Organized industrial area
87 theses under this subject heading
Organize sanayi bölgelerinin kent ekonomisine katkısı: Malatya örneği
Sanayi, ülkelerin gelişmesinde ve ekonomik kalkınmada önemli rol oynamaktadır. 18.yüzyılda İngiltere'de başlayan ve kısa zamanda Avrupa'ya yayılan sanayileşme, Avrupa'da ve dünyada önemli değişikliklere yol açmıştır. Öncelikle toplumsal sınıfların yapısında önemli bir değişiklik yaşandı ve Burjuva-İşçi Sınıfı ayrımı derinleşmeye başladı. Sanayinin gelişmesi kentlerde nüfusun artmasına neden olmuş, kentleşmeyi etkilemiştir.Bir başka açıdan hızla sanayileşen ve üreten ülkeler, büyümeye başlamış ve uluslar arası alanda söz sahibi olmuşlardır. Sanayinin kalkınmada öncelikli olduğu kanıtlanmıştı. Bu durum ise, sanayinin daha planlı ve programlı yürütülmesi gerektiğini gösterdi. Bu planların başında Organize Sanayi Bölgeleri'ni yaygın hale getirmek vardı. Çünkü Organize Sanayi Bölgesi ile sanayi belirli bir alanda toplanmış olacak ve özellikle kentleşme açısından önemli katkı sağlayacaktı. Ayrıca yatırımcılara ekonomik kolaylıklar ve fırsatlar sunmaktaydı.Bu çalışmada öncelikle sanayinin ortaya çıkışı, sanayi bölgelerinin oluşturulması, sanayi bölgelerinin Organize Sanayi Bölgesi haline gelmesi konuları üzerinde durulmuştur. Çalışmada ayrıca, Malatya Organize Sanayi Bölgesi hakkında gerekli bilgiler aktarılarak sonuç bölümünde Organize Sanayi Bölgeleri'nin gelişimi için önerilerde bulunulmaktadır.
Bir finansman aracı olarak finansal kiralama ve Konya Organize Sanayi Bölgesinde bir araştırma
Günümüzde ĠĢletmeler, küreselleĢen dünyada yatırımlarının finansmanında yaygın olarak kullandıkları yöntem finansal kiralama yöntemidir. Finansal kiralama, "zenginlik; bir varlığa sahip olmaktan çok onu kullanmakta yatar" mantığına dayanan, iĢletme sermayesine dokunulmadan ihtiyaçların karĢılandığı alternatif bir yatırım finansmanı yöntemidir. Finansal kiralama; belirli bir süreç için kiralayan ve kiracı arasında düzenlenen, üreticiden kiracı tarafından seçilerek, kiralayan tarafından satın alınan malın mülkiyetini kiralayanda, kullanımını ise kiracıda bırakan bir anlaĢmadır. Ülkelerdeki ekonomik durumun göstergelerinden en iyisi sayılan finansal kiralama yöntemi, ülkemizde 1985 yılında kullanılmaya baĢlamıĢ yıllar itibariyle kullanımı artmıĢtır. Türkiye‟deki bu finansman yönteminin iĢlem hacminde göreceli olarak bir yükselme söz konusu olsa da gerçekleĢtirilen finansal kiralama iĢlemlerinin mali sektör içerisindeki payı geliĢmiĢ ülkelerle göre gerilerde kalmıĢ ve istenilen seviyeye ulaĢamamıĢtır. Türkiye‟de gerçekleĢen finansal kiralama iĢlemlerindeki artıĢ eğilimi son yıllarda azalmaya baĢlamıĢtır. YapmıĢ olduğumuz bu çalıĢmada amacımız ĠĢletmelerin finansman aracı olarak kullandıkları finansal kiralama yönteminin genel özelliklerini bütün hatlarıyla ortaya koymaktır. ÇalıĢmamızın uygulama bölümünde Konya ilindeki Konya Organize Sanayi Bölgesindeki iĢletmelere anket çalıĢması uygulanarak iĢletmelerin finansal kiralama (leasing) finansman yöntemine bakıĢ açıları tespit edilmeye çalıĢılmıĢtır. Anahtar Kelimeler: Finansal Kiralama, Finansman Yöntemleri, ĠĢlem Hacmi, Konya Organize Sanayi Bölgesi
Küreselleşme sürecinde serbest bölgelerin Türkiye dış ticareti üzerine etkileri
İnsanlar tarih boyunca dünya nimetlerinden ihtiyaçlarını karşılamak doğrultusunda en iyi şekilde faydalanma yarışına girmişler ve bu kapsamda ellerindeki üretim olanaklarıyla en çok çıktıyı elde etmek istemişlerdir. Belli bir noktada üretim imkanlarının azalması ama nüfusun artmaya devam etmesi ihtiyaçlarını karşılamak için üretim yapmak zorunda olan ülkeleri de başka kaynaklara yönlendirmiş ve günümüzde küreselleşmenin temelini oluşturan gelişmeler yaşanmıştır. Bu sisteme göre çevredeki kaynaklar ana kıtaya transfer edilmekte ve ana kıtanın ihtiyacı olan hammadde ve ara mamuller ile tüketime hazır ürünler ana kıtadaki ihtiyacı karşılamaktadır.Sonraki zamanlarda ana kıtada oluşan üretim fazlalıkları için yeni pazarlar aranmış ve yine bu sömürgeleştirilen ülkeler seçilmiştir. Bu da karşılıklı ticaret sistemlerinin oluşmasına katkı sağlamıştır. Ülkeler arası ticaretin gelişmesi ile hem küreselleşme yaygınlık kazanırken diğer taraftan da dış ticaret gelişmekte bunun sonucu olarak da ülke ekonomileri gelişim göstermiştir.Ülke ekonomileri globalleşen dünya ile birlikte kaynaklarını ve ekonomik etki alanlarını genişletmek için yeni yollar aramaya başlamışlardır. Bu amaçla işletmelerin ve uluslararası ticarette faaliyet gösteren çok uluslu şirketlerin hareket alanlarını genişletmek ve ülkelerarası ticareti geliştirmek için serbest bölgeler oluşturulmuştur.Bu çalışmada Globalleşme, Globalleşme açısından Serbest Bölgeler ve Serbest Bölgelerin Türkiye'deki durumu incelenmiştir.Birinci bölümde, genel olarak küreselleşme ve serbest bölge kavramlarına değinilmiştir. Bunların çeşitleri, nedenleri, tarihsel gelişimi ve etkileme kanalları incelenmiştir.İkinci bölümde Türkiye'deki serbest bölgelerin tarihsel gelişimi ve faaliyette bulunan serbest bölgeler incelenmiştir.Üçüncü ve son bölümde Türkiye'de faaliyette bulunan serbest bölgelerin ekonomiye etkileri ile serbest bölgelerin başarısını etkileyen faktörler değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Serbest Bölgeler, Dış Ticaret
Muhasebede hata ve hilelerin ortaya çıkartılması ve engellenmesinde iç kontrolün rolü: Kayseri OSB'de bir uygulama
