Socialization

165 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Okul sporlarına katılan ve katılmayan ortaöğretim öğrencilerinin sosyal beceri düzeylerinin incelenmesi (Isparta ili örneği)

Yapılan bu çalışmanın hedef kazanımı; okul sporları faaliyetlerine katılımın ortaöğretim öğrencilerinin sosyal beceri düzeyleri üzerindeki etkilerine farklı değişkenler açısından (düzenli spor yapma, sportif müsabakalara katılma, derse yönelik yeterlilik, soğuk havada spor yapma, spor malzemesi kullanımı) bakılarak sonuçlarının karşılaştırmasını yapmaktır. Bu araştırma tarama modelli betimsel bir çalışmadır. Çalışmanın evreni Isparta ili Şarkikaraağaç ilçesinde okuyan ortaöğretim öğrencileri, örneklem grubu ise beş farklı ortaöğretim kurumunda okuyan ve okul sporları faaliyetlerine katılan ve katılmayan 300 (137 erkek 163 kadın) öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışmanın amacına ulaşmak için Riggio (1989) tarafından geliştirilen ve Yüksel (1997) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan sosyal beceri envanteri öğrenci grubuna uygulanmıştır. Bununla beraber, çalışmaya katılan öğrencilerin demografik bilgilerine ulaşmak gayesiyle araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilks testi kullanılarak incelenmiş ve yapılan analiz sonucunda alt boyut ve toplam ölçek puanına ilişkin verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilmiştir (p<0,05). Bu nedenle non-parametrik analiz yöntemleri tercih edilmiştir. Yapılan analizlerde anlamlılık seviyesi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak gerek yapılan literatür taraması gerekse de istatistiksel analiz sonucunda okul sporları ve sosyalleşme üzerine yapılan çalışmalar ile araştırmalar ışığında, okul sporlarının ortaöğretim öğrencileri üzerinde önemli bir etken olduğu saptanmıştır.

Beden eğitimiIspartaOrtaöğretim öğrencileri+3
Barış Mat
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin beden eğitimi ve spor dersine karşı tutumlarının sosyalleşme üzerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışma, lisede öğrenim gören öğrencilerin beden eğitimi ve spor dersine ilişkin tutumlarının sosyalleşme üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2021-2022 eğitim öğretim yılında Şırnak ili Silopi ilçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı altı farklı devlet okulunda 9,10,11ve 12. Sınıflarda eğitim –öğretim gören 600 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise evren grubu içerisinde rastgele seçilen öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmada mevcut durumu ortaya çıkarmak için veri toplama aracı olarak öğrencilerin bazı sosyo-demografik ve spora ilişkin bilgilerinden oluşan 11 soruluk kişisel bilgi formu, Güllü ve Güçlü (2009) tarafından geliştirilen 35 maddelik Beden Eğitimi Dersi Tutum Ölçeği ile spor ve sosyalleşme düzeylerini belirlemek amacıyla Şahan (2008) tarafından geliştirilen 35 maddelik spor ve sosyalleşme ölçeği kullanılmıştır. Anahtar kelimeler: beden eğitimi, spor ve sosyalleşme, tutum

Beden eğitimiBeden eğitimi ve spor dersiLise öğrencileri+1
Tüba Aksoy
Siirt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin denetim rolleri ile öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme düzeyleri arasındaki ilişki

.Bu araştırmanın amacı okul müdürlerin denetim rolleri ile öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Tarama modeliyle desenlenmiş olan bu çalışmanın evrenini, 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında Siirt il merkezi ve ilçelerinde okulöncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapmakta olan 5813 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise olasılığa dayalı basit tesadüfi örnekleme yöntemine başvurularak belirlenmiştir. Araştırmaya 1103 öğretmen katılmıştır. Araştırmada okul yöneticilerinin denetim rollerini belirlemeye yönelik Bayraktutan (2011) tarafından geliştirilen ''Okul Yöneticilerinin Denetim Rolleri Ölçeği'' ile öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme düzeylerini tespit edilmesinde Chao, O'Leary-Kelly, Wolf, Klein ve Gardner' in (1994) geliştirdiği ve Balcı, Öztürk, Saylık, Polatcan ve Bil (2016) tarafından Türkçe' ye uyarlanan "Örgütsel Sosyalleşme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre okul müdürlerinin denetim rollerini yerine getirme düzeyleri ve öğretmenlerin örgütsel sosyalleşmeleri yüksektir. Okul müdürlerinin denetim rollerini yerine getirme düzeylerine ilişkin öğretmen algıları ile cinsiyet, kıdem, yaş, medeni durum ve atama türü değişkenleri arasında anlamlı bir fark bulunmazken branş, eğitim durumu ve okul müdürü ile çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Araştırmada öğretmenlerin örgütsel sosyalleşmeye ilişkin algıları ile cinsiyet, medeni durum, branş, eğitim durumu ve atama türü değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme algıları ile kıdem, yaş ve okul müdürü ile çalışma süresi değişkenleri arasında ise anlamlı farklılık söz konusudur. Okul müdürlerin denetim rollerini yerine getirme düzeyleri ile öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme algıları arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu ve okul müdürlerinin denetim rollerinin, öğretmenlerin örgütsel sosyalleşmelerinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.

DenetimEğitim denetimiEğitim yönetimi+5
Serdar Hazar
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme ve yabancılaşma algılarına cinsiyet ve medeni durumun etkisi: Bir meta analiz çalışması

Bu çalışmanın amacı; öğretmenlerin örgütsel sosyalleşme ve yabancılaşma algılarına cinsiyet ve medeni durumun etkisini meta analiz yoluyla incelemektir. Geliştirilen tarama stratejisi doğrultusunda örgütsel sosyalleşme konulu cinsiyet değişkenini içeren 11, medeni durum değişkenini içeren 4; yabancılaşma konulu cinsiyet değişkenini içeren 27, medeni durum değişkenini içeren 20 çalışma meta analize dâhil edilmiştir. Çalışmada okul kademesi ve coğrafi bölge değişkenleri açısından moderatör analizi yapılmıştır. Tüm meta analizlerde rassal etki modeli temel alınmıştır. Çalışmada, Excel, Comprehensive Meta-Analysis programlarından yararlanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre örgütsel sosyalleşme konusunda, örgüt dili tarihi alt boyutunda erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlere göre ve örgüt politikası alt boyutunda evli öğretmenlerin bekar öğretmenlere göre örgütsel sosyalleşme algılarının düşük düzeyde daha yüksek olduğu görülmüştür. Yabancılaşma konusunda ise Anlamsızlık ve Yalıtılmışlık alt boyutunda erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlere göre ve yine yalıtılmışlık alt boyutunda bekar öğretmenlerin evli öğretmenlere göre yabancılaşma algılarının düşük düzeyde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul, öğretmen, örgütsel sosyalleşme, yabancılaşma, meta analiz

CinsiyetMedeni durumMeta analizi+4
Halil İbrahim Göztok
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İkinci dil olarak Türkçe öğrencilerinin aradilde edimbilimsel gelişimi

