Tarım sektörü

106 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Küresel ısınmanın Türkiye'de tarım sektörü üzerine etkisi: Bir ARDL modeli uygulaması

Atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun artması ile yer küre ve denizlerde meydana gelen sıcaklık artışlarına küresel ısınma denilmektedir. Küresel ısınma sonucunda ortaya çıkan iklim değişikliği tarım sektörünü olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada, 1985-2016 zaman periyodunda küresel ısınmanın Türkiye'de tarım sektörü üzerine etkilerinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, tarımsal GSYH, buğday üretimi, mısır üretimi, çeltik üretimi değişkenlerinin her biri ile ortalama sıcaklık, toplam yağış, toplam karbondioksit miktarı arasındaki ilişki ARDL modeli ile yıllık veri seti kullanılarak tahmin edilmiştir. Elde edilen tahmin sonuçlarına göre, tarımsal GSYH ile karbondioksit ve yağış miktarı arasında negatif bir ilişki vardır. Sıcaklık ile tarımsal GSYH arasında negatif bir ilişki bulunamamıştır. Buna karşın, iklim değişikliğinin genel etkisi negatif yöndedir. Yapılan analizlerde çeltik üretimi ile sıcaklık ve yağış değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamazken, karbondioksit miktarının çeltik üretimi üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığı ortaya çıkmıştır. Mısır üretimi ile iklim değişikliği ilişkisi incelendiğinde ise kısa dönemde yağış ve karbondioksit miktarının üretimi negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Buna karşın uzun dönemde mısır üretimi ile iklim değişikliği arasında anlamlı bir sonuç bulunamamıştır. Buğday üretimi ile sıcaklık, yağış ve karbondioksit değişkenleri arasında ise bir eşbütünleşme ilişkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Küresel Isınma, İklim Değişikliği, Tarım Sektörü, ARDL.

ARDL Sınır TestiEkonomik etkiIsınma+7
Buşra Temur
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarım sektörünün küreselleşmesi ve Türkiye'de tarımsal dönüşüm

Türkiye tarımının, 1980 sonrası geçirdiği dönüşüm yeni bir tarımsal yapının oluşmasıyla sonuçlanmıştır. Bu yeni yapı, tarımsal üretimde kendine yeterli olmayı amaçlayan Cumhuriyet Türkiyesinin 1980 sonrasında benimsediği ihracata dayalı büyüme modeline uygun görünse de gıda güvenliğini olumsuz yönde etkilemiştir. Neoliberal politikaları uygulayan uluslararası ekonomik kurumlarla gerçekleştirilen işbirlikleri, tarım alanında faaliyet gösteren kamu kurumlarının özelleştirilmesini ve tarım sektörünü düzenleyen yasaların serbestleştirilmesini gerektirmiş, bu şekilde açılan alana da çok uluslu şirketler yerleşmiştir. Çokuluslu şirketler, girdilerden pazarlamaya, üretimden finansmana kadar tarımın her alanında faaliyet göstermekte ve faaliyet gösterdikleri piyasalardaki rekabetçi yapıyı değiştirmektedir. Çokuluslu şirketlerin tarımsal tedarik zincirlerinin ana unsuru haline gelmesiyle birlikte tarımsal piyasalar yoğunlaşmış, bu da özellikle küçük üreticilerin karşı karşıya kaldığı maliyet ve pazarlama sorunlarını daha da artırmıştır. Diğer yandan, tarımsal ticaretin uluslararası piyasalara açılması ithalat artışıyla sonuçlanmış, ithalat artarken ihracatın aynı hızda artmaması stratejik ürün gruplarında net dış ticaret açıklarına yol açmıştır. Tarım üreticileri maliyet artışları karşısında yeterince desteklenmediğinde oluşan arz açıkları ithalat ile kapatılırken, ihracat olanakları yeterince değerlendirilememektedir. Türkiye'nin tarımsal dış ticaret yapısına bakıldığında, gıda güvenliğine yönelik ürün gruplarında ithalat eğilimin arttığı, ihracatta ise meyve ve sebzenin öne çıktığı görülmektedir. Küreselleşme, beklendiği gibi yeni bir tarımsal işbölümü getirmiştir. Ancak, tarımsal ihracat gelirleri gittikçe artan ithalat talebini karşılamaya yetmemekte; başka bir deyişle, tarımsal net dış ticaret açık vermektedir.

DönüşümKüreselleşmeTarım ekonomisi+3
Ebru Kapdan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerde inovasyon gücünün ölçümlenmesi ve tarım & gıda sektöründe yöresel bir araştırma

Ekonomik büyüme ve rekabet edebilirlik günümüz şartlarında giderek inovasyona dayanmaktadır. Uluslararası yarışa dahil olabilmek ve rekabet gücünü elinde bulunduran bir seviyeye erişebilmek için ülkelerin hem inovatif girişimlere hem de bu konuda öncü şirketlere ihtiyacı vardır. Bu şirketler inovasyonu yönetilir kılabilmek için, doğru ölçümleri ve teşvikleri uygulamak, hem içeride hem de dışarıda doğru stratejilerle doğru davranışı üretebilmek, ve bu süreç için etkili bir metodoloji geliştirmek zorundadırlar.Sağlıklı bir inovasyon yönetim süreci için, işletmelerin ciddi bir planlama ve uygulama gerçekleştirmeleri, işletme içerisinde inovasyon farkındalığı yaratıp, inovasyonu kurum kültürü haline getirebilmeleri ve bu süreçte inovasyon güçlerini düzenli aralıklarla ölçmeleri oldukça önemlidir. ?Ölçemediğiniz şeyi yönetemezsiniz, geliştiremezsiniz? ilkesi doğrultusunda, yapılan bu ölçümler sayesinde elde edilecek veriler ve geri bildirimlerle, işletmeler bu alandaki zayıf ve güçlü yönlerini tespit edebilir, başarılı bir inovasyon sürecinin sürekliliğini sağlayabilirler.İşletmelerde inovasyon gücünün ölçümlenmesinin amaçlandığı bu çalışmanın ilk bölümünde; inovasyon kavramı, özellikleri, çeşitleri ile bağlantılı olduğu kavram ve konuları; ikinci bölümünde dünyada geliştirilmiş olan inovasyon ölçümüne yönelik yapılan çalışmalardan bazıları; üçüncü bölümde ise dünyanın ilk yönetim danışmanlığı şirketi olan Arthur D.Little'ın İnovasyon Üstünlüğü isimli ölçüm modeli orjinalinden çeviri yapılarak oluşturulup detaylı bir şekilde incelenmiştir. En son bölümde ise, Arthur D.Little'ın bir başka modeli yine çeviri yapılarak oluşturulmuş ve Salihli ilçesinde tarım & gıda sektöründe üretim faaliyetinde bulunan işletmelere uygulanmış, elde edilen veriler analiz edilmiş, yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: İnovasyon, İnovasyon Yönetimi, Strateji, Rekabet, Teknoloji.

