Nationalism
371 theses under this subject heading
Kuzey Kore ulusal kimliğinin ve totaliter rejiminin milliyetçilik üzerinden yeniden üretimi
İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Kore, ikiye bölünmüştür. Kuzey Kore'nin hem iç hem de dış politikası uluslararası toplumun önemli bir kısmı tarafından tehdit olarak algılanmıştır. Ayrıca Kuzey Kore'de siyasal otorite, totaliter rejimin inşasında milliyetçilik araçlarından istifade etmiştir. Kim İl Sung'un Kuzey Kore için oluşturmaya çalıştığı milliyetçi ruh ve totaliter yapı ile birlikte lider, kendi kendine yeterlilik politikası olan Juche ideolojisini oluşturmuş ve ordu merkezli totaliter rejim yapısını Kuzey Kore'nin ulusal bütünlüğünü güçlendirmek için kurmuştur. Bu çerçevede bu tezin amacı; Kuzey Kore'nin ulusal kimliğini ve totaliter rejim yapısını milliyetçiliğin etkisi altında nasıl yeniden ürettiğini ortaya çıkarmaktır. Dolayısıyla bu tezin vardığı sonuç; siyasi tarihteki diğer totaliter rejim örneklerinde olduğu gibi, Kuzey Kore'de de milliyetçiliğin günümüze kadar olan süreçte ulusal kimliğin ve totaliter rejimin kendisini yeniden üretmesinde vazgeçilemez bir rol oynadığını ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Kuzey Kore, Milliyetçilik, Lider, Ulusal Kimlik, Yeniden Üretim, Totalitarizm.
Uluslararası ilişkiler ve banal milliyetçilik: İlkokul öğrencileri üzerinde bir çalışma
Bu çalışmada, Uluslararası İlişkilerin temel dinamiklerinden biri olan dost-düşman olgusu, başta Micheal Billig'in Banal Milliyetçilik varsayımları özelinde olmak üzere uluslararası bir aktör olarak ilkokul öğrencileri üzerinden incelenmiştir. Farklı uluslara karşı beslenen dost-düşman algısının rutin içerisinde fark edilmeden nasıl üretildiği incelenerek; bu sürecin başlangıç noktası olarak nitelendirilebilecek okul kurumu içerisindeki müfredat-öğrenci ve öğretmen üçgeni arasındaki ilişki ele alınmıştır. Bu kapsamda millet olmayı sürekli hatırlatan okul kurumu, Althusserci bakış açısıyla devletin ideolojik bir aygıtı (DİA) olarak ele alınmıştır. Okul kurumunun hedef kitlesi olan -uluslararası bir aktör olarak- öğrencilerin bu süreçte fikirlerinin şekillendirilmesi sonucunda milletlere yönelik yaratılan özneler arası anlamlar ve kolektif imajlar ise Robert Cox ekseninde değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda, ilkokul öğrencilerinin farklı milletlere yönelik algılarının şekillenmesinde, müfredat ve öğretmenler aracılığı ile okul kurumunun etkili olduğu; gündelik içerisinde -yeniden- üretilen dost-düşman imajı ve bu imajlara yüklenen anlamların banal göstergeler üzerinden sürekli olarak hatırlatıldığı izlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Banal Milliyetçilik, Dost-Düşman, Müfredat, Yeniden Üretim,Devletin İdeolojik Aygıtı (DİA)
Suriyeli sığınmacı algısı ve Türkiye'de milliyetçilik: Ekşi Sözlük örneği
Bu tezde Ekşi Sözlük'teki Suriyeli sığınmacı algısı ve bunun sebepleri incelenmiştir. Çalışmaya kontrol değişkenlerini tespit etmek için bir literatür taraması ile başlanmış ardından tezin temel argümanlarına geçilmiştir. Bu çalışmanın temel hipotezi sığınmacılara yönelik olumsuz tutumların temel sebebinin Billig'in 'Banal Milliyetçilik' kavramını da kapsayacak şekilde milliyetçilik olduğudur. Hem kolayca fark edilen milliyetçilik yani 'Dalgalanan Milliyetçilik' hem de günlük hayatta kolay fark edilmeyen banal milliyetçilik milliyetçiliğin tespitinde kullanılacaktır. Ayrıca tezde milliyetçilikten olumsuz tutuma giden süreç de Allport'un 'Günah Keçisi' kavramı, Sosyal Kimlik Teorisi ve Young'ın 'Maskülen Koruma Mantığı' kavramı yardımıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Hipotezlerin testi için içerik ve söylem analizi metotları kullanılmıştır. Sonuçların analizi göstermiştir ki sığınmacılara yönelik olumsuz tutumların temel sebebi milliyetçiliktir ve milliyetçilikten olumsuz tutuma giden süreçte sığınmacıları günah keçisi haline getirme, toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin vurgular ve yerleşik halka sahte bir mağduriyet yaratma son derece önemlidir.
