Otizm spektrum bozukluğu
217 theses under this subject heading
Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara üst geçit kullanarak karşıdan karşıya geçme becerisinin öğretiminde videoyla model olmanın etkililiği
Bu araştırmanın amacı, otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocuklara yaya becerilerinden üst geçit kullanarak karşıdan karşıya geçme becerisinin öğretiminde videoyla model olmanın etkililiği, katılımcıların öğrendikleri beceriyi sürdürmeleri ve genellemeleri üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmada ayrıca, katılımcıların annelerinin araştırmanın sürecine ve araştırmanın sonuçlarına ilişkin görüşleri alınarak yapılan çalışmanın sosyal geçerliğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma şehir merkezinde üst geçit bulunan iki farklı caddede gerçekleştirilmiştir. Araştırmada 7-8 yaş aralığındaki OSB olan üç çocuğa videoyla model olma ile üst geçit kullanarak karşıdan karşıya geçme becerisinin öğretiminde, tek-denekli araştırma yöntemlerinden katılımcılar arası yoklama evreli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları, tüm katılımcıların üst geçit kullanarak karşıdan karşıya geçme becerisini öğrendiklerini ve uygulama tamamlandıktan bir, üç, beş hafta sonra da öğrendikleri beceriyi sürdürdüklerini göstermektedir. Katılımcılar öğrendikleri beceriyi şehirdeki farklı bir üst geçidi kullanarak da genelleyebilmişlerdir. Araştırmadan elde edilen sosyal geçerlik bulguları katılımcıların anneleri açısından olumludur.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların sohbet etme becerilerini geliştirmede replikli öğretimin etkisi
Amaç: Araştırmanın amacı otizm spektrum bozukluğu olan çocukların fotoğraflar hakkında sohbet etme becerilerini geliştirmede replikli öğretimin etkililiğini incelemektir. Ayrıca, öğretim tamamlandıktan sonra katılımcıların edindikleri beceriyi koruma düzeyi ve farklı kişilere genelleyebilme düzeyi üzerindeki etkisi de incelenmiştir. Yöntem: Araştırma, yaşları 7-9 arasında değişen otizm spektrum bozukluğu olan iki erkek bir kız olmak üzere üç çocuk ile gerçekleştirilmiştir. Her katılımcının sohbet konusu ilgi duyduğu etkinlikler arasından seçilmiştir ve her katılımcı için dört replik hazırlanmıştır. Katılımcıların 4-5 sözcükten oluşan repliklerle sıra alarak sohbet etmesi amaçlanmıştır. Araştırmada sesli replikler kullanılmıştır. Replikler ve fotoğraflar iPhone aracılığıyla sunulmuştur. Araştırmada, tek denekli araştırma modellerinden katılımcılar arası yoklama denemeli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Ayrıca araştırmanın her aşamasında gözlemciler arası güvenirlik ve uygulama güvenirliği verileri toplanmıştır. Bulgular: Etkililik bulguları replikli öğretimin otizm spektrum bozukluğu olan üç bireyin fotoğraflar hakkında sohbet etme becerilerini geliştirmede ve bu becerileri öğretim tamamlandıktan 1, 3, 4 ve 20 hafta sonrasında koruyup farklı kişilere genellemelerinde oldukça etkili olduğunu göstermektedir. Sosyal geçerlik bulgularına göre özel eğitim öğretmenleri replikli öğretimin ilgi çekici olduğu, iletişim kurmaya teşvik edici özellik taşıdığı, sosyal becerilerdeki eksikliğin kapatılmasında yardımcı olabileceği, zaman ve maliyet açısından ekonomik olduğu yönünde olumlu görüşler bildirmişlerdir. Sonuç ve Öneriler: Replikli öğretimin otizm spektrum bozukluğu olan çocukların sohbet etme becerilerini geliştirmede etkili olduğu belirlenmiştir. Replikli öğretim otizm spektrum bozukluğu olan bireylere, ortak dikkat, duyguları ayırt etme, etkileşim başlatma ve sohbet etme gibi pek çok farklı becerinin öğretiminde kullanılmaktadır. İleri araştırmalarda replikli öğretimin doğal bağlamlarda otizm spektrum bozukluğu olan bireylere farklı iletişim becerilerinin kazandırılmasındaki etkisi incelenebilir. Anahtar sözcükler: Otizm spektrum bozukluğu, replikli öğretim, sohbet etme, iPhone.
Sıçanlarda valproik asitle oluşturulmuş otizm modelindebarrel korteks morfolojisinin incelenmesi
Amaç: Otizm, sosyal etkileşim sorunları ve tekrarlayan stereotipik hareketlerle karakterize edilen nörogelişimsel bir bozukluktur ve son yıllarda prevelansı giderek artmaktadır. Otistik bireylerin %90'ından fazlasında görülen duyusal anormallikler, uyaranlara aşırı ya da yetersiz tepki, uyaranların duyusal kodlanmasında ve nöronal entegrasyonunda farklılaşma olarak kendisini gösterir. Sıçan somatik duyu korteksinde bulunan ve her biri bir bıyığı temsil eden barrel isimli hücre grupları, duyu çalışmalarında yarım yüzyıldır kullanılan temel modellerden biridir. Bıyıkların erken neonatal dönemde lezyonlanması, barrel gruplarının somatotopografik yapısını bozar ve nöroplastisite bağlamında incelemeleri mümkün kılar. Benzer şekilde nöron dendritlerinin morfolojik analizi anormal bağlantılar ve devreler hakkında önemli bilgiler verir. Yöntem: Mevcut çalışmada sıçanlarda valproik asit ile oluşturulan otizm modelinde somatik duyu korteksinde morfolojik değişiklikleri incelenmiştir Prenatal valproik asit maruziyetiyle otizm benzeri fenotip oluşturulan hayvanların bir grubunda bıyıklar lezyonlanmış ve korteksin sitokrom-c ile boyanmasıyla genel morfolojik değişimler hacim hesaplama yöntemiyle ortaya konmuş, diğer grubunda ise hücre düzeyindeki farklılıklar, lamina 4 ve 5 nöronlarında Golgi-Cox boyamayla dendritik morfoloji seviyesinde incelenmiştir. Bulgular: Somatik duyu korteksinde thalamokortikal girdileri alan lamina 4 dikenli yıldızsı nöronlarda barrel hacimlerinde, dentritik dallanmalarda ve dikenlerde bir fark gözlenmemiştir. Korteksten çıktıyı ileten lamina 5 piramidal nöronların dendrit dallanmalarında artış, apikal, oblik ve bazal dendritlerindeki dikenlerde zayıflama ve yalnızca bazal dendritlerinde sayıca artış gözlenmiştir. Sonuç: Sıçanlarda valproik asit maruziyetiyle oluşturulan otizm modelinde hücre ve dendrit türüne göre değişen morfolojik anormallikler, hücre tipine özeldir ve yerel devrede oluşan farklılaşmalara işaret etmektedir.