Hedef dilin anadili olarak konuşulduğu bir ülkede öğrenim gören bir öğrenci günlük hayatında sipariş verme veya telefon hattına dakika yükleme gibi pek çok iletişimsel görevi isteme ve reddetme gibi söz edimlerini kullanarak ve anadili konuşurlarıyla etkileşime girerek gerçekleştirir. Bu iletişimsel görevlerin söz edimi stratejilerindeki dolaylılık veya "siz" kullanımı gibi kültürden kültüre değişebilen edimbilimsel özelliklerden dolayı yanlış anlamalar olmaksızın başarıyla gerçekleşebilmesi için öğrencilerin hedef dile ilişkin sosyokültürel normları bilmesi gerekmektedir. Bu da öğrencilerin hedef dilde doğal dilsel girdiye maruz kalması ve anadili konuşurlarıyla etkileşim kurması sonucu ikinci dilde sosyalleşme sürecini geçirmesi ile gerçekleşir. Böylelikle öğrenicilerin aradilde edimbilimsel yetileri gelişir ve dili bağlama uygun şekilde nasıl kullanacaklarına dair bilgiyi edinirler. Bu doğrultuda bu çalışma, yabancı/ikinci dil öğreniminde hedef dilin doğal iletişim ortamlarına maruz kalmanın, anadili konuşurlarıyla iletişim kurmanın, öğretici konuşmasının ve öğretim materyallerinin özgünlüğünün, öğrencilerin hedef dilin sosyokültürel bilgisini edinmesine ve aradilde edimbilimsel yeti gelişimlerine olan etkisini söz edimleri kullanımları üzerinden ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada paralel karma desen kullanılarak nitel ve nicel veriler hemen hemen aynı zamanda toplanmış analiz aşamasında birbirinden ayrı tutulmuş ve bulgular yorumlanırken bir araya getirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları Türkiye'de dört farklı üniversiteye bağlı Türkçe Öğrenim, Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde (TÖMER) ikinci dil (D2) olarak Türkçe öğrenen B2 düzeyi öğrenciler, bu TÖMER'lerde Türkçe öğreten öğreticiler ve anadili (D1) Türkçe konuşurlarından oluşmaktadır. Araştırmada veri, doküman incelemesi, Ders Kitabı Özgünlük Anketi, Toplumsal Etkileşim Anketi, Edimbilimsel Unsurların Öğretilmesine İlişkin Farkındalık Anketi, Konuşma Tamamlama Testi (KTT) ve çevrimiçi ders kayıtları ile toplanmıştır. Nitel boyutta doküman incelemesi ve içerik çözümlemesi ikinci/yabancı dil olarak Türkçe ders kitapları taranmış, D1 Türkçe konuşurları ve D2 öğrencilerinin kullandıkları istek ve ret stratejileri incelenmiş ve konuşma çözümlemesi ile çevrimiçi ders kayıtlarındaki öğretici konuşması ve öğrencilerin ders esnasında kullandıkları söz edimleri analiz edilmiştir. Nicel boyutta ise nitel boyutta elde edilen verinin betimsel analizi ve anketlerden elde edilen nicel veri istatistiksel analizlerle incelenmiştir. Elde edilen bulgular, öğreticilerin anket sonuçlarında edimbilimsel unsurlara ilişkin farkındalıkları yüksek çıkmasına rağmen sınıf içi uygulamaların bunun aksini gösterdiğini, öğretici konuşmasının ve ders kitaplarının doğal dilsel girdi sağlama yönünden yetersiz kalabildiğini, öğrencilerin sınıf dışı Türkçe iletişim ortamlarına yeteri kadar katılmadığını ve tüm bunların sonucu olarak ikinci dil bağlamında hedef dili öğrenmelerine rağmen aradilde edimbilimsel yetilerinde hedef dilin sosyokültürel normlarını bazı yönlerden edinemediklerini göstermiştir. Bu bulgular ve alanyazın ışığında öğreticilerin edimbilimsel unsurların öğretimine ilişkin sınıf içi uygulamalara ilişkin bilgi yönünden desteklenmesi, ders kitabı yazarlarının sözlü derlem gibi doğal dil verisinden yararlanmaları ve edimbilimsel unsurlara kitaplarda daha fazla ve açık bir şekilde yer vermeleri, öğreticilerin sınıf içi konuşmalarında daha az değiştirim yapmaları ve öğrencilerin sınıf dışı iletişim ortamlarına daha fazla katılım konusunda teşvik edilmeleri gerektiği tespit edilmiştir.

AradilDil girdisiEdimbilim+7
Şeyma Kökcü
Hacettepe University · Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamusal iç mekanda aktif yaşlı bireylerin sosyalleşmesini destekleyecek mekan tasarım parametreleri: AVM örneği

Her insan yaşlılık dönemini deneyimleyecektir. Önemli olan bu dönemde yaşanılan iş, statü gibi kayıplarla birlikte toplumsal hayattan uzaklaşmayıp toplumsal hayatta üstlenilen rolü sürdürmek ve diğer insanlarla etkileşimde olmayı başarmaktır. Ancak bu sayede bireyin psikolojik sağlığı korunur ve yaşam kalitesi arttırılabilir. Bunun gerçekleşebilmesi için ise bireyin çabası kadar fiziksel çevrenin etkisi de önemlidir. Fiziksel çevrenin, farklı yaş grupları arasında toplumsal refahı ve etkileşimi desteklemede rol oynadığı, çevre davranış çalışmaları sonuçlarında görülmektedir. Sağlıklı bir toplum yapısının sürdürülebilmesi için temel olarak aktif yaşlı yetişkinlerin toplumdaki diğer bireylerle bire bir etkileşiminin önemine ve farklı yaş gruplarının ihtiyaçlarını destekleyen mekan tasarımının özelliklerini belirlemeye duyulan ihtiyaç, her geçen gün artmaktadır. Bu çalışmanın amacı, aktif yaşlı bireylerin kamusal iç mekanlara katılımını ve sosyalleşmesini arttırmada fiziksel mekanın nasıl bir rol oynayabileceğini, kamusal iç mekanlarda sosyalleşmeyi destekleyici mekan tasarım parametrelerinin neler olduğunu ve bu parametrelerin Alışveriş merkezi tasarımına nasıl uygulanabileceğini anlamaktır. Çalışma kapsamında seçilen alışveriş merkezi aktif yaşlı bireylerin gözünden tasarım ve konfor, aidiyet duygusu, mekanda gerçekleşen kişilerarası aktivite/etkileşim olanakları ve farklı özellikte kullanıcı gruplarını barındırabilme parametreleri üzerinden değerlendirilmiş ve ayrıca mekandaki sosyalleşme düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Seçilen alışveriş merkezinde yerinde tespit çalışması ile anket çalışması yürütülmüştür. Elde edilen bulgular betimsel analiz ve SPSS programında korelasyon analizi yapılarak değerlendirilmiştir. Araştırma verilerine göre aktif yaşlı kullanıcıların kamusal iç mekanlarda sosyalleşmesinde mekandaki tasarım ve konfor özelliklerinin, mekandaki aidiyet duygusunun, mekanda gerçekleşen kişilerarası aktivite/etkileşim olanaklarının ve mekanın farklı özellikte kullanıcı gruplarını barındırabilme özelliğinin etkili olduğu görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Aktif yaşlı, Kamusal iç mekan, Kamusal mekan, Sosyalleşme, Sosyal etkileşim

Aktif yaşlanmaAlışveriş merkezleriKamusal mekanlar+2
İmran Kavaz Altun
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

14-18 yaş arasındaki ergenlerin COVID-19 pandemisi sürecinde sosyal etkileşim deneyimleri

