Comparative literature

205 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

The posthuman condition: A comparative study of Kazuo Ishiguro's Never Let Me Go and Margaret Atwood's Oryx and Crake

Recently, numerous scientific and technological advances have taken place and the humanist attitude that man is the measure of all things has been challenged by the flourishing manifestations of trans-/posthumanism. Therefore, what it means to be human has been questioned by various theoreticians like Cary Wolfe, N. Katherine Hayles, and Donna Haraway. In this regard, concepts like Self/Other, human/non-human, body/mind are analysed anew in the framework of trans- and posthumanism. As part of dystopian literature, Kazuo Ishiguro's Never Let Me Go (2005) and Margaret Atwood's Oryx and Crake (2003) not only indicate a posthuman condition but also illustrate the question of identity regarding the characters. Consequently, this study discloses breaking points which involve issues of authenticity, othering, as well as identity explorations of the individuals based on post-/transhumanist theories and significant issues of the contemporary age. Besides developing self-awareness to gain individual autonomy, the subjects' ability to liberate themselves through the rejection of grand narratives is discussed with references to posthuman ethics in Never Let Me Go and Oryx and Crake in a comparative manner. Key words: Kazuo Ishiguro, Margaret Atwood, metanarrative, othering, posthuman subject, posthumanism, self-awareness, transhumanism

Atwood, MargaretIshiguro, KazuoComparative literature+6
Nergiz Öznur Vardar
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Jean Baudrillard's Concept of Museumification as revealed in Julian Barnes' Flaubert's Parrot and Orhan Pamuk's Museum of Innocence

This study investigates the concept of 'Museumification' by Jean Baudrillard in terms of postmodernism. Museumification is a term which was theorized by Baudrillard to emphasize a belief or a habit that could not be practised any more. The purpose of this study is to analyse an English novel Flaubert's Parrot by Julian Barnes and a Turkish Novel Museum of Innocence by Orhan Pamuk in terms of Jean Baudrillard's concept of 'museumification' which is mentioned in his own book Simulacra and Simulation. Published in 1984 the third book of the novelist Julian Barnes, Flaubert's Parrot is about being in search of his favourite French writer Gustave Flaubert and the parrot which is taken place in Flaubert's works and his life. Barnes tells the story from a fictional character's George Braithwaite's omniscient point of view with first person narration. Published in 2008 the twelfth book of the novelist Orhan Pamuk, Museum of Innocence is about the love among the characters Kemal Basmacı and Füsun Keskin from the fictional character's Kemal's omniscient point of view with first person narration. Kemal's obsession of collecting his lover Füsun's objects and Pamuk's collecting the objects that represents the time of Istanbul and society. Pamuk's collecting objects which represent the time of İstanbul and Kemal's real objects, which are belong to Füsun, are exhibited in the museum. So the novel becomes a museum. These arguments are analysed both according to Baudrillard's concept of 'museumification' and other sources about the concept of 'museumification'. Keywords: Jean Baudrillard, Museumification, Postmodernism, Julian Barnes, Flaubert's Parrot, Orhan Pamuk, Museum of Innocence

Barnes, JulianBaudrillard, JeanComparative literature+2
Selin Deniz
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Daniel Defoe'nun Moll Flanders ve Namık Kemal'in İntibah romanlarında günahkar kadın temsilleri

Gender studies emerged in the 1980s and 1990s and gender began to be discussed in greater detail in academia. Gender studies is an interdisciplinary field focusing on women, gender identity, and representations in general. Women who live in patriarchal societies and are exposed to unfair attitudes have begun to think about their identity, purposes in their life, expectations from life, and their status in community. Society determines whether a woman is moral and immoral. This thesis examines fallen women representations, their features and their literary, religious, and historical backgrounds by providing literary and mythological examples. Mahpeyker is a fallen woman character in the novel İntibah which Namık Kemal wrote in 1876 and is one of the first example of Turkish novel that shows how fallen women are viewed by the society. To understand fallen women's point of view, Moll, a fallen woman character in the novel Moll Flanders, which Daniel Defoe wrote in 1722, was examined. This thesis explores how and why a woman is called a fallen or femme fatale by male-oriented societies in literary works.

Defoe, DanielWomenComparative literature+6
Zeynep Esra Altuntaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aytül Akal ve Susan Taghdı̇s 'in çocuk hı̇kâyelerı̇ üzerı̇ne karşılaştırmalı tematı̇k bı̇r ı̇nceleme

