Kişiler arası ilişkiler

Bu konu başlığı altında 64 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öfke duygusunun saldırgan davranışa dönüşmesinde kişilerarası ilişki boyutlarının rolünün incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin öfke ve saldırganlık tepkileri ile kişilerarası ilişki boyutları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma evrenini, 2016-2017 eğitim öğretim yılında İstanbul Aydın Üniversitesi'ne bağlı Fen Edebiyat, Sağlık Bilimleri, Eğitim ve Mühendislik Fakültesi'nin farklı bölümlerinden tabakalı örnekleme yöntemi ile seçilen 257'si kız, 223'ü erkek olmak üzere toplam 480 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğrencilerin bazı kişisel bilgileri için "Kişisel Bilgi Formu", öfke ve saldırganlık puanlarının belirlenmesi amacıyla "Öfkeye İlişkin Derin Düşünme Ölçeği" ve "Saldırganlık Envanteri" ile kişilerarası ilişki boyutları arasındaki ilişkinin belirlenebilmesi amacıyla "Kişilerarası İlişki Boyutları Ölçeği", kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklem, T-testi, ANOVA, Çoklu Regresyon Analizi ve Aracı Değişken Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin öfke, saldırganlık ve kişilerarası ilişki boyutları ile cinsiyet, bölüm, sorun paylaşımı, çocukken aile içi şiddete maruz kalıp kalmama ve bazı sosyo-demografik değişkenler arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Araştırmanın regresyon analizi sonucuna göre; öğrencilerin öfke duyguları ile fiziksel, sözel saldırganlık alt boyutları ve başkalarına güven alt boyutu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu; onay bağımlılık alt boyutunda ise negatif yönde anlamlıbir ilişki olduğu görülmüştür. Çocukken anne ve/veya babaları tarafından aile içi şiddete maruz kalan öğrencilerin, şiddete maruz kalmayan öğrencilere göre öfke duygusunu daha yoğun yaşadıkları tespit edilmiştir. Araştırmanın aracı değişken analizi sonucuna göre ise, fiziksel saldırganlık davranışının ortaya çıkmasında intikam düşünceleri ile duygu farkındalığının birlikte güçlü bir etki yarattığı ve öğrencilerde görülen fiziksel saldırganlık davranışını açıkladığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Öfke, Saldırganlık, Aile İçi Şiddet, Kişilerarası İlişki Boyutları

Aile içi şiddetKişiler arası ilişkilerSaldırganlık+3
Muhsine Toptaş
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnternet bağımlılığının yordayıcıları olarak duygusal zeka ve kişilerarası problem çözme

Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin internet bağımlılığı düzeylerinin duygusal zeka ve kişilerarası problem çözme beceriler açısından yordanıp yordanmadığını belirlemektir. Araştırmaya; İstanbul, Ankara ve Kocaeli ilinde öğrenim gören 182'si kadın ve 149'u erkek olmak üzere toplam 331 üniversite öğrencisi katılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak; İnternet Bağımlılığı Ölçeği (İBÖ), Duygusal Zeka Özelliği Ölçeği- Kısa Form, Kişilerarası Problem Çözme Envanteri ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ayrıca öğrencilerin demografik özellikleri (cinsiyet, yaş, anne-baba eğitim durumu, ekonomik durum, algılanan akademik başarı, romantik ilişki ve algılanan ebeveyn tutumu) değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, üniversite öğrencilerinin internet bağımlılığı puanları ile kişilerarası problem çözme alt boyutlarından probleme olumsuz yaklaşma, kendine güvensizlik ve sorumluluk almama arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Diğer taraftan, internet bağımlılığı ile yapıcı problem çözme becerisi arasında negatif yönde bir ilişki bulunmuştur. Israrcı-sebatkâr yaklaşım ile internet bağımlılığı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Üniversite öğrencilerinin internet bağımlılığı düzeyleri ile duygusal zeka düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır. Cinsiyet, yaş ve babanın eğitim durumu ile internet bağımlılığı düzeyleri arasında anlamlı farklılık saptanmazken; annenin eğitim düzeyi, ekonomik durum, algılanan akademik başarı, romantik ilişki ve algılanan ebeveyn tutumu ile internet bağımlılığı arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Araştırmanın sonucunda, probleme olumsuz yaklaşma ve kendine güvensizlik alt ölçekleri üniversite öğrencilerinin internet bağımlılığı düzeylerini pozitif yönde anlamlı düzeyde yordarken; üniversite öğrencilerinin internet bağımlılığı düzeyleri duygusal zeka tarafından negatif yönde anlamlı biçimde yordandığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: internet bağımlılığı, duygusal zeka, kişilerarası problem çözme

BağımlılıkDuygusal zekaKişiler arası ilişkiler+4
Bedriye Ceren Terzioğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin öznel iyi oluş düzeyleri ile kişilerarası ilişki tarzları ve algılanan ebeveyn stilleri arasındaki ilişki

Öznel iyi oluş kavramı pozitif psikoloji alanında son yıllarda sık araştırılan bir konu olmaktadır. Kişiler arası ilişki tarzları ile algılanan ebeveyn stilleri arasındaki ilişkisi üzerine alan yazında çok az araştırma bulunmaktadır.Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin öznel iyi oluş düzeyleri ile kişilerarasi ilişki tarzlari ve algılanan ebeveyn stilleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığının incelenmesidir.Araştırmanın evreni rastgele örneklem yöntemiyle İstanbul ve Diyarbakır'da okuyan üniversite öğrencileri seçilmiş, 17-32 yaş arası 200 katılımcı oluşturmaktadır. Veri toplama aşamasında "Öznel İyi Oluş Ölçeği", "Kişilerarası İlişki Tarzı Ölçeği" ve "Young Ebeveynlik Ölçeği" araçları kullanılmıştır. Öznel İyi Oluş ile Kişilerarası İlişki Tarzlarından Ketleyici/Zehirleyici İlişki puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde, orta dereceli, negatif korelasyon olduğu görülmüştür. Öznel İyi Oluş ile Kişilerarası İlişki Tarzlarından Besleyici İlişki puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde, orta dereceli, pozitif korelasyon olduğu görülmüştür. Öznel İyi Oluş ile algılanan anne ebeveynlik biçimlerinden kuralcı/kalıplayıcı, küçümseyici/kusur bulucu, duygusal bakımdan yoksun bırakıcı, sömürücü/istismar edici, aşırı koruyucu/evhamlı, kontrol etmeyen/sınırsız, kötümser/endişeli ebeveynlik biçimleri puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde negatif korelasyonların olduğu görülmüştür. Öznel İyi Oluş ile algılanan baba ebeveynlik biçimlerinden kuralcı/kalıplayıcı, küçümseyici/kusur bulucu, duygusal bakımdan yoksun bırakıcı, kontrol etmeyen/sınırsız, kötümser/endişeli, cezalandırıcı ebeveynlik biçimleri puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde, orta dereceli negatif korelasyonların olduğu görülmüştür.Ketleyici İlişki ile algılanan anne ebeveynlik biçimlerinden kuralcı/kalıplayıcı, küçümseyici/kusur bulucu, sömürücü/istismar edici, aşırı koruyucu/evhamlı, koşullu/başarı odaklı, aşırı izin verici/sınırsız, kötümser/endişeli, cezalandırıcı ebeveynlik biçimlerinin puan ortalamaları ile anlamlı düzeyde orta dereceli, pozitif korelasyonda oldukları görülmüştür. Besleyici İlişki ile algılanan anne ebeveynlik biçimlerinden kuralcı/kalıplayıcı ebeveynlik biçimlerinin puan ortalamaları ile anlamlı düzeyde pozitif korelasyonda oldukları görülmüştür. Duygusal bakımdan yoksun bırakıcı ebeveynlik biçimlerinin puan ortalamaları ile anlamlı düzeyde negatif korelasyonda oldukları görülmüştür. Ketleyici İlişki ile algılanan baba ebeveynlik biçimlerinden kuralcı/kalıplayıcı, küçümseyici/kusur bulucu, sömürücü/istismar edici, aşırı koruyucu/evhamlı, aşırı izin verici/sınırsız, kötümser/endişeli, cezalandırıcı, değişime kapalı/duygularını bastıran ebeveynlik biçimlerinin puan ortalamaları ile anlamlı düzeyde orta dereceli, pozitif korelasyonda oldukları görülmüştür. Besleyici İlişki ile algılanan baba ebeveynlik biçimlerinden duygusal bakımdan yoksun bırakıcı baba ebeveynlik biçimlerinin puan ortalamaları ile anlamlı düzeyde negatif korelasyonda oldukları görülmüştür. Kötümser/endişeli baba ebeveynlik biçimlerinin puan ortalamaları ile anlamlı düzeyde pozitif korelasyonda oldukları görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda sonuçlar tartışılmış olup gelecekte yapılacak olan araştırmalara yön verebilecek önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler:Öznel iyi oluş, ilişkiler, ebeveyn stilleri

