İntihar

143 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde intihar eğiliminin yordanması: Yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve Aleksitimi'nin rolü

Bu araştırmada, ergenlerde intihar eğiliminin yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitimi tarafından yordanıp yordanmadığı; ergenlerin cinsiyetlerine göre intihar eğilimi düzeylerinin (düşük/orta/yüksek) farklılaşıp farklılaşmadığı ve yardım alma ihtiyacı hissedip hissetmemesi (evet/hayır) durumuna göre intihar eğilim puanlarının farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Bu araştırma betimsel çalışmalardan ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni intihar eğilimi, bağımsız değişkenleri ise cinsiyet, yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitimidir. Çalışmanın amacı çerçevesinde birçok çalışma grubundan veri toplanmıştır. Yaşam Nedenleri Ölçeği'nin yapı geçerliğini test edebilmek için lise 1, 2, 3 ve 4'e devam eden 253 ergenden (95 erkek (%37.5), 158 kadın (%62.5)), ölçüt bağıntılı geçerlik için 236 ergenden (87 erkek (%36.9), 149 kadın (%63.1)), test tekrar test güvenirliği için 135 ergenden (80 erkek (%59.2), 55 kadın (%40.8)) veri toplanmıştır. Son olarak ise, çalışmanın araştırma sorulanının cevabına ulaşabilmek için 699 ergenden (260 erkek (%37.6), kadın 439 (%62.8)) veri toplanmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "İntihar Olasılığı Ölçeği", "Yaşam Nedenleri Ölçeği", "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği" ve "Toronto Aleksitimi Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca "Yaşam Nedenleri Ölçeği" uyarlama çalışmasında ölçüt bağıntılı geçerliğe kanıt sağlayabilmek için "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği" ve "Beck Umutsuzluk Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23 ve AMOS programlarından yararlanılmıştır. Öncelikle Yaşam Nedenleri Ölçeği'nin geçerliği için doğrulayıcı faktör analizi ve ölçüt bağıntılı geçerlik çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin güvenirliği için Cronbach alpha iç tutarlık katsayısı ve test tekrar test yöntemlerinden yararlanılmıştır. Ergenlerin cinsiyetlerine göre intihar eğilimi düzeylerinin (düşük/orta/yüksek) farklılaşıp farklılaşmadığını belirleyebilmek için ki-kare analizinden yararlanılmıştır. Yardım alma ihtiyacı hissedip hissetmemesi (evet/hayır) durumuna göre intihar eğilimlerinin farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koyabilmek için bağımsız gruplar için t-Testi ve intihar eğiliminin yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitimi tarafından yordanıp yordanmadığını belirleyebilmek için aşamalı çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada hata payı üst sınırı .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, ilk olarak ergenlerin cinsiyetlerine göre intihar eğilimi düzeyleri anlamlı bir biçimde farklılaşmadığı görülmüştür. İkinci olarak, değişkenler arasındaki ilişkiler incelendiğinde, ergenlerde intihar eğilimi ile yaşam nedenleri arasında genel çalışma grubunda negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Aynı grupta intihar eğilimi ile psikolojik iyi oluş arasında negatif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. İntihar eğilimi ile aleksitimi arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Ayrıca kız ergenlerde intihar eğilimi ile yaşam nedenleri ve intihar eğilimi ile psikolojik iyi oluş arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler görülmüşken, erkek ergenlerde intihar eğilimi ile yaşam nedenleri ve intihar eğilimi ile psikolojik iyi oluş arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler, intihar eğilimi ile aleksitimi arasında ise pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Üçüncü olarak ergenlerin intihar olasılıklarının "genel çalışma grubu'nda" psikolojik iyi oluş, yaşam nedenleri ve aleksitimi tarafından yordandığı görülmüşken, "kız ergenlerde" psikolojik iyi oluş ve yaşam nedenlerinin ve "erkek ergenlerde" yaşam nedenleri, psikolojik iyi oluş ve aleksitiminin anlamlı yordayıcılar olduğu görülmüştür. Son olarak ergenlerin psikolojik yardım alma ihtiyacı hissedip hissetmemesine göre intihar eğilimine ilişkin puanları anlamlı biçimde farklılaştığı ve psikolojik yardım ihtiyacı olduğunu belirten ergenlerin intihar eğilimi puanlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırma çerçevesinde elde edilen bulgular alan yazını ışığında tartışılmış, yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur.

AleksitimiErgenlerErgenlik+6
Yakup Durmuş
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Adli bilimler açısindan intiharin nedenleri ve önleyici tedbirler

Ölüm sebepleri içerisinde ilk on sırada yer alan intihar, toplumların en başta gelen sorunları arasında yer almaktadır. Bu nedenle intihar nedenlerinin tespit edilerek intiharın önlenmesi ve intihar girişiminde bulunan kişilerin tekrar topluma kazandırılması büyük bir önem taşımaktadır. Ülkemizde bulunan bazı bireylerin kişisel ve çevresel faktörlere bağlı olarak intihar risk grubunda olması onların daha dikkatli korunmasını, eğitilmesini, risk faktörlerinin tespitini ve önleyici tedbirlerin oluşturulmasını önemli kılmaktadır. Gerçekleşen adli bir olayın intihar mı yoksa cinayet mi olduğunun ayrımının yapılmasında adli bilimlerden yararlanılmaktadır. İntiharın nedenlerinin tespit edilmesi, intihar olayının nasıl gerçekleştiğinin anlaşılması, kullanılan yöntem ve araçların tespit edilmesi adli bilimler ışığı altında gerçekleşmektedir. İntihar; biyolojik, psikolojik, sosyolojik, ekonomik, siyasi, kültürel, bireysel, ailesel ve toplumsal nedenlerden kaynaklanmaktadır. İntiharın nelerden kaynaklandığının tespitinin yapılarak risk faktörlerinin tespit edilmesi ve risk faktörleri doğrultusunda önleyici tedbirlerin uygulanması önem teşkil etmektedir. Bu çalışmada risk faktörlerinin tespiti ve intihara sürüklenmenin önlenmesinde önleyici tedbirlerin uygulanması bağlamında neler yapılması gerektiğinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Risk altında bulunan bireylerin intihara sürüklenmelerinin önlenmesinde adli bilimlerin rolünü ortaya koyarak uzman görüşlerine bağlı çözüm önerileri geliştirmek temel amaçları oluşturmaktadır.

Adli bilimlerRisk faktörleriÖnleyici müdahale+1
Goncagül Bolat
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Suicidality in The Bell Jar

The main interest of this thesis is to examine the reasons of suicide attempts of the protagonist and how the similarities between the author and the protagonist are reflected in Sylvia Plath?s novel, The Bell Jar.In the first part of this thesis informs the development of feminism and the gender roles in American society. Lack of rights for women, double standards of society, differences between sexes are considered as reasons of feminist movement. In this way, depression of women how lead them to suicide has been discussed. The theme of suicide and how it was used by female writers has been emphasized.In the second chapter, the thematic patterns such as an autobiographical novel, the significance of the title, the suicidality and the identity crisis have been examined. The protagonist?s search for identity , relationship with her mother how attributed to her pyschological problems have been analyzed.In the conclusion part, the treatment of the protagonist after her last suicide attempt has been discussed by giving the similarites with Sylvia Plath?s life.Keywords: Suicidality, Sylvia Plath, Feminism, Identity Crisis.