Bu nitel çalışmanın amacı, COVID-19 Pandemisi ve pandeminin getirdiği sosyal izolasyonla beraber "yeni normal" sürecinin, 14-18 yaş arası ergenlerin sosyal etkileşim deneyimlerinde nasıl bir rol oynadığını anlamaktır. Aile bireyleri ile "normalde" olduğundan daha fazla vakit geçirme, akranlarından uzun süreli ayrı kalma ve çevrimiçi bir şekilde öğrenim görme deneyimi, ergenler için benzeri görülmemiş bir deneyim olmuştur. Araştırmada 25 kadın, 10 erkek olmak üzere 35 ergen katılımcı ile görüşülmüştür. Her ergenden aile bireyleri, akranları ve öğretmenleri bağlamındaki sosyal etkileşim ağları içinde pandeminin nasıl bir rol oynadığını ifade etmeleri istenmiştir. Bu verilerin değerlendirilmesi ile ergenlerin sosyal etkileşim deneyimleri ve kaygı deneyimleri olmak üzere iki ana tema belirlenmiştir: Sosyal etkileşim deneyimlerinin ergenlerin cinsiyetlerine, yaşlarına, kaygı düzeylerine, ebeveynlerinin tutumuna ve okullarının türüne göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Pandemi sürecinde ergenler özelinde sağlık kaygısı, eğitim kaygısı ve sosyal kaygı olmak üzere üç tür kaygının öne çıktığı bulgusuna ulaşılmıştır.

COVID 19ErgenlerPandemiler+3
Didem Tunçyürek
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Şiddetin sosyo-kültürel kaynakları ve medya metinleri aracılığıyla sunumu

ÖZET ŞİDDETİN SOSYO-KÜLTÜREL KAYNAKLARI VE MEDYA METİNLERİ ARACILIĞIYLA SUNUMU Seda YAVUZ Yüksek Lisans Tezi, Medya ve Kültürel Çalışmalar Ana Bilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Filiz SUSAR Mart 2014 – 97 sayfa Şiddet, toplum içinde ortaya çıkan ve kültürel bir öğe olarak öğrenimi sağlanan bir olgu olma özelliğine sahiptir. Şiddet ana başlıklarıyla fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel olmak üzere çeşitli biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Şiddeti meydana getiren kaynaklar incelendiğinde, şiddetin biyolojik ve psikolojik kaynaklarındansa sosyo-kültürel ve ekonomik kaynaklarının daha fazla etkin olduğu görülmektedir. Sosyo-kültürel ve ekonomik kaynaklara bakıldığında kitle iletişim araçları tüm dünyada en büyük paya sahiptir. Şiddet, her türlü medya metini aracılığıyla topluma sunulmakta ve toplum bunu bazen bunu takip etmekte bazen de buna maruz kalmaktadır. Medya teknolojik gelişmelerle beraber sosyalleşmenin başat araçlarından biri haline gelmiştir. Televizyon bugün, ulaşılması en kolay ve en yaygın olan medya organıdır. Televizyonun geniş kitlelere yayılması ve kolay ulaşılır olması ona toplumsal ve kültürel bir güç kazandırmıştır. Televizyon birey, toplum ve kültür üzerinde önemli derecede etki sahibidir. Şiddetin medya metinleri aracılığıyla sunumunu incelediğimiz bu çalışmada, gençlik dizileri içerisinden örneklem olarak "Güneşi Beklerken" adlı dizi seçilmiştir. Bu dizide Gerbner'in "Ekme-Yetiştirme" tezinin aşamalarından olan ileti çözümlemesi uygulanmıştır. İleti çözümlemesi aşaması için araştırmaya konu olan dizinin araştırmayı sonlandırdığımız tarihe kadar yayınlanmış olan bölümlerinde içerik çözümlemesi yapılmıştır. Çözümlenen ve sayısallaştırılan ileti özellikleri kategorilere kodlanarak dizideki ekme açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan çözümleme sonucunda araştırmada elde edilmek istenen amaçlar doğrultusunda ortaya koyduğumuz problemler test edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Şiddet, Kültür, Medya, Sosyalleşme, Gençlik

GençlerGençlikKültür+7
Seda Yavuz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital oyun bağımlılığı ile saldırganlık eğilimi ve sosyalleşme arasındaki ilişkinin incelenmesi

Dijital oyun bağımlılığının çeşitli psikolojik etkilere sebep olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, bireylerdeki dijital oyun bağımlılık düzeyinin saldırganlık eğilimi ve sosyal kaygı, algılanan sosyal destek, yabancılaşma sosyalleşme düzeyleri arasındaki ilişkisini incelemektir. Bu amaçla 18 – 30 yaş aralığındaki kartopu örnekleme yöntemiyle ulaşılan 370 genç yetişkine Sosyo Demografik Bilgi Formu, Oyun Bağımlılığı Ölçeği, Buss- Perry Saldırganlık Ölçeği (BPSÖ), Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği, Dean Yabancılaşma Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda yaş faktörünün dijital oyun bağımlılıyla negatif yönde anlamlı bulunmuştur. Cinsiyet ile dijital oyun bağımlılığı düzeyi incelendiğinde erkek olmak ile dijital oyun bağımlılığı düzeyi arasında anlamlı ve yüksek düzeyde ilişkili bulunmuştur. Evinde bilgisayar bulunma durumu ile dijital oyun bağımlılığı düzeyinin belirginlik, dayanıklılık ve durum değiştirme boyutlarında evinde bilgisayar olan genç bireylerin dijital oyun bağımlılığı düzeyleri, bilgisayarı olmayanlara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Dijital oyun bağımlılığı ile yabancılaşma düzeyi ve sosyal yalıtılmıştık boyutu arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Dijital oyun bağımlılığı düzeyi ile algılanan sosyal destek düzeyi ve aile alt boyutu arasında negatif yönde ve anlamlı düzeyde ilişki saptanmıştır. Dijital oyun bağımlılığı ve sosyal kaygı düzeyi ve kaçınma, kaygı boyutları arasında pozitif ve anlamlı ilişki saptanmıştır. Dijital oyun bağımlılığı ve saldırganlık; fiziksel saldırganlık, öfke, düşmanlık ve sözel saldırganlık alt boyutları arasında pozitif yönde ve anlamlı düzeyde ilişki saptanmıştır. Bu çalışmanın dijital oyun bağımlılığı konusunda alanyazına katkı sağlaması hedeflenmektedir.