Duygu stilleriEbeveynlerEbeveynlik rolleri+3
Figen Tekin
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İrritabl Barsak Sendromu'nda duygusal süreçler, kişilerarası ilişkiler ve öznel deneyimler: Bir nitel araştırma örneği

İrritabl Barsak Sendromu (İBS), barsak düzeninde süregelen değişim, artmış barsak hareketliliği, şişkinlik ve karın ağrısı gibi rahatsız edici belirtilerle kişinin günlük hayatını ve sosyal yaşamını olumsuz yönde etkileyen, toplumun yaklaşık %10'unda var olan ve yoğunlukla kadınlarda görülen bir kronik fonksiyonel barsak hastalığıdır. Araştırmalar İBS'nin genetik, fizyolojik, psikolojik, sosyal ve kültürel birçok faktörden etkilenerek ortaya çıkan biyopsikososyal zeminli bir hastalık olduğunu ortaya koymaktadır. Hastalığın etiyolojisi ve tedavi yöntemine dair kesin bilgilerin bulunamayışı ve yaşam kalitesine olan negatif etkisi, bu alanda yürütülen araştırmaların sayısının gün geçtikçe artmasında rol oynamıştır. Ne var ki hasta deneyimlerini konu alan nitel araştırmalar ekseriyetle Batı toplumlarında yürütülmüş olup, bu araştırmaların sayısının Doğu ve Asya toplumlarında oldukça kısıtlı olduğu, Türkiye'de ise İBS'li hastaların yaşamsal deneyimlerini konu alan bir nitel araştırmanın bulunmadığı görülmektedir. Yürütülen bu araştırma, İBS'li bireylerin günlük yaşama dair deneyimlerini, sosyal ve duygusal yaşantılarının hastalıktan nasıl etkilendiğini ve bu bireylerin hastalıkla baş etme adına kullandıkları yöntemleri anlamayı amaçlamaktadır. Araştırma, Türkiye'de İBS'li bireylerin yaşamsal zorluklarını ele alan ilk nitel araştırma olma özelliğini taşımaktadır. Araştırma kapsamında nitel araştırma tekniklerinden biri olan derinlemesine mülakat tekniği kullanılarak İBS tanısına sahip 10 kadın katılımcı ile çevrimiçi görüşmeler yapılmış ve araştırma bulguları tematik analiz yöntemi ile ele alınmıştır. Analiz sürecinde MAXQDA nitel veri analiz programından yararlanılmıştır. Ortaya çıkan temalar, "Yaşantısal Deneyim Boyutu", "Dini ve Manevi Yaşam Boyutu", "Sosyal ve Kültürel Boyut", "Duygusal Boyut", "Gözlemsel ve Bilişsel Boyut" ve "Başa Çıkma Boyutu" üst temaları çerçevesinde incelenmiştir. Elde edilen bulgular ilgili literatür eşliğinde tartışılmış ve yorumlanmıştır.

DeneyimDuygusal sorunlarDuygusal tutum+3
Zeynep Yahyaoğlu
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocukluk dönemi travmatik yaşam olaylarına maruz kalmış yetişkin bireylerin benlik saygısı, kişilerarası ilişki tarzları ve baş etme becerilerinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırmada, çocukluk döneminde ebeveyn kaybı yaşamış yetişkin bireyler ile ebeveyn kaybı yaşamamış yetişkin bireylerin benlik saygısı, kişilerarası ilişki tarzları ve baş etme becerilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmanın örneklemini, yetiştirme yurdu geçmişi olan çocukluk dönemi ebeveyn kaybı yaşayan ve yetiştirme yurdu geçmişi olan çocukluk dönemi ebeveyn kaybı yaşamayan iki grup oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan 80 kişinin 52' sini ebeveyn kaybı yaşayan araştırma grubu, 28' ini ise ebeveyn kaybı yaşamayan kontrol grubu katılımcıları oluşturmaktadır. Veri toplama aşamasında Sosyo-Demografik Özellikler ve Bilgi Formu, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ), Kişilerarası İlişki Tarzları Ölçeği (KİTO) ve Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği (COPE) kullanılmıştır. Araştırmada, frekans analizi, tanımlayıcı istatistikler, ikili gruplar için bağımsız t-testi, oneway anova, Pearson korelasyon analizleri uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmamızda iki grup arasında benlik saygısı, kişilerarası ilişki tarzları ve baş etme becerilerinde ölçeklerin toplam puanları üzerinde anlamlı bir fark saptanmazken alt boyutlarında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Çocukluk dönemi ebeveyn kaybı yaşamayan kişilerin, kişilerarası ilişkilerinde besleyici alt boyutun daha yüksek olduğu bulunmuştur. Ebeveyn kaybı yaşayan ve yaşamayan iki grup arasında demografik değişkenlere bakıldığında, erkeklerin benlik saygısının kadınlara oranla daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ebeveyn kaybı yaşamayan grupta ise kadınların kişilerarası ilişki tarzları ve baş etme becerilerinde daha olumlu tutum sergiledikleri bulunmuştur. Yapılan korelasyon analizi sonuçlarına göre, ebeveyn kaybı yaşamayan grupta kişilerarası ilişki tarzları ve baş etme becerileri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunurken benlik saygısı arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Sonuç: Araştırma bulguları doğrultusunda, çocukluk dönemi ebeveyn kaybı yaşamayan kişilerin ebeveyn kaybı yaşayanlara göre kişilerarası ilişkilerinde besleyici ilişkiler kurdukları ve daha olumlu bir tutum sergiledikleri belirlenmiştir. Erkeklerin benlik saygısının kadınlara göre daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Ebeveyn kaybı yaşamayan kadınların, kişilerarası ilişki tarzları ve baş etme becerilerinde daha iyi oldukları gözlenmiştir. Ölçekler arasında kişilerarası ilişki tarzları ve baş etme becerilerinin birbiri ile ilişki içerisinde olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların kişilerarası ilişki tarzları olumlu yönde geliştikçe baş etme becerilerinin de olumlu yönde arttığı belirlenmiştir. Bu alanda yapılacak çalışmalar için uzun süreli, takip çalışması kullanılarak yapılacak olan araştırmalar önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Travma, çocukluk travması, benlik saygısı, kişilerarası ilişki tarzları, baş etme becerileri, yetiştirme yurdu

