Agricultural sector

127 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Tekirdağ ilinde tarım kredi kooperatiflerinin tarım kesimi üzerine etkisi

Küçük birer işletme olan çiftçilerin aşırı rekabet ortamında yaşamlarını sürdürmeleri her geçen gün zorlaşmaktadır. Gelişmiş ülkeler de dahil bir çok ülkede çalışanların önemli bir kısmı tarım kesiminde istihdam edilmektedir. Dolayısıyla milli gelirin önemli bir kısmı tarım kesiminden elde edilmektedir. İnsanların önemli bir kısmı tarımsal faaliyetlerin yapıldığı köylerde diğer bir ifade ile kırsal mahallelerde yerlesmiş durumdadırlar. Çiftçilerin ortadan kalkıp dev işletmeler haline gelmesi durumunda iktisadi, sosyal sorunlar baş edilemez hale gelecektir. Bu sorunlara çözüm olarak düşünülebilecek önerilerin başında kooperatiflerin etkisinin artırılması gelmektedir. Kooperatiflerin tarım kesimi üzerinde etkisini incelemek aynı zamanda bu konuda en başarılı illerden biri olan Tekirdağ örneği ile inclemenin uygun olduğunu düşündüm. Birinci Bölümde Türkiye'nin sanayi, tarım, turizm, ulaşım sektörlerinde önde olan Tekirdağ ilini inceledim. İkinci bölümde Kooperatifçiliği Dünya'da ve Türkiye'de tarihsel gelişimi ile Tekirdağ ilindeki faaliyetlerini inceleyerek bu konudaki önerilerimi sonuç bölümünde açıkladım. Anahtar Kelimeler: Kooperatif, Tarım, Tekirdağ, Üretim

KooperatiflerKooperatifçilikTarım+5
Gökberk Arıcılar
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The obstacles in front of the fdi in the agricultural sector of the Northern region of Iraq an economic study of the period 2006-2016

The growth in agricultural sector measured as vital in achieving sustainable development and a significant reduction in poverty in developing countries, so, equally developmental and agricultural economists view productivity growth in the agricultural sector as significant if the agricultural output is to growth at a sufficiently rapid rate to tackle poverty. Thus, FDI considered as a significant source of economic growth in both developed and developing countries. KRG, as most of the other countries, planned to make a friendly investment environment to attract FDI as much as possible toward its region to enhance development acceleration. However, this study evaluates the main obstacles or factors that deter foreign investors from investing in the region's agricultural sector. It assesses the key reasons why FDI has not increased in the region significantly over the past ten years particularly during 2006-2016, besides analysis the foreigners reluctant to invest in the region's agricultural sector. It also investigates the total investment during past ten years by the region's board of investment and the share of FDI both entire and agriculture sector in this investment flow.

Foreign direct investmentsIraqNorthern Iraq+2
Mahır Rashıd Hama Hama
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bölgesel kalkınmada tarım sektörünün önemi: Siirt ili örneği

Tarım, insanların ekosistemlerini yönetmeleri ve evcilleştirilmiş türlerin biyolojik döngülerini kontrol etmelerini ifade eden bir süreçtir. Tarım sayesinde toplumlar için yararlı yiyecekler ve diğer kaynaklar üretilebilir. Toprağın ekimi ile ilgili tüm know-how ve aktiviteleri, doğal çevre üzerindeki tüm çalışmaları belirler, canlıları (bitkiler, hayvanlar) yetiştirmeyi ve toplamayı mümkün kılar. Dünyanın dört bir yanındaki kırsal alanlarda tarım, baskın arazi kullanımını ve kırsal alanların yaşayabilirliğinin önemli bir bileşenini temsil etmektedir. Tarım ve ilgili faaliyetler kırsal yaşamın temel dokusunu oluşturur. İstihdam ve iş fırsatları, altyapının ve çevrenin kalitesi açısından kırsal bölgelerin genel durumuna önemli ölçüde katkıda bulunur. Bununla birlikte, ekonomik olarak gelişmiş ülkelerin çoğunda, tarım çeşitlendirilmiş bir kırsal ekonominin nispeten küçük bir kısmını oluşturmaktadır ve buna ek olarak, tarımın ulusal zenginlik ve istihdam oranı açısından önemi, çoğu bölgede azalmaktadır. Bu durum, ülkelerde kırsal kalkınmada tarımın potansiyel rolünü azaltmaz, ancak istihdam ve ekonomik ilerleme için kalıcı beklentiler sunabilecek alternatif ekonomik faaliyetlerin katkısı da dahil edilmelidir. Bu çalışma bağlamında bölgesel kalkınma sürecinde Siirt ilinde tarım sektörü inceleme konusu yapılmıştır. Siirt ilinde tarım son derece önemli bir sektör olarak değerlendirilmekle birlikte, bu önemin yeterli ölçüde kullanılamadığı anlaşılmaktadır.

Bölgesel kalkınmaEkonomik etkiEkonomik kalkınma+6
Menal Aktaş
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de mantar endüstrisinin e-ticaretle yarattığı gelir ve istihdam etkileri

Ülkemizin önemli bir gelir kaynağı haline gelebilecek mantar yetiştiriciliği, uygun ortam oluşturulduğunda yıl boyunca ürün alınan karlı bir tarım alanı olabilecektir. E-ticaret, küreselleşen dünyada geleneksel pazarlama yöntemlerinin dışında daha fazla kitleye satış imkânı sunmayı kolaylaştıran bir yapıya sahiptir. E-ticaret, mantar endüstrisinin ürünlerinin gelir ve istihdamını olumlu yönde etkileyecektir. Bu çalışmada; Türkiye'de mantar endüstrisinin e-ticaret ile yarattığı gelir ve istihdam etkilerinde ithalatı, ihracatı, ekonomisi, üretim ve pazarlamadaki rolü, üretiminde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri hakkında çalışılmıştır. Bölgeler arası mantar endüstrisinin gelişmişlik farkları, devlet desteklerinde yer alan kalkınma ajansları üzerine çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de mantar endüstrisinin e-ticaret ile yarattığı gelir ve istihdam etkileri hakkında genel olarak ve işletmelere yönelik bir alan çalışması yapılarak mantarın e-ticaret ile piyasada yarattığı gelir ve istihdam etkileri incelenmiştir.

