Kümeleme analizi
88 theses under this subject heading
Araç rotalama modeli ile çok boyutlu gözlemlerin gruplandırılması: Kişilik envanterine göre yurt odalarına öğrenci atama uygulaması
Çalışmamızda, çok boyutlu gözlemlerin gruplandırılması amacıyla araç rotalama problemi modeli modifiye edilerek kesin çözümlü kümeleme yapabilir bir hale getirilmiştir. Klasik araç rotalama problemi modeli, düğüm noktası tanımı devre dışı bırakıldığında, sezgisel olarak kümeleme işlemi gerçekleştirmektedir. Araç rotalama modelini kesin çözüm üreten bir hale getirmek amacıyla, rota içi köşegen uzunlukları için değişken tanımladık ve modele entegre ettik. Geliştirdiğimiz modelin çıktılarının, kümeleme analizi çıktılarından en önemli farkı, oluşacak altkümelerin eleman sayılarının kullanıcı tarafından belirlenebilmesidir. Geliştirdiğimiz modelin test edilmesi için, modelimizi tam sayılı doğrusal programlama yapan bir yazılım yardımıyla çözdük. Ayrıca aynı verileri, kesin çözüm veren tüm alternatiflerin değerlendirilmesi yöntemi ile çözdük ve sonuçları karşılaştırdık. Tekrarlayan testlerde iki farklı yöntemin çıktılarında birebir uyum yakalanmıştır ve testlerimiz başarı ile sonuçlanmıştır. Farklı uzaklık fonksiyonu çıktılarının, modelimize etkisini test ettik. Aynı veri matrisi kullanılarak farklı uzaklık fonksiyonlarından elde edilen uzaklık matrisleri modelimiz ile birlikte çözüldü ve sonuçlar karşılaştırıldı. Kriterler arası etkileşimi dikkate almayan uzaklık fonksiyonları kendi içinde aynı sonuçları verdi, benzer şekilde kriterler arası etkileşimi dikkate alan uzaklık fonksiyonları kendi içinde aynı sonuçları verdi. Geliştirdiğimiz modelin uygulanması amacıyla, Beş Faktör Modeli alt boyutları ve bazı ek kriterlerden oluşan anketimiz ile öğrenci yurdunda kalan öğrencilerden veri matrisi elde edildi. Veri matrisleri uzaklık fonksiyonları yardımıyla uzaklık matrislerine dönüştürüldü. Uzaklık matrisleri geliştirdiğimiz modifiye edilmiş araç rotalama modeli ile birlikte çözüldü. Böylece benzer kişilik envanterlerine sahip öğrenciler aynı odalara atanacak şekilde kümelendi.
Açık ve uzaktan öğrenme sistemlerinde kümeleme analizi yöntemiyle öğrenen gruplarının belirlenmesi
Bu araştırmanın amacı, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemine kayıtlı öğrenenlerin özelliklerini analiz ederek kümelere ayırmak, öğrenen türleri ve özelliklerine uygun stratejilerin belirlenmesine yön göstermektir. Açıköğretim Sisteminde öğrenim gören 43.106 öğrenene uygulanan anket verileri ile bu öğrenenlerin kurum veritabanlarındaki bilgileri birleştirilerek elde edilen veri kümesinin kullanıldığı bu çalışmada, öğrenen gruplarını elde etmek için tanımlayıcı veri madenciliği yöntemlerinden biri olan kümeleme analizi kullanılmıştır. Kümeleme analizi ile grupları elde etmek için IBM SPSS Modeler 14.2 yazılımında veriler üzerinde deneysel çalışmalar yapılmış ve veri setinin özelliklerine uygun olan algoritma TwoStep olarak belirlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, hazırlanan veri seti üzerinde yapılan TwoStep algoritması ile üç küme elde edilmiştir. Bu kümelerin boyutları %36,9, %35,7 ve %27,5 olarak dağılmıştır. Kümelerin belirlenmesindeki en ayırt edici özellikler akademik başarı notu, aylık gelir, çalışılan sektör, çalışma süresi, cinsiyet, internet erişim olanağı, medeni durum, iletişim araçları sahipliği ve yaş olarak belirlenmiştir. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar ile öğrenen odaklı akademik, yönetsel, kurumsal ve destek hizmetlerine yönelik kararların alınması kolaylaşabilir, bu grupların özelliklerine uygun olarak hizmetlerin farklılaştırılmasına ve tasarlanmasına destek olunabilir. Anahtar Kelimeler: Açık ve Uzaktan Öğrenme Sistemleri, e-ÖğrenenlerinGruplandırılması, Kümeleme Analizi, Segmentasyon, TwoStep Algoritması.
Doğrudan yabancı yatırımların belirleyicilerine yönelik kümeleme analizi ve 1980-2005 dönemi homojen ülke gruplarının belirlenmesi
Bu çalısmada, teorik ve ampirik literatürde doğrudan yabancı yatırımlarınbelirleyicisi olarak bir çok çalısma tarafından desteklenmis değiskenler belirlenmistir.Bu değiskenler 1980?2005 genel periyodu ve 1980?1989 dönemi, 1990?1999dönemi, 2000?2005 dönemi olarak 3 alt periyot seklinde ele alınmıstır. Öncedenbelirlenen seçme kriterlerine göre birbirine çok benzeyen birey ya da nesneleri aynıküme içinde gruplandıran Kümeleme Analizi uygulanmıs ve seçilen değiskenlere görebenzer özellikler gösteren ülkeler aynı kümede yer almıstır. Aynı zamanda AyırmaAnalizi ile küme ayrımlarının istatistiki anlamlılıkları sınanmıstır.Analizin tüm asamalarında seçilmis değiskenler tarafından kesin bir sekildeayrılan ABD ve gelismis Avrupa ülkelerinin bulunduğu küme üst düzey yabancıyatırım yapısına sahip olan küme olarak isimlendirilmistir. Tüm periyotlarda kararlıolan bu kümeden herhangi periyotta düsük düzey kümelere bir geçis olmamıstır.Ancak 2000?2005 periyodunda bu küme elemanlarının arttığı gözlenmistir. Türkiye,Polonya, Portekiz, Slovakya, Meksika, Güney Kore, Çek Cumhuriyeti ve Macaristangibi ülkelerin 2000?2005 periyodunda ABD ve gelismis Batı Avrupa Ülkeleri arasınagirdiği görülmektedir. 1990?1999 döneminde bir alt kümede yer alan bu ülkeler2000?2005 döneminde gelismis ülkeler kümesinde yer almıslardır.1980?1989, 1990?1999 ve 2000?2005 dönemleri için üst düzey doğrudanyabancı yatırım yapısına sahip küme istikrarlı olup ABD ve gelismis Batı Avrupaülkelerinden olusmaktadır. Düsük ve alt-orta doğrudan yabancı yatırım yapısına sahipülkelere bakıldığında, değiskenlerin çoğunun bu iki kümeyi birbirinden ayırmaktazorlandığı görülmüstür. Bu gruptaki ülkeler genel olarak az gelismis Afrikaülkelerinden olusmaktadır. Alt-orta grubuna 2000?2005 döneminde Beyaz Rusya,Bosna, Tacikistan, Ukrayna ve Kazakistan gibi ülkelerin de katılmıs olması nedeniylebu grubun kararlı olmadığı gözlenmistir. Benzer sekilde düsük doğrudan yabancıyatırım yapısına sahip olan küme de kararlı değildir. Ancak alt-orta yabancı yatırımyapısına sahip guruba göre daha kararlı oluğu söylenebilir.Çalısmada tüm periyotlar için; kisi basına GSMH, gelismislik sınıflaması,ülkenin yükselen piyasa olup olmaması, OECD üyeliği, 1000 kisiye düsen sabit hatlıve mobil telefon sayısı, küme ayrısmasında en etkili olan değiskenler olarak ortayaçıkmıstır.Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Yatırım, Yatırım Kalkınma Asamaları,Kümeleme Analizi, Çok Değiskenli Varyans Analizi, Ayırma Analizi.