Başa çıkmaBenlik saygısıKişiler arası ilişkiler+5
Özgün Öklük
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ergenlerdeki aleksitimik özellikler ile kişiler arası ilişki tarzları ve problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ergenlerdeki aleksitimik özellikler ile onların kişiler arası ilişki tarzları ve problem çözme becerileri arasında herhangi bir ilişki olup olmadığının incelenmesidir. Araştırmada katılımcılar uygun örnekleme yöntemiyle 12-15 yaş arası kız, erkek ergenlerden seçilmiş olup, 103 kişinin bulunmuş olduğu ergen grubu ile çalışılmıştır. Araştırmada sosyodemografik özellikler ve veri formu ve "Çocuklar İçin Aleksitimi Ölçeği", "Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri", ve "Kişilerarası İlişkiler Ölçeği" kullanılmıştır. 103 kişilik örneklemdeki %56,31'i (58 kişi) kız, %45,69'u (45 kişi) erkektir. Örneklemin yaş ortalaması 13,52'dir. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotların (ortalama, standart sapma) yanı sıra normal dağılım gösteren değişkenlerin ikili grupların karşılaştırmasında bağımsız t testi, değişkenlerin birbirleri ile ilişkilerini belirlemede Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda ergenlerin aleksitimik özellikleri ile problem çözme becerileri ve kişiler arası ilişki tarzları arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır (p<0.05). Ergenlerin aleksitimik özellikleri ile problem çözme becerileri arasında negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur (r=-0,757, p<0,05). Ayrıca, ergenlerin aleksitimik özellikleri ile kişiler arası ilişki tarzlarından besleyici ilişki tarzı ile negatif yönlü anlamlı düzeyde ilişkiye rastlanırken (r=-0,276, p<0.05), ketleyici ilişki tarzı ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye ulaşılmamıştır (p>0.05).

AleksitimiErgenlerKişiler arası ilişkiler+2
Elif Göbel
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Psikopatolojik belirtilerin; Kişilerarası ilişki tarzları ve temel kişilik tipleri yönünden incelenmesi

Objective: The aim of this research is investigate to relationship between basic personality types and interpersonal relationship styles, then investigate these relational variables that are they predict or not psychopathological symptoms. Method: The research was done with 360 participant face to face, who live in Istanbul, above 18 years old, no psychiatric diagnosis and no psychiatric drug user. As part of the research, Brief Symptom Inventory, Interpersonal Relationship Styles Scale and Short-form Revised Eysenck Personality Questionnarie, Sociodemographic Properties and Information Form was used for data collector tools. Results: There wasn‟t found any meaningful relationship between introversion and avoidant style. There was positive and meaningful realationship found between neurotic personality type and angery style. Plus, there was positive and meaningful relationship found between extraversion personality type and angery style. Extraversion personality type was unsuccessful to predict hostility symptoms but angery style successfully predicted to hostility symptoms. Neurotic personality type and angery style both, meaningful predictor for anxiety and depression symptoms. Conclusion: In light of these informations, people who are above 18 years old and healthy, there are meaningful relationships between interpersonal relationship styles and personality types and these relations have affects on psychopathological symptoms. Key Words : Interpersonal Relationship Styles, Psychopathologic Symptoms, Personality Types

Kişiler arası ilişkilerKişilik tiplemeleriPsikolojik belirtiler+3
Batuhan Mehmet Bilen
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çocukluk döneminde ölüme bağlı baba kaybı yaşamış erişkin bireylerin benlik saygısı, kişiler arası ilişki tarzları ve baş etme becerilerinin incelenmesi

Araştırmanın amacı, çocukluk döneminde ölüme bağlı baba kaybı yaşamış 20-35 yaş arası erişkin bireylerin benlik saygısı, kişiler arası ilişki tarzları ve baş etme becerilerinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinde yaşayan 0-11 yaş arasında baba kaybı yaşayan ve yaşamayanlar olarak iki grup oluşturmaktadır. Katılımcılara İstanbul ilinde faaliyet gösteren özel bir danışmanlık merkezinde görev alan, çocukluk döneminde baba kaybı yaşamış bir psikolog ile başlanmış, ardından iletişime geçilen bu kişi aracılığıyla ikinci kişilere, onların da yardımıyla üçüncü kişilere ulaşılmış ve böylelikle zincirleme bir biçimde sürdürülmüş olan araştırma sonucunda veri doygunluğuna ulaşıldığı anda (baba kaybı yaşamış 40 kişiden oluşan ve araştırma grubunu oluşturan yetişkin bireyler ve baba kaybı yaşamamış 40 kişiden oluşan kontrol grubu ile birlikte 20-35 yaş arası toplam 80 kişi) veri toplama aşaması tamamlanmıştır. Her bir katılımcıya Demografik Bilgi Formu, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Kişilerarası İlişki Tarzları Ölçeği, Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma verileri, çalışma grubu ve kontrol grubu olmak üzere 2 grup halinde toplanmış olup SPSS-22 paket programı ile analiz edilmiştir. Analizlerden önce Kolmogorov-Smirnov testi kullanılarak araştırma verilerinin normal dağılım gösterdiği belirlenmiştir. Bu sebeple araştırma verileri parametrik testler kapsamında analiz edilmiştir. Çocukluk döneminde ölüme bağlı baba kaybı yaşayan erişkin bireylerin doyurucu ilişki tarzları, eğitim durumu kapsamında kıyaslandığında lise mezunu bireylerden daha yüksek puan alan üniversite ve üzerinde öğrenim kurumlarından mezun bireyler lehine anlamlı düzeyde bir farklılaşma belirlenmiştir. Çocukluk döneminde ölüme bağlı baba kaybı yaşayan erişkin bireylerin baş etme becerileri, cinsiyet kapsamında kıyaslandığında erkek bireylerden daha yüksek puan alan kadın bireyler lehine anlamlı düzeyde bir farklılaşma belirlenmiştir. Araştırmaya katılan erişkinlerin benlik saygısı düzeyleri, çocukluk döneminde ölüme bağlı baba kaybı yaşama durumuna dayalı kıyaslandığında babasını kaybetmeyen bireyler lehine anlamlı düzeyde farklılaşma belirlenmiştir. Ek olarak, araştırmaya katılan erişkinlerin doyurucu ilişki tarzları, çocukluk döneminde ölüme bağlı baba kaybı yaşama durumuna dayalı kıyaslandığında babasını kaybetmeyen bireyler lehine anlamlı düzeyde farklılaşma belirlenmiştir. araştırmaya katılan erişkinlerin baş etme becerileri, çocukluk döneminde ölüme bağlı baba kaybı yaşama durumuna dayalı kıyaslandığında gruplar arasında anlamlı düzeyde bir farklılaşma tespit edilememiştir.