Ekonomik etkiElektronik ticaretGelirler+5
Şeymanur Acar
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de tarım sektörüne sağlanan devlet destekleri ve vergisel teşvikler

Tarım geçmişten günümüze kadar her zaman üretim ve tüketim alanında temel taşlardan biridir. Ticari olarak bakacak olursak ekonomi, istihdam ve üretim konularında büyük bir önem taşımaktadır. Ülkemiz tarım ülkesi olarak adlandırılmaktadır. Ancak son yıllarda tarım sektörünün ekonomideki payı azalmaktadır. Bununla beraber istihdam, bitkisel üretim ve havyasal ürünlerde azalış görülmektedir. Özellikle hayvancılık sektöründe ithalat oranı artmaktadır. Türkiye' de tarım sektörüne daha fazla yatırım yapılması, istihdam artışı sağlanması ve üretimin artması amacı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı aracılığı ile devlet tarafından, tarım destekleri, hayvancılık destekleri, bu ürünlerin sağlıklı koşullarda stoklanıp tüketiciye ulaştırılması için lisanslı depoculuk destekleri, genç girişimciler ve genel kapsamda yatırımın artması için yapılan vergisel teşvikler sağlanmaktadır. Ayrıca Türkiye' nin AB'nin Ortak Tarım Politikalarına uyum süreci de tarım sektörü açısından çok önemlidir. Ortak Tarım Politikaları kapsamına uyum sürecinde oluşturulan IPARD programı ile tarım alanında sağlanan proje ve destekler üretici için büyük bir avantaj olmuştur. Ayrıca ülkemiz tarım sektöründe bölgesel üretimin artmasında büyük rol oynamaktadır. Bu amaçla, çalışmanın birinci bölümünde tarım sektörü ve vergi kavramına teorik ve tarihsel olarak bakış, ikinci bölümde tarım sektörüne devlet tarafından sağlanan destek ve teşvikler incelenmiştir. Son bölümde ise, AB' nin Ortak Tarım Politikalarına uyum sürecinde, Türkiye' de uygulanan IPARD programı ve Ortak Tarım Politikasının, ülkemizdeki etkileri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tarım, Devlet Destekleri, Vergi, Vergisel Teşvikler, Türkiye

Devlet desteğiTarımTarım sektörü+3
Orhun Aycan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası neo-liberal politikaların Türk tarımına etkileri ve Türkiye'de köycülüğün evrimi

Türkiye sahip olduğu jeopolitik konumunun getirmiş olduğu sayısız avantajlar açısından tarımsal üretimde öncü ülkeler sınıfında bulunmaktadır. Bu gerçekten hareketle Türkiye'de tarım sektörünün geliştirilmesi ülke sanayisinin geliştirilmesi kadar önem arz eden bir meseledir. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Halkçılık ilkesinin temel başlıklarından biri olan "Köycülük" ideolojisi ve onun siyasal yansımaları ise bu minvalde geliştirilmiş siyasi, ekonomik ve sosyal boyutları olan mühim politik motiflerden biridir. Dünya ölçeğinde 1980 sonrası gelişen neo-liberal politikalar hemen her alanda etkili olan büyük değişimlere yol açmıştır. Kısaca liberalizmin küreselleşmesi olarak izah edebileceğimiz neo-liberal politikalar, 70'lerin sonlarından itibaren birbiri ardınca yükselen sanayi devrimleri eşliğinde suni ve sentetik bir dünya inşa etmiştir. Türkiye tüm dünyanın aktığı bu yöne 1980 sonrası yöneldiği neo-liberal politikalar nihayetinde dâhil olmuştur. Türkiye'nin, 1980 sonrası neo-liberal politikalara geçiş süreci iktisadi, siyasi ve sosyal hemen her alanda büyük dengesizlikler doğurmuştur. 1980 sonrası gelişen bu neo-liberal politikalar nihayetinde Türkiye; iktisadi kalkınma bağlamında tarım endüstrisi gelişmiş köyler, sosyal bağlamda yerleşik, uzmanlaşmış ve her anlamda refah seviyesi yükselmiş bir köy toplumu inşa edemediği gibi, yerleşik, uzmanlaşmış ve her anlamda refah seviyesi yükselmiş bir şehir toplumu da inşa edememiştir. Anahtar Kelimeler: Neo-Liberalizm, Türkiye'de Tarım Politikaları, Köycülük

1980 sonrasıEkonomik etkiKöycülük+6
Gökçehan Efser Çakıroğlu
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarım sektöründe toplam faktör verimliliği (TFV) ve kamu politikaları: Türkiye ve Hollanda'nın Malmquıst TFV endeksi ile karşılaştırmalı analizi (1961–2021)

Bu çalışmanın amacı, Türkiye ve Hollanda tarım sektörlerinin 1961-2021 dönemi toplam faktör verimliliğini (TFV) Malmquist TFV Endeksi ile analiz etmek ve kamu politikalarının TFV üzerindeki uzun dönem etkilerini değerlendirmektir. Çalışmada, Veri Zarflama Analizi (VZA) yöntemiyle, sabit (CRS) ve değişken getiri ölçeği (VRS) varsayımları altında, girdi ve çıktı odaklı yaklaşımlarla, teknik etkinlik değişimi (TC), teknolojik değişim (TC) ve kümülatif değişimi ölçen Malmquist Toplam Faktör Verimliliği (MTFV) Endeksi hesaplanmıştır. Analizlerde kullanılan 1961-2021 dönemi tarımsal üretim, arazi, işgücü ve sermaye verileri ABD Tarım Bakanlığı'ndan (USDA-ERS) elde edilmiştir. Türkiye ve Hollanda'nın TEC, TC ve MTFV endeks değerlerine ilişkin bulgular, iki ülkenin tarım sektörlerindeki yapısal değişimin nasıl farklılaştığını göstermektedir. Hollanda, hem girdi ve hem de çıktı odaklı CRS ve VRS ölçümlerinde TEC açısından Türkiye'den daha iyi performans sergilemiştir. Hollanda'nın TEC değerleri genellikle 1'in üzerinde gerçekleşmiştir. Bu durum, Hollanda'nın TEC değerini artırarak tarımsal üretimini sürdürdüğünü göstermektedir. Türkiye ise, girdi odaklı CRS ölçümünde TEC (0,991) değerinde hafif bir kayıp yaşamış, ancak çıktı odaklı analizde olumlu bir gelişme (TEC 1,011) göstermiştir. TC açısından Hollanda'nın hem girdi ve hem de çıktı odaklı değerleri de Türkiye'ye kıyasla daha yüksek bulunmuştur. Hollanda'nın girdi odaklı TC değeri 1,017 iken Türkiye'nin girdi odaklı TC değeri 1,007'dir. Bu fark, Hollanda'nın teknolojik yenilikleri daha hızlı benimsediğine işaret etmektedir. Türkiye, 1'e yakın olarak bulunan TC değerleriyle teknolojik gelişim sağlasa da, bu artışın Hollanda'ya kıyasla daha sınırlı olduğu görülmektedir. MTFV endeksi açısından da Hollanda'nın değerleri, Türkiye'ye kıyasla genellikle daha yüksektir. Bu durum, Hollanda'nın hem TEC, hem de TC değişimi açısından daha sürdürülebilir bir performans sergilediğini ortaya koymaktadır. Türkiye ise MTFV endeksinde özellikle çıktı odaklı nispi bir iyileşme göstermiş (1,004), ancak genel anlamda Hollanda kadar iyi bir performans sergileyememiştir. Kümülatif MTFV analizleri, Hollanda'da sürekli verimlilik artışını, Türkiye'de ise istikrarsız ve sınırlı gelişmeler yaşandığını göstermektedir. Parçalı arazi yapısı, küçük ölçekli aile işletmeleri, düşük Ar-Ge yatırımları, yetersiz tarımsal eğitim, yenilikçi teknolojilere sınırlı adaptasyon ve istikrarsız politikalar gibi yapısal sorunlar, Türkiye'nin TFV büyümesini kısıtlamaktadır. Türkiye'nin sübvansiyon odaklı kamu politikaları, dönemsel TFV artışlarına yol açsa da, istikrarlı bir artış sağlanamamıştır. Hollanda'nın TFV artışı, Ar-Ge odaklı politikalar, hassas tarım teknolojileri, OTP reformları, kurumsallaşma ve etkin tarım eğitimi modeline dayanmaktadır. Uzun dönemi kapsayan analizlerle literatürdeki önemli bir boşluğu dolduran bu çalışma, stratejik politika önerileri geliştirmek için bilimsel bir perspektif sunmaktadır.

