Music art
59 theses under this subject heading
Ligeti'nin üçüncü kitap piyano etütleri ve yorum kılavuzu
Bu çalışma Ligeti'nin genel bestecilik stilini, etütlerinde kullandığı yapı materyallerini inceleyerek, üçüncü kitap etütlerin daha fazla tanınmasına yardımcı olmayı amaçlar. Ligeti'nin diğer etütlerine oranla daha az çalınan üçüncü kitap piyano etütlerini piyanistik açıdan da inceleyerek, bir performans kılavuzu yaratmak ve bu sayede etütlerin daha rahat ve daha sık çalınmasına katkıda bulunmak hedeflenmiştir. Bu çalışma ile Türkiye'de az tanınan Ligeti piyano etütlerinin nasıl çalışılabileceği konusunda yorumcuya gerekli ipuçlarının verilebilmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yirminci Yüzyıl Müziği, György Ligeti, Ligeti Piyano Etütleri
Nasyonalizmin Béla Bartók'un müziğine etkisi
Bu çalışmada müzik tarihine önemli etkisi olan ulusalcılık akımının incelemesi ve Macar nasyonalist besteci Béla Bartók'un müziğine etkisi üzerine araştırmalar ve sunular bulunmaktadır. Béla Bartók'un halk müziğine ilgi duymasıyla pek çok farklı ülkede başlayan serüveni Türkiye'ye kadar ulaşmıştır. Ülkemizde önemli çalışmalarını gerçekleştiren Béla Bartók, Anadolu'nun kırsal kesimlerine, köylere gitmiş ve türkü derlemelerinde bulunarak halk müziğini incelemiştir. Bu incelemeleri ve derlemeleri sonucunda Türk ve Macar halk müziklerinin armonik, ritmik, melodik ve daha pek çok çeşitli benzerlikleri olduğu sonucuna ulaşmıştır. Çalışmanın ilk kısmında ulusalcılık akımının tanımı yapılmış, anlamı ve gelişim süreci üzerinde durularak sanattaki karşılığı incelenmiş, bunun sonucunda farklı ülkelerde ulusal müziğe değinilmiştir. İkinci kısımda Béla Bartók'un hayatı ve müzik stili incelenmiştir. Üçüncü kısımda ise ulusalcılık akımının Béla Bartók'un müziğine etkisi ve bu etki altındaki eserlerin analizleri yapılmış ve son olarak dördüncü kısımda da Béla Bartók'un Anadolu'da yaptığı Türk müziği derlemeleri ve Türk ve Macar müziğinin benzerlikleri açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Nasyonalizm, Halk müziği, Béla Bartók, Béla Bartók'un müzik stili, Béla Bartok'un halk müziği derlemeleri, Béla Bartók ve Nasyonalizm.
Henryk Wieniawski'nin besteci-kemancı kimliği ve keman-piyano eserlerinin incelenmesi
Henryk Wieniawski, keman tarihinde köklü yenilikler yaparak romantik dönemin önde gelen keman virtüözleri arasında yer almıştır. Ayrıca besteci kimliği ile de çok önemli yapıtlar ortaya koymuştur. Wieniawski, Paris'te eğitim aldıktan sonra Rusya'ya giderek farklı keman teknikleri üzerinde çalışmıştır. Fransız – Belçika ve Rus Keman Okulu tekniklerini harmanlayarak farklı bir anlayış yaratmış ve keman tekniğine yeni bir soluk getirmiştir. Ortaya çıkardığı bu yenilikler, zamanla uluslararası alanda kabul görerek kullanılmaya başlanmıştır. Besteci eserlerinde bu teknikleri sıkça kullanmıştır. Bu çalışmada, Polonyalı keman virtüözü ve besteci Wieniawski'nin hayatına değinilmiş, keman ve piyano için yazdığı eserler teknik ve müzikal olarak analiz edilmiştir. Ayrıca Wieniawski'nin yaşadığı ve konserleri için bulunduğu bölgelerdeki keman ekollerine olan etkileri anlatılmıştır.
Claude Debussy Keman ve Piyano Sonatı'nın incelenmesi
Fransız besteci Claude Debussy, eserlerindeki yenilikler ile devrim yaratarak müzikte izlenimcilik akımının öncüsü olmuştur. 19. yüzyılda resim ve edebiyat dallarında görülen yeniliklerin etkileri bestecinin müzikal dilinin oluşmasında önemli rol oynamıştır. Gelenekten ayrılma olgusu, klasik armoni ve form yapısından uzaklaşarak biçimsel kaygı taşımadan renk ve tını faktörünü ön planda tutması, Debussy'nin eserlerinde en dikkat çeken özelliklerdendir. C. Debussy'nin Birinci Dünya Savaşı sırasında yazdığı "Keman ve Piyano Sonatı" keman repertuvarında önemli bir yere sahiptir. Konser ve sınav programlarında sıkça seslendirilen bu eserin Türkiye'de akademik çalışmalarda tek başına yer almamış olması bu çalışmanın konusunun seçimindeki en önemli etkendir. Çalışmanın birinci bölümünde bestecinin hayatına ve öncüsü olduğu izlenimci müziğin özelliklerine yer verilmiş, izlenimci ressam ve sembolist şairlerden söz edilmiş, bu akımların Debussy'nin müzikal kimliğine nasıl yön verdiğine değinilmiştir. İkinci bölümde bestecinin "Keman ve Piyano Sonatı" hakkında bilgi verilmiş ve eser yapısal olarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise araştırmaya konu olan eserde kullanılan keman tekniklerine yönelik çalışma önerileri getirilmiştir. Metin çalışmasının, Debussy'nin müziğini araştıran ve eserlerini seslendiren sanatçı ve sanatçı adaylarına kaynak oluşturabileceği düşünülmektedir.