Gıda sektörüRekabetTarım sektörü+4
Meltem Yalçın
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Tarımda çalışan kadınların istihdam durumunun araştırılması Gaziantep ili örneği

Tarım, kırsalda yoksulların önemli bir geçim kaynağı ve dünyada çok önemli bir yere sahip olup, tarımda kadın istihdamı geçmişten günümüze tartışılan global bir konudur. Tarım sektöründeki kayıtlı istihdam durumları, kadınların sahada fiilen kapladıkları büyüklüğün tersini göstermektedir. Tarımda kadın istihdamının mevcut durumu, sorunlar, çözüm önerileri çoğu çalışmada ulusal bazda ve genel bir yapı çizilerek ele alınmıştır. Sorunların çözümüne yönelik yaklaşımların gerçekçi olarak ortaya konması için konu il ölçekli araştırmayla ele alınmış; yereldeki politikacılara daha kolay ulaşılması, mevcut sorunların çözüme kavuşturulması, tarımda kadın emeğinin görünür kılınması ve karşılığının alınması, kamuoyu oluşturulması açısından tercih edilmiştir. Çalışmada Gaziantep İline bağlı dokuz ilçede tarımda çalışan kadın çiftçilerin kayıt dışılığı neden tercih etmek zorunda olduğu ortaya konmuştur. İl ilçe Tarım ve Orman Müdürlükleri, Sosyal Güvenlik Kurumu ve dokuz ilçenin Ziraat Odası yetkilileri ile görüşülerek kadınların çiftçi kayıt sistemi ve Sosyal Güvenlik Sistemine kayıt durumları ve mevcut problemler nitel ve nicel araştırma yöntemleri kullanılarak ortaya konmuş ve tarımda çalışan kadınların büyük çoğunluğunun kayıtlı istihdama dahil olamadıkları belirlenmiştir. Araştırmanın paydaşları, tarımda kayıtlı istihdamın önemine değinerek, istihdamı arttıracak politikaların, günümüz koşullarına uygun kadınlar lehine bir yaklaşımla ele alınarak Sosyal Güvenlik Primlerinin Devlet tarafından karşılanmasının kayıtdışılığı önleyeceğini ve tersine göç ile kişilerin tekrar köylerine dönebileceği vurgusunu yapmıştır. Kırsal kalkınma yaklaşımının tarımsal üretim süreci ile sınırlı kalmaması, sosyal, kültürel, ekonomik refah seviyesini arttıracak entegre idare sistemlerinin uygulanmasıyla başarıya ulaşılabileceği kanısına varılmıştır. Çalışma, Gaziantep tarımında kadın emeğinin kayıt altına alınmama sebeplerini, toplumsal ve politik çerçevede ele almakta olup; yerelden ulusala iller bazında toplumsal bir sorunun çözüme kavuşmasına örnek teşkil etmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Anahtar kelimeler: Tarımda kadın istihdamı, sosyal güvenlik

GaziantepKadın iş gücüKadın kooperatifçiliği+7
Aysel Eskici
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dinamik veri zarflama analizi ile tarımsal etkinlik ölçümü

Çok dönemli etkinlik problemlerinin çözülmesinde karar birimlerinin etkinliklerini her dönem için ayrı ayrı ölçen klasik veri zarflama analizi (VZA) ara ürünleri ve dönemler arası bağlantıları modele dâhil etmemektedir. Boşluk tabanlı dinamik VZA dönemler arası geçişi modele dâhil ederek karar birimlerinin tüm dönemler için genel etkinliğini analiz etmektedir. Dinamik VZA (DVZA) ekonomik karar birimlerinin tarım sektörü gibi zamana bağlı olarak etkinlik düzeylerinin hesaplanmasında dönemler arası girdi/çıktı bağlılığını dikkate almaktadır. Bu çalışmada kullanılan dinamik VZA modelinin amacı, yönelimsiz model ile girdi ve çıktı odaklı etkinliği tek bir amaç fonksiyonunda birleştirerek, ara ürün ile dönemler arası zaman bağlantısını sağlayarak karar verme birimlerinin dinamik etkinlik değerlerini ölçmektir. Bu çalışmada, DVZA ile 2016-2017 ve 2018 dönemlerini kapsayan tarımsal etkinlik değerlendirilmesi Avrupa Birliği (AB) ülkeleri bazında yapılmıştır. Ülkelerin tarımsal etkinlik analizi için göstergeler literatür taramasına dayalı olarak seçilmiş; iki normal girdi (tarımsal iş gücü ve arazi), bir istenmeyen girdi (kimyasal gübre), bir normal çıktı (tarımsal çıktı), bir istenmeyen çıktı (CO2) ve bir bağlantı değişkeni ile (kamusal tarım harcamaları) model değişkenleri olarak belirlenmiştir. Boşluk tabanlı statik veri zarflama analizi (SBM) modelleri ve boşluk tabanlı DVZA modelleri Microsft Excel Solver ile çözülmüştür. Analiz sonucunda, 12 AB ülkesinin tarımsal etkinlik skorlarının her iki modele göre 1'e eşit olduğu ve bu ülkelerin tarımsal açıdan etkin olduğu tespit edilmiştir.

Avrupa BirliğiTarımTarım sektörü+3
Sibel Yılmaz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

GAP alanında tarım ve tekstil sanayi sektörleri arasındaki yapısal ilişkiler: Bir input-output analizi

öz GAP Bölgesinde pamuk yetiştiren 72 tarım işletmesiyle, tekstil sanayii sektörlerindeki 103 işyerinden anketle toplanan verilerle, GAP Bölgesinde pamuk ve tekstil sanayii sektörlerinin yapısı ve sektörlerarası yapısal ilişkileri İnput-Output (girdi- çıktı) analiziyle araştırılmıştır. Bununla birlikte projelerin tümüyle tamamlanmasıyla sektörlerde ortaya çıkacak olası üretim kapasitesi ve faktör gereksinimlerinin ne olacağı da araştırılmıştır. Bugünkü durumuyla bölge tekstil sanayii sektörleri,GAP'ın pamuk üretimiyle ilgili hedeflerini gerçekleştirmede önemli rol alabilecek potansiyele sahip görünmektedir. Projelerin 2010 yılına kadar tümüyle tamamlanmasıyla bölge pamuk ve tekstil sanayii sektörlerinde, yaklaşık 112 bini pamuk üretim sektöründe olmak üzere, toplam 161.700 kişiye yeni iş olanağı doğabilecek, 1993 yılında yaratılan brüt katma değere göre, 1993 yılı fiyatlarıyla 2,3 kat daha fazla brüt katma değer yaratılabilecektir. Bölge tekstil sanayii sektörleri arasında, dokuma kumaş ve hazır giyim eşyaları sektöründe, bugünde olduğu gibi gelecekte de önemli büyüklükte üretim kapasitesi yaratacak yatırımlara bölgede gereksinim duyulacaktır. Anahtar Kelimeler: Bölgesel Girdi-Çıktı Analizi, GAP, Tekstil, Pamuk, Bölgesel Ekonomi.

GAP bölgesiTarım ekonomisiTarım sektörü+1
Haydar Şengül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Neo-liberal ekonomi politikalarının Türkiye'de tarım sektörü üzerine etkileri

Tarım sektörünün Türkiye ekonomisine katkısı yadsınamaz bir gerçekliktir. Tarım politikaları tarihsel süreç boyunca değişim göstermiştir. 1970'ler sonrasında dünyada yaygınlaşmaya başlayan neoliberal politikalar Türkiye'de de 24 Ocak 1980 Kararları ile karşılığını bulmuştur. 24 Ocak Kararları neticesinde Türkiye'de ekonomi ve tarım politikalarında birçok değişim meydana gelmiştir. Tarım sektöründe uygulanan politikaların temel amaçları verimliliğin ve rekabetin arttırılması, gıda güvenliğinin sağlanması ve sürdürülebilir tarıma ulaşmaktır. Bu amaçlar doğrultusunda uygulanan politikaların tarımsal üretimdeki çıktıyı nasıl etkilediği en önemli husustur. Bu kapsamda çalışma neoliberal ekonomi ve tarım politikalarının Türkiye'de tarım sektörünü ne yönde etkilediğini incelemek amacıyla yazılmıştır. Bu çalışmanın temel sorusu 1980 sonrası uygulanan ekonomi politikalarının günümüz tarım sektörüne yansımalarını tespit etmektir. Neoliberal ekonomik görüşün hâkim olmasıyla beraber ortaya çıkan değişimlerin tarımsal üretimde ne gibi sonuçlar doğurduğu incelenecektir. Neoliberal ekonomi politikalarını ortaya çıkaran temel görüşlerden, dünyada uygulanan politikaların benzerlerinin Türkiye'de ne şekilde uygulandığı ele alınmıştır. İncelemelerin sonucunda neoliberal ekonomi politikalarının gerek yöntem gerek ise uygulama yanlışlıklarından kaynaklı tarım sektöründe negatif etkiler doğurduğu görülmüştür. Tarım sektörünün potansiyel üretim miktarı ile mevcut üretim miktarı arasındaki fark sektör mensupları ve ülke açısından tatmin edici olmadığı görülmüştür. Tez çalışmasının amacına, sonuçlarına, önermesine yönelik nitel bir araştırma yöntemi uygulanmıştır. Çalışmanın konusu bağlamında ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşların değerlendirme ve verilerinden ikincil kaynak olarak faydalanılmıştır.