Mısır'da Arap milliyetçi fikirlerin oluşumunda, İslami modernizm ve Reşid Rıza
Arap milliyetçiliğinin nerede nasıl başladığına yönelik tartışmalar henüz bir sonuca ulaşmamış gözükmektedir. Ayrıca 19. yüzyılın sonlarında Müslüman Araplar arasında milliyetçi fikirlerin oluşumunda İslami modernistlerin söylemlerinin etkilerinin de çok fazla çalışılmadığını söyleyebiliriz. İslami modernistler hakkında yapılan çalışmalar onların daha çok teolojik görüşlerine, İslam hukuku (fıkh) alanındaki reformlarına yer vermekte olup onların siyasi ve milliyetçi fikirlerle olan ilişkileri üzerinde pek durulmamıştır. Bu sebeple, elinizdeki bu çalışma aradaki bağlantıyı analiz etmek adına Mısır'da 19. yüzyıl itibariyle oluşan ortama ve İslami modernistlerin fikirlerinin oluşumuyla ilişkisine odaklanmıştır. Bununla birlikte İslami modernistlerin fikirlerinin 20. yüzyılın başlarında Müslüman Araplar arasında etnik bilincin ve milliyetçi fikirlerin oluşumuna nasıl etki ettiği konusu da bu bağlama yerleştirilecektir. Bu doğrultuda çalışmamızda İslami modernizmin güçlü savunucusu Reşid Rıza'nın, İslam reformu, İslam birliği, sömürgecilik, Osmanlı yönetimi, hilafet, Araplar ve milliyetçilik üzerine olan söylemleri incelemeye alınmıştır. Mısır'daki ortamın ve dönemin genel konjonktürünün Reşid Rıza'nın fikirlerinin oluşumunda oynadığı rolü incelemek adına çalışmamızda kültürel analiz yöntemi tercih edilmiş olup; ilk önce Kavalalı Mehmet Ali Paşa dönemiyle başlayan Mısır modernleşmesinden, I. Dünya Savaşı'na kadar Mısır'daki İngiliz idaresi incelenmiş, ardından İslami modernizm ve Reşid Rıza'nın fikirleri ele alınmıştır.
Yeni dünya düzeninde siyasal – ekonomik – sosyal bir işbirliği modeli olarak: TURAN
Uluslararası sistem, bir dünya devleti olmaması hasebiyle anarşik bir yapıdadır ve güç dengeleri pergelinden çıkar mahreçli stratejilerle dizayn edilmektedir. Sistem, süreç içerisinde dizaynırların meşrulaştırılmış emperyalist arzularını ifade eden bir "Yeni Dünya Düzeni" kavramına itilmiştir. Küresel sistem dizaynırları; aidiyet merkezli bütünlüğe karşı "böl-parçala-yönet" mottosu üzerinden ürettikleri tezler ile bir ayrılıkçı algı oluşturmaktadır. Dayatılan bu emperyalist tezleri, milli tezahürler ile reddederek kimlik-kültür-dil nirengisindeki milliyet mihvelinden bir işbirliği oluşturma tasavvuru; anarşik sisteme karşı kökten güç kazanım hamlesi olarak yayılmacılığa ket vuran organik milli bir tavırdır. Milli tavır, Türk Milleti'nin Dokuz Işık Doktrini üzerinden Türkiye'den, Türk Dünyasını saracak milliyet mahreçli bir siyasal-ekonomik-sosyal kalkınma ivmesi yakalamasıyla tezahür edecek ve revize edilmiş bir "Dilde-Fikirde-İşte Birlik" mottosu ile TURAN modelini oluşturacaktır. Bu perspektifte üretilen tez, küresel düzlemde imkansızlık algısı ile dayatılan ayrılıkçılığa karşı bir anti tez olarak geliştirilip Türk Uygarlığının tarihsel ve jeopolitik varlığının sağladığı, organik küresel güç parametreleri üzerinden milli bir yön tayin edecektir. Anahtar Kelimeler: Yeni Dünya Düzeni, Türk Birliği, TURAN
The rise of populism and nationalism and its implications for Covid-19 pandemic: A social constructivist perspective
The rise of populism and nationalism has recently become highly observable. It has caused systemic changes in political, social and economic fields. Populist and nationalist political movements achieve varying success around the world. Populist and nationalist discourses, such as anti-immigration and anti-multiculturalism, intensify. Besides, conspiratorial thinking has become prevalent. The rise of populism and nationalism also shows its implications throughout the COVID-19 pandemic. There has been a populist resistance against mask wearing and social distancing. Moreover, several conspiracy theories have been prevalent. Finally, xenophobic and racist incidents take place, and orientalist rhetoric against Asian communities resurfaces. This thesis aims to reach conclusions that will provide a better understanding of the impact of rising populism and nationalism on COVID-19 pandemic with the help of social constructivism. As an idealist theory, social constructivism is convenient for understanding populism and nationalism, identity-related phenomena.
Türk Milliyetçi Hareketinde milliyetçi toplumcu ideolojinin incelenmesi (1963-1980)
D1648 Westfalya Antlaşması ile birlikte Batı Avrupa'da ortaya çıkan ve 1789 Fransız İhtilaline giden süreçte Sanayi Devrimi ve Aydınlanma Çağı ile birlikte inşa olan milliyetçilik 1789 Fransız İhtilalinden sonra modern dünyayı şekillendiren bir ideoloji olmuştur. Milliyetçi ideoloji ile Rumelindeki azınlıkların isyanları ile tanışan Osmanlı İmparatorluğu ve hakim millet olan Türkler imparatorluğun toprak bütünlüğünü korumak adına milliyetçiliğe temkinli yaklaşmış, aynı zamanda imparatorluğun sosyal sisteminden dolayı Türk milliyetçiliği geç inşa olan bir ideoloji olmuştur. Sultan II. Abdülhamid döneminin sonlarında Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura gibi ideologların düşünceleri ile inşa olan Türk milliyetçiliği, 1918 Mondros Mütarekesinin ardından gerçekleşen Milli Mücadele'nin temel motivasyon kaynağı olduğu gibi, Milli Mücadele'nin sonucunda kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin de kurucu unsurlarından birisi olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında üç büyük milliyetçi gelenek Türk Milliyetçi Hareketinde etkin olsa da Türk milliyetçiliği bir siyasal partinin ana ideolojisi olmamıştır. 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesinden sonra darbenin önde gelen isimlerinden milliyetçi bir kurmay olan Alparslan Türkeş, Milli Birlik Komitesi ile ihtilafa düşerek 1961 yılında Yeni Delhi'ye gönderilmiştir. Yeni Delhi'den geldikten sonra CKMP'ye üye olan ve kısa sürede yükselen Türkeş, 1965 yılında Genel Başkan olmuş, partinin politikalarını ve programını Milliyetçi Toplumcu düşünce çerçevesinde şekillendirmiş, Türk Milliyetçi Hareketini partileştirmiştir. Gençlik yıllarında Ziya Gökalp'in solidarist fikirlerinden etkilenen Türkeş, kaleme aldığı Dokuz Işık doktrinin de Milliyetçi Toplumcu düşünceyi açıklamış ve Türk Milliyetçi Hareketinde yeni bir gelenek inşa etmiştir. Türk milletine liberal kapitalizm ve komünist sosyalizm dışında üçüncü bir yol öneren Türkeş ve Milliyetçi Toplumcu düşünce 12 Eylül 1980 Askeri Darbesine kadar Türk Milliyetçi Hareketinin ana ideolojisi konumunda olmuştur.aha sonra doldurulacaktır.