FeminismIdentity problemPlath, Sylvia+3
Yeşim Akbaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessEN

The concept of isolation in Sylvia Plath's works

In this study it is emphasized how the isolation and death concept ofSylvia Plath?s works applied into the poetry pattern. Foreknowledge on isolation is putforward and the period of the poet is analyzed related to the works and past. Generally,twentieth century is the concept of isolation, and in detail, it is the examination of theisolation related works of Sylvia Plath who is a writer of the Post modern period.In the first chapter, the concept of isolation is explained in a social way and itsevolutions are given from the beginning of history. The concept of isolation is evaluatedin sociological, psychological and theoretical ways.In the second chapter the themes of death and suicide developing related to theconcept of isolation are explained in Plath's works. The poems with the comparativeanalysis and The Bell Jar are presented by an analysis deeply made in the concepts ofisolation and death.

Plath, SylviaAlienationDeath+3
Hale Erdoğmuş Altunay
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya'da intihar olgusu: Merkez ilçe alan araştırması

İntihar olgusu insanlık tarihi boyunca varlığını devam ettiren ve sonuçları itibariyle insanları derinden etkileyen bir davranış biçimi olarak karşımızda durmaktadır. İnsanın dünyada olma amacına aykırı bir hareket olan intihar davranışı kişisel bir eylem gibi görünmesine karşın, intihar eden kişinin ailesini ve yakınlarını ilgilendirdiğinden son tahlilde toplumsal bir eylem biçimine dönüşmektedir.Nedenleri ve sonuçları itibariyle karmaşık ve çok yönlü bir eylem biçimi olan intihar davranışı modern zamanın en önemli sorularından birisini teşkil etmektedir. Her yıl bir önceki yıla oranla intihar ve intihar girişimi sayılarındaki artış, intiharın yaygınlaşması ve toplumsal alanda yaptığı etkilerde dikkate alındığında artık bu davranışın göz ardı edilemeyecek kadar mühim bir sorun teşkil ettiği açıkça görülebilmektedir.Hem dünya genelinde hem de ülkemiz genelinde son dönemde gözle görülür bir artışın yaşandığı intihar ve intihar girişimi vakaları yerel ölçekte ele aldığımız Kütahya ilinde de aynı ölçüde bir artış göstermektedir.Günümüz toplumları açısından bu denli kritik bir öneme sahip olan intihar ve intihar girişimi davranışını sosyolojik perspektifte ele almak, bu problemin daha iyi anlaşılıp, analiz edilmesini ve bu sorunun en aza indirilebilmesi için çözüm yolları bulunabilmesini sağlayacaktır.Anahtar Kelimeler: İntihar, İntihar Girişimi, İntihar Teorileri, Sosyal Değişkenler, Sosyolojik Perspektif, Kütahya

KütahyaSosyolojik analizİntihar
Emrah Başaran
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Depresyon ve anksiyete bozukluğu olan hastaların manevi yönelimleri ile intihar eğilimleri ve tedavi uyumları arasındaki ilişki

Bu araştırma, depresyon ve anksiyete bozukluğu olan hastaların manevi yönelimleri ile intihar eğilimleri ve tedavi uyumları arasındaki ilişkiyi belirlemek için tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın örneklemini Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Uygulama ve Araştırma Hastanesinde psikiyatri kliniğinde yatan ve ayaktan tedavi edilmek üzere psikiyatri polikliniğine başvuran anksiyete ve depresyon tanılı 295 hasta oluşturdu. Veri toplama aracı olarak; Kişisel Bilgi Formu, Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Manevi Yönelim Ölçeği (MYÖ), Morisky Tedavi Uyum Ölçeği (MTUÖ) ve İntihar Olasılığı Ölçeği (İOÖ) kullanıldı. Verilerin analizi SPSS İstatistik 26 versiyonu ile Independent Sample T testi, One Way Anova Testi, Post Hoc ve Pearson Testi kullanılarak değerlendirildi. Hastaların ölçek toplam puanları; BAÖ 25,53±13,58, BDÖ 26,25±13,29, MYÖ 85,48±28,17, MTUÖ 1,80±072 ve İOÖ 79,98±17,90 olarak belirlendi. MYÖ ile İOÖ toplam puan ortalaması arasında negatif yönde orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlendi (p<0.05). MYÖ ve MTUÖ toplam puan ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı saptandı (p>0.05). İOÖ ile MTUÖ toplam puan ortalaması ile negatif yönde düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlendi (p<0.05). Depresyon ve anksiyete hastalarında manevi yönelim düzeyleri arttıkça intihar olasılık düzeylerinin azaldığı, intihar olasılıkları azaldıkça tedavi uyumlarının arttığı belirlendi. Psikiyatri hemşiresinin hasta ile terapötik etkileşiminde ve bakım sürecinde hastanın manevi yöneliminin değerlendirilmesi ve desteklenmesi önerilmektedir.

AnksiyeteDepresyonManeviyat+3
Mesude Şahin
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Albert Camus felsefesinde yabancılaşma ve ölüm

Saçma ve başkaldırı kavramları Albert Camus'nün düşüncesinin mihenk taşlarıdır. İnsan zihni ve dünya arasındaki iletişimde oluşan boşluk yine insanı yabancılaşma ile yüz yüze getirir. Camus'nün öğretisi bu yabancılaşma ile ortaya çıkan uyumsuzun idrakinden hareketle bir başkaldırı felsefesine geçiştir. Bu düşünce sistemindeki geçiş evresinde ölüm kavramı önemli bir basamaktır. Albert Camus'nün felsefesinde yabancılaşma ve uyumsuzluk probleminden hareketle başkaldırı ve intihar kavramları ön plana çıkar. Bu kavramlar üzerinden hareketle yaşamın anlamına dair bir sorgulama meselesinin ortaya çıkışı Camus'nün tüm ana kavramlarıyla bütünsel bir anlam taşımaktadır. Bu çalışma Albert Camus felsefesinde yabancılaşmanın rolünü ve Camus'nün düşüncesinde ölüm kavramını irdelemeye çalışmıştır. Onun felsefi öğretisinin derinine inebilmek adına Camus'nün varoluş felsefesindeki yerine ve temel kavramlarına yer verilmiştir. Tezin birinci bölümünde Albert Camus'nün varoluş felsefesi içindeki yerine değinilmek istenmiştir. İkinci bölümde tezin ana meselelerinden biri olan yabancılaşma kavramı irdelenmiş neden ve sonuçları üzerinden tartışılmıştır. Üçüncü bölümde ise tezin diğer bir ana meselesi olan Albert Camus felsefesi içinde ölüm kavramı incelenmiştir.

Camus, AlbertFelsefi düşünceUmut+6
Özgün Zülal Şimşek
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Depresyon tanılı hastaların çocukluk çağı travmaları ile aleksitimi, dürtüsellik ve intihar olasılığı arasındaki ilişki