HollandaKamu politikalarıMalmguist Verimlilik İndeksi+2
Mehmet Ali Cevheri
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türk tarım sektörünün sürdürülebilir gıda güvencesi açısından değerlendirilmesi: Veri zarflama analizi

Tarım sektörü, insanoğlunun beslenme gibi temel gereksinimini karşılama özelliğinden dolayı önem arz etmektedir. Artan dünya nüfusu insanoğlunun beslenme problemini gündeme getirmiş, bu durum tarım sektöründe yaşanan modern girdi kullanımı, teknolojik gelişme ve makineleşme ile aşılmaya çalışılmıştır. Bu süreç tarımsal üretimde yüksek verimlilik artışları sağlamakla birlikte, beraberinde çevresel sorunlar ve sağlıklı gıdaya erişim sorunlarını da getirmiştir. Yaşanan gelişmelerin gıdaya yönelik olumsuz etkilerinin azaltılması için gıda güvencesi konusu gündeme gelmiştir. Gıda güvencesi, insanların yaşamları için gerekli olan besin ve gıda ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri amacıyla yeterli, sağlıklı, güvenilir ve besleyici gıdaya sürekli erişebilmeleri olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmada Türk Tarım sektörünü gıda güvencesi açısından değerlendirmek amacıyla öncelikle tarımsal ürünlerdeki kendi kendine yeterlilik incelenmiştir. Daha sonra ülke nüfusunun yıllık kalori gereksinimleri hesaplanmış ve tarımsal üretimin kalori gereksinimini karşılama oranları bulunmuştur. Nihai olarak da Veri Zarflama Analizi yöntemi kullanılarak OECD ülkeleri içinde Türkiye'nin sürdürülebilir gıda güvencesi açısından göreli etkinliği incelenmiştir. Çalışmanın bulgularına bakıldığında, Türkiye'nin gıdanın bulunabilirliği açısından iyi konumda bulunmasına rağmen, erişilebilirlik açısından sorunlar yaşadığını göstermektedir.

Gıda güvenliğiSürdürülebilir tarımSürdürülebilirlik+2
Sinem Soyhan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

AB'ye giriş süreçinde Türk tarımı

Tarım sektörü gıda güvenliği, beslenme, kendine yeterlik, gelir dağılımında adaletin sağlanması vb. gerekçelerle dünyanın hemen her yerinde en çok korunan ve desteğe konu olan bir sektördür. Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasında 3 Ekim 2005 tarihinde başlamış olan tam üyelik müzakerelerinde ülkemiz 35 farklı dosyada AB normlarına uyum sağlaması gerekmektedir. Şüphesiz AB ile yapılacak tam üyelik müzakerelerinde ülkemizi en fazla uğraştıracak konulardan birisi, AB Ortak Tarım Politikasına (OTP) uyum açısından önemli sorunları olduğu gözlenen tarım sektörüdür. AB'ye üyelik sürecinde tarım sektörü açısından uyumun sağlanması Türkiye için bazı kriterlerin yerine getirilmesi ile mümkün hale gelecektir. Bu kriterler ise, tarım sektörünün yapısı, politikaları ve mevzuata uyumu olarak sıralanabilir.Bu çalışmanın birinci bölümünde önce tarım sektörünün teorik analizi yapılmış, ardından Türkiye'de tarım sektörünün tarihsel gelişimi, tarım sektörünün mevcut durumu ve tarımın ekonomideki yeri incelenmiştir. Bölümün sonunda Türkiye ile seçilmiş diğer ülkelere ait veriler karşılaştırılarak Türkiye'nin başta tarımsal istihdam, verimlilik vb. konularda ne durumda olduğu tartışılmıştır.İkinci bölümde ise AB'ye giriş sürecinde Türk tarımının sorunları ve çözüm önerileri ayrıntılı bir şekilde analiz edilmiştir. Ardından AB müzakere sürecinde tarımla ilgili olarak yapılması gereken hazırlıklar ve izlenmesi gereken stratejiye ilişkin öneriler sunulmuştur.Üçüncü bölümde ise Doğrudan Gelir Desteğinin amaçları belirtilmiş ve olumlu - olumsuz yönleri ele alınmıştır. Ardından Doğrudan Gelir Desteğinin Avrupa Birliğinde ve Amerika Birleşik Devletindeki uygulamaları ele alınmıştır.Anahtar Kelimeler: Tarım, Türkiye Tarım Sektörü, Avrupa Birliği, Türk tarımının sorunları ve çözüm önerileri, Doğrudan Gelir Desteği.

