Nickel
56 theses under this subject heading
Enerji depolama cihazları için polipirol ve metal oksit kompozit elektrotlarının hazırlanması ve karakterizasyonu
Enerji depolama sistemlerindeki malzeme teknolojisi, elektronik teknolojisi kadar hızlı gelişememektedir. Bunun temel nedeni, enerji depolama sistemlerinde kullanılabilecek malzemelerin sınırlı olmasıdır. Bu doğrultuda araştırmacılar alternatif malzeme arayışına girmiştir. Bu tezde, enerji depolama sistemlerinde kullanılmak üzere malzemeler tasarlanmıştır. Tezin ilk bölümünde nikel temelli elektrottan oluşan psödokapasitör üretilmiştir. Hem iyonik sıvı elektrolitte hem de sulu ortamda çeşitli akım toplayıcılar üzerine nikel temelli kaplamalar elde edilmiştir. Modifiye elektrotların elektroaktivitesi farklı elektrolit ortamlarında (asit, alkali, nötr ve iyonik sıvı) test edildi. Tezin ikinci bölümünde süperkapasitör uygulamaları için iletken polimer esaslı bir elektrot üretilmiştir. Öncelikle grafit tabakasına bir bant yapıştırılmış, ardından yüzeyden sıyrılmıştır. İletken olmayan bir bant, bir grafit tabakasıyla iletken hale getirilmiştir. Böylelikle basit, ucuz ve çevre dostu bir elektrot elde edilmiştir. İyonik sıvı elektrolit ortamındaki nikel ve polipirol elektrotların spesifik kapasitansı sırasıyla 986 ve 535 Fg-1'dir
Anodik ve katodik tepkimeler için elektrokatalitik yüzeyli elektrot seçimi
öz DOKTORA TEZİ ANODİK VE KATODİK TEPKİMELER İÇİN ELEKTROKATALİTİK YÜZEYLİ ELEKTROT SEÇİMİ GÜLFEZA KARDAŞ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ KİMYA ANABİLİM DALI Danışman : Doç.Dr. Birgül YAZICI Yıl: 1999 Sayfa: 173 Jüri : Prof.Dr.Mehmet ERBİL Prof.Dr.Attila YILDIZ Prof.Dr.Oktay ERBATUR Yrd.Doç.Dr.İlyas DEHRİ Bu çalışmada, platin, nikel ve kurşunun 0,0 İM NaCl ve 0,0 İM Na2S04 çözeltileri ile bu çözeltilere değişik alkollerden ekleyerek oluşturulan ortamlardaki (0,0 İM NaCl + İM alkol) elektrokimyasal davranışları incelenmiştir. Her ortam için pH:3,5,7 ve 8 de çalışılarak, elektrokimyasal davranışların pH'a bağlılığı da araştırılmıştır. Bu amaçla, üç elektrot tekniği uygulanmış, çalışma elektrodu olarak Pt, Ni ya da Pb, karşı elektrot Pt'in kullanıldığı sistemle siklik voltamogramlar elde edilmiştir. Potansiyeller doygun kalomel elektroda karşı ölçülmüştür. Aynı elektrotların katodik davranışlarını belirlemek üzere ise basit elektroliz sisteminden yararlanılmış, anot olarak Pt, katot olarak söz konusu metaller (Pt, Ni, Pb) kullanılmıştır. Değişik pH (3, 5, 7, 8) ve sıcaklıklarda (25, 50, 75°C) uygulanan belirli potansiyellerde (5, 10, 15, 20V) oluşan hidrojen gazının miktarı zamana karşı ölçülerek, sistemin hidrojen gazı oluşturma verimliliği hesaplanmıştır. Çalışılan ortamlarda ve çalışma koşullarında elde edilen bulgulara göre, alkollerin elektrooksidasyonunda en çok katalitik etkiye sahip metalin Pt ve Pb olduğu saptanmıştır. Bu metallerin, 0,0 İM Na2S04 içinde yüzeylerinde oluşan oksitler nedeniyle etkin olduğu sonucuna varılmıştır. Hidrojen eldesinde ise Ni'in, katodik hidrojen oluşumunu en iyi katalizlediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Hidrojen, elektrooksidasyon, katalitik etki
Farklı fonksiyonel gruplar içeren yeni tip çözünür porfirazin sentezi, karakterizasyonu ve komplekslerinin incelenmesi
Hızla ilerleyen ve büyük önem gösteren kimya sektörünün hem uygulamalı hem de temel bilim üzerinde önemle durulan konularından biriside tetra pirol türevi makrosiklik bilesikler olan porfirinler, ftalosiyaninler, tetrabenzoporfirinler ve porfirazinlerdir. Porfirazinler sahip oldukları periferal konumdaki fonksiyonel grupların özelliklerine göre; optik, magnetik ve elektronik özellikleri sergileyecek potansiyele sahiptirler. Ayrıca gösterdikleri yüksek simetri, düzlemsellik ve elektron delokalizasyonu gibi özellikleri sebebiyle optik veri toplanması, elektrografi, gaz sensörleri, sıvı kristal, boyar madde ve tek boyutlu metaller gibi çok genis spektrumlu bir uygulama alanı açmıstır, kimyacılar ve spektroskopistler için çalısma konusu olmustur. Bu özelliklerinin yanında porfirazinler, sentezlenmesi ve izolasyonundaki kolaylık nedeniyle ftalosiyaninlere ve porfirinlere alternatif olarak karsımıza çıkmaktadır. Biz bu çalısmada baslangıç maddesi olan ditiyomaleonitril disodyum tuzunu, NaCN ve karbondisülsürden iki basamakta sentezledik. Daha sonra sentezlenen maleonitril tuzu sırasıyla, 4,5-Bis(bromomethyl)[Benzo-15-Crown-5], 1,2-Bis(bromometil)benzen, 3- phenilpropil-bromür ve 1-brom-3-metilbütan ile muamele edilerek, alkillendirme tepkimeleriyle dört farklı ligant sentezlendi. Elde edilen ligantlar magnezyum alkolat ile siklotetramerizasyonu sonucu magnezyum porfirazinleri (MgPz) sentezlendi. Burada 1 ve 2 ligandları porfirazin vermedi. MgPz lerin metalsiz türevlerine dönüsmeleri için CF3COOH ile oda sıcaklıgında karıstırıldı ve diger metal türevlerinin sentezlenmesinde H2Pz baslangıç maddesi olarak kullanıldı. Daha sonra farklı metal tuzlarıyla Zn(II), Ni(II) ve Co(II) asetatın etanol-kloroform karısımında geri sogutucu altında karıstırılarak kompleksleri elde edilmistir. Elde edilen ligand ve komplekslerin yapıları FT-IR, UV, Elementel Analiz, 1H NMR, GCMS, MS ve TLC yöntemleri ile incelenmis ve karakterize edilmistir. Sentezlenen MgPz1, H2Pz1 ve metal komplekslerinin sıvı kristal özelligi polarizasyon mikroskobu ve diferensiyel tarama (DSC) ile incelendi. Elde edilen sonuçlardan ligandlar ve komplekslerinin sıvı kristal özelliginin bulunmadıgı gözlenmistir. Metalin ve halka sübstitüentlerinin porfirazin türevleri üzerindeki etkisini incelemek için Dönüsümlü Voltametri yöntemi kullanılmıstır. Cobalt ürevleri hariç bu çalısmada incelenen her kompleks ayrıca halka merkezli indirgenmelerden kaynaklanan iki tersinir ve bir tersinir olmayan islemler içermektedir. Anahtar Kelimeler: Porfirazinler, çinko, nikel, kobal, dönüsümlü voltametri
Aktif karbon ile sulu çözeltilerden nikel gideriminde kolon çalışmaları
Karbon kökenli her maddeden üretilebilen aktif karbon, genis iç yüzey alanına ve farklı çaplardaki gözenek yapısına sahip olduğundan, gaz ve sıvı fazdaki organik ve inorganik maddeleri adsorblama kapasitesi oldukça fazladır. Bundan dolayı aktif karbonlar evsel ve endüstriyel atıkların içerdiği organik ve inorganik kirleticilerin gideriminde kullanılmaktadır. Nikel; gümüs rafinelerinde, elektro kaplamada, çinko dökümlerde ve pillerde genis kullanım alanı olan bir ağır metaldir. Dolayısıyla insan sağlığı ve çevreye zararlı etkileri olduğundan çevreye desarj edilmeden önce belirli değerlere indirilmelidir. Bu çalısmada, HNO3 asit ve elektrokimyasal aktivasyon metotları kullanılarak farklı sürelerde aktiflestirilmis ticari ve visne çekirdeği aktif karbonları kullanılarak, sürekli kolon sistemleri ile sulu çözeltilerden Ni(II) iyonu giderimi yapılmıstır. Bundan baska, asit konsantrasyonlarının rejenerasyona etkisini incelemek için dört farklı doymus karbonların sürekli kolon sisteminde rejenerasyon çalısmaları yapılmıstır. Anahtar Kelime: Adsorpsiyon, Ni(II) giderimi, Aktif karbon, atık su.