Otizmli çocuklarda hareket eğitimi ve eğitsel oyun ile yaşam kalitesi ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırma; otizmli çocuklarda hareket eğitimi ve eğitsel oyun ile yaşam kalitesi ilişkisini incelemek amacı ile yapılmıştır. Araştırmaya; Otizm spektrum bozukluğu tanısı almış 1'i kız, 12'si erkek toplam 13 çocuk katılmıştır. Çocuklara haftada iki gün, günde bir saat olmak üzere 14 hafta süre ile hareket eğitimi programı uygulanmıştır. Tanımlayıcı bir araştırma olup; bu çalışmada kişisel bilgi formu, Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ) ile Kaba Motor Gelişim Testi-II (TGMD II) testi kullanılmıştır. TGMD II testinin ön test son test karşılaştırmasında; Lokomotor puanları hareket eğitimi öncesinde Ortanca (min-maks) 2 (1-10) iken hareket eğitimi sonrasında 7 (1-13) olarak yüksek düzeyde anlamlı artış göstermiştir. Nesne kontrol puanları hareket eğitimi öncesinde Ortanca (min-maks) 5 (1-13) iken hareket eğitimi sonrasında 10 (1-13) olarak yüksek düzeyde anlamlı artış göstermiştir. ÇİYKÖ ölçeğinin Ölçek toplam puanı ortancası (min-maks) hareket eğitimi öncesinde 64,13 (36,96-81,52) iken hareket eğitimi sonrasında 69,56 (40,22-92,39)'ya anlamlı olarak yükselmiştir. Fiziksel sağlık toplam puanları hareket eğitimi öncesinde Ortanca (min-maks) 53,13 (31,25-81,25) iken hareket eğitimi sonrasında 68,75 (31,25-96,88) olarak yüksek düzeyde anlamlı artış göstermiştir. Psikososyal sağlık toplam puanları hareket eğitimi öncesinde Ortanca (min-maks) 60 (30,00-81,67) iken hareket eğitimi sonrasında 70 (45,00-95,00) olarak yüksek düzeyde anlamlı artış göstermiştir. Sonuç olarak, uygulanan hareket eğitimi ve eğitsel oyun programının otizmli çocukların temel motor becerilerinde ve yaşam kalitesi düzeylerinde olumlu etkiye sahip olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Eğitsel Oyun, Hareket Eğitimi, Otizm, Yaşam Kalitesi
Otizmli çocukların yaşam kalitesinde hippoterapinin etkisinin incelenmesi: Terapötik rekreasyon uygulaması
Bu araştırma, otizmli çocukların yaşam kalitesinde hippoterapinin etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya, otizm spektrum bozukluğu tanısına sahip 40 çalışma ve 40 kontrol grubu olmak üzere toplam 80 otizmli çocuk katılmıştır. Araştırma ön test/son test çalışma-kontrol gruplu karşılaştırmalı deneysel tipte yapılmıştır. Otizmli çocuklara haftada iki gün ve günde bir saat olmak üzere toplam 8 haftalık terapötik rekreatif etkinlik olan hippoterapi uygulaması yapılmıştır. Çalışmada çocukların yaşam kalitesini belirlemek amacıyla "Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKÖ)" kullanılmıştır. Analiz aşamasında; yüzdelik dağılım, paired t testi ve indepentend t testi yapılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında ise; hippoterapi uygulama sürecine katılan eğitmenlerin duruma yönelik tespitlerini belirlemek için araştırmacı tarafından "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" geliştirilmiş ve soruların oluşmasında uzman görüşü alınmıştır. Görüşme formu 11 eğitmene uygulanmıştır. Kontrol grubundaki çocukların "ÇİYKÖ" ön test, son test puan ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Çalışma grubundaki çocukların "ÇİYKÖ" ön test ve son test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak fark tespit edilmiştir (p<0,05). Çocuklara uygulanan hippoterapi uygulamasının çocukların fiziksel sağlık, psikososyal sağlık düzeylerini arttırdığı, çocukların yaşam kalitesinde hippoterapi etkinliğinin önemli bir yere sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Terapötik rekreasyon uygulaması olan hippoterapi yardımcı tedavi olarak yaygınlaştırılabilir. Anahtar Kelimeler: Hippoterapi, Otizm, Terapötik Rekreasyon, Yaşam Kalitesi
Oyunlaştırılmış fiziksel aktivitenin otizm spektrum bozukluğu olan çocukların otizm semptomları ve temel motor becerilerine etkisi
Bu araştırma, oyunlaştırılmış fiziksel aktivitenin otizm spektrum bozukluğu olan çocukların otizm semptomları ve temel motor becerileri üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Etik kurul izni alındıktan sonra Bilgilendirilmiş Veli-Vasi Onam formu imzalanan katılımcıların OSB düzeyleri GOBDÖ-2-TV ile değerlendirilmiş çalışmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan 30 katılımcı eşit sayıda olacak şekilde uygulama ve kontrol gruplarına rastgele atanmış ve araştırma zaman dizisi modeline dayalı kontrol gruplu ön test-son test yarı deneysel araştırma olarak desenlenmiştir. Uygulama grubunda yer alan OSB tanısı almış ve yaş ortalamaları 11.2±2.17 olan 15 erkek çocuğa, 14 gün boyunca 8. günde dinlenme olmak üzere günde 5 saat oyunlaştırılmış fiziksel aktivite programı (OFA) uygulanmıştır. Uygulama öncesi ve sonrası yapılan ölçümlerde OSB olan öğrencilerin Otistik bozukluk düzeyleri, sosyal etkileşim düzeyleri, tekrarlayıcı davranış düzeyleri ve temel motor becerileri değerlendirilmiştir. Uygulama sonrasında 15. ve 45. günlerde ise aynı ölçümler tekrarlanarak katılımcıların durumu takip edilmiştir. Yapılan tekrarlı ölçümlerden elde edilen veriler IBM SPSS istatistik programında p= .05 anlamlılık düzeyine göre tek yönlü ANOVA testi kullanılarak istatistiksel analiz yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre oyunlaştırılmış fiziksel aktivitenin uygulama grubunda yer alan çocukların otistik bozukluk düzeyi, tekrarlayıcı davranışları ve temel motor becerilerine olumlu yönde etkisi olduğu saptanmış, ancak gerçekleştirilen takip ölçümlerinde bu etkinin uygulama sonrasında ölçülen seviyelere kadar gerilediği sonucuna ulaşılmıştır. Uygulanan OFA programının sonrasında ve 15. ve 45. günlerde gerçekleştirilen takip ölçümlerinden elde edilen verilere göre OSB olan öğrencilerin sosyal etkileşim düzeylerinde anlamlı bir farklılık yaratmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 14 gün boyunca uygulanan OFA programının OSB'li çocukların otistik bozukluk düzeyleri, tekrarlayıcı davranışları ve temel motor becerileri üzerine olumlu etkileri olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Otizmli bireylerin fiziksel aktivite programlarına katılım nedenleri ve beklentileri: Aile ve eğitimci üzerine nitel bir araştırma
