Motor skills
278 theses under this subject heading
Mücadele sporcularının atletik becerileri, antropometrik özellikleri ve motor yeterliliklerine özgü elit performans özelliklerinin belirlenmesi
Bu araştırmada elit ve alt elit mücadele sporcularının atletik becerileri, antropometrik özellikleri ve motor yeterlikleri açısından nasıl ve hangi parametrelerde farklılaştığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubu, tekvando, karate, judo ve güreş branşlarında lisanslı olarak spor yapan 12-17 yaş aralığındaki kız ve erkek sporculardan oluşmaktadır. Elit olarak tanımlanan grup kendi branşında Türk Milli Takımlarında yer alan sporcular, alt elit grup ise yerel liglerde yer alan sporcular olarak tanımlanmıştır. Bu noktada araştırmaya 21 elit sporcu ve 49 alt elit sporcu olmak üzere toplam 70 sporcu gönüllü olarak katılmıştır. Grupların elit performans unsurlarının belirlenmesinde antropometrik ölçümler (boy uzunluğu, oturma yüksekliği, vücut ağırlığı ve vücut yağ yüzdesi), atletik beceri testleri (el kavrama kuvveti, 20 metre sürat, pro-agility, counter movement jump (CMJ), Sport-Specific Core Muscle Strength and Stability Plank, sağlık topu atış ve modifiye edilmiş otur-uzan testleri) ve motor yeterlik testi (KTK test) uygulanmıştır. Araştırma verilerinin normal dağılıp dağılmadığını tespit edebilmek için basıklık (kurtosis), çarpıklık (skewness) değerlerine bakılmıştır. Ayrıca, varyansların homojenliği Levene testi ile kontrol edilmiştir. Tüm bu şartları sağlayan verilere parametrik testler uygulanırken, şartları sağlayamayan verilere parametrik olmayan testler uygulanmıştır. Bu durumda, ikili grupların karşılaştırmasında; parametrik testlerden bağımsız örneklemler t testi ve parametrik olmayan testlerden Mann Whitney-U testi kullanılmıştır. Son olarak anlamlı farklılık tespit edilen testlere ait desenlerde değişkenler arasındaki ilişkinin gücünü hesaplamak için T-testi analizinde Cohen's d istatistiğinden yararlanılmıştır. Mann Whitney-U analizinde değişkenler arasındaki ilişkinin gücünü hesaplamak için ise Cohen's r istatistiğinden yararlanılmıştır. Elit ve alt elit sporcu gruplarının boy uzunluğu, oturma yüksekliği, vücut ağırlığı sürat, kor dayanıklılığı, kavrama kuvveti, üst ekstremite kuvveti, anaerobik güç, KTK yana sıçrama ve atlama değerleri açısından karşılaştırılması sonucunda elit grup lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0,05). Yağ yüzdesi, BKİ, çeviklik, dikey sıçrama, esneklik, KTK yana taşıma ve geri yürüme değerlerinde ise gruplar arası istatistiksel olarak bir fark tespit edilmemiştir (p>0,05). Sonuç olarak, boy uzunluğu, oturma yüksekliği, vücut ağırlığı, sürat, anaerobik güç, kavrama, üst ekstremite ve core kuvveti, ayrıca anaerobik güç ile ilişkili motor yeterlik unsurlarında ulusal zirveye ulaşan sporcular ile ulaşamayanlar arasında önemli ayrımlar gibi görünmektedir. Anahtar kelimeler: Atletik beceri, antropometrik özellik, motor yeterlilik, mücadele sporcuları.
Karpal tünel sendromu olan bireylerde üst ekstremite duyu ve motor fonksiyonların değerlendirilmesi
Bu çalışma, Karpal Tünel Sendromu (KTS) olan bireylerde üst ekstremite duyu ve motor fonksiyonlarının değerlendirilmesi amacıyla yapıldı. Araştırmanın evrenini Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümüne KTS tanısı ile başvuran 132 birey oluşturdu. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formunda yer alan sorulara verilen cevaplardan ve hasta dosyalarından elde edilerek toplandı. Kol, Omuz ve El Sorunları Hızlı Anketi (Q-DASH); üst ekstremitenin fonksiyonel problemlerini, Tinnel ve Phalen Testi; KTS'nin değerlendirilmesi, İki Nokta Diskiriminasyon Testi; statik ve dinamik duyu, Normal Eklem Hareket Açıklığının (NEH) Değerlendirilmesi; eklem hareket açıklığının, Görsel Analog Skalası (GAS); sayısal olarak ölçülemeyen bazı değerleri, Tahta Kutu ve Blok Testi (TKBT); el becerisi, ağrı eşiği ise Ağrı Eşiği ve Tolerans Ölçümü ile değerlendirildi. Verilerin istatiksel analizinde IBM SPSS Statistics 23 paket programı kullanıldı. Yapılan analizler sonucunda TKBT el puanı; KTS olan tarafta ve KTS olmayan tarafa göre anlamlı düzeyde daha düşüktü (p<0,01). Bireylerin Q-DASH puanı KTS olan tarafta, KTS olmayan tarafa göre anlamlı düzeyde farklılık (p<0,01) gösterdiği tespit edildi. Bireylerin yapılan analizler sonucunda GAS değerleri, KTS olan tarafta, KTS olmayan tarafa göre anlamlı şekilde daha düşüktü (p<0,01). KTS tanılı bireylerin Ağrı Eşiği ve Tolerans Ölçümü sonuçları anlamlı şekilde daha düşüktü (p<0,01). Sonuç olarak KTS'li bireylerin, KTS olan üst ekstremitesinin, duyu ve motor fonksiyonlarının KTS olmayan üst ekstremitesine oranla anlamlı şekilde daha kötü olduğu tespit edildi. Dolayısıyla, KTS'li bireylerin rutin değerlendirmelerinde, motor fonksiyonlar kadar duyusal fonksiyonların da değerlendirmelerde yer alması gerekmektedir.
Deneysel parkinson hastalığı modelinde obezitenin motor becerilere etkisi ve beyin tirozin hidroksilaz düzeyi, dopaminerjik reseptörler ve leptin reseptörleri ile ilişkisinin incelenmesi
Bir halk sağlığı sorunu haline gelen vücut ağırlığındaki aşırı artış çok sayıda hastalıkla ilişkilendirilmektedir. Öte yandan yaşam süresinin uzaması nörodejeneratif hastalıkların görülme sıklığını da artırmaktadır. Vücudun hareketle ilgili mekanizmalarını etkileyen ve ilerleyen yaşla beraber artan nörodejeneratif Parkinson hastalığının (PH) obezite ile ilişkisi tam olarak bilinmemektedir. Bu çalışmada, yüksek yağlı diyet ile beslenen hayvanlarda gelişen vücut ağırlığı artışı ile PH'nın klinik semptomları arasındaki ilişkiyi motor fonksiyon testleri ile birlikte beyin kesitlerinde tirozin hidroksilaz, D1, D2 reseptörleri ve leptin reseptör düzeyleri açısından incelemeyi amaçladık. Erişkin erkek Sprague Dawley sıçanlar 8 hafta % 30 yağ içeren yüksek yağlı (YYD, n=15) veya standart yem (STD, n=15) ile beslendi. Hedef vücut ağırlığına ulaşıldıktan sonra stereotaksik olarak 6-hidroksidopamin ile PH modeli oluşturuldu. PH modeli oluşturulmadan ve stereotaksiden 21 gün sonra motor testler gerçekleştirildi. Ayrıca 21. günde dopaminerjik bir agonist olan apomorfin ile deney hayvanlarında PH modelinin gelişimi belirlendi. Sakrifiye edilen hayvanlardan alınan beyin dokularında immünfloresan (IF) boyama ile tirozin hidroksilaz, leptin reseptörü, D1 ve D2 dopamin reseptörleri değerlendirildi. YYD grubundaki hayvanlar stereotaksi uygulaması öncesinde STD grubuna göre daha düşük motor skorlara sahipti. YYD ile STD grupları arasında bu fark stereotaksi uygulaması sonrasında ortadan kalktı. IF boyama yöntemi ile belirlenen, tirozin hidroksilaz miktarı YYD grubunda STD grubuna göre sağlam ve denerve hemisferlerde daha düşük yoğunluktaydı. D1 reseptörü de YYD grubunda hem sağlam hem de denerve hemisferlerde daha düşük yoğunluktaydı. D2 reseptörünün STD grubunda denerve hemisferde sağlam hemisfere göre daha yüksek boyama yoğunluğunda olduğu belirlendi. Leptin reseptörü ise YYD grubunda STD grubuna göre her iki hemisferde de daha yüksek yoğunlukta tespit edildi. Sonuç olarak YYD ile beslenen hayvanlarda gelişen vücut ağırlığı artışı ile PH'nin klinik semptomları arasındaki ilişkinin, dopamin reseptörleri ile birlikte leptin reseptör düzeylerinden de etkilendiği gösterilmiştir. İlgili hücre içi sinyal yolaklarının ve diğer adipokinlerin etkileşimlerinin incelenmesi obezite ve PH arasındaki olası bağlantıların aydınlatılmasına olanak sağlayacaktır.