Farklı üretim işlemleri kullanılarak üretilmiş yeni nesil nikel-titanyum döner eğe sistemlerinin şekillendirme yeteneklerinin ve döngüsel yorgunluk dirençlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Son yıllarda, nikel-titanyum alaşımların farklı ısısal işlemlere tabi tutulmasıyla elde edilen M-teli, R-faz tel ve CM-telleri, yeni nesil döner eğelerin kullanıma girmesine imkân sağlamıştır. Bu eğelerin klinik performansları halen araştırılmaktadır. Bu in-vitro araştırmanın amacı; M-teli (Reciproc, ProtaperNext, ProfileVortex), R-Faz tel (K3XF, Twisted File Adaptif) ve CM-telinden (Hyflex) üretilmiş altı farklı döner eğe sisteminin şekillendirme yeteneklerinin ve döngüsel yorgunluk dirençlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesidir. Çalışmanın ilk bölümünü oluşturan şekillendirme yeteneği değerlendirilmesinde, 45° eğimli ve L-şekilli kanala sahip 90 adet akrilik blok kullanıldı. Bloklar altı eşit gruba ayrıldı (n=15). Yapay kanalların şekillendirme öncesi görüntüleri stereomikroskop kullanılarak kaydedildi. Şekillendirme sonrası görüntüler şekillendirme öncesi görüntüler ile bir bilgisayar programı kullanılarak çakıştırıldı. Çakıştırılmış görüntüler üzerinde bir bilgisayar programı kullanılarak ölçümler yapıldı. Çalışmanın döngüsel yorgunluk değerlendirilmesi kısmında, özel olarak hazırlanmış 60° eğime ve 3 mm eğim yarıçapına sahip paslanmaz çelik kanallar kullanıldı. Her grupta 15 adet yeni eğenin statik döngüsel yorgunluk dirençleri test edildi. Verilerin istatistiksel analizi tek yönlü varyans analizi ve post-hoc LSD testleri kullanılarak değerlendirildi. Reciproc sistem apikal bölgede en fazla madde kaldıran ve en fazla transportasyon oluşturan grup oldu (p<0.001). Diğer grupların apikal transportasyon miktarları benzerdi (p>0.05). TFa sistemi apikalde, Hyflex ise orta ve koronal üçlüde en az madde kaldıran gruplar oldu. Preparasyon zamanı açısından ez hızlı preparasyon Reciproc, en yavaş preparasyon ise ProfileVortex ile gerçekleşti (p<0.05). Preparasyonlar sırasında herhangi bir eğe kırılmasına rastlanmadı. Reciproc ve Hyflex grupları diğer bütün gruplardan istatistiksel olarak anlamlı derecede daha fazla döngüsel yorgunluk direnci gösterdi (p<0.001).
Nikel titanyum eğe sistemlerinin döngüsel yorgunluklarının farklı test yöntemleri ile karşılaştırılması
Nikel-titanyum döner eğeler kök kanal tedavisi sırasında en yaygın kullanılan sistemlerdir. Ni-Ti sistemlerin en büyük dezavantajı kullanım sırasında çeşitli sebeplerle meydana gelen kırıklardır. Bu çalışmanın amacı Reciproc, Waveone, Protaper Next, OneShape ve TF Adaptive Ni-Ti sistemlerin döngüsel yorgunluklarını üç farklı test metodu ile değerlendirmektir. Bu çalışmada 45° ve 60° kurvatür açılarına sahip üç farklı döngüsel yorgunluk test metodu kullanılmıştır. Bu metodlar üç pin yöntemi, eğimli paslanmaz çelik blok ve oluklu metal bloktur. Beş farklı markanın toplamda 300 eğesi üretici firmanın önerdiği tork ve hızda kırılana kadar kullanılmıştır. Kırılana kadarki süre dakikadaki devir ile çarpılarak döngü sayısı hesaplanmıştır. Rastgele seçilen örnekler kırık tiplerini ve uzunluklarını incelemek için stereomikroskop altında x10 büyütmede incelenmiştir. Sonuç olarak 45° üç pin test metodu hariç bütün testlerde kullanılan her marka enstrümanın kırılana kadarki süreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardır. Reciproc eğeleri bütün test metodlarında en yüksek dönüş sayılarına sahiptir. Bu fark oluklu metal blok 45° ve 60° gruplarında istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05). Test metodları karşılaştırıldığında kullanılan enstrümanlara bağlı olarak istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmuştur. (p<0.05) Karşılaştırılabilir güvenli sonuçlar için döngüsel yorgunluk test metodlarının standardizasyona ihtiyacı vardır çünkü farklı test yöntemleri kullanıldığında aynı eğelerde farklı sonuçlar bulunmuştur.
