından sorunun çözümü büyük bir önem arz etmektedir. Kadın iş gücünün, çalışma hayatına dahil olması önemli bir etken olarak kabul edilmiştir. Kadın iş gücü yapısının ve kadın istihdamının öneminin artmasına neden olmuş, beraberinde istihdam içerisinde bulunan kadınları çeşitli sorunlarla karşı karşıya bırakmıştır. Bu çalışmada; Türkiye'de Kadın İş Gücünün İstatistiksel Olarak Görünümü ve Kadın İstihdamının Sorunlarının Tespitine Yönelik Bir Alan Araştırması: İstanbul İli Örneği ile ilgili literatür taraması yapılmış ve istatistiksel olarak iş gücü piyasasındaki durumları hakkında bilgi sahibi olabilmemiz için, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri kullanılmıştır. TÜİK verileri çerçevesinde, Türkiye'de Kadın İş Gücünün İstatistiksel Olarak Görünümü başlığı altında; "eğitim", "cinsiyet", "yaş", "sektör", "medeni durum", "kayıtlılık durumu", Türkiye'de Kadın İstihdamının İstatistiksel Olarak Görünümü başlığı altında; "yaş", "eğitim", "meslek grupları", "medeni durum", "işteki durumu", Türkiye'de Kadın İşsizliğin İstatistiksel Olarak Görünümü başlığı altında; "yaş", "eğitim", "iş arama süresi" "işsizlik nedenlerine göre" görünümleri bütün yönleriyle irdelenerek çalışma hayatındaki profili genel olarak ortaya konulmuş, ekonominin genel yapısı ekseninde değerlendirmeler yapılmıştır.İş gücü piyasası içerisinde aktif olarak rol almaya başlayan kadınlar; çalışma hayatında ve aile yaşamlarında çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmışlardır. Bu sorunlar doğrultusunda; kadın çalışanlara yönelik bir anket çalışması uygulanmış ve anket sonucunda ortaya çıkan analizler yorumlanmıştır. "Kadının yeri evidir", "erkekler kadınlara göre çalışma hayatında daha başarılıdır" düşüncesi; iş bulma ve kariyer yapma konularında zorluklar yaşamalarına ve cinsiyet ayrımcılığına uğramalarına neden olmaktadır. Bu sorunların çözümü için ulusal ve uluslararası alanda yürütülen hukuki ve yapısal politikalar; bizlere her ne kadar ışık tutmuş olsa da, uygulamada sıkıntı yaşandığı ve kadın istihdamını çalışma hayatında güçlü konuma getirebilmek için arzu edilen seviyeye ulaşılamadığı görülmüştür.
Adıyaman yöresi petrol sondaj faaliyetlerinde üretken olmayan sürenin istatistik analizi
Petrol sondajı, zor ve ileri teknoloji gerektiren bir süreçtir. Gerek petrolün çıkarılması için yapılan sondaj çalışmaları esnasında, gerekse çıkarıldıktan sonra rafinerilere taşınıncaya kadar geçen süreç içerisinde kaynak israfını önleyici tedbirlerin alınması gerekir. Bu süreç içerisinde çeşitli nedenlerle kesintiye uğramış üretken olmayan süreler, önemli ölçüde zaman kaybı ve maliyet artışıyla sonuçlanacaktır. Üretken olmayan süre (ÜOS) analizi, birçok sektörde başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Süre analizi pek çok alanda mühendisler için önemli bir başvuru kaynağı olmuştur. Sondaj mühendisliği açısından bakıldığında sondaj faaliyetlerinin projelendirilmesi aşamasında olası belirsizlikleri indirgemek için iyi bir analiz yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Sondaj faaliyetlerinde sık görülen problemlerin tanımlanması, operasyonların performansındaki eksiklikleri azaltmak için düzeltici önlemlerin alınması açısından oldukça önem arz etmektedir. Özellikle zaman ve maliyetlerdeki belirsizlik oranının yüksek olduğu sondaj sahalarında üretken olmayan süre analizlerinin efektif şekilde uygulanması daha güvenilir bir sondaj projesi bütçesi planları oluşturulmasına önemli oranda katkılar sağlayacaktır. Bu çalışmada, toplam kesinti süresine yani üretken olmayan süreye odaklı sondaj performansları ele alınmıştır. Adıyaman yöresindeki 30 adet faal petrol kuyusu verileri kullanılarak ÜOS analizi yapılmıştır. Zaman dilimi olarak kuyu sondajı başlangıcı ile sondajın sonlandırılması arasındaki aşamalar dikkate alınmıştır. Sonuçların değerlendirilmesiyle, petrol kuyuları sondaj aşamasında iş ve emek kaybının önlenebilmesi için alınması gereken önlemler sıralanmış ve tavsiyelerde bulunulmuştur.
Statistical analysis of bus transportation networks for four largest cities in Turkey
Network properties for public bus transportation networks (BTNs) of four largest cities (İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa) in Turkey have been analyzed under C-, L- and P-Space topologies. Node degree distributions are shown to follow power-law distribution indicating scale-free nature of the networks. Furthermore, the networks have been growing preferentially with the exception of Bursa. Degree-degree correlations of nodes were studied in assortativity. The networks have small shortest-path values. For example, in İstanbul the maximum shortest path was found to be 4 in C-Space meaning that one needs at most 4 transfers to reach any point in the network. Correlation between mean shortest path lengths and nodes of given degrees of single end nodes are shown to follow power-law in L-Space. Degree, eigenvector, closeness, and betweenness centralities of nodes were calculated, and correlation between mean centrality values and degree were well described by power-law. Thus, in summary, BTNs show small-world and scale-free properties. We also investigated the impacts of two recent projects, Metrobüs and the Third Bosphorus Bridge, on bus network properties in İstanbul.