Parkinson hastalığı sıçan modelinde motor aktivite ve inflamatuvar sürecin epigallokateşin gallat ile modülasyonu
Santral sinir sisteminin yaygın görülen dejeneratif bir hastalığı olan Parkinson hastalığı (PH)'nın günümüzde kesin bir tedavisi olmadığı gibi kullanılan ilaçlar hastalığın ilerlemesini veya nöronal dejenerasyonu da engelleyemedikleri için PH gelişimini ve/veya ilerlemesini durdurabilecek stratejilerin araştırılması kritiktir. Çay, dünyada sudan sonra en çok tüketilen içeceklerden birisi olup özellikle içerdiği kateşinlerin PH modelinde proinflamatuar sitokinleri azalttığı ve periferal bağışıklığı düzenlediği gösterilmiştir. Bu çalışmada, 6-hidroksidopamin (6-OHDA) ile oluşturulan PH modelinde kateşin türevlerinden birisi olan epigallokateşin gallatın (EGCG) hastalık modeli oluşmadan ve oluşturulduktan sonra hastalığın gelişimine ve meydana gelen inflamatuvar cevaba etkisini incelemeyi, ayrıca oluşan nöroinflamasyonda kompleman sistemin katkısını ve EGCG'ın bu sistem üzerindeki olası etkisini araştırmayı amaçladık. 6-OHDA kullanılarak PH modeli oluşturulan hayvanlar, cerrahi öncesi 5 gün 25 mg/kg EGCG p.o verilen PreKş (n=10), cerrahi sonrası 4 gün 25 mg/kg ve sonraki 10 gün 10 mg/kg EGCG p.o. verilen PostKş (n=11) ve tedavi almayan P (n=8) gruplarına ayrıldı. PH modeli oluşturulmayan hayvanlar yalancı-ameliyat ve çözücü alan K (n=9) ve PostKş grubu ile aynı dozda kateşin tedavisi uygulanan Kş (n=10) gruplarına yerleştirildi. Cerrahi işlemden önce ve 14 gün sonra motor testler yapıldı. Motor skorlar ve apomorfin testi ile PH gelişimi belirlendi. Protokol sonunda sakrifiye edilen hayvanlardan alınan kan örneklerinde lökosit, nötrofil ve lenfosit sayımı, serum IL1-B ve TNF a ölçümleri yapıldı. Beyin dokularında kompleman sistemin bileşenlerinden C3, CR3 ve MAC proteinlerinin miktarları çalışıldı Beyin dokularından alınan kesitler immunohistokimya yöntemi ile tirozin hidroksilaz için boyandı. P grubundaki hayvanlarda dopaminerjik nöronların sayısı azaldı, EGCG tedavisi alanlarda azalma daha azdı. Motor testlerin değerlendirmelerine göre P grubunda motor aktivite, rotarod çubuğu üzerinde kalma süresi ve yatay çubuk testi parametreleri azalmıştı (p<0,05). EGCG tedavisi alan hayvanlar PH modeli oluşturulmayan gruplardan farklı iken, P grubuna göre iyileşme gösterdi (p<0,05). PMN/lenfosit oranlarında P grubunda görülen artış EGCG tedavisi sonrasında azaldı (p<0,05). PreKş ve PostKş gruplarında IL1-B ve TNF a seviyeleri P grubuna göre düşüktü (p<0,05). Sonuç olarak çalışmamızda kateşin pre- veya postflaktik olarak uygulandığında PH'nin motor belirtilerini azalttığı, periferik inflamasyonu hafiflettiği ve nörodejenerasyonu azalttığı gösterilmiştir. Kateşinlerin potansiyel etkileri ve mekanizmalarının incelenmesi özellikle PH'nin ilerlemesini engelleyecek bir yaklaşımın oluşmasını sağlayabilir.
Diplejik serebral palsili çocuklarda telerehabilitasyon ile uygulanan ince motor beceri eğitiminin yazı yazma ve el becerilerine etkisi
Serebral palsili çocuklarda objeleri manipüle etme becerisindeki kısıtlılık, günlük yaşam aktivitelerinde ve katılımdaki kısıtlılığın en önemli belirleyicilerinden biridir. İnce motor beceri değerlendirme ve müdahalesi, pediatrik ergoterapi uygulamalarının başlıca komponentlerinden biridir. Amerikan Ergoterapi Derneği, sağlık mesleği uygulayıcıları için telerehabilitasyon teknolojilerinin kullanımını kabul edilebilir bir hizmet sağlama yöntemi olarak tanımaktadır. Çalışmanın amacı, diplejik serebral palsili çocukların yazı yazma performanslarında, günlük yaşam aktivitelerinde, ince motor ve el becerilerinde yaşadıkları sorunları belirlemek; uygulanan ergoterapi müdahalesinin çocukların bu alanlarda performansları üzerine etkisini göstermektir. Çalışmaya 7-12 yaş arası, diplejik serebral palsi tanısı olan, El Becerileri Sınıflandırma Sistemi'nde I-III arası seviyede olan, videolu görüşme için gerekli altyapıya sahip 40 çocuk dahil edilmiştir .Çalışmaya onam vermeyen veya ek bir nörolojik/psikiyatrik tanısı olan çocuklar çalışmaya dahil edilmemiştir.Çalışmaya, Biruni Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü duyu bütünleme ünitesinden hizmet alan çocuklar dahil edilmiştir. Çalışmaya alınacak çocuklar randomizasyon ile müdahale (n:20) ve kontrol (n:20) grubu olarak ikiye ayrılmıştır. Her iki gruptaki çocuklara müdahale hedeflerine yönelik ergoterapi ev programı verilmiştir. Ek olarak, müdahale grubundaki çocuklara haftada 3 gün, günde 45 dakika toplam 8 hafta telerehabilitasyon ile ince motor beceri eğitimi verilmiştir. Değerlendirmede ilk aşamada ebeveynden çocuğun demografik bilgileri alınmış, ebeveyn ile Çocuk El Beceri Anketi doldurulmuştur.İkinci aşamada çocukla videolu görüşme üzerinden Kanada Aktivite Performans Ölçeği, Çocuk El Beceri Değerlendirmesi, Minnesota Yazı Yazma Testi, Shriners Hastanesi Üst Ekstremite Değerlendirmesi ve Bruininks-Oseretsky Motor yeterlik testi 2- Kısa Form değerlendirmeleri uygulanmıştır. Her iki grup için de sekizinci haftanın sonunda değerlendirmeler tekrarlanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Değişkenler gruplarda ortalama +/- standart sapma olarak belirtilmiş, nominal değişkenler yüzde değeri ile ifade edilmiştir. İkinci değerlendirme sonunda grup içi ve gruplar arası veriler karşılaştırılmıştır. Tüm testlerde p değeri <0.05 alınmıştır. Çalışmamızda, değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilk testi ile belirlenmiştir. Parametrik değişkenlerde grup içi analizler için "paired samples t-test", gruplar arası analizler için "independent samples t-test" kullanılmıştır. Non-parametrik değişkenlerde ise, grup içi analizler için Wilcoxon işaretli sıralar testi, gruplar arası analizler için Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, müdahale grubunda ilk değerlendirmelere göre KAPÖ performans puanında, Minnessota El Yazısı Testi ölçü ve aralık puanlarında, Çocuk El Beceri Değerlendirmesi puanlarında, Shriners Hastanesi Üst Ekstremite Değerlendirmesi Spontan Fonksiyonel Analiz ve Dinamik Pozisyonel Analiz puanlarında ve ve Bruininks-Oseretsky Motor yeterlik testi 2- Kısa Form "Dominant el ile çember içine nokta koyma" puanlarında istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür(p<.0.05). Kontrol grubunda yalnızca KAPÖ performans puanında iyileşme görülmüştür (p<.0.05). Sonuç olarak, bilateral serebral palsili çocuklarda telerehabilitasyon, yazı yazma performansını, ince motor becerileri, okupasyonel performansı ve el becerilerini iyileştirmede etkili bir yöntemdir. Telerehabilitasyon programlarının etkinliğini inceleyen daha geniş ölçekli çalışmalar yapılmalıdır.