Koro dizilişlerinin müziksel sonuçlara etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, klasik ve karma düzen söyleme biçimleri sonucunda geleneksel ve farklı yapıda oluşturulan ?koro dizilişlerinin? seslendirilmedeki müziksel sonuçlara etkisi bakımından, korolardaki sanatsal başarı ölçütlerine ne derecede etkisi olduğunun incelenmesidir.Koro dizilişleri üzerine teknik yapıda uygulamaların azca yapılması, ayrıca bilimsel bir yayın olarak da incelenmemiş olmasından dolayı, araştırmanın ayrı bir önem, değer ve sorumluluk taşıdığı düşünülmektedir.Araştırma kapsamında, 2004 yılından bu yana teknik anlamda klasik ve karma biçimde söylemelerle ÇOMÜ Eğitim Fakültesi G.S. E.B Müzik Eğitimi A.B.D Korosu ile koral yapıda ?Dertli Kaval? eseri ile ses ? video kaydı ve fotoğraf çekimleri yapılmıştır. Kayıtlarda müziksel sonuçları etkilememek için akustik anlamda etkili olmayan bir salon tercih edilmiştir. Kayıtlar ortalama beş saat içinde tamamlanmış ve hiç tekrar edilmeden kayıtlar gerçekleştirilmiştir.Kayıtlarda, amaçları birbirinden farklı yapıda altı çeşit koro dizilişi ile seslendirme yapılmış, dizilişlerin fotoğrafları çekilmiştir. Elde edilen kayıtlar ve fotoğraflar, değerlendirmeler için altı uzman koro şefine bire bir görüşmeyle dinletme ve fotoğraf incelemeleri yaptırılmıştır. Değerlendirmede, koro şefleri birinci bölümde yer alan altı çeşit diziliş biçimlerini bilmeden, ikinci bölümde dizilişleri video ve fotoğraf kayıtlarını inceleyerek toplam on üç başlık altında sanatsal başarı ölçütlerine etkisi bakımından puanlamış, ayrıca görüş bildirmişlerdir.Elde edilen veriler doğrultusunda, klasik ve karma yapıda söyleme biçimleriyle oluşturulan koro dizilişlerinin, seslendirmede müziksel sonuçlara etkisinin mutlak olduğu ortaya çıkmıştır. Elde edilen veriler ışığında, karma biçimdeki dizilişlerde, klasik biçim dizilişlerine göre daha başarılı seslendirmeler elde edildiği ortaya çıkmıştır.Bundan dolayı karma biçimde teknik açıdan başarılı seslendirmeler elde edebilen koraların, farklı yapıda dizilişler elde edebileceği belirlenmiştir. Böylece yaygın olarak geleneksel anlamda ?klasik koro diziliş? modelinden daha etkili olacak olan, koro müziğinin sahne üzerinde sunumunu zenginleştirmede dinleyici üzerinde de daha etkili olacak olan; eser türlerine, akustik ve konser türlerine göre görsel - estetik biçimde dizilişler elde edilebileceği ve koroların her tür dizilişteki yerleşim düzenlerinde sanatsal anlamda da başarılı seslendirmeler yapılabileceği ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler: Koro, Koro Dizilişleri, Klasik Düzen, Karma Düzen
Koro müziğinde dil, kullanımı ve önemi
Bu araştırma, koro müziğinde genel anlamda dil, dil'in kullanımı ve önemini saptamaya yöneliktir. Dil'in, gerek koro müziği bestelemesinde ve gerekse de yorumlanmasında, koro yapıtı besteleyen ve düzenleyen bestecilerce, koro şeflerince, ne derecede dikkate aldığını, koro yöneticilerinin eğitim ve yönetimi sırasında bu konuya ne kadar önemsediklerinin ve ne derece kullanıldıklarının saptanması amacıyla yapılmıştır. Bu çalışma öntest-sontest kontrol gruplu deneysel bir çalışmadır. Betimsel bir çalışma olan bu araştırmada kaynak tarama, görüşme modeli, besteci-koro yöneticisi-korist-müzisyen dinleyicilerden oluşan gruplara uygulanan anket yolu ile kişilerin görüşleri alınmıştır. Görüşme Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Bölümü Müzik Öğretmenliği Anabilim Dalı, Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı, Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuarı, Kültür Bakanlğı ve Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumun'da geçlik ve profesyonel korolar ile, Türkiye Polifonik Korolar Derneği eğitim koroları ve yöneticileri, Türkiye korolar Şenliğine katılan koro yöneticileri arasından seçilen bir gruba uygulanmıştır. Araştırmada koro müziğinde, besteleme, çalıştırma ve yönetimi sırasında, dil ve kullanımı ile ilgili bazı öneriler getirilmiştir.Anahtar Sözcükler: Koro, müzik dili, artiküle, diksiyon, söz cümlesi, müzik cümlesi
Manuel Patricio Rodriguez Garcia'nın şan metodunun incelenmesi
Bu çalışmada, Manuel Parricio Rodriguez Garcia'nin şan metodu incelenmiştir. Manuel Garcia'nin şan pedagogu ve ses fizikçisi olarak yapmış olduğu icat, şan eğitimciliği ve egzersizleri araştırılmıştır. Manuel Garcia, kendisinin buluşu olan larengoskop ile canlı insan ses tellerini gören ilk kişi olmuştur. Kendisini tümüyle şan eğitimine ve yoğun tıbbi çalışmalara veren Garcia, şan sanatı ile uğraşan herkes için ve ses eğitimcileri için büyük bir kaynaktır.Bu tez çalışması Manuel Garcia'nın araştırma ve egzersizlerini en belirgin şekilde incelenmesini amaç edinmiştir. Garcia'nın araştırmalarında sesin oluşumu, mekanizması, öğrenci yetenekleri hakkında bilgiler, ses rejistirleri, bayan ve erkek sesleri sınırları ve kendisinin uyguladığı egzersizler öğrenci ve şan eğitimciler için uygulayacakları bir yöntem olduğu açıkça gözlenmiştir. Manuel Garcia hayatı boyunca ses telleri ile ilgili çalışmalar yapmış ve usta bir şancı olabilmek için nelerin yapılması gerektiğini kitapları ile yayınlamıştır. Tezde Manuel Garcia'nın Hints of Sing kitabını kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Manuel Garcia şan hocası olarak kendinden sonra gelecek tüm şan pedagoglara takip edebilecekleri bilgiler sunmuştur. Modern şan tekniğinin babası olarak kabul edilmektedir.Garcia İspanyol şarkıcı, vocal pedagog ve tıbbi alanda yoğun çalışmalar yapmıştır. Kendisinin yetiştirdiği çok sayıda ünlü şan sanatçıları olmuştur. Çalışmalarında dayanak noktası sesin iyi bir eğitimci tarafından doğru duyulmasıdır.Sonuç olarak şan pedagog ve öğrencilerin bu metodu incelemesi ve uygulaması bu sanatta başarılı olmalarını sağlayacaktır.Anahtar Kelimeler: Manuel Patricio Rodriguez Garcia, Şan Metodu, Larengoskop, Şan egzersizleri, Şan Pedagog.