EkonomiEkonomi politikalarıNeo-liberalizm+2
Cengiz Fakı
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tarımsal korumacılık, korumacılığın ölçümü ve türkiye

Bu çalışmada tarımsal korumacılığın kavramsal çerçevesi, ölçüm sorunu ve başlıca ülkelerde destek bileşimlerine bağlı olarak tarımsal korumacılığın zaman içerisindeki değişimi incelenmiştir. Tarımsal korumacılığın ölçümü bölümünde, dünyada bu amaçla en fazla kullanılan yöntem olan OECD yaklaşımı esas alınmış ve yönteme ilişkin eleştiriler tartışılmıştır. Başlıca ülkelerin korumacılık düzeyinin belirlenmesi için dünya tarım ürünleri piyasalarında etkili olan ve/veya korumacılık açısından önem arz eden 11 ülke belirlenmiştir. Ülkeler Nominal Yardım Katsayılarına göre düşük, orta ve yüksek düzeyde koruma sağlayan ülkeler olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Ayrıca ülkelerin farklı uygulamaları ve özgün koşulları dikkate alınarak kendi içerisinde de incelenmişlerdir. Ülkelerin korumacılık düzeylerinin değişiminde başlıca göstergeler olarak Yüzde Üretici Destek Tahmini, Nominal Yardım Katsayısı ve Nominal Koruma Katsayısı değerleri kullanılmıştır.Nominal Yardım Katsayıları düşük düzey koruma sağlayan ülkeler grubunda 1,04 ile 1,11 (Avustralya, Brezilya, Çin), orta düzeyde 1,16 ile 1,43 (Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği, Kanada, Rusya, Türkiye) ve yüksek düzeyde 2,12 ile 2,76 (Güney Kore, İsviçre, Japonya) arasında değişmiştir. Üretimden bağımsız desteklerin destek bileşimleri içerisindeki oranı genel olarak artsa da, fiyat çarpıklıklarına yol açarak ticareti bozan pazar fiyatı desteğinin oranı hala yüksektir. Ayrıca neredeyse bütün ülkelerin politikalarında çevre konusunun öneminin arttığı görülmüştür. Nominal Koruma Katsayısına göre ülkelerin temel gıda hammaddesi durumunda olan ürünleri daha fazla koruduğu söylenebilir. Bu durumda, ülkelerin en azından bu ürünlerde kendine yeterli olma ve dünya piyasalarına olan bağımlılığı azaltma kaygıları etkili olmaktadır. Bu yüzden tarımın serbest ticaret görüşmelerinde en sorunlu alan olma özelliğini daha uzun yıllar koruyacağı söylenebilir.

KüreselleşmeTarımTarım anlaşmaları+3
Alper Demirdöğen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de gıda güvencesi sorunu ve hanehalkı gıda güvencesi ölçümü: Adana ili örneği

Bu çalışmada, Türkiye'de gıda güvencesi sorunu ve gıda güvencesinin koşulları; gıdaların bulunabilirliği, erişebilirliği, sürdürülebilirliği ve güvenirliği açılarından ele alınmış ve ülkenin gıda güvencesi durumunu ortaya koyabilmek için Adana ili özelinden hareketle hanehalkı gıda güvencesi düzeyleri belirlenerek bunu etkileyen faktörler analiz edilmiştir.Araştırma kapsamında, ülkemizde gıda güvencesinin sağlanmasında gıdaların bulunabilirliği ile ilgili hayvansal gıda ürünleri hariç diğer ürünlerde kaygı verici bir durum olmadığı ancak nüfus artışı, küresel iklim değişiklikleri, tarım sektörünün yapısal sorunları ve doğal kaynakların tahribatı nedeniyle sürdürülebilir gıda arzının sağlanmasında risk olduğu sonucuna varılmıştır. Ülkemizin gıda güvencesinin temel sorunu gıdaya erişebilirlik boyutunda yaşanmaktadır. Yoksulluk başta olmak üzere, gelir dağılımındaki eşitsizlik, işsizlik ve artan gıda fiyatları gıdaya erişimi olumsuz etkilemektedir. Hane halkı düzeyinde yapılan anket sonuçları düşük gelir düzeyinin gıda güvencesinin sağlanmasında en etkili faktör olarak bu durumu desteklemektedir.Çalışma genel olarak değerlendirildiğinde ülkemizde açlık ciddi düzeyde olmasa da gıda güvencesinin sağlanması kritik düzeydedir ve yetersiz beslenme söz konusudur. Ülkemizde gıda güvencesinin sağlanması yoksulluk ve düşük gelir gibi ekonomik sorunların çözümüne bağlıdır.

Gıda güvenliğiLojistik regresyon analiziTarım sektörü
Özlem Eştürk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Döngüsel ekonomi kapsamında Türk tarım işletmelerinin etkinlik analizi: Çok kriterli karar verme teknikleriyle bir inceleme

Günümüzde yaşanan küreselleşme ile birlikte ortaya çıkan teknolojik gelişmeler ve yoğun rekabet, işletmelerin, kaynaklarını daha etkin ve verimli kullanmalarını ve rakip firmalara karşı stratejik konumlarını ortaya koymalarını gerektirmektedir. Bu doğrultuda araştırmamın temel amacı, Borsa İstanbul'da (BİST) 2016-2021 yıllarında işlem gören tarım ve gıda sektöründe yer alan işletmelerin finansal verilerinden yararlanarak, bu işletmelerin kaynaklarını etkin ve verimli kullanıp kullanmadıklarını döngüsel ekonomi açısından araştırmaktır. Eğer varsa "Döngüsel Ekonomi"yi hayata geçirmiş olan işletmelerin etkinliklerinde ortaya çıkması muhtemel değişimleri tespit ederek, döngüsel ekonomiye önem veren ve vermeyen işletmelerin etkinliklerini karşılaştırarak Döngüsel ekonominin potansiyel faydalarına dikkat çekip, farkındalık yaratmaktır. Bu amaçla, Borsa İstanbul'a kayıt olmuş Türk tarım işletmelerinin mali tablolarından yararlanarak finansal veriler dikkate alınmış ve sektör içinde etkin olup olmadıkları Veri Zarflama Analizi ve Bulanık Veri Zarflama Analizi ile ortaya konmuştur. Ortak özelliklere sahip işletmelerin belirlenmesi için Kümeleme Analizi ve işletme performanslarının en iyiden en kötüye doğru sıralanabilmesi için TOPSIS gibi çok kriterli karar verme teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgular döngüsel ekonomi yaklaşımıyla karşılaştırılarak, sonuçlar yorumlanmıştır. Araştırmamız toplam üç bölümden oluşmakta olup; birinci bölümde "Döngüsel Ekonomi" kavramı ile döngüsel ekonomi uygulamalarından bahsedilmiş ayrıca kalkınma planlarında tarımın önemi vurgulanmıştır. İkinci bölüm kapsamında; Veri Zarflama Analizi, Bulanık Veri Zarflama Analizi, TOPSIS ve Kümeleme Analizleri teorik açıdan incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise; Türk tarım sektöründe döngüselliğin araştırılması için BİST'e kayıtlı tarım ve gıda sektöründe yer alan 28 işletmenin Veri Zarflama Analizi ve Bulanık Veri Zarflama Analizi ile etkinlikleri, TOPSIS yöntemi ile performans sıralamaları ve Kümeleme Analizi ile de işletmeler arasındaki benzerliklerin ortaya konulmasına çalışılmıştır. Analize konu olan 28 işletmeden beşinin BİST Sürdürülebilirlik Endeksine kayıtlı olduğu ve bu işletmelerin hem etkinlik, hem de performans konusunda diğer işletmelere örnek konumunda oldukları ve bu işletmelerin diğer işletmelere kıyasla daha benzer özelliklere sahip oldukları tespit edilmiştir.