Deprem verilerinin analizi için veri madenciliği yaklaşımı
Türkiye, öncelikle deprem olmak üzere çığ, sel, yangın, heyelan gibi doğal afetlere sıklıkla maruz kalmış ve kalmaya da devam eden bir ülkedir. Bu nedenle yaşanan afetlerin yarattığı can ve mal kayıpları ile birlikte ekonomik kayıpların da azaltılması gerekmektedir. Bu da depreme hazırlık aşamasında yapılan etkili bir çalışma ile sağlanabilir. Bu tezde veri madenciliği tekniği ile deprem verilerinin analiz edilip değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Veri madenciliği büyük miktarlardaki verinin içinden anlamlı ve yararlı ilişki ve kuralların bilgisayar programları aracılığıyla aranması ve analizidir. Kütahya ve etrafındaki 250 kilometrelik yarıçaplı çemberi kapsayan bölge uygulama bölgesi olarak seçilmiş ve çember etrafında, 1900'lü yıllardan günümüze gelene kadar meydana gelen depremlerin büyüklüğü, zamanı, derinliği, sıcak su kaynağı üzerinde olup olmaması, toprak çeşidi ve Kütahya merkeze olan uzaklığı incelenmiştir. Bu amaçla deprem verilerinin daha anlamlı hale getirilip içerisindeki gizli değerleri analiz edebilmek ve bu verileri değerlendirme imkanı bulabilmek için Weka 3.6.8 veri madenciliği yazılımı kullanılmıştır. Deprem verilerinin sınıflandırılmasında farklı yaklaşımlar kullanılmış ve yapay sinir ağlarının çok katmanlı algılayıcı ağ modeli 0.87 doğruluk oranı ile en uygun yaklaşım olarak bulunmuştur. Bunun dışında deprem verileri ile ilgili daha ayrıntılı analiz için k-ortalamalar algoritması ile kümeleme analizi gerçekleştirilmiştir.
İl nüfus ve vatandaşlık müdürlüklerinin iş yoğunluğuna göre hiyerarşik kümeleme analizi ile sınıflandırılması
Kümeleme analizi, grupları kesin olarak bilinmeyen birimleri veya değişkenleri birbiriyle benzer alt kümelere ayırmaya yardımcı olan çok değişkenli istatistiksel analiz yöntemlerinden biridir. Bu çalışma genel olarak üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlükleri'nin tarihsel gelişimi incelendikten sonra kapsamı çok geniş olan nüfus hizmetlerine dair kısa bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, kümeleme analizi metodolojik olarak incelenmiş; üçüncü bölümde ise, hiyerarşik kümeleme yöntemlerinden Ward kümeleme yöntemi ile ülkemizde hizmet gösteren 81 İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü vatandaşa sunduğu hizmet kalemleri açısından işlem yoğunluğuna göre sınıflandırılmıştır. Yapılan analiz neticesinde elde edilen 6 küme, yapısal açıdan incelenmiş ve kümelerin öne çıkan özellikleri belirlenmiştir. Oluşan kümelemenin kalitesi küme geçerliliği endekslerinden Silhouette endeksi ile değerlendirilmiş, kümelerdeki değişkenlere ait ortalamalar ANOVA ve Welch istatistikleri ile de sınanmıştır. Elde edilen bulgular, 6 kümenin istatistiki olarak birbirinden anlamlı derecede farklı olduğunu ortaya koymuştur. Kümelerin genel olarak yorumlandığı bölümle çalışmanın bulguları pazarlama açısından değerlendirilerek tez çalışması sona erdirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kümeleme Analizi, Hiyerarşik Kümeleme, Ward's Yöntemi
Türkiye'de faaliyette bulunan ticaret bankalarının performanslarına göre sınıflandırılmasında etkili olan değişkenlerin belirlenmesi ve bir uygulama denemesi
Son yıllarda çok değiskenli istatistiksel analizlerin kullanımı hızla artmaktadır. Sosyal olaylardan ekonomik vakalara kadar hemen hemen her alanda arastırmacıların daha fazla çok değiskenli istatistik analizlerine basvurduğunu görmekteyiz. Konu bankacılık sektörüne indirgendiğinde, bankacılık sektöründe yer alan aktörlerin etkin ve verimli çalısmalarının ülke ekonomileri açısından büyük önem tasıması nedeniyle, 1960'lı yıllardan beri arastırmacıların çok değiskenli istatistik analizleri bu alanda kullanmaya basladığı görülmektedir. Konu Türkiye özelinde incelendiğinde ise ülkemizdeki para ve sermaye piyasalarının yeterli seviyede gelismemis olması, bu piyasaların büyük bir bölümünü kontrol eden bankalarımızı, hükümetlerce alınan ekonomik kararlara karsı hassas kılmaktadır. Ülkemizdeki mali sistemin neredeyse tamamı bankaların kontrolündedir. Ülkemiz mali sisteminde böylesine büyük bir yer tutan bankalar üzerine yapılan istatistik çalısmaların sayısı da tüm dünya da olduğu gibi ülkemizde de günden güne artmaktadır. Bu çalısmada Türk bankacılık sistemi içerisinde yer alan ticaret bankaları evren olarak alınmıs ve 2005 yılı mali tablolarından türetilen oranlar kullanılmıstır. Çalısmada önce mali oranlar dikkate alınarak benzer özellik gösteren bankaları gruplandırmak amacıyla çok değiskenli istatistik tekniklerinden kümeleme analizi kullanılmıstır. Daha sonra ise yapılan sınıflandırmanın basarısını ortaya koymak ve bu sınıflandırmada daha büyük öneme sahip değiskenleri açığa çıkarmak için kümeleme analizi verilerine çok değiskenli istatistik tekniklerden diskriminant analizi uygulanmıstır. Çalısmada kullanılan mali oranlar isletmenin o yıl çesitli açılardan performansını ortaya koyduğundan, çalısmamız performans değerlendirmesi olarak da ele alınabilir.