Günümüzde küreselleşmenin artması ile birlikte ekonomik yapıda, teknolojik gelişmelerin ve buna bağlı olarak ticari işlem çeşitliliğinin artması muhasebe sisteminde ortaya çıkacak hata ve hileleri arttırmaktadır. Bu artış finansal tabloları analiz ederek karar verecek olan paydaşların kararlarında yanılmalarına sebep olacaktır. Son zamanlarda artan hileli işlemler teknolojinin de gelişmesi ile birlikte önüne geçilemez bir hal almaktadır. Hileli işlemler işletmeye maddi zarar vermekle kalmayıp işletmenin imajının sarsılmasına, işletmenin iflas etmesine ve paydaşların mağdur olmasına sebep olmaktadır. İşletmeler açısından hilelerin tespit edilmesi ve önlenmesi zordur. Dolayısıyla hile tespit edilene kadar işletmeler ağır darbeler alacaktır. Yaşanan bu olumsuzluklar iç kontrol sistemine duyulan ihtiyacı beraberinde getirmiştir. İşletmenin muhasebe sisteminde hata ve hilenin yaşanmaması için etkin bir iç kontrol sisteminin olması gerekir. İç kontrol sistemi işletmenin faaliyetlerinin aksamaması ve işletmenin belirlemiş olduğu hedeflere ulaşmak için işletmelerde bulunması gereken bir sistemdir. Etkin bir iç kontrol sistemi işletme varlıklarının korunması, varlıkların etkin ve verimli kullanılması ve finansal tablolara olan güveni sağlamaktadır. Muhasebede hata ve hilelerin engellenmesinde iç kontrolün rolü başlıklı bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde genel olarak hata ve hile kavramlarına, hata ve hilenin yaygınlığı, hata ve hile türlerine değinilmiştir. İkinci bölümde kontrol ve iç kontrol kavramları, iç kontrolün amaçları, iç kontrolün türleri, iç kontrolle ilgili Türkiye ve dünyada yapılan yasal düzenlemeler ve hata ve hile ile ilgili Türkiye'de ve dünyada karşılaşılan skandallara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise muhasebede hata ve hilenin ortaya çıkartılması ve önlenmesinde iç kontrolün etkinliğini ölçmek için nicel veri toplama yöntemi olan anket yöntemi kullanılmıştır. Anahtar kelimeler: Hata, Hile, İç Kontrol, Organize Sanayi Bölgesi, Kayseri
Gaziantep organize sanayi bölgesinde tersine lojistiğin değerlendirilmesine yönelik bir araştırma
Günümüzde firmalar arasında küreselleşmeden kaynaklanan çetin bir rekabet ortamı mevcuttur. Tersine lojistik faaliyetleri ise bu rekabet ortamında işletmelerin fayda sağlayabilecekleri bir çalışma alanı haline gelmiştir. Bu bağlamda tersine lojistiğin sistematik olarak ele alınması gerekmektedir. Ekonomik ve çevresel nedenler, kurumsal ve sosyal sorumluluklar, yasalar, doğal kaynakların korunması, daha az malzeme ve kaynak tüketimi gibi nedenlerden dolayı tersine lojistik faaliyetlerinin işletmeler açısından önemi oldukça artmıştır. Tersine lojistik faaliyetleri içinde birçok konu ele alınmaktadır. İade alınan ürünlerin toplanmasından başlayarak; ayrıştırılması, sınıflandırılması, bakımı, en az zararla bertarafın gerçekleştirilmesi, sınıflandırma sonucu oluşan yarı mamul veya atıkların yönetimi tersine lojistik faaliyetleri içinde yer almaktadır. Gelişmiş ülkelerde oldukça popüler olan tersine lojistik faaliyetleri, ülkemizdeki farkındalık veya sistematik uygulama eksikliklerinden dolayı yeterince üzerinde durulan bir konu değildir. Bu çalışmada Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren firmaların tersine lojistik konusundaki farkındalıkları anket yoluyla ölçülmüştür. Firmaların tersine lojistik bilgi düzeylerinin ortalamanın üstünde olduğu tespit edilmiştir. Ancak sistematik uygulama ve çalışanların eğitiminin eksik olduğu gözlemlenmiştir.
Türkiye'de iş sağlığı güvenliği mevzuatları çerçevesinde Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimlerinin (OSGB) karşlaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri
Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri (OSGB) organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarını yapmak üzere yetkilendirilmiş birimlerdir. Bu çalışmanın amacı OSGB'lerde görevli personelin yasal düzenlemelerden ve çalışma ortamındaki uygulamalardan kaynaklanan sorunları ve bu sorunların çözüm önerileri incelemektir. Çalışmada OSGB kurulabilmesi için gerekli fiziki şartlar ve yasal dayanak, kurulumu için başvuru işlemlerinde izlenecek prosedürler, birimin yetkilendirilme süreci, çalışma usul ve esasları, bu birimlerden hizmet alımı ve bu birimler için ihtar ve uyarılar gibi konular ile ilgili bir inceleme yapılmıştır. Ayrıca Afyonkarahisar, Ankara, Bilecik, Eskişehir, Gaziantep ve Mersin illerinde hizmet veren OSGB'lerde farklı uzmanlık alanlarında çalışan bireylere OSGB uygulamalarından kaynaklanan sorunlar ve bu sorunların çözüm önerileri ile ilgili anket çalışması yapılarak sonuçları değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: İş sağlığı ve Güvenliği, Ortak Sağılık ve Güvenlik Birimleri (OSGB), 6331 sayılı kanun
Yetkinliğe dayalı İKY fonksiyonlarının incelenmesi: Manisa organize sanayi bölgesinde bir araştırma
Küreselleşme ile rekabet avantajı sağlamak isteyen işletmelerin insan kaynaklarına verdikleri önem günden güne artmaktadır. Doğru personelin seçilmesi, kariyer planlarının yapılması, performans değerlendirmelerinin yapılması gibi insan kaynakları süreçlerini başarı ile yöneten işletmeler diğer işletmelere karşı büyük başarılar elde etmektedirler. Günümüzde işletmeler bütün bu süreçlerinde 1960 yıllarda ortaya çıkan yetkinlik kavramını kullanmışlardır. Bu amaçla çalışmamızda Manisa Sanayi Bölgesin de faaliyet gösteren işletmeler üzerinde yapılan anket çalışması ile işletmelerin insan kaynakları fonksiyonlarında yetkinliğe dayalı insan kaynaklarını uygulayıp uygulamadıkların tespiti saptanmıştır. Bu amaçla ilk olarak; incelenen işletmelerdeki kişilerin, işletmelerin özelliklerinin, işletmelerin aradıkları yetkinliklerde hangi kriterleri tercih ettiklerinin, hangi kademelerde bu sistemi kullandıklarının, İKY fonksiyonlarında hangilerini kullandıklarının ya da kullanmayı düşündüklerinin, neden yetkinliğe dayalı bir sisteme ihtiyaç duyulduğunun, hedeflerinin neler olduğunun, yaşanılan zorlukların, kullanılan önceki sistemlere göre başarı durumun değerlendirmesi yapılmıştır. Ayrıca işe dayalı yöntemi seçen işletmeler ile ilgili yetkinliği seçmeme nedenleri, ileride düşünüp düşünmedikleri ve hangi İKY fonksiyonlarında kullanmayı düşündükleri konularının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Sonuç olarak, çalışmamızda Manisa organize sanayi bölgesinde faaliyet gösteren işletmelerin hem geleneksel hem de yetkinliğe dayalı yaklaşımı birlikte kullandıkları tespit edilmiştir. İKY fonksiyonlarında yetkinliğe dayalı yaklaşımlara işletmeler tarafından verilen önemin her geçen gün arttığı yapılan çalışma ortaya konulmuştur