Türkiye'de milliyetçilik algısı: Y ve Z kuşakları üzerine bir araştırma
Sosyal ve kültürel hayatın önemli olan bir parçası olan üzerinde uzlaşıya varılamayan millet ve milliyetçilik kavramları ve Osmanlı'dan günümüze olan etkileri gelişerek değişmiştir. Zamanla yaş grupları arasında yaşanan farklılaşmalar sonucu kuşak adı verilen soyut gruplar oluşmuştur. X, Y, Z gibi çeşitli isimlerle adlandırılan bu kuşaklar birbirinde farklı özelliklere ve algılamalara sahiptirler. Y ve Z Kuşağı ve önceki kuşaklar arasındaki tavır ve tutum farklılığı birçok alanda araştırma konusu olmuştur. Bu çalışmada, Y Kuşağı ile Z Kuşağı milliyetçilik algısı irdelenmektedir. Araştırma kapsamında nicel araştırma yöntemleri kullanılarak hem Z hem de Y kuşağına yönelik anket uygulanmıştır. Y ve Z kuşağının milliyetçilik algısını ölçmek için 2013 Uluslararası Sosyal Saha Çalışmaları Programı (International Social Survey Program-ISSP) Ulusal Kimlik ölçeğinden yararlanılmıştır.
Tarihsel ve toplumsal bağlamda Türk milliyetçiliğinin sekülerleşme ve desekülerleşme süreci
Ülkücü Hareket Türk siyasal hayatında ve toplumsal yapısında köklü bir yere sahiptir. Bu çalışma Ülkücü Hareketin sekülerleşme ve desekülerleşme dinamiklerini incelemeyi hedeflemiştir. Sekülerleşme ve desekülerleşme insan topluluklarının yapısında önemli dönüşümleri taşıyabilen; inanç ve din pratiklerini bireysel ve toplumsal planda etkileyen süreçlerdir. Ülkücü Hareketin bu noktadan incelenmesi vesilesiyle Hareketin fikirsel yapı, inanç, milliyetçilik ve toplumsal dokuyla etkileşimi gibi yönlerden anlaşılması amacıyla önemli bir alan oluşmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve fenomenolojik perspektif dahilinde yarı yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Ulaşılan veriler tematik analiz ekseninde değerlendirilmiştir. Çalışmanın bulguları Ülkücü Hareketin gerek tarihsel gerekse toplumsal bağlamda idrak ettiği ilgili dönüşümleri ortaya koyarken, çalışmanın katılımcılarının da söz konusu süreçler hakkında algılarını ve deneyimlerini detaylı bir biçimde analiz etmektedir. Çalışma, Türkiye'de Ülkücü hareketin sekülerleşme ve desekülerleşme bağlamındaki dönüşümünü ele alan sınırlı sayıdaki araştırmaya katkı sunmakta ve literatürdeki bu boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Elde edilen sonuçlar, hem akademik literatüre hem de Türkiye'nin toplumsal dönüşüm süreçlerine dair politika yapıcılara rehberlik edebilecek nitelikte özgün veriler sunmaktadır.