Toplam kalite yönetimi ile organizasyonel performans ilişkisi ve finans sektörü uygulaması
Türk bankacılık sektörünün kümeleme analizi ile finansal göstergeler temelinde performans sınıflandırması
Finans piyasasının kurumsal yapısını oluşturan en önemli aktör Bankacılık sektörüdür. Hassas bir yapıya sahip olmasından dolayı bankacılık sektörü, sektörel dalgalanmalara maruz kalarak yoğun tartışmaların odağı haline gelmektedir. Bu çalışma Türkiye'de faaliyet gösteren ticari bankaların bilânço ve gelir tablolarından elde edilen finansal oranları kullanılarak bankaların risk ve finansal performanslarındaki benzerlik ve farklılıklar yönüyle, çok değişkenli bir istatistik yöntem olan kümeleme analizi ile sınıflandırmayı amaçlamaktadır. Söz konusu sınıflandırma hiyerarşik kümeleme analizi yöntemlerinden biri olan Ward yöntemi, hiyerarşik olmayan kümeleme analizi yöntemlerinden biri olan K-ortalamalar yöntemi ve hiyerarşik-hiyerarşik olmayan yöntemlerin birleşimi olarak hibrid bir yöntem olan İki adımlı kümeleme yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda, kamu bankaları, özel sermayeli bankalar ve yabancı sermayeli bankalar ayrımı yapılmaksızın bankaların bir araya gelerek mevcut durumlarından çok farklı kümeler oluşturdukları görülmüştür. Fakat ele alınan 3 yönteme göre yapılan analizlerin ortak noktası kamu bankalarının birbirinden hiç ayrılmadığı fakat özel sermayeli ve yabancı sermayeli bankalarda kümeler arası değişimlerin görülmesidir.
Örgütsel alt kültürler ve kaynakları: Bir hizmet işletmesinde araştırma
Örgüt kültürü araştırmaları, örgüt çalışanlarının bütüncül biçimde değer, norm ve anlayışları paylaşlaşabileceği gibi aralarında farklılıkların da oluşabileceğini göstermektedir. Örgütsel kademeler, fonksiyonel birimler, meslekler ya da demografik özelliklerdeki farklılaşmanın sonucunda örgütsel alt kültür grupları oluşmaktadır. Bu çalışmada, daha önce imalat sektörü işletmelerinde yapılan örgütsel alt kültür araştırmalarında kullanılan kültür alt boyutları esas alınarak bir hizmet işletmesinde araştırma yapılmaktadır. Bu araştırmanın, en az üç nedenle önemli olduğu düşünülmektedir. İlk olarak, daha önce imalat sektörü işletmelerindeki örgütsel alt kültür gruplarını belirlemek için kullanılan kültür alt boyutlarının hizmet işletmesinde kullanılması ülkemizdeki alt kültür araştırmaları yazınına katkıda bulunmaktadır. İkinci olarak, hiyerarşik, sıralı (tandem) ve iki aşamalı kümeleme yöntemlerinin kullanılarak sonuçlarının karşılaştırılması alt kültür çalışmalarındaki yöntem tartışmasına katkı yapmaktadır. Üçüncü olarak, bir hizmet işletmesindeki aynı profesyonel meslek grubundaki çalışanlar arasındaki alt kültür gruplarının kaynaklarının belirlenmesi yazındaki alt kültürün kaynakları tartışmasına katkıda bulunmaktadır. Bu araştırma için Sivil Havacılık Sektörü'nde faaliyet gösteren bir hizmet işletmesinde görev yapan 233 pilottan anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda sıralı (tandem) kümeleme yönteminin örgütsel alt kültür gruplarının belirlenmesi için en iyi sonucu verdiği görülmüştür. Araştırma sonuçları ayrıca, örgütsel alt kültür gruplarının ayrışmasında ülke kültürlerinin belirleyici olabileceğine yönelik bulgular ortaya koymuştur. Araştırma sonuçları çerçevesinde yöneticilere yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Örgütsel alt kültürler, alt kültürün kaynakları, kümeleme analizi, sivil havacılık sektörü, hizmet işletmesi
Hastane bilgi yönetim sistem verilerine veri madenciliği ile işlerlik kazandırılması için bir adım : K-ortalama algoritmasında uygun parametre seçimi
Sağlık kurumları yöneticileri; finansal, tıbbi işlemleri, teknolojik gelişmeleri ve risk faktörleri gibi çok sayıda alt sistemleri de yönetebilmelidir. Yöneticilerin kuruluşlarını güvenli, verimli yönetebilmeleri, sorumluluklarını daha iyi yapabilmeleri, yönetsel becerilerini daha kolay ortaya koyabilmeleri için Hastane Bilgi Yönetim Sistemlerine (HBYS) ihtiyaç duyulmaktadır. Sağlık alanında toplanan manuel veya tıbbi cihazlardan elde edilen farklı formattaki tıbbi verileri, bilişim ve iletişim teknolojilerdeki gelişmelere bağlı olarak dijital ortamlara aktarılmaktadır. Ülkemizde HBYS'lerin yapısal gelişiminde ilerlemeler olmasına rağmen, sistemde toplanan verilere hala yeteri kadar işlerlik kazandırılmış değildir. HBYS'ler sağlık yöneticilerine yardımcı olacak bazı raporlar içerse de, veriler arasında çoklu bağlantıları ortaya çıkarabilecek raporları kapsamamaktadır. Veri madenciliği yöntemlerinin sistemlere adapte edilmiş olmaması, veri-bilgi dönüşüm sürecini yönetebilecek deneyimli ve yeterli bilgi seviyesi olan sistem sorumluların bulunmaması bu sistemler için önemli bir eksikliktir. HBYS'lerin uygun analiz yöntemlerle entegre olmuş, kolay kullanılabilen daha kapsamlı tasarlanmasına ihtiyaç vardır. Tıp alanındaki bilimsel çalışmalarda veri madenciliği kümeleme yöntemlerinden K-ortalama algoritması yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak K-ortalama algoritmasının başlangıç parametreleri olan küme sayısının ve başlangıç merkezlerinin kullanıcı tarafından belirlenmesi gereği algoritmanın önemli dezavantajıdır. Bu probleme çözüm olabileceği düşünülerek, yöntemin parametre değerlerine ihtiyaç duyulmadan çalışan mevcut algoritmayı geliştirmek amaçlanmıştır. NAMGY (Noktalar Arası Mesafe ve Gözlemlerin Yoğunluğu) isimli algoritmayı içeren yazılım ile HBYS'lerdeki veriler kullanarak hastane yöneticilerin ihtiyac duyduğu bilgiler daha kolay rapor edilebilecek ve atıl olarak biriken büyük miktardaki veriler işlerlik kazanmış olacaktır. Ek olarak, çalışma NAMGY K-ortalama algoritması, HBYS verilerinin bilgiye dönüştürülmesinde daha kolay ve kullanıcı dostu yazılım ile sağlık kurumları yönetimine katkı sağlayıp, kurumlar için ekonomik açıdan bir değer oluşturacaktır.