Sanayi sektörünün lisans düzeyi muhasebe eğitiminden kalite ve kalite güvencesi beklentileri: Manisa Organize Sanayi Bölgesi örneği
Muhasebe, işletme ile ilgili zamanında, doğru, güvenilir ve tarafsız bilgi üreten bir bilim dalıdır. İşletmelerin artan rekabet ortamında başarılı olabilmesi için hem alt hem üst yapılarında beklentiler doğrultusunda kesintisiz bir değişim sağlamalıdır. İşletmelerin bu değişimi sağlayabilmeleri için en önemli paydaşı olan üniversiteler ile işbirliğine gitmeleri gerekecektir. İşletme çevresinin değişmesi ile işletmelerin muhasebeden beklentileri değişmiştir. İşletmelerin muhasebeden beklentilerinin karşılanabilmesi, muhasebe eğitiminin işletme beklentilerini karşılayabilecek özellikte ve kalitede olmasıyla giderilebilir. Çalışmanın birinci bölümünde; muhasebe bilimi ve muhasebe mesleği hakkında bilgiler verilmiştir. Muhasebe teorisinin kökeni hakkında bilgiler verilerek muhasebe teorileri sınıflandırılmıştır. Muhasebe eğitiminin tanımı yapılarak önemi ve beklentilerine değinilmiştir. Muhasebe eğitiminin unsurları, gerekliliği, amacı ve kalitesinden bahsedilmiştir. İşletmelerde muhasebe eğitiminin önemi değinilerek, Türkiye'de muhasebe eğitiminin tarihsel gelişiminden bahsedilmiştir. Muhasebe eğitiminden beklentiler sıralanmıştır. Ülkemizde muhasebe eğitimine değinilerek, muhasebe eğitiminin mevcut durumu ve geliştirilmesi için yapılması gerekenlerden bahsedilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; Muhasebe eğitiminde kullanılabilecek öğretim yöntemleri sıralanmıştır. Uluslararası muhasebe eğitim standartlarına değinilmiştir. Türkiye'de verilen muhasebe eğitiminin gelişimine değinilerek, muhasebe eğitimi alacak olan muhasebe elemanında bulunması gereken nitelikler sıralanmıştır. Küreselleşme ve muhasebe eğitimi kapsamında muhasebe eğitiminde kalitenin arttırılması konusuna değinilmiştir. Globalleşme sürecinde muhasebe eğitimindeki farklılıklar sıralanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde; Tarihsel süreçte üniversite sanayi iş birliğine değinilerek üniversite ile sanayi neden işbirliği yapar sorusu cevaplanmaya çalışılmıştır. Türkiye'de doğrudan ya da dolaylı şekilde üniversite sanayi işbirliğini sağlayan mekanizmalar sınıflandırılmıştır. Muhasebe eğitimi ve diğer konularda üniversite sanayi işbirliğinin istenilen düzeyde olmamasının nedenlerine değinilmiştir. Ve muhasebe eğitiminde işletmelerle işbirliğinin önemine değinilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde; Lisans düzeyinde muhasebe eğitimi ve sanayi işbirliğini belirlemeye yönelik işletmelerden alınan görüş ve öneriler doğrultusunda elde edilen sonuçlar açıklanmıştır. Yükseköğrenimde verilen muhasebe eğitiminin Manisa Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren işletmelerin beklentilerini karşılama düzeyi incelenmiştir. Araştırmanın amacı, araştırmanın yöntemi, araştırmanın evren ve örneklemi, araştırmanın kısıtları açıklanarak araştırma sonucu ortaya çıkan bulgular ve istatistiksel analizler yorumlanmıştır.
Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerde rekabet üstünlüğü sağlamak açısından bilgi yönetimi ve uygulamaları: Malatya ili organize sanayi bölgesi örneği
Doktora tezi olarak hazırlanan bu çalışmanın amacı, KOBİ'lerde ki bilgi yönetimi uygulamalarının, işletmenin rekabet üstünlüğüne olan katkısını ortaya koymaktır. Araştırma kapsamında bilgi yönetimi nedir, KOBİ'lerde bilgi yönetimi uygulaması ile rekabet üstünlüğü elde edilmiş midir, gibi sorulara cevap aranmaya çalışılmıştır. Çalışmanın araştırma grubunu, Malatya il merkezinde faaliyet gösteren 265 KOBİ'den ulaşılabilen 158 işletme oluşturmuştur. Araştırmada, veri toplama yöntemi olarak kapalı uçlu ve 5'li likert ölçeğinde hazırlanmış sorulardan oluşan anket yöntemi kullanılmıştır. Alan ile ilgili yanıt verenlerden 5'li sınıflama esasına göre tepkilerini göstermeleri istenmiştir. Bu sınıflamadaki kategorilere 1'den 5'e kadar değer verilmiş ve analizler bu değerler üzerinden yapılmıştır. Ölçüm hatalarını en aza indirebilmek amacıyla anket işletmenin yönetici düzeyindeki personeline uygulanmıştır. Anket, KOBİ'lere yapılan bire bir ziyaret ile yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Bunun yanı sıra, kurumsal ve teorik bilgilere ulaşmak için kaynak tarama yönteminden de faydalanılmıştır. Elde edilen verileri analiz etmek için SPSS 23 ve AMOS programları kullanılmıştır. Bilgi yönetimi uygulama düzeyinin, KOBİ'lerin rekabet üstünlüğü sağlamasında bir araç olup olmadığını test etmek amacıyla oluşturulan hipotezler, korelasyon ve regresyon analizine tabi tutulmuştur. Çalışma neticesinde; bilgi yönetimi uygulamalarının, KOBİ'lerin rekabet üstünlüğü sağlamasında katkısı olduğunu gösterir sonuçlara ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilgi, Bilgi Yönetimi, KOBİ, Rekabet Üstünlüğü.