Avrupa BirliğiDoğrudan gelir ödeme sistemiTarım+2
Elvan Zeybek
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Tarım sektörüne sağlanan mali teşviklerin tarım sektörü gelişimi üzerindeki etkisi: Türkiye örneği

Tarım sektörü, ekonominin temel üretim sektörlerinden birisidir. Ayrıca tarım sektörü ülke nüfusunun sağlıklı beslenmesi açısından stratejik bir sektördür. Bu kapsamda ülkeler tarımın stratejik önemini göz önünde bulundurarak, çeşitli tarım politikaları ile sektörü desteklemektedirler. Tarım politikalarının önemli bir bileşeni de devlet tarafından sağlanan mali teşviklerdir. Bu çalışmada, ARDL yaklaşımına dayalı eşbütünleşme testi ile Toda ve Yamamoto (1995) nedensellik testi kullanılarak 1980-2016 döneminde Türkiye'de tarım sektörüne sağlanan mali teşviklerin tarım sektörü gelişimi üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda tarım sektöründe sağlanan mali teşviklerin uzun dönemde tarım sektörü gelişimi üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte ekonomik büyümenin tarım sektörünün gelişimini pozitif etkilediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tarım Sektörü, Mali Teşvikler, ARDL Eşbütünleşme Testi

ARDL Eşbütünleşme TestiMali teşvik sistemiNedensellik testleri+3
Öznur Özel
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tarım sektöründe tütün yetiştiriciliği çalışanlarında iş sağlığı ve güvenliği; Malatya ili örneği

Tarım, insanların yaşamlarının sağlıklı ve nitelikli bir şekilde devamlılığını sürdürebilmek için birçok ihtiyaçlarını karşılayan önemli bir sektör konumundadır. Ülkemizin uluslararası piyasalarda marka değeri olan en önemli tarım ürünleri arasında tütün yer almaktadır. Türkiye'de yetiştirilen oriental tütünler, dünya piyasalarında uzun yıllar gördüğü yüksek talep sayesinde "Türk Tütünü" ismiyle anılmaktadır. Tütün, fide yetiştirilmesinden hasat edilmesine ve işlenmesine kadar geçen zamanda değişik metotlarla üretilmektedir. Makineleşmenin yoğun olduğu tarımsal alanlarda verimlilik oldukça yüksektir. Ülkemizde tütün yetiştiriciliği, el emeğiyle üretilmektedir. Tütün tohumlarının ekimi, hasat edilmesi, tütünün denklenmesi ve taşınması sırasında eğilip kalkmalar ve ağır yük taşıma nedeniyle birçok kas iskelet sistemi hastalıkları görülmektedir. Bel, sırt, baş ve boyun ağrıları gibi sağlık sorunları oluşmaktadır. Tütünde bazı işlemler sırasında kullanılan aletler, tehlikeli olmakta ve kesikler açık yara şekline dönüşerek hastalıklara neden olabilmektedir. Makineleşmenin artması, yukarıda sayılan tehlikelerin bazılarını ortadan kaldırmakta fakat yeni tehlikelere neden olmaktadır. Makinalara çarpmalar, elleri, parmakları veya kolları kaptırma gibi iş kazaları yaşanabilmektedir. Tütün üretiminde kullanılan gübre ve pestisit gibi toksik kimyasallar kullanılmaktadır. Bu kimyasallar solunum, ciltten emilim ve sindirim yoluyla vücuda alınmakta, sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Tütün yetiştiriciliğinde çalışanlar fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ve psikososyal risklere maruz kalmaktadır. Bu tez kapsamında, ülkemiz tarım sektörü tütün yetiştiriciliğinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği açısından maruz kaldığı riskler belirlenmiştir. Riskleri yok etmek veya kabul edilebilir seviyeye indirmek için alınabilecek korunma tedbirleri ortaya çıkartılmış, bu korunma tedbirlerinde en etkin olanı belirlenmiştir. Risk değerlendirme yöntemlerinden olan kontrol listesi yöntemiyle tütün yetiştiriciliğinde bulunan riskler belirlenip kontrol listeleri hazırlanmıştır.

MalatyaTarım işçileriTarım işçileri hastalıkları+6
Kübra Karakaş
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tarım sektöründe zeytin hasadı çalışanlarında iş sağlığı ve güvenliği

İş sağlığı ve güvenliğinin en mühim ilkesi çalışanları iş kazası ve meslek hastalıklarından koruyarak güvenli ve sağlıklı bir ortamda çalışmalarını sağlamaktır. Tarım sektörü, ülkemizin sahip olduğu iklim koşulları, doğal kaynakları ve toprak yapısıyla çalışma hayatında önemli bir yer tutmaktadır. Her ülke için tarım ekonomik olarak önemli bir konuma sahiptir. Ülkemiz ekonomisinde ilk on tarımsal ürün içerisinde zeytin yer almaktadır. Zeytin, dikiminden hasat dönemine kadar değişik metotlarla yetiştirilmektedir. Ülkemizde özellikle zeytin hasadında elle hasat sıklıkla başvurulan bir yöntemdir. Bu durumda işçiye enerji yönünden aşırı yüklenilmekte ve iş verimi azalmaktadır. Zeytin fidelerinin dikimi, hasat edilmesi ve taşınması sırasında ağır kaldırma, tekrarlayan hareketler, uzanma, itme, çekme, dönme, uzun süre çalışma sebebiyle pek çok kas iskelet sistemi hastalıkları görülmektedir. Bel ve sırtta oluşan omurga rahatsızlıkları, bel fıtığı ve kas yırtılması gibi sağlık sorunlarını ortaya çıkarmaktadır. Makine kullanımının artması, tehlikelerin bir kısmını ortadan kaldırmakta ancak yeni risklere neden olmaktadır. Makinelere parmakları, elleri ve kolları kaptırma gibi iş kazaları yaşanabilmektedir. Zeytin yetiştiriciliğinde en önemli tehlike kimyasal gübreler ve pestisitlerin kullanılmasıdır. Kullanılan kimyasallar insan vücuduna deri, sindirim, solunum ile üç yolla girmektedir. Göz enfeksiyonlarından akciğer hastalıklarına kadar birçok sağlık sorunlarına sebep olmaktadır. Zeytin yetiştiriciliğinde çalışanlar çalışma ortamında kimyasal, fiziksel, biyolojik ve ergonomik ve psikososyal etmenlere maruz kalmaktadır. ii Bu tez kapsamında, zeytin yetiştiriciliğinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği açısından maruz kaldığı tehlike ve riskler belirlenmiştir. Riskleri yok etmek veya kabul edilebilir seviyeye indirmek için en etkin korunma tedbirleri belirlenmiştir. Risk değerlendirme yöntemlerinden kontrol listesi yöntemiyle zeytin yetiştiriciliğindeki riskler belirlenerek risk değerlendirmesi yapılmıştır. Bilim Kodu: Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Tarım, Zeytin Yetiştiriciliği, Maruziyet

Mesleki maruziyetTarım işçileriTarım sektörü+4
Fatıma Özdemir
Uşak University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de tarım sektörünün ekonomik gelişimi ve sorunları