Akademisyenlerin iş doyumu ve tükenmişlik seviyelerinin çok değişkenli istatistiksel yöntemlerle analizi: Devlet ve özel üniversitelerin karşılaştırması
Çok değişkenli istatistikler kavramı, birbiri ile ilişkili olan bir veya daha fazla bağımsız değişkenle birlikte birden fazla bağımlı değişkeni eş zamanlı analizlerinin bir arada yapılmasını sağlayan bir dizi yöntem olarak ifade edilmektedir. Çok değişkenli istatistiksel analizlerin amacı boyut indirgeme, birimlerin sınıflandırılması, hipotez testleri ve bağımlılık yapısının incelenmesi şeklinde sıralanabilir. Bu doğrultuda, bu çalışmada bahsedilen amaçların gerçekleşmesini sağlayan çok değişkenli istatistiksel yöntemlerden Faktör Analizi ve Kümeleme Analizi teorik olarak ele alınmış, yöntemlerin temel özelliklerine ve sağladıkları faydalara yer verilmiştir. Çalışmanın teorik bölümlerinden sonra, bahsedilen bu yöntemler kullanılarak, tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen akademisyenlerin, tükenmişlik ve iş doyumu seviyelerinin, yaş, cinsiyet, medeni durum, çocuk sayısı, gelir, devlet veya özel üniversitede çalışma durumu, meslekteki toplam çalışma süresi, akademik unvan gibi değişkenler açısından anlamlı düzeyde farklışıp farklaşmadığını ve tükenmişliğin iş doyumu üzerindeki etkisini belirleyerek devlet ve özel üniversitede çalışma durumlarının karşılaştırılmasının yapılması amaçlanmıştır. Akademisyenlerin tükenmişlik seviyelerini ölçmek için Maslach Tükenmişlik Envanteri ve Hackman ve Oldham İş Doyum ölçeği kullanılmıştır. Tükenmişlik ölçeğinin alt faktörleri belirlenerek hem tükenmişlik hem de iş doyumu ölçeklerinin geçerliliği test edilmiştir. t-Testi ve ANOVA testi ile demografik değişkenlerin iş doyumu ve tükenmişlik üzerindeki etkisi incelenmiştir. Faktör analizi sonucunda elde edilen tükenmişlik alt boyutları ve iş doyumu skoruna göre kümeleme analizi gerçekleştirildi. Tükenmişlik seviyesi en yüksek ve en düşük ya da iş doyum seviyesi en yüksek ve en düşük kümeler belirlenerek açıklamalarda bulunuldu. Elde edilen kümelerdeki akademisyenlerin devlet veya özel üniversite çalışma durumları yüzdesel olarak belirlendi. Son olarak yapılan regresyon analizleri ile tükenmişliğin iş doyumu üzerindeki etkileri ve katılımcı akademisyenlerin devlet üniversitesinde veya özel üniversitede çalışma durumlarının iş doyumları üzerindeki etkisinin boyutu incelendi. Elde edilen bulgular, alan yazın ve araştırmanın koşulları dikkate alınarak yorumlanmıştır ve sonuçlarla ilgili önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Tükenmişlik, iş doyumu, faktör analizi, kümeleme analizi.
Özdüzenleyici haritalar ile portföy seçimi: BIST-100'de bir uygulama
Portföy yönetimin en önemli aşaması çeşitlendirmedir. İyi bir çeşitlendirme ile portföyün riski en aza indirebilmekte ve yatırımcı için en uygun olan portföy elde edilebilmektedir. Etkin bir çeşitlendirmenin yapılabilmesi için, hisse senetlerinin risk ve getirileri yanında, risk ve getiriye etki eden; fiyat/kazanç oranı, piyasa değeri/defter değeri, hisse başına kar, öz kaynak/yabancı kaynak oranı gibi bazı finansal göstergeler büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, BİST-100 Endeksinde yer alan hisse senetlerine ait belirli karakteristik özellikleri yansıtan finansal göstergeler girdi olarak kullanılarak, birbirine benzeyen ve benzemeyen hisse senetlerinin ortaya çıkartılması ve etkin bir kümelemenin yapılmasıdır. Kümeleme analiziyle birbirlerine benzer özelliklere sahip olan hisse senetleri bir arada toplanmış, böylelikle etkin portföyler oluşturulması sağlanmıştır. Çalışmanın ilk iki bölümünde, portföy, portföy yönetimi, portföy getiri ve riski, portföy yönetim yaklaşımları, özdüzenleyici haritalar, kümeleme analizi gibi kavramlara yer verilmiştir. Çalışmanın uygulama bölümünde 2014-2018 yılları arasında BİST-100 Endeksinde işlem gören 94 adet hisse senedinin, 5 yıllık dönemdeki 11 adet finansal göstergeleri, değişken olarak dikkate alınarak, özdüzenleyici haritalar (self-organizing maps) yöntemi kullanılarak hisse senetleri homojen kümelere ayrılmıştır. Küme içerisindeki getiri/risk oranına göre en iyi performansa sahip olan hisse senetleri belirlenerek, riskten kaçınan ve riske karşı kayıtsız yatırımcı tipine uygun optimal portföylerin oluşturulması sağlanmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Özdüzenleyici Haritalar (Self-Organizing Maps), Kümeleme Analizi, Portföy Yönetimi, Portföy Optimizasyonu, BIST-100 Endeksi
Gelişmekte olan ülkelerde küreselleşme ve insani gelişme endeksinin ekonomik büyümeye etkisi dinamik panel veri analiz modelleri
Bu çalışmada, küreselleşme ve insani gelişmenin ekonomik büyüme üzerindeki etkileri farklı gelişmişlik düzeylerindeki gelişmekte olan ülkeler için kümeleme ve panel veri analiz yöntemleri kullanılanarak incelenmiştir. Bu amaçla ülkeler insani gelişmişlik düzeyleri dikkate alınarak, düşük, orta ve yüksek olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Kümelere ayrılmış ülkelere ve panelin tamamına ait 1995-2019 dönemi yıllık verilerinin, öncelikle üçer yıllık ortalaması alınarak dinamik panel veri analiz yöntemlerinden olan Arellano ve Bond (1991) Genelleştirilmiş Momentler Metodu (GMM), Arellano ve Bover (1995) ve Blundell ve Bond (1998) Sistem-GMM yöntemleri uygulanmıştır. Çalışmada dört ayrı küme ve her küme için iki ayrı model kurulmuş; ilk modelde ekonomik büyümenin gecikmeli değerinin, Küreselleşme ve İnsani Gelişme Endekslerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi; ikinci modelde ise ilk modele Küreselleşme Endeksi'nin medyan değerlerinden oluşan Lndmykof değişkeni eklenerek küreselleşme endeksi nispeten az olan ülkelerde söz konusu değişkenlerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi incelenmiştir. Örneklem büyüklüğünü maksimize etmek ve karşılaştırma yapabilmek için 1995-2019 dönemi ait veriler birer yıllık zaman serisi boyutunda tekrar ele alınmış; değişkenlere öncelikle yatay kesit bağımlılığını dikkate alan panel birim kök sınaması yapılmış ve modellere GMM ve Sistem-GMM yöntemleri uygulanmıştır. Üçer yıllık ortalama verilerle elde edilen sonuçlara göre dört ülke grubunda da küreselleşme ile ekonomik büyümedeki atalet kavramının ekonomik büyüme üzerinde pozitif ve anlamlı etkisi var iken insani gelişmişlik düzeyinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi ortogonal sapmalar dikkate alındığında negatif ve bazı ülke kümelerinde istatistiksel açıdan anlamsız hale gelmektedir. Ham veriler ile elde edilen sonuçlarda da benzer sonuçlar elde edilmiştir.