Döngüsel ekonomiEkonomik verimlilikEtkinlik analizi+7
Anıl İlkem Aslan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mevsimsel tarım işçileri (MTİ) olarak çalışan ailelerin, okul çağındaki çoçuklarının eğitim sorunlarının öğretmen, veli ve öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmesi

Türkiye'de tarım sektöründeki işgücünün önemli bir kısmı geçici mevsimlik tarım işçisi olarak çalışmaktadır.Bu işçiler, çalışacakları bölgelere çoğunlukla aileleri ile birlikte geçici olarak göç etmektedir.Bu mevsimlik çalışma göçü, birçok sorunu barındırmakta ve özellikle de çocukların eğitimini olumsuz yönde etkilemektedir.Bu araştırmanın amacı, Mevsimlik Tarım İşçisi (MTİ) olarak çalışan ailelerin okul çağındaki çocuklarının eğitim sorunlarını incelemektir. Araştırmada, nitel yaklaşım kapsamında durum çalışması deseni kullanılmıştır.Araştırma kapsamına Şanlıurfa İlinin Akçakale ilçesinde seçilen 18 öğretmen, 10 veli, 15 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından her bir katılımcı grup için hazırlanan görüşme formu yardımıyla toplanmıştır. Toplanan veriler Nvivo yazılımı ile analiz edilmiştir. Öncelikle veriler serbest kodlama ile kodlandıktan sonra kodlar kategori ve temalar altında toplanmıştır. Ham kodlama bir ay sonra tekrar gözden geçirilmiş ve tekrar kodlanmıştır. Her iki kodlamadaki benzer ve farklılıklar belirlenerek kodlama güvenirliği hesaplanmıştır. Farklı kodlar sayısı 15 iken benzer kod sayısı 149 olduğu tespit edilmiştir. Benzerlik oranı %90 olarak hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda i) MTİ olarak çalışan ailelerin çocuklarının ailelerinden yeterince destek almadıkları ve bunların büyük kısmının kız çocukları olduğu; ii) Öğrencilerin okul devamsızlıkları ve sürekli yer değiştirmeleri sonucu okula yönelik tutumlarının negatif olduğu; iii) Öğrencilerin gerek akademik gerekse sosyal ve psikolojik sorunlar yaşadığı ve iv) Öğrenciler için yeterli düzeyde telafi eğitim hizmeti sağlanamadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Çalışmada ayrıca, velilerin ve öğretmenlerin sorunların çözümü için ekonomik ve istihdam odaklı öneriler getirdiği görülmüştür.

Eğitim sorunlarıGeçici işçilerMevsimlik işçiler+5
Muhammed Dilekçi
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal kaynak planlama sistemi performansının balanced scorecard yöntemiyle değerlendirilmesi : Bir tarım işletmesi uygulaması

Günümüz dünyasında, işletmeler giderek daha karmaşık ve dijital bir ortamda rekabet etmektedirler. Teknolojinin hızla ilerlediği küresel ve rekabetçi bu iş ortamında, operasyonlarını iyileştirmenin ve faaliyetlerini geliştirmenin yollarını arayan işletmeler kurumsal kaynak planlama sistemlerine yatırım yapmak zorunda kalmaktadırlar. Kurumsal kaynak planlama sisteminin başarılı bir şekilde uygulanması, üretkenliği, kaliteyi ve rekabet gücünü artırıcı unsurların başında gelmektedir. Diğer bir yandan ise kurumsal kaynak planlama sistemleri, oldukça maliyetli, uygulanması uzun zaman alan karmaşık projeler olduğu için düzgün planlanıp yönetilmezse uygulanması riskli sonuçlara neden olabilir. Dolayısıyla, kurumsal kaynak planlama sistemin kurulması ve kullanılması ile ilgili muazzam harcamalara rağmen sistemin performansı ile ilgili belirsizlikler söz konusudur. Bu çalışma kapsamında esas olarak amaçlanan tarım sektöründe kurumsal kaynak planlama sistemi performansının balanced scorecard yöntemi ile ölçülmesini sağlayan genel geçerliliği olan bir model oluşturmaktır. Çalışmanın bir diğer amacı ise tarım sektöründe kurumsal kaynak planlama sistemi, Müşteri İlişkileri (CRM), Finansal Muhasebe (FI) ve Üretim Planlama (PP) modüllerinde anahtar performans göstergelerinin belirlenmesi ve önceliklendirilmesidir. Araştırmanın amacına ulaşmak için; hem nitel hem de nicel veri toplama yöntemi kullanılmıştır. Nicel araştırma yöntemi olarak sistemin performansının ölçülmesi için Balanced Scorecard yöntemi ile ilgili modüller için ise belirlenen anahtar performans göstergelerinin önceliklendirilmesinde Bulanık Analitik Hiyerarşi Prosesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya ilişkin nitel verilere ulaşmak için tarım sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin kurumsal kaynak planlama sistemi uygulamaları, iş süreçleri, bilanço ve gelir tablosu ile kalite yönetim sistemi gibi kaynakları incelenmiştir. Aynı zamanda kurumsal kaynak planlama sistemi hakkında bilgi sahibi olan uzmanların görüşünden faydalanılmıştır. Geniş kapsamlı gözlem ve derin sorgulama sonucunda elde edilen veriler analiz edilmiştir. Tez çalışmasından elde edilen sonuçlar, yapılan analizlerin bulguları doğrultusunda yorumlanmıştır. Tezin sonuçları, hem uygulayıcılar hem de araştırmacılar için birtakım öneriler sunmaktadır. Araştırmanın sonucunda, tarım sektöründe rekabet gücünün ölçülmesini sağlayan en önemli anahtar performans göstergeleri belirlenmiştir. Yöneticiler, işletmenin başarısını ve rekabetçiliğini desteklemek için önceliklendirilen anahtar performans göstergelerini dikkate alacaklardır. Çalışmada ayrıca geliştirilen balanced scorecard yöntemi modeli, kurumsal kaynak planlama sisteminin dengeli bir şekilde değerlendirilmesi ve ölçülmesi konusunda yöneticilere yararlı bir rehberlik sağlayacaktır. Bu sayede araştırma, hem kurumsal kaynak planlama sistemi kullanan işletmelere hem de yöneticilere sistemin performansının ölçülmesi ve değerlendirilmesi konusunda ışık tutacaktır.

Anahtar performans göstergesiBalanced Scorecard YöntemiBulanık analitik hiyerarşi süreci+3
Pınar Demir
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Tarımsal kredilerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkileri

Tarım sektörü; insanların yaşamlarını devam ettirebilmesi, milli gelire ve istihdama katkısı, diğer sektörlere hammadde sağlaması, ihracata doğrudan ve dolaylı olarak etkisi ve biyolojik çeşitlilik ile ekolojik dengeye olan katkısı nedeniyle tüm dünyada vazgeçilmez bir sektör niteliğindedir. Bu nedenle tarım, ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlarıyla, toplumun bütün kesimlerini yakından ilgilendirmektedir. Ülkelerin ve toplumların kalkınmasında önemli rol oynayan tarım sektörünün önemi, küreselleşen ekonomik sistem, artan rekabet ortamları ve hızla değişen pazar şartlarının da etkisiyle giderek artmaktadır. Türkiye'de tarım, içinde bulunduğu jeopolitik konumu itibariyle, üç tarafının denizlerle çevrili olması, sahip olduğu akarsular ve ekolojik çeşitlilik nedeniyle gerek bitkisel, gerek hayvansal ve gerek su ürünleri açısından ayrı bir öneme sahiptir. Tarım; hayati ihtiyaçları temin eden bir üretim koludur. İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda bile dünya nüfusunun neredeyse yarısının yeterli ve nitelikli gıdaya ulaşım sıkıntısı içinde bulunması ve tarımsal üretimdeki artış oranının dünya nüfusundaki artış oranına ayak uyduramaması nedeniyle, gelecekte dünya nüfusunun önemli bir açlık ve yoksulluk problemiyle karşı karşıya kalabileceği tahmin edilmekte ve bu da tarımın stratejik önemini ön plana çıkarmaktadır. Ülkemizde tarım sektörü, temel ihtiyaçları karşılamak ve diğer sektörlere girdi temin etmek misyonuna sahip olmasına rağmen sermaye sıkıntısıyla daima karşı karşıya kalmıştır. Bu sebeple gerek tarımsal üretimde kullanmak üzere girdi temini sağlamak, gerekse organize olmuş kredi kaynağı oluşturmak için çiftçilerin ortaklığında tarımsal kooperatifler ve devletin bünyesinde Ziraat Bankası kurulmuştur. Tarımsal krediler tarım sektörünün gelişmesinde son derece önemli olan "yetersiz sermaye birikimi" probleminin aşılmasında önemli bir araçtır. Bu tez çalışmasında tarım sektörü ve tarımsal üretim ile ilgili bilgilere değinilmiş, tarımsal kredilerin ekonomik olarak kalkınma sürecinde olan ülkemiz ekonomisi üzerindeki direkt ve dolaylı etkileri ile sektörün mevcut sorunları ve çözüm önerileri üzerinde durulmuştur.

EkonomiEkonomik etkiKrediler+3
Ekrem Küçükoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Konya Ovası Projesi'nin Konya ve Karaman tarım sektörü istihdamı üzerine etkisi

Tez çalışması, son dönemin en önemli bölgesel kalkınma projelerinden olan Konya Ovası Projesi'nin (KOP) Konya ve Karaman illerinin genel ve tarımsal istihdam göstergeleri üzerindeki etkisini analiz etmeyi amaçlamıştır. Analizlerde TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketi (2008-2017) havuzlanmış yatay kesit mikro veriseti kullanılmıştır. Bölgenin sahip olduğu coğrafi yapı her ne kadar bölgeyi tarımsal faaliyetler için son derece uygun bir hale getirsede, bölgede hâkim konumda olan karasal iklim, yazın yağışların son derece az olmasını tetiklemekte ve bölge tarımının önünde bir engel oluşturmaktadır. Bu faktörler nedeniyle KOP'un ana hedeflerinden biri bölgede etkin bir sulama ağını kurmak ve mevcut sulama sistemlerini iyileştirmektir. KOP sulama sistemlerini iyileştirmenin yanı sıra bölgenin alt yapısı ve istihdam imkanlarını geliştirmek gibi sosyo-ekonomik yapısını canlandıraracak projeleri de faaliyete geçirmiştir. "Farkların Farkı" ve "Eğilim Skoru Eşleştirme" yöntemleri kullanılarak 2008 ve 2017 yılları arası politikanın istihdam göstergeleri üzerindeki etkisi ampirik olarak tahmin edilmiştir. Sonuçlar KOP'un bölgede farklı sektörlerde yeni istihdam yaratma konusunda etkin olmadığını, ama tarım sektörü istihdamı üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisinin olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle sürekli istihdam için bulunan bulgular tarımda çalışan bireylerin istihdamını KOP sayesinde koruduğunu göstermiştir. Günümüzde tarım işçiliğini bırakarak gençlerin kırsal kesimden kente göç etmesine KOP gibi politiklarla engel olabilineceği tez çalışmasının politika önerileri arasındadır.

Bölgesel kalkınmaKonyaKonya Ovası+6
Süleyman Utku Oğuz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek basınçlı, farklı mesafelerden ekim yapabilen bir tohum ekici düzeneğin tasarlanması

Bu tez çalışmasının odak noktası, alışılagelmiş tohum ekim yöntemlerinin aksine uzak mesafelerden toprak altına verimli bir şekilde tohum ekiminin yapılıp yapılamayacağının belirlenmesi ve bu işlemin gerçekleştirilebilmesi için gerekli sistemlerin tasarlanıp üretilmesidir. Özellikle hızla azalan orman ve çayır–mera alanlarının hızlı, verimli ve ekonomik biçimde artırılması amacıyla, günümüzde kullanılan ekim metotlarının olumsuz yönlerini bertaraf ederek makine ve/veya insan iş gücünün çalışmasının zor ya da uygun olmadığı alanlarda ekim yapılabilmesi hedeflenmiştir. Bu doğrultuda mevcut sistemler incelenmiş, olumlu ve olumsuz yönleri analiz edilmiş; literatür taramaları ve önceki çalışmalar değerlendirilerek, alışılagelmiş ekim yöntemlerine alternatif olarak patlayıcı maddelerin sevk gücü kullanılarak toprak altına tohum ekimi yapılması ve tohumların çıkış parametrelerinin test edilmesi amaçlanmıştır. Patlayıcı bir madde ile sevk edilen tohumların maruz kalacağı yüksek sıcaklık, alev, yüksek hız, hava direnci ve toprak altına giriş anında oluşabilecek hasarların belirlenmesi ve bu koşullar altında tohumların verimli bir çıkış yapıp yapamayacağı çalışmanın öncelikli konusunu oluşturmuştur. Çalışma başlangıçta belirlenen bir plana göre yürütülmekle birlikte, süreç içerisinde elde edilen veriler, önceki çalışmaların yetersizliği ve ülkemizde patlayıcı maddelere ilişkin yasal düzenlemeler nedeniyle çeşitli güncellemeler, yeni tasarımlar ve geliştirmeler yapılmış; bu durum alışılagelmiş tez formatının kısmen dışına çıkılmasını gerektirmiştir. Çalışmada patlayıcı maddelerin tahrip gücünden ziyade sevk gücü kullanılmış, yasal mevzuatlar gereği yivsiz av tüfeklerinin teknik yapılarında değişikliğe gidilmeden mühimmatları elde edilen veriler ışığında yeniden tasarlanarak denemeler gerçekleştirilmiştir. Süreç çıktıları, ateşli silahların eğitim, savunma, sportif ve avcılık amaçlarının dışında da çevresel fayda sağlayacak biçimde kullanılabileceğini göstermiştir. Bu sistemin, bireysel silah kullanıcılarının faaliyetleri sırasında orman ve çayır–mera alanlarının oluşumuna katkı sağlamasının yanı sıra, insan ve/veya makine iş gücünün riskli veya imkânsız olduğu coğrafyalarda görev yapan personel tarafından da kullanılabileceği öngörülmektedir. Çalışmanın, ileride geliştirilecek daha yüksek tohum kapasiteli ve daha uzun sevk mesafelerine sahip sistemler için bir bilgi altyapısı oluşturması; silah, roket ve füze sistemlerine entegre edilebilecek düşük maliyetli yeni çözümlerin geliştirilmesine katkı sağlaması hedeflenmektedir. Anahtar Kelimeler: Tohum ekimi, Patlayıcı madde, Silah, uzak mesafelerden toprak altı tohum ekimi

Tarım aletleriTarım makineleriTarım sektörü+3
Emrah Saka
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tarım sektörünün geleceği: Teknolojik bir bakış