Okul öncesi dönem serebral palsili çocuklarda motor fonksiyonun geliştirilmesine yönelik "telerehabilitasyon temelli yapılandırılmış ev programı uygulamalarının" fonksiyonel durum, aktivite ve katılıma olan etkilerinin incelenmesi
Bu çalışma rutin fizyoterapi ve rehabilitasyon hizmeti alan, okul öncesi dönem Serebral Palsi (SP)'li çocuklarda rutin fizyoterapi ve rehabilitasyon hizmetine ek olarak telerehabilitasyon temelli yapılandırılmış ev programı (TT-YEP) uygulamalarına dahil edilen çocuklar üzerinde gerçekleştirildi. Her iki grupta fonksiyonel durum, aktivite ve katılım oranlarının İşlevsellik, Yeti yitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması (ICF-CY) kapsamında karşılaştırması yapıldı. Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemine (KMFSS) göre fonksiyonel seviyeleri I-V arasında değişen okul öncesi yaş grubunda, ortalama yaş 4,66 yıl [SD 1,08 yıl] olan 43 SP'li çalışma ve kontrol gruplarından birine rasgele dağıtıldı. Aktivite seviyeleri (Kaba Motor Fonksiyon Ölçütü, Üst Ekstremite Kalitesi Becerileri Testi, Segmental Assessment of Trunk Control Test, Üst Ekstremite Becerileri Değerlendirme Ölçeği [ABILHAND-KIDS], Yürüme Becerileri Değerlendirme Ölçeği [ABILOCO KIDS], Goal Attainment Scale (GAS]) kullanılarak, katılım durumları ise (Yaşam Alışkanlıklar Anketi [LIFE-H], Kanada Aktivite Performans Ölçümü [KAPÖ], Pediatrik Özürlülük Değerlendirme Envanteri-PEDI) ile ölçüldü. Çevresel ve kişisel faktörler (Avrupa Çocuk Çevre Anketi [AÇCA], Serebral Palsili Çocukların Ebeveynlerinin Ev Programına Uyumlarını Değerlendirme Ölçeği [EPUDO], Depresyon Anksiyete Stres Skalası [DASS-21]) kullanılarak tespit edildi. Değerlendirmeler çalışmadan önce, 12 hafta sonra ve 12 haftalık takip döneminin sonunda yapıldı. Rutin fizyoterapi ve rehabilitasyona ek olarak uygulanan TTYEP hem terapiden hemen sonraki dönemde hem de takip döneminden sonra rutin fizyoterapi ve rehabilitasyona göre, aktivite, katılım, çevresel faktörler bakımından daha etkin bulundu. Sonuç olarak fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamalarına ek olarak uygulanan TT-YEP'in okul öncesi dönem SPli çocuklarda aktivite, katılım, çevresel ve kişisel faktörleri iyileştirmek amacıyla kullanılabileceği düşünülmüştür.
Adölesan futbolculara uygulanan motor imgeleme ve hareketin gözlemlenmesi temelli pliometrik eğitimin vastus lateralis ve biseps femoris kas mimarisi üzerindeki etkileri
Alt ekstremite kas-tendon yaralanmaları adölesan futbolcularda en sık görülen yaralanmalardır. Pliometrik eğitim (PE) ile kas fonksiyonunun geliştiği bilinse de nörobilim temelli PE'nin kasın makroskobik yapısı üzerindeki etkileri belirsizdir. Bu araştırmanın primer amacı, motor imgeleme ve hareketin gözlemlenmesi (Mİ+HG) temelli PE'nin vastus lateralis (VL) ve biseps femoris uzun başı (BFub) kaslarının penasyon açısı (PA), kas kalınlığı (KK) ve lif uzunluğu (LU) üzerindeki etkilerini incelemekti. İkincil amaç, eğitimin tek adım sıçrama performansı üzerindeki etkilerini değerlendirmekti. Otuz altı sağlıklı adölesan futbolcu (yaş: 13,91±1,05 yıl; boy uzunluğu: 162,22±10,20 cm; vücut ağırlığı: 52,09±8,33 kg) rastgele PE (n=17) ya da kontrol (n=19) grubuna atandı. Her iki gruptaki sporcular rutin antrenman programlarına devam etti. PE grubundaki sporcular ayrıca 8 hafta süresince, haftada 3 seans eğitim aldı. Eğitim 10 farklı egzersizden ve toplamda 3480 sıçrama aktivitesinden oluştu. Sporcular hazırlanan videoları izledi ve sıçradıklarını düşündü. Kas görüntüleri Soundcam mobil ultrason probu kullanılarak alındı ve daha sonra MicroDicom (V 2022.2 Bulgaristan) yazılımıyla analiz edildi. Her iki taraf sıçrama performansını değerlendirmek için tek adım sıçrama testi kullanıldı. Çıktılar başlangıçta, 4, 8 ve 12. haftalarda değerlendirildi. Kontrol grubundaki sporcuların kas mimarisi parametrelerinde sekiz hafta boyunca anlamlı değişiklik yoktu (p>0.05). VL PA eğitim grubunda dominant (ortalama fark =2,40±3,45°; p=0,01) ve nondominant tarafta (ortalama fark=3,32±3,75°; p=0,01) dördüncü haftada daha yüksekti. Benzer olarak, dominant (ortalama fark=0,15±0,19 cm; p=0,03) ve nondominant taraf (ortalama fark=0,24±0,23; p=0.01) VL KK'de anlamlı artış vardı. Dominant taraf BFub KK dışında (ortalama fark=0,21±0,31 cm; p=0,03), VL LU ve diğer BFub kas mimari parametrelerinde her iki tarafta da değişiklik yoktu (p>0,05). Nondominant taraf VL KK ile dominant taraf BFub KK'deki artışlar 4. ve 8. haftanın sonunda kontrol grubuna kıyasla eğitim grubunda daha yüksekti (p<0,05). Her iki taraf sıçrama performansı PE grubunda başlangıca kıyasla 4. ve 8. haftalarda önemli ölçüde daha iyiydi (ortalama fark=16.71±11.76 - 22.88±12.19 aralığında; p<0,01). Kontrol grubundaki sporcuların nondominant taraf sıçrama performansı 8. haftanın sonunda önemli miktarda artış gösterdi (ortalama fark=10,12±12,82; p=0,03). Eğitim grubundaki sporcuların kas mimarisi ve sıçrama performası takip süresince anlamlı değişim göstermedi (p>0,05). Bu araştırma, Mİ+HG temelli PE'nin kas mimarisini geliştirdiğine yönelik ilk kanıtları sunar. Gelecek araştırmaların yaralanmaya sahip sporcularda ve nörogörüntüleme araçları kullanılarak yürütülmesi önerilmektedir.
Prematüre bebeklerin erken spontan motor hareketlerinin detaylı analizi ve nörogelişimsel sonuçlarının değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı; (i) gestasyonel doğum haftalarına göre ayrılan prematüre bebekler ile nörotipik term yaşıtlarının General Movements (GMs) değerlendirmesi kapsamında ayrıntılı motor repertuarlarının detaylı analizini yaparak grupların motor repertuar gelişimlerini longitudinal olarak karşılaştırmak, (ii) bebeklerin preterm/term dönem ve düzeltilmiş 3-5 ay aydaki ayrıntılı motor repertuarları ile düzeltilmiş 1 yaşındaki nörogelişimsel sonuçları arasındaki ilişkiyi incelemek ve (iii) gestasyonel haftalarına göre ayrılan bebeklerin düzeltilmiş 1 yaşındaki nörogelişimsel sonuçlarını karşılaştırmaktır. Çalışmaya dahil edilen 132 bebek gestasyonel haftalarına göre aşırı-erken prematüre (<32 hafta; n=38), orta-geç prematüre (32-36 hafta; n=51) ve term (37-41 hafta, n=43) olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Prematüre bebeklere preterm/term dönem (35-41 hafta), postterm dönem (42-45 hafta) ve fidgety dönemde (49-60 hafta), term bebeklere de postterm dönem (42-45 hafta) ve fidgety dönemde (49-60 hafta), GMs kapsamında ayrıntılı motor repertuar değerlendirmesi uygulandı. Erken motor repertuar değerlendirmesi için General Movements Optimalite Skoru (GMOS) ve Motor Optimalite Skor formu–Revize (MOS-R) kullanıldı. Ayrıca tüm bebeklere düzeltilmiş 1 yaşında Hammersmith Infant Neurological Examination (HINE) ve Bayley Bebek ve Çocuk Gelişimi Ölçeği–III (Bayley-III) uygulandı. Preterm/term dönemde aşırı-erken prematüre bebekler ile orta-geç prematüre bebeklerin ayrıntılı GMs değerlendirmesi sonucunda elde edilen GMOS ve alt bölüm skorları arasında fark bulunmadı (p>0,05). Postterm dönemde term bebeklerin GMOS skoru aşırı-erken prematüre bebeklerden yüksekti (p<0,001). Prematüre bebeklerin GMOS ve MOS-R yüzdelik dilimlerinin preterm/term dönemden fidgety döneme doğru zaman içerisinde arttığı, bu gelişmenin de da orta-geç prematüre bebeklerde daha fazla olduğu bulundu (p=0,016). Term bebeklerin de GMOS ve MOS-R yüzdelik dilimleri zaman içerisinde gelişmiş olup, üç grup arasında motor repertuarın artış oranı açısından fark bulundu (p<0,001). Prematüre bebek grupları ile term bebekler arasında düzeltilmiş 1 yaşında HINE skorları (p<0,001) ve Bayley-III'ün bilişsel (p<0,001), dil (p=0,001) ve motor (p<0,001) bölümleri açısından gruplar arasında fark vardı, aşırı-erken prematüre bebeklerin hem HINE hem de Bayley-III skorları diğer iki gruptan düşük bulundu. Aşırı-erken prematüre grupta hem preterm/term hem de postterm dönemde (boyun ve gövde skoru hariç) GMOS ile HINE skorları arasında anlamlı korelasyon bulundu. Benzer şekilde aşırı-erken prematüre bebeklerde hem preterm hem de postterm dönemde (boyun ve gövde skoru hariç) GMOS ile Bayley-III'ün tüm bölümleri arasında korelasyon vardı. Sonuç olarak; term bebeklerin motor performansları hem postterm hem de fidgety dönemde aşırı-erken prematüre bebeklerden daha iyiydi. Hem prematüre hem de term bebeklerin zaman içerisindeki erken motor repertuar performansları progresif olarak gelişti ve orta-geç prematüre bebeklerde aşırı-erken prematüre bebeklerden fazla gelişme bulunmuştur. Prematüre bebeklerde anormal GMs çizelgelerinin (PR-PR, CS-CS) ileri dönem nörogelişimsel problemlerin belirleyicisi olabileceği ve bu paternler tespit edilir edilmez en erken dönemde bebeklerin gerekli erken müdahale programına yönlendirilmesi önerilmektedir.