Baş etme stratejileriBaşa çıkmaBenlik saygısı+5
Hande Kutlu
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genç yetişkin bireylerin olumsuz değerlendirilme korkusu ve benlik saygısı düzeyinin kişiler arası ilişki boyutları üzerindeki etkisinin incelenmesi

İnsanların, birbirleriyle olan ilişkilerinde sahip oldukları kişilik özellikleri, kendisine yönelik düşünceleri ve çevresel etkenler gibi birçok faktör rol oynadığına dair araştırmalar bulunmaktadır. Benlik saygısı düzeyi ve olumsuz değerlendirilme korkusu düzeyinin kişilerin aralarındaki ilişkileri üzerinde etkisi olduğu düşünülmüştür. Bu araştırmanın amacı, bireylerin benlik saygısı ve olumsuz değerlendirilme korkusu düzeylerinin kişilerarası ilişki boyutları üzerindeki etkilerini incelemektedir. Belirtilen değişkenler bağlamında araştırmaların varlığı sınırlıdır. Çalışmanın evreni, gönüllü olarak çalışmaya katılan Türkiye'de İstanbul ilinde yaşayan 20-40 yaş grubundaki genç yetişkin nüfus olarak belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemi ise,%95 güven aralığı %5 hata payıyla hesaplanarak İstanbul ilindeki genç yetişkin nüfustan kolayda örneklem yöntemiyle seçilen 398 kişiden oluşmaktadır. Katılımcıların %62,3' ü ( 248 kişi ) kadın, %37,7' si ( 150 kişi ) erkektir. Araştırmada veri toplama araçları, kişisel bilgi formu, Olumsuz Değerlendirilme Korkusu Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Kişilerarası İlişki Boyutu Ölçeği olarak belirlenmiştir. IBM SPSS 24 veri toplama programı kullanılarak veri analizi yapılmıştır. Bağımsız değişkenlerin, kişilerarası ilişki boyutlarını anlamlı düzeyde yordayıp yordamadığını değerlendirmek için regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmada kullanılan ölçeklerin ilişkileri, sosyodemografik değişkenler ile karşılaştırılması amacıyla iki kategorili değişkenler için Mann Whitney U testi; İkiden fazla grubun karşılaştırılmasında Kruskal Wallis H testi ile Ölçeklerin kendi aralarındaki değerlendirmesi için Spearman's Rho Korelasyon Analizi kullanılmıştır. İki veya daha fazla değişkenin birbirinden bağımsız olup olmadığını araştırmak için Ki-kare testi kullanılmıştır. Kişilerarası İlişki Boyutları olan 'Onay Bağımlılığı', 'Duygu Farkındalığı' ve 'Başkalarına Güven' boyutlarının Benlik Saygısı düzeyine göre anlamlı olarak farklılaştığı görülmüştür. 'Empati' alt boyutu ile Benlik Saygısı düzeyi arasında ise anlamlı bir farklılık yoktur. Olumsuz Değerlendirilme Korkusu, Kişilerarası İlişki Boyutları Ölçeğinin alt boyutları olan, 'Onay Bağımlılık', 'Empati' 'Başkalarına Güven' ve 'Duygu Farkındalığı' arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Olumsuz Değerlendirilme Korkusunun, 'Empati' dışındaki alt boyutlar ile anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu saptanmıştır.

Benlik saygısıGenç yetişkinlerKişiler arası ilişkiler+2
Begüm Demir
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kişilerarası ilişkilerdeki manipülasyonun çocukluk çağı travmaları, kendilik nesnesi ihtiyaçları ve karanlık üçlü kişilik özellikleri bağlamında incelenmesi

Bu çalışmada yetişkinlerin sosyal ilişkilerinde manipülasyona başvurma düzeylerinin çocukluk çağı travmaları, kendilik nesnesi ihtiyaçları ve karanlık üçlü kişilik özellikleri çerçevesinde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çocukluk çağı travmaları, kendilik nesnesi ihtiyaçları ve karanlık üçlü kişilik özelliklerinin birlikte manipülasyon üzerindeki yordayıcı etkisi incelenmiştir. Ayrıca kişilerin manipülasyona başvurma düzeyleri üzerinde yaş, eğitim durumu, gelir düzeyi, ebeveynlerden algılanan çocuk yetiştirme tutumu, anne-baba eğitim düzeyine göre farklılık olup olmadığı değerlendirilmiştir. İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmanın örneklemi, uygun örnekleme yöntemi ile belirlenen 18-65 yaş aralığındaki 480 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada Sosyodemografik Bilgi Formu, İnsan İlişkilerinde Manipülasyon Ölçeği, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (CTQ-33), Kendilik Nesnesi İhtiyaçları Envanteri, Kısaltılmış Karanlık Üçlü Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler tek yönlü varyans analizi, bağımsız gruplar t-testi, Pearson momentler çarpımı korelasyonu ve çoklu regresyon analizi ile incelenmiştir. Analizler neticesinde ulaşılan sonuçlar tablolar halinde sunulup değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre manipülasyon ile çocukluk çağı travmaları, karanlık üçlü kişilik özellikleri, idealizasyon/ikizlik ihtiyacından kaçınma ve aynalanma/idealizasyon/ikizlik ihtiyacına yaklaşma ihtiyaçları arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu; karanlık üçlü kişilik özelliklerinden subklinik psikopati, makyavelizm ve subklinik narsisizm; çocukluk çağı travmaları; aynalanma/ idealizasyon/ikizliğe yaklaşma ve idealizasyon/ikizlikten kaçınma ihtiyaçlarının birlikte manipülasyon davranışının %47'sini yordadığı ve yetişkinlerin ikili ilişkilerinde manipülasyonu kullanma düzeylerinin bazı demografik değişkenlere göre farklılaştığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocukluk Çağı Travmaları, Karanlık Üçlü Kişilik Özellikleri, Kendilik Nesnesi İhtiyaçları, Manipülasyon.

Karanlık kişilik özellikleriKaranlık üçlüKendilik+6
Burcu Tekiner
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

63-92 aylık çocukların kişiler arası problem çözme becerilerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, 63-92 aylık çocukların kişiler arası problem çözme becerilerini farklı değişkenler açısından değerlendirmektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Van ili Erciş ilçesinde 2020-2021 eğitim öğretim yılında Erciş Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı bağımsız anaokulları, ilkokul bünyesindeki anasınıfları ve 1. sınıfa devam eden 63-92 aylık çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Holliman (2010) tarafından geliştirilen geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılarak Türkçe'ye uyarlanan "Erken Çocukluk Dönemi Kişiler Arası Problem Çözme Becerileri Ölçeği'' ve araştırmacı tarafından geliştirilen ''Kişisel Bilgi Formu'' ile toplanmıştır. Veri toplama sürecinde toplam 452 çocuğa "Erken Çocukluk Dönemi Kişiler Arası Problem Çözme Becerileri Ölçeği'' ve "Kişisel Bilgi Formu'' uygulanmıştır. 452 çocuğun ebeveynlerinden sadece birine ölçekteki maddeler yöneltilmiş ve verilen cevaplar işaretlenmiştir. Uygulama sonucu elde edilen veriler, uygun istatistiksel paket programı kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda; çocukların kişiler arası problem çözme becerilerinin, cinsiyet değişkenine göre anlamlı şekilde farklılaştığı görülmüştür. Erkek çocuklarının kişiler arası problem çözme becerileri, kız çocuklarına göre daha yüksek bulunmuştur. Çocukların kişiler arası problem çözme becerilerinin, anne yaşı değişkenine göre anlamlı şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Annesi 29 yaş ve altında olan çocukların becerileri, annesi 30-39 yaş arasında olan çocuklara göre daha yüksek bulunmuştur. Çocukların kişiler arası problem çözme becerilerinin baba eğitim durumu ve baba mesleği değişkenlerine göre anlamlı şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Babasının eğitim durumu İlkokul-Ortaokul olan çocukların kişiler arası problem çözme becerilerinin, babasının eğitim durumu Yüksek Lisans olan çocuklara göre; babasının mesleği "Diğer" olan çocukların becerilerinin, babasının mesleği "Memur" olan çocuklara göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çocukların kişiler arası problem çözme becerileri ile günlük televizyon izleme süresi değişkeni arasında anlamlı bir farklılık olduğu sonucu bulunmuştur. Günlük 4-5 saat arasında televizyon izleyen çocukların kişiler arası problem çözme becerilerinin, diğer sürelerde televizyon izleyen çocuklara göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kişiler arası problem çözme becerisi, kişiler arası ilişki, erken çocukluk