Bilecik organize sanayi bölgelerinin il istihdam piyasasına etkisi
Organize sanayi bölgeleri (OSB), bir şehrin nüfusunu, kentleşmesini, kalkınmasını ve ekonomik refahını belirleyen bir kuruluştur. Planlı sanayileşmenin en önemli modeli olan OSB'ler, kuruldukları bölgede yeni iş imkânları ve sahaları açması nedeniyle istihdamı arttırmakta ve işsizliği azaltmaktadır. Önemli bir lokasyonda yer alan Bilecik'in gelişmişlik düzeyine etki eden faktörlerin araştırılması ve bu aşamada OSB'nin istihdama etkisinin belirlenmesi bölgesel sorunların anlaşılması ve giderilmesine yardımcı olacaktır. Günümüze kadar sanayi-sanayileşme alanındaki süreci, OSB'lerin sorunları, Bilecik ilinin 2008-2015 tarihleri arasındaki GSYH, aldığı göç, verdiği göç, kişi başı ihracat, kişi başı ithalat, işsizlik ve okuma-yazma oranlarına göre gelişmişlik düzeyi ve istihdam üzerine etkileri betimsel yöntemle tespit edilmiştir. Bu veriler ve yapmış olduğumuz analizlere göre Bilecik'in ekonomik ve jeopolitik yapısı gereği önümüzdeki yıllarda gelişimini daha da hızlandıracağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: bilecik, organize sanayi bölgesi, ekonomik kalkınma stratejisi, istihdam.
Zaman perspektifi ile işe adanmışlık ve örgütsel güven ilişkisinin incelenmesi: Adana Organize Sanayi Bölgesi'nde bir araştırma
Günümüz işletmelerinin karşı karşıya kaldığı rekabet ortamında başarılı olmak ve fark yaratabilmek için, çalışanların yadsınamaz bir önemi bulunmaktadır. Çalışanların zamanla ilgili algılarının, pek çok örgütsel çıktıyı etkilediği dikkate alındığında, bu örgütsel çıktılardan, iş performansı, finansal sonuçlar ve müşteri memnuniyeti ile ilişkili görülen işe adanmışlık kavramı ve örgütsel bağlılık, uzun vadeli karlılık ve verimlilik gibi faktörlerle ilişkili görülen örgütsel güven kavramı araştırma kapsamında incelenmiştir. Bu doğrultuda, bir kişilik özelliği olarak da değerlendirilen zaman perspektiflerini araştırmak ve zaman perspektiflerinin çalışanların işe adanmışlıkları üzerindeki etkisini ve hissedilen örgütsel güvenin bu ilişkideki aracılık rolünü incelemek bu çalışmanın ana amacıdır. Zaman perspektifinin demografik değişkenlerle ilişkisini incelemek ise araştırmanın bir diğer amacıdır. Ülke ekonomisine önemli katkılarından dolayı, çalışmamızın evreni Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi'nde (AOSB) üretim yapan işletmeler olarak belirlenmiştir. Bu bölgede çalışmakta olan toplam 238 kişiye anket uygulanmıştır. Anket sonucunda toplanan veriler, uygun analiz yöntemleri ile analiz edilmiş, henüz Türkçe uyarlaması yapılmamış olan zaman perspektifinin olumsuz ve olumlu gelecek alt boyutlarının uyarlaması yapılmıştır. Zaman perspektifinin değişkenler üzerindeki etkisini ve aracılık etkisini araştırmak için regresyon analizleri ve zaman perspektifinin demografik değişkenlere göre farklılaşma durumunu araştırmak için ise t testi ve anova analizleri yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, zaman perspektifi alt boyutlarından dördünün (olumsuz geçmiş, şimdide hazcı, olumsuz gelecek, olumlu gelecek) işe adanmışlığı etkilediği ve örgütsel güvenin bu ilişkiye aracılık ettiği bulunmuştur. Demografik değişkenlerle ilgili yapılan analiz sonuçlarına göre olumsuz geçmiş zaman perspektifinin, eğitim, unvan, cinsiyet ve departmana göre farklılaştığı; şimdide hazcı zaman perspektifinin eğitim ve cinsiyete göre farklılaştığı; olumsuz gelecek zaman perspektifinin eğitim seviyesine, unvana ve departmana göre ve olumlu gelecek zaman perspektifinin ise yaşa göre farklılaştığı bulunmuştur. Çalışanların algılarının, bilişsel ve duygusal durumlarının iş sonuçlarına katkısı da göz önüne alındığında, çalışanların pozitif sonuçlar doğuran dengeli zaman perspektifine sahip olabilmeleri için, koçluk ve benzer uygulamalarla desteklenmeleri, bilinçli farkındalık egzersizleri veya eğitimlerine dahil edilmeleri, hem çalışanların hem de örgütlerin faydasına görülmektedir.