1980 sonrası Türkiye'de ayçiçek tohumu ve yağı üretimindeki değişimler: Yapısal kırılmalar, eğilimler ve gelecek tahminleri
Beslenme seviyesi ve gıda arz güvenliği, günümüzde ülkelerin kalkınmışlık düzeylerini ortaya koyan temel göstergeler arasında yer almaktadır. Bitkisel yağlar, yalnızca sağlıklı ve dengeli bir beslenme için değil, aynı zamanda sanayi ve dış ticaret açısından da stratejik bir değer taşımaktadır. Türkiye'de bitkisel yağ ihtiyacını karşılamada en önemli kaynaklardan biri olan ayçiçeği (Helianthus annuus L.), hem tarımsal üretimde hem de dış ticaret dengelerinde belirleyici bir ürün konumundadır. Ülkemizde yağlık ayçiçeği tohumlarına destekleme primi ilk olarak 1989 yılında uygulanmaya başlamıştır. Bu destek, yağlık ayçiçeği üretimini teşvik etmek ve bitkisel yağ açığını azaltmak amacıyla hayata geçirilmiştir. Ancak 2006 yılında, yağlık ayçiçeği daha da önemsenerek "stratejik ürün" statüsüne alınmış ve destekleme miktarları artırılmıştır. Bu dönemde özellikle yağlık ayçiçeği tohumu için verilen primler yükseltilmiş, üretim ve ekim alanlarının genişletilmesi hedeflenmiştir. Türkiye'de yıllık ayçiçeği üretimi yaklaşık 2,3-2,5 milyon ton civarındadır. Üretilen ayçiçeğinin büyük çoğunluğu, yaklaşık %85-90 oranında, yağlık olarak değerlendirilmektedir; geri kalan kısmı ise çerezlik olarak kullanılmaktadır. Artan nüfus ve tüketim talebi karşısında mevcut üretim düzeyi yetersiz kalmakta ve önemli miktarda ham yağ ve yağlık tohum ithalatı yapılmak zorunda kalınmaktadır. Ayçiçeği üretim kapasitesinin artırılması ve sürdürülebilir bir üretim yapısının oluşturulması, dışa bağımlılığı azaltmak ve gıda güvencesini sağlamak bakımından kritik önem taşımaktadır. Bu tezde, uluslararası bazda 1980 yılından başlayarak 2023 yılına kadar ayçiçeği tohumu ve ayçiçek yağı üretim, ithalat ve ihracat verileri detaylı biçimde analiz edilmiştir. Ayrıca 2022 yılında başlayan Rusya–Ukrayna savaşının ve bu süreçte gündeme gelen tahıl koridoru etkisinin, küresel ve Türkiye özelinde ayçiçeği dış ticaretine yansımaları değerlendirilmiş; savaş öncesi dönem (2019-2021) ile savaş yılları (2022-2023) karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Ulusal bazda ise 1991-2023 yılları arasında ayçiçeği tohumu ve ayçiçek yağı üretim, ithalat ve ihracat verileri ele alınmıştır. Gelecek öngörüsü olarak 2023 yılı sonrası 5 yıl için analizler yapılmıştır. Çalışmada trend analizi ve Box-Jenkins (ARIMA) modeli kullanılarak gelecek tahminleri yapılmış; TÜİK ve FAO gibi veri kaynaklarının istatistiklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçları, mevcut üretim seviyesinin artan talebi kısa vadede karşılamasının zor olduğunu, çözümün ise ithalat politikalarında aşamalı değişiklikler yapılması ve yerli üretimin uygun devlet politikaları ile güçlü bir şekilde desteklenmesiyle mümkün olacağını göstermektedir. Uygulanacak desteklerin etkinliğinin artırılması için üretici profilinin ve saha koşullarının dikkate alınması, denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve kaynak kullanımında verimliliğin sağlanması gerekmektedir. Böylece yağlık tohum üretimi ve bitkisel yağ arzında daha güçlü ve kalıcı bir yapı tesis edilebilir.
Sıkıştırmalı ateşlemeli motorlarda tasarım ve işletme koşullarına yönelik parametrelerin performans ve emisyona etkilerinin istatistiksel yöntemlerle incelenmesi
Doğalgazın ana yakıt olarak kullanıldığı sıkıştırmalı ateşlemeli motorların yanma sürecinde, performans ve emisyon oluşumuyla ilgili önemli problemler oluşabilmektedir. Sorunun temel nedenlerinden biri, piston geometrisi ve yanma sürecine ait parametrelerin etkileridir. Bu parametreler, hava ve doğalgazın karışım yüzdesini, homojen karışımın oluşmasını, yanmanın başlayacağı piston içi bölgeyi, tutuşma zamanı ve yanma hızı gibi önemli faktörleri belirler. Tasarım ve işletme koşullarına yönelik parametrelerin etkileri, deney ve sayısal akışkanlar dinamiği (computational fluid dynamics-CFD) temelli verilere ait gerçek modellerden istatistiksel yöntemlerle kurulan vekil modellerle açıklanabilmektedir. Bu yöntemlerin avantajları; daha fazla parametre kurulan az sayıdaki veriden yeterli sayıda tahmin bilgisi elde edilmesi, gerçek deney maliyetinin azaltılmasının ve CFD sayısal analiz için geçen bilgisayar süresinin kısaltılmasıdır. Bu çalışmada, metan yakıtlı sıkıştırmalı ateşlemeli motorlarda performans ve emisyon oluşumunu etkileyen piston geometrisi ve yanma süreci parametrelerinin etkileri incelenmiştir. Bu etkileri incelemek için, Deney Tasarımı metodu ile verimli örneklem noktalarından oluşturulan ait CFD verilerine, lineer regresyon ve Kriging istatistiksel yöntemleri kuruldu. Piston geometrisi ve yanma sürecine ait toplam 6 parametrenin; indike güç, özgül yakıt tüketimi ve emisyon oluşumlarına etkileri incelendi. Seçilen iki istatistiksel yöntemin modellerine ait hata oranları belirlenerek doğrululuğu test edilmiştir. Çalışma, üç önemli kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısım, gerçek veriler elde etmek için Deney Tasarımı yönteminin üç boyutlu CFD temelli yanma analizi ile birleştirilmesidir. Gerçek verilerin verimli örneklem noktalarından oluşması için sınırları belirlenen 6 adet motor tasarım ve işletme koşullarına yönelik parametrelere, Latin Hiperküp Örnekleme uygulandı. 