9-14 yaş kız çocuklarında motor yeterlik ve algılanan yeterliğin biyolojik olgunlaşma durumlarına göre incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, 9-14 yaş kızlarda motor yeterlik ve algılanan yeterliğin biyolojik olgunlaşma, spor yapma deneyimi, beden kütle indeksi (BKİ) ve kronolojik yaşa göre incelenmesidir. Araştırmaya 909 (yaşort=11.76, Ss=1.66yıl) kız katılmıştır. Motor yeterlik "Çocuk Beden Koordinasyon Testi (KTK)" ile, algılanan yeterlik 9-11 yaşta "Çocuklukta Algılanan Motor Yeterlik Anketi", 12-14 yaşta ise "Fiziksel Benlik Algısı Envanteri-Çok Kısa Formu" ile değerlendirilmiştir. Biyolojik olgunlaşma, Mirwald'ın zirve boy hızı (ZBH) formülü ile belirlenmiştir. Çok Değişkenli Varyans Analizi (MANOVA) sonucunda motor yeterlikte ZBH durumu ve biyolojik olgunlaşma etkileşimi anlamlı bulunmuştur (p<0.01). Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve ikili karşılaştırmalara göre; erken olgunlaşan kızlar daha düşük motor yeterlik göstermiştir (p<0.05). Motor yeterlikte ZBH durumu ve spor yapma deneyimi etkileşimi de anlamlı bulunmuş ve spor yapmayanlar yapanlardan daha düşük motor yeterlik göstermiştir (p<0.05).9-11 yaşta biyolojik olgunlaşmaya göre algılanan nesne kontrolde geç olgunlaşan kızlar daha düşük puan almıştır (p<0.01). 9-11 ve 12-14 yaşta algılanan yeterlik puanları spor yapmayan kızların yapanlardan düşüktür (p<0.01). Ki-kare testi sonucu geç olgunlaşan kızlar kendilerini düşük, erken olgunlaşan kızlar ise abartılı algılamaya eğilimli bulunmuştur (p<0.05). Düşük algılayan grupta BKİ değerleri; abartılı algılayan grupta kronolojik yaş diğer algılanan motor yeterlik profillerinden daha düşük bulunmuştur (p<0.05). Biyolojik olgunlaşmanın 9-14 yaş grubunda motor yeterlik ve 9-11 yaş grubunda algılanan yeterlik puanlarında; spor yapma deneyiminin motor yeterlik ve algılanan yeterlik puanlarında etkili olduğu; BKİ düşük ve geç olgunlaşan kızların kendilerini düşük, yaşça büyük ve erken olgunlaşan kızların ise abartılı algıladığı saptanmıştır.
Serebral palsili çocuklarda üst ekstremitelerin günlük aktivitelere ve sosyal rollere katılımını etkileyen faktörlerin çok yönlü araştırılması
Serebral Palsili (SP) çocuklarda güncel fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımlarında temel hedeflerden en önemlisi aktivite ve katılım seviyesinin arttırılması olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmanın amacı, SP'li çocuklarda üst ekstremitedeki vücut yapı ve fonksiyon problemlerini belirleyerek, bu problemlerden aktivite ve katılım düzeyini en çok etkileyen problemleri ICF perspektifinden kişisel ve çevresel faktörleri de göz önünde bulundurarak çok yönlü araştırmaktı. Çalışmaya yaşları 6-18 yıl arasında değişen 67 spastik SP'li çocuk ve ebeveynleri dahil edildi. Üst ekstremitenin aktivite seviyesi ve katılımı üzerinde etkili olabileceğini düşündüğümüz vücut yapı ve fonksiyon özelliklerinden selektif motor kontrol Üst Ekstremite Selektif Kontrol Skalası ile, gövde kontrolü Gövde Kontrol Ölçüm Skalası ile, spastisite Modifiye Ashworth Skalası ile, kavrama kuvveti el dinamometresi ile, stereognozis duyusu farklı nesnelerin dokunsal tanınması ile, propriosepsiyon duyusu hareket ve pozisyon hissi ile değerlendirildi. Aktivite seviyesi ABILHAND-Kids ile, katılım düzeyi ise Yaşam Alışkanlıkları Değerlendirmesi anketi ile değerlendirildi. Çevresel faktörlerin değerlendirilmesi için ise Avrupa Çocuk Çevre Anketi ve kişisel faktörlerin değerlendirilmesi için SPARCLE-bilişsel değerlendirme formu kullanıldı. Aktivite ve katılımı en çok etkileyen vücut yapı ve fonksiyon özelliklerinin, çevresel faktörlerin ve çocuğa ait bilişsel problemlerin etki büyüklüklerinin belirlenebilmesi için üç farklı istatistiksel model oluşturuldu. Oluşturulan modellerin sonuçlarına göre aktivite seviyesi üzerine etki eden en önemli parametreler sırasıyla; selektif motor kontrol, kavrama kuvveti ve çevresel faktörlerdi (p<0,001, R2= %60,4). Katılım düzeyi üzerine etki eden en önemli parametreler ise gövde kontrolü, selektif motor kontrol, çevresel faktörler ve bilişsel düzeydi (p<0,001, R2= %76,7, R2= %60,6). Çalışmamızın sonucuna göre SP'li çocuklarda aktivite ve katılım düzeylerinin arttırılması ve böylece çocukların günlük yaşam içerisinde bağımsızlıklarının sağlanabilmesi amacıyla üst ekstremitelerine yönelik uygulanacak fizyoterapi ve rehabilitasyon müdahalelerinde selektif motor kontrolü, gövde kontrolünü ve kavrama kuvvetini geliştirmeye yönelik fizyoterapi ve rehabilitasyon programlarına yer verilmesi büyük önem taşımaktadır. Elde edilen sonuçlara göre aktivite ve katılım düzeyinin arttırılmasında çevresel faktörlerin ve çocuğun bilişsel durumunun da çok önemli olduğu görüldü. SP'li çocuklarda fizyoterapi ve rehabilitasyon stratejileri planlanırken çevresel faktörlerin ve çocuğun bilişsel durumunun da göz önünde bulundurulmasının ve rehberlik edilmesinin yararlı olacağı görüşündeyiz. Gelecek çalışmalarda SP'li çocuklarda aktivite ve katılım üzerinde etkisi olan üst ekstremitenin çok boyutlu problemlerini dikkate alarak tasarlanacak fizyoterapi ve rehabilitasyon programlarına ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz.