Bu araştırma depresyon tanılı hastaların çocukluk çağı travmaları ile aleksitimi, dürtüsellik ve intihar olasılığı arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı nitelikte olan bu araştırma, 01 Kasım 2021- 02 Mayıs 2022 tarihleri arasında T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilimleri Üniversitesi Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Servisinde yatan ve ayaktan tedavi edilmek üzere başvuran 149 depresyon hastasıyla yapılmıştır. Araştırma verileri 'Kişisel Bilgi Formu', 'Beck Depresyon Envanteri(BDE), 'Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği(ÇÇTÖ)', 'Perth Aleksitimi Ölçeği(PAÖ)', 'İntihar Olasılığı Ölçeği(İOÖ)' ve 'Barratt Dürtüsellik Ölçeği-11(BDÖ)' ile yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Verilerin analizi bilgisayar ortamında İstatistik Programı SPSS 22.0 ile yapılmıştır. Çalışmaya katılan depresyon tanılı hastaların %69.8'inin kadın, %30.2'sinin erkek olduğu, yaş ortalamalarının 41.49 ± 13.16(18-69 yaş arası), %32.21'inin lise mezunu, %57.05'inin evli, %47.65'inin ev hanımı, %38.26'sının özkıyım girişimi olduğu belirlenmiştir. Hastaların Beck Depresyon Envanteri toplam puan ortalamasının 31.3 ± 9.25, Çocukluk Çağı Travma Ölçeği toplam puan ortalamasının 72.11 ± 24.33, İntihar Olasılığı Ölçeği toplam puan ortalamasının 82.03 ± 10.71 , Perth Aleksitimi Ölçeği toplam puan ortalamasının 97.08 ± 36.96, Barratt Dürtüsellik Ölçeği toplam puan ortalaması 66.91 ± 9.81 olduğu saptandı. BDE ile ÇÇTÖ, PAÖ, İOÖ ve BDÖ arasında pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki belirlendi (p<0,05). PAÖ ile ÇÇTÖ arasında ve İOÖ ile BDÖ arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptandı (p<0,05). ÇÇTÖ, İOÖ ve BDÖ arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki olmadığı saptandı (p>0,05). Hastaların depresyon belirtilerinin, çocukluk çağı travmalarının, intihar olasılıklarının yüksek düzeyde, dürtüselliklerinin orta düzeyde ve aleksitimiye eğilimli oldukları belirlendi. Çocukluk çağı travması yaşayan depresyon hastalarının aleksitimi, intihar olasılığı ve dürtüsellik yönünden psikiyatri hemşireleri tarafından değerlendirilmesi ve psikoeğitim ve psikoterapi programları ile başa çıkma yöntemlerinin öğretilmesi önerilmektedir.

AleksitimiDepresyonDürtüsel davranış+2
Büşra Bozkurt
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tıp fakültesi son sınıf öğrencilerinde intihar risk faktörleri ve kişilik tipleri ile stres hormonları düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Amaç: Çalışmamızın amacı; tıp fakültesi son sınıf öğrencilerinde intiharla ilişkili risk faktörlerinin belirlenmesi ve intihar riski ile kişilik tipleri ve stresle ilişkili hormonlardan olan ACTH, kortizol, büyüme hormonu, prolaktin, atriyal natriüretik faktör, kolesistokinin düzeyleri arasındaki ilişkinin saptanmasıdır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma; Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde, 1 Ekim 2022-30 Haziran 2023 tarihleri arasında yürütülen, kesitsel nitelikte bir çalışmadır. Çalışmaya 80 intörn doktor dahil edildi. Katılımcılardan anket formunu doldurmaları istendi ve eş zamanlı olarak venöz kan örneği alındı. Anket formu; kişisel bilgileri sorgulayan sorular, İntihar Olasılığı Ölçeği ve Eysenck Kişilik Anketi-Gözden Geçirilmiş Kısa Formu olmak üzere 3 bölümden oluşmaktaydı. Kan örneklerinden ACTH, kortizol, büyüme hormonu, prolaktin, atriyal natriüretik faktör, kolesistokinin düzeyleri ELİSA yöntemiyle çalışıldı. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 22,0 Windows versiyon paket programı kullanıldı. P<0,05 anlamlı kabul edildi. Bulgular: Çalışmaya 36'sı (%45,0) deprem öncesi dönemden, 44'ü (%55,0) deprem sonrası dönemden olmak üzere 80 intörn doktor dahil edildi (6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri). Öğrencilerin 64'ü (%80,0) intihar düşüncesi bulunmadığını, 16'sı (%20,0) bulunduğunu belirtti. Deprem öncesi ve sonrası grupların intihar düşüncesi varlığı oranları ve genel intihar olasılığı puanları benzer olarak bulundu. Deprem sonrası grubun ACTH düzeyi daha düşük olarak tespit edildi. Öğrencilerde psikiyatrik hastalık varlığı, intihar düşüncesi varlığı ve ailede intihar girişim öyküsü bulunması ile genel intihar olasılığı puanı arasında pozitif yönde, anlamlı bir ilişki saptandı. Nörotisizm puanı ile genel intihar olasılığı puanı arasında pozitif yönde, orta şiddette bir ilişki bulundu. Yalan puanı ile genel intihar olasılığı puanı arasında negatif yönde, zayıf şiddette bir ilişki saptandı. ACTH düzeyi ile genel intihar olasılığı puanı arasında pozitif yönde, zayıf şiddette ilişki saptandı. Sonuç: Çalışmamızda; psikiyatrik hastalık bulunması, intihar düşüncesi varlığı, ailede intihar girişim öyküsü bulunması, yüksek nörotisizm puanı, yüksek ACTH düzeyi artmış intihar riskiyle ilişkili bulundu. Anahtar Kelimeler: İntihar, Kişilik, Stres, Tıp öğrencisi, İntihar Olasılığı Ölçeği, Eysenck, ACTH, Kortizol, ANP, GH, Prolaktin, CCK Bu çalışma, Gaziantep Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Yönetim Birimi tarafından desteklendi (Proje Numarası: TF.UT.22.71).

Atriyal natriüretik faktörHidrokortizonHormonlar+7
Feyza Nur Özbahar
Gaziantep University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Acil servise zehirlenme sonucu gelen hastaların sosyodemografik özellikleri ve psikiyatrik analizi

Amaç: Ölüme götüreceğini bilerek bireyin gerçekleştirdiği tüm eylemler özkıyım olarak tanımlanabilir. Zehirlenme bireyin kimyasal bir maddeye maruz kalması sonucu yaşamsal fonksiyonlarının etkilenmesidir. Tüm toplumlarda özkıyım sıklığı giderek artan bir halk sağlığı sorunudur. Özkıyım davranışının gelişimine katkıda bulunan psikiyatrik, çevresel, sosyal, ekonomik ve ailesel faktörler göz önünde bulundurulmalıdır. Bizim amacımız özkıyım düşüncesi ve davranışının altında yatan nedenleri araştırmak, hastaların özkıyım öncesinde ve esnasında içinde bulundukları psikiyatrik tabloyu tanımlayarak gerekli medikal ve psikoterapinin sağlanmasıyla ileride gelişebilecek özkıyım girişimlerini önlemektir.Gereç ve Yöntem: İleriye dönük olarak planlanan bu çalışmada fakülte etik kurul onayı alındıktan sonra 2009-2011 yılları arasında üniversitemiz acil servisine başvuran 18 yaş üstü, çalışmamıza katılmayı kabul eden, bilinçli olarak özkıyım davranışında bulunan 38'i erkek (% 31,1) ve 84'ü (% 68,9) kadın toplam 122 hasta alındı. Çalışmamız için hastaların sosyodemografik özelliklerini çözümlemeye yönelik oluşturduğumuz anket formundaki sorular yöneltildi. Hastaların istatistiksel analizi SPSS 15.0 veri analiz paket programı ile yapıldı.Bulgular: Özkıyım girişiminde bulunan hastaların 67'sinin (% 54,9) 18-24 yaş grubunda olduğu, 61'inin (% 50) bekar olduğu, 80'inin (% 65,6) çalışmadığı görülmüştür. Hastaların ortak özelliklerine baktığımızda bekar, bayan, genç yaş grubu, işsiz oldukları görülmektedir. Zehirlenme tedavileri bittikten sonra psikiyatri ile konsülte edilen hastaların 55'inde (% 45,1) depresyon en fazla konulan tanı oldu.Sonuç: Bireyin yaşadığı toplumsal, ekonomik, ailesel ve psikiyatrik sorunlar sonucu başvurduğu bir yöntem olan özkıyım davranışı, bireye göre alternatif bir çözüm yolu veya kendini ifade etme biçimidir. Özkıyım davranışında bulunan bireylere verilecek destek ile bu kişilerin özkıyım riskinde azalma sağlanabilir. Bu amaçla özkıyımda bulunan hastaların sosyodemografik özellikleri bilinmeli ve psikiyatri tarafından değerlendirilmelidir.Anahtar kelimeler: Acil servis, Zehirlenme, Özkıyım, Psikiyatri