Termomineral sularda ve meyve sularında kurşun, bakır ve nikel tayini için analitik yöntem geliştirilmesi
Ağır metallerin çoğu hayatsal fonksiyonlar için gereksiz olup belirli bir konsantrasyonda insan vücuduna zarar verebilir. Çevre kirliliği nedeniyle; göl, okyanus ve toprakta artış gösteren ağır metaller insanlık için ciddi riskler getirmektedir. Bu nedenle, çevresel örneklerin ağır metal içeriğinin belirlenmesi için yeni ve hassas yöntemler geliştirmek gerekli ve önemlidir. Bu çalışmada, Yüksek Çözünürlüklü Sürekli Işın Kaynaklı Alevli Atomik Absorpsiyon Spektrometresi (HR CS- FAAS) kullanılarak meyve suları ve termomineral sularda eser miktarda kurşun, bakır ve nikel miktarının belirlenmesi için yeni bir katı faz ekstraksiyon (SPE) yöntemi geliştirilmiştir. Çalışmada, asma dalından (ACVS) elde edilen bir aktif karbon, adsorban olarak kullanılmıştır. Kolon tekniği ayırma ve zenginleştirme işleminde uygulanmıştır. En uygun koşulları belirlemek için; örnek çözeltinin pH'ı, geri kazanım çözeltisinin türü ve konsantrasyonu, örnek çözeltinin ve geri kazanım çözeltisinin akış hızı, örnek çözeltinin hacmi ve yabancı iyonların analit iyonlarının geri kazanım verimine etkisi incelendi. ACVS içeren kolonda, kurşun, bakır ve nikel için tespit sınırları (LOD) 0,36, 0,69 ve 0,28 µg L-1, zenginleştirme faktörü 60 olarak belirlendi. Yöntemin doğruluğu bilinen miktarda analit iyonlarının gerçek örneklere ilave edilmesiyle yapılan geri kazanma çalışmalarıyla kontrol edildi. Geliştirilen metot, çeşitli meyve sularına ve termomineral su örneklerine başarıyla uygulandı. Aralık 2019 – xiii+ 55 Sayfa Anahtar Kelimeler: Meyve Suyu, Termomineral Sular, Aktif Karbon, Alevli Atomik Absorpsiyon Spektrometri, Ağır metaller
Üç farklı tek eğe sisteminin klinik kullanım sonrası döngüsel yorgunluk direncinin karşılaştırılması
Nikel titanyum (NiTi) döner eğeler, endodontide tedavi protokolünü büyük ölçüde değiştirerek daha hızlı ve daha kolay tedavi sürelerine ve kök kanal sisteminin daha kapsamlı bir şekilde irrigasyonuna olanak sağlar.NiTi alaşımlı eğelerin avantajlarına rağmen, bu eğeleri kullanırken meydana gelen eğe kırılmaları hala önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. Bu çalışmanın amacı, WaveOne Gold (WOG, Dentsply, Maillefer, Ballaigues, İsviçre), One Curve (OC, Micro Mega, Besancon, Fransa) ve Reciproc Blue (RB, VDW, Münih, Almanya) NiTi tek eğe sistemlerinin klinik kullanım sonrası döngüsel yorgunluk dirençlerini ve kırık parça uzunluklarını karşılaştırmaktır. Toplam 120 hastanın alt birinci veya ikinci molar dişi tedavi edildi. Hastalar rastgele üç gruba ayrıldı (hasta n= 40) ve kök kanalları WOG, OC veya RB tek eğe sistemleri ile şekillendirildi. Her eğe grubu iki alt gruptan oluşmaktadır: birinci kullanım grubu (eğe n= 10, hasta n= 10) ve üçüncü kullanım grubu (eğe n= 10, hasta n= 30). Kontrol grubunda eğeler hiç kullanılmadan döngüsel yorgunluk testine tabi tutuldu (eğe n= 10). Kontrol grubu dışındaki tüm eğelere test öncesi otoklav sterilizasyonu uygulandı. Eğelerin döngüsel yorgunluk direnci oluk yöntemi ile değerlendirildi.Veriler tek yönlü varyans analizi, Games&Howell Post-Hoc analizi, tekrarlı ölçümler varyans analizi ve Weibull güvenilirlik analizi yapılarak değerlendirildi. Kontrol ve birinci kullanım grubu değerlendirildiğinde eğeler arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p <0.05) ve RB en yüksek kırılma zamanı değerini gösterdi. Üçüncü kullanım grubunda OC ve RB eğeleri WOG eğelerine göre anlamlı derecede yüksek kırılma zamanı değeri gösterdi (p <0.05). Eğe gruplarının kendi içlerindeki ikili karşılaştırmalar değerlendirildiğinde, WOG eğeleri için kontrol - üçüncü kullanım ve birinci kullanım - üçüncü kullanım grupları arasında anlamlı bir fark görüldü.OC eğeleri, kontrol - birinci kullanım ve kontrol - üçüncü kullanım grupları arasında anlamlı farklılık gösterdi. RB eğelerinde ise kontrol ve birinci kullanım grupları arasında anlamlı bir fark görüldü. Genel olarak RB eğeleri birinci kullanımda en yüksek kırılma zamanı değerini gösterdi. Kırık parça uzunluğu değerlendirildiğinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. Anahtar Kelimeler: döngüsel yorgunluk, tekrarlı kullanım, nikel titanyum tek eğe sistemleri, resiprokasyon, rotasyon
Farklı braket türlerinde nikel ve krom salınımının in vivo incelenmesi
Bu çalışmada amaç, ortodontik tedavide kullanılan farklı braket çeşitlerinin serum, idrar ve tükürükteki nikel ve krom seviyelerine etkisini ortaya koymak, tedavi esnasında bu iyonların değişimini göstermek ve bunların ilişkilerini değerlendirmektir. Yaşları 12 ile 21 arasında değişen 51 bireyden tükürük, kan ve idrar örnekleri alınmıştır. Çalışmamızda 3 grup mevcuttur: Konvansiyonel metal braket grubu, Seramik braket grubu ve Self-ligating braket grubu. Beş aşamada bireylerden örnek alınmıştır. 1. ve 2. örnek TKontrol, 3. örnek T1, 4. örnek T2 ve 5. örnek T3 zamanı olarak değerlendirilmiştir. Tüm hastalara çekimsiz sabit ortodontik tedavi uygulanmak üzere planlamaları yapılmıştır. Her bireyde toplam 20 braket ve 4 adet molar tekli tüpkullanılmıştır. Kimyasal analizler Atomik Absorbsiyon Spektrometri aygıtı ile yapılmıştır. İstatistiksel değerlendirmede SPSS 20.0 paket programı kullanılmış olup, gruplar arası karşılaştırmada Kruskal-Wallis testi, grup içi karşılaştırmada Wilcoxon testi kullanılmıştır. Değişkenler arası ilişki Spearmen korelasyon testi ile değerlendirilmiştir. Metal braket ve self ligating braket grubunda, tükürük ve idrardaki nikel ve krom değerleri, sabit ortodontik braketlerin ağza yerleştirildikten sonraki 30 günlük süreçte(T1), Tkontrol dönemine göre artmaktadır.Konvansiyonel metal braket grubundaki iyon salınımı genel olarak estetik braket ve self-ligating braketlere göre daha fazla olmaktadır. Bu fark özellikle T1-T2 dönemlerinde tükürük ve idrarda, kromun, metal braket grubunda diğer gruplara göre artışıyla kendini göstermiştir.Tükürük ve idrar krom değerleri arasında pozitif yönlü orta düzeyde korelasyon bulunmuştur. Sabit ortodontik tedavide kullanılan materyallerden ölçülebilir düzeyde nikel ve krom salınımı olmaktadır. Ancak bu salınım, değerlendirilen zaman aralığında tükürük, kan ve idrar sıvılarında toksik düzeylere ulaşmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Nikel Salınımı, Krom Salınımı, Sabit Ortodontik Tedavi
Comparison of element concentrations in crude oil samples taken from different sites in Iraq and Turkey
The ability to accurately determine the metal contents of crude oils is necessary for reasons ranging from the need to identify the source of the oils (Ni and V) to the removal of components that might inhibit catalysis during refining or impact negatively on the environment during hydrocarbon combustion. Determination of the petroleum source is very important to prevent oil smuggling. The aim of this thesis is a comparison of element concentrations in crude oil samples taken from different sites in Turkey and Iraq. For this purpose, the crude oil samples were collected from a few locations including Duhok, Zakho, and Erbil from Iraq, Batman, and Adiyaman from Turkey. Sample Digestion was performed by microwave (MW) oven-using HNO3 and polytetrafluoroethylene (PTFE™). After that, the digested samples were diluted for further analysis. The metal concentrations were determined by using Inductively coupled plasma-mass spectrometry (ICP-MS). For quantitative analysis, calibration graphs were obtained. From the results obtained, it was found that Vanadium V concentrations are in ranges of (0.082 – 24.490) mg/L, while Nickle Ni concentrations are varying between (1.028 – 10.740) mg/L.