Az gören çocuklarda el yazısı kinematiğine ve kalem tutma pozisyonuna etki eden faktörlerin incelenerek tipik gelişim gösteren yaşıtları ile karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı, az gören çocuklarda el yazısıyla ilişkili ince motor beceri, somatoduyusal algı, görsel motor organizasyon, el yazısı kinematiği ve kalem tutma pozisyonlarını inceleyerek tipik gelişim gösteren yaşıtları ile karşılaştırmaktır. Çalışmaya 7-12 yaş aralığında 18 az gören ve 18 tipik gelişim gösteren çocuk alınmıştır. Kognitif faktörlerin değerlendirilmesinde Dinamik Ergoterapi Kognitif Değerlendirmesi-Çocuk test bataryasının "Görsel Motor Yapılandırma" testi, duyusal faktör için Ayres Güney Kaliforniya Duyu Bütünlüğü Testleri'nin "Somatoduyusal Algı" testi, motor yeterliliğin değerlendirilmesi için Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlilik Testi 2. Versiyonu Kısa Formu'nun "İnce Motor Keskinlik" ve "İnce Motor İntegrasyon" testleri, 9 Delikli Peg Testi ve Jamar Hidrolik El Dinamometresi ve Pinchmetre kullanıldı. El yazısı kinematik analizi grafik tablet ile kaydedilerek MovAlyzeR yazılımıyla analiz edildi. Kalem tutma pozisyonunun değerlendirilmesinde Schneck tarafından geliştirilen kavrama pozisyonları kullanıldı. Çalışmanın sonucunda kognitif, duyusal faktörler ve motor yeterliliğin belirli parametreleri için tipik gelişim gösteren çocukların lehine anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Yazının kinematik analizi sonuçları için; yazı yazmaya başlangıç zamanları, her bir segmenti tamamlama süreleri, harflerin horizontal ve segment boyutları, normalize edilmiş ivmesel değişim ortalamalarının tipik gelişim gösteren çocukların lehine anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). Kalem tutma pozisyonları için iki grup arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır (x²=0,725, p>0,05). Çalışma sonucunda elde ettiğimiz bilgiler, yetersiz görsel uyaran nedeniyle az gören çocukların kognitif, duyu ve motor becerileri ve el yazısı kinematiklerinin tipik gelişim gösteren yaşıtlarından farklı olduğunu göstermektedir. Çalışmamızda elde ettiğimiz bulguların, az gören çocuklar ile çalışacak fizyoterapistlere yol gösterici olacağını düşünüyoruz.
5-7 yaş grubundan oluşan 1. sınıftaki öğrencilerin sosyal becerilerinin değerlendirilmesi
Sosyal beceriler bir amaca yönelik davranışlardır. Çocuğun sosyal yönden gelişmesi onun yetişkinlik yıllarındaki sosyal yaşantısını da etkiler. Sosyal yeterlik yetişkinlik döneminde en fazla ihtiyaç duyulan olgulardandır. Sosyal becerileri yeterince gelişmemiş olan kişi, toplumda birlikte yaşadığı diğer insanlarla sağlıklı bir iletişim kuramaz. Sosyal becerinin eksikliği, çocuklar ve ergenler için önemli bir engel olarak kabul edilmektedir. Özellikle 48?60 ay arası çocukların gelişiminde bu faktör ortaya çıkar. Çocukların ve ergenlerin sosyal beceri zorlukları, sosyal kaçınma, depresyona bağlı düşük motivasyon gibi faktörlerin birleşmesiyle ortaya çıkmaktadır. Kendine güvenen ve rahat çocuklar endişeli çocuklara göre daha popülerdirler. Yetersiz sosyal ve duygusal gelişime ve işleve sahip olanlar ile düşük sosyal beceriye sahip çocuk ve ergenler bu durumlarını yetişkinlikte de sürdürmektedirler. Anahtar Kelimeler: 1-Sosyal Yeterlik 2-Sosyal Beceri 3–48–60 Ay Arası Çocuklar 4-Duygusal GeliĢme 5-Sosyal Kaçınma
Geriatrik bireylerde motor-motor ve motor-kognitif çift görev egzersizlerinin düşme üzerine etkisi
Çalışmamızın amacı; geriatrik bireylerde hem motor-motor hem de motor-kognitif çift görev egzersizlerinin düşme üzerine etkinliğini belirlemektir. 60 yaş üzeri, gönüllü 50 geriatrik birey çalışmaya dahil edildi. Değerlendirmeler tedavi öncesi ve sonrası uygulandı. Grup 1'e motor-kognitif çift görev egzersizleri, Grup 2'ye motor-motor çift görev egzersizleri uygulandı. Değerlendirmelerde Uluslararası Düşme Etkinlik Ölçeği (UDEÖ), Berg Denge Ölçeği (BDÖ), Zamanlı Ayağa Kalk Yürü Testi (ZAKY), Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (FBÖ) kullanıldı. Antigravite kas gücü ölçümü hand-held dinamometre ile, plantar duyu ölçümü monofilament (SWMT) ve diskriminatör ile yapıldı. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalamaları 67,72±7,33 idi. Her iki grupta da tedavi öncesi ile sonrası karşılaştırıldığında Berg Denge Ölçeği üzerinde olumlu gelişme gözlendi (p<0,05); ancak gruplar arası anlamlı bir fark bulunmadı (p=0.07). Hem grup içinde hem de gruplar arasında Uluslar arası Düşme Etkinlik Ölçeği ve Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği üzerinde anlamlı bir fark bulunmadı (p>0.05). Zamanlı Ayağa Kalk Yürü Testi'nde gruplar arası fark motor-kognitif grup lehine istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Kas gücü, plantar duyu ve iki nokta diskriminasyon değerlerinde gruplar arası istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Çalışmamızda, geriatrik bireylerde her iki çift görev egzersizlerinin de düşme üzerine olumlu etkileri bulunmuştur; ancak motor-kognitif çift görev egzersizlerinin zamanlı ayağa kalk ve yürü testine olan olumlu etkisi nedeniyle, geriatrik bireylerde bu egzersizlere öncelik verilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Çift görev, düşme, geriatri, zamanlı kalk ve yürü testi, kognitif.
O-3 yaş arası motor gelişim geriliği olan hipotonik çocuklarda Jeremy Krauss yaklaşımının ve konvansiyonel fizyoterapi uygulamalarının postüral kontrol ve denge üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı 0-3 yaş arası motor gelişim geriliği olan hipotonik çocuklarda Jeremy Krauss Yaklaşımı'nın ve Konvansiyonel Fizyoterapi uygulamalarının postüral kontrol ve denge üzerine olan etkilerinin araştırılmasıdır. Bu çalışmaya 0-3 yaş arası motor gelişim geriliği olan 30 hipotonik çocuk dahil edildi. Katılımcılar Smile Hands For Kids Merkezi'nde (tedavi edildi.) toplandı. Çocuklar randomize şekilde iki gruba ayrıldı; Jeremy Krauss Yaklaşımı grubu (n=15), Konvansiyonel Fizyoterapi grubu (n=15). Her iki grup katılımcıları 3 ay boyunca haftanın 3 günü 45 dakika fizyoterapi seansı aldı. Jeremy Krauss Yaklaşımı grubuna Jeremy Krauss Yaklaşımı, Konvansiyonel Fizyoterapi grubuna eklem hareket açıklığı, germe, kuvvetlendirme egzersizleri ve nörofizyolojik yaklaşımlar uygulandı. Çocuklar tedavi öncesinde, tedavinin 1.ayında, 2.ayında ve 3.ayında değerlendirildi. Değerlendirme ölçütü olarak Kaba Motor Fonksiyon Ölçütü (KMFÖ-88), Bayley III (Sosyal-Duygusal ve Uyumsal Davranış Ölçeği) ve Denge Testleri (SPCM, GKÖS, PDS) kullanıldı. Her iki grup katılımcılarının Kaba Motor Fonksiyon Ölçütü (KMFÖ-88), Bayley III Gelişim Testi (Sosyal-Duygusal ve Uyumsal Davranış Ölçeği) ve Denge Testleri (SPCM, GKÖS, PDS) (tedavi öncesine göre) tedavinin 1. ay, 2. ay ve 3. ay değerlendirme sonuçlarında istatistiksel anlamlı iyileşme saptandı (p<0,01). Her iki grubun tedavi öncesi, tedavinin 1. ay, 2.ay, 3. ay sonuçları karşılaştırıldığında Jeremy Krauss Yaklaşımı, Konvansiyonel Fizyoterapi uygulamalarına göre PDS 1. ay hariç tüm değerlendirme parametrelerinde istatistiksel olarak üstündü (p<0,01). Bu çalışmanın sonucuna göre, Jeremy Krauss Yaklaşımı ve Konvansiyonel Fizyoterapi uygulamaları, 0-3 yaş arası motor gelişim geriliği olan hipotonik çocuklarda postüral kontrol ve dengenin geliştirilmesinde etkilidir. Anahtar Kelimeler: Hipotoni, Postüral Kontrol, Denge, Jeremy Krauss Yaklaşımı, Konvansiyonel Fizyoterapi
8 haftalık pilates egzersizlerinin fonksiyonel hareket tarama skorlarına ve bazı motor parametrelere olan etkisinin incelenmesi