Tiyatroda müzik kullanımının epik tiyatro örneğinde Bertolt Brecht üzerinden incelenmesi
Antik Yunan döneminden beri hakim olan tiyatro anlayışı Bertolt Brecht tarafından 20. yüzyılda değişime uğramıştır. Sanayi devrimi sonrası ortaya çıkan sosyal ve ekonomik problemler ve Karl Marx'ın görüşleri ile şekillenen bu yeni sanat anlayışı Epik tiyatronun oluşumuna öncü olmuştur. Bu anlamda, Bertolt Brecht'in oyunlarında kullanılan dekor, ışık ve müzik gibi sahne elemanları ideolojinin bir parçası olarak kullanılmıştır. Araştırma sırasında Bertolt Brecht'in eserlerinde birlikte çalıştığı besteciler ve eserleri geriye dönük bir literatür ile incelenmiştir. Eserler içindeki müzik ile politik öğelerin ilişkisi değerlendirilmiştir. İnceleme sonucunda önceki eserlerde de sık sık değinilen seyirci ve oyun arasındaki yabancılaşma ögelerine de değinilmiştir. Anahtar kelimeler: Bertolt Brecht, Epik Tiyatro, Yabancılaşma, Marksizm
İlhan Usmanbaş'ın "Ölümsüz Deniz Taşlarıydı" eserinin müziksel analizi
20. yüzyılda Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanından sonra Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, ülkenin sanat alanındaki gelişimi için çeşitli atılımlar yapılmıştır. Bu gelişmeler kapsamında Atatürk; müzik alanında seçtiği beş yetenekli genci, eğitim almaları için Avrupa'ya göndermiştir. Böylece birinci kuşak Türk bestecileri veya "Türk Beşleri" olarak tanınan bu gençler, eğitimleri sonrasında ikinci kuşak sanatçıların yetiştirilmesinde rol almışlardır. Bu araştırmada ikinci kuşak bestecilerinden biri olan İlhan Usmanbaş'ın "Ölümsüz Deniz Taşlarıydı" piyano eserindeki kullanılan besteleme stilleri materyal analizi üzerinden incelenmiştir. İlhan Usmanbaş'ın ilk eserlerine bakıldığında; neo-klasik yapılar ve 19. Yüzyıl sonrası bestecilerinden esintiler duyulmaktadır. Bestecinin kariyerinin ilerleyen dönemlerinde, 20. Yüzyıl çağdaş besteleme stillerinden etkilendiği görülmüştür. Bahsi geçen bu stiller; 12-ton tekniği, küme anlayışı ve rastlamsal (aleatoric) müzik stilidir. Bu üç stil dışında Usmanbaş, Kemal İlerici ile bir yıllık çalışma sonucunda Türk müziği armoni kuramıyla tanışmış ve bu alanda da besteler üretmiştir. Tez konusu olarak belirlenen bestecinin "Ölümsüz Deniz Taşlarıydı" eseri incelenmiş ve bu inceleme sonucunda küçük trikordlardan yola çıkarak, çeşitli trikordların farklı şekillerde sunulduğu keşfedilmiştir. Bu ezgisel trikordların şifrelenmesinde, 12-ton sistemi terminolojisinin (original, retrograde vb.) kullanıldığı, bütün bu çekirdeklerin, ardışık olmayan 10-12 ses dizisinden hareketle ortaya çıktığı sonucuna varılmıştır.