Din, siyaset, kadın ve eğitim bağlamında Seyyid Ahmet Arvasi'nin görüşleri
Cumhuriyet dönemi Türk düşünce dünyasına önemli izler bırakan Seyyid Ahmet Arvasi, sadece bireysel inanç alanında değil, toplumun çeşitli yapılarında da etkili olmuş bir mütefekkirdir. Yaşadığı dönemin temel siyasal, toplumsal ve kültürel meselelerine derinlemesine odaklanan Arvasi, çeşitli çözüm önerileri geliştirmiştir. Eserleri, gazete yazıları ve konferansları aracılığıyla geniş bir okuyucu kitlesine ulaşarak Türk toplumunun düşünsel yapısında kalıcı izler bırakmıştır. Arvasi'nin din, siyaset, kadın ve eğitim konularına dair düşünceleri, toplumu bir bütün olarak ele alan dengeli bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Ona göre din; tevhid inancı temelinde, tasavvufi bir derinlikle, bidat ve hurafelerden arındırılmış, bir özellik taşımaktadır. Siyaset anlayışı ise milli ve manevi değerlere dayanmalı; devlet ve millet, inanç ve kültür temeli üzerine kuruludur. Kadına dair görüşleri, geleneksel bir tutum sergilese de özgürlükçü bir anlayışa sahiptir. Kadının toplumsal hayattaki yerini, İslami bir çerçeve içerisinde değerlendirerek konumlandırmaktadır. Eğitim konusunda ise, bireyin yalnızca bilgiyle değil; bilgiyi destekleyen ahlak, kültür, inanç, gelenek ve millilik gibi temel kavramlarla da donatılması gerektiğine vurgu yapmaktadır. Dolayısıyla Arvasi'nin fikirleri, hem geçmişin köklü değerlerinin anlaşılmasına yardımcı olurken hem de bugünün fikir dünyasına katkı sağlayacak özelliktedir. Araştırma kapsamında, Arvasi'nin düşünce sistemi sistematik bir yaklaşımla ele alınmıştır. Özellikle din, siyaset, kadın ve eğitim konuları ana çerçeveyi oluştururken milli kimlik, kültürel değerlerin korunması, toplumsal dayanışma ve modernleşme süreçlerine yönelik görüşleri üzerinde de durulmuştur. Bu doğrultuda, Arvasi'nin düşünsel mirası analiz edilmiş ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Türkiye'de uç sağ dergilerin CHP'ye bakışı: 1971-1980
Bu tez, 1970'lerde Türkiye'deki uç sağ partiler MHP ve MSP'nin ana yayın organları olan, sırasıyla Devlet Dergisi ve Millî Gazete'nin, CHP'ye yönelik eleştirilerine odaklanmaktadır. Bahse konu dönemde artan ve gençleri içine çeken sağ-sol kavgası, ülkede ideolojik anlamda büyük bir kutuplaşma ortaya çıkarmıştır. 1970'lerde sağ ve sol, siyasette, sokaklarda, dergi ve gazete gibi platformlarda sıklıkla birbirleriyle tartışma içine girmektedir. Solun vatandaşlar arasındaki ekonomik eşitsizliklere getirdiği eleştiri ve hayatın birçok alanında arzuladığı değişime karşı sağ, mevcut yapıyı korumayı, millî ve geleneksel değerlere sahip çıkmayı vurgulamıştır. Özellikle 1972'den itibaren Bülent Ecevit'in genel başkan olmasıyla birlikte CHP, sağın gözünde sosyal demokrat, orta sol bir partiden, bütünüyle sol ve komünizmle yakın ilişkisi olan bir partiye dönüşmüştür. Ecevit CHP'sinin birinci çıktığı seçimler ve akabinde Ecevit lehine birtakım gelişmeler sağı huzursuz etmiş, memlekete komünizmin gelmekte olduğu hissine kapılmalarına sebep olmuştur. Sağ partilerin önemli mensupları ve aydınları, ülkenin kötü gidişatına, anarşiye ve CHP'ye yönelik eleştirilerini çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlamış, endişelerini belirtmişlerdir. Bu çalışmada 12 Mart 1971'deki Askeri Muhtıra'dan 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'ne kadarki süreçte uç sağ partiler olarak tanımlanan MHP ve MSP'nin yayın organları olarak nitelendirilebilecek ele alınmış, bu yayınların CHP'ye ve dönemin siyasi gelişmelerine yönelik eleştirilerine odaklanılmıştır. Bu doğrultuda, bu tezde MHP'nin 1970'lerde CHP'yi komünist bir parti olmakla itham ederek ve CHP'yi sokaktaki anarşinin baş sorumlusu olarak nitelendirmesi vurgulanmış, bu yorumlar MHP'nin ana yayın organı olan Devlet dergisinden alıntılar ile desteklenmiştir. MSP ise CHP'yi komünist bir partiden ziyade bir sol parti olarak görerek yine tepkisini göstermiş, ancak MHP kadar sert davranmayarak 1970'lerin yarattığı koalisyon hükümetlerine uygun hareket ederek siyasi çıkarlarını gözetmeyi de ihmal etmemesi MSP'nin yayın organı olan Millî Gazete'den yazılar ile açıklanmıştır. Anahtar Sözcükler Uç Sağ, Milliyetçilik, İslamcılık, Devlet Dergisi, Millî Gazete, CHP, Sol.
Irak'ta İngiliz sömürgeciliği ve anti-kolonyal milliyetçilik, 1918-1920
Bu tez, 1918-1920 yılları arasında İngilizlerin Irak'ta sömürge idaresi tesisi sürecini Avrupa-merkezcilik, modern Batı sömürgeciliği ve anti-kolonyal milliyetçi direniş kavram ve olguları ekseninde incelemektedir. Milliyetçilik teorilerinin Avrupa-merkezciliğini de eleştirel odağına alan tezin dayandığı birincil kaynaklar ise İngiliz arşivlerinden 1918-1920 yılları arasında Irak'a dair yayımlanmış belgelerdir. Yayımlanmış İngiliz arşiv belgelerinin söylem analizi yoluyla bu tezde Irak'taki sömürge-karşıtı milliyetçi direniş ve 1920 Irak İsyanı'nın İngiliz sömürge siyasetini nasıl şekillendirdiğine ışık tutulmaktadır. Irak'ta İngiliz sömürgeci idaresinin tesis edildiği süreçteki İngiliz sömürgeci söylemini analiz etmede elzem görünen kavramsal ve teorik çerçeve iki özellikle öne çıkmaktadır. Tezin ikinci bölümünde gösterileceği gibi, sömürgeciliğin meşrulaştırılmasının bir aracı olarak kullanılıp günümüzde egemen tarih anlatısını ve coğrafya tasavvurunu belirleyen perspektif Avrupa-merkezciliktir. Tezin üçüncü bölümünde milliyetçilik teorilerindeki Avrupa-merkezcilik eleştirilerek, Irak'taki İngiliz karşıtı direnişin de anti-kolonyal milliyetçilik çerçevesinde yorumlanmasının isabetli olduğu iddia edilmektedir. Tezin dördüncü ve son bölümünde ise İngiliz sömürgeci söylemi ve Irak anti-kolonyal milliyetçi direnişinin yayımlanmış İngiliz arşiv belgeleri aracılığıyla izleri sürülmektedir. Anahtar Sözcükler: Avrupa-merkezcilik, İngiliz sömürgeciliği, Irak, anti-kolonyal milliyetçilik, 1920 İsyanı.