Bu çalışma 8 haftalık reformer pilates egzersizlerinin 30-40 yaş arası sedanter kadınlarda fonksiyonel hareket tarama skorlarına ve bazı motor paramatrelerine olan etkilerinin incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Bu çalışmada; 30-40 yaşları arasında 30 sağlıklı kadın rastgele yöntemle, araştırma grubunu (n:15; yaş ortalamaları 35,13 ± 3,11 yıl, boy ortalamaları 165,60 ± 5,03 cm, kütle ortalamaları 58,26 ± 6,81 kg) ve kontrol grubunu (n:15; yaş ortalamaları 34,46 ± 2,94 yıl, boy ortalamaları 166,73 ± 4,31 cm, kütle ortalamaları 60,26 ± 7,04 kg) oluşturmuştur. Araştırma grubu haftada 3 gün, 60 dk olmak üzere toplam 8 hafta boyunca reformer pilates antrenmanlarına katılırken, kontrol grubu bu süre içerisinde herhangi bir egzersiz programına dahil olmamıştır. Katılımcılara çalışmadan 3 gün önce ve 3 gün sonra aynı ortam ve koşullar sağlanarak günün aynı saat dilimleri arasında Fonksiyonel Hareket Tarama (FMS) testi, otur uzan testi, squat sıçrama testi ve yıldız biçimli ani değişim denge testi uygulanmıştır. Verilerin analizi için SPSS (Versiyon 21.0) paket programı kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde karışık ölçümler için çift yönlü varyans analizi 2X2 ANOVA (Two-way ANOVA) kullanılmıştır. Çalışma sonunda araştırma grubu ile kontrol grubunun toplam FMS puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak fark olduğu (p<0,05) belirlenmiştir. Araştırma grubu ile kontrol grubunun esneklik düzeyleri sonuçlarında istatistiksel olarak fark olduğu (p<0,05) tespit edilmiştir. Aynı zamanda, araştırma grubunun kontrol grubuna göre patlayıcı kuvvet testi karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklılık (p<0,05) olduğu tespit edilmiştir. Yıldız biçimli ani değişim denge testi ortalama sonuçlarına göre araştırma grubu ile kontrol grubu arasında 16 farklı yönde istatistiksel olarak farklılık olduğu (p<0,05) bulunmuştur. Sonuç olarak; 8 haftalık reformer pilates egzersizlerinin 30-40 yaş arası sedanter kadınlarda fonksiyonel hareket tarama skorlarına ve bazı motor paramatrelerine olan etkilerinin olumlu etkileri olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle, reformer pilates egzersizlerinin bireylerin fonksiyonel hareket becerilerinde, esneklik, patlayıcı kuvvet ve denge gelişiminde etkili egzersiz yöntemi olduğu söylenebilir.
Obstetrik brakiyal pleksus yaralanması olan çocuklarda motor fonksiyon, denge ve yaşam kalitesi düzeylerinin incelenmesi
Obstetrik brakial pleksus felci (OBPP), brakiyal pleksusu oluşturan sinir yapılarının (C5, C6, C7, C8 ve T1) perinatal dönemde zedelenmesi sonucu oluşan, üst ekstremitede kısmi veya tam flask paralizi ile seyreden ciddi bir klinik tablodur. Hastalık motor fonksiyon kaybı, denge kaybı ve yaşam kalitesinde azalmaya sebep olmaktadır. Bu doğrultuda çalışmamızda obstetrik brakiyal pleksus yaralanması olan çocuklarda motor fonksiyon, denge ve yaşam kalitesi düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamız İstanbul ilinde bulunan hastane, tıp merkezi ve özel eğitim kurumlarında OBPP tanısı ile takip edilen, dahil edilme ve dışlanma kriterlerine uyan gönüllü 30 katılımcı ile yürütülmüştür. Katılımcılara yıldız denge testi, dokuz delikli peg testi, kutu blok testi, tek ayak üzerinde durma testi, el becerileri sınıflandırma sistemi (EBSS) ve pediatrik yaşam kalitesi formu (PEDSQL) uygulanmıştır. Fonksiyonel değerlendirmeler etkilenen ve etkilenmeyen ekstremiteler için ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Çalışmaya 4-17 yaş arası 20 erkek 10 kadın hasta katılım göstermiştir. Yapılan analiz neticesinde yaşam kalitesi ile el becerileri sınıflandırma değerlendirme sonuçları arasında negatif yönde orta düzey anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir, (r=-0,40, p=0,03). Tüm katılımcıların etkilenen taraf ve etkilenmeyen taraf yıldız denge testi sonuçları karşılaştırıldığında; belirli denge parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir (Etkilenen ve etkilenmeyen Yıldız Denge Testi anterior p<0.01, lateral p<0.04, posterior p<0.01, anteromedial p<0.01). Tüm katılımcıların etkilenen taraf ve etkilenmeyen taraf dokuz delikli peg testi sonuçları karşılaştırıldığında anlamlı fark olduğu (p<0,05) ve aynı zamanda etkilenen ve etkilenmeyen taraf kutu blok testi sonuçları karşılaştırıldığında yine anlamlı fark olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Sonuç olarak örneklemimizi oluşturan OBPP'li çocukların motor fonksiyonlarının azaldığı, dengenin bozulduğu ve günlük yaşam kalitelerinin düşük olduğu belirlenmiş olup statik dengenin el becerisi ve el fonksiyonu ile ilişkili olduğu aynı zamanda yaşam kalitesi düzeyinin ise el becerisinden etkilendiği belirlenmiştir. Dinamik denge değerlendirmesi için yalnızca medial değerlendirme ile el fonksiyonu arasında ilişki belirlenmiş olup, diğer parametreler arasında ilişki bulunamamıştır.
Serebral palsili çocukların motor fonksiyon düzeylerinin, uyku ve yaşam kalitesi düzeylerine etkisinin incelenmesi
Bu çalışma serebral palsili çocuklarda kaba motor fonksiyon düzeyinin uyku kalitesi ve yaşam kalitesi düzeylerine etkilerini araştırmak amacıyla planlandı. Çalışma yaşları 6-15 yıl arasında değişen serebral palsi (SP) tanısı almış ve uyku problemi olan 80 tane çocuk dahil edildi. Değerlendirmeler katılmayı kabul eden çocuklara pediatri odasında yanında ebeveyni bulunurken sadece 1 kez yüz yüze uygulandı. Çocuklar kaba motor fonkiyon ölçütü (KMFÖ), kaba motor fonksiyon sınıflama sistemi (KMFSS), çocuklarda uyku bozuklukları ölçeği (ÇUBÖ), çocuklarda kullanılan yaşam kalitesi ölçeği PedsQl ile değerlendirildi. Yapılan değerlendirme sonucunda KMFÖ ve KMFSS, ÇUBÖ ve Pedsql arasında ileri düzeyde anlamlı negatif ilişki olduğu saptanmıştır (p<0,001). KMFSS'nin KMFÖ ile ileri düzeyde anlamlı negatif ilişkisi vardır, ÇUBÖ ve Pedsql ile arasında ileri düzeyde anlamlı pozitif ilişkisinin olduğu saptanmıştır (p<0,001). ÇUBÖ'nün KMFÖ ile ileri düzeyde anlamlı negatif ilişkisi vardır, KMFSS ve Pedsql ile arasında ileri düzeyde anlamlı pozitif ilişkisinin olduğu saptanmıştır (p<0,001). Pedsql'un KMFÖ ile ileri düzeyde anlamlı negatif ilişkisi vardır, KMFSS ve ÇUBÖ ile arasında ileri düzeyde anlamlı pozitif ilişkisinin olduğu saptanmıştır (p<0,001). Sonuç olarak KMFSS seviyesi yüksek, tüm vücut tutulumu olan, fonksiyonel kapasitesi düşük hastalarda uyku bozuklukları gelişme olasılığı yüksektir.
Primer ve sekonder progresif multipl skleroz hastalarında üst ekstremite ve alt ekstremite fonksiyonlarının karşılaştırılması
Multipl skleroz, santral sinir sisteminin demiyelinizasyon, aksonal dejenerasyon, inflamasyon, astrogliozis ile karakterize, ön planda beyaz cevherin tutulduğu, korteksi, derin gri cevheri de etkileyebilen kronik nörodejeneratif bir hastalığıdır. Hastalığın üç alt tipi bulunmaktadır. Relapsing remitting multipl skleroz (RRMS) %85 oranla en sık görülen alt tipidir, RRMS hastalarında özürlülüğün ilerlemesiyle ortaya çıkan sekonder progresif multipl skleroz (SPMS) ve en baştan itibaren progresif seyir gösteren primer progresif multipl sklerozdur (PPMS). Çalışmada PPMS ve SPMS hastalarında üst ve alt ekstremite fonksiyonları karşılaştırıldı. Çalışmaya EDSS (Expanded Disability Status Scale) skoru 4.0-8.5 arasında 27'si PPMS, 38'i SPMS olan toplam 65 progresif MS hastası dahil edildi. Kadın/erkek oranı 1,6/1 bulunmuştur. Çalışmada EDSS skoru birbirine yakın olan hastalarda PPMS'de üst ekstremite ince motor becerisinin ve yürüme becerisinin SPMS'e göre istatistiksel olmasa da göreceli olarak daha iyi olduğu bulunmuştur.