Kişiler arası ilişkilerKişiler arası problemlerProblem çözme becerisi+2
Enes Furkan Çelebi
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Impacts of parentification due to maternal depressive symptoms on the psychological symptomatology and interpersonal relationship quality of their young children: Protective role of father involvement

Maternal depression/depressive symptoms have deleterious impacts on children. Although previous studies emphasized the impacts of maternal depression/depressive symptoms on child's symptomatology and interpersonal relationships, there is surprisingly no research about the role of father involvement on parentification due to maternal depressive symptoms and child's symptomatology and interpersonal relationship quality. The purpose of current study is to investigate the role of fathers on the consequences of parentification due to maternal depressive symptoms with regard to adolescents' psychological symptomatology and interpersonal relationship quality. Of 238 mother- adolescent dyads, adolescents completed Parentification Inventory (PI), Father Involvement Scale (FIS), Brief Symptom Inventory (BSI), Scales of Dimensions of Interpersonal Relationships (SDIR) and their mother completed State-Trait Depression Inventory (STDI). The results demonstrated that although maternal depressive symptoms did not significantly predict parentification level of adolescents, it significantly predicted adolescents' psychological symptomatology and interpersonal relationship quality. In addition, while father involvement had negative significant effect on parentification level of adolescents, both father involvement and parentification and their interaction had no significant effect on the adolescents' symptomatology and interpersonal relationship quality. The current study contributed to our understanding of how maternal depressive symptoms have deleterious impacts on adolescents' symptomatology and interpersonal relationship quality. Also, it pointed out the protective role of father involvement on adolescents who might be at risk for parentification.

MothersMotherhoodFather involvement+6
Sinem Çelik
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erişkin bireylerde bağlanma stili ve aleksitimi arasındaki ilişki

Bu araştırmada, erişkin bireylerde bağlanma stilleri ve aleksitimi arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda kişisel bilgiler ile araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişkiler araştırılmış, değişkenler arası farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Kesitsel nitelikteki bu araştırmada katılımcıların bağlanma stilleri ve aleksitimi düzeyleri geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış ölçekler aracılığıyla ölçülmüştür. 2021 yılında İstanbul'da yaşayan 18-25 yaş arası 400 üniversite öğrencisi ile yürütülen çalışmanın ölçekleri şu şekildedir: ''İlişki Ölçekleri Anketi (İÖA) ve Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ-20''. İlişki Ölçekleri Anketi'nin geçerlik ve güvenirlik çalışması Sümer ve Güngör (1999) tarafından; Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ 20)'nin geçerlik ve güvenirlik çalışması ise Güleç ve arkadaşları (2009) tarafından yapılmıştır. İlgili ölçekler aracılığıyla elde edilen veriler SPSS 22 bilgisayar temelli istatistik programı ile çözümlenmiştir. Verilerin güvenirliği Cronbac Alpha analizi ile test edilmiştir. Araştırma bulgularına göre erişkin dönemdeki bireylerde bağlanma stili ile aleksitimi arasında pozitif yönlü orta derecede ilişki olduğu bulunmuştur. Güvenli bağlanma ile aleksitimi arasında negatif yönlü düşük derecede ilişki olduğu bulunmuştur. Benzer şekilde kaçıngan bağlanma ile aleksitimi arasında pozitif yönlü düşük derecede ilişki olduğu bulunmuştur. Son olarak kaygılı bağlanma ile aleksitimi arasında pozitif yönlü düşük derecede ilişki olduğu bulgulanmıştır. Sonuç olarak güvenli bağlanmanın duyguları tanıma ve ifade etmede önemli bir değişken olduğu görülmüştür.

AleksitimiBağlanmaBağlanma stilleri+4
Mesude Eldem
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Geçici koruma altındaki öğrencilerin uyum sürecinde okul ikliminin rolü: Holistik bir yaklaşım

Bu araştırmanın amacı geçici koruma altındaki öğrencilerin uyum sürecinde okul ikliminin etkisini ortaya koymaktır. Uyum sürecinde okul iklimi okul güvenliği, öğretme ve öğrenme ortamı, kişilerarası ilişkiler boyutları ile ele alınmış ve bu boyutlara ilişkin öğretmen, okul yöneticisi, geçici koruma altındaki öğrenci ve geçici koruma altındaki veli görüşleri incelenmiştir. Araştırmaya amaçlı örneklem yaklaşımlarından ölçüt örnekleme yöntemiyle Niğde İlindeki en fazla geçici koruma altındaki öğrenciye sahip resmi bir ilkokul dâhil edilmiştir. Nitel araştırma deseninde yürütülen çalışma, ele aldığı konu ve yöntem bakımından durum çalışmasıdır. Çalışmanın verileri gözlem, görüşme ve doküman incelemesi yoluyla elde edilmiştir. Veri toplama araçları olarak yarı-standartlaştırılmış gözlem kılavuzları ile yarı-yapılandırılmış görüşme formları oluşturulmuştur. Veri toplama süreci 2018-2019 eğitim öğretim yılında gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında 16 öğretmen, 2 okul yöneticisi, 14 geçici koruma altındaki öğrenci ve 9 aile ile görüşmeler yürütülmüş, saha ve ders gözlemleri yapılmıştır. Araştırma verilerinin analiz sürecinde içerik analizine başvurulmuş ve alt problemler bağlamında temalar oluşturulmuştur. Okul güvenliği boyutunda okul kuralları ve fiziksel güvenlik; öğretme ve öğrenme ortamı boyutunda okul yönetiminin yaklaşımı, öğretmen ve akran davranışları ile öğrenci katılımı; kişilerarası ilişkiler boyutunda öğretmen-öğrenci ilişkisi, akranlar arası ilişki ve okul aile ilişkisi temalarına ulaşılmıştır. Her bir boyutun öğrencinin davranışsal, sosyal ve akademik uyumunu doğrudan ya da dolaylı olarak etkilediği tespit edilmiştir. Bulgular ışığında uyum sürecini kolaylaştıracak, destekleyici ve kucaklayıcı bir okul ikliminin oluşturulmasına yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar sözcükler: geçici koruma altındaki Suriyeli öğrenciler, uyum, okul iklimi, okul güvenliği, öğretme ve öğrenme ortamı, okulda kişilerarası ilişkiler

Eğitim yönetimiGeçici hukuki korumalarGöçmenler+6
Sevda Kubilay
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Narsistik örüntüler ve zorlayıcı kişilerarası deneyimlere verilen tepkiler: Bilişsel kişilerarası kuram çerçevesinde üniversite öğrencileri örnekleminde bir inceleme