Bu araştırmanın amacı Türkiye'de tarım sektörünün ekonomik gelişimini ve tarımın sorunlarının incelenmesidir. Tarım ülkemizde en önemli gelir kaynaklarından birisini oluşturması bakımından önemlidir. Bununla birlikte tarım tüm dünyanın her an ihtiyacı olan temel ürünleri işletmesi bakımından da öne çıktığından ülkelerin zorunlu ihtiyaçları arasındadır. Ülkemiz geniş tarım yapılabilecek alanlara sahip olduğundan tarım potansiyeli de yüksektir. Ancak yapılan araştırma neticesinde bu potansiyelin tam olarak kullanılamadığı gözlemlenmiştir. Özellikle Hollanda gibi ülkeler Türkiye'ye nazaran daha dar tarım alanlarına sahip olsa da tarım sektörü bağlamında öne çıkmaktadır. Türkiye'nin de tarım sektöründeki potansiyelinin gerçekleşmesinin önündeki sorunların irdelendiği bu araştırmada tarım sorunlarının yapısal sorunlar ve dönemsel olarak belirlenmiştir. Dönemsel sorunların başında değişen hükümetlerin uyguladığı sistematik olmayan politikalar gelmektedir. Yapısal sorunların ise tarım sektöründeki en önemli sorunları oluşturduğu gözlemlenmiştir. Bu sorunların başında ise tarımdaki karma ekonomi yaklaşımına rağmen devletin tarımdaki etkisinin beklentilerin altında kalmasıdır. Bu bağlamda araştırmadan elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde tarım sektörünün ülkemizde gelişebilmesi için devlet desteğinin artırılması sağlanmalıdır önerisi öne çıkmaktadır. Devletin tarımsal alanlarda istihdam sağlaması, uzman personeli desteklenmesi ve tarım alanlarında modern teknolojiler kullanması gerekmektedir. Bu şekilde hem iç piyasadaki tarım ürünlerinin fiyatının düşmesi sağlanacak hem de ülke ekonomisi için artı değer sağlayabilecektir

EkonomiEkonomik etkiEkonomik gelişmeler+3
Özlem Atmaca
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de tarımsal KİT'lerin analizi ve yeni politika önerileri

Bu çalışmada temel olarak Türkiye'de KİT olarak faaliyetini sürdüren tarımsal işletmelerin analizi yapılmakta ve tespit edilen sorunların çözümüne ilişkin politika önerileri sunulmaktadır. Tarımsal KİT'lere ilişkin mali ve finansal analizlerde esas olarak 2014-2019 dönemi baz alınmıştır. Yeni Kamu Yönetimi anlayışı, çalışmaya dayanak temel doktrin olarak ele alınmıştır. Çalışmada farklı coğrafya ve gelişmişlik düzeyine sahip üç ülke; tarımsal politika, KİT sistemi ve tarımsal KİT'leri açısından ele alınarak ülke örnekleri olarak sunulmuştur. Söz konusu ülkelerden Polonya'da özelleştirme uygulamaları neticesinde mevcut durumda tarımsal KİT kalmaması nedeniyle son dönemde özelleşen tarımsal KİT'lere ilişkin özelleştirme yöntemi ve sonrasına ilişkin mali yapı kısaca açıklanmıştır. Ülkemiz KİT'lerine ilişkin ortak politika önerilerinin uygulanabilirliği, konunun özelliğine göre farklı ülke tecrübeleriyle de desteklenmiştir. Sonuç olarak çalışmada veri analizi yöntemi kullanılmak suretiyle her tarımsal KİT bazında tespit edilen sorunlar üzerine mali politikalar oluşturulmuş, SWOT analizi neticesinde KİT genelinde belirlenen yönetim sorununa yönelik ise mevzuat değerlendirmesi de yapılarak yeni bir yönetim ve ücretlendirme modeli önerilmiştir. Ayrıca çalışmada KİT bazında yapılan analizlerde tespit edilen bazı konulara ilişkin hukuki analizler de yapılmıştır.

Finansal analizKarlılıkKİT+4
Yalçın Arslantürk
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Veri zarflama analizinde elastiklik ölçümü üzerine bir model önerisi: Tarım sektörü uygulaması

Veri Zarflama Analizi (VZA), karar birimlerinin göreli etkinliklerinin değerlendirilmesinde sıklıkla kullanılan bir tekniktir. VZA ile birimler performans düzeyleri doğrultusunda etkin ve etkin olmayan birimler olarak ayrıştırılabilmekte ve birimlerin etkinlik skorları belirlenebilmektedir. VZA'nın bir alt türü olan Katmanlı Veri Zarflama Analizi (KVZA) ise değerlendirilen birimleri mevcut performansları doğrultusunda, ait oldukları etkin sınırlara atamaya yarayan bir tekniktir. Katmanlı Veri Zarflama Analizi (KVZA); değerlendirilen karar birimlerinin kümelenmesini ve her bir küme için farklı bir etkin sınır oluşturulmasını sağlamaktadır. Elastiklik; bir değişkende meydana gelen oransal değişimin, başka bir değişkende yarattığı tepkinin mevcut teknoloji altında belirlenen ölçütüdür. Yalnızca etkin sınır üzerinde konumlanan birimler için uygulanabilen elastiklik ölçümleri ile karar birimlerinin sergilediği Ölçeğe Göre Getiri (RTS) karakteristikleri hakkında bilgi sahibi olmak da mümkündür. Çalışmada; VZA ile değerlendirilen tüm birimler için, KVZA ile belirlenen etkin sınırlar üzerinde elastiklik ölçümleri yapılmasını sağlayan bir metot önerilmektedir. Önerilen metot doğrultusunda gerçekleştirilen çalışmanın, üç temel amacı vardır. Bunlardan ilki; VZA kapsamında değerlendirilen tüm birimlerin etkinlik ölçümlerinin yapılması ve KVZA ile bu birimlerin mevcut performans düzeylerine göre ait oldukları etkin sınır veya etkinlik seviyelerine atanmasıdır. İkincisi; belirlenen etkin sınırlar üzerinde birimlerin elastiklik ölçümlerinin yapılması ve Ölçeğe Göre Getiri (RTS) karakteristiklerinin belirlenmesidir. Sonuncusu da bu metodun Türk tarım sektöründe uygulanmasıdır. Çalışmada önerilen metot, Ege Bölgesi'nde faaliyet gösteren tarım çiftliklerinde uygulanmakta olup, analizlerde bölgedeki çiftliklere ait Çiftlik Muhasebe Veri Ağı (ÇMVA) verileri kullanılmaktadır. Uygulama sonuçları; önerilen metodun, üretim olanakları kümesinin tamamına ait bulgular elde edilebilmesine olanak sağladığını göstermektedir. Genel kapsamda çalışma; etkinlik ölçümlerini, üretim olanakları kümesi genelinde duyarlılık analizlerini ve Ege Bölgesi çiftliklerine ait bulguları içermektedir. Ayrıca önerilen metodun da bir gösterimini sunmaktadır.