1945-1960 döneminde Türkiye'de İslami canlanış: Dergiler ve söylemler
Cumhuriyet Dönemi Türk düşünce tarihine katkı sağlaması umulan bu doktora tezinin amacı, 1945-1960 yılları arasındaki İslami canlanma atmosferinde kendilerini millî ve dinî değerler üzerinden tanımlayan ve kendileri için zaman zaman dindar-milliyetçi ya da mukaddesatçı isimlendirmelerini kullanmış bir grup dergi ve aktörün ürettikleri milliyetçi ve maneviyatçı içeriği analiz etmek ve bu içeriği besleyen unsurlar üzerinde argümanlar oluşturmaktır. İslam düşüncesinin 1960 sonrasında tercüme hareketleri ile kazandığı evrensel çizgisinden farklı olarak 1945-1960 arasında milliyetçilik ile ne şekilde iç içe geçtiği bu tezin cevabını aradığı sorulardan biridir. Diğer yandan "maneviyatçılık" gibi genel bir başlığın altında hangi alt başlıkların yer aldığı sorusu da cevabı aranacak diğer bir problematiği oluşturmaktadır. Bu çerçevede ele alınan on beş periyodik yayın hakkında ansiklopedik bilgiler, yazar kadrosu ve milliyetçi-maneviyatçı yönelimlerinin analizi tezin güzergâhını belirlemiştir. Çalışmada geniş bir dergi arşiv taramasının yanı sıra Cumhuriyet Arşivi, Meclis tutanakları, kanun maddeleri ve anılardan da faydalanılmıştır. Çalışmada doküman analizi metodu ve yer yer niceliksel bir çizgi takip edilmiştir. Öncelikle konu kapsamına alınabilecek yazılar tespit edilmiştir. Bir yandan dergilerde görülen milliyetçilik türü analiz edilirken diğer yandan bu görüşleri serdeden başlıca yayınlar ve aktörlerin genel profilleri çıkarılmıştır. Bu resim ortaya çıkarılırken tasvirî olmakla yetinilmeyip dergilerin milliyetçi ve maneviyatçı tonunu belirleyen nedenler sorgulanmıştır. Milliyetçiliği besleyen muhtemel nedenler arasında dönemin aydınlarının dinî içerikli bir milliyetçiliği doğal bir biçimde kimliklerinin bir parçası olarak görmeleri ve dönemin komünizm karşıtlığı gibi hususlar gözlenmektedir. Maneviyatçı söylemlerinin arkasında ise dönemin bir önceki dönem İslamcılık düşüncesinden farklı olarak "devleti kurtarmak" değil "bireyi kurtarmak" dönemi oluşu ve dergiyi çıkaran kişilerin felsefi ve tasavvufi yönelimleri rol oynamış görünmektedir. Mukaddesatçı olarak nitelenen bu grup şüphesiz kendi içinde farklılıklar barındırmaktadır. Bu çalışmada önemli görüş farklılıkları göz ardı edilmeden, ortak tema ve yaklaşımları olarak milliyetçilik ve maneviyatçılık başlıkları ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: İslami canlanma, Çok Partili Dönem, mukaddesatçılık, İslamcılık, Türk milliyetçiliği, maneviyatçılık, komünizm karşıtlığı.
Uluslaşma ve modernleşme süreçlerinde bir zemberek: Türk dil kurultayları
Bu tez çalışması, Türk ulusunun inşası sürecinde Türk dil kurultaylarının oynadığı rolü incelemeyi amaçlamakta ve yoğun bir uluslaştırma motivasyonunun tematik birer dökümü olan ilk üç Türk dil kurultayını özellikle odağına almaktadır. Ulusun ve uluslaştırmanın bir modern dönem anlatısı olduğu kabul edildiğinde, çalışma teorik anlamda modern ulusçuluk kuramlarına yaslanmaktadır. Bir devlet politikası olarak 1932 yılında Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin kuruluşuyla başlatılan dil reformunun uygulanmasında adı geçen dil kurultayları bir kullanma kılavuzu niteliği görmüş; bu kurultayların öncülüğünde Türk ulusunun inşası tesis edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın başlangıcında sırasıyla ulus olgusunun tarihî serencamı ve kavram kartografyası, ulus-devlet fenomeninin gelişimi, ulusçuluk akımının temel hususiyetleri ve ulus inşası sürecinin boyutları konu edilmektedir. Akabinde de Türk milliyetçiliğini ortaya çıkaran dinamiklere değinilmektedir. Ardından dil meselesinin Cumhuriyet'in gündemine nasıl ve neden girdiği, Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinde yapılan dilde sadeleşme tartışmaları da göz önünde bulundurularak açıklanmaktadır. Çalışmanın son bölümünde ise 1932 ile 1936 yılları arasında düzenlenen üç Türk dil kurultayının dilde reform düşüncesinin çok ötesinde bir zihniyet dönüşümünü imlediği ele alınmakta; modernleşme ve uluslaşma paradigmalarının bir zembereği olduğu öne sürülmektedir.