Narsisizm, psikoloji ve psikiyatrinin ilgi ve dikkatini çektiği ilk dönemlerden, son yıllara kendilik kuramcılarından, nesne ilişkileri kuramcılarına kadar alanda yetkin kuramcılar tarafından, karmaşık ve çok yönlü niteliğiyle farklı şekillerde çalışılmıştır. Araştırma kapsamında narsisizmin büyüklenmeci ya da kırılgan boyutunda yer alan bireylerin kendisi ve önemli diğeri arasındaki ilişkinin kişiler arası karşılıklılığa dayanarak Bilişsel Kişilerarası Kuram temelinde çalışılması planlanmaktadır. Çalışmanın yürütülebilmesi için Patolojik Narsisizm Envanteri'nin (PNE) Türkçeye uyarlanması ve Romantik İlişkilerde Öykü Tamamlama Hikâyeleri'nin (RİÖTH) oluşturulması sağlanmıştır. Ardından narsisizmin büyüklenmeci ve kırılgan boyutunda yer alan bireylerin; romantik ilişkilerde başarısızlık, terk edilme, reddedilme ve eleştirilme gibi zorlayıcı yaşam deneyimlerine verdikleri tepkiler incelenmiştir. Bu amaçla PNE'nin Türkçe formunun geçerlik ve güvenirliğini incelemek için yaşları 18-35 arasında değişen 518 kişi çalışmanın ilk kısmında yer almıştır. Öykü Tamamlama Hikâyeleri'nin geçerlik ve güvenirlik göstergelerinin yeterli düzeyde olup olmadığı değerlendirmeciler ve yargıcıların kodlamaları aracılığıyla incelenmiştir. PNE'nin standardizasyonunda doğrulayıcı ve açımlayıcı faktör analizi, RİÖTH'nin uygunluğunun değerlendirilmesinde ise yargıcılar arası güvenirlik (ICC) hesaplaması kullanılmıştır. Çalışmanın ikinci kısmında ise PNE'nin büyüklenmeci ve kırılgan boyutlarından bir standart sapmanın üstünde yer alan toplamda 110 (44'ü kırılgan, 43'ü büyüklenmeci ve 23'ü her iki boyutu da barındıran) katılımcı yer almaktadır. Çalışmanın ikinci kısmında kişinin kendi tepkilerinin değerlendirilmesinde Kruskal Wallis-H analiz yöntemi kullanılmış, eşinin tepkileri ise kendi içinde yüksek, düşük ve ilişkisiz olmasına göre sınıflandırılmıştır. Çalışmanın ikinci kısmının sonucunda zorlayıcı yaşam deneyimleri karşısında katılımcıların narsisizmin farklı boyutlarında yer almalarına göre vereceği tepkilerin başarısızlık için davranışsal, terk edilme için bilişsel, reddedilme ve eleştirilme hikâyeleri için ise duygusal düzeyde farklılık gösterdiği bulunmuştur. Büyüklenmeci boyutta yer alan bireylerin eşlerinden beklenen tepkileri şema uyumsuzken, kırılgan boyutta yer alanlarda her bir hikâye için şema uyumludur. Özetle kırılgan boyuttakiler tepkilerini verirken de, eşinin tepkilerini değerlendirirken de diğeri yönelimliyken; büyüklenmeci boyuttakiler kendileri odaklıdır. Bu iki farklı boyuttaki kişilerin, farklı savunma mekanizmaları kullanıyor olabilecekleri ya da kırılgan boyuttakilerin de büyüklenmeci fanteziler ve hak ettiğini düşünme etrafında düzenlenen gizli bir büyüklenmeci çekirdeğe sahip oldukları ön görülmüştür.

BaşarısızlıkEleştiriKişiler arası ilişkiler+7
Gamze Şen
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversite öğrencilerinin kişilerarası ilişki tarzlarının bağlanma stilleri ve duygusal zeka açısından incelenmesi

Genç yetişkinlik dönemindeki bireylerin sosyal yaşam içerisinde kurmuş oldukları ilişkiler ile yaşamlarının kalitesini belirlediği yapılan araştırmalar ile ortaya koyulmuş bir gerçektir. Bu ilişkilerin niteliğini belirleyici birçok unsur olabileceği gibi çevresel etkenlere göre de farklılık gösterebilmektedir. Amaç: Bu araştırma ile kişilerarası ilişki tarzlarının genç yetişkinlerin bağlanma stilleri ve duygusal zekâ becerileri ile olan ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: İlişkisel tipteki bu çalışma Ekim 2022'de gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini Konya ili merkez fakültelerindeki 600 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Verilerin toplanması için Kişisel bilgi formu, Kişilerarası ilişkiler Ölçeği, Duygusal Zekâ Özellik Ölçeği ve Üç boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Üniversite öğrencilerine uygulanmış olan bu araştırmada Güvenli bağlanma ile Besleyici ilişki tarzı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki, zehirleyici ilişki tarzı ile ise negatif yönlü anlamlı ilişki elde edilmiştir. Duygusal zekâ ile besleyici kişilerarası ilişki tarzı arasında pozitif yönlü ilişki, zehirleyici kişilerarası ilişki tarzı ile ise negatif yönlü bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Besleyici kişilerarası ilişki tarzını güvenli bağlanma, iyi oluş, duygusallık ve sosyallik anlamlı olarak yordamaktadır. Tüm bağımsız değişkenler besleyici kişilerarası ilişki tarzının %34.9'unu açıklamaktadır. Zehirleyici kişilerarası ilişki tarzını güvenli ve kaçınan bağlanma, öz kontrol ve sosyallik anlamlı olarak yordamaktadır. Tüm bağımsız değişkenler zehirleyici kişilerarası ilişki tarzının %30.7'sini açıklamaktadır Sonuç: Araştırmaya katılan üniversite öğrencilerinin kişilerarası ilişki tarzlarının alt boyutlarından biri olan Zehirleyici ilişki tarzını kadınlara göre daha fazla benimsedikleri ortaya çıkmıştır. Cinsiyete göre farklılaşan bir diğer değişken bağlanma stillerinden Güvenli bağlanma olmuştur. Güvenli bağlanmanın kadınlarda erkeklere göre daha yüksek olduğu bulgusu elde edilmiştir. Besleyici ilişki tarzını benimsemiş olan bireylerde romantik ilişkiye sahip olma olasılığının daha yüksek olduğu, romantik ilişkisi olmayan bireylerin kaygılı-kararsız bağlanma stiline sahip bireylerden oluştuğu ortaya çıkmıştır.

BağlanmaBağlanma stilleriDuygusal zeka+4
Cansu Mutlu
Necmettin Erbakan University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bir grup hemşirelik öğrencisinde anne-baba bağlanma biçimlerinin kişilerarası ilişkilere etkisi

Amaç: Bu çalışma hemşirelik öğrencilerinde anne-baba bağlanma biçimlerinin kişilerarası ilişkilere etkisini incelemek, sonuçlar doğrultusunda öğrencilere bağlanma biçimlerine dair içgörü düzeylerini ve kişilerarası ilişkilerini geliştirmeye yönelik önerilerde bulunmak amacıyla gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma tanımlayıcı-ilişki arayıcı olarak planlandı. Araştırma örneklemini İstanbul'da bir hemşirelik yüksekokulunda öğrenimlerini devam eden 451 hemşirelik öğrencisi oluşturdu. Veriler Öğrenci Bilgi Formu, Kişilerarası Tarz Ölçeği ve Ana-Babaya Bağlanma Ölçeği kullanılarak elde edildi. Bulgular: Hemşirelik öğrencilerinin ABBÖ kapsamında en yüksek puanı İlgi/Kontrol Anne alt boyutundan, en düşük puanı ise Aşırı Koruma Anne alt boyutundan aldıkları, KTÖ kapsamında en yüksek puanı Baskın Tarz alt boyutundan, en düşük alt boyut puanını ise Alaycı Tarz alt boyutundan aldıkları saptandı. Öğrencilerin anne ve babalarına bağlanma biçiminin ve kişilerarası ilişki tarzlarının olumlu olduğu belirlendi. Hemşirelik öğrencilerinin anne-babaya bağlanma düzeyi arttıkça olumsuz kişilerarası ilişki tarzlarının azaldığı saptandı (p<0,05). Sonuçlar: Ana-Babaya Bağlanma Ölçeği ve Kişilerarası Tarz Ölçeği puan ortalamaları karşılaştırıldığında elde edilen korelasyon katsayıları anne-baba bağlanma düzeyinin artışıyla pararalel olarak kişilerarası ilişki tarzlarının olumlu yönde etkilendiğini göstermektedir. Bu doğrultuda hemşirelik eğitim müfredatında hemşirelikte kişilerarası ilişkiler, iletişim ve bağlanma algılarını geliştirmeye yönelik derslerin verilmesi, öğrencilere yönelik eğitimler ve rol-play gibi eğitsel faaliyetlerin planlanmasının yararlı olabileceği öngörülmektedir.