Aynı kültür ve medeniyet dairesinin iki büyük mensubu olan Türkler ile İranlılar uzun ve köklü tarihleri boyunca birçok açıdan etkileşim içinde olmuşlardır. Bu iki ülkenin bin yılı aşkın bir süredir komşu olmaları hasebiyle ortak medeniyet paydalarının diğer milletlere nazaran çok daha fazla olduğu açıkça ortadadır. Bugüne kadar tarihî, sosyolojik, siyasi ve askerî alanlarda ve nihayet ana konumuzu teşkil eden edebiyat alanında bu iki komşu ülke üzerinde yapılan bilimsel araştırmalar hak ettikleri düzeye ulaşmamıştır. Mutlaka yapılması gereken ve bizim de tezimizin omurgasını oluşturan karşılaştırmalı edebiyat çalışmaları iki milletin birbirini daha yakından tanıması, ortak tarihlerine yönelmesi ve geleceklerinin inşasında nasıl tavır alacaklarının tayininde özellikle iki toplumun hangi ortak değer ve olgulara sahip olduklarının tespit edilebilmesinde hayati önem taşımaktadır. Edebiyatın toplumları etkileme, değiştirme ve yönlendirme işlevleri göz önüne alındığında yukarıda bahsedilen ihtiyacı giderme fonksiyonunun en çok ya da en etkili şekilde edebiyat aracılığıyla yapılabileceği kuşkusuzdur. Edebiyatın tartışmalı alanlarından biri olan çocuk edebiyatı da yukarıda bahsedilen kültürel karşılaştırılmaların yapılabilmesi açısından yeterli malzemeyi sunmaktadır. Bu itibarla tezimizin ana konusunu, TEDA programı kapsamında bazı eserleri Farsçaya çevrilen Türk yazarı Aytül Akal ile TOP programı kapsamında bazı eserleri Türkçeye çevrilen İranlı yazar Susan Taghdis'in hikâyelerinin incelenmesi oluşturmaktadır. Tezin amacı, iki yazarın hikâyelerini karşılaştırmak; yazarların eserlerinden hareketle çocuk edebiyatına yükledikleri işlevi tespit edip kıyaslamak; aynı zamanda Türkiye ve İran sahası çocuk edebiyatını bu iki örnek üzerinden tematik açıdan bir incelemeye/değerlendirmeye tabi tutmaktır. Ayrıca konunun daha iyi ortaya konması adına karşılaştırmalı edebiyat ve çocuk edebiyatı konularının genel bir çerçevesi çizilerek literatürleri hakkında bilgi verilecektir. Aynı dönemde yaşayan, Türk ve İran toplumlarının benzer kültürel ve sosyolojik değişimlerine şahit olan, ülkelerinin çocuk edebiyatı alanında önde gelen isimlerinden olan bu iki kadın yazarın hayatları, sanat anlayışları ve kendi ülkelerinin modern edebiyatındaki yerleri de tespit edilmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler Çocuk Edebiyatı, Karşılaştırmalı Edebiyat, Türk Edebiyatı, İran Edebiyatı, Aytül Akal, Susan Taghdis, Tema.

Fars edebiyatıHikayeKarşılaştırmalı değerlendirme+7
Farnaz Rahımzadehasl
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk ve Alman edebiyatından seçilen eserlerde engelli karakterlerin sunuluş biçimleri (Kemal Tahir – Köyün Kamburu, Hasan Ali Toptaş – Sonsuzluğa Nokta, Stefan Zweig – Ungeduld des Herzens, Günter Grass - Blechtrommel)

Engelli bireyler son yıllarda sosyal bilimlerde birçok çalışmanın konusu olmuştur. Bu çalışmada da engellilik çalışmalarının temel vurgularını da göz önünde bulundurarak, fiziksel engelli bireylerin edebi eserdeki temsili ele alınacaktır. Edebi eserlerde engelli bireyi kaleme alan yazarların tutumu, engelliliğin yazınsallaştırılması, engelli bireyin nasıl bir karakter çizimi ile okuyucuya sunulduğu ve hangi bağlamlarda aktarıldığı Türk ve Alman edebiyatından seçilen toplamda dört eserde (Kemal Tahir, Köyün Kamburu; Hasan Ali Toptaş, Sonsuzluğa Nokta; Stefan Zweig, Ungeduld des Herzens; Günter Grass, Blechtrommel) açıklanacaktır. Bir diğer önemli soru, engelliliğin sosyal gerçeklik ile mi yoksa yazınsallığın en belirgin özelliklerinden biri olan kurgu olarak mı kaleme alındığıdır. Eserler arasındaki benzerlikler, farklılıklar ya da ortak noktalar ortaya çıkarılacaktır.

Alman edebiyatıGrass, GünterKarşılaştırmalı edebiyat+5
Özgül Sezer
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The comparative analysis of English and Russian war poetry

Farida Isaeva. The World War I Poetry Introduced by the British and the Russian Poets Wilfred Owen and Nikolay Gumilev. Istanbul Aydin University, Institute of Social Sciences, English Language and Literature. Istanbul. 2014. The WWI poetry is a theme discussed by many researchers. Its influence on people from different generations is irrefutable. The war poetry had various tendencies such as the woman poetry, the trench poetry, the war propaganda poetry. One of the main differences of the poetry of this period is its war lyrics that combined the emotions of the poet with the cruelty of the reality. Thus, war lyrics represent a wide part of the war poetry. The features of war poetry depend on the poet's tendency from being patriotic to protesting against the war. The war poetry united a lot of poets under its title. Many of them wrote their poems at the home front, some of them were the eye-witnesses of the war combat. This work particularly discussed the poems of the Russian and the British poets. Nikolay Gumilev and Wilfred Owen both took part in the WWI. They were influenced and moved by it, which affected their readers. Both poets' works reflected the horrors and uselessness of war. Gumilev tended to believe in the purifying purpose of the war, where all the sinful would burn and the new world would grow after. In turn, Owen was protesting against the war, its futility, brutality towards the young soldiers loosing lives for no reason. Both poets used Christian symbols and allusions in their works. Key words: World War I, Wilfred Owen, Nikolay Gumilev, Akmeism, war poetry.

World War IGumilev, NikolayComparative analysis+7
Farida İsaeva
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessEN

Modernism a road to death for Virginia Woolf and Sadegh Hedayat

Modern life is very attractive when you think about the new world and new technologies but when you go through that, you can see the negative sides more than the positive sides. Years ago when the modern ideas appeared it was very interesting for some people but not for all of them. Modern ideas were changing the world fast without any attention to the people and how do they adapt themselves with that. Pioneers like Woolf and Hedayat were writers who tried to create a new point of view toward life; they sacrificed themselves to ascertain the truth of the humanity, art and existence. In this thesis I am going to do research about the common ideas between Woolf and Hedayat also how they changed their environment, how they affected by modern ideas, how they struggled to create new methods of writing and how they finalized their lives. I will give some information about the historical and social issues related with these writers' lives and then I will analyze their works to reach to the idea that modernism was a road to death for Woolf and Hedayat. Key words: Woolf, Hedayat, Modernism, İran, England

LiteraturePersion literatureHedayat, Sadık+6
Abdol Nasser Saboury Far
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Analysing and comparing Sylvia Plath's the Bell Jar and Susan Sontag's Alice in bed within the frame of feminism and panopticon

