Private sector

116 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sağlık hizmetlerinde KÖİ modelinin uygulanmasına dair bir analiz

Bu çalışma Türkiye'de sağlık hizmetlerinin sunumunda kullanılan Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modelinin uygulanmasına dair bir analizi barındırmaktadır. Bu analiz yapılırken öncelikle modelin tarihçesi ele alınmıştır. Tarihçede, KÖİ modelinin dünya üzerinde ilk ortaya çıkışına zemin hazırlayan koşullar, modelin ilk uygulandığı ülke veya ülkelerin izi sürülmüştür. Modelin tarihçesine yönelik incelemede KÖİ'nin koşulların, ihtiyaçların zorunlu ve nihai bir çıktısı olarak mı uygulandığı ya da hükümetlerin iradi bir tercihi mi olduğu sorularına da cevap aranmıştır. Modelin hangi ülkelerde daha yaygın kullanıldığı, zaman içindeki değişimi ve Türkiye'de kullanımına öncü olan koşullar incelenmiştir. 1970'li yıllara kadar klasik iktisat ve refah devleti uygulamaları ile genişleyen kamu maliyesi ve artan borç yükü sonucu devletlerin kamu maliyesi üzerindeki yükünü hafifletmek adına 1980'li yılların başında dünya genelinde neo-liberal politikaların da etkisi ile özelleştirme uygulamaları hayata geçmiştir. Özel sektörün tabiatı gereği minimum maliyet ve maksimum kâr hedefleri bir süre sonra artan işsizlik ve özel sektör hizmetlerinin yüksek maliyeti gibi birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. KÖİ tek başına devletin yeterli olmadığı, kıt (yetersiz) kaynaklar, artan kamu maliyesi borç yükü ile tek başına özelleştirme uygulamalarından verim alınamayan denenmiş politikaların harmanlanmasına dayanan bir model olarak ortaya çıkmıştır. Literatürün referans gösterdiği 1990'lı yılların başından itibaren uygulanmaya başlayan ve kısa zaman içinde dünyayı kasıp kavuran bir model olarak KÖİ projeleri 2000'li yılların başında önlenemez şekilde dünyada kullanım ağını genişletmiştir. İlk uygulanmaya başladığı yıllarda enerji ve altyapı alanlarında uygulanırken zaman içinde ulaşım, çevre, eğitim binaları, kültür, haberleşme, sağlık hizmetleri, savunma, kamu düzeni, kamu güvenliği gibi birçok alanda tercih edilen bir model olmuştur. Modelin zaman içindeki yaygın kullanımı ile beraber modele yöneltilen eleştiriler de aynı oranda artmıştır. Bu eleştiriler kamu zararı, maliyetlerin yüksek oluşu, rekabeti engellediği, şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkelerini barındırmadığı gibi konularda kümelenmiştir. KÖİ modeline yöneltilen bu eleştirilerin herhangi bir ülkeye özgü sorunlar olmadığı, modelin uygulanmasından kaynaklı sorunlar olduğunu söylemek mümkündür. Zira gerek Türkiye'deki literatürde gerekse modelin kullanıldığı ülkelerin literatüründe benzer eleştirilerin sıklıkla yer aldığı gözlenmiştir. Bu çalışmada, Türkiye'de sağlık hizmetlerinin sunumunda uygulanan KÖİ modeline yöneltilen eleştiriler kapsamında modelin daha avantajlı ve daha kullanılabilir bir hale getirilmesi amacıyla literatür bulguları ışığında ayrı bir başlık halinde bazı öneriler geliştirilmiştir.

Kamu-özel iş birliğiKamu-özel sektör ilişkileriSağlık hizmetleri+1
Remziye Gül Yurt
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetsel değerlerin belirlenmesine yönelik Türkiye'deki özel havalimanı terminal işletme yöneticileri üzerine bir araştırma

Bu bilimsel çalışmanın amacı Türkiye'deki özel havalimanı terminal işletmeleri yöneticilerinin günlük eylem ve kararlarına referans sağlayan değerlerin neler olduğu ve bu değerlerin yöneticilerin yetişmiş olduğu toplumsal özellikler ve örgütsel koşullar itibari ile farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesidir. Havalimanı terminal işletme yöneticilerinin benimsediği yönetsel değerlerin belirlenmesinde dikkate alınan genel kanı, Türk toplumunun batı kaynaklı ve yerel olmak üzere ikili bir kültür yapısına sahip olmasıdır. Çalışmada yöneticilerin benimsemiş olduğu değerlerin yanında yöneticilerin içinde bulundukları yöre ve çalıştıkları kurumun değerlerine ilişkin algıları da araştırılmıştır. Bu amaçla Türkiye'deki özel havalimanı terminal işletmelerinde orta ve üst düzey kademede yöneticilik yapan 163 kişiden elde edilen veriler aracılığı ile yöneticilerin benimsediği değer gruplarının neler olduğu ve değer gruplarının, eğitim, toplumsal ve örgütsel koşullar açısından gösterdiği farklılıklar incelenmiştir. Yöneticilerin benimsediği değerler açısından batı kaynaklı değerlerin benimsenme düzeyinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Yöneticilerin benimsediği değerlerin eğitim, toplumsal koşullar ve örgütsel özellikler itibariyle farklılaşıp farklılaşmadığı incelendiğinde, benimsenen batı kaynaklı ve yerel değer gruplarından bazıları için yöneticilerin cinsiyetlerine göre farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, yöneticilerin değerleri meslekteki görev süresi, kurumda çalışma süresi, toplam çalışma süresi, anne ve babasının eğitim düzeyi ve kendisine bağlı çalışan sayısına göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir.

DeğerlerHava alanlarıHava yolu işletmeleri+5
Hilal Tuğçe Bal
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Karşılaştırmalı bir yaklaşımla kamu yönetimi ve özel sektörde halkla ilişkiler ve etkileşimi

Kamu yönetimi anlayışının, işletme yönetimi anlayışına benzediği, kürselleşme olgusunun etkili olduğu günümüzde, özel kurumlar, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları için değişimler karşısında hedef kitleyle, halkla ilişkiler departmanları ve firmaları aracılığıyla iletişimin sağlanması, üretim ve hizmet süreci kadar önem taşımaktadır.Karşılaştırmalı Bir Yaklaşımla Kamu Yönetimi ve Özel Sektörde Halkla İlişkiler ve Etkileşimi isimli bu çalışmanın amacı, halkla ilişkilerin kamu sektörü, özel sektörde ve sivil toplum örgütlerinde nasıl anlaşıldığını, karşılaştırmalı bir yaklaşımla ortaya koymaktır. Çalışmanın giriş bölümünde halkla ilişkilerin tanımına ve halkla ilişkilerle ilgili temel bilgilere yer verilmiştir. Daha sonra, halkla ilişkilerde kamu sektöründe, özel sektörde ve sivil toplum faaliyetlerinde ortaya çıkan sorunlar, çözüm önerileri ve örnek faaliyetlere yer verilmiştir. Çalışma sonuç ile tamamlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler, Hedef Kitle, Kamu Sektörü, Özel Sektör, Sivil Toplum.