35 adet örneklem noktaları, AVL Fire yanma analizi programında modellenerek CFD gerçek verileri elde edildi. İkinci aşama, gerçek CFD verilerine, Lineer Regresyon ve Kriging yöntemi uygulayarak vekil modellerin kurulmasıdır. Bu aşamada, kurulan istatistiksel modellerin doğrululuğunun test edilerek hata oranları belirlendi. Tahmin hata oranları karşılaştırıldığında, Kriging yönteminin daha az tahmin hatası verdiği belirlendi. Son aşama, daha az hata oranına sahip Kriging yöntemine ait sonuçlarının değerlendirilmesidir. Ayrıca Kriging yöntemi sonuçları yeni bir yaklaşımla değerlendirildi. Lineer Regresyon modelinin kurulma amacı, daha basit yapısıyla daha hızlı çözümler üretme avantajını test etmekti. Basit polinom fonksiyonu yapısı ile kurulumu daha kolay olan lineer regresyona ait hata oranları yüksek çıkmıştır. Bu çalışmada, düşük hata dağılımından ötürü motor tasarım ve işletme koşullarına yönelik parametrelerin etkilerini tahmin etmek için Kriging yöntemi seçilmiştir. Kriging modeli verilere göre şekillendiğinden temsil ve tahmin kabiliyetinin lineer regresyon modelinden çok daha güçlü olduğu ortaya çıkmıştır. Kriging modeli ise veriye göre şekil alan bir model olduğu için temsil ve tahmin yeteneğinin lineer regresyon modeline göre çok daha güçlü olduğu ortaya çıkmıştır. Kriging modellerinin hata oranlarının düşük olmasından dolayı, bu çalışmada Kriging yöntemi uygulandı. Elde edilen Kriging haritalarından parametrelerinin etkilerini tahmin edebilmek için yeni ve basit değerlendirme yöntemi geliştirildi. Elde edilen tahmin bilgilerinin literatürde benzer çalışmalarla uyumlu sonuçlar verdiği belirlenmiştir. Bu çalışmanın en önemli özelliği, 6 boyutlu karmaşık bir yapıya sahip parametre uzayı Kriging yöntemi ile daha basit hale getirilerek genel bilgilere ulaşılmıştır. Ayrıca bu çalışmanın sonuçlarının, performansın ve emisyonun iyileştirilmesiyle ilgili metan yakıtlı sıkıştırmalı ateşlemeli motor çalışmalarına katkısı olacağı değerlendirilmektedir.
Çok kriterli karar verme yöntemleriyle performans ölçümü: Süpermarket sektöründe bir uygulama
Bu çalışmada süpermarket sektöründe hizmet veren bir zincir marketin üç marketinde performans ölçümü yapılmıştır. Performans ölçümü 2016-2020 yılları arasındaki alınan veriler doğrultusunda yapılmıştır. Marketlerden kira maliyeti, çalışan maliyeti, fire tutarı, enerji maliyeti, satış geliri, satın alma gideri ve satış alanı gibi veriler alınmış, performans ölçme bu kriterler baz alınarak yapılmıştır. Veriler grafiksel analiz yöntemleriyle ve istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Verilerin grafiksel ve istatistiksel olarak analiz edilmesiyle marketlerin performanslarını bir bütün olarak değerlendirebilmek mümkün olmamaktadır. Bu nedenle farklı bir yöntem kullanılması gerekmektedir. Bu noktada, çok kriterli karar verme yöntemleri faydalı teknikler olarak ön plana çıkmaktadır. Çok kriterli karar verme yöntemlerinin birden fazla alternatifi bir arada birçok kriterle beraber değerlendirmek için iyi bir performans ölçme yöntemi olacağı düşünülmüştür. Öncelikle kriterler arasındaki önem düzeyini belirlemek için çok kriterli karar verme yöntemlerinden biri olan Entropi yöntemi kullanılmıştır. Entropi yöntemiyle kriterler ağırlıklandırılmış ve kira maliyetinin ağırlığı en fazla olmuştur. Daha sonra belirlenen kriter ağırlıklarına göre yine çok kriterli karar verme yöntemlerinden Vikor, Aras ve Moora yöntemleri kullanılarak üç marketin performansları değerlendirilmiştir. Uygulanan yöntemler ile değerlendirme yapıldığında en iyi performansı gösteren marketin üç yöntemde de aynı olduğu görülmüştür. Marketlerin performansları değerlendirilmiş olup iyileştirme çalışmaları için önerilerde bulunulmuştur.
Estimation and mapping of some soil characteristics of the Hiranregion of Northern Iraq using geostatistical andspectroradiometric techniques
Soil properties are important indicators for soil health and productivity. The aim of this study is to determine and map the spatial distribution of soil properties and make a correlation with reflectance spectroscopy in Hiran region of Erbil governorate in the north of Iraq. The study area was divided into 500 m x 500 m square grids 65 soil samples were collected in the sampling sites at 0 – 30 cm depth in December 2021. The coordinates of each location were recorded by geographic position system (GPS). Soil samples were analyzed for soil organic matter (SOM), Sand %, Silt %, Clay%, Soil reaction (pH), Electric Conductivity (EC) and Calcium Carbonate (CaCO3), Visible-near Infrared Reflectance Spectroscopy (VNIR) and geostatistical techniques were used for assessment of diverse soil properties. Geostatistical methods were used to determine spatial structure for each of soil properties. Interpolation methods ordinary kriging (OK) and inverse distance weighting (IDW) were used to estimate the spatial analyze of each soil properties. As a result the amount of Sand %, Clay %, Silt % and CaCO3 were significantly affected with soil reflectance. Strong and moderate spatial dependence in soil parameters might be explained using an exponential model as a best fit in semivariogram. Interpolation methods indicated that OK is more accurate than the IDW for interpolating of SOM %, Sand %, Silt %, Clay %, pH and CaCO3 and IDW was better than the ordinary kriging in estimating of EC. However, Estimation of soil properties by using VNIR spectroscopy in Hiran region is better technique than geostatistical analysis.