A. Dvorak'ın 9. senfonisinin form analizi ve orkestra şefliği teknikleri açısından incelenmesi
Bu çalışmada, Antonin Dvorak'ın 9. Senfonisinin detaylı form analizi yapılmış ve eser orkestra şefliği teknikleri açısından incelenmiştir. Çalışmada, doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada; Romantik Dönem ve müziği, Çek müziği, Antonin Dvorak'ın hayatı, müzikal yaşamı ve müzikal dili ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Dvorak'ın Op.95 mi minör 9. Senfonisi çeşitli boyutlarıyla ele alınmıştır. Çalışmada, eserin şefler açısından problem olabileceği düşünülen birçok kısmı için vuruş teknikleri önerilerine yer verilirken; Dvorak'ın yazdığı tempolar dışında eserin karakteristik yapısına dayanan tempo ve tempo değişim önerileri ve stil önerilerine de yer verilmiştir. Dvorak'ın partisyonda yazdığı terim ve tempolarla ilgili farklı anlayışların gelenekselleşmiş olduğu tespit edilmiştir. Dinamik önerileriyle birlikte provalar esnasında detaylı çalışılması gerektiği öngörülen kısımlarla ilgili önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışma, ülkemizde Dvorak'ın 9. Senfoni ile ilgili yapılmış en ayrıntılı çalışmadır. Teknik olarak bu araştırma, ulusalcı romantik akımın en gözde senfonilerinden birisi olan 9. Senfoninin daha iyi anlaşılmasını, analiz edilmesini ve böylelikle romantik senfoniye farklı bir bakış açısı getirilmesini sağlayacak bilgiler içermektedir. Bu tezin aydınlattığı hususlar doğrultusunda orkestra şefi ve şef adaylarının, bu eseri çok daha bilinçli ve detaylı yönetecekleri düşünülmektedir.
Türkiye'de uç sağ ve Kürtler, 1945-1980: Güvenlik, kimlik ve kalkınma
Bu tezin amacı, 1945-1980 yılları arasında "güvenlik", "kimlik" ve "kalkınma" kavramları ekseninde uç sağın Kürt meselesine dair söylemini incelemektir. Uç sağ, erken Cumhuriyet döneminin sonuna doğru Nihal Atsız, Necip Fazıl Kısakürek öncülüğünde dergiler üzerinden görünür olmaya başlamış, çok partili hayata geçişle birlikte önce merkez sağ partilerinde hizip olarak var olmuş sonrasında da müstakilleşerek partileşmişlerdir. Ayrıca Soğuk Savaş sürecinde Türk Milliyetçiler Derneği, Millî Türk Talebe Birliği, Akıncılar, Mücadeleciler, Ülkü Ocakları, Komünizmle Mücadele Dernekleri, Aydınlar Ocağı uç sağın önemli yapıları olmuşlardır. Soğuk Savaş sürecinde uç sağın temel özelliği antikomünizm olmuş ve komünizmle mücadele çerçevesinde devlet nezdinde de meşruiyet elde etmiştir. Ayrıca millî ve dinî değerlere vurgu yapmış ve Türkiye'nin beka meselesini önemsemiştir. Uç sağ, Kürt meselesini erken Cumhuriyet döneminin "yanlış politikaları" sonucu olarak ortaya çıkan bir sorun şeklinde değerlendirmiş, Soğuk Savaş sürecinde de komünistlerin istismar ettiğini öne sürmüştür. Uç sağ Kürt meselesini "beka" sorunu şeklinde ele almış ve komünistlerle ilişkilendirerek konunun komünizmle mücadele çerçevesinde ele alınması gerektiğini söylemiştir. Tezin birinci bölümünde, çalışmanın kavramsal ve tarihsel/siyasal arka planı bağlamında uç sağın ortaya çıkışı, kurumları ve genel özellikleri anlatılacak ve Kürt meselesinin Osmanlı'dan günümüze serencamı ele alınacaktır. Bu çalışmanın diğer bölümlerinde ise Soğuk Savaş sürecinde uç sağın kategorileri olan Seküler Türkçü-Turancılar, Anaakım Milliyetçiler, Anaakım İslâmcılar ve Radikal İslâmcılar'ın sırasıyla "güvenlik", "kimlik" ve "kalkınma" kavramları çerçevesinde Kürt meselesine bakışı ele alınacak ve çözüm önerileri tartışılacaktır. Anahtar Sözcükler Kürt Meselesi, Uç sağ, Milliyetçiler, İslâmcılar, Komünizm
Analyzing Kurdish politics in Syria: A dependent nationalism
This thesis analyzes Kurdish politics in Syria from 1946 to 2014. It shows how the Kurdish political movement in Syria has been emerged and developed. One key finding of this study is that Syrian Kurds did not fundamentally produce their own ethnic nationalism but rather they were under great influence of other Kurdish movements in Turkey and Iraq; their nationalism was dependent and not independent. Not only ethnic dynamics, but also policies by Syrian governments alienated Syrian Kurds and made them to develop a distinctive identity. Although the thesis studies Syrian Kurdish politics after Syria's independence in 1946, it offers political and tribal histories of these politics under the French Mandate in Syria. This study dedicates a considerable part to the organizational aspect of the Kurdish political movement in Syria. Interventions of non-Syrian Kurdish actors, lack of democracy and personal agendas are among reasons behind the numerous splits among Kurdish parties and their umbrella organizations. The subject of the thesis is important as it studies a rarely-studied subject on the academic level. It is also important, because today Kurds of Syria are representing a key player in so called the Syrian civil war.