Halkla ilişkilerKamu sektörüKamu yönetimi+2
Ömer Taşçatan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de seçilmiş bazı sektörlerde altyapı hizmetlerine özelleştirme yoluyla özel sektör katılımı

Altyapı, bir yatırımın yapılabileceği yerde aranan ulaştırma, iletişim, enerji, su gibi maddi olanakları içermektedir. Ekonomik ve sosyal kalkınmanın en temel unsuru, iyi bir altyapı oluşumunun gerçekleştirilmiş olmasıdır. Bir anlamda altyapı, kalkınmanın ve refahın en önemli unsurudur. Bu hizmetlerin sunumu ve finansmanı kamu tarafından üstlenilmiştir. Ancak günümüzde farklı nedenlerden dolayı, altyapı hizmetleri sunum ve finansmanında özel sektöre başvurulmaktadır. Özelleştirme ile bütçe yükünün hafifletilmesi, ekonomide etkinlik ve verimliliğin arttırılması düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Altyapı, Özelleştirme, Altyapı Yatırımları.

Alt yapıAlt yapı hizmetleriFinansman+7
Naim Işık
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Özel ve kamu sektöründe çalışan öğretmenlerde örgütsel vatandaşlık davranışı algısı

Bu araştırmada özel ve kamu sektöründe çalışan öğretmenlerin istihdam biçimlerine göre örgütsel vatandaşlık algıları incelenmiştir. Araştırmada aynı zamanda özel ve kamu sektöründe çalışan öğretmenlerin cinsiyetleri, mezun oldukları eğitim kurumları, meslekteki kıdem yılları açısından istihdam biçimleri ile örgütsel vatandaşlık davranışı algıları arasında anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek amaçlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde Örgütsel Vatandaşlık Davranışı kavramı; kavramsal gelişimine, ilgili çalışmalara, temelini oluşturan teorilere, çeşitli araştırmacıların tanımladığı alt boyutlara yer verilerek ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde öğretmenlik mesleği; temel nitelikleri, tarihsel gelişimi, farklı ülkelerdeki yetiştirme süreçleri, istihdam biçimleri ve güncel sorunlara yer verilerek incelenmiştir. Son olarak öğretmenlerde örgütsel vatandaşlık davranışı konusu ile ilgili yurt içinde ve yurt dışında yapılan araştırmalar kronolojik sırayla verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde hipotezler İzmir'in Bornova ve Bayraklı ilçelerindeki öğretmenlerden edinilen veriler doğrultusunda SPSS 15,0 paket programı ile istatistiksel analize tabi tutulmuştur. T testi ve ANNOVA testinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda; özel sektörde çalışan sözleşmeli öğretmenlerin kadrolu ve ücretli çalışan öğretmenlere göre daha yüksek değerde örgütsel vatandaşlık davranışı ortalamasına sahip oldukları tespit edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda öğretmenlerin cinsiyetleri, istihdam durumları, eğitim durumları, kıdem yılları ile örgütsel vatandaşlık davranış algıları arasında anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda yorum ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İstihdam Biçimi, Özel Sektör, Kadrolu Öğretmen, Sözleşmeli Öğretmen, Ücretli Öğretmen, Örgütsel Vatandaşlık Davranışı

Kamu sektörüVatandaşlıkÖrgütsel vatandaşlık+3
Ersun Sırıklıgil
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Karizmatik liderliğin örgütsel bağlılık ile ilişkisi: Özel sektör çalışanları üzerinde bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, örgütlerde karizmatik liderlik özelliğine sahip yöneticilerin bu özelliklerinin örgütsel bağlılık üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Bu çalışma nicel araştırma tekniği kullanılarak yapılmıştır. Çalışmada, veri toplamak için anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini farklı özel sektörlerde görev yapan çalışanlar oluşturmaktadır. Araştırmaya en çok hizmet sektöründe çalışanlar katılmıştır. Bu araştırmada; çalışanların karizmatik liderlik algılarının, onların örgütsel bağlılıkları üzerinde etkisinin olduğu bulunmuştur. Yapılan analizler sonucunda çalışanların karizmatik liderlik algılarından sıra dışı davranış sergileme yetisinin, onların duygusal bağlılığı üzerinde etkisinin olduğu bulunmuştur. Çalışanların, çevresel duyarlılık gösterme ve mevcut durumu sürdürmeme yetisi ile onların devam bağlılıkları arasında bir ilişki olduğu bulunmuştur. Bu araştırmada, çalışanların karizmatik liderlik algılarından olan çevresel duyarlılık gösterme ve kişisel risk üstlenme yetisinin, çalışanların normatif bağlılığını etkilediği bulunmuştur. Sonuç olarak yapılan çalışma, özel sektör çalışanlarında karizmatik liderlik algısı ve örgütsel bağlılık arasında bazı boyutlarda ilişki olduğunu göstermektedir.

Devam bağlılığıDuygusal bağlılıkKarizmatik liderlik+5
Novruz Yusifov
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ormancılık sektörünün kalkınmadaki yeri ve özel orman işletmeciliği

Ekonomik kalkınmaKalkınmaOrman işletmeleri+4
H. Mustafa Paksoy
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın çalışanların işe tutkunluklarının iş yaşam dengesi üzerindeki etkisi: Pandemi sürecinde kamu ve özel sektör karşılaştırması