Çalışanlarda örgütsel bağlılığın iş tatmini ve örgütsel sinizm ile ilişkisinin incelenmesi (Şanlıurfa Organize Sanayi Bölgesinde çalışanlar üzerine bir araştırma)
Yapılan bu araştırmada organize sanayi bölgesinde çalışan bireylerde örgütsel bağlılığın iş tatmini ve örgütsel sinizm ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya Şanlıurfa organize sanayi bölgesinde bulunan işletmelerde çalışan ve 18 yaşın üzerinde bulunan toplam 315 birey katılmıştır. Araştırmanın veri toplama sürecinde "Minnesota İş Tatmin Ölçeği", "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" ve "Örgütsel Sinizm Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistik aşamasında SPSS 22.0 programında frekans analizi, One Way ANOVA analizi, Independent Samples t test ve Pearson Korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonunda çalışanların iş tatmini, örgütsel bağlılık ve örgütsel sinizm düzeylerinin yaş grubu, mesleki kıdem ve medeni durum değişkenlerine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir. Bunun yanında çalışanlarda örgütsel bağlılık ve iş tatmin düzeyi ile örgütsel sinizm düzeyi arasında istatistiksel açıdan anlamlı ilişkiler bulunduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, organize sanayi bölgesinde çalışan bireylerde demografik değişkenlere göre örgütsel bağlılık, iş tatmini ve örgütsel sinizm düzeyinin farklılaştığı, bunun yanında bağımlı değişkenler arasında anlamlı ilişkiler olduğu söylenebilir. Anahtar kelimeler: Örgütsel bağlılık, iş tatmini, örgütsel sinizm, organize bölge çalışanları
Endüstri 4.0'ın insan kaynakları yönetimi fonksiyonlarına etkisinin belirlenmesi: İzmir Organize Sanayi Bölgesi örneği
Endüstri 4.0 her geçen gün daha da önem kazanan bir kavram haline gelmiş, teknolojide yaşanan gelişmelerle birlikte etki alanını arttırmıştır. Teknolojinin hayatımızın önemli bir parçası olması, insanların hayatını kolaylaştırması, teknolojiyi yaşanan değişim ve dönüşümün odak noktası haline getirmiştir. Bu çalışma, Endüstri 4.0'ın İKY fonksiyonları üzerindeki etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Endüstri 4.0'ın beraberinde getirdiği yenilikleri, işgücü piyasasına taşımasıyla çalışma hayatını etki altına alırken, insan kaynağını da doğrudan bu değişim çemberine dâhil etmektedir. Bu değişim çemberinde İKY fonksiyonlarına dair insan kaynakları profesyonellerinin ortaya koyduğu iddiaların bu fonksiyonlarla örtüşen yanlarının olup olmadığı incelenmiştir. Bu çalışmada nitel araştırma deseninden yararlanılmış ve fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır. Görüşme tekniği çerçevesinde insan kaynakları profesyonelleriyle internet üzerinden yapılan görüşmelerde araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış sorular, araştırmanın öznelerini oluşturan 10 insan kaynakları profesyoneline yöneltilmiştir. Toplanan nitel verilerin analizinde NVivo 12 Pro yazılımından yararlanılmıştır. Araştırma bulguları dört tema altında ele alınmıştır. Bu bulgular, 'Temel Kavramlar', 'Endüstri 4.0 ve İKY', 'Endüstri 4.0 ve İşgücü Piyasası' ve 'Endüstri 4.0 ve İşletmeler' temaları altında incelenmiştir. Bu çalışma sonucunda, Endüstri 4.0'ın İKY fonksiyonlarına etki ettiği bulunmuştur. Bunun yanında değişim ve dönüşümden en çok etkilenen fonksiyonun işe alım ve eğitim olduğu tespit edilmiştir. Çalışma hayatında dijitalleşmeye olan talep arttıkça Endüstri 4.0'ın da İKY fonksiyonlarına etkisi sürmektedir. Endüstri 4.0'ın işgücü piyasası, işletmeler ve İKY üzerindeki etkileri kapsamlı bir şekilde incelendiğinde çalışan yetkinliklerinin, eğitim sürecinin ve işe alım fonksiyonlarındaki gelişimin uyum sürecine önemli katkılar sağlayacağı değerlendirilmektedir.
KOBİ'lerin rekabet gücü: 2008 sonrası dönemde Manisa OSB analizi
Küreselleşen rekabet ortamında KOBİ'ler, işsizliğin azaltılması, yeni istihdam olanaklarının yaratılması, dengeli ekonomik ve sosyal kalkınmanın sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadırlar. Ayrıca, KOBİ'ler esnek yapıları sayesinde piyasalardaki hızlı değişmelere kolayca uyum sağlayabilmektedirler. Ancak, her geçen gün rekabet gücü yüksek, yeni rakiplerin küresel pazarlara girmeleri, KOBİ'leri, yapılarını sürekli kontrol etmeye ve iyileştirmeye zorlamaktadır. Küreselleşme, tüm dünyada işletmelerin, ticaret ve üretim yöntemlerinde büyük değişikliklere yol açmıştır. Üretim, teknoloji gibi alanlarda hızlı ve küresel boyuttaki tüm değişiklikler, işletmelerin yapılarını değiştirmiştir. Bu değişen yeni piyasalara uyum sağlayabilme ve değişiklik karşısında ayakta kalabilmek için, esnek bir yapıya sahip olan KOBİ'ler, yeni teknolojik gelişmelere ve AR-Ge'ye önem vermek, daha kaliteli ürünler üretmek ve müşterilerin istekleri doğrultusunda üretim yapmak zorunda kalmışlardır. Bu yeni süreçte ortaya çıkan rekabet olgusu giderek önem kazanmıştır. KOBİ'ler, küresel piyasalarda çok daha fazla söz sahibi olabilmek ve rekabet güçlerini artırmak amacıyla, yoğun bir çaba içerisine girmişlerdir. KOBİ'lerin uluslararası piyasalarda paya sahip olabilmeleri için rekabet gücü belirleyicileri; ürün kalitesi, verimlilik, karlılık oranları, organizasyon ve yönetim yapıları, teknoloji düzeyleri gibi temel faktörlerdir. Bu temel etkenlerin dışında, rekabeti teşvik eden finansal ve hukuksal yapının varlığı, ülkenin doğal kaynakları ve doğal zenginlikleri gibi unsurlarda önem taşımaktadır. KOBİ'ler, büyük ölçekli işletmelere nazaran, esnek bir yapıya sahip olmaları ve müşteri taleplerine kolay cevap vererek üretim yapılarını yeniden şekillendirmeleri sayesinde, tüm konjonktür dalgalanmalarında ayakta kalabilmişlerdir. Bu amaçla, çalışmada, öncelikle KOBİ ve rekabet gücü kavramlarına ilişkin literatür incelenmiş, daha sonra, Manisa Organize Sanayi Bölgesin(OSB)'deki KOBİ'lerin rekabet gücü anket yöntemiyle ölçülmeye çalışılmıştır. Ayrıca, rekabet gücünün artırılmasında önemli bir payı bulunan KOBİ'lerin, fırsatlar ve tehditler karşısındaki üstün ve zayıf yönleri SWOT analizi çerçevesinde belirlenmiş ve çeşitli çözüm önerileri verilmiştir. Manisa OSB'deki KOBİ'lerin rekabet gücü incelendiğinde, KOBİ'lerin çok fazla finansman, pazarlama ve rekabet sorunlarıyla karşılaştıkları gözlemlenmiştir.