Celal Güzelses türkülerinin makamlara göre tasnifi
Tarih boyunca milletler duygularını, fikirlerini, acı ve mutluluklarını dile getirmek, insanlara seslerini duyurabilmek için birçok yola başvurmuşlardır. Bunlardan büyük bir kısmı edebi metinler, yazılı ve sözlü belgeler, türkü ve şarkılar oluşturmuştur. Geçmişi çok uzun yılara dayanan ve büyük bir yerleşim merkezi olan Diyarbakır'da ilimde, edebiyatta, sanatta ve musiki alanında yetişmiş önemli kişiler bulunmaktadır. Bu önemli kişilerden biri de çalışmada eserleri konu edinilen Celal Güzelses'dir. Güzelses'in bugünlere gelmesinde Diyarbakır halk türkülerinin yeri ayrıdır. Bu türküler Türk Musikisi'nin bütün özelliklerini bünyesinde toplamıştır. Bu çalışmanın amacı Celal Güzelses'in hayatı ve türkülerinin yapısal olarak incelenmesidir. Yöntem olarak türkülerin araştırılması, yakınları ile röpörtajlar ve hayatıyla ilgili dökümanlar incelenerek çalışma oluşturulmuştur. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Celal Güzelses'in hayatı hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise, Celal Güzelses'in eserleri, Türk Sanat Müziği Makamlarına göre tasnif edilerek incelenmiştir. Çalışmada türkülerin makamları, usûlleri ve melodik yapıları belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Celal Güzelses, Hayat, Türkü, Makam, Usûl, Tasnif
Osmanlı minyatürlerinde sultan eğlence sahneleri ve kullanılan çalgı figürlerinin ikonografisi
Kültür tarihi içinde her dönemde etkileri gözlenen Türklere ait unsurlar, dünya kültürünün gelişimine büyük ölçüde katkı sağlamıştır. Kültür katmanları incelendiği zaman, 700 yıllık bir süreci karşılayan Osmanlı kültür anlayışı, dünyanın pek çok yerinde etkili olmuş ve var olduğu döneme büyük katkılar sağlayarak dünya kültürünün gelişiminde önemli rol oynamıştır.Osmanlı?da pek çok alanda zirve denebilecek dönemler yaşanmıştır. Osmanlı Devleti?nde, zirve diye ifade edilen durum sadece güç, iktidar, yönetim gibi siyasi mecralarda değil aynı zamanda kültürel faaliyet alanlarında da yaşanmıştır. Merkezi bir yönetim biçimini benimseyen Osmanlı Devleti?nin sınırları genişledikçe, diğer kültürlerle yaşanılan etkileşim artmış ve kültür alanlarındaki faaliyetleri de çeşitlenmiştir. Osmanlı Devleti?nin sürekli kozmopolitleşen toplum yapısının etkileri her alanda olduğu gibi sanat alanında da gözlenmektedir.Karmaşık ama bir o kadar da köklü bir kültürleşmeyi ifade eden Osmanlı döneminin en önemli sanat icra alanlarından birisi de saray gözetiminde eserler veren ve `Nakkaşhane? adı verilen kurumdur. Özellikle saray kütüphanesinde bulunan minyatürlü el yazmaları bu sanat alanının Osmanlı sarayında çok önemsendiğini bize göstermektedir. Bu eserlerin salt bir resim zevk ve merakından öte siyasi bir mesaj içerdiği ise araştırmacıların ortak fikridir. Özellikle devletlerarası ilişkilerde, gönderilen hediyeler arasında bu minyatürlü yazmaların bulunması bu eserlerin önemini her açıdan değerli kılmaktadır.Bu bağlamda Osmanlı döneminde hazırlanmış olan ?Sultan Eğlence Sahneleri?nde resmedilen çalgıların da Osmanlı ideolojisine uygun bir planlama içinde tasarlanarak eserlere nakşedildiği anlaşılmaktadır.Çalışmamızda incelediğimiz Osmanlı döneminde hazırlanmış olan ?Sultan Eğlence Sahneleri?nde, Tanbur, Ud, Kanun, Çeng, Kemançe/ Kemençe, Tef, Miskâl, Ney, Kopuz çalgılarının kullanıldığı tespit edilmiştir. ?Sultan Eğlence Sahneleri?nde resmedildiği tespit edilen ve yukarıda sayılan müzik aletlerinin bu minyatürler içinde bilinçli olarak kullanıldığı ve bu kullanım ile ilgili tasarrufunda Osmanlı ideolojik anlayışı çerçevesinde planlandığının düşünülmesi gerekliliği vurgulanmaktadır.Bu tür icraların başta padişah olmak üzere idarenin iradesini yansıtan unsurları içinde barındırdığı ve Osmanlı saltanat anlayışı içinde tasarlandığı ise önemli bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Anahtar Kelimeler: Minyatür, Osmanlı, İkonografi, İdeoloji, Çalgı, Müzik, Kültür
1900 başlarından günümüze değişen müzik ve bu müziğin halk grupları giyimine etkisi
20. yy? da sanayileşmeyle birlikte birçok alan etkilenmiş tüm Dünya?da özellikle batı ülkelerinde değişimler yaşanmıştır. Hızla gelişen teknolojiyle beraber bu etkileşim müzik dalı üzerinde de görülmüş değişen müzikle birlikte popülerlik kazanan guruplar ve sanatçılar akımlar yaratarak dinleyici kitlelerinin üzerinde taklit yollu değişimlere sebep olmuşlardır. 1900 yıllarından günümüze değişen toplumsal ve sosyolojik olgular beraberinde tüm sanat dalları üzerinde büyük etkiler yaratırken, bu gelişmelerin oluşturduğu zihinsel değişim müzik olgusuna yansımıştır. İnsanların taklit etme güdüleri, değişime olan istekleri ve beğeniye göre şekillenen müzik tercihleriyle şekillenen akımlar oluşmuştur. Bu gelişmelerin oluşturduğu zihinsel değişim halk gurupları üzerinde gözlemlenmiştir. Anahtar kelimeler: Müzik, Giysi, Popüler.