Bilgilendirici küme boyutuna sahip kümelenmiş verilerin marjinal modellemesi için yeni bir yaklaşım
Kümelenmiş verilerdeki en önemli özellik, gözlemlerin bilinen kümeler içinde birbirine bağlı olmasıdır. Kümelenmiş veri analizi, hem bireysel düzeydeki faktörlerin hem de küme düzeyindeki faktörlerin sonuç değişkeni üzerindeki etkilerinin incelenmesini sağlar. Kümelenmiş verilerdeki bu etkilerin marjinal modellenmesinde genelleştirilmiş kestirim eşitliği (GEE) kullanılır. Elde edilen sonuç değişkeni ile kümenin büyüklüğü arasındaki bağımlılığı ifade eden bir kavram olan bilgilendirici küme boyutu (ihmal edilemez küme boyutu), kümelenmiş veri yapılarında özel bir durumdur. Bu durumda, marjinal model esas olarak iki farklı yaklaşımla modellenir ve tahminler yapılır. Bu yaklaşımlar, küme-içi yeniden örneklendirme (WCR) ve küme ağırlıklı genelleştirilmiş kestirim eşitliği (CWGEE)'dir. Kayıp veri durumunda kümelenmiş verilerin marjinal modellemesinde ağırlıklı GEE(WGEE) ve iki katlı robust GEE(DR-GEE) yaklaşımları kullanılır. WGEE yaklaşımının bir adımı olan ters olasılık ağırlığı küme boyutuna göre ifade edildiğinde CWGEE yaklaşımı WGEE yaklaşımının özel bir formu olarak tanımlanmış olur. Bu çalışmada, DR-GEE yaklaşımının WGEE yaklaşımına alternatif olmasına dayanarak DR-GEE yaklaşımının, CWGEE için de alternatif bir yaklaşım olabileceği varsayımı ile yola çıkılmıştır. DR-GEE yaklaşımının küme boyutuna göre ağırlıklandırılması için iki farklı yöntem önerilmiştir. Amaç, çalışmada önerilmiş olan DR-GEE(1) ve DR-GEE(2) yöntemlerinin mevcut yaklaşımlarla karşılaştırılmasıdır. Gerçek veri seti olarak periodontal hastalık varlığına neden olan faktörleri 6 açıklayıcı değişken ile belirlemek amacıyla 206 bireyin dahil edildiği bir çalışmanın verileri kullanılmıştır. Simülasyon çalışması ise tek açıklayıcı değişken içerecek şekilde tasarlanmış ve farklı örneklem büyüklüklerinde (50, 100, 200 ve 500), farklı küme büyüklüklerinde (10, 20 ve 50) 100 tekrarlı simüle edilmiş verilerle parametre tahminleri elde edilmiştir. Parametre tahminleri öncelikle GEE, WCR ve CWGEE yaklaşımı ile değerlendirilmiş, daha sonra çalışmanın amacına yönelik olarak yeni önerilen çıkarsama yöntemlerine (DR-GEE(1) ve DR-GEE(2)) ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır. Mevcut üç ve önerilen iki çıkarsama yaklaşımının karşılaştırılması sonucunda; GEE, yanlılık bakımından en düşük performansa sahip olan yaklaşımdır. Bilgilendirici küme boyutu literatüründe önerilen CWGEE yaklaşımı, en iyi performansa sahip olan yaklaşım iken WCR yaklaşımı, performans bakımından GEE ve CWGEE yaklaşımlarının arasında yer almıştır. Tez kapsamında ikinci önerilen yöntem olan DR-GEE(2) yaklaşımının, yüksek küme büyüklüğü ve küme sayısı senaryolarında yanlılık bakımından en iyi performansa sahip olduğu, CWGEE ve WCR yaklaşımlarına alternatif olarak kullanılabileceği ortaya konmuştur.
Türkiye'de iller bazında ulaşım faaliyetlerinin gelişim durumunun kümeleme analizi ile belirlenmesi
Ulaştırma kavramı geçmişten günümüze insanlar arasında bağlantıyı ve yer değiştirmeyi sağlayarak eğitim, sağlık, ekonomi, savunma gibi bir uygarlıktaki olmazsa olmaz nitelikteki hayati konuları doğrudan etkileyen en önemli kavramlardan birisidir. Ulaştırma sistemleri gelişmiş devletler, tarih boyunca hep daha avantajlı konumda yer almıştır. En müreffeh toplumların ulaşım imkânları ve altyapılarının güçlü olması tesadüf değildir. İnsanlık tarihinde karayolu ulaşımı ile başlayan ulaşımdaki bu gelişim süreci günümüze kadar denizyolu, demiryolu, boru hatları ve havayolu hatlarıyla giderek farklı dallarda çeşitlenmiştir. 2004-2018 yıllarında ulaşım faaliyetlerini oluşturan 40 adet göstergenin göz önüne alınarak yapıldığı bu çalışmada Türkiye'nin iller bazında ulaşım konusunda içinde bulunduğu durumu analiz etmek ve izleyeceği ulaşım politikasında bir ışık tutabilmesi için kümeleme analizi yöntemleri kullanılmıştır. Burada ulaşım konusunda illerin birbirlerine göre benzerliği ve illerin gelişim durumları hakkında bir çıkarım yapılabilmesi amaçlanmıştır. Kümeleme analizi bir grup gözlemi içlerinde benzer (homojen) ve aralarında benzer olmayan (heterojen) belirlenen sayıda kümelere ayrılıp çeşitli yöntemlerle incelenmesini amaçlayan çok değişkenli istatistik tekniğidir. Veri setinde min-maks standartlaştırması ve öklid uzaklık ölçüsü kullanılarak altı adet hiyerarşik kümeleme yöntemi (tek bağlantı, tam bağlantı, ortalama bağlantı, ward, medyan, ağırlık merkezi) ve iki adet hiyerarşik olmayan kümeleme yöntemi (k-ortalamalar, k-medoid) belirlendikten sonra R 3.5.1 ve SPSS 16.0 programları kullanılmıştır. Küme sayısını belirlemek amacıyla alt limiti 5 ve üst limiti 12 küme olmak üzere 14 adet küme geçerlilik indeksi kullanılmış ve en uygun küme sayısının 5 olmasına karar verilmiştir. Uygulanan analizler sonucunda tüm kümeleme analizi yöntemlerinde İstanbul ili tek bir aykırı gözlem şeklinde büyük bir farkla öne çıkmıştır. Hiyerarşik yöntemler arasında kümeleme analizi yöntemlerinin başarısını ölçmek amacıyla kullanılan kofenetik korelasyon katsayısının en iyi değeri gösteren yöntemi tek bağlantı yöntemi olmuştur. Bu yöntemin sonucuna göre de İstanbul, İzmir, Ankara ve Antalya diğer illerden ayrılmıştır. Hiyerarşik olmayan yöntemlerde de genel itibariyle Marmara, Ege bölgesi ve Akdeniz bölgesi illeri birbirine yakın karakterde il grupları olarak öne çıkmış, Doğu Karadeniz, birçok Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi illeri de birbirine yakın benzerlikte çıkmışlardır. Karadeniz bölgesinde Samsun ve Trabzon illeri bir nebze farklı görünmektedir. Analiz sonuçları, en büyük nüfusa sahip büyükşehir illerinin kalan illere göre ulaşım bakımından farklı durumda olduklarına işaret etmektedir.