Organize sanayi bölgelerinin istihdam üzerine etkileri: Manisa organize sanayi bölgesi örneği
İşsizlik tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de çözüm bekleyen sorunların başında gelir. Son zamanlarda Türkiye'de tarım sektörünün ağırlığını yitirmesiyle birlikte kent işsizliği giderek artmaya başlanmıştır. Bunun nedenlerinin başında ise yeni iş imkanlarının oluşmaması gelmektedir. Planlı sanayileşmenin önemli bir modeli olan Organize Sanayi Bölgeleri, kuruldukları bölgelerin büyümesine ve kalkınmasına olan katkılarının yanında sunmuş oldukları yeni iş imkanları ve sahaları sayesinde istihdamı arttırıp işsizliğin azalmasını sağlamaktadırlar. Dünyada ilk örneklerinin 1896 yılında İngiltere'de görüldüğü Organize Sanayi Bölgeleri ile Türkiye 1962 yılında Bursa OSB'nin temellerinin atılmasıyla tanışmıştır. Üç bölümden oluşan bu tezin ilk bölümünde, Organize Sanayi Bölgeleri kavramı teorik olarak anlatılmış daha sonra da OSB'lerin tarihsel gelişimi, amaçları, mevzuatı, kalkınma planları çerçevesinde OSB'ler ile ilgili açıklamalara yer verilmiştir. İkinci bölümünde, işsizlik ve istihdam kavramları, türleri açıklanmaya çalışılmış ve Türkiye'deki işsizlik ve istihdamın mevcut durumu analiz edilmiştir. Organize Sanayi Bölgeleri ile istihdam arasındaki ilişkiyi ortaya koyabilmek için öncelikli olarak bu konular ele alınmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise, Manisa Organize Sanayi bölgesinde faaliyet gösteren firmaların yöneticilerine yönelik bir alan araştırması gerçekleştirilmiş ve bu kapsamda istihdam sağlamada nitelikli işgücünün ve mesleki eğitimin öneminin firmalar için ne düzeyde olduğu, Celal Bayar Üniversitesi ile sanayi işbirliğinin durumu gibi konular açıklanmaya çalışılmıştır.
İşletmelerin dış kaynak kullanımının öz yetenek gelişimi ile ilişkisi: Aydın Organize Sanayi Bölgesi'nde bir araştırma
İş dünyasında sınırların ortadan kalkmasıyla rekabet koşulları daha da zorlaşmaya başlamış, işletmeler rekabet edebilmek için çalışma şeklinde bazı değişikliklere gitmek zorunda kalmıştır. Günümüz şartlarında değişim, değişmeyen tek unsur haline gelmiştir. İşletmeler belirlemiş oldukları stratejik plan çerçevesinde yönetim şeklini değiştirmeye mecbur kalmıştır. İşletmeler piyasada tutunmak ve pazar payını artırmak için rakiplerinden bir adım önde olmak zorundadır. Bu bağlamda işletme üzerindeki iş yükünü hafifletme adına dış kaynak kullanımına başvurmakta, böylece işletme daha esnek ve hızlı bir yapıya bürünmektedir. Dış kaynak kullanan işletme uzman olduğu alanlara daha fazla yoğunlaşarak rekabet gücünü artırabilir. Bu tezin amacı, işletmelerin dış kaynak kullanımı ile kendi öz(temel) yeteneklerine odaklanması arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Çalışma kapsamında Aydın Organize Sanayi Bölgesi'nde ve Bursa-Kestel Organize Sanayi Bölgesi'nde nicel bir araştırma yapılmıştır. Anket kapsamında yüz yüze mülakat şeklinde anket yöntemi uygulanmış, bu kapsamda çalışmaya katılan işletmelere değişik kapsamlı sorular yöneltilmiştir. Sonuçlar SPSS 21.0 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucunda öz yetenekler ile dış kaynak kullanımı arasında pozitif yönlü, anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Genel olarak elde edilen sonuçlara göre firmalar, dış kaynak kullanma yöntemine başvurdukça maliyetleri azalmış, esnekliği artmış ve öz yeteneklerine daha fazla odaklanmışlardır. Anahtar Kelimeler: Dış Kaynak kullanımı, dış kaynaklar, öz yetenekler
Endüstriyel demokrasi açısından öneri sistemlerinin rolü
Demokrasi, demokrasinin işletme hayatındaki formu endüstriyel demokrasi, endüstriyel demokrasiye çalışanlar tarafından temas edilmesini sağlayan unsur öneri sistemleri. Bu çalışmada, insandan ayrılmaması gereken demokrasinin, insanın ana aktör olduğu işletme hayatında kendisine nasıl yer bulabileceği sorusunun cevabını araştırılmıştır. Ulusal düzeyde ekonomilerin can damarı üretim sektörü ve fabrikalardır. Üretmeyen bir ülke dışa bağımlı hale gelir. Ülkemizin kalkınma sürecinin katlanarak devam edebilmesi ve muasır medeniyetler yarışında üst sıralara çıkabilmesi için üretim sektörünün gücü önemlidir. Bu çalışmanın amacı, ülkemiz üretim sektörünün başat rolünü oynayan fabrikalarımızın verimliliklerini artırmaları için, öneri sistemlerinin işleyişini ve verimliliğe olan katkısını bilimsel bir çalışma ile ortaya koyarak bir örneklik sunmaktır. Bu kapsamda üretim sürecinin en değerli girdisi olan insan kaynağını olabildiğince verimli kullanmak için onları insan olarak görmenin faydaları ve pratikteki yolları incelenmiştir.
Üretim işletmelerinde kullanılan maliyet sistemlerinin incelenmesi: Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde bir araştırma
Üretim işletmeleri açısından günümüzde giderek küreselleşen piyasa şartlarında sürdürülebilir rekabet avantajı sağlayabilme yolları arasında sayılan ileri üretim teknolojilerin ilk adımı, Sanayi Devrimi'nin seri üretim kavramını sunması ile atılmıştır. Seri üretime geçiş sayesinde üretim sürecinde meydana gelen hatalı ürün oranında görülen azalmalar işletmelerin en büyük avantajı olurken, giderek gelişen üretim sistemlerine paralel olarak daha çağdaş maliyet muhasebesi sistemleri ihtiyacı da ortaya çıkmıştır. Yaygın olarak kullanılan geleneksel maliyet sistemlerinin güncel üretim teknolojileri karşısında yetersiz kalması nedeniyle bugün işletmeler tarafından çeşitli çağdaş maliyet sistemleri kullanılmakta ve önerilmektedir. Üretim ve maliyet arasındaki koparılamaz ilişki de göz önüne alındığında, çağdaş maliyet muhasebesi sistemlerinin faydalı olabilmesinin tek yolu, üretim sürecinde kullanılan imalat sistemlerinin işletme faaliyetine uygunluğu ve maliyet minimizasyonu amacına hizmet edebilmesi olacaktır. Bu nedenle işletmelerin yalnızca doğru üretim teknolojilerini kullanması veya yalnızca doğru maliyet sistemlerini kullanıyor olması, tek başına yeterli olmayacaktır. Bu araştırma, Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde bulunan işletmelerin günümüzde benimsedikleri maliyet muhasebesi yöntemleri ile ilgili bir profil çizme amacı taşımaktadır. Manisa Organize Sanayi Bölgesi üzerinde işletmeler tarafından kullanılan maliyet sistemlerinin henüz incelenmemiş olması, seçilen konuyu öncelikli hale getirmiştir. Bu amaç doğrultusunda, Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren işletmelerin maliyet sistemleri uygulamaları açısından bir durum analizinin yapılması hedeflenmiştir. Ayrıca maliyet sistemleri ile bazı işletme özellikleri arasında bir ilişkinin olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda Manisa Organize Sanayi Bölgesi üretim işletmelerinin geleneksel maliyet sistemlerini çağdaş sistemlere oranla daha fazla kullandıkları, ancak çağdaş maliyet ve yönetim muhasebesi sistemlerini de azımsanamayacak derecede kullanmakta oldukları tespit edilmiştir. Daha önce başka uygulama alanlarında yapılmış benzer çalışmalarda karşılaşılan araştırma sonuçlarına göre Manisa Organize Sanayi Bölgesi, çağdaş maliyet sistemleri kullanımları konusunda daha bilinçli görünmektedir.