Acil servis-hastaneAcil tıp servisleriPsikiyatri+3
Ufuk Saraçoğlu
Çukurova University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bipolar bozuklukta özkıyım davranışının değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Bipolar Bozukluk Biriminde düzenli olarak Bipolar Bozukluk tanısıyla izlenen hastalarda özkıyım davranışının, hastaların sosyodemografik ve klinik özellikleri, dürtüsellikleri ve çocukluk çağı travmaları ile ilişkisi araştırılmıştır.Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, 2011 yılında Bipolar Bozukluk Biriminde Bipolar Bozukluk tanısıyla izlenen rastgele yöntemle seçilmiş 91 hasta alınmıştır. Çalışma verileri tarafımızca geliştirilen ?Duygudurum Bozuklukları Hasta Kayıt Formu?, SCID- I-II, Young Mani Değerlendirme Ölçeği, Hamilton Depresyon Değerlendirme Ölçeği, Özkıyım davranışı ölçeği, Çocukluk çağı travmaları ölçeği ve Barratt Dürtüsellik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Formlar hasta ve hasta yakınları ile görüşülerek ve poliklinik kayıtları incelenerek doldurulmuştur.Bulgular: Çalışmaya alınan hastaların 52'si kadın, 39'u erkek'ti. Çalışmamızda 91 bipolar bozukluk hastasının 40'ında özkıyım girişimi öyküsü vardı. Özkıyım girişiminde bulunan grupta hastalık sürecinin daha çok depresif ve karma ataklarla seyrettiği, ataklar arası dönemde işlevselliğin kısmi etkilenmiş olduğunu ve psikotik özellikli daha ağır atak sıklığının daha fazla olduğunu bulduk. Bunun yanında iki grup arasında çocukluk çağı travmaları ve dürtüsellik için istatiksel olarak anlamlı ilişki bulamadık.Sonuç: Bipolar Bozukluk yaşam boyu süren ve işlevselliği büyük oranda bozan bir hastalıktır. Bipolar bozukluk yüksek oranlarda özkıyım girişimi ve tamamlanmış özkıyım ile ilişkilidir. Bu açıdan özkıyım davranışında bulunan hastalarla bulunmayan hastalar arasındaki sosyodemografik, klinik ve diğer değişkenlerin araştırılması ve olası risk faktörlerinin tespiti hastalarda gelişebilecek olası özkıyım davranışını önleme de etkili olacaktır.Anahtar Sözcükler: Bipolar bozukluk, özkıyım davranışı, çocukluk çağı travmaları, dürtüsellik.

Bipolar bozuklukDürtü kontrol bozukluğuDürtüsel davranış+3
Kerim Uğur
Çukurova University
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Şizofren hastaların algıladıkları sosyal desteğin incelenmesi (Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi örneği)

Şizofreni, dünya genelinde nüfusun yaklaşık % 1'ini etkileyen ağır bir ruhsal bozukluktur. Şizofreninin negatif semptomlarını önlemede sosyal destek etkin bir role sahiptir. Bu çalışmada şizofren hastaların algıladıkları sosyal desteğin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu durumu inceleyebilmek için katılımcılara Sosyodemografik Veri Formu ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği uygulanmıştır. Çalışma, Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Psikotik Bozukluklar Birimi'ne 16.02.2016-12.04.2016 tarihleri arasında başvuran, şizofreni tanısı almış, araştırmaya dahil edilme ve araştırmadan dışlanma kriterlerini karşılayan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 60 hasta ile tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda şizofren hastaların algıladıkları sosyal destek; cinsiyete, intihar girişiminde bulunup bulunmama durumuna, eğitim durumuna ve medeni duruma göre tüm alt boyutlarda ve ölçeğin tamamında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık göstermemiştir. Gelir düzeyi ve çalışma durumuna göre ise şizofren hastaların algıladıkları sosyal destek, arkadaş desteği alt boyutunda ve ölçeğin tamamında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık göstermiştir. Çalışmanın önemli bir kısmında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmaması, değişkenler ve algılanan sosyal destek arasında ilişki bulunmadığı anlamına gelmemelidir. İstatistiksel açıdan anlamlı farklılık göstermeyen bulgularda, puanlar bazında değişkenlerin az da olsa algılanan sosyal desteği etkilediği söylenebilir. Anahtar sözcükler: Algılanan sosyal destek, Anlamlı farklılık, İntihar, Sosyal destek, Şizofreni

GaziantepPsikiyatriSosyal destek+3
Murat Soysal
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Özkıyım sonrası acil servise başvuran olguların serotonin reseptör gen (rs6313 ve rs6314) polimorfizmi açısından değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç; İntihar önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışmada; intihar girişimi olgularından kan örneği alınarak serotonin reseptör gen polimorfizmi (rs6313-rs6314) olup olmadığının araştırılması ve çıkacak sonuç ile intihar vakalarında nedensellik bağının aydınlatılmasına katkı sunup sunamayacağının tespiti amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem; Çalışmamız için gerekli izinlerin alınmasının ardından 14.12.2015-31.07.2016 tarihleri arasında acil servislere başvuran 178 intihar girişimi vakası ve 174 kişiden oluşan kontrol grubu çalışmamıza dahil edildi. Topladığımız numuneler analiz edilerek rs6313 ve rs6314 polimorfizmleri çalışıldı. Bulgular; İntihar girişiminde bulunan vakaların 116'sı (%65.2) kadın, 62'si (%35.8) erkekti. En sık kullanılan intihar yöntemi (%86-153 kişi) aşırı dozda ilaç alımıydı. Rs6313 için vaka grubunda 40 AA, 99 AG ve 39 GG, kontrol grubunda ise 38 AA, 91 AG ve 45 GG genotipi saptandı. Rs6314 için vaka grubunda 176 AG ve 2 GG, kontrol grubunda ise 171 AG ve 3 GG genotipi tespit edildi. Sonuç; Çalışmamızda intihar girişimi vakalarının sosyodemografik profili ve intihar için risk faktörleri kısmen ortaya konmuştur. Çalışmamız kapsamında incelenen rs6313 ve rs6314 polimorfizmleri ile intihar girişimi davranışı arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır.

Acil servis-hastaneAcil tıpAdli tıp+4
Yusuf Atan
Gaziantep University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Psikiyatrik bozukluğu olan hastalarda psikolojik dayanıklılık ve intihar olasılığı ilişkisi

Araştırma, psikiyatrik bozukluğu olan hasta ve sağlıklı bireylerin psikolojik dayanıklılık ve intihar olasılığını karşılaştırmak ve bu değişkenler arasındaki ilişki belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma 139 psikiyatri hastası ve 141 sağlıklı bireyden oluşan toplam 280 kişi ile yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; "Kişisel Bilgi Formu", "Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YPDÖ)" ve "İntihar Olasılığı Ölçeği (İOÖ)" kullanılmıştır. Veriler IBM SPSS 22 programında ortalama, One Way Anova, Kruskal Wallis testi, independent samples t testi, Pearson kolerasyon analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmada intihar olasılığının psikiyatri hastalarında daha yüksek olduğu, psikolojik dayanıklılığın sağlıklı bireylerde psikiyatri hastalarından olumlu olarak daha yüksek olduğu belirlenmiştir. İOÖ alt ölçekleri olan umutsuzluk, düşmanlık ve intihar düşüncesi alt ölçekleri ile YPDÖ alt ölçekleri olan yapısal stil, gelecek algısı, aile uyumu, kendilik algısı, sosyal yeterlilik ve sosyal kaynaklar arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0.05). İOÖ alt ölçeği olan olumsuz kendilik değerlendirmesi ile YPDÖ alt ölçeği olan yapısal stil, gelecek algısı, aile uyumu, kendilik algısı, sosyal yeterlilik ve sosyal kaynaklar arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Araştırmamız psikolojik dayanıklılık düzeyi düşük olan hastaların intihar etme riskinin daha fazla olduğunu ortaya koymuştur.