Kerosenin reformlama reaksiyonu ile hidrojen üretimi
Yüksek enerji yoğunluğu, güvenliği ve lojistik olmasından dolayı araçlarda genellikle kerosen tipli yakıtlar tercih edilmektedir. Bu araçlara yardımcı güç kaynağı geliştirilirken kullanılabilecek olan yakıt pili sistemlerine gereken hidrojenin sağlanması için kerosen yakıtının buhar reform reaksiyonunun gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada hidrojence zengin gaz karışımı elde etmek amacıyla su buharı ve kerosenin katalitik reaksiyonu gerçekleştirilmiştir.Bu çalışmada alümina destekli Rutenyum ve Nikel bazlı katalizörler sentezlenmiştir. Katalizörler, %1 Ru, %15 Ni, %1 Ru-%5 Ni, %1 Ru-%10 Ni ve %1 Ru-%15 Ni içerecek şekilde farklı Ru/Ni oranlarında emdirme yöntemi kullanılarak hazırlanmıştır. Üretilen katalizörlerin kristal yapıları XRD, karbon birikimi analizleri TGA, mikro yapı incelemeleri SEM-EDS ve yüzey alanları ve gözenek çapları hesaplamaları BET yöntemiyle karakterize edilmiştir. Katalizörlerin XRD analizlerinde RuO2, NiO2, CeO2 ve Al2O3 elementlerine ait dört tane karakteristik pik incelenmiştir. BET analizleri ile belirlenen katalizörlerin yüzey alanları 122 ve 103 m2/g arasındadır. Bunun yanı sıra hazırlanan katalizörlerin Nikel içeriği arttıkça alümina piklerinin şiddetinin arttığı, yüzey alanlarının ise küçüldüğü gözlenmiştir.Hazırlanan katalizörlerin katalitik deneyleri yapılmıştır. Deneylerde reaksiyon sıcaklığı 800 ?C'da sabit tutulmuştur. Katalitik deneylerde 5,84, 4,88, 3,89 olmak üzere farklı H2O/C oranları kullanılmıştır. Katalitik deneyler sonucu elde edilen gaz karışımları gaz kromotografisinde analiz edilerek hacimsel gaz oranları ölçülmüştür. Üretilen gazın metan, karbon oksitler ve yüksek miktarda hidrojen içerdiği görülmüştür. Gaz kromotografisi sonuçları kullanılarak katalizörlerin % CO2 verimleri hesaplanmıştır. Bu hesaplamalar sonucunda %1Ru-%15Ni bazlı katalizörün veriminin %99,63 olduğu ve bu değerin diğer katalizörlerin verimlerinden yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca katalitik deneylerde H2O/C oranının düşürülmesi ile üretilen gazın bileşimindeki hacimsel % CH4 miktarının arttığı ve katalizörlerin verimlerinin ortalama% 96 civarına düştüğü görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Reforlama, kerosen, Ru/Al2O3, Ni/Al2O3
Titanyum-Nikel alaşımlı malzeme üretimi ve aşınma davranışlarının incelenmesi
Şekil bellekli alaşımlar (ŞBA) birçok mühendislik ve tıp alanında fonksiyonel malzemeler olarak başarı ile kullanılmaktadır. Şekil bellekli alaşımların teknolojik önemi, şekil bellek özelliği ve süperelastik özellik göstermelerinden kaynaklanmaktadır. Bu özellikler sıcaklık ve gerilmeye bağlı olarak martenzit ve ostenit fazlarında alaşımda kristal yapı değişimi ile oluşur. Bu yüzden bu alaşımlara intermetalik kompozit malzemeler de denilmektedir.Bu çalışma üç aşamadan oluşmakta olup birinci aşamada klasik pim-on disk türü standart bir deney düzeneği yük hücresi kullanılmak suretiyle sürtünme kuvvetinin ölçülebilmesi amacıyla bilgisayar destekli hale getirilmiştir. İkinci aşamada saf Ti ve NiTi alaşımı malzemeler Toz Metalürjisi (TM ) metoduyla üretilmiş, sertlik ve yoğunluk değerleri ölçülmüş ve mikroyapıları incelenmiştir. Son aşamada üretilen bu intermetalik malzemelerin farklı deney şartlarında kuru aşınma davranışları ve abrasiv aşınma davranışları incelenmiştir.İlk aşamada sürtünme katsayısının ölçülebilmesi için aşınma davranışların incelenmesinde kullanılan pim-on disk aşınma deney düzeneği revize edilmiş ve aşınma deneydüzeneğine yük hücresi düzeneği tasarlanmış ve bilgisayar destekli hale getirilmiştir. Aşınma deney düzeneğinde sürtünme katsayısının doğru olarak hesaplanabilmesi amacıyla sürtünme katsayısı bilinen PTFE ve MS70 malzemeler üzerinde aşınma deneyleri gerçekleştirilmiş ve sürtünme kuvveti deneyler esnasında sürekli ölçülmüştür. Bu çalışmanın ikinci aşamasında, nikel-titanyum şekil bellekli alaşım üretmek maksadıyla, ticari saflıkta nikel ve titanyum tozları kullanılarak Ti100 ve Ni52Ti48, Ni52Ti48alaşımları Toz Metalürjisi ( TM ) yöntemiyle imal edilmiştir. Alaşımlar, elementel toz karıştırma metoduyla homojen bir şekilde karıştırıp 650 MPa tek etkili sıkıştırma basıncı ile çelik kalıp içerisinde sıkıştırılmış ve argon koruyucu gaz ortamına sahip tüp fırında, 1100 oC? de beş saat süreyle sinterlenerek üretilmiştir. Üretilen numunelerin optik mikroskop aracılığı ile mikroyapı incelemeleri yanında sertlik değerleri, yoğunluk ve porosite ölçümü de yapılmıştır. Son aşamada revizyon işlemi tamamlanan pin-on disk türü aşınma deney düzeneğinde TM ile üretimi yapılan numunelerin farklı deney şartlarında kuru aşınma davranışları incelenmiş ve sürtünme katsayıları ölçülmüştür. Ayrıca numunelerin abrasiv aşınma davranışları incelenmiştir.Deneysel çalışmalar sonucunda; aşınma deney düzeneğinde tasarlanan yük hücresi sistemi araçlığıyla sürtünme kuvvetinin ve sürtünme katsayısının doğru bir şekilde ölçüldüğü gözlemlenmiştir. Saf titanyuma nikel ilavesi ile sertlik miktarında artışlar meydana gelmiş olup Rockwell B sertlik değeri 59 HRB ölçülmüşken NiTi alaşımlarının sertlik değeri yaklaşık olarak 83 HRB olarak ölçülmüştür. Optik mikroskopla yapılan mikro yapı incelemeleri sonucunda daha küçük gözenek fakat daha fazla gözenek oluşumu saf Ti?da gözlemlenmiştir. Buna ilaveten, aşınma deneyleri sonucunda üretilen NiTi alaşımlarının matris malzemesi olan Saf Ti?ye göre daha az aşındığı gözlemlenmiştir. Adhesiv aşınma deneyleri sonucunda yükün artmasıyla birlikte hacimsel aşınma oranının da arttığı gözlemlenmiştir. Ayrıca, saf Ti` nin sürtünme katsayısı yaklaşık olarak 0,37 iken NiTi alaşımlarının sürtünme katsayısı ise yaklaşık olarak 0,40 civarında ölçülmüştür. Bunun ötesinde, abrasiv aşınma deneyleri sonucunda ise uygulanan kuvvetin/yükün artması ve elek boyutunun küçülmesiyle hacimsel aşınma miktarı artmıştır. Abrasive aşınma direnci bakımından da; saf Ti? nin NiTi alaşımlarına oranla daha fazla aşındığı gözlemlenmiştir. Fakat Ni48Ti52 ve Ni52Ti48 alaşımının aşınma dirençleri bakımından birbirine çok yakın olduğu gözlemlenmiştirAnahtar Kelimeler : ŞBA, aşınma, sürtünme katsayısı, Ni-Ti, toz metalürjisi,..soğuk presleme