A comparative analysis of Afghanistan's and Pakistan's processes of state-building
This thesis is a historical and theoretical study of Afghanistan and Pakistan processes of State-Building. In this research, based on the European pioneer model of state building, I am presenting a comparative analysis of Afghanistan and Pakistan state-building processes. The European pioneer states in state buildinghave experienced some trends during the process. Industrialization, Capitalism, Organized Crimes, Nationalism and modernization are the observable trends in European State-Building process. In this thesis, I am taking these trends of European State-Building Process and apply them on Afghanistan's and Pakistan' processes of State-Building. This study paves the way toward better understanding of the attempts of different Afghan and Pakistani governments geared toward the two countries' State-Building process. Throughout my research, I found out that Afghanistan and Pakistan failed to successfully implement these trends in their State-Building process and thus still lag behind to function as a modern state (Nation-state). The thesis continues to answer the question of "if Afghanistan and Pakistan are not Nation-States, then what state organization they best fit in?" I find out that Pakistan fits better in category of a Military-State and Afghanistan fits best into the category of a Tribal-State. The reasons would be the frequent military domination of Pakistani affair by its military and domination of Afghanistan politics by the dominant ethnic group of Pushtons. At the end, I argue that Afghanistan and Pakistan along with other states needs to continue in their struggle to embrace the notion of nation-statehood, since nation-statehood responses to the issue of international peace, democratic values and economic development. Keywords: State Building, Nation Building, Industrialization, Capitalism, Organized Crimes, Modernization, Nation State, Tribal State, Military State
Capitalism, nationalism and conflict: World-systems analysis
How capitalism and nationalism which are the basic components of world politics create a system is the main question of this thesis consists of five main sections. In the first chapter, main question of the thesis and research methodology are explained. In the second chapter, the nature of the individual who is the smallest part of national belonging is being discussed by creating a conceptual background. Also, in terms of political philosophy the presence and purpose of state which is the main part of the system and the starting book of capitalist economy are being discussed. Lastly, the concept of the system is being defined. In the third chapter, the essential parts of capitalism, neo-liberal globalization effects on class conflict, science and genders, with conflict environment caused by state-market connection created by capitalist economy are being examined. In the fourth chapter, it includes historical analysis of the concept of nationalism and the problem of cultural and ethnic conflict, which is the main problem of nation states. In the fifth chapter, it contains the efforts of states to gain power, democratization and development in the world political system created by capitalism and nationalism. In the sixth chapter on capitalism, nationalism and conflict the questions in the hypothesis are answered. In conclusion, order which in the world political system outcomes are evaluated in the light of such information. Keywords: Capitalism, Nationalism, World-System.
Nationalism in the Balkans: Greater Albania and the Kosovan-Serbian conflict
Writing about the Balkans is quite a broad topic which covers not only the political journey of the Balkan countries but also their history which differs from state to state and has magic on its own. Nationalism in Balkans is a phenomenon which continues still now days. It is a topic which is as old as fresh, a topic which affects us in every aspect of life, whether it is political or social. Especially the latest events occurring in Kosovo and Serbia make it clear that nationalism in this region continues to play an important role. Given the fact that some Balkan countries have quarrel and fierce debates between them for me as an Albanian writing and researching for nationalism is quite special. This work covers not only the background of nationalism in the Balkan countries and its historical approaches but also the Albanian question. Nationalism did not originate in the Balkans but the Balkans became a fertile ground for it to grow, sometimes under the protection and encouragement of foreign powers. This paper examines the importance of nationalism and influences of great powers in the Balkans. The re-emergence of the Great Albanian Case and the Kosovo- Serbian conflict are two of the important aspects of this study. Many studies and researches have been done before from both sides, even though the arguments are in most of the cases partial and subjective. This thesis, based on historical evidences, tries to give an impartial answer to the Albanian question and Kosovo-Serbian conflict. It tries to give arguments based on the events of today's politics, history and geopolitics. It also tries to inquire the possibility for reconciliation by taking into account both sides of the story. Nationalism as an ideology continues to play an important role in every aspect of human's life since it is often the main cause of fights, wars and many disorders as it has been seen throughout history. That's why this topic it's interesting as much as important. The future of countries is inter-connected somehow with the level of their adaptation of nationalism in day to day state affairs. A little or too much of ''nationalism'' has its own advantages and disadvantages, but for the Balkans it has proven to be disastrous.
The rise of Anglophone nationalism in cameroon: 1960s t0 the 1990s
This thesis discusses the failing nation-building process between the minority Anglophones and majority Francophones in Cameroon as per the aftermath of unification in 1961 which has given birth to the present political, economic and socio-cultural upheavals that characterized the republic. The Anglophones are the people of the northwest and southwest regions of Cameroon who constitute two out of 10 regions in Cameroon. The Anglophones are a "People" of the former British Southern Cameroons who entered into a union based on equality with the Cameroun Republic at Foumban in July 1961with the aim to form a single state. This thesis tries to answer the following questions: What are the grievances of the Anglophones? Are the Anglophones recognized as part of development of Cameroon? Is the rise of Anglophones Nationalism in Cameroon more of a minority issue or an issue of social cohesion? By social cohesive, I mean both people living together as a unified country with different ideologies and systems of governance. The objective of this thesis is to portray the unification of the former British Southern Cameroons and La Republique du Cameroun in a union of equal states at Foumban in 1961 as stated in the "Federation Clause" and how the violation of the "Foumban Clause" has led to the marginalization of the Anglophone in the union. The thesis is divided into five chapters. The first chapter gives an overview of what will be discussed in the thesis and its structure. The second chapter defines some terms that the thesis explores such as; nationalism, Anglophones, assimilation and annexation. The third chapter gives a historical analysis of the Cameroons and explains the union between both people at Foumban. The fourth chapter elucidates the non-respect of the "Foumban Clause" based on equality leading to Anglophone problem (s), marginalization and the Rise of Nationalism in the 1990s. The fifth chapter is the conclusion and proposes suggestions for the prevailing crisis. This thesis seeks to call on the attention of concerned individuals and the international community to intervene and redress the situation based on historical truth before it escalates into a full-fledged war. Keywords: Anglophones, Francophones, Cameroon, Marginalization, Nationalism.