İnsan hayatının önemli bir bölümünü çalışma hayatı oluşturmaktadır. Çalışma hayatında motivasyonu yüksek ve işe tutkun çalışanlara ihtiyaç duyulmaktadır Kadınların ise çalışma hayatında karşılaştıkları çeşitli sorunlar iş ve yaşam arasındaki dengeyi kurmalarını zorlaştırmaktadır. Bunun yanı sıra, içinde bulunduğumuz pandemi süreci başlı başına özel bir durum olup, çalışma hayatında oldukça önemli değişiklikler meydana getirmiştir. Söz konusu değişikliklerin özellikle kadın çalışanların iş-yaşam dengesini büyük ölçüde etkilediği düşünülmektedir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı pandemi sürecinde kamu ve özel sektörde çalışan kadınların işe tutkunluklarının, iş-yaşam dengesi üzerindeki etkisinin araştırılması çalışmanın temel amacını oluşturmaktır. Ayrıca çalışmada işe tutkunluk ve iş yaşam dengesinin demografik bilgiler ile arasındaki ilişkide incelenmiştir. Çalışmanın amacı doğrultusunda 23 tane hipotez geliştirilmiştir ve Bursa ilinde yaşayan kamu ve özel kurumlarında çeşitli meslek gruplarına mensup toplam 508 kadın çalışan ile online ve yüz yüze anket yöntemi kullanılarak veriler toplanmıştır. Anket üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümünde demografik özelliklere ilişkin sorular, ikinci bölümde işe tutkunluk düzeylerini ölçmek için Schaufeli ve Bakker (2003)'ın 'Utrecht Work Engagement Scale (UWES)'ölçeğinin Turgut (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanmış halinden yararlanarak oluşturulan sorular yer almaktadır. Söz konusu ölçek toplam 17 ifadeden oluşmaktadır. Üçüncü bölümde ise iş yaşam dengesi düzeylerini ölçmek için Apaydın (2011) tarafından geliştirilen 'iş yaşam dengesi' ölçeği kullanılacaktır. Söz konusu ölçek tolam 20 ifadeden oluşmaktadır. Anket aracılığı ile toplanan veriler SPSS ve AMOS paket programları kullanılarak, faktör analizi, t-testi, Anova testi, korelasyon analizi ve yapısal eşitlik modellemesi ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda, kamu kurumlarında çalışanların işe tutkunluk düzeyleri özel sektörde çalışanlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Özel sektörde çalışanların ise iş yaşam dengelerinin kamu kurumlarında çalışanlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Toplam işe tutkunluk ölçeği puanı ile dinçlik, adanmışlık, yoğunlaşma ve iş yaşam uyumu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki varken yaşamı ihmal etme, kendine zaman ayırma boyutları arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki vardır. İşe tutkunluğun dinçlik alt boyutu, işe tutkunluk, adanmışlık, yoğunlaşma ve iş yaşam uyumu arasında anlamlı pozitif yönlü anlamlı bir ilişkisi olduğu, yaşamı ihmal etme ve kendine zaman ayırma boyutları arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki vardır. İşe tutkunluğun adanmışlık alt boyutunun işe tutkunluk, dinçlik, yoğunlaşma ve iş yaşam uyumu alt boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkisi olduğu, yaşamı ihmal etme ve kendine zaman ayırma alt boyutları arasında ise negatif yönlü anlamlı bir ilişki vardır. İşe tutkunluğun yoğunlaşma alt boyutunun ise genel işe tutkunluk puanı, adanmışlık, dinçlik, iş yaşam uyumu arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu ancak kendine zaman ayırma alt boyutuyla da negatif yönlü anlamlı ilişkisi bulunmaktadır.

COVID 19Kamu kuruluşlarıPandemiler+5
Ezgi Çelik
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Havalimanı işletmeciliği kamu-özel sektör karşılaştırması

Türkiye'de havacılığın ticari ve sosyal bakımdan gelişmesiyle birlikte, havalimanlarının ve havayolu taşımacılığının gelişmesi için, yatırımlara ihtiyaç duyulmuştur. Bu beklentiler doğrultusunda özellikle havalimanı işletmeciliğinin geliştirilmesi ve havalimanlarının yolcu ve yük bakımından daha verimli hale getirilmesi ön plana çıkmıştır. Havalimanlarının özel sektörlere devredilmesi ile gelişme ve büyüme büyük oranda gerçekleşmiştir. Bu çalışmanın sorunsalı kamuya ait Türkiye'nin iki büyük havalimanı olan, Antalya ve İstanbul Atatürk havalimanlarının özelleştirmeden önceki ve özelleştirildikten sonraki dönemlerinin etkinlik ve verimlilik açısından karşılaştırılması ve özelleştirmenin verimliliği etkileyip etkilemediğinin ortaya konulmasıdır. Bu amaçla incelenen iki havaalanının özelleştirme öncesi ve özelleştirme sonrası performans verileri, veri zarflama analizi ile analiz edilerek karşılaştırılmış ve sonuç olarak özelleştirmenin havaalanı işletmeciliğinde verimliliği artırdığı ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kamu, Havalimanı, DHMİ, YİD, Verimlilik.

Hava yolu işletmeleriHavacılık sektörüKamu sektörü+3
Ahmet Hulusi Yalçin
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

X, Y ve Z kuşaklarının iş değerlerinin incelenmesi: Özel sektör çalışanları üzerine bir araştırma

Günümüzde, çalışanların önemli bir kısmı çeşitli nedenlerle çalışma yaşamından daha geç ayrılmakta iken sürekli yeni katılımcılar da çalışma yaşamına dahil olmaktadır. Böylece farklı yaş gruplarından insanların aynı kurumda bir arada çalıştıklarına sıklıkla rastlanmaktadır. Bununla birlikte sosyal yaşamda olduğu gibi çalışma yaşamında da farklı yaştan bireylerin bakış açıları, beklentileri, öncelikleri, örgütsel bağlılık düzeyleri, iş memnuniyetleri, tercih ettikleri liderlik tipleri ve yönetim tarzları açısından tamamıyla benzer olmadıkları anlaşılmıştır. Bu durum ise farklı kuşakların yönetimi ile ilgili yönetim sorunlarını ve kurumlar açısından birtakım değişimleri gündeme getirmektedir. Bu çalışmada özel sektörde çalışmakta olan X, Y ve Z kuşaklarının iş değerlerini belirlemek ve farklı kuşakların yönetimi konusunda yöneticilere yol gösterici olmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Manhardt'ın İş Değerleri Envanteri'nden yararlanılmış ve nicel araştırma yöntemlerinden biri olan anket tekniği kullanılarak toplamda 502 kişiye ait veriler toplanmıştır. Aynı zamanda katılımcıların demografik özelliklerini ve bu demografik özelliklere göre iş değerlerinin farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla anket formunda demografik sorulara da yer verilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde Kuşaklara; ikinci bölümünde İş Değerlerine yönelik teorik bilgiler; üçüncü ve son bölümde ise Araştırmanın Yöntemi başlığı altında verilerin analiz, bulgu ve yorumları yer almaktadır. Verilerin analizinde IBM SPSS Statistics 24.0 veri analiz programı kullanılmış olup araştırma hipotezleri Bağımsız İki Örneklem T-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılarak test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda özel sektör çalışanlarının iş değerlerinin X, Y ve Z kuşakları arasında farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda cinsiyet, medeni hal, işten elde edilen aylık gelir ve çalışma yaşamında geçirilen toplam süre gibi demografik değişkenlere göre de özel sektör çalışanlarının iş değerlerinin farklılık gösterdiği saptanmıştır. Böylece araştırma sonuçlarının X, Y ve Z kuşaklarının genel özelliklerini ve iş değerlerini büyük ölçüde desteklediği sonucuna ulaşılmıştır.