Tekrarlayan kök kanal tedavilerinde kök kanal dolgusunun uzaklaştırılmasında kullanılan farklı nikel-titanyum eğelerin yüzeylerinde meydana gelen değişikliklerin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı tekrarlayan tedavilerde kullanılan döner nikel titanyum eğelerin üç ve beşinci kullanım sonrası yüzey değişikliklerinin incelenmesidir. Ayrıca %2'lik sodyum hipokloritin, kloroform solüsyonunun ve sterilizasyon işlemlerinin tekrarlayan tedavilerde kullanılan döner nikel titanyum eğelerin yüzeylerine etkisi incelenmiştir.Bu çalışma için Protaper retreatment eğeleri, R-endo eğeleri ve Mtwo retreatment eğeleri kullanılmıştır. Üst çene birinci büyük azı dişlerine ait palatinal kökler guta perka ve Ah 26 ile dolduruldu ve iki ay sonra bu eğe sistemleri ile retreatment işlemleri uygulandı.Kullanılmamış, üç ve beş kez kullanılmış, NaOCl ve kloroform solüsyonunda bekletilmiş ve sterilizasyon işlemleri görmüş NiTi döner eğelerin yüzey değişiklikleri atomik kuvvet mikroskou ve tarama elektron mikroskobu ile incelendi. RMS ve Depth değerleri ve üç boyutlu görüntüler elde edildi. SEM incelemesi ile eğelerin çeşitli büyütmelerde görüntüleri ve EDX ile eğe yüzeyinin kimyasal kompozisyonu hakkında veriler elde edildi.RMS ve Depth değerleri tüm üç eğe sisteminde de üç ve beş kullanım sonrasında anlamlı bozulmalar olduğunu gösterdi. Üç ve beş kullanım sonrasında SEM incelemelerinde çatlaklar, hasarlar ve spiral yapıda bozulmalar görüldü. Ek olarak, Mtwo 15 eğesi beşinci kullanımdan sonra bozuldu.AFM verileri 2%NaOCl solüsyonunun NiTi döner eğeleri üzerinde anlamlı yüzey bozuklukları oluştuğunu göstermiştir. AFM ve SEM verileri kloroform solüsyonu ve sterilizasyon işlemlerinin yüzey anlamlı bozukluklarına yol açmadığını göstermiştir.EDX verileri, bütün çalışma grupları için, meydana gelen bozulmaların fiziksel olduğunu, eğelerin yüzeylerinde herhangi kimyasal bir bozulmaya rastlanmadığını göstermiştir.Sonuç olarak; Protaper retreatment, R-endo ve Mtwo retreatment eğelerinde kullanıma bağlı olarak yüzey bozuklukları görülmüştür. Klinisyenler, retreatment işlemlerinde özellikle üçüncü kullanımdan sonra kırılma riskini göz önünde bulundurmalıdırlar.Anahtar kelimeler: Nikel- titanyum, Tekrarlayan kök kanal tedavisi, Atomik kuvvet mikroskobu, Tarama elektron mikroskobu, Sodyum hipoklorit, Kloroform, Sterilizasyon.
Çeşitli et ve et ürünlerinde ağır metal içeriklerinin değerlendirilmesi
Çeşitli Et ve Et Ürünlerinde Ağır Metal İçeriklerinin Değerlendirilmesi Bu çalışmada Burdur ilinde tüketilen farklı zamanlarda rastgele olarak toplanan sığır eti, balık eti, tavuk eti ve et ürünleri olmak üzere toplam 96 adet örnekte ağır metal düzeylerinin belirlenmesi, elde edilen değerlerin ulusal ve uluslararası mevzuatlarla karşılaştırılması amaçlandı. Burdur ilinde tüketilen çeşitli et ve et ürünleri örneklerinde ağır metal - bakır (Cu), demir (Fe), nikel (Ni), kadmiyum (Cd), kurşun (Pb), civa (Hg), çinko (Zn), krom (Cr), kobalt (Co)-varlığı ve düzeyinin belirlenmesinde organik yapılarının parçalanması ve cihazda analiz edilebilecek forma gelmesi için mikrodalga yakma kapalı sistemi kullanıldı ve daha sonra indüktif olarak eşleşmiş plazma optik emisyon spektrometresi (ICP-OES) yöntemiyle analiz edildi. Bu çalışmada, kırmızı et, tavuk eti, balık eti ve et ürünlerinde ortalama kurşun düzeyi sırasıyla 0,487 mg/kg, 1,668 mg/kg, 0,453 mg/kg ve 1,101 mg/kg, balık etinde ise kadmiyum 0,051 mg/kg olarak tespit edildi. Ancak, cıva hiçbir örnekte saptanmadı. Sonuç olarak kırmızı et, tavuk eti, balık eti ve et ürünlerinde ortalama kurşun düzeyi, balık etinde ise ortalama düzeyi kadmiyum ulusal ve uluslararası mevzuatta bildirilen maksimum kalıntı limitlerinin üstünde belirlendi. Et ve et ürünlerinde kadmiyum ve kurşunun maksimum kalıntı limitlerinin üstünde belirlenmesi halk sağlığı açısından risk yaratmaktadır. Sonuç olarak, et ve et ürünleri çiftlikten sofraya tüm aşamalarda ağır metal kirliliğinin izlenmesi gerektiği kanısına varıldı. Anahtar Kelimeler: Ağır Metaller, Et, Et Ürünleri, ICP-OES
Nikel-krom-molibden alaşımından, üç boyutlu gözenekli bir implant üretimi ve in-vivo şartlarda biyouyumunun araştırılması
Biyoloji ve tıp alanındaki tribolojik uygulamalar, hızla gelişen bir bilim dalı (biyomedikal triboloji) olmaktadır. Bu alanın temellerini şu anda triboloji mühendisliğinin temelleri oluştursa da, yakın bir zamanda geleneksel sınırların dışına çıkılması zorunlu görülmektedir. Biyomedikal tribolojik sistemler, biyolojik ortamlarda kompleks etkileşimler içerisinde çalışan sentetik malzemeler ile doğal dokuları kapsar.Bu çalışmada, diş kuronu imalatında sıklıkla kullanılan Ni-Cr-Mo alaşımı bir malzemenin poliüretan köpük model kullanılarak düzenli, açık gözenekli formda, hassas döküm yöntemi kullanılarak üretimi gerçekleştirilmiştir. Üretilen numunelerin karakterizasyonu nu belirlemek amacıyla, numunelere yoğunluk ölçümü, basma testi, mikrosertlik ve metalografik incelemeler yapılmıştır. Üretilen numunelerin in vivo şartlarda denenmesi amacıyla, üretilen implantlar, çeşitli süreler için köpeklere implant edilmiş, süre sonunda, implantlar köpeklerden çevre doku ile beraber çıkarılmıştır. İmplant ve çevre dokuların patolojik incelemeleri yapılarak, implant malzemesinin biyouyumu araştırılmıştır.Çalışma sonunda; değişik gözenek boyutlarındaki poliüretan modellerin kullanımı ile gözenek boyutlarında kontrol edilebilirlik sağlanmıştır. Alaşımın dokularda herhangi bir patoloji, iltihap ve reaksiyon oluşturmadığı görülerek, biyouyumlu olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Hassas Döküm Yöntemi, Açık Gözenek, Ni Esaslı Alaşımlar, İmplant, Biyouyum