Aynı özelliği ölçen iki testin farklı yöntemlerle elde edilen sınıflama doğruluklarının karşılaştırılması
Bu araştırmada geleneksel standart belirleme yöntemlerine alternatif olarak sunulan üç farklı istatistiksel yöntemin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda 7. sınıf seviyesine uygun olarak araştırmacı tarafından geliştirilen matematik başarı testinin iki farklı formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Bu formlar aynı özelliği ölçen çoktan seçmeli ve kısa cevaplı maddelerden oluşmaktadır. Veriler 2020-2021 eğitim öğretim yılında Gaziantep'teki iki farklı devlet okulundaki 159'u kız ve 167'si erkek olmak üzere toplam 326 öğrenciden elde edilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı'nın geçme puanı olarak belirlediği 45 puanı ölçüt kabul edilmiş, uygulanan testlerden geçme/kalma durumları lojistik regresyon, kümeleme ve ROC analizi yöntemleriyle incelenerek her bir yönteme ve her bir forma ilişkin sınıflama doğrulukları elde edilmiştir. Araştırmanın bulgularında, yöntemlere göre bakıldığında ÇSF için de (%95.9), KCF için de (%93.2) en doğru sınıflama yüzdesi ROC analiziyle elde edilmiştir. Formlara göre bakıldığında ise her üç yöntem için de ayrı ayrı elde edilen sınıflama doğrulukları istatistiksel olarak manidar bir farklılık göstermemiştir. Anahtar Sözcükler: Standart Belirleme, Sınıflama Doğruluğu, Lojistik Regresyon Analizi, Kümeleme Analizi, ROC Analizi
Üreticilerin lisanslı depoculuk sistemine yönelik algısı ve sistemi tercih etmelerini etkileyen faktörler: Konya ili örneği
Bu çalışmanın amacı Konya ilinde üreticilerin lisanslı depoculuk sistemine (LDS) yönelik algısını ve sistemi tercih etmelerini etkileyen faktörleri araştırmaktır. Araştırmanın birincil verileri Konya ilinde LDS'yi tercih eden üreticiler (125 kişi), LDS'yi tercih etmeyen üreticiler (156 kişi), lisanslı depo işleticileri (11 kişi) ve tüccarlar (25 kişi) olmak üzere toplamda 317 kişiyle 13 ilçede yüz yüze yapılan anketler neticesinde elde edilmiştir. Anketlerden elde edilen verilere tanımlayıcı istatistik analizi, iki aşamalı kümeleme analiz yöntemi ve ikili lojistik regresyon analizi uygulanmıştır. Üreticilerin yaş ortalaması 55,15 yıl ve işletme genişliği ortalaması 750,63 dekardır. İki aşamalı kümeleme analiz yöntemine göre analize dahil edilen değişken sayısı dokuz, oluşan küme sayısı üç (Küme 1, Küme 2 ve Küme 3) ve Silhouette değeri 0,5 bulunmuştur. Küme 3'de yer alan üreticilerin LDS'yi tercih etme algıları, Küme 1 ve Küme 2'de yer alan üreticilere kıyasla daha yüksek bulunmuştur. LDS'yi tercih eden üreticilerin kümelemedeki en önemli değişkeni ise algılanan davranışsal kontrol (1,0) değişkenidir. İkili lojistik regresyon analizinin sonuçlarına göre üreticilerin LDS'yi tercih etme durumlarını pozitif yönde anlamlı olarak etkileyen faktörler; ikamet ettikleri ilçeler, sahip oldukları eğitim, TARSİM yaptırma durumları ve düzenli depolama yapma durumlarıdır. Buna karşılık, üreticilerin LDS'yi tercih etme durumları tarım dışı iş yapma durumu, gelir durumu, pazar fiyatınınöğrenildiği kaynak ve yöre dışı ile etkileşim negatif yönde anlamlı olarak etkilenmektedir.