Kuşak farklılıklarıKuşaklarX kuşağı+5
Gülcan Olçum
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu özel iş birliği modeline kuramsal ve uygulamalı bir bakış

İktisat;ihtiyaçları karşılamak için mal ve hizmetlerin üretim ve dağıtım faaliyetlerini inceleyensosyal bir bilim dalıdır. Devletler bu insan ihtiyaçlarını karşılamak için kamu hizmeti sunumunu uzun bir süre kendileri üstlenmişlerdir. Ancak kamu giderlerinin önlenemez yükselişi, bütçe kısıtı, kamu harcamalarının finasmanında kullanan vergi ve benzeri gelirlerin arttırılamayışı gibi sıkıntılar kamu hizmeti sunumunda ve finansmanında piyasalaştırma yolunda adımlar atılmasına sebep olmuş ve hizmetin devlet eliyle yürütülmesi politikası yerini özel kişilere bırakmıştır. 1980'li yıllarda benimsenen serbest piyasa ekonomisi politikası özel sektörün mal ve hizmet üretiminde öncü olmasını sağlamıştır. Küreselleşme ve neoliberal politikalar ile birlikte, hizmet talebindeki artış ve teknolojik gelişmeler karşısında sınırlı kamu fonları yetersiz kalmış, Kamu Özel İş Birliği Modeli yükselişe geçmiştir. Bu çalışmada son zamanlarda geniş bir uygulama alanı bulan Kamu Özel İş Birliği Modelinin devlet üzerinde yarattığı mali yükün mali tablolarda ki görünürlüğü ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler:Kamu hizmeti, Kamu Özel İşbirliği, Devlet, Özel Sektör.

DevletKamu hizmetleriKamu-özel iş birliği+1
Seda Kocaarslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir etkinlik yönetim anlayışı kapsamında özel sektör rekreasyonel faaliyetlerinin incelenmesi

Amaç: Özel sektörde uygulanan rekreasyonel faaliyetlerde sürdürülebilirlik anlayışının incelenmesidir. Yöntem: Sürdürülebilir etkinlik yönetim anlayışı kapsamında özel sektör rekreasyonel faaliyetlerinin incelenmesi konulu bu araştırmada, İzmir ilindeki telekomünikasyon şirketinde çalışan üst ve orta düzey yöneticilerin ilgi, istek ve görüşlerini ifade ettikleri için nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Mayıs –Haziran 2015 tarihleri arasında, İzmir ilindeki 4 farklı telekomünikasyon şirketinin toplam 23 yönetici oluşturmuştur. Yöneticilere ve araştırmacıya uygun yerde birebir görüşmeler yapılmıştır. Yöneticilerin sürdürülebilir etkinlik yönetimi ile ilgili algı ve deneyimleri nitel araştırma yöntemiyle ele alınarak, planlanmış davranış teorisi çerçevesinde incelenmiştir. Özel sektörde uzun süre masa başında çalışan şirket çalışanlarının fiziksel, zihinsel ve sosyolojik açıdan rekreasyonel faaliyetlere ihtiyaçlarına ilişkin sürdürülebilir nitelikte etkinlik yönetimine gereksinim duyulduğu olgusunda yola çıkılmıştır. Böylelikle araştırma desenini ; "fenomonoloji (olgu bilim)" yaklaşımı oluşturmaktadır. Görüşmeden elde edilen veriler, bilgisayar ortamında düz yazı haline getirilmiştir. Daha sonra veriler, "Nvivo 11 Pro for Windows" programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Ayrıca alanında uzman 2 kişi tarafından da kodlanan verilerin birbirleriyle örtüşen temaları gruplandırılmıştır. Görüş birliği ve görüş ayrılığı tespit edilen kodlar Cohen's Kappa formülüne yerleştirilerek hesaplanmıştır. Kodlayıcılar arasındaki uyum olarak hesaplaması sonucunda r=0.84 bulunmuştur. Bu nedenle hesaplanan değerler, puanlayıcılar arasında iyi düzeyde uyum olduğunu göstermektedir. Bulgular: Kişisel bilgi formlarından elde edilen bilgilerin analizi sonucunda yöneticilerin demografik özelliklerine ilişkin bulgular oluşturulmuş, grafikler ve şekiller ile sunulmuştur. Elde edilen verilerin analizi sonucunda yöneticilerin, "iş yerinde rekreasyonel etkinliklerin uygulanması", "iş yerinde rekreasyonel etkinliklere katılım sonucunda elde edilen kazanımlar" ve "rekreasyonel etkinliklerin "sürdürülebilir etkinlik yönetim anlayışı" na ilişkin görüşler ana temaları altında sunulmuştur. Sonuçlar: Yöneticililerin iş yerinde rekreasyonel etkinliklerin uygulanmasına ilişkin görüşlerine bağlı olarak; etkinlikler teması altında "eğitsel aktiviteler, geziler", "piknik etkinlikleri", "sportif faaliyetler", "sanatsal etkinlikler", "yeme içme faaliyetleri", "rekreatif oyunlar", "eğlence organizasyonları" ve "doğa etkinlikleri" kodlar sonucu ortaya çıkmıştır. İş yeri rekreasyon etkinlikleri kazanımlarına ilişkin beş(4) alt tema ortaya çıkmıştır. Bu temalar; "fizyolojik kazanımlar", "psikolojik kazanımlar", "sosyolojik kazanımlar" ve " kurumsal kazanımlar" dır. Sürdürülebilir etkinlik yönetiminin önemine ilişkin; "örgüt kültürü", " örgütsel bağlılık" ve sürdürülebilir etkinlik yönetimi" temaları sunulmuştur. Buna bağlı olarak; " verimlilik", " ekip çalışması", "örgütsel değerler", misyon- vizyon belirleme", başarı artışı", aidiyet duygusu" kodlarına ulaşılmıştır. Bu araştırma sonucunda; yönetici görüşlerine ilişkin özel sektörde rekreasyonel faaliyetlerin çalışanların örgütsel bağlılığına, verimliliğine, başarısının yanı sıra psikolojik, fizyolojik, sosyal durumlarına katkı sağladığı sonucu ortaya çıkmıştır. Ayrıca yöneticilerin iş yeri rekreasyonel faaliyetlerin sürdürülebilirliğine ilişkin beklentilerinin olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Bu araştırma sonucunda; yönetici ve çalışanların psikolojik, fizyolojik ve sosyolojik beklentilerini karşılamak ve şirket etkinliklerinin geleneksel hale getirilebilmesi adına özel sektörlerde "iş yeri rekreasyonu" adı altında bir birim sağlanması önerilmektedir. Ayrıca rekreasyonel etkinliklerin yönetim sürecine ilişkin bir model önerisi geliştirilmesi ve kamu ve özel sektör alanlarına uyarlama yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Rekreasyon, etkinlik yönetimi, yönetim, sürdürülebilirlik, sürdürülebilir etkinlik, özel sektör

Boş zamanları değerlendirmeRekreasyonel aktivitelerSürdürülebilirlik+1
Hande Tavazar
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Jürgen Habermas'ın iletişimsel eylem kuramı çerçevesinde Türk özel sektöründe rasyonalite düzeyi araştırılması