Sosyal sorumluluk projelerinin marka değerinin arttırılmasında önemi ve istatistiksel analizi
Bu araştırmanın amacı işletmelerin uyguladıkları sosyal sorumluluk projeleri ile marka değerleri arasındaki ilişkinin tespit edilmesidir. Araştırmanın evrenini, İstanbul Anadolu Yakasında faaliyet göstermekte olan kurumsal ve büyük ölçekli bir şirketin çalışanları oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında basit tesadüfi örneklem yöntemiyle 420 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Anket formu dört bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler şu şekildedir: Demografik Özelliklere İlişkin Sorular, Marka Tercihinde Etkili Olan Faktörler, Sosyal Sorumluluk Alanı, Marka Değeri ve Sosyal Sorumluluk Projeleri. Veri analizi SPSS 16 paket programında yapılmıştır. Araştırmada sosyal sorumluluk projelerinin marka değerine olan etkisi incelenmiş ve sosyal sorumluluk projelerinin marka değerini olumlu şekilde etkilediği tespit edilmiştir.
Yataklı turizm tesislerinde izlenim yönetimi ve örgütsel sosyalizasyon arasındaki ilişkinin araştırılması ve istatiksel analizi
Tarihin başlarından beri şirketler oluşturdukları işlerde başarılılar mı başarılı değiller mi? Bunu ölçmek amacıyla farklı performans ölçme yöntemleri denemişlerdir. En başlarda idareciler sadece ve parasal(finansal) ölçütleri kullanmalarına rağmen, son zamanlarda başarı ölçüm kriterlerine yeni bir yöntem daha katmışlardır; buda stratejik ölçüt kriteridir. Çalışmamızda yataklı turizm tesislerinde izlenim yönetimi ve örgütsel sosyalizasyon arasındaki ilişkinin araştırılması konu başlığı ile araştırmamız yapılmıştır. Birinci bölümde otel işletmelerinin tanımı, tarihi özellikleri, ikinci bölümde izlenim yönetimi, modelleri ve taktikleri üçüncü bölümde örgütsel sosyalizasyon ve performans kriterleri dördüncü bölümde ise analizlere yer verilmiştir.
Kısıtlı ordinasyon yöntemlerinden kanonik uyum analizi ve gereksizlik analizi yöntemlerinin karşılaştırılması: kardiyolojik veri seti üzerinde bir uygulama
Doğadaki olaylar, birbirleri ile ilişkili olan çok sayıdaki değişkenin veya faktörün ayrı ayrı ya da birlikte etkisi ile ortaya çıkmaktadır. Gereksizilik Analizi (Redundacy Analysis, RDA) ve Kanonik Uyum Analizi (Canonical Correspondence Analysis, KUA) bu ilişkileri belirlemede kullanılan analiz yöntemlerindendir. Doğrudan Gradient Analizleri (DGA) olarak da bilinen kısıtlı kanonik analiz yöntemleri ile ilgili yapılan çalışmaların, genellikle çevrebilimciler tarafından yapıldığı ve sağlık alanında sınırlı sayıda çalışmanın olduğu görülmüştür. Bu nedenle tez çalışmasında, KUA ve RDA'nın incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, farklı ölçek seviyelerindeki değişkenlere ait verileri içeren Kardiyoloji alanındaki bir veri seti ile yöntemlerin uygulaması yapılarak performansları karşılaştırılmıştır. Performans ölçütleri olarak Belirleme Katsayısı (R2) ve MAPE (Mean Absolute Percentage Error) değeri hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre farklı ölçek türlerinde olan değişkenler arasındaki ilişki yapılarını analiz eden kısıtlı ordinasyon yöntemleri olan KUA ve RDA'nın varyasyonu yeterli düzeyde açıkladığı görülmüştür. Ayrıca, her iki yöntemin düşük MAPE değeri ile (% 10'dan düşük) iyi sınıflama yaptığı ve ordinasyon diyagramı gerçekleştirdiği böylece sağlık alanında da kullanılabileceği vurgulanmıştır. Anahtar Sözcükler: Kanonik form, ölçekleme, biplot, boyut indirgeme, MAPE, angina
Yara örtüsü uygulamaları için sentezlenen kitosen/jelatin hidrojelin biyouyumluluk ve biyobozunurluk davranışının istatistiksel olarak değerlendirilmesi
Bu çalışmada, geleneksel yara örtülerine alternatif olabilecek hidrojel hazırlamak için biyouyumlu, biyobozunur ve yeni doku oluşumunu hızlandırma özelliklerinden dolayı kitosan ve jelatin kullanılmıştır. Kitosan, jelatin ve çapraz bağlayıcı miktarının hidrojellerin biyouyumluluğu ve biyobozunurluğu üzerine etkisi istatististiksel olarak değerlendirilmiştir. İstatistiksel çalışma sonucunda belirlenen optimum miktarlara göre hazırlanan hidrojellerde kitosanın molekül ağırlığının biyouyumluluk ve biyobozunurluğa etkisi incelenmiştir. İstatistiksel deneyler Box- Behnken deney tasarım yöntemine göre tasarlanmıştır. Hidrojellerin biyouyumluluğu; şişme oranı, gaz geçirgenliği ve gözeneklilik testleri ile, biyobozunurluğu ise in vitro bozunma ve in vitro enzimatik bozunma analizleri ile izlenmiştir. Analizlerde, insan vücudu kan plazması içeriğine en yakın çözelti olan sentetik vücut sıvısı kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar Design Expert 13 paket programı ile istatistiksel olarak değerlendirilmiş ve her cevap değişkeni için matematiksel model oluşturularak parametrelerin optimum değerleri belirlenmiştir. Bu çalışmada, parametrelerin aynı anda değişmesinin biyomalzemenin özelliklerine olan etkisinin istatistiksel olarak değerlendirilmesi ile çıkan sonuçların biyomedikal uygulamalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Sehir içi EPB tünel projelerinde jeolojik formasyonlara göre jeoteknik veri analizi ve değerlendirmesi