Panik bozuklukta alt tiplendirme gereksinimi: Bir küme analizi araştırması
Giriş: Panik Bozukluğu alt tiplendirme çalışmaları daha önce yapılmıştır. Farklı özellikleri ve belirtileri baz alınarak yapılan çalışmalarda çok farklı alt tiplendirmeler görülmüş. Bizim çalışmamızda, PB hastalarına yapılan ölçeklerin verileriyle kümeleme analizi yapılmıştır. PB hastalarında bu kadar ölçeğin ve özelliğin kümelenmesine bakıldığı ve buna göre alt tiplendirme yapıldığı ilk çalışma olmuştur. Amaç: Panik bozukluğunda hastalığın prognozunu ve tedavisini etkileyebilecek etkin bir alt tiplendirme yapmayı amaçladık. Alt tiplerin etkin biçimde belirlenmesi hastalığın gidişi ve tedavisi konusundaki çalışmalara katkı sağlayacaktır. Gereç ve Yöntem: Araştırmamıza, SCID 5 ile tanı konulan, araştırmamıza alınma kriterlerine uyan 110 Panik Bozukluğu hastası örneklem olarak alınmıştır. Daha sonra örneklemimizden, bilgilendirilmiş gönüllü onam formu aldık. Daha sonra Sosyodemografik ve Klinik veri formu, Panik-Agorafobi Ölçeği, HAM-D, HAM-A, EKA-GGK, AABE, ADİ-3, ÇÇTÖ uygulanmıştır. Toplanan veriler ile tek değişkenli analizler, küme analizi ve diskriminant analizi yapılmıştır. Bulgular ve Tartışma: Araştırmamızdaki verilerle tek değişkenli analiz sonucu; kadın cinsiyetinde daha fazla cinsel istismar ve daha yüksek yalan kişilik boyutu olduğunu, evli olanlarda daha fazla fiziksel ihmal ve dahayüksek yalan boyutu, çocukluk çağında ebeveyn kaybı olanlarda PAÖ'nin daha yüksek olduğu aynı zamanda nörotisizm ve psikotisizm ve fiziksel ihmalin daha çok görüldüğü, eğitim düzeyinin düşük olmasıyla yüksek PAÖ, Anksiyete düzeyleri, nörotisizm, yalan, ayrılma anksiyetesi, fiziksel ihmal ve diğer çocukluk çağı travmalarının fazla olmasıyla ilişkili olduğunu saptadık. Aynı zamanda baba eğitim düzeyinin düşüklüğü ile kişinin yalan kişilik boyutunun yüksek olması, fiziksel ihmal ve istismarın ve çocukluk çağı travmaları oranının daha fazla çıktığını, anne eğitimin düşük olmasıyla da bireyin PAÖ'nin, nörotisizm, yalan boyutunun yüksek olması, fiziksel ihmal ve istismarın daha fazla görüldüğünü saptadık. Bu durum literatürdeki bilgilerle uyum göstermektedir. Çok değişkenli analizler sonucu ise PB'unda iki kümelenme olduğu gördük ve kümelenme özelliklerine göre travmatik etki ile gelişen ve Travma ile ilişkili olmayan PB alt tipi olarak belirledik. Travmatik etki ile gelişen alt tipte, depresyonun, anksiyete düzeylerinin, PAÖ'nin, ayrılma anksiyetesinin, anksiyete duyarlılığının, nörotisizm ve psikotisizm kişilik boyutlarının, duygusal istismar ve cinsel istismar başta olmak üzere ÇÇTÖ'nin daha fazla oranda olduğunu tespit ettik. Travma ile ilişkili olmayan PB alt tipinde ise Eysenck Dışa Dönüklük kişilik boyutunun anlamlı yüksek olduğu saptadık. Sonuç: Panik bozukluğu hastalarındaki özellikler, birbirleriyle ilişkili olup, Travmatik etki ile oluşan PB ve Travma ile ilişkili olmayan PB şeklinde iki alt tipi bulunmaktadır. PB alt tiplerini belirlemek bundan sonraki çalışmalara kaynak olacaktır. Alt tiplerin belirlenmesiyle hastaların tedavi yanıtları, hangi terapiden fayda görecekleri, PB oluşmasını engelleme yolları, PB oluşumu için risk grupları gibi bilgiler için öngörücü olacağını düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Panik Bozukluğu, Travma, Panik Bozukluğu alt tipleri.
Sağlık alanında yapılan araştırmalarda kümeleme algoritmalarının kullanımı: Bir uygulama
Kümeleme yöntemleri ile benzer özelliklere sahip değişken ve bireyler bir grupta toplanabilmektedir. Birçok uygulama alanına sahip olmasına rağmen kümeleme yöntemi ülkemizde sağlık araştırmalarında nadir olarak kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, farklı kümeleme algoritmalarını tanıtmak ve bu algoritmaların nasıl ve hangi durumlarda doğru bir şekilde kullanılabileceğini göstermektir. Aynı zamanda sağlık alanından elde edilmiş gerçek bir veri seti üzerinde uygulanabilir olan farklı kümeleme algoritmalarının sonuçlarını karşılaştırmaktır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda kullanılan iki farklı veri seti için hesaplanan kappa katsayıları istatistiksel olarak orta düzeyde anlamlı bulundu. Gerçekleştirilen uygulama sonucunda her iki veri seti için de kappa katsayısı bakımından en uygun ve en hızlı sonuçlar üreten algoritmanın En Uzak İlk Kümeleme Yöntemi olduğu sonucuna varıldı. Framingham risk grupları ile oluşturulan kümeler arasında çapraz tablolar oluşturularak grupların dağılımı incelendiğinde ise, en isabetli kararların Make Density Based ve EM algoritmalarıyla elde edilen kümeleme sonuçları olduğu görüldü. Sonuç olarak kümeleme yöntemlerinin hastalıklara ait risk faktörlerinin incelenmesinde, klinik bilgileri de dikkate alarak hastalık gruplarının oluşturulmasında ve buna bağlı olarak da doğru hastalık teşhislerinin konulmasında önemli bir yol oynacağı düşünülmektedir. Ayrıca veri dağılımı ve özellikleri dikkate alınarak kullanıldığında kümeleme algoritmalarının, sağlık alanında her türlü planlama ve hastalık teşhisi için bir tanı aracı olarak kullanılabileceği kanısındayız.
Hastane enfeksiyonu etkeni pseudomonas aeruginosa suşları arasındaki klonal ilişkinin araştırılması
Bu çalışmada Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Yoğun Bakım Ünitelerinde yatan hastalardan izole edilen hastane kökenli ve çevresel Pseudomonas aeruginosa suşları arasındaki klonal ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Ocak 2010 - Ağustos 2011 tarihleri arasında Çocuk Hastalıkları, Genel Cerrahi, Anestezi ve Reanimasyon, İç Hastalıkları, Beyin Cerrahisi, Nöroloji ve Göğüs Hastalıkları Yoğun Bakım ünitelerinde hastane kökenli enfeksiyon tanısı alan hastaların çeşitli klinik örneklerinden izole edilen 50 ve çevresel örneklerden izole edilen dört adet, toplamda 54 Pseudomonas aeruginosa suşu çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilen 54 suş otomatik tanımlama cihazı (MicroScan autoSCAN-4, Almanya) ile tür düzeyinde tiplendirilmiş ve antibiyotik duyarlılık testleri yapılmıştır. Rep-PZR yöntemi ile çalışmaya dahil edilen klinik ve çevresel suşlar arasındaki klonal ilişki araştırılmıştır. Çalışmaya alınan suşlara karşı en az direncin amikasin (%12); en fazla direncin ise seftriakson (%100), seftazidim (%100), sefotaksim (%100) ve tazobaktam-piperasiline (%100) karşı olduğu saptanmıştır. Test edilen antibiyotiklerden gentamisin ve tobramisine %26, siprofloksasin ve levofloksasine %30, imipenem ve meropeneme %34, aztreonam ve sefepime %98 oranında direnç saptanmıştır. Rep-PZR ile tiplendirilen 52 suştan 14 tanesinin incelenen diğer suşlarla klonal ilişkisinin olmadığı saptanmıştır. İncelenen suşların 13 küme oluşturduğu saptanmıştır. Kümeleşmede suş aralığı 2-6 arasında değişmektedir. Tiplendirilen suşların %73?ünün klonal ilişkili olduğu saptanmıştır. Çalışmaya alınan Pseudomonas aeruginosa suşlarının Rep-PZR tiplendirmesi sonucunda 27 ayrı DNA bant profili saptanmıştır.