Bu araştırma, otizmli bireylerin fiziksel aktivite ile rehabilitasyon programlarına katılarak fiziksel gelişim, motor beceri, bilişsel ve zihinsel gelişim, sosyalleşme, günlük yaşam becerileri ve yaşam kalitelerinde olan değişimleri incelemek ayrıca, bu tarz programlara katılmanın maddi karşılığı ve devlet politikası olarak ne kadar önemsendiğini saptamak amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya gönüllü olarak 16 otizmli çocuk sahibi ebeveyn ve 15 fiziksel aktivite eğitmeni katılmıştır. Çalışmamız, olayların akışına duygusallık katılmasına müsaade etmeyen, içinde açık uçlu sorular bulundurup kişinin hikâyesini olduğu gibi aktarmasını sağlayan yarı yapılandırılmış gözlem formu hazırlanarak, aileler ve eğitmenlerle görüşme yapılarak yapılmıştır. Görüşmeler pandemi dolayısıyla telefon ile yapılmış ve kayıt altına alınmıştır. Veriler kaydedilerek yazıya dökülmüş ve manuel analiz yöntemi kullanılarak ayrıştırılmıştır. Analizler sonucunda araştırmada beklenti içinde olunan parametrelerin, fiziksel aktivite ile rehabilitasyon sonucunda olumlu geliştiği ve otizmli bireyin yaşam kalitesini arttırdığı görülmüştür. Devlet yatırımlarının son derece eksik olduğu, katılım göstermek isteyenlerin özel programlara katılması gerektiği ve ekonomik olarak zorlayıcı bir süreç olduğu katılımcılarından alınan veriler ışığında çalışmamızda belirtilmiştir. Çalışmamız sayesinde otizmli bireyin yaşam standartlarının arttırılmasının mümkün olduğu ve her birinin bu tarz rehabilitasyon programlarına katılma noktasında eşit şartlara sahip olmasının önemli olduğu görülmüş olacaktır. Anahtar Kelimeler: Otizm, Fiziksel Aktivite, Yaşam Standartı, Politika
Otizm spektrum bozukluğu olan bireylere yabancı kişilerden korunma becerisinin kazandırılmasında uzaktan eğitim yoluyla sunulan video modelle öğretimin etkililiği
2019 yılı itibariyle hayatımıza giren korona virüs, artan ölüm oranları nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel salgın olarak tanımlanmıştır. Küresel salgın sürecinde okulların kapanması ile yüz yüze eğitime ara verilerek alternatif yöntem olan uzaktan eğitime geçiş yapılmıştır. Tüm okul türü ve kademelerinde uzaktan eğitim uygulamalarına geçiş yapılması, öğrencilerin eğitim hayatını doğrudan veya dolaylı olarak etkilemiştir. Bu durum eğitim sektörünün içinde yer alan tüm paydaşların uzaktan eğitim süreçlerine ilişkin olumlu veya olumsuz tutum edinmelerine sebep olmuştur. Belirtilen tutumlar uzaktan eğitim yoluyla yapılan uygulamaya yönelik araştırmaların gerçekleştirilmesi ihtiyacını da beraberinde getirmiştir. Bu araştırmanın amacı, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanılı bireylere uzaktan eğitim yoluyla video model uygulamalarıyla, yabancılardan korunma becerisinin öğretiminin etkililiğini ortaya koymaktır. Araştırmaya 2020-2021 eğitim öğretim yılında Bursa ilinde yer alan bir Özel Eğitim Uygulama Okulu'nun ikinci ve üçüncü kademesinde öğrenim gören üç öğrenci katılmıştır. Araştırma, tek denekli araştırma yöntemlerinden katılımcılar arası yoklama denemeli çoklu yoklama modelinde tasarlanmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen veri toplama formları kullanılmıştır. Araştırmada yabancı kişilerden korunma becerisinin öğretimi için dört farklı tuzak türüne yönelik video model uygulamaları kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre OSB tanılı bireylere hedef davranışın öğretiminde uzaktan eğitim yoluyla video model uygulanması sonucunda öğrencilerin hedef davranışlarında istendik yönde değişim gözlenmiştir. Araştırma sonucunda yabancı kişilerden korunma becerisinin öğretiminde uzaktan eğitim yoluyla uygulanan video model uygulamalarının, hedef davranışın edinimi, kalıcılığı ve genellenmesinde etkili olduğu tespit edilmiştir.
Otizm spektrum bozukluğu olan bireylerde hareket eğitimiyle birlikte uygulanacak glütensiz diyetin motorik, sosyal ve akademik becerilere etkisi
Bu çalışma; Otizm ve spektrum bozukluğu olan bireylerde hareket eğitimiyle birlikte uygulanacak glütensiz diyetin motorik, sosyal, ve akademik becerilere etkisini incelemek için yapılmıştır. Bu çalışmada, zihinsel yetersizliği olan bireylerin akademik performanslarını değerlendirmek için Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışmanlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü (2009) tarafından geliştirilen başarı değerlendirme formu veri toplamakta ve fiziksel uygunluk parametrelerini ölçmektedir. Araştırmanın evrenini Gaziantep ili, Şahinbey ilçesinde bulunan Vakıflar Bölge Müdürlüğüne bağlı GAZİANTEP OTİZM VAKFI'nda eğitim alan otizm ve spektrum bozukluğu tanısı almış 10 – 20 yaş arasındaki çocuklar oluşturmaktadır. İstatistiksel işlemler için SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Normallik ve homojenlik sınamasının ardından ön son testler arasındaki farklar için bağımlı gruplarda t testi, tekrarlı ölçümler için tek yönlü varyans analizi ve LSD düzeltme testi yapılmıştır. Değerler minimum, maksimum, ortalama ve standart sapma şeklinde sunulmuştur ve 0.05 anlamlılık düzeyinde incelenmiştir. Yapılan istatistiksel analize göre eşleme becerileri, taklit becerileri, yönerge takip becerileri, görsel destek kullanımı, alıcı dil becerileri, ifade edici dil becerileri, oyun müzik becerileri, motor becerileri, sosyal beceriler becerilerinde gruplar arası anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, otizm spektrum bozukluğu olan bireylerde hareket eğitimiyle birlikte uygulanacak glütensiz diyetin, motorik, sosyal ve akademik becerilere olumlu etkileri olduğu söylenebilir.
Knowledge and attitudes of primary school teachers regarding autism of school age children
Aim: Autism is a neurodevelopmental disorder characterized by difficulty or weakness in social communication and restrictive behavior patterns. Autism Spectrum Disorders (ASD) were first described in 1943. In addition to early diagnosis and intervention, teachers play a substantial and essential role in the early social environment of a child with ASD. This study aims to find out what classroom teachers know and how they feel about students with autism, as well as how they see those students. Methods: A cross-sectional descriptive study was conducted from April to November 2022 in 20 Samawah, southern Iraq primary schools. The study included a suitable sample of 218 teachers using the G.Power program, with the ages of the majority of the participants between 25 and 35 years old, males and females. A specially designed questionnaire was used to collect data, which included teachers' sociodemographic characteristics and other questions related to knowledge and teachers' attitudes toward children with autism in elementary school. Face-to-face questioning was used to collect data, and SPSS (25) software was used for data entry and analysis. Results: The results showed that the study included 153 males and 65 females, and among 218 teachers, 41.7 percent had a medium knowledge degree, and 40.8 percent had high levels of awareness of autism. However, there was no statistically significant correlation between degrees of awareness and demographic information, p-value = greater than 0.05, except for the type of exposure to exceptional children, which found a significant p-value = 0.001. This study showed that only 45.4 percent of the teachers have average attitudes, while 43.6 percent have good attitudes toward dealing with children with autism. Conclusion: Teachers have a moderate to excellent understanding and attitude toward children with autism in their classrooms. There is no statistically significant relationship between trainers' expertise and demographic data. Training programs for teachers before and during their service can help them learn more about autism and change how they feel about it.