Müzikte batılılaşma hareketleri ışığında Hâşim Bey Mecmûası
Genel olarak batılılaşma, Avrupa'nın ekonomik düzenini ve kültürünü benimseme olarak algılanan bir kavramdır. 18. yüzyıla girildiğinde Osmanlı devleti eski gücünü yitirmiştir. Artık Avrupa ile başa çıkabilmek ve karşısında durabilmek için onlardan bir şeyler öğrenmek, kısaca batılılaşmak zorunda kalmıştır. Bu yüzyılda Avrupa kültürü gelişerek benimsenmeye başlanmıştır. 19. yüzyılda artık değişen, gelişen hayat tarzı ve bilinci batılılaşma hareketlerini daha da hızlandırmış ve bu yüzyıla ismini koymuştur. Hızla devam eden batılılaşma hareketleri devletin bütün kurumlarını etkilemiştir. 1826 yılında yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla fiilen kapatılan mehterhâne yerine Muzika-yı Humayun ismiyle müzik okulu açılmış ve ilk defa batı müziği eğitimi verilmeye başlanmıştır. İşte tam da bu gelişmelerin ortasında yaşamış olan Hâşim Bey(1815-1868) saray okulunda müziğe başlamış, daha sonra Muzika-i Humayun'da batı müziğini öğrenmiştir. Bu müzik kültürünün etkisi altında kalarak hazırladığı kitabı 1853 yılında Mecmûa-yi Kârhâ ve Nakşhâ ve Şarkiyyat, 1864'de ise Hâşim Bey Mecmûası ismiyle ikinci baskısını yapmıştır. Türkiye'de basılı ikinci müzik yayını fakat ilk nazariyat kitabıdır. Hâşim Bey Mecmûası'nın tamamı beş yüz on iki sahife olup, iki bölümdür. Birinci bölüm seksen yedi sayfadan oluşmuş edvâr bölümüdür. İkinci bölüm ise güftelerden oluşturulmuştur. İncelemesi yapılan kısım edvâr bölümüdür. Hâşim Bey Mecmûası nazariyat kitabı olarak basılmış ilk kitap olması açısından önemlidir. Yazar, makamları anlattıktan sonra batı tonları ile karşılaştırma ihtiyacı duyarak her makamı batı müziğindeki bir tona benzetmeye çalışmıştır. İlk defa bu yöntemi ortaya koyan yazar, alaturga-alafranga tartışmalarının yaşanmaya başlandığı dönemin etkisini kitabına da yansıtmıştır. Ayrıca kitabın sonunda batı müziği tonlarını açıklayan Hâşim Bey bu işi yapan ilk Türk müzikçisi olmuştur. Bu yayından sonraki nazariyatçılara ışık tutan Hâşim Bey batı müziğinin etkisinde kalarak yaptığı karşılaştırmalar ve açıklamalarla yeni bir anlayışın da fitilini ateşlemiştir. Anahtar Kelimeler: Batılılaşma, Hâşim Bey, Hâşim Bey Mecmûası, Batı Müziği.
Disiplinlerarası bağlamda Iannis Xenakis ve Philips Pavyonu tasarımı
Bu çalışma; müzik, mimari ve görsel sanat dallarının sentezinden oluşan Philips Pavyonu ve tasarımcısı Iannis Xenakis ile ilgili kaynaklar taranarak disiplinlerarası bir boyutta ele alınmıştır. Bu kapsamda pavyonun içerisinde sergilenen 'Elektronik Şiir' adlı gösteri için tasarlanan akustik ve mimari bileşenler ve ortaya çıkan bu mimari tasarımın müzik ve görsel sanatlar disiplinleri ile nasıl bir arada 'multimedya' gösterisi adı altında sunulduğu incelenmiştir. Çalışmanın kavramsal çerçeve bölümünde disiplinlerarasılık kavramı ve Xenakis'in biyografisi yer almakta olup bulgular bölümünde ise Philips Pavyonu'nda gerçekleştirilen Elektronik Şiir'in bileşenlerine ve çalışmanın detaylı analizine yer verilmiştir. Sonuç bölümünde ise Philips Pavyonu ve Elektronik Şiir'in bileşenleri çağdaş bir perspektifte ele alınarak günümüz çağdaş sanatına yansımaları, farklı örneklendirmelerle gösterilmiştir.
Birinci Dünya Savaşı öncesinde Macar müziği ve yirminci yüzyıl müziğine yansımaları
Bu çalışma, Birinci Dünya Savaşı öncesinde Macar müziğine katkı sağlayan bestecileri ve bu dönemden sonra Macar müziğindeki ve Avrupa genelindeki ilerleme sürecini incelemek amacıyla yazılmıştır. Birinci bölümde, konunun başlangıç noktası olan Birinci Dünya Savaşı öncesinde Avrupa ve Macaristan'daki genel durum ve savaş sonrası her alandaki gelişmelerin müzik endüstrisine ve bestecilere yansımasından yola çıkarak Birinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa'daki müzik ortamı ele alınmıştır. Böylece, o dönemdeki tüm gelişmelerin müziğe yansımaları örneklerle açıklanmıştır. İkinci bölümde, Macar bestecilerin hayatları ve eserlerinden bahsedilerek Macar müziğinin gelişim süreci örneklerle incelenmiştir. Üçüncü bölümde Macar bestecilerin eserleri ile yirminci yüzyıl müziğine sağladığı katkılar incelenmiş, etkileşim içinde oldukları Avrupalı bestecilerle yaptıkları ortak çalışmalar belirtilmiştir. Sonuç olarak; "Birinci Dünya Savaşı Öncesinde Macar Müziği ve Yirminci Yüzyıl Müziğine Yansımaları" adlı bu çalışmada içinde yaşanılan dönem şartlarının sanata ve sanatçıya etkileri ortaya konmuştur. Müzik sanatının tarihi süreç ile birlikte incelenmesi, döneme ait eserlerin daha iyi anlaşılmasına etki etmektedir. Besteciler, içinde yaşadıkları dönemde gerçekleşen siyasi ve sosyal olaylardan etkilenerek bunu müziklerine yansıtırlar. Bunun en güzel örneklerinden biri olarak Birinci Dünya Savaşı dönemi kabul edilebilir.