Bu çalışmanın amacı, gelişmiş Batı dünyasına coğrafi olarak oldukça yakın, bu sebeple onunla tarihsel olarak yoğun etkileşimde bulunan; fakat ekonomik ve düşünsel anlamda onun dışında bulunan gecikmiş bir Kapitalist modernleşme örneği olarak Türkiye'nin özel sektör çalışma ilişkilerinin dünyada gelişen ekonomik yaklaşımlar bağlamında ve Jürgen Habermas'ın İletişimsel Eylem Kuramı ve kriz yaklaşımları çerçevesinde yakın geçmiş temelinde değerlendirilmesidir. Çalışmada ilk bölümde Jürgen Habermas'ın felsefesinin genel kapsamı, ikinci bölümde iş sosyolojisi ve etiği yaklaşımları içinde Jürgen Habermas, üçüncü bölümde iletişimsel eylem örgütsel düzlem ilişkisi, dördüncü bölümde endüstri ilişkileri kapsamında Türkiye ekonomisi, beşinci bölümde Türk özel sektöründe rasyonalite düzeyinin ölçülmesine yönelik ampirik çalışma yer almaktadır. Çalışma örgütsel ve toplumsal kültürlerin değerler bazında rasyonelleşmesi doğrultusunda aldıkları biçimlerle teorik iş etiği yaklaşımlarının sentezleştirilmesini gerektirmektedir. Her iki alanın kesişim noktası 'çalışan özne' ve onun içinde bulunduğu örgütün yapısı ve kültürü ile olan etkileşimidir. H.C. Triandis'in örgüt kültürü yaklaşımı önemli bir teorik bağlantı noktası işlevini görerek yukarıda anılan iki yaklaşımın birbirini tamamlayan unsurunu oluşturmaktadır. Türk özel sektörü yönetim-çalışan ilişkilerinde amaç-rasyonel eylem kalıbı doğrultusunda Liberalleşme/ bireycileşme ve meşruiyet kaybı doğrultusunda bir eğilim saptanmamaktadır.

EkonomiEkonomi politikalarıHabermas, Jürgen+6
Taylan Urbay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu harcamalarının özel sektör yatırım harcamalarını dışlama etkisi: 1980 sonrası Türkiye ekonomisi analizi

Türkiye için 1980 sonrası dönemi yıllık veriler kullanılarak kamu harcamaları ve özel sektör yatırım harcamaları arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmanın amacı; 1986 – 2015 olarak belirlenen dönemde kamu sektörü sabit sermaye yatırımlarının özel sektör sabit sermaye yatırımları üzerindeki tamamlama veya dışlama etkisini bulmaktır. Çalışmanın ilk bölümünde ele alınan konu çerçevesinde, kamu harcamaları ve özel sektör yatırım harcamalarına ait teorik çatı hakkında açıklamalara yer verilmiştir. İkinci bölümde ise Türkiye' de hem kamu sektörü hem de özel sektör açısından meydana gelen bazı ekonomik gelişmelere yer verilmiştir. Son olarak üçüncü bölümde, tezin amacını oluşturan kamu yatırım harcamalarının özel sektör yatırım harcamaları üzerindeki dışlama etkisi analizi oluşturmaktadır. Çalışmada serilerin durağanlığının test edilmesi için gerekli olan Augmented Dickey – Fuller (ADF) birim kök testi ve Phillips – Perron (PP) birim kök testleri gerçekleştirilmiştir. Akabinde ekonomik değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişkinin istatistiksel olarak test edilmesi için Johansen eşbütünleşme analizi yapılmıştır. Modelin ve katsayıların anlamlılığının sınanması için En Küçük Kareler Yöntemi (EKKY) kullanılmıştır. Ve son olarak değişkenler arasında nedensellik ilişkisi ve yönü hakkında Granger nedensellik analizi yapılmıştır. Elde edilen analiz sonuçlarına göre Türkiye' de 1986 – 2015 dönem aralığında kamu yatırım harcamalarının özel sektör yatırım harcamaları üzerinde DIŞLAMA (Crowding-Out) ETKİSİ yarattığı ortaya çıkmıştır.

Dickey-Fuller Genelleştirilmiş Küçük KöklerDışlama etkisiDışlayıcılık+5
Jiyan Kılıç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu hizmetlerinin alternatif sunumunda devlet rolünün değişmesi ve yeni arayışlar

ÖZET Devlet insanların birarada yaşama ihtiyacın sonucu ortaya çıkmıştır, insanlar, toplumsal ihtiyaçların giderilmesi için bir organizatöre ihtiyaç duydular. Devlet adını verdikleri bu organizatör, yetki ve sorumlulukları, bizzat halk tarafından belirlenen alanda hizmet üretecekti. Halk dilerse bu hizmet alanını genişletebilir isterse daraltabilirdi. Başlangıçtaki görevleri koruma ve güvenlik olarak belirlenen devlet, sonraları, ekonomik, sosyal ve siyasi sebeplerle bu alanı genişletmiştir. özellikle bu yüzyılın ikinci yarısında hız kazanan, büyüme niçin engellenemiyor? Devlet neden küçülemiyor? ya da nasıl küçültülebilir? Peki devlet mutlaka küçültülmeli midir? Bu sorular, ve devletin nasıl sarsıntısız küçültülebileceği, en azından, devletin temel görevlerini yok etmeden bu işin nasıl başarılabileceği, maliyecilerin sürekli cevap aradığı problemler olmuştur. Günümüzde, Liberalist görüş çerçevesinde devletin milli ekonomi içerisindeki rolünü ve sınırlarını belirlemeye yönelik araştırmalar yoğunluk kazanmıştır. Bu yaklaşımlar çerçevesinde, devletin ancak; devleti yönetenlerin sahip oldukları güç ve yetkilerin, (harcama, vergileme, borçlanma ve para basma gibi) anayasal kurallarla sınırlandırılması halinde küçülebileceği savunulmaktadır. Bunun için de, anayasada "kamusal mal ve hizmetlerin" ne.olduğu ve devletin faaliyet alanının genel çerçevesi kanunla belirtilmelidir. Bununla birlikte devlet her türlü üretim işinden elini çekmeli ve bir hakem rolünü oynamalıdır. Yeni yaklaşımların, devlete belirlediği alan, devletin asgari varlık sebebi olan ve onlar olmasa, devlete ihtiyaç kalmayacağı düşünülen; adalet, savunma, asayiş ve diplomasi çerçevesiyle sınırlandırılmıştır. Bunun yanında devletin, bir kısım yarı kamusal hizmet alanlarında da varolabileceği tartışılmaktadır. Özel sektörün yetersiz kaldığı düşünülen refah harcamaları alanı da, kimilerince "üçüncü sektör", kimilerince de gönüllü organizasyonlar (kar amaçsız kuruluşlar) olarak adlandırılan kuruluşlar tarafından yerine getirilebilecektir. Nitekim günümüzde, özellikle vakıf adı altında örgütlenen bu kesimin, kamuya yararlı pek çok hizmete (okul, hastahane, yurt gibi) imza attıkları bilinmektedir.Bu gün devletin, küçültülmesi ve kamuya sunulan refahın azaltılmaksızın, özel kesime devri için bir yönteme inanıyoruz. Bu da, refah harcamaları ve sosyal yardım hizmetleriyle eğitim ve sağlık gibi alanların gönüllü kuruluşlara bırakılması önerisidir. Bu uygulama siyaset tarihinde refah devleti uygulamasından çok önce başlamıştır. Gerçekten de insanların sosyal hizmet ve yardımlar için dini motiflerin etkisiyle harekete geçmeleri tarihin çok eski dönemlerinden beri varolagelmiştir. örneğin, Türk-İslam aleminde, bu uygulamanın karşılığı olan vakıf kurumunun tarihi, dört bin yıllık geleneğe dayanmaktadır. Sonuç olarak, Kamu hizmetlerinin üretiminde, devlet, bizzat kendisinin varlık sebebi olan; milli sınırların korunması, yurt içi asayişin sağlanması, yasama ve yargı görevlerinin dışında, hiçbir alana girmemeli ve bunların dışında kalan özel ve yarı kamusal nitelikli hizmetler de tamamen, kar amaçlı özel sektör ve kar amaçsız gönüllü organizasyonlar arasında dağıtılmalıdır.