Küçük ve orta boy işletmelerde insan kaynakları yönetimi fonksiyonları açısından kurumsallaşma: Manisa Organize Sanayi Bölgesinde ampirik bir çalışma
KOBİ'lerde insan kaynakları yönetimi fonksiyonlarının belirli bir sistematiğe oturmadığı, bir anlamda kurumsallaşmadığı, işletme faaliyetlerinin kişilere bağlı olarak yürütüldüğü görülmektedir. KOBİ'lerde insan kaynakları fonksiyonlarının eksikliğinin görüldüğü temel alanlar; çalışanların işe alımlarda işin gerektirdiği niteliklerin esas alınmaması, kişi-iş uyumunun yeteri kadar sağlanamaması, bireysel performansın doğru ve adil bir biçimde değerlendirilmemesi ve ödüllendirmedeki eksiklikler olarak sıralanabilir.Bu çalışmanın temel amacı, küçük ve orta boy işletmelerin amaçlanan hedeflere ulaşması ve beliren sorunlarla baş edebilmesi için, en önemli kaynak olarak kabul ettiği/etmek zorunda olduğu insan kaynakları yönetiminin önemini vurgulamaktır. İnsan kaynakları yönetiminin önemini vurgulamak için, insan kaynakları yönetimi fonksiyonlarının kurumsal bir yapıya dönüşmesi üzerinde durulmuş ve alan araştırması da bu yönüyle ele alınıp faktör analizi yöntemiyle incelenmiştir.Araştırmanın kapsamına Manisa OSB'deki KOBİ'ler dahil edilmişlerdir. Bu kuruluşlardan anket yoluyla veriler elde edilmiştir. Bu toplanan verileri analiz edip yorumlamak için faktör analizi yapılarak, yedi adet faktör belirlenmiştir. Aslında amaçlanan faktör sayısı dokuz adet iken, insan kaynakları temin ve seçimi boyutu ile kurum kültürü boyutu, faktör oluşmadığı için araştırmada yer almamışlar ve yedi adet faktör belirlenmiştir. Bu faktörler sırasıyla eğitim, performans ve değerlendirme, Ücret politikası, yönetimsel şeffaflık, insan kaynakları veri tabanı, kariyer yönetimi ve iş sağlığı ve güvenlik başlıkları altında toplanmıştır.Araştırma sonuçları KOBİ'lerde faaliyet süresinin artması durumunda ve yöneticilerin demografik özelliklerinin İKY fonksiyonları üzerine olumlu etkisinin olmadığı yönündedir. Araştırmada aile işletmesi olmayan KOBİ'lerin olan KOBİ'lere göre kurumsallaşma çabalarının daha etkin olduğu görülmüştür. KOBİ'lerin büyüklüğünün artmasıyla İKY fonksiyonları arasında olumlu ilişki olduğu yönündedir. KOBİ'lerde İKY fonksiyonları arasında pozitif bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Küçük ve Orta Boy İşletmeler, Kurumsallaşma, İnsan Kaynakları Yönetimi Fonksiyonları, Manisa Organize Sanayi Bölgesi
Gaziantep Organize Sanayi Bölgelerinde çalışan işçilerin mekânsal habitusu
Bu çalışma, Türkiye'de özellikle yirminci yüzyıl ortasından itibaren, dünyada ise on dokuzuncu yüzyıl başında sanayileşme ve kentleşmeyle beraber belirleyici bir sosyolojik olgu hâlini alan konut sorununu, özellikle işçilerin ev sahipliği meselesini, faillerin anlam dünyaları içinden ele almayı amaçlamaktadır. Türkiye'de kentleşmenin ve sanayileşmenin getirdiği nüfus baskısıyla birlikte gecekondulaşma etraflı bir biçimde çalışılmıştır. Ancak, işçilerin kentleşme deneyimini ve konut mülkiyetine dair geliştirdikleri anlam dünyasını çalışan akademik literatür kısıtlıdır. Bu tezde, Pierre Bourdieu'nün habitus kavramını kullanarak, Gaziantep Organize Sanayi Bölgelerinde çalışan işçilerin mekânı nasıl kavradıkları ele alınmıştır. İşçilerin mekânsal habitusu olarak belirlediğimiz çerçevede, işçilerin fabrika odağında şekillenen gündelik hayat örüntüleri, konut ve hayat beklentileri, komşuluk ilişkileri, akrabalığın dönüşümü, toplumsal cinsiyet ilişkileri, gelecek beklentileri ve ideal ev beğenileri işlenmiştir. Burada, kavramsal olarak konut sorununun salt ekonomi-politik bir sorun olmadığı, aynı zamanda toplumsal aktörler olan işçilerin mekânın üretiminde bilfiil rol aldıklarının üzerinde durulmuştur. Bourdieu'nün orta sınıf habitusu hakkında tespitlerinin, Gaziantep'te sanayi işçilerinin mekânla girdikleri ilişki için de geçerli olduğu savı, bu tezin önemli katkılarındandır.
İşletmelerin web sistemlerini benimseme modelleri: Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi'nde bir uygulama
Günümüzde Internet teknolojilerinin kullanımı oldukça artmış ve hem işletmeler hem de bireyler için vazgeçilmez bir hale gelmiştir. Web teknolojileri firmalara internet üzerinden satış yapma, temel pazarlama faaliyetlerini gerçekleştirme ve bu faaliyetlerin sonucunda rekabet avantajı elde edebilme gibi avantajlar sunmaktadır. Ancak her firmanın web teknolojilerini benimsemesi farklı düzeylerde olabilmektedir. Bazı firmalar web teknolojilerini sadece temel bilgilere ulaşma ve bazı bilgileri sumak için kullanırken, bazıları web üzerinden satış yapmak için kullanabilmektedir. Bu çalışmada Gaziantep Organize Sanayi Bölgesinde yer alan üretim firmalarının web benimseme seviyeleri araştırılmıştır. Çalışma sonucunda firma büyüklüğü, rekabet avantajı ve web benimseme seviyeleri arasında anlamlı bir ilişki bulunurken, firma stratejisi ve web benimseme seviyeleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ayrıca firmaların web teknolojilerini yeterince kullanmamalarıyla ilgili bazı nedenler ortaya çıkarılmıştır. Bu doğrultuda imalat firmalarına ve web tasarım firmalarına öneriler sunulmuştur.