ElastikEtkinlikTarım sektörü+3
Seda Büşra Saraç
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of agricultural mechanization and agricultural productivity on agricultural employment

Agriculture and agricultural production play an important role on population in a country. With the development of agriculture, humanity can continue its progress. Cultivation, fertilization and fertilization methods, mechanization of agriculture and high-yield hybrid seeds have enabled agricultural production to meet the food needs of the population. Especially it was absolutely saving time and effort with mechanization. excess labour occurred in the agricultural sector has created the phenomenon of migration from rural to urban glides to other sectors. In this study, the mechanization and productivİty in agricultural production is being investigated its impact on agricultural employment in Turkey. In this context, 2009Q3-2018Q2 period between the level of mechanization in Turkey, the number of employed in the agricultural sector, agricultural Gross Domestic Product values and the Autoregressive Distributed Lag (ARDL) model analysis was performed with statistical data on agricultural land in the same period. As a result of the analysis, it was found that mechanization level and average income per capita in agriculture had a negative effect on agricultural employment rate in the long run.

MechanizationAgricultureAgricultural machinery+6
Muhammed Hasan Yücel
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The World Trade Organization's role for developing countries under the agriculture negotiations

The World Trade Organization (WTO) as the successor of the General Agreement on Tariffs and Trade (GATT) was established in 1995. Since WTO provides a platform for coping with trade disputes and observing national trade policies, it is considered as the guardian of rule-based, fair and competitive global trading system. WTO is a highly controversial organization. WTO is generally criticized on the grounds that it is an institution where only developed countries' interests are considered. From WTO opponents' view, WTO is a "rich man's club" which benefits Developed Countries more than Developing Countries. Apart from its mission of liberalising international trade, the WTO also aims to help developing and least developed countries to integrate into the global trade and support their development process. As an explicit indication of the crucial place of development in the WTO's work, the concept of Special and Differential Treatment (S&DT) was integrated into all WTO agreements and these S&DT provisions give special rights to developing and least-developed countries in undertaking their commitments. The main aim of this thesis is to put forward developing countries' competence to shape WTO negotiations and their effectiveness in decision-making process. This thesis focuses on S&DT provisions in the WTO's Agreement on Agriculture and S&DT instruments under WTO agriculture negotiations. The analysis made from the dimension of the WTO agriculture negotiations in this study provides proofs demonstrating that WTO is not driven solely by the interests of developed countries.

World Trade OrganizationDeveloping countriesAgontiation+5
Güliz Çetinkaya
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Mevsimlik tarımda çocuk emeği: çok boyutlu sömürünün Niğde ili özelinde incelenmesi

Bu çalışma, mevsimlik tarımda çocuk emeği konusunu ele almaktadır. Çocuk emeğinin tarihi, Sümerlere kadar tarihlenebilse de Sanayi Devrimi çocuk emeğinde nitelik ve nicelik olarak önemli bir kırılma yaratmıştır. Mevsimlik tarımda çocuk emeği ise, kapitalizmin küçük meta üreticiliği üzerindeki etkisiyle önemli bir kırılma yaşamıştır. Hane içerisinde ücretsiz emek gücü olarak kullanılan çocuklar, köylülerin topraksızlaşmasıyla birlikte ücretli işçiler haline gelmeye başlamıştır. Hanenin bir ilden başka bir ile göçüyle sürdürülen mevsimlik tarım, Türkiye gibi tarımın önemli olduğu bir ülkede hala çoğunlukla emek yoğun bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Mevsimlik tarım hane olarak dahil olunan yapısı itibariyle çocuk emeği kullanımının yoğun olduğu bir alandır. Buna ilişkin çok sayıda çalışma yapılmasına rağmen, çocukların maruz kaldığı sistematik sömürüyü çok boyutlu bir şekilde ele alan çalışma sayısı kısıtlıdır. Çalışma, mikro düzeyde çocuk emeğinin arz tarafı olan hane ve talep eden taraf olan işveren boyutunu ele almaktadır. Mezo düzeyde ise çocuk emeğinin varlığı bilinmesine rağmen o çocukları fark etmeyen, fark etse bile onları koru-ya-mayan politikalar zincirinin üreticisinin devletin rolü incelenmektedir. Makro düzeyde ise, küçük bir ildeki bir kasabada başlayan ve uluslararası pazarda biten tarımsal üretimde çok uluslu şirketlerin, tedarik zincirlerinin ve küresel ticaret ağının yarattığı çocuk emeği sömürüsü araştırılmaktadır. Bu tez çalışması, nitel araştırma desenlerinden saha çalışması ile mevsimlik tarımda çocuk emeği olgusunu; elma, kiraz, patates gibi ürünlerle Türkiye tarımsal üretiminde önemli bir şehir olan Niğde örneğinde incelemektedir. Çalışmanın bulguları; yarı yapılandırılmış görüşme ve yapılandırılmamış gözlem teknikleriyle bilgi toplanan saha araştırmasına dayanmaktadır. Niğde, tarımsal üretimin dağınık yapısı itibariyle il sınırlarının tüm çeperlerinde çadır alanları bulundurması sebebiyle saha araştırması iki farklı ortamda yürütülmüştür. Bu kapsamda ilin büyük çadır sahalarından birisinin yer aldığı Konaklı Kasabası ve; Çukurkuyu Beldesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında, 13 çocuk, 7 ebeveyn, 3 çavuş, 3 işveren temsilcisi, 2 kamu personeli, toplam 28 kişi ile görüşülmüştür. Niğde'de gerçekleştirilen saha araştırması bulguları, Niğde ili'nde tarımsal üretimde yetişkin ya da çocuk, mülteci ya da yerli, kadın ya da erkek fark etmeksizin bütün işçilerin eşit ücret aldığını göstermektedir. Niğde ilinin özgün koşullarına bağlı olan bu durum, gerekli işçi sayısını yakalayabilmek için gerekli görünmektedir. Bir yıl arayla görüşülen çadır sakinlerinden, ilk yıl üretime katılmayan çocukların ikinci yıl ekonomik sebeplerle çalışmaya başladıkları görülmüştür. "Emek çocuğun, ücret hanenin" olarak genelleşen uygulamanın Niğde ilinde de geçerli olduğu belirtilmelidir. Kayıt dışılık ve güvencesizliğin tarımsal üretim için gerekliliğini vurgulayan işverenlerin, üretimin sonlandırılması aşamasında çocuk dahil tüm işgücüne başvurdukları ifade edilmektedir. Çocuk emeğinin yer aldığı üretim sürecini kırsaldan ulus ötesine taşınmasını inceleyen çalışmanın bulguları mevsimlik tarımda çocuk emeğinin; hanehalkının ekonomik koşulları, işverenlerin üretim yapısı ve kapasitesi, devletin eğitim, tarım, göç, emek politikaları tarafından şekillendiğini göstermektedir.