Throughout the history, there is a crucial difference between men's and women's position. Women have been the ones who are expected to engage in some social roles such as being an ideal mother, housewife while men have been expected to deal with outer world. Especially, women who have an intellectual power to write have had paradox between their creative minds and feeling of obligation to be accepted by society. For the sake of literature, these women have suffered from mental illness and depression. At the end, suicidality emerges among these women. This thesis study aims at demonstrating how social and familial constraints have an impact on the future plans of women no matter how they have creative minds.This study will handle this issue by analyzing Sylvia Plath's novel, The Bell Jar, and Susan Sontag's play, Alice in Bed. These works will be the main sources of this thesis while they are being analyzed within the frame of Feminism and Foucault's notion of Panopticon. Both of the works question the position of women in patriarchal society. The protagonists in the novel and the play clearly demonstrate the oppression they feel because of dominant forces. These characters are the examples of the power that patriarchal system creates, and they clearly show the limitation of women's scopes of success because of this system. They feel engulfed, and they suffer from depression, so they have a tendency towards committing suicide. Hence, this thesis will reflect society's pressure on women's desires and their identity, and it will demonstrate the double standards applied to women which later gives rise to psychological problems for women.

FeminismWomen problemsWomen+6
Sıla Selçuk Kurtuluş
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Nilgün Marmara ve Didem Madak şiirinin feminist bağlamda mukayeseli incelenmesi

Türk edebiyatında şiir üzerine yapılan çalışmalar, genellikle şairlerin tek bir yönünü ortaya koymuştur. Şiire, şair bağlamında bakılması konusunda kadın şairler daha ilgi çekici bir konumda bulunurlar. Türk edebiyatındaki hâkim eril dil ve söylemle kadın şairler kategorisi oluşturularak kadınlara yönelik ilk ayrımcılık yapılmıştır. Bu bağlamda kadın şairlere yönelik eleştirilerde ciddi problemlerle karşılaşılır. Kadın şairler üzerine yapılan değerlendirmeler ve tespitler genellikle onların hayatları üzerine temellendirilmekte ve yapılan metin ile ilgili yorumlamalar eksik kalmaktadır. Kadın şairlerin şiirleri sadece annelik ve kadın duyarlığı olarak ele alınmakta ve bu da edebiyat eleştirisi alanında büyük bir boşluk oluşturmaktadır. Bu tezde Türk edebiyatının iki önemli şairi Didem Madak ve Nilgün Marmara'nın şiirlerinin, toplumsal cinsiyet farklılığını kadın bakış açısıyla sunan ve cinsiyetler arasındaki asimetrik iktidar ilişkisine, patriyarkaya dair eleştirel bir farkındalık sergileyen teori olarak da tanımlanan feminist teori bağlamında karşılaştırmalı incelenmesi umulmaktadır. Şiirlerin analizi feminist teori merkezli yapılmış olup öz yaşam öykülerinden de yararlanılmıştır. Şairlerin kadın odaklı hayata, edebiyata bakışları incelenmiş ve toplumsal cinsiyet, iktidar, beden, cinsellik, mekân gibi unsurlara bakış açıları karşılaştırılmış; ataerkil egemen sistemin doğurduğu eril dilin kadın şiiri ve poetikası üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Nilgün Marmara, Didem Madak, Feminizm, kadın edebiyatı, şiir.

KadınlarKarşılaştırmalı edebiyatMadak, Didem+5
Murat Özdemir
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessEN

From mary Sue to Mary Magdalene: First-person narration in female drag

This thesis analyzes two bildungsromans – Reşat Nuri Güntekin's Autobiography of a Turkish Girl and Alberto Moravia's Woman of Rome (both written by male authors, but narrated by female protagonists from a first-person perspective) – through the prism of a Japanese drag performance style josō buntai, the Madonna/whore dichotomy embodied in the two protagonists, and a transcivilizational emphasis on the construction of femininities in two different post-WWI nation-building settings (Atatürk's Turkey and Mussolini's Italy). Keywords: transvestite ventriloquism; male gaze; gender studies; Madonna/whore dichotomy; Reşat Nuri Güntekin; Alberto Moravia.

Development novelGüntekin, Reşat NuriFemininity+7
Natasha Chevık
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Aziz Mahmud Hüdâyî'nin dîvân-ı ilâhîyat'ı ile Johann Wolfgang Von Goethe'nin doğu-batı dîvânı'nda tasavvuf

Bu tezimiz mukayeseli bir çalışmadır. Bu tezde, Aziz Mahmûd Hüdâyî'nin Divân'ı İlâhîyat'ı ile Johann Wolfgang von Goethe'nin Doğu-Batı Divânı'nda Tasavvuf konusu incelenmiştir. Öncelikle, tasavvufun genel mahiyeti hakkında bilgiler verilmiştir. Bilahare, Hüdâyi'nin yaşadığı dönemin siyasi, sosyal, kültürel ve edebi karakteri irdelenmiştir. Hüdayi'nin hayatı, ilmî, edebî ve manevî şahsiyeti hakkında bilgiler sunulmuştur. Onun kurmuş olduğu Celveti Tarikatı ele alınarak, Hüdâyî Yolu anlatılmış ve Hüdâyi'nin duasının tesirinden bahsedilmiştir. Yine aynı şekilde Goethe'nin yaşadığı dönemin siyasi, sosyal, kültürel ve edebi karakteri incelenmiştir. Goethe'nin İslam Dini ile ilgili görüşleri ele alınarak, onun doğuya olan ilgisi ele alınmıştır. Daha sonra Doğu-Batı Divanı hakkında bilgiler verilerek, Goethe'de Allah, Kur'an ve Peygamber tasavvuru hakkında bilgiler sunulmuştur. Her iki divandaki ilahi aşk, Allah ve Peygamber tefekkürü konuları tasavvufi açıdan incelenmiştir. Tezin son kısmında ise her iki şahsiyetin ve eserin mukayesesi yapılmaya çalışılmıştır.