Bu tez çalışması kapsamında tünelcilik mühendisliğinin önemli bir boyutu olan Tünel Açma Makinesi (TBM) teknolojisi, modern altyapı projelerinde vazgeçilmez bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada, TBM teknolojisi ve özellikle Pasa Basınçlı (EPB) TBM'lerin performansı üzerine odaklanılarak, tünel kazı süreçlerini optimize etmeye yönelik kapsamlı bir analiz sunulmaktadır. Çalışmanın ilk bölümleri, TBM teknolojisine dair teorik temelleri, ayna basıncı hesaplama yöntemlerini ve bu yöntemlerin tünel kazı performansı üzerindeki etkilerini detaylı bir şekilde ele almaktadır. Ayrıca, risk yönetimi ve olasılıksal analiz yöntemleri gibi kritik yaklaşımlar hem teorik hem de pratik bağlamda değerlendirilmektedir. Çalışmanın sonraki bölümlerinde ise, Ataköy-İkitelli ve Halkalı-Yeni Havalimanı metro hatları örneği üzerinden, jeoteknik ve hidrojeolojik koşulların TBM performansı üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Sonuçlar, büyük ölçekli tünel projelerinde hem kazı süreçlerinin iyileştirilmesine hem de risklerin etkin bir şekilde yönetilmesine yönelik uygulanabilir çözümler sunmaktadır. Çalışmanın ikinci ve üçüncü bölümünde, tünelcilik yöntemleri ve TBM (Tünel Açma Makinesi) teknolojisi üzerine temel bilgileri detaylandırarak, çalışmaya teorik bir temel sunmaktadır. Özellikle, EPB (Pasa Basınçlı) TBM'lerde ayna basıncı hesaplama yöntemleri, kullanılan formüller ve bu hesaplamaların tünel performansına etkileri kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Bu bölüm, TBM kazı süreçlerinin optimizasyonu ve performans iyileştirilmesi için kritik öneme sahip teorik bilgiler içermektedir. Ayrıca, risk kavramları ve olasılıksal metotlara yönelik terminolojik açıklamalar ile farklı risk analiz yöntemlerinin ayrıntılı incelemesi de bu bölümlerin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Risk değerlendirme yaklaşımları hem teorik çerçevede hem de uygulamalı olarak ele alınarak, çalışmanın metodolojik altyapısını sağlamlaştırmaktadır. Bu bölümler, tünelcilik ve risk yönetimi alanındaki akademik bilgi birikimini pratik uygulamalarla birleştirerek bilimsel bir zemin oluşturmaktadır. Dördüncü ve beşinci bölümde, Ataköy-İkitelli ve Halkalı-Yeni Havalimanı metro hatlarının jeoteknik ve hidrojeolojik özelliklerini inceleyerek, bu özelliklerin Tünel Açma Makinesi (TBM) kazı performansı üzerindeki etkilerini değerlendirmektedir. Çalışma kapsamında, farklı formasyonlarda gerçekleştirilen laboratuvar ve arazi deneyleri kapsamlı bir şekilde analiz edilmiştir. Ayrıca , EPB ayna basıncı değerlerinin hesaplama yöntemleri arasındaki farklar ve benzerlikler istatistiksel olarak değerlendirilmiş ve 5x5 L Tipi Matris Yöntemi kullanılarak risk değerlendirmesi yapılmıştır. Bu analizler, büyük ölçekli tünel projelerinde risk yönetimi stratejilerine yönelik önemli bilgiler sunmaktadır. Elde edilen sonuçlara göre, jeoteknik koşulların TBM performansı üzerindeki belirgin etkisini ortaya koymuştur. Ataköy-İkitelli Metro Hattı'nda, birim hacim ağırlık ve su içeriği EPB bar değerleri üzerinde anlamlı etki göstermiştir. Halkalı-Yeni Havalimanı Metro Hattı'nda, birim hacim ağırlık ve plastik limit kazı performansı üzerinde anlamlı bulunmuştur. Ayrıca hidrojeolojik zorlukların tünel kazısı üzerindeki rolü detaylı bir şekilde irdelenmiştir. Metro hatları arasında yapılan karşılaştırmalar, farklı zemin koşullarının kazı verimliliğine olan etkilerini anlamaya olanak tanımıştır. EPB basınç hesaplamalarına yönelik regresyon analizleri ile model önerileri geliştirilmiş ve bu modellerin doğruluğu literatürle karşılaştırılarak test edilmiştir. Sonuç olarak, çalışma, tünel kazı süreçlerini optimize etmek ve riskleri minimize etmek adına uygulanabilir öneriler sunmaktadır. Sonuç olarak, bu tez çalışması, tünelcilik sektöründe ön ve detay jeolojik çalışmaların önemini vurgulamaktadır. Projelendirme ile uygulama arasındaki uyumsuzlukları minimize etmeyi hedefleyen çalışma, jeolojik parametrelerin tünel açma makinası performansına etkilerini daha iyi anlamayı amaçlamaktadır. Elde edilen bilgilerin, gelecekteki projelerde kullanılarak sektördeki mühendislik uygulamalarına katkı sağlayacağı öngörülmektedir.