Toplumsal cinsiyet ekseninde rock müzikte kadın: Şebnem Ferah örnek olayı
Bu çalışma toplumsal cinsiyete dayalı kadın-erkek eşitsizliğini rock müzik özelinde ele alarak, bir rock şarkıcısı olan Şebnem Ferah'ı anlamaya odaklanmıştır. Popüler müzik endüstrisinin erkek egemen yapısının ve tüketime yönelik politikalarının Şebnem Ferah'ın müziksel kimliği üzerindeki etkisi ile şarkı sözlerinin toplumsal cinsiyet bağlamının değerlendirileceği tez üç bölümden oluşmaktadır: Birinci bölüm, kadın kimliğini, toplumsal cinsiyet, feminist hareket ve postmodernizm yaklaşımları çerçevesinde değerlendiren kuramsal bir çerçeve iken, ikinci bölüm, toplumsal cinsiyetin davranışa etkisini, kadınların müziksel alandaki pratiklerini ve müzikte toplumsal cinsiyet özelinde ele alarak, tarihsel süreçte Türk müziği ve rock müzikte kadın görünümünün irdelenmesidir. Odak noktasına Şebnem Ferah'ı alan üçüncü bölüm ise Şebnem Ferah'ın bir kadın olarak rock müzikte var olma çabasını, müziksel kimliğinin biçimlenmesine etki eden yönleri, şarkı sözlerinin toplumsal cinsiyetle ilişkisi, müzisyenliği ve soundunu incelemiştir.
Tonal ve atonal akorlara beyin yanıtlılığı: Bir EEG çalışması
Tonalliğin genelde atonalliğe göre beğenilmesi ve dinleme tercihinden yola çıkılan bu tez çalışmasında, iki farklı disiplin olan biyofizik ve müzikolojinin kuramsal ve yöntemsel araçları kullanılarak, akorların tonal ve atonal bağlamda beyinde yarattığı yanıtlar gözlemlenmiştir. Ortaya çıkan yanıtlar sadece beynin yanıtlarının zamansal / elektrofizyoloji çerçevesinde değil, oturum sonlarında yapılan etnografik görüşmelerle duygusal çerçevede de ele alınmıştır. Bulgular, literatürle ilişkilendirildiğinde akorların hipotezi destekler yönde etkiler yarattığı sonucuna ulaşılır. Tonal ve atonal hakkındaki teorik söylemlerin ön hazırlık olmaksızın algılamaya ne derecede yansıdığının bir incelemesi olan bu çalışma bu anlamda literatürdeki ilklerdendir. Bu tez çalışmasında müzisyen olmayan kişilerin akor algısı üzerine 19–45 yaş aralığında, sağlıklı 20 müzisyen ve 18 müzisyen olmayan, sağ el baskın olan toplam 38 katılımcıya, seçkisiz tonal / atonal akor örnekleri EEG çekimi sırasında dinletildi ve oluşan beyin yanıtları incelendi. EEG kayıtlarından sonra katılımcılar ile yapılan görüşmelerde dinledikleri tonal ve atonal akorları yorumlamaları istendi. Görüşme sonucu elde edilen bulgularla EEG ölçümlerinden çıkan beyin yanıtlarının sonuçları literatür ile ilişkilendirilerek akorların etkisi araştırıldı.
Erken Cumhuriyet döneminden günümüze Klasik Türk Müziği icracılığının toplumsal rol bağlamında değerlendirilmesi
Klasik Türk Müziği'nin içerisinde var olduğu, geliştiği Osmanlı medeniyeti özellikle 19. yüzyılın başlarından itibaren hızlı bir modernleşme sürecinin içerisine girmiş, bu modernleşme süreci Osmanlı Devleti'nin yıkılmasının ardından Türkiye Cumhuriyeti ile de devam etmiştir. Yaşanan bu süreç elbette toplumsal değişimlerin de yaşanmasına yol açmıştır. Toplum, 20. Yüzyılda küreselleşme, teknolojik faktörler etkisiyle ve dünyayla uyum sağlama sürecinde mevcut geleneklerini değiştirirken, toplumun kültürel alışkanlıkları da bu süreçle birlikte değişimlere uğramıştır. Türk toplumunun bu değişimleriyle birlikte değişime uğrayan en önemli kültürel alışkanlıklardan birisi de bu coğrafyada yüzyıllar boyunca varlığını sürdüren Klasik Türk Müziği olmuştur. Klasik Türk Müziği'nin toplumla olan ilişkisinin değişimi çerçevesinde Klasik Türk Müziği icracısının da toplumdaki eylem yükümlülükleri değişime uğramıştır. Mevcut bu çalışmada, mezkur değişimler çerçevesinde, Klasik Türk Müziği icracısının eylem yükümlülüklerinin yekünü olan toplumsal rolü erken Cumhuriyet sonrası dönemden günümüze değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda, Klasik Türk Müziği icracılarının edindikleri roller, rol çatışmaları ve bu çerçevede icracının eylemi olan icrasının normlarının süreç içerisindeki değişiminin çalışmada ortaya koyulması amaçlanmıştır. Çalışma, 20. yüzyıldaki modernleşme süreci içerisinde Klasik Türk icrası ve icracısını farklı bir perspektifle ele alması, icra özelliklerini ve farklarını ortaya koyması bakımından önem arz etmektedir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi ve tarama modeli kullanılmış, doküman incelemesi, literatür taraması ve arşiv taraması veri toplama tekniklerinden faydalanılmıştır. Çalışmanın evrenini erken Cumhuriyet sonrası dönemden günümüze Klasik Türk Müziği icracılığı oluşturmaktadır. Çalışmada, Klasik Türk Müziği icracısının çeşitlenen rol kümesi içerisinde değişim gösteren rolünün eyleme, yani icrasına yansımalarını en iyi ifade edilebileceği düşünülerek, aynı icracının yıllar içerisinde yapmış olduğu aynı eserin farklı yorumlarına ulaşılabilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla örneklem olarak da seçkisi olmayan örnekleme türlerinden amaçlı örnekleme kullanılarak çalışmanın ikinci alt probleminde kullanılacak örnekler belirlenmiştir. Klasik Türk Müziği icracısının rol kümesinin Osmanlı Devleti'nin son döneminde başlayan ve 20. yüzyılla devam eden süreç içerisinde modernleşme etkileriyle çeşitlendiği, mevcut rollerinin bu modernleşme etkileriyle geleneksel düzenin dışına çıkarak değişimler gösterdiği ve bu değişimlerin özellikle icra pratiklerinde çeşitlilikler oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Marimbanın yapısal ve tınısal analizi, Marimba repertuvarı, Ney Rosauro'nun Marimba müziğine katkıları