Aziz Mahmud HüdayiEdebiyatEski Türk edebiyatı+7
Sabri Balta
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Hybridity and identity crises in Randa Jarrar's a map of home and him, me, Muhammad Ali and Elif Shafak's honor and the Forty Rules of Love

In the many intellectual literary works; hybrid culture and individual identity have a primal role in the age of globalization, the process in which flow of ideas take place constitutes precepts of the global system. Hybridization comes out from the amalgamation of myriad heritance from various cultures of the world. In such a multi-dimensional direction, the crises of identity creeps in deeply. Therefore, the identity of individual springs from the individuals' feelings, aspirations, characters, and motives. These factors are held and practiced by an individual through his life in cultural oversight. This study puts forth and draws inferences from the logical debate between the prevalence of hybrid culture and crises of identity of an individual in the age of globalization in the post-colonial international regime. Post-colonialism reflects the residue of master rulers in colonies held previously. This situation emerged on way of the world after world war-II. The immigration took place at significant quantum which breached the cultural values and presented various impediments for new settlers in different regions of the world. The purpose of the study is to explore the opposing forces of hybrid cultures and identities of the individuals. This translocation often becomes harmonious, whereas on some occasions it creates new breaching points for the security of the individual identities for human beings. This thesis consists of the inferences drawn from two great novels as mentioned aforesaid. The experiences and hard realities of the lives of writers have been accounted for in this textual analysis. Keywords: Post-colonialism, Identity Crises, Hybridity, Home, Orientalism.

Jarrar, RandaComparative literatureIdentity construction+6
Khansa Taha Shafıq
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

William Faulkner ve Yusuf Atılgan'ın eserlerinde modernist unsurların incelenmesi

This thesis aims to analyze the modernist elements in the works of William Faulkner and Yusuf Atılgan. It takes as the subject matters William Faulkner's The Sound and the Fury and Yusuf Atılgan's The Loiterer and MotherLand Hotel. Modernism is a period that affects every aspect of life, specifically literature. Traditional or established elements in novels and stories have gained a radical momentum with modernism and are frequently portrayed in the works of modernist writers. Yusuf Atılgan and William Faulkner, two important names of Turkish and American literature, are among those who reflect this change abundantly in their works. Especially in their novels, real and dream are given together, and concepts such as consciousness / subconscious invented by Sigmund Freud and his student Carl Jung and inner speech are employed extensively in the characters. The concept of time is no longer directed outward but inward. In addition, as a content component, it is inevitable that the characters often experience loneliness, alienation and attempt to commit suicide, but there are similarities and differences in terms of leitmotif, time and narrative point of view. In our study, we aim to explore the modernist elements in terms of form and technique in Benjy, Quentin, Jason, and Caddy in The Sound and the Fury; The Loiterer's C. and Zebercet in Motherland Hotel.

Atılgan, YusufFaulkner, WilliamComparative literature+5
Necip Karabulak
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk ve Özbek edebiyatlarında toplumcu gerçekçi romanların kronotopları

Bu çalışma, 1937-1989 yılları arasında Türk ve Özbek edebiyatlarında yer alan toplumcu gerçekçi on dört romandaki kronotopları karşılaştırmalı bir biçimde incelemeyi hedeflemektedir. Toplumcu gerçekçilik akımının, edebî eserlerdeki yansımalarını belirlemek, değerlendirmek ve bu eserlerin toplumsal bağlam içindeki evrimini anlamak, bu araştırmanın temel hedefleri arasında yer almaktadır. Bu çalışmada, nitel araştırma modellerinden doküman analizi yöntemi tercih edilmiş olup, bu yöntemler derinlemesine bir literatür taraması, kültürel analiz ve karşılaştırmalı edebî analiz teknikleri ile de desteklenmiştir. Bu çalışma kapsamında, toplumcu gerçekçiliğin Türk ve Özbek edebiyatlarında yansımalarını Mihail Bahtin'in öne sürdüğü kronotop kavramı üzerinden belirlemeye yönelik bir araştırma yürütülmüştür. Bu çerçevede, toplumcu gerçekçi romanlar özelinde edebî anlayışların aynı içerik, mesaj ve ideolojiye sahip olup olmadıklarını değerlendirmek amacıyla kronotopların varlığı, işlevi, ortak ve benzer yönleri üzerine odaklanılmıştır. Çalışmanın evrenini oluşturan Türk ve Özbek edebiyatlarında toplumcu gerçekçi romanlardan örneklem yoluyla seçilen on dört roman, kronotoplar bağlamında detaylı bir şekilde değerlendirilmiş ve karşılaştırmalı analiz edilmiştir. Örneklemde seçilen romanlardaki kronotopları, varyasyon kuramına göre karşılaştırmalı bir değerlendirmeyle ele alarak elde edilen bulgular, toplumcu gerçekçiliğin zaman içindeki evrimini ve edebî eserlere yansımalarını açığa çıkarmaktadır. Toplumcu gerçekçi romanların, kronotoplar bağlamında anlaşılmasına önemli bir katkı sağlayan çalışmanın bulguları, edebî eserlerin toplumsal bağlam içinde nasıl şekillendiğini, zaman, mekân, kültür ve ideolojik anlamda nasıl zenginleştiğini de göstermektedir. Edebiyat araştırmalarında kronotopların rolünün detaylı şekilde anlaşılmasına yönelik önemli bir perspektif sunan bu çalışmadaki elde edilen bulgular, sadece seçilen on dört roman özelinde değil, aynı zamanda benzer tematik yapıya sahip diğer eserlerin anlaşılmasında da rehberlik edici niteliktedir. Bu yüzden çalışma, edebiyat araştırmalarında yeni yöntem ve bakış açıları geliştirmeye yönelik temel bir adım olma özelliğine sahiptir. Bu çalışmadan sonra yapılacak araştırmalar farklı dönemlerdeki ve coğrafyalardaki toplumcu gerçekçi edebiyat ürünlerini de içerecek şekilde genişletilebilir. Farklı edebî akımların ve ideolojik yaklaşımların kronotop aracılığıyla edebiyatta nasıl yansıtıldığını anlamak için kullanılabilecek olan bu çalışma, özellikle belirli yazarların ve eserlerin derinlemesine incelendiği çalışmalara yol gösterecek niteliktedir.