10-14 yaş grubu çocuklarda 12 haftalık temel badminton eğitimi antrenmanlarının spor-motorik özellikler üzerindeki etkisinin araştırılması
Toprak, Tekin. 10-14 Yaş Grubu Çocuklarda 12 Haftalık Temel Badminton Eğitimi Antrenmanların Spor-Motorik Özellikler Üzerindeki Etkisinin Araştırılması, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Veteriner Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Van, 2019.Yaptığımız çalışmanın asıl amacı, badminton sporuna yeni başlayan 10-14 grubu çocuklarda 12 haftalık badminton temel eğitim egzersizlerinin çocukların spor-motorik özellikleri üzerindeki etkilerini ölçmektir. Araştırmaya, Adıyaman Çelikhan Barbaros Ortaokulu'ndan tesadüfi yöntemle seçilen, 10-14 ( yaş 12.03±1.29, boy 149.1±10.805 cm, vücut ağırlığı 40.55±10.065 kg) düzenli spor yapmayan 60 öğrenci alınmıştır. 60 kişilik öğrenci grubu tesadüfi yöntemle 15'i kız, 15'i erkek 30'ar kişiden oluşan 2 karma gruba ayrılmıştır. 1. Karma Grup: Kontrol (KG)'nu oluşurken, 2. Karma Grup: Badminton temel eğitim antrenman grubu (BG)'nu oluşturmaktadır. (BG)'na 12 hafta boyunca badminton temel eğitim egzersiz programı uygulanırken, (KG)'na 12 hafta zarfında sistemli ve düzenli hiçbir egzersiz yapılmamıştır. Her iki grubunda başlangıcında ve 12 hafta sonundaki spor-motorik özelliklerinden: Yatay Sıçrama, 5-18 Koşu Testi, Duvardan Gelen Topu Yakalama Testi, El Kavrama Kuvveti, Otur-Uzan Eriş Testi ölçüm verileri not edilmiştir. Alınan Ölçümlerde gruplar arası farklılığın istatistiksel analizi için (SPSS 13.0 paket programında) Independent Sample t-test, grup içi farklılığın istatistiksel analizi Paired-Samples t-test kullanılarak yapılmıştır. Gruplara göre tanımlayıcı bilgilere yer verilmiş ve değişkenlerin gruplara göre ön ve son test dağılımları diye incelenmiştir. Verilerin analizi için öncellikle normalite testi uygulanmıştır. Normal dağılım göstermeyen gruplarda ise Wilcoxon testi uygulanmıştır. Uygulanan testlerin hepsinde anlamlılık düzeyi p<005, güvenirlilik aralığı %95 (a:0,05) olarak kabul edilmiştir.(BG) ile (KG) arasında yapılan test ölçüm sonuçlarına göre, BG lehine istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Yatay Sıçrama, 5-18 Koşu Testi, Duvardan Gelen Topu Yakalama Testi, El Kavrama Kuvveti Testi, Otur-Uzan Eriş Testi ölçüm ortalamalarında BG'nun ön ve son test ortalamaları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Başlangıçta BG ve KG arasında yapılan antropometrik ölçümlerde (yaş, boy ve vücut ağırlığı) aralarında istatistiksel türünden anlamlı bir farklılık olmadığı görülmektedir. Ancak 12 hafta sonunda yapılan ölçümlerde ise BG'nun ön ve son test ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. KG ön ve son test ölçüm ortalamaları arasında istatistiksel açıdan herhangi bir anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. Bununla birlikte; temel badminton egzersizlerinin çocukların spor-motorik fonksiyonları üzerinde geliştirici bir etki yarattığı söylenebilir. Anahtar kelimeler: Antrenman, Badminton, Spor, Spor-Motorik Özellikler.
Kronik immobilizasyon stresine maruz bırakılan sıçanlarda vortioksetin, fluoksetin ve resveratrol tedavilerinin anksiyete, motor aktivite ve öğrenme üzerine etkilerinin karşılaştırılması
Çelik B. Kronik immobilizasyon stresine maruz bırakılan sıçanlarda vortioksetin, fluoksetin ve resveratrol tedavilerinin anksiyete, motor aktivite ve öğrenme üzerine etkilerinin karşılaştırılması, Van YYÜ Sağlık Bilimleri Enstitüsü Farmakoloji Anabilim Dalı Yükseklisans Tezi, Van, 2019. Bu çalışma, kronik immobilizasyon stresine maruz bırakılan sıçanlarda vortioksetin, fluoksetin ve resveratrol tedavilerinin anksiyete, motor aktivite ve öğrenme üzerine etkilerini araştırmak için tasarlandı. Çalışmada 200 ± 20 g ağırlığında 72 adet erkek Wistar albino sıçan kullanıldı. Sıçanlar, her grupta 8 adet olacak şekilde 9 gruba ayrıldı. Grup 1: kontrol grubu, (strese maruz kalmadı) Grup 2: DMSO-çözücü grubu, strese maruz kalmadı. Grup 3: stres grubu, kronik immobilizasyon stresine maruz kaldı. Grup 4: Vortioksetin + stres grubu, sıçanlara stres uygulamasından 30 dakika önce 10 mg / kg / gün dozunda vortioksetin verildi. Grup 5: Fluoksetin + stres grubu, sıçanlara stres uygulamasından 30 dakika önce 10 mg / kg / gün dozunda fluoksetin verildi. Grup 6: Resveratrol + stres grubu, sıçanlara stres uygulamasından 30 dakika önce 100 mg / kg / gün dozunda resveratrol verildi. Grup 7: Vortioksetin (10 mg / kg / gün) + Resveratrol (100 mg / kg / gün) + stres grubu, sıçanlara stres uygulamasından 30 dakika önce vortioksetin ve resveratrol verildi. Grup 8: Fluoksetin (10 mg / kg / gün) + Resveratrol (100 mg / kg / gün) + stres grubu, sıçanlara stres uygulamasından 30 dakika önce fluoksetin ve resveratrol verildi. Grup 9: Vortioksetin (10 mg / kg / gün) + Fluoksetin (10 mg / kg / gün) + Resveratrol (100 mg / kg / gün) + stres grubu, sıçanlara stres uygulamasından 30 dakika önce vortioksetin, fluoksetin ve resveratrol verildi. Kronik immobilizasyon stresi uygulaması için hayvanlar 30 gün boyunca günde 60 dakika sabitleyici kafese konuldu. Yükseltilmiş artı-labirent (EPM) testinde açık kollarda harcanan zaman ve açık kollardaki girişlerin sayısı, normal kontrol grubuna göre stres kontrol grubunda anlamlı derecede düşüktü. Bu değerler tedavi gruplarında arttı. Morris water maze testinde kronik immobilizasyon stresi, platformu bulmak için gecikmeyi önemli ölçüde azalttı. Bu değerler tedavi gruplarında arttı. Rota rod testi sonuçlarının gerek grup içi, gerek gruplararası karşılaştırmalarında fark bulunamadı. Bu çalışmanın sonuçları; vortioksetin + fluoksetin + resveratrol kombinasyonunun, bu ilaçların yalnız uygulanmalarına göre daha iyi anksiyolitik etkiler gösterebileceğini; vortioksetin veya fluoksetine bağlı gelişebilecek öğrenme - bellek kayıplarının tedavi protokolüne resveratrol ilavesi ile engellenebileceğini göstermektedir. Önümüzdeki çalışmalarda sonuçlarımızın moleküler temellerinin aydınlatılması hedeflenmektedir.