Nonparametric statistical matching methods: An application on household surveys in turkey
The use of administrative registers and sample surveys together in estimation process has a significant effect on increasing the accuracy of statistical information and reducing the response burden, time, cost and labour. However, this requires integration of data sources. Record linkage and statistical matching are two techniques improved for data integration. Record linkage is a method used when there is a perfect agreement between indicators. If there is no such variable in the data set but there are some common variables and samples of the surveys refer to same target population then statistical matching is used. Common variables between surveys are used as matching variables and fused data sets are obtained using different matching approaches such as parametric, non-parametric and mixed. Aim of this dissertation was to apply different non-parametric statistical matching methods on household based sample surveys and compare their results regarding similarity of variables' distributions. 2014-2015 Time Use Survey of Turkey and 2014 Life Satisfaction Survey of Turkey were used in the implementation. Three non-parametric hot deck methods named as nearest neighbour distance, random and rank hot deck were used in the matching with their constrained and unconstrained versions.For each method, fused data sets were obtained using four different combinations of matching variables and four target variables. Comparisons were made both between methods, and within methods; through changes in applications for each specific method. It was found that results vary according to bothmatching variables and target variables.Moreover, contrary to expectations, constrained hot deck did not provide better result. Key words: Statistical matching, non-parametric hot deck, constrained and unconstrained hot deck
Modeling and analysis of peer-to-peer video-on-demand system
Peer-to-peer video-on-demand (P2P-VoD) system has been recently a promising platform for delivery of multimedia streaming services. In this system, optimal selection of peer groups to be jointly dedicated for the requested video segmentsis one of the important problems. Traditional peer assignment approaches are not suitable due to the architecture and characteristics of the system. In this thesis, we propose a novel peer selection approach. The ultimate goal is to effectively utilize resources of peers to achieve better performance of the overall system. For this purpose, weformalize the peer assignment process as a linear optimization model constructed according to the real P2P-VoD framework.The proposed assignment procedure is compared with a classical P2P peer assignment procedure strictly based on contribution level under different scenarios. It is seen that the proposed approach provides much better performance compared to other. Moreover, extensive statistical data analysis is carried out to reveal the characteristics of the educational video systems. This study is essential for a possible simulation investigation to evaluate the performance of the proposed system. Our data set is obtained from YouTube EDU, currently the largest education video sharing site. The data set contains statistics about 20000 unique educational videos. Using this data set, it is found that videos on YouTube EDU have different static and popularity characteristics from traditional online videos.
Girdi modelleme
In this study input modeling is executed by using the most efficient statistical principles and a new input modeling tool, the Fit All function, is developed in the statistical computing environment R. Moreover a practical comparison between this function and commercial input modeling softwares such as the Arena Input Analyzer and EasyFit is made. The Fit All function automatically tries all distributions for the input data and recommends the most proper model to the user. Twenty-five continuous distributions are included to this function and the maximum likelihood method (MLE) is utilized to estimate the parameters for all these distributions. For model selection, Akaike's Information Criterion (AIC) is used which is a theoretically sound and popular criterion for model selection. To assess the goodness of fit for the best ftting distribution, the Chi-Square test is executed. If a proper fit can be found, this model is recommended to the user. Otherwise the empirical model is recommended. To compare the models recommended by the Fit All function, the Arena Input Analyzer and EasyFit; random samples from common distributions are generated. The results of the simulation study show that the Fit All function identifies the correct distribution clearly more successfully than the other softwares. This means that AIC performs much better than the other model selection procedures. Moreover the parameter estimates that are presented by the Fit All function are closer to the original parameters. This also shows that the MLE obtains high quality parameter estimates.
Tedarik zinciri planlamada risk ölçümü ve yönetimi
In today's globalized world, supply chains have global characteristics as well. Instead of geographically separated supply chains, there exists a global single supply chain in the world. Because of this circumstance, disruptions even at geographically distant locations can have severe impacts on all businesses globally. This nature of business increases the importance of supply chain risk management (SCRM) more than ever. Manufacturing plants require accurate tools to measure and manage risks effectively and profitably. In this study, an enhancement to Material Requirements Planning (MRP) type production planning is proposed such that supply chain risk can be measured precisely and risk management policies can be developed accordingly. Initially, supply chain disruptions are defined and categorized and buffers used against these uncertainties are introduced to the MRP optimization model. With this new model and a risk function defined in terms of backlogs, an SCRM framework in the form of buffer management is proposed. Afterwards, the performance of the model with different settings is observed with simulation experiments and the statistical analysis is conducted on the data. Although the most significant buffering policy was found to be the supplier lead times, many findings were discovered on the effects of buffers on the supply chain (SC) risk and the profitability of the business.
Hocaköy barajını besleyen Aliağa ve Bedre derelerinin su kalite parametrelerinin istatistiksel olarak incelenmesi
2015 yılında inşaatına başlanmış Hocaköy Barajı içme suyu temini amacıyla kurulmuştur. Barajı besleyen ana kollardan olan Aliağa ve Bedre Deresi önemli su kaynaklarındandır. Derelerin su kaliteleri BUSKİ Genel Müdürlüğü ve DSİ tarafından izlenmektedir. Tez çalışmasında, su kalitesini değerlendirmek amacıyla 2019-2020 ve 2021 yıllarına ait su kaynaklarının kalitesinin incelendiği tek bir noktadan, su kalitesi verilerine istatistiksel analiz programları uygulanmıştır ve su kalite sınıfları belirlenmiştir. Çalışmada, su kalitesinin değerlendirilmesi amacıyla Temel Bileşen Analizi ve Faktör Analizi kullanılmıştır. Verilerin analizlere uygunluğunun incelendiği tez çalışmasında Bedre Deresine 9, Aliağa Deresine 12 parametre üzerinden istatistiksel analizler uygulanmıştır. Temel Bileşen Analizinde, derelerin su kalitesini en iyi ifade eden parametrelerin başında, birinci grupta CI-, NO3-, Se, İletkenlik, SO4-2, Cr ve Pb parametreleri gelmektedir. Parametreler su kaynağının kalitesini %35,974 ve %39,554 oranında temsil etmiştir. Faktör Analizinde ise, öz değerleri 1'den büyük olan faktörler belirlenmiştir. Bedre Deresi için ilk 3 faktör, Aliağa Deresi için ilk 4 faktör uygun olarak görülmüştür. İlk 3 faktörün toplam varyansı %77,861, ilk 4 faktörün toplam varyansı %87,633 bulunmuştur. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği ve İçme Suyu Temin Edilen Suların Kalitesi ve Arıtılması Hakkında Yönetmeliği baz alınarak numunelerin yıllık ortalama analiz değerleri esas alınmıştır. Parametreler değerlendirmeye alındığında; Bedre Deresi Bakır ve Siyanür açısından IV. sınıf, Cıva, Fekal Koliform ve Demir açısından III. sınıf kalitededir. Aliağa Deresi Fekal Koliform ve Demir açısından IV. sınıf kalitede bulunmuştur. Bedre Deresinde Bulanıklık, Bakır, Mangan, Fekal ve Toplam Koliform A2 kategorisinde, Siyanür ve Demir A3 kategorisinde; Aliağa Deresinde Bulanıklık, Mangan, Fekal ve Toplam Koliform ve Demir açısından A3 kategorisindedir.