Mental bozukluklarPsikiyatrik hemşirelikPsikolojik dayanıklılık+1
Ahmet Çapar
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İntihar girişiminde bulunmuş vakalarla SKA 2 (rs7208505) ve SAT1 (rs6526342) gen polimorfizmleri arasındaki ilişkinin araştırılması

Giriş ve Amaç; İntihar önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışma ile SKA2 (rs7208505) ve SAT1 (rs6526342) gen polimorfizmlerinin intihar girişimi ile ilişkileri ortaya konularak, intihar davranışının genetik altyapısının anlaşılmasına katkı sağlanması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem; Çalışma planlanırken, gerekli izinlerin alınmasının ardından Gaziantep il merkezinde bulunan hastanelerin acil servislere başvuran intihar girişiminde bulunmuş vakalardan ve sağlıklı kontrol grubundan kan örnekleri toplandı. SKA2 (rs7208505) ve SAT1 (rs6526342) gen polimorfizmlerini belirlemek üzere öncelikle örneklerde qPCR yöntemi ile polimorfizm çalışılarak floresans ışıma alınan olgular değerlendirmeye alındı. rs7208505 polimorfizmi için hasta grubundan 141, kontrol grubundan 137 kadın ve erkek olgu, rs6526342 polimorfizmi için vaka grubundan 90, kontrol grubundan ise 100 kadın olgu çalışmaya dahil edildi. Aynı zamanda vaka ve kontrol gruplarında istatistiksel olarak sosyodemografik veri karşılaştırması yapıldı. Bulgular; Çalışmamızda SKA 2 gen polimorfizmi (rs7208505) için vaka grubunda 55 AA, 51 AG ve 35 GG genotipi, kontrol grubunda ise 45 AA, 71 AG ve 21 GG genotipi tespit edilmiştir. SAT1 gen polimorfizmi (rs6526342) için ise vaka grubunda 14 AA, 66 AC ve 10 CC, kontrol grubunda ise 8 AA, 79 AC ve 13 CC genotipi tespit edilmiştir. Sosyodemografik verilere bakıldığında intihar girişiminde bulunan kadın/erkek oranı 1.8, en fazla intihar girişiminde bulunulan yaş grubunun 15-29 yaş arası, en sık kullanılan yöntemin ise ilaç kullanımı olduğu gösterilmiştir. Ayrıca intihar girişiminde bulunan olguların eğitim ve gelir düzeylerinin kontrol grubuna göre düşük, psikiyatrik hastalık görülme ve zararlı madde kullanım oranlarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sonuç; Çalışmamızda vaka ve kontrol grupları rs7208505 genotipi açısından karşılaştırıldığında gen polimorfizmi ile intihar girişimi arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. rs6526342 polimorfizmi ile intihar girişimi arasında ise istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Bu bulguların, farklı örneklem gruplarında aynı polimorfizmler ile yapılacak yeni çalışmalarla birlikte litaratüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Adli bilimlerAdli genetikAdli tıp+3
Zekeriya Tataroğlu
Gaziantep University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İntihar girişiminde bulunan bireylerde yaşam tutumunun ve bilişsel çarpıtmaların baş etme stillerinin yordayıcısı olarak incelenmesi

Çalışma, intihar girişiminde bulunan bireylerin yaşam tutumlarının ve bilişsel çarpıtmalarının baş etme yöntemlerine yordayıcı etkisinin olup olmadığını araştırmak amacıyla, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde yapılmıştır. Gaziantep Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesine intihar girişimi nedeniyle başvuran hastalar araştırmanın evrenini, araştırma kriterlerine uyan toplam 100 hasta ise örneklemi oluşturmuştur. Veriler, 'Kişisel Bilgi Formu', 'Yaşam Tutum Profili Ölçeği (YTPÖ)', 'Düşünce Özellikleri Ölçeği (DÖÖ)', 'Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBÇTÖ)' ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik, aritmetik ortalama ve standart sapma, korelasyon ve regresyon analizi yapılmıştır. Hastaların YTPÖ puan ortalaması, 87.50±22.70, DÖÖ puan ortalaması 106.81±14.54 olarak saptanmış olup, hastalar en çok SBÇTÖ'nün alt boyutu olan çaresiz yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım baş etme stratejilerini kullanmıştır. Hastaların bilişsel çarpıtmaları ve yaşam tutumları, stresle başa çıkma stratejilerinin anlamlı yordayıcıları olduğu belirlenmiştir (p˂0.001, p˂0.05). Sonuç olarak, intihar girişiminde bulunan hastaların oldukça yüksek düzeyde bilişsel çarpıtmaları kullandıkları, stresle baş etmede etkisiz baş etme yöntemlerinden olan çaresiz yaklaşım ve boyun eğici yaklaşıma daha fazla başvurdukları ve yaşam tutumlarının olumsuz olduğu belirlenmiştir. Hastaların kullandığı bilişsel çarpıtmaların ve yaşam tutumunun stresle baş etme stratejilerini anlamlı düzeyde yordadığı saptanmıştır. Hastaların tedavi sürecine etkili baş etme stratejilerini geliştirici, bilişsel çarpıtmalarını azaltıcı ve yaşama yönelik olumlu tutum geliştirmeleri için psikoterapötik hizmetlerin verilmesi katkı sağlayacaktır.

Biliş bozukluklarıBilişsel çarpıtmaStres+5
Kübra Erdem
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmalarının bipolar bozukluk tanısı olan hastalarda saldırganlık ve intihar davranışı ile ilişkisi

Bu çalışma çocukluk çağı travmalarının bipolar bozukluk tanısı olan hastalarda saldırganlık ve intihar davranışı ile ilişkisinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Ocak - Haziran 2018 tarihleri arasında Siirt' te bir devlet hastanesinde bipolar bozukluk tanısı almış remisyonda olan ayaktan tedaviye başvuran 112 poliklinik hastaları ile gerçekleştirildi. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ), Buss-Perry Agresyon Ölçeği (BPAÖ) ve İntihar Olasılığı Ölçeği (İOÖ) kullanıldı. Bipolar bozukluğu olan hastaların %89,3'ünde fiziksel ihmal, %74,1'inde duygusal ihmal, %75,9'unda fiziksel istismar, %79,5'inde duygusal istismar ve cinsel istismar ise hastaların %40.2'sinde belirlendi. Hastaların ÇÇTÖ toplam puanı 66.8±19,2, BPAÖ toplam puanı 94,6±28,8 ve İOÖ toplam puanı 85.3±17.9 olarak tespit edildi. ÇÇTÖ ile BPAÖ ve İOÖ arasında istatiksel açıdan anlamlı pozitif yönde bir ilişki saptandı (p<0.05). BPAÖ ile ÇÇTÖ arasında (r= .325**; p<0.05) ve ÇÇT alt ölçeği olan duygusal istismar (r= .350**; p<0.05), fiziksel istismar (r= .354**; p<0.01), fiziksel ihmal (r= .313**; p<0.05) ve duygusal ihmal (r= ,316**; p<0.05) ile aralarında pozitif yönde zayıf bir ilişki bulundu. BPAÖ ile ÇÇT alt ölçeği cinsel istismar ile arasında herhangi bir ilişki saptanmadı (p=,114). İlaçlarını düzenli kullanma durumları ve başkalarına yönelik şiddet durumları ile ÇÇTÖ, BPAÖ ve İOÖ toplam puanı arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptandı (p<0.05). Bipolar hastaların saldırganlık ve intihar girişimlerinin çocuklukta yaşamış olduğu travma durumu ile ilişkili olduğu saptandı. Bipolar bozukluk tanılı hastaların sosyodemografik özellikler göz önünde bulundurularak çocukluk çağı travmasının öyküsü yönünden değerlendirilmesi, saldırganlık ve intihar girişimini önlenmek amacıyla psikiyatrik destek sağlanması önerilir. Anahtar Kelimeler: Bipolar Bozukluk, Çocukluk Çağı Travması, İntihar, Saldırganlık, Hemşirelik