İnsanoğlunun varoluşundan bu yana bilinen en eski enstrümanlar içinde, vurmalı çalgıların ilk sırada olduğu tahmin edilmektedir. Çağlar ilerledikçe yaratılan vurmalı çalgıların yapısı ve tınısı değişmekte ve gelişmektedir. Önce çeşitli ağaç ve kemiklerden çok ilkel bir şekilde oluşturulan davullar yüzyıllar içinde giderek melodi üreten enstrümanlar şekline de gelmişlerdir. Klavyeli vurmalı çalgılar adı verilen vurmalı çalgı grubu bu ailenin bir parçasıdır.Bu çalışmada 20. y.y. da ortaya çıkan hem yerel hem de klasik müziğin bir parçası haline gelen marimbanın tarihine ışık tutmak amaçlanmıştır. Bugün Afrika'daki birçok kabilenin temel enstrümanı olan, aynı zamanda teknoloji ile gelişen yeni modelleriyle konçertolarla, solo parçalarla, senfonik eserlerle klasik müzikte kendine bir yer edinen marimbanın ortaya çıkış öyküsü anlatılmaya çalışılmaktadır. Çalışmada marimbanın en basit klavyeli vurmalı çalgıdan en gelişmişine kadar olan ailenin diğer üyeleriyle benzerlik ve farklılıklarına değinilmiştir. Marimbanın yapım aşaması, akortlanması ve sonucunda ortaya çıkan ses rengi hakkında yorumlara yer verilmiştir. Ünlü marimba virtüözü Keiko Abe'nin marimbası hakkında bilgiler sunulmuştur. Marimbayı çalmaya yarayan maletler hakkında bilgi verilmiş, duruş ve tutuş pozisyonları irdelenmeye çalışılmıştır.20. y.y. da giderek artan eserlerle gittikçe genişleyen marimba repertuvarının tarihine ışık tutan en önemli konçertolar, solo parçalar ve oda müziği eserleri ele alınmış, ilk marimba konçertolarının yazarları olan Paul Creston, Darius Milhaud, Robert Kurka, James Basta ve yakın çağ marimba repertuvarının en çok çalınan ve dinlenen konçertolarının bestecisi Ney Rosauro ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Marimbanın tarihe ilk resmi çıkışından 5 oktavlık konser marimbalarının oluşumuna kadar olan süre kronolojik açıdan anlatılmaya çalışılmıştır.Marimba müziğine gerek teknik gerekse müzikal açıdan sayısız katkıları olan Ney Rosauro'nun yaşam öyküsünden bilgilere yer verilmiş olup, bestelediği eser ve yazdığı çalışma kitapları anlatılmaya çalışılmıştır. Uzun yıllar süren çalışmalarından sonra geliştirerek oluşturduğu tutuş tekniği hakkında bilgiler verilmiş, diğer teknikler ile karşılaştırılmış ve eserlerinden örnekler verilmiştir.
Yaylı tanburun Türk müziğindeki yeri önemi ve kullanımı
Bu çalışmanın amacı, yaylı tanbur çalgısının tarihini, gelişimini, yapısal ve icrasal özelliklerini, Türk müziği icrası ve eğitimindeki yerini ortaya koymaktır. Çalışmanın evrenini, Türk müziği eğitimi veren konservatuvarlardaki eğitimci ve öğrenciler ile yaylı tanbur yapımcıları ve icracıları oluşturmaktadır. Örneklemini ise, tanınmış yaylı tanbur yapımcıları ve icracıları ile 2014-2015 eğitim-öğretim yarıyılı bahar dönemi, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Selçuk Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Türk Sanat Müziği Bölümlerindeki ulaşılabilen eğitimci ve öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veriler, yapılandırılmış görüşme formu ve anket formları aracılığı ile derlenmiştir. Hazırlanan anket ve görüşme formları geçerlik ve güvenilirlikleri açısından bu alanda uzman eğitimcilerle görüşülerek düzenlenmiştir. Anket formu ile elde edilen veriler SPSS paket programı aracılığıyla betimleyici istatistikler kullanılarak kamera ile kayıt altına alınan yüz yüze görüşmelerin sonucu toplanan veriler ise nitel olarak analiz edilmiştir. Yapılan bu çalışmanın, yaylı tanbur çalgısını birçok yönden ele alan yazılı kaynak olma niteliğini taşıması ve bundan sonra yapılacak çalışmalara ışık tutması ümit edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Türk Müziği Çalgıları, Tanbur, Yaylı Tanbur.
Frederic Chopin'in baladlarının teknik açıdan çalışılmasına yönelik bir model önerisi
Tarih boyunca sayısız eserler besteleyen besteciler, ortaya koydukları müzik anlayışı ve piyanonun gelişim süresi içerisinde geliştirdikleri çalma tekniği ile piyanoya yön vermişlerdir. Romantik dönemin gelişiyle piyanonun en yüksek seviyeye ulaşması, bestelenen eser zenginliği ile daha da artmış ve piyano edebiyatının gelişimine neden olmuştur. Bu bağlamda romantik dönemin en etkili bestecisi olarak gösterilen F. Chopin, müziğinde kullandığı şiirsellik, güzel tını ve rubato tekniği gibi yapılar yenilikçi olarak görülmüş ve ortaya koyduğu yaklaşımla dönemin bestecilerine ilham kaynağı olmuştur. Araştırmada, F. Chopin'in bu yaklaşımlara örnek olabilecek eserlerinden ikisi olan No. 1 Op. 23 ve No. 2 Op. 38 numaralı baladların teknik açıdan önemi belirtilmiş ve bu eserlerin barındırdığı teknik yapıların nasıl çalışılması gerektiği ile ilgili olarak bir öneri sunulmuştur. Araştırma betimsel bir çalışmadır. Araştırmada, kaynak taraması yapılmasının yanı sıra uzman kişilere "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Modeli" uygulanarak konu hakkında daha fazla bilgi edinmek istenmiştir. Ayrıca bahsedilen bu eserlerin teknik açıdan analizleri yapılmış ve bu analizlerin sonucunda çalışma yöntemine yönelik olarak bir modelleme geliştirilmiştir.