Algılanan sosyal destekOyun bağımlılığıOyunlar+7
Nurdan Aydemir
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Mardin ili lise öğrencilerinin spor yapma durumları ve bazı demografik özelliklerine göre saldırganlık ve sosyalleşme düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırma lisede öğrenim gören öğrencilerin sosyalleşme düzeyleri ile saldırganlık eğiliminin spor yapma durumlarına göre bir farklılık gösterip, göstermediğini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya 2019-2020 öğretim yılı içerisinde Mardin iline bağlı liselerde eğitimine devam eden 1036 öğrenci katılım göstermiştir. Çalışma grubunda yer alan öğrencilerin 586'sı düzenli olarak spor yapan kişilerden oluşurken 450'si ise okul içi veya dışı spor etkinliklerinde yer almamış öğrencilerdir. Araştırmada 5'li Likert tipi bir ölçek olan Şahan'ın (2007) "Sosyalleşme Boyutu" adlı envanteri ile Madran (2013) tarafından Türkçeye uyarlanan 5'li Likert tipi Buss-Perry saldırganlık ölçeği kullanılmıştır. Çalışma için İl Milli Eğitim Müdürlüğünden ve öğrenci velilerinde gerekli izinler alındıktan sonra, araştırmacı tarafından anket uygulaması yapılmıştır. Sonuç olarak, spor yapan ve yapmayan öğrencilerde saldırganlık eğilimleri ile sosyalleşme düzeyleri arasında negatif yönlü ilişkili olduğu, sporun saldırganlık eğilimlerine anlamlı fark katmadığı görülmüştür. Ancak, spor yapmanın sosyalleşme düzeyine olumlu etkisi olduğu gözlenmiştir. Cinsiyet, okul türü, sınıf, ebeveyn eğitim durumu, aile gelir düzeyi, haftalık spor yapma süreleri, profesyonellik durumu, spor yaşı ve spor branşı gibi parametrelerin de sosyalleşme ile saldırganlık üzerine etkileri incelenmiş ve elde edilen bulguların istatistiksel sonuçları tartışılmıştır.

Beden eğitimiDemografik özelliklerLise öğrencileri+7
Hamit Bilgiç
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Taraftarlıkta toplumsal cinsiyet düzeninin hangi sosyalizasyon pratikleri ile inşa edildiğinin incelenmesi

Taraftarlık konulu araştırmalar çoğunlukla taraftarlığı homojen bir yapı olarak kabul ederek, kadın taraftarların deneyimlerini göz ardı etmektedir. Fakat kadın taraftar konulu araştırmalar kadın taraftarların erkek taraftarlardan farklı deneyimler yaşadığını ve taraftarlık alanında gerçek birer taraftar kabul edilmekte zorlandıklarını ortaya koymaktadır. Toplumsal cinsiyet düzeni kuramı taraftarlıkta erkek alanı kabul edilen ve kadınları ötekileştiren düzenin açığa çıkarılmasını sağlamaktadır. Bu toplumsal cinsiyet düzeninin nasıl oluştuğunu ortaya koyabilmek adına da sosyalleşme kuramı yol gösterici olmaktadır. Nitel araştırma paradigması ile gerçekleştirilen bu tez çalışması farklı takımların taraftarları 5'i erkek, 8'i kadın 13 taraftar ile yürütülmüştür. Araştırmanın verileri yarı-yapılandırılmış bireysel görüşmeler ile toplanmıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen veriler tematik veri analizi yöntemi aracılığıyla analiz edilmiştir. Analiz sonunca "Futbol Taraftarlığında Toplumsal Cinsiyet Düzeni" ve "Taraftarlık Yoluyla Sosyalleşme" olmak iki temaya ulaşılmıştır. Araştırma, futbol taraftarlığının erkek alanı olarak kabul edildiği, bununla beraber erkeklik ile özdeşleştirilen şiddetin normalleştirildiği ve kadınların taraftarlıkta ötekiler olarak kabul edildiğini ortaya koymuştur. Bu toplumsal cinsiyet düzeninin sosyalleşme eyleyenleri olan aile, eğitim, arkadaşlık ve medya aracılığıyla inşa edildiğini ve bu eyleyenler yoluyla sürekli olarak yeniden üretildiğini açığa çıkarmıştır.

KadınlarSosyalleşmeSpor+3
İrem Sarıkulak
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Altındağ kentsel dönüşüm bölgesinde yaşayan gençlerin toplumsallaşma süreçleri ve riskli davranışlara maruz kalma deneyimleri

Kısa sürede Türkiye geneline yayılan kentsel dönüşüm projeleri beraberinde hızlı bir toplumsal değişime yol açmaktadır. Zaman içinde sayısı artan projeleri ele alan çalışmalarda gençlerle ilgili çalışmalara nadiren rastlanmaktadır. Dönüşümün insan ihtiyaçları göz ardı edilerek gerçekleşmesi sosyal dokuyu tahrip edebilmekte, gençlerin psikososyal gelişimini ve koruyucu mekanizmalara zarar verebilmektedir. Bu tezin amacı, gençlerin kendi dünyalarından bir bakışla bölgeyi ve dönüşümü nasıl algıladıklarının, toplumsallaşma süreçlerinin ve riskli davranışlara maruz kalma deneyimlerinin anlaşılmasıdır. Bu tez, fenomenolojik tipte betimsel amaçlı niteliksel bir araştırmadır. Araştırmanın özneleri amaçlı örneklem yoluyla belirlenmiştir. Altındağ ilçesi Gültepe Mahallesinde oturan 19 genç ve bu gençlerle çalışan ve gençlerin yaşamına dokunan 16 aktörle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları "Toplumsallaşma Süreci İçinde Gültepe: Riskler, Sorunlar ve Gelecek", "Gençliği Anlamak: Gençler, Gençlikle Neyi Kastediyor?", "Dönüşen Gültepe Kentsel Dönüşüm Neleri Değiştirdi?", "Uzmanların Gültepe'deki dönüşümle İlgili Söyleyecekleri Var" ve "Riskli Davranışlar Enkaz Altında Kaldı Mı?" başlıkları altında beş temada sunulmuştur. Tezin sonucunda, zaman içinde ise Gültepe'deki demografinin değişerek soylulaştığı ortaya çıkmıştır. Gençler işsizlik ve gelecek kaygısı yaşamaktadır. Kentsel dönüşüm sonrasında güvensizlik algısının devam ettiği, yeşil alanlar ve sosyal donatıların eksik olduğu ve gençler tarafından sık kullanılmadığı belirlenmiştir. Mahallede sosyoekonomik düzeyin çok düşük olduğu, yoksulluğun ciddi bir sorun olduğu ve mahallenin bir çöküntü bölge özelliği taşıdığı belirlenmiştir. Kentsel dönüşüm sonrası, mahalledeki suçun dağıtıldığı ve Ankara'daki farklı semtlerde riskli davranışların arttığı belirtilmiştir. Gültepe ve çevresinin riskli davranışlarla nitelendiği ve özellikle madde bağımlılığı, okul terki, erken evlilikler ve toplumsal şiddetin çok yüksek düzeyde görüldüğü ortaya çıkmıştır. Toplumsal dokuyu da içeren, gençlerin hizmetlere katılımını artıracak ve gençlerin psikososyal gelişimini destekleyecek bir program önerilmektedir.