Finansal başarısızlığın yapay sinir ağları ve çok değişkenli istatistiksel analiz teknikleri ile tahmin edilmesi: Borsa İstanbul'da bir uygulama
Finansal başarısızlık, işletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmesi açısından oldukça önemli bir konudur. İşletmeyi ve işletmenin alacaklıları, çalışanları, tedarikçileri, tüketicileri başta olmak üzere tüm paydaşlarını olumsuz etkilemektedir. Bu noktada işletme ve paydaşlarının finansal başarısızlığın olumsuz etkilerine maruz kalmaması için, finansal başarısızlığı öngören tahmin modelleri geliştirilmektedir. Finansal başarısızlık tahmin modelleri, başarısızlığın iflas ile sonuçlanmasını engelleyici niteliktedir. Bu araştırmanın amacı, lojistik regresyon analizi ve yapay sinir ağları yöntemi ile Borsa İstanbul'da imalat sektöründe işlem gören işletmelerin finansal başarısızlıklarını bir yıl önceden öngörebilecek tahmin modelleri geliştirmek ve geliştirilen modellerin tahmin güçlerinin karşılaştırılması ile uygun modeli belirlemektir. Araştırma kapsamında, Borsa İstanbul'da işlem gören 140 imalat sektörü işletmesinin 2015 – 2020 yıllarına ait gelir tablosu ve bilançolarından yararlanarak hesaplanan finansal oranlar modellerde bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Lojistik regresyon analizi IBM SPSS Statistics 21, yapay sinir ağları yöntemi ise MATLAB (R2021b) programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda yapay sinir ağları modelinin(%95,7), lojistik regresyon modeline(%92,1) kıyasla finansal başarısızlığı bir yıl önceden tahmin etme gücünün daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Çorum ilinde basına yansıyan cinayetlerin değerlendirilmesi
Giriş ve Amaç: Dünya'da her 1 dakika da 1 kişi cinayet sonucu yaşamını kaybetmektedir. Dünya genelinde cinayete kurban giden mağdurların sayısı çatışmaların ve savaşların yaşandığı yerlerde yaşamını kaybedenlerin sayısından beş kat daha fazladır. Bu çalışmada Çorum ilinde meydana gelen cinayet vakalarını çeşitli tanımlayıcılar bakımından saptayarak, demografik verileri ortaya koymak ve ortaya çıkan sonuçların analizi ile riskli durumları araştırmak amaçlanmıştır. Materyal ve Yöntem: Bu çalışmada yer alan veriler başta Çorum iline ait yerel gazeteler olmak üzere ülke genelinde yer alan diğer gazeteler de kullanılarak oluşturulmuştur. Çalışmamızdaki veriler 19 Nisan 2018 ve 3 Temmuz 2022 tarihleri arasında yer alan cinayet haberleri incelenerek, analiz edildikten sonra tasnif edilmiştir. Verilerinin değerlendirilmesinde, istatistiksel analizler SPSS (Versiyon 22.0, SPSS Inc., Chicago, IL, USA, Lisans: Hitit Üniversitesi) paket programı ile gerçekleştirilmiştir Bulgular: Çorum ilinde mağdur sayısının Çorum ili nüfusuna oranı, küresel çapta mağdur sayısının Dünya nüfusuna oranına göre düşüktür. Cinayet mağdurlarının büyük bir çoğunluğu erkektir. Mağdurların en yoğunlukta olduğu yaş grubu aralığı 10 ile 29 yaş aralığı iken faillerin en yoğun olduğu yaş grubu 30 ile 44 yaş aralığıdır. Cinayet vakalarının çoğu ateşli silah kullanılarak işlenmiştir. Husumetli olunan biri tarafından işlenen cinayet en çok işlenen cinayet nedenidir. Mağdurlar en fazla arkadaş ya da tanıdıkları tarafından öldürülmüşlerdir. Sonuç: Elde ettiğimiz verilerimizin sonuçlarına göre Çorum ilinde cinayet prevalansinin Dünya ortalamasının altında olduğu, erkeklerin kadınlara göre daha fazla cinayet işlediği ve daha fazla cinayete maruz kaldığı görülmüştür. Cinayet verilerinin analiz edilmesi ile risk durumların tespit edilerek önleyici tedbirler alınabileceği ayrıca adli merciler ile işbirliği yapılarak daha geniş veri elde edilenebileceği kanaatindeyiz.
Türkiye'de 2020 öncesi trafik kazalarının değerlendirilmesi
Giriş ve Amaç: Trafik kazaları her yıl 1 milyondan fazla insan hayatını kaybetmesine ve 20-50 milyon kişinin yaralanmasına veya sakat kalmasına neden olmaktadır. Trafik kazası yaralanmaları küresel olarak önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışmada meydana gelen trafik kazalarının sayısal analizi kullanılarak trafik kazasına karışan kişi ve araç sayıları ile hangi bölgelerimizde ve hangi zaman aralığında yoğunluk yaşandığının tespit edilmesi ve trafik kazalarının nedenlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: TÜİK web sitesinin trafik kazası ve araç istatistiki verileri kullanılmıştır. TÜİK veri tabanından, 2016-2020 yılları arasındaki trafik kazaları analiz edildikten sonra tasnif edilmiştir. Veriler temel istatistik yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Bu çalışmada 2016-2020 yılları arası baz alınarak değerlendirildiğinde, ölümlü ve yaralanmalı kaza sayılarında 2019 ve 2020 yıllarında bir düşüş yaşandığı, motosiklet ile kazaya karışan sürücülerin büyük bir kısmının kaza sonrasında yaşamını kaybettiği, traktör kazalarında yüksek oranla kaza yerinde ölüm oluştuğu, ölümlü kazalarda erkeklerin %55,91' inin sürücü olarak, kadınların %65,08' inin yolcu olarak hayatını kaybettiği, trafik kazası neticesinde Türkiye'nin doğu bölümünde batı illerine göre daha düşük yaralanma ve ölüm oranının yaşandığı, ölüm oranının en yüksek olduğu yaş grubunun 65 yaş ve üzeri, yaralanma oranının en yüksek olduğu yaş grubunun ise 15 – 24 yaş grubu olduğu, ölüm ve yaralanma oranlarının yaz aylarında ve hafta sonlarında pik yaptığı gözlemlenmiştir. Sonuç: Trafik tedbirlerinin hafta sonu ve yaz aylarında arttırılması, kara yollarının iyileştirilmesi ile veriler dâhilinde daha etkili tedbirler alınması sonucunda trafik kazalarının azalacağı kanaatindeyiz.