Bipolar bozuklukHemşirelikPsikolojik travma+3
Vesile Adıgüzel
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kırıkkale ilindeki lise öğrencilerinde akran ilişkisi ile intihar olasılığının değerlendirilmesi

İntihar, ergenlik dönemi ve lise çağında bulunan gençlerde görülen ölümler arasında önemli bir yere sahiptir. Bu araştırma lise düzeyinde öğrenim gören öğrencilerin akran ilişkileri ile intihar olasılığının değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı tipte yapıldı. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim öğretim dönemi içerisinde Kırıkkale İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı il merkezinde bulunan 25 lisede eğitim ve öğretim gören 12242 öğrenci oluşturdu. Tabakalı örnekleme yöntemine göre 372 öğrenci çalışmanın örneklemini oluşturdu. Araştırma için gerekli izinler ve etik onay alındı. Verilerin toplanmasında, literatürden yararlanılarak hazırlanılan tanımlayıcı soru formu, akran ilişkileri ölçeği (AİÖ) ve intihar olasılığı ölçeği (İOÖ) kullanıldı. Veriler SPSS programında analiz edildi. Bu araştırmada yer alan lise öğrencilerinin %60,0'ı kadın ve %59,4'ünün 16-17 yaş grubunda olduğu görüldü. Lise öğrencileri %90,0'ı herhangi bir işte çalışmamakta, %90,9'unun kronik hastalığı bulunmazken, %6,0'ında psikolojik sorun veya hastalık olduğu ve %63,1'inin sağlıklarını iyi düzeyde algıladığı belirlendi. Demografik değişkenler ile ölçekler karşılaştırıldığında; cinsiyet ve ruhsal hastalık durumu ile akran ilişkisi ölçeği arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Ayrıca ruhsal hastalık, başarı, mutlu hissetme, sağlık ve ailede ruhsal hastalık ile intihar olasılığı ölçeği arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0,05). Akran ilişkisi ölçek alt boyutları ile intihar olasılığı ölçek alt boyutları arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki tespit edildi (p<0,05). Lise öğrencilerinin akran ilişkilerinin bazı sosyodemografik özelliklerinden etkilendiği ve akran ilişkilerinin de intihar olasılığını etkilediği belirlendi. Akran ilişkileri iyi olmayan ve intihar olasılığı olduğu düşünülen öğrenciler tespit edilerek bu öğrencilere destek olacak hemşirelik programları geliştirilebilir. Anahtar Kelimeler: Ergen, Lise Öğrencisi, Akran İlişkileri, İntihar Olasılığı, Okul Hemşireliği

AkranAkran etkileşimiAkran ilişkileri+5
Mustafa Özer
Yozgat Bozok University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İntiharın toplumsal boyutu: Turgutlu örneği

İntihar, bireyin kendi seçtiği yöntem ve zamanda, kendi isteği ile yaşamına son vermesidir. Bireysel olarak gerçekleştirilen intihar eylemi, yaşamın insanoğlu için vazgeçilmez bir değer olarak algılanmasına karşılık, bireyin hayattan vazgeçtiğini gösteren bir davranış biçimi olması nedeniyle toplumlar tarafından yüzyıllar boyu nedeni sorgulanan ve merak edilen bir konudur. Kimi toplumlarda yüceltilen bir davranış biçimi kimi toplumlarda ise onaylanmayan bu eylem, her yıl artış göstererek bireyler tarafından gerçekleştirilmeye devam etmektedir. Toplumsal bir varlık olan insanın yaşamdan vazgeçmesi, bireyin kendi başına gerçekleştirdiği intihar davranışının nedenini yine sadece kendisinde aramamız gerektiği algısını oluşturabilmektedir. Fakat bireysel olarak gerçekleştirilen ama toplumsal bir olgu olan intiharın nedenleri yine toplumda yer almakta ve bu gerçeklik sosyal bilim dünyasının da üzerinde önemle durduğu bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda Durkheim' ın intihar teorisi, intiharın toplumsal boyutunu gözler önüne sermekteyken bireyin içerisinde bulunduğu toplumun dinamiklerinin bireyin aldığı kararlar üzerindeki önemini ve intiharın nedenlerinin niçin toplumda aranması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Araştırmada öncelikli olarak toplumsal bir olgu olan intiharın, tarihsel gelişimi açıklanmakta ve ardından başta Durkheim'ın intihar teorisi olmak üzere intiharın sosyolojik boyutu ortaya koyulmaktadır. Ayrıca Dünya'da ve Türkiye'de yaşanan intiharların istatistiki veriler üzerinden sosyo- demografik incelemesi yapılmaktadır. Son olarak ise araştırma evreni olan ve intiharların gün geçtikçe artış gösterdiği Manisa ili Turgutlu ilçesinde meydana gelen intiharlar irdelenerek intiharın toplumsal nedenlerine ulaşılmaktadır. Nitel bir saha araştırması olan çalışmada, 2015-2020 yılları arasındaki 50 intihar olayına ilişkin 12 intihar olayı araştırma örneklemini oluşturmakta ve intihar eden bireylerin yakınları ile gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilen bulgular sosyolojik olarak değerlendirilmektedir. Katılımcılarla sağlanan yüz yüze görüşme ve kullanılan yarı yapılandırılmış görüşme formunda yer alan sorulardan alınan cevaplar doğrultusunda, intihar eden bireylerin cinsiyet, yaş, eğitim, medeni durum vb. sosyo-demografik bilgileri ile intihar olayına ilişkin elde edilen verilerin betimsel analizi yapılmaktadır. Turgutlu'nun yoğun göç alan bir İlçe olması, meydana gelen intihar olaylarının alt zeminini oluştururken ortaya çıkan aile içi iletişim ve yaşanan sorunlar, göç ve kentleşme, ekonomik sorunlar, sağlık sorunları, kötü alışkanlar, medya gibi problemler intihar bağlamında ve sosyolojik perspektifte ele alınmaktadır.

Durkheim, EmileManisa-TurgutluSosyal bilimler+2
Duygu Çıkla
Manisa Celal Bayar University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun kendine zarar verici davranışlarla ilişkisinin değerlendirilmesi: Depresyon grubu ile kontrollü çalışma