Sanayi 4.0 her sektörün üretim yapısında olduğu gibi tarımsal üretiminin yapısında da önemli değişime yol açmıştır. Bu değişim ve gelişim tarım sektörünün verimini arttırarak ekonomilerdeki büyüme ve kalkınmanın yeni dinamiğini oluşturmaktadır. Teknoloji, tarım sektöründe de her geçen gün kendini daha fazla hissettirmektedir. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki ilerleme tarım sektöründe verimlik, kazanç ve kaliteyi yükselterek tarımsal üretimin küresel ekonomide göreceli önemini arttırmaktadır. Dünya Sanayi 4.0 sonrası dönemi hızla benimserken, tarımsal üretimin ana bileşeni olarak makinelerin birbirleriyle etkileşim halinde olmasıyla hız ve verimliliğin artırılması hedeflenmektedir. Aynı zamanda biyoteknolojik çalışmalar sonucunda artan dünya nüfusunun gıda taleplerini karşılayabilmek ve her türlü toprak ve iklim koşullarında ürün elde etme mümkün hale gelmektedir. Gelişen teknoloji ile tarımda kullanılan kimyasalların çevreye olan olumsuz etkisi en az seviyeye indirilmiş ve gıda güvenliğini arttırmak için iklim koşullarına uygun tohumların üretilmesi sağlanmıştır. Bu çerçevede çalışmanın amacı ise Sanayi 4.0 sonrasında tarım teknolojisinde yaşanan gelişmelerin tarım sektörü üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışmada tarım sektörünün gelişimi ve değişimi ülkemiz ve dünya ekonomisi açısında incelenmekte ve Sanayi 4.0 sonrasında tarımsal üretimi etkileyen dönüşümler belirlenmektedir. Bu dönüşümlerin tarımsal üretim düzeyi üzerine olan etkisi bilgi ve iletişim teknolojisi değişkenleri kullanılarak incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre bilgi ve iletişim teknolojisi değişkenleri ile ifade edilen Sanayi 4.0 tarım sektörü üzerinde etkiye sahiptir.

Endüstri 4.0Tarım sektörüTarımsal üretim+4
Çağla Yener
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de tarımsal üretim ile sera gazı emisyonu arasındaki ilişki

Geleceğimiz açısından en fazla endişeye yol açan küresel sorunlardan birisi iklim değişikliğidir. İklim değişikliğinden etkilenen önemli sektörlerden birisi de tarım sektörüdür. Dünyada giderek artan nüfusun gıda ihtiyacının karşılanması için tarım sektörünün devamlılığı önem taşımaktadır. Diğer yandan tarım sektörü sera gazı salınımına neden olan bir sektördür ve bu yüzden tarımsal üretimden kaynaklı sera gazı salınımını azaltacak politikaların geliştirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada; Türkiye'de tarımsal katma değer, ekonomik büyüme, yenilenebilir enerji, kentsel nüfus büyüme hızı ve sera gazı emisyonları arasındaki ilişki, 1990-2021dönemleri arasında zaman serisi yöntemi ile incelenmektedir. ARDL sınır testi yaklaşımından yararlanılan çalışmada kısa ve uzun dönem katsayı tahmininde bulunulmuştur. Hem kısa dönemde hem de uzun dönemde ekonomik büyüme ve tarımsal katma değerin sera gazı emisyonları üzerinde etkisi istatiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde bulunmuştur. Bu sonuçlar ekonomik büyüme ve tarımsal katma değerin çevresel kirliliği artırdığını göstermektedir. Kentsel nüfus büyüme hızı ve yenilenebilir enerjinin de sera gazları emisyonu üzerinde negatif ve istatiksel olarak anlamlı etkisi bulunmuştur. Tarımsal katma değerin küresel ısınma üzerindeki etkisini azaltabilmek için tarım sektörüne yönelik politikaların geliştirilmesi gerekmektedir. Tarım sektöründe fosil enerji tüketiminin azaltılarak yenilenebilir enerjinin artırılması önem taşımaktadır. Ekonomik büyüme hedefi gerçekleştirilirken çevresel kirliliği göz ardı etmeyecek, sürdürülebilirliği sağlayacak politikaların devreye sokulması gerekmektedir. Yenilenebilir enerjinin sera gazı üzerindeki etkisini daha da azaltabilmek için Türkiye'nin yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırması, yatırımların artırılması için teşvik politikalarının artırılması önemli unsurlardan biridir.

Ekonomik büyümeSera gazıTarım sektörü+1
Şule Öksüz
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

1980 yılından sonra Türkiye'de uygulanan tarımsal destekleme politikaları ve ekonomik etkileri

Tarım sektörü içerisinde birçok unsuru barındıran bir mozaiktir. Sektör; başta canlıların beslenme ihtiyaçlarını karşılama olmak üzere, belirli bir nüfusa istihdam sağlama, farklı sektörlere hammadde tedarik etme, bütçe ve dış ticaret gibi alanları etkileme gibi birçok faktörü içerisinde barındırmaktadır. Bu unsurlarla aslında diğer sanayi ve hizmet sektörlerinde, sosyal, ekonomi ve hatta siyasal alanlarda önemini ve ağırlığını bir kez daha ortaya koymaktadır. Tarımın önemini artıran bu sebepler tarım sektörünün geliştirilmesini ve bu doğrultuda desteklenmesini gerekli kılmıştır. Tarım sektöründe uygulanan ve uygulanmak istenen politikaları yakın tarih açısından düşünürsek Cumhuriyet'le birlikte daha fazla gündeme gelmiş ve önem kazanmıştır. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum da göz önünde tutulup, daha dışa kapalı bir ekonomi modeli çizilmesine rağmen tarım ile ilgili uygulanan politikalar ve politikaların başarı durumu o yıllarda GSYH, istihdam ve dış ticaret verilerinde kendini göstermektedir. 1980'li yıllardan itibaren ise tarım ve diğer sektörler adına daha serbest, korumacı politikaların azaltıldığı ve neoliberal politikaların gündemimizde daha fazla yer kapladığı bir süreç başlamıştır. Türkiye'de her daim önemini koruyan, ancak zaman zaman bunun bilincinde olunmayıp istemeden de olsa yanlış politika kararları alınan, ya da iyi sonuçlar almak isterken hüsranla karşılaşılan bir sektör konumundadır aslında tarım. 1980'li yıllardan itibaren ülkemizde birçok alanda etkisini hissettiren değişimler serbestleşmenin büyük pay sahibi olduğunu göstermektedir. Fakat bu özgürleşmenin etkileri farklı alanlarda kendini farklı şekillerde göstermiştir. Tarım sektöründe 1980 öncesi görülen sert ve müdahaleci anlayış ile, daha sonra uygulanan daha özgür ve yumuşak politika anlayışının çok farklı sonuçları olmuştur. Müdahaleci olmayan anlayış ile birçok kısıtlama ortadan kaldırılmış fakat ithalat hacmi yükselmiş ve dış ticaret verilerinde tablo kötü bir yere doğru gitmiştir. 1980'li yıllar ve sonrası ülkemizde uluslararası kuruluşların da etkisini ciddi derecede hissettiğimiz ve belki de en çok tarım sektörünün etkilendiği bir dönemin kapısını açmıştır. 2000'li yıllar ve sonrasında günümüze kadar olan süreçte ise tarım politikaları ve bu yönde uygulanan desteklemeler daha planlı ve programlı yapılmaya çalışılmış ve daha iyi bir noktaya gelinmiştir. Fakat birçok gelişmekte olan ülkede olduğu gibi Türkiye'nin de tarım alanında kendine özgü problemleri bulunmaktadır. Bu çalışma Türkiye'de tarım sektörünü üç başlık altında incelemiştir. Çalışmanın birinci bölümünde Türkiye'de tarım sektörünün GSYH, istihdam ve dış ticaret verilerinde nerede olduğu, hangi yüzdelik dilimlere sahip olduğu tablolar yardımıyla aktarılmaya çalışılmış ve tarımsal desteklemelerin tarihçesi, amaçları ve temel araçlarına değinilmiştir. İkinci bölümde ise özellikle 1980'li yıllardan itibaren tüm dünyada ve ülkemizde tarım, ekonomi ve dış ticaret alanlarında vermiş oldukları kararlar ile gündeme gelen IMF, Dünya Bankası, DTÖ ve AB gibi kurum ve kuruluşların ülkemizi nasıl ve ne yönde etkiledikleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Türkiye'de uygulanan tarımsal destekleme politikaları adeta bir kronolojik sıraya göre günümüze kadar aktarılmaya çalışılmış, bu politikalar ve ekonomik etkileri çeşitli tablo ve grafiklerle desteklenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tarım Sektörünün Özellikleri, Tarım Politikaları, Tarımsal Destekler, Devlet Müdahaleleri, Tarımsal Destekleme Politikalarının Ekonomik Etkileri