Devlet müdahalesiEkonomiKamu hizmetleri+3
Selahattin Sabah
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel demokrasi: Kamu ve özel sektör çalışanlarına yönelik bir araştırma

Demokrasi kavramına ilişkin literatür oldukça zengindir. Bir yönetim biçimi olarak demokrasi; ağırlıklı olarak kamu yönetimi ve siyaset biliminin konusu olmakla birlikte günümüzde ekonomi, sosyoloji, eğitim, işletme yönetimi gibi bilim alanlarının da önemli bir konusu haline gelmiştir. İşletme bilimi açısından demokrasi, işyeri demokrasisi, endüstriyel demokrasi ve örgütsel demokrasi gibi kavramlarla ele alınmaktadır.Örgütsel demokrasi; örgüt üyelerinin örgütleme sürecine, örgütteki düzenlemelere ve karar verme süreçlerine katılmalarıdır. Örgütlerin demokratik yönetimi ile çalışanlar karar alma süreçlerine katılarak daha yüksek düzeyde örgütsel bağlılık sağlanmakta, iş tatminleri artmakta, işgücü devir oranı düşmekte, çalışanların işe ve işletmeye karşı yabancılaşması azalmaktadır.Çalışmanın temel amacı; örgütsel demokrasiyi kavramsal ve kuramsal olarak ele alıp, örgütsel yaşam için önemini ortaya koymaktır. Ayrıca yapılan alan araştırmasıyla kamu ve özel sektör çalışanlarının örgütsel demokrasi algılarını etkileyeceği düşünülen demografik özellikler ve örgütsel demokrasi algısı ile iş tatmini, işten ayrılma niyeti, örgütsel adalet algısı arasındaki ilişki incelenmiştir.

DemokrasiKamu personeliYönetim modelleri+7
Pınar Coşan Erkal
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Örgüt çalışanlarının paternalistik liderlik algıları, öğrenilmiş güçlülük düzeyleri, iş tatmin düzeyleri ve işten ayrılma niyetleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, kamu ve özel sektördeki mavi ve beyaz yakalı çalışanların paternalistik liderlik algılamaları, öğrenilmiş güçlülük düzeyleri ile iş tatminleri ve işten ayrılma niyetleri arasındaki ilişkilerin, etkilerin ve bu değişkenlerin demografik özellikler açısından farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesidir. Bu amaçla literatürdeki araştırmalar ışığında geliştirilen on bir temel hipotez test edilmiştir. Çalışmanın örneklemi 395 işgörenden oluşmaktadır. Örnekleme 36 maddeden oluşan öğrenilmiş güçlülük ölçeği, 21 maddelik paternalistik liderlik ölçeği ve Michigan Örgütsel Değerlendirme Anketi'nin 3'er maddelik İş Tatmini ve İşten Ayrılma Niyeti alt ölçekleri uygulanmıştır. Örneklemin demografik özelliklerinin belirlenmesine yönelik sorular da yöneltilmiştir.Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda, çalışanların toplam öğrenilmiş güçlülük düzeyleri orta düzeyde bulunmuştur. Liderlerini paternalistik algılama düzeyleri ise yüksek bulunmuştur. Çalışanların iş tatmin seviyeleri yüksek, işten ayrılma niyetleri ise düşük bulunmuştur. Öğrenilmiş güçlülük boyutlarının bazıları demografik özellikler açısından farklılık gösterirken, paternalistik liderlik davranışını algılama düzeyleri fark göstermemektedir. İş tatmin düzeyleri ve işten ayrılma niyetleri de demografik özellikler açısından farklılık göstermektedir. Paternalistik liderliğin ?Sadakat Bekleme? boyutu toplam öğrenilmiş güçlülük düzeyindeki değişimin yaklaşık %4'nü açıklamaktadır. ?Planlı Davranma?, ?İşyerinde aile atmosferi, kişiselleştirilmiş ilişkiler ve iş dışı yaşama katılma? ve ?İstenmeyen Düşüncelerin Denetimi? değişkenleri, çalışanların iş tatminlerindeki toplam varyansın %27'sini açıklamaktadır. ?Planlı Davranma?, ?İşyerinde aile atmosferi, kişiselleştirilmiş ilişkiler ve iş dışı yaşama katılma?, ?Statü ve hiyerarşi? ve ?İstenmeyen Düşüncelerin Denetimi? değişkenleri, çalışanların işten ayrılma niyetindeki toplam varyansın %13'ünü açıklamaktadır.Çalışma işgörenlerin liderlerini paternalistik olarak algılama, öğrenilmiş güçlülük düzeyleri ile iş tatminlerini ve işten ayrılma niyetlerini birlikte incelemiştir. Çalışmanın bu açıdan literatüre katkı yapacağı ve gelecek çalışmalara öncü olacağı düşünülmektedir.