Tiyazol halkalı tiyosemikarbazit türevi yeni schiff bazlarının elde edilişi ve bazı birinci sıra geçiş metalleriyle verdikleri komplekslerin sentezi ve karakterizasyonu
ÖZET Yüksek Lisans Tezi TİYAZOL HALKALI TİYOSEMİKARBAZİT TÜREVİ YENİ SCHİFF BAZLARININ ELDE EDİLİŞİ VE BAZI BİRİNCİ SIRA GEÇİŞ METALLERİYLE VERDİKLERİ KOMPLEKSLERİN SENTEZİ VE KARAKTERİZASYONU Kamiran SARAÇ Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Kimya Anabilin: Dalı 2003, Sayla: 57 Bu çalışmada, 4-tolil-2-(2-hidroksibenzilidenhidrazino)tiyazol (L'u), 4-fenil-2-(2- hidroksibenzilidenhidrazino) tiyazo! (L"n), 4-fenil-2-(2-hidroksi-5-brombenziliden hidrazino) tiyazol (L'u), 4-tolil-2-(2-hidroksi-5-brombenziliden hidrazino) tiyazol (L4n), 4-tolil-2-(2-hidroksi-3- metoksibenziliden hidrazino) tiyazol (L h) ligandlan ve bu ligandlann bazı birinci sıra geçiş metalleri ile yapmış oldukları kompleksler sentezlendi. 2-Hidroksibenzaldehitin, tiyosemikarbazitle reaksiyonundan 2-hidroksibenziliden tiyosemikarbazon elde edildi. 2-hidroksibenziliden tiyosemikarbazon ile tolil klor metil ketonun ve fenil klor metil ketonun reaksiyonlarından (L'H) ve (L2H) ligandlan elde edileli. 2- Hidroksi-5-brombenzaldehitin, tiyosemikarbazit ile reaksiyonundan 2-hidroksi-5-brombenziliden tiyosemikarbazon elde edildi. 2-hidroksi-5-brombenziliden tiyosemikarbazon ile fenil klor metil ketonun ve tolil klor metil ketonun reaksiyonundan (L3H) ve (L4H) ligandlan elde edildi. 2-Hidroksi-3- metoksibenzaldehitin tiyosemikarbazit ile reaksiyonundan 2-hidroksi-5-brombenziliden tiyosemikarbazon elde edildi. 2-Hidroksi-3-metoksibenziliden tiyosemikarbazon ile tolil klor metil ketonun reaksiyonundan da (L'H) ligandı elde edildi. (L'h), (L2h), (L3h), (L4h), (L5h) ligandlarmın Cu(II), Nİ(II), Co(II) ve Zn(II) tuzları ile metal / ligand oram 1 : 2 olan mononükleer kompleksleri sentezlendi. Bu ligandlann fenolik OH ve imin azorundan(CH=N-) metale iki dişli ligand olarak bağlandığı gözlendi. Elde edilen ligand ve komplekslerin yapılan İR, 'H-NMR, magnetik süsseptibilite ve erime noktası ile aydınlatıldı. Tüm velilerden faydalanılarak Cu(II), Ni(II), Co(II) ve Zn(II) komplekslerinin yapıları tetrahedral yapıda olduğu öne sürüldü. Anahtar Kelimeler : Tiyazol, Schiff Bazı, Kobalt, Nikel, Bakır, Çinko Kompleksleri. IX
Iron, Cobalt and Nickel-Based Metal Borides as Low-Cost Nanocatalysts for Highly Efficient Hydrolysis of Sodium Borohydride
In today's world, fossil fuels, commonly known as non-renewable energy sources, provide 80 percent of the energy required. Toxic gases such as CO, SO2, and NOx are produced as a result of the combustion of these fuels. These gases have a wide range of harmful consequences for the environment and human health, particularly in terms of climate change. Environmentally friendly solutions are being researched to meet the energy needs. Hydrogen energy, in particular, has received a lot of interest in recent years. Hydrogen could be extracted from a variety of substances. In terms of high gravimetric hydrogen density, controllable reaction kinetics, non-toxicity, non-combustibility, and ease of storage in the open air, sodium borohydride (NaBH4) is a good choice. However, the activation energy of the NaBH4 hydrolysis reaction is 217 kJ/mol, which is a relatively high value. In order to reduce this activation energy value and to obtain hydrogen more effectively, the reaction should be carried out in the presence of a suitable catalyst. Although traditionally known noble metal catalysts such as platinum, iridium, rhodium, and ruthenium show excellent performance, alternatives should be developed due to their limited reserves and very high costs. Due to their high strength, high hardness, high chemical stability, magnetic qualities, and superior wear/corrosion resistance, transition metal borides can be used in a variety of applications. Transition metal borides, which are less expensive and durable, are emerging as a viable alternative catalyst. In this thesis, among transition metal borides, iron, cobalt and nickel-based metal borides (Fe–Ni–B and Co–Ni–B systems) were chosen to investigate as promising catalysts for the hydrolysis reaction of NaBH4. Catalyst powders with varied mole ratios were synthesized using a mechanochemical method (followed by a wet milling step) in the Fe–Ni–B system, while inorganic molten salt technique was used in the Co–Ni–B system. Utilized methods enabled to prepare the powders with nanoscale size and a uniform particle distribution, and pure composition. In the Fe–Ni–B system, the powder having Ni3B and FeB semi-crystalline phases, homogenous shape, and 70 nm particle size displayed a remarkable catalytic performance in this direction. The availability of active iron, nickel and boron species on the surface was contributed to the enhancement of catalytic activity. It was able to produce 758 ml H2 min-1 gcat -1 of hydrogen at room temperature and reduce the activation energy of the reaction to 40.8 kJ/mol. In the Co–Ni–B system, the powder with CoB–Ni4B3 crystalline phases, which had a homogeneous morphology, approximately 60 nm particle size and pure content, exhibited an enhanced catalytic performance with a very low activation energy of the reaction of 32.7 kJ/mol. According to the recyclability tests, nanocatalyst powders in both systems exhibited catalytic activity even when used for 5 consecutive cycles. As-prepared catalysts that can compete with noble metals can be considered as recyclable, stable and low-cost materials for highly efficient hydrolysis of sodium borohydride.