Sabâ makam müziğinin theta ve alpha beyin dalgalarına olan etkisi: Bir nexus-4 EEG çalışması
Müzik ve beyin üzerine yapılan disiplinler arası çalışmalarda farklı yöntemlere başvurulmuş ve hepsinin ortak konusu algı olmuştur. Bu araştırmada, farklı bölümlerde okuyan öğrencilere müzik dinletilerek ve anlık EEG çekimi uygulanarak Theta ve Alpha dalgalarında bir değişkenlik olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Araştırma, üç farklı alanda (sayısal, sözel ve müzik) eğitim alan kalıtımcılara,Sabâ makamında bir eser dinletilerek gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verilerini elde etmek için farklı alanda eğitim alan üniversite öğrencilerine deney aşamasından önce anlık duygu durumlarını ölçen Beck Depresyon Testi uygulanmış, sonra Sabâ makamında eser dinletilerek, Nexus-4 Neurofeedback cihazı ile anlık EEG çekimi yapılmıştır. Uygulama sonunda katılımcıların Sabâ makam müziği hakkındaki yorumları ses kaydına alınmıştır. Araştırmanın sonucunda; Bütün katılımcılar arasında Theta ve Alpha dalgasına bakıldığında, müzik alanında 7 katılımcının, sözel alanda 7 katılımcının, sayısal alanda 5 katılımcının değerlerinde artış, geri kalan katılımcıların değerlerinde ise düşüş görülmüştür. Betimsel olarak yorumlandığında en fazla müzik ve sözel alanındaki katılımcıların değerlerinde artış görülmüştür. Cinsiyet değişkenine göre; erkek katılımcılar arasında Theta ve Alpha dalgasına bakıldığında müzik alanında 4 katılımcının, sözel alanda 4 katılımcının, sayısal alanda 1 katılımcının; kadın katılımcılar arasında Theta ve Alpha dalgasına bakıldığında Sayısal alanda 4 katılımcının, Müzik alanında 3 katılımcının, sözel alanda 3 katılımcının değerlerinde artış, geri kalan katılımcıların değerlerinde ise düşüş görülmüştür. Betimsel olarak yorumlandığında erkek katılımcılar arasında en fazla müzik ve sözel alanındaki katılımcıların, kadın katılımcılar arasında ise en fazla sayısal alanındaki katılımcıların değerlerinde artış görülmüştür. Artan değerlerde katılımcıların dinledikleri müziğe karşı, hayal kurma, rahatlama, beğenme gibi duyguları hissettikleri düşünülmektedir. Düşen değerlerde ise; rahatsız olma, beğenmeme gibi duyguları hissettikleri düşünülmektedir.
SSCB sonrası dönemde Tuva halk müziğinin modernleşmesi
Türk soyunun bir kolu olan Tuva halkının yüzyıllardır süregelen halk müzikleri, modernleşen geleneksel müziğinin de bir örneği olarak kabul edilir. Tuva halk müziği, makamsal yapılardan ziyade, şarkıcının özellikle hiçbir müzik aleti çalmadan ağız, gırtlak, dudak, dil ve diğer organlarını kullanarak müzik icra etmesidir. Bu söyleme biçimi "Höömei", "Tuva Gırtlak Şarkıları" ya da "Hörekter" olarak da ifade edilir. Tuva Gırtlak Şarkılarının bir başka özelliği, şarkıcının aynı anda ikiden beşe kadar farklı müzik sesi çıkartabilmesidir. Dünyada "gırtlak müziği" olarak da bilinen "Tuva Höömei", 1980'li yılların ortalarından itibaren, rock müziği ile artan etkileşimi ile birlikte modernleşme yolunda adımlar atmaya başlamıştır. Dönemin SSCB rejimi, bu müzik türüne karşı özel bir politika gütmeden onu halk kültürü olarak tanımlamış ve bir tür popüler müzik olarak da kabul etmiştir. Şarkılar, hem Tuvaca hem de İngilizce söylenmeye başlanmıştır. Daha sonra, söz konusu müziğin uluslararası dinleyicileri çoğalmış, bu müzikle ilgilenen dünya araştırmacılarının ve müzisyenlerin sayısında artış görülmüştür. Başarılı örneklere rağmen, bu geleneksel halk şarkılarının modernleşme sürecinde yaklaşık yarım yüzyıl kadar sorunlar yaşanmıştır. Bu tezde, Tuva halk müziğinin modernleşme sürecine odaklanılmıştır. SSCB sonrası dönemde, Tuva halk müziğinin modern müzik olarak gelişimi incelenmiş ve antropolojik, kültürel ve tarihsel çalışmalarda sözü edilen "modernleşme" kavramı analize eklenmiştir.
Sanatlar arası etkileşimde Vasili Kandinski ve Arnold Schoenberg
Bu çalışma, 20. yüzyılın kendi dallarında en büyük sanatçılarından olan Vasili Kandinski ve Arnold Schoenberg'in hayatlarını, eserlerini, yaratıcılıktaki dehalarını anlatmakta ve iki farklı sanat dalı olan müzik ve resmin birbirinden nasıl etkilendiğini gözler önüne sermektedir. Vasili Kandinski ve Arnold Schoenberg'in hayatları ve eserleri tarihsel süreçleriyle ele alınmış ve iki ustanın 20. yüzyıl sanat akımlarına katkıları anlatılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kandinski, Schoenberg, Müzik, Resim, Sanat