Kamu personeliLiderlikLiderlik modelleri+7
Hilmiye Türesin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Özel kesim ve kamu kesimi kurum yönetiminde yönetici ve çalışan ilişkilerinin incelenmesine yönelik bir deneme

Küreselleşme ile birlikte, ülkeler birbirlerini etkilemektedir. Dünyanın bir bölgesinde ortaya çıkan bir düşünce, kısa zamanda tüm dünyaya yayılmakta ve etkisini göstermektedir. Geleneksel kamu yönetimi anlayışının problemler üretip, kamu yönetimindeki problemleri çözümleyememesi; mevcut paradigmanın değişmesini zorunlu kılmıştır. Yeni Kamu Yönetimi anlayışı, yeni yönetim paradigmasını temsil etmektedir. Bu anlayış devletin etkinlik, verimlilik, katılımcılık, şeffaflık, esneklik, hesap verebilirlik, stratejik yönetim gibi ilkeler çerçevesinde, kamu yönetimi sistemlerinin yeniden yapılandırılmasını ifade etmektedir. Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı, Yeni Kamu Yönetimi anlayışından etkilenen ve bu ilkelerinden yola çıkılarak hazırlanan bir tasarıdır. Tasarı kapsamlı bir reformu hedeflemektedir. Çalışma 3 ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde genel hatlarıyla Geleneksel Kamu Yönetimi Anlayışı, Reform ve Paradigmaları, Yeni Kamu Yönetimi'nin ortaya çıkışı, özellikleri, teorik unsurları ve bu geçişin nedenleri incelenmiştir. İkinci bölümde daha çok Yeni Kamu Yönetimi Kültürü üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise Yeni Kamu Yönetim Anlayışına yönelik, Kamu Yöneticilerinin tutum ve algılarını belirlemeye ilişkin alan araştırmasına yer verilmiştir.

Kamu yönetimiKurumsal yönetimYönetici-çalışan ilişkileri+3
Muazzez Sevnur Erkan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of private military companies on hybrid warfare: Wagner in Ukraine, Syria, and Libya

This dissertation intends to identify the underlying dynamics of the impact of PMCs in hybrid warfare by building on focused literature on PMCs and the broad literature on the role of non-state armed actors in hybrid warfare. Relying on an in-depth examination of Russian PMC Wagner, this research adopts a qualitative research method fostered by a cross-case study design and interactive data analysis methods through a series of semi-structured interviews. The analytical framework focuses on the PMCs' instruments of power at the operational and tactical levels and the logic and motives behind the combat contract, which are translated to specific behavioral operational patterns and roles. The application of the analytical and methodological frameworks has resulted in a set of conclusions describing typical interactions of PMCs in hybrid warfare, which helps understand hybrid conflict dynamics in practical applications. Wagner provides the premium package of battlefield services at the operational level in Syria, Libya, and Ukraine with different capacities. The degree of used capacities differs based on the rationale behind the intervention in the conflict, which ultimately defines the autonomy of the PMC and hence the degree to which PMCs operate as proxies obedient to their sponsor. The findings aim to take primary steps in filling the knowledge gap surrounding this prominent actor, which is expected to build further awareness of how PMCs activities on battlefields can be labeled in practice and theory.

MilitaryMilitary industrial organizationsMilitary businesses+7
Assala Khettache
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Karizmatik liderlik davranışı ile örgütsel kültür arasındaki ilişki: Kamu ve özel sektör karşılaştırması

Çalışmada ana amaç karizmatik liderlik davranışı ile örgütsel kültür arasındaki ilişkiyi kamu ve özel sektör karşılaştırması ile açıklamaktır. Araştırmanın çalışma grubunu, Ankara'da yer alan kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren 100 ve daha fazla iş görene sahip örgütlerin iş görenleri oluşturmaktadır. Belirlenen örneklem grubuna toplamda 450 anket formu uygulanmıştır. Uygulanan anket formlarından eksik ve hatalı olanlar veri setine dahil edilmemiştir. Veri setine dahil edilen sağlıklı anket formu sayısı 405 adettir. Araştırma kapsamındaki verilerin toplanmasında anket tekniği kullanılmıştır. Uygulanan anket formu dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde kişisel bilgi formu yer almaktadır. İkinci bölümde karizmatik liderlik ölçeği, üçüncü bölümde ise örgütsel kültür ölçeği kullanılmıştır. Karizmatik Liderlik ve Örgütsel Kültür Ölçeklerine verilen cevaplar SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre karizmatik liderlik davranışı algısı ile örgütsel kültür arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Ayrıca iş görenlerin karizmatik liderlik davranışı algılarında örgüt kültürünün istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğu ve örgütsel kültür alt boyutları olan klan kültürü, adhokrasi kültürü, hiyerarşi kültürü ve pazar kültürü boyutlarında da anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Bu iki değişken arasında ilişki olduğu saptanırken; karizmatik liderlik davranışı algısında demografik özelliklerin farklılaşıp farklılaşmadığına dair yapılan analizlerde ise yaş, gelir, eğitim durumu, çalışma pozisyonu ve kurum türü değişkenlerinin farklılık gösterdiği belirlenmiştir.

Kamu sektörüKarizmatik liderlikLiderlik+3
Alev Uzun
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Creative behavior and its impact on crisis management/field study in private companies in Duhok

The creative behavior has attracted considerable attention by researchers because it is important in the individual's life and as the basis for an excellent performance. Therefore, the overlap between creative behavior and many psychological, social, economic, political, and religious aspects gave this concept some ambiguity. The good performance of working individuals is their creative behavior. Hence, the study of creative behavior and the extent to which the individual can learn the possibility of facing the crises that may be suffered by the industrial sector has been adopted to enjoy some specificity that differs from other areas of continuous change within the environment in which they operate. This study focuses on testing the relationship between creative behavior and crisis management as continuous environmental changes are one of the main reasons why an individual is unable to integrate into his / her job and organization, with his / her colleagues, and on the considerations that crises are a determining factor in creative behavior. The problem of the scientific study derived from the experience and field study of the reality of the industrial sector in Duhok Governorate and the extent of its perception of the crises and its adverse effects on the relations between individuals working intellectually and professionally and its harmful impact on the area to which employees can adopt creative behavior on the one hand. Because of the crises, he is suffering from. To determine the path of field analysis, a default model was developed to show the relationship between the study variables. The model adopted the one-way relationship. The study was based on a set of hypotheses tested on the field in the study society represented by the industrial sector in Duhok governorate. A total of (100) employees were selected at the level of the chosen factories. The study used the questionnaire to collect the data analyzed according to the SPSS program. After the analysis, the study reached several conclusions: 1. There is a significant correlation between creative behavior and crisis management at the study sample's macro and micro levels. 2. The existence of a significant statistical significant relationship between creative behavior and crisis management at the macro and micro levels of the study sample. 3. There is a difference in the study sample manufacturer according to the level of behavior of individuals and the strength of crises and the extent of adoption of creative behavior. As well as a number of proposals, the most important in terms of the departments of factories investigated by opening the way for employees and participation and the freedom and opportunity to express their views and ideas for work, and the need for departments to take the issue of integration of employees intellectually and professionally with the job and factory.