1980 sonrasıDevlet desteğiDevlet müdahalesi+5
Özgecan Doğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası Türkiye'de tarım sektöründe üretim fiyat ilişkisi ve Gördes örneği

Tarım sektörü insanlık tarihi için çok önemli bir yere sahiptir. Yerleşik hayata geçiş ile hız kazanan önem eski çağlardan günümüze kadar her bir dönemde daha da artarak günümüze kadar ulaşmıştır. Türkiye'de Cumhuriyetin ilanından sonra gelişen tarım sektörü, 1980 yılında alınan 24 Ocak kararları ile farklı bir boyut kazanmıştır. Bu alınan kararlar neticesinde dışa açık bir ekonomi uygulanmaya başlanmış ve bu süreçten sonra Avrupa Ortak Tarım Politikalarına uyum sürecine girilmiştir. Uygulanan uyum sürecinde birçok anlaşmaya imza atılmış ve Avrupa'daki gelişmeler yakından izlenmiştir. Ortak Tarım Politikası ve Türkiye'de uygulanan Tarım Uygulama Reformları üreticilerin lehine önlemler alınmasını sağlamıştır. Bu kapsam da verilen desteklemeler çiftçi için ek gelir kaynağı olmuş ve bazı ürünlerin yetiştirilmesi konusunda teşvik edici bir rol oynamıştır. Gördes ilçesinde de 2008 yılı ve daha sonrası dönemde verilen desteklemeler çiftçilerin gelirlerinde önemli artışlar sağlamıştır. Gördes ilçesinde 2008 yılı ile 2014 yılları arasında bazı ürünlerde verilen devlet destekleri incelenmiş ve sektördeki değişim belirlenmeye çalışılmıştır; tütün, susam, buğday, arpa, karpuz, kavun, patates, haşhaş, fiğ, kiraz, zeytin ve üzüm ürünleri için maliyet föyü çıkartılarak tek tek maliyet kalemleri hesaplanmıştır. Bu seçili on iki ürün için 2008-2014 yılları arasında bir dekarda yetiştirilen üründeki toplam maliyet analizi ayrı ayrı incelenmiştir. Bunun yanında bir dekarda maksimum verim ve birim fiyatları kullanılarak gelir maliyet analizi yapılmış ve her ürün için bir dekardaki kârlılık miktarları hesaplanmıştır. Seçili ürünler için bir dekardaki toplam maliyet, gelir ve kâr rakamlarının 2008 ile 2014 yılları arasında nasıl değişim gerçekleştirdiği grafiksel olarak analiz edilmiştir. Her ürün grubu için 2008-2014 yılları arasındaki toplam üretim miktarları, bir dekardaki getiri ve birim fiyatlar incelenmiş her ürün grubu için elli dekardaki toplam getiri hesaplanarak desteklemeden alacağı gelirlerde yıllar itibari ile bu rakamlara ilave edilmiştir.

Ekonomik üretim miktarıFiyatManisa-Gördes+6
Uğur Bilgen
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Kanonik korelasyon analizi ile tarım ve ekonomi ilişkisinin değerlendirilmesi

Tarım gerek gıda ihtiyacının karşılanmasında kullanılması gerek sanayiye ham madde sağlamasından ötürü ülke ekonomilerinin temelini oluşturur. Ülkelerin ekonomik gelişiminde büyük rolü olan tarım aynı zamanda ekonomi ile sürekli ilişkili içinde olmuştur. Bu çalışmada tarım ve ekonomi arasındaki ilişkinin incelenmesi ve değişken setleri arasında korelasyona en çok katkıda bulunan değişkenlerin bulunması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, Türkiye'ye ait 2014-2019 yılları aralığındaki tarım ve ekonomi arasındaki ilişki Kanonik Korelasyon Analizi ile incelenmiştir. Ekonomi seti için gayri safi yurt içi hasıla, toplam girişim sayısı, Gini katsayısı ve toplam ihracat; tarım seti için bitkisel üretim değeri, hayvansal üretim değeri, tahıllar ve bitkisel ürünlerin üretim miktarı, hayvansal ürünlerin üretim miktarı ve toplam işlenen tarım alanı değişkenlerinden oluşmaktadır. Setlerde yer alan değişkenlerin korelasyonları ayrı ayrı incelendiğinde en yüksek korelasyon ihracat ile hayvansal ürünlerin üretim miktarı değişkenleri arasında tespit edilmiştir. Oluşturulan iki değişken setinde birinci setin kendi içinde, ikinci setin kendi içinde varyans açıklama oranı iki grubun ayrı ayrı açıklama oranından daha yüksek bulunmuştur.

EkonomiEkonomi politikalarıGayri safi yurtiçi hasıla+6
Seher Kübra Kaya
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tarım sektöründe enerji verimliliği üzerine yeşil bankacılık Türkiye uygulamaları

Dünyada açlıktan dolayı ölen insan sayısı giderek artmaktadır. Tarımsal faaliyetlerin devamlılık arz etmesi önemlidir ancak tarımsal üretimin maksimum kazanç sağlayabilmesi için maliyetlerin düşük olması gerekmektedir. Ülkemiz enerji konusunda dışa bağımlı bir ülke olmasından dolayı, enerji fiyatlarını kontrol edememektedir. Bu kapsamda ülkemizde her sektörün yüksek maliyet oluşturan unsuru enerji maliyeti olmaktadır. Enerji verimliliğini arttırmak amacıyla fosil yakıtlar yerine yenilenebilir kaynaklarının daha fazla kullanabilmesi için ekonominin temel direği olan bankacılık sektörünün etkisi araştırılmıştır. Kapitalist ekonomi modeline göre bankalar bir ülke ekonomisinin hangi yöne gideceğinin kararını veren aktörlerden biridir. Bu sebepten dolayı toplum bilincini daha ileri taşıyarak doğaya saygı duyan bir model yaratılması maksadıyla yeşil bankacılık kavramı öne çıkmaktadır. Yeşil bankacılığın uygulama alanları araştırılmış olup enerji verimliliği üzerine etkisine değinilmiştir. Dünyada kâr amacı gütmeyen birçok kurumsal kuruluşun sağladıkları finansman desteği ve projeler sayesinde farklı coğrafyalarda ki etkileri ve sonuçları araştırılmıştır. Dünyada görülen iklim değişikliği sebebiyle birçok doğal afetin beklenmedik seviyede artmasıyla yıkım gücünün yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda ülkemizin iklim değişikliğiyle mücadele etmek için uyguladığı yasal düzenlemeler araştırılmıştır. Tez konusu olan yeşil bankacılık üzerine derinlemesine mülakat tekniği kullanılarak firmalar nezdinde araştırma yapılmıştır. Araştırma sonucunda ülkemizin henüz iklim değişikliğine olan ilgisinin yüksek seviyede olmadığı gözlemlenmiştir.