N-deposited carbon supported FeNi alloys as electrocatalysts for oxygen evolution reaction
Water electrolysis is a renewable energy production method that decomposes water molecules into oxygen (O2) and hydrogen (H2) gases by employing electricity. Released H2 is utilized as an energy carrier whereas O2 is used in the energy conversion systems such as fuel cells. Water electrolysis systems are composed of an anode electrode where an oxygen evolution reaction (OER) occurs and a cathode electrode that is responsible for the hydrogen evolution reaction (HER) and oxygen reduction reaction (ORR). OER is often regarded as the main bottleneck of water electrolysis because of its sluggish kinetics which limits cell efficiency. The thermodynamic potential of the water electrolysis reaction is 1.23 V but there is a need for higher potential due to the various activation barriers. Thus, there has been extensive research for novel electrocatalysts. Noble metal-based oxides have been offered as promising candidates towards OER thanks to their superior activity. However, because of their poor stability and high cost, first-row transition metals such as nickel (Ni), iron (Fe), cobalt (Co), and manganese (Mn) have drawn a lot of attention for the OER in alkaline media. Ni showed superior properties among the others thanks to its corrosion resistance and ductility towards OER. Further research studies have revealed that the combination of Ni with Fe has increased the OER activity. Carbon-based electrocatalysts for OER have been found promising thanks to their good conductivity and high stability both in acidic and alkaline electrolytes. Later, it has been found that carbon materials with metal or nitrogen (N) doping have a higher surface area and the number of active sites as a result of the increasing dispersion. Consequently, uphill energy states of the catalytic intermediates have been decreased by the structural defects as a result of N doping. Accordingly, polyacrylonitrile (PAN) has been offered as advantageous carbon support due to N atoms in the structure. PAN-derived carbon-supported electrocatalysts have been synthesized via the electrospinning method in the literature up to date, which is an expensive method, and it is hard to optimize. Recently, a new synthesis approach which is "in-situ synthesis" has been proposed by our research group as an easier and inexpensive method. In the first part of this thesis, single metal-based (Ni) PAN-derived carbon-supported electrocatalysts were synthesized with the in-situ method which is a cheap and easy process. Then, the structures of these materials were characterized and investigated for OER activity with the electrochemical characterization methods. In addition, the chelating effect was examined using different chelating agents such as 2-2'-bipyridine and ethylenediamine, to observe the formation of the smaller nanoparticles. In the second part of the thesis, bimetallic systems (i.e. alloys) were synthesized in different ratios of Ni and Fe with the in-situ method. Structural and electrochemical characterizations were conducted to examine the relationship between Fe and Ni and their effect on the OER activity. In addition, the chelating effect was examined with the best resulting chelating agent. Consequently, 40% Fe1:Ni1@NC-bipy was exhibited the smallest overpotential, smallest Tafel slope, highest surface area, good crystallinity, and homogeneous dispersion of the nanoparticles.
Doku kültüründe yetiştirilen Alyssum corsicum (Brassicaceae) bitkisinde nikel birikiminin belirlenmesi ve moleküler analizi
A. corsicum, yeni bir teknoloji olan bitkisel arıtım çalışmalarında ağır metallerden özellikle nikelin çevreden temizliği ve geri kazanılmasında kullanılmaya aday bir bitki olarak önem kazanmaktadır. Bu araştırmada A. corsicum bitkisi doku kültürü şartlarında 0.01 mM, 0.04 mM, 0.2 mM nikel derişimleri varlığında yetiştirilmiştir. Bitkinin nikel biriktirme potansiyeli ve metal içeriğindeki değişim X ışını floresans spektroskopisi (XRF) ile belirlenmiştir. Ayrıca bitkinin gövde alt ve üst yaprak yüzeylerinde Fe, Mg, Ca, Ni metallerinin oranları ve oluşan morfolojik değişimler taramalı elektron mikroskobu-enerji dağılımlı X ışını analizi (SEM-EDX) ile belirlenmiştir. Bitkinin nikel metalini köklerden (499.7 µg/g) çok gövdesinde (932,5 µg/g) biriktirdiği ve nikel metalinin artan derişimleri ile birlikte yaprak tüyü yoğunluğu ve yapısında değişiklikler olduğu gözlenmiştir. Değişiklikler yaprak tüy uçlarında kıvrılmalar, yer yer yaprak tüylerinin dinamik ve çıkıntılı yapısını kaybetmesi olarak ortaya çıkmıştır. Ayrıca yaprak tüy merkezlerinin değişik şekiller oluşturduğu ve bunların üzerlerinde düzensiz çıkıntıların oluştuğu gözlenmiştir. Bitki gövde ve köklerinde yapılan antioksidant enzim analizinde gövde ve köklerdeki katalaz ve glutatyon reduktaz enzim aktivitesinin 0.01 mM nikel derişiminde belirgin bir artış gösterdiği daha sonra düştüğü, askorbat peroksidazın ise gövde ve kökteki aktivitesinin sadece 0.04 mM nikel derişiminde belirgin bir artış gösterdiği diğer derişimlerde ise aktivitenin değişken olduğu gözlenmiştir. Bitkinin toplam yaprak proteinlerinin sodyum dodesil sülfat poliakrilamid jel elektroforezi (SDS-PAGE) ile incelenmesi sonucu RuBisCo proteinine ait 49 kDa ve 14 kDa ağırlığında iki temel bant ve 45 kDa ve 18.4 kDa arasında dağılan çok sayıda küçük bantlar tespit edilmiştir. Bitkilere ait protein bant desenlerinin tüm nikel derişimleri için aynı olduğu ve bantların yoğunluk ya da hareket bakımından kontrolden fark göstermediği görülmüştür. Rastgele çoğaltılmış polimorfik DNA-Polimeraz zincir reaksiyonu (RAPD-PZR) işleminde denenen primerlerle 1000 bp-300bp arasında değişen bantlar elde edilmiştir. OPW10, OPB10, OPA17 primerleri ile yapılan çoğaltmalarda bant farklılıkları görülmezken, OPO04 ve B7 primerleri ile elde edilen RAPD profillerinde bazı farklılıklar ortaya çıkmıştır. 0.2 mM nikel derişimi uygulaması ile bitkide farklı ifade edilen genler bulunmuş ve bunların dizi analizleri yapılmıştır. 0,2 mM nikel uygulanan bitkide bulunmadığı gözlenen, farklı ifade edilen gen dizisilerinden birisi Arabidopsis thaliana 1. kromozom dizisinin BAC T24P13 kısmına ait genomik dizisi ile %93 benzerdir. Nikel uygulanan bitkide ortaya çıkan farklı ifade olmuş bir gen dizisi ise Arabidopsis thaliana Lhca2 protein (Lhca2) mRNA' sı ile %99 benzedir. Nikel uygulanan bitkide ifadesi azalan bir gen dizisinin Lobularia maritima kloroplast DNA' sı, tamamlanmış dizisi ile %99 benzer olduğu görülmüştür.
Demir esaslı molibden, nikel, bakır katkılı toz metal alaşımının mekanik özelliklerine bakır oranının etkisi
ÖZET YÜKSEK LİSANS TEZİ DEMİR ESASLİ MOLİBDEN, NİKEL, BAKIR KATKILI TOZ METAL ALAŞIMININ MEKANİK ÖZELLİKLERİNE BAKIR ORANININ ETKİSİ İlyas SOMUNKIRAN Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Metalürji Eğitimi Anabilim Dalı Bu çalışmada, Distaloy AE toz alaşımındaki artan bakır miktarının mekanik özelliklere etkisi incelendi Distaloy AE içindeki bakır miktarı %I 5 dan %6.5'e kadar artırıldı. Mekanik özelikler olarak çekme dayanımı, basma dayanımı ve senlik değerleri her bir alaşım kompozisyonu için belirlenmiştir Bütün numuneler çift etkili bir preste sabit pres kuvveti altında soğuk olarak preslenerek ve 1130°C sıcaklıkta 30 dakika süreyle Propan gazı atmosferinde sinterlenmiştir. Baz olarak Distaloy AE tozu seçilmiştir ve ağırlıkça sırasıyla %0.5, %1, %2, %3, %5 Bakır tozları ilave edilmiştir Mekanik özellikleri belirleyebilmek için çekme, basma ve sertlik deneyleri yapıldı. Her bir alaşım gurubunun yoğunluğu belirlenerek Distaloy AE alaşımındaki artan bakır oranının yoğunluğa etkisi incelenmiştir Sonuç olarak, alaşımlardaki bakır uranı artarken çekme, basma ve sertlik değeride artmaktadır. Ancak, %2.5Cu oranına kadar yoğunluğu artarken daha yüksek bakır ilaveleri için yoğunluk düşmektedir. Anahtar Kelimeler: Toz Metalürjisi, Demir Esaslı Alaşımlar, Distaloy AE, Mekanik Özellikler
Soğutma hızı ve yaşlandırma işlemelerinin NiTiNb şekil hafızalı alaşımlarının karakteristik faz dönüşümleri üzerine etkileri
Nikelce zengin NiTi şekil hafızalı alaşımlar eşatomik bileşime yakın NiTi alaşımları ile karşılaştırıldığında; belirgin süperelastisite ve şekil hafıza etkisi, yüksek sertlik ve aşınma direnci, düşük yoğunluk ve mükemmel korozyon direnci gibi işlevsel özellikleri sebebiyle dikkat merkezinde olmayı başarmıştır. Söz konusu alaşımlara refrakter bir metal olan niyobyum elementinin eklenilmesi suretiyle modifiye edilen NiTiNb üçlü alaşımları ise sergiledikleri geniş histerezis mekanizması nedeniyle ilgi çekmektedir. Diğer yandan, niyobyum elementinin özgül ağırlığının büyük, maddi değerinin ise yüksek olması alaşıma olan ilginin düşük Nb içerikli NiTiNb alaşımları istikametine kaymasına ortam yaratmaktadır. Bu çalışmada, yaşlandırma koşullarındaki değişikliklerin nikel oranı yüksek Ni55Ti44Nb1 alaşımının faz dönüşüm davranışı ve sertlik fenomeni üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Yapılan tetkikler sonucunda ısıl işlem sıcaklığının, süresinin ve yaşlandırma akabinde yapılan soğutma işlemi için tercih edilen yöntemin alaşım mikroyapısını değiştirdiği ve söz konusu değişikliklerle bağlantılı olarak dönüşüm tipinin, karakteristik sıcaklıkların ve alaşım sertliğinin şekillendiği tespit edilmiştir. Yaşlandırma parametrelerindeki varyasyonların çökelme süreci ve çökelti morfolojisinin belirlenmesi hususunda büyük bir etkisinin olduğu görülmüş ve bu etki ile ilişkili olarak fiziksel ve termodinamik özelliklerin farklı sonuçlarla karakterize edildiği saptanmıştır.