Parents' experience during the diagnostic process of autism spectrum disorder in the Shatra city_Iraq
This study aimed to assess the parents' experience of diagnosing autism spectrum disorder in the city of Shetra, Iraq. A cross-sectional descriptive study was conducted between July and December 2022 at the Autism Center in the city of Shatra / Iraq. The study population consisted of parents of children with autism who were admitted to these hospitals. The study sample consisted of 100 fathers and mothers who agreed to participate in the study at the time of data collection. The "Sociodemographic Factors for Parents Model" and "Autism Information Questionnaire" were used to collect data. The mean age of the study group was 30.32 ± 9.82, 72% were female, 58% were married, 54% were low-income, 43.0% were high school graduates. It was determined that the sum of the parents' knowledge scores, the gender variable, the educational level variable, and the Autism Information Questionnaire variable were higher for females, Master/PhD graduates, and those with Master/PhD compared to the other groups, and the difference was statistically significant (p≤0.05). The results of the study showed that the parents' experience in Diagnosis of autism spectrum disorder in the city of Ashtra, Iraq, in general affected by variables such as gender, educational level, number of children
Dezavantajlı kullanıcılar olarak otizmli çocuklara yönelik kütüphane hizmetleri ve beklentiler
Bu çalışmada, OSB'li çocukların kütüphane kullanım sıklıklarını, bu süreçte karşılaştıkları sorunları, ailelerinin, eğitmenlerinin ve kütüphane personelinin bu konuda ki sorumluluklarını ortaya koymak ve soruna ilişkin çözüm önerileri sunmak amaçlanmıştır. Bu kapsamda yürütülen çalışmanın örneklemini, İstanbul ilinin Başakşehir ve Sultangazi ilçelerinde bulunan belediye kütüphanelerinde görev alan 15 kütüphane personeli, 17 rehabilitasyon merkezi eğitmeni, 15 otizmli bireylerin aileleri ve 10 otizmli çocuk olmak üzere toplam 57 kişi oluşturmaktadır. Çalışmada betimleme yöntemi kullanılmış olup, ortaya konan mevcut durumun tezin amacı ile ilişkilendirilmesi noktasında ise kapsamı gözeterek yarı yapılandırılmış görüşme ve gözlem tekniklerinden yararlanılmıştır. Elde edilen verilere göre sosyo-demografik bilgiler SPSS 20 bilgisayar programı kullanılarak sayı ve yüzdelik değerler hesaplanmıştır. Çalışmanın nitel verilerinin analizinde ise içerik analizi yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın sonunda, dezavantajlı grup olarak otizmli kullanıcıların kütüphane kullanımına ilişkin özellikli yanları, başta kütüphane çalışanları olmak üzere, sürecin tüm paydaşları tarafından yeterince bilinir durumda olmadığı ve bu durum kullanıcıların hizmet talepleri ile kütüphanenin hizmet yeterliliklerine olumsuz etki ettiği yargısına varılmıştır.
Comparison of quality of life of parents of typically children with autism spectrum disorder
Autism spectrum disorder (ASD) is a neurological and developmental disorder characterized by social interaction and communication problems. The primary purpose of this research is to examine the quality of life levels of parents of children with Autism and compare them with the quality of life of parents of children with typical development. A comparative study was carried out in Paediatric Teaching Hospital (Autism center) and schools in Baghdad, Iraq, from 8 February 2022 to 1 June 2022. According to the research findings, except for general health perception (p<0.05), the quality of life of parents of children with ASD was found to be lower in all domains of the whole-brief scale than those of parents of children with typical development (p<0.05). When the quality of life of mothers and fathers of children with ASD was compared, no statistically significant difference was found between them (p>0.05). Similarly, there was no statistically significant difference between the quality of life of mothers and fathers with typical development children (p>0.05). This study shows a difference between parents of children with ASD and typically developing children's quality of life of parents of children with ASD is lower. These results also show how important it is to help families so that they can live better lives. Keywords: Autism spectrum disorder, Children, Parents, Quality of life.
Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların beslenme davranışlarının annelerin yaşam kalitesine etkisi
Bu araştırma, otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocukların beslenme davranışlarının annelerin yaşam kalitesine etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Tokat ve Yozgat İl Milli Eğitim Müdürlükleri'ne bağlı Rehberlik Araştırma Merkezleri'ne kayıtlı 2-6 yaş arasındaki 74 otizm tanılı çocuğun anneleri, örneklemini ise; araştırmaya katılmayı kabul eden 69 otizm tanılı çocuğun anneleri oluşturmaktadır. Araştırma verileri Ekim 2019-Ocak 2020 tarihleri arasında araştırmacı tarafından hazırlanan, otizm tanılı çocuk ve ebeveynlerinin demografik özellikleri ile çocuğun yeme alışkanlıklarını ve annenin süreç hakkındaki yaklaşımlarını içeren 'Aile ve Çocuk Tanıtıcı Bilgi Formu' , 'Otizm Öğün Davranış Kısa Ölçeğİ' ve 'Otizmde Yaşam Kalitesi Anketi-Ebeveyn Sürümü' ölçekleri ile toplanmıştır. Araştırmaya katılan annelerin %55.1'inin çocuğuna yemek yedirirken gergin tutum sergilediği, %37.7'sinin telaşlı olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda annelerin %89.9'unun otizm tanılı çocuğun beslenme sürecinden yaşam kalitelerinin olumsuz etkilendiği, anneye otizm tanılı çocuk ile yaşamanın orta düzeyde sorun oluşturduğu saptanmıştır. Araştırmaya katılan otizm tanılı çocukların yemek sırasında %51.1'nin saldırgan davranışlarda bulunduğu ve %28.9'unun yemek seçtiği belirlenmiştir. Sonuç olarak araştırmaya katılan otizm tanılı çocukların anneleri beslenme sürecinden etkilendiklerini, olumsuz beslenme davranışları gösteren otizm tanılı çocukların annelerinin yaşam kalitelerini negatif yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle pediatri hemşirelerinin otizm tanılı çocuklarda beslenme problemlerinin yaygın yaşandığı konusunda bilgi sahibi olması ve otizmli tanılı çocuğa sahip aileye bilgilendirici, farkettirici ve yönlendirici tutum sergilemesi gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Otizm spektrum bozukluğu, çocuk, beslenme, yaşam kalitesi, pediatri hemşireliği