Metal sektöründe istihdam ve iş kazalarının istatistiksel analizi olası tehlikelere karşı risk ve önlemlerin belirlenmesi
Günümüz dünyasında ki teknolojik gelişmelerin sonucunda insanların gereksinimlerini karşılamak için üretim faktörü süreklilik arz etmekte olup, bu sürecin sonunda da birçok risklerle karşı karşıya kalınmıştır. Dolayısıyla iş kazalarında ve meslek hastalıklarında teknolojik gelişimlere paralel olarak ciddi artışların görülmesi sonucu İşçi sağlığı ve güvenliği' nin ve sağlıklı çalışma koşullarının çalışma yaşamında oldukça önemli olduğu görülmektedir. Ülkemiz ekonomisine ve istihdama katkısı olan ve değeri her geçen gün artan en önemli sektörlerden biri de metal sanayisidir. Metal sektörü küresel düzeyde hızla değişen pazar ve gelişen ülkeler arasındaki rekabet koşulları nedeniyle süreklilik arz eden gelişim içindeki dinamik bir sektördür. Ayrıca, metal sektörü çok çeşitli tehlike ve riskleri barındırması nedeniyle de yüksek riski olan sektörlerin başında gelmektedir. Bu çalışmada böylesi değerli ve önemli bir sektör olan metal sektörü için İş Sağlığı ve Güvenliği' ni adım adım planlayarak, uygulayarak, kontrol ederek ve sonuçlarına göre önlem alınması gereken döngü içindeki aşamalardan kontrol et basamağı için yapılan araştırmalar ve istatistiki veriler incelenmiştir. İlk aşamada 2010-2020 seneleri arasında AB Üyesi devletler ve ülkemizde metal sektöründeki ölümle sonuçlanan iş kazaları istatistiklerinin analizi incelenmiş olup Avrupa devletleri ile ülkemizdeki iş kazası verileri kıyaslanmıştır. İkinci aşamada ülkemizde metel sektöründeki 2017-2020 seneleri arasında istihdam ve iş kazalarının veri ve istatistiklerinin analizi incelenmiş olup iş kazası, yaralanma ve can kaybı sayılarının SGK' ya ait yıllık veriler ve daha önceki senelerde hesaplanarak yapılan tablo ve verilerle birleştirilerek oluşturulan 2010-2020 yıllarını kapsayan onbir yıllık veriler tablolaştırılmış ve grafiklerle irdelenerek değişimler belirlenmiş ve oluşan değişimlerin sebepleri araştırılmıştır.
Analyzing basic health indicators of Turkish health system according to nuts 1 classification in 2015
From past to present, health is one of the most important criteria determining the development of a society. Furthermore, the efficient and effective use of human and material resources in the health field and the equitable exploitation of health services by people is an important issue. Turkey in case of the point has unbalanced dispersion among its region in terms of the healthcare resources. In addition, among the Organization for Economic Cooperation and Development (OECD) members, Turkey is an insufficient level with regard to health service presentation and healthcare resources. To produce evidence on these assumptions, this study examines the differences and similarities among Turkey's 12 regions, which are created according to the Nomenclature of Territorial Units for Statistics System (NUTS). The study also aims to determine Turkey's health care position among the OECD countries in terms of the health indicators. In accordance with these purposes, 10 variables related to the basic health indicators for 2015 were determined. The reason for the selecting of the 2015 year data is that when this study was done, the most current data both domestic and international fields belonged to the year of the 2015. After health indicators were selected, 14 hypotheses related to the data were generated. Then these hypotheses were analyzed with parametric and nonparametric statistical methods. Besides, the main components of health, which are human resources in health, health financing, and health IS, have been examined for both the international arena and Turkey's NUTS 1 level arenas. Furthermore, comparisons were made in terms of the socio-economic situation of Turkey's NUTS 1 level regions. The study findings showed that there are inequalities in health service presentation among the regions of Turkey. Furthermore, Turkey among OECD countries remains inadequate in a serious sense in terms of the resources, which are used in health. In an overall manner, the study revealed that there is a vital need for using more effective and innovative information systems (IS), particularly health care IS in Turkey. This study's results will be important for managers, decision makers, and academics who want to contribute to the improvement of the healthcare service presentation.
A supplementary framework regarding a statistical analysis using scorcards in supply chain management
In globalized world, product life cycle, competition among the firms, customer demands, willing to increase the market shares of the firms have always been increasing. Along with develop in information technologies, firms have to construct, manage and improve their supply chain system. Competition is established on supply chain system. Nowadays, competition among the firm changes as competition among their supply chain system. Because, the products have to be in right time, at the right place, at right quantity, at right customer, with the suitable cost. Firms are targeting goals with respect to these criteria. These goals have been required to reach standardization in measuring supply chain performances. Supply-Chain Council (SCC), in 1996, introduced SCOR model to identify measure and develop supply chain processes as a standard among industries. Along with these supply chain, total performance is aimed to be determined area. SCOR model enables managers to make right decision at strategic level. SCOR model is a reference model which includes standard definition of the management processes, relationships among business processes, and standard metrics in measuring process performances, performance application best-in-class, and the function of all businesses processes. And the relationships among the answers given to those questions have been analyzed in order to construct a performance measurement model. This model which can be used for measuring the performances of the firms focused on transportation is proposed to use companys' procedures. Key Words: Competition, Process, SCC, SCOR model, SCORcard.