Ankara-AltındağAnkara-Altındağ-GültepeGençlik sorunları+4
Mustafa Çağrı Ayalp
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Neomuhafazakar sosyalleşme mekanları: Yeni nesil nargile kafelerde erkeklikler

Raewyn Connell ve arkadaşlarının ortaya koyduğu hegemonik erkeklik kavramı, ilk formülasyonunda erkeklerin iktidar konumlarını nasıl tekellerinde tuttuklarını ve erkek egemen tahakküm ilişkilerini nasıl sürdürdüklerini anlamaya çalışmaktadır. Aynı zamanda bu kavram, her toplumun özgül koşullarına göre şekillenebilecek ideal bir erkeklik konumunu model olarak irdelerken, salt erkeklerin kendi arasındaki iktidar ilişkilerini odağına almayıp güce dayalı bu ilişkilerin neticesinde oluşan farklı erkeklik konumlarının sosyal, kültürel ve siyasi olarak inşalarına odaklanmaktadır. Eleştirel erkekler ve erkeklikler çalışmalarının zaman içerisinde hız kazanmasıyla beraber kavrama getirilen eleştiriler sonucunda; Connell ve Messerschmidt kavramın yeniden formülasyonunu sunmakla beraber genişletilmiş halinde artık toplumsal cinsiyete dayalı eşitsiz ilişkilerin daha örtük bir biçimde işlediğini, günümüzde erkeklikleri anlamak noktasında yapılacak çalışmaların yerel örüntülerde erkekler arasındaki farklılıkların kesişimselliğinin, öz yaşam öykülerinin ve dahası erkeklerin toplumsal dönüşümlere nasıl stratejik bir biçimde cevap verdiklerinin önemini vurgulanmaktadır. Yeniden formülasyondan beslenen bu alan çalışması, pandemi öncesi oldukça popülerleşmiş olan ve sosyal hayatın bir süreliğine durması sebebiyle kapatılmış nargile kafelerde farklı erkekliklerin inşasını ve nasıl kesiştiğini ele almaktadır. Dahası, saha bulgularını ise araştırmacının kimliğini çalışmanın önemli bir parçası kılan feminist duruş noktası kuramıyla ve farklı erkeklikleri anlama noktasında işlevsel olan kesişimsel yaklaşım aracılığıyla yorumlayarak erkek sosyalizasyonuna hizmet eden nargile kafelerde, erkek müdavimlerin arasındaki farklılıklara rağmen nargile materyali etrafında nasıl birleştiğini, her bir katılımcının kendi hayat öyküsünden erkeklik inşalarını nasıl gerçekleştirdiğini ve bahsedilen mekanlarla beraber buradaki müdavimlerin mekan pratiklerinin pandemiden sonra nasıl etkilendiğini odağına almaktadır. Saha çalışmasının sonucunda günümüz Türkiye'sinde yaşanan sosyal hayatın dönüşümü ekseninde Nargile kafeler bünyesinde yoğun bir biçimde muhafazakâr simge ve mekân pratiklerini barındırmasıyla birlikte bu mekanların yeni bir eğlence anlayışına hitap etmekte olduğu gözlemlenmiştir. Aynı zamanda bu mekanlar diğer erkek mekanlarından ayrılarak mekânın cinsiyetinin daha örtük bir biçimde şekillendiği yeni bir erkek mekânı örneğini teşkil etmekte olup hem farklı erkeklikleri bir arada tutarken hem de nargile kafe erkekliği olarak adlandırılabilecek yeni bir melez erkeklik örüntüsünü ortaya koymaktadır.

Cinsiyet rolleriErkeklikFeminist Duruş Kuramı+7
Duru Başak Uğurlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Spor bilimleri öğrencilerinin spor okuryazarlığı akademik öz yeterlilik ve sosyalleşme ilişkisi

Çalışmanın temel amacı spor bilimleri öğrencilerinin spor okuryazarlığı akademik öz yeterlilik ve sosyalleşme düzeyi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Çalışmanın diğer amacı ise spor bilimleri öğrencilerinin spor okuryazarlığı, akademik öz yeterlilik ve sosyalleşme düzeyinin demografik özelliklere göre değerlendirilmesidir. Bu doğrultuda araştırmada ilişkisel tarama modeli ve nedensel karşılaştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul İli, Spor Bilimleri Fakültesi ve Beden Eğitimi Spor Yüksekokulunda öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklemini ise basit tesadüfü yöntemle seçilmiş (n=901) gönüllü öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak anket tekniği tercih edilmiş olup, katılımcıların, spor okuryazarlığı ölçeği, akademik öz yeterlilik ölçeği, sosyalleşme ölçeği ve kişisel bilgi formunda yer alan sorulara cevap vermesi istenmiştir. İstatistiksel analiz olarak, parametrik analizlerden bağımsız örneklem T, Oneway ANOVA ve Pearson Korelasyon analizlerinden faydalanılmıştır. Sonuç olarak, cinsiyet değişkeninin spor okuryazarlığı farkındalığı, akademik öz yeterlilik ve spora dayalı fiziksel aktiviteyle sosyalleşme düzeyinde belirleyici bir rol üstlenmediği belirlenmiştir. Öğrencilerin sınıflarına spor okuryazarlığı farkındalığı, akademik öz yeterlilik ve spora dayalı fiziksel aktiviteyle sosyalleşme düzeyi, kişisel ve sosyal bütünleşme ve liderlik boyutlarında farklılık olduğu tespit edilmiştir. Spor yapma durumun spor okuryazarlığı farkındalığı ve akademik öz yeterlilik düzeyinde bir etkisi olmadığı, spora dayalı fiziksel aktiviteyle sosyalleşme düzeyi, kişisel ve sosyal bütünleşme boyutunda ise anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin bölümlerine göre spor okuryazarlığı farkındalığı, akademik öz yeterlilik ve spora dayalı fiziksel aktiviteyle sosyalleşme düzeyi, kişisel ve sosyal bütünleşme, liderlik ve aidiyet boyutlarında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Spor okuryazarlığı farkındalığı artıkça spora dayalı fiziksel aktiviteyle sosyalleşme düzeyinin aynı doğrultuda arttığı, akademik öz yeterlilik düzeyi ile spora dayalı fiziksel aktiviteyle sosyalleşme düzeyi arasında doğrusal bir ilişki olduğu ve spor okuryazarlığının akademik öz yeterlilik düzeyini açıklandığı tespit edilmiştir.

Akademik öz yeterlilikSosyalleşmeSpor+4
Mustafa Fadhıl Hadı Jawad
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Anne-baba-çocuk ilişkisinin çocukların tüketici olarak sosyalleşmesi üzerindeki etkisinin incelenmesi

Araştırma anne baba çocuk ilişkisinin çocukların tüketici olarak sosyalleşmesi üzerindeki etkisini incelemek ve bu konuda anne ve babaların görüşlerini etkileyen faktörleri belirleyerek ilgili kurum ve kuruluşlara önerilerde bulunmak amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma kapsamına, İzmir ilinin Menemen ilçesinden basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 3-6, 7-11, 12-18 yaş grubundaki 150 çocuğun anne babası alınmıştır. Araştırmanın verileri, Çocukların Tüketici Olarak Sosyalleşmesine yönelik geliştirilen ölçek ve Çocuk-Ebeveyn İlişkisi ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmaya katılan aileler arasında; iki çocuğu olanlar, çocuklarına günlük harçlık verenler, çocuklarının tüketici olarak sosyalleşmesine yönelik en etkili yöntem olarak "Çocukla birlikte alışveriş yaparak akılcı satın alma davranışlarını öğrenmesi için teşvik etme" yöntemini tercih edenler ve çocuklarıyla kurduğu ilişkilerin çoğunlukla (%46,7) iyi olduğunu belirtenler önde gelmektedir. Anne (%45,3) ve babalar (%30,7) arasında ilkokul ve daha az öğrenim düzeyine sahip olanların önde geldiği, anne ve babaların %66,7'sinin çalıştığı, %76,7'sinin hane gelir algısının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin çocuklarının tüketici olarak sosyalleşmesi ölçeğine ilişkin ortalama puanları (3,80) "Katılıyorum" seçeneğine karşılık gelmektedir. Çocuk-ebeveyn ilişkisi ölçeğinden alınan ortalama puanları (3,10) ise "Kararsızım" seçeneğine karşılık gelmektedir. Annenin öğrenim durumu ile çocukların tüketici olarak sosyalleşmesine ilişkin sonuçlar arasında anlamlı farklılık oluştuğu belirlenmiştir (p<0.05). Ailelerin gelir algıları ile çocuklarının tüketici olarak sosyalleşmesi ve alt boyutlarından satın alma öncesinde karar verme tutumuna ilişkin ortalama puanları arasında da anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Çocuk-ebeveyn ilişkisinin çocukların tüketici olarak sosyalleşmesini anlamlı düzeyde (p<0.05) etkilediği saptanmıştır. Çocuk-ebeveyn ilişkisi, çocukların tüketici olarak sosyalleşmesi boyutundaki toplam varyansın %10,7'sini açıklamaktadır. Bu nedenle "Anne-babaların çocuk ile kurdukları ilişkiler, çocuğun tüketici olarak sosyalleşmesi üzerinde etkilidir. Anahtar Sözcükler Çocuk, Tüketici, Anne-Baba-Çocuk İlişkisi, Tüketici Olarak Sosyalleşme, Tüketim Davranışı