Döngüsel ekonomiEnerji verimliliğiPaylaşım ekonomisi+6
Ahmet Çöler
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tarımda bitkisel üretim değerinin belirleyicileri üzerine bir model çalışması: Türkiye örneği

Son yıllarda yaşanan COVID 19 küresel salgını ve ardından yaşanan Rusya-Ukrayna arasındaki yüksek gerilim nedeniyle oluşan gıda tedarik zincirindeki kırılma gıda güvenliği konusunu yeniden gündeme getirerek tarım sektörü üzerine yapılan birçok tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Özellikle son günlerde Türkiye'de gıda fiyatlarında yaşanan hızlı artış enflasyonu tetikleyerek yüksek rakamlara çıkmasına neden olmuştur. Bu bağlamda çalışmada amacı tarımda bitkisel üretim değeri üzerine etkisini Türkiye'de 81 adet Düzey 3 bölgesi (iller) kapsamında ele alınmıştır. Çalışmada, temel mekansal ekonometrik modeller olan mekansal gecikme modeli ve mekansal hata modelleri kullanılmıştır. Tarım sektörüne ait yapılan birçok çalışmada geleneksel ekonometrik yöntemler esas alınmıştır. Oysaki tarım sektörü yapısal olarak mekânsal ilişkinin yoğun olarak gözlemlendiği bir sektör olarak bilinmektedir. Bu bağlamda çalışmada tarımsal üretim değeri üzerindeki saptanan etkisinin olası mekansal bağımlılığın ihmalinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını kontrol etmek için mekansal ekonometrik modeller uygulanmıştır. Literatür gözden geçirildiğinde kullanılan yöntemin çalışmayı özgün kılan nokta olduğunu söylemek mümkündür. Araştırmada elde edilen bulgulara göre 2015 yılı için tarımsal sulamada kullanılan enerji tüketimi, toplam ihracat oranı, tüketici fiyat endeksi, sıcaklık değişkenlerinin bitkisel üretim değerini pozitif yönde etkilediği görülmektedir. Bir başka ifade ile bölgeler arasında mekânsal ilişkinin varlığı söz konusudur. 2020 yılı içinde aynı yönlü ilişkinin söz konusu olduğu görülmektedir. İki yıl karşılaştırıldığında 2015 yılında bitkisel üretim değerini en fazla etkileyen değişken tarımsal sulamada kullanılan enerji miktarı olduğu, 2020 yılında ise sıcaklık ve toplam ihracat değerinin ilk sırada; tarımsal sulamada kullanılan enerji tüketiminin ise ikinci sırada etkileyen unsur olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Düzey 3 bölgeleri, Mekansal gecikme modeli, Mekansal hata modeli, Tarım sektörü

Bitkisel ürünlerMekansal ekonometri yaklaşımıTarım ekonomisi+4
İrem Şanlı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tarım sektöründeki toprak verimi, kişi başına düşen gelir ve toprak değişkenlerinin karşılaştırması, trend eğrilerinin belirlenmesi ve bulguların ima ettiği sonuçlar: İspanya, G. Kore ve Türkiye (1980-2008)

Tezin ilk bölümünde, İspanya Kore ve Türkiye'deki tarım sektöründe, katma değer cinsinden tarımsal hasıla, tarımsal nüfus, tarımsal emeğin ortalama veriminin EOVT ve EOVT değişkeninin İspanya/Türkiye ve Kore/Türkiye kıyaslamasını katsayı cinsinden veren [(EOVT)İSP /(EOVT)TR ve (EOVT)KOR /(EOVT)TR] değişkenlerinin 1980-2008 arasında nasıl değiştiği saptanıp, incelenmiş; bu zaman serilerinden türeyen doğrusal olmayan trend eğrileri ve büyüme patikaları yıllık değişim oranları, her bir değişken ve ülke için SPSS programı vasıtasıyla belirlenmiş; böylece hesaplanmış olan istatistikler analiz edilmiş ve çarpıcı birkaç sonuca ulaşılmıştır:Birinci bölümde, çok açık olarak ortaya çıktı ki, dönem boyunca İspanya ve Kore'nin EOVT performansının Türkiye'ninkine kıyasla önemli ölçüde yüksek olmasının, tarımsal çıktıyı arttırma boyutundaki göreli performanslarından değil de hemen hemen İspanya ve Kore'nin tarımsal nüfusunu çok hızlı bir oranda düşürürken; Türkiye'nin tarımsal nüfusunun 28 yılda sadece %12'lik bir düşüş göstererek neredeyse sabit kalmasından kaynaklanmıştır.İkinci bölümde, FAO istatistikleri, gizli işsizliği de ekleyip verirken, İLO ve TÜİK istatistikleri gizli işsizliği hesaba katmadan verdikleri ve dolayısıyla iki veri seti arasında %80'i aşan farklar varolduğu için İkinci Bölümde, LT yerine ?TN? ile ve EOVT yerine de ?TNbQ? ile çalışmak yeğlenmiştir.Eğer tarımsal istihdam başına ve tarımsal nüfus başına düşen brüt gelirin önemli bir ölçüde arttırılması için endüstriyel olgunluğa erişmiş her ülkenin nesiller evvel başarmış olduğu gibi, tarımsal nüfusun, TN/?N oranını ve LT/?L oranını da %4-%5'in altına çekecek biçimde sadece oransal olarak değil, mutlak olarak da düşmesi şarttır. Yani, Türkiye'deki tarımsal nüfusun, 1980-2008 döneminde, 18.4 milyondan 15.5 milyona düştüğü gibi sadece 1.19 kat değil, gelecek 25 yılda yaklaşık üç kat daha düşerek 5 milyon civarına inmesi gerekir.Bu konuda yapılacak çalışmalar, Türkiye'nin geleceğine ait yol-haritası bağlamında önem arz edecektir.

Güney KoreTarım nüfusuTarım sektörü+6
Merve Nigar Acar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iklim değişikliğinin enerji ve tarım sektörüne etkisi üzerine ekonometrik bir uygulama

Sanayi devrimi sonrasında enerji ihtiyacının artması nedeniyle fosil yakıt tüketiminde ciddi artışlar yaşanmıştır. İnsanoğlunun bitmek bilmeyen çıkar mücadelesi ve çevrenin tahribatını görmezden gelmesi, sera gazının atmosferde birikmesine küresel ısınmanın yaşanmasına, buna bağlı olarak da iklim değişikliklerinin oluşmasına neden olmuştur. Bu sera salınımları güneşten gelen enerjide, atmosferin bileşiminde ve yeryüzünün fiziki karakterinde önemli değişimler meydana getirmiştir. Değişimler sonucu farklı doğal süreçler oluşmuş ve bu değişimlerin devam edeceği tahminleri üzerine günümüzde farklı iklim senaryoları geliştirilmiştir. İklim değişikliği konusunun çok yönlü bir konu olması nedeniyle ekonomik, sosyolojik ve kültürel birçok açıdan etkisinin değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. İklim değişikliği ile birlikte değişen unsurlardan birisi de dünya ekonomisi olmuştur. Süreç ekonominin seyrinin değişmesine, ülke ekonomilerinde önemli maliyet kalemlerinin oluşmasına ya da mevcut maliyet kalemlerinin yükselmesine neden olmuştur. Yaşanan bu süreç son yıllarda iklim değişikliği alanında farklı disiplinlerde uluslararası ve ulusal birçok çalışma yapılmasına neden olmuş, konu akademik platformun öne çıkan konuları arasında ilk sıralarda yerini almıştır. Bu çalışmada Türkiye'de iklim değişikliğinin seçilmiş sektörler üzerine etkisi ele alınmıştır. Çalışmada ele alınan sektörler enerji ve tarım sektörü olup iklim değişikliğinin etkileri ekonometrik model ile ortaya konmak istenmiştir. Enerji sektöründe Türkiye'de Çevresel Kuznet Eğrisi'nin varlığı test edilirken, tarım sektöründe ise ürün verimliliği perspektifinde iklim değişikliğinin etkileri Granger Nedensellik Testi ile analiz edilmiştir. Çalışmada enerji sektörü için 1960-2017 yılları esas alınırken, tarım sektöründe ise 1970-2017 dönemleri esas alınmıştır. Çalışmanın konuyu sektörel bazda ele alması, ayrıca tarım sektöründe ürün verimliliği bazında etkisinin değerlendirilmesi çalışmanın özgün yönünü oluşturmaktadır. Çalışmada elde edilen sonuçlardan yola çıkarak enerji sektörü ve tarım sektörüne yönelik Türkiye için iklim politikaları oluşturulmuş, sürecin sektöre etkileri spesifik olarak ortaya konmuş ve buna yönelik iki sektör için iklim politikaları geliştirilerek literatüre katkı sağlanması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimeler: İklim Değişikliği, Enerji sektörü, Tarım sektörü, Çevresel Kuznets Eğrisi, Granger Nedensellik Testi

Enerji sektörüGranger Nedensellik TestiTarım sektörü+2
Ayşe Boyraz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Related subjects