Karşılaştırmalı edebiyatSosyalist realizmTürk edebiyatı+1
Bayram Bilir
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ka'b b. Züheyr'in Kasîde-i Bürde'sinin şarihi meçhul Türkçe şerhleri (İnceleme–metin)

Arap edebiyatında "Kasîde-i Bürde" adıyla anılan iki şiir bulunmaktadır. İlki Kaʿb b. Züheyr'in Hz. Peygamber'i hicvettiği bir şiirin ardından affına vesile olması için yazdığı "Bânet Suʿâd" cümlesiyle başlayan kaside; ikincisi ise ondan yaklaşık altı asır sonra yaşamış olan Busîrî'nin felçli bedeninin şifa bulması ümidiyle kaleme aldığı kasidedir. Ka'b bin Züheyr'in "Kasîde-i Bürde"'sine yapılan şarihi meçhul Türkçe şerhleri tespit ve incelemeyi amaçladığımız bu çalışmada; Çorum Hasan Paşa İl Halk Kütüphanesi, numara 2132/2 ve Süleymaniye Kütüphanesi Mehmed Sefayihi, numara 15'te kayıtlı iki şerhin transkripsiyonu yapılmıştır. Giriş ve iki ana bölümden oluşan çalışmada öncelikle "Kasîde-i Bürde" adıyla anılan iki kaside karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmanın 1. Bölümünde Ç ve S nüshalarının imla, şekil, dil ve üslup özellikleri ile şerh usulü incelenmiş, şerhlerdeki kelime ve kavramların mukayeseli sözlüğü hazırlanmıştır. Çalışmanın 2. Bölümünde ise metinlerin hazırlanmasında takip edilen yol açıklanarak Ç ve S nüshalarının transkripsiyonlu metni verilmiştir. Çalışmanın sonucunda "Kasîde-i Bürde" adıyla anılan iki kaside arasındaki farklar ortaya konulmuş ve Ka'b b. Züheyr'in "Kasîde-i Bürde"sine yapılan şarihi meçhul iki Türkçe şerh bilim dünyasına kazandırılmıştır.

Arap edebiyatıKa`b bin ZuheyrKarşılaştırmalı dil bilim+7
Büşra Esmer
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

1990 sonrası Alman çocuk ve gençlik edebiyatında "Türk Çocukları" motifi

Almanya'da en büyük yabancı çoğunluğu oluşturan Türkler ve onların çocukları edebiyat alanında bazı roman ve hikâyelerde yer almaktadır. Bu çalışmada, Almanya'da yaşayan, çocuk ve gençlik yazını bağlamında eserlerini kaleme alan Türk kökenli ve Alman yazarların eserleri tarihsel olarak karşılaştırmalı bir biçimde incelenecektir. Günümüzde daha çok göçmen edebiyatı olarak adlandırılan Türk – Alman edebiyatı kendi içerisinde taşıdıkları özellikler doğrultusunda dönemlere ayrıştırılarak, her bir döneme denk gelecek üç tane eser seçilecek ve yazdıkları eserler özelliklerine göre değerlendirilecektir. İncelenecek eserler 1990-2020 yılları arasında kronolojik olarak sıralanarak çocuk ve gençlik edebiyatında nasıl bir değişim oluştuğu somutlaştırılmaya çalışılacaktır. Anahtar Sözcükler Göç, Çocuk ve Gençlik Edebiyatı, Almanya, Türkiye, Karşılaştırmalı Edebiyat

Alman edebiyatıGençlik edebiyatıKarşılaştırmalı edebiyat+3
Neslihan Akdemir Kaplan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi roman odağında İlyas Esenberlin ve Kemal Tahir'in romancılığının karşılaştırılması

-Tarihi Roman Odağında İlyas Esenberlin ve Kemal Tahir'in Romancılığının Karşılaştırması başlıklı çalışmada asıl amaç, çağdaş Türk edebiyatı ve çağdaş Kazak edebiyatında tarihi roman yazan iki zirve şahsiyet İlyas Esenberlin ve Kemal Tahir'in romancılıklarını karşılaştırmaktır. Bir diğer amaç ise eserler odağında ortaya çıkan benzer ve farklı yönleri, karşılaştırmalı edebiyat biliminin yöntem meselesi etrafında irdelemektir. Bu çalışmayı oluşturan ilk kaynak İlyas Esenberlin'in Göçebeler (Elmas Kılıç, Can Çekişme, Gazap) üçlemesidir. Bu eser; konu, yapı ve izlek hususları ön planda tutularak incelendikten sonra, Kemal Tahir'in Devlet Ana, Esir Şehrin İnsanları ve Kurt Kanunu eserleriyle karşılaştırılabileceği kararına varılır. Dört bölümden oluşan bu tezin birinci bölümünde, tarihi romanın tarih ve edebiyatla bağı incelenir. İkinci bölümde, tarihi romanın Kazak ve Türk edebiyatındaki gelişimiyle birlikte Esenberlin ile Tahir'in seçilen eserlerinden yola çıkarak tarihi romancı kimlikleri irdelenir. Burada, eserlerin neşredildiği dönem koşulları ile eserlerin vak'a zamanının unsurları, bir arada değerlendirilir. Üçüncü bölümde eserlerin yapı bakımından; dördüncü bölümde ise içerik bakımından karşılaştırılması vardır. Ortaya çıkan sonuçlar, ortak bir geçmişe dayanan Türk halklarının, edebiyatlarının da ortak konular etrafında şekillendiğini gösterir. Lider vasıflı devlet adamları, toplumun düşünce hayatını zenginleştiren şair ve ozanlar, kadınlar ve din adamlarının, bir milletin hafızasında nasıl geliştiği, romanlar yoluyla açığa çıkar. Ulus inşası sürecinde bağımsız bir siyasi düzen kurmanın yolu, halkların bütünlüğünü kurup koruyabilmesinden geçer. Diğer devletler ile kurulan ilişkiler, halkların geleceğine dair ipuçlarını oluşturur. Bu veriler, çalışma sürecinde yeni bir yöntem arayışı içinde olmayı gerekli kılar. Bu uğraşlar neticesinde Çağdaş Türk Edebiyatları alanında daha önce benzeri az rastlanan ve kaynak olarak kullanılabilecek bir çalışma ortaya çıkacağı öngörülür.