Investigation of the relation between the level of motor performance and the quality of life in children of the 8-10 age group
The purpose of the present study was to investigate the relation between the motor performance level of children of the 8-10 age group and their quality of life. The sample of the study comprised the 434 students of the 8-10 age group (X̅ = 9.17 ± 0.80 years; BMI= 17.46 ± 3.05 kg/m2; Weight= 32.45 ± 8.30 kg; Height= 135.19 ± 10.18 cm) who attended the primary schools in the city center of the province of Usak. Health-Related Quality of Life Questionnaire - Family Form (KINDL) and BOT-2 (Short Form) were employed in order to evaluate the students' quality of life and their motor skills. When the test results were evaluated, a statistically significant difference was found in the "Upper Limb Coordination", "Fine Motor Precision", "Bilateral Coordination", "Running Speed and Agility", "Strength", "Overall Motor Performance" and "Family" sub-scale values of the female and male students (p< 0.05). According to age groups, statistically significant differences were found between "The Overall Motor Performance" values and "School" sub-scale (p< 0.05). While a positive correlation was found between "The Overall Quality Of Life" values of individuals and the values of "Fine Motor Precision", "Fine Motor Integration", , "Running Speed And Agility", "The Overall Motor Performance" (p< 0.05) and "Balance" (p< 0.01), no correlation was found between other parameters (p> 0.05). Consequently, the present study which has been conducted to find out the relation between the motor performance and the quality of life suggests that female children of the 8-10 age group have better fine motor skills, while the male children of the same age group have better gross motor skills and better overall motor skill performances, that motor skill performances and the quality of life increase depending on the increase in age, and that the individuals with better levels of motor performance has higher quality of life. This Master Degree Thesis, has been supported by Scientific Researches Department Uşak University. Keywords: Motor Competence, Quality of Life, School, Children, Family
Fiziksel etkinlik ve dikkat eğitimi uygulamalarının zihinsel engelli öğrencilerin motor beceri, görsel bellek, algı ve dikkat düzeylerine etkisi
Bu çalışmada, 14 haftalık fiziksel etkinlik ve dikkat eğitimi uygulamalarının hafif düzeyde zihinsel engelli öğrencilerin motor beceri, görsel bellek, algı ve dikkat düzeylerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini 7-14 yaş arası (12 kız-10 erkek) toplam 22 hafif düzeyde zihinsel engelli öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan bireyler deney (5 kız, 6 erkek) ve kontrol gruplarına (7 kız, 4 erkek) ayrılmıştır. Deney grubunda yer alan bireylere 40 dk. dikkat eğitimi ve 60 dk. fiziksel etkinlik uygulaması yaptırılmıştır (100 dk./2 gün/ 14 hafta). Veri toplama araçları olarak Bruininks-Oseretsky Motor Yeterlilik (BOT-2) alt testleri (ince motor beceri hassaslığı (İMBH), ince motor beceri bütünleşmesi (İMBB), el hüneri (EH) ve el-kol koordinasyonu (EKK), Benton Görsel Bellek (F formu) ve d2 dikkat testleri kullanılmıştır. Ölçümler çalışmanın başında, uygulamaların 7. haftasında ve çalışmanın sonunda olmak üzere üç kez yapılmıştır. Grup ve ölçüm (2x3) değerlendirmelerinde Repeated Measures Anova Testi kullanılmıştır. Küresellik varsayımının sağlanmadığı durumlarda (p<0.05) ve epsilon değerinin ε > .75 büyük olması durumunda Huynh-Feldt düzeltmesi, ε < .75 küçük olması durumunda ise Greenhouse-Geisser düzeltmesine bakılarak sonuçlar yorumlanmıştır. İkinci seviye testi olarak Bonferroni testi kullanılmıştır. İMBH (p < .001), İMBB (p < .001) , EH (p < .001), EKK (p < .001), TN (p< .05), E2 (p< .05), E (p< .001), TN-E (p< .001), CP (p< .001) ve BGBA (p< .001) parametrelerinde grup ve zaman etkileşimi incelendiğinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunurken, FR ve E1 parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p> 0.05). Çalışmanın sonucunda, 14 haftalık fiziksel etkinlik uygulamaları ile dikkat becerilerini geliştirmeye yönelik etkinlik programının hafif düzeyde zihinsel engelli öğrencilerin kaba ve ince motor becerileri, görsel bellek, algı ve dikkat düzeyleri üzerinde olumlu etki yarattığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Algı, Dikkat, Görsel Bellek, Motor Beceri, Zihinsel Engelli
Görsel motor becerilerin uzamsal öğrenme ve hafıza üzerine etkisinin sağlıklı yetişkinlerde araştırılması
Başın açısal ve doğrusal hareketleriyle, vestibüler sistem tarafından sağlanan baş hakkındaki pozisyon ve hız bilgisinin elde edilmesi, bakışın ve dolayısıyla görme keskinliğinin korunması vestibülo oküler refleks mekanizması ile gerçekleşmektedir. Günümüzde vestibülo oküler refleks (VOR) mekanizmasının, memelilerin iki ve üç boyutlu uzayı nasıl algıladığını ifade edebilmek için kullanılan, mesafe, derinlik, uzamsal navigasyon gibi becerileri içeren görsel-uzamsal algıda kritik öneme sahip olduğu tartışılmaktadır. Bu çalışmada, görsel motor becerilerin uzamsal öğrenme ve uzamsal hafıza üzerine etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Çalışmaya 18-55 yaş aralığında 50 sağlıklı yetişkin dahil edilmiştir. Çalışmaya katılan tüm bireylere, çalışmaya katılma ön koşullarını sağlayıp sağlamadığını incelemek için, Mini Mental Durum Testi (MMDT) ve Durumluluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği (DSKÖ), yönetici fonksiyonların değerlendirilmesi için İz Sürme Testi (İST) Form-A ve Form-B, görsel motor fonksiyonların değerlendirilmesi için Dinamik Görsel Keskinlik (DGK) test bataryası, uzamsal öğrenme ve uzamsal hafıza becerilerinin değerlendirilmesi için sanal gerçeklik sistemi ile Sanal Morris Su Labirent Testi'nde (SMSLT) özgün bir protokol kullanıldı. Buna ek olarak SMSLT parametreleri ile uyumunun incelenmesi için Sembol Sayı Değiştirme Testi (SSDT) ve Benton Yüz Tanıma Testi (BYTT) ölçekleri kullanıldı. DGK test batarayası içinde yer alan, horizontal, vertikal ve sagital yönde Bakış Stabilizasyon Test bulgularının uzamsal öğrenme ve uzamsal hafıza üzerine istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi yok iken (p>0,05), horizontal, vertikal ve sagital planda DGK bulgularının uzamsal öğrenme ve uzamsal hafıza değerlerine anlamlı etkisi olduğu bulundu (p<0,05). Ayrıca, sigara kullanım durumu, spor yapma durumu, gözlük kullanım durumunun uzamsal öğrenme ve uzamsal hafıza üzerinde etkileri olduğu bulundu (p<0,05). Vestibüler-görsel sistem ile hipokampus arasındaki yolların çalışılmasında bulgularımızın literatüre bir referans olmasının yanında SMSLT'inde özgün kullanılan protokolün bu sistem ile yapılacak çalışmalara referans olacağı düşünülmektedir.
Kortikal görme bozukluğu olan bebeklerde duyu bütünleme tedavisinin duyu, motor ve okülomotor becerilere etkisinin incelenmesi
Çalışma Kortikal Görme Bozukluğu (KGB) olan bebeklerde duyu bütünleme müdahalesinin duyu, motor ve okülomotor becerilere etkisini incelemek için planlanmıştır. Dahil etme kriterini sağlayan gönüllü 20 KGB'li bebek müdahale grubunu ve 20 tipik gelişim gösteren bebek kontrol grubunu oluşturmuş olup, çalışmaya 10-18 ay arası 40 bebek dahil edilmiştir. Müdahale öncesinde duyu işlemleme becerileri Bebeklerde Duyu Fonksiyonları Testi (BDFT) ile, motor beceriler Alberta İnfant Motor Skalası (AİMS) ile ve okülomotor beceriler; gözün hareket açıları, fiksasyon mesafesi ve süresi olarak her iki grupta değerlendirilmiştir. Müdahale grubuna 8 hafta boyunca haftada 3 seans, her seans 45 dk olacak şekilde duyu bütünleme tedavisi uygulanmıştır. Kontrol grubuna herhengi bir tedavi uygulanmamıştır. Sekiz hafta sonunda her iki gruba aynı değerlendirmeler tekrar yapılmış olup her iki grup bu parametrelerce karşılaştırılmıştır. İlk değerlendirmede KGB'li bebeklerin duyusal işlemleme, motor ve okülomotor becerileri tipik gelişim gösteren bebeklere göre daha zayıf bulunmuştur (p<0.05). Müdahale ve kontrol grubunun birinci ve ikinci değerlendirmeler arasındaki farklar karşılaştırıldıklarında, duyusal işlemleme becerileri, ve okülomotor beceriler müdahale grubu lehine, motor becerilerde ise kontrol grubu lehine anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak ergoterapi müdahalesi içerisinde yer alan duyu bütünleme eğitimi KGB'li bebeklerde duyu, motor ve okülomotor becerilerde gelişmeler sağladığı tespit edilmiştir. KGB'li bebeklerin duyusal işlemleme, motor ve okülomotor becerileri mutlaka rutin değerlendirme içersinde olmalı ve bireyselleştirilmiş müdahale planı ile mümkün olduğunca erken yaşta müdahale uygulamaları yapılmalıdır