Otizm spektrum bozukluğu olan ve olmayan çocuklarda trombosit fonksiyonlarının karşılaştırılması
Amaç: Serotonin sistemi ile ilgili değişikliklerin otizm spektrum bozukluğu (OSB) etyolojisinde önemli rolünün olduğu bilinmektedir. Trombositlerin serotonin sistemi ile ilişkili olduğu bilinmekle birlikte trombositlerin bu konudaki rolleri henüz tam olarak aydınlatılamamıştır. Bu çalışmada OSB'li çocuklarda trombosit fonksiyonlarının araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: DSM-5'e göre OSB tanısı almış 40 hasta ve 30 sağlıklı kontrol çalışmaya alındı. Tam kan sayımı yapılarak trombosit morfolojisi ile ilişkili PLT sayısı, MPV, PDW, PCT parametreleri, koagülasyon testleri yapılarak da PT ve aPTT parametreleri değerlendirildi. Trombosit fonksiyonları ise PFA-100 cihazında kollagen-ADP ve kollagen-EPİ kapanma zamanları ölçülerek değerlendirildi. Bulgular: OSB'li hastalar PLT sayısı, MPV, PDW, PCT, PT, aPTT parametreleri açısından kontrol grubu ile karşılaştırıldığında gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı (p>0.05). Ancak trombosit fonksiyonları açısından karşılaştırıldığında OSB'li grupta kollagen-ADP ve kollagen-EPİ kapanma zamanlarındaki uzama kontrol grubuna kıyasla anlamlı oranda daha fazlaydı (p=0,044). Sonuç: Çalışmamızda OSB'li hastalar kontrol grubu ile PLT sayısı, MPV, PDW, PCT, PT, aPTT parametreleri açısından karşılaştırıldığında gruplar arasında anlamlı farklılık bulunmadı. Ancak trombosit fonksiyonlarını değerlendiren parametreler açısından karşılaştırıldığında kollagen-ADP ve kollagen-EPİ kapanma zamanlarındaki uzama OSB'li grupta kontrol grubuna kıyasla anlamlı olarak daha fazlaydı. Bu sonuçlar bize OSB'li çocuklarda trombosit parametrelerinden çok trombosit fonksiyonlarında bozulma olduğunu göstermektedir. Bu veriler ışığında OSB'de trombosit fonksiyonlarının araştırılması, hastalığın patogenezinin anlaşılması ve tedavisi konusundaki kısıtlı bilgilerimizi geliştirmeye katkı sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: Otizm, Serotonin, Trombosit, Trombosit fonksiyonu
Özel eğitim sınıflarındaki otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilerde istenmeyen davranışların incelenmesi
Bu araştırma, özel eğitim sınıflarında eğitim gören otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan öğrencilerin, sergiledikleri istenmeyen davranışları derinlemesine incelemek amacıyla bütüncül tek durum desenine göre planlanan bir durum (örnek olay) çalışmasıdır. Araştırmanın çalışma grubu, 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılında İzmir ili Konak ilçesine bağlı bir devlet ortaokulunun özel eğitim sınıfında öğrenim gören otizm spektrum bozukluğu tanısı olan 8 öğrenci ile bu öğrencilerin velileri (8 veli) ve özel eğitim öğretmenlerinden (3öğretmen) oluşturmuştur. Bu çalışmada otizm spektrum bozukluğu yaşayan öğrencilerin sınıf içerisindeki istenmeyen davranışlarının incelenmesinde gözlemler yapılmış, bu çocukların gösterdiği davranışların nedenleri ve sonuçları irdelenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın verileri; yarı-yapılandırılmış görüşme formları ve öğrenci gözlemleri yapılarak toplanmıştır. Çalışmada gözlem ve görüşmelerden elde edilen verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Bunun için öncelikle elde edilen tüm veriler bilgisayar ortamına aktarılmış ve ham veri metinleri elde edilmiştir. Ardından bu metinler üzerinde kodlama çalışması yapılmıştır. Araştırmada ulaşılan bulgulara göre; OSB olan öğrencilerin sergiledikleri istenmeyen davranışlar, isteklerinde ısrarcı olma, öğretmeni umursamama, dersten kaçma, sürekli bahaneler uydurma, öğretimin akışını engelleme, öğretmeni taklit etme ve saldırgan davranışlar sergileme olarak belirlenmiştir. Öğretmenler ile yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen verilere göre OSB'li öğrencilerin sergiledikleri istenmeyen davranışlar şu şekilde sıralanmıştır; öğretmenin verdiği komutları yerine getirmeme, sırasında oturmama, öğretmeni dinlememe, okuldan kaçma, ödevlerini yapmama, öfke nöbetleri geçirme, ağlama, arkadaşlarına ve öğretmenine şiddet içeren sözler söyleme, şiddet uygulama, arkadaşları ile alay etme ve yalan söyleme davranışlarıdır. Velilerle yapılan görüşmeler sonucunda OSB'li öğrencilerin göstermiş oldukları istenmeyen davranışlar; anne babayı duymazdan gelme, umursamama, sorumluluklarını yerine getirmeme, ağlama, arkadaşlarına, kardeşlerine ve aileye şiddet içeren sözler söyleme, fiziksel şiddet uygulama, ödevlerini yapmama, isteklerinde ısrarcı olma, yalan söyleme ve arkadaşları ile dalga geçme şeklinde sıralanmıştır. OSB'li öğrencilerin istenmeyen davranışlarını artıran faktörlere yönelik olarak öğretmen ve velilerle yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen bulgulara göre; öğrencinin özel eğitim uygulamalarından yeteri kadar faydalanamadığı, öğrenciyle alay edilmesi, ergenlik dönemi, aile ortamındaki baskı, okul ortamının fiziksel yetersizliği (spor, müzik vb etkinlikler için uygun ortamların olmaması) ve ailelerin çocuklarıyla yeteri kadar ilgilenmemeleri, otorite boşluğu, parçalanmış aile yapısı ve anksiyete, isteklerinin yerine getirilmemesi, öğrenciye kötü davranılması ve olumsuz eleştirilmesi nedeniyle öğrencinin yanlış yapmaktan korkması şeklinde sıralanmıştır. Sonuç olarak öğretmen ve velilerin OSB'li öğrencilerin istenmeyen davranışlarına yönelik olarak kullandıkları stratejiler; öğretmen, aile, okul idaresi, yakın çevredeki kişilerle (yardımcı personel, diğer sınıf öğretmenleri, okul kantini çalışanları, vb.) işbirliği içinde olmak, aile bireylerinden yardım almak, ortam ve materyal değiştirmek, sınıf ve öğrenme ortamında problem davranışa sebep olan değişkenleri kaldırmak, davranışı analiz ederek altında yatan sebebe yönelik yöntem geliştirmek, çocuğa kurallar koymak, davranışı görmezden gelmek, tepki vermeden davranışın sönmesini beklemek, uzmanlardan(psikiyatrist, psikolog vb) yardım almak ve öğrenciyi spor-müzik vb faaliyetlere yönlendirmek şeklinde sıralanmıştır. Anahtar kelimeler: Otizm spektrum bozukluğu, istenmeyen (problem) davranışlar, özel eğitim sınıfı
Otizm spektrum bozukluğunda inflamasyon göstergesi olarak ortalama platelet hacmi
Amaç: Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) multifaktöriyel ve nörogelişimsel bir bozukluktur. Son zamanlarda immün sistemdeki değişikliklerin ve otoimmünitenin etiyolojide rol oynayabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada; inflamasyon sürecini belirlemek için Ortalama Platelet Hacmi (MPV), Nötrofil/Lenfosit Oranı (NLR) ve Platelet/Lenfosit Oranı (PLR) ile OSB arasındaki olası ilişkiyi göstermeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: 01.01.2015-01.10.2017 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Polikliniği'ne başvuran OSB tanılı, daha önce tedavi almamış 80 hasta ve 50 sağlıklı kontrolün dosyaları retrospektif olarak tarandı. Olguların sosyodemografik verileri, klinik özellikleri, Ankara Gelişim Tarama Envanteri, ABC psikometrik testleri ve rutin kan tetkiklerinden elde edilen ASO, MPV, NLR, PLR değerleri retrospektif araştırıldı. İstatiksel analiz SPSS 22.00 ile yapıldı. Bulgular: MPV, OSB'lilerde istatistiksel anlamlılığı olmamasına rağmen kontrol grubundan daha yüksek bulundu (9,87±0,94; 9,58±0,84 p=0,076). MPV, istatistiksel anlamlılığı olmamasına karşılık Regresif OSB (OSB-R) ve Regresif Olmayan OSB'de kontrol grubundan daha yüksekti (10,07±1,11; 9,75±0,81; 9,58±0,84 p=0,069). OSB-R'liler kontrol grubundan istatistiksel anlamlı olarak daha yüksek MPV'ye sahipti (10,07±1,11; 9,58±0,84 p=0,030). OSB'liler kontrol grubundan istatistiksel anlamlı daha düşük PLR'ye sahipti (80475,4±24234,5; 94721,68±37201,4 p=0,009). OSB-R ve Regresif Olmayan OSB, kontrol grubundan istatistiksel olarak anlamlı biçimde daha düşük PLR değerine sahipti (78802,27±22230,27; 81479,28±25527,9; 94721,68±37201,4 p=0,032). ASO; istatistiksel olarak anlamlı biçimde OSB'lilerde kontrol grubundan daha yüksek bulundu (104,53±168,43; 45,65±37 p=0,016). NLR açısından gruplar arası istatistiksel anlamlı bir fark yoktu. Sonuç: Otizm heterojen etyolojili bir bozukluktur. MPV, PLR, NLR taraması kolay, maliyeti düşük ve subklinik inflamatuar süreci predikte edebilecek hematolojik parametrelerdendir. Bu parametreler, OSB'de daha büyük klinik örneklem üzerinde ve özellikle otoimmun etyolojili alt gruplarda klinik açıdan yol gösterici olabilir. Anahtar Sözcükler: İnflamasyon, Nötrofil/Lenfosit Oranı, Ortalama Platelet Hacmi, Otizm Spektrum Bozukluğu, Platelet/Lenfosit Oranı
Aile sağlığı merkezlerindeki sağlık çalışanlarının otizm spektrum bozukluğu ile ilgili bilgi tutum ve farkındalıklarının incelenmesi
Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) duygusal ve sosyal iliĢkilerde yetersizlik, iletiĢimde bozukluk, yineleyici davranıĢlara yatkınlık ve ilgi alanının kısıtlılığı ile karakterize nörogeliĢimsel bir bozukluktur. OSB son dönemlerde artan prevalansı nedeniyle önemli bir halk sağlığı problemidir. Günümüzde en sık görülen geliĢimsel bozukluklar arasında yer almaktadır. OSB'nin belirti ve bulguları erken çocukluk döneminde ortaya çıkıp etkileri yaĢam boyu sürmektedir. OSB'nin klinik seyrinde erken tanı ile birlikte en erken zamanda özel eğitime ve davranıĢçı tedaviye baĢlanması prognozu olumlu yönde etkilemektedir. Bu nedenle geliĢimsel izlem ve taramaların yapıldığı aile sağlığı merkezinde (ASM) görev yapan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarına (ASE) OSB'nin erken tanısı ile ilgili önemli roller düĢmektedir. Bu çalıĢmada OSB'nin erken tanısında büyük görevleri olan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarının OSB ile ilgili bilgi tutum ve farkındalıklarının incelenmesi amaçlanmıĢtır. AraĢtırmanın örneklemini Niğde aile sağlığı merkezinde görev yapan 90 aile hekimi ve 88 aile sağlığı elemanı oluĢturmaktadır. Veriler; sosyodemografik veri formu, OSB Bilgi ve Tutum Ölçeği ve OSB Farkındalık Anketi içeren soru formu internet ortamında xi katılımcılara uygulanarak elde edilmiĢtir. Aile hekimlerinin farkındalık düzeyi ASE'lerden daha yüksek bulunmuĢtur. 35 yaĢ ve üzerinde olan ASE'lerin, kadın ASE'lerin, uzman aile hekimlerinin, evli ve çocuk sahibi olan ASE'lerin, lisans mezunu ASE'lerin, 21 yıl ve daha fazla süre çalıĢan aile hekimleri ve ASE'lerin bilgi düzeyi daha yüksek bulunmuĢtur. 35 yaĢ ve üzerinde olan aile hekimlerinin, 18-24 yaĢ arası ASE'lerin, evli ASE'lerin, çocuk sahibi olan aile hekimlerinin, lisans ve yüksek lisans mezunu ASE'lerin ise farkındalık düzeyi daha yüksek bulunmuĢtur. Bu sonuçlardan yola çıkarak ASM'lerde çalıĢan aile hekimleri ve ASE'lerin OSB ile ilgili bilgi tutum ve farkındalıklarında eksiklikler olduğu saptanmıĢtır. OSB'nin belirtileri, erken tanı ve müdahalesi ile ilgili eğitimlerin düzenlenmesi, OSB ve erken tanısının önemini vurgulayan seminerler, programlar ve etkinlikler düzenlenmesi, ASM'lerde izlem ve taramalarda 18-36 ay arasındaki çocukların OSB açısından değerlendirilmesi için aile hekimleri ve ASE'lerin farkındalıklarının artırılmasının OSB'nin erken tanılanmasında katkı sağlayacağı düĢünülmektedir. Haziran 2021, 78 Sayfa Anahtar Kelimeler: Otizm Spektrum Bozukluğu, aile sağlığı merkezi, sağlık çalıĢanı, bilgi, tutum, farkındalık
Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların annelerinde aile stresinin yordayıcısı olarak aile yükü
Bu araştırmada Otizm Spektrum Bozukluğu(OSB) olan çocukların annelerinin aile yükünün (ekonomik yük, yetersizlik algısı, sosyal yük, fiziksel yük, duygusal yük ve zaman gereksinimi) aile stresini (işlev yetersizliği, karamsarlık, aile ve anababa sorunları) ne derece yordadığını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma Adana ili Seyhan ve Çukurova ilçelerinde yer alan 3 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine devam eden otizmli çocuğa sahip 108 anne üzerinde gerçekleştirilmiştir. Annelerin streslerine ilişkin veriler "Aile Stresini Değerlendirme Ölçeği (ASDÖ)" (Kaner, 2001), aile yüklerine ilişkin veriler "Aile Yükü Değerlendirme Ölçeği (AYDÖ)" (Sarı ve Başbakkal, 2008), kişisel bilgiler ise araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu " kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Pearson Korelasyon Analizi ile Çoklu Regresyon Analizi'nden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda annelerin Aile Yükü Değerlendirme Ölçeği'nden aldıkları toplam puan ile Aile Stresini Değerlendirme Ölçeği'nden aldıkları toplam puan arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Annelerin AYDÖ ve alt boyutlarının (ekonomik yük, yetersizlik algısı, sosyal yük, fiziksel yük, duygusal yük ve zaman gereksinimi), annelerin genel aile stresini ve karamsarlık boyutunu açıklamada anlamlı katkılar yapan değişkenler olduğu belirlenmiştir. Aile yükü'nün yetersizlik algısı ve fiziksel yük boyutu ile aile stresinin işlev yetersizliği boyutu arasında negatif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Aile yükü ve alt boyutları ile aile stresi anababa ve aile sorunları alt boyutu arasında ise bir ilişkinin olmadığı belirlenmiştir. Otizmli çocukların annelerinin aile stresi, aile yükünün yetersizlik algısı ve duygusal yük boyutları tarafından; aile stresinin karamsarlık boyutu aile yükünün yetersizlik algısı, zaman gereksinimi ve duygusal yük boyutları tarafından; aile stresinin anababa ve aile sorunları boyutunun duygusal yük boyutu tarafından yordandığı sonucu elde edilmiştir. Aile yükü ve alt ölçeklerinin aile stresinin işlev yetersizliği boyutunu yordamadığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: otizm spektrum bozukluğu, aile stresi, aile yükü, anne
Otizimli çocuğu olan annelerin depresyon anksiyite ve stres düzeylerine yönelik bir araştırma
Otizm Spektrum Bozukluğu bir çocuğun yaşamını değiştiren ve çocuk kadar aile, özellikle de bakım veren anneler üzerine etkileri bulunan bir hastalıktır. Bu tanımlayıcı araştırma Irak'ta bir otizm merkezine kayıtlı çocukların annelerinin depresyon, anksiyete ve stres düzeylerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, Eylül 2022 ile Mayıs 2023 tarihleri arasında gerçekleşmiş, Irak'ın Nasiriye şehrinde bulunan Dhi Qar Otizm Merkezi'ne kayıtlı 218 çocuğun annesi katılmıştır. Araştırma verileri Kişisel Bilgi Formu ve Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği ile toplanmıştır. Çalışmanın sonucunda katılımcıların çoğunluğunun 40 yaş ve üstü olduğu, iki çocuk sahibi olduğu, okuma ve yazma bildiği ve gelirlerinin giderlerini karşılamadığı ortaya çıkmıştır. Annelerin ileri düzeyde depresyon, çok ileri düzeyde anksiyete ve orta düzeyde strese sahip oldukları görülmüştür. Anksiyete için çocuğun zeka düzeyinin anlamlı bir fark yarattığı, sınırda veya düşük zeka düzeyine sahip annelerde anksiyete düzeyinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Ayrıca depresyon ile anksiyete arasında güçlü bir pozitif korelasyon (r=0,647, p<0,001) ve depresyon ile stres arasında zayıf bir pozitif korelasyon olduğu (r=0,219, p=0,001) bulunmuştur. Bütün bu sonuçlara dayanılarak sağlık ekibinin annelere yönelik tedavi edici, önleyici ve ruh sağlığını geliştirici destek sağlaması önerilmektedir. Kasım 2023, 68 sayfa. Anahtar kelimeler: Anksiyete, Anne, Depresyon, Otizm, Stres
Irak'ta Al-Diwanyah şehrindeki sağlık çalışanlarının otizm spektrum bozukluğuna yönelik bilgi düzeyleri
Otizm Spektrum Bozukluğu, karşılıklı sosyal temas ve sosyal iletişimi başlatma ve sürdürme becerisindeki kronik eksikliklerin yanı sıra çeşitli sınırlı, tekrarlayıcı ve esnek olmayan davranışlarla karakterize edilen bir bozukluktur. Otizm tedavisinde, tanının erken dönemde konması önemlidir ve sağlık çalışanları bu noktada kritik bir konumdadır. Bu çalışma, Irak'ın Al-Diwaniyah kentindeki sağlık çalışanlarının otizm hakkındaki bilgi düzeylerini değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı olarak yürütülmüştür. Araştırma örneklemi, Al-Diwaniyah'deki eğitim hastanelerinde çalışan ve tabakalı örnekleme ile seçilen 447 sağlık çalışanından oluşmuştur. Verilerin toplanması 11.09.2022 ve 12.12.2022 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların %61,3'ü kadın, %54,1'i evli ve %50,6'sı çocuk sahibidir. Deneyim yılı açısından sağlık çalışanlarının %59,3'ünün 1-5 yıl arasında deneyime sahip olduğu, %88,1'inin kentsel bölgelerden geldiği, %35,3'ünün hemşire olduğu görülmüştür. Sağlık çalışanlarının %92,6'sının otizmli bir çocuğunun olmadığı, %88,1'inin otizm spektrum bozukluğu hakkında bilgi sahibi olduğu, bilgi kaynağına ilişkin olarak %52,8'inin internetten bilgi edindiği tespit edilmiştir. Yapılan analizde sağlık çalışanlarının otizm hakkında orta düzey bilgiye sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda sağlık çalışanlarına yönelik otizm eğitim programlarının düzenlenmesi ve bilgi düzeylerinin geliştirilmesi önerilir.
18-36 aylık çocuklarda otizm spektrum bozuklukları riskinin araştırılması: Aydın il merkezi örneği
Giriş: Yapılan ilk epidemiyolojik çalışmalardan beri otizm spektrum bozukluğu (OSB) sıklığında artış görülmüştür. OSB'nin erken tanısındaki zorluklara rağmen hastalığın erken tanınmasıyla bilişsel ve davranışçı terapilerin uygulanması prognozu olumlu yönde etkilemektedir. Hastalığın sıklığındaki artış ve erken tanının olumlu sonuçları düşünüldüğünde OSB taramasının önemi daha iyi anlaşılmaktadır. ASM' lerin OSB taramasındaki rolü azımsanmayacak kadar büyüktür. Aydın il merkezinde ASM' lere başvuran 18-36 ay arası çocuklarda M-CHAT tarama testini kullanarak OSB riskini arttıran faktörleri belirlemeyi, OSB riski yüksek olan çocukları saptamayı ve bu çocukları Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Polikliniği'ne yönlendirip tanı almalarını sağlamayı, Aydın il merkezindeki OSB sıklığı hakkında ön bilgi edinmeyi ayrıca da OSB konusunda farkındalık yaratmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: İlk aşamada Aydın il merkezindeki belirlediğimiz ASM'lere başvuran 431 çocuğa M-CHAT ölçeği ve anket formu uygulandı. OSB açısından riskli bulunan 25 çocuk Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Polikliniği'ne yönlendirildi ve bu çocuklardan 4'ü OSB tanısı aldı. Bulgular: Çalışmamızda Aydın il merkezinde OSB riski %5,8; OSB sıklığı %0,92 olarak bulunmuştur ve OSB açısından riskli olan ve olmayan gruplar arasında çocukların cinsiyeti, aşı takvimine göre aşılanmama durumu, doğum ağırlığı, doğum haftası ile ailelerin gelir düzeyi, annenin gebelikte ilaç kullanımı durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar tespit edilmiştir. Sonuç: Erken tanının tedavideki rolü göz önüne alındığında; 18-36 aylık çocuklar için genellikle ilk başvuru yeri olan ASM'de çalışan sağlık personellerinin ve 36 aydan küçük çocuğu olan ailelerin OSB konusundaki farkındalıklarını arttıracak ve bilgi düzeylerini ölçecek daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: M-CHAT, otizm, Aydın il merkezi
Otizm spektrum bozukluğuna sahip bir çocuğun okul öncesi kaynaştırma sınıfındaki akran ilişkilerinin incelenmesi
Okul öncesi dönemde kaynaştırma sınıflarındaki akran ilişkileri, normal gelişim gösteren çocuklar ve özel eğitime ihtiyacı olan çocukların hayatında kritik rol oynamaktadır. Özellikle sosyal beceri yetersizlikleriyle bilinen otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuklar, kaynaştırma ortamlarında kurdukları akran ilişkileri ile gelişebilmekte ve ya tam tersi olumsuz sonuçlarla karşılaşabilmektedirler. Bu araştırmada otizm spektrum bozukluğuna sahip bir çocuğun okul öncesi kaynaştırma sınıfındaki akran ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel yaklaşımlardan durum araştırması olarak planlanan çalışmada, çocukların akran ilişkileri kapsamında; sınıf içerisinde akran kabul, ret ve zorbalık davranışları araştırılmış, normal gelişim gösteren çocukların otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuğa ilişkin tanımları ve otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuğun sınıf içerisinde sosyal konumu incelenmiştir. Araştırmaya Adana ili Yüreğir ilçesinde bir okul öncesi eğitim kurumuna devam eden, yaşları 60-72 ay arasında olan ve amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiş bir kaynaştırma sınıfında, 22 normal gelişim gösteren çocuk ve 1 otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuk katılmıştır. Veri toplama aracı olarak gözlem ve görüşme (çiz-anlat, sosyometri uygulaması) kullanılmıştır. Araştırmada, çocukların akran ilişkilerine dair davranışları 2019 güz dönemi boyunca serbest oyun etkinlikleri sırasında sınıf içi gözlemler ile incelenmiş, 2019 güz dönemi başı ve sonu olmak üzere ikişer kez çiz-anlat ve sosyometri uygulaması ile çocuklarla görüşmeler yapılmıştır. Sınıf içi gözlemler ve görüşmelerle çocuklardan elde edilen tüm veriler, araştırmacı tarafından bilgisayar ortamına aktarılmış ve içerik analizi ile kodlanmıştır. Araştırma sonucunda, otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuğun sınıf içerisinde akran kabulüne dair davranışlarının oldukça çeşitli olduğu, pozitif tutumlar ve davranışlar sergileyebildiği ve etkileşimlerde bulunabildiği görülmüştür. Otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuk akranlarına karşı sözlü iletişim başlatma davranışı göstermesine rağmen, bu iletişimde devamlılık sağlanamamıştır. Otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuğun akran kabulü davranışlarının çok olmasına rağmen, aynı zamanda akran reddi ve zorbalığı davranışları da yoğun olarak görülmüştür. Sınıfta fiziksel şiddet iki taraftan da dönem başında gözlenmezken, diğer aylarda ortaya çıkmıştır. Sözel şiddet ise dönem başında otizm spektrum bozukluğuna sahip çocukta görülmezken, normal gelişim gösteren akranları tarafından ilk aydan itibaren uygulanmıştır. Bunlara ek olarak normal gelişim gösteren çocuklarda süreç içerisinde prososyal davranışlar geliştiği saptanmıştır. Normal gelişim gösteren çocuklarla görüşmelerde otizm spektrum bozukluğuna sahip arkadaşlarını küçük görme ve yetersiz görme tanımları dikkat çekmiş, çocuklar otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuğun kendilerinden küçük yaşta olduğunu düşündükleri ortaya çıkmıştır. Normal gelişim gösteren çocukların akran kabulü tanımları ile davranışları arasında tutarsızlık gözlenmiştir. Otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuğun, okulun başında arkadaşlar arasındaki sosyal gruplardan hiçbirine girmedikleri ve diğer kategorisinde yer aldığı süreç sonunda ise dışlanan-ihmal edilen çocuk kategoride yer aldığı saptanmıştır. Bulgular, ilgili literatür ve ekolojik kuram çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Otizm spektrum bozukluğu, akran ilişkileri, okul öncesi kaynaştırma, akran kabulü, akran reddi
Otistik bozukluğu olan çocukların beslenme durumlarının tanımlanması ve ailelere verilen beslenme eğitiminin etkisinin belirlenmesi
Otizm ve Otizm spektrum bozukluğu (OSB), genellikle çeşitli derecelerde zorlu sosyal etkileşimlere, sözel ve sözel olmayan iletişime ve tekrarlayan davranışlara yol açan. yaşam boyu süren bir bozukluk olup, geniş bir yelpazeye yol açan bir nörogelişimsel problematik davranış bozukluğudur. Bu çalışmanın amacı, Gaziantep'te özel bir eğitim kurumunda eğitim gören otistik çocukların; beslenme durumlarının, antropometrik ölçümlerinin belirlenmesi ve ailelere verilen beslenme eğitiminin etkisinin belirlenmesidir. Çalışma 3 ay süreli müdahale çalışması olarak Hasan Kalyoncu Üniversitesi Özel Eğitim ve Araştırma Merkezi'nde eğitim gören 4-9 yaş grubu (ortalama±S: 7,2±1,37 yaş) 10 erkek ve 4 kız otistik çocukta yürütülmüştür. Ailelere başlangıçta. 1., 2. ve 3. aylarda sağlıklı beslenme eğitimi verilmiştir. Çocukların sorukağıdı ile demografik özellikleri ve beslenme alışkanlıkları belirlenmiştir. Çalışmanın başlangıcında ve 3. ayda birbirini izleyen 7 gün süre ile 24 saatlik besin tüketim kaydı alınmıştır. Başlangıçta ve her ay çocukların antropometrik ölçümleri yapılmış, vücut bileşimi belirlenmiştir. Beden kütle indeksi (BKİ), bel/kalça çevresi oranı (BKO), bel çevresi/boy uzunluğu (BBO) oranı hesaplanmıştır. Çalışmanın sonunda ailelere "Çocuklarda Yeme Davranışı Ölçeği (Children's Eating Behaviour Inventory-CEBI)" ve "Gastrointestinal Şikayet İndeksi (Gastointestinal Severity Index-GI)" sorukağıtları uygulanmıştır. Çocukların enerji, posa, D ve B1, folat vitaminleri, demir ve kalsiyum alım miktarları günlük önerilen miktarlardan düşük bulunmuştur. Yağdan gelen enerji yüzdesi yüksektir. Çocukların boy uzunluğu, vücut ağırlığı, boyun ve baş çevresi, vücut yağ kütlesi ve vücut yağ yüzdesi ortalama değerleri 3 ayda önemli artış göstermiştir (p<0,05). CEBI puan ortalaması 102,8±7,9'dur. CEBI'ye göre yemek sırasında olumsuzluk puanı kızlarda erkeklere göre daha fazladır(p<0,05). 4-6 yaş grubunda 7-9 yaş grubuna (p<0,05) göre daha yüksek bulunmuştur. GI Duyarlılık İndeksi'ne göre çocukların %53.1'inde en az bir semptomun görüldüğü belirlenmiştir. Ortalama puan 5,6'dır. Çocuklarda en sık görülen semptomlar diyare (%64,3), gaz şikayeti (%57,1), abdominal ağrı (%50,0) ve konstipasyondur (%35,7). OSB'li çocuklarda ailelere verilen beslenme eğitimi ile olumlu gelişme sağlandığı gözlenmiştir. OSB'li çocukların ailelerinin beslenme farkındalığının arttırılması için ekipte diyetisyen varlığı sağlanmalıdır.