Esenberlin, İlyasKarşılaştırmalı edebiyatKazak edebiyatı+5
Melis Şengül
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

XX. yüzyılda modernizmin Türk ve Gürcü poetikasındaki etkileri

Batı'da gelişen modernizm Türk ve Gürcü edebiyatını ve özellikle de şiiri etkilemiştir. Edebi alanda farklı dönemlerde ortaya çıkan modernleşme hareketleri arasında büyük benzerlikler bulunmaktadır. Modernizm Gürcistan'da Maviboynuzlularla 1915 yılında görülmüştür. Ardından gelen H2SO4 şiir hareketi de Gürcü şiirinde modernleşmenin devamı niteliğindedir. Türkiye'de ise şiirde Tanzimat'tan başlayan yenileşme 1950'lerde İkinci Yeni şiirinde zirveye ulaşmıştır. Farklı dillerde konuşan bu iki ülkenin şairleri birbirlerini ve eserlerini tanımadıkları için aralarında bir etkileşimden söz edilemez. Ancak her iki ülkenin şiirinde de Batı modern şiirinin öğelerini izleyebiliyoruz. Avrupa'da gelişen modernist akımlar Gürcü şairler üzerine doğrudan etkili olmuştur ve bu etki eşzamanlıdır. Türkiye'de ise bu etki gecikmelidir. Şiirde dilin, sözdiziminin, imlanın değişimi, serbest veznin kullanılması, kafiyesiz dizeler yazma denemeleri Gürcü ve Türk şiir hareketlerinin ortak noktalarındandır. Arkada gelişen baskıcı siyasi ortamları karşısında her iki milletin şiir hareketlerinin siyasetten uzak durma tercihleri de ortaktır. Sanatçıların eserlerinde imgelerin ve simgelerin egemenliğinin kaynağı buradadır. Ayrıca şiir dışında, şiir üzerine düzyazı yazma geleneği de Batı'dan gelen bir yeniliktir. Yaratılan yeni şiirde kullanılan kavramlar, icat edilen sözcükler vs. hakkında açıklamalar bu düzyazılarda yer alır. İkinci Yeniciler de Maviboynuzlular da bu amaçla düzyazılara sıklıkla başvurmuştur. Bu çalışmada her iki ülkenin şiirindeki modernleşme süreci şairlerin düzyazılarından yola çıkarak değerlendirilmiştir.

20. yüzyılGürcü edebiyatıKarşılaştırmalı edebiyat+6
Mariami Gaprindashvili
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ve fars şiirinde yenileşme hareketlerine karşılaştırmalı bir bakış

Bu çalışmanın çıkış noktası, on dokuzuncu asrın ortasından yirminci asrın ilk çeyreğine yakın olan bir zaman dilimine gelinene kadar Türkiye ve İran'ın Batılılaşma cereyanı bağlamında, modern Fars şiirinin oluşum sürecinde beslendiği başlıca kanallardan birisinin modern Türk şiiri oluşu fikridir. Çalışmada ele alınan verilerin başlıca membaı olan tarihsel münasebetler ve benzerlik gösteren modernleşme faaliyetleri birinci bölümde ele alınmıştır. İkinci bölümde Fars şiirine nazaran yarım asırdan daha uzun bir süre evvel Batılı şiir kaynakları ve çağdaş zihniyetle tanışan Türk şiirinin yenileşme evreleri Tanzimat ve Servet-i Fünûn devirleri olmak üzere ortaya konulmuştur. İran'da Meşrutiyet hareketinden önce ilk kıvılcımları ortaya çıkan ancak bu hareket neticesinde doruk noktasına ulaşan modern Fars şiiri ise Meşrutiyet öncesi ve Meşrutiyet devri olmak üzere çalışmanın üçüncü bölümünde ve iki devir olmak suretiyle ortaya konulmuştur. Çalışmanın dördüncü bölümünde önceki üç bölümün hazırladığı bir zeminde Türk şiirinin modernleşme devrinde yeni Fars şiirinin beslendiği başlıca kanallardan birisi olduğu fikrini pekiştirecek şiir örnekleri ve bu örneklerin bağı irdelenmiştir. Çalışmamızda Türk şiirinin 1860-1901 yılları ve Fars şiirinin 1906-1925 yıllarının ele alınmasının nedeni esasen tespit edilen tesir cereyanının bu devire ait olmasından ileri gelmektedir. Bu devirde İran'ın Batı ve Batılı zihniyete açılan kapısı olma özelliğini taşıyan Osmanlı İmparatorluğu ve bilhassa da İstanbul, sözü geçen edebi etkilenme bağlamında önemli bir rol oynamıştır. Türk şiirinin bahsi geçen züre zarfında Fars şiirinin modernleşmesine etki edişi meselesine dair elde edilen bilgilerin tümünü doğru ve sağlam bir temele oturtmanın ve esasen çalışmanın tetkik yönteminin başat şartı olan tarih şuuru bu tetkikte önemli bir yere sahiptir. Çalışmada ele alınan şiir cereyanı on sekizinci ve on dokuzuncu asır gibi buhranlı bir devre ayna tutma ve sosyal, siyasal ve kültürel şartların bir yankısı olma özelliğini taşır. Bu yönüyle de bu çalışma, bilhassa İslam sonrasına ait olan tarihsel sürecin hemen her devrinde teamül halinde olan Türkiye ve İran'ın Batılılaşma devrine ait ortak yarım asrına ayna tutma ve bu teamülün odağında şiir türünde oluşan tesir meselesini ortaya koyma gayesiyle hazırlanmıştır.