Spor gazetelerinin futbol milliyetçiliği üzerindeki etkileri: Fotomaç ve Fotospor örnekleri
Futbol Milliyetçiliği kendini yıllardır özellikle belirli dönemlerde yenilemekte olan bir olgu olmuştur. Özellikle siyasi, sosyal veya ekonomik geçmişi olan müsabakaların öncesinde veya sonrasında oluşan fanatizm ve holiganizm gibi etmenler aslında birer futbol milliyetçiliği öğeleridir. Bu futbol milliyetçiliği öğelerinde yazılı ve görsel basınının da zaman zaman ortak olması rekabeti tetiklemektedir. Bu bahsedilen rekabet saha dışına çıkarak futbol milliyetçiliği öğelerini meydana getirmektedir. Milliyetçilik, futbolun istenildiği zaman içine sokulan bir değer olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle uluslararası oynanan karşılaşmalarda milli değerler ön planda tutularak maçların önemi gerek futbolculara gerekse de taraftara aşılanmaya çalışılmaktadır. Sadece uluslararası alanda değil yerel lig kulüplerinin müsabakalarında da bu yöntem genellikle yazılı ve görsel basında tercih edilmektedir. Bu çalışmada kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak Fotomaç ve Fotospor gazetelerinin futbol milliyetçiliği içeren vitrin sayfaları incelenmiştir. Futbolun doğasında milliyetçilik hislerinin ne derece var olduğu ve bu varoluşu medyanın vitrin sayfalarına nasıl taşıdığı sorularının cevaplarının arandığı araştırma kısmında 10 adet Fotomaç ve 10 adet Fotospor gazete vitrin sayfası ele alınmıştır.
Atatürk milliyetçiliğinin Turancılığa bakışı
Fransız İhtilali ile yayılmaya başlayan milliyetçilik fikir akımı günümüz toplumlarında hala güncelliğini ve etkinliğini sürdürmektedir. Tüm dünyada birçok değişime ve dönüşüme neden olmuştur. Yeni devletlerin kurulmasına çokuluslu toplumların dağılmasına sebep olmuştur. Sonrasın büyük mücadelelerin başlamasına ve ülke sınırlarının değişime yol açmıştır. Osmanlı Devleti'ndeki Türk milleti çok geç milliyetçilik görüşüyle tanışarak uygulamıştır. Osmanlı'nın Dağılma Dönemiyle başlayan ve Kurtuluş Savaşı sürecinde de büyük önem teşkil eden bir fikir akımı olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla birlikte milli bir devlet kimliği sağlanmıştır. Bu yeni devletin ku-rucusu olan Mustafa Kemal Atatürk'tür. Atatürk milliyetçi görüşü ve liderliği çağdaş ve modern, ırkçılık barındırmayan bir milliyetçi devlet yapısı uygulanmıştır. Bu nedenle Turan görüşü için uygulamada bir şey yapılmamış sadece Misak-ı Milli sınırları içinde kalan Türk milletinin bütünlüğü ve devamlılığı için yeniden yapılanmalar sağlanmıştır. Atatürk Turancılık fikrini sadece kültür birliği sayesinde devamlılığı savunarak Türk birliği için mücadele anlayıştan uzak durmuştur.
Toplumsal cinsiyet ilişkilerinin, milliyetçilik yaklaşımları içerisinde yeniden üretilmesi üzerine feminist bir eleştiri
Bu araştırmada, 19. yüzyıl sonrasında yükselen bir trend haline gelen modern anlamda milliyetçilik ideolojisinin oluşumu ve ulus devletin oluşumundaki eş zamanlılıktan yola çıkılarak yeni bir toplum düzeninin oluşturulduğu ortaya konmuştur. Çalışmada milliyetçi söylem, ulus devletin oluşum sürecinde kaynak ve tetikleyici güç unsuru olarak kabul edilmiştir. Ulus devletlerin çıkarlarına yönelik kurgulanan yeni toplumsal düzende bireylerin kendilerini ulus devlete ait hissetmeleri ve ulus devleti kendi benlikleri gibi benimsemeleri adına oluşturulan ideal vatandaşlık kavramı; kadın ve erkek cinsiyetlerini sistemli bir biçimde politik hale getirerek belirli toplumsal cinsiyet rollerinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu cinsiyet rollerinin yaygınlaşması ve benimsenmesi için genellikle milliyetçilik ideolojisi ve milliyetçi söylem araç olarak kullanılmıştır. Milliyetçi söylem kadınların toplumsal rollerini yeni milliyetçi bireyler doğuran ve yetiştiren insan olmakla sınırlandırmıştır. Bu araştırma çoğunlukla kamusal alanın dışında bırakılmış kadınların kendi aile hayatında ve özel alanında var olabileceği düşüncesinin cinsiyetçi bir yaklaşım olduğu ortaya koymuştur. Tüm bunlardan hareketle bu çalışmada feminist ideolojiye göre biyolojik olarak eşit olduğunu varsayılan kadın ve erkeğin, kültürel ve toplumsal yaklaşımların etkisiyle kadın(lık) ve erkek(lik) olarak algılanması incelenmiştir. Bu araştırma kapsamında, cinsiyet kavramlarının toplumsal cinsiyet kavramına dönüştürülmesinde milliyetçilik ideolojisinin katkısının incelenmesi ve milliyetçi söylemlerdeki toplumsal cinsiyet eşitliğinin eleştirisinin yapılması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Feminizm, Milliyetçilik, Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği, Ulus Devlet