Ana-babaBağlanmaBağlanma stilleri+6
Gül Sultan Özeren
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kişilerarası ilişkiler kuramları çerçevesinde Yusuf Atılgan'ın romanlarının incelenmesi

Kişilerarası İlişkiler Kuramları Çerçevesinde Yusuf Atılgan'ın Romanlarının İncelenmesi adlı çalışmamızda, romanlardaki ana karakterlerle yardımcı karakterler arasındaki ilişki boyutları incelenmiştir.İnsanların kişilerle olan ilişkilerinin altında yatan sebepleri daha iyi anlayabilmek için kullanılan kişilerarası ilişkiler kuramları, edebî eserlerin yorumlanmasına geniş bir açı kazandırmıştır. Kişilerarası ilişkiler kuramları, karakterler arasındaki ilişki düzeylerinin açık bir şekilde görülmesine yardımcı bir işlev niteliğindedir. Çalışmamızda da bu kuramlar tek tek ele alınarak açıklanmıştır. Bilişsel kuramlar, duygusal kuramlar ve psikanalitik kuramlar çerçeve olarak ele alınmış ve romanlardaki karakterler arasındaki iletişim incelenmiştir.Yusuf Atılgan, insanın en çarpıcı yanlarını doğallığıyla anlatabilen, insan ruhunun derinliklerine inebilen bir yazardır. Romanlarındaki farklı anlatımı ve üslubuyla dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır. Hatta o dönem için yazdıkları eleştirilmiş, hor görülmüş bir kimliktir. Tüm bunlara rağmen son dönem Türk edebiyatının öncü isimlerinden biridir. Bu yüzden romanlarının, romanlarında yaşayan insanların bu boyutta incelenmesi, onun yazar kimliğinin dışa vurumunda etkili bir örnek teşkil edecektir.Aylak Adam, Anayurt Oteli, Canistan romanları kişilerarası ilişkiler kuramları baz alınarak incelenmiştir. Ana karakterlerin yaşayışları ve bununla şekillenen insanlarla olan iletişimleri ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Kişilerarası ilişkiler kuramları, karakterlere gerek psikanalitik boyutta gerekse iletişim boyutunda oldukça geniş bir açı ile bakabilmeye yardımcı olmuştur. Bu çalışma ile Yusuf Atılgan'ın romanlarındaki karakter boyutuna, kişilerarası ilişkiler kuramları çerçevesinde yer verilmiştir.

Atılgan, YusufEdebiyatKarakter+3
Aslı Nur Büyüközelci
Çanakkale Onsekiz Mart University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Erken dönem ebeveyn kaybıyaşamış bireylerin yetişkin kişilerarası ilişkileri ile benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Erken yaşta ebeveyn kaybı, bireyin kişilerarası ilişkilerini ve benlik algısını etkileyen önemli bir yaşam olayıdır. Nesne ilişkileri kuramı çerçevesinde erken dönem kayıpların bireyin benlik gelişimi ve kişilerarası ilişki şemaları üzerinde kalıcı etkiler bırakabileceği öngörülmektedir. Literatürde bu konuyla ilgili yapılan çalışmalar çoğunlukla çocukluk ve ergenlik dönemlerini kapsarken, erken bebeklik dönemine odaklanan çalışmaların sayısı sınırlıdır. Bu araştırmada, 0–3 yaş aralığında ebeveyn kaybı yaşamış bireylerin yetişkinlik dönemindeki kişilerarası ilişki boyutları ile benlik saygıları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır Araştırma 0-3 yaş arasında ebeveyn kaybı yaşamış 18-65 yaş arası 85 kişi ile yürütülmüştür. Çalışmada Bilgilendirilmiş Onam Formu, Demografik Bilgi Formu, Kişilerarası İlişki Boyutları Ölçeği ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklere verilen yanıtlar SPSS 27 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler bağımsız gruplar t-testi, ANOVA ve Pearson korelasyon analizi ile incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, katılımcıların onay bağımlılık ile benlik saygısı düzeyleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki; başkalarına güven ve duygu farkındalığı ile benlik saygısı düzeyleri arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Katılımcıların yaşı ile benlik saygısı düzeyleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca ebeveynin ölüm nedeni ile bireylerin benlik saygısı düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Kayıptan sonra algılanan bakım kalitesinin, onay bağımlılığı üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu belirlenmiştir. Yaş arttıkça benlik saygısının da arttığı, üç veya daha fazla kardeşi olan bireylerin başkalarına güven düzeylerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur.

Benlik saygısıErken çocukluk kaybıKişiler arası ilişkiler+1
Beyza Üçpınar
Antalya Bilim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Evli olmayan bireylerde aile aidiyeti, benliğin ayrımlaşması, kişilerarası ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar ve evlilik beklentileri arasındaki ilişkiler

Bu araştırmada evli olmayan bireylerin aile aidiyetleri, kişilerarası ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaları, benliğin ayrımlaşması ve evlilik beklentileri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Türkiye'de yaşayan ve evli olmayan 377 birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak için "Aile Aidiyeti Ölçeği", "İlişkilerle İlgili Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği", "Benliğin Ayrımlaşması Ölçeği", "Evlilik Beklentisi Ölçeği" ve araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizleri SPSS 25.0 ve AMOS 21.0 paket programları aracılığıyla yapılmıştır. Araştırma sonucunda evli olmayan bireylerin benliğin ayrımlaşması düzeylerinin evlilik beklentilerine göre anlamlı şekilde farklılaştığı ancak kişilerarası ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar ve aile aidiyetinin evlilik beklentilerine göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Araştırmada kişilerarası ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar alt boyutlarının aile aidiyeti alt boyutlarını yordamadaki rolüne bakıldığında yakınlıktan kaçınma alt boyutunun kendilik aidiyeti ve aile aidiyetini negatif yönde yordadığı, gerçekçi olmayan beklentilerin kendilik aidiyeti ve aile aidiyetini pozitif yönde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Kişilerarası ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar alt boyutlarının benliğin ayrımlaşması alt boyutlarını yordamadaki rolü incelendiğinde yakınlıktan kaçınma alt boyutunun duygusal tepkisellik ve duygusal kopmayı negatif yordadığı, gerçekçi olmayan beklentilerin tüm benliğin ayrımlaşması alt boyutlarını negatif yordadığı ve zihin okuma alt boyutunun tüm benliğin ayrımlaşması alt boyutlarını pozitif yordadığı bulunmuştur. Benliğin ayrımlaşması alt boyutlarının aile aidiyeti alt boyutlarını yordamadaki rolü incelendiğinde ben pozisyonunun aile aidiyetini, duygusal kopmanın hem kendilik aidiyeti hem de aile aidiyetini pozitif yönde yordadığı bulunmuştur. Ayrıca başkalarına bağımlılık alt boyutunun aile aidiyetinin iki alt boyutunu da yordadığı sonucuna ulaşılmıştır.