BatılılaşmaFars şiiriKarşılaştırmalı analiz+6
Yasamın Gholamrahmanı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessDE

Literarische synthese zum Türkischen frauenbild. ein vergleich der protagonistinnen bei Kurban Said: Das Mädchen vom Goldenen Horn und Fatma Aydemir: Ellbogen

This article deals with a historical-literary evaluation of the Orient on the basis of the work by Kurban Said, written in German in 1938 and translated into Turkish in 2020, who wrote with this novel "Das Mädchen vom Goldenen Horn" a kind of literary treatise on the cultural conflict between the Orient and the Occident. The Orient is embodied by the protagonist Asiadeh, but begins in the Occident, in Berlin, and ends in the Orient or at least in the sensual longing for it. It follows that a controversy arises between the Occident (Berlin) and the Orient (Istanbul). The novel describes the cultural, oriental and feminine potential of Turkish society in the diaspora and accordingly defines its values. In addition, the historical and political events are explained and allow an explicit research of Kurban Said to emerge. The present contribution defines the literary standpoints on the Orient, Occident and Turkish culture and integrates them into the scientific Orient cycle. To make a comparison to the Modern, the work by Fatma Aydemir, written about 100 years later: Elbow, is added. Keywords Home, identity, classical literature, orient, occident

Selda Koçak
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Edebiyatta yanlılık sorunsalı ve yanlılığın yazınsal yapıtlardaki oluşturum biçimleri

Sanat ve edebiyatın, ideoloji ve toplum arasında nasıl bir konumda yer aldığı ve alması gerektiği üzerine birçok görüş vardır. Edebiyatta yazarın veya şairin ideolojisini yapıtlarına yansıtıp yansıtmaması özgür seçimidir. Yanlılık, sanat ve edebiyatın estetik yapısını belirleyen unsur olmadığı sürece ve yanlı sanatçı veya yazar eserlerine yüksek estetik sanatsal özellik kazandırıyorsa, burada yanlı tutum olumsuz bir nitelik olarak görülmemelidir. Sömürülen ve ezilen halkın yaşadıklarına tanıklık eden Bertolt Brecht ve Nazım Hikmet baskıya karşı halkın direnişini estetikleştiren yapıtlarıyla çok açık şekilde yanlılıklarını ortaya koymuş yazarlardır. Nazım Hikmet, sanatçının önemli özelliğinin dünya görüşü olduğunu ve taraf olmasının bu nedenle gerekli olduğunu belirtmektedir. Brecht ise sanat ve edebiyatı, dünyanın değişiminde önemli etmen olarak görmektedir. Bu çalışmanın amacı, yazınbiliminde Yanlılık kavramının Türk ve Alman yazınından seçilen eserlerdeki rolünü ve yansımalarını karşılaştırmalı olarak, marksist, sosyolojik ve yorum-bilimsel inceleme yöntemleri ışığında açıklamaktır. Çalışmada toplumcu gerçekçiliği benimsemiş olan Brecht ve Hikmet'in ideolojik yaklaşımlarının oluşma aşamasında etkilendikleri ideoloji ve toplumsal olaylar incelenecek, öncelikle yazınsallaştırma biçimleri gösterilecek ve yanlılığın yazınsal eserlerde nasıl ve hangi biçimlerde oluşturulduğu tespit edilecektir.

Alman edebiyatıBrecht, BertoltEdebiyat+6
Gülşah Kıran Elkoca
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ali ve Nino, Romeo ve Juliet yapıtlarında karşıtlıkların başkarakterler üzerinde yarattığı ruhsal yıkım

Karşıt temalar ya da durumlara tüm dillerin edebiyatlarında olay örgüsünü desteklemek ve güçlendirmek, yansıtılan estetik atmosferi belirgin kılmak amaçlarıyla yer verilir. Karşıtlık yaratmak maksadıyla bir araya getirilen olgular, tezatlık bitişikliği, soyut yahut somut bir vaziyette sunulabilir. Bahsi geçen karşıtlık durumu, Azerbaycan edebiyatının kıymetli yapıtı Ali ve Nino (1937) ve İngiliz edebiyatında en tanınan eserlerden biri olan Romeo ve Juliet 'in (1597) de temel yapısını meydana getirir. Kurban Said'in eserinde yer verdiği Doğulu-Batılı, Müslüman-Hristiyan, Asyalı-Avrupalı gibi karşıtlıklar eserin arka planı ile paralellik göstermekte, toplum gerçekliğini yansıtmaktadır. Bahsi geçen karşıtlıklar eserdeki karakterlerin benlikleri ve davranışları üzerinde tesirli etkilere sahiptir. Karakterler tecrübe ettikleri karşıt durumların çatışmaları neticesinde düşüncelerini ve davranışlarını şekillendirmektedirler. William Shakespeare'in eserinde kullanılan aydınlık-karanlık, gece-gündüz, aşk-nefret, sevgi-şiddet gibi imgesel, somut ve tematik karşıtlıklar da karakterler üzerinde tesirli olmakta, olaylara ve karakterlerin davranışlarına şekil vermektedir. Bu çalışmada Kurban Said ve William Shakespeare'in yapıtlarında kullandıkları toplumsal, kültürel, dini, coğrafi ve siyasi karşıtlıklar başta olmak üzere tüm imgesel ve nesnel karşıtlıkların Ali ve Nino, Romeo ve Juliet başkarakterleri üzerindeki duygusal ve ruhsal tesiri incelenecek, bu tesirin başkarakterleri yıkıma ve trajik sona götürüşü analiz edilecektir.