Çok amaçlı genetik algoritma kullanarak DNA mikrodizi verilerinin kümelenmesi
DNA mikrodizi teknolojisi, önemli biyolojik süreçlerdeki binlerce gen ifadesi seviyelerinin aynı anda izlenmesini olanaklı kılar. Gen ifadesi verilerinde saklı örüntüleri açıklama fonksiyonel genomu anlama için muazzam bir fırsat sunar. Bununla birlikte, biyolojik ağların karmaşıklığı ve çok büyük miktarlardaki genler, oluşan veriyi anlama ve yorumlamada bazı problemleri de beraberinde getirir. Bu problemlerin çözümü için sunulan bir alternatif, kümeleme tekniklerinin kullanılmasıdır. Kümeleme, mevcut verideki ilginç örüntüleri tanımlama ve doğal yapıları açığa çıkarmak için kullanılan veri madenciliği yöntemlerinden biridir. Kümeleme analizi verilen bir veri kümesini belirlenmiş özelliklere göre gruplara parçalama çabasıdır. Böylece bir grup içindeki veri noktaları, farklı gruptaki noktalara göre birbirine daha çok benzerdir.Kümeleme algoritmalarında küme sayıları genellikle önceden verilir. Fakat bir veri kümesi için uygun küme sayısının önceden tahmin edilmesi alanın uzmanı için zor bir işlemdir. Bu tez çalışmasında bu problemin üstesinden gelebilmek için çok-amaçlı genetik algoritma tabanlı bir kümeleme yöntemi önerilmiştir. Yöntem k-means kümeleme algoritmasıyla çok-amaçlı genetik algoritma sürecini birleştirir. Leukemia, Lymphoma ve Kolon kanseri veritabanlarına uygulanan yöntemin sonuçları literatürde çokça kullanılan Dunn, Davies Bouldien, Silhoutte, C, SD ve S-Dbw küme geçerlilik indeksleriyle karşılaştırılmış ve yüksek doğruluk oranlı etkin çözümler verdiğini göstermiştir.
Spor eğitimcilerinin kullandıkları öğretim yöntemlerinin kümeleme analizi ile değerlendirilmesi (Elazığ ili örneği)
Bu çalışmada; beden eğitimi öğretmenleriyle, antrenörlerin demografik ve mesleki özellikleri incelenmiş olup, öğretim yöntemlerine göre bu meslek gruplarında farklılığın olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Bu farklıkları ortaya koymak için ise ?Anket Survey Yöntemi? uygulanmıştır.Araştırmanın Evrenini Spor Eğitimcileri oluşturmuştur. Örneklemini ise 2010-2011 yılında Elazığ ilinde aktif görev yapan, 178 Beden Eğitimi öğretmeni ile 243 Antrenör oluşturmuştur.Araştırmada Spor Eğitimcileri gruplar halinde sınıflandırılarak, Araştırmaya katılan Spor Eğitimcilerinin meslek ve diğer değişkenlere göre demografik dağılımları arasındaki ilişkinin (p<0.05) düzeyinde anlamlı olup olmadığı incelenmiştir.Spor Eğitimcilerini Öğretim Yöntemlerine göre kümelenme eğilimlerini belirlemek amacı ile kullandıkları öğretim yöntemlerine ilişkin, her değişkenin hangi değişkenler tarafından açıklandığı ve hangi değişken kümesinde yer aldığını saptamak amacıyla çok değişkenli istatistiksel yöntemlerden ?Kümeleme Analizi Yöntemlerinden? ?İki Aşamalı Yöntem? seçilmiş olup, kümeleme kriteri olarak ?Schwarz'ın Bayesian Kriteri? (BIC) seçilmiştir.Araştırmaya katılan Spor Eğitimcilerinin Mesleğe göre gösterdikleri dağılımı kümeleme analizi yöntemlerinden ?K-means cluster? K-ortalamalı kümeleme analizi ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca Ağaç yöntemi ile yine araştırmaya katılan Spor Eğitimcilerinin Mesleğe göre gösterdikleri dağılımın alt kümeleri ağaç yöntemlerinden CHAID ve QUEST Analizlerinden olan ?Alt Kümeleme Analizi? uygulanmış ve alt kümelerdeki ilişkiler tespit edilmiştir. İstatistiksel Değerlendirmelerde SPSS 17.0 paket programı kullanılarak anlamlı bulunan veriler tablo ve grafiklerle gösterilmiştir.Sonuç olarak, Spor Eğitimcilerinin yaygın olarak kullandıkları öğretim yöntemleri belirlenmiş, meslek gruplarının kümelenme tabakaları ortaya konulmuştur. Spor eğitimcilerinin kullandıkları öğretim yöntemlerinin mesleğe, yaşa, eğitim durumuna göre anlamlı farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Spor eğitimcisi, öğretim yöntemi, kümeleme analizi
Türk tarımının Avrupa Birliği içindeki yerinin kümeleme analizi ile belirlenmesi
AB, ülkelerin belirli ekonomik amaçlarla bir araya geldigi bir topluluktur. Üye olan ülkelerin bir takım politikalara uyması gerekmektedir. En önemli politikalardan birisi tarım politikasıdır. Bu politika belirlenen ortak fiyatların korunması amacıyla olusturulmus çesitli kurallar çerçevesinde isleyen genis kapsamlı bir mekanizmadır. Bu çalısmada, Türk Tarımının Avrupa Birligi içindeki yeri belirlenmeye çalısılmıstır. Bu amaçla Kümeleme analizi yapılmıstır Kümeleme Analizi sonucuna göre; Türkiye, Yunanistan, Danimarka, Portekiz, Lüksemburg ve Finlandiya aynı kümede çıkarken; Fransa, Belçika, talya, Hollanda, ngiltere 2. bir küme olusturmustur. Fransa ve Almanya bazı kümelerde yer alsalar da, Almanya bu iki gruptaki ülkeleri geride bırakıp tek basına bir küme olusturmustur.
Ortadoğu ülkelerinin ekonomik açıdan benzerliklerinin kümeleme analizi ile değerlendirilmesi
Bu araştırma, 1980-2017 yılları arasında Ortadoğu ülkelerinin sosyo-ekonomik açıdan birbirine benzerlikleri ve tarihsel süreçlerde bu benzerliklerin değişip değişmedi tespit edilmesi amacıyla yapılmıştır. Bölge ülkeleri arasındaki benzerliklerin belirlenmesi için kümeleme analizi tercih edilmiştir. Bahsi geçen tarih aralığını beş döneme ayırarak analiz edilmiştir. Bu tarih aralıkları; 1980, 1990, 2003, 2008, 2010 ve 2017 olarak belirlenmiştir. Geleneksel Ortadoğu ülkeleri olarak tabir edilen ve araştırma kapsamında olan bölge ülkeleri; Irak, Bahreyn, İran, Kuveyt, İsrail, Libya, Mısır, Lübnan, Suriye, Türkiye, Suudi Arabistan, Umman, Yemen ve Ürdün olarak belirlenmiştir. Kümeleme analizinde dokuz sosyo-ekonomik gösterge zaman serisi olarak kullanılmıştır. Kümeleme analizi sonucunda tüm dönemler için Suudi Arabistan ve Türkiye'nin sosyo-ekonomik değişkenler açısından kümelenmede benzerlik göstermediği ancak diğer bölge ülkelerinin dönemlere göre farklı ülkelerle benzer özellik gösterdiği tespit edilmiştir.