Organize sanayi bölgelerinde muhasebe ve vergi uygulamalarının incelenmesi: Düzce II. OSB örneği
Organize Sanayi Bölgeleri (OSB), sanayinin uygun görülen alanlarda yapılmasını sağlamak, kentleşmeyi yönlendirmek, çevre sorunlarını önlemek, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, imalat sanayi türlerinin belirli bir plan dahilinde yerleştirilmelerini ve geliştirilmelerini sağlamak amacıyla 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ile kurulmuştur. Çalışmanın amacı, Organize Sanayi Bölgelerinin muhasebe ve vergi uygulamalarını inceleyerek yöneticilere ve meslek mensuplarına faydalı bilgiler sunmaktır. Bu amaç doğrultusunda Düzce ilinde faaliyet gösteren Düzce II. OSB'ye ait muhasebe ve vergi uygulamaları doküman analizi yapılarak ele alınmıştır. Yapılan çalışmada bir hizmet işletmesi olan OSB tüzel kişiliği Tekdüzen Muhasebe Sistemine uygun olarak muhasebe kayıtlarını yapmak zorundadır. OSB, vergi uygulamaları açısından Katma Değer Vergisi, Damga Vergisi, Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi Kanunu hükümlerine tabidir. OSB'lerin tüm faaliyetleri denetim kurulu, Yeminli Mali Müşavir ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı denetçileri tarafından denetlenmektedir. Ayrıca OSB'de faaliyet gösteren işletmeler, bazı vergisel muafiyetler, istisnalar, indirim ve teşviklerden faydalanmaktadır.
Türkiye'de organize sanayi bölgelerine sağlanan teşviklerin incelenmesi ve değerlendirilmesi
19. Yüzyılda, sanayinin planlı geliştirilmesinin önem kazanmasına bağlı olarak, Amerika Birleşik Devletleri'nde, özel sektörün kar elde etmek; İngiltere'de ise geri kalmış bölgelerde işsizlikle mücadele etmek amaçlarıyla kurulan bölgeler, organize sanayi bölgeleri uygulamalarının ilk örnekleridir.Türkiye'de, ilk uygulamasına 1962 yılında Bursa Organize Sanayi Bölgesinin kurulmasıyla başlanan bu bölgeler ile kalkınmanın itici gücü olan sanayileşmenin teşvik edilmesi ve bölgesel kalkınmanın dengeli dağılması hedeflenmiştir. Ülkemizde elli yıllık geçmişe sahip organize sanayi bölgelerinin birer cazibe merkezi haline gelmesi için ağırlıklı olarak çeşitli vergisel ve vergi dışı mali teşvikler uygulanmaktadır. Ancak, amacı, şartları ve oluşabilecek sonuçları ayrıntılı olarak analiz edilmeden uygulamaya konulan birçok teşvik tedbiri istenen sonuçları vermemektedir.Tez çalışması sonucunda, uygulanan teşviklerle ilgili yasal mevzuatın çok dağınık ve karmaşık olduğu, bürokrasi, enerji ve yerel yönetimlerden kaynaklı sorunlara çözüm getirilememesi, bölgesel-sektörel teşvik sisteminde, organize sanayi bölgeleri içerisindeki işletmelere pozitif ayrımcılık yapılmaması gibi nedenlerden dolayı organize sanayi bölgelerinin cazibe merkezi haline gelmekten uzak kaldığı görülmüştür. Çok miktarda boş parsel bulunmasına rağmen, doluluk oranları düşük kalmaktadır.Bu bölgelerdeki kümelenmenin istenen düzeyde olmadığı, teşvik politikalarının organize sanayi bölgelerine yatırım yapılması konusundaki etkisinin önemsiz olduğu, girişimciler için bu bölgeler içerisinde yatırım yapma cazibesinin kalmadığı, dolayısıyla yatırım teşviklerinin önemli bir kısmından yalnızca organize sanayi bölgelerinde faaliyette bulunan işletmelerin yararlandırılmasının sağlanması halinde bu bölgelerin cazibesini arttıracağı ve belirlenen hedefler doğrultusunda önemli bir işleve sahip olacağı sonucuna varılmıştır.
İş stresinin işe yabancılaşma üzerindeki etkisinde A tipi kişilik özelliklerinin aracı rolü: Organize sanayi bölgesi örneği
Aracılık rolü modelinin test edildiği bu çalışmada, iş stresinin işe yabancılaşma üzerindeki etkisinde A tipi kişilik özelliklerinin aracı rolü irdelenmiştir. Bu amaçla iş stresi, kişilik özellikleri ve işe yabancılaşma konuları incelenmiştir. Akabinde A tipi kişilik özellikleri ve boyutlarının işe yabancılaşma üzerinde aracılık rolü üstlenip üstlenmediğini belirlemek amacıyla birtakım test ve analizler yapılmıştır. Sırasıyla, iş stresinin işe yabancılaşma üzerine doğrudan etkisi, iş stresinin A tipi kişilik özelliklerine eskisi ve A tipi kişilik özelliklerinin işe yabancılaşma üzerine etkisi test edilmiştir. En son aşamada ise A tipi kişilik özelliklerinin iş stresinde işe yabancılaşmaya aracılık edip etmediği araştırılmıştır. Araştırma kapsamında Isparta Süleyman Demirel Organize Sanayi Bölgesindeki çalışanlara kolayda örnekleme yöntemiyle anket uygulaması yapılmıştır. Anket uygulaması ile 443 çalışandan veri toplanmıştır. Bu toplanan veriler yardımıyla kişilik tipleri ve boyutları ile iş stresinin ve işe yabancılaşmanın derecesi belirlenmeye çalışılmıştır. Bulgular, iş stresindeki artışla birlikte işe yabancılaşma oranında bir artış olduğunu ortaya koymuştur. Araştırma bulguları, iş stresi ile işe yabancılaşma arasındaki ilişkide A tipi kişilik özelliklerinin kısmi aracılık rolü üstlendiğini ortaya koymuştur. Araştırma sonuçları, işletmelerin, çalışanların verimliliğini olumsuz yönde etkileyen iş stresini ve işe yabancılaşmayı en aza indirmek için çeşitli girişimlerde bulunabileceğini göstermektedir. Bu amaçla çalışanların kişilik yapılarının analiz edilmesi, işe alımlarda personel seçim kriterlerinin yeniden belirlenmesi, yeni bir çalışan eğitim modelinin geliştirilmesi gibi girişimler işletmenin verimliliğinin artmasını sağlayacaktır.