AidiyetAile aidiyetiBekarlar+5
Saliha Çiftçi
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Functionality of counterfactual thinking in interpersonal and intergroup relationships

The main purpose of this dissertation was to open the pave for counterfactual thinking research in Turkey. The second aim was to fulfill a broader gap in counterfactual thinking research, which is to examine the functionality of counterfactuals in both interpersonal and intergroup relationships. Three studies were conducted to serve these purposes. First, by the Study 1 (N = 1127), the Counterfactual Thinking for Negative Events Scale (CTNES; Rye, Cahoon, Ali, & Daftary, 2008) was adapted into Turkish. Its correlations with depression, rumination, self-esteem, self-efficacy, and optimism-pessimism were also tested. In the Study 2 (experimental; N = 110), differences between counterfactual types in relation to reparative intentions in interpersonal relations were questioned, and mediator roles of blame, regret, and quilt were examined in explaining this relationship. By the Study 3 (experimental; N = 44), based on the results of the Study 2, functionality of self-upward counterfactual thinking was investigated in intergroup relationships. In findings of Study 1, confirmatory factor analysis yielded good fit indices for the CTNES. Scores obtained from internal reliability, test-retest reliability, and construct validity also showed that the CTNES is a reliable and valid tool to use in Turkish sample. Correlations of the CTNES with other variables were also discussed in terms of functionality and dysfunctionality of counterfactuals. Moreover, Study 2 found out that only self-upward counterfactual thinking significantly predicted the reparative intentions in interpersonal relations, and negative emotions of blame, regret, and guilt mediated this relationship. Finally, Study 3 revealed that counterfactual thinking in intergroup level did not have any significant effect on both self-focused negative emotions and reparative intentions in intergroup conflicts. All findings were discussed in the light of the Functional Theory of Counterfactual Thinking and the related literature. Keywords: Counterfactual thinking, functional negative emotions, reparative intentions, interpersonal conflicts, intergroup conflicts

Inter-group relationsCounterfactual thinkingInterpersonal relations+3
Muhammet Coşkun
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kişiler arası ilişkiler modeli'ne temellendirilmiş akran zorbalığı danışmanlık programı'nın etkinliğinin değerlendirilmesi

Araştırma Kişiler Arası İlişkiler Modeli'ne temellendirilmiş Akran Zorbalığı Danışmanlık Programı'nın zorbalık yapan 11-12 yaş çocuklardaki etkinliğinin incelenmesi amacıyla müdahale-kontrol gruplu ön test-son test deneysel desende yapılmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu, tabakalı örnekleme sonrası randomize belirlenen iki farklı ortaokulda 5. ve 6. sınıfa devam eden Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği Zorba Davranış Gösterme puanı okul ortalamasının bir standant sapma üstünde olan çocuklar (müdahale grubu/n=29; kontrol grubu/n=32) oluşturmuştur. Müdahale grubundaki çocuklara danışmanlık programı 2 yüz yüze ve 5 online bireysel görüşme ile 26 günde uygulamıştır. Müdahale grubundaki zorba çocukların akran zorbalığı biliş düzeyini arttırmak, empati becerilerini geliştirmek, arkadaşlık ilişkilerini iyileştirmek ve öfke kontrollerini arttırmak için danışmanlık programı kapsamında yaş dönem özelliklerine uygun içerik geliştirilmiş ve çeşitli eğitim teknikleri (beyin fırtınası, eğitsel oyun, demonstrasyon, örnek olay analizi, video izletimi) kullanılmıştır. Veriler Sosyodemografik Bilgi Formu, Çocuklar için Zorbalıkla İlgili Bilişler Ölçeği, Çocuk ve Ergenler için Empati Ölçeği, Arkadaşlık İlişkileri ve Öfke Kontrolü Değerlendirme Formu ile toplanmıştır. Veri toplama araçları, müdahale grubundaki çocuklara Akran Zorbalığı Danışmanlık Programı'nın başında ve sonunda, kontrol grubundaki çocuklara ise 26 gün ara ile uygulanmıştır. Araştırmada, müdahale grubundaki çocukların kontrol grubundaki çocuklara göre ÇİZİBÖ puanlarının düştüğü, ÇEİEÖ ve AİÖKDF puanlarının arttığı saptanmıştır (p<0.05). Zorbalık yapan 11-12 yaş çocuklarda Kişiler Arası İlişkiler Modeli'ne temellendirilmiş Akran Zorbalığı Danışmanlık Programı'nın etkin olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin savunucu, danışman, lider, eğitici gibi rolleri ile zorbalık yapan çocukların büyüme gelişmelerini desteklemek için yaş dönem özelliklerine uygun olarak, farklı eğitim tekniklerinin kullanıldığı, model temelli, bireysel danışmanlık ve eğitim programları geliştirmeleri önerilmektedir.

Akran zorbalığıDanışmanlıkKişiler arası ilişkiler+1
Kadriye Demir
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Lise öğrencilerinin kişilerarası ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaları ve saldırganlık tepkileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, lise öğrencilerinin kişilerarası ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaları ve saldırganlık tepkileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma evrenini Gaziantep ilindeki ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören öğrenciler oluşturmuştur. Araştırma örneklemi ise Şahinbey, Şehitkamil ve Nizip ilçelerindeki ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören 843 öğrenci ile oluşturulmuştur. Araştırmanın verileri Saldırganlık Ölçeği ve Kişilerarası İlişkilerle İlgili Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği ile elde edilmiştir.Araştırmanın verileri çift yönlü varyans ve aşamalı regresyon analizi ile test edilmiştir. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda, kişilerarası ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtma düzeyi yüksek öğrencilerin, saldırganlık alt türleri olan `fiziksel?, `sözel?, `öfke?, `düşmanlık? ve `dolaylı? saldırganlık düzeylerinin kişilerarası ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtma düzeyi düşük öğrencilere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Cinsiyetlerine göre öğrencilerin kişilerarası ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtma puanlarında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Cinsiyetlerine göre öğrencilerin saldırganlık puanları arasında erkek öğrenciler lehine bir farklılık saptanmıştır. Algılanan anne baba tutumu `demokratik? olan öğrencilerin, kişilerarası ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtma ve saldırganlık düzeylerinin; `baskıcı otoriter?, `tutarsız?, `ilgisiz? ve `koruyucu? anne baba tutumu algılayan öğrencilere göre daha düşük olduğu saptanmıştır.

Bilişsel çarpıtmaEğitim psikolojisiHalkla ilişkiler+6
Erol Uğur
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sosyal beceri eğitiminin ergenlerin kişilerarası ilişki düzeylerine etkisi

Bu çalışma, sosyal beceri eğitiminin ergenlerin kişilerarası ilişkiler düzeyine etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, ön test, son test kontrol gruplu deneysel araştırma modeline göre düzenlenmiştir. Çalışma grubu Adana Ticaret Odası Anadolu Lisesine devam eden 9. Sınıf öğrencileri arasından 28 kişilik gönüllü bir gruptan oluşmaktadır. Öğrencilerin 14'ü deney grubuna, 14'ü ise kontrol grubuna alınmıştır. Öğrencilerin kişilerarası ilişkiler düzeyi, Şahin, Durak ve Yasak (1994) tarafından geliştirilen ve araştırmacı tarafından ergenlerden oluşan 279 kişilik bir grupta geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan Kişilerarası İlişkiler Ölçeği ile belirlenmiştir. Deney grubuna 9 haftalık sosyal becerilerin; iletişim, atılganlık, duygulan anlama ve ifade etme boyutlarını içeren bir program uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise herhangi bir işlem yapılmamıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde tekrarlanmış ölçümler için varyans analizi tekniği kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, genel olarak sosyal beceri eğitiminin öğrencilerin kişilerarası ilişkiler düzeyinde olumlu etkiler sağladığı yönündedir. Aynı zamanda, sosyal beceri eğitiminin Kişilerarası İlişkiler Ölçeğinin bir alt boyutu olan Besleyici İlişkiler üzerinde etkili olduğu fakat Zehirleyici İlişkiler alt boyutunda etkili olmadığı saptanmıştır.Anahtar Sözcükler: Sosyal Beceri Eğitimi, Ergenler, Kişilerarası İlişkiler

ErgenlerKişiler arası ilişkilerSosyal beceri eğitimi
Fatma Uzamaz
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2000
00

İlgili konular