Amaç: Çalışmamızda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) grubunu, kendine zarar verme davranışı (NSSI) ve duygu düzenleme güçlüklerinin (ED) sık çalışıldığı (öyküde) depresyon tanısı olan kontrol grubu ile karşılaştırarak, DEHB'nin kendine zarar verme davranışını nasıl etkilediğini incelemek amaçlanmıştır. Kapsam: Depresyonda ED'ın NSSI'a zemin hazırladığı bilinmektedir. Son yıllarda DEHB üzerine yapılan çalışmalarda içsel huzursuzluk, ED, aşırı zihinsel gezinme gibi öznel deneyimler öne çıkmıştır. Günümüzde kullanılan tanı sistemlerinde yer almayan bu belirtiler DEHB' de yeterince çalışılmamıştır. DEHB' de ED, NSSI ve intihar riskini artırmaktadır. Gereç ve Yöntem: 45 DEHB tanılı hasta ile 48 (öyküde) depresyon tanılı kontrol grubu çalışmaya alınmıştır. Katılımcılara sosyodemografik veri formu, turgay formu, kendine zarar verme davranışı değerlendirme envanteri, duygu düzenleme güçlüğü ölçeği ve aşırı zihinsel gezinme ölçeği uygulanmıştır. Bulgular: Her iki grupta NSSI ve ED benzerdir. Zihinsel gezinme, DEHB grubunda daha fazladır ve DEHB belirtileri ile güçlü düzeyde ilişkilidir(p< 0,01 r= 0,705). DEHB grubunda kontrollere göre çocuklukta ev kazası, akademik sorunlar yaşama (sınıf tekrarı, disiplin cezası) ve erişkin hayatta da devam eden sorunlar (trafik cezası alma) daha fazladır (p< 0,01). Sonuç: DEHB tanı ve tedavisinde temel belirtilerin yanı sıra emosyonel belirtiler ve kendine zarar verme davranışı ele alınmalıdır. NSSI ile başvuranlarda dürtüsellik ve emosyonel belirtiler altta yatan DEHB tanısını maskeleyebilir. Depresyon, kişilik bozukluğu (borderline, antisosyal) gibi klinik durumların yanında DEHB tanısı da akılda tutulmalıdır.

DepresyonDuyguDuygu regülasyonu+6
Sema Çağal
Manisa Celal Bayar University
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinde akran zorbalığı ve intihar olasılığı arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

İntihar hem dünyada hem de Türkiye'de giderek artan önemli bir ruh sağlığı sorunu olmayı sürdürmektedir. Son yıllarda özellikle de ergen intiharlarında ciddi artışların olduğu görülmektedir. Yaşanan bu artışlar beraberinde ergen intiharlarına neden olan etkenlerin neler olduğunu ortaya koymayı gerekli kılmaktadır. Ergen intiharlarına neden olan etkenlerden biri olarak da akran zorbalığı gösterilmektedir. Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinde akran zorbalığı ve intihar olasılığı arasındaki ilişkiyi cinsiyet, sınıf düzeyi ve lise türü açısından ortaya koymaktır. Araştırma ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi 2021-2022 eğitim öğretim yılında Kırıkkale ilinde, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı 4 devlet lisesinde öğrenim gören 436 öğrenciden (256 kız, 180 erkek) oluşmuştur. Örneklem seçimi sürecinde basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği Ergen Formu" ve "İntihar Olasılığı Ölçeği" kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkinin yönünün ve düzeyinin ortaya konması için parametrik olmayan testlerden Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyon Analizi (rs) kullanılmıştır. Değişkenlerin cinsiyete göre farklılaşmasını tespit etmek için parametrik testlerden İlişkisiz Örneklemler İçin t Test ve parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Değişkenlerin sınıf düzeyine ve lise türüne göre farklılaşmasını tespit etmek için parametrik testlerden Tek Yönlü Varyans Analizi (One Way ANOVA) ve Kruskal Wallis - H Testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre lise öğrencilerinde intihar olasılığı ile akran zorbalığında kurban olma ve zorba olma arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Akran zorbalığı alt boyutları ile intihar olasılığı alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. İntihar olasılığının cinsiyete göre farklılaştığı, kız ergenlerde daha fazla intihar olasılığı riskinin olduğu tespit edilmiştir. İntihar olasılığının sınıf düzeyine göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. İntihar olasılığı düzeyinin lise türüne göre farklılaştığı; en yüksek meslek lisesi öğrencilerinde, en düşük imam hatip lisesi öğrencilerinde olduğu tespit edilmiştir. Akran zorbalığının cinsiyete göre farklılaştığı, erkek ergenlerin kız ergenlere göre daha fazla fiziksel zorbalık kurbanı oldukları ve fiziksel zorbalık yaptıkları, kız ergenlerin erkek ergenlere göre daha fazla dışlama zorbalığı kurbanı oldukları tespit edilmiştir. Akran zorbalığı kurban olma düzeyinin sınıf düzeyine göre farklılaştığı, zorba olma düzeyinin sınıf düzeyine göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. 9. sınıf öğrencisi olmanın akran zorbalığında kurban olmayı arttırdığı tespit edilmiştir. Akran zorbalığının lise türüne göre farklılaştığı, kurban olma ve zorba olma düzeylerinin en az imam hatip lisesi öğrencilerinde; kurban olma düzeyinin en fazla meslek lisesi öğrencilerinde, zorba olma düzeyinin ise en fazla fen/sosyal bilimler lisesi öğrencilerinde olduğu tespit edilmiştir. Araştırma bulguları değerlendirildiğinde akran zorbalığının ergenlerde intihar olasılığı için önemli risk faktörlerinden biri olduğu söylenebilir.

Akran zorbalığıİntiharİntihar teşebbüsü
Zeynep Atasoy Karakaya
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İntiharın tarihselliği bağlamında Beşir Fuad ve topluma mâl olmuş kişilerin intiharlarından derlemeler

Bu çalışmada "intihar" olgusu, tarihsel çerçeveden incelenmiştir. Psikoloji, Felsefe, Sosyoloji, İlahiyat, Tarih vs. daha pek çok bilimsel alanda irdelenmeye, incelenmeye ve çalışılmaya müsait bir alan olan Suicideoloji, yani İntihar Bilimi üzerine yapılan Tarihsel çalışmaların azlığı göz önüne alınarak bu çalışma yapılmaya karar verilmiştir. Daha önce yapılan çoğu çalışmada intihar konusu sosyolojik, psikolojik, felsefî veya istatistiksel açıdan ele alınmıştır. Bu nedenle bu çalışma da hedeflenen, 'Tarihsel' süreçte intihar olgusuna karşı yaklaşımın nasıl seyrettiğine dair bir çalışma ortaya koymaktır. Bununla birlikte Yakın Çağ içerisinde, Osmanlı Devleti aydınlarından Beşir Fuad'ın intiharı çerçevesinde, intihar eden diğer aydın ve topluma mâl olmuş şahsiyetlerin, onları intihara sürükleyen hayatlarına kısaca değinilmiştir. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi gazetelerinde çıkan intihar haberlerinden ve Osmanlı dönemi arşiv belgelerinden faydalanılarak 'intihar' olgusunun gazete haberlerinde ve o dönemde kaleme alınan belgelere yansımaları okurlara yansıtılmaya çalışılmıştır. Bu çalışma üç ana bölüm şeklinde kaleme alınmıştır. I. Bölümde; Felsefî, Tıbbî-Psikolojik, Sosyolojik ve İstatistikî alanlarda çalışmaları olan kişilerin intihar hakkındaki düşünce, yorum ve tanımlarına yer verilmiştir. II. Bölümde; İntihar olgusunun tarihsel süreci verilmiştir. Öncelikle ilkel ve antik dönemlerde ele alınmış olan intihar olgusunun, Orta Çağ'dan günümüze kadar olan kısmı ise Avrupa üzerinden işlenmiştir. vii III. Bölümde; Beşir Fuad'ın hayatı ve intiharı çerçevesi üzerinden, Yakın Çağ içerisinde, Osmanlı Devleti'nde ve Cumhuriyet'in ilanından sonra hem yerli hem yabancı olan topluma mâl olmuş kişilerin intiharlarına giden süreçler kısaca işlenmiştir.