Irak-DuhokCrisis managementRisk+2
Wan Jameel Ibrahım Homa
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal sosyal sorumluluk projesi olarak Gönül Köprüsü Projesinin değerlendirilmesi

Bu araştırma ile ?Kurumsal Sosyal Sorumluluk? kavram açıklanmış ve Ülkemizde bu kapsamda gerçekleştirilen kurumsal sosyal sorumluluk projelerinden biri olan ?Gönül Köprüsü? Projesi'nin öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmesi yapılmıştır.Çalışma, teorik ve uygulama olmak üzere iki temel kısımdan oluşmaktadır. Teorik kısımda, genel olarak kurumsal sosyal sorumluluk kavramı, kavramın ilişkili olduğu ve karıştırıldığı diğer kavramlar açıklanarak, Türkiye'de kurumsal sosyal sorumluluk hakkında bilgi verilmiş ve Milli Eğitim Bakanlığı ile özel sektör işbirliğinde gerçekleştirilen kurumsal sosyal sorumluluk projelerinden bahsedilmiştir. Bu projelerden birisi olan ?Gönül Köprüsü? projesi hakkında ise detaylı bilgi verilmiştir.Uygulama kısmında ise, nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve araştırma verileri ?Gönül Köprüsü? projesine Ankara ve Van illerinden katılan toplam 60 öğrenciyle yarı yapılandırılmış görüşme formu ile yapılan yüz yüze görüşmelerden elde edilmiştir. Görüşmeler sonunda katılımcıların onayı alınarak kaydedilen ses kayıtları deşifre edilmiştir. Verilerin analizinde ise ?içerik analizi? yöntemi kullanılmış ve oluşturulan kodlar tablolaştırılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre; ?Gönül Köprüsü? projesi ile öğrencilerin zihinlerinde var olan doğu-batı önyargısı ortadan kalktığı ve öğrenciler üzerinde olumlu yönde değişiklikler olduğu görülmüştür. Genel olarak, proje ile istenilen sonuçlara ulaşıldığı sonucuna varılmıştır. Araştırma sonuçlarının bundan sonra düzenlenecek olan Gönül Köprüsü projesi ve buna benzer projelerin hazırlanmasında yol gösterici olabileceği ayrıca bu tür araştırmaların yapılmasını teşvik edeceği düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Kurumsal Sosyal Sorumluk, Eğitim Projeleri, Gönül Köprüsü

EğitimEğitim kurumlarıGönül Köprüsü Projesi+6
Binnur Uzun
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 1980 sonrası kamu kesimi iç borçlanmasının özel sektör yatırım ve tasarrufları üzerindeki etkisi

Borçlanma; günümüzde, hemen hemen her ülkede kullanılan önemli bir finansman aracıdır. Vergi gelirlerinin yetersiz kalması sonucu devletler artan ihtiyaçlarını karşılamak için borçlanmakta ve bu şekilde harcamalarını finanse etmektedir.Türkiye'de 1980 öncesinde kamu, finansman açıklarında Merkez Bankası kaynaklarına yönelirken, 1980 sonrasında ağırlıklı olarak iç borçlanmaya yönelmiştir. Kamunun artan oranda borçlanması sonucu borçlanma faizleri yükselmiş, böylece özel kesimin yüksek faizle fon sağlama olanakları azalmıştır. Özellikle 1990'lı yıllar boyunca konsolide bütçe gelirleri içinde yatırım harcamalarının payı azalırken, faiz ödemelerinin payı artmıştır. Böylece iç borçlanma süreci bir yandan ülkenin üretim kapasitesinin ve verimliliğinin artırılmasına engel oluşturarak üretimin azalmasına yol açmış; bir yandan da gelir dağılımı eşitsizliğini artırmıştır.Kamu açıklarının finansmanında en fazla kullanılan yöntemlerden biri olan iç borçlanma miktarı, faiz oranları, borçlanmanın kaynağı ve borcun vadesi ekonominin makro dengelerini olumsuz yönde etkilemiştir. Türkiye'de devletin aşırı derecede borçlanması, Türkiye ekonomisinde yaşanan krizlerin de en önemli nedeni olmuştur.Bu kapsamda çalışmada 1980-2006 yılları arasında iç borçların gelişimi neticesinde iç borçların etkileri ele alınarak incelenmektedir. Çalışmanın amacı; 1980 sonrası artan kamu kesimi iç borçlanmasının özel sektör yatırım ve tasarrufları üzerindeki etkisini tespit etmektir. Özellikle iç borçlanmaya bağlı olarak artan iç borç faiz oranlarının özel yatırımlar üzerinde azaltıcı etkisinin olduğu görülmüştür. Çalışmada 1989-2006 yılları arasındaki iç borçların ekonomik etkileri özellikle yatırımlarda meydana gelen değişmeler ele alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır.Sonuç olarak, devletin iç piyasalardan borçlanması; borçlanmanın maliyeti olan faizlerin artmasına ve dolayısıyla özel sektörce reel ekonomide yapılması planlanan yatırımların dışlanarak, tasarrufların kamu borçlanma kağıtlarına yönelmesine sebep olurken, ulusal tasarrufların kamu açıklarının finansmanında kullanılması, kamu kesiminin borçlanma gereksinimini daha da maliyetli hale getirip özel sektör yatırımları üzerinde bir dışlama etkisi meydana getirmiştir.

1980 sonrasıBorçlanmaEkonomik etki+5
Müge Kaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerde örgütsel güven anlayışının algılanması ve demografik değişkenler açısından analizi

Bu araştırmada, literatürde büyük yer tutan ve işletmelerin faaliyetlerini etkin bir biçimde sürdürebilmesi için oldukça önemli bir role sahip olan örgütsel güven kavramı ile çalışanların demografik özellikleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın amacı, işletmelerde örgütsel güven algısının demografik değişkenler açısından farklılaşıp farklılaşmadığı test etmek ve bu farklılaşmanın demografik değişkenlere göre ne düzeyde olduğunu ortaya koymaktır.Ankara ilinde faaliyet gösteren kamu ve özel sektör kurumlarındaki çalışanlar arasında yapılan anket çalışması doğrultusunda 440 adet geçerli anket değerlendirmeye alınmış, elde edilen veriler istatistiksel analizlere tabi tutulmuştur. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre, araştırma modeline uygun olarak kurulan hipotezlerin bir kısmı desteklenmiş, bir kısmı desteklenmemiştir. Yaş ve medenî durum değişkenleri çalışanların örgütsel güven algılarında farklılaşmaya sebep olmazken, cinsiyet, eğitim, statü, kıdem ve sektör değişkenlerinin çalışanların genel örgütsel güven algıları ile örgütsel güvenin alt boyutları olan kuruma güven, yöneticiye güven ve çalışma arkadaşlarına güven algılarını farklılaştırdığı sonucuna varılmıştır.Anahtar Sözcükler1.Güven2.Örgütsel Güven3.Demografik Özellikler4.Kamu Sektörü5.Özel Sektör

Demografik değişkenlerGüvenKamu kuruluşları+5
Meryem Aksoy
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00

Related subjects