Mevsimlik işlerMevsimlik işçilerNiğde+4
Abdullah Dirikoç
Mersin University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tarım alet ve makine kaynaklı iş kazalarının iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi Kayseri il örneği

Bu çalışma Kayseri ilçelerinde tarım alet ve makine kazalarının iş güvenliği açısından değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Meydana gelen tarım alet ve makine kaynaklı kazalara yönelik detayların belirlenmesi için 33 soruluk anket formu hazırlanarak çiftçilere soru cevap şeklinde uygulanmıştır. Ankete katılanların %97.5'i erkek, %22.5'i kadındır. Ankete katılanların %72.5'i ilkokul mezunudur. Tarım alet ve makine kazalarının %63.5'inin traktör kullanımından kaynaklandığı, bunların %59.1'inin acelecilik ve dikkatsizlik sonucunda meydana geldiği, söz konusu yaralanmaların sonucunda ölümlerin gerçekleştiği saptanmıştır. Traktör ile oluşan kazaların %39'u koruyucu kabini bulunmayan traktörlerde meydana gelmiştir. Traktör kazalarının %36.9'unun devrilme, takla atma ve şarampole yuvarlanma şeklinde olduğu, bu kazaların %52'sinin de 12.00-17.00 saatleri arasında gerçekleştiği görülmüştür.

KayseriKayseriKazalar+7
Ayşe Polat
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınma bağlamında tarım ve hayvancılığa yönelik mali teşvikler: Balıkesir bölgesi örneği

Tarım ve hayvancılık sektörü, küresel gıda üretimini ve dünya çapında milyonlarca insanın geçim kaynağını karşılamaktadır. Bununla birlikte, bu sektör ormansızlaşma, sera gazı emisyonları ve su kirliliği dâhil olmak üzere birçok çevresel sorunların doğmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu çevresel sorunların üstesinden gelmek için benimsenen sürdürülebilir kalkınma anlayışına dayalı tarım ve hayvancılık faaliyetleri mali teşvikler aracılığıyla uygulanabilmektedir. Mali teşvikler, sübvansiyonlar, vergi indirimleri ve yatırım teşvikleri dâhil olmak üzere birçok şekilde uygulanmaktadır. Mali teşvikler, çiftçileri haşere yönetimi, iyi tarım ve organik tarım uygulamaları gibi sürdürülebilir uygulamaları benimsemeye teşvik etmek amacıyla kullanılabilmektedir. Ek olarak, mali teşvikler, önceden maliyet gerektirecek fakat uzun vadede önemli faydalar sağlayacak olan sürdürülebilir uygulamalara geçişte ekonomik riskleri azaltmaya yardımcı olabilmektedir. Mali teşvikler, tarım ve hayvancılık sektöründe sürdürülebilir uygulamaları teşvik etmede önemli bir etkiye sahip olsa da hedefe yönelik, verimli ve etkili olmalarını sağlamak için planlı bir şekilde uygulanması gerekmektedir. Bu çalışmada, Türkiye ve Balıkesir ili özelinde sürdürülebilir kalkınma bağlamında tarım ve hayvancılık sektörüne yönelik uygulanan mali teşvikler incelenmiştir.

HayvancılıkHayvancılık sektörüMali teşvik sistemi+6
Duygu Ercan
Balıkesir University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de tarım sektöründe ücretsiz aile çalışanları: Nicel ve nitel verilerle bir analiz

Araştırmanın amacı, Türkiye, TR32 ve Denizli ili örneği ile 'Ücretsiz Aile İşçisi/Çalışanı' olmayı belirleyen sosyo-demografik özellikleri ve çalışma koşullarını tespit etmektir. Amaca uygun biçimde: Birincisi, "Türkiye ve TR32 Bölgesi'nde tarım sektöründe ücretsiz aile çalışanı olmayı belirleyen sosyo-demografik özellikler ve çalışma koşulları nelerdir?"; ikincisi "Denizli İlinde tarım sektöründe ücretsiz aile çalışanı olmayı belirleyen sosyo-demografik özellikler ve çalışma koşulları nelerdir?" olmak üzere iki temel araştırma sorusu belirlenmiştir. Kuramsal çerçeve, nicel ve nitel yönteme dayalı araştırma, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ücretsiz aile çalışanı, kuramsal boyutuyla yazın taraması yöntemi ile incelenmiştir. İkinci bölümde araştırmanın soruları nicel yöntemle; 'TÜİK 2019-2021 Hanehalkı İşgücü Anketi Mikro Veri Seti ve 2021 Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması Mikro Veri Seti' aracılığı ile genel ve tarım sektörü özelinde 'Karşılaştırmalı Tablolar, Çoklu ve İkili Lojistik Regresyon' analizleri ile incelenmiştir. Fenomonolojik temelli üçüncü bölüm, Denizli ilinde otuz katılımcı ile yüz yüze yapılan görüşmelerden elde edilen bulguların içerik analizi yöntemi ile yorumlanmasından oluşmaktadır. Tarım sektöründe ücretsiz aile olarak çalışanlarının Türkiye'deki payı, %81,6; TR32 Bölgesi'nde ise %73,7'dir. Regresyon bulgularına göre kadın, evli ve 5 yıllık ilkokul eğitim düzeyine sahip olmak, 4 kişiden fazla kişinin olduğu hanede yaşamak, tarım sektöründe ve 10'dan az kişinin çalıştığı işyerlerinde çalışmak, Anadolu Bölgesi'nde yaşamak ücretsiz aile çalışanı olma durumunu artıran değişkenlerdir. Nicel ve nitel bulgular, haftalık çalışma süresi ve yaş değişkenleri dışında Türkiye, TR32 ve Denizli için büyük oranda örtüşmektedir. Nitel araştırma bulgularına göre ücretsiz aile çalışanı olma nedenleri; yoksulluk, toplumsal cinsiyetçi bakış açısı ve uygulanan tarımsal destekleme politikaları ile açıklanabilir. Anahtar Kelimeler: Ücretsiz Aile Çalışanı, Ücretsiz Aile İşçisi, Tarım, Denizli, TÜİK.