Beşir FuadOsmanlı DönemiTarihselleştirme+1
Arzu Çağla Vural
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İntihar girişiminde bulunmuş hastalarda sorun çözme terapisinin intihar riskini azaltmada etkililiği

İntihar, tüm yaş grupları için üzerinde önemle durulması gereken konulardan biridir. Yapılan çalışmalar intihar girişiminde bulunan bireylerin önemli bir kısmının bu girişim ile bir yardım çağrısında bulunduklarını belirtmektedir. İntihar konusunda problem çözme becerilerinin önemli olduğu da yapılan çalışmalarla gösterilmektedir. İntiharı anlamak ve önlemek adına alan yazında farklı çalışmalar ve müdahaleler bulunmakla birlikte Sorun Çözme Terapisi de bu alanda kullanılan müdahale tekniklerinden birini oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı sorun çözme terapisinin intihar girişiminde bulunan bireylerdeki etkililiğinin incelenmesidir. Çalışma farklı bireyler üzerinde hem bireysel hem de grup terapi formatında yürütülmüştür. Bu bağlamda, intiharın sağaltımı konusunda Sorun Çözme Terapisinin hem bireysel hem de grup terapi formunun etkililik çalışması yapılmıştır. Bu araştırmada deneysel desenin türlerinden biri olan öntest-sontest kontrol gruplu seçkisiz deneysel model kullanılmıştır. Deney grubunda bireysel terapi formatı alanlar ve grup terapi formatı alanlar olmak üzere iki grup; kontrol grubunda ise bekleme listesi olmak üzere bir grup; toplam 3 grup bulunmaktadır. Müdahale başlamadan önce 50 kişi Bilgilendirilmiş Onam Formunu imzalamış fakat müdahale toplam 39 katılımcı ile sonlandırılmıştır. Her bir grupta (bireysel, grup ve bekleme listesi) 13'er katılımcı ile süreç tamamlanmıştır. İzlem çalışması ise müdahalenin bitiminden 3 ay sonra yapılmıştır. Katılımcılara, araştırmacı tarafından hazırlanan Demografik Bilgi Formu, İntihar Olasılığı Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri, Hamilton Depresyon Ölçeği, Gözden Geçirilmiş Sosyal Sorun Çözme Envanteri-Kısa Formu ve Bilişsel Esneklik Envanteri uygulanmıştır. Veriler Statistical Package for Social Sciences 20.0 (SPSS) aracılığıyla, ön ölçümlerde gruplar arasındaki fark Tek Yönlü Varyans Analizi (one-way ANOVA); araştırma değişkenlerinin zamana ve müdahale almaya bağlı olarak göstermiş olduğu değişim ise Tekrarlayan Ölçümler için Varyans Analizi (Repeated Measure ANOVA) ile incelenmiştir. Bu amaçla deney ve kontrol gruplarının ön test-son test karşılaştırmaları için 5 adet Tekrarlı Ölçümler için ANOVA yapılmıştır. Son olarak, ortak etkinin hangi ikili gruplarda anlamlı olduğunu görmek için t test analizleri yapılmıştır. Çalışma bulgularında, deney grubunda yer alan bireysel terapi ve grup terapi formatındaki katılımcıların intihar olasılığı ve depresyon düzeyleri müdahale sonrasında anlamlı düzeyde azalırken, bilişsel esneklik puanlarının da anlamlı düzeyde arttığı belirlenmiş olup bekleme listesinde herhangi bir fark olmadığı görülmüştür. Benzer şekilde, müdahale sonrasındaki Sosyal Sorun Çözme düzeyine ve alt boyutlarına bakıldığında bireysel terapi ve grup terapisi alan katılımcıların puanlarında bekleme listesine nazaran anlamlı düzeyde artış olduğu görülmüştür. Ayrıca, deney grubundaki bireylerin müdahaleden edindikleri kazanımların 3 ay sonraki izlem ölçümünde de korunduğu görülmüştür. Son olarak, bulgular alan yazın ışığında tartışılmış, çalışmanın sınırlılıkları ve klinik doğurgularından bahsedilmiş ve gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.

Problem çözmeTerapiÖlçekler+2
Miraç Neslihan Turgut
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İntihar iddiası bulunan 65 yaş üstü ölümler

Amaç: İntihar, kişinin kendine yönelik en büyük şiddet eylemi olup, bireyin yaşam karşısında ölümü tercih ederek, hayatına istemli olarak son vermesidir. Yaşam dönemleri incelendiğinde, intiharın yoğunlaştığı evrelerden birisi de yaşlılık dönemi olup, tamamlanmış intiharların hızı yaş ile orantılı olarak artmaktadır. Çalışmamızda intihar iddiası bulunan yaşlı ölümleri incelenerek; olguların demografik özellikleri, otopsi bulguları, intihara iten sebepler, intiharların özellikleri hakkında veriler elde edilmesi, bölgemizin bulduğumuz veriler üzerindeki etkisi, elde edeceğimiz verilerin literatür verileri ile karşılaştırılması ve yaşlı intiharlarının önlenmesi için önerilerde bulunulması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: 2008-2017 yılları arasındaki on yıllık dönemde, Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi'nde otopsisi yapılmış, intihar iddiası bulunan 65 yaş ve üstü 447 olguya ait otopsi raporları ile olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanakları geriye dönük olarak incelenerek; olguların yaş, cinsiyet gibi sosyodemografik verileri, intihar zamanı, intihar yöntemi, intihara sürükleyen sebepler, önceki intihar girişimleri, intihar notunun olup olmadığı gibi faktörler değerlendirilmiştir. Bulgular: Olgularımızın cinsiyet dağlımı %74.9'u erkek, %25.1'i kadın olarak bulunmuştur. İntihar yöntemlerine baktığımızda; ilk sırada ası gelirken (%49.7) bunu ateşli silah kullanımı (%19.5) ve kimyasal madde alımı (%15.2) takip etmiştir. Olguların intihar ettikleri mevsimlere göre dağılımları incelendiğinde; en sık ilkbahar (%28.2) ve yaz (%27.1), en az da sonbaharda (%21.5) intihar ettikleri görüldü. Olguların %32.9'unda intihar eylemine neden olacak herhangi bir olumsuz faktörün olmadığı yakınları tarafından ifade edilmiştir. İntihar nedeni olabilecek faktörlere baktığımızda ise; olguların %23.3'ünde fiziksel hastalık, %6.3'ünde bir yakınının ölümü, %6'sında ekonomik nedenler, %5.5'inde psikiyatrik bir hastalığın etkisi öne çıkan nedenler olarak tespit edilmiştir. Olguların %10.8'inde intihar notu mevcut olduğu saptandı. Olguların %7.6'sının daha önce intihara kalkıştığı, %12.1'inin intihar girişimi olmayıp son zamanlarda intihar düşüncelerinin mevcut olduğu saptanmıştır. Sonuç: Yaşlı bireylerle yaşayan, bakımını üstlenen ya da bakımına yardımcı olan kişilerin, yaşlı ve yaşlılık dönemi ile ilgili bilgilerinin artırılması, yaşlıyı intihara götüren sürecin daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Yaşlıların hayattan keyif alacakları bir yaşlılık dönemi geçirmeleri konusunda ve yaşlı intiharlarında riskler ile önleme amacıyla yapılacaklar hakkında farkındalıklarının oluşması için devlet eliyle veya sivil toplum kuruluşları aracılığıyla, yakınında yaşlı birey olanlar başta olmak üzere tüm toplum bilgilendirilmeli, yaşlı bireylerin hayata bağlanmaları, yaşamaktan keyif almaları için yapılacaklar, yaşlıya ağır bir yük olan tıbbi durumlar ve ileri derecede olan yeti yitimleri durumlarında nasıl destek olunacağı, bir yakınının kaybı, yaşama isteğinin olmaması, hiç bir şeyden keyif almama, umutsuzluk gibi durumlarda profesyonel ruhsal destek alınmasının gerekliliği konularında eğitimler verilmelidir.

Adli tıpGeriatriOtopsi+2
Ufuk Akın
Manisa Celal Bayar University
2018
00

Related subjects