CU(II), Nİ (II) ve CO(II)'nin Karacadağ skoryası ile adsorpsiyonunun izoterm, kinetik ve termodinamik analizi
Bu çalışmada Cu(II), Ni(II), ve Co(II) iyonlarını sulu çözeltiden gidermek için adsorplayıcı olarak, ucuz maliyetli Karacadağ Skoryası (BR1) kullanıldı. BR1; XRD, XRF, FT-IR, BET ve SEM gibi yöntemlerle karekterize edildi. BR1'in irili ufaklı gözenek hacimlerinin, toplam hacmin yarısını bulduğu görüldü. Elde edilen denge verileri Langmuir, Freundlich,Temkin ve Dubinin Radushkevich (D-R) adsorpsiyon modellerine, kinetik veriler ise; yalancı-birinci dereceli model, yalancı-ikinci dereceli model (Ho ve McKay modeli), Weber-Morris ve Elovich modellerine uygulandı. Regresyon analizleri sonucu; denge çalışmaları için Langmuir Modeli, kinetik çalışmaları için ise yalancı-ikinci dereceli model, en uygun modeller olarak bulundu. Cu(II) iyonu 298,313 ve 328 K sıcaklıklarında yapılan adsorpsiyon deneylerinde qm değeri sırasıyla 1,83, 2,23 ve 3,09 mgg-1, 298 313 v3 323 K sıcaklıklarında elde edilen qm değerleri Ni(II) için; 0,73, 1,31 ve 1,80 mgg-1, Co(II) için 0,56, 0,93 ve 1,36 mgg-1 olarak bulundu. Termodinamik çalışmalarda Cu(II) iyonu için 298,313 ve 328 K sıcaklıklarında ΔG değerleri sırasıyla -13,37 -17,12 ve -20,86 kJmol-1; 298,313 ve 323 K sıcaklıklarında ΔG değerleri Ni(II) iyonları için sırasıyla -11,55 -15,07 ve -17,41, Co(II) iyonları için sırasıyla -10,36 -14,72 ve -17,63 kJmol-1 olarak bulundu. Cu(II), Ni(II) ve Co(II) için ΔH değerleri sırasıyla 61,04 58,3 ve 76,36 kJmol-1 olarak bulundu. ΔS değerleri de yine sırasıyla 0,2497 0,2344 ve 0,2910 kJmol-1K-1 olarak bulundu. Termodinamik çalışmalarda ΔH değerlerinin pozitif değerli oluşu; adsorpsiyon olayının endotermik olduğunu ve ΔG değerlerinin negatif oluşu ise olayın kendiliğinden cereyan ettiğini gösterdi.
Fırın içinde kullanılan ızgaraların krom kaplama prosesinin optimizasyonu
Üretilen herhangi bir ürünün korozyona karşı uzun yıllar dayanması ve fonksiyonel olarak uzun yıllar kullanılması için çeşitli prosesler uygulanmaktadır. Çeşitli proseslerden en yaygın olanı yüzey kaplama prosesidir. Bu tez çalışmamda fırın içerisinde kullanılan tel ızgaraların krom kaplama prosesi incelenmiştir. Kaplama kalınlığına etki eden proses parametrelerinden akım değerlerinin ve kaplama banyosunda ürünlerin kalma sürelerinin kaplama kalınlığına etkisi araştırılıp, optimizasyonu gerçekleştirilmiştir. Proses parametlerinden kaplama banyolarına verilen akım değerleri ile elde edilen krom kaplama kalınlığı değerleri tepki yüzeyi metodolojisi yardımıyla irdelenmiştir. Elde edilen bulgular, müşterinin fırın içerisinde kullanılan tel ızgaraların üzerinde krom kaplama kalınlığına göre akım değerleri ve kaplama banyosu içerisinde kalma süreleri optimizasyonu sağlanmıştır. Krom kaplama prosesinde kaplama banyolarına uygulanan akım değeri ile elde edilen veriler doğrultusunda fırın içerisindeki tel ızgaranın üzerinde ortalama nikel kalınlığı, bunun akabinde krom kaplama kalınlıklarını arttırdığı anlaşılmıştır.
Molekül kristal/topak yüzeyi etkileşmeleri
MOLEKÜL KRİSTAL/TOPAK YÜZEYİ ETKİLEŞMELERİ (Doktora Tezi) Mustafa BÖYÜKATA GAZİ ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ Şubat 2000 ÖZET İki atomlu D2 molekülü ile Ni kristal yüzeylerinin ve topaklarının etkileşimleri yanklasik moleküler dinamik (MD) bilgisayar yöntemi kullanılarak çalışıldı. Yüzey topolojisini araştırmak için molekülün reaktif kanalda Ni(100), Ni(l 10) ve Ni(lll) yüzeylerinin, tepe, köprü, merkez gibi özel noktalan üzerinde parçalanarak tutunma olasılıkları molekülün titreşim ve dönme modlan ile öteleme enerjilerinin fonksiyonu olarak hesaplandı. Saçılma kanalından da bazı sonuçlar sunuldu. D2+Nin (n<20) çarpışma sistemi için parçalanarak tutunma olasılıkları, tesir kesitleri ve bozunma oran sabitleri hesaplandı. Sonuçlar deneysel çalışmalarla karşılaştırıldı. Molekülün titreşim ve dönme modlan ile topak sıcaklığının etkisi tartışıldı. Buna ek olarak aynı hesaplamalar sıvı topak için de yapıldı. Bilim Kodu : 404.03.01 Anahtar Kelimeler : Parçalanarak tutunma, Moleküler Dinamik, D2, Ni Sayfa Adedi : 118 Tez Yöneticisi : Doç. Dr. Ziya B. GÜVENÇ