AileDenizliTarım+3
Fatma Özge Özgen Öney
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

Agriculture and Agricultural Knowledge in Bursa and Mihaliç (Karacabey) in the Nineteenth Century

This dissertation analyzes the change in agriculture and agricultural knowledge in Bursa and Mihaliç (Karacabey) throughout the nineteenth century. By conducting this research in the century of change and scrutinizing the factors of land, population, environment, state and schools, this dissertation aims to challenge the understanding of the 'unchanging' and 'backward' peasant knowledge. This study brings into light in what ways the peasants changed agricultural knowledge, crops and practices in response to the changes in these factors. Challenging the notion of 'backward' peasant agriculture knowledge brings the query of its antonym, 'advanced' scientific knowledge, which was presented an imagined dichotomy by state politics. By discussing this imagined dichotomy, this work emphasizes how and why scientific knowledge and peasants' knowledge were intertwined and differentiated from each other. In Bursa, being one of the trade centers that had been vital for Istanbul, it is possible to observe the impact of particularly domestic but also international trade trends on agricultural production. Additionally, being the only place that has a Silk Institute, Bursa prepares a perfect ground to the politics of scientific knowledge and the relationship between scientific knowledge and peasants' knowledge through this special product. As the first capital city of the empire with dense population and several vakıf villages, studying Bursa reveals unique ways of land use and agricultural production. Mihaliç, being the closest neighbor of Bursa has different characteristics than Bursa, thus it stands as the ideal district to compare different ways of changes.

19. centuryScientific informationBursa-Karacabey+6
Zeynep Küçükceran
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ekonomisinde tarım sektörü ve tarımsal kazançların vergilendirilmesi

Agricultural sector is a sector which has differen features from other sectors. First of all, agricultural production is related ton the natural circumstances at close range and it is not possible to change these circumstances. Agricultural sector is known as "a sector with problems" all around the world because of its unigue features and its power is reduced with the economic growth. Agricultural sector has tended to lose its power year by year in our country, too.But it still has an important place in our country's economy. The subject of the taxation of the agricultural sector has been a subject that has been considered seriously both in the past and present. Different policies have been improved about the subject of taxation. As for today, the taxation of the agricultural sector is done within the system of general income taxation which is being applied in the country and influence is being tried to be gained by the way of various security precations. Agricutural income is taxed within the system of income tax in our country. The revenue of taxes is being tried to be gained by the way of taxation in the source and the system of minumum agricultural taxation. Difficulties are seen in the taxation of agriculture in our country, too as well as in whole world. Agricultural income is limited because of agriculture's being dependant on natural circumstances. And this affects the revenue of taxes to be gained from agriculture negatively. But agricultural income may be obtained in spite of all the effects of natural circumstances. Then, in the taxation of this agricultural XIU income, some difficulties appear derived from the underdevelopment of the economy in our country, there are not any detailed statistic datum which manifest the distribution of the collected taxes according to the sortsof income. But according to our subjective evalutation, it can be said that the share of agriculture is 4 % in overal income tax. In this case, the burden of agricultural income tax is approximately 1,72 %. This is a low rate and causes injustice in taxation. As for the laws of income tax in our country, a burden over 10 % can be formed without any trickles or leaks. But this burden of income tax (1,72 %) is too much below the legal cost that must be. This situtation happens because of the unrecorded operations in the trade of the agricultural products. In order to provide efficiency in the taxation of the agricultural sector, control on this sector must be intensified and educational programs must be develeped for the farmers and the tax management must be organized again in an efficient way. XIV

EkonomiGelir vergisiTarım sektörü+3
İsmail Atabay
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Organik tarım sektörü potansiyeli: Aydın ili örneği

Günümüzde insan hayatı için en önemli taleplerden olan besin ihtiyacı ve besin ihtiyacının vazgeçilmez parçası olan temiz gıda sorunu giderek artmaktadır. Bununla beraber, üretimin her safhasında temiz çevre bilinci vazgeçilmez bir unsurdur. Bu yüzdendir ki organik gıda ürünlerine olan talep son yıllarda giderek artmaktadır. Organik tarım, dünyanın her yerinde tarım sektörünün bir kolu olarak değişen ve ilerleyen bir yere sahiptir. Organik tarım, temiz çevre sağlıklı gıda anlayışı çerçevesine tarımsal teknolojinin işlendiği tarımsal bir süreçtir. Dünyada artan nüfus ve buna bağlı artan nüfusun gıda ihtiyacını karşılama talebi beraberinde metrekareye düşen üretim miktarındaki artışı ve kirlenen bir dünya oluşumunu tetiklemiştir. Bu sebeple tarım üreticileri son zamanlarda teknolojik unsurların gelişimine paralel olarak gelişen organik tarım sektörüne odaklanmıştır. Organik tarım dünyanın her yerinde gelişen ve değişen bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye, geniş ve temiz tarımsal girdileri ile organik tarımda gelişime açık ve dünyanın organik tarım sektöründe önde gelen ülkelerinden biridir. Türkiye geniş ve verimli tarım toprakları ve temiz su kaynakları olan bir ülkedir. Sürdürülebilir tarımsal faaliyetlerin devamını sağlamak gelecek nesillere temiz çevre ve sağlıklı gıda bırakmak için sürdürülebilir tarımsal faaliyetlerin temiz ve bilinçli üretilmesine bağlıdır. Her bireye sağlıklı gıda temiz çevre anlayışı ile organik tarımın geliştirilmesi ve genişletilmesi dünyanın her ülkesi ve bireyi için fayda sağlayacaktır. Türkiye'nin batı bölgesinde bulunan Aydın ili, Herodot'un söylediği rivayet edilen ''Gökyüzünün altındaki en güzel yeryüzü'' sözü gerek iklimi gerek bölgesel konumu açısından Aydın ilinin dünyanın en verimli yerlerinden biri olduğunu göstermektedir. Aydın ilinde organik tarımın varlığı Türkiye tarımının gelişim odağında lokomotif görevi görmektedir. Nitekim dünyada ve ülkemizde olduğu gibi Aydın ilinde de organik tarım girdi ve çıktılarında artış yaşanmıştır. Günümüzde tarımda gelişen teknolojilere bağlı olarak organik tarımın bütün canlı hayatı için sürdürülebilmesi kaçınılmaz bir gerçektir. Bu çalışmada dünyada ve Türkiye'de organik tarımın genel durumu ardından Aydın ili için organik tarım potansiyeli incelenmiştir. Aydın ilinde organik tarımın betimsel görüntüsü belirlenmek istenmiştir. Bu nedenle bu çalışmanın, organik tarım sektörünün geleceğe bakışı açısından bir bilinç kalitesini oluşturması beklenmektedir. Bu amaçlar doğrultusunda organik tarıma ait gerçekçi veriler toplanmış excel programında sabit ve değişir endeks hesaplamaları ardından trend analizi yapılmış ve en son swot analizi yöntemi kullanılmıştır.

AydınOrganik tarımTarım+3
Ömer Faruk İpek
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects