Devlet hastaneleri
217 theses under this subject heading
Hemşirelerin iş doyumu, Bursa Devlet Hastanesi örneği
Bu araştırma; Bursa Devlet Hastanesi'nde çalışan hemşirelerin iş doyum düzeylerini belirlemek ve iş doyum düzeylerinin tanımlayıcı özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Amaç doğrultusunda hazırlanan anket formu; 2012 yılı Aralık ayında Bursa Devlet Hastanesi'nde çalışan ve araştırmaya katılmayı gönüllü kabul eden 138 hemşireye uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 21.0 istatistik paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırmaya katılan hemşirelerin tanımlayıcı özelliklerinin belirlenmesinde yüzde ve frekans analizlerinden, iş doyum düzeylerinin belirlenmesinde ortalama ve standart sapma istatistiklerinden faydalanılmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelerin tanımlayıcı özelliklerine göre iş doyum düzeylerindeki farklılaşmaların incelenmesinde t testi, tek yönlü anova ve tukey testlerinden, iş doyum düzeylerini belirleyen boyutlar arasındaki ilişkilerin incelenmesinde korelasyon analizinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda; araştırmaya katılan hemşirelerin, işin kendisi, güvenilirlik, çalışma arkadaşlarıyla ilişkiler boyutuna ilişkin iş doyum düzeylerinin orta düzeyin üzerinde olduğu, ücret, yükselme, çalışma ortamı ve koşullarına ilişkin iş doyum düzeylerinin düşük olduğu ve gelişme olanakları, yönetim biçimi, yöneticilerle ilişkiler ve genel iş doyum düzeylerinin orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada hemşirelerin cinsiyetlerine, medeni durumlarına, görev yaptıkları birimlere, çalışma sürelerine, görev yaptıkları birimdeki çalışma sürelerine ve çocuk sahibi olma durumlarına göre iş doyumlarında istatistiksel açıdan farklılaşmaların olmadığı, yaşlarına, eğitim düzeylerine, mesleğini severek seçme ve severek yapma durumlarına göre ise iş doyum düzeylerinde farklılaşmaların olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Hemşirelerin iş doyum düzeylerini belirleyen tüm boyutlar arasında istatistiksel açıdan pozitif yönlü anlamlı ilişkilerin olduğu belirlenmiştir. Görev yeri değişkenine göre hemşirelerin beklenti düzeyleri ücret, çalışma ortamı ve koşulları boyutlarında farklılaşmaktadır. Ayrıca görev yeri değişkenine göre, hemşirelerin beklentilerinin karşılanması gelişme olanakları boyutunda farklılaşma olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş doyumu, iş memnuniyeti, hemşire,
Sağlık sektöründe innovasyon yaklaşımı: İzmir' de hizmet veren kamu-özel hastanelerin değerlendirilmesi üzerine bir uygulama
Günümüzde hızla gelişen, yenilenen teknoloji ve küreselleşen dünya, beraberinde tüketici istek ve ihtiyaçlarının da değişimini getirmiştir. Bunun bir sonucu olarak artan rekabet ortamında işletmeler, rakiplerine üstünlük sağlamak ve karlılığını artırmak için innovasyona gitmek zorundadır.Bu çalışmada innovasyonun tanımı yapılarak, hizmet sektörün de innovasyon çalışmalarına örnekler verilmiştir. Ardından Türkiye'nin sağlık hizmetlerinde uygulayabileceği yenilikçi ürün ve hizmetler ortaya konmuştur. Son olarak sağlık sektörünün belkemiğini oluşturan hastanelerde, hastane yönetimi ve doktorların innovasyon hakkındaki tutum ve düşünceleri değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: İnovasyon, Hizmet Sektörü, Sağlık Hizmetleri, Hastaneler.
Toplam verimlilik modeli AIPR sisteminin hastanelerde uygulanabilirliği: Kütahya Devlet Hastanesi ve Kütahya SSK Hastanesi uygulaması
ÖZET Sağlık insan hayatındaki en önemli olgulardan biri, hatta ilkidir. Bireylerin ve devletlerin sınırlı imkanlarından sağlığa ayırdıkları payın önemli bölümü hastanelere gitmektedir. Hastanelerin verimliliğinin sosyal nedenlerle bir sorun olarak görülmesi nedeniyle, hastanelerdeki verimlilik çalışmaları yeni yeni başlamaktadır. Ancak, bireylerin ve devletlerin çeşitli zorluklara katlanarak sağlığa aktardığı kaynakların, en verimli şekilde sağlık hizmetine dönüştürülmesi, sosyal boyutun asıl gerçeği olmalıdır. Bu perspektifte verimlilik; üretimde kullanılan kaynaklarla, üretilen mal ve hizmetler arasındaki ilişki olarak açıklanabilir. Bir işletmenin verimli olabilmesi için, öncelikle verimliliğini ölçmesi gerekir. Çünkü; ölçülmemiş bir verimlilik düzeyinin artırıldığının kontrolü yapılamayacaktır. İşletmelerde verimlilik ölçümü için, literatürde bir çok modele rastlanmaktadır. Ekonomik gelişmeler karşısında bazıları yetersiz kalmış, bazıları yeniden tasarlanmış yada yeni modeller ortaya konulmuştur. Ancak literatürde tüm işletmeleri kapsayan, tek bir verimlilik ölçüm modeli yoktur. Bu nedenle, verimlilik ölçümünde kullanılacak olan modelin işletmenin yapısına ve amaçlarına uygun olarak seçimi ve işletilmesi önem kazanmaktadır. Bir toplam verimlilik ve ekonomik fayda modeli olan AIPR Sisteminde, işletmelerin verimlilikleri belirlenen bir baz yıla göre dinamik olarak izlenebilmektedir. AIPR Sisteminde tüm girdi ve çıktıların hesaplamalara katılması,fiyat artışlarının elimine edilmesi, verimliliğin yatımda karlılık ve rentabilitenin hesaplanması modelin etkinliğini artırmaktadır. Ayrıca; verimliliğin ölçek etkisi ve teknik ilerleme etkisinden oluştuğunu, işletmelerin sürdürülebilir (dinamik) verimlilik için teknik ilerlemeden kaynaklanan verimlilik artışlarına odaklanması gerektiğini göstermektedir. Böylece yöneticilerin stratejik ve rasyonel karar almalarını kolaylaştırmakta, planlama çalışmalarına ışık tutabilmektedir. Bu nedenle bir toplam verimlilik modeli olan AIPR Sistemi, çalışmamızda temel alınmıştır.
Sağlık hizmetleri pazarlamasının hastanelerde hasta tatminine etkileri ve Kütahya Devlet Hastanesi araştırması
ÖZET Sağlık hizmetleri, ülkelerin sosyo-ekonomik açıdan kalkınmışlık düzeylerinin en önemli göstergelerinden biridir. Sağlık hizmetlerinin temel amacı toplumun ihtiyacı olan sağlık hizmetlerini, müşterinin istediği kalitede, istediği zamanda ve mümkün olan en düşük maliyetle sunmaktır. Bunun sağlanması için de sağlık hizmetleri pazarlamasının etkin bir biçimde yerine getirilmesi gerekmektedir. Hızlı gelişen teknolojiler, artan maliyetler, hastaların artan şikâyetleri ve iyi bakım isteğinin yaygınlaşması sağlık hizmetlerinin daha karmaşık bir yapıya dönüşmesine neden olurken, sağlık hizmetlerinde pazarlamanın önemini de artırmıştır. Ancak, ülkemizdeki sağlık sektöründeki işletme sayısının, hızlı nüfus artışı karşısında yetersiz kaldığı bilinen bir gerçektir. Sağlık işletmelerinin sayısının yetersizliği, hastanelerde çalışan doktor ve hemşire sayılarının eksikliği, malzeme ve ekipmanların müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamadaki yetersizliği, fiziksel koşulardaki yetersizlikler bu sektörde hizmet kalitesinin yükseltilmesini önleyen en önemli sorunlardandır. Bu sorunlar, sağlık hizmetleri alan hastaların tatmin düzeyini doğrudan etkilediği için çözüme kavuşturulmalıdır. Bu nedenle özellikle hastanelerde hastaların hastaneden aldıkları sağlık hizmetinden tatminlerinin artırılması için tespit edilen sorunlar üzerinde durulması gerekmektedir. Sağlık hizmetleri pazarlaması, hastanelerde sağlık hizmeti satın alan hastaların tatminini artıracak şekilde, poliklinik hizmetlerinin, hasta kabul işlemlerinin, doktor, hemşire ve diğer personelin tutum ve davranışlarının, hastanenin fiziksel koşullarının nasıl olması gerektiği üzerinde durur, bunların analizini yaparak sorunları tespit eder ve çözüm önerileri sunar. Bu çalışma kapsamında Kütahya Devlet hastanesinde sağlık hizmetleri pazarlamasının hastanelerde hasta tatminine etkileri araştırılmıştır. Araştırmada hastanelerde hasta tatminini etkileyen faktörler olarak poliklinik veya acil yardım hizmetleri, hasta kabul ve taburcu işlemleri, hastane personelinin tutum ve davranışları ile fiziksel koşullar ele alınmıştır. Araştırma bulguları sonucu poliklinik ve acil yardım hizmetleri, doktor ve hemşirelerin tutum ve davranışları ve fiziksel koşullarla ilgili olarak hasta tatminsizliğine yol açan bazı nedenler tespit edilmiştir.
Kamu hastanelerinde dış kaynak kullanımı ve Bursa Devlet Hastanesi örneği
ÖZET Günümüz rekabet şartlarında işletmeler, varlıklarım ve ekonomik büyümelerini devam ettirebilmek için yeni gelişmeleri yalandan takip etmektedirler. Dış kaynak kullanımı (outsourcing); işletmelere, maliyet, etkinlik ve kalite avantajları sunan yeni bir yönetim tekniğidir. İşletmelerin, Öz yetkinliklerine yoğunlaşıp, öz yetkinliği dışındaki faaliyetleri, alanında uzman firmalar yoluyla sağlaması olarak ifade edilen dış kaynak kullanımı, son yıllarda kamu hastaneleri tarafından da tercih edilmektedir. Kamu hastaneleri, daha çok destek hizmetlerinde (yemekhane, temizlik ve güvenlik) dış kaynak kullanımım tercih etmektedirler. Ancak, dış kaynak kullanımının yararlarının görülmesi, hizmet alımlarında dış kaynak kullanımının önündeki yasal engellerin kaldırılması, hastanelerin, diğer hizmetlerde de dış kaynak kullanımına gitmelerinin önünü açmıştır. Kamu hastanelerinde; destek hizmetlerinin yanında, yardımcı tıp hizmetlerinde (Radyoloji) dış kaynak kullanımı uygulamaları, 2002 yılında Bursa devlet hastanesi modeliyle başlamıştır. Yalan bir gelecekte, kamu hasselerinin tüm yardımcı tıp hizmet birimlerinde (Laboratuvar - Eczane vs) ve insan kaynaklarında dış kaynak kullanımının yaygınlaşacağı söylenebilir. Kamu hastaneleri, dış kaynak kullanarak; maliyetleri azaltmayı, kalite ve hasta memnuniyetini artırmayı amaçlamaktadır. Dış kaynak kullanımı; hastane yönetiminin, ikinci yada üçüncül işler yerine, tıp hizmetlerine daha fazla zaman ayırmasına imkan sağlamaktadır. Kamu hastaneleri; dış kaynak kullanımı yoluyla iyi sonuçlar elde ederken, beraberinde bir takım sorunlar da ortaya çıkmaktadır. Kamu çalışanlarının durumu ve etkin denetimin sağlanması en temel sorunlar olarak görülmektedir. Çalışmada, kamu hastanelerindeki dış kaynak kullanımı eğilimleri araştırılmış ve Bursa devlet hastanesi modeli, Fütz analizi yöntemiyle ortaya konulmuştur.
Bir kamu hastanesindeki sağlık çalışanlarının kriz yönetimi ve kriz anındaki görüşlerinin değerlendirilmesi
Kriz yönetimi, krizin başlangıcından itibaren etkili bir şekilde planlanması ve uygulanması gereken kritik bir süreçtir. Kriz anlarında alınacak kararlar kriz sonuçlarını olumlu yönde değiştirebilir. İyi bir kriz yönetimi stratejisi, hızlı ve etkili bir şekilde tepki vererek işletmenin sürdürülebilirliğini artırabilir. Bu araştırmada Çankırı Devlet Hastanesi'nde çalışanların kriz yönetim durumları ölçülerek sonuçlarına göre dikkate alınması gereken stratejiler belirlenerek kriz yönetimi sürecinde karşılaşılan zorluklara karşı çözümler sunulacaktır. Bu amaçla hastane çalışanlarına anket uygulanmış ve toplamda 226 anket toplanmıştır. Anketin ilk bölümünde demografik özellikler ve ikinci bölümünde 57 soruluk kriz yönetimine ilişkin durumları değerlendiren sorular sorulmuştur. Araştırmanın ilk aşamasında çalışanların demografik özellikleri ile kriz yönetime ilişkin genel durumları, kriz öncesi durumları, kriz anındaki durumları ve kriz sonrasındaki durumları arasındaki farklılıklar incelenmiştir. İkinci aşamasında yine çalışanların demografik özellikleri ile kriz yönetimin alt boyutları olan erken uyarı sinyali toplama, hazırlık ve önleme, hasarın yayılması, onarma ve toparlanma ve öğrenme arasındaki farklılıklara bakılmıştır. Araştırmada elde edilen verileri değerlendirmek için Statistical PackagefortheSocialSciences 23 programı kullanılmış ve demografik özellikler ile kavramların farklılıklarına bakmak için t-testi ve ANOVA testi yapılmıştır. Analizden elde edilen sonuçlara göre özellikle katılanların kriz eğitimi alma durumları ile kriz yönetim durumları, kriz öncesi durumları ve kriz sonrası durumları aralarında anlamlı farklılığa rastlanmıştır. Bununla beraber kriz eğitimi durumları ile kriz yönetim alt boyutlarında da erken uyarı sinyali toplama, onarma ve toparlanma ve öğrenme arasında anlamlı bir farklılığa rastlanmıştır. Bu nedenle hastanelerde kriz yönetimi eğitimlerinin düzenli olarak yapılması ve eğitim içinde kriz yaşama anları için senaryo tabanlı uygulamalar yer alması önemlidir. Bunun sayesinde hastanelerde karşılaşılan kriz durumlarında çalışanların daha sakin kalmaları sağlanıp krizler daha çok büyümeden veya başlamadan önüne geçilip kriz durumları daha rahat atlatılabilir.
Sistemde geçirilen süre açısından kamu ve özel hastane performanslarının karşılaştırılması: Çankırı ili örneği
Son yıllarda sağlık hizmetleri, dünyadaki gelişmelere paralel olarak Türkiye'de olumlu bir ivme kazanmıştır. Bu durum, kişilerin sağlık hizmetine olan güvenlerini ve buna bağlı olarak taleplerini arttırmış, bu bağlamda gelinen noktanın hastanelerin hizmet performansları üzerine etkisi daha çok önem kazanmıştır. Bu noktadan yola çıkılarak yapılan çalışmada, hastanelerin hizmet performansları kuyruk teorisi performans ölçekleri ile değerlendirilmiştir. Kuyruk teorisi ya da bekleme hattı sistemleri olarak adlandırılan yöntem yöneylem araştırmasının bir kolu olup kuyruk sistemlerinin matematiksel modellerle incelenmesini ele alır. Bu bağlamda, Çankırı İli Merkez'de bulunan Çankırı Devlet Hastanesi ve Çankırı Özel Karatekin Hastanesi kuyruk teorisi modellerinde kullanılan performans değerlendirme ölçütleri ile poliklinikler (KBB, Dahiliye, Çocuk Hastalıkları, Kadın ve Doğum) bazında karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak sistemde bekleme süreleri, Özel Karatekin Hastanesi'nde Devlet Hastanesi'ne oranla daha fazladır. Etkinlik (trafik yoğunluk ya da kullanım) oranları ise her iki hastanede de yaklaşık %89 seviyesindedir.Anahtar Kelimeler: Kuyruk Teorisi, Bekleme Hattı, Hastane, Hizmet Performansı
Sağlık sektöründe hizmet kalitesi, müşteri memnuniyeti ve bağlılık ilişkisi: Devlet, özel ve üniversite hastaneleri karşılaştırması
Hizmet sektörü için özellikle kalite ve müşteri memnuniyeti, tüketicilerin satın alma karar sürecinde etkili olan iki önemli kilit faktör olarak kabul görmektedir. Günümüzün küresel dünya düzeninin getirmiş olduğu sert rekabet koşulları, sanayi işletmelerini olduğu kadar sağlık işletmelerini de derinden etkilemektedir. Türkiye'deki hastaneler, sağlık alanında son yıllarda yapılan reformlar dolayısıyla, bu sert rekabet piyasasında müşteri çekme ve mevcut müşterilerin bağlılıklarını arttırmaya yönelik gayret içerisine girmişlerdir. Bu nedenle, kalite standartlarını geliştirme ve müşteri gözünde algılanan değerlerini yükseltmeye yönelik gayret göstermektedirler.Bu çalışmayla, devlet, özel ve üniversite hastanelerinden alınan hizmetin kalitesinin, hasta memnuniyet düzeylerine ve müşteri sadakatine olan etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Araştırma kapsamında, Adana ilinde sağlık hizmeti sunan beş hastanede (2 devlet hastanesi, 2 özel hastane ve bir üniversite hastanesi) en az bir gece kalmak şartıyla tedavi gören 551 hastaya anket yöntemi kullanılarak veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler aracılığıyla, hastanelerin sunmuş oldukları hizmetlerin kalite boyutları belirlenmiştir. Faktör analizi sonucunda belirlenen sağlık sektöründeki sekiz alt boyut refakatçilere yönelik hizmetler, oda hizmetleri, hemşire hizmetleri, hekim hizmetleri, yemek hizmetleri, görünüm ve ulaşım hizmetleri, kayıt öncesi ve bilgilendirme hizmetleri ve hasta hizmetleri olup, bu alt faktörlerin hastane türlerine göre müşteri memnuniyet ve bağlılığına olan etkisi incelenmiştir. Verilerin analizinde çapraz tablolar, frekans dağılımları, ortalama, standart sapma gibi çeşitli tanımlayıcı istatistikler ve güvenilirlik analizleri, varyans analizi, çoklu doğrusal regresyon ve lojistik regresyon analizlerinden de yararlanılmıştır.Hipotez testlerinin sonuçlarına göre hastane türlerine göre algılanan hizmet kalitesi boyutları arasında yemek hizmetleri haricinde farklılık bulunmaktadır. Belirlenen hizmet kalitesi boyutlarıyla müşteri memnuniyeti ilişkisi hastane türlerine göre farklılık göstermekte olup, devlet hastanelerinde hemşirelik ve yemek hizmetleri, özel hastanelerde, refakatçilere sunulan hizmetler, hemşirelik hizmetleri ve genel görünüm ve ulaşım hizmetleri öne çıkarken, üniversite hastaneleri için ise hasta hizmetleri müşteri memnuniyetinde daha önemli katkı sağlamaktadır. Algılanan hizmet kalitesi boyutlarının müşteri bağlılığı üzerinde doğrudan değil, dolaylı etkisi ortaya çıkarken, müşteri memnuniyetinin müşteri bağlılığı üzerinde doğrudan etkisi olduğu ortaya çıkmıştır.
Sağlık hizmetlerinde arzın talep yaratması ve hekimlere güven: Hastaların görüşleri üzerinden bir araştırma
Bu çalışmada, sağlık sektöründe arzın talep yaratması ile hekime güven konularının hasta algısı üzerinden incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca arzın gereksiz talep yaratması ve hekime güven algısının katılımcıların kişisel ve demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi de çalışmanın amaçları arasındadır. Tanımlayıcı ve kesitsel türdeki çalışmanın evrenini, Yozgat Bozok Üniversitesi Hastanesi polikliniklerine başvuran 18 yaşını doldurmuş kişiler oluşturmaktadır. Bu hastaneden günlük yaklaşık 400, aylık 12.500 poliklinik hastası hizmet almaktadır. Bu durumda araştırmanın örneklem büyüklüğü %99 güven düzeyi ve %1 hata ile 631 olarak hesaplanmıştır. Bu araştırmada ulaşılan kişi sayısı 650 olmuştur. Çalışma kapsamında yapılan literatür taramasında, çalışmanın amaçlarına uygun olduğu düşünülen "Arz Kaynaklı Gereksiz Sağlık Hizmeti Kullanımının Değerlendirilmesi Ölçeği" ve "Doktora Güven Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezlerinin testinde iki ortalama arasındaki farkın anlamlılık testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Analizler sonucunda, arzın talep yaratması ve hekimlere güven ölçeklerinde katılımcıların kişisel ve demografik özelliklerinden sağlık sigortası dışındaki tüm özellikleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Ayrıca Hekime Güven Ölçeği ile Arz Kaynaklı Gereksiz Sağlık Hizmeti Kullanımı Ölçeğinin tüm alt boyutları arasında negatif yönlü ve güçlü bir ilişki bulunmuştur. Buna göre arzın talep yaratması algısı arttıkça hekime güven azalmaktadır. Bu durum regresyon analizinde de tespit edilmiş ve açıklanan varyans %85 olarak bulunmuştur. Çalışma sonucunda tıp eğitiminde meslek etiğine daha fazla önem veren ders ve uygulamalara ağırlık verilerek hekimlerin çeşitli gerekçelerle gereksiz hizmet sunma davranışlarının önlenmesi, vatandaşların sağlık okuryazarlığının artırılarak gereksiz hizmet talep etmeme ya da gereksiz hizmetin teklif edilmesi durumunda bu hizmeti ret etme davranışlarının geliştirilmesi önerilmektedir. Ayrıca geçmişten beri kutsal kabul edilen hekimlik mesleğine güveni sarsıcı uygulama ve haberlerden mümkün olduğu ölçüde kaçınılmalıdır.
Bir devlet hastanesinde görev yapan hastane çalışanlarında iklim değişikliği farkındalığı
YÜKSEK LİSANS TEZİ BİR DEVLET HASTANESİNDE GÖREV YAPAN HASTANE ÇALIŞANLARINDA İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ FARKINDALIĞI Veysel ABALI Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Sağlık Bilimler Enstitüsü Hemşirelik Ana Bilim Dalı Halk Sağlığı Hemşireliği Tezli Yüksek Lisans Programı Danışman: Doç. Dr. Gizem Deniz BÜYÜKSOY Bu araştırmanın amacı, bir devlet hastanesinde görev yapan hastane çalışanlarında iklim değişikliği farkındalığının belirlenmesidir. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipteki araştırmanın evrenini Nevşehir Devlet Hastanesinde görev yapan 1649 hastane çalışanı oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi, evreni bilinen örneklem formülü ile 333 olarak hesaplanmıştır. Araştırma örneklemi, mesleklere göre oluşturulan tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Veriler, Şubat-Temmuz 2024 tarihleri arasında yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Veriler, sosyodemografik özelliklerinin sorgulandığı tanıtıcı özellikler formu ve İklim Değişikliği Farkındalık Ölçeği (İDFÖ) kullanılarak toplanmıştır. Veriler; sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, Mann-Whitney U, Kruskal Wallis testi ile gruplar arası karşılaştırmalar için düzeltilmiş Bonferroni testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada etik kurul izni, kurum izni ve katılımcılardan yazılı ve sözlü onam alınmıştır. Araştırmaya katılan katılımcıların %42,7'si 30-39 yaş arasında, %56,8'i kadın, %28.8'i hemşire, %59,2'si lisans mezunu, %60,4'ü evlidir. Katılımcıların %39.3'ü 1-5 yıldır çalışmakta olup %30,9'u acil serviste, %67.3'ü nöbet usulü çalışmaktadır. Araştırmada katılımcıların İDFÖ toplam puan ortalaması 228,11±19,32, İklim Değişikliği Farkındalığı Alt Boyutu puanı 37,88±4,96, Sorunu Algılayış Şekli Alt Boyutu puanı 21,74±2,78, İklim Değişikliği Nedenlerine İlişkin Bilgi Alt Boyutu puanı 40.01±4.26, İklim Değişikliği Endişesi Alt Boyutu puanı 48,97±4,70, Davranışlar ve Politikalardan Beklentiler Alt Boyutu puanı 79,51±7,09 olup katılımcıların iklim değişikliği farkındalığının yüksek olduğu belirlenmiştir. İDFÖ toplam ve alt boyut puanları ile cinsiyet, meslek, eğitim düzeyi, aylık gelir algısı, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, meslekte çalışma süresi ve çalışılan birim arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Bu sonuçlar doğrultusunda; sağlık kurumlarında iklim değişikliği farkındalığını destekleyen ve farklı sosyokültürel gruplarda iklim değişikliği farkındalığının incelendiği çalışmaların planlanması önerilir. Ağustos 2025, 70 Sayfa. Anahtar Kelimeler: Farkındalık, Halk sağlığı hemşireliği, Hastane personeli, İklim değişikliği
Kamu ve özel sağlık kuruluşlarında performans yönetimi uygulamalarının kurumsal kültür boyutunda değerlendirilmesi.
Literatüre göre, kurumsal performansı etkileyen önemli unsurlardan biri örgüt kültürüdür. Bu çalışmada, örgüt kültürü ile performansa dayalı ödeme sistemi arasında ilişki olduğu düşüncesiyle yola çıkılmıştır. Araştırma alanı olarak, performansa dayalı ücret sistemi uygulanmakta olan ve örgüt kültürünün kurumsal performansa etkisinin yoğun olduğu düşünülen sağlık sektörü seçilmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, Kamu ve Özel Hastane sağlık çalışanlarının örgütsel kültür algıları ve performansa dayalı ücret sistemi algıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın diğer amacı Kamu ve Özel Hastanelerin örgütsel kültürleri arasındaki farkı incelemektir. Araştırmamızın verilerini elde etmek için üç anket uygulanmış, İstanbul Avrupa yakasında bulunan 3 hastanede 724 sağlık personelinden toplanan veriler, SPSS 15 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmamızda, demografik bilgileri içeren form, Denison Örgüt Kültürü Ölçeği ve Ali Gazi tarafından geliştirilen performansa dayalı ek ücret ödeme sistemi anketi kullanıldı. Bu araştırma tanımlayıcı yaklaşım ve ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Verilerin analizinde, tanımlayıcı istatistikler, ki-kare testi, güvenilirlik için Reliability analizi, bağımsız gruplar arası karşılaştırmalar için "Mann Whitney U" testi ve sayısal değişkenler arası ilişkilerin analizinde spearman korelasyon teknikleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularımızda; Kamu sağlık çalışanlarının, örgüt kültürünün tutarlılık, uyum, ve misyon boyutlarını güçlü, katılım kültürü boyutunu zayıf algıladıkları anlaşılmıştır. Özel Hastane sağlık çalışanlarının, örgüt kültürünün katılım, tutarlılık ve misyon boyutlarını güçlü, uyum kültürü boyutunu zayıf algıladıkları görülmüştür. Bu çalışmanın sonunda, Denison örgüt kültürü modelinin temel boyutları olan misyon, uyum, katılım ve tutarlılık boyutları ile performansa dayalı ödeme sistemi arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Bu tespit, çalışanlarının algıladıkları kurum kültürü ile performansa dayalı ücret sistemi arasındaki ilişkiyi değerlendirmemiz açısından önem taşımaktadır. Anahtar Sözcükler: Kamu ve Özel Hastaneler, Performans Yönetimi, Örgüt Kültürü,Performansa Dayalı Ödeme Sistemi.
Motivasyon faktörleri ile performans değerlendirme sisteminin etkinliği arasındaki ilişki: Kilis Devlet Hastanesinde alan araştırması
Motivasyon, insanları belirli bir amaca doğru yönlendirmektir. Yöneticiler, çalışanlarından daha yüksek bir performans almak için bazı motivasyon araçlarını kullanmalıdırlar. Çalışanlarının motivasyonunun yüksek olduğu bir işletme çalışanlarından çok daha fazla verim alacaktır. Motivasyon ve performans birbiriyle bağlantılı konulardır. Çalışanların motivasyonu yükseltilerek onlardan daha iyi performans alınabilir. Etkili bir performans değerlendirme ile de çalışanların motivasyonları arttırılır. Bu sayede çalışanlardan daha yüksek fayda sağlanır. Kilis Devlet Hastanesinde görev yapan 124 çalışan üzerinde çalışanlarının motivasyon faktörleri ile performans değerlendirme sisteminin etkinliği arasındaki ilişki alan araştırması yapılarak ölçülmüştür. Bu çalışma sağlık sektöründe motivasyonel faktörlerin performans değerlendirme sisteminin etkinliği üzerine yapılan ilk araştırmadır. Elde edilen bulgulara göre motivasyon faktörlerinden geliştirme ile ücret ve değerlendirme, çalışanların performans değerlendirme sistemine yönelik algı üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Motivasyon, motivasyon araçları, performans, performans değerlendirme
Bayesyen stokastik sınır analizi ile kamu hastanelerinde etkinlik analizi
Etkinlik kavramı, pahalı bir hizmet türü olan sağlık hizmetleri için özel bir önem taşımaktadır. Günümüz sosyal devlet anlayışı çerçevesinde sağlık hizmetleri hükümet harcamaları içinde önemli bir pay oluşturmaktadır. Dolayısıyla etkinlik düzeyinin yükselmesi, sağlık hizmetlerinin maliyetini düşürerek devletin daha iyi kaynak planlaması yapabilmesi ve sağlık hizmetlerinde adaleti daha kolay sağlamasına imkân verebilecektir. Performans ölçümü ve takibi özellikle sağlık hizmetlerinde oldukça önemli bir konudur. Bir sağlık sisteminin performans hedeflerinin en önemli boyutlarından biri etkinliktir. Son 30 yılda, sağlık hizmetlerinin performans değerlendirmesinde kullanılmak üzere parametrik ve parametrik olmayan birçok yöntem geliştirilmiştir. Etkinliğin ampirik olarak ölçümü konusunda kullanılan iki başat metot Veri Zarflama Analizi (VZA) ve Stokastik Sınır Analizi'dir (SSA). Bayesyen SSA ise önbilgiyi dikkate aldığı için daha gerçekçi tahminler elde etme imkânı sunmaktadır. Türkiye'de sağlık sektöründe bir etkin(siz)lik sorunu bulunduğu bugüne kadar yapılan gözlemler ve ampirik çalışmalarla ortaya koyulmuştur. Bu çalışmada sağlık hizmetlerinde teknik etkinlik konusu kamu hastaneleri düzeyinde ele alınarak klasik SSA ve Bayesyen SSA yöntemleri kullanılarak araştırılmıştır. Elde edilen bulgular klasik ve Bayesyen SSA'dan elde edilen etkinlik skorlarının önemli ölçüde farklılaştığını ortaya koymaktadır. Bayesyen SSA skorlarına göre kamu hastaneleri tam etkinlik sınrına yakın faaliyet göstermektedirler ve bu yüzden etkinliği artırmak açısından sınırlı bir potansiyele sahiptirler. Anahtar kelimeler: Etkinlik, Hastane, Stokastik Sınır Analizi, Bayesyen Stokastik Sınır Analizi.
Hekimlerin mesleki sonuç beklentilerinin kariyer pişmanlıkları üzerine etkisinde çalışma arkadaşı desteğinin düzenleyici rolü
Bu çalışmanın amacı, hekimlerin mesleki sonuç beklentilerinin kariyer pişmanlıkları üzerine etkisinde çalışma arkadaşı desteğinin düzenleyici rolü incelenmektedir. Bu sebeple kariyer pişmanlığı oluşan bireylerde mesleki sonuç beklentisinin ve çalışma arkadaşı desteğinin incelenmesi gerekmektedir. Araştırmanın evreni Ankara ilindeki hastanelerde çalışan hekimlerdir. İl toplamında Sağlık Bakanlığı bünyesinde 37 hastane bulunmaktadır. 5092 hekim bu hastanelerde çalışmaktadır. Anket yöntemiyle kolayda örneklem yöntemi ile 400 hekimden veri toplanmıştır. Örneklemden ulaşılan veriler istatistiksel olarak analiz edilirken AMOS 22.0 ve SPSS 26.0 paket programlarından yararlanılmıştır. Yapılan regresyon analizi sonucunda, hekimlerin mesleki sonuç beklentilerinin kariyer pişmanlığını pozitif ve anlamlı etkilediği tespit edilmiştir. Hekimlerin mesleki sonuç beklentisi ile kariyer pişmanlığı arasındaki ilişkide algılanan çalışma arkadaşı desteği değişkeninin düzenleyici rolünün bulunmadığı belirlenmiştir.
Hastane güvenliği yönetimi:Kamu hastanelerine yönelik bir çalışma
Çalışmamızın amacı "Ülkemizde hastane güvenliği konusu kavramsal düzeyde nasıl algılanmakta ve bu konu bütün yönleri ele alınarak sistematik olarak hastanelerimizde uygulanabilmekte midir?" sorusuna cevap aramaktır. Çalışmada öncelikle konunun kavramsal boyutu incelenerek ülkemizde bu konunun yeterince anlaşılıp anlaşılmadığı sorusuna cevap aranacaktır. Yine çalışmamızda ülkemizde hastane güvenliği konusu yasal ve yapısal olarak hangi düzeydedir sorusuna cevap aranacaktır. Ayrıca çalışmada hastane güvenliğinde etkin rolü olan aktörler ve uygulamaların yeterli olup olmadığı sorusuna cevap aranacaktır. Bu sorunun yanında ek olarak; Hastane yöneticileri güvenlik konusunu sistematik olarak ele almakta mıdır? Hastane güvenliği konusu kavramsal olarak hastane yöneticileri tarafından ne kadar bilinmektedir? Hastanelerde güvenliğin arttırılması için yönetici, personel ve hastaların katkılarının olması için her hangi bir çalışma var mıdır? Bu yönüyle bakıldığında "Dışarıdan yasa koyucular ve yasalar, alanda çalışan bilim insanları içeriden de yöneticiler, çalışanlar, hastalar ve ziyaretçiler olmak üzere katılımcı bir hastane güvenlik anlayışı getirmek mümkün müdür?" soruları çalışmada sorulacaktır. Çalışmamızın evreni İzmir ve Manisa'da bulunan 10 ayrı hastanede görev yapan hastane yöneticileri ve eğer hastane içinde varsa güvenlik amirleridir.Çalışmada nitel araştırma tekniklerinden alan yazın çalışması yapılmış ABD'de bulunan hastane güvenliği sistemi, ülkemizdeki mevcut yapısal ve yasal sistem incelenmiş ve yarı yapılandırılmış görüşme için de 35 ucu açık soru hazırlanmıştır."kavramsal, sistem, aktörler, uygulama" başlıklarına göre sınıflandırılarak konunun ülkemizde işleyen durumu alan yazım verileri ile karşılaştırılarak incelenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre ülkemizde hastane güvenliği konusunda bütüncül bir yaklaşım halen yoktur. Sağlık güvenliği sistemsel (yassal ve yapısal), aktörler (yönetici, çalışan ve hasta) ve uygulama olarak gelişmiş ülkeler düzeyinde değildir. Bu durumun iyileştirilmesi içinde gelişmiş ülkelerde yapılan ve uygulanan düzenlemelerin örnek olarak alınması gerekliliği vardır.
Bir kamu hastanesinde toplam verimli bakıma yönelik sektörel altyapının belirlenmesi
Amacı: Hastanede en çok tıbbi cihaz kullanan birimlerin (yoğun bakım, endoskopi ve diyaliz) toplam verimli bakıma (TVB) yönelik hazırlık seviyesini tespit etmektir. Yöntem: Hem nicel hem de nitel analiz teknikleri kullanılmıştır. Anket, gözlem, mülakat ve doküman incelmesi tekniği ile bulgular tespit edilmiştir. Anket SPSS programı ile analiz edilmiş, farklılık, ilişki ve regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Düzce Devlet hastanesinde tıbbi cihaz kullanan 390 sağlık personeli ile anket yapılmıştır. 15 sağlık personeliyle mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma bulguları Nvivo programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Cinsiyet, yaş, kıdem ve öğrenim durumuna göre TVB ölçeğine katılım dereceleri arasında farklılıklar bulunmuştur. Tıbbi cihaz değerlendirmesi, tıbbi cihazların fonksiyonel özelliklerini etkilemektedir. Tıbbi cihazlarda bakım-onarım ve temizlik, tıbbi cihazların fonksiyonel özelliklerini etkilemektedir. Tıbbi cihaz eğitim değerlendirmesi, tıbbi cihazların fonksiyonel özelliklerini etkilemektedir. Tıbbi cihaz eğitim değerlendirmesi, tıbbi cihazlarda bakım-onarım ve temizliği etkilemektedir. Nitel analizler sonucunda tıbbi cihaz bakım sürecini sekiz ana temadan oluştuğu tespit edilmiştir. Sonuç: Hastanelerde kullanılan tıbbi cihazların performans ve verimliliğinin, cihazların verimli çalışmasına, çalışanların bilgi birikimine bağlı olmasına ve kurumsal altyapıya bağlı olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bakım, Toplam Verimli Bakım (TVB), Teknik Servis, Hastane
Kamu hastanelerinde hasta-personel ilişkileri
Günümüzde, hastaların kamu hastanelerini tercih etmeleri ve hasta-personel ilişkileri sıkça tartışılan bir konu haline gelmiştir. Yaşadığımız çağda iletişim her zamankinden daha büyük bir öneme sahiptir. Bu dönemde bir güç kaynağı olan ilimin yaygınlaşmasının esas vasıtası iletişimden kaynaklanmaktadır. Sağlık personeli ile hasta arasındaki iletişim birden fazla faktörün tesirindedir. Bu iletişimin özelliğini belirleyen, kimi zaman sağlık personellerinin eksiklikleri olabildiği gibi kimi zaman da hastaların eksikliklerinden kaynaklanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, hastanelerde iletişimden kaynaklı sağlık personeliyle hasta arasında yaşanan sorunlar, bu sorunların nereden kaynaklandığı, bu hususta sağlık görevlilerinin rolü çözüm yollarının üretilmesi dikkate alınmış olup; sağlık personeli ve hastalar arasındaki iletişim ve güven ortamının oluşmasında etkili olabilecek faktörü incelemek ve iletişim çıktıları ile bu sonuçları değerlendirmektir. Bu çalışmayla, hasta odaklı çalışma sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilerek literature katkı yapmasının yanı sıra diğer araştırmacılar için bir kaynak olması düşünülmektedir. Bu çalışmanın kapsamı Diyarbakır İl Merkezinde yer alan Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ve Diyarbakır Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sağlık hizmeti alan 100 hastadan oluşmaktadır. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak anket ve görüşme cetvelleri kullanıldı. Elde edilen verilere göre; Kamu hastanelerinde hastaların tercih etme faktörlerine bakıldığında katılımcıların % 57'sinin ekonomik sosyal ve kültürel anlamda toplumun tüm kesimlerine hitap ettiği, % 47' sinin diğer sağlık kuruluşlarının yönlendirmesine bağlı olarak geldiği, % 44'ünün kamu hastanelerinde çalışan sağlık personellerinin hastaya yaklaşımında samimi ve hizmet odaklı olduklarını düşündükleri, % 41'inin sağlık hizmetlerin en üst seviyede sunulduğuna inandığı, % 40'ının ise sürekli sağlık hizmet kalitesinin iyileştirmeye ve kendini yenilemeye çalıştığını düşünüldüğü için tercih etmiş oldukları görülmektedir. Bu durum hastanede çalışan personel-hasta arasındaki iletişim niteliğinin yüksek olması hastaların beklentilerini karşıladığı göstermektedir. Dolayısıyla, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri ve Diyarbakır SBÜ Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi tedavi gören hastaların çalışan personellerden memnun oldukları için tercih edildiği göstermektedir.
Kamuda çağdaş yaklaşımlar temelinde sağlık sektöründe dönüşüm örneği olarak anne dostu hastane İslahiye Devlet Hastanesi
Sosyal devlet uygulamalarının gelişimine paralel olarak devletin aşırı büyümesi, artan merkezileşme, kamu harcamalarının artması, liberal-kapitalist ekonomilerde yaşanan krizlerin yansıması olan ağır borçlar sonucunda devlette büyüklükten ziyade etkinliği esas alan yeni anlayışların ortaya çıkmasını zorunlu kılmıştır. Devletler bu yönetimsel anlayış devinimiyle hizmet sunan yapıdan, düzenleyici, denetleyici ve yol gösterici yapıya evrilerek piyasa modeli temelli kamu sektörü oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu mantıkla, devletteki verimsiz ve hantal düşünülen yapı, para kazanma amacını ön planda tutan ve bu amaçla başarılı planlamalar geliştiren özel sektör uygulamalarının kamu sektörüne uyarlanmasıyla yeni kamu yönetimi ortaya çıkmıştır. Sağlık hizmetleri, toplumu oluşturan bireyleri çeşitli hastalık ve sakatlıklardan koruyarak, ruhsal, iktisadi ve sosyal bağlamda yaşamlarını huzur içerisinde sürdürebilmelerini temin edebilme amaçlı faaliyetler bütünüdür. Özellikle bu temelde sağlık sektöründeki yenilenme son yıllarda gözle görülür bir şekilde kendini göstermiştir. Bu bağlamda fiziki ve teknolojik yenilenme ve gelişmenin yanı sıra hizmet sunmada yeni metod ve yaklaşımların geliştirilmesi ve uygulanması da son derece önemlidir. Kamu sağlık sektöründeki bu gelişmeler öncelikle merkezden taşra teşkilatlarına doğru evrilmiştir. Ve günümüzde taşra teşkilatlarının en önemli noktasını oluşturan ilçe hastaneleri bu çağdaş yaklaşımların uygulayıcısı olma yolunda pek çok uygulamayı devreye sokmaktadır. Buna örnek olarak daha iyi ve kaliteli hizmet sunma açısından çağdaş yaklaşım örneği olarak "Anne dostu hastane" unvanını almak için İslâhiye Devlet Hastanesinin geçirdiği yapısal, fiziksel, sosyal ve mental değişiklikleri ve bunların yapılma sebebi olan hasta ile özelde anne adaylarının düşünce, eleştiri ve yeni önerilerini irdeleyeceğiz. Bu amaçla hastane yönetimini buna iten nedenlerin anlaşılması için öncelikle yönetim ve daha sonra ilgili sağlık çalışanları ile anketler gerçekleştirildi. Daha sonra bu unvanın alınması için izlenen hukuki prosedür ortaya konularak, hastane yönetiminin kurum içinde gerçekleştirdiği değişiklikler irdelendi. Sağlık çalışanları ile yapılan anketler aracılığı ile bu işleme karşı düşünceleri ve kendilerine düşen görevler ortaya konuldu. En son olarak hizmet sunmada hedef olan anne adaylarının bu unvanın alınmadan önce ve sonraki hastane koşulları ve sağlık çalışanlarının kendilerine yaklaşımlarının karşılaştırılması için anket ve bire bir görüşmeler yapılarak sonuçlar ortaya konuldu. Anahtar Kelimeler: İslâhiye Devlet Hastanesi, Anne Dostu Hastane, Sağlıkta Dönüşüm, Kamuda Çağdaş Yaklaşımlar
Toplam kalite yönetimi uygulamaları: Düzce ilinde bir kamu hastanesi örneği
Bu çalışmanın amacı, Düzce ilinde hizmet veren bir Kamu Hastanesinin sağlık hizmetlerinden faydalanan vatandaşların memnuniyet derecelerinin tespit edilmesidir. Çalışmada ayrıca bahsi geçen hastanenin güçlü ve zayıf yönlerinin ortaya çıkarılarak kurum yöneticilerinin kurumlarının zayıf-güçsüz yönlerini fark etmelerini sağlanması hedeflenmektedir. Çalışmanın diğer bir amacı da hastane bünyesinde yürütülen kalite faaliyetlerinin Toplam Kalite Yönetiminin hangi temel ilkeleri ile bağdaştığının analizinin yapılması ve bu konularda bilimsel önerilerin üretilmesidir. Araştırmanın kapsamını 2019 yılında kurumun muayene hizmetlerinden faydalanan kişiler oluşturmaktadır. Bu özelliklere uyan ve görüşme teklifimizi kabul eden 15 kişi araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma konusu hakkında daha detaylı veriler elde etmek için nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma kapsamında veri elde edilmesi için görüşme tekniği kullanılmıştır. Verilerin analiz edilmesi için betimsel analiz tekniği tercih edilmiştir. Araştırma sonucunda bahsi geçen sağlık kurumunda muayene olan kişilerin genel anlamda aldıkları hizmetin düzeyinden memnun oldukları anlaşılmaktadır. Bununla birlikte hastane bünyesinde verilen hizmetler kapsamında yaşanan olumsuzlukların giderilmesi ve müşteri memnuniyetinin maksimize edilmesi için Toplam Kalite Yönetiminin kurum kültürüne entegre edilmesinin daha yararlı olacağı düşünülmektedir. Katılımcılardan elde edilen veriler neticesinde araştırma Toplam Kalite Yönetiminin temel ilkelerinden "Müşteri Odaklılık", "Sürekli İyileştirme", "Çalışanların Eğitimi", "Önleyici Yaklaşım" ve Üst Yönetimin Liderliği" etrafında şekillenmiştir.
Zaman yönetimi becerileri ile erteleme davranışı arasındaki ilişkinin incelenmesi: Elazığ sağlık kuruluşları örneği
Hayatımızın önemli bir parçası olan zaman, tanımlanması çok zor olan soyut ve göreceli bir kavramdır. Bu sebeple zaman hakkında kesin bir tanım ortaya konmamış, herkes farklı tanımlarda bulunmuştur. Zaman, olayların geçmiş, bugün ve gelecek olarak gerçekleştiği, insanların kontrolünün dışında geçip giden bir kavramdır. Zamanın insan üzerindeki etkileri fiziksel, psikolojik, felsefik ve biyolojik olarak dörde ayrılmaktadır. Herhangi bir işte çalışan bütün insanlar zamanlarını etkin ve verimi kullanmak zorundadır. İşte bu zorunluluk da ''Zaman Yönetimi'' kavramının doğmasına neden olmuştur. Zaman yönetiminin ana gayesi bireyden istenen işleri verilen süre içerisinde planlayabilmektir. Zaman yönetiminin dikkatli bir şekilde yapılmaması birçok soruna neden olmaktadır. Bunlardan biride Erteleme davranışının ortaya çıkmasına zemin hazırlamasıdır. Erteleme ise mantıklı veya geçerli bir sebep olmaksızın yapılması gereken bir işin sonraya bırakılmasıdır. Bireyler bazı zaman veya durumlarda yapmaları gereken işlerde erteleme davranışı gösterebilirler. Yukarıda verilen bilgiler göz önüne alındığında bu çalışmanın amacı ''Zaman Yönetimi Becerileri İle Erteleme Davranışı Arasındaki İlişki Nedir?'' sorusuna bilimsel bir delil bulmak ve sağlamaktır. Elazığ il merkezinde bulunan kamuya ait hastanelerin çalışanları bu çalışmanın evrenini oluşturmaktadır. Elazığ il merkezinde kamuya ait olan 4 hastane bulunmakta ve bu hastanelerde toplam 3712 sağlık çalışanı yer almaktadır. Araştırmanın sahip olduğu veriler anket yöntemiyle Şubat-Nisan 2020 tarihleri arasında sağlık çalışanlarından toplanmıştır. 5'li likert sistemiyle araştırmanın ölçekleri olan ''zaman yönetimi'' ve ''erteleme davranışı'' ölçekleri derecelendirilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre zaman yönetimi ile erteleme davranışı arasında yaklaşık %33 oranında negatif yönlü bir etki söz konusudur (R= -0,330).
Sağlık kurumlarında algılanan kurumsal imaj: Bir kamu hastanesi örneği
Günümüzün rekabet ortamında güçlü ve pozitif bir imaj, kurumlar için artı değer olarak kabul edilmektedir. Kurumsal sürdürülebilirlik açısından imaj oluşturma çalışmaları bir tercihten çok zorunluluk halini almaktadır. Toplumda pozitif bir imaja sahip olmak isteyen kurumların kurumsal imaj çalışmalarını bilinçli ve sistemli bir şekilde yürütmesi oldukça önemlidir. Bu araştırmada, bir kamu hastanesinden sağlık hizmeti alan hasta ve hasta yakınlarının hastane ile ilgili imaj algılarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, Hastanenin poliklinik, servis ve acil birimlerinden sağlık hizmeti alıcıları örneklem olarak belirlenmiştir. Literatür taranarak hazırlanan Kurumsal İmaj Anket Formu ile yüz yüze anket tekniği kullanılarak 384 sağlık hizmeti alıcısına ulaşılmıştır. 2020 yılı Şubat-Temmuz aylarında toplanan verilerin analizinde SPSS ve AMOS programları kullanılmıştır. Elde edilen verilere tanımlayıcı istatistikler, faktör analizleri, farklılık analizleri ve yapısal eşitlik modeli uygulanmıştır. Yapılan analiz ve değerlendirmeler ışığında sağlık kurumlarında algılanan kurumsal imaj; iletişim, fiziksel, kalite ve sosyal sorumluluk olmak üzere 4 boyutta ele alınabileceği tespit edilmiştir. Araştırma neticesinde katılımcıların kurumsal imaj faktörlerinden en çok kalite ve iletişim boyutlarını pozitif yönde algılandığı, fiziksel ve sosyal sorumluluk boyut algılarının daha düşük olduğu saptanmıştır. Katılımcıların cinsiyet, yaş, medeni durum, aylık toplam gelir, sosyal güvence, hastaneye başvuru sıklığı, hizmet aldığı birim ve hastaneye gelme durumu arasında anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Öte yandan eğitim düzeyi düşük olan katılımcılar ile emeklilerin kurumsal imaj faktörlerinden fiziksel boyutu daha olumlu yönde algıladığı saptanmıştır. Yine il dışında ikamet eden katılımcılar, Düzce'de ikamet eden katılımcılara göre kurumun sosyal sorumluluk boyutunu daha iyi yönde bulduğu görülmüştür. Sonuç olarak araştırmaya katılan sağlık hizmeti alıcıları genel olarak hastanenin hizmetlerinden memnun olduğu, fiziksel ve sosyal sorumluluk boyutlarının geliştirilmesinin hastanenin kurumsal imajını pozitif yönde arttırabileceği söylenebilir. Araştırmadan elde edile sonuçların sağlık hizmeti sunan kurumların, kurumsal imaj çalışmalarına katkı sağlaması beklenmektedir.
The investigation of relationship between perceived psychological contract breaches and organizational silence: The case of kilis state hospital
Psychological contract is an important phenomenon. It comprises of mutual expectations and promises between employee and the employer. When these promises and expectations are not met, it can affect badly employees' behavior such as low performance and motivation, intent to leave the job or silence in the workplace. On the other hand, organizational silence plays a decisive role in the point of being participant in the organization. This study's aim is to investigate the relationship between perceived psychological contract breaches and organizational silence. A survey is conducted to the health workers in the Kilis State Hospital. 300 doctors and nurses participated in the study. The result showed that there is not any statistical difference between demographic characteristics and perceived psychological contract breaches, but it detected relationship between age, marital status, education level, profession and organizational silence. When the relationship between two variables is examined, perceived psychological contract breaches have effect on organizational silence.
Kamu sağlık sektöründe çalışan kadın hekim ve hemşirelerin çalışma hayatında yaşadıkları sorunlar: Akdeniz Üniversitesi Hastanesi
Geçmişten günümüze kadar uzanan cinsiyet ve bu cinsiyet kavramının etkisiyle toplumsal alanda kadının ve erkeğin yeri tartışılmaktadır. Bu tartışmalara yeni bir kavram olarak karşımıza çıkan toplumsal cinsiyet kavramı da dâhil olmuştur. Toplumsal cinsiyet, cinsiyet kavramından farklı olarak toplumun kadına kültürel olarak biçtiği rolleri ele almıştır. Cinsiyet kavramından ayrı olarak kültürel açıdan değerlendirmektedir. Kadının Taş Devri'nden günümüze kadar gelen yeri ve önemi değişiklikler göstererek günümüze kadar gelmiştir. Tarihsel süreçte ana erkil yapının olduğu, toplumdaki iş bölümünde kadının rolünün önemli bir yer tuttuğu görülmekteyken zamanla ata erkil toplum yapısına evrilen bir düzende kadın özel alana sıkıştırılmaya, itilmeye maruz kaldığı görülmektedir. Daha sonra yaşanılan savaşlar, iş gücündeki eleman yetersizliği ve sanayinin gelişmesi sonucu nüfusun yarısını oluşturmakta olan kadınlara da ihtiyaç duyulmasına neden olduğu görülmektedir. Kadın ev yaşamından iş yaşamına katılırken yine toplumsal cinsiyetin ona biçtiği mesleklerde ve alanlarda çalışmasına neden olmuştur. Ayrıca emeğinin karşılığını düşük düzeyde alarak, işçi haklarından mahrum bırakılarak ve kriz çıktığında işten çıkarılan ilk kesim olarak iş yaşamında sıkıntılara maruz kalmıştır. Kadınların toplumsal cinsiyetten ötürü belli alanlarda, belli mesleklerde sayısının fazla olmasına ve çalışma yaşamında sıkıntılar yaşamasına neden olmaktadır. Sağlık sektöründe kadın çalışan sayısının fazla olması, bakım işlerinin tarihsel süreçten günümüze kadına ait bir sorumluluk olarak görülmesi hala günümüzde de etkisinin olup olmadığı ve bu tarihsel mücadelenin günümüzde ne kadar etkile olup olmadığı araştırmanın merak konusudur. Bu çalışma toplumda ve iş yaşamında yer edinen sayıca fazla olan sağlık sektöründeki kadın hemşire ve hekimlerin iş yaşamına katılım sebepleri, cinsel kimliklerinin meslekleriyle ilişkilendirilip ilişkilendirilmediği, cinsel kimliklerinden ötürü çalışma hayatlarında ne gibi sıkıntılar ile karşılaştıklarını ortaya koymak çalışmanın temel amacıdır. Nitel bir araştırma olarak tasarlanan bu çalışmada kamu sağlık sektöründe görev alan beş hemşire ve beş hekimden oluşan kadın çalışanlara sektörlerindeki kadın sayısının cinsel kimlikleri ile ilişkili olup olmadığı, sektörlerinde yaşadıkları sıkıntılar, onları çalışmaya iten olumlu sebepler tespit edilmeye çalışılmıştır. Analizler sonucunda dört ana kategori ortaya çıkmıştır. Kadınların çalışma yaşamına katılımında etkili olan motivasyonlar, toplumsal algıyla ilişkisel olarak kadına dair düşünceler, çalışma yaşamının olumlu ve olumsuz yönleri ve sağlık sektöründeki kadın sayısının cinsel kimlikle bağlantısı biçiminde temellenen bu temalarda, görüşme formundaki sorular şemsiye kategoriler olarak, görüşülenlerin verdikleri cevaplar da alt kategoriler şeklinde gruplandırılarak oluşturulmuştur. Elde edilen veriler kategorize edilerek yorumlandığında kadınların çalışma yaşamına iten motivasyonların ekonomik ve ideolojik olduğu, toplumsal algıdan ötürü ev sorumluluklarının da kendilerine ait olduğu ve cinsiyetlerinden ötürü iş yaşamalarında sıkıntılar yaşadıkları ayrıca sağlıktaki kadın sayının fazla olma sebeplerinden birinin de kendi cinsel kimlikleri ile mesleklerinin özdeşleştirilmesi olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.
Elazığ ili kamu ve özel hastaneleri örnekleriyle sağlık kurumlarında halkla ilişkiler uygulamaları
Yönetim anlayışı ve hedef kitle konusunda kompleks bir yapıya sahip olan hastanelerin, iyi bir yönetim politikası belirleme ve hedef kitlede olumlu tutum oluşturma konusunda hassasiyet göstermeleri gerekmektedir. İyi bir yönetim politikası belirlemede ve hedef kitlenin desteğini sağlayarak olumlu tutum oluşturmada halkla ilişkilerin rolünü incelemek önemlidir. Bu çalışmada, hastanelerde yürütülen halkla ilişkiler faaliyetlerinin hasta ve yakınlarının hastane tercihlerine etkisini ve kamu ve özel hastanelerde yapılan halkla ilişkiler faaliyetlerinin farklarını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Fırat Üniversitesi Hastanesi ve Elazığ Özel Medicalpark Hastanesi meslek profesyonelleri ve random (şans-kura) yöntemiyle seçilen 400 hasta oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında meslek profesyonellerine 14 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu, hastalara ise 47 sorudan oluşan anket formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS analiz programı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, hastanede yürütülen halkla ilişkiler faaliyetlerinin yüksek oranda hastaların tercihini etkilediği görülmüştür. Araştırmada ulaşılan bir diğer sonuç ise hastane tercihinde görsel-işitsel bilgi kaynaklarından gazete, radyo, televizyon, billboard, sosyal medya ve internet' in cinsiyet değişkenine göre büyük oranda anlamlı farklılık gösterdiği, yaş, öğrenim durumu ve hastaneye gitme sıkılığı değişkenine göre kısmen anlamlı farklılık gösterdiği, aylık gelire ve sosyal güvenceye göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Araştırmada meslek profesyonellerine yapılan yarı yapılandırılmış görüşme sonucunda ise, özel hastanenin halkla ilişkiler faaliyetlerini profesyonel olarak yürüttüğü görülürken, üniversite hastanesinin halkla ilişkiler faaliyetlerini profesyonel olarak yürütmediği görülmüştür.