AileAile içi ilişkilerSosyalleşme+2
Özlem Ünal
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde sosyalleşme aracı olarak 3. dalga kahveciler ve tasarım kültürü

Küreselleşme süreciyle birlikte ortaya çıkan tüketim toplumu ve kültür endüstrisinin etkisi, bireylerin giderek kendine ve topluma yabancılaşmasına yol açmıştır. Gündelik yaşama yansımaları görülen bu etkilerin giderilmesi, ontolojik güvenlik yıkımının üstesinden gelebilme ve sosyalleşme ihtiyacını sağlayabilmek için yeni toplumsal alanlar ve akımlar ortaya çıkmakta ve bu alanlara yönelim artmaktadır. Bu çalışmada, dünyanın ikinci büyük ticaret hacmine sahip olan kahvenin ekonomik anlamlarının yanı sıra sosyal anlamlarına odaklanılmış ve bu bağlamda yeni bir girişimcilik modeli olarak üçüncü dalga kahve akımı kapsamında açılan butik kahve dükkanları konu edilmiştir. Bu kapsamda çalışmada lternatif bir bakış açısı ve yaşam tarzı benimsemiş üçüncü dalga kahvecilik alanındaki girişimcilerle görüşülmüştür. Çalışmanın temel amacı, bireyleri butik kahveci olmaya götüren süreci, hangi alanlarda eğitimi ya da iş deneyimi olan bireylerin bu alana yöneldiklerini, bunun nedenlerini ve bu süreçte yaşadıkları deneyimleri katılımcıların anlam dünyası üzerinden ortaya koymaktır. Ankara'nın Çankaya bölgesinde yer alan butik kahve dükkanları araştırmanın evrenini oluşturmuş, bu kapsamda 11 girişimci ile görüşme tekniği ile veri toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda ise sayıları hızla artan butik kahve dükkanlarının, şehrin hayata alternatif bir yerden bakan özellikle genç kesiminin sosyalleşme alanları olduğu ve sadece nitelikli kahve sunmanın ötesine geçerek sembolik anlamlar taşıdığı görülmüştür. Kişileri girişimci olmaya yönlendiren nedenler ise üçüncü dalga kahve akımına yönelik ilginin artması, özgürlük ihtiyacı, yaşama biçimine uygunluk, sanatla alakalı bir şeyler yapma fikri ve ticari fizibilite sonucu karar almış olmalarıdır.

KahveKahveKahvehaneler+7
Özlem Özdamla Akkaya
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sivil toplum örgütlerinin engellileri sosyalleştirme çalışmalarına dair bir alan araştırması: Niğde ili örneği

Engellilik insanlık tarihinin ilk çağlarından itibaren anlamlandırılmaya çalışılmış, çok boyutlu bir olgudur. Birçok disiplin açısından önemle üzerinde çalışılan kitlesel bir sorun olarak da yer almıştır. Sosyoloji biliminin bir alt araştırma alanı olan Engellilik Sosyolojisi alan literatürüne baktığımızda engelliliğin birden fazla kavram ve tanımının olduğu dikkat çekmektedir. Bu kavram ve tanımlamaların belli tarihsel süreçlerde kabul görmüş olduğu, günümüzde ise bu tanımların hak ve birey temelli insan hakları bağlamında irdelendiği görülmektedir. Öte taraftan sosyolojiden önce diğer disiplinlerin insana yaklaşımları farklılık gösterdiğinden, engelliliğin her coğrafyada genel geçer evrensel bir tanımını yapmak oldukça güç olduğu açık bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yüksek lisans tezinin temel amacı, Türkiye'de engelli hak ve kazanımları konusunda tarihsel bakımdan önemli rol oynamış sivil toplum örgütlerinin engellilikle ilgili izlediği sosyal politikaları incelemek, bu politikaları sosyolojik açıdan değerlendirmektir. Engellilik kavramı, engelli bireylerin engelli olma halinin yarattığı sosyal dışlanma boyutu, geçmişten günümüze yapılmış çalışmaları içeren literatür taramasıyla ana hatlarıyla açıklanmıştır. Engellilerin toplumsal hayata tam katılım ve sosyal bütünleşmenin sağlanması konusunda Niğde ilinde engellilere yönelik faaliyet gösteren derneklerin yaptığı çalışmalar incelenmiştir.

Engelli kişilerEngellilikNiğde+3
Sema Irmak
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Teenagers' perceptions of teacher attitudes and the influence of teacher attitudes on students' lives in state schools

The aim of this qualitative study was to investigate the perceptions of teacher attitudes and the influence of teacher attitudes on high school students' lives in state schools in Turkey. This study was conducted in Beykoz via semi-structured interviews of 36 high school students from five Anatolian schools who had low socioeconomic status. Constant comparative method was used for data analysis. The findings of the study exposed that, the attitudes of the teachers changed the students' lives in different ways. A positive relationship (compassionate, tolerant, patient and optimistic teacher attitudes) has impact on teenagers' lives such as increasing their self-efficacy and self-confidence, causing the students to love the lessons in such a way to encourage them to go on with further studies, and increasing their academic success. Receiving a positive attitude from a teacher can also help students to socialize, develop their personalities, recognize and improve their abilities, potentials, and personal qualities. In contrast, students expressed that irresponsible, selfish, loveless, insulting, biased, unjust teacher attitudes led to psychological problems of students, low academic success, low self-efficacy, and low self-confidence. By examining and analyzing student perceptions, judgments, decisions, and recommendations can be made for future improvements on teacher and counselor training.

Academic achievementAdolescentsHigh schools students+7
Reneta Sibel Yolak
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Rekreasyonel yüzme etkinliği katılımcılarının demografik özelliklerine göre sosyalleşme ve mutluluk düzeyleri arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı; rekreasyonel yüzme etkinliği katılımcılarının demografik özelliklerine göre sosyalleşme ve mutluluk düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın evreni, rekreatif amaçla yüzme egzersizi yapan bireylerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise bu evrende kolay örneklem yöntemi ile seçilen 18 ve 27 yaş üzerindeki toplam 491 bireyden oluşmuştur. Araştırmada veri toplamak için; Kişisel Bilgi Formu, Sosyalleşme Ölçeği, Mutluluk Düzeyi Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizinde istatistik paket programları kullanılmıştır. Araştırma ölçeklerinin güvenirliği Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayısı hesaplanarak incelenmiştir. Skewness ve Kurtosis sonuçlarına bakılarak parametrik testlerin uygulanmasına karar verilmiştir. Araştırma ölçeklerine ilişkin betimleyici istatistik yapılmıştır. Grupların homojenliği kontrol edilmiştir. İkili karşılaştırmalarda t testi, çoklu karşılaştırmalarda One-Way Anova, farklılığın kaynağının belirlenmesinde LSD ile Tukey testleri kullanılmıştır. İlişkisel model kapsamında ise korelasyon ve regresyon yöntemlerine başvurulmuştur. Katılımcıların sosyalleşme düzeyleri ve mutluluk düzeyleri cinsiyete göre farklılaşmamaktadır. Katılımcıların sosyalleşme düzeyleri ve mutluluk düzeyleri yaş gruplarına göre farklılaşmamaktadır. Katılımcıların sosyalleşme düzeyleri ve mutluluk düzeyleri eğitim seviyelerine göre farklılaşmaktadır. Katılımcıların sosyalleşme düzeylerinde medeni duruma göre anlamlı düzeyde fark bulunmamıştır ancak mutluluk düzeyleri medeni durumu göre farklılaşmaktadır. Katılımcıların sosyalleşme düzeyleri ve mutluluk düzeyleri çocuk sahibi olup olmama durumuna göre farklılaşmamaktadır. Katılımcıların sosyalleşme düzeylerinde aylık gelir seviyesine göre anlamlı düzeyde fark bulunmamıştır ancak mutluluk düzeyleri aylık gelir seviyesine göre farklılaşmaktadır. Sosyalleşme ve mutluluk ölçekleri korelasyon analizi sonucunda anlamlı pozitif ve zayıf düzeyli ilişkiye ulaşılmıştır. Sosyalleşme ve mutluluk regreasyon analizi sonucunda olumlu pozitif anlamlı olarak yordalanmaktadır. Başka bir ifadeyle sosyalleşme arttıkça mutluluk da artmaktadır.

DemografiEgzersizMutluluk+5
Burak Kutlu
Mersin University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Herman Hertzberger'in sosyalleşme kavramına bakışı ve eğitim yapılarına yansıması

Bireylerin yaşamlarında önemli bir yere sahip olan eğitim süreci, eğitim yapıları ile birlikte desteklenerek bireyin sosyalleşmesi ve topluma kazandırılmasına yardımcı olabilmektedir. Bireyin içerisinde yer aldığı ilk kurum olan eğitim yapıları, karşılıklı etkileşim, diyalog kurma, keşfetme, ortama katılma, yaşama uygun davranışları sergileme, değerlerini öğrenme, çevreye duyarlılık, beceri kazanma, sorun çözebilme, sorumluluk kazanma, bilgi edinme, davranışları kontrol edebilme, paylaşım, saygı kurallarına uyma gibi becerileri bireye kazandırarak bireyin sosyalleşmesini desteklemektedir. Çalışmada eğitim yapılarının bu destekleyici özelliği üzerinden yola çıkarak, bir eğitim yapısında bireyin sosyalleşmesini sağlayacak mekânsal çözümlemelerin nasıl tasarlanabileceği sorusuna cevap aramak amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında eğitim yapılarının mimarı olarak tanınan ve tasarladığı birçok eğitim yapısının mekân organizasyonunda sosyalleşme kavramını ön plana alarak gerçekleştiren Herman Hertzberger'in anaokulu ve ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki eğitim yapısı tasarımları incelenmiştir. Çalışmada Herman Hertzberger'in tasarladığı eğitim yapılarında sosyalleşme kavramını mekânsal çözümlemelerle nasıl desteklediğini açıklayabilmek adına ilgili alan yazın incelenmiş, Herman Hertzberger'in eğitim yapılarında sosyalleşmeyi destekleyen alt kavramlar belirlenmiştir. Konfor, esneklik, özgürlük/yaratıcılık, doğal aydınlatma, öğrenme olarak belirlenen bu alt kavramlar, çalışma kapsamında Hertzberger'in eğitim yapıları üzerinden seçilen yapı grubu aracılığıyla irdelenmiştir. Elde edilen sonuçlar ile Herman Hertzberger'in eğitim yapılarında bireylerin iletişim-etkileşim sağlayarak sosyalleşmesini destekleyeceği düşünülen mekânsal çözümler sunduğu görülmüştür. Çalışmadan elde edilen sonuçlar ile geleceğin eğitim yapısı tasarımlarında bireyin sosyalleşme anlayışını destekleyen mekânsal organizasyon çözümlerine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Eğitim Yapıları, Sosyalleşme Kavramı, Eğitim Mekânları ve Sosyalleşme İlişkisi, Herman Hertzberger ve Eğitim Yapıları

Eğitim yapılarıSosyalleşme
Elif Yavuz
Avrasya University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kız çocuklarının spora yönelik toplumsallaşma süreçleri

Nitel araştırma yaklaşımı ile hazırlanan ve durum çalışması olarak desenlenen bu tezin amacı, lisanslı faal kadın sporcuların çocukluk ve ergenlik dönemde spora yönelik toplumsallaşma süreçlerine etki eden kolaylaştırıcı ve engel teşkil eden bireysel, bireylerarası ve çevresel etkenleri araştırmak ve karşılaştıkları engellerle başa çıkma yöntemlerini kadınların penceresinden retrospektif bir bakış açısı feminist paradigmadan, toplumsal cinsiyet lensinden ortaya koymaktır. Bu bağlamda araştırmaya, Ankara ilinde ikamet eden, yaşları 18-29 arasında değişen, en az 2 yıllık sporcu lisansına sahip, bireysel ya da takım spor yapan 29 lisanslı lisanslı faal kadın sporcu katılmıştır. Bireysel, bireylerarası ve çevresel kolaylaştırıcıları ve engelleri araştırmak amacıyla Sosyo-Ekolojik Model (SEM) kullanılmıştır. Araştırma grubu "Amaçlı Örneklem Yöntemlerinden Ölçüt Örneklem ile belirlenmiştir. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" ve "Yarı Yapılandırılmış Açık Uçlu Görüşme Formu" kullanılmıştır. Veriler yüz yüze yapılan görüşmeler, internet tabanlı Zoom Uygulaması ve e-posta yoluyla gönderilen açık uçlu sorular vasıtası ile elde edilmiştir. Veriler içerik analizi ile analiz edilmiş ve SEM'in bireysel, bireylerarası ve çevresel alt boyutlarına uygun olarak değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre kızların spora yönelik toplumsallaşma süreçlerinde bireysel, bireylerarası ve çevresel kolaylaştırıcı ve engelleyici etkenler ve bu engelleyicilerle başa çıkma yöntemleri çok boyutludur. Bireysel boyutta kolaylaştırıcı etkenler rol model alma/özenme, mutluluk, öz beceri/sportif beceri algısı, güçlenme hissi ve sporla ilgili hedeflerdir. Bireyler arası kolaylaştırıcı etkenler aile ve yakın akrabanın teşviki/desteği, yol açan beden eğitimi öğretmeni ve antrenörler, hem destek hem de aktif akranlar ve ailenin sporla ilişkisi olarak bulunmuştur. Çevresel kolaylaştırıcı etkenler arasında ise mahallede güvenli spor alanlarının varlığı ve aile gibi spor kulübü bulgularına ulaşılmıştır. Bireysel engelleyici etkenler boyutunda maddi imkansızlıklar, bireyler arası engelleyici etkenler boyutunda sporla ilgilenmeyen/negatif etkiye sahip aileler ve çevrenin ön yargısı/etiketleme bulgularına ulaşılmıştır. Çevresel engelleyici etkenler boyutunda ise tesis yetersizliği, okullarda spor salonu/ekipman eksikliği ve spor kulüplerinin nitelik olarak yetersizliği bulguları ortaya çıkmıştır. Engeller başa çıkma boyutunda bireysel ve çevresel boyutta bulguya rastlanamamıştır. Bireyler arası engellerle başa çıkma yöntemleri boyutunda dışsal motivasyon, rol modelle özdeşleşme, içsel regülasyon, azim ve kararlılık, spor tutkusu ve kendini kanıtlama bulgularına erişilmiştir. Kızlar spora yönelirken kendi kişisel özellikleri ve karakterleri, yakın çevreleri, beden eğitimi öğretmenleri, antrenörleri, spor kulüpleri, yaşadıkları mahalle ve ailenin kültürel değerlerinin ve sporla ilişkisinin önemli olduğu, engellerle başa çıkma boyutunda ise kızların kendilerine olan inançlarının, kararlılıklarının ve pes etmeyen karakter yapılarının ön plana çıktığı görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Spora yönelik toplumsallaşma, kadın, sporcu, kolaylaştırıcılar, engeller, kız çocukları.