Ali ve NinoAzeri edebiyatıKarakter+5
Görkem Yıldız
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Tanzimat'tan 20. yüzyıl başına kadar (1839 – 1900) yeni Türk edebiyatında İngiliz dili ve İngilizce edebiyatın varlığı ve etkileri

19. yüzyıl Osmanlı modernleşmesi bağlamında Yeni Türk Edebiyatının batılı kaynaklarına yönelik olan bu karşılaştırmalı çalışma, "değerlendirme nesne"si Yeni Türk Edebiyatını, "karşılaştırma ölçütü" Anglosakson edebiyatıyla karşılaştırarak değerlendirmektedir. Bu karşılaştırmanın amacı, 20. yüzyılın başına kadar olan dönemde Türkçede Anglosakson edebiyatın varlığını nicel ve nitel olarak tespit etmek ve bu varlığın Yeni Türk Edebiyatının üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. Bununla birlikte bu çalışma Anglosakson edebiyatının varlığını sadece çeviri ve uyarlama gibi yollarla doğrudan Türkçeye aktarılmış metinlerde değil, Türkçeye aktarılmamış ama edebi açıdan Yeni Türk Edebiyatı üzerinde etkisi olduğu gösterilebilen Anglosakson eserlerde (yalnız edebi değil, felsefi, siyasi ve ekonomik bazı metinlerde de) ve yine araştırma konumuz etkilenmenin açıkça görüldüğü telif Türkçe eserlerde de arayıp tespit etmiştir. Bu tespitlerin sonucunda 20. yüzyılın başına kadar olan bu erken yenileşme döneminde Yeni Türk Edebiyatının batılı kaynaklarının tek ve homojen olmadığı ve anlamlı bir şekilde farklılaştığı sonucuna varılmıştır. Yeni Türk Edebiyatının bu dönemdeki batılı kaynağı tek başına Fransız edebiyatı değildir. Anglosakson edebiyatının da özgül bir varlık ve etki alanı bulunmaktadır. Hata bu ayrımda Anglosakson edebiyatıyla Fransız edebiyatı arasındaki kimi belirgin farklar da çalışmamızın tali karşılaştırma konusu olmuştur. Çalışmamızda, başta İngiltere olmak üzere İrlanda, Galler, İskoçya ve Amerika Birleşik Devletleri gibi farklı ülkelerden bütün İngilizce edebi eserler ve çalışmalar Anglosakson edebiyatı olarak kabul edilmiştir. Bu çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde 1900 yılına kadar basılmış İngiliz Dili ve Anglosakson Edebiyatıyla ilgili kitap ve dergi/gazete yazısı türünden çeviri ya da telif eserlerin yer aldığı bibliyografyalar yer almaktadır. Hazırladığımız bu bibliyografyaları destekleyen ikinci bölümde Anglosakson edebiyatının etkisi ikincil kaynaklar üzerinde gösterilmektedir. Üçüncü bölüm bibliyografyalarımızdaki eserleri türlere, yazarlara ve çevirmenlere göre sınıflandırmaktadır. "Edebiyat Ortamı" adlı dördüncü bölümde ise, İngiliz Dili ve Anglosakson Edebiyatının söz konusu dönemde Türkçe edebiyat üzerindeki dolaysız ve dolaylı etkileri, bu etkilerin görüldüğü yazarlar ve bu yazarlarla çevirileriyle katkıda bulunan çevirmenlerin çalışma, tutum ve bakış açıları tartışılmaktadır.

Karşılaştırmalı edebiyatTürk edebiyatıYeni Türk edebiyatı+2
Tarkan Murat Akkaya
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessDE

Die intellektuelle physiognomie der künstlerischen gestalten und besonderheit des kunstwerkes in der literaturkunst. Eine vergleichende analyse. Dargestellt an den ausgewählten romanen Von Herta Müller und Orhan Pamuk

The aim of this study is to analyse "the intellectual physiognomy in characterization" approach of Lukács through a pluralist method in Herta Müller's and Orhan Pamuk's selected novels comparatively. In order to understand what Lukács means by the concept of intellectual physiognomy, the concepts of physiognomy and physiognomic that provide basis for the approach in question will be dealt as the field of meaning and use primarily and especially the relation between literature and the concept of physiognomic will be evaluated within the context of internal-external dialectics. In this sense, the determinations of Lukács within the frame of the intellectual physiognomy in characterization approach exposits the figure in an artwork to be considered in a multifaceted way in question. Lukács underlines internal-external dialectics by the term of intellectual physiognomy analogously to the physiognomic approach. Differently from that, he points out the spiritual and sensory associations of physiognomy in a pluralist manner. According to Lukács, figures affect each other, subject, space and the style of the author in a hierarchical order. So, his specified points from the aspect of characterization within the scope of intellectual physiognomy of artistic figures approach will be found out. Subsequently, the novels "Reisende auf einem Bein" of the nobel-winning German author Herta Müller and "Kafamda Bir Tuhaflık" of the nobel-winning Turkish author Orhan Pamuk will be analysed within the frame of characterization in consideration of Lukács's approach in question. The similar and divergent aspects of the two authors will be revealed comparatively in this context. The author's interwoven and multifaceted characterization of the individual with his/her society are observed clearly on figures in Pamuk's and Müller's selected works. In this study, it is inferred that one of the most remarkable factors of the authors' transferring their locality to universality is their figures with intellectual physiognomy. Keywords Physiognomy, Georg Lukács, Characterization, Intellectual Physiognomy, Specialty of Artworks, Herta Müller, Orhan Pamuk.

Müge Arslan Karabulut
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

Related subjects