EngellerKız çocuklarıSosyalleşme+2
Meltem Kızılyallı
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan Türk gençlerinin aile işlevselliği ve sosyalizasyon süreçleri üzerine karşılaştırmalı bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de ve Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan Türk gençlerinin aile işlevselliği ve sosyalizasyon süreçlerinin karşılaştırılarak incelenmesidir. Ayrıca aile işlevselliği, sosyal bağlılık, prososyal ve antisosyal davranışlar arasındaki ilişkiler yapısal eşitlik modeli çerçevesinde ele alınmıştır. Betimsel bir model olan araştırmanın örneklemini, yaşları 18 ile 25 arasında değişen 424 Türk genci oluşturmuştur. Türkiye örneklemini Türkiye'de doğup büyümüş 217 birey temsil ederken, Avrupa örneklemini Avrupa Birliği ülkelerinde doğup büyümüş 207 birey oluşturmuştur. Araştırma kapsamında veriler Aile Uyum ve Yeteneğini Değerlendirme Ölçeği-IV, Sosyal Bağlılık Ölçeği, Yetişkin Prososyallik Ölçeği ve Riskli Davranışlar Ölçeği-Antisosyal Davranışlar Alt-Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, prososyal ve antisosyal davranışların toplam örneklemde cinsiyete göre farklılaştığı, kadınların prososyal davranışlar, erkeklerin ise antisosyal davranışlar düzeyinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Örneklemler ayrı ele alındığında bu bulgular Türkiye örnekleminde desteklenmiş ancak Avrupa örnekleminde kadınlar ve erkekler arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmamıştır. Cinsiyete göre farklılıklar örneklemler arasında karşılaştırıldığında, Avrupa örneklemindeki erkeklerin aile birliği düzeyinin Türkiye örneklemindeki erkeklere göre daha yüksek olduğu, antisosyal davranışlar açısından en yüksek ve prososyal davranışlar açısından en düşük puan ortalamasının Türkiye'de yaşayan erkeklerde bulunduğu, Türkiye'de yaşayan kadınlar ile Avrupa'da yaşayan erkeklerin ise ilgili değişkenler açısından anlamlı şekilde farklılaşmadığı görülmüştür. Diğer yandan, araştırma değişkenleri Türkiye ve Avrupa örneklemi için kıyaslandığında, aile işlevselliği açısından Avrupa örnekleminde aile birliği, aile esnekliği ve katılık düzeyi, sosyalizasyon açısından ise prososyal davranış düzeyi Türkiye örneklemine kıyasla anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur. Bunun yanı sıra değişkenler arasındaki ilişkilere göre, aile işlevselliğinin sosyal bağlılık düzeyini ve prososyal davranışları pozitif, antisosyal davranışları negatif yönde yordayacağı yönünde hipotezler doğrulanmıştır. Ayrıca, aile işlevselliği ile prososyal davranışlar arasındaki ilişkide, sosyal bağlılık ve antisosyal davranışlar kısmi aracılık rolü üstlenmiştir. Ek olarak değişkenler arasındaki ilişkilerde kültürün düzenleyici rolü incelenmiş, Türkiye'de ve Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan Türk gençleri arasında anlamlı bir farklılaşma görülmemiştir.

Aile işlevleriAntisosyal davranışlarAvrupa Birliği+7
Buğra Öztürk
Pamukkale University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyanın ergenlerin dinî sosyalleşmesine etkileri: Sakarya / Akyazı örneği

Bu çalışma sosyal medyanın gençlerin dinî sosyalleşmesine etkilerini uygulamalı olarak incelemeyi amaçlamıştır. Yaşam sürecinin önemli bir bölümü olan ergenlik döneminde bireylerin dinî sosyalleşmesine aile, akran grupları, eğitim kurumları ve kitle iletişim araçları gibi sosyalleşme ajanları etki etmektedir. Biz de bu çalışmamızda, özellikle son yıllarda internetin web 2.0 formunun önemli sonuçlarından olan kitle iletişimin bir aracı olan sosyal medyanın mobil iletişimle birleşerek özellikle bu teknolojinin birinci dereceden muhatapları olan gençlerin dinî sosyal dünyasında ne gibi etkilere sebep olduğunu uygulamalı olarak ortaya koymaya çalıştık. Bunun için Sakarya/Akyazı özelinde beş tane liseden toplam 30 öğrenci üzerinde yorumlayıcı bir yaklaşımla nitel araştırma tekniklerinden yarı yapılandırılmış mülâkatla veriler elde etmeye çalıştık.

Din sosyolojisiDini davranışlarErgenler+6
Orhan Ayaz
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de insan hakları söyleminin toplumsal karşılığı

Türkiye'de insan hakları üzerindeki tartışmalar sıcaklığını korumaktadır. İnsan hakları temel olarak bireylerin devlete karşı sahip olduğu haklar olarak kabul edildiğinden dolayı bu hakların uygulanma seviyesinin yükselmesi için toplumdan devlete doğru bir insan hakları talep kanalının işletilmesi gerekmektedir. Türkiye'de bu kanal yeterli etkinlikte mevcut değildir. Özellikle devlet dışı unsurlar tarafından yürütülen hak savunuculuğu süreçlerinde insan hakları söylemi etkin bir şekilde kullanılmamaktadır. Bu durumun önemli sebeplerinden biri evrensel olduğu iddia edilen insan haklarının kültürel yüküyle Türkiye'nin kültürel altyapısının arasındaki uyumsuzluktur. İnsan hakları yeryüzündeki bütün diğer sosyal ve entelektüel kurgular gibi kültürel bir olgudur. Batı kültürüyle ciddi bağlara sahiptir ve bu kültürün kısmen taşıyıcısıdır. Bu yük Türkiye'de insan haklarının toplumsallaşmasının önüne birtakım engeller çıkarmaktadır.

Hukuk felsefesiHukuk sosyolojisiKültür+3
Yunus